Etiket: hasta tutsaklar

  • İHD’den hasta mahpuslar için çağrı: Tedavi haktır, engellenemez-VİDEO

    İHD’den hasta mahpuslar için çağrı: Tedavi haktır, engellenemez-VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 744. F Oturması’nda Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan ağır hasta mahpus Burhan Adsız’ın durumuna dikkat çekerek, hasta mahpusların tedavi haklarının korunmasını ve serbest bırakılmalarını istedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 27 Haziran 2026’daki 744. F Oturması’nda, hastanelerdeki mahpusların tedavi haklarının korunması ve derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. İHD üyesi Mukaddes Şamiloğlu tarafından okunan açıklamada, Burhan Adsız’ın sağlık durumu örneği verilerek, Türkiye hapishanelerinin hasta mahpuslar açısından yaşamsal bir tehdit oluşturduğu vurgulandı.

    BURHAN ADSIZ’IN DURUMU

    Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulmakta olan 46 yaşındaki Burhan Adsız’ın yüzde 95 engelli raporu bulunmaktadır. İleri derece siroz hastası olan Adsız, hastalığa uygun beslenme ve bakım sağlanmadığı için sık sık mide kanaması geçirmekle birlikte, vücudunda gelişen yaygın ödem ve ağrılarla mücadele etmektedir.

    Adsız’ın ağabeyinden alınan bilgilere göre, kardeşinin tutuklanmadan önce başlayan ve kontrol altında tutulan kronik karaciğer hastalığı, hapishane koşullarında hızla ilerleyerek siroza dönüştü.

    YAŞAMSAL TEHDİTLER

    Adsız, tutuklandıktan sonra 1,5 yıl boyunca tecrit altında tutuldu. Ağabeyi tarafından yapılan açıklamaya göre, hastalığın getirdiği psikolojik yüke eklenen sosyal izolasyon, sağlığını daha da bozdu.

    Siroz hastalığında beslenmedeki tuz ve protein alımlarının düzenlenmesi, hijyenik bir ortamda yaşaması tedavi açısından hayati öneme sahiptir. Ancak açıklamaya göre, mahkemeye veya hastaneye olan yolculuklarında uygun gıda verilmemektedir.

    “Pek çok kez mide kanaması geçirdi, rahatsızlığı ilerledi ve çok defa şikâyet etmesine rağmen bir sonuç elde edilemedi” denilen açıklamada, hastane raporunda üç ayda bir doktor kontrolüne götürülmesi gerektiği yazmasına rağmen yaklaşık dört aydır doktor kontrolüne götürülmediği ifade edildi.

    AİLE KAYGILI

    Adsız’ın ağabeyi, kardeşinin artık öz bakımını yapabilecek durumda olmadığını, bakıma muhtaç bir şekilde temiz ve hijyen açısından donanımlı bir ortamda yaşaması gerektiğini belirtti.

    “Ama hapishane ortamı bir siroz hastası için ne kadar elverişli olabilir?” sorusunu yönelten aile, hastalığın daha fazla ilerlemeden, henüz tedavi şansı varken Burhan Adsız’ın serbest bırakılmasını ve tedavisine başlanmasını talep etmektedir.

    İHD’DEN YETKİLİLERE ÇAĞRI

    İHD Hapishane Komisyonu açıklamasında, Türkiye hapishanelerinde hasta mahpusların, tedavi edilmesi ve korunması gereken bireyler olarak değil, yönetilmesi gereken dosyalar ve idari süreçlerin bir konusu olarak görüldüğü eleştirisinde bulundu.

    Komisyon, mahpusların nesneleştirilmesi ve insan dışılaştırılmasının, hapishanelerde insan onuruyla bağdaşmayacak muamelelerin önünü açtığını, işkence, kötü muamele ve asgari yaşam şartlarının sağlanmadığı iddialarının sıkça gündeme geldiğini belirtti.

    Açıklamada, geçtiğimiz günlerde kamuoyuna yansıyan Manisa Akhisar T Tipi Hapishanesi’ndeki işkence görüntüleri de bu karanlık tablonun bir örneği olarak gösterildi.

    İHD, bu haftaki 744. F Oturması kapsamında; hasta mahpus Burhan Adsız’ın serbest bırakılmasını, bütün hasta mahpusların tedavi haklarının korunmasını, tedavi haklarının önündeki engellerin kaldırılmasını, sağlık ve yaşam haklarının korunmasını talep ederek, yetkilileri göreve ve kamuoyunu duyarlılığa çağırdı.

    Açıklamada, “Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın!”, “Burhan Adsız Serbest Bırakılsın!”, “Tedavi Haktır Engellenemez!” ve “Tecrit Öldürür Dayanışma Yaşatır!” sloganları ile haftalık eyleme devam edileceğinin altı çizildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İHD Antalya: Açlık grevindeki mahpuslar ölüm sınırında-VİDEO

    İHD Antalya: Açlık grevindeki mahpuslar ölüm sınırında-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Antalya Şubesi, Antalya Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında, yüksek güvenlikli hapishanelerdeki tecrit koşullarına karşı açlık grevinde olan üç mahpusun durumunun “ölüm sınırına” dayandığını duyurdu. İHD Şube Eşbaşkanı Mahir Önal, “Hastanede refakatçisiz tutulma, tecrit içinde tecrittir” dedi.

    Antalya Adliyesi önünde bir araya gelen insan hakları savunucuları, aileler ve avukatlar, kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen Y, S ve YGC tipi hapishanelerdeki hak ihlallerine dikkat çekti. İHD Antalya Şube Eşbaşkanı Mahir Önal tarafından okunan açıklamada, 260 günü aşkındır süresiz açlık grevinde olan mahpusların yaşam haklarının korunması için derhal adım atılması istendi.

    HASTANE ODASINDA “YALNIZLAŞTIRMA” İŞKENCESİ

    10 Nisan’da Antalya Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen’in, 12 gündür tekli odalarda refakatçisiz tutulduğu vurgulandı. Önal, mahpusların kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduklarını belirterek şu detayları paylaştı:

    “Hastanede tutulma koşulları, hapishanedeki tecrit uygulamasının bir yansımasıdır. Mahpuslar tek başlarına ayağa kalkamıyor, konuşmakta zorluk çekiyor ve hafıza kaybı yaşıyorlar. Ailelerin refakatçi talepleri savcılıkça yanıtsız bırakılıyor. Bu durum sağlık durumlarını daha da ağırlaştırıyor.”

    MAHPUSLARIN SAĞLIK DURUMU ALARM VERİYOR

    Açıklamada, açlık grevindeki üç ismin son sağlık verileri kamuoyuyla paylaşıldı:

    Tahsin Sağaltıcı (266. Gün): 40 kilonun altına düştü, ciddi hafıza sorunları ve ayaklarında yanma hissi yaşıyor.

    Gürkan Türkoğlu (266. Gün): Bilinci kapandığı için yapılan müdahaleyi reddetti. Parmak uçlarında yanma ve diz kapağında iltihaplanma nedeniyle sürekli ateşleniyor.

    Hüseyin Özen (247. Gün): 57 yaşındaki mahpus tekerlekli sandalye ile görüşlere çıkabiliyor; kafasında yaralar ve denge sorunları mevcut.

    “KUYU TİPİ HAPİSHANELER KAPATILMALIDIR”

    YGC, Y ve S tipi hapishanelerin “doğal mahrumiyet bölgesi” olduğunu belirten Mahir Önal, mahpusların günde sadece 1-2 saat havalandırmaya çıkabildiğini, hava sirkülasyonunun bile kalem ucu genişliğindeki tellerle engellendiğini ifade etti. Bu mimari yapının mahpuslarda algı zayıflaması ve fiziksel tahribata yol açtığı vurgulandı.

    TALEPLER VE SORUMLULUK ÇAĞRISI

    İHD, Adalet ve Sağlık Bakanlıkları ile Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na yönelik şu talepleri sıraladı:

    Acil Refakatçi: Aile üyelerinden birinin refakatçi olarak yanlarında bulunması talebi derhal kabul edilmelidir.

    Bağımsız Heyet: Mahpusların bağımsız hekim heyetleri tarafından ziyaret edilmesine olanak sağlanmalıdır.

    Sevk Talepleri: Mahpusların tecrit koşullarının son bulacağı uygun yerlere sevkleri yapılmalıdır.

    Avukat Erişimi: Avukat görüşleri mahremiyet ve savunma hakkına uygun koşullarda gerçekleştirilmelidir.

    Açıklama, aileler üzerindeki gözaltı baskısının son bulması ve tecrit politikalarından vazgeçilmesi çağrısıyla sona erdi: “Yaşam hakkı korunmalı, yetkililer sorumluluk almalıdır.”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • Devrimci Parti: Kuyu tipleri kapatılsın! – VİDEO

    Devrimci Parti: Kuyu tipleri kapatılsın! – VİDEO

    PİRHA- Devrimci Parti, S, Y, R tipi ve Yüksek Güvenlikli cezaevlerinin fiziksel ve psikolojik işkence merkezlerine dönüştüğünü belirterek, “Tecrit içinde tecrit uygulanıyor” dedi. 300. günü aşan açlık grevlerine dikkat çekilen açıklamada, kuyu tipi cezaevlerinin kapatılması çağrısı yapıldı.

    Devrimci Parti Mersin İl Örgütü, S, Y, R Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishanelerde uygulanan tecrit politikalarına karşı direnişte olan siyasi tutsaklara ilişkin İnsan Hakları Derneği şube binasında basın toplantısı yaptı. Açıklamaya siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan katıldı.

    “HAPİSHANELER İŞKENCE MERKEZLERİNE DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA”

    Basın metnini okuyan Devrimci Parti İl Başkanı İsmet Akdağ, kuyu tipi olarak adlandırılan bu cezaevlerinin fiziksel ve psikolojik işkence merkezlerine dönüştüğünü vurguladı.

    S, Y, R tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishanelerin, F tiplerinden daha ağır tecridin dayatıldığı işkence merkezleri olduğunu söyleyen İsmet Akdağ, “ S, Y, R Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishaneler; kuyu gibi tasarlanmış, üç katlı, dar hücrelerden oluşan, havalandırması kısıtlı, gün ışığından mahrum bırakılan mekânlar. Burada kalan tutsakların zamanla ciddi sağlık sorunları yaşadığı, ilerleyen süreçte ise psikolojik olarak ağır yaralar alacağı açıktır. Bu yüzden tutsaklar kuyu tiplerine karşı direnişte. Direnişleri, hapishane idareleri tarafından disiplin cezaları ve infaz yakma tehditleriyle bastırılmak isteniyor” dedi.

    “TUTSAKLAR ÖLÜMLE BURUN BURUNA”

    Akdağ, Çorlu Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde tutulan Fergil Fırat ve Celal Punar’ın sürgün edildikleri kuyu tipi hapishaneye karşı kapı dövme ve slogan atma gibi eylemlerle tecrit koşullarını teşhir ettiklerini kaydetti. Hapishane idaresinin ise bu eylemlere disiplin soruşturmalarıyla karşılık verdiğini belirten Akdağ, kuyu tipi hapishanelerde bulunan Serkan Onur Yılmaz ve Ayberk Demirören’in süresiz açlık grevlerinin 300’lü günlerinde olduğu hatırlattı ve tutsakların taleplerinin “kuyu tipi hapishanelerin kapatılması” ve “daha insani koşullara sahip cezaevlerine sevk edilme” olduğunu belirtti.

    ALİ BOZAN: MAHPUSLARIN YAŞAM HAKKI TEHDİT ALTINDA

    Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Milletvekili Ali Bozan da Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin sadece mahpusları değil, dolaylı olarak milyonlarca yurttaşı etkilediğini söyledi. Bozan, şöyle konuştu:

    “Türkiye cezaevlerinin kapasitesi 300 bin kişi olmasına rağmen şu anda 420 bin mahpus tutuluyor. Bu sayı, aileleriyle birlikte düşünüldüğünde yaklaşık 7-8 milyon yurttaşı doğrudan etkileyen bir tabloya işaret ediyor. AKP döneminde cezaevleri hızla çoğaltıldı; alfabede harf kalmayacak şekilde yeni cezaevi tipleri inşa edildi. S ve Y tipi cezaevleri, yüksek güvenlikli yapılar olarak planlandı. Bu yapılar öyle bir şekilde dizayn edildi ki, yalnızca ağırlaştırılmış müebbet cezası almış kişiler için öngörülüyordu. Bugün ise bu cezaevlerinde hem süreli hapis cezası almış mahpuslar hem de tutuklular tutuluyor.

    Bazı cezaevlerinde mahpuslar, kelepçeli muayene ya da ağız içi arama dayatması nedeniyle 2-3 yıldır tedavi olamıyor. Bu uygulamalar doğrudan insan hakları ihlalleridir. Mahpuslara reva görülen bu uygulamalar, yaşam hakkını tehdit eden, keyfi ve işkence niteliğinde uygulamalardır. Bu kurullar ilk kurulduğunda daha çok siyasi mahpuslara yönelik baskı aracı olarak işliyordu. Bugün geldiğimiz noktada, cezaevlerinde tutulan 420 bin kişinin tamamına yönelik keyfi ve hukuksuz uygulamalara imza atan bir yapıya dönüştüler. Bu nedenle bu kurullara karşı da herkesin sesini yükseltmesi, itiraz hakkını kullanması gerekiyor.”

    PİRHA/ MERSİN

     

  • ‘Hasta mahpuslar serbest bırakılmalı, infaz ertelemeler durdurulmalıdır’-VİDEOO

    ‘Hasta mahpuslar serbest bırakılmalı, infaz ertelemeler durdurulmalıdır’-VİDEOO

    PİRHA-ÖHD Adıyaman Temsilciliği ile Adıyaman TUAYDER, cezaevlerinde tutulan hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulunarak, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşullarının yaratılması çağrısında bulundu.

    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Adıyaman Temsilciliği ile Adıyaman Tutuklu ve Hükümlü Aileleri İle Dayanışma Derneği (TUAYDER) cezaevlerinde tutulan hasta tutuklulara dair basın açıklaması yaptı.

    Adıyaman Adliyesi önünden yapılan açıklamaya derneklerin temsilci ve üyelerinin yanı sıra Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adıyaman İl Örgütü yöneticileri ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Adıyaman Şube temsilcileri katıldı.

    “Yaşamı savunmak barışı inşa etmektir” pankartının açıldığı açıklamada konuşan Adıyaman TUAYDER Yöneticisi Naci Korkmaz, “Hapishanelerde binlerce hasta mahpusun tedavisini bizzat yürüten doktor ve hastanelerin raporları, Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastane olsa bile Adli Tıp Kurumu tarafından onaylanmadıkça geçerli olmamakta ve Adli Tıp Kurumu’nu (ATK) bir tekel haline getirmiş durumdadır” dedi.

    “ATK TEK OTORİTE OLMAMALI”

    ATK’lerin tarafsız ve bağımsız karar vermeye elverişli bir yapı olmadığının altını çizen Korkmaz, “Hasta mahpuslara ilişkin mevzuatta hiçbir değişiklik yapılmaması, hasta mahpusların cezasının tehirine ilişkin süreçte ayrımcılık yapılması, hasta mahpusların uygun ve yeterli tedavi olanaklarına sahip olmaması, tedavi süreçlerinin ayrı bir cezaya dönüşmesi idarenin ve bakanlıkların sorumluluklarını yok sayamayacağı bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır” diye konuştu.

    Akçadağ T Tipi, Türkoğlu 1-2 No’lu L Tipi ve Adıyaman L Tipi cezaevlerinde 4’ü ağır 7 hasta tutuklunun bulunduğu bilgisini paylaşan Korkmaz, “Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, infaz erteleme talepleri kabul edilerek derhal tahliye edilmelidir. Ağır hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı ve infaz erteleme kararları bağımsız sağlık kurulları tarafından verilmelidir. Adli Tıp Kurumu’nun tek otorite olması uygulamasına son verilmeli, bilimsel ve tarafsız kurulların görüşleri esas alınmalıdır” ifadelerini kullandı.

    Akçadağ T Tipi ve Türkoğlu 2 No’lu L Tipi cezaevlerinde 3 tutuklunun şartlı tahliyesinin engellendiğini belirten Korkmaz, İdare ve Gözlem Kurulları’na (İGK) keyfi uygulamalara son verme çağrısında bulundu.

    ‘BARIŞA KATKI ABDULLAH ÖCALAN’NI KOŞULARININ YARATILMASIYLA MÜMKÜNDÜR’

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığı tarihi çağrıda belirttiği “Demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınması” konusundaki ifadeye dikkat çeken Korkmaz, devamında şunları ifade etti:

    “Sayın Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecrit uygulaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil; Türkiye’nin demokratik geleceği ve barış süreci açısından da ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bu çağrının karşılık bulabilmesi, İmralı tecrit sisteminin kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın toplumsal barışa katkı sunabileceği koşulların yaratılmasıyla mümkündür.”

    “KEYFİ UYGULAMALARA SON VERİLMELİ”

    Toplumsal barışın inşası için cezaevleri başta olmak üzere tüm devlet kurumlarında insana saygılı bir reform süreci başlatılması gerektiğinin altını çizen Korkmaz, “Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir. Bizler, tüm toplumu ve kamuoyunu bu hak ihlallerine karşı duyarlılık göstermeye, demokratik hukuk devleti mücadelesine destek olmaya ve sorumluluk almaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi yöneticileri, bu ayki Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını ele aldı. Etkinlikte, kadın cinayetleri, İstanbul Sözleşmesi, çocuk hakları ve çocuk intiharları konuları konuşuldu. İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen, çocuk intiharlarına dikkat çekerek, 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi yöneticileri, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü konuştu.

    Barış Nöbeti’nden önce İHD Mersin Şube yönetimi hasta tutuklulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan okudu.

    “HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN”

    İsmet Kaplan, hapishanelerde tutulan mahpusların ağır hak ihlallerine uğradığını belirterek, “İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı hapishanede kalan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a yönelik uzun zamandır devam eden dış dünyadan izole etme, avukat ve aile görüş yasağı, telefon ve mektup ile iletişim hakları engelleniyor. 33 aydır aile ve avukatlarının görüş için yapmış olduğu başvurular kabul edilmiyor. Bu mutlak tecrit, devletin uymakla yükümlü olduğu hem kendi iç hukuk mekanizmasına hem de uymakla yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır” dedi.

    Kaplan, başta İmralı Hapishanesi’nde devam eden tecrit uygulamalarına derhal son verilmesini, aile ve avukatlarının görüş taleplerinin acilen kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.

    KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KONUŞULDU

    Açıklamanın ardından İHD Mersin Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, son 11 ayda 288 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisini vererek kadına yönelik erkek şiddetine değindi. Kandemir, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların hayatları açısından önemine de vurgu yaparak, tekrar yürürlüğe girmesi için mücadelenin süreceğini dile getirdi.

    İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen ise, çocuk intiharlarına dikkat çekerek; 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti. Ergen, “Son iki yılda çocuk intiharlarının yüzde 40 oranında arttığı istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Bu verileri detaylı bir şekilde incelediğimizde bazı bölgelerde kız çocuğu intiharlarının daha fazla olduğu görülmektedir. Tüm çocuk intiharları etkili bir şekilde soruşturulmalı, çocukları intihara sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenler tespit edilerek çocukları güçlendirecek politikalara öncelik verilmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Taciz, tecavüz, cinayet failleri serbest bırakılırken hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor’-VİDEO

    ‘Taciz, tecavüz, cinayet failleri serbest bırakılırken hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim Sanat Sokağı’nda bir basın açıklaması yapan Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, hapishanelerde hak ihlallerinin artmaya devam ettiğini, siyasi tutsakların infazlarının yakıldığını, basın ve görüşçü yasakları ile tutsakların yalnızlaştırıldığını belirtti.

     

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi, Dersim Sanat Sokağı’nda”İnfaz yakmalara son. S ve Y tipi hapishaneler kapatılsın” başlıklı bir basın açıklaması yaparak cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti. İnisiyatif adına basın açıklamasını Elvan Özerli okudu.

    “70’E YAKIN HASTA TUTSAK HAPİSHANEDE HAYATINI KAYBETTİ”

    Hapishanelerde hak ihlallerinin artmaya devam ettiğini, siyasi tutsakların infazlarının yakıldığını, basın ve görüşçü yasakları ile tutsakların yalnızlaştırıldığını belirten Özerli, “Birçok hakkı içinde barındıran 5275 No’lu yasa pandemiyle birlikte değiştirilerek 150 bine yakın adli tutuklu serbest bırakıldı. Bunların içinde mafya liderleri, taciz, tecavüz, cinayet failleri hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan yatan birçok adli tutuklu serbest bırakıldı. Siyasi tutsaklar ise yeni bir gözlem kuruluna tabii tutularak infazları yakıldı ve yakılmaya devam ediyor. Anayasanın 10. maddesine göre herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebepler gözetmeksizin kanun önünde eşittirler. Ancak bugün hapishanelerde 700’e yakın hasta tutsak bulunmaktadır. Pandemiyle birlikte ise 70’e yakın hasta tutsak hapishanede hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Madımak faillerini serbest bırakırken ölüm döşeğinde olan hasta tutsaklara Adli Tıp ve Gözlem Kurulu hapishanede kalabilir raporu veriyor” dedi.

    “TÜM YAŞAMIN HÜCRELEŞTİRİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Özerli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bununla birlikte hapishanelerin mimari yapısıyla (tekli hücrelerle, tel örgülerle) tecride maruz bırakılan tutsaklar, egemenlerin yeni saldırı politikalarının ilk hedefi oluyor. Egemenlerin, F Tiplerinde, “yüksek güvenlikli” hapishanelerde uygulayamadığı ya da uygulamakta zorlandığı saldırıları S ve Y Tipi hapishanelerde dayatacağını öngörmek zor değil.

    Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Tutsakların tecrit duvarlarının arkasına gömülmesine ve tüm yaşamın hücreleştirilmesine izin vermeyeceğiz! Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Özaofagus kanseri olan Saadet Fırat derhal tahliye edilmelidir’-VİDEO

    ‘Özaofagus kanseri olan Saadet Fırat derhal tahliye edilmelidir’-VİDEO

    PİRHAHasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 427. hafta açıklamasında Bakırköy Kadın Cezaevi’nde yatan Saadet Fırat’ın durumunu gündeme getirerek, derhal tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 427. hafta açıklamasında Bakırköy Kadın Cezaevi’nde yatan Saadet Fırat’ın durumunu gündeme getirdi.

    Sakarya Caddesi’nde yapılan açıklamada 55 yaşındaki HDP Bingöl İl Eş Başkanı olan Saadet Fırat’ın yaşamını zorlaştıran birçok hastalığının olduğuna işaret edildi. Açıklamada ayrıca ağır hasta mahpusların tedavilerinin eksiksiz yapılabilmesi için tahliye edilmeleri çağrısı yapıldı.

    427. hafta açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD )Ankara Şubesi Eş Başkanı Sevil Turgut  okudu.

    Hapishanelerde hasta mahpusların adeta ağır bir yaşam savaşı vermekte olduğunu belirten Turgut, İnsan Hakları Derneği (İHD) olarak hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunduğunu tespit ettiklerini söyledi.

    “YEMEK BORUSU KANSERİ OLAN FIRAT 2 AY ÖNCE TUTUKLANDI”
    Saadet Fırat’ın yaklaşık 2 ay önce tutuklandığını ve henüz iddianamesinin hazırlanmadığını aktaran Sevil Turgut, “Mahkeme süreçleri de belli değil. Kendisi Özofagus yani halk arasında bilinen ismiyle yemek borusu kanseridir. Kanser hastalığından kaynaklı olarak son bir yıldır hem kemoterapi hem de radyoterapi tedavisi görmüştür. Henüz bu tedavi süreçleri devam ederken tutuklanarak cezaevine konulmuştur. Hapishanede yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle revire çıkmış ve daha sonra hem hastaneye hem de onkoloji servisine muayeneye için götürülmüştür. Götürüldüğü hastanede ısrarı üzerine doktor tarafından ‘pet çekilmesi gerektiği ve bunun için de randevu alacağı’ kendisine söylemiştir” diye konuştu.

    “GÜNLÜK İHTİYAÇLARI ARKADAŞLARI TARAFINDAN KARŞILANIYOR”
    Turgut sözlerine şöyle devam etti:
    “Yaklaşık 3 haftadır da sırt ağrıları, öksürük, göğüs ve kalp bölgesinde ağrılar yaşamakta ve bu ağrılardan kaynaklı olarak röntgen ve EKG çektirilmesini istemesine rağmen çektirilmemiştir. Kollarında gücünün olmadığı söyleyerek, ısrarları sonucunda sadece kan tahlilleri yaptırılarak cezaevine geri gönderilmiştir. Mektubunda belirttiği süreye göre ağustos sonlarına doğru pet çekimi için tarih verilmiştir.
    Tüm revir ve hastane sürecinde şu ana kadar kendisine dönüş olmadığını aktarmıştır. En son olarak dilekçe ile ilaç ve vitamin temin edilmesi talebinde bulunmuştur. İstemiş olduğu vitaminler daha önce kullanmış olduğu vitaminlerdir. 3 haftalık rahatsızlanma sürecinde günlük ihtiyaçları arkadaşları tarafından karşılanmaktadır. Kendini nadiren iyi hissettiği zamanlarda da vücut direnci düşmektedir.
    Yazdığı mektupta, bundan sonraki süreçte tutuklu olduğu ve cezaevinde tutulduğu için hastalığının seyrinin nasıl devam edeceğini bilmediğini, cezaevinde sağlıklı bir tedavi sürecinin olmayacağını düşündüğü ifade etmiştir.”

    “TEDAVİSİ DIŞARIDA, AİLESİNİN YANINDA DEVAM ETTİRİLMELİ”
    Kanser hastası olan ve tedavisi devam eden Saadet Fırat’ın tedavi sürecinin hapishanede devam edemeyeceğini vurgulayan Turgut, son olarak, “Kanser hastalığı gibi ağır ve seyri hızlı ilerleyen ve kısa zamanda geri dönülemeyecek evrelere varan bu hastalığın dışarıda, sağlıklı koşullarda ve psikolojik olarak da iyi hissettiği, hastaneye ve sağlığa erişimin kolay olduğu ortamda tedavi süreçlerinin devam ettirilmesi gerekmektedir. Tutukluluk istisnai olmak zorundadır ve hele ki ağır hasta mahpuslar için tutuksuz yargılama mutlak surette işletilmelidir. Bu nedenle Saadet Fırat’ın bir an önce tahliyesinin sağlanması ve tedavisinin dışarıda, ailesinin yanında devam ettirilmesini talep ediyoruz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • İHD Dersim Şube Eş Başkanı Solmaz: Türkiye’de cezaevleri artık ölüm evleri haline geldi

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Solmaz: Türkiye’de cezaevleri artık ölüm evleri haline geldi

    PİRHA- 25 Ağustos’ta tahliyesi beklenen İbrahim Yıldırım, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.  İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “İbrahim Yıldırım ağır hasta tutsak olmasına ve tahliyesine 10 gün kalmasına rağmen tahliye edilmemesi sonucu yaşamını yitirdi. insan hakları savunucuları olarak cezaevinde bulunan tüm hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” dedi.

    Türkiye’de cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri her geçen gün artarak devam ediyor. İnsan hakları örgütlerinin verilene göre yüzlerce hasta mahpus ölüm sınırında. Sağlıklı koşullarda tedavileri ve tahliyeleri engellenen mahpuslar, cezaevlerinde ölüme terk edilirken, şüpheli ölümlerde de artışlar yaşanıyor.

    2011 yılında KCK kapsamında yargılanıp örgüt üyeliği cezası verilen ve 25 Ağustos’ta tahliyesi beklenen Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan 68 yaşındaki İbrahim Yıldırım, şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren İbrahim Yıldırım ve hasta mahpusların serbest bırakılmamasını PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “BÜTÜN HASTA TUTSAKLARIN SERBEST BIRAKILMASINI İSTİYORUZ”

    Son dönemlerde cezaevlerinde yaşanan hasta mahpus ölümlerinin sık sık gündeme geldiğini söyleyen İHD Dersim Şube Eş Başkanı Gürbüz Solmaz, “Elazığ Cezaevi’nde İbrahim Yıldırım ağır hasta tutsak olmasına ve tahliyesine 10 gün kalmasına rağmen tahliye edilmemesi sonucu yaşamını yitirdi. Türkiye’de cezaevleri artık ölüm evleri haline gelmiştir, devletin bu konuda haksız ve hukuksuz uygulamaları ne yazık ki hasta tutsakların ölümüne neden oluyor. Cezaevlerinin ölüm evlerine dönüşmemesi adına bütün hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • On Gözlü Köprü’ye Aysel Tuğluk için pankart asıldı

    On Gözlü Köprü’ye Aysel Tuğluk için pankart asıldı

    PİRHA- Kadınlar, demans hastalığına rağmen tahliye edilmeyen Kürt kadın siyasetçi Aysel Tuğluk için Diyabakır’daki On Gözlü Köprü’ye pankart astı.

    Özgür Kadın Hareketi (TJA), demans hastalığına rağmen tahliye edilmeyen Kürt kadın siyasetçi Aysel Tuğluk’un sağlık durumuna dikkat çekmek için eylem yaptı.

    Kadınlar Tuğluk’un sağlık durumuna dikkat çekmek amacıyla Diyarbakır’da bulunan On Gözlü Köprü’ye pankart astı. Eyleme, TJA’lılar ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Feleknas Uca ile çok sayıda kadın da katıldı.

    Tuğluk’un fotoğrafının yer aldığı ve ‘Tüm hasta tutsaklara özgürlük’ yazılı pankartı tarihi köprüye asan kadınlar, Tuğluk’un tahliye edilmesini istedi. Pankart asma eylemi ‘Aysel Tuğluk onurumuzdur’, ‘Bijî berxwedana zindanan’ sloganlarıyla son buldu.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Avukat Koç: Hasta tutsaklar için Türkiye’deki hukuk sistemi en acil sorundur-VİDEO

    Avukat Koç: Hasta tutsaklar için Türkiye’deki hukuk sistemi en acil sorundur-VİDEO

    PİRHA-Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta mahpuslar tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Avukat Çiğdem Koç, “Hamile, hasta ve belirli bir yaşın üstünde olan insanların infaz hukukuna göre cezaevinde tutulmamaları gerekiyor ama Adli Tıp Kurumu Aysel Tuğluk, Mehmet Emin Özkan gibi binlerce hasta tutsak için cezaevinde kalabilir diyor. Türkiye’de hasta tutsakların serbest bırakılmamasıyla fiili bir idam cezası uygulanıyor” dedi.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için yaşamlarını yitiriyorlar. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutuklu cezaevinden ancak yaşamını yitirdiği zaman çıkabiliyor. Türkiye hapishanelerinde İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunuyor.

    Türkiye cezaevlerinde bulunan hasta tutukluların siyasi kararlarla adli tıp kurumu tarafından ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verilerek cezaevinden tabutlarının çıkması izlenirken insan hakları savunucuları hasta tutukluların durumunu gündemde tutmaya devam ediyor.

    Avukat Çiğdem Koç, Türkiye’de cezaevlerindeki hasta tutukluların durumuna ve tahliye edilmemelerine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “CEZAEVİNDEKİ İNSANLARIN HAYATLARI DEVLETE EMANETTİR”

    Hasta mahpusların bugün Türkiye’deki hukuk sisteminin en acil sorunu olduğunu belirten Avukat Çiğdem Koç, “Hamile, hasta ve belirli bir yaşın üstünde olan insanların infaz hukukuna göre cezaevinde tutulmamaları gerekiyor ama Adli Tıp Kurumu, Aysel Tuğluk, Mehmet Emin Özkan gibi binlerce hasta tutsak için ‘cezaevinde kalabilir’ diyor. Bu kararı verenler ya cezaevi koşullarını bilmiyorlar ya da öyle karar almaları söyleniyor. Hasta tutsakların serbest bırakılmaması siyasi iklimin ve hukuk düzeninin yansıması elbette ancak bu konuda kamuoyu baskısı çok önemli o yüzden sürekli gündemde tutmamız gerekiyor” dedi.

    Koç şöyle devam etti:

    “Türkiye’de hasta tutsakların serbest bırakılmamasıyla fiili bir idam cezası uygulanıyor. Hasta tutsaklar cezaevinden çıkarılana ve tedavilerinin uygun koşullarda yapılana kadar herkesin bu yaşanan yaşam hakkı ihlalini gündeme getirmesi gerekiyor. Cezaevinden tabutlar çıkmaz, cezaevindeki insanların hayatı devlete emanettir ve cezaevindeki insanların hayatlarını koruyamıyorsa sorumlusu devlettir.”

    Cihan BERK/PİRHA

  • Tutuklularla Dayanışma İnisiyatifi’nden çağrı: Hasta tutsaklar için mücadele edelim-VİDEO

    Tutuklularla Dayanışma İnisiyatifi’nden çağrı: Hasta tutsaklar için mücadele edelim-VİDEO

    PİRHA-Hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla İstanbul Adalet Sarayı önünde açıklama yapan Tutuklularla Dayanışma İnisiyatifi, “Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz” dedi. 

    Hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için Yenibosna’da bulunan İstanbul Adli Tıp Kurumu önünde her perşembe günü nöbet tutan Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi üyelerine geçtiğimiz hafta polis müdahale ederken, açıklama yapmak isteyenler gözaltına alınmıştı. Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi bugün ise Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı önünde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekilleri Oya Ersoy ile Musa Piroğlu da katıldı.

    “CEZAEVLERİ TÜRKİYE TARİHİNİN KANAYAN YARASIDIR”

    Hapishanelerdeki hak ihlallerine ilişkin, “Cezaevleri Türkiye tarihinin kanayan yarasıdır” değerlendirmesinde bulunan Ersoy, hasta tutukluların serbest bırakılması yönünde herkesin tepki göstermesi gerektiğini kaydetti. Ersoy şöyle konuştu:

    “Türkiye tarihinde hiç bu kadar siyasi ve kişisel amaçlar doğrultusunda, siyaseten rekabet edemediklerini cezaevlerine doldurdukları bir dönem yaşanmadı. Cezaevlerinde yaşanan ihlaller, Türkiye tarihinde görülmemiş bir boyuta ulaşmış durumda. Cezaevlerinde ölüm orucunda olan mahpuslar var. Cezaevlerindeki hasta mahpusların serbest bırakılması için herkes senelerdir haykırıyor. Ama bu haykırışı duyacak bir iktidar yok karşımızda. Neredeyse her hafta ölümler ile karşılaşıyoruz. Eğer bu ülkede eşit, özgür, kardeşçe yaşamak istiyorsak, cezaevlerindeki hasta mahpuslar başta olmak üzere bütün tutsaklar ile ilgili sesimizi yükseltmek zorundayız.”

    “CEZAEVLERİNDEKİ BASKI, DIŞARIDA SEFALETE YÜKSELEN SESE BASKIDIR”

    Musa Piroğlu ise cezaevlerindeki duruma ilişkin “Bir ülkede hapishaneden insanların cenazesi geliyorsa o ülkede yaşayan hiçbir insanın güvenliği yoktur. Hasta tutsaklar ölüme terk ediliyor. Hamiler kadınlar kelepçeli ölüme terk ediliyor. Bebekler hapishanelerde büyümeye zorlanıyorsa o ülkede hiç kimsenin özgürlüğü ve can güvenliği yoktur. Hapishanelerdeki baskı dışarıda yoksulluğa ve sefalete karşı yükselen sese baskıdır” ifadelerini kullandı.

    “HASTA TUTSAKLARIN DURUMU AĞIRLAŞIYOR”

    Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi adına ise basın açıklamasını Yağmur Kavak okudu. Açıklamasına, Birsen Kars’ın Gazi Cemevi’ndeki cenazesine yönelik polis tarafından yapılan müdahaleye değinerek başlayan Kavak, gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Kavak’ın açıklamasından öne çıkan satır başları ise şöyle:

    “Pandeminin ülkede yayılmasının üzerinden iki yıla yakın bir zaman geçti. Bu sürede hapishanelerdeki hak ihlalleri en üst boyuta çıkarılırken, özellikle pandemi bahanesiyle tutsakların dışarıyla olan her tür iletişim kanalı kısıtlandı ve tutsaklar üzerindeki tecrit hiç olmadığı kadar derinleştirildi. Zaten darbe girişiminin ardından hız kazanan bu saldırılar pandeminin ilk aylarından itibaren tutsakların açık görüş hakları ve tedavi haklarına yönelerek tümden ortadan kaldırılmaya çalışıldı.

    Bugün gelinen aşamada ise, hasta tutsakların durumu daha da ağırlaşırken, birçok hasta tutsak hapishanede yaşamını yitirdi. Bu 2 yıllık süreçte tutsaklar ne doktor ne hastane yüzü görebildiler. Hastaneye gitme şansı bulanların tedavi hakları da kelepçeli muayene, tabut tipi ring dayatmalarıyla engellendi. Doğru ve sağlıklı bir yöntemle yürütülemeyen pandeminin tüm faturası içerdeki tutsakların canı ve sağlığıyla ödeniyor.

    “AYSEL TUĞLUK’UN HAYATI TEHLİKEDEDİR”

    Onlarca ağır hasta tutuklu ve hükümlü, sağlık heyetlerinden “hapishanede kalamaz” raporları çıkmadığı için hapishanelerde ölüme terk edildi ya da tahliye edildikten kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Hasta tutsakların tahliyeleri ya hastane ya Adli Tıp Kurumu (ATK) ya da savcılık engeline takılıyor. Hastanelerden tutsakların onca zorlukla alabildikleri raporlar çoğu zaman siyasi tutumla karar veren ATK tarafından kabul edilmiyor. Kabul edilse ve ATK raporu alınabilse dahi bu raporla verilmesi gereken tahliye kararı “toplum güvenliği bakımından tehlike” bahanesiyle uygulanmayabiliyor. Son 6 yılda, “veda” hakkı bile tanınmayan en az 111 tutsak hapishanede yaşamını yitirmişken “toplum güvenliği” bahanesiyle tutsakların canlarının “tehlikede” olduğu ortadadır.

    Bugün, Aysel Tuğluk’un hayatı tehlikededir. 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın, 37 yıllık tutsak Ali Osman Köse’nin, Ruken Yıldız’ın, Fatma Tokmak’ın, Ergin Aktaş’ın, Serdal Yıldırım’ın ve adını sayamadığımız onlarca ağır hasta tutsağın sağlığı tehlikededir. Tutsakları ölüme terk edenler, hapishanelerden tabut çıkmasına neden olanlar, bizim Adli Tıp Kurumu önünde yapacağımız eylemleri yasaklıyor, eylemlerimize saldırıyor. Geçtiğimiz hafta hasta tutsakların seslerini duyurmak için yaptığımız eylemde 17 arkadaşımız işkence yapılarak gözaltına alındı. Tutsak aileleri, yakınları, yoldaşları olarak bir kez daha söylüyoruz: Hasta tutsakların ölüme terk edilmesine izin vermeyeceğiz. Hapishanelerdeki baskı, saldırı ve işkenceye karşı toplumun her kesimini içerideki tutsakların dışarıdaki sesi olmaya, mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Dede Hasan Doğan: Aysel Tuğluk ve hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır-VİDEO

    Dede Hasan Doğan: Aysel Tuğluk ve hasta tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır-VİDEO

    PİRHA-Dede Hasan Doğan, siyasetçi Aysel Tuğluk nezdinde tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini belirterek, “Bütün Alevi tutsaklara buradan bir çağrım olsun, kendi pirlerinizi çağırın gelsin, sizlere hizmet etsinler” dedi.

    Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, hastalığı nedeniyle infaz erteleme talebinde bulunulan Aysel Tuğluk’un durumuna ilişkin konuştu. Düşüncelerinden dolayı  hapishanede tutulan tüm yurttaşların serbest bırakılması gerektiğini söyleyen dede Doğan, “Türkiye’nin anayasasına göre şiddete başvurmadan düşünce beyan etmenin bir cezası olmadığını düşünüyorum” dedi.

    Dede Hasan Doğan, Aysel Tuğluk’un siyasi faaliyetlerini yakından takip ettiğini ifade ederek Tuğluk’un herhangi bir şiddet eylemine başvurmadığını belirterek, cezaevinde tutulan tüm Alevi yurttaşların, inançları gereği kendi pirlerini talep etmesi yönünde çağrı yaparak şunları dile getirdi:

    “Herhangi bir şiddet olayına başvurmayan bir kişinin, üstelikte ağır hasta koşullarında serbest bırakılması gerektiğini ve ona göre hayatını devam etmesini ve tedavi edilmesinin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Bir Alevi dedesi olarak her koşulda Aysel Tuğluk’un ve hasta tutsakların derhal serbest bırakılması hep isteğimizdir.”

    “ALEVİ TUTSAKLAR BİZ DEDELERİ ÇAĞIRMALARINI BEKLİYORUZ”

    Hasan Doğan dede, diğer inanç sistemlerine mensup olanların kendi imamını, hocasını, papazını, hahamını cezaevine çağırarak görüşebildiğini hatırlatarak, “Alevi tutsakların, bu yönlü talepte bulunup biz dedeleri çağırmalarını bekliyoruz. Aysel canımız da yapabiliyorsa bir dedeyi ziyaretçisi olarak yazılmasını isteyebilir. Çünkü talebin oradan gelmesi lazım ki biz inanç kurulları veya dedeler olarak bu ihtiyacı gidermenin bir yolunu arayalım. Bütün Alevi tutsaklarına buradan bir çağrım olsun. Kendi pirlerinizi çağırın gelsin, sizlere hizmet etsinler” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • ‘Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    ‘Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-HDP’nin eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talebi toplumun her kesiminden gelmeye devam ediyor. Dersim Belediye Başkan Yardımcısı Canan Ay, DİSK Dersim Şube Başkanı Şükran Yılmaz, HDP Dersim Kadın Meclisi Üyesi Yasemin Söylemez ve EMEP Dersim İl Yöneticisi Elif Özer, Tuğluk ve diğer hasta tutukluların tahliye edilmemesine tepki gösterdi.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için bir bir ölüme gidiyor. Tahliye edilip tedavi edilmesi gereken binlerce tutukludan biri de Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk.

    Kocaeli Tıp Fakültesi 12 Temmuz’da Aysel Tuğluk ile ilgili  ‘hastalığının kronik seyirde olduğu ve ilerici vasıf seyrettiği, tıbbi bakımı konusunda sorun yaşayacağı, cezaevi koşullarında hayatını tek başına yürütemeyeceği’ tespitine vardı. Ancak Adli Tıp Kurumu, 3 ay sonra Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalabileceğine dair karar verdi.

    Tuğluk’un sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talebi toplumun her kesiminden gelmeye devam ediyor. Dersim Belediye Başkan Yardımcısı Canan Ay, DİSK Dersim Şube Başkanı Şükran Yılmaz, HDP Dersim Kadın Meclisi Üyesi Yasemin Söylemez ve EMEP Dersim İl Yöneticisi Elif Özer cezaevlerindeki hasta tutsakların tahliye edilmemesine tepki gösterdi.

    “AYSEL TUĞLUK VE TÜM HASTA TUTSAKLAR ÖZGÜRLÜĞÜNE KAVUŞMALI”

    Hasta tutukluların tedavi haklarına rağmen bu hakkın uygulanmamasının bir işkence modeli olduğunu söyleyen Dersim Belediye Başkan Yardımcısı Canan Ay, “Bu işkence modeliyle göz göre göre hayatlarının son bulmasını isteyen bir sistemin uyguladığı baskıya karşı bizlerin mücadele edeceği alanın ve ses olmamız gereken alanın daha ciddi boyutlara evrildiğini görmemiz gerekiyor. Cezaevlerindeki hasta tutsakların ölüm sayısı bir haftada dört kişiye ulaştı. Aysel Tuğluk ile beraber halen özgürleşemeyen hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılması ve hakları gereği tedavi edilmesine imkân verilmesini istiyoruz” dedi.

    “KENDİ İHTİYAÇLARINI KARŞILAYACAK DURUMDA DEĞİL”

    Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutukluların serbest bırakılması gerektiğini dile getiren EMEP Dersim İl Yöneticisi Elif Özer de, “Aysel Tuğluk annesinin vefatının ardından yapılanlar yüzünden zor günler geçirdi ve bu olay hastalığını da tetiklemiş oldu. Kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda değil, tahliye edilmesi yönünde karar olmasına rağmen adli tıp kurumu buna izin vermiyor. Bütün kurumlar gibi adli tıp kurumunun da iktidarın baskısı olduğunun göstergesi. Hem Aysel Tuğluk hem de diğer hasta tutsakların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “DÜŞMAN HUKUKUYLA KARŞI KARŞIYA KALDIK”

    Hapishanelerde Aysel Tuğluk’un durumunda olan yüzlerce hasta tutuklunun olduğuna dikkat çeken DİSK Dersim Şube Başkanı Şükran Yılmaz, ise şunları ifade etti:

    “Aysel Tuğluk ve hasta tutsaklara yapılanlar insan haklarıyla uyuşmayan bir düşman hukukudur. Yıllardır kardeşlik sloganları attıysak da Kürtler her zaman üvey kardeş oldu, biz her zaman kardeş hukuku yerine düşman hukukuyla karşı karşıya kaldık. Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların tahliye edilerek özgürlüklerine kavuşmasını diliyorum.”

    “HEM KÜRT HEM ALEVİ OLDUĞU İÇİN İÇERDE TUTULUYOR”

    Aysel Tuğluk ve tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istediğini belirten HDP Dersim Kadın Meclisi Üyesi Yasemin Söylemez, “Aysel Tuğluk hem Kürt hem de Alevi olması nedeniyle devlet tarafından içeride tutuluyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamamasına rağmen tedavi edilmiyor, Aysel Tuğluk nezdinde tüm hasta tutsakların özgür olmasını istiyoruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    1-Dersim Barosu: Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazı ertelensin
    2- Sanatçı Aynur Doğan, hasta tutuklu Aysel Tuğluk için adalet istedi
    3-Ali Kenanoğlu: Alevi kurumları, Aysel Tuğluk’a olan vefa borcunu ödemeli!
    4-‘Hafıza kaybı’ yaşayan Aysel Tuğluk için infaz erteleme talep edildi
    5- ‘Aysel Tuğluk, annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar’
    6-ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti
    7-‘Aysel Tuğluk bir an önce tahliye edilmelidir’
    8-Ulutaş ve Tunçdemir’den çağrı: Aysel Tuğluk geç olmadan tahliye edilmelidir!
    9-Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın
    10-‘Aysel Tuğluk yüreğindeki acıları belleğini karartarak susturdu bizler unutmayalım, hatırlatalım’
    11- Avukat Yoleri: Hasta mahpuslar, sağlığa erişim engeli nedeniyle yaşamlarını yitiriyorlar
    12-DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cezaevindeki her insanın sesine ses olmalıyız

  • Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın-VİDEO

    Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın-VİDEO

    PİRHA- Dersimli kadınlar, sağlık durumu kötüleşen tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk’un bir an önce serbest bırakılması için çağrı yaparak, “İnancı, dili, kimliği ne olursa olsun tüm hasta tutsakların serbest bırakılmasını istiyoruz. Bizim inancımızda hasta olanlara zalimlik yapılmaz” ifadelerini kullandılar. 

    Önceki dönem DTK Eşbaşkanı da olan HDP’nin eski Eş genel Başkan Yardımcılarından Aysel Tuğluk’un sağlık sorunları günden güne artıyor. HDP’li kadın Milletvekilleri, Tuğluk’a ilişkin yaptıkları açıklamada “Aysel Tuğluk, bu topraklarda görülen en büyük vahşetle karşı karşıya kaldı” diyerek yaşadığı travmaya işaret etti.

    Siyasetçi Aysel Tuğluk, cezaevindeyken annesi Hakk’a yürüdü. Annesinin cenazesi Ankara’da toprağa sırlandıktan sonra faşist grupların saldırısına uğradı. Aysel Tuğluk, yaşadığı bu travma nedeniyle ağır bir hastalığa maruz kaldı. Uzmanlar, Tuğluk’un hafızasını etkileyen hastalığı sebebiyle, tek başına kalmasının mümkün olmayacağına vurgu yaptı.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARI DA DİKKATE ALINMIYOR!

    Kocaeli Tıp Fakültesi 12 Temmuz’da Aysel Tuğluk ile ilgili kararını açıklayarak, ‘hastalığının kronik seyirde olduğu ve ilerici vasıf seyrettiği, tıbbi bakımı konusunda sorun yaşayacağı, cezaevi koşullarında hayatını tek başına yürütemeyeceği’ tespitine vardı. Ancak Adli Tıp Kurumu, 3 ay sonra Aysel Tuğluk’un cezaevinde kalabileceğine dair karar verdi.

    “BİZİM İNANCIMIZDA KADINA, HASTA OLANLARA ZALİMLİK YAPILMAZ”

    Tuğluk’un durumunun her gün biraz daha kötüye gitmesine karşılık Dersimli kadınlar da harekete geçti.

    Uzun yıllar Alevi kurumlarında hizmet yürüten Hatice Çevik, “Hasta tutsakların, içeride büyük sıkıntılar yaşadıklarını duymaktayız. Onlardan biri de Aysel Tuğluk” diyerek şunları söyledi:

    “Aysel Tuğluk’un ağır hasta olduğunu öğrendik. Hasta tutsakların serbest bırakılmasını, sadece Aysel Tuğluk değil; inancı, dili, kimliği ne olursa olsun bütün hasta tutsakların serbest bırakılmasını, aileleri ile zaman geçirmelerinin daha sağlıklı olacağına inanıyorum. Aysel Tuğluk, Dersimli olmakla beraber Kürt’tür, Alevidir. Bizim inancımızda kadına, çocuklara, doğaya ve hasta olanlara zalimlik yapılmaz. O nedenle inancımız gereği Xizir, Aysel Tuğluk’un yardımcısı olsun.”

    “DEVLETİN TUTUMUNU KINIYORUM”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran da Tuğluk’un serbest bırakılması için çağrı yapanlardan biri oldu. Camkıran, 14 Eylül 2017’de anne Hatun Tuğluk’un Hakk’a uğurlandığı gün yaşanan saldırıya işaret ederek, “Aysel Tuğluk’un derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Annesinin cenazesine yapılan saldırıdan dolayı travma yaşamış olup hastalığının şiddeti ilerlemiş ve alzheimerın son noktasına gelmiştir. Devletin yapmış olduğu ırkçı ve gerici bu tutumu kınıyor ve Aysel Tuğluk’un derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Çevirmen: Hasta mahpuslar bir an önce tahliye edilsin-VİDEO

    Çevirmen: Hasta mahpuslar bir an önce tahliye edilsin-VİDEO

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 351’inci haftasında da hasta mahpuslar için özgürlük istemeye devam edip, 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın tahliye edilmesi çağrısında bulunup, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Hapishanesine tedavi amaçlı olarak getirilen M. Zahit Özdemirli’ nin durumuna dikkat çekildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta da koronavirüs salgını nedeniyle getirilen kısıtlamalardan dolayı internet üzerinden çevrimiçi açıklama yaptı. İHD Genel Merkez MYK Üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada eylemin 351 haftasında Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Hapishanesine tedavi amaçlı olarak getirilen M. Zahit Özdemirli’ nin durumuna dikkat çekildi.

    Çevirmen, “Mahpusların yaşam haklarının korunması devletin en asli görevdir oysa. Ne yazık ki ağır hasta mahpuslar tahliye edilmiyor. Türkiye hapishanelerinde en az, 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunmaktadır” dedi.

    “MAHPSUSLARIN YAŞAM HAKLARININ KORUNMASI DEVLETİN EN ASLİ GÖREVDİR”

    Çevirmen, Türkiye hapishanelerinde hasta mahpus sorunu en acil çözülmesi gereken sorunların başında geldiğini ifade ederek, “Ne yazık ki yapılan tüm çağrılara, başvurulara, kamuoyuna yapılan bilgilendirmelere rağmen bir çözüm üretilmiyor. Pandemi koşullarının da üstüne eklenmesiyle birlikte durum daha da eziyet verici bir hal almıştır. Yalnızca Mayıs ayı içerisinde en az 5 mahpus Covid nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Mahpsusların yaşam haklarının korunması devletin en asli görevdir oysa. Ne yazık ki ağır hasta mahpuslar tahliye edilmiyor. Türkiye hapishanelerinde en az, 604’ü ağır olmak üzere 1605 hasta mahpus bulunmaktadır” diye konuştu.

    “HASTA MAHPUSLAR KELEPÇELİ OLARAK TEDAVİ EDİLMEKTEDİR”

    Ağır hasta listesinde olan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan’ın, fenalaşması nedeniyle Mayıs ayı içinde 5 kez hastane ile hapishane arasında götürülüp getirildiğini vurgulayan Çevirmen, “Artık yürümekte bile zorlanan hastanın hastaneye sevki esnasındaki görüntüsü kamuoyunun vicdanını yaralamıştır. Tahliye edilmemesi kabul edilebilecek bir durum değildir. Ayrıca mahpuslar ağır hastalıklarına rağmen insanlık onuruna aykırı bir şekilde tekli ringlerle sevk edilmekte ve kelepçeli olarak tedavi edilmektedirler. Bu durum bir insanlık suçudur” ifadelerine yer verdi.

    “AĞIR HASTA M. ZAHİR ÖZDEMİRLİ ACİL TAHLİYE EDİLMELİDİR”

    Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Hapishanesine tedavi amaçlı olarak getirilen M. Zahit Özdemirli’nin durumunu ele aldıklarını belirten Çevirmen, sözlerine şu şekilde devam etti:

    20 Mayıs 2021 tarihinde kurumumuza yazdığı mektupta sağlık durumunu aktarmıştır. Özdemirli, 2016 yılında tutuklanmış, 2018 yılında Elbistan E Tipi Kapalı Hapishanesine sevk edilmiştir. Kısa bir süre içerisinde sağ kulağının arka kısmında önceleri yumuşak loblu bir şişkinlik belirmiş; Elbistan İlçe Hastanesi, Kahramanmaraş Şehir Hastanesi ve sonrasında Adana Şehir Hastanesine sevk edilmiştir. 2019 yılının sonlarında Adana Şehir Hastanesinde alınan biyopsi sonucuna göre ameliyat edileceği söylenmiş ancak Covid-19 salgını araya girince tedavilerine ara verilmiş, bazen günü birlik Elbistan-Adana arası (750 km) ring araçlarında elleri kelepçeli bir şekilde götürülüp getirilmiştir. Israrları sonucunda yarım kalan tedavisine 2021 yılı başlarında tekrar başlanmış, Ocak 2021’de mevcut kitleden iki defa ameliyat olmuş, ilk biyopsi sonucunun temiz çıkmasına rağmen ikincisinde lenfoma kanseri teşhisi konulmuş ve onkoloji bölümüne sevk edilmiştir. Ameliyattan sonra ilk 35 günü karantina koşullarından kaynaklı tekli bir odada geçirmiştir. Özdemirli, kaldığı odanın havalandırmasının üstünün tel örgülerle perdelenmiş bir durumda olduğunu, bu tür hastalıkların moral-motivasyona, dengeli beslenmeye ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyulduğunun herkesçe bilindiğini, pek çok konudan mahrum bırakıldığını aktarmıştır.

    12.04.2021 tarihinde hastanede kemoterapiye alınmıştır. Kemoterapiye alındığı odada yanında 3 görevli askerin bulunmasına rağmen kemoterapi boyunca (en az 5 saat) elleri kelepçelenmiş, bir kolundan ilaçlar verilirken diğer kolundan kelepçeli olarak bağlanmıştır. Hasta bu durumda iken ciddi bir psikolojik baskı altında hissettiğini, kemoterapi sonrasında Adana F Tipi Cezaevine götürüldüğünü, oda şartlarının iyileştirilmesini beklerken ağırlaştırılmış müebbetliklerin olduğu tekli odaya alındığını, sadece ranza ve tuvaletin bulunduğu kadar yaşam alanı olduğunu, odanın avlu kapısının her gün saat 14.00’da açıldığını ve bunun ruh-beden sağlığını kötü etkilediğini ifade etmiştir. 15 gün geçtikten sonra normal odaya alınmıştır. İlk kemoterapi boyunca kelepçelenmesi ve diğer uygulamalar 03.05.2021 tarihinde ikinci seansı alırken de tekrarlanmıştır.

    Avukatı tarafından hastalığından kaynaklı olarak infaz durdurma başvurusu yapılmış ancak şu ana kadar başvuruyla ilgili olarak herhangi bir netice alınamamıştır. Özdemirli, kanser hastalarının dışarıda ve zaman geçirmeksizin tedavi olmaları gerekirken bu durumun zamana yayılıyor olmasının ciddi bir sıkıntı olduğunu, kemoterapi sonrası verilen ilaçların bağışıklık sistemini baskılaması sonucu dengeli beslenmeye, güçlenmeye ve moral-motivasyona ihtiyaçları olduğunu belirtmiştir.”

    Ağır hasta M. Zahit Özdemirli’nin yaşamsal riski bulunduğunu aktaran Çevirmen, son olarak şunları kaydetti:

    Hastanın da ifade ettiği gibi; kanser gibi ağır bir hastalığın tedavisinin hapishanede yapılabilmesi mümkün değildir. Gerek olumsuz yaşam koşulları, yaşam mekanlarının elverişsizliği, gün ışığından faydalanamamaları, moral ve psikolojik olarak yıpranmaları, beslenme olanaklarından mahrum kalınması, kendi ihtiyaçlarını karşılamada başka bir insanın desteğine duyulan ihtiyaç gözetildiğinde mahpusların infazlarının ertelenmesi hayati bir öneme sahiptir. Bu çerçevede Özdemirli’nin infaz erteleme işlemleri bir an önce başlatılmalı ve tahliyesi gerçekleştirilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Çevirmen: 27 yıllık mahpus kanser hastası Şemsettin Özer tahliye edilmeli-VİDEO

    Çevirmen: 27 yıllık mahpus kanser hastası Şemsettin Özer tahliye edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 343’üncü haftada Bafra T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan ağır hasta mahpus Şemsettin Özer’in sağlık durumuna dikkat çekti. Şemsettin Özer’in sağlık durumunun giderek kötüleşmekte olduğuna vurgu yapılan açıklamada, “Midede ülser, tansiyon, migren, sinüzit, damarda şişkinlik olmak üzere birçok hastalığı mevcuttur. Adli Tıp Kurumu’na sevkinin yapılarak, infazının ertelenmesi süreci hızlandırılmalıdır” denildi.

    Hasta tutukluların sağlık durumuna dikkat çeken Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi,  koronavirüs (Covid-19) salgınına dair tedbirleri kapsamında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen okudu.

    “KOŞULLAR GERİ DÖNÜLMEZ SONUÇLARA YOL AÇIYOR”

    Çevirmen, pandemi sürecinde tutukluların daha büyük risk altında olduklarına işaret ederek, “Pandemi sürecinden hasta mahpusların yaşamları daha büyük riskler içerir hale gelmiştir. Gerek tedaviye götürülmemeleri, gerek acil durumlarda hastanelere gidiş gelişlerinde, hem ring araçlarının hem de tutuldukları karantina koğuşlarının yaşamı tehdit eder nitelikte olması geri dönülemeyen sonuçlara yol açmaktadır” dedi.

    “BM MANDELA KURALLARINA UYULSUN”

    Birçok hastalığı bulunan Şemsettin Özer’in düzenli olarak muayene edilmesi ve kontrol altında tutulması gerektiğini dile getiren Çevirmen, ‘’5275 sayılı infaz kanunu ve ilgili yönetmelik BM Mandela Kuralları’na ciddi oranda uyumsuzluk göstermektedir. Hasta mahpuslar sorunu da bu çerçevede çözülmeden ortada durmaya devam etmekte ve ağır hasta mahpuslar hapishanelerde yaşamlarını kaybetmektedirler. Binlerce hasta mahpus zor koşullarda hapishanelerde yaşam savaşı veriyor ve ağır olan mahpusların durumları daha da kötüleşiyor ancak çözümsüzlük karşısında hiçbir olumlu gelişme sağlanmıyor” ifadelerini kullandı.

    Şemsettin Özer’in 52 yaşında ve 1995 yılından bu yana cezaevinde kaldığını belirten Çevirmen, ‘’Bu tarihler içerisinde Batman, Siirt, Muş ve en son olarak Samsun Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmaktadır. Tutuklu olduğu sürelerde günlerce işkenceye maruz kaldığı yakınları tarafından aktarılmıştır. Midede ülser, tansiyon, migren, sinüzit, damarda şişkinlik olmak üzere birçok hastalığı mevcuttur” diye belirtti.

    “DOKTOR İZNE ÇIKTI DENİLEREK AMELİYAT EDİLMİYOR”

    Çevirmen, Şemsettin Özer’in ileri derecede gırtlak kanseri olduğunu hatırlattı. Şemsettin Özer’in yoğun bakımda tutulduğu halde hastaneden alınarak tek kişilik karantina odasına alındığı bilgisini paylaşan Çevirmen şöyle devam etti:

    “Kurumumuz tarafından gerekli girişimlerde bulunularak infazının iyileşinceye kadar ertelenmesi talebi ile başvuruları yazılmıştır. Yine yakınları tarafından verilen bilgiye göre; 15 gün öncesine kadar hastanede yatıyordu. Samsun Eğitim ve Araştırma hastanesinde tedavisi başlatılmış ve tedavisi esnasında haftada bir veya iki defa Bafra’dan Samsun’a götürülüp getirilmektedir. En sonunda fenalaşıp nefes alamaz hale gelince acil olarak müdahale edilmiş ve boğazına cihaz takılmıştır. Konuşması için bir gün yoğun bakımda tutulmuş ve ardından servise çıkarılmıştır. Serviste de bir gün kaldıktan sonra o haliyle cezaevine getirilip tek kişilik karantina odasına bırakılmıştır. Kendisini görmeye giden yakını tarafından durumunun iyi olmadığı aktarılmıştır. Bu kadar kötü durumda olmasına rağmen hastaneye yatırılmamış ve doktor da izne çıktığı için ameliyat edilmediği ifade edilmiştir.’’

    “HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Durumu ağırlaşan kanser hastası Şemsettin Özer’in kendisine bakamayacak durumda olmasına rağmen hastanede tutulmayıp hapishaneye götürülmesinin risk teşkil ettiğini söyleyen Çevirmen, “Şemsettin Özer’in bir an önce hastaneye yatırılması, tedavisinin hastanede yapılması ve acil olarak yapılması gereken ameliyatının gerçekleştirilmesi zorunludur. Ayrıca bir an önce, hastalığı tamamen iyileşinceye kadar infazının ertelenmesi hususunda ilgili yerlere sevklerinin yapılması, heyet raporunun alınması ve ailesinin yanında daha sağlıklı ve hijyenik ortamda bakımını üstlenecek yakınlarının gözetiminde tedavisine devam edilmesi için tahliyesi sağlanmalı ve bu hususta Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gerekli girişimlerde bulunulmalıdır” çağrısında bulundu.

    “BU KOŞULLARDA TEDAVİSİ MÜMKÜN DEĞİL”

    Çevirmen’in ardından söz alan hasta tutsak Şemsettin Özer’in abisi Ali Rıza Özer, kardeşinin sağlıklı koşullarda tutulmadığını ve bu durumunda hastalığının ağırlaştırdığını dile getirerek, “Kardeşimin tedavi olabilmesi, sağlığına kavuşabilmesi için bir an önce tahliye olması gerekmektedir. Mevcut koşullarda iyileşebilmesi olanaklı değildir. Kardeşim nezdinde tüm hasta tutsakların bir an önce serbest bırakılmasını ve tedavilerinin önünün açılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, kadın mahpusların durumuna dikkat çekti-VİDEO   

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, kadın mahpusların durumuna dikkat çekti-VİDEO  

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 339 haftasında İHD Ankara Şubesinde açıklama yaptı. Açıklamada, “Cezaevlerinde kadın mahpuslar pek çok hak ihlali yaşamaktadırlar. Ne yazık ki hasta mahpusların durumu her geçen gün kötüleşmekte ve yaşamları giderek zorlaşmaktadır” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi İnsan Hakları Derneğinde basın toplantısı yaptı. İHD Genel Merkez MYK Üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada eylemin 339. haftasında İç Anadolu Bölge Cezaevlerinde bulunan kadın hasta mahpusların durumlarına dikkat çekildi.

    Çevirmen, “Cezaevlerinden Tekli ring araçlarıyla sevkler, çıplak aramalar, kelepçeli muayene dayatmaları, revire geç çıkarılmalar, hastane sevklerinde yaşanan gecikmeler, yeterli beslenme olanaklarının bulunmaması, diyet yemeklerinin karşılanmaması, temizlik ve hijyen malzemelerine erişimde yaşanan zorluklar ve sürekli olarak yeniden üretilen bir hak ihlali silsilesi ile sağlık durumları giderek bozulmaktadır” dedi.

    “CEZAVLERİNDE TECRİT KOŞULLARI GİDEREK AĞIRLAŞMAKTADIR”

    İç Anadolu Bölge Cezaevlerinde kadın hasta mahpusların durumuna dikkat çeken Çevirmen, cezaevinde sağlık durumu kritik olan 27 kadın hastanın durumuna ilişkin şu paylaşımlarda bulundu:

    Cezaevlerinde kadın mahpuslar pek çok hak ihlali yaşamaktadırlar. Ne yazık ki hasta mahpusların durumu her geçen gün kötüleşmekte ve yaşamları giderek zorlaşmaktadır. Tekli ring araçlarıyla sevkler, çıplak aramalar, kelepçeli muayene dayatmaları, revire geç çıkarılmalar, hastane sevklerinde yaşanan gecikmeler, yeterli beslenme olanaklarının bulunmaması, diyet yemeklerinin karşılanmaması, temizlik ve hijyen malzemelerine erişimde yaşanan zorluklar ve sürekli olarak yeniden üretilen bir hak ihlali silsilesi ile sağlık durumları giderek bozulmaktadır. Tüm çabalara ve başvurulara rağmen sorunlar çözülmemekte, tecrit koşulları daha da ağırlaşmaktadır.

    Kayseri/Bünyan Kadın Kapalı Hapishanesinde yatan Berivan Bitmen’in belinde platin var. Sürekli kalp çarpıntıları yaşıyor.

    Muhlise Karagüzel, şeker, yüksek tansiyon ve astım hastası. Bu hastalıklarına dair raporları bulunmaktadır. Burnunda et olmasından dolayı nefes almakta ve konuşmakta güçlük çekmesinden dolayı bir buçuk ay önce ameliyat olmuştur. Ayrıca bel fıtığı olduğundan, yürüme ve hareket etmekte sorunlar yaşıyor. Böbreklerinden kaynaklı rahatsızlık nedeniyle sancılar çekmektedir. Yüksek şekerin gözüne vurmasından kaynaklı gözü iyi görmüyor.

    Nazlı Soglin’in, cezaevinde bulunduğu 10 yıllık süre zarfında midede ülser, beyninde iki damarda tıkanma ve lekeler oluşmuştur. Kalp kapakçığında kalınlaşma, eklem hastalığı, yumurtalıklarında kist, nefes darlığı vb. birçok hastalıkları mevcuttur.

    Nergiz Okan’ın, kolundan ameliyat edilip platin takılmış ancak yeniden ameliyat olması gerekiyor.

    Özgül Yaşa, çene ve yüz bölgesinde bulunan kırıklar nedeniyle beslenemiyor.

    Şilan Çetiner’in beyninde kitle var. Kusma, baş ağrısı, titreme, kulak uğuldaması yaşamaktadır. Ayrıca boyun kemiğinde çatlak var.

    Yazgül Şahin’in, kalp rahatsızlığı var ve astım hastası.

    Zerga Açar, iki gözünden ameliyat olmuş, sol elini de kullanamıyor.

    Ahiret Turan, Epilepsi hastası.

    Büşra İnan, Gözlerinden ameliyat olmuştur. Gözü sürekli ağrıyor ve şişme riski yüksek. Aynı zamanda çok ciddi bağırsak ve mide problemi yaşıyor.

    Fatma Gökhan, Kalp hastası.

    Merve Aydoğan, Çölyak hastası.

    Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde yatan Canan Utangaç’ın vücudunda 2. derecede yanıklar var. Beline ve bacağına kırıklar sebebiyle vidalar takılmış, enfeksiyon kapmaması gerekiyor. Koğuşta normal işlerini dahi yapamıyor.

    Dilber Tanrıkulu, bacak ve baldırında bulunan şarapnel parçaları nedeniyle üç kez ameliyat edilmiş. Açık yaraları var. Tedavisi aksarsa bacağını kaybetme riski bulunmakta. Ayrıca midede reflü, böbrekte taş ve kalp kapağında da basıklık olduğu söylenmiş ancak bunun için de herhangi bir tedavi görmüyor.

    Pınar Tikit’in beyinde araknoid kist var. Kist şu an 8 cm, hasta bayılma, kriz şeklinde ataklar yaşıyor. Kist 10 cm olunca tüm risklerine rağmen cerrahi zorunlu olmaktadır.

    Rihan Kavak Özbek‘de kas ve sinir erimesi var. Astım hastası, Zehirli gautr teşhisi konulmuş, ameliyat edildi. Bel fıtığı mevcut. Göğüslerinde kitle var, yılda bir kez momografi çektiriyor. Panik atak rahatsızlığı bulunmaktadır.

    Ayşe Topçu’nun ciğerinde ve sırtında şarapnel parçaları var.

    Bermal Birtek, Kalp hastası

    Demet Resuloğlu’nun, Hipertansiyon, kalp yetmezliği, şeker, troid, cilt rahatsızlığı, uyku apnesi, bel fıtığı ve romatizma hastalıkları var.

    Gülşan Adet’nin Kronik anklikozan spondolit (eklem iltihaplanması) ve ülser rahatsızlıkları bulunmaktadır.

    Nedime Yaklav, Böbrek hastası. Ayrıca guatr, alerji ve yüksek tansiyon hastalıkları var.

    Nilüfer Şahin, Hipertiroid hastası.

    Selver İspir, Kalp hastası.

    Zerrin Yılmaz, panik atak hastası. Ayrıca haşimato hastalığı da bulunmaktadır.

    Zeynep Bingöl, Tansiyon hastası.

    Düzce T Tipi Kapalı Hapishanesinde yatan Pınar Birkoç’un MR sonuçlarına göre fibrokistler bulunmaktadır. Ayrıca sol göğsünde 6-7×4-2 mm boyutunda ve oval şekilde hipoekoik solid lezyon tespit edilmiştir. Lezyonlar büyürse biyopsi yapılacak.”

    “TEKLİ RİNG ARAÇLARIYLA SEVKLERE SON VERİLMELİ”

    Çevirmen, “tüm hasta mahpusların tetkik ve tedavileri eksiksiz olarak yapılmalı, insanlık onuruna aykırı olan kelepçeli muayene ve tekli ring araçlarıyla sevklere son verilmeli, ağır hasta mahpusların infazları acil olarak ertelenmeli ve ailelerinin yanında tedavisi sağlanmalıdır” diye belirterek, “Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 339. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye taleplerimizi kadar dile getirmeye ve bu talepleri kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz” sözlerini tamamladı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Kanat: Hasta mahpusların biran önce tahliyeleri sağlanmalıdır-VİDEO

    Kanat: Hasta mahpusların biran önce tahliyeleri sağlanmalıdır-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 331’inci haftada Düzce T Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Pınar Birkoç’un durumuna dikkat çekerek, “Hasta mahpusların mevcut olan kronik hastalıkları nedeniyle cezaevinde kalamayacak kadar güç durumda olmaları nedeniyle yaşamları risk altındadır. Bu nedenle hapishanelerde yaşamını devam ettiremeyecek durumda olanların tahliyeleri sağlanmalıdır” dedi.

    Cezaevlerinde tutulan hasta tutukluların sağlık durumuna dikkat çeken Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    İnisiyatif adına İHD Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre “yaşama hakkı” dokunulmaz haklar ya da hakların sert çekirdeği olarak kabul edilmektedir. Ancak AİHS’in yaşam hakkının korunması konusunda devlete yüklemiş olduğu pozitif yükümlülükler yerine getirilmemekte, oysa yaşam hakkının korunmaması suç teşkil etmektedir” dedi.

    “TÜRKİYE AİHS’İN YAŞAM HAKKININ KORUNMASI NOKTASINDA YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEMEKTEDİR”

    Kanat, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Hapishanelerde pek çok hak ihlali yaşanmakta ve bunların başında sağlığa erişim hakkının engellenmesi ve yaşama hakkının korunamaması gelmektedir. Binlerce hasta mahpus pandeminin daha da ağırlaştırdığı koşullarda yaşamlarını devam ettirmeye çalışmakta, ağır hasta olan mahpuslar yaşamlarını kaybetmeye devam etmektedirler. Türkiye’nin imzacısı olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre “yaşama hakkı” dokunulmaz haklar ya da hakların sert çekirdeği olarak kabul edilmektedir. Ancak AİHS’in yaşam hakkının korunması konusunda devlete yüklemiş olduğu pozitif yükümlülükler yerine getirilmemekte, oysa yaşam hakkının korunmaması suç teşkil etmektedir.”

    Eylemin 331. haftasında Düzce T Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan Pınar Birkoç’un durumuna dikkat çekeceklerini belirten Kanat, Pınar Birkoç’un  9 Kasım tarihinde yazdığı mektupta yaşadığı sağlık sorunlarının arttığına dikkat çektiğini ifade ederek, “normal koşullarda hapishanede sağlık sorunları ile ilgili gelişmeleri öğrenemediklerini ve takip edemediklerini, kafalarına takılan noktaları soramadıklarını, 14 Ekim’de çekilen ultrason sonucu ile ilgili hapishane doktorunun görüşüne başvurduğunu ve ‘kitlenin biraz daha büyümesi halinde biyopsi yapılacağını, büyüme devam ederse kitlenin alınıp incelenebileceğini ve göğsündeki kitlenin içi boş bir kitle olduğu için ilerde tehlikeli olabileceğini ve en son aşamada göğsünün alınacağını’ söylediklerini ifade etmiştir” diye konuştu.

    “PINAR BİRKOÇ, İKİ KEZ KORONAVİRÜSE YAKALANDI”

    Kanat, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “14 Ekim 2020 tarihinde hastaneden Covid-19 virüsü kapmış bunu 14 günü sonra öğrenebilmiştir. Hastaneye gittiklerinde 15 gün karantinaya alınmış ve 14. gün korona testi yapılmış, aynı gece 29 Ekim’de hastaneye götürülmüş, hastanede 11 gün ilaç tedavisi görmüştür. Hastanedeyken telefon görüş hakkımı kullanamamıştır. 11 gün sonra iki gün peş peşe korona testi yapılmış ve iki test sonucu da negatif çıkınca 17. gün hapishaneye getirilmiş ve karantinaya alınmış, karantina devam ederken 20 Kasım’da yeniden hastaneye göz sevki ve ultrason çekimi için gitmiştir. Karantina süreci yeniden başlamış, 4 Aralık’ta yapılan korona testi bir kez daha pozitif çıkmış, 10 gün arayla ikinci kez korona olmuştur. Bu kez hastanede yer olmadığı için hastaneye götürülmemiş, “daha önce ilaç tedavisi gördüğü ve ikinci tedavinin ağır geleceği için ilaç tedavisi yapılamayacağı” söylenmiş ve sadece günlük ateşi ölçülmüştür. Virüsü ultrason odasında kaptığını düşündüğünü, ultrason odalarının çok küçük ve hastaların birinin girip birinin çıktığını, odanın havalandırılmadığını, hasta çıktıktan sonra dezenfekte işlemi yapılmadığını, ultrasonda hastaların kıyafetlerini çıkardıklarında aynı yere koyduklarını, sedyedeki örtülerin değiştirilmediğini, sağlık personeliyle yakın temas kurulmasına rağmen sağlık personelinin sadece maske ve eldiven taktığını, koruyucu önlük, siperlik takmadığını, hastaneye giderken kendilerine sadece maske ve eldiven verildiğini, siperlik vb. verilmediğini, kendi tedbirlerini kendilerinin alma imkanı bulunmadığını, göğsündeki kitle için yakın zamanda bir kez daha MR çekimine gideceğini, üç ay sonra ultrason çekimine gideceğini ve üçüncü kez korona olma ihtimali olduğunu ve üçüncü kez olursam vücudunun nasıl bir tepki vereceğini bilmediğini ve her defasında vücudunda hasara neden olduğunu, hapishanede hastalık ve korona arasında bir tercih yapmak zorunda kaldıklarını aktarmıştır.”

    “HASTA MAHPUSLARIN DURUMLARI ACİL OLARAK ELE ALINMALIDIR”

    Hasta mahpusların mevcut olan kronik hastalıkları, cezaevinde kalamayacak kadar güç durumda olmaları nedeniyle yaşamları risk altında olduğunun vurgulayan Kanat, “Bu nedenle hasta mahpusların durumları acil olarak gündeme alınmalı, hapishanelerde yaşamını devam ettiremeyecek durumda olanların tahliyeleri sağlanmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Turgut: Cezaevlerinde sağlığa erişim sorunları had safhada – VİDEO

    Turgut: Cezaevlerinde sağlığa erişim sorunları had safhada – VİDEO

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 327. haftasında İHD Ankara Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Binlerce mahpusun, hastalıkları ağırlaşmakta, kronikleşmekte ve geç tedavi nedeniyle ne yazık ki ölümler meydana gelmektedir. Ayrıca pandemi sürecinde sağlık sorunları ve sağlığa erişim engelleri katlanarak büyümektedir. Hastaneye gidiş ve gelişler neredeyse imkansız hale gelmiştir”  denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta da koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle İnsan Hakları Derneği’nde basın toplantısı yaptı. İHD Şube YK Üyesi Sevil Turgut tarafından yapılan açıklamada eylemin 327. haftasında Trabzon/Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan hasta mahpusların durumlarına dikkat çekildi.

    Turgut, “Ceza İnfaz Kurumlarında yaşanan hak ihlallerinin arttığını ve yaşam koşullarının daha da zorlaştığını gözlemlemekteyiz. Bu hak ihlallerinin başında, sağlığa erişimde yaşanan sorunlar gelmektedir.” dedi.

    “HAK İHLALLERİ GİDEREK ARTIYOR”

    “İnsan Hakları haftasında ne yazık ki hala Ceza İnfaz Kurumlarında yaşanan hak ihlallerinin arttığını ve yaşam koşullarının daha da zorlaştığını gözlemlemekteyiz” diyen Turgut,  “Bu hak ihlallerinin başında, sağlığa erişimde yaşanan sorunlar gelmektedir. Binlerce mahpusun, hastalıkları ağırlaşmakta, kronikleşmekte ve geç tedavi nedeniyle ne yazık ki ölümler meydana gelmektedir. Ayrıca pandemi sürecinde sağlık sorunları ve sağlığa erişim engelleri katlanarak büyümektedir. Hastaneye gidiş ve gelişler neredeyse imkansız hale gelmiştir. Ayrıca her hastaneye gidiş ve gelişlerde 14 günlük ağır karantina süreci de büyük bir sorun oluşturmakta, yaşamını tek başına devam ettiremeyecek olan hasta mahpuslar, karantina odalarından kaynaklı hastaneye gitmek istememektedirler” diye konuştu.

    “PANDEMİ NEDENİYLE HASTANELERE SEVKLER YAPILMIYOR”

    Eylemin 327. haftasında Trabzon/Beşikdüzü T Tipi Kapalı Hapishanesinde kalan hasta mahpusların durumlarına dikkat çekeceklerini ifade eden Turgut, şu bilgileri paylaştı:

    “Ferzende Çiçek; Trabzon’a 7 Ocak 2020 tarihinde 3 mahpusla birlikte getirilmiş ve cezaevine ilk girişte çıplak aramayı kabul etmediği için kaba dayak atılmış ve işkenceye maruz kalmıştır. Ocak ayında kendilerine ayakkabılarının, kıyafetlerinin ve battaniyenin verilmediğini, 1 gün boyunca soğuk hücrelerde bekletildiğini aktarmıştır. Kafatasında çökme mevcuttur. Kafasının sol tarafında şarapnel parçaların bulunmakta, sol kulağı duymamakta, kafasındaki çökme nedeniyle baş ağrıları çekmektedir. Şarapnel parçaları nedeniyle Van’da tedavi görmüş ancak Trabzon’da herhangi bir tedavi yapılmamaktadır. Hepatit-B hastasıdır, 6 ayda bir tahlil ve kontrolleri yapılmakta ancak karantina koğuşunda kalmak istemediğinden hastaneye sevk talep etmek istemiyor. 2014 yılında İstanbul ATK’ya sevk edilmiş, “kendi ihtiyaçlarını karşılayabilir” raporu verilmiştir. Oysa tek başına ihtiyaçlarını giderememektedir. 6 yıl süre zarfında sağlık sorunları daha da artmıştır.

    Nevzat Çapkın; Hipertansiyon ve kolestrol hastasıdır. Pandemiden önce çok büyük acılar çektiğini deyim yerindeyse ölümden döndüğünü, önce anestezi yapıldığını, endoskopiden sonra reflü olduğunun söylendiğini ve kendisine ilaçlar yazıldığını aktarmıştır.

    Reşit Uyar; Prostat kanseri hastası ve ayrıca mide ülseri rahatsızlığı bulunmaktadır. Ülser nedeniyle karnında aniden ve şiddetli ağrılar oluşmakta, karnı sertleşmektedir. Ayrıca 2 tane üst dişi kalmış ve takma diş yapılması gerekmektedir. Ancak diş teknikerlerin çalışmadıkları içinde hastaneye sevklerinin yapılmadığını, diş polikliniğinde diş hekiminin olmadığını aktarmıştır.

    Özgür Gürbüz; KOAH hastasıdır. Tüberküloz geçirmiş, akciğerinde Bronşektazi oluşmuştur ve bu hastalığı ilerlemesi durumunda ameliyat olması gerekmektedir.

    İmdat Bingöl; Anemi ve Bronşit tanısı konulmuştur. İklim koşulları sağlığını etkilemekte, nemli havalarda nefes almakta zorluk çekmektedir. Daha kuru bir havaya yere nakledilmek için daha önceleri başvuru yapmış, önce Tekirdağ hapishanesine oradan da Patnos hapishanesine sevk edilmiş, ancak rızası dışında nemli iklime sahip Trabzon Beşikdüzü’ne gönderilmiştir.

    Mahsun Yüksekbağ; İdrar yollarında ve bağırsaklarında yüksek miktarda iltihap bulunmaktadır. Doktor tarafından ilaç verilmiş ancak ilaç etki etmemektedir. Sürekli kustuğunu, kontrol için doktora gitmesi gerektiğini, pandemi sebebiyle sevkinin yapılmadığını; aynı koğuşta bulunan S. T.’nin iltihaptan kaynaklı idrarını dahi tutamayacak duruma geldiğini, hastaneye sevk edildiğini, ilaç tedavisi görmesine rağmen sağlık sorunlarının devam ettiğini, idrar ve bağırsaklarda iltihaplanmanın kurumda genel bir sorun olduğunu, aynı şikayetlere sahip başka mahpusların olduğunu aktarmıştır.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Şevket Bilici bir an önce serbest bırakılmalı’-VİDEO

    ‘Şevket Bilici bir an önce serbest bırakılmalı’-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 320’inci haftada Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan Şevket Bilici’nin durumuna dikkat çekerek, “ Şevket Bilici 2018 yılında aynı yıl içerisinde 2 kez kalp krizi geçirmiştir. Ayrıca kalp rahatsızlığından kaynaklı olarak da 3 kez anjiyo olmuştur. Başta ana damar olmak üzere 4 kalp damarının tıkalı olduğunun tespiti üzerine bu damarlara stent takılmıştır. Kalp damarlarında yüzde 45 daralma vardır. Mevcut durumda da sol tarafında büyük oranda hep ağrı ve uyuşukluk hissetmektedir” diyerek, Bilici başta olmak üzere tüm hasta mapusların serbest bırakılmasını istedi.

    Haberin videosu;

    Cezaevlerinde tutulan hasta tutukluların sağlık durumuna dikkat çeken Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi,  koronavirüs (Covid-19) salgını tedbirleri kapsamında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    İnisiyatif adına İHD Ankara Şube Yönetim Kurulu üyesi Sevil Turgut tarafından yapılan açıklamada, “Özellikle Covid-19 pandemi sürecinde, hasta mahpusların yaşamları daha büyük riskler içerir hale gelmiştir. Gerek tedaviye götürülmemeleri, gerek acil durumlarda hastanelere gidiş gelişlerinde hem ring, araçları hem de tutuldukları karantina koğuşları yaşamlarını tehdit etmektedir” dedi.

    “CEZAEVLERİNDE KORONAVİRÜS NEDENİYLE 6 HÜKÜMLÜ HAYATINI KAYBETTİ VAKA SAYISI 72”

    Turgut, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Hasta mahpusların yaşamları, her geçen gün büyük tehlikeye altına girmeye devam etmektedir. Türkiye cezaevlerinde tespit edebildiğimiz kadarıyla 604’ü ağır olmak üzere, 1605 hasta mahpus bulunmaktadır. Özellikle Covid-19 pandemi sürecinde, hasta mahpusların yaşamları daha büyük riskler içerir hale gelmiştir. Gerek tedaviye götürülmemeleri, gerek acil durumlarda hastanelere gidiş gelişlerinde hem ring araçları, hem de tutuldukları karantina koğuşları yaşamlarını tehdit etmektedir. Cezaevlerinde gittikçe yayılan pandemi ile ilgili olarak güncel bilgiler açıklanmamaktadır. En son Adalet Bakanlığı tarafından 17 Haziran 2020’de “Koronavirüs etkisiyle 6 hükümlünün hayatını kaybettiği, aktif pozitif vaka sayısının 72 olduğu, tamamının sağlık durumunun iyi olup, yoğun bakımda ya da entübe hasta bulunmadığı, bugüne kadar ceza infaz kurumlarımızda Kovid-19 pozitif tanısı konulup iyileşen tutuklu/hükümlü sayısının 374 olduğu” yönünde bir açıklama yapılmıştır. Ancak sürekli olarak ve pek çok hapishaneden sürekli olarak Covid vakaları bilgileri ve başvuruları tarafımıza ulaşmaktadır. Ayrıca karantina koğuşları da hasta mahpuslar için adeta ölüme davet çıkaran bir mekan haline getirmekte; zorunlu durumda hastaneye gidip gelen ve kendine bakamayacak durumda olan mahpusların, karantina koğuşlarında kalmak zorunda olmaları ölüme adeta davetiye çıkartmaktır. 3 ay içerisinde 3 mahpus bu karantina koğuşlarında yaşamını yitirmiştir.”

    “ŞEVKET BİLİCİ KANSIZLIK RAHATSIZLIĞI NEDENİYLE NEFES ALIŞVERİŞLERİNDE BÜYÜK ZORLUK ÇEKİYOR”

    Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan Şevket Bilici’nin durumuna ilişkin bilgileri paylaşan Turgut, “Yaşadığı hastalıkları ve zorlukları yazdığı mektupla dile getirerek kurumumuzdan destek talep etmiştir. Şevket Bilici 2018 yılında aynı yıl içerisinde 2 kez kalp krizi geçirmiştir, ayrıca kalp rahatsızlığından kaynaklı olarak da 3 kez anjiyo olmuştur. Başta ana damar olmak üzere 4 kalp damarının tıkalı olduğunun tespiti üzerine bu damarlara stent takılmıştır. Kalp damarlarında yüzde 45 daralma vardır. Mevcut durumda da sol tarafında büyük oranda hep ağrı ve uyuşukluk hissetmektedir” ifadelerine yer verdi.

    Bilici’nin birçok kronik hastalığı bulunduğunu belirten Turgut, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Hastalıkları ciddi ve ağır bir hale gelmiş ve her geçen gün sağlık durumu daha da kötüye gitmektedir. Özellikle kalp ve yüksek tansiyon hastalıklarının kendisini ciddi olarak zorladığını ve tüm yaşamını olumsuz yönde etkilediğini ifade etmektedir. Sosyal yaşam ve ihtiyaçlarını karşılama noktasında ancak arkadaşlarının desteği ile yaşayabildiğini ifade etmektedir. Uzun yıllardır hapishanede kalmasından ve yaşamını olumsuz yönde etkileyen ağır ve kronik hastalıklarından kaynaklı olarak bağışıklık sistemi zayıflamış ve hapishanede yaşamını devam ettirememektedir. Arkadaşlarının desteğine muhtaç duruma gelmiş ve yaşamı risk altındadır. Şevket Bilici hem ağır hastalıklarından dolayı hem de Covid-19’dan kaynaklı riskler nedeniyle serbest bırakılmalı ve tedavisine dışarıda daha iyi koşullarda devam edilmelidir. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 320. haftada, hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA