Etiket: hasret gültekin

  • Şair Yoldaş Güneş ilk şiir kitabı “Sevda Yeli’ni yayımladı-VİDEO

    Şair Yoldaş Güneş ilk şiir kitabı “Sevda Yeli’ni yayımladı-VİDEO

    PİRHA- PİRHA’ya konuşan şair Yoldaş Güneş, ilk şiir kitabı Sevda Yeli‘nde bireysel duyguların yanı sıra toplumsal hafıza, adalet, emek ve dayanışma temalarına yer verdiğini söyledi. Güneş, kitapta Hasret Gültekin ile Selçuk Kozağaçlı için yazdığı şiirlerin de bulunduğunu belirtti.

    Vegan Yayınevi etiketiyle yayımlanan Sevda Yeli adlı ilk şiir kitabının yazarı Yoldaş Güneş, eserine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. Yaklaşık 15 yıldır şiir yazdığını belirten Güneş, kitabının bireysel duygularla birlikte toplumsal hafızayı ve direnişi konu edindiğini ifade etti.

    “HAFIZANIN VE DİRENİŞİN ŞİİRİ”

    1993 yılında Antalya’da doğduğunu, Erzincanlı olduğunu söyleyen Güneş, şiirin kendisi için yalnızca estetik bir ifade biçimi olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

    “Şiir benim için yalnızca sözcüklerin estetik bir düzen içinde yan yana gelmesi değil; insanın yaşadığı coğrafyaya, ortak hafızaya ve değerlerine kurduğu bağlılığın ifadesidir. Sevda Yeli de bu bağlılıktan doğan bir şiir kitabıdır.”

    Güneş, kitabında aşk, özlem ve yalnızlık gibi bireysel temaların yanı sıra toplumsal dayanışma, emek ve adalet arayışına da yer verdiğini belirtti.

    “SEVDA, ÖZGÜR BİR GELECEĞE DUYULAN BAĞLILIKTIR”

    Sevda kavramını yalnızca iki insan arasındaki duygusal ilişkiyle sınırlamadığını ifade eden Güneş, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Sevda bazen bir toprağa, bir dile, bir kente ya da özgür bir geleceğe duyulan derin bir bağlılıktır. Kitapta ayrıca 19 Aralık Hayata Dönüş operasyonları ve ölüm oruçlarında yaşamını yitirenlere ilişkin izler de yer alıyor.”

    Güneş, tecrit koşullarındaki kuyu tipi cezaevlerinde tutulanlara ilişkin şiirlerin de kitapta bulunduğunu belirterek, Sivas Katliamı‘nda yaşamını yitiren ozan Hasret Gültekin ile hukuk mücadelesiyle tanınan Selçuk Kozağaçlı için kaleme aldığı “Kilit Kimde” adlı şiirin de kitapta yer aldığını söyledi.

    “ALEVİ İNANCININ DEĞERLERİNDEN BESLENİYOR”

    Sevda Yeli‘nin aynı zamanda Alevilik inancının rızalık, eşitlik, hakikat ve insan merkezli yaşam anlayışından beslendiğini dile getiren Güneş, “Bu yönüyle kitap, inanç ile toplumsal hafızayı şiirin ortak dili içinde buluşturmaya çalışan bir arayışın ürünüdür” dedi.

    Kitabın bireysel duygular ile toplumsal gerçekliği birbirinden ayırmayan bir anlayışla kaleme alındığını ifade eden Güneş, eserinde emek, dayanışma ve adalet arayışını konu alan şiirlerin de yer aldığını söyledi.

    Cebrail ARSLAN / ANTALYA

     

     

     

     

  • Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    PİRHA- 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı. Sivas Madımak Oteli’ne saldıran 15 bin kişiden sadece 124 saldırgan yargılandı. Katliamın arkasındaki güçler ve dönemin sorumluları da dahil kimseye dokunulmadı. Türkiye’de süren davalar zamanaşımına uğrarken, AYM’ye yapılan başvuru ise 12 yıldır tozlu raflarda bekletiliyor; Peki neden?

     

    Sivas Madımak Oteli’nde Asım Bezirci, Asaf Koçak, Ahmet Özyurt, Asuman Sivri, Behçet Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, Koray Kaya, Mehmet Atay, Menekşe Kaya, Metin Altıok, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Muammer Çiçek, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Uğur Kaynar, Yeşim Özkan, Yasemin Sivri, Serpil Canik, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Özlem Şahin, Sait Metin, İnci Türk bundan 33 yıl önce 2 Temmuz’da katledildi.

    30 Haziran’da başlayan Pir Sultan Abdal anma etkinliğine katılmak üzere Sivas’a gelmiş aydınlar, sanatçılar ile etkinlikleri izlemek üzere orada bulunanlar, Madımak Oteli’nde yakılarak, vahşice katledildiler. Devlet katliamı önleyebilirdi, önlemedi.  Orada, apaçık bir insanlık suçu işlendi ama gerçek sorumluları yargılanmadı, katiller korundu. 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı.

    Sivas Madımak Katliamı, önceki pek çok katliamda yaşananlarla neredeyse aynıydı. Hazırlıklar çok öncesinde başlatılmış, saldırganlar örgütlenmiş, etkinlik sırasında Kuran’a , Kabe’ye, Peygambere ve Müslümanların maneviyatına saldırıldığına dair asılsız söylentiler yayılmış, bu içerikte bildiriler dağıtılarak, yerel gazetelerde haberler yapılarak belli bir kesim kışkırtılmış, tarih 2 Temmuz’u gösterdiğinde ise saldırının dozu artırılmış, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırılmış, ardından bu saldırı kalabalık bir güruhla konukların kaldığı Madımak oteline yönelmiş, otel kuşatılmış, parke taşları sökülerek taşlanmış, ardından ateşe verilmiş, tüm çıkış kapıları kapatılmış, içindekiler ölüme teslim edilmişti. Madımakta alevlere karşı yaşam mücadelesi verildiği o dakikalarda;  dönemin Cumhurbaşkanı “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” buyurmuş, hükümettekiler olayı izlemekle yetinmiş,  otel çevresinde bulunan askerler saldırganlara müdahale etmediği gibi yangını söndürme ve kurtarma faaliyeti yürütmemiş, hatta bölgeyi terk etmişti.

    YARGILANMADILAR

    2 Temmuz 1993 tarihinde iktidarda SHP-DYP hükümeti bulunuyordu. Tansu Çiller başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, Sivas Valisi ise Ahmet Karabilgin’di.

    2012 yılına kadar devam eden ve Sivas Madımak Katliamı Davası olarak bilinen katliam davasında diğer katliam davalarında olduğu gibi etkin bir süreç yürütülmedi.

    15 BİN SALDIRGAN

    15 bin saldırganın olduğu katliamda sadece 124’ ü hakkında dava açıldı. Dava sanıklarından Ali Kurt ve Mevlüt Atalay pişmanlık yasasından yararlanmak için mahkemeye yaptıkları başvurularında olayda Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgüt bağlantılarını anlattılar, ancak mahkeme “olayda örgüt yok” dedi. Olay sonrası tutuklanan 124 saldırgandan birçoğuna hafif cezalar verilerek, ağır tahrik indirimleri uygulandı.  33’ü hakkında idam cezası verildi ancak bu ceza, sonrasında müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı.

    Ceza almasına rağmen yakalanmayan katiller arasında Refah Parti yöneticileri de vardı. Katillerin savunmanlığını yapan sekiz avukat ise sonrasında AKP’den milletvekili seçildi.

    UTANÇ!

    Başta katliamda yakınları kaybedenlerin aileleri olmak üzere Alevi toplumu, 33 insanın yakılarak katledildiği Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasına izin vermezken, katliam sırasında ölen iki saldırganın adının da yer aldığı isimler listesi “Bilim ve Kültür Merkezi”ne yazıldı.

    KATİLLERE AF!

    Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç, tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

    1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Katledilenlerin aileleri 33 yıldır bu katliamın sorumlularının ceza alması için bir hukuk mücadelesi veriyor. Yıllarca süren ve cezasızlık politikasına karşı aileler, avukatları aracılığıyla 2014 yılında davayı AYM’ye taşıdı. 2024 yılında yapılan görüşmenin ardından ek bir rapor hazırlanması talep edildi ancak 12 yıldır henüz bir karara varılmadı.

    ANA DAVA SÜRECİ

    1993-2001 yılları arasında 8 yıl boyunca çeşitli mahkemelerde yargılamalar yapıldı. Bu yargılamalar sonucunda 2001 senesinde Yargıtay tarafından 33 sanığa idam, 4 sanığa 20 yıl ve 1 sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi. 13 Mart 2012 tarihinde firari olan 5 sanık hakkında dava, zamanaşımı nedeniyle kapatıldı. 2014 yılında 5 sanık için verilen zamanaşımı kararının kesinleşmesinin ardından ailelerin avukatı Şanal Sarıhan AYM’ye başvuruda bulundu. 14 Eylül 2023 tarihinde dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    AYM’YE BAŞVURU VE BEKLEME SÜRECİ

    2014: Aileler AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
    29 Haziran 2021: Başvurunun 7.yılında AYM ilk olarak başvuruyu gündemine aldı.
    15 Şubat 2024: Başvurunun 10. yılında AYM Genel Kurulu başvuruyu görüştü.
    Şubat 2024: Ek rapor hazırlanmasına karar verildi.
    30 Haziran 2026: Başvurunun 12. yılında hala bir karar yok.

    AYM’NİN BENZER DAVALARDAKİ KARAR SÜRELERİ

    2012 Eylül – 2022 Ağustos tarihleri arasında 10 bin 397 davada AYM’nin ortalama karara süresi, 2 yıl 6 ay 27 gün. Delil sorunu/adil yargılanma ihlali kararlarındaki ortalama süre, 2 yıl 8 ay 19 gün. AYM’nin karara varmak için en uzun süre beklettiği dava için geçen süre ise 8 yıl 24 gün. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl AYM’ye başvurunun üzerinden ise 12 yıl geçmesine karşın neden karar vermiyor? AYM neyi bekliyor?

    AİLELERİN BAŞVURU GEREKÇELERİ

    Aileler AYM’ye yapmış oldukları 2014 tarihli bireysel başvuruda şu ihlalleri iddia etmişlerdir:

    1.Yaşam Hakkının İhlali – 35 kişinin akıbetinin belirsizliğinin 30 yıldan fazla devam etmesi
    2.Adil Yargılanma Hakkının İhlali – Etkisiz ve oyalayıcı yargısal süreç
    3.Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – 30 yılı aşan yargılama süresi
    4.Toplantı ve Gösteri Hakkının İhlali
    5.İnsanlığa Karşı Suç Statüsü – Zamanaşımına uğramaması gerekliliği

    AİLELER VE AVUKATLARIN İDDİALARI

    Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğunu, otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması konularını gündeme getirdiler.

    SOMUT İHMAL ÖRNEKLERİ

    Davanın yeterince önemsenmediği ve ihmallerin çok fazla olduğu belirtilen başvuruda, 30 yıl içinde firari sanıkların ciddi şekilde aranmadığı, yurt dışında bulunanların iade talep işlemlerinde gecikmeler olduğu ve seçici bir arama stratejisi izlendiği (bazı sanıkların evlerinde dahi aranmadığı) belirtilmiştir.

    AYM’NİN YAKLAŞIMI VE “ART NİYET” İŞARETLERİ

    1.2014-2021 (7 yıl): Başvuru gündeme alınmadı.
    2.2021-2024 (3 yıl): İnceleme yapıldı ancak kararlaştırılmadı.
    3.2024 (Şubat): Ek rapor hazırlanmasına karar verildi – (bir erteleme şüphesi)

    Avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest (görülmeye devam eden) durumda olduğunu ve 2014’teki başvurunun AYM tarafından 12 yıldır karara bağlanmadığını, bu süreçte herhangi bir ara karar dahi verilmediğini belirterek bunun etkisiz bir hukuk yolu oluşturduğunu savundu.

    ULUSLARARASI YARGIYA GİDİŞ

    AYM’deki bu bekletilme nedeniyle Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar Av. Dr. Günal Kurşun, Av. Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Av. Deniz Özbilgin dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Başvuru gerekçeleri arasında ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması, yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine aykırılık nedenleri yer almıştır.

    Diren KESER-Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

     

  • Yeter Gültekin Köln’de toprağa sırlandı

    Yeter Gültekin Köln’de toprağa sırlandı

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Köln’de toprağa sırlandı.

    Sivas Katliamı’nda katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Berlin’de 18 Şubat’ta Hakk’a yürümüştü.

    Yeter Gültekin, Almanya’nın Köln kentinde bulunan Dellbrücker Mauspfad Ostfriedhof Mezarlığı’nda düzenlenen sade törenle toprağa sırlandı. Cenaze törenine Gültekin’in ailesi, dostları ile çok sayıda kişi katıldı. Ailenin isteği üzerine törende herhangi bir görüntü çekilmedi.

    Sivas Katliamı davasının avukatlarından Şenal Sarıhan, Gültekin için yaptığı konuşmada, 32 yıldır süren adalet mücadelesine ve Sivas’ta yakılan 33 canın bıraktığı acıya dikkat çekti. Sarıhan, Gültekin’in yalnızca bir kaybın değil, aynı zamanda direnişin ve hak arama mücadelesinin sembolü olduğunu vurguladı.

    Sarıhan, Sivas Katliamı sonrası başlatılan adalet mücadelesinin bugün de devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “Hukuk mücadelemiz 32. yılında hala sürüyor. Ağır ceza mahkemelerinden Yargıtay’a, Yargıtay’dan Anayasa Mahkemesi’ne, idare mahkemelerinden Danıştay’a kadar uzanan bir süreç yaşadık. Şimdi de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hazırlanıyoruz.”

    Yeter Gültekin’in bu mücadelenin en ön saflarında yer aldığını vurgulayan Sarıhan, onun yalnızca bir eş ve anne değil, aynı zamanda hakikat ve adalet için konuşan bir insan olduğunu dile getirdi.

    Konuşmaların ardından Yeter Gültekin toprağa sırlandı.

    Gültekin’in ailesi defin işleminin ardından taziyeleri kabul etti.

    Yeter Gültekin’in özel arzusu üzerine defin sonrasında herhangi bir tören düzenlenmedi.

    PİRHA-KÖLN

  • Yeter Gültekin Berlin’de Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Yeter Gültekin Berlin’de Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ta katledilen 33 can’dan biri olan Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Berlin’de Hakk’a yürüdü.

    Yeter Gültekin Sivas katliamının ardından geçen 33 yıl boyunca adalet arayışından bir an olsun vazgeçmedi.

    Eşinin katledilmesinden kısa bir süre sonra dünyaya gelen oğluyla birlikte hem yasını tutan hem de hukuk mücadelesini sürdüren Gültekin, Sivas davasının zaman aşımına uğratılmaması ve katliamın insanlık suçu olarak kabul edilmesi için uluslararası platformlarda sesini yükseltmişti.

    Gültekin bir röportajında,  “Eğer biz sadece 2 Temmuz’dan 2 Temmuz’a gözyaşı dökersek, o insanları yalnızca yakılarak katledilen fotoğraflara indirgersek, onlara bir yaka fotoğrafı olarak bakarsak, hem onlara karşı tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz, hem de bu mücadelenin , barış ve daha adil bir dünya mücadelesinin, hakkını veremeyiz. Yılda bir gün sadece karanfil bırakmak, sadece ağlamak yeterli değil” ifadelerini kullanmıştı.

    HABER MERKEZİ

  • Madımak Adalet Nöbeti’nin 14. günü Hasret Gültekin’e adandı- VİDEO

    Madımak Adalet Nöbeti’nin 14. günü Hasret Gültekin’e adandı- VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ankara Şubesi, Madımak Adalet Nöbeti’nin 14’üncü gününde nöbet eylemini sürdürmeye devam ediyor. 33 kişi için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’, Ahmed Arif Parkı’nda devam etti. 33 gün sürecek olan nöbetin 14’üncü gününe Hasret Gültekin’in adı verildi.

    32 yıl önce Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen sanatçı, aydın ve yazardan oluşan 33 kişi için başlatılan ‘Adalet Nöbeti’ 14’üncü gününde Ahmed Arif Parkı’nda devam etti. 33 gün sürecek olan nöbetin 14’üncü gününe Hasret Gültekin’in adı verildi.
    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, demokratik kitle örgütleri, madımak katliamı aileleri ve çok sayıda yurttaş nöbete destek verdi.

    “HAK VE HAKİKAT ARAYIŞIMIZ SÜRÜYOR, SÜRECEK”

    2 Temmuz 1993 günü Madımak otelini kuşatan akıl ile, bu gün Suriye’de Alevi soykırımı yapanların aynı aklın ürünü olduğunu ifade eden PSAKD Ankara Şube Başkanı Cemal Tatar, “Madımak, insanlık tarihinde bilinen en uzun yangındır. Biz bu yangının, dumanıyla, külüyle ve acısıyla boğuşurken, kendinden olmayanı yok etmeye kurgulanmış beyinler de hiç durmadı. Yaralarımızı bir kez daha kanattılar. Zaman aşımı yetmedi, koruyup kollamakla kalmadılar, katilleri sessizce sokaklara saldılar. Bu günlerde çok daha net ve açıkça görüyoruz ki; onlar koskoca bir coğrafyayı karanlığa mahkum etmek için her türlü barbarca, canice ve alçakça katliamlar, tecavüzler, yağmalar yapmayı görev edinenlerdir. Biz Aleviler ve ötekileştirilen tüm inanç ve kimliklere sahip halklar olarak bu barbarlara teslim olmadık, olmayacağız” diye konuştu.

    “IRKLARIN DEĞİL KIRKLARIN YOLUNDAYIZ!”

    “Katliamlarla ve soykırım uygulamayla bizi yok edemeyeceksiniz” diyen Tatar, şöyle devam etti:

    “Madımak katillerini serbest bırakanlar, Alevi soykırımına ses çıkarmayanlardır! Bizi Arap Alevi, Kürt Alevi, Türkmen Alevi…diye ayrıştırarak parçalamak isteyenlere sözümüzdür: ırkların değil kırkların yolundayız! Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki, her çiçek kendi rengini taşır, her kuş kendi sesi ile öter ve her ağaç kendi kökünden yeşerir. Kimsenin rengini soldurmadan, sesini kısmadan , köklerine saygı duyarak kendi yolumuza sahip çıkacağız. Ne Madımak ölümsüzlerimizi unutacağız ne de Suriye’de bize soykırım yapanları affedeceğiz! Sivas’ı unutma unutturma! Suriye’de katliamı durdurun!”

    Madımak Adalet Nöbeti; Sanatçı Dilek Kale, Şenol Başar, Hakan Erol Dede ve Muharrem Şahin’in Hasret Gültekin’in eserlerini seslendirmesi ile son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

    Yeter Gültekin, Madımak Katliamı hükümlüsününün affedilmesini yargıya taşıdı

    PİRHA – Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını affetmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

    Sivas’ta 2 Temmuz 1993’te binlerce faşist-dinci kalabalık tarafından Madımak Oteli yakılarak 33 aydın ve sanatçı katledildi. Katliama ilişkin ana davanın haricinde 3 firari fail üzerinden yürütülen ikinci dava da zaman aşımı gerekçesiyle 14 Eylül’de düşürüldü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sivas Katliamı davası sanıklarından Hayrettin Gül’ün cezasını sürekli hastalık gerekçesiyle 6 Eylül’de affetti.

    Madımak Oteli’nde katledilen Sanatçı Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, Gül’ün cezasının affedilmesine karşı Danıştay’a dava açtı.

    Cumhuriyet’e konuşan Yeter Gültekin, “Yaşlı veya genç yüzlerce düşünce suçlusunun iddianamesi bile yazılmadan onlarca yıl cezaevinde tutuklu kaldığı bir dönemde, yaşları ve kronik ölümcül hastalıkları tutuklu yargılanmaları için gerekçe olamazken, Madımak Katliamı dosyasında suçu sabit ve belgeli olan, idam cezası kesinleşen, sonra cezası müebbet hapse çevrilen sanıkların ‘yaşlılık ve sürekli hastalık’ nedeniyle affedilmesi kabul edilemez, savunulamaz. Affetmek ancak gerçek sorumlular yargılandığında ve adalet sağlandığında mümkün olabilir” dedi.

    Yeter Gültekin, “Bu özel af, evlatları Madımak’ta katledilen annelerin yüreklerine atılan yeni bir ateştir” diye de ekledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • “Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar – Yanık Ağıt” 30 Haziran gecesi bütün dijital platformlarda-VİDEO

    “Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar – Yanık Ağıt” 30 Haziran gecesi bütün dijital platformlarda-VİDEO

    PİRHA- Sıvas Katliamının 30’uncu yılında Ada Müzik’ten Behçet Aysan Şiirlerinden Şarkılar “Yanık Ağıt” albümü çıkıyor!

    2 Temmuz 1993’te Sıvas katliamında öldürülen şair – doktor Behçet Aysan anısına, şiirlerinden bestelenen şarkılardan oluşan “Yanık Ağıt” albümü “Ada Müzik” etiketiyle çıkıyor.

    Müzik Direktörlüğünü Çiğdem Erken’in üstlendiği,“Yanık Ağıt”ta Behçet Aysan şiirlerinden bestelenen 16 şarkı yer alıyor. Albüme adını veren “Yanık Ağıt” şiirinin bestesi de yine Çiğdem Erken’e ait.

    Fazıl Say, bugüne kadar Sıvas katliamının belleklerden silinmemesi adına sanatsal yolculuğunu sürdürüyor. Albümde, Behçet Aysan şiirinden bestelediği “Rüzgar Rüzgarla Konuşur” da yer alıyor. Ayrıca Say’ın oda operası Ses’ten “Bir Bahar Dalıyla” da dinleyiciye sunuluyor.

    Albümde çok sayıda farklı müzik tarzlarından sanatçı Behçet Aysan şiirlerini yorumluyor. Albümde yer alan sanatçı ve gruplar şöyle; Zuhal Olcay, Güvenç Dağüstün- Ece Dağistan, Tuna Kiremitçi- Burcu Tatlıses, Doğan Duru, Vedat Sakman, Umut Özensoy, Dilek Türkan, Deniz Çakır, Selva Erdener, Selçuk Sami Cingi, Mirady, Zeynep Karababa- Erdal Erzincan, Mazlum Çimen ve Bajar.

    “Yanık Ağıt” aynı zamanda, Sıvas katliamının 30. yılında, yitirilenlere bir saygı duruşu niteliğini taşıyor. Ayrıca Türkiye’de yapılan az sayıdaki şiiri onurlandıran çalışmalardan biri.

    (HABER MERKEZİ)

  • Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi Açıktepe, Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara durdu-VİDEO

    Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi Açıktepe, Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara durdu-VİDEO

    PİRHA-Hasret Gültekin’in, Hacıbektaş’ta bulunan heykeli önünde dara durarak, çerağ uyandıran, rızalık isteyen Nazımiye Düzgün Baba Cemevi ve Kureyşan Ocağı dedesi Kazım Açıktepe, “Kalbimiz buruk, acılı. Gönül isterdi ki böyle bir şey yaşanmasın. İnancımızın düsturuna göre sorunların cemde çözülmesi gerekiyordu. Biz bunu başaramadık ve o nedenle çok acı çektirdik. Acıyı yüreğimizde hissettik” ifadelerini kullandı. 

    Dersim Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi ve Kureyşan Ocağı mensubu Kazım Açıktepe, Sivas katliamında hayatını kaybeden Hasret Gültekin’in Nevşehir Hacıbektaş’ta bulunan heykeli önünde çerağ uyandırarak, dara durdu, rızalık istedi. Geçtiğimiz yıl Dersim’de yaşanan heykel tartışmasından ötürü üzgün olduğunu belirten Açıktepe, Gültekin’in heykeline Munzur Suyu dökerken, çevresine de Düzgün Baba’dan getirdiği toprağı serpti.

    “BİZDEN BÖYLE BİR TALEP GELMEDİ, AÇIKTEPE’NİN GÖNLÜNDEN GELMİŞ”

    “Hasret canımızdan rızalık almaya geldim. Dara durdum” diyen Açıktepe, ayrıca gelenlere lokma pay etti. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de Açıktepe’nin yanında yer aldı. Açıktepe tarafından sabah saatlerinde böyle bir talebin geldiğini belirten Erçe “Bizden herhangi bir talep gelmedi. Kazım Açıktepe dedenin gönlünden gelmiş. Düzgün Baba’dan teberik, su ve lokma getirerek, Hasret canımızın huzurunda dara durmak istedi. Dedemizin böyle bir talebine rızalık vermeme gibi bir şansımız yok” dedi.

    Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara duran Açıktepe, “Kalbimiz buruk, acılı. Gönül isterdi ki böyle bir şey yaşanmasın. İnancımızın düsturuna göre sorunların cemde çözülmesi gerekiyordu. Biz bunu başaramadık ve o nedenle çok acı çektirdik. Acıyı yüreğimizde hissettik” ifadelerinin kullandı.

    PİRHA / HACIBEKTAŞ

  • Aleviler ve Gültekin ailesi, Çilehane’de Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı-VİDEO

    Aleviler ve Gültekin ailesi, Çilehane’de Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı-VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta Çilehane önünde bir araya gelen Alevi yurttaşlar ve kurumlar ile Gültekin ailesi, Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı. Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, “Sivas’ta düşümüz, bugünümüz ve yarınımız yakıldı. Asla unutulmasın. Biz yitirdiklerimizi Serçesme’ye emanet ediyoruz” dedi.

    59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’ta bir araya gelen Alevi yurttaşların ve kurumların çalışmaları devam ediyor.
    Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yakınında tepelik bir alanda yer alan Çilehane önünde bir araya gelen Alevi yurttaşlar ve kurumların temsilcileri, Hasret Gültekin heykelinin açılışını yaptı.
    Açılışa çok sayıda Alevi yurttaşın ve kurumun yanı sıra Hasret Gültekin’in ailesi ile Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok da katıldı.

    Açılış töreni Hasret Gültekin’in öz geçmişi okunarak başladı. Ardından Hasret Gültekin nezdinde Sivas Katliamı’nda hayatını kaybeden canlar için saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşu sırasında katliamda yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak ‘Yaşıyor’ diye haykırıldı.

    “BU HEYKELİ AÇMAK ONUR VERİCİ “

    Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok açılış konuşmasını yaptı. Altıok konuşmasında, “Bu heykeli açmak çok onur verici. Katledilen 33 canımızı Hacıbektaş’ta misafir etmek çok güzel. Madımak, utanç müzesi olana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “ONLARIN YAKTIKLARI IŞIK BİZLERİ AYDINLATMAYA DEVAM EDİYOR”

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Onların yaktıkları ışık bizleri aydınlatmaya devam ediyor. 33 canımıza verdiğimiz sözün arkasındayız. Eşit yurttaşlık hakkının kazanıldığı özgür, laik, demokratik bir ülke kuracağız.”

    “YİTİRDİKLERİMİZİ SERÇESME’YE EMANET EDİYORUZ”

    Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin de, “Sivas’ta düşümüz, bugünümüz ve yarınımız yakıldı. Asla unutulmasın. Unutmamamız çok önemli. Bu tür katliamlar bir daha yaşanmasın, diye unutmamalıyız. Bu anıtta emeği geçen herkese teşekkürler. Biz yitirdiklerimizi Serçesme’ye emanet ediyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından Hasret Gültekin’in heykelinin açılışı yapıldı.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Hasret Gültekin’in annesi Hace Gültekin PİRHA’ya konuştu: Gördüğüm acıyı düşman görmesin-VİDEO

    Hasret Gültekin’in annesi Hace Gültekin PİRHA’ya konuştu: Gördüğüm acıyı düşman görmesin-VİDEO

    PİRHA-Sivas Madımak’ta 2 Temmuz 1993 günü katledilen Hasret Gültekin’in annesi Hace Hanım Gültekin, oğluna ilişkin anılarını PİRHA’ya anlattı. Oğlunun küçük yaşlardan itibaren Koçgiri tarihine, kültürüne ilgi duyduğunu belirten anne Gültekin, “Günahları, suçları neydi ki? Türkü söylediler, ne yaptılar ki? Hepsi 15 yaşındaydı. 20 yaşındaydı. Benim gördüğüm derdi, acıyı düşman görmesin. Ciğer acısı öyle bir acı ki… Yapan da benim gibi sızlasın. Başka bir şey demiyorum” dedi. 

    2 Temmuz 1993 günü Sivas Madımak’ta katledilen Hasret Gültekin‘in annesi Hace Hanım Gültekin, oğluna dair anılarını PİRHA‘ya anlattı. Hasret Gültekin’in küçük yaşlarından itibaren çoğu konuya meraklı olduğunu ve araştırmalar yaparak, kayıtlar aldığını belirten anne Gültekin, “İsmini keşke Hasret koymasaydım. Belki ona hasret kalmazdım” dedi.

    “KEŞKE İSMİNİ ‘HASRET’ KOYMASAYDIM BELKİ ONA HASRET KALMAZDIM”

    Hasret Gültekin’in beş kız çocuğundan sonra dünyaya geldiğini belirten Hanım Gültekin, oğluna ‘Hasret’ ismini verme sürecini, oğlunun küçük yaşlardan itibaren sanata ilgi duyduğunu şöyle aktardı:

    “Beş kızdan sonra Hasret doğdu. Erkek çocuğa hasrettik diye ‘Hasret’ koyduk. Keşke ‘Hasret’ koymasaydım. Belki ona hasret kalmazdım. Küçük yaşta sanatçılık yaptı. Fazla da yanımızda durmadı. Hep orada buradaydı. Sanatçılığı olduğu için fazla kalmazdı evde. Ondan sonra da evlendi. Allah’ıma şükür ki evlendi de çocuğu oldu. Roni’m var. Çalardı, söylerdi, meraklıydı. Bizim buralarda bir cenaze merasimi var ise hepsini, ağıtları dinlerdi. Çok meraklıydı öyle şeylere. Hiç çocuk olmadı ki. Yürümeye başladığı zaman sanki 10 yaşındaydı. Öyle laflar, öyle şeyler konuşuyordu ki. Bir yaşlı görürse hemen giderdi. Soru sorardı. Meraklıydı öyle şeylere. Hep yazardı.”

    “TEK TELLİ KIRIK BİR BAĞLAMASI VARDI”

    Gültekin’in ilk olarak tek telli kırık bir bağlaması olduğunu söyleyen anne Gültekin, “Bağlama kırılmış ve sadece bir teli kalmıştı. Bir tarafı kalmıştı. Onu baktım ki tutmuş. Gücü de yetmiyor, çekiyor yerde. Odunları indirdim. Dedim “Bırak onu ne yapacaksın?” Ağladı. Ben de dokunmadım. Tek telle öyle uğraşıyordu. Ondan sonra işte altı yaşındayken babası ona küçük bir cura aldı. Onunla başladı. Büyüdükçe büyüdü. Tabii hem hüzünlendim, hem sevindim. Biz, okulu ertelemesin, dedik. Kadıköy Anadolu Lisesi’nde okudu. Babası her gün arabayla götürüp getiriyordu. Bahçelievler’den Kadıköy’e. Bir misafir gelseydi ona yanaşırdı. Bir şeyler sorardı. Sazı eline alır almaz. Fazla da evde kalmıyordu. Senede bir kaç sefer Almanya’ya gidiyordu. Arada kendisi söyleyeceği türküleri danışıyordu bize. Ben Kürtçe türküleri seviyordum. O da bir, ikisini söyledi ama sonra bıraktı. Arıx’ı söyledi. Bir cenaze oldu mu ağıt söyleniyor. Onlara çok meraklıydı. Çekerdi hemen.”

    “BABAANNESİ ÇOK İTİKATLI BİR KADINDI”

    Hasret Gültekin’in babaannesinin Alevi geleneklerine bağlı bir kadın olduğunu vurgulayan Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevi geleneklerine ekseri babaannesi. Biz o zaman çok gençtik. Babaannesi hem biliyordu hem de çok tutucuydu. Çocuklar öğrensin, bilsin isterdi. Hep babaannesinden öğrendi. Babaannesi çok itikatlı biriydi. Çocuklara “Bizim yolumuz bu” diye söylerdi. Hasret köyde ceme girmedi. Başka yerde girdiyse bilmiyorum. Eskiden dedeler gelirdi, cem kurulurdu ama Hasret yoktu o zaman. Sonra da zaten öyle bir şey yoktu. Başka yerde gitmişse bilmiyorum. Ama mutlaka gitmiştir.
    Bizim buralarda ölüler oldu mu acı çok oluyor. Oralarda etkilenmiş olabilir. Tabii ki Koçgiri geleneği öyle. O da meraklıydı. Gider, dinlerdi. Hatta ben “Ya sen erkek çocuğusun. Ne işin var buralarda?” diyordum. “Ben seviyorum” diyordu. Kendi besteleri vardı. Eşinin yanında yazılı besteleri var. Koçgiri tarihine dair her şeyi soruyordu. Arşiv topluyordu. Gider yaşlılara sorardı.”

    “GÜNAHLARI NEYDİ? TÜRKÜ SÖYLEDİLER”

    Anne Gültekin, son olarak Madımak’ta yaşanan katliama ilişkin şunları ifade etti:

    “Allah düşmana vermesin. Öyle kolay değil. Günahları, suçları neydi ki? Türkü söylediler, ne yaptılar ki? Hepsi 15 yaşındaydı. 20 yaşındaydı. Benim gördüğüm derdi, acıyı düşman görmesin. Ciğer acısı öyle bir acı ki… Yapan da benim gibi sızlasın. Başka bir şey demiyorum.”

    Hace Hanım Gültekin ile yapılan röportajın tamamı Can TV’de saat 18.00’de yayınlanacak.

    Rohat EMEKÇİ – İsmail SİVASLI / SİVAS

  • ‘Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, ailesine ve kamuoyuna karşı dardayız’

    ‘Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, ailesine ve kamuoyuna karşı dardayız’

    PİRHA- Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan sürece dair açıklama yapan Düzgün Bava Cemevi, “Bilerek, bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak sürecini biz de yaşadık. Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, ailesine, kamuoyuna karşı darda olduğumuzu belirtiriz, özür dileriz” denildi.

    Düzgün Bava Cemevi, DAD ve PSAKD’nin ardından Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Sanatçı Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan tartışma sonrasında yeni bir açıklama yaptı.

    Düzgün Bava Cemevi açıklamasında, “İnancımıza, kutsal değerlerimize, inancımızın kavramlarına yönelik sistemli bir yönelmenin olduğu dönemlerden geçiyoruz Kendini bilmeyenler Nahak zihniyetle el ele vererek adeta bu zulme ortak olma yarışına girmişlerdir. Özellikle son günlerde kendilerini “dede” diye tanımlayan bazı ocak evlatlarının kutsal Dersim topraklarında birer misyoner gibi çalışmaları biliniyor. Binlerce yıllık fikriyatımız, hakikat arayışımız ikrarsızlar tarafından rant alanına dönüştürülmüş, kendini bilmeyenlerin söz söylemesi, cemevlerinde yol adına söz söylemeleri toplumumuzun geldiği aşamayı da göstermektedir” dedi.

    “HASRET GÜLTEKİN CANIMIZIN AZİZ HATIRASINA, AİLESİNE, KAMUOYUNA KARŞI DARDAYIZ”

    Açıklamanın tamamında şunlar ifade edildi:

    “İnancımıza, doğamıza, toplumumuza, değerlerimize saldırının en üst düzeyde yaşandığı bir dönemde, halkımıza karşı tarihsel sorumluluğumuzun bilincinde olmak gerektiğine inanıyoruz. Sözün can çekiştiği bu dönemlerde Hakk kelamını dile getirmek tarihe iz bırakmaktır.

    İki yılı geçen bir süreçte Harde Dewreş’te şehidimiz Hasret Gültekin’in canımızın anıt heykeli ile ilgili bir süreç yaşandı. Sürecin nasıl, kimler tarafından, ne amaçla sürekli gündemde tutulduğuna değinmeyeceğiz. Var olan sorunun çözümü için müsahip kurumlar olan Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezinin görüşmeleri, meydan kurmaları, çözüm konusunda ikrarlaşmaları, süreci kamuoyuyla paylaşmaları bize de halkımıza karşı sorumluluğumuzun gereği ve bilinciyle söz kurmaya vesile oldu.

    Demokratik Alevi Derneklerinin basına verdiği açıklamada belirttiği hususlar bizce de kabulümüzdür. “Bu süreçte musahip kurumlarla yaşanan tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme, bilerek bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine, toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” diyerek, niyetlerini samimi olarak ortaya koymaları, peşinde PSAKD’nin açıklaması ve birlik çağrısı bizim de çağrımızdır.

    Bilerek, bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak sürecini biz de yaşadık. Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, ailesine, kamuoyuna karşı darda olduğumuzu belirtiriz, özür dileriz.

    AYRIŞMA DEĞİL BİRLİK OLMA GÜNÜDÜR

    Kamuoyunun bilmesi gerekir ki, inancımızın en yüksek rızalık makamı olan pirlerimizin katılımı ile yapılan cemde, “Hasret Gültekin canımızın anıt heykelinin ve Sivas şehitlerinin görünür olduğu bir kompozisyonun Nazımiye merkez veya Dersim’de, Alevi kurumlarının katılımı ile dikilmesi” kararına rıza gösterdik. Pirlerin nefesi, kelamı bize delildir.

    Alevi toplumu ve kurumları üzerinde bu kadar yoğun baskı ve asimilasyon politikalarının zirve yaptığı bir dönemde gün ayrışma değil birlik olma günüdür. Bu bilinç ve iradeyle dün olduğu gibi bu günde günümüz Yezid’lerine karşı Hüseyin’i bir duruşla Hakk ve hakikat yoluna hizmet etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    > DAD: 2 Temmuz arefesinde yeni bir açıklama yapılmasına ihtiyaç var
    > PSAKD: Bir olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var

  • PSAKD: Bir olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var

    PSAKD: Bir olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var

    PİRHA- PSAKD Genel Merkezi, Hasret Gültekin heykeli üzerinden yaşanan tartışmalara ilişkin yeni bir açıklama yaptı. PSAKD açıklamasında, DAD ile yapılan görüşmede sorunun çözümü noktasında samimi bir iletişim içine girilerek sürece özeleştirel bakıldığı ve Alevilerin birliğinin öne çıkarıldığı belirtilerek, gelinen aşamada bu müşkülü ortadan kaldırmanın Alevi kurumlarının ortak görev sorumluğunda olduğu kaydedildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sanatçı Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan tartışma sonrasında bir açıklama yayınlayarak sorunun çözümü için birlik çağrısı yapan Demokratik Alevi Dernekleri’nin çağrısına olumlu yanıt verdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi‘nin, Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan tartışmalar sonrasında 16 Haziran tarihinde yaptığı açıklamada, “Bu süreçte musahip kurumlarla yaşanan tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme, bilerek bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine,  toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” ifadelerine yer verilmişti.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi tarafından yayınlanan açıklamada çözüm çağrıların değerli olduğu kaydedilerek, tüm bu yaşanılan süreçler içerisinde gelinen aşamada bu müşkülü ortadan kaldırmanın ortak görev sorumluğunda olduğu belirtildi.

    Açıklamanın devamında Alevi kurumlarının ortak iradesi ile birlikte bir araya gelerek ikrarlaşmak gerektiğinin ve hak mücadelesinde Alevilerin bir olmasına her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç olduğunun altı çizilerek, DAD ile ilişkileri askıya alan kararını kaldırılarak normalleşme sürecini başlatıldığı kamuoyuna deklere edildi.

    “HİÇ ARZU ETMEDİĞİMİZ MÜŞKÜLLERLE KARŞILABİLİYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi’nin açıklama şöyle:

    Her geçen gün inancımıza, kutsallarımıza yönelik baskılar ve asimilasyon politikaları sistemli bir şekilde ve artarak devam etmektedir. Tüm Alevi ocakları ve süreklerine yönelik asimilasyon politikaları sürmekte, kutsal mekanlarımız, dergahlarımız, ziyaretlerimiz elimizden alınmış, kontrol ve denetim altında tutulmaktadır. Alevi toplumumuza ve Alevi değerlerine yönelik baskılar sürmekte, nefret suçları en üst seviyede yaşanmaktadır. Bütün bunlara bağlı olarak,  Alevilerin eşit haklar talebi ve mücadelesi daha bir önem kazanmaktadır. Tüm bu uygulamalara ve saldırılara karşı durabilmenin yolu öğretimizde bellidir. Bir olalım, iri olalım, diri olalım.

    Ne yazık ki bazen mücadelemizde hiçte arzu etmediğimiz “müşküllerle” karşılaşmak durumunda kalabiliyoruz. İki yıla yakın bir süredir hepimizi derinden yaralayan ve üzen bir durumla karşı karşıya kaldık. Bir canımız tarafından yapılıp Düzgün Baba Cemevi yakınlarına konulan Hasret Gültekin canımızın heykelinin sökülüp bir depoya konulması olayı. Bu durum başta Hasret canımızın ailesi olmak üzere her bir Alevinin canını yakmıştır. PSAKD olarak kendimizi, olayın kendisine ve sonuçlarına, hiçbir Alevi canın ve kurumunun rızalık vermediği bir sürecin içinde bulduk. Doğal olarak  taraf olduk. PSAKD’nin heykelin yapımı, yerine montajı ve sökülmesi süreçlerinden hiçbir şekilde bilgisi olmamış ve dolayısı ile dahil de değildir.

    Bütün tartışmalar dışında, Hasret Gültekin elinde bağlamasıyla çarkı pervaz olup evliyalar yurduna, Düzgün Baba’ya konmuştu. Sorun, “Harde Dewreş” denilen bu topraklara mihman olan Hasret canımızın suretini batini olarak yorumlamak yerine, zahirde heykel olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır.

    “SORUN ORTADA BIRAKILMIŞTIR”

    Konuyu kısa olarak detaylandırmak gerekirse;

    16 Temmuz 2020 günü açılışının yapılacağı duyurulan ”Sivas Katliamı Şehitleri Anı Ormanı-Anıt Projesi” kapsamında, 33 canımızın isimlerinin de yerleştirildiği Hasret Gültekin heykeli 15 Temmuz 2020 gecesi yerinden sökülmüştü. Sökülme gerekçesi olarak ise bölgenin kutsal olduğu dolayısı ile heykelin dikilemeyeceği yönünde açıklamalar yapılmıştı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi Sivas’ta katledilen Hasret Gültekin‘in anıtının Düzgün Baba Cemevine dikilmesi ve ardından yerinden sökülmesi üzerine yaşanan tartışmalara çözüm bulmak amacıyla 25 Temmuz Cumartesi günü Düzgün Baba Cemevinde toplantı çağrısı yapmıştı.

    26 Temmuz 2020 tarihinde yapılan toplantıya, PSAKD Dersim Şubesi ve Genel Merkez yöneticileri, DAD Genel Merkez yöneticileri, DEDEF yöneticileri, Pirler ve halkın yoğun katılımı olmuştur. Bu toplantı sonucunda, PSAKD yöneticileri ve Hasret Gültekin Canımızın eşi Yeter Gültekin, Heykelin tekrar yerine konulması veya depoda bırakılmasını, başka bir yere götürülmesine rızalık vermediklerini beyan etmişlerdir.

    Bu kabul görmediğinden sorun ortada bırakılmıştır. Daha sonra Nazimiye Belediyesi tarafından heykelin Nazımiye meydanında bir parka dikilmesinden sonra, Genel Merkez yöneticilerimiz tarafından heykel yerinden sökülerek Hacıbektaş İlçesinde dikilmek üzere taşınmıştır.

    “SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE SAMİMİ İLETİŞİM İÇİNE GİRİLMİŞ, ÖZELEŞTİREL BAKILMIŞTIR”

    Sorunun uzunca bir süre çözümsüz kalması ve Alevi Kurumları arasında gerilime neden olmasından dolayı Alevi Kurumları tarafından görüşmelerin yapılması için bir çağrı yapıldı.

    6 Alevi çatı örgütünün, 3 Mart’ta “Gün ayrı düşme günü değildir” diyerek yaptığı çağrı, her iki örgütümüz tarafından da değerli görüldü.

    09 Mart 2022 tarihinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda yapılan toplantıya taraflardan Gani Kaplan, Özgür Kaplan, Onur Kaya, Müslüm Metin, Ercan geçmez, Musa Kulu, Murat Işık, Zeynel Kete, Mustafa Karabudak  katılım sağlamışlardır.

    Toplantı sonrasında, DAD, darda olduklarını beyan eden bir açıklama yapmış ve ardından da PSAKD önceki dönem Genel Sekreterimiz Özgür Kaplan;

    DAD yöneticileri ‘Hasret canımızın özelinde Madımak şehitlerinin darındayız’ demişler. Dardayız demek bizler için, Alevi dilinde çok önemli. Bir insan darda ise tamamdır, artık yola teslim olmuş olarak algılarız. Biz ‘dardayız’ diyen bir örgüte Alevice yaklaşırız. Alevilik öğretisinin gereğini yerine getiririz. Biz Aleviyiz sonuçta, yan yana gelip sorunlarımızı çözeriz.” Diyerek görüşmelerin devam edeceğini belirtmiştir.

    PSAKD Genel Kurul sonrası DAD tarafından Genel Merkezimize yapılan hayırlı olsun ziyaretinde konu tekrar gündeme gelmiştir. Bu ziyaret sonrası görüşmeler yapılmış ve belli ilerlemeler sağlanmıştır. Sorunun çözümü noktasında samimi bir iletişim içine girilmiştir. Sürece özeleştirel bakılmış ve Alevilerin birliği öne çıkarılmıştır.

    “NİYETLERİNİ SAMİMİ OLARAK ORTAYA KOYMUŞLARDIR”

    DAD, 2 Temmuz arifesinde 16 Haziran 2022 günü başına ve Alevi Kamuoyuna dönük bir  açıklama daha yapmış ve bu açıklamada: daha önce Hasret Gültekin canımızın anıt heykeli ile ilgili yaşanan sürecin gündeme geldiğini, yaşanan süreçle ilgili Alevi kurumlarının dar-didar olup ortak açıklama yapma konusunda ikrarlaştıklarını belirtmişlerdir. Açıklamanın bir bölümünde ise,

    “Bu süreçte musahip kurumlarla yaşanan tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme, bilerek bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret GÜLTEKİN canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine, toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” diyerek, niyetlerini samimi olarak ortaya koymuşlardır.

    “MÜŞKÜLÜ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN BİR ARAYA GELEREK İKRARLAŞMALIYIZ”

    PSAKD olarak; tüm bu yaşanılan süreç içerisinde gelinen aşama, Alevi öğretisi gereğince ortada bir müşkülümüzün varlığıdır. Bu müşkülü ortadan kaldırmak hepimizin ortak görev sorumluğundadır. DAD Genel Merkezinin yapmış olduğu; “ Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret GÜLTEKİN canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine,  toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz” açıklamasının çok değerli olduğunu, müşkülü ortadan kaldırmak üzere tüm Alevi kurumlarının ortak iradesi ile birlikte bir araya gelip ikrarlaşmak gerektiğini ve eşit haklar mücadelesinde bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu belirtmek istiyoruz.

    “DAD İLE İLİŞKİLERİMİZİ ASKIYA ALAN KARARI KALDIYORUZ”

    Bu bağlamda, daha önceki GYK’mız tarafından DAD ile ilişkilerimizi askıya alan kararını kaldırıyor ve normalleşme sürecini başlatıyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak, Sorunun tümü ile çözümünü sürece yayarak ve her türlü oyunu ve hesabı bozarak yol alacağımızın bilinmesini istiyoruz. Alevileri kategorize ederek, bölerek ve birbirine düşürerek farklı niyet ve kişisel ikbal peşinde olanlara izin vermeyeceğiz. Hakkın ve hakikatin yolunda olanlara aşk olsun.

    Hak- Muhammed – Ali Yardımcımız, Hızır Yoldaşımız olsun!

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD: 2 Temmuz arefesinde yeni bir açıklama yapılmasına ihtiyaç var

    DAD: 2 Temmuz arefesinde yeni bir açıklama yapılmasına ihtiyaç var

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Hasret Gültekin heykeli üzerinden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile yaşanan tartışmalara ilişkin yeni bir açıklama yaptı. DAD, “Yaşanan süreçle ilgili Alevi kurumları dar-didar olup ortak açıklama yapma konusunda ikrarlaştı. Ancak yapılan açıklamaların Alevi toplumuna ulaşmasında yetersizlikler ve gecikme yaşanması nedeniyle 2 Temmuz arefesinde bu konuda yeni bir açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, Sanatçı Hasret Gültekin’in anıt heykeli üzerinden başlayan tartışma sonrasında yeni bir açıklama yaptı.

    “TEMEL ARZUMUZ BİRLİK İÇİN BİR MEYDAN KURMAKTIR”

    DAD Genel Merkezi tarafından yazılı yapılan açıklamada “Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın tamda zamanıdır” vurgusu yapıldı. Geçmişte her iki kurum tarafından yapılan açıklamaların Alevi toplumuna ulaşmasında yetersiz kaldığını belirten DAD Genel Merkezi, 2 Temmuz öncesinde yeni bir açıklama yapılması önerisinde bulunarak şu paylaşımda bulundu:

    “Yaşadığımız her an, bir tarihin zuhurunu içinde barındırıyor. Her an bir eşiğin kapısını aralamaktadır. Hızır hikmetini bilenler, ‘Yol cümleden uludur’ diyenler, kutsala niyaz olanlar, tarihi sorumlulukların eşiğinde yaşarlar. Aslolan bu zor günlerde inancın kemaleti ile birlenmektir. Bir talip hareketi olarak bu sorumluluğun bilincinde olduğumuzu belirtiriz.

    Zamanın çarkı bize durmayı değil, özümüzü dara alarak, el ele vererek, kemalet ile gayret etmeyi, Nahak zihniyete karşı birlik olmayı uygun görür. Birlik olunursa dirlik sağlanır. Yol taşını yol kuşuna atmadan, ‘gönül kırılsın yol kırılmasın’ diyerek, birlik meydanında ikrarlaşmak zamanıdır. Alevi hakikati sorunları çözme konusunda binlerce yıllık kemalete sahiptir.

    Alevi süreklerine yönelik zulüm katmerleşerek devam ediyor. Her gün kutsal mekanlarımız yer ile bir ediliyor, inancımıza yönelik baskılar sistemli bir şekilde artarken Alevilerin, Alevi kurumlarının birlik için çerağ uyandırması gerekiyor. Aramızda birlik dili, ruhsal ikrarlaşma kurmadan bu kadar zulüm ile nasıl başa çıkılır. Birlik sağlanamazsa her kurum ya da sürek kendi mekanında kiracı olarak yaşar. Kutsal olan Yol ise, Yol çare ise, dertlere derman ise yolun anlam deryası ile birlenmek Alevi toplumuna karşı sorumluluğun gereğidir. Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın tamda zamanıdır.

    Demokratik Alevi Dernekleri olarak temel arzumuz birlik için bir meydan kurmaktır. Doğru zamanda ve mekanda hak kelamını söylemek, yol taşını yol kuşuna atmadan, Alevi süreklerine karşı olan sorumluluğun gereği kongre süreçlerini tamamlayan müsahip kurumlara nezaket ziyaretinde bulunarak düşüncelerimizi yeni görev alan canlara da ilettik.

    An itibariyle, Alevi süreklerinin tümüne yönelik baskılar en üst düzeyde yaşanıyor. Kutsallarımız olan dergâhlarımız, ziyaretlerimiz, mekanlarımız, elimizden rızasız bir şekilde ya alınmış ya da destursuz bir şekilde kontrol ve denetim altındadır. Toplumumuza ve değerlerimize yönelik baskılar, nefret suçları en üst düzeyde işlenmektedir; bu suçları işleyenlere ise cezasızlık uygulanmaktadır.

    Bu görüşmelerde, daha önce Hasret Gültekin canımızın anıt heykeli ile ilgili yaşanan süreç gündeme geldi. Yaşanan süreçle ilgili Alevi kurumları Dar – Didar olup ortak açıklama yapma konusunda ikrarlaştı. Ancak yapılan açıklamaların Alevi toplumuna ulaşmasında yetersizlikler ve gecikme yaşanması nedeniyle 2 Temmuz arefesinde bu konuda yeni bir açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

    “İKRARLAŞTIK”

    Bu süreçte müsahip kurumlarla yaşanan tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme, bilerek bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu eksiklerimizin bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret GÜLTEKİN canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine,  toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun bilincinde olarak özür dilediğimizi belirtiriz.

    Bu demde inancımızı, birliğimizi esas alarak toplumumuza, inancımıza, değerlerimize karşı sorumlu olduğumuz, bu sorumlulukla gayret etmemiz gerektiğinin bilincinde olarak ikrarlaştık.

    Hak aynamız Hızır yardımcımızdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • DAD’dan Alevi kurumlarının çağrısına yanıt: Birlik çağrısı bizim de çağrımız ve kabulümüzdür!

    DAD’dan Alevi kurumlarının çağrısına yanıt: Birlik çağrısı bizim de çağrımız ve kabulümüzdür!

    PİRHA-Altı Alevi çatı örgütünün, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) arasındaki sorunların giderilmesi için yaptığı çağrıya DAD’tan olumlu yanıt geldi. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan DAD yönetimi “Yol cümleden uludur. Yol adına gayret eden canların birlik çağrısı bizim de çağrımız ve kabulümüzdür” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), kırgınlıkların giderilmesi için altı Alevi örgütünün çağrısına olumlu yanıt verdi. Konuya ilişkin yazılı yapılan açıklamada “Yol İkrar ve Rıza Üzeredir. Yol İkrarlı Birliktir!” vurgusu yapıldı.

    “İKRARLAŞMAYI YOL ADINA SORUMLULUK KABUL EDİYORUZ”

    “Hasret Gültekin canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine, toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı darda olduğumuzu belirtiriz” şeklindeki açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    Yaşadığımız demi devran çoklu kazanımların ve kayıpların yoğun yaşandığı bir dönemdir. Dolayısıyla bu zor dönem Aleviler için de geçerlidir. Dünya ve Türkiye’de yaşananlara baktığımızda Alevî toplumunun bütün sürekleri ile plânlı bir asimilasyona, baskıya tabi tutulduğu bilinmektedir.

    Alevi süreklerinin tümüne, Hakk ve Hakikat mücadelesi veren tüm kesimlere yönelik baskılar en üst düzeyde yaşanıyor. Kutsallarımız olan dergâhlarımız, ziyaretlerimiz, mekanlarımız, elimizden rızasız bir şekilde ya alınmıştır ya da destursuz bir şekilde kontrol ve denetim altına alınmış bir durumdadır. Toplumumuza ve değerlerimize yönelik baskılar, nefret suçları en üst düzeyde işlenmektedir; bu suçları işleyenlere ise cezasızlık uygulanmaktadır.

    Bütün bu yaşananlar Alevilik adına söz söyleyen ve gayret edenlere tarihi sorumluluklar yüklemiştir. Demokratik Alevi Dernekleri olarak bu tarihi sorumluluğun bilincinde olarak gayret ediyoruz.

    Yaşadığımız her an biz Aleviler ve demokrasi mücadelesi verenler açısından tarihsel sorumluluklar yüklemektedir. Hakk Yol Alevi toplumu ve hakikati için gayret ve emek harcayan her Alevi kurumu birliği esas alıp, yaşanan sorunların çözümü için birbirimizin Xızırı olmak durumundayız. Yol ikrar ve rıza üzeredir. Yol ikrarlı birliktir, Yol nehak anlayışa karşı Hakk meydanında birlik olmaktır.

    Hakk Yol Alevi gerçeği, sorunların çözümü konusundaki kemaleti her demde çözüm üretmiştir. Yol taşını yol kuşuna atmadan, Hakk meydanında Dar – Didar olup hakikati dile getirmek tarihsel görevimizdir. Bu tarihsel sorumluluğun farkında olan altı Alevi çatı örgütü; Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı kurumlarınızın ‘Gün ayrı düşme günü değildir’ düsturu ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile Demokratik Alevi Dernekleri arasında Peyik görevi görmelerini söylemeleri bizim açımızdan son derece önemli ve tarihi bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun gereği olarak birkaç defa meydan kurularak birlik çağrısında bulunmuştuk. Hakikat Yoldur. Yol cümleden uludur. Yol adına gayret eden canların birlik çağrısı bizim de çağrımız ve kabulümüzdür. Hakk meydanında cemal cemale gelerek ikrarlaşmayı Yol adına, toplumumuz adına bir sorumluluk olarak kabul ediyoruz.

    “DARDA OLDUĞUMUZU BİLDİRİRİZ”

    Yaşanan süreçle ilgili olarak tartışma, birbirini itham etme, çözüm konusunda daralma, kurumsal iletişimde eksik kalma, çözüm üretecek müdahalelerde gecikme bilerek, bilmeyerek sorunun büyümesine ortak olmak gibi bir süreci yaşadık. Bu durumun bilincinde olarak bir araya gelip ortak akıl ile hareket ederek; inancımıza karşı, Sivas şehitlerine, özelde Hasret GÜLTEKİN canımızın aziz hatırasına, Sivas şehitleri ailelerine, toplumumuza, demokratik kamuoyuna karşı darda olduğumuzu belirtiriz.

    Hakikat Yoldur, Yol cümleden uludur!

    Bu demde inancımızı, birliğimizi esas alarak toplumumuza, inancımıza karşı sorumlu olduğumuz, bu sorumlulukla gayret etmemiz gerektiğinin bilincinde olarak kurumlarımızın çağrısına bağlı olduğumuzu belirtiyoruz.

    Zaman el ele vererek birleşme zamanıdır. Zaman Yol’un huzurunda, topluma karşı Dar’a durma zamanıdır. Yapmamız gerekip de yapamadıklarımızı görme zamanıdır. Ele, dile, göze nazar etme zamanıdır.

    Hakk aynamız Xızır yardımcımızdır.”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER: Altı Alevi örgütünden DAD ve PSAKD’ye çağrı: Gün ayrı düşme günü değildir!

  • Altı Alevi örgütünden DAD ve PSAKD’ye çağrı: Gün ayrı düşme günü değildir!

    Altı Alevi örgütünden DAD ve PSAKD’ye çağrı: Gün ayrı düşme günü değildir!

    PİRHA-Altı Alevi çatı örgütü, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) arasındaki sorunların giderilmesi için çağrıda bulundu. Konuya ilişkin yapılan açıklamada “Yezid sinsi, menzilimiz uzun. Gün ayrı düşme günü değildir. DAD ve PSAKD bir masa etrafında toplanarak, sorunları cemal cemale konuşup çözebilecek kemalete sahiptir. Bu konuda bizlere verilecek bir görev varsa hazır olduğumuzu da belirterek cümle canlara aşkı niyazlarımızı sunarız” denildi. 

    Sanatçı Hasret Gültekin’e ait heykel üzerinden başlayan tartışmalar sebebiyle altı Alevi çatı örgütü Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Brlikleri konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Hacı bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, müzakere çağrısı yaptı.

    Demokratik Alevi Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri arasındaki kırgınlıkların giderilmesi için yazılı açıklama yapan örgütler, “Gün ayrı düşme günü değildir” diyerek şu çağrıda bulundu:

    “Biz Aleviler binlerce yıldır, kadim topraklarda her türlü saldırıya, inkâra, katliam ve sürgünlere uğradık. Fakat hiç bir şey bizi, inancımızdan, yolumuzdan ve ikrarımızdan döndüremedi. Sadece Cumhuriyet döneminde bile onlarca kez katliamlara uğradık, tarifsiz acılar yaşadık. Günümüzde de bizler açısından bu tehdit bitmemiştir.

    Yaren yoldaşlar sevgili canlar;

    Tüm bu katliam, inkar ve imha politikaları üzerimizde uygulanırken, bize dayanma gücü veren bir olma, iri olma, diri olma inancımız olmuştur. Çünkü el gövdede kaşınan yeri bilir, öyleyse, dert bizde derman ellerimizdedir diyerek, biz aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak bu çağrıyı yapma kararı aldık.

    Canlar, Hasret Gültekin canımızın Dersim-Nazmiye-Düzgünbaba Cemevine yapılan heykelinin yerinden kaldırılması ile başlayıp, yaklaşık iki yıldan bu yana devam eden, Demokratik Alevi Dernekleri ile Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri arasındaki, kopma, ayrışma, kırgınlıkların giderilmesi için çağrıda bulunuyoruz. Bizler bu çağrıyı yaparken, Alevi kutsalları ile, ortak acılarımızı karşılaştırma, ya da teraziye koyma gibi bir niyetimizin olmadığını özellikle belirtiyoruz. Çünkü bizim inancımız siyasetlere sığmayacak kadar büyük, hoşgörümüz ise ummana sığmayacak kadar engindir.

    “DAD VE PSAKD, SORUNLARI ÇÖZEBİLECEK KEMALETE SAHİPTİR”

    Canlar, dostlar;

    Gönül umduğuna küsermiş derler.

    Kalpler kırıldı, gönüller küstürüldü. Acılar tazelendi, gözyaşları döküldü. Özellikle 2 Temmuz şehit aileleri üzüldü. Tüm bunların bilincinde olduğumuzu belirterek, Demokratik Alevi Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri’ne dost kelamını gönderiyoruz. Yaklaşık iki yıldır devam eden kırgınlığın bitirilmesi, döküleni doldurup, düşeni kaldırmak, azalanı çoğaltmak için lütfen alınan kararları bir kez daha gözden geçirin.

    Yezid sinsi, menzilimiz uzun. Gün ayrı düşme günü değildir.

    DAD ve PSAKD bir masa etrafında toplanarak, sorunları cemal cemale konuşup çözebilecek kemalete sahiptir. Bu konuda bizlere verilecek bir görev varsa hazır olduğumuzu da belirterek cümle canlara aşkı niyazlarımızı sunarız.

    Yar Ali yaradan Ali cümlemize yoldaş olsun.”

    Çağrıda imzası olan kurumlar:

    -ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU

    -ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU

    -ALEVİ DERNEKLERİ FEDERASYONU

    -AVRUPA ALEVİ BİRLİKLERİ KONFEDERASYONU

    -ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ

    -HACIBEKTAŞ VELİ ANADOLU KÜLTÜR VAKFI

    PİRHA/ANKARA

  • DAD’dan çağrı: Gelin Düzgün Baba mekanında kutsallarımızın darına duralım, biz hazırız

    DAD’dan çağrı: Gelin Düzgün Baba mekanında kutsallarımızın darına duralım, biz hazırız

    PİRHA- Dersim’de Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan Hasret Gültekin heykeline ilişkin Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaptı. Heykelin Dersim’de dikilebileceğini vurgulayan DAD, kendilerine yönelik sarfedilen sözleri eleştirdi. DAD, “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız” çağrısında bulundu. 

    Dersim’de Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan ve geçtiğimiz hafta Pir Kureyş Baba Cemevine dikilen Hasret Gültekin’in heykeli son olarak geçen hafta sonu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın da aralarında bulunduğu bir heyet tarafından teslim alınarak Dersim merkezdeki bir mekana kaldırıldı.

    Gerekli görüşmeler sonrasında Hasret Gültekin’in ailesinin de rızalığı alınarak heykel belirlenen bir noktaya dikilecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi bugün heykele ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “Yol Kardeşlerimize Ve Demokratik Kamuoyuna” başlığıyla yapılan açıklamada “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız” denildi.

    DAD Genel Merkezi’nin tam metni şöyle:

    “Bilindiği üzere yaklaşık bir yıldır Düzgün Baba Cemevi ve Hasret Gültekin heykeli üzerinden tartışmalar yürütülmektedir. Bu tartışmalar Alevi edep-erkânı dışına taşırılmış olup merkeze Demokratik Alevi Dernekleri ve Düzgün Baba Cemevi yönetimi konularak adeta bir linç kampanyasına dönüştürülmüştür. Yola bağlı canların sorun ve meseleleri ele alış ve çözümleyiş yöntemi belliyken ciddi bir bilgi kirliliği yaratılmış, adeta bir algı operasyonuna dönüştürülmüştür. Birçok açıklama yapılmasına rağmen bu linç ve algı operasyonu derinleştirilerek sürdürülmüş, kurumumuzun halkımızdan ve diğer musahip kurumlardan tecrit edilme, yalnızlaştırma politikasına dönüştürülmüştür.

    Yaşanan süreç ve gelişmeler nedeniyle Yol Kardeşlerimiz ve demokratik kamuoyuna süreci bir kez daha izah zorunluluğu doğmuştur.

    Süreç Nasıl Başladı?

    Öncelikle belirtmek isteriz ki, heykelin yapılışı, Düzgün Baba Cemevinin bahçesine dikiliş ve kaldırılışı süreçlerine dair Demokratik Alevi Dernekleri’nin bilgisi ve dahili olmamış, gelişmeler üzerine bir Alevi kurumu olarak müdahil olma zorunluluğu doğmuştur.

    Nasıl müdahil olduk?

    Düzgün Baba Cemevi yönetimi tarafından heykelin açılışı için kurumumuza bilgi  verilmesiyle bu durumdan haberdar olduk. Bu gelişme üzerine Düzgün Baba veya bir başka ziyaretgâhımıza heykel dikilmesine kutsal mekânla ilgili ileride olabilecek tartışmaları görerekten ve toplumsal geleneğimiz, inancımız gereği rızamız olmadığını belirttik. Kendileri tarafından da bu mekâna heykel konulmasını doğru bulmadıklarını, heykeli yaptıran ve mekâna getirten iş insanının ısrarlı tutumu nedeniyle sıkıntılı bir süreç yaşadıklarını ve o bölgedeki Ocak evlatlarının, halkın da rıza göstermediğini söylediler.

    Sonraki birkaç gün içerisinde heykelin önce dikildiğini, sonrasında halkın rıza göstermemesi nedeniyle kaldırıldığını öğrendik. Bu birkaç günlük gelişmelere fiili ya da telkin biçiminde bir dahiliyetimiz olmamıştır.

    Bu gelişmelerin ardından tartışmalar gelişmiş, Yol aklı ve dili dışında bir mecraya düşülmüştür.

    Çözüm Girişimleri

    Bu meselenin çözüme kavuşturulması amacıyla PSAKD Genel Merkezi adına bir heyet gelerek Dersim ve Nazımiye ilçesinde birkaç günlük temas ve girişimlerde bulunmuştur. Bu heyette, PSAKD Genel Başkan Yardımcısı ve Erzincan Şube Başkanı Erol Yeter, PSAKD İnanç Kurulu üyeleri Efe Engin, Hasan Doğan, Dersim PSAKD Şube Başkanı Ali Ekber Kaya, PSAKD Sivas, Malatya, Varto şube başkanları bulunmaktaydı. Heyetin yürüttüğü çalışmalar neticesinde, Düzgün Baba Cemevinde bir Muhabbet Cemiyle bu meselenin görüşülerek çözüme kavuşturulacağı duyuruldu.

    PSAKD heyetinin organize ve çağrısıyla Düzgün Baba Cemevinde gerçekleştirilen bu Muhabbet Cemine; Ocak evlatları pirlerimiz, halk müziği sanatçımız Süleyman Yıldız, Akademisyen-Yazar Daimi Cengiz, Yaşar Kaya, Ali Tamaç (Kureyşan evladı) ve bölge halkının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

    Bu muhabbet sırasında, PSAKD heyeti tarafından oluşturulan divanda heyetten Efe Engin ve Hasan Doğan görev aldılar. Erkânımız üzeri, Dar Gülbangı verilerek meydan açıldı. Divandaki canlar “Bu meydandan çıkacak karara herkes razı mıdır” söylemiyle çıkacak karara rızalık istediler. Tüm canlar çıkacak karara razı olacaklarını beyan ettiler.

    Demokratik Alevi Dernekleri adına Eş Genel Başkanımız Musa Kulu, ziyaretgâhlarımıza heykel dikmeyi doğru bulmadığımızı fakat bu meydandan çıkacak karara razı olacağımızı belirtti. PSAKD heyeti, Ocak evlatları, kurum yöneticileri ve halktan katılımcılar neredeyse her can söz alarak görüş bildirdi.

    Saatlerce süren bu muhabbetin sonunda heykelin Düzgün Baba Cemevi veya çevresine değil de Nazımiye ya da Dersim merkezinde belirlenecek uygun bir mekâna dikilmesi, bunun için çalışmaların başlatılması kararı alındı.

    Bu kararlaşmanın oluşturulan komisyon tarafından ve katılımcıların da imzasıyla yazılı hale getirilerek basın metni biçiminde kamuoyuna deklare edilmesi kararlaştırıldı. Bu sırada PSAKD heyetinden Efe Engin ve Hasan Doğan canlarımız “genel merkezle telefon görüşmesi yapmamız gerekiyor” diyerek telefon görüşmesi için meydandan ayrıldılar.

    Kısa bir süre sonra geri gelerek bu karara uymayacaklarını ve imzacı olmayacaklarını belirterek meydanı terk ettiler. Kendileri tarafından kurulan Haq Meydanını terk etmek, alınan karara itiraza etmek Alevi Erkânında görülmüş müdür? Ertesi gün meydanda hazır bulunan ve komisyon olarak görevlendirilen canlar bu Muhabbet Ceminden çıkan kararı yazılı hale getirerek pirlerimiz ve halkın da katılımıyla halk müziği sanatçımız Süleyman Yıldız tarafından okunarak kamuoyuyla paylaşıldı.

    Buraya kadar süreç bu şekilde cereyan etmiştir.

    DAD Olarak Çözüm Girişimlerimiz 

    Meselenin Yol ve Erkâna uygun biçimde çözümü için DAD olarak; öncelikle Dersim’deki Ocak evlatlarını ve STK’ları ziyaret ederek, görüşmeler yaparak çözüm önerilerini ve katkılarını istedik. Özellikle Alevi Federasyonları ve bağlı kurumlarda hizmet yürütmekte olan Ocak evlatlarını da tek tek ziyaret ederek meselenin çözümü için tekrar cem olmayı önerdik. Bu canlarımızdan ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül (Kureyşan Ocağı evladı), Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat (İmam Rıza Ocağı evladı), Alevi-Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz (Sey Sabun Ocağı evladı), HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ile görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerde başta PSAKD genel merkezi olmak üzere, heykeli yaptıran iş insanı Sinan Samat, Hüseyin Mat ve Celal Fırat heykel ile ilgili Alevi camiasından ve Hasret Gültekin canımızın değerli eşi Yeter Gültekin canımızdan yetki aldıklarını beyan ettiler. Hatta PSAKD Genel Merkezi ve Sinan Samat Sivas Şehit ailelerini hepsiyle tek tek görüşüp rızalık aldıklarını beyan ettiler. Bize ulaşan bilgilere göre bir çok ailenin bilgisi yoktur.

    Fakat PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan görüşme talebimize olumlu yanıt vermesine karşın HBVAKV Genel Merkezinde yapacağımız bu görüşmeye gelmemiştir.

    Ayrıca, Aşure Ayında Munzur Ovacık gözelerinde Alevi Kurumlarının katıldığı Aşure lokmasında, ADFE Başkanı Celal Fırat, Eş Genel Başkanımız Musa Kulu’yu arayarak heykel meselesiyle ilgili Alevi federasyonlarının rızalığını alarak konuyla ilgili DAD’dan görüşme talebinde bulunmuştur. Bu talebe istedikleri yer ve zamanda olmak üzere olumlu cevap verilmesine rağmen bu görüşme hala gerçekleşememiştir. Nedenini de bilmiyoruz.

    Son Olarak 

    Bu meselenin Alevi ve Demokratik kamuoyuna “Sivas Şehitleri ve Hasret Gültekin canımız” karşıtlığı biçiminde yansıtılması vicdani ve ahlaki değildir. Hasret ve Sivas şehitleri Yolumuzun, tüm süreklerimizin ve demokratik mücadele hattının değerleridir. Tartışmaz ve tartıştırmayız.

    Sivas’ta gerçekleştirilen saldırı sadece bir Alevi örgütlülüğüne değil, Aleviliğe, tüm Alevilere ve demokratik mücadeleyedir.

    Heykelin Dersim’e değil, Düzgün Baba Ziyaretine dikilmesi doğru bulunmamıştır. Buradan yola çıkarak adeta bir DAD ve Dersim düşmanlığı geliştirmeye çalışmak hangi aklın ürünüdür? PSAKD Genel Merkez düzeyinde aldıkları karar gereği üyeleri ve yöneticilerinin DAD üye ve yöneticileriyle görüşmemesi, etkinliklerine katılmamaları, beraber etkinlik yapmamaları bu kuralı ihlal edenlerin cezalandırılacağı kamuoyunca duyuldu.

    Demokratik Alevi Derneklerini İŞİD zihniyetli, feodal, bölgesel milliyetçi, Yezit, bir siyasetin arka bahçesi olarak nitelemek, meseleyi Yol dili ve kemaleti üzerinden ifade etme biçimimizi “ne olduğu belli olmayan bir dil” olarak itham etmek Alevice bir akıl, yaklaşım ve söylem midir? Bu yaklaşım İttihatçı zihniyetin Alevilere yönelik raporlarındaki ötekileştiren, ayrıştıran, yok sayan, hedef gösteren, inkâr eden, kriminalize eden zihniyet ve dilin devamı değil midir?

    Bir algı yaratmayı amaçlayan “heykel yıkıldı, heykel devrildi, bir depoya atıldı, Hasret’e Dersim’de de yer yok, Dersim’e de sığmıyor” gibi ifadeler ne kadar vicdanidir?

    Alevi ve demokratik kamuoyunda heykel meselesi üzerinden Harde Dewreş Dersim topraklarına, Ocaklarına ve kurumumuza dair kullanılan dil bir üst akıl ürünü müdür ya da bir manipülasyon mudur? Yoksa bir görevlendirme midir?  Ayrıca bu söylemlerle Koçgiri / Dersim hattının karşı karşıya getirilmesi tarihsel ve kültürel direniş hattına aykırıdır. Kurum olarak bu ayrıştırma müsaade etmeyeceğimiz bilinmelidir.

    Kurum ve yöneticilerimizin, musahip kurumumuz Düzgün baba Cem evi yönetiminin sürekli gündeme getirilmesi ötekileştirici hedef gösterici bir dil kullanılması inancımızın neresine sığmaktadır? Yolumuzun kemaletine uyuyor mu?

    Bu kurumda emek veren canlarımız bulundukları her alanda emek ve duruşlarıyla bilinen, tanınan canlardır. Atılan çamurlar bilindikleri alanda zerrece bulaşamaz fakat kurumumuzu ve canlarımızı tanımayan geniş kesimlere hedef kitle olarak belirlenmiştir. DAD olarak doğrudan-dolaylı pek çok yönelimle karşı karşıyayız bu durum tesadüfî değildir.

    Perspektifimizin kaynağı Yol’dur, öğretimizdir, herhangi bir yerel için değil tüm Alevi sürekleri içindir. Yol cümleden uludur…

    Hasret canımızın heykelinin Dersim’den götürülmesi kabul edeceğimiz bir yaklaşım değildir, Kureyş Baba Cemevinin bahçesinde kalması doğru olurdu. İddianın aksine bu tutum ve yaratılan tartışmalar sadece Dersim’in değil tüm Alevi halkımızın vicdanını yaralamıştır

    Düzgün Baba mekânında sayısız Pir ve Ana’mız hizmet etmiş, bazılarının vasiyetine rağmen bu mekânda toprağa sırlanmaları Ocak sahipleri ve bölge halkınca uygun görülmemiştir. Dahası, hemen Cemevinin yakınında yüzlerce çocuk, kadın, yaşlı, genç insanımız topluca katledilmiş, bu canlarımızın anısına dahi kimse “buraya bir heykel veya anıt dikelim” önerisinde bulunmamıştır. Saygı bekliyoruz canlar!

    Tüm şehitlerimiz yüreğimizi mekân tutmuştur, anılarına ve Yolumuza bağlıyız. Sadece Yolumuzun şehitlerinin değil, cümle mazlum ve hakikat ehlinin Dersim’de yeri vardır, tamamı bu topraklara ve yüreğimize sığar.

    “GELİN DÜZGÜN BABA MEKANINDA KUTSALLARIMIZIN DARINA DURALIM”

    Söz konusu bu yaşanmışlıkların bütün seyri boyunca kurum olarak yaptığımız bütün açıklamalar Alevi Hakikati, Yol Edep- Erkan dışında bir kelamımız asla olmamıştır ve olmayacaktır. Ancak bütün süreç boyunca başta PSAKD genel merkezi olmak üzere bir çok alevi kurumu, yöneticileri, Alevilikle ilgili söz kuranlar hakkımızda kullandıkları sözler, iddialar, ithamlar, yakıştırmalar inancımızın kemaletine uymadığını belirtiriz. Çünkü yolumuz der ki “ YOL TAŞINI YOL KUŞUNA ATMA” bizler bu yolun talibi olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz…

    Bütün bu yaşananlardan sonra sürece dahil olan, söz söyleyen bütün canlara çağrımızdır; “Gelin Düzgün Baba mekanında yolda birlik için kutsallarımızın darına duralım, hak meydanında cemal cemale gelelim. Biz dara durmaya hazırız.”

    Bir olalım, iri olalım, diri olalım ve yar olalım, yar kalalım… Yolumuzun kemali bunu söyler.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hasret Gültekin’in heykeli PSAKD heyetince alınarak bir mekana kaldırıldı

    Hasret Gültekin’in heykeli PSAKD heyetince alınarak bir mekana kaldırıldı

    PİRHA-Nazimiye merkezde bulunan Pir Kureys Baba Cemevine dikilen Hasret Gültekin’in Heykeli PSAKD tarafından bugün öğlen saatlerinde alınarak korunaklı bir mekana kaldırıldı.

    Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan ve geçtiğimiz hafta Pir Kureyş Baba Cemevine dikilen Hasret Gültekin’in heykeli ile yeni bir gelişme yaşandı.

    Hasret Gültekin’in heykeli bugün öğlen saatlerinde aralarında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın da bulunduğu heyet tarafından teslim alınarak Dersim merkezdeki bir mekana kaldırıldı.

    Gerekli görüşmeler sonrasında Hasret Gültekin’in ailesinin de rızalığı alınarak heykel belirlenen bir noktaya dikilecek.

    Düzeltme

    Yerel kaynakların aktardığı bilgiler doğrultusunda Nazimiye Pir Kureys Baba Cemevine dikilen Hasret Gültekin’in heykelinin dün gece alınarak bir mekana kaldırıldığı bilgisi ile girdiğimiz haberi gerekli uyarılar sonrasında düzeltmiş bulunuyoruz.

    PİRHA/DERSİM

     

     

  • PSAKD Genel Merkezinden Hasret Gültekin heykeline dair açıklama

    PSAKD Genel Merkezinden Hasret Gültekin heykeline dair açıklama

    PİRHA-Düzgün Baba Cemevi bahçesine dikildiği ve sonradan kaldırıldığı için tartışmalara yol açan Hasret Gültekin’in Heykeli Nazimiye merkeze götürülerek Pir Kureys Baba Cemevine dikildi. Konuya dair yazılı bir açıklama yapan PSAKD Genel Merkezi, “Vicdanlarımızı bir kere daha sızlatan bu davranışları anlamakta güçlük çekiyoruz” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, Sivas Madımak Otel’de katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçıdan biri olan Hasret Gültekin’in heykelinin Nazimiye merkezde bulunan Pir Kureys Baba cemevine dikilmesine dair yazılı açıklama yaptı.

    PSAKD Genel Merkezinin konuya dair yaptığı açıklamada, “Aradan geçen bir yılın ardından anlıyoruz ki, Dersim’de birileri Madımak şehitlerine hakaret etmeyi kendilerine görev edinmişler” denilerek, şunlar ifade edildi:

    “Bilindiği gibi bundan bir yıl önce tam da bu günlerde Hasret Gültekin’in heykeli sökülerek bir depoya konulmuştu. Kurumumuz adına defalarca çağrıda bulunarak bu yanlıştan, bu saygısızlıktan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirtmiştik. Şehit aileleri başta olmak üzere milyonlarca Alevinin yüreğini sızlatan bu yanlışta ısrar edilmiş ve adeta üç maymun oynanmıştır.

    16 Temmuz 2020 günü açılışının yapılacağı duyurulan ”Sivas Katliamı Şehitleri Anı Ormanı-Anıt Projesi” kapsamında, 33 canımızın isimlerinin de yerleştirildiği Hasret Gültekin heykeli 15 Temmuz 2020 gecesi yerinden sökülmüştü. Sökülme gerekçesi olarak ise bölgenin kutsal olduğu dolayısı ile heykelin dikilemeyeceği yönünde açıklamalar yapılmıştı. Fakat cemevinin yakınlarında birçok şantiye ve yapımı devam eden otopark vs. olduğu da görülmüştü.

    Aradan tam bir yıl geçti. Tüm bu olanlar yetmezmiş gibi bu sefer ise Hasret’in heykeli kaçırılarak Nazmiye’de bir yere yerleştirilmiştir. Vicdanlarımızı bir kere daha sızlatan bu davranışları anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu davranışın bir açıklaması vardır o da, Dersim’de birileri Madımak şehitlerimize hakaret etmeyi kendilerine görev edinmiştir.

    Madımak bizim kırmızı çizgimizdir ve öyle kalacaktır.

    Tıpkı 32 canımız gibi, Hasret Gültekin’de 1993′ ün 2 Temmuz günü direnişin ve onurun sembolü Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’taydı. Hasret’i Sivas’ ta katlettiler ama Dersim’ e de ”sığmıyor”..!

    Alevi kamuoyuna altını çizerek belirtiriz ki; Şehitlerimize hakarete taraf olanlarla tüm kurumsal ilişkilerimizi gözden geçireceğimizi bildiririz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara’da 33 canı andı-VİDEO

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara’da 33 canı andı-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren canları toprağa sırlandıkları gün olan bugün 6 Temmuz’da Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda andı.

    Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can Ankara’da anıldı. Anmaya PSAKD üye ve yöneticileri, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na bağlı üye ve yöneticiler, Cumhuriyet Halk Partisi Ankara İl Yönetimi ile Demokratik Alevi Dernekleri yöneticileri katıldı.

    “YAKANLARA KARŞI BİRLİKTE OLACAĞIZ”

    Karşıyaka Mezarlığı’nda bir araya gelen yurttaşlar, “Sivas’ı unutma, unutturma. Dün Maraş’ta, bugün Sivas’ta, çözüm faşizme karşı savaşta. Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” sloganları atarak Sivas Katliamı anıtına yürüdü.

    Katliamda katledilenler için bir dakikalık saygı duruşu ardından Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Müslüm Metin kısa bir konuşma yaparak, “Sivas’ta 33 canımız yakıldı. Ve hala yakılma yönünde planlar yapılmaya çalışılıyor. Bunlara karşı tek çözüm yolu var; birlikte olacağız, iri olacağız, diri olacağız. Devirleri daim olsun. Işıklar hepsine yoldaş olsun” dedi.

    “BU ONURLU TARİH BİZİMDİR”

    Anma töreninde konuşan bir diğer isim ise PSAKD Genel Sekreteri Özgür Kaplan oldu. Kaplan, “Bugün bizim açımızdan 28 yıl gibi gelmiyor. Çünkü acımız daha ilk günkü gibi” diyerek şunları söyledi:

    “Yaramız taze ve açık. İçimizdeki ateş halen dinmemiş durumda. Ve bugün görüyoruz ki o gün Madımak Oteli’ni kuşatan alçaklar, ülkeyi kuşatmış durumdalar. Biz bu zihniyeti Suriye’de insanlar boğazlanırken ‘onlar terörist değil, bir avuç öfkeli gençtir’ diyen zihniyetten biliyoruz. Bizler, Madımağı kuşatan zihniyeti davamızın zaman aşımına uğratılmasını ‘Hayırlı olsun’ deyip katil Ahmet Turan Kılıç’ı salıveren zihniyetten biliyoruz.

    Anadolu Aleviliği uluslararası bir kuşatma altındadır. Katillerin iade edilmemesinden Türkiye’de gelmiş geçmiş bütün hükümetler sorumludur. Bugünkü hükümet de dahil, bizi yakanlara ‘terörist’ demişlerdir. Firari sanıkların, İçişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde terörden arananlar listesinde olmadıklarını da gördük.

    Davalarımızı zamanaşımına uğratmaya çalıştılar. Bizleri 10 Ekim’de bombaladılar. Bizleri sayısız kere katlettiler ama asla bu davadan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki bu topraklar ne kadar acıya çanak olmuşsa bir o kadar da direnişe tanık olmuştur. Şah Kalender Çelebi’den Koray Kaya’mıza, Pir Sultan Abdal’dan Hasret Gültekin’e bu onurlu tarih bizimdir.”

    “BU SANCI HİÇBİR ZAMAN DİNMEYECEK”

    Anmada son olarak şehit ailelerini temsilen Murat Gündüz’ün babası Mehmet Gündüz söz alarak “Bu acıyı yüreklerimizde taşımaya hep devam ettik. Bu sancı hiçbir zaman dinmeyecek. Mücadelemize hep devam edeceğiz. Sivas’ın Ateşi hala yanıyor. Gün geçtikçe de alevleniyor, korlanıyor” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Bugün Hasret Gültekin’in doğum günü-VİDEO

    Bugün Hasret Gültekin’in doğum günü-VİDEO

    PİRHA- Bugün Hasret Gültekin in doğum günü. 1 Mayıs 1971’de, Sivas’ın İmranlı kazasında doğan Hasret Gültekin 2 Temmuz 1993’de Sivas’da Madımak Oteli’nde faşistlerce yakılarak hayata gözlerini yumdu. Gültekin, yaşasaydı 50 yaşında olacaktı. 

    1993 yılında Sivas’ta Madımak Oteli’nde 33 kişiyle beraber katledilen Hasret Gültekin’in bugün doğum günü. Gültekin, yaşasaydı 50 yaşında olacaktı. O 22 senelik ömrüne kocaman bir hayat ve yüzlerce eser sığdırdı.

    2 Temmuz bir katliam tarihi olarak hafızalara kazınmış durumda. Yazar ve sanatçılardan oluşan 33 kişinin Sivas’ta kaldığı otelde yakılarak katledilmesinin üzerinden 28 yıl geçti. Katliam sonucunda yaşamını yitiren 22 yaşındaki Hasret Gültekin, bugün yaşasaydı 50 yaşında olacaktı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Festivali’ne katılmak üzere gittiği Sivas’ta konakladığı Madımak Oteli’nin yakılması sonucu 32 kişiyle birlikte katledildi. Bir buçuk ay sonra 13 Eylül 1993’te Roni Hasret adında bir oğlu oldu.

    HASRET GÜLTEKİN KİMDİR?

    1 Mayıs 1971’de Sivas’ın İmranlı kazasına bağlı Han köyünde, Süleyman ve Hacıhanım Gültekin’in (Nazire ve Güler’den sonra) üçüncü çocuğu olarak doğdu. 6 yaşında saz çalmaya başladı. 11 yaşında sahneye çıktı. Kadıköy Anadolu Lisesi’nden ikinci sınıfta ayrıldı.

    1987 yılında ilk çalışması “Gün Olaydı” adıyla Diyar Müzik Yapım tarafından yayımlandı. İlk resitalini Kadıköy Moda Sineması’nda 1987 yılında verdi. 1989 yılında, “Gece ile Gündüz Arasında” adlı ikinci çalışması Saltuk Müzik Yapım tarafından yayımlandı. 29 Ekim 1989 yılında Hollanda Kültür Bakanlığı’nın daveti üzerine, “Genç Türküler” festivalinde Birsel Acar’la birlikte Türkiye’yi temsil etti.

    Müzik yönetmenliğini üstlendiği resmi olarak ilk defa Kürtçe müzik yasağını delen “Newroz” adlı kaset, 1990’da önce enstrümantal olarak, sonra da Nilüfer Akbal ve Rıza Akkoç’un katılımıyla gerçekleştirildi. 1990 yılında, Şivan Perwer’in  “Krivo” adlı karma kasetinin yayınlanmasına öncülük etti ve süpervizörlüğünü yaptı. 1991 yılında, “Rüzgarın Kanatlarında” adlı üçüncü çalışması Nepa Müzik Yapım tarafından yayımlandı.

    1991 yılında Yeter Fırtına ile evlendi. Türkiye’nin dört bir yanında konserler verdi. Birçok Avrupa ülkesinde festivalllere katıldı ve konserler verdi. 2 Temmuz 1993’de, Sivas’ta Madımak Oteli’nde yakılarak katledildi. 13 Eylül 1993’de oğlu, Roni Hasret Gültekin dünyaya geldi.

    (HABER MERKEZİ)