Etiket: hasta mahpuslar

  • ‘Tabutta tahliye koca bir toplumu hiç mi rahatsız etmiyor’-VİDEO

    ‘Tabutta tahliye koca bir toplumu hiç mi rahatsız etmiyor’-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 257. hafta basın açıklamasında tutukluyken yaşamını yitiren Tahir Çetinkaya’yı gündeme getirerek “Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İç İşleri Bakanlığı bir araya gelip devasa ve acı veren bir soruna dönüşen hasta mahpuslar için bir politika geliştirme ihtiyacını, bunca ölüme rağmen neden gündeme almazlar?” diye sordu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 257. hafta basın açıklamasında hastanede tedavi gördüğü sırada yaşamını yitiren Tahir Çetinkaya ile birlikte yüzlerce hasta tutuklunun durumuna dikkat çekti.

    Sakarya Caddesi’nde yapılan eylemde basın açıklamasını okuyan İHD Ankara Şube Yöneticisi Nuray Çevirmen “Bu hafta cezaevinde tabutta tahliye edilen bir mahpustan bahsedeceğiz” diyerek şunları söyledi:

    “Dün 02 Ağustos 2019 tarihinde cezaevinde verdiği yaşama mücadelesini hastanede kaybetti Tahir Çetinkaya. 67 yaşındaydı ve dışarıda iken geçirdiği bir kazadan dolayı bir ayağı sakattı. 8 ay önce 4 küsur yıllık kesinleşen cezası için tutuklanarak Van F Tipi Kapalı Cezaevine konulmuştur. Cezaevinde iken 3-4 kez rahatsızlanmış ve en son felç geçirerek başkalarının bakımına muhtaç hale gelmiştir. Çocuklarının verdiği bilgiye göre hiç bir işini tek başına yapamamaktadır ve ihtiyaçları cezaevinde birlikte kaldığı arkadaşları tarafından karşılanmıştır.

    Yapılan tetkikler sonucunda beyninde tümör tespit edilmiş ve tedavi amaçlı olarak Ankara Sincan 2 Nolu F Tipi Hapishanesine yaklaşık 6 ay önce sevk edilmiştir. Tedavi için hastaneye gidiş ve gelişler yapmış ve 5 gün önce durumu ağırlaşınca şehir hastanesine kaldırılmıştır. 02 Ağustos günü sabah 05.00 civarında Şehir Hastanesinde yaşamını yitirmiştir. Oğluna haber verilmiş ve hastaneden savcı tarafından Ankara Adli Tıp Kurumuna cenazesi yollanan Tahir Çetinkaya’nın cenazesi otopsi işleminin ardından akşam saatlerinde alınarak yıkanmış ve Esenboğa Havaalanından bugün sabah uçağı ile memleketi Hakkari’de defnedilmek için ailesi ve yakınları eşliğinde yola çıkarılmıştır.

    Ailesi ve çocukları bu süre zarfında kendisini çok az görebilmiş ve görüş süresi dolduğu için oğlu ile görüşmesine izin verilmemiştir. Yine ailesi tarafından birçok kuruma, cezaevi idaresine, savcılığa, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne infazının durdurulması yönünde başvuruları olmuş ancak bu başvurular olumsuz sonuçlanmıştır. 13 Temmuz 2019’da Ceza ve Tevkifevlerine yazılan yazıya, 26 Temmuz’da verilen cevaba göre ‘Denetimli serbestlik koşulları oluşmamıştır’ diye cevap gelmiştir. ‘Neye göre oluşmamıştır?’ sorusunun cevabı, yok elbette.

    “NE İLK OLDULAR NE DE SON OLACAĞA BENZİYORLAR”

    Geçen hafta yaşamını yitiren Muhsin Kızılkan, bu hafta Tahir Çetinkaya… Görünen o ki ne ilk oldular ne de son olacağa benziyorlar. Yapılan uygulamalar akla, mantığa ve vicdana nasıl sığmaktadır? Ölümün sınırına gelmiş olan ağır hasta mahpusları cezaevinde tutan ve orada yaşamlarını yitirmelerine seyirci kalan bir kamusal mekanizmayı ne yazık ki hiç bir hukuksal ve etik normlar ortadan kaldıramıyor. Sormak lazım; bu ‘tabutta tahliye’ kamu görevlilerini, yasa yapıcılarını, uygulayıcılarını, devletin adalet sağlama mekanizmalarını, siyasetçilerini, partileri, kurumları ve bütünde koca bir toplumu hiç mi rahatsız etmiyor, hiç mi ne olacak bu işin sonu dedirtmiyor? Yavaşlatılmış ölümün dayatıldığı cezaevlerinde Bakanlığın bile kabul ettiği Hasta Mahpuslar sorunu için adım atmaktan geri tutan ne gibi etkenler olabilir? Konunun muhatabı olan Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İç İşleri Bakanlığı bir araya gelip devasa ve acı veren bir soruna dönüşen Hasta Hahpuslar için bir politika geliştirme ihtiyacını, bunca ölüme rağmen neden gündeme almazlar? Kaç mahpus daha cezaevinde yaşamını yitirecek? Kaç ailenin ocağına acı düşecek?

    Cezaevlerinde Temmuz 2019 itibari ile toplam 280.000 tutuklu ve hükümlü kalıyor. Yüzlerce ağır hasta var, yaşlısı var, tek başına yaşayamayacak durumda olan var, fiziksel engelli var, zihinsel engelli var, nerede olduğunu dahi bilemeyecek durumda olan var. Ama ne hikmettir ki tek bir çözüm pratiği yok. Hiç biri bırakılmıyor, hiç birinin yaşam hakkı gözetilmiyor.”

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Hasta mahpus Abdulkahar Aksoy serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Abdulkahar Aksoy serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 383. haftasında hasta mahpus Abdulkahar Aksoy’un durumuna dikkat çekildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların durumuna ve cezaevi koşullarının durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması eyleminin 383. haftası gerçekleştirildi. Galatasaray Meydanı’ndaki eylem yasakları nedeniyle eylem İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı.

    Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı eylemde, “Tedavi hakkı engellenemez” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartları açıldı. Ağır hasta tutuklu Abdulkahar Aksoy’un durumuna dikkat çekilen eylemde açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran yaptı.

    “HASTA TUTUKLULAR ÖLÜME TERK EDİLİYOR”

    Cezaevlerinde işkence, hakaret, kötü muamele, sağlık erişim hakkı, iletişim yasakları, hücre cezaları, ayakta sayımın dayatılması ve benzeri birçok insanlık dışı uygulamanın dayatıldığını ifade eden Onaran, bu şekilde tutukluların düşünce ve inançlarından yalıtılarak iradelerinin teslim alınmaya çalışıldığını söyledi. Onlarca ağır hasta tutuklunun Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen tahliye edilmediğini vurgulayan Onaran, bu tutukluların cezaevinde gerekli tedavileri de yapılmayarak bilinçli ve sistemli bir biçimde ölüme terk edildiklerini dile getirdi. Bu yüzden cezaevlerinden cenazelerin ardı ardına çıkmaya devam ettiğini belirten Onaran, “Son olarak kanser hastası olan Muhsin Kızılkan’ın cezaevinde yeterli tedavisi yapılmadığı için durumu ağırlaşarak 5 Temmuz tarihinde götürüldüğü İskenderun Devlet Hastanesinden, 24 Temmuz Çarşamba günü ancak tabutla çıkabildi. Tüm bu ölümlerin doğrudan faili, hasta mahpusları ölüme terk eden iktidardır” diye belirtti.

    26 YILDIR CEZAEVİNDE TUTULUYOR

    Ağır hasta tutuklu Abdulkahar Aksoy’un durumuna dikkat çeken Onaran, şunları söyledi: “Abdulkahar Aksoy, Mardin Kızıltepe doğumlu olup 54 yaşındadır. 1993 yılının Kasım ayında İzmir’de gözaltına alındıktan sonra aylarca işkence görmüş, sonrasında yargılandığı DGM tarafından 36 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Aksoy, yakalandığı günden bugüne kesintisiz 26 yıldır hapishanede tutulmaktadır. Bu süre zarfında çeşitli işkenceler görmüş ve hak ihlaline uğramıştır. Abdulkahar Aksoy, Kürtçe konuşmanın yasaklanması nedeniyle yıllarca yaşlı annesi ile konuşturulamamış, Kürtçe konuştuğu zamanlarda da hastalıklarına rağmen ayları bulan tek kişilik hücre cezaları almıştır. Yine annesi Çeçani Aksoy vefat ettiğinde cenazesine katılmasına dahi izin vermemişlerdir.”

    “RAPORA RAĞMEN TAHLİYE EDİLMİYOR”

    Aksoy’un 26 yıllık tutukluluk süresi boyunca birçok cezaevinde kaldığını dile getiren Onaran, bu sürede çeşitli çeşitli hastalıklara yakalandığını ifade etti. Aksoy’un şu anda insüline bağlı ağır diyabet, hipertansiyon, KOAH ve amfizem, bel fıtığı, mide ve bağırsak rahatsızlığı, baş dönmesi, boyunda şiddetli ağrı gibi birçok hastalığının bulunduğunu belirten Onaran, “İzmir Katip Çelebi Üniversitesi ve Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ağır hasta mahpus Abdulkahar Aksoy’a ‘Cezaevinde tek başına kalamaz’ raporu vermiştir. Ancak buna rağmen Aksoy, hala ağır şartlar altında cezaevinde tutulmaktadır. Raporunun dikkate alınmaması ve cezaevinde kalması her gün Aksoy için ölümcül bir hal almaktadır. Abdulkahar Aksoy, cezaevi idaresinin keyfi uygulamaları ve devletin hasta mahpuslara yönelik politikaları nedeniyle hastaneye götürülmediği gibi adeta ölüme terk edilmiştir. Ağır diyabet hastalığının tedavi edilmemesinin neticesinde görmede bozukluk, aşırı kilo kaybı ve en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamada zorluk çekmektedir” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Özkan Kırıcı serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Özkan Kırıcı serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- 380’inci F Oturması eyleminde hasta mahpus Özkan Kırıcı’nın serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla 380. F Oturması için İHD İstanbul Şubesi önünde bir araya geldi. “F Tipi hapishaneler kapatılsın”, “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır” ve “Tedavi haktır, engellenemez” pankartlarının açıldığı eylemde, yine hasta tutukluların fotoğrafları taşındı. Eylemde “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Özkan Kırıcı serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

    F Oturmasının 380. haftasında Özkan Kırıcı’nın durumuna dikkat çekildi. İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu adına basın açıklamasını Hatice Onaran gerçekleştirdi.

    Uzun süreli açlık grevlerinin tutukluların bedenlerinde olumsuz etkiler yaratmasının muhtemel olduğunu vurgulayan Onaran, “Açlık grevinin sonlandırılmasından sonra uygulanacak tıbbı müdahale ve düzenli tedavi süreci çok önemlidir. Dolayısıyla baştan savma ve çeşitli bahanelerle ciddiye alınmayan diyet programının uygulanması gerekmektedir. Her hapishanede farklı bir uygulamanın hayata geçirilmesi, ağır durumda olan mahpuslar için kaygı vericidir” dedi.

    “KENDİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAMAKTA ZORLANIYOR”

    Onaran, bu hafta 380.F Oturmasında, %80 engelli ve Silivri 2 Nolu L Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulmakta olan Özkan Kırıcı’nın durumunu paylaştı. Onaran, 1993 yılından bu yana hapishanede olan Özkan Kırıcı’nın kendi başına yaşamını sürdürmekte zorlandığını vurguladı. 2008 yılında kendisine bağlanan engelli maaşının 2018 yılında kesildiğini aktaran Onaran, “Bundan sonraki kalan 5 yılda yaşamını idame ettirmesi neredeyse imkansız olduğunu belirtmiştir. Bizler Hapishane Komisyonu ve insan hakları savunucuları olarak %80 engelli ve kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olan Özkan Kırıcı başta olmak üzere tüm hasta mahpusların serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Soydan Akay serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Soydan Akay serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi 378. Hafta F Oturmasında hasta mahpus Soydan Akay’ın serbest bırakılmasını talep etti. Yapılan açıklamada Soydan Akay’ın başta prostat kanseri, hepatit ve sürekli ağrıları olduğu belirtildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu 378. hafta F Oturmasını Soydan Akay için gerçekleştirdi. Soydan Akay’ın başta prostat kanseri, hepatit ve sürekli ağrıları olduğunun belirtildiği açıklamayı İHD Hapishane Komitesi Üyesi Hatice Onaran yaptı.

    Onaran, Soydan Akay’ın 2018 yılında gittiği Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından prostat kanseri teşhisi konduğunu ifade etti.

    AĞIR TECRİT UYGULANIYOR

    Onaran, Akay’ın ağır tecrit koşullarında olduğunu belirterek şunlara değindi: “Aynı hapishanede bulunan diğer politik mahpuslarla iletişim hakkı engelleniyor. Avukat görüşü kısıtlanıp ayrıca kayıt altına alınıyor. İdareye yazdığı hiçbir dilekçe işleme alınmıyor, sosyal ve sportif faaliyet hakları gasp ediliyor. Kendisine gönderilen mektuplar verilmiyor, yazdığı mektuplar ulaştırılmıyor.”

    PROSTAT KANSERİ TANISI VAR

    Akay’ın çeşitli rahatsızlıklarının yanında prostat kanseri olduğuna da dikkat çeken Onaran, “Hepatit B, kalp ritim bozukluğu, iltihaplı eklem romatizması ve böbreklerde çok sık taş oluşması rahatsızlıkları yaşayan Soydan Akay’a 2018 yılında gittiği Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi tarafından prostat kanseri tanısı konmuştur. Kendisine iki seçenek gösterilmiş, ya hemen ameliyat olacağı ya da ışın tedavisi uygulanacağı. Kesin karar için uzun bir süre geçtikten sonra nihayet ışın tedavisine karar verilmiş bunun için hormon tedavisine geçen ay başlanmıştır. Aileye verilen bilgiye göre Eylül ayında hastaneye yatırılacak olan mahpus, oldukça zor bir süreç yaşamakta; sürekli tedavi ve kontrolleri aksatılmaktadır. Avukatı ve ailesinin, Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne yaptıkları tüm ısrarlı başvuru ve çabalarına rağmen izole edilerek hala tek kişilik hücrede tutulan Soydan Akay’ın yaşam riski bulunmaktadır.” diye konuştu.

    YETKİLİLER ÜZERLERİNE DÜŞEN SORUMLULUĞU YAPMALIDIR

    Onaran son olarak şunları belirtti: “Prostat kanseri, hepatit ve sürekli ağrıları olmak üzere ciddi sağlık sorunları olan bir insanın, ring aracı, kelepçe dayatması ağır bir tedavi süreci yaşamasına karşın ilgili ve yetkililerin sessiz kalmak yerine gerekeni yapması gerekmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta tutuklu gazeteci Yılmaz serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta tutuklu gazeteci Yılmaz serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA-F Oturması eyleminin 377. haftasında akciğeri tamamen iflas eden gazeteci Nizamettin Yılmaz’ın durumuna dikkat çekilerek, serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği “F Oturumu”nun 377’nci haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta mahpus Nizamettin Yılmaz serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı.

    Bu hafta tutuklu Azadiya Welat ve Özgür Gündem gazetelerinin dağıtımcısı Nizamettin Yılmaz’ın durumuna dikkat çekildi.

    Basın açıklamasını okuyan insan hakları savunucusu Taylan Bekin, Yılmaz’ın durumuna dikkat çekerek, “Azadiya Welat ve Özgür Gündem gazetelerinin dağıtım işlerini yapmaktayken bu faaliyetlerinden dolayı birkaç kere tutuklanıp serbest bırakılmıştır. Tutuklanmadan bir süre önce ağır bir kalp krizi geçirerek hayati tehlike atlatmıştır. Nizamettin Yılmaz, 28 Mart 2018 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmış, o günden beridir Mardin E Tipi kapalı Ceza infaz Kurumunda kalmaktadır” diye belirtti.

    “HAYATİ RİSKİ ARTIYOR”

    Yılmaz’ın da İmralı tecridinin kaldırılması için başlatılan açlık grevine girdiğini ve 87 gün açlık grevinde kaldığını dile getiren Bekin, “Açlık grevlerinin sonlandırılmasından sonra revir doktorunun muayenesinde tırnaklarının şişmesi ve morarması üzerine Mardin Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Bu hastanede yapılan muayenede ve tetkiklerde akciğerinin tamamen iflas edildiğinin anlaşılması üzerine Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Yapılan incelemeler neticesinde hastane doktoru Yılmaz’a ‘akciğerinin tamamen bittiğini sadece küçük bir parçanın kaldığını ve onun da kistle kaplı olduğunu’ söylemiştir. Ayrıca doktor yine kendisine akciğerinin tamamen iflas etmesinden dolayı her an birden nefesinin tutulup ölebileceğini, hayatının ciddi bir tehdit altında olduğunu söylemiştir. Yılmaz’ın akciğerinin tamamen iflas etmesinden dolayı yaşadığı nefes darlığı, hapishanenin fiziksel koşulları da göz önüne alındığında hayati riski artmaktadır. Zaten hastane doktoru da bu durumda hapishanede kalamayacağını söylemiştir” diye konuştu.

    “BAŞVURU TALEBİ KABUL EDİLMEDİ”

    Yılmaz’ın, hastanedeki sağlık incelemelerinden sonra 29 Mayıs’ta tekrar cezaevine gönderildiğini aktaran Bekin, “Hapishane koşullarında nefes almakta zorlanan hatta birkaç kez boğulma tehlikesi geçiren mahpus, kendi ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorluk çektiği için odadaki diğer mahpusların yardım ve desteğiyle hayata tutunmaktadır. Avukatının tüm çabalarına rağmen Ankara’ya gönderilen kan örneklerinin sonuçları gelmeden Adli Tıp Kurumuna başvuru talebi kabul edilmemiştir” diye ifade etti.

    26 HAZİRAN’DA DURUŞMASI OLACAK

    Yılmaz’ın 26 Haziran Çarşamba günü Mardin 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması olacağını belirten Bekin, Yılmaz’ın gerekli tedavi koşullarına kavuşması için derhal serbest bırakılması gerektiğini ifade etti.

    Eylem, “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit işkencesine son” ve “Susma suça ortak olma” sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • F Oturması 376. Haftasında: Orhan Eroğlu serbest bırakılsın-VİDEO

    F Oturması 376. Haftasında: Orhan Eroğlu serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA – F Oturması eyleminin 376. haftasında, tecrite karşı başlattıkları açlık grevini sonlandıran tutsakların tedavileri sırasında yaşanan sıkıntılara dikkat çekilirken hasta mahpus Orhan Eroğlu’nun sağlık durumu hakkında bilgi verildi.

    Hasta mahpuslar için gerçekleştirilen F Oturması eyleminin 376. haftasında hasta mahpus Orhan Eroğlu’nun sağlık durumuna dikkat çekilerek tedavisinin yapılabilmesi için serbest bırakılması istendi. Ayrıca tecrite karşı gerçekleştirdikleri açlık grevini sonlandıran yaklaşık 3 bin tutsağın tedavileri sırasında yaşanan sıkıntılara dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirilen eylemde Hapishane Komisyonu adına basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Yöneticisi Ferit Barut okudu.

    “HAPİSHANELERDE SALDIRILAR SÜRÜYOR”

    Hapishanelerde saldırıların artarak sürdüğü söylenen açıklamada, “Mahpuslara yönelik fiziki saldırıların yanında tehdit, darp ve işkence, ayakta sayım dayatması, ters kelepçe uygulaması, sayım ve telefon görüşmelerinde tekmil ve askeri nizam dayatması, karşıt görüşlü mahpusların aynı ring aracıyla hastane ve mahkemeye götürülmesi, çıplak aramaya zorlanma, sürgün sevk yine bazı hapishanelerde mahpusların özel alanlarını da görecek biçimde kameraların konulması, bazı hapishanelerde havalandırmaların üzerlerinin tel kafesle kapatılması, hücre ve disiplin cezaları, infaz yakma, gazete ve dergilerin verilmemesi, yemeklerin az verilmesi, aşırı doluluk nedeniyle birçok hapishanede mahpusların yerlere yatak koyarak yerde yatmak zorunda bırakılmaları vb. sürmektedir” denildi.

    “AÇLIK GREVCİLERİNİN TEDAVİLERİNDE SIKINTILAR YAŞANIYOR”

    Hasta mahpuslar için durumun daha da ağır olduğu belirtilerek acil durumlarda dahi hastane sevklerinin ayları bulabildiği belirtildi. Hastaneye sevk edilse bile kelepçeli muayene dayatmasının sürdüğü ve askerlerin muayene sırasında odayı terk etmediği dile getirildi. Ayrıca bazı doktorların aşağılayıcı ve ayrımcı yaklaşım ve söylemleri nedeniyle mahpusların hastanelere gidemediği ve tedavi olamadıkları ifade edildi.

    Tecrite karşı başlattıkları açlık grevini sonlandıran yaklaşık 3 bin mahpusun tedavileri sırasında ciddi sıkıntılar yaşandığına dikkat çekilerek “Hapishanelerde hasta mahpus sayısının artacağı yönünde endişe duymaktayız” denilerek şu çağrı yapıldı: “İnsan hakları savunucuları olarak bizler açlık grevi eylemcilerinin bedenlerinde kalıcı sakatlıkların oluşmaması için tedavi süreçlerinin doktor kontrolünde ve diyet programının tam ve eksiksiz uygulanmasını, Türk Tabipler Birliği’nin uyarı ve önerilerine uyulmasını, açlık grevi eylemcilerinin sağlığa erişim hakkının yerine getirilmesini istiyoruz.”

    “ORHAN EROĞLU SERBEST BIRAKILSIN”

    Açıklamanın devamında ise Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’nde bulunan hasta mahpus Orhan Eroğlu’nun durumu hakkında bilgi verildi.

    1995 yılında kafasından yaralanan Eroğlu’nun polis hakkında şikayette bulunduğu, tehditlere rağmen şikayetini geri almayan Eroğlu’nun polis tarafından gözaltına alınırken ‘yarım kalan işin’ tamamlanacağının söylendiği belirtildi.

    Ardından ise Eroğlu’nun sağlık durumu hakkında şu bilgiler paylaşıldı: “Orhan Eroğlu epilepsi hastasıdır. Günde 800 mg ilaç kullanıyor, krizler sıklaştığı zamanlarda 1200 mg almak zorundadır. Kullanmış olduğu Tegretol CR400 mg ilaç nedeniyle de karaciğerinde yağlanma var, ve daha önce siroz tedavisi görmüştür. Daha sonra sonuçların temiz olduğu söylenmesine rağmen bu sonuçlara ulaşamamış ve dosyasında da bu sonuçlar bulunmamaktadır. Kurşun yaralanması sonucu beyin operasyonu geçirdiğinden sağ bacak ve sol bacakta kısmi olarak felç bulunmaktadır. Yazı yazarken sağ kolunu kullanamamaktadır ve sağ bacağında da kısalık oluşmuştur. Hapishaneye girmeden gördüğü işkencelerden dolayı sol kolu dirsekten itibaren kırılmış ve ters dönmüş ve hala aynı şekilde durmaktadır. Soğuk havalarda bu kısım ağrı ve sızı yapmaktadır. Hapishanede kaldığı süreç içinde iki kez fıtık ameliyatı, bir kez de göz ameliyatı olmuştur. Boyun bölgesinde sağ ve sol tarafta 8 adet çeşitli boyutlarda nodül mevcuttur. Bununla ilgili olarak kontrollere götürülmesi gerekirken kontrole götürülmemektedir. Defalarca suç duyurusunda bulunmasına rağmen bir sonuç alamamıştır. Belinde de fıtık mevcuttur ve kendi imkanları ile spor yaparak ağrısını azaltmaya çalışmaktadır. Kronik bronşit hastasıdır, tedavi için başvurmasına rağmen bu isteği soğuk algınlığı ilacı ile geçiştirilmeye çalışılmaktadır. Bununla ilgili olarak da detaylı bir tetkik ve tedavi uygulanmamıştır. Eroğlu sağlığı ile ilgili raporlara ulaşamamaktadır.”

    Hastalığı nedeniyle tahliyesini isteyen Eroğlu’nun sevk edildiği Kırıkkale İhtisas Hastanesi’ndeki doktorların muayene sırasında “buradan kimse olumlu rapor alamaz” dediği ve “Hapishanede kalabilir” raporu verildiği aktarıldı.

    Hasta mahpusların tedavileri önündeki engellerin kaldırılması ve ciddi sorunları olan mahpusların serbest bırakılması talebiyle açıklama sonlandırıldı.

    Eylem “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!”, “Orhan Eroğlu serbest bırakılsın!”, “Tedavi haktır engellenemez!” sloganlarıyla sona erdi.

    Sabri MERAL/İSTANBUL

  • ‘Hasta tutuklu Adnan Öztel serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta tutuklu Adnan Öztel serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 374. haftasında hasta tutuklu Adnan Öztel’in tedavi edilebilmesi için serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturması eylemi 40 haftadır İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapılıyor.

    Bu hafta da İHD binası önünde yapılan eylemde hasta tutukluların fotoğrafları taşınarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı. Bu hafta hasta tutuklu Adnan Öztel’in durumuna dikkat çekildi. Eylemde konuşan İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin, açlık grevlerinin kritik aşamayı geçtiğini ve çözüm için hızlıca adım atılması gerektiğini ifade etti.

    “KOŞULLAR TEDAVİ İÇİN UYGUN DEĞİL”

    Hasta tutuklu Adnan Öztel’in durumuna dikkat çeken Acettin, Öztel’in içinde bulunduğu koşulların tedavileri sürdürmek için uygun olmaktan uzak olduğunu, üstelik tavsiye edilen ilaç tedavisinin büyük riskler taşıdığını belirterek, tedaviyi kabul etmediğini aktardı. Acettin, Öztel’in kendi durumuna ilişkin ifadelerini şöyle aktardı:

    Gözlerim için yıllardır uğraşıyor, sonuç alamıyorum. Behçet’in yanı sıra tüberküloz veya başka bir hastalıkla başa çıkmam hepten olanaksız. Hastaneye götürüldüğümde doktor beni ve şikayetlerimi dinlemeden, muayene etmeden ilaç yazıp gönderiyor, derdimi anlamama bile fırsat verilmiyor. Behçet nedeniyle vücudumda ki birçok organ bozuluyor. Sonuç olarak daha da hastalanarak, stres yüklü olarak hücreye dönüyorum. Günlük kullanımının şart olduğu ilaçlar haftalarca eczanede yok gerekçesiyle verilmiyor. Bu bilindiği için bir işkence yöntemi olarak kullanılıyor.”

    “HASTA TUTUKLULAR ÖLÜME TERK EDİLİYOR”

    Hasta tutukluların bilinçli olarak, hapishanelerde ölüme terk edildiğini belirten Acettin, cenazelerin çıkmaması için, tedavilerinin önündeki engellerin kaldırılması ve hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi. “Yaşam hakkı ve sağlığa erişim hakkı koşulsuz sağlanmalıdır” uyarısında bulunan Acettin, komisyon olarak hükümeti anayasal, yasal ve insani zorunluluklara uygun davranmaya, Adnan Öztel ve diğer tüm hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi: Ölümler günden güne artmakta

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi: Ölümler günden güne artmakta

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 246. hafta eyleminde yüzde 60 engelli raporu bulunan tutuklu Hayati Kaytan’ın durumuna dikkat çekti. Yapılan basın açıklamasında “Cezaevlerindeki ölümler günden güne artmakta” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nin cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla yaptığı eylem 246. haftasını geride bıraktı.

    Ankara’daki Sakarya Caddesi’nde yapılan basın açıklamasına tutuklu yakınları ile dernek üyeleri katıldı.

    İHD üyesi Zarife Çamalan’ın okuduğu metinde Bolu F Tipi Cezaevinde kalmakta olan Hayati Kaytan’ın durumuna dikkat çekildi.

    Çamalan, “Hasta mahpusların tedavi imkânlarının ortadan kaldırılması, hak ihlallerinin yoğun bir şekilde yaşatılması cezaevlerinde telafisi mümkün olmayan ve geri dönülmeyen sonuçlara yol açmaktadır” diyerek açıklamasına şöyle devam etti:

    “Hapishanelerde yaşanan ölümler günden güne artmaktadır. Hasta mahpusları aylarca revire çıkarmıyorlar, çıkarıldıklarında da sağlığa uygun olmayan tekli ring araçları ile sevk ediliyorlar ve kelepçeli muayene uygulaması ile karşılaşıyorlar. Bu hasta haklarına ve insanlık onuruna uygun olmayan uygulamalar nedeniyle hastalar tedavilerini yaptırmak istemeyecek duruma getirilmektedir. Ve gün geçtikçe hasta mahpusların durumları ağırlaştırılmaktadır.”

    “Bu hafta Bolu F tipinde kalmakta olan Hayati Kaytan’ın durumunu ele alacağız. Beynindeki tümör nedeniyle ameliyat olmuş, sağ el sakat ve büyük oranda kullanamıyor. Sağlık raporlarına göre el ve ayaklarından kaynaklı yüzde altmış engelli raporuna sahiptir. 2009 yılında Ankara’da beyin tümörü ameliyatı geçirmiş ameliyat sonrası kalan tümör 28 seans ile kurutulmuş. 2009’dan bu yana hastalığı ile ilgili kontrol ve tıbbi takip, engeller ve sıkıntılarına rağmen sürmeye devam ediyor. 2016’da Sincan F Tipi’nden Bolu’ya sevk edilmiştir. Dönem dönem epileptik nöbetler geçiriyor.”

    “Bolu Devlet Hastanesi emar sonucunu gördüğünde kendisini hemen Tıp Fakültesi’ne sevk etmiştir. Uzmanlar, beynin her iki tarafında kistleri gördüklerinde ‘şimdiye kadar Ankara Numune Hastanesi takip etmiş, durumu en iyi onlar biliyor’ diyerek 2016 sonbaharında kendisini Ankara’ya sevk etmişlerdir. Şubat 2017’de yeniden Numune Hastanesi’ne kontrole gitmiştir.

    Bu nedenle kendisi ameliyat olma kararı almıştır ancak revire çıkması bile bazen haftaları almaktadır. Uzun süre sonunda 31 Temmuz’da Ankara’da Numune ve Araştırma Hastanesi’ne sevki yapılmış. Ankara’da Ring aracından indirilmeden bekletilmiştir. Yine kelepçeli muayene dayatılmış, muayeneden sonra Onkoloji servisine de gitmek istemiş ancak bu isteği karşılanmadan Bolu’ya geri götürülmüştür.”

    “Şubat 2018’de tedavisinin tam teşekküllü bir hastanede yapılması gerektiği yönünde bakanlık kararı ile Ankara’ya sevk edilmiş. Bir süre Numune Hastanesi’nde kalmış daha sonra Sincan’a götürülmüş. Hastalıkları ve epilepsi krizi riski nedeniyle tek kişilik yerde kalmasının sakıncalarına rağmen burada tek kişilik odada tutulmuştur. Avukatları tarafından yapılan itirazlar sonucunda tekrar Bolu’ya sevk edilerek gönderilmiştir. Verilen raporlarda cezaevinde nöroloji uzmanı olması gerektiği tespit edilmiştir. Ancak bu imkan kaldığı hastanede mevcut değildir. Hastalıkları oldukça ciddi boyuttadır ve bu nedenle ağır hasta mahpuslar arasındadır. Tetkik ve tedavilerinin aksatılmadan yapılması, sürekli olarak kontrollerinin devam ettirilmesi zorunludur.”

    “Bizler hasta mapuslara özgürlük insiyatifi olarak 246. haftada da hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA / ANKARA

     

  • ‘Ağır hasta mahpus Abdullah İçli serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Ağır hasta mahpus Abdullah İçli serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpusların durumlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen F Oturması eyleminin 371. haftasında kalp ve yüksek tansiyona bağlı hayati tehlikesi bulunan Abdullah İçli’nin serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ve hasta mahpusların durumlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturması eyleminin bu hafta 371’incisi düzenlendi. Bu haftaki eylemde kalp ve yüksek tansiyona bağlı hayati tehlikesi bulunan hasta mahpus Abdullah İçli’nin durumuna dikkat çekildi.

    Basın metnini okuyan Hatice Onaran, cezaevlerinde deva eden açlık grevleri ve ölüm oruçlarına dikkat çekerek şunlara değindi:

    POLİTİK MAHPUSLARIN TALEPLERİ DİKKATE ALINMALIDIR

    “Binlerce politik mahpusun sürdürmekte olduğu bu eylemin ve taleplerinin dikkate alınması ve çözümlenmesi konusunda devlet yetkililerinin hiç bir adım atmaması; kamuoyunu harekete geçirerek vicdanları sızlatması gerekirken, gerekli insani yankıyı bulmadığına inan 15 mahpus 30 Nisan tarihinde açlık grevi eylemini ölüm orucuna çevirdiğini belirtmişlerdir.

    Biz insan hakları savunucuları olarak, her insanın nerede ve hangi koşulda olursa olsun taleplerini duyurabilmek için son noktada bedenini ortaya koymasını yaşam hakkı olarak kabul ediyor ve devletin, yetkililerin bu talepleri görmezden gelmeye son vererek yaşam hakkını korumasını istiyoruz.”

    “GÜNLÜK 14 TANE İLAÇ ALIYOR”

    Yirmi yıldır kalp hastası olan Abdullah İçli’nin ilerleyen yaşı ile birlikte ciddi sağlık sorunları yaşadığını belirten Onaran, “Ailesinin beyanına göre, hiçbir delil ve kanıt gösterilmeden, köy korucularına silah bırakma çağrısında bulunduğu için, 2011 yılı Haziran ayında gözaltına alınıp tutuklanarak, Erzurum H Tipi Hapishanesine götürülür. Ekim 2011’de kalp krizi geçirir ve Erzurum Bölge Hastanesi’nde kroner bypass ameliyatı olduktan beş gün sonra tekrar hapishaneye götürülür. Hukuki girişimlere olumlu yanıt verilerek 2 kasım 2011’de şartlı tahliye edilir. 2015 yılında geçirdiği kalp krizi nedeniyle İstanbul/ Siyami Ersek Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi’nde anjiyo sonrası tedavi edilirken tutuklanarak Ümraniye T Tipi Hapishanesine götürülür. Bir çok kez hastaneye götürülüp hiçbir işlem yapılmadan geri getirilen Abdullah İçli kalp ve yüksek tansiyonu (sürekli 24-25 ) nedeniyle günlük olarak 14 tane ilaç almaktadır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Aydın Çubukçu serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Aydın Çubukçu serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 366. haftasında hepatit B, kronik bronşit, nefes darlığı, görme kaybı yaşayan aynı zamanda kronik siroz hastası olan, mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunan hasta mahpus Aydın Çubukçu’nun serbest bırakılması talep edildi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturması’nın 366’ncı haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD şube binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” ve “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açıldı. Bu haftaki açıklamada hasta tutuklu Aydın Çubukçu’nun sağlık durumuna dikkat çekildi.

    Açıklamayı okuyan İHD Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acattin, Leyla Güven’in tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevinin 143’ncü gününde olduğunu hatırlatarak, eylemlerin yayıldığını belirtti.

    Tecride karşı yaşamlarına son veren Zülküf Gezen, Ayten Beçet, Zehra Sağlam ve Medya Çınar’ın cenazelerinin kaçırılarak defnedildiğini belirten Acattin, “Bu uygulamalar insanların vicdanlarında derin bir yara bırakırken, devleti yönetenlerin de kendisi gibi düşünmeyenlere karşı ne kadar acımasız olabileceğini göstermiştir. Hangi neden ve suçla yargılanmış olursa olsun, her mahpus önce insandır ve temel hak ve özgürlüklerinden mahrum edilemez. Tecrit bir işkence yöntemidir ve devlet bu insanlık suçunu işlemeye son vermelidir” dedi.

    AYDIN ÇUBUKÇU’NUN DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

    60 yaşındaki ağır hasta tutuklu Aydın Çubukçu’nun durumuna dikkat çeken Acettin, Çubukçu’nun 26 yıldır cezaevinde olduğunu belirterek, “Çubukçu müebbet hapis hükümlüsüdür. Bir süre önce tutulduğu Kalkandere L Tipi Hapishanesinden Patnos L Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilmiştir. Çubukçu’nun sağ gözü hapishane koşulları nedeniyle tamamen işlevini yitirmiş, sol gözünde ise katarakt nedeniyle yüzde 60 oranında görme kaybı bulunmaktadır. Hepatit B hastalığı nedeniyle Çubukçu’ya karaciğer nakli yapılmış, operasyon sonrası düzenli kontrollerinin yapılması İçin Ankara veya İstanbul’a sevk edilmesi gerektiğine dair rapor verilmiştir. Ancak hapishane idaresine sevk için başvuru yapılsa da başvurular dikkate alınmamış ve tedavi hakkı ihlal edilmiştir. İleri derecede siroz hastası olan Çubukçu’nun safra kesesinde de çok sayıda taş tespit edilmiştir” diye ifade etti.

    İLAÇLARI DAHİ VERİLMİYOR

    Çubukçu’nun cezaevi koşullarından kaynaklanan kronik bronşit, nefes darlığı gibi hastalıklarının da olduğuna dikkat çeken Acettin şöyle devam etti: “Çubukçu’nun aynı zamanda mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunmaktadır. Hepatit B, kronik bronşit, nefes darlığı, görme kaybı yaşayan aynı zamanda kronik siroz hastası olan, mide ve bağırsak rahatsızlığı bulunan mahpus, sürekli ve düzenli tedavi edilmesi gerekirken ilaçları dahi verilmemektedir.”

    Acettin, Çubukçu’nun serbest bırakılmasını talep etti.

  • ‘Hasta mahpus Memduh Kılıç serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Memduh Kılıç serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA-F Oturmasının 364. haftasında akciğer tüberkülozu olan hasta mahpus Memduh Kılıç’ın serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hapishanelerdeki hasta mahpusların durumlarını kamuoyu ile paylaşmak amacıyla Galatasaray Meydanı’nda düzenleyeceği 364. F oturmasını polisin engellemesi sonucu İHD İstanbul Şubesi önünde yoğun polis ablukası altında gerçekleştirdi.

    Hasta mahpus Memduh Kılıç için bir araya gelen insan hakları savunucuları, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartı açtı.

    “KALP KRİZİ GEÇİREREK YAŞAMINI YİTİRDİ, KİMSE UMURSAMADI”

    Basın açıklamasını İHD Hapishaneler Komisyonu üyesi Mehmet Acettin okudu. Bu hafta başında epilepsi hastası olan 18 yaşındaki Rıdvan Barış isimli mahpusun, Elazığ’da bulunan kampüs hapishanesinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği bilgisini paylaşan Acettin, Barış’ın kalp krizi geçirdiği sırada duvarları yumrukladığını ancak kimsenin umursamadığını belirtti.

    DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkâri Milletvekili Leyla Güven’in tecride son verilmesi talebiyle başladığı açlık grevini sürdürdüğünü dile getiren Acettin, hasta mahpus Memduh Kılıç’ın durumunu paylaştı:

    “27 yıldır hapishanede olan Memduh Kılıç, birçok ilaca dirençli, kronik bir akciğer hastasıdır. Kılıç’ın, bir akciğerinin 3/2’si alınmış ve solunum cihazı kullanmak zorundadır. Daha önce kaldığı Silivri 5 No’lu L Tipi hapishanesinde götürüldüğü, Silivri Devlet Hastanesi de naklinin Metris R Tipi Hapishanesi’ne yapılması gerektiğine, ileri tetkik ve tedavisi için de Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne sevkinin uygun olduğuna dair rapor vermiştir. Marmara ve Kartal Devlet hastaneleri tarafından tüberküloz şüphesi olduğuna dair raporları bulunan Kılıç, 5-6 ay karantina altında tutulmuş, fakat ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığı için koğuşuna geri dönmek zorunda kalmıştır.

    27 kişilik koğuşta kaldığı için hem birlikte kaldığı arkadaşlarına bu hastalığı bulaştırma riski, hem de kalabalık ortamdan dolayı yeni bir enfeksiyon kapma riski bulunmaktadır. Marmara Üniversitesi Diş Hastanesi, diş problemi yaşayan Kılıç’ın dokuz dişine acil cerrahi müdahale yapılması gerektiğini söylemiş, randevu alınmasına rağmen nedeni belirtilmeden idare tarafından randevusu iptal edilmiştir.

    ADLİ TIP KILIÇ’IN SEVKİNİ GERÇEKLEŞTİRMEDİ

    Adli Tıp İhtisas Kurulu, “Sekel akciğer tüberkülozu olduğu, dosyadaki mevcut belgeleri ve kurulumuz muayene bulgularına göre halihazırda; rehabilitasyon tipi hapishane şartlarında kalmasını gerektirecek bir tıbbi durum tespit edilmediği oy birliği ile mütalaa olunur” görüşüne dayanarak Maltepe 1 Nolu L Tipi Hapishanesi’nde bulunan Memduh Kılıç’ın sevkini uygun bulmadığını ifade etmiştir.

    Memduh Kılıç son gönderdiği mektubunda, ‘Tedavim için Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevkimi istemiştim. 2 yıldır buradayım; tedavi olamıyorum ve hastalığım gittikçe ilerliyor ve sağlığım kötüleşiyor. Bir an önce tedavi olmam gerekiyor. Akciğerimin durumunun iyi olmadığına dair doktorlar rapor vermişler. Sevkimin acilen yapılması ve Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde tedavimin başlaması gerekiyor’ demiştir.”

    “HASTA MAHPUSLAR SERBEST BIRAKILMAZSA ACI SONLAR YAŞANMAYA DEVAM EDECEK”

    Memduh Kılıç ve tüm hasta mahpusların tedavilerinin yapılması için serbest bırakılmalarını istediklerini kaydeden Acettin, “Aksi takdirde bu hafta yaşamını yitiren Rıdvan Barış gibi acı bir son yaşanmaya devam edecektir. Yetkililere sesleniyoruz ‘daha kaç hasta mahpusun ölmesine seyirci kalacaksınız!’” dedi.

    Açıklamanın ardından “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Memduh Kılıç serbest bırakılsın”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla eylem sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hapishanede tutulması ölüme davetiye çıkarmaktır’-VİDEO

    ‘Hapishanede tutulması ölüme davetiye çıkarmaktır’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 361’inci haftasında kanser, kalp, böbrek, şeker, yüksek tansiyon gibi pek çok kronik hastalığı olan ve ileri yaşı nedeniyle hapishane koşullarından olumsuz etkilenen Mehmet Bayram’ın serbest bırakılması talep edildi. 

    Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ve hasta mahpusların durumlarına dikkat çekilmek amacıyla düzenlenen F Oturması eyleminin bugün 361’inci haftası. 27 haftadır İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurlu Çeşme Sokak’ta abluka altında gerçekleşen F Oturması, bu hafta da abluka altında yapıldı.

    Hapishanelerde sürdürülen açlık grevlerine dikkat çekilen eylemde açlık grevinde olanların taleplerinin gayet insani ve kabul edilebilir talepler olduğu vurgulandı.

    Bu haftaki basın metnini insan hakları savunucusu Mehmet Acettin okudu. Acettin, ağır hasta mahpus Mehmet Bayram’ın durumunu kamuoyu ile paylaştı.

    “HALA HAYATİ TEHLİKESİ VAR”

    2017 yılında tutuklanan 71 yaşındaki Mehmet Bayram, önce Bandırma hapishanesine sonra da Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Hapishanesine götürüldü. Hala Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutuklu bulunan Bayram’ın gözaltına ve Bandırma hapishanesinde iken iki kez kalp krizi geçirdiğini söyleyen Acettin, şeker hastalığı nedeniyle böbrekleri etkilenen Bayram’ın vücudunda şişlikler oluştuğunu ve hala hayati tehlikesi olduğunu kaydetti. Acettin, yüksek tansiyon hastası olan Bayram’ın Akhisar T Tipi hapishanesinden hastaneye götürülürken yürüme zorluğu çekmesi nedeniyle merdivenlerden yuvarlanarak vücudunun çeşitli yerlerinden yaralar aldığını belirtti.

    “TÜMÖRÜ TEKRARLAYABİLİR”

    Böbrek yetmezliği nedeniyle vücudunda oluşan şişliklerin Nefroloji bölümü olan bir hastanede tetkiklerinin yapılması gerektiğini söyleyen Acettin, geçmişte kanser tedavisi gören Bayram hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Kanser hastalığı nedeniyle Ankara Gazi Üniversitesi hastanesinde ameliyat edilmiş, tümör alınmıştır. Tümörün tekrarlama ihtimaline karşı altı ayda bir kontrol olması gerekmektedir. Hapishanede kaldığı süre içerisinde kontrolleri yapılmamıştır. Kurum müdürlüğüne, hastaneye gitmek için defalarca sevk dilekçesi vermesine rağmen götürülmemiştir. Kanser hastalığından dolayı hapishanede gerekli kontrolleri yapılamadığı için tümörün tekrarlanacağı kaygısı taşımaktadır. Ayrıca 20 yıldır yüksek tansiyon hastasıdır, hapishanede tansiyon aletine ulaşmada bile sorun yaşamaktadır. Tansiyon hastalığı nedeniyle geçmiş yıllarda kısmi felç geçirmiştir. Tansiyonu kontrol altına alınamamaktadır.

    “HAPİSHANEDE OLMASI ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARMAKTIR”

    Mehmet Bayram 20 yıldır diyabet hastasıdır. Şeker hastalığının yan etkileri nedeniyle böbrek yetmezliği, göz ve kalpte sorunlar yaşamaktadır. Yemekten 20 dakika önce olması gereken iğneler yanına verilmediği için tedavisinde sıkıntılar yaşamakta günlük yaşamı eziyete dönüşmektedir. Kendisine ait olan şeker ölçüm cihazı ve insülin ilaçlarının yanına verilmesi gerektiği halde verilmemektedir. İlaç ve cihaza erişim zorluğu çekmektedir ve böbrekleri ile ilgili yakınmaları dikkate alınmadığı için durumu gittikçe ağırlaşmaktadır. Kalbinden daha önce anjiyo olmuş, üç damarında tıkanıklık tespit edilmiştir. Dışarıdayken ameliyat olması gerektiği söylenmiş ancak şartları uygun olmadığı için ameliyat olamamıştır. Göğüs bölgesinde ağrıları devam etmektedir ve kontrol talepleri ise karşılanmamaktadır.

    Diyabetten kaynaklı olduğu düşünülen göz sorunu, boyun bölgesinde damar tıkanıklığı vardır. Ayrıca beyin cerrahı tarafından verilmiş raporları mevcuttur. Ciddi risk taşıdığından dolayı ameliyatı sakıncalı görülmüş; sabah ve akşam Nevratin ilacı kullanmaktadır.

    Acettin, kanser, kalp, böbrek, şeker, yüksek tansiyon gibi pek çok kronik hastalığı olan ve ileri yaşı nedeniyle olumsuz hapishane koşullarından etkilenen Mehmet Bayram’ın hala hapishanede tutulmasının ölüme davetiye çıkardığını kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpuslar kasıt veya bilinçli sebebiyet verme yüzünden hayatını kaybediyor’-VİDEO

    ‘Hasta mahpuslar kasıt veya bilinçli sebebiyet verme yüzünden hayatını kaybediyor’-VİDEO

    PİRHA – 355’inci F Oturmasında 2018 yılında hapishanede yaşamını yitiren hasta tutuklular konu edildi. Hapishanede yaşamını yitiren hasta mahpusların çoğu kasıt veya bilinçli sebebiyet verme yüzünden hayatını kaybetmiş. 

    Hasta mahpusların durumlarına ve hapishane koşullarına dikkat çekmek amacıyla her hafta Cumartesi günleri yapılan F Oturması bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında yapıldı. Her hafta bir hasta mahpusun durumunun anlatıldığı eylemde bu hafta 2018 yılında hapishanede yaşamını yitiren hasta mahpuslar konu edildi.

    “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartının açıldığı eylemde “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı. Basın metnini İHD üyesi Hatice Onaran okudu.

    “TECRİT KALDIRILMALI”

    DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven’in tecridin kaldırılması için başlattığı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinin 66. gününde olduğunu hatırlatan Onaran, Güven’e destek için yapılan açlık grevlerinin birçok hapishaneye yayıldığını ve açlık grevindeki mahpuslara uygulanan su, tuz, şeker ile B1 vitaminini vermeme gibi uygulamalara son verilmesini istedi. Tecridin işkence olduğunu ifade eden Onaran, hapishanelerde yeni ölümlerin olmaması için tecridin kaldırılması ve hasta mahpusların taleplerinin karşılanarak sorunların çözülmesi için adımlar atılması gerektiğini kaydetti. Yaşamlarını yitiren mahpusların ölüm nedenlerinin genellikle ciddi sağlık sorunlarından kaynaklandığını söyleyen Onaran, ileri yaşlarda olan mahpusların da kalp ve kronik hastalıklardan birisi olsa bile hapishanenin olumsuz koşullarını atlatmada daha çok zorlandıklarını veya atlatamadıklarını belirtti.

    “YETKİLİLERİ UYARIYORUZ”

    Hapishanelerdeki ihmal ve keyfi uygulamalara son verilmesi temel hak ve özgürlüklerin sağlanması, yaşama haklarının korunması için yetkilileri uyarmak istediklerini ifade eden Onaran, haklarında bilgiye ulaşabildikleri hayatını kaybeden 22 mahpus hakkında da şu bilgileri paylaştı:

    • İbrahim Akbaba, 1948 doğumlu olan mahpus, Edirne F Tipinde tutulmaktaydı. 2015 yılında geçirdiği felç nedeniyle ellerini kullanamayan, ileri derecede kalp, şeker, tansiyon hastasıydı. Açık kalp ameliyatı geçiren ve şeker nedeniyle bir ayağı kesik olan İbrahim Akbaba, Şubat 2017’de tutuklanmış olup davası devam etmekteydi. Yani 70 yaşında çok ciddi sağlık sorunları olan bu mahpus hiçbir bürokratik işleme gerek kalmadan tutuksuz yargılanabilirdi. 6 Aralık 2017’de getirildiği Mardin’e yaklaşık bir yıl sonra 28.12.2018’de tabutla dönebildi. Bitmedi, 24 yıldır içeride olan oğlu Lokman Akbaba’nın babasının cenazesine gitmesine de izin verilmedi.
    • Koçer Özdal, 2014 yılında tutuklanan mahpus 70 yaşındaydı. Yaşından, yaşadığı hapishane koşullarından kaynaklı olarak ağır sağlık sorunları olduğunu, tek başına yaşamını idame ettiremediğini ve kendine bakacak durumu olmadığını vurgulayan dilekçelerini Bafra Kaymakamlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CIMER)’e kadar göndermesine rağmen ne durumu ne de talepleri dikkate alınmadı. Kanser teşhisi konduğu zaman ise hastalık tüm vücuduna yayılmıştı. Hastaneye yatırıldığında durumu çok ağırlaşmış, böbrek, kalp ve akciğerler artık fonksiyonlarını kaybetmişti. Yaklaşık on gün yattığı yoğun bakımda bile ne bacağından ne de kolundan kelepçe çıkartılmayan mahpusun ailesi 27 Ağustos sabahı cansız bedenini kucakladığında kolunda kelepçeden kaynaklı derin yara izlerini fark etmiştir. Bitmedi; Koçer Özdal’la son vedalaşmasını yapmak isteyen yakınları, dostları cenazesine katılamadığı gibi taziye boyunca köy ve mahallesine girişler engellenmiştir. Gene bitmedi; Bafra Kaymakamlığı aylar önce kendilerine dilekçe gönderen kuruma, vefatından iki ay sonra verdiği yanıtta durumunun iyi olduğu ve bu bilginin de halen hapiste olan oğluna gönderildiğini belirtmiştir.
    • CeIaI Şeker, 2015 yılında tedavi için gittiği hastanede, daha önce hakkında açılan bir davanın kesinleşmesi nedeniyle tutuklanarak hapishaneye götürülür. 12 yıldır diyaliz hastasıdır; hem de evde her gün 4 defa periton diyalizi, iki günde bir hastanede hemodiyaliz tedavisi görmekte, %96 engelli ve hapishanede kalamaz raporu vardır. Aile ve avukatlarının tüm girişimlerine rağmen serbest bırakılmayan mahpus, 19 Ocak’ta kalp krizi geçirince hastaneye kaldırılır. 3 Şubat tarihinde yaşamını yitiren Celal Şeker aşırı kilo kaybı nedeniyle tanınmayacak hale gelmiştir.
      Yaşamını yitiren diğer mahpuslar, bulundukları hapishane ve vefat etme sebepleri şöyledir.
    • Emre Kambur; Trabzon/Bahçecik E Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte.(20.11.2018)
    • Burhan Karatay; Giresun E Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan 67 yaşındaki mahpusun defalarca yaptığı başvuru reddedilir. Kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği için 10 gün sonraki mahkemesine katılamaz.(07.11.2018)
    • İbrahim Yılmaz; (T)Erzurum E Tipi Hapishanesi. 77 yaşında ve intihar ettiği iddia edilmekte. (1 1.10.2018)
    • Hüseyin Bozyiğit; Batman M Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (07.10,2018)
    • Sabri Çolak; Van Yüksek Güv. ClK. ATK’nın hapiste kalamaz raporu vardı. Kalp krizi (24.08.2018)
    • Davut Demirkale; Mersin E Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (14.07.2018)
    • Nesrin Gençosman; Ordu Hapishanesinde tutulan ve zatürre hastası olan 30 yaşındaki kadın mahpus ilaçlarının çok geç verilmesi nedeniyle ağırlaşır, kaldırıldığı hastanede bir hafta sonra yaşamını yitirir. (I I .07 2018)
    • Zeki Güven; Eskişehir Hapishanesi, kalp krizi. (01 07.2018
    • İbrahim Halil Özyavuz; Silivri Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (01.06.2018)
    • Uğur Kart, Konya E Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (28 04.2018)
    • Halime Gülsu, Tarsus Kadın Hapishanesi, SLE (Sistematik upuseritematozus) hastalığı. (27 04.2018)
    • Cemal Gürer, Elazığ Yüksek Güvenlikli CİK. Kanser, (25.04.2018)
    • İsmail Arslan, Balıkesir/Bandırma 1 Nolu T Tipi Hapishanesinde tutulmaktaydı. 1993 yılında tutuklanan mahpus çok ağır mide, solunum şikayetleri yaşaması ve İHD avukatının yoğun çabasıyla 2016 yılında şartlı tahliye edilir ancak bir yıl sonra tekrar tutuklanır. Kendine bakamayacak durumda olmasına rağmen bırakılmayan mahpus 7 Nisan’da yaşamını yitirir.
    • Teoman Gökçe; Ankara/Sincan Hapishanesi. Kalp krizi. (02.04.2018)
    • Çağlar; Van F Tipi Hapishanesi. Afrin harekatını protesto etmek için bedenini ateşe vermiştir. (20.03.2018)
    • Ahmet İncir; Diyarbakır E Tipi Hapishanesi. Tutuklanıp hapishaneye götürüldükten iki saat sonra intihar ettiği iddia edilmektedir. (16.03.2018)
    • Ahmet Turan Özcerit; Balıkesir/Bandırma T Tipi Hapishanesi. Kanser. (12,022018)
    • Vahyettin Yahya Bayat; Diyarbakır E Tipi Hapishanesi. Kalp krizi, (09.02.2018)
    • Abdullah Gülle, Giresun E Tipi Hapishanesi. Cinayet. (22.012018)
    • Lokman Ersoy; Balıkesir/Kepsut L Tipi Hapishanesi. Yoğun sağlık şikayetlerine rağmen hastaneye geç sevk edilir. Safra kesesinde tümör teşhisi nedeniyle tahliye edilir ancak birkaç gün sonra hastanede yaşamını yitirir.(08.01.2018)

    İnsan hakları savunucuları olarak 2019 yılında hapishanelerde yeni ölümlerin olmaması için tecrit politikasına son verilmesi gerektiğini dile getiren Onaran, “Hapishanelerdeki ölümlerin sebepleri, kasıt veya bilinçli sebebiyet verme varsa sorumluları açığa çıkartılıp yargılansın. Vefat eden mağdur yakınlarına en temel insani yaklaşım gösterilip acılarına saygı duyulsun. Tam teşekküllü hastanelerin vermiş olduğu raporlar dikkate alınsın. Yüzlerce ağır hasta mahpusa yaşatılan işkenceye son  verilerek serbest bırakılmalıdır”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpus Abdullah Kalay serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta mahpus Abdullah Kalay serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- Polis ablukasında gerçekleşen F Oturması’nın 351. haftasında kalp hastası ve Wernicke Korsakoff hastası olan Abdullah Kalay’ın serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F Oturması eylemi 351. haftasında da devam etti. Hapishanelerdeki hak ihlallerine ve hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen eylemin bu haftaki oturumunda kalp hastası Abdullah Kalay’ın serbest bırakılması talep edildi.

    İHD İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurlu Çekme Sokak’ta bir araya gelen insan hakları savunucuları “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Hasta mahpus Abdullah Kalay serbest bırakılsın” yazılı pankartlar açtı. Eylemde basın metnini okuyan Hatice Onaran, hasta mahpusların tutuklu olmayan kişilerle aynı sağlık hizmetine erişme hakları olduğuna dikkat çekti.

    Onaran, Abdullah Kalay ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “1967 Dersim doğumlu Abdullah Kalay 1992’de gözaltına alınır. Yoğun baskı ve işkence sonrası tutuklanır. 1996 ve 2000 yıllarında ölüm orucu eylemlerine girdikten sonra Wernicke Korsakoff Sendromuna yakalanır. 2002 yılında iki ayrı davadan birisinin yatarı dolduğu için tahliye edilir. 2008 yılında 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği müebbet ağır hapis cezası Yargıtay tarafından onanınca, 24 Eylül 2010’da çalıştığı iş yerinden alınıp tutuklanarak tekrar hapishaneye götürülür.”

    4 KEZ HAPİSHANEDE KALAMAZ RAPORU VERİLDİ

    Kalay’ın 1 ay önce İHD’ye gönderdiği mektupta durumunu anlattığını belirten Onaran, Kalay’ın gönderdiği mektuptan şu bölümleri okudu:

    “Kaldığım hapishanede 2012 yılında kalp krizi geçirdim. Hapishane idaresi 2,5 saat geciktirerek hastaneye kaldırmıştı. Hastanede 1,5 saat anjiyoda kaldım. Tıkanan ana arter damar açıldı, stent takıldı. Ölümden son anda kurtuldum. Ancak geç müdahale edildiğinden kalbimin büyük bir kısmı tahribata uğradı. Kendisini yenileyecek durumdan çıkmıştır, ölüdür. Son yapılan üçüncü anjiyoda kalbime giden damarların %40 ile %70’i arasında daralma mevcut ve kalp yetmezliğinde artış olmuş, kalbin çalışma oranı %25’e düşmüş. 10 çeşit ilaç kullanıyorum.
    Hastalıklarım ile ilgili kesin ve kalıcı tanı: Koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği, kalbin çalışma oranı EF: %25, angina pektoris, hipertansiyon, Wernicke Korsakoff, %50-53 duyma kaybı, reflü, bacaklarımda ağrı ve ödem, hemoroit, prostat, sol böbrekte 4.5 taş. Günlük özel ihtiyaçlarımı içeren işlerimi (çamaşır yıkama, temizlik vb) yapamayacak durumdayım. Zaten hastane sağlık kurulunun ‘süresiz iş gücünü kaybetmiş’ engelli raporu da mevcut. Yemek yerken, konuşurken, yürürken, sandalyede otururken yoruluyorum. Zamanımın çoğu yatakta geçiyor.”

    Onaran, Kalay’ın Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı kurulunun 4 kez hapishanede kalamayacağı yönündeki raporlarına rağmen serbest bırakılmadığını kaydederek Kalay ve tüm hasta mahpusların serbest bırakılmasını istedi.

    Eylem, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Abdullah Kalay serbest bırakılsın”, “İnsan haklarıyla insandır”, “Tecirt öldürür dayanışma yaşatır”, “Susma suça ortak olma” sloganlarıyla son erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDP’li Toğrul hasta mahpus Arslan için soru önergesi verdi

    HDP’li Toğrul hasta mahpus Arslan için soru önergesi verdi

    PİRHA- HDP’li Toğrul, hasta mahpus Arslan’ın durumuyla ilgili Adalet Bakanı Gül’ün yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Önergede, Arslan’ın ve diğer mahpusların “mağduriyetlerinin giderilmesi için ne gibi çalışmalarınız vardır?” diye soruldu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Gaziantep H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalan hasta mahpus Vakıf Arslan’ın durumuyla ilgili Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına soru önergesi verdi.

    Arslan’ın durumu hakkında bilgi verilen önergede şu ifadeler yer aldı:

    “Gaziantep H tipi cezaevinde kalan 2 kız çocuğu babası Vakıf Arslan’ın tutuklu olduğu dönemde bir böbreğinin alındığı ve sağlıklı beslenemediği için perhiz yapamadığı belirtiliyor. Böbreğinin alınmış olduğu hastane kayıtlarına göre de bilinmesine rağmen ve sağlıklı beslenmesi gerektiği ve tedavisinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesi için cezaevi dışında tutulması gerekirken halen tutuklu olarak cezaevinde tutulmaktadır. Hükümlü ve tutuklunun,  beden ve ruh sağlıklarının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanması yasal haktır. Bu konuda devletin mutlak bir yükümlülüğü bulunmaktadır.”

    “HASTA MAHPUSLAR İÇİN NE GİBİ ÇALIŞMALARINIZ VAR?”

    Toğrul’un önergesinde Arslan’ın yanı sıra diğer hasta mahpuslarla da ilgili sorular soruldu. Önergede Bakan Gül’ün yanıtlaması istemiyle şu sorular yer aldı:

    • Vakıf Arslan’ın tahliye edilmesi için diğer böbreğinin de kaybedilmesi bekleniyor? Ağır sağlık sorunları olmasına Vakıf Arslan hakkında ceza infazının durdurulması veya cezanın ertelenmesi hükümleri neden uygulanmamıştır?
    • Vakıf Arslan’ın tedavisinin gerekli şekilde yapılmaması, insan ve yaşam hakkının ihlali değil midir? Bakanlığınız Vakıf Arslan’ın durumundan haberdar mıdır?
    • Vakıf Arslan ve diğer tüm hasta tutuklu ve hükümlülerin mağduriyetlerinin giderilmesi için ne gibi çalışmalarınız vardır?
    • Gaziantep H, E ve L tip cezaevlerindeki hasta tutuklu sayısı kaçtır?

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Çocuklarını dahi hatırlamayan Sise Bingöl için hazırlanan rapor tıp ahlakından uzak’- VİDEO

    ‘Çocuklarını dahi hatırlamayan Sise Bingöl için hazırlanan rapor tıp ahlakından uzak’- VİDEO

    PİRHA- İHD Hapishane Komisyonu, bu hafta 78 yaşındaki akciğer, yüksek tansiyon ve kalp sorunu olan yakınlarını bile tanımayacak noktaya gelen Sise Bingöl’ün durumuna dikkat çekti. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği F Oturumu’nun 345’ncisi de engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama İHD şube binası önünde yapıldı. “Hasta mahpus Sise Bingöl serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Taylan Bekin yaptı.

    Bu haftaki açıklamada sağlığı giderek ağırlaşan hasta tutuklu 78 yaşındaki Sise Bingöl’ün serbest bırakılması istendi.

    “SAĞLIĞA ERİŞİM ENGELLENİYOR”

    Hapishanelerdeki hak ihlallerinin her geçen gün giderek arttığına dikkat çeken Bekin, “Sağlığa erişimin engellendiği, sürekli artan hapishane nüfusuyla koğuşlarda yaşam alanlarının daraldığı, yerlerde yatılmak zorunda kalındığı, mahpusların tehdit edildiği ve benzer sorunlar her gün katlanarak artıyor. Son dönemde artan baskıların ve uygulamaların diğer bir nedeni İse kaldırıldığı söylenen OHAL’in kalıcı hale getirilmesidir. Örneğin, ayakta sayım OHAL’le birlikte uygulanmaya çalışıldı. OHAL sözde kalktı ama ayakta sayım dayatması devam ediyor. Bunu kabul etmeyen mahpuslara işkence yapılıp, disiplin cezaları veriliyor, mahpusların infazları yakılıyor” diye konuştu.

    “HASTANEDE KALMAZ RAPORU DİKKATE ALINMADI”

    Bu hafta 78 yaşındaki Sise Bingöl’ün durumunu aktaran Bekin, “Sise Bingöl, hapishaneye gönderilmeden bir ay önce kalp krizi geçirmiş ve tedavisi yarım kalmıştır. Ciddi sağlık sorunları ve ‘hapishanede kalamaz’ raporu olmasına rağmen bu raporu Adalet Bakanlığı tarafından dikkate alınmamıştır. Sise Bingöl ihtiyaçlarını dahi koğuş arkadaşlarının yardımı ile giderebiliyor. Çamaşırlarını koğuş arkadaşları yıkıyor, kişisel bakımında kendisine yardım ediyorlar.
    Sise Bingöl, 4 Ekim 2017’de ailesine haber verilmeden Tarsus T tipi Kapalı Hapishanesine sürgün edilmiştir. Sevkten bir hafta sonra idare ailesine bilgi vermiştir. Ring aracında üç gün kalmıştır. Ailesinin olduğu yerdeki hapishaneden alınarak çok uzak bir bölgeye sürgün edilmesi sağlık sorunlarını arttırmıştır” şeklinde konuştu.

    “HAZIRLANAN RAPOR TIP ANLAYIŞINDAN UZAK HAZIRLANMIŞTIR”

    Sise Bingöl’ün, tutuklandıktan iki buçuk ay sonra 24.06.2016 tarihindeki ilk duruşmasında tutuklu kaldığı süre ve kronik rahatsızlığı göz önünde bulundurularak tahliye edildiğini hatırlatan Bekin şöyle devam etti:

    “Muş’un Varto ilçesine bağlı Teknedüzü köyünde yaşayan Sise Bingöl, oğlu Zafer Bingöl ile birlikte ‘örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme’ suçlaması ile 4 yıl 2 ay hapis cezası almıştır. Nisan 201Tde cezasının onaylanmasının ardından aynı suçlamadan yargılanan oğlu Zafer Bingöl ile birlikte tekrar tutuklanarak Muş E tipi Kapalı Hapishanesine götürülmüştü. Bingöl ‘ ün avukatı, aynı zamanda İHD avukatı da olan Gülşen Özbek, Bingöl’ün tahliye edilmemesinin Tıp ahlakına aykırı bir tutum olduğunu belirtti. Telafisi mümkün olmayan bir netice ile karşılaşmamak için Bingöl’ün acilen tahliye edilmesi gerektiğini ifade eden Özbek , ‘Sise Bingöl ciddi rahatsızlıklara sahip yaşlı bir kadın. İki yıl önce Muş Devlet Hastanesi’nden ‘sağlığı hapishane de kalmaya uygun değildir’ raporu verilmiştir, sonra bu rapora yapılan itirazlar sonucu Ankara Adli Tıp Kurumu Muş’taki raporun aksine mevcut hastalıkları sıralayıp ‘hapishanede kalmasında sakınca yoktur’ diyor. Bunun üzerine tekrar başvurduk, Tarsus Devlet Hastanesi’nde Ankara Adli Tıp raporuna benzer bir rapor verdi.’
    Sise Bingöl hakkında şu an hazırlanan rapor Tıp ahlakından uzak bir anlayışla hazırlanmıştır. Yaşından dolayı durumu hapishane de her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Sise Bingöl kalp, akciğer, tansiyon ve mesane hastası, bakıma muhtaç durumda biridir. Son dönem yakınlarını bile hatırlayamaz duruma gelmiştir. Ama buna rağmen tahliye edilmesine ilişkin sağlık raporu verilmiyor. Adli Tıp Kurumu’nun yanlı kararı ile hapishanelerde yaşamını yitiren onlarca hasta tutuklunun olduğunu gördük. Sise Bingöl de bunlardan biri olmasın.”

    “ÇOCUKLARININ ADINI DAHİ HATIRLAYAMIYOR”

    Bekin, yakın zamanda 78 yaşındaki Sise Bingöl ile görüşen İHD Çukurova Bölge Temsilcisi Dora Şeker’in Bingöl’ün durumuna ilişkin yaptığı şu açıklamaya yer verdi:

    “Bingöl’ün artık çocuklarının adını dahi hatırlayamadığını kızının adını sorduğumuzda köyünün adını söylediğini, duymakta çok zorlandığı sürekli olarak köyde başına gelen olayı tekrarlayarak hiç aralıksız konuştuğu ve bir süre sonra zorlanmaya başlayarak fenalık geçirdiğini, içecek su bulup rahatlatmaya çalıştıktan sonra bu kez ağlayarak sürekli konuştuklarını tekrar ettiğini söylemiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus Atlı’ya özgürlük istendi-VİDEO

    Hasta mahpus Atlı’ya özgürlük istendi-VİDEO

    PİRHA- Polis tarafından bu hafta da engellenen F oturumunun 343’üncüsünde beyin kanaması riskiyle karşı karşıya olan hasta tutuklu Mehmet Selim Atlı’nın serbest bırakılması istendi.  

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapılmak istenen F Oturumu’nun 343’üncüsü de engellendi. Polisin engeli üzerine açıklama, İHD şube binası önünde yapıldı. İHD’nin penceresine İngilizce ve Türkçe olarak “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartı asılırken, eylemde “Hasta mahpus Mehmet Selim Atlı serbest bırakılsın” pankartı açıldı.

    Bu haftaki açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Üyesi Taylan Bekin yaptı.

    OHAL kaldırılmasına rağmen OHAL koşullarını aratmayan uygulamaların devam ettiğini belirten Bekin, hasta tutukluların sağlığa erişmesinin ve tedavi edilmesinin engellendiğini söyledi. Onlarca ağır hasta tutuklunun ailesiyle veda hakkını dahi kullanamadan yaşama veda ettiğine dikkat çeken Bekin, “Hapishanelerde tutulmakta olan tüm ağır hasta mahpuslar için yaşam ve ailesine veda etme hakkı meşru bir insan hakkıdır. Ayrıca Birleşmiş Milletler resmi belgesi olan ve üye ülkelerce de kabul edilen İstanbul Protokolü gereği, tutuklu ve hükümlü konumda da olsa her hastanın kendi doktorunu seçme ve raporlarının bağımsız bilirkişilerce hazırlanmasını isteme hakkı vardır. İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu olarak her hafta gündeme getirdiğimiz ve getirmeye devam ettiğimiz hasta mahpusların durumunu kamuoyu ve basınla paylaşıyoruz. Bir nebze de olsa olumlu gelişmeler başta aileleri olmak üzere bizleri, insan hakları savunucularını mutlu ediyor. Tersi durum ise bizleri kaygılandırıyor ve üzüyor” diye konuştu.

    “ATLI HAFIZA KAYBI YAŞAMAKTADIR”

    Eylemde, hasta tutuklu Mehmet Selim Atlı’nın durumuna dikkat çeken Bekin, şunları dile getirdi: “Mehmet Selim Atlı 62 yaşında Batman doğumludur. Yargılandığı iki suçtan dolayı hapis cezası almıştır. İlk yargılandığı davadan 4 yıl 8 ay, ikinci davadan ise 33 ay hükümlüdür. Hapishaneye girmeden önce beyin kanaması geçirmiştir. Kaldırıldığı Özel Batman Yaşam Hastanesinde Şubat 2018’te tutuklanarak Batman hapishanesine oradan da Siverek hapishanesine sevk edilmiştir. Doktor raporları olmasına rağmen hapishane idaresi Atlı’yı İstanbul Adlı Tıp Kurumuna göndermiş. Burada yapılan tetkikler sonucunda kendisine sağlam raporu verilmiştir. Siverek hapishanesine geri gönderilen Atlı, ikinci defa beyin kanaması geçirmiştir. Atlı, sık sık hafıza kaybı yaşamaktadır. Urfa Mehmet Akif İnan Araştırma Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde tedavi için bir süreliğine kalan Atlı daha sonra hapishaneye geri gönderilmiştir. Siverek T Tipi Hapishanesi’nde ağır hasta bir şekilde kalan Atlı, yeni bir beyin kanaması riskiyle karşı karşıyadır.”

    İnsan hakları savunucuları ve Hapishane Komisyonu olarak cezaevlerinde ölümlerin olmamasını istediklerini ifade eden Bekin, “Özellikle ağır hasta mahpusların yakınlarının yanında tedavilerine devam edebilmesini ve mahpusların veda hakkına dahi erişemeden yaşamlarını yitirmemesi gerektiğini söylüyoruz. Bütün ağır hasta mahpuslar için yaşam hakkı istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 325’inci F oturumunda felçli Ali Haydar Yıldız’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    325’inci F oturumunda felçli Ali Haydar Yıldız’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA- Cezaevi koşullarına ve hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla İHD Hapishane Komisyonu’nun her hafta düzenlediği F Oturumunda bugün Ali Haydar Yıldız’ın durumuna dikkat çekildi. 

    325’incisi düzenlenen F Oturumu eyleminde Metris R Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan ve belden aşağısı felç olan Ali Haydar Yıldız’ın durumuna dikkat çekildi.

    “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Ali Haydar Yıldız serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez” yazılı pankartların açıldığı eylemde sık sık “”Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Ali Haydar Yıldız serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez”, “OHAL işkencesine son”, Onursuz arama işkencesine son”, “İnsan haklarıyla insandır”, “Tek tip elbiseye hayır”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıldı.

    KENDİSİNE BAKAMAYACAK OLAN HASTALAR ARKADAŞLARINA BAKMAK ZORUNDA 

    Basın açıklamasını okuyan insan hakları savunucularından Seza Mis Horuz, Türkiye genelinde bulunan hapishanelerden sadece iki tanesinin R Tipi hapishane olduğunu belirterek, “Bu hapishaneler kendi ihtiyacını karşılayamayacak derecede sağlık sorunları olan mahpuslar için yapılmıştır” dedi. Bu hapishanelerde sürekli sağlık ve bakım işini yapacak personel bulundurma zorunluluğuna rağmen birlikte kalan tutukluların birbirlerine yardım etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Horuz, “Zaten kendisine bakamayan bir mahpus diğer bir mahpus arkadaşının yarasını temizlemek hatta zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılamak durumda kalmaktadır.” şeklinde konuştu.

    8 Ağustos 2012’de İstanbul Pendik’te yaralı şekilde yakalanıp gözaltına alınan Ali Haydar Yıldız’ın önce Kartal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’ne götürülerek burada bir süre tutulduğunu ardından Samatya /İstanbul Eğitim Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğünü söyleyen Horuz, Yıldız’ın ailesinin ifadesine göre ilk 8 saatte yapılması gereken tıbbi müdahalenin yapılmadığı ve omuriliğinde bulunan kurşun  çıkarılamadığı için belden aşağısının tutmayacak şekilde felç kaldığını vurguladı.

    “HASTANEDE SADECE BİR KEZ TEMİZLİĞİ YAPILMIŞ”

    Tedavisi tamamlanmadan hastaneden çıkartılan Yıldız’ın Metris R Tipi Hapishanesine götürüldüğünü ve orada bir hafta revirde gayri insani koşullarda tutulduğunu kaydeden Horuz, Yıldız’ın hiçbir insani ihtiyacının karşılanmadığını belirterek şöyle devam etti:

    “Belden aşağısı tutmadığı için tuvalete dahi çıkamamış, kişisel temizliğini yapamamıştır. Daha sonra buradan Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesine sevk edilince, önce Tekirdağ Devlet Hastanesine götürülür. Buradaki doktorlar, “pis olduğu, koktuğu” için tedavi etmek istememiş ama yaralarına bakmak zorunda olduklarından hastanede sadece bir kez temizliği yapılmıştır. Daha sonra hapishaneye götürüldüğünde bütün bakımını yanındaki diğer mahpuslar üstlenmiştir.”

    MAHKEME RAPORU SAKLAMIŞ

    Horuz, duruşmalara sedye ile çıkarılan Yıldız için Adli Tıp Kurumu’nun 2012 yılında sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, bir başkasının desteği ile bakıma muhtaç olduğu yönünde rapor verdiğini belirtti. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyaya gelen raporu iki duruşma boyunca Yıldız ve avukatlarından sakladığını vurgulayan Horuz, rapor açığa çıkınca da aynı mahkemenin tahliyesi mümkün değildir kararı verdiğini kaydetti.

    “YARALARI GİDEREK BÜYÜYOR”

    Ağır sağlık sorunu ve yatağa bağımlı olmasından dolayı Yıldız’ın tekrar Metris R Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini söyleyen Horuz, “Ali Haydar Yıldız’ın ablasıyla son durumuna dair yaptığımız telefon görüşmesinde; kardeşinin sürekli yatmaktan kaynaklı olarak vücudunda yaralar oluştuğunu, bu yaraların artık giderek büyüdüğünü ve dayanılmaz acılara sebebiyet verdiği belirtmiştir. Bu acılara dayanmak için sürekli biçimde ağrı kesici ve antibiyotik almasına rağmen bunun çözüm olmadığını ifade etmiştir. Uzun zamandır havalı yatak talebine sürekli olumsuz yanıt verildiğini hatta biraz kullanabildiği elleri için hastaneden kendisine verilen top ve ağırlıkların dahi hapishane idaresince kendisine verilmesinin yasaklandığını ifade etmiştir” diye konuştu.

    “HAPİSHANEYE DEĞİL HASTALIĞINA VE YATAĞA DA MAHKUM EDİLDİ”

    Horuz, yaşamını tek başına sürdüremeyecek durumda bulunan Yıldız’ın derhal serbest bırakılması gerekirken yalnızca hapishaneye değil, hastalığına ve yatağına da mahkum edildiğine dikkat çekti.

    Horuz, Yıldız’ın serbest bırakılmasını talep ederek sözlerini şöyle sonlandırdı:

    “Sandalyede dahi oturması doktorlar tarafından sakıncalı görünen, tüm vücudu yatak yaraları bağlamış ve ayaklarının kangren olması tehlikesi bulunan, tek başına kendine bakamayacak, felçli bir mahpus Ali Haydar Yıldız’a yapılanlar işkencedir. İşkence insanlık suçudur, vicdanı olan hiç kimse tarafından kabul edilemez, edilmemelidir. Yetkililerden, Ali Haydar Yıldız’a Adli Tıp Kurumu tarafından verilmiş olan ‘tek başına hapishane koşullarında yaşayamaz” raporunun gereğinin acilen yerine getirilmesini ve serbest bırakılmasını talep ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • F Tipi Oturumu 290. haftasında: Hasta tutuklu İsmet Akın tedavi edilsin-VİDEO

    F Tipi Oturumu 290. haftasında: Hasta tutuklu İsmet Akın tedavi edilsin-VİDEO

    PİRHA-İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komiyonu’nun cezaevlerindeki keyfi uygulamalara ve hasta tutukluların durumlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlediği F Oturumunun 290. haftası gerçekleştirildi. Durumu gittikçe ağırlaşan hasta tutuklu İsmet Akın’ın tedavi edilmesini talep edildi.

    HABERİN VİDEOSU

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun her hafta Galatasaray Lisesi önünde hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla düzenlediği “F Oturumu”nun 290’ıncısı gerçekleştirildi.Oturumda basın açıklamasını Kayıp yakınlarından Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç okudu. OHAL ile birlikte var olan hak ihlallerinin daha da pervasız bir düzeye çıkarıldığını söyleyen Karakoç, son süreçte birçok tutuklunun başvurusu ve avukatlarının hapishanelerde yaptığı heyet görüşmelerinde de öne çıkan sorunları şöyle sıraladı:

    • Hukuksuz kararlarla avukat görüşmelerinde kısıtlama yapılması sonucunda  mahpusun   savunma hakkının ihlali.
    • Tedavilerin geciktirilmesi  ve hatta tedavilerin tamamen engellenmesi. İlaçlarının verilmememesi veyahut günü geçmiş ilaçların verilmesi. Böylece sağlık hakkı hiçe sayılıp yaşam haklarının ellerinden alınması.
    • Koğuşlarda hukuksuz  ve taciz edici keyfi aramaların yapılması, onur kırıcı muameleye maruz kalmaları.
    • Faks ve mektupların verilmemesi iletişim haklarından mahrum edilmeleri.
    • İşkence, darp ve kötü muameleye maruz bırakılmaları
    • Mahpusların talep ve dilekçelerinin işleme konulmaması, mahpusların muhatap bulamaması
    • Haksız  ve hukuksuz keyfi disiplin suçları
    • Mahpuslara çıplak arama dayatması.

    “HUKUK VE İNSANLIK DIŞI UYGULAMALARINIZA SON VERİN”

    6 yıldır bir türlü kapanmayan ameliyat yaraları ile yaşam mücadelesi veren hasta tutuklu İsmet Akın’ın ailesi kardeşlerinin hemen tedavi edilmesini talep ettiği belirten Karakoç, “Mahpusların tedavilerinin yapılmaması, hapishanelerdeki kötü koşullar ve insanlık dışı koşullar mahpusları öldürüyor. Biz insan hakları savunucuları olarak devlete sesleniyoruz; Hasta mahpusların tedavi haklarını engellemeyin ve hukukun gereklerini yerine getirin. Hukuk ve insanlık dışı uygulamalarınıza son verin” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • ‘Mahpuslar psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalıyor’-VİDEO

    ‘Mahpuslar psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalıyor’-VİDEO

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu eylemlerinin 280. haftasında hasta tutuklu Sabahat Çetinkaya’nın serbest bırakılmasını istedi. Eylemde OHAL ile yaygınlaşan devletin cezasızlık politikası sonucunda tutukluların her türlü hak ve özgürlüklerinin ortadan kaldırıldığını vurgulanarak, duruma tepki gösteren mahpusların ise psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldıkları kaydedildi. 

    Haberin Videosu

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturumunun 280. haftasında hapishanelerdeki hasta tutukluların durumu anlatılmaya devam edildi. “F tipi hapishaneler kapatılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartların açıldığı eylemde “Sabahat Çetinkaya serbest bırakılsın”, “İHMAL işkencesi ne son”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıldı.

    Oturumda kısa bir konuşma yapan Sabahat Çetinkaya’nın ağabeyi Sabahat’ın sağlık sorunlarının olduğunu, geçen hafta ki görüşmelerinde ayağında aşırı ağrı olduğunu, doktora gidiş gelişlerinde bir sürü problem yaşadığını söyledi.

    İstanbul Galatasaray Meydanı’nda gerçekleşen eylemde basın açıklamasını İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acet okudu.

    “TEDAVİ TALEPLERİ İLGİLİ YERLERE İLETİLMİYOR”

    OHAL ile yaygınlaşan devletin cezasızlık politikası sonucunda tutukluların her türlü hak ve özgürlüklerinin ortadan kaldırıldığını bu duruma tepki gösteren Acet, tutukluların psikolojik ve fiziksel şiddete, işkenceye maruz kaldığını belirtti. Acet, hastaneye sevk edilmesi gereken tutukluların revire dahi çıkartılmadığını, tedavi taleplerinin ilgili yerlere iletilmediğini ve sevk edilmesi gereken tutuklulara türlü bahaneler ile tedavilerine engellendiğini vurguladı.

    ÜÇ SORUŞTURMA, BİR İDDİANAME

    Acet, 280. hafta F oturmasında hasta tutuklu Sabahat Çetinkaya’nın durumunu aktardı:

    “Yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu bulunan Sabahat Çetinkaya hakkında başlatılmış üç soruşturma olmasına rağmen bu soruşturmaların sadece bir tanesinden iddianame hazırlanmış ancak o iddianame de henüz mahkeme tarafından kabul edilmemiştir.”

    “CİDDİ KALP RAHATSIZLIĞI VAR”

    Sabahat Çetinkaya’nın kalp hastası olduğunu bunun yanı sıra yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı gibi rahatsızlıklarının da bulunduğuna değinen Acet, 2015 yılının sonunda İstanbul’da anjiyo olduğunu belirtti. Hala devam eden ciddi kalp rahatsızlığı bulunan Sabahat Çetinkaya’nın bir yıldan uzun süredir tutuklu olmasına rağmen kalp hastalığının ciddi olmadığı gerekçesi ile uzun süre hastaneye sevk edilmediğini, yaklaşık 15 gün önce  sevk edildiğini hastaneden birtakım tetkikler yapıldıktan sonra hapishaneye geri götürüldüğünü sözlerine ekledi.

    YETKİLİ KURUMLARA VE KAMUOYUNA SESLENDİ

    Başta devlet yetkilileri  olmak üzere ilgili bütün kurumlara ve kamuoyuna seslenen Acet, hasta tutukluların tedavilerinin önündeki engellerin kaldırılması, ciddi sağlık sorunları yaşayan ve hapishane koşullarında iyileşme olanağı olmayan tutukluların serbest bırakılması ve başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilmesine son verilmesi taleplerinde bulundu. (HABER MERKEZİ)