Etiket: Hasan Kılavuz

  • Kılavuz: Ne Mollalar ne de Amerika İran’a demokrasi getirmez! -VİDEO

    Kılavuz: Ne Mollalar ne de Amerika İran’a demokrasi getirmez! -VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın devam ettiğini belirten Pir Hasan Kılavuz, Alevi toplumunun sesinin duyulmadığına dikkat çekti. İran’da süren savaşta halkların zarar gördüğünü ifade eden Kılavuz, “Mollaların rejimini hiçbir zaman tasvip etmedik. Ancak dışarıdan müdahaleler de İran’a demokrasi getirmez” dedi.

    Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı’ndan Pir Hasan Kılavuz, Suriye’de Alevilere dönük soykırıma ve Ortadoğu’da süren savaşa dair konuştu.

    “COLANİ’NİN GELİŞİYLE ALEVİLER DAHA FAZLA KATLİAMA UĞRADI”

    Suriye’de Alevilerin yaşadıklarının bugünle sınırlı olmadığını, geçmiişte de acılar yaşadıklarını belirten Kılavuz, “Suriye söz konusu olduğu zaman belli gerçeklikler var ki hiçbir zaman onlar net dile getirilmedi. Esad, Suriye’deki Alevilere hiçbir zaman olanak ve imkanlar tanımadı. Esad’tan sonra ise bu git gide katmerleşti, daha da zorlaştı. Hele hele Colani’nin gelişi ise apayrı bir felakete yol açtı. Hakim oldukları bütün alanlarda Aleviler varsa onları dışladılar, öldürdüler, kovdular, arazilerine, mülklerine, bahçelerine el konuldu, kadınları pazarlarda satıldı. Böyle bir katliam ile karşı karşıya kaldılar” dedi.

    “BOSNA-HERSEK’TE YAPILANLARIN AYNISI SURİYE’DE ALEVİLERE YAPILDI”

    Alevi toplumunun sesinin duyulmadığına dikkat çeken Kılavuz, “Sahiplenen olmadı mı istediğin kadar bağır, istediğin kadar çırpın. Dünya gözünü kapadı. Avrupa’sı, Birleşmiş Milletler’i Suriye’deki olaylara gözünü kapadı. Çünkü Suriye’deki Colani’yi  sarayda oturtan o güçlerdi. Tabii ki onu sahiplendiler. Onun yaptığı her şeyi meşru görmeye başladılar. Oysa ki tamamen meşru olmayan katliamları yaşadı. Yani Bosna-Hersek’te yapılanların aynısı Suriye’de Alevilere yapıldı, halen de yapılmaktadır” şeklinde ifade etti.

    “ZULME KARŞI DURMAK LAZIM”

    Hasan Kılavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Katliama dikkat çeken Türkiye’deki ve diasporadaki Alevilerdi. Alevi yazarları, aydınları, gazetecileri, basın mensupları cılız da görünse ses çıkarmayai yazmaya başladılar. Yani bu meseleyi çok ciddiye almak lazım. Böyle tribünde maç izler gibi orayı izlemek olmaz. Ciddi bir şekilde bu konuya eğilmek lazım. Bunu belli yerlere taşımak lazım. İnsan hakları mahkemeleri mi olur, Birleşmiş Milletler mi olur, neresi olursa olsun buralara dikkati çekecek şekilde bir eyleme dönüştürmek lazım. Zalimlerin yaptığı yanlarına kalmamalı. Bunu deşifre edilmesi, anlatılması lazım.

    Türkiye’deki iktidar mensupları da aynı zamanda bu suçun ortağıdırlar. Çünkü Colani’ye açık açık destek veriyorlar. Kırmızı halılarla ağırlayıp uğurluyorlar. Peki oradaki yoksul Alevi toplumunun, demokratların, aydınların suçu ne? Suriye’de bütün inanç mensupları ve halklar aynı zulümle karşı karşıyadır. Bunu durdurmak lazım.”

    “SAVAŞA DUR DEMELİYİZ”

    İran’a yönelik ABD ve İsrail’in saldırıları sürerken can kayıpları da artmaya devam ediyor. Hasan Kılavuz, İran Suriye ilişkisinin Colani’nin gelmesiyle bozulduğunu belirterek, “Amerika, İsrail İran’ı açık hedef haline getirdiler. Bu İsrail’in ilk yaptığı değil. Yıllardan beri çatışma halindedir. İran evet bir mücadele ediyor, bir karşı koymaya çalışıyor ama ne yaparsa yapsın Amerika, İsrail’i  diğer işbirlikçi Arap devletlerini de yanına alarak İran’ın üzerinde ciddi bir baskı uygulamaya çalışıyor. Bir ciddi bir savaş var. Bu savaşta binlerce insan hayatını kaybedecektir. O ülke darmadağın olacaktır. Burada sevinçli çıkan emperyalistler olacaktır” ifaderine yer verdi.

    Savaşa dur diyecek bir gücünü ortaya çıkmadığına işaret eden Kılavuz, bu durumun kabul edilemez olduğunu söyledi.

    “BARIŞ OLSUN, BİRLİKTELİK, KARDEŞLİK OLSUN”

    Mollaların rejimini hiçbir zaman tasvip etmediklerini vurgulayan Kılavuz, şunları dile getirdi:

    “Çünkü onlar da kendi içinde birtakım devrimcilere, demokratlara, ilericilere baskı uyguladı. Ama onu bir tarafa bırakıp kendi iş sorumluluğunu kendileri halletmesi gerekirken dışarıdaki bir müdahale ile idare edilmesine asla ve asla hiç kimsenin gönlü razı olmaması lazım.

    Hakk daima mazlumdan yanadır. Bunun sonu Amerika için de iyi olmaz. Trump gibi bir deliğin elinde bu dünyanın ve halkların çok çekeceği vardır. Umarım Türkiye’ye yansımaz. Çünkü Türkiye’nin de politikası öyle net bir politika değildi. Bir yandan hem Amerika’ya şirin görünmek hem de İran’a mesaj vermek şartıyla iki taraftan iyi bir not almaya çalışıyor ama gerçek öyle değildir. Çünkü Amerika’nın üstleri burada da var. Burada da Amerika’ya destek veriyor. Net tavır koymuyor.

    Düne kadar mazlum Gazze halkına sahip çıkarım diyen bu ülkenin yöneticileri her nedense suskun kaldılar. Peki ‘One Minute!’ diyen sayın Cumhurbaşkanımız niye net tavır koymuyorlar? Netlik lazım. Şimdi bu net tavır olmadığı sürece bu ülkede güvende olmaz. Bizim temennimiz barıştan yanadır. Barış olsun, birliktelik, kardeşlik olsun ve en azından müzakere olsun. İşleri ve sorunları günümüzde müzakere masalarında halletmek lazım.

    Ne olursa olsun elini vicdanına koyan her halk burada yapılan bu haksızlığa, bu zulme, bu mezalimliğe dur demeli ve kınamalıdır. Eğer komşumuzun acı ve ızdırabı varsa o acı ve ızdırab bizim de acı ve ızdırabımızdır. Onun için acının, ızdırabın, savaşın, kavganın ortadan silinmesi tek dileğimizdir. Bozaltı Hızır, Hazreti Pir cemi cümlemizin yar ve yardımcısı olsun.”.

    Diren KESER/MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde Xızır Cemi: Suriye’de soykırıma dur diyelim! -VİDEO

    Mersin Cemevi’nde Xızır Cemi: Suriye’de soykırıma dur diyelim! -VİDEO

    PİRHA- Mersin’de Xızır Cemi için Alevi yurttaşlar cemevini doldurdu. Yürütülen cemde, semahlar barış için dönülürken, Suriye’de süren soykırıma karşı durma çağrısı yapıldı.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Xızır ayında Xızır cemleri tutulmaya ve lokmalar pay edilmeye devam ediyor. Mersin’de yaşayan Aleviler, tuttukları Xızır Orucunun ardından Xızır Cemi yürüttü.

    Mersin Cemevi’nde yürütlen Xızır Cemini; Seyit Sabun Ocağı’ndan Hasan Kılavuz, Baba Mansur Ocağı’ndan Erdoğan Sevin, yürütürken, Zakir Rıza Aydın nefes ve deyişler okudu.

    Kadınların ve gençlerin yoğun katılım gösterdiği cemde Pir Hasan Kılavuz, “Alevi İnancının en büyük bayram günleri Xızır günleridir. Xızır Ayında, talipler pirinin yolunu gözler. Pir gelince cem yapar, görgüden geçer. Pir, inançsal hizmeti yürütür. Her Alevi, imkân ve olanaklar doğrultusunda kurban tığlar. Alevi inanç ve ibadetleri Xızır ayında doruk noktasına ulaşır. Uyandırdığımız deliller barışa, huzura vesile olsun” dedi.

    Kılavuz, Suriye’de süren soykırıma da dikkat çekerek, “Aleviler yüzyıllar boyunca katliamlarla karşı karşıya kalmıştır. İki yıldırda Suriye’de Alevi toplumuna soykırım uygulanıyor. Mallarına el konulup, sürgün edilirken, kadınlara zulüm uygulanıyor. Buna karşı olmak seslerine ses olmak zorundayız. Xızır cümle canın yardımcısı olsun, darlarına yetişsin” diye belirtti.

    Ekonomik koşulların toplumsal dayanışmayı zorlaştırdığına dikkat çeken Kılavuz, buna rağmen birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara da değinerek uluslararası alanda farkındalık oluşturmanın önemine işaret etti; geçmişte Maraş ve Çorum’da yaşanan acıların Alevi toplumunun hafızasında derin izler bıraktığını hatırlattı.

    Alevi inancının hoşgörü, eşitlik ve tüm inançlara saygı temelinde şekillendiğini vurgulayan Kılavuz, herkesin kendi diliyle ibadet edebilmesinin hak olduğunu, Hak katında tüm dillerin bir olduğunu ifade etti. Yoksul canlara yardım etmenin ibadetin özü olduğunu söyleyen Kılavuz, çocukların iyi eğitim almasının toplumsal sorumluluk olduğunu belirterek sözlerini birlik, dayanışma ve umut mesajıyla tamamladı.

    Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyiş, duaz ve nefeslerle birlikte on iki hizmet yerine getirildi, semah dönüldü.

    PİRHA/MERSİN

  • Pir Hasan Kılavuz: 2026 barışın, birlikteliğin, kardeşliğin olduğu bir yıl olsun!-VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: 2026 barışın, birlikteliğin, kardeşliğin olduğu bir yıl olsun!-VİDEO

    PİRHA- Pir Hasan Kılavuz, paylaştığı yeni yıl mesajında, öfkenin ve kinin 2026 yılında olmadığı, barışın, birlikteliğin, kardeşliğin olduğu bir yıl olmasını istedi.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yeni yıla dair konuştu. Kılavuz, “2025 yılında ülkemizde insanlarımızın sıkıntıların, öfkenin ve kinin 2026 yılında olmadığı, barışın, birlikteliğin, kardeşliğin olduğu bir yıl olması yegane dileğimizdir” dedi.

    İçinde bulduğumuz ayın Gağan ayı olduğunu vurgulayan Kılavuz, “Gittiğimiz her ziyarette, her akan pınarın başında, her pir evinde bir mum yakar ve yoksulluk, dargınlık, kırgınlık bitsin, topraklarımız berektli olsun, pınarlarımız kurumasım, kurdun, kuşun yemsiz, insanların barınaksız kalmadığı bir yıl olsun diye dilek dileriz. Hızır, bütün insanlığa huzur getirmesi dileğiyle, yeni yılınız kutlu olsun” diye belirtti.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde aşureler paylaşıldı: ‘Dünün Kerbela’sı bugün de var’-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde aşureler paylaşıldı: ‘Dünün Kerbela’sı bugün de var’-VİDEO

    PİRHA – Muharrem Orucu’nun bitmesi ardından Mersin Cemevi’nde de aşureler paylaşıldı. Pir Hasan Kılavuz, yaptığı konuşmada “Aşure lokmaları birliğe, barışa, kardeşliğe vesile olsun” dedi.

     Kerbela’da katledilenler için tutulan oruçlar ardından Mersin Cemevi’nde Aşure lokması paylaşıldı. Binlerce yurttaşın katıldığı programda Sanatçı Dertli Divani’nin yanı sıra Ercem Şahan ve Mersin Cemevi Korosu da sahne aldı. Aşure lokması paylaşımında deyişler okundu, semah dönüldü.

    “MASUMİYETİN VE MAZLUMİYETİN SİMGESİ!”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yaptığı konuşmada Muharrem Ayı ve aşurenin önemine değindi. Aşurenin bin yıldan beri değişmeyen bir gelenek olduğunu söyleyen Kılavuz, şu konuşmayı yaptı:

    “Bütün peygamberlerin Muharrem Ayı’nda kurtuluşa kavuştuklarına inanıyoruz. Mitolojik olarak dara, zora düştüklerinde, onların kurtuluşunun Muharrem Ayı’nda olduğu hep bize anlatılmıştır. Fakat Muharrem deyince biz Anadolu Alevilerinde akla Kerbela gelir. Kerbela deyince de akla Hazreti Hüseyin gelir. Kerbela olayı tarihsel bir haklılığa yaslanmış bir kıyımıdır. Siyaset ve iktidar hırsıyla peygamberin torunlarını bile kılıçtan geçirebilecek kadar vefasızlığını gösteren bir tecrübenin 1345. yıl dönümüdür.

    Yapılan bu zulmü kabullenmeyenler, o günden beri Hazreti Hüseyin’i ve Ehli Beyt yandaşlarını hep zikrederek her Muharrem Ayı geldiğinde onların adına oruç tutarak aşurelerini pişirirler. Kerbela büyük bir acının adıdır. Hazreti Hüseyin’e ve Yezid’e ebedi vasıflarını veren de Kerbela olayıdır. O günden sonra Yezid, zulmün ve zalimliğin, Hazreti Hüseyin ise masumiyetin ve mazlumiyetin simgesi olarak ebedi vasıflarını almışlardır. Kerbela iyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, lanetli ile kutsalın, karanlık ile aydınlığın hesaplaşmasıdır. Kerbela, insan olmanın bilincidir.

    SURİYE’DE YAPILANLARA KARŞI DURMAK LAZIM

    Hazreti Hüseyin’e talip olanlar, dünün Kerbelası bugün de vardır. Filistin ve Gazze’de son 3 yıldan beri on binlerce masum, kadın, çoluk, çocuk, yaşlı, ihtiyar, genç demeden bir zulümle karşı karşıyadır. Zulmün en derinini yaşıyorlar. Onlara bunu reva görenleri lanetliyoruz.

    Komşumuz Suriye’de Alevilere, oradaki mazlum insanlara yapılanlar; IŞİD’in baskısı, zulmü, köy basmaları… Çeteler halen Lazkiye ve nice bölgelerde baskınlar yapıyor, kadınları ve çocukları alıp esir pazarlarında satıyorlar. Daha birkaç hafta öncesine kadar bir kilisede yapılan o katliam… Orası da bir Kerbela’dır. Kerbela 1345 yıl önceki gün değildir. Günümüzde de böyle Kerbelalar yaşanmaktadır. Bunlara karşı da durmak lazım. Bunlara karşı da tavır sergilemek lazım.”

    “DEVLETİN, 20 MİLYON ALEVİYİ GÖRMESİ LAZIM”

    Kılavuz, aşure etkinliğine katılan Mersin Valisi’ne hitaben Alevilerin taleplerini de dile getirdi. Kılavuz, “Büyük Millet Meclisi’nde inanç yerlerimiz, cemevilerimizin yasal statüsü tamamen kabul edilsin ve bu konu Meclis’te görüşülsün. Bugüne kadar olmadı. Ama biz umutsuz değiliz. İnanıyorum ki bu da olacaktır. Sivas Madımak’ta 32 yıl önce büyük bir acı yaşandı. Oranın bir utanç müzesi olmalı. Dünyanın çeşitli yerlerinde bunun örnekleri var. Ülkemizde barıştan bahsederken, birlikten yan yana aşure lokmalarını bölüşürken, birbirimizi karşılıklı ziyaret ederken niçin bu da yapılmasın? Ülkemizde, halkımız arasında kuşku ve güvensizliğin son bulmasını, içindeki öfke, nefretin sevgiye dönüşmesini, her türlü kavganın, şiddetin son bulmasını yürekten arzu ederim. Bu aşure lokmalarını da birliğe, barışa, kardeşliğe ve hep böyle sevgiyle birbirimizi kucaklamaya vesile olsun diyorum” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından aşure lokması paylaşıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • Pir Hasan Kılavuz: Suriye’deki Alevi katliamları durdurulsun- VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Suriye’deki Alevi katliamları durdurulsun- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Suriye’deki yeni yönetimin Alevilere karşı büyük bir nefret beslediğini belirterek, “Alevilerin bulunduğu yerlere baskın yapılarak aileler taciz ediliyor, silahları toplanıyor, silahsızlaştırdıktan sonra kurşuna diziyorlar. Tüm dünyanın buna karşı gelmesi ve bu olaylara çare bulması gerekiyor” dedi.

    Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından ülkedeki kontrolü ele geçiren Hey’etu Tahrîri’ş-Şâm (HTŞ) şeriatçı örgütün Alevi, Hristiyan, Ezidi gibi farklı inançlara mensup halklara düşmanlığı ve saldırı girişimleri büyük endişe yaratıyor. Alevi inancına sahip yurttaşlara işkence edilip katledilmelerine Türkiye kamuoyundan tepkiler yükseliyor.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Suriye’de Alevilere dönük saldırılara dair PİRHA‘ya konuştu.

    “SURİYE’DEKİ ALEVİLER KATLEDİLİYOR”

    Hasan Kılavuz, Esad döneminde de Alevilerin Suriye’de büyük baskı ve acılar yaşadığını ancak bugün gelinen noktada bu acının daha da katmerleştiğini dile getirdi. Cihatçı grupların yönetimi ele geçirmesiyle birlikte Aleviler başta olmak üzere diğer farklı inanç ve ırktan insanların büyük bir korku, tedirginlik içerisinde olduğunu belirten Kılavuz, “Şam Sarayı’nı ele geçirenler onlarca gruplardan oluşmuşlar ve bu grupların içinde o denli bağnaz insanlar var ki Alevilerin ismine, yaşam biçimlerine, inançlarına ciddi bir kin ve öfke duyuyorlar. Alevilerin bulunduğu topraklara baskın yaparak pervasızca aileleri taciz ediyorlar, silahları topluyorlar, silahsızlaştırdıktan sonra köyde belli insanları toplayarak kurşuna diziyorlar. Arap Alevi kardeşlerimizin buradaki yakınlarına verdikleri bilgilerden bunları öğreniyoruz. Ancak henüz kaç canımızın katledildiği noktasında net bir bilgimiz yok” dedi.

    Hasan Kılavuz, kendileriyle iletişim kuran Hristiyanların da aynı sorunları yaşadıklarını, kiliselere saldırıların gerçekleştiğine dair aktarımda bulunduklarını ifade etti.

    “AZINLIKLARIN GÜVENDE OLDUĞU SÖYLEMİ GERÇEKLİKTEN UZAK”

    Suriye yönetimi kanadından gelen ‘herkesin inancına saygı duyup huzuru koruyacağız’ söylemlerinin inandırıcı olmadığını vurgulayan Kılavuz, “Başta bulunan belli kişilerin veyahut buradan giden devlet temsilcilerinin oradaki azınlıkların huzur içinde inanç ve ibadetlerini yaşadıkları, baskının, şiddetin olmadığı yönündeki ifadeleri inandırıcılıktan uzak. Suriye’de baskı altında bulunan Alevilerin inanç ve ibadet değerlerine, oradaki Sünni cemaatin en bağnaz kesimi nasıl müsaade eder? Bunlar elinde hançerle, bıçakla, kelepçeyle fotoğraf çektirerek basına, kamuoyuna poz veriyorlar” şeklinde konuştu.

    TÜM DÜNYA KAMUOYUNA ÇAĞRI

    Suriye’de azınlıklara yönelik katliamların, işkencenin, baskının durdurulması yönünde bir an önce harekete geçilmesi gerektiğinin altını çizen Kılavuz, şunları söyledi:

    “Türkiye’deki Alevilerin, demokratların, aydınların, büyük bir kesimin kuşkuları var. Ne yapıp edip önüne geçilmesi lazım. İnsan hakları savunucuları, barolar, sivil toplum kuruluşları, Alevi örgütleri, hükümetin, siyasi partilerin bir bütün olarak bu katliamların önüne geçmek için etkili adımlar atması gerekiyor. Gazze için on binlerce insanı köprüye toplayanlar, Suriye’deki azınlık grupları için de aynı dayanışmayı yaratması gerekiyor. Güçlü bir kamuoyu oluşturarak, dayanışmayı büyüterek Suriye’deki şiddet ortamının son bulmasını sağlayalım.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Hasan Kılavuz: Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı doğru değil, çarpıtılıyor- VİDEO

    Hasan Kılavuz: Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı doğru değil, çarpıtılıyor- VİDEO

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın web sitesinde yer alan ‘Hacı Bektaş Velî’ başlıklı yazıda Hacı Bektaş Veli’nin hac vazifesini yerine getirdiği için ‘hacı’ olduğu iddiasının doğru olmadığına vurgu yapan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Bilgelik anlamına geldiği için hacı ifadesi Hünkar Hacı Bektaş Veli için kullanılmıştır. Bu ifade çarpıtılıyor. Hacı Bektaş Veli’nin hac yaptığı bilgisi doğru değil” dedi.

    MHP’nin desteğiyle AKP tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı; Alevilikten uzak bakış açısı, dedelere maaş teklif edilmesi, Alevi ansiklopedisini hazırlamak için Sünni akademisyenlere başvurması gibi sebeplerden dolayı tepkiler alıyorken buna bir yenisini daha ekledi. Başkanlığın web sitesinde Hacı Bektaş Veli’nin hacca gittiği ve bu nedenle ‘Hacı’ ünvanını aldığı yazılarak, İslami ibadeti yerine getirdiğine işaret ediliyor.

    Söz konusu yazıda şu ifadelere yer veriliyor:

    “… Hacı şeklinde anılması ise Velâyetnâme‘de hac ile ilgili anlatılan kerâmeti dolayısıyladır. Ancak biz Makâlât’ta ve Velâyet-name‘de verilen canlı bilgiler sebebiyle Veli’nin gerçekten Hac vazifesini yerine getirdiği ve Hacı olduğu kanaatindeyiz (Duran 2007: 85)”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, söz konusu iddianın doğru olmadığını, tarihi kaynaklarda da bu iddiayı destekleyen herhangi bir bilginin yer almadığını ifade etti.

    “HACI İFADESİ ÇARPITILIYOR”

    Hacı kelimesinin bilgelik anlamında kullanıldığını, bu nedenle Hacı Bektaş Veli’ye ‘hacı’ dendiğinin altını çizen Hasan Kılavuz, bu nedenle hacı sıfatının çarpıtıldığını belirtti.

    Kılavuz, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Hacı Bektaş Veli, Anadolu topraklarından Kabe’ye giden Sünni cemaate diyor ki; ‘Bu kadar uzun yolu yürüyüp niye Kabe’ye gidip hacı oluyorsunuz? Kabe yönünü bize döndürmüş Kabe olmuş Hacı’ bunu diyen Hünkar Hacı Bektaş Veli, bin yıldır bu topraklardaki Alevi camiasının gönlünde bu sözlerle mekan tutmuş ulvi bir şahsiyettir. Zorla, ite ite camiye götürüp hacı yapmakla neyi kastediyorlar bunu anlamıyoruz. Bu doğru değildir, asla kabul etmiyoruz.

    Zaman zaman Hacı Bektaş Veli ile ilgili Sünni içtihatları, Sünni ibadetleri yerine getirdiğine dair iddialar ortaya atılıyor. Geçmişte bunu FETÖ’cüler de yaptı. Dedikleri gibi olsaydı, Hacı Bektaş Veli’nin davranışlarını kendine örnek alan milyonlarca Alevi neden oruç tutmuyor, namaz kılmıyor, hacca gitmiyor? Onun söyledikleri, yaptıkları bize kılavuzluk etmiştir. Hac ve Kabe yollarına düşmemiştir.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Hacı Bektaş Veli hac yapmamıştır, çarpıtılıyor; amaç Aleviliği asimile etmek’

  • Mersin Cemevi’nde aşureler pay edildi: Kerbela bugün Gazze’de yaşanıyor- VİDEO

    Mersin Cemevi’nde aşureler pay edildi: Kerbela bugün Gazze’de yaşanıyor- VİDEO

    PİRHA- Muharrem orucunun bitmesinin ardından Mersin Cemevi’nde aşureler pay edildi. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, yaptığı konuşmada “Aylardır Gazze’de insanlar katlediliyor. O insanlar orada aylardır Kerbela yaşıyor. Bu zulme bir an önce son verilmeli” dedi.

    Muharrem Orucu’nun bitmesiyle birlikte birçok cemevi, aşurelerini pay etmeye devam ediyor. Tutulan 12 günlük orucun ardından Mersin Cemevi’nde de aşure kazanları kaynatıldı. Aşure etkinliğine Alevi kurumları, belediye başkanları, milletvekilleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Program, İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede’nin okuduğu gülbeng ile başladı. Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyişlerle semah dönüldü.

    “KERBELA GÜNÜMÜZDE DE DEVAM EDİYOR”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konuşmasında Muharrem Ayı ve aşurenin önemini anlattı. Kerbela’da yaşananlara değinen Kılavuz, Muharrem ayının yas ve matem ayı, tutulan oruçların da yas orucu olduğunu ifade etti.

    Dünün Kerbelası’nın bugün de var olduğunu söyleyen Kılavuz, “Bugün dünyada 42 ülkede savaş, kavga ve acı var. Bakın bütün dünyanın gözü önünde aylardır Gazze’de 10 binlerce yoksul, yetim ve kimsesiz insan katlediliyor. Bütün dünya gözü açık seyrediyor, ‘Dur’ diyen yok. O insanlar orada aylardır Kerbela yaşıyorlar. Bu zulme bir son vermeli. Bu zulmü yapanları bu mübarek ayda, aşure gününde şiddetle kınıyoruz” dedi ve bu konuda inanç önderlerine büyük görev düştüğünü kaydetti.
    Alevi yurttaşların taleplerine değinerek eşit yurttaş olmak istediklerini sözlerine ekleyen Kılavuz, “Kutsal mübarek Muharrem ayı, aşure lokmaları, siz cümle canlara helali hoş olsun. Bu kutsal mübarek aşure günümüzün ülkemizde; barışa, birlikteliğe, kardeşliğe vesile olmasını yürekten diliyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından aşure dağıtımı ile devam eden program, müzisyen Zeynep Karababa’nın konseriyle sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Pir Hasan Kılavuz: 12 gün içinde inancımızı, sadakati, değerlerimizi öğrendik- VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: 12 gün içinde inancımızı, sadakati, değerlerimizi öğrendik- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Yas-ı Muharrem Orucu Muhabbetinin son gününde Pir Hasan Kılavuz, Bu 12 gün içinde inancımızı, sadakati, birbirimizi, değerlerimizi öğrendik” dedi. Pazar günü paylaşılacak aşure lokmasına herkesi davet etti.

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan Muharrem Orucu (Yas-ı Kerbela) Orucu sona erdi. 12 gün boyunca Mersin Cemevi’nde oruçlar birlikte açıldı, muhabbetlerde Alevi inancı konuşuldu.

    Orucun son akşamında da Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dedenin okuduğu gülbeng ile oruçlar açıldı, semah dönüldü.

    Burada yapılan Muharrem Orucu muhabbetinde konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “Bu 12 gün içinde inancımızı, sadakati, birbirimizi, değerlerimizi öğrendik” dedi.

    Öte yandan kentleşmeyle birlikte Alevilerin giderek inançtan ve toplumdan uzaklaştığını belirten Kılavuz, Muharrem Orucu gibi ibadet süreçlerinde bir aradalığın sağlanmasıyla bu uzaklaşmanın toparlanabileceğine işaret etti.

    Kılavuz, pazar günü saat 19.00’da Mersin Cemevi’nde yapılacak aşure lokmasına herkesi davet ederek sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Pir Hasan Kılavuz: Muharrem ayının özünde birlik vardır- VİDEO

    Pir Hasan Kılavuz: Muharrem ayının özünde birlik vardır- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Muharrem orucuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Muharrem ayının özünde birlik, beraberlik ve kardeşlik vardır. Özellikle bu ayda hiçbir canlıya kıymama konusunda azami özen gösterilir” dedi.

    Aleviler, Muharrem Orucu’nu tutmaya başladı. Yas Orucu olarak bilinen oruç 12 gün sürüyor. Öncesinde Masum-u Paklar Orucu, Fatma Ana Orucu tutuluyor.

    Üç gün tutulan Masum-u Pak Orucu’nun ardından Muharrem Orucu başladı. Bugün dördüncü gün.

    Muharrem Orucu’na dair Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz PİRHA’ya konuştu.

    “ŞÜKÜR ORUCU MATEM ORUCUNA DÖNÜŞMÜŞTÜR”

    Anadolu ve Mezopotamya’da yaşayan Alevilerin 550 yıldır 12 İmam orucunu tuttuğuna dikkat çeken Hasan Kılavuz, binlerce yıl tutulan şükür orucunun Kerbela’dan sonra Matem Orucu’na dönüştüğünü dile getirdi.

    Muharrem ayının özünde birlik ve beraberlik olduğuna vurgu yapan Kılavuz, “Bu ayda Aleviler dostluğa, muhabbete özellikle önem verir. Aleviler, 12 gün boyunca orucu bozan etli yemekler yemezler çünkü canlıyı incitmezler, hayvana kıymazlar. Hatta bırakın hayvanları kesmeyi, çiçek kırmazlar ve ağaç kesmezler. Yani canlının her türlüsüne kıymama konusunda Muharrem ayında azami özen gösterilir. Hazreti Hüseyin susuz şehit edildiği için ona karşı sevgi ve muhabbetten dolayı 12 gün boyunca su içilmez, sudan uzak durulur” diye konuştu.

    Mersin Cemevi’nde her akşam oruçların açıldığını söyleyen Hasan Kılavuz, burada Alevilerin ibadetlerini yaptığını ve her akşam Alevi inancındaki önemli konular hakkında muhabbet edildiğini ifade etti.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • Madımak’ta katledilen 33 can Mersin’de deyişlerle, türkülerle anıldı- VİDEO

    Madımak’ta katledilen 33 can Mersin’de deyişlerle, türkülerle anıldı- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi’nde Madımak Katliamı’nın 31. yıl dönümü nedeniyle anma programı düzenlendi. Mersin Cemevinde gerçekleşen anmaya katılan Sanatçı Ender Balkır türkülerini yaşamını yitirenlerin anısına seslendirdi.

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak Oteli’nde Pir Sultan Abdal Etkinlikleri sırasında 33 aydın ve sanatçının/Alevinin katledilmesinin 31. yıl dönümünde Mersin Cemevi’nde anma yapıldı.

    Anmaya Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Akdeniz Belediye Eş Başkanı Hoşyar Sarıyıldız, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Madımak’ta yaşamını yitirenleri unutmayacaklarını belirten Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, “31 yıl önce şehit edilen 33 canımız, 33 genç ve aydın ve burada yakılan bu çıralar ister bugün ister gelecekte, onların aziz ruhları için. Yakılan her çıra, bir daha bu acıların yaşanmaması için bu mücadelenin devam etmesi gerekiyor. Ne zamana kadar? Madımak utanç müzesi kurulana kadar. Bir daha bu katliamların yaşanmamasına karar verilinceye kadar. 2 Temmuz Madımak Katliamı merhamet duygusu kalmamış, ahlak ve erdemlikten uzak olanlar tarafından yapıldı. Saz ile türkü ile deyiş ile onları anıyoruz, onlar unutulmuyor ve unutulmayacak. Sorarlar zaman zaman ‘Alevilik nedir?’ diye. Alevilik binlerce yıllık bir yastır, mazlumların bin yıllık hak arayışıdır bu topraklarda. Yıllardır Kerbelalar yaşıyoruz, Madımak da bunlardan biridir. Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun” diye konuştu.

    Anma, sanatçı Ender Balkır dinletisi, semah ve deyişlerle son buldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Cemevi’nden ÇEDES konferansı: Kime ve neye hizmet ediyor?-VİDEO

    Mersin Cemevi’nden ÇEDES konferansı: Kime ve neye hizmet ediyor?-VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi tarafından düzenlenen konferansta ‘Değerler Eğitimi Nedir? ÇEDES kime ve neye hizmet ediyor’ konuları tartışmaya açıldı.

    Mersin Cemevi, ‘değerler eğitimi’ adı altında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasını sağlayan Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) protokolüne karşı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla konferans düzenledi. Konferansa Mezitli ve Toroslar Cemevi yöneticileri, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, kentteki emek ve demokrasi kurum temsilcileri, çok sayıda öğretmen ve yurttaş katıldı.

    “ÇEDES’İN TEHLİKELERİ BİLİNMELİ”

    Açılış konuşmasını yapan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, ÇEDES’in içeriğini birçok velinin ve hatta eğitimcilerin dahi bilmediğini, bu nedenle kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla böyle bir konferansı düzenlediklerini söyledi. Kılavuz, ÇEDES ile birlikte tek din ve tek mezhebin öğrencilere dayatıldığını belirterek, laik eğitimin tehlike altında olduğunu vurguladı.

    Seher Şengünlü Yılmaz ise, “Bizler bu memlekette yaşayan Aleviler olarak eşit yurttaşlık haklarımızı istiyoruz. ÇEDES ve Maarif Modeli gibi geleceği dinselleştiren modellerde yer almayacağız” dedi.

    “DÜŞÜK ÜCRETLE KUR’AN ANAOKULLARI TEŞVİK EDİLİYOR”

    2 oturumda gerçekleşen konferansta ilk olarak Prof. Dr. Fatma Gök, Doç. Yılmaz Kahraman, Dr. Ece Cihan Ertem ve Prof. Dr. Adnan Gümüş konuşmacı olarak yer aldı.

    Fatma Gök, Köy Enstitülerinin örnek model olabileceğini ve eğitim üzerindeki etkilerine dair konuştu. Yılmaz Kahraman, Almanya’daki dernekler üzerinden dini eğitim örgütlenmesinin yapıldığına da dikkat çekti. Kahraman, Almanya’da bazı okullarda Alevi inancının ders olarak müfredata girdiğini ve bunun bir kazanım olduğunun altını çizdi.

    Prof. Dr. Adnan Gümüş ise AKP’nin eğitim alanında yıllar boyu stratejik olarak kullandığı jargon ve söylemler üzerine bir sunum yaptı.

    Dr. Ece Cihan Ertem ise, Kur’an anaokulları yönetmelikleri ve yapısına ilişkin saha araştırmasından bilgiler verdi. Ertem, Kur’an anaokullarının devlet anaokullarından çok daha düşük bir ücrette olması sebebiyle ailelerin çoğunun buralara yönlendiğine işaret etti. Ertem, “Milli Eğitim’in bu okullar üzerinde herhangi bir tasarrufu yok. Tamamen Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülüyor. Ülkede anaokulu eksikliği olduğundan dolayı veliler tarafından önemli bir merkez” diye konuştu.

    “ÇEDES, ÖĞRENCİLERE SAHTE ÖZGÜRLEŞME ALANI YARATIYOR”

    2’nci oturumda ise Prof. Dr. Meral Atıcı, Prof. Dr. Binali Tunç, Prof. Dr. Nejla Kurul ve Prof. Dr. Şükrü Aslan, ÇEDES ve eğitim modellerine ilişkin aktarım yaptı.

    Prof. Dr. Nejla Kurul, ÇEDES’in okuldan kaçmak isteyen çocuklara yanılsamalı bir özgürlük alanı tanıma tehlikesi barındırdığını vurguladı. Kurul, “Çocukları gençlik merkezlerine götürüp bir takım oyun ve hediyelerle sahte bir özgürlük alanı tanınıyor. Eskiden bu tarz protokollerle arka kapıdan girerlerdi okullara. Şimdi ise üç bakanlığın imzaladığı protokolle okullara girebilecekler. Cemaat yapılanmasında olduğu gibi okulda koordinatör öğrenciler olacak ‘Abiler-ablalar’ biçiminde. O sahte özgürleşmelere dair öyle şeyler anlatacaklar ki belki 2. dönem 100 çocuk oralara gitmeye başlayacak” sözlerini kullandı.

    Şükrü Aslan ise, ÇEDES’e karşı neler yapılmalı sorusuna “Spesifik olarak uygulamanın yansımalarına dair muhakkak dava açılmalı. Aileler bu konuda iş birliği yaparak platformlar kurmalı ve itiraz mücadelesi vermeli” yanıtını verdi.

    Konferans, soru-cevap ve plaket töreninin ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Cemevi, ‘ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferansa hazırlanıyor

    Mersin Cemevi, ‘ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferansa hazırlanıyor

    PİRHA- Mersin Cemevi, ÇEDES hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla 26 Mayıs Pazar günü ‘Değerler Eğitimi, ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferans düzenliyor. İki oturumda gerçekleşecek olan konferansta yurtiçi ve yurtdışından toplam 8 bilim insanı konuşmacı olarak yer alacak.

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında imzalanan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesi kapsamında “manevi danışman” olarak görevlendirilen imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kur’an kursu hocalarının görevlendirilmesine karşı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Mersin Cemevi 26 Mayıs Pazar günü konferans düzenleyecek.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, “ÇEDES programının içeriğini birçok veli ve hatta eğitimciler dahi bilmiyor. ÇEDES ile eğitimin daha da dinselleştirildiğini belirten Aleviler olarak bu projeye şiddetle karşı çıkıyor. Küçücük çocuklara tek bir dinin anlayışı dayatılıyor. Bu ülkede yalnızca Hanefi mezhebindekiler yaşamıyor ki. Bu ülkede 20 milyona yakın Alevi yaşıyor. Öte yandan başka inanç ve mezhepten milyonlarca insan varken tek bir inancın ibadet ve değerlerinin dayatılması kabul edilemez” dedi.

    “ÇOCUKLARA DEĞERLER AİLELERİ TARAFINDAN VERİLİR”

    Kılavuz şöyle devam etti:

    “Çocuklara değerlerİ aileleri tarafından öğrenir. Ailenin vereceği değerler eğitimininin, öğretmenlikten uzak insanlar tarafından verilmesi eğitimdeki en büyük tehlikedir. Bu topraklarda sadece bir inanç yoktur. Tek inanca dayalı taraflı ve yanlı eğitimin verilmesi diğer inançlara büyük saygısızlıktır. Anadolu toprakları dinsel açıdan mozaik yapıya sahiptir. Birbirimizi anlayıp inançlara saygı göstermeliyiz. Bilimsel, laik eğitim için ÇEDES’e karşı çıkıyoruz.”

    İki oturumda gerçekleşecek olan konferansta yurtiçi ve yurtdışından toplam 8 bilim insanı konuşmacı olarak yer alacak.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Cemevi’nden ÇEDES ile ilgili konferans- VİDEO

    Mersin Cemevi’nden ÇEDES ile ilgili konferans- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi, değerler eğitimi adı altında okullara imam ve din görevlilerinin atanmasını sağlayan ÇEDES protokolüne karşı kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla 26 Mayıs Pazar günü konferans düzenleyecek.

    AKP hükümetinin ‘Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi (ÇEDES)’ kapsamında okullara imam ve din görevlilerini atamasına karşı tepkiler sürüyor. Bu kapsamda Mersin Cemevi, ÇEDES hakkında kamuoyunu bilgilendirmek adına 26 Mayıs Pazar günü ‘Değerler Eğitimi, ÇEDES Kime ve Neye Hizmet Ediyor’ başlıklı konferans düzenlemeye hazırlanıyor.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konferansın içeriğine ve amacına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÇEDES’LE TEK YÖNLÜ EĞİTİM DAYATILIYOR”

    İki oturumda gerçekleşecek olan konferansta yurtiçi ve yurtdışından toplam 8 bilim insanı konuşmacı olarak yer alacak. Pir Hasan Kılavuz, ÇEDES programının içeriğini birçok velinin ve hatta eğitimcilerin dahi bilmediğini belirterek, amaçlarının söz konusu programa dair kamuoyunu bilgilendirmek olduğunu ifade etti. ÇEDES ile eğitimin daha da dinselleştirildiğini ve Aleviler olarak bu projeye şiddetle karşı olduklarını söyleyen Kılavuz, “Küçücük çocuklara tek bir dinin anlayışı dayatılıyor. Bu ülkede yalnızca Hanefi mezhebindekiler yaşamıyor ki. Bu ülkede 20 milyona yakın Alevi yaşıyor. Öte yandan başka inanç ve mezhepten milyonlarca insan varken tek bir inancın ibadet ve değerlerinin dayatılması kabul edilemez” dedi.

    VELİLERE ÇAĞRI

    Eğitimin laik ve bilimsel olması gerektiğini savunan ve ÇEDES’le mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizen Kılavuz, başta veliler olmak üzere herkesi konferansa davet ederek şunları söyledi:

    “Eğitimde ten yönlü din dayatmasını kabul etmiyoruz. Yurtiçi ve yurtdışından alanında uzman eğitimcileri davet ederek bu konu hakkında kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Mersin’de yaşayan başta veliler olmak üzere bütün canlarımızı bu konferansa davet ediyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin Cemevi, Newrozu Miraz’ın ezgileriyle kutlayacak- VİDEO

    Mersin Cemevi, Newrozu Miraz’ın ezgileriyle kutlayacak- VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi, düzenleyeceği konser etkinliği ile Newrozu kutlamaya hazırlanıyor. Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, Miraz grubunun sahneye çıkacağı etkinliğe tüm Mersin halkını davet etti.

    Mersin Cemevi, geleneksel hale getirdiği Newroz etkinliğine hazırlanıyor. Cumartesi günü saat 16.30’da cemevi bahçesinde yapılacak olan kutlamada Miraz grubu sahneye çıkacak. Mersin’deki herkesi kutlamaya beklediklerini belirten Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, şunları söyledi:

    “Newroz, Ortadoğu halklarının büyük bayramı. Ortadoğu halklarının içerisinde en coşkulu kutlayan Dicle ve Fırat havzasında Mezopotamya coğrafyasındaki Kürtlerdir. Renkli giysileriyle, halaya duruşlarıyla, türkü söyleyişleriyle 21 Mart’ı mitolojik olarak geçmişten bir kurtuluş günü olarak kutlarlar. Bütün inançlar, kültürler gelenek ve görenekleriyle Newrozu yoğurarak günümüze kadar getirmişler. Biz Alevilerin Newroza yüklediği anlamlar Kürtlerinkinden farklı değil elbette. İnanç ve ibadetimize de baharın gelişidir. Mersin Cemevi’nde 13 yıldan beri Newrozu kutluyoruz. Bu güzel günü bu yıl cumartesi günü Miraz grubunun ezgileri ile kutlayacağız. Bütün Mersin halklarını davet ediyoruz.”

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Mersin Dersimliler Derneği kongresini yaptı-VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği kongresini yaptı-VİDEO

    PİRHA- 17. Olağan Genel Kurulu’nu düzenleyen Mersin Dersimliler Derneği’nin başkanlığına yeniden Nurşen Çığlık seçildi.

    Mersin Dersimliler Derneği 17. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Yoğun katılımın olduğu kongreye tek listeyle gidildi.

    Kongrenin açılış konuşmasını yapan Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, 2 yıl boyunca yaptıkları faaliyetleri aktararak, dile ve kültüre sahip çıkılması çağrısında bulundu.

    Çığlık’ın ardından Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, kısa bir konuşma yaptı. Xızır ayında yapılan kongrenin hayırlara vesile olmasını dileyen Kılavuz, Dersim Soykırımına dair bir şiir okuyarak konuşmasını tamamladı.

    Faaliyet ve mali raporun okunmasının ardından tek listeyle gidilen kongrede başkanlığa yeniden Nurşen Çığlık seçildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Mersin Cemevi: 2024 birlik ve barış dolu bir yıl olsun -VİDEO

    Mersin Cemevi: 2024 birlik ve barış dolu bir yıl olsun -VİDEO

    PİRHA- Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve Ağuçan Ocağı’ndan Kazım Baran, 2024 yılı için ölümlerin yaşanmadığı, savaşların olmadığı, ayrımcılığın son bulduğu bir sene temennisinde bulundular.

    2023 yılı hem yaşanan savaşlar hem de 6 Şubat depremleri sebebiyle çokça ölümlerin yaşandığı bir yıl oldu. Öte yandan Aleviler açısından da inkar ve asimilasyonun devam ettiği bir seneydi 2023. Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz ve Ağuçan Ocağı’ndan Kazım Baran, geçtiğimiz yılı değerlendirirken yeni yıldan beklentilerini de PİRHA mikrofonuna anlattılar.

    “2023’TE YAŞANAN SORUNLAR HALA DEVAM EDİYOR”

    Pir Hasan Kılavuz; depreme, savaşa, ekonomik koşullara ve Alevilere uygulanan asimilasyon hamlelerine 2023 çerçevesinde değindi. Kılavuz, “6 Şubat depreminde 50 binden fazla can kaybı verdik. Acılar yaşandı. On binlerce insan yaralı, nice kayıplar var. Binlerce çocuk yetim, yuvasız, yurtsuz kaldı. Metropollere yığılan on binlerce insanın sorunları gittikçe büyümeye başladı. Ve bizzat biz Mersin Cemevi olarak bunların canlı şahidiyiz. Halen daha o sıkıntılar yaşanmaktadır. Ekonomik koşullar içerisinde metropollerde yaşayan insanlarımız büyük acılar çekiyorlar. Sıkıntılar yaşıyorlar. Oldukça da darda ve zordalar” dedi.

    “HERKESİN BARIŞ İÇİNDE YAŞADIĞI BİR YIL DİLİYORUM”

    2024 yılında benzer acıların yaşanmamasını dileyen Hasan Kılavuz, “Cezaevleri suçsuz insanlarla dolu olmasın, doldurulmasın. İnsanlarımız mutlu ve huzur içinde yaşasınlar. Temennimiz odur ki 2024 yılında bu sıkıntıların büyük bir kısmı arkada kalır ve insanlarımız huzurlu ve mutlu yaşarlar. Alevilerin, Sünnilerin, Kürtlerin, Türklerin, Lazların, Hristiyan vatandaşlarımızın, Süryanilerin, Ermenilerin, Ezidilerin mutlu, huzur ve barış içinde yaşamasını yürekten ve candan temenni ederiz.  Cümlenizin gelecek yılı mutlu ve kutlu olsun diyorum. Birliklerimiz daim olsun. Şahı Merdan Ali Hızır cümle canlarımızın yardımcısı olsun diyorum” şeklinde konuştu.

    BİRLİK MESAJI

    Ağuçan Ocağı’ndan Kazım Baran ise mutlu bir yıl olması için birlik çağrısı yaparak şunları dile getirdi:

    “Birlik, sağlık, mutluluk diliyorum. Cümle canlarımızın ömürleri uzun, sağlıkları daim olsun. Cenab-ı Hak cümle canlarımızı rızıkla, evlat acısıyla ıslah etmesin. Birliklerimiz daim olsun. Hak, kimseyi yorup yollarda koymasın.”

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Mersin’de farklı inançlar, Katolik Kilisesi’nin Barış Günü etkinliğinde buluştu- VİDEO

    Mersin’de farklı inançlar, Katolik Kilisesi’nin Barış Günü etkinliğinde buluştu- VİDEO

    PİRHA- Mersin Katolik Kilisesi’nin Barış Günü etkinliğinde hoşgörü, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Burada konuşan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, hangi dinden olursa olsun tüm inanç önderlerinin barışı ve kardeşliği şiar edinmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

    Mersin Aziz Antuan Katolik Kilisesi, dinler arası birlik ve beraberliği pekiştirmek adına Barış Günü etkinliği düzenledi.

    Programa Mersin Aziz Antuan Latin Katolik Kilisesi Baş Rahibi Roshan Cordeiro, Mersin Rum Ortodoks Kilisesi Pederi İspir Coşkun Teymur, Anadolu Havarisel Episkopos Vekili Pederantuan Ilgıt, Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Türkiye Alevi İslam Ehlibeyt İnanç Meclisi İcra Kurulu Başkanı Ahmet Özuğurlu, Akbelen Şehir Mezarlığı İmamı Fatih Nevruz, Mersin Mevlana Derneği Temsilcisi Hayri Koyuncu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan katıldı.

    “ADİL VE EŞİT BİR TOPLUM İNŞA ETMELİYİZ”

    Programda ilahiler ve İncil’den bölümler okundu, dualar edildi. Ardından konuşma yapan Mersin Latin Katolik Kilisesi Baş Rahibi Roshan Cordeiro, barış ve birlikteliğin önemine vurgu yaparak, “Kilisenin kuruluşundan bu yana geçen bu uzun süre zarfında bu kutsal mekan barışın sembolü olmuştur. Bugün burada farklı inanç ve kültürden gelen insanların huzur içinde yaşayabilecekleri bir toplumun mümkün olabildiğini bir kez daha göstermek istiyoruz. Barış ve hoşgörü toplumumuzun temel değerleridir. Bu değerleri canlı tutmak ve gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Daha adil, eşitlikçi ve barışçıl bir toplum inşa etmeye odaklanmalıyız” dedi.

    Kilisenin 170 yıl önce inşa edilip ibadete açıldığına da değinen Cordeiro, “Umuyorum ki kilisenin yıl dönümü, Barış Günü ve Noel kutlaması toplumumuzda derin bir etki bırakır ve bizleri daha da yakınlaştırır” temennisinde bulundu.

    “MİSYONUMUZ BARIŞI YAYMAK OLMALI”

    Roshan Cordeiro’nun ardından söz alan Mersin Rum Ortodoks Kilisesi Pederi İspir Coşkun Teymur, semavi dinlerin ortak misyonunun barışı, sevgiyi, kardeşliği bütün dünyaya yaymak olduğunu belirtti.

    Din önderlerinin barışı yaymak adına gayret sarf etmesi gerektiğine vurgu yapan Teymur, “Semavi dinler, bütün insanlar arasında eşitliği ve barışı tesis etmek için tarihe müdahale eden ve kendisi sevgi olan yüce Allah’a imanın yayılması için çağrıdır. Bugünkü birlikteliğimiz de barışı, sevgiyi, kardeşliği bütün dünyaya yaymak ve semavi dinlerin ortak misyonu olduğuna inandığımız bu hasretlerin her yerde yeşermesi için gayret sarfetmek için yapılan birlikteliklerin güzel bir örneğidir” diye konuştu.

    KILAVUZ: BARIŞI ŞİAR EDİNMELİYİZ

    Mersin Cemevi Başkanı Hasan Kılavuz, Alevi inancında hoşgörünün önemi üzerinde durarak, “Cemaatimizde kadın, erkek, dil, din, ırk ayrımı yapmadan ibadete duran bütün Alevi pirleri kutsal Noel günleri geldiği zaman aynen böyle demişlerdir: 124 bin peygamber hangi kitaptan olursa olsun hak ve hakikat birdir ama ona giden Yol binbirdir. O nedenle kollarımızı geniş tutup herkesi sevmeli, kucaklamalıyız” dedi.

    Barışa ve birlikteliğe özellikle günümüzde ihtiyaç olduğunun altını çizen Kılavuz, şu sözleri kullandı.

    “Ülkemizin ve dünyanın özellikle şu süreçte barışa çok ihtiyacı var. İnanç önderleri ister camide, ister kilisede, ister cemevinde veya sinagogta olsun kardeşlik ve beraberliği şiar edinmeli ve bu çağrıdan asla geri durmamalı. Bu Noel gününün barışa, kardeşliğe, birlikteliğe vesile olmasını yürekten diliyorum.”

    Konuşmaların ardından barışın sembolü olan güvercinler uçuruldu.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

  • Pir Kılavuz: Bulunduğumuz her yerde katledilenlerin ruhlarına bir mum yakalım-VİDEO

    Pir Kılavuz: Bulunduğumuz her yerde katledilenlerin ruhlarına bir mum yakalım-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nın 45’inci yılına dair konuşan Mersin Cemevi Başkanı, Seyid Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz katledilen Alevlerin aziz ruhlarına ziyaretgahlarda, cemevlerinde ve hanelerde bir mum yakma çağrısında bulundu.

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 45 yıl geçti. 19 Aralık ile 26 Aralık 1978 tarihleri arasında, sadece bir hafta içerisinde resmi verilere göre 111, resmi olmayan beyanlara göre ise 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, 210 ev ve 70 iş yeri tahrip edildi. Öncesinde ve sonrasında yaşanan katliamlar gibi Maraş Katliamı’nda da ne adalet sağlandı ne de yüzleşme yaşandı. O günün acılarıysa bugün hala devam ediyor.

    Mersin Cemevi Başkanı, Seyid Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılına dair PİRHA‘ya konuştu.

    45 yıl önce Maraş’ta yapılan katliamın unutulmadığına dikkat çekerek, “O günden bugüne o acılar bir türlü unutulmadı. İnsanlarımız devletin baskısı ve zoruyla, iktidarların yanlı tutumuyla, şehit edilen canlarımızın kabirlerine bir mum dahi yakamadık” diyerek iktidarın yasakçı tutumunu eleştirdi.

    “KATLİAMA SEBEP OLANLARI LANETLEYELİM”

    Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında bütün kurumlarının, bölgede yaşayan halkların yalnız Maraşlılar, Aleviler değil, bütün demokratlar, aydınlar,  Suniler, ilericiler cemevinin önünde hep birlikte ve beraber olma çağrısında bulunan Kılavuz, “Katliama müsebbip olanlara lanetleyelim, şehitlerimizin aziz ruhlarına bir dua edelim. Bu topraklarda bir daha Maraş Katliamı gibi katliamların yaşanmamasını istiyoruz. En büyük temennimiz de odur ki halkımızın birliği ve beraberliğidir. Nerede olursak olalım yan yana, omuz omuza olursak geçmiş acıların bir daha yaşanmaması için yüreklice haykırırsak, birlik ve beraberliğimiz sağlamalıyız” dedi.

    Pir Kılavuz, Maraş Katliamı’nın 45’inci yılında katliamda Hakk’a yürüyenlerin aziz ruhlarına ziyaretgahlarda, cemevlerinde ve hanelerde onların ruhlarına bir mum yakma çağrısında bulundu.

    Diren KESER/MERSİN

  • AFA’nın düzenlediği Abdal Musa Festivali 30. yılında!-VİDEO

    AFA’nın düzenlediği Abdal Musa Festivali 30. yılında!-VİDEO

    PİRHA-Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun her yıl düzenlediği, Abdal Musa Festivali’ne mesaj yollayan Alevi kurum başkanları ve inanç önderleri, “30 yıldır sabırla, sevgi ile, aşk ile örülen bu festival, barış, dostluk, birlik ve hoşgörü bayramına dönüşmüş durumda.Bu ikrar veren canlar oldukça, gönüllerdeki sevgi kaynadıkça, yakılan çıralar, tüten ocaklar sönmez” dediler.

    1993’ten günümüze kadar, Alevi toplumunun inanç ve geleneklerini yaşatmak üzere önce evlerin bahçelerinde  sonra da pikniklerde toplanarak başlattıkları Abdal Musa Festivali bu yıl 30. yılını geride bıraktı.

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu ile üye kurumları Avustralya Toplum Konseyi ve Dandenong Alevi Kültür Merkezi’nin birlikte düzenlediği festival, 26 Kasım Pazar günü saat 11:00’de Coburg Gölü Koruma Alanı, Murray Yolu Coburg’da yapılacak. Alevi kurumları ve yöneticileri de festivalin 30. yılına ilişkin mesajlar paylaştı.

    “KADİM İNANCI GELECEK KUŞAKLARA AKTARMAK İÇİN ÇIRPINAN YOLDAŞLARA AŞK OLSUN”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Suzan Saka ve federayon yönetimine teşekkürlerini dile getirerek şunları belirtti:

    “Bizden binlerce kilometre uzaklıkta olsalar da hep yanıbaşımızda hissettiğimiz gurbetteki canlara selam olsun. Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonumuzu var eden, inancımızı, felsefemizi, kültürümüzü, değerlerimizi yaşatmak ve bu kadim inancı gelecek kuşaklara aktarmak için çırpınan yoldaşlara aşk olsun.

    30 yıldır sabırla, sevgi ile, aşk ile örülen bu festival, barış, dostluk, birlik ve hoşgörü bayramına dönüşmüş durumda. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği örgütlülüğü adına hepinizi kutluyor ve başarılar diliyorum. Pirimiz Pir Sultan Abdal’ın inancı, bilinci ve direnci ile bütün canları selamlıyorum.”

    “DÜNYANIN NERESİNDE OLURSAK OLALIM BARIŞI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu‘nun (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonumuzun her yıl düzenlediği, Abdal Musa Festivali 30 yılını kutlayarak, “Barış, dostluk, birlik, sevgi ve hoşgörü bayramı olan Abdal Musa Festivali’ni 30 yıl aralıksız gerçekleştiren tüm Canlarımızı sevgili başkanımız Suzan Saka nezdinde yürekten kutluyor ve teşekkür ediyoruz. Dünya’nın neresinde olursak olalım barışı ve sevgiyi savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “İKRAR VEREN CANLAR OLDUKÇA YAKILAN ÇIRALAR SÖNMEZ”

    Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz, “Cümlenizin hizmeti zayi olmasın, Hakk katında kabul olsun” dedi. Kılavuz şunları ekledi:

    “Abdal Musa Hazretlerine gönül veren değerli canlar O’nun yüce adına, 30 yıldır aşk ile, kültürel etkinlikler yapıyor, lokmalar pişirip dağıtıyorsunuz. 14. yüzyıldan beri Türkmen Alevilerin gönlünde yer yapan bu Ulu Pir, son 50 yıldır onun gönüldeşleri yaşadığı bu topraklardan onun ismini ve onun ismine adanan Abda Musa Kurbanı ve Abdal Musa Cemi gibi Alevi erkanlarını, on binlerce kilometre uzaklara taşıdılar. Bunu yapanlar, öncülük edenler Pir’ine ikrar verip ikrarında duranlardır. Bu ikrar veren canlar oldukça, gönüllerdeki sevgi kaynadıkça, yakılan çıralar, tüten ocaklar sönmez.

    Anadolu’da yaşayan Aleviler dört büyük dergahtan birinin Abdal Musa Dergahı olduğunu bilirler. Xızır ceminden başka hiçbir velinin veya pirin ismi ceme verilmemiştir. Alevilerce bilinen, çağrılan, yapılan Abdal Musa Cemi’dir, Abdal Musa Kurbanıdır ve bu isimler kutsanarak insanlarımız tarafından ibadet alanlarında manevi yönden haz alınarak ruhen kendilerini rahatlamış ad ederler. Bektaşi Tekke ve Dergahlarında meydan açılınca on iki posttan ayakçı postu denilen on birinci post, Anadolu’da Ahi geleneğinin ahlak yapısının öncülerinden sayılan Abdal Musa Postudur.

    Anadolu topraklarında her kim ki yürekten isteyip onun eşiğine varıp yüz sürdüyse, muradını buldu, dilekleri kabul edildi. Onun mekan tutuğu dergahtan çok uzaklarda da olsa, o yüce sultana hizmetleriniz ayandır. Yapılan hizmetler, sarf edilen emekler boşa gitmiyor. Abdal Musa Hazretlerinin yüce himmetleri siz cümle canların üzerinde hazır ve nazır ola.”

    “BU FESTİVALDE KÜLTÜRLERİ BİR ARAYA GETİRİYORSUNUZ”

    Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu’nun ülkelerinden uzakta olmalarına rağmen içlerindeki sevgiyi kilometrelerce uzağa taşıdıklarına vurgu yapan Mehmet Turan Dede ise, “İçinde yaşadığınız toprakların kadim haklı olan Aborjinleri, sizlerden önce ya da sonra o kıta ülkesine yerleşmiş olan insanları bir araya getiriyorsunuz bu festivalde. Bir kardeşlik, bir dostluk, bir halkarın birliği fikrini yaşatıyorsunuz. Ne kadar da güzel, ne kadar da yerin bir hizmet yapıyosunuz. Bu festivali düzenleyen dostları yürekten kutluyoruz. Bütün ülkelerin kendi kültürlerinden, kendi sazlarından, kendi seslerinden, kendi danslarından örnekleri gösterdikleri festivaliniz kutlu olsun” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Kılavuz: Aleviler mezar taşlarına bir Alevi devriyesi yazmalı-VİDEO

    Pir Kılavuz: Aleviler mezar taşlarına bir Alevi devriyesi yazmalı-VİDEO

    PİRHA-Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz, Alevilerin kente göç ile birlikte özellikle Hakk’a uğurlama erkanlarını yürütmede zorlandıklarını ve Sünni inancın tesiri altında kaldıklarını ifade ederek, “Buna korkunç bir şekilde girdiler” diye belirtti. Mezarlıklara ilişkinde değerlendirmede bulunan Kılavuz, “Alevi mezar taşının başında bir Alevi devriyesi yazılması lazım ki, uzun zaman sonra o mezarın bir Alevi mezarı olup olmadığı belirlensin” dedi.

    Yüzyıllar boyunca baskı ve asimilasyon politikalarına tabi tutulan Alevi inancında en büyük tahribatın yaşandığı erkanların başında Hakk’a uğurlama erkanı geliyor. Yaşamı boyunca Alevi inancına göre yaşayan Alevi yurttaşlar, bazı cemevlerinde harem-selamlık şekilde ve Sünni içtihatlara göre Hakk’a uğurlanıyor.

    Mersin Cemevi Başkanı ve Seyit Sabun Ocağı Piri Hasan Kılavuz, Hakk’a uğurlama erkanına ve Alevi yurttaşların mezarlarına dair değerlendirmede bulundu.

    Her inancın belli ritüellerinin olduğunu aktaran Kılavuz, “Nedir değişimiş ritüeller? Doğum ve ölüm. Ama bir gerçek var. Doğumdaki sevinçle ölümdeki matem, ağıt, ağlama, kaybetmenin acısı hiçbir zaman değişmemiştir. Hakk’a kavuşma günü onun en büyük bayramıdır” dedi.

    Alevilerin kente göç ile birlikte özellikle Hakk’a uğurlama erkanlarını yürütmede zorlandıklarını ve hakim inancın tesiri altında kaldıklarını ifade eden Kılavuz, “Bu korkunç bir şekilde girdiler. Hakk’a yürüme erkanlarını tamamen unuttular” diye belirtti.

    “HAKK’A UĞURLAMA ERKANI SAZLA, SÖZLE OLUR”

    Pir Kılavuz, köyde geçmişte yapılan Hakk’a uğurlama erkanına dair şunları söyledi:

    “Bir süre içerisinde tabii bu değişmiştir, ama bizim yerleşim yeri ve köylerimizde en önemli usul ve adet Hakk’a yürüyenlere yapılan hizmettir. Büyük bir hizmettir. Büyük bir erkandır. Çünkü divandır aynı zamanda. Ruhunu teslim ederken bile veyahut da teslim etmeden, son anda son dakikalarına kadar başınıza dururlar, nasihat ederler. Sazdır, sözdür. Bir isteğin var mı? En çok neyi seviyordu? Onlar söylenirdi, onlar yapılırdı. Teslim ettikten sonra seyitleri, pirleri, hizmet ehilleri tarafından o yıkanırdı, kefenlenirdi. Bütün hizmetler yapılırdı. Ondan sonra da en başta da aile bireylerine en yakın çocukları, akrabaları ne varsa onların omuzları üzerinde kabristana götürülürdü.

    Mezar başında ‘Hakk rahmet eylesin. Kusur ve noksanlıkları af olsun, buraya gelen bütün hizmet sahiplerinin de hizmetleri kabul olsun’ dualarını yapılır, ondan sonra da kefenlenir. Kefenlemenin de şartı yok. Ama aile birilerinin sevdikleri veyahut da onu genişken geçtiğinde sevdiği bir eşyası, bir şeyi vardı. Onu da kefenle birlikte tabutun içine koyarlar.

    Bir meyit gömülürken baş tarafı kalktığı zaman güneşe bakacak şekilde mezarlar kazılır. Alevi mezarlarının tümünün baş tarafı hep güneşe bakar. Meyit tabuttan kalktığı zaman ilk gördüğünüz yer güneş olacak şekilde indirilir. Kıble, kıbleyle alakası yok. Öyle bir şey yoktur. Alevi dedesi ve seyyidi hangi duayı bilirse onu okurdu. Yoksa mezar başında çıkıp da telkin verip altındaki kişi Sünnileştirilmez. Sünni İslam imamları, camilerden çıkıp da bizim köylere yayılmaya başlayınca köylerimize de kentlerdeki gibi Sünnileşme başladı.”

    Mezarlıklara ilişkinde değerlendirme yapan Kılavuz, Alevi mezarlıklarına gidildiği zaman bugün Türkiye’de çoğu yerde mezar başlarında arapça ayetlerin yazıldığının görüleceğine işaret etti.

    ALEVİ OZANLARINDAN, AŞIKLARINDAN BİR BEYİT MEZARA İŞLENİR”

    Son dönemlerde mermer furyası çıkınca mermerciler tarafından El Fatiha yazıldığını vurgulayan Kılavuz, “Ama Alevi mezar taşının başında bir Alevi devriyesi olur. Böyle bir devriyesini yazılması lazım. Ki baktığın zaman uzun zaman sonra o mezarın bir Alevi mezarı olup olmadığı belirlensin. Bir işarettir adeta o. Ya bir teslim taşı resmi vardır, ya bir devriyeden dörtlük vardır; Pir Sultan’dır, Güfrani’dir, Kul Himet’tendir. Alevi ozanlarından, aşıklarından bir beyit oraya işlenir. Veyahut da mezarın başına bağlama resmi çizilebilir” ifadelerine yer verdi.

    “BAŞUCUNDA AĞAÇ OLMALI”

    “Ağaç konusu da çok önemlidir” diyerek sözlerini sürdüren Kılavuz, “Çünkü bizim büyüklerimiz diyor ki yazın ortasında güneşin sıcaklığı altında bırakmayın. Başucunda bir ağaç da olmalı. Alevi mezar daha kabristanın başında giderken bir Alevi mezarlığının çağrışımı olmalı. O çağrışım henüz daha yok. Mezarlıkların girişlerinde beyitler, dörtlükler olursa, daha girişte oranın Alevi mezarlığı olduğu, Alevilerin burada olduğu açık belli olur. Ama büyük kentlerde iç içe olan mezarlıklarda Sünni mıdır, Alevi midir belli olması için de o mezarın başındaki mezar sahiplerinin kendi gelenek ve göreneklerini o mezar taşına işlemeleri lazım” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/MERSİN