Etiket: hasta tutsaklar

  • Çervirmen: Hasta tutsak Hasan Alkış’ın infazı ertelenmelidir-VİDEO

    Çervirmen: Hasta tutsak Hasan Alkış’ın infazı ertelenmelidir-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 319’inci haftada Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan Hasan Alkış’ın durumuna dikkat çekerek, “Hasan Alkış, hipertansiyon hastası olup, sürekli olarak ilaç kullanmaktadır. Ancak kullandığı ilaç dozajının yetersiz kalmasından dolayı dozaj miktarını arttırmak zorunda kalmıştır. Hasan Alkış’ın birçok ağır hastalığı göz önüne alınarak bir an önce raporlarının tamamlanması ve Adli Tıp Kurumu’na sevkinin yapılarak, infazının ertelenmesi süreci hızlandırılmalıdır” dedi.

    Haberin videosu;

    Cezaevlerinde tutulan hasta tutukluların sağlık durumuna dikkat çeken Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi,  koronavirüs (Covid-19) salgınına dair tedbirler kapsamında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    İnisiyatif adına İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada, “Pandemi sürecinden hasta mahpusların yaşamları daha büyük riskler içerir hale gelmiştir. Gerek tedaviye götürülmemeleri, gerek acil durumlarda hastanelere gidiş gelişlerinde, hem ring araçlarının hem de tutuldukları karantina koğuşlarının yaşamı tehdit eder nitelikte olması geri dönülemeyen sonuçlara yol açmaktadır” dedi.

    Çevirmen, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Covid-19 Pandemi sürecinden hasta mahpusların yaşamları daha büyük riskler içerir hale gelmiştir. Gerek tedaviye götürülmemeleri, gerek acil durumlarda hastanelere gidiş gelişlerinde hem ring araçlarının, hem de tutuldukları karantina koğuşlarının yaşamı tehdit eder nitelikte olması geri dönülemeyen sonuçlara yol açmaktadır. Özellikle karantina koğuşlarına kapatılmaları nedeniyle mahpuslar hastanelere gitmek istememektedirler. 29 Haziran’da Gümüşhane E Tipi’nde yaşamını yitiren Mustafa Kabakçıoğlu’nun karantina koğuşundaki durumunu gösteren resimlerin ortaya çıkması, durumun vahameti gözler önüne sermiştir. 9 Eylül’de Bahattin Kardaş Diyarbakır’da yine karantina koğuşunda ölü bulunmuştur. Cengiz Karakurt 14 Eylül’de rahatsızlanıp hastaneye kaldırılmış, tekrar hapishaneye getirilmiş, 15 Eylül’de tek başına kaldığı koğuşta baygın bulunarak yoğun bakıma alınmış ve 22 Eylül’de yaşamını yitirmiştir. Karantina koğuşlarının durumları ve tedbirler tekrar ve acil bir şekilde gözden geçirilmelidir. Yaşamını tek başına devam ettiremeyecek ve risk altında (kalp, astım, epilepsi ve başka riskli hastalıkları) olan mahpusların tek başlarına bırakılmaları tehlike arz etmektedir.”

    “TUTSAKLAR HER HASTANEYE GİDİŞ VE GELİŞTE KARANTİNAYA MARUIZ KALMAKTADIRLAR”

    Eylemin 319. haftasında Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesi’nde kalan Hasan Alkış’ın durumuna dikkat çekeceklerini belirten Çevirmen, “Hasan Alkış, hipertansiyon hastası olup, sürekli olarak ilaç kullanmaktadır. Ancak kullandığı ilaç dozajının yetersiz kalmasından dolayı dozaj miktarını arttırmak zorunda kalmıştır” dedi.

    Hasan Alkış’ın aynı zamanda kalp hastası olduğunu söyleyen Çevirmen, şunları aktardı:

    “Yaklaşık 1.5 yıl kadar önce Behçet hastalığı tanısı konulmuştur. Hasan Alkış; tedavi için gittiği Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ramotoloji birim doktoru tarafından muayene edildiğini ve Behçet hastalığından dolayı kalbinden akciğerlerine giden damarlarda genişleme olduğunu, bu sebeple her an ölüm riski taşıdığını, kendisine cezaevinde kalamaz raporu verildiğini, ancak Adli Tıp Kurumu’na sevk için ikinci bir hekim görüşü gerektiğini, bunun için Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini ancak buradaki doktorun kendisine konulan “Behçet ve Anevrizma” teşhisinin yanlış olduğunu ileri sürerek cezaevinde kalabilir raporu verdiğini aktarmıştır.

    “ACİL OLARAK HASAN ALKIŞ’IN İNFAZI ERTELENMELİDİR”

    Yaklaşık 3 ay kadar önce tekrar kontrole gittiğini ve anjiyo olduğunu, anjiyo sonucunda tekrar “Behçet Hastalığı” teşhisi konulduğunu ve İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi Ramotoloji bölümüne sevk edildiğini, burada da kendisine Behçet hastası olduğunu ve bu hastalıktan kaynaklı anevrizma teşhisi konulduğunu ve ayrıca burada bulunan kalp doktorunun kendisine kalp hastalığından kaynaklı anjiyo yaptığını ve tetkik sonuçlarının kendisine ulaşmadığı ifade etmiştir. Hapishane idaresine sorulduğunda Cerrahpaşa Hastane raporunun henüz gelmediği bilgisi alınmıştır. Alkış; hastaneye gidiş ve geliş süreçlerinde mahpuslara karantina uygulandığını, 9 Haziran ve 10 Ağustos tarihleri arasında hastaneye gidiş ve gelişlerinden kaynaklı olarak yaklaşık 2 ayını karantinada geçirdiğini, bu sürede kapıların üzerlerine kilitlendiğini ve havalandırmaya dahi çıkarılmadıklarını aktarmıştır. Doktor görüşü alınması için başka illere sevk edilmesinden kaynaklı olarak ring araçlarında rahatsızlandığını da belirtmektedir. Ayrıca yeniden yargılanma talepli dilekçe verdiğini ve dilekçeye 14 ay geçmesine rağmen cevap alamadığını da ifade etmiştir. Hasan Alkış’ın birçok ağır hastalığı göz önüne alınarak bir an önce raporlarının tamamlanması ve Adli Tıp Kurumuna sevkinin yapılarak, infazının ertelenmesi süreci hızlandırılmalıdır. Ağır hastalıkları ve pandemi sürecinden kaynaklı olarak her hastane sevkinden sonra uzun karantina süreçleri de yaşamsal tehdit arz etmedir. Hasan Alkış hapishanede kalamayacak denli ağır hastalıkları olan bir mahpustur. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 319. haftada, hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Çevirmen: Ağır hasta mahpusların infazları  bir an önce ertelenmelidir-VİDEO

    Çevirmen: Ağır hasta mahpusların infazları bir an önce ertelenmelidir-VİDEO

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 317. haftasında İHD Ankara Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Covid-19 pandemi sürecinden kaynaklı olarak tedavi olanakları kısıtlanan ve neredeyse ortadan kalkan hasta mahpusların durumlarının aciliyet arz etmesine rağmen, sorunlar için çözüm üretilmemektedir” denilerek, hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılmalarını istedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, insan Hakları Derneği’nde (İHD) basın toplantısı yaptı. Eylemin 317. haftasında İHD Genel Merkez MYK Üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde kalan 66 yaşındaki Zülfü Yıldırım’ın durumuna dikkat çekildi.

    CEZAEVLERİNDE COVİD-19 NEDENİYLE PEK ÇOK SORUN YAŞANMAKTADIR”

    Çevirmen, yaptığı açıklamada, Covid-19 pandemi sürecinden kaynaklı olarak; tedavi olanakları kısıtlanan ve neredeyse ortadan kalkan hasta mahpusların durumlarının aciliyet arz etmesine rağmen, sorunlar için çözüm üretilmediğine dikkat çekerek, “Üçlü protokolden kaynaklı olarak yaşanan sorunların ortadan kaldırılması, hasta mahpusların serbest bırakılması ve yaşam hakkının korunması için ilgilileri sorumluluk almaya ve çözüm üretmeye çağırıyoruz. Ayrıca Covid-19 nedeniyle pek çok sorunun yaşandığı da aileler tarafından tarafımıza iletilmektedir. Bu hafta kurumumuza ulaşan bir aile, Antalya L Tipi’nde kalan kanser hastası olan bir mahpusun pozitif olan mahpuslarla aynı yerde tutulduğunu aktarmıştır” dedi.

    “TUTUKLU KANSER HASTASI, TANISI POZİTİF OLAN MAHPUSLARLA AYNI YERDE TUTULMAKTADIR”

    Açıklamanın devamında, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’nde kalan 66 yaşındaki Zülfü Yıldırım’ın durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Çevirmen, şunları aktardı:

    “Arkadaşları tarafından yazılan mektupla, Zülfü Yıldırım’ın hapishanede kalması mümkün olmayan hasta mahpuslardan olduğu anlaşılmaktadır. Yıldırım 2011 yılında tutuklanmış ve Malatya E Tipi Hapishanesi’ne konulmuştur. Birçok riskli hastalıklarına rağmen cezaevinde 9,5 ay tutulmuştur. Mahkemeye çıkarıldığında dışarıda tedavisinin yapılması için tahliye edilmiştir. Cezaevinde tutulması psikolojisini de olumsuz etkileyerek pek çok hastalığı nüksetmiştir. Dışarıda yargılaması tutuksuz devam ederken, beyindeki tümör nedeniyle kanser hastalığına yakalanmış ve ikisi açık, biri kapalı olmak üzere 3 kez ameliyat edilmiştir. Geçirdiği beyin ameliyatından dolayı sağ gözünü kaybetmiş ve sol gözünden de yüzde 40’lık bir görme kaybı meydana gelmiştir. Aşırı sıkıntılı süreç ve yaşadığı streslerden kaynaklı olarak kalp krizi geçirmiş, açık kalp ameliyatı yapılarak kalp kapakçıkları değişmiştir. Ayrıca tansiyon, guatr ve kolesterol gibi kronik rahatsızlıkları da bulunmaktadır. Geçirmiş olduğu ağır beyin ve kalp ameliyatlarından dolayı Ankara ve Diyarbakır’da düzenli olarak kontrolleri ve tedavileri devam etmekteyken, 2017 yılında yargılandığı dosyanın Yargıtay tarafından onaylanmasıyla, 7 yıl 6 aylık cezası infazı için Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na konulmuştur. Burada 1 yıl kaldıktan sonra Elazığ T Tipi Cezaevi’ne götürülmüş, orada da 3 ay kaldıktan sonra tekrar 1 No”lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne geri götürülmüştür. Ayrıca kampüs içindeki gerekçesiz değişikliklerin de sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu da aktarılmıştır. Beyin ve kalp hastalıklarından dolayı düzenli yapılan kontrol ve tedavileri hapishaneye girmesiyle kesintiye uğramıştır. Yıldırım, %95 engelli raporuna sahiptir. Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alabilmesi için Elazığ Fırat Üniversitesi’ne sevkinin yapıldığı; ancak Fırat Üniversitesi’ndeki heyetin cezaevinde kalabilir raporu vererek Adli Tıp Kurumu’na sevkinin yapılamadığı aktarılmıştır.”

    “AĞIR HASTALIKLARI NEDENİYLE CEZAEVİNDE KALAMAYACAK DURUMDA OLAN MAHPUSLARIN BİR AN ÖNCE İNFAZININ ERTELENMESİ GEREKİR”

    “Hapishanede sürekli olarak ilaç kullanarak yaşamaya çalışan Yıldırım’ın Covid sürecinden kaynaklı olarak kontrolleri aksamış, ağır, riskli hastalıkları ve 66 yaşında olması nedeniyle de 14 günlük karantinada kalma zorunluluğunun ayrıca zorlayıcı olmasından dolayı kontrolleri hepten ortadan kalkmıştır” diyen Çevirmen,  “Ailesinin de kendisini ziyaret edebilme olanağının kısıtlı olması da psikolojik olarak yıpratıcı olmaktadır. 3 yıldır cezaevinde kalan Zülfü Yıldırım’ın 2 yıllık cezası kalmıştır. Ağır hastalıkları ve cezaevinde kalamayacak durumda olmasından kaynaklı olarak bir an önce infazının ertelenmesi ve ailesinin yanında tedavilerine devam etmesini talep ediyoruz. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 317. haftada, hasta mahpusların durumlarını getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Çevirmen: Hasta mapuslar tedavi edilmiyor-VİDEO

    Çevirmen: Hasta mapuslar tedavi edilmiyor-VİDEO

    PİRHA-Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların tedavilerinin yapılmadığı ifade ederek, sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye devam edeceklerini belirtti.

    Haberin videosu;

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 310’uncu haftasında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan tutuklu Gülşan Adet’in durumuna dikkati çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube binasında gerçekleşen açıklamayı İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Nuray Çevirmen okudu.

    Çevirmen, binlerce hasta mahpus hapishanelerde adeta yaşam savaşı vermekte; sağlıksız koşullarda yaşamaya çalışmakta ve ne yazık ki pek çok mahpus hastalıklarının tedavi edilmemesi nedeniyle yaşamlarını kaybetmeye devam etmekte olduğunu belirterek, Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde kalan Gülşan Adet’in sağlık durumuna ilişkin bilgi paylaştı.

    “GÜLŞAN ADET’İN GEREKLİ OLAN TEŞHİS VE TEDAVİLERİ EKSİKSİZ OLARAK YAPILMALI”

    Çevirmen, açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

    “Mayıs ayı sonlarında nedeninin hala anlaşılamadığı bir hastalığın kendisinde ve arkadaşlarında baş gösterdiğini, durumunun acil olmasından kaynaklı olarak karantina sürecini de göze alarak hastaneye gitmek zorunda kaldığını, önce acil servise oradan da dahiliyeye sevk edildiğini, doktorlara yaşadıklarını anlattığını ve yazılan ilaçların hiçbir faydasının olmadığını, durumunun da giderek ağırlaştığını aktarmıştır. Yaşadığı sağlık sorununun hala tanısı konulmamıştır. Oda değişimi talebi korona gerekçe gösterilerek kabul edilememiş ancak cezevinden sevklerin yapıldığı tarafımıza bildirilmiştir. Geçen sürede hastalığı düzelmemiş aksine artmış ve sebebinin ne olduğunu anlaşılamadığından Gülşan Adet’in gerekli olan teşhis ve tedavileri eksiksiz olarak yapılmalı ve bir an önce tetkikleri konularak buna uygun tedavisine başlatılmalıdır.”

    “Kendi doğalında yaşama zorluğuna sebep olan hapishanelerde bir de güneş almayan ve nemli olan koğuşlar birçok hastalığın oluşmasına ve ağırlaşmasına da zemin hazırlamaktadır” diyen Çevirmen, “bu nedenle bir an önce oda değişimleri yapılmalıdır. Hapishanelerde yaşaması güç olan ve ağır olan mahpusların tahliyeleri de gerçekleştirilmelidir. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 310. Haftada, Hasta Mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • İHD Ankara Şubesi: Nurullah Bülbül acil tedavi edilmeli-VİDEO

    İHD Ankara Şubesi: Nurullah Bülbül acil tedavi edilmeli-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, 304′ üncü haftasına yaptıkları basın açıklamasında Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Nurullah Bülbül’ün durumuna dikkat çekti.

    Haberin videosu;

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, cezaevlerindeki hasta tutukluların durumuna dikkati çekmek için İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. İnisiyatif bu haftaki basın toplantısında Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan Nurullah Bülbül’ün durumuna değinildi. İnisiyatif adına açıklamayı İHD Ankara Şubesi Eş Başkanı Fatin Kanat yaptı.

    Kanat, Rize Kalkandere L Tipi Kapalı Ceza evinde kalan Nurullah Bülbül’ün durumu ilişkin şunları söyledi:

    “1975 doğumlu olan Nurullah Bülbül 2016 yılında tutuklanmış ve tutuklu olarak yargılanmaktadır. Küçük yaşlarda kalp romatizması geçirmiş ve bu hastalık ilerleyen yaşlarında değişik şekillerde nüksetmiştir. Cezaevine girmeden önce kontrolleri normal bir şekilde yapıldığından büyük problemler yaşamamıştır. Cezaevine girdikten sonraki 7-8 aylık süreçte de önemli bir problem meydana gelmemiştir. Daha sonra ara sıra acile kaldırılmaya başlanış, Kasım 2018’den itibaren süreklileşmiş ve bir daha da düzelmemiştir.

    “BÜLBÜL’ÜN BİRDEN ÇOK HASTALIĞI BULUNMAKTADIR”

    Bülbül’ün birden çok hasalığının bulunduğunu dile getiren Kanat, “Yaşamış olduğu ve hala devam eden hastalıkları; Kalpte mitral kapak darlığı, kalpta kaçak (üfürüm), yüksek nabız (taşikardi) ve ritim bozukluğu, iltihaplı romatizma, hipertansiyon ve yüksek kolesterol, böbrek rahatsızlığı ve taş düşümü, ayak parmaklarında kireçlenme ve kemik büyümesi bulunmaktadır. Ayrıca yaşamış olduğu sorunlardan kaynaklı olarak da psikolojik rahatsızlıkları da meydana gelmiştir” dedi.

    “NURULLAH BÜLBÜL’ÜN İNFAZININ ERTELENMESİ GEREKMEKTEDİR”

    Bülbül’ün tutuklamadan önce 2012 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Hastanesinde kalpten mitral kapak tamiri ameliyatı olduğuna dikkat çeken Kanat, şunları söyledi:

    “2017 yılına kadar sorun yaşamamıştır. Coumadin adında kan sulandırıcı ilaç kullanmasından kaynaklı olarak 15-20 günde kan değerlerinin ölçümü için kan testi yaptırmak zorundadır. INR kan değerlerinin 2,5-3,5 arasında olması gerekir. 2.5’in altı tıkanıklık ve pıhtı atmalara neden olurken, 3,5’in üstü ise beyin kanaması ve iç kanama gibi tehlikelere neden olmaktadır. Bu nedende zaman zaman meydana gelen vücudundaki morluklar ve burundan, makattan kan gelmesi gibi durumlar kendisini ciddi manada endişelendirmektedir. Pandemi sürecinde de kan ölçümleri yapılmamıştır. Ciddi olan ve hayati risk teşkil eden hastalık ve kullandığı ilaçlardan kaynaklı olarak heyet raporu alınması için başvuruda bulunmasına rağmen bu talebi karşılanmamıştır. Yaşadığı sağlık sorunları ve cezaevi koşulları durumunu olumsuz olarak etkilemekte ve kendi ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma gelmektedir. En çok kalp rahatsızlığı, tansiyon ve ritim bozukluğu kendisini etkilemektedir. Bağışıklık sistemi çok zayıflamıştır. Durumu organ yetmezliğine doğru gitmektedir. Ayrıca hasta mahpuslara eziyet halini alan tek kişilik ring araçları ile hastane sevkleri yapılmaktadır.”

    Kanat, Nurullah Bülbül’ün acil olarak tam teşekküllü hastanelerde tedavisinin yapılması, tetkik ve tedavilerin aksatılmaması, ceza evinde kalamayacak durumda olduğuna dair heyet raporunun alınabilmesi için hastane sevklerinin yapılması ve dışarıda ailesinin yanında tedavisi yapılacak şekilde infazının ertelenmesini istedi.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • İHD Ankara Şube: Soydan Akay’ın sağlığı göz önüne alınarak infazı ertelenmelidir-VİDEO

    İHD Ankara Şube: Soydan Akay’ın sağlığı göz önüne alınarak infazı ertelenmelidir-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi”nde kalan Soydan Akay’ın durumuna değinerek, 46 yaşında olan Akay’a Hepatit-B ve eklem romatizması hastalıklarının yanı sıra 2018 yılında da prostat kanseri teşhisi konulduğuna dikkat çekti. 

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek amacıyla İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. 299’uncu haftasında yapılan basın açıklamasını İHD Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat okudu.

    “CEZAEVLERİNDE 604’Ü AĞIR OLMAK ÜZERE 1605 MAHPUS BULUNMAKTADIR”

    Kanat, Dünyada pandemi olarak ilan edilen ve ciddi şekilde can kayıpları yaşatan salgına rağmen, hapishanelerde gerekli önlemlerin alınmadığına dikkat çekerek, “Salgın nedeniyle cezaevlerinde ne yazık ki yaşamını yitiren mahpuslar olmuştur. Yeni infaz yasası ile de 65 yaş üstü ve ciddi hastalıkları olan mahpuslar TMK kapsamında tutularak tahliyelerinin önüne engel konulmuş ve ayrımcılığa uğratılmışlardır. 604’ü ağır olmak üzere 1605 mahpus ne yazık ki kaderleri ile baş başa bırakılmış, birçok mahpusun rutin devam eden tedavileri bile yapılamaz hale gelmiştir” dedi.

     Silivri 9 Nolu F Tipi Cezaevi’nde kalan Soydan Akay’ın durumuna dikkat çeken Kanat, “46 yaşında olan Soydan Akay 27 yıldır cezaevinde bulunmaktadır. Hepatit-B ve eklem romatizması hastalıkları bulunmaktadır. Bu hastalıklarının yanı sıra Soydan Akay’a 2018 yılında prostat kanseri teşhisi konulmuştur. Geciken tedavi sürecinden sonra 02.03.2020 tarihinde itibaren Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği”nde ışın tedavisi başlatılmıştır. Işın tedavisi devam etmekte olan hastanın, hali hazırda bu ağır tedavi sebebiyle, bağışıklık sistemi çok zayıflamıştır. Prostat tümörünün yanında Hepatit-B hastalığı ve eklem romatizması da bağışıklık sistemini zaafa uğratarak önemli riskler barındırmaktadırlar. 27 yıl gibi uzun bir süredir hapishanede olan ve mevcut riskli hastalıklarından ve vücudu bu durumu kaldıramaz hale gelmiş olup zaman zaman kalp spazmı geçirmektedir” ifadelerini kullandı.

    “MAHPUSLARIN MEKTUP VE DİLEKÇELERİ ENGELLENİYOR”

    Kanat, “Hasta mahpus iki yıldan fazla bir süredir 2018 Nisan ayından bu yana, riskli hastalıklarına ve ağır tedavi sürecine rağmen tek kişilik koğuşta, dış dünyadan tamamen izole bir şekilde tutulmaktadır” diyerek tepki gösterdi.

    Ailesinin verdiği bilgiye göre Silivri 9 No’lu Cezaevi’nde kaldığı süre içerisinde sayısız hak ihlaline uğradığını, gerek cezaevinde, gerekse diğer cezaevlerinde bulunan mahpuslara yazmış olduğu mektupların tamamına el konulduğu bilgisini paylaşan Kanat, “Kendisine gönderilen mektup ve fakslar ya hiç verilmemekte ya da çok az bir kısmı aylar sonra verilmektedir. Yine resmi kurumlara göndermek istediği dilekçe ve mektuplarına el konulmakta, yaşamış olduğu sorunlar noktasında muhataplarına ulaşması engellenmektedir” dedi.

    “PROSTAT KANSERİ VE HEPATİT HASTALIĞINA RAĞMEN TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR”

    Akay’ın arkadaşlarının yanına alınması ya da arkadaşlarından bazılarının kendi yanına verilmesi için yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Kanat, “Soydan Akay’ın hastalıklarından dolayı daha kalabalık ve arkadaşlarının olduğu bir koğuşa alınmalı, tedavisi için tüm gerekli olan yaşam koşulları uygun bir şekilde oluşturulmalı, iletişim hakkının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Ayrıca Covid-19 gibi dünyada pandemi olarak ilan edilen salgınında ciddi risk olduğu düşünüldüğünde ve ağır hastalıkları da göz önüne alındığında infazı ertelenerek dışarıda daha sağlıklı koşullarda tedavisi yapılmalıdır” dedi.  PİRHA/ANKARA

  • Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nden acil tahliye çağrısı-VİDEO

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi’nden acil tahliye çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 290. haftasında İHD Ankara Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Tüm hasta mahpuslar bir an önce hapishanelerden çıkartılmalı, tahliyeleri acil olarak sağlanmalıdır” çağrısı yapıldı. 

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta da koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle İnsan Hakları Derneği’nde yazılı açıklama yaptı. Eylemin 290. haftasında Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan hasta mahpuslardan 28 yıldır cezaevinde kalan Şevket Bilici’nin durumuna dikkat çekildi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Dünyada pandemi olarak ilan edilen ve can kayıplarına yol açan Corona Virüs (Covid-19) hastalığı, hapishanelerde ciddi risk teşkil etmektedir. Hapishanelerde 294 bin tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunların içerisinde ağır hasta, yaşlı, bağışıklık sistemi zayıf ve yaşamını tek başına devam ettiremeyen mahpuslar bulunmaktadır.

    Ailelerin tarafımıza iletmiş olduğu bilgilere göre cezaevlerinde mahpuslara dönük önlemler alınabilmiş değildir. Koğuşları yaklaşık 15 gün önce dezenfekte edilmiş, sonraki zamanlarda yapılacağı söylenmesine rağmen hala dezenfektan yapılmamıştır. Temizlik ve hijyen malzemeleri hala kısıtlı olarak ve ücretli olarak verilmeye devam edilmektedir. Yemekler yine yetersiz ve sağlıklı beslenmeye uygun değildir. Diyetle beslenmesi gereken mahpusların ihtiyaçları karşılanmamaktadır. Kalabalık koğuşlarda yerde yatan mahpuslar bulunmaktadır. Cezaevlerinde ağır hasta ve kanser hastalarının hastaneye gidiş gelişleri durmuş vaziyettedir. Bir hasta mahpusa “eğer hastaneye giderse, 14 gün boyunca tek başına bir hücrede kalması gerektiği” söylenmiş, zaten tek başına yaşamını devam ettiremeyen mahpus hastaneye gitmekten vazgeçmiştir. Bu nedenle ağır olan hasta mahpuslar ve tüm mahpuslar kaderleri ile baş başa bırakılmıştır.

    “BİLİCİ’NİN SAĞLIK DURUMU HER GEÇEN GÜN KÖTÜYE GİTMEKTEDİR”

    Bu hafta Afyon 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan hasta mahpuslardan 28 yıldır cezaevinde kalan Şevket Bilici’nin durumunu aktarmak istiyoruz. Kurumumuza mektuplarla durumunu aktaran ve destek isteyen Şevket Bilici; uzun hapislik yıllarından kaynaklı olarak birçok ve kronik hastalığa yakalanmış ve hastalıkları süreklilik arz eden hastalıklardır.

    2018 yılında aynı yıl içerisinde 2 kez kalp krizi geçirmiştir. Kalp rahatsızlığından kaynaklı olarak 3 kez anjiyo olmuştur. Başta ana damar olmak üzere 4 kalp damarının tıkalı olduğunun tespiti üzerine 4 damara da stent takılmıştır. Kalp damarlarında yüzde 45 daralma vardır. Mevcut durumda da sol tarafında büyük oranda hep ağrı ve uyuşukluk bulunmaktadır. Kansızlık rahatsızlığı vardır ve nefes alışverişlerinde büyük zorluk çekiyor. Ayrıca tarafımıza iletmiş olduğu birçok kronik hastalıkları da şunlardır; Mide ve ülser rahatsızlığı, bağırsak sorunları, içten kanamalı hemoroid, sinüzit ve baş ağrıları, yüksek tansiyon, düşük tansiyon rahatsızlıkları gül dökümü hastalığı ve alerjik rahatsızlıklar. Hastalıkları ciddi ve ağır bir hale gelmiş ve her geçen gün sağlık durumu daha da kötüye gitmektedir.

    Özellikle kalp ve yüksek tansiyon hastalıklarının kendisini ciddi olarak zorladığını ve tüm yaşamını olumsuz yönde etkilediğini ifade etmektedir. Sosyal yaşam ve ihtiyaçlarını giderme konusunda arkadaşlarının desteği ile yaşamak zorunda kalmıştır. Kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz duruma gelmiştir. Sağlık durumunun ciddi ve ağır olduğunu belirmektedir.

    “BİLİCİ, YAŞAMINI HAPİSHANEDE DEVAM ETTİREMEYECEK DURUMDADIR”

    Şevket Bilici’nin yaşamı risk altındadır ve uzun yıllardır hapishanede olmasından kaynaklı olarak yakalandığı çoklu hastalıklardan kaynaklı olarak da bağışıklık sistemi zayıflamış ve hapishanede yaşamını devam ettiremeyecek duruma gelmiştir.

    “RİSK GRUBUNDAKİ MAHPUSLARIN ACİL TAHLİYESİNİ TALEP EDİYORUZ”

    Şevket Bilici hem ağır hastalıklarından dolayı hem de Dünya’da pandemi olarak ilan edilen Covid-19 nedeniyle derhal serbest bırakılmalıdır. Cezaevinde tedavi olanakları kalmamıştır. Şevket Bilici ve tüm hasta mahpuslar bir an önce hapishanelerden çıkartılmalı, tahliyeleri acil olarak sağlanmalıdır.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 290. haftada cezaevlerinde bulunan hasta mahpusların salgından korunmasını, risk grubundakilerin acil tahliye edilmesini, hapishanelerde gerekli olan tüm tedbirlerin alınmasını ve alınan önlemler konusunda yetkililerin şeffaf olmasını talep ediyoruz.

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP Sözcüsü Ebru Günay: Newroz’un görkemini 1 Mayıs’a taşıyacağız

    HDP Sözcüsü Ebru Günay: Newroz’un görkemini 1 Mayıs’a taşıyacağız

    PİRHA – HDP Sözcüsü Ebru Günay, koronavirüs nedeniyle iptal edilen Newroz mitinglerini 1 Mayıs’a taşıyacaklarını belirterek, cezaevlerinde risk grubunda bulunan hasta tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Partisinin dün olağanüstü Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına dair konuşan Günay, “Önemli tartışmalar yürüttük, önemli kararlaşmalara vardık. Bu toplantıya giderken sevgili Selçuk Mızraklı’ya ceza verildi. Tabii bu aslında AKP’nin Kürt düşmanlığı politikasının açık göstergesidir. Bizim toplantımız devam ederken Diyarbakır’da aralarında avukatların da olduğu 13 kişi gözaltına alındı. Hafta başında gazeteciler tutuklandı. Yani AKP hükümeti bir kez daha muhaliflere yönelik düşman hukukunu işletmeye başladı ve bunu yargı eliyle yapıyor. Hükümete çağrı yapıyoruz, muhaliflere yönelik baskı politikalarından ve düşman hukukundan bir an önce vazgeçin” uyarısında bulundu.

    “NEWROZ’UN GÖRKEMİNİ 1 MAYIS’A TAŞIYACAĞIZ”

    Günay’ın açıklamaları şöyle:

    “Kuşkusuz bizim için de zorlu bir karar oldu. Newroz’un görkemi ve baharın gelişi ayrı bir anlam ifade ediyordu. Newroz’un görkemini yine bir direniş bayramı olan 1 Mayıs’a taşıyacağız. Halkımızın bu salgın riskini başarıyla atlatacağını ve 1 Mayıs’ta Newroz ruhuyla alanları dolduracağına inancımız tam. Bu salgın nedeniyle kitlesel kutlamaları askıya almış olsak da, Newroz yüzyıllardır devam eden bir direniş ve halk bayramı. Halkımız bulunduğu her yerde, evinde Newroz’u bayram gibi karşılayacaktır. Kendi kutlamalarını sokağında, evinde salgın riskini dikkate alarak büyük bir coşku ile yapacaktır.

    “SİSTEM SALGINLARA KARŞI ÇÖZÜM ÜRETEMİYOR”

    Koronavirüse yönelik de değerlendirme ve tartışmalarımız oldu. Bir kez daha açığa çıktı ki toplumları savaşa, ölüme, yoksulluğa sürükleyen bu sistem, toplumu doğal afetlere ve felaketlere karşı savunmasız bırakıyor. Bunu bir kez daha açık bir şekilde gördük. Sistemin kendisi ekolojik dengeyi bozarak bu tür küresel salgın ve afetlerin yaşanmasının temel sebebidir. Dünyada bu durum ciddi bir şekilde tartışılırken maalesef başta Sağlık Bakanı olmak üzere iktidar yetkilileri durumun ciddiyetinden uzak bir şekilde olaya yaklaşmaktadır. Bu konuda tedbirlerin bir an önce kamuoyu ile paylaşılması, tedbirlerin şeffaf yürütülmesi, çalışmalar yürütülürken sağlık örgütleri ile koordineli bir çalışma yürütülmesi esas alınmalıdır. Kamuoyu gerçek ve doğru bilgiye ulaşabilmelidir, bu sağlanabilmelidir. Halk sağlığını ilgilendiren konularda halkımız doğru bilgilendirilmelidir. AKP bütün doğal afetlerde ve kriz alanlarında meseleyi iç güvenlik meselesine dönüştürerek ve kendi iktidarını sürdürmeye çalışarak kriz süreçlerini yürütüyor.

    “AKP SALGINDAN SİYASİ ÇIKAR DEVŞİRMEMELİ”

    Bunu Elazığ depremi ve çığ meselesinde gördük. Bu mesele bir iç güvenlik meselesi, AKP’nin kendisine iktidar devşireceği bir mesele değil; bu mesele tam da halk sağlığını ilgilendiren bir meseledir. AKP buradan bir siyasi çıkar çabasına girmemelidir. Yoksullara yönelik hijyen ve dezenfektan malzemeleri bir an önce ücretsiz dağıtılmalıdır. Bu, sosyal devlet olmanın gereğidir. AKP ve Sağlık Bakanlığı bu konuda gerekli girişimleri başlatmalıdır.

    “HASTA TUTSAKLAR BİR AN ÖNCE SERBEST BIRAKILMALI”

    Bir diğer risk alanı maalesef ki cezaevleri. Cezaevlerinde sağlık sistemindeki sorunlar da düşünüldüğünde ayrı bir önleme ve tedbire ihtiyaç var. Başta hasta mahpuslar olmak üzere risk grubunda bulunan bütün tutsaklar bir an önce serbest bırakılmalı ve onların hijyen koşullarına ulaşması sağlanmalıdır.”

  • ‘Hasta tutuklu Kazım Avcı serbest bırakılsın’ – VİDEO

    ‘Hasta tutuklu Kazım Avcı serbest bırakılsın’ – VİDEO

    PİRHAİHD Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi 285. Haftasında Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan yaşlı ve hasta tutuklu Kazım Avcı’nın durumuna dikkat çekti.

    Haberin Vidosu

    İHD Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar İnisiyatifi 285. Haftasında Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan yaşlı ve hastatutuklu Kazım Avcı’nın durumuna dikkat çekti.

    “YAŞATILMIŞ ÖLÜM DAYATILIYOR”

    İHD MYK üyesi Nuray Çevirmen, hasta tutukluların durumunun en büyük ve en görünmez sorunlar haline getirilmeye çalışıldığını kaydetti. Çevirmen, “Bir ülkenin nasıl olduğunu anlamak için cezaevleri rejimine bakmak yeterli olacaktır. Bugün ceza içinde ceza uygulanmaya çalışılan, şiddetin, baskının olduğu ve kazanılmış her türlü hakkın yasaklandığı yerler haline gelmiştir. Cezaevlerinde hasta mahpuslara kendilerinin tabiri ile yavaşlatılmış ölüm dayatılmaktadır” dedi.

    “KALP VE ŞEKER HASTASI”

    Çevirmen, Sincan 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde kalan yaşlı ve hasta mahpus Kazım Avcı’nın durumuna değinerek, “Tekli tutuluyor. Kalp, şeker ve tansiyon hastasıdır. Ağır prostat rahatsızlığı olduğu için iki türlü ilaç kullanmaktadır. Aşırı şekilde terleme sorunu yaşıyor. 12 yaşında geçirdiği tren kazasından dolayı sol bacağı kalçadan itibaren kesiktir ve sol bacağı tamamen protezdir. Omurlarındaki fıtıktan kaynaklı iki kez ameliyat geçirmiştir. Doktorları üçüncü kez ameliyat olamayacağını, ameliyat halinde ise felç kalabileceğini söylemişlerdir” diye konuştu.

    “CEZALARI ERTELENMELİ VE SERBEST BIRAKILMALI”

    Çevirmen, Avcı’nın tek başına ihtiyaçlarını karşılamadığına işaret ederek, “Temizliğini yapamadığı için hücrenin kötü kokmaya başladığını ve bulunduğu yeri böceklerin bastığını, kötü kokunun avukat görüş yerine kadar gelmesinden dolayı cezaevi idaresinin rahatsız olduğunu ve tek başına kalamaz raporu alındığını, damadının da aynı cezaevinde olmasından kaynaklı olarak kendisi ile aynı hücreye konulduğunu anlatmıştır. Yaşından ve ağır hastalıklarından kaynaklı olarak yaşamı adeta bir eziyete dönüşmüş durumda olan Kazım Avcı’nın hastane sevkleri ambulans tipi araçlar ile yapılmak zorundadır. Cezaevinde kalamayacak kadar hasta olan mahpusun cezası ertelenmeli ve serbest bırakılmalıdır” dedi.

    “CEZAEVLERİ TÜRKİYE’NİN AYNASIDIR”

    Ardından konuşan HDP Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ise, “Çok bilinen bir kavram var; cezaevleri bir ülkenin aynasıdır. Evet, Türkiye’nin de aynasıdır ve bu aynada ölüm var, işkenceler var ve cinayetleri var. Bu ülkenin adalet bakanı, içişleri bakanı, cumhurbaşkanı göz göre göre insanların yaşamını yitirmesine sessiz kalıyor ve aksine Madımak yükümlüsü madımak sanığı Ahmet Turan Kılıç’ı affedebiliyor. Ahmet Turan Kılıç’ı affeden Cumhurbaşkanı başka hiçbir tutsağın olmadığını ölüme yaklaşmadığını bilmiyor olamaz bu bir siyasi tercihtir. Bu bir siyasi karardır ve o sıfatı kesinlikle hak etmiyor. Ahmet Turan Kılıç’ı bırakanlara açık çağrı yapıyoruz; Her gün cezaevlerinden cenaze çıkmasını kabul etmiyoruz, ret ediyoruz. Hasta tutsaklara özgürlük hemen” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

     

     

  • İHD Ankara: Hastalar revire çıkmak için aylarca bekliyor

    İHD Ankara: Hastalar revire çıkmak için aylarca bekliyor

    PİRHAİnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar inisiyatifi eylemlerinin 280 haftasında basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Camalan, “1. derece sağlık basamağı olan revire çıkabilmek için aylar geçmesi gerekmekte, hastane sevkleri sorun olmakta, kolay kolay hastane sevkleri yapılmamaktadır’’ dedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 280’inci haftasında Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinden bulunan ağır hasta mahpuslardan Abdulvahap Kavak’ın durumunu dikkati çekti. İHD Ankara Şubesi önünde yapılan eylemde konuşan İHD Ankara Şube Üyesi Zarife Camalan yaptığı açıklamada birinci derece sağlık basamağı olan revire bile çıkabilmek için aylar geçtiğini söyledi.

    Kavak’ın hastane doktorunun kontrol amacıyla vermiş olduğu kardiyoloji ve genel cerrahi bölümü randevularına gidemediğini söyşeyen Camalan, “Sevkler yapıldığında, gitmeden önce askerin aramada çıkardıkları ayakkabılarına basıp, tekmelemekte, itiraz ettiklerinde ise ‘istemiyorsanız hastaneye gitmeyin’ denilmektedir.

    Camalan, açıklamasında şunlara değindi;

    “Hastanelerde kelepçeleri açılmamakta, doktor bile “gerek yok” diyebilmekte, Tabipler Birliği’nin kararı hatırlatıldığında ise “Tabipler Birliği’nin kararı beni bağlamıyor” diyebilmekteler. Doktor kelepçenin açılmasını istediğinde ise asker “tutanak tutarım” diye doktoru tehdit etmektedir. Bu sorun ile ilgili İl Sağlık Müdürlüğüne yaptığı başvuruya İl Sağlık Müdürlüğünün “orada kesici, delici aletler var, doktorun güvenlik kaygısı oluyor” diye cevap ermiştir. 1980’den beri bulunduğu bu hapishanede tek bir siyasi mahpusun doktorlara saldırdığını duymadığını aktarmıştır.

    “ÇEŞİTLİ RAHATSIZLIĞI OLAN MAHKÛMLAR HASTAHANEYE GİDEMİYOR”

    Çekilen film ve tahlil sonuçları ile birlikte, tekrar doktorun yanına gidememekteler. Tahlil ve filmleri cezaevi görevlileri alıp doktora götürüyor, böyle olunca da doktorun öneri, uyarı ve kararından haberleri olmuyor. Bazen doktorun verdiği ilaçların, kullandıkları başka ilaçla etkileşimi olmasına rağmen bunları doktorla görüşemediklerinden bilemiyorlar. Sağlıkla ilgili raporlara ulaşamıyorlar, raporları istediklerinde verilmiyor. Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olduğu için havalandırmaya 1 saat çıkarılmasının hastalıklarını olumsuz etkilediğini, hareket imkanının olmadığı yönünde Adalet Bakanlığına başvuruda bulunmuş, bunun üzerine Adalet Bakanlığı mevcut uygulamanın hastalıklarını olumsuz etkileyip etkilemediği yönlü sağlık kurulu raporu istemiştir. Kurula çıkmış, ancak kurul kararını henüz öğrenmemiştir. Yine midesinden parça alınmış ancak sonucunu bilmiyor.

    “HASTA MAHPUSLARA AMELİYAT İZNİ VERİLMİYOR”

    Boğazında nodül var. Geçen seneki ultrason kontrolünde nodülün büyüklüğü 1.5 santim olduğu söylenmiş, 8 yıl önce ilk tespit edildiğinde 12 milimmiş ve ilk tespit edildiğinde haberi olmamış, tesadüfen öğrenmiştir. Genel cerrah ultrasona sevk etmiş, ultrason çekimini yapan doktor nodülün küçüldüğünü, 9 milime düştüğünü söylemiştir. Genel cerrah ameliyat kararı vermiş, ancak kalp sorunundan dolayı Kardiyoloji uzmanı ameliyat izni vermemiştir. Doktor, nodülün büyümesini durdurmak için herhangi bir ilaç vermemiş, geçen yıl kontrol için cezaevi sağlık görevlisi doktorun yanına çıkarmadan, doktor da görmeden, kan isteyip geri göndermiştir. İl Sağlık Müdürlüğüne yaptığı başvuru sonucunda tekrar hastaneye götürülmüş, yapılan ultrason çekiminde nodülün 1.5 santim olduğu tespit edilmiş ve ilaç tedavisi başlatılmıştır. Bir yıl sonra kontrol istemiş, randevu vermiştir. Bu sene yine kontrole gitmesi gerekirken, hastaneye götüreceklerine, dosyayı doktora götürmüşler ve doktorda kendisini görmeden kan tahlili istemiş. Oysa Ağustos ayında sağlık kurulu raporu için gitmiş, Genel cerrah nodülün büyük olduğunu, ultrason kontrolü yapılması gerektiğini söyleyip, ultrasona sevk etmiştir. Ancak o zaman gittiğinde kelepçe açılmadığı için çekim yapılmamıştır.”

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, son olarak hasta tutuklular serbest bırakılıncaya kadar mücadelelerine devam edeceklerini söyledi. PİRHA/ANKARA

     

     

     

     

     

  • ‘Cezaevlerinde ölümlere rağmen, devlet kalıcı bir çözüm üretmekten uzak”

    ‘Cezaevlerinde ölümlere rağmen, devlet kalıcı bir çözüm üretmekten uzak”

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesi Hasta Tutsaklar inisiyatifi eylemlerinin 278 haftasında basın açıklamasını yaptı. İnisiyatif adına açıklamayı okuyan İHD Ankara Şube Eş Başkanı Nuray Çevirmen Hasta Mahpusların tedavi imkanlarının ortadan kaldırılması, hak ihlallerinin yoğun bir şekilde yaşatılması; cezaevlerinde telafisi mümkün olmayan ve geri dönülemeyen sonuçlara yol açmaktadır’’ dedi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 278’inci haftasında Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan hasta tutuklu Canan Utangaç’ın durumuna dikkati çekti.
    İHD Ankara Şubesi önünde yapılan eylemde konuşan İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Nuray Çevirmen, tutuklu Utangaç’ın cezaevinde gıda zehirlenmesi yaşadığını, daha sonra vücudunda kaşıntılar oluştuğunu, teşhise göre zona hastalığı geçirdiğini söyledi.
    “CEZAEVİ İDARESİ İLGİLENMEDİ”
    Zona hastası olan Utangaç’ın Ekim 2018 de cezaevi kantininden aldığı sıcak su torbasının patlaması sonucu bacaklarında ikinci derece yanıklar oluştuğunu söyleyen Çevirmen, Utangaç’ın tutuklu bir hemşire tarafından sürekli pansumanının yapıldığını söyledi. Utangaç ile cezaevi idaresinin ilgilenmediğini aktaran Çevirmen, “Utangaç uzun süre ayakta durmakta, yürümekte zorluk çekmiştir ve buna rağmen sağlık raporu için ancak bir ay sonra doktora götürülmüştür” diye belirtti.
     AMBULANS YERİNE OTOBÜS
    Utangaç’ın vücudundaki yanıkların tam düzelmeden, 4 Aralık 2018’de “Yoklamaya geç kaldığı için tutanak tutup, görüş yasağı konulur korkusuyla” ayağını boşluğa atması sonucu ranzadan beton zemine sırtüstü düştüğünü söyleyen Çevirmen, hastaneye kaldırılan Utangaç’ın ağrılarına rağmen yoğun bakımda eli kelepçeli olarak tutulduğunu belirtti.
    Ameliyat geçiren Utangaç’ın, taburcu edildiği, gün cezaevine ambulansla götürülmesi gerekirken otobüsle götürüldüğünü söyleyen Çevirmen, “Oturamayan bir hasta güç bela ve acıdan bağıra bağıra hapishaneye sevk edilmiştir. Ameliyatlı hali ile cezaevinde arkadaşlarının bakımına muhtaç hale gelmiştir” açıklamasında bulundu.
    Doktorların, Utangaç’a ameliyattan 2 ay sonra fizik tedaviye başlaması gerektiği söylediğini aktaran Çevirmen, “Heyettekiler, jandarmanın yanında dalga geçercesine ‘İnternetten kendin bakıp yap’ demişler” diye konuştu.
    Çevirmen, “Canan Utangaç, kalıcı hasra oluşmaması için dışarıda tedavi görmelidir” dedi.
    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Bin 333 hasta tutuklu koşulsuz serbest bırakılsın’ – VİDEO

    ‘Bin 333 hasta tutuklu koşulsuz serbest bırakılsın’ – VİDEO

    PİRHA- F Oturması’nın 400’üncü haftasında, cezaevlerinde bulunan 457’si ağır bin 333 ağır hasta tutuklunun koşulsuz bırakılması istendi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda yapmak istediği ‘F Oturması’nın 400’üncü haftası da polis tarafından engellendi. Bunun üzerine açıklama İHD’nin Taksim’de bulunan binası önünde yapıldı. Hasta tutukluların fotoğraflarının taşındığı eylemde, ‘Tecrit öldürür dayanışma yaşatır’ve ‘Ağır hasta mahpuslar serbest bırakılsın’ pankartları açıldı. Sık sık, ‘Susma suça ortak olma’ ve ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek’ sloganları atıldı.

    457’Sİ AĞIR BİN 333 AĞIR HASTA TUTUKLU BULUNUYOR

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran, ağır hasta tutukların geldiği aşamalara değinerek, tutukluların durumlarına duyarlı olmanın insani bir görev olduğunu söyledi. Ellerindeki hasta tutuklu listesinin dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Onaran, 457’si ağır olmak üzere cezaevlerinde bin 333 hasta tutuklunun olduğunu söyledi.

    Onaran, yatağa bağımlı ve kendi ihtiyacını karşılamayacak olanlar 10, felçli, ayak, kol veya vücudunun belli bölümünü kullanamayacak durumda olan 11, kanser hastası 28, kalp hastası 122, epilepsi hastası 20, vücut bütünlüğünü kısmen yitirmiş engelli olan 55, Wernicke Korsakoff 12, şizofren 35, vücudunun çeşitli bölgelerinde platin bulunan 12, vücudunun çeşitli uzuvlarında kist olanlar 20, her türlü kas hastalığı 17, bel-boyun fıtık rahatsızlığı 53, diyaliz ve ciddi böbrek rahatsızlığı olan 42,diyabet 27, Hepatit-B 31, ülser kolit 19, karaciğere bağlı rahatsızlıklar 9, mide rahatsızlığı 33, bağırsak rahatsızlığı 24, behçet hastası 6, çölyak hastalığı 8, sedef, behçet 6, kronik astım, bronşit hastası 58, akciğer ve solunum rahatsızlıkları 30, migren 10, guatr 2, varis 7, yüksek tansiyon 33, prostat 23, kolestrol 10, vertigo 5 ve sünizit 6 tutuklunun durumlarının ciddiyetine dikkati çekti.

    “AĞIR HASTA TUTUKLULAR KOŞULSUZ SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    41 farklı hastalık tespit ettiklerini açıklayan Onaran, “Mahpuslarının pek çoğunda bu hastalıkların tamamına yakınını görmek mümkündür. Tüm mahpuslarda olduğu gibi hasta mahpusların hastane, revir gibi sağlığa erişim hakları engellendiği; bin bir güçlükle gittikleri muayenelerde kelepçeleri çıkartılmayarak muayene ve tedavileri gerçekleşmediği için sağlık durumları her geçen gün ağırlaşmaktadır” diye konuştu.

    Onaran, ağır hasta tutukların koşulsuz serbest bırakılmaları gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • F Oturumu’nda Mehdi Boz’un serbest bırakılması istendi-VİDEO

    F Oturumu’nda Mehdi Boz’un serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA – F Oturumu’nun 332. haftasında hasta tutuklu tiroid kanseri Mehdi Boz’un tedavisinin acilen yapılması ve derhal serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenledikleri “F Oturumu”nun 332’incisini Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi.

    “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” ve “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde,  sık sık “Çıplak arama işkencesine son”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” ve “Mehdi Boz serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

    “TEK KİŞİLİK HÜCREDE TUTULUYOR”

    F Oturumu’nun 332. haftasının basın metnini Taylan Pekin okudu. Pekin, Mehdi Boz’un 1995 yılında İstanbul’da gözaltına alınıp Muş Emniyet Müdürlüğü’nde 40 gün süren sorgunun ardından tutuklandığını söyledi.

    Boz’un 23 yıldır hapishanede olduğunu söyleyen Pekin, Boz’un en son Elağız T Tipi Hapishanesi’nde ‘çıplak arama’ dayatmasına maruz kaldığını ve bu dayatmayı kabul etmediğini belirterek tek kişilik hücrede kaldığını söyledi.

    Boz’un hapishaneye girmeden önce hiçbir sağlık sorunun olmadığını söyleyen Pekin, prostat, mide rahatsızlığı ve yüksek tansiyonun yanı sıra tiroid kanseri olduğunu ve ışın tedavisi görmesi gerektiğini ancak bu tedavinin yapılmadığını söyledi.

    “BOZ, SERBEST BIRAKILSIN”

    Pekin, Mehdi Boz’un mahkum kimlik kartını reddetmesi sebebiyle ailesiyle açık ya da kapalı görüş gerçekleştiremediğini söyledi. Taylan Pekin, son olarak Boz’un tedavisinin başlatılması ve serbest bırakılması talep edildi. Eylem atılan sloganlarla son buldu.

    PİRHA – İSTANBUL

  • Hasta tutuklu Abdülkadir Fırat’ın serbest bırakılması istendi – VİDEO

    Hasta tutuklu Abdülkadir Fırat’ın serbest bırakılması istendi – VİDEO

    PİRHA – “F Oturumu”nun 329’uncu haftasında hasta tutuklu Abdülkadir Fırat’ın serbest bırakılması istendi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu”nun 329’uncusunu Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Cezaevi’nde bulunan Abdulkadir Fırat’ın durumuna dikkat çekildi. “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” ve “Tedavi haktır engellenemez” pankartlarının açıldığı eylemde sık sık, “Çıplak arama işkencesine son” ve “OHAL işkencesine son” sloganları atıldı.

    Eylemde açıklama yapan İHD İstanbul Hapishane Komisyonu üyesi Hatice Onaran, insan hak ve özgürlüklerinin çok zor koşullarda mücadele ile elde edildiğini belirterek ancak Türkiye’nin var olan sözleşmeleri hiçbir zaman dikkate almadığını söyledi.

    “SORUN YOK ALGISI YARATILMAK İSTENİYOR”

    Muhalif insanların toplum içinde suçlu olarak gösterildiğine dikkat çeken Onaran, böyle bir durumda içeride tutulan tutukluların da baskı ve işkencelere maruz kaldığını belirterek,”Toplumsal hafızayı köreltmeye çalışan egemen güçler, hapishaneler gerçeğinin üstünü örtmeye çalışarak hiçbir sorunun olmadığı algısı yaratmaya çalışıyor” dedi.

    FIRAT’IN DURUMU AĞIRLAŞIYOR

    Her insanın yaşam hakkının korunması gerektiğine dikkat çeken Onaran, 60 yaşında olan hasta tutuklu Abdulkadir Fırat’ın sağlık sorunları nedeniyle bir an önce serbest bırakılması gerektiğini ifade etti. Onaran, Fırat’ın tutuklanmadan önce tıbbi ismi serebrovasküler olan kısmi felç geçirdiğini dile getirerek yaşadığı sağlık sorunlarını şöyle sıraladı. “2013 yılında tutuklanan Fırat’ın vücudunun sağ tarafı hiç tutmadığı gibi sol tarafında da güç kaybı mevcut. Erzurum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu’nun verdiği rapora göre vücudunun sağ tarafında 4/4 engelli olduğu, tek başına bastonla kısa süre ayakta kaldığı, düzenli nörolojik kontrolleri yapılarak hapiste tek başına kalabileceği yönünde rapor yazmıştır. Daha sonra verilen raporda ise tek başına kalmayacağı verilmiştir. Bunun üzerine Metris Hapishanesi’ne getirilerek Adli Tıp Kurumu’na (ATK) götürüldü. Ancak ATK ise, Fırat’ın tahliye edilmesi yönünde rapor vermedi.”

    “MEVZUAT HASTA HAKLARINA UYGUN HALE GETİRİLMELİ”

    Tekidağ 1 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutulan Fırat’ın bırakılmasını gerektiğini söyleyen Onaran, “Tek başına yemek dahi yiyemeyecek konumda olan Fırat biran önce serbest bırakılmalıdır. Yetkililerden, hapishanelerle ilgili mevzuatın biran evvel düzeltilerek hasta haklarına uygun hale getirilmesini istiyoruz” ifadesinde bulundu.

     

  • F Oturumu eyleminde Celalettin Can’ın serbest bırakılması istendi – VİDEO

    F Oturumu eyleminde Celalettin Can’ın serbest bırakılması istendi – VİDEO

    “F Oturumu”nun 323’üncü haftasında 78’liler Vakfı kurucularından ve HDP İstanbul 3’üncü Bölge milletvekili adayı hasta tutuklu Celalettin Can’ın serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla Galatasaray Meydanı’nda her hafta sürdürdüğü “F Oturumu” eyleminin, 323’üncü gerçekleştirildi. Bu haftaki eylemde 78’liler Vakfı kurucularından ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul 3’üncü Bölge milletvekili adayı Celalettin Can’ın durumuna dikkat çekildi. Bu haftaki basın açıklamasını insan hakları savunucularından Besna Tosun yaptı.

    “KULLANDIĞI İLAÇLAR VERİLMİYOR”

    Can’ın 7 Şubat 2018 tarihinde yapılan ev baskını ile gözaltına alındığı ve 14 gün gözaltında tutulduktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı hatırlatan Tosun, gözaltında tutulduğu süre içerisinde kullanması gereken ilaçların verilmediği söyledi. Tosun, “Olmayan tansiyon sorunu baş göstermiş, zaten ameliyatlı olan kalbi daha da sorunlu hale gelmiştir. Tutuklandıktan sonra önce Silivri 5 Nolu L Tipi Hapishanesine götürülen ancak odanın aşırı kalabalık olması nedeniyle nefes darlığı ve bronşit hastalığı ortaya çıkan Celalettin Can ailesinin de uğraşları ile Silivri 9 Nolu Hapishanesi’ne alınmıştır” dedi.

    “ÖMRÜNÜN 20 YILI CEZAEVİNDE KALDI”

    Can’ın 12 Eylül sürecinde ömrünün 20 yılını hapishanelerde geçirdiğini hatırlatan Tosun, şöyle devam etti: “Celalettin Can, hiçbir hukuki dayanak gösterilmeden gözaltına alınıp tutuklanarak; bu kez sadece özgürlüğü kısıtlanmakla kalmamış, aynı zamanda sağlık hakkı da engellenerek yaşamı risk altına girmiştir. Nefes darlığı, bronşit gibi hastalıkları birkaç aydır tutulduğu hapishane koşullarında ortaya çıkan Celalettin Can, 2011 yılında kalp ameliyatı geçirmiştir. Sürekli ve düzenli kontrol altında olması gerekmektedir. Ancak hapishanede olmasından dolayı bu kontroller yapılmamaktadır. Yine 2011 yılında Roboski Katliamı nedeniyle katıldığı bir televizyon programının dönüşünde ayak bileğini zedelemiş ve bunun neticesinde ayağına platin takılmıştır. Hapishanenin fiziksel koşullarından dolayı rahat hareket edemediğinden ayağındaki sorun daha da ileri hale gelmiştir. 2013 yılında mide kanaması da geçiren Celalettin Can, 2018’de kendisine prostat teşhisi konmuş, bunun için 3 Mart’ta biyopsi için verilen randevuya tutuklandığı için gidememiştir. Duyarlı çevrelerin girişimiyle 31 Mayıs 2018 günü için Cerrahpaşa Hastanesinden randevu alınmasına rağmen götürülmemiştir. Bu konuda, hapishane idaresi, ‘Biz gerekeni yaptık asker götürmedi’ diyerek sorumluluğu üzerinden atmıştır.”

    “SERBEST BIRAKILSIN”

    Can’ın 26 Haziran 2018’de görülecek duruşmasına dikkat çeken Tosun, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz insan hakları savunucuları ve hapishane komisyonu olarak,  Celalettin Can’ın bir an önce serbest bırakılmasını istiyor; tüm kamuoyunu bu konuda duyarlı olmaya çağırıyoruz.”

  • Hasta tutuklu Ergül Çiçekler’in serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Hasta tutuklu Ergül Çiçekler’in serbest bırakılması istendi-VİDEO

    Hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle gerçekleştirilen “F Oturumu”nun 321’inci haftasında Ergül Çiçekler’in serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle gerçekleştirdiği “F Oturumu”nun 321’inci haftasında hasta tutuklu Ergül Çiçekler’in serbest bırakılmasını istedi.

    Galatasaray Meydanı’nda yapılan eylemde basın açıklamasını İHD Hapishane Komisyonu üyesi Emine Küçükbumin yaptı. Küçükbumin, cezaevlerinde tutukluların baskı altında tutulmaları için her gün farklı uygulama ve politikalarla karşı karşıya kaldıklarını dile getirerek, “Fiziki ve psikolojik baskı; askeri sayım, cinsel şiddet, kötü muamele ve işkence, sağlık hakkına erişim engeli, sıcak su ihtiyacının düzenli karşılanmaması, ortak kullanım alanlarına kameraların takılması, çıplak arama dayatması, disiplin cezaları, hastanelerde kelepçeli muayenenin dayatılması, iletişim ve görüş yasakları, kitap, dergi ve gazete yasakları vb. keyfi uygulamalar olağan ve hemen tüm hapishanelerde karşımıza çıkıyor” dedi.

    ÇIPLAK ARAMA DAYATMASI

    Çıplak arama uygulamasının yoğunca yaşandığını kaydeden Küçükbumin, “10 gün önce tiroid bezi kanseri olan ve hasta mahpus listemizde yer alan Mehdi Boz’un ailesine verdiği bilgiye göre; bulunduğu Kayseri/Bünyan Hapishanesinden Elazığ Hapishanesine sevk olduğunda ‘çıplak arama’ uygulamasını kabul etmediği için darp edilmiştir. Ayrıca basından öğrendiğimize göre, havaalanında gözaltında alınarak tutuklanan Pınar Aydınlar, götürüldüğü Bakırköy Hapishane girişinde, çıplak aramaya zorlanarak darp edilmiş sonrasında da tek kişilik hücreye kapatılmıştır” diye konuştu.

    ÇİÇEKLERİN DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Küçükbumin, Çiçekler’in durumuna ilişkin şu bilgileri paylaştı: “1996 yılında tutuklanan Ergül Çiçekler, idamla yargılandı ve 7 yıl süren davada müebbet hapis cezası almıştır. 19 Aralık 2000 tarihindeki cezaevi katliamında, bulunduğu Ümraniye Hapishanesi’nden Kocaeli/Kandıra F Tipi Hapishanesi’ne götürülür. Tecrit koşullarını protesto etmek amacıyla 500 gün süren ölüm orucu direnişinde bulunmuştur. Bu direniş sonrası Wernicke Korsakoff rahatsızlığı başlayan Ergül Çiçekler ancak 7 yıl sonra Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) hastalığı belirleyen raporu alabilmiştir. Aynı zamanda kalıtsal, akdeniz anemisi (FMF) hastası ve bel fıtığı şikayeti mevcut Ergül Çiçekler şuanda Kocaeli/Kandıra 1 Nolu F Tipi Hapishanesindedir.”

    Çiçekler’in Wernicke-Korsakof rahatsızlığının ilerlemiş halinin tedavisi ve mevcut durumundan daha sağlıklı duruma geçme ya da kesin iyileşme olanağı bulunmadığını belirten Küçükbumin, “Yaşadığı fiziki ve beyinsel fonksiyonlarından dolayı, bulunduğu hapishane koşullarında yaşam kalitesi sürekli düşmektedir. Yani, hapishanede kalma koşulları yoktur” diye ifade etti.

    “BİR ŞEY YİYEMİYORUM”

    Küçükbumin, Çiçekler’i8n kendi durumunu anlatan sözlerini aktardı: “Wernicke Korsakoff raporlarım var. Hastane yolculuklarından sonra sağlık durumum epey olumsuz etkileniyor. Her hastaneye gidip geldiğimde ring aracının sarsıntısı nedeniyle FMF nöbeti geçiriyorum. Yoğun mide bulantısı, çarpıntı gibi sorunlar yaşıyorum. Yoğurt ve salata dışında her şey midemi bulandırdığı için uzun süre başka bir şey yiyemiyorum. Ayakkabı giyemiyorum ve çıplak geziyorum. Bel fıtığından kaynaklı yatmakta zorluk çekiyorum.”

    Ağır hasta mahpusların hapishane koşullarında tedavi edilme koşullarının sağlanmasının olanaksız olduğunu söyleyen Küçükbumin, serbest bırakılmalarını istedi.

  • F Oturumu’nun 309. haftasında Nurcan Bakır’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    F Oturumu’nun 309. haftasında Nurcan Bakır’ın serbest bırakılması istendi-VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, hasta tutuklu Nurcan Bakır’ın tedavisinin yapılmasını ve serbest bırakılmasını istedi. 

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri 309. haftada da Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartının açıldığı eylemde sık sık “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Hasta mapus Nurcan Bakır serbest bırakılsın” sloganları atıldı ve hasta tutukluların fotoğrafları taşındı.

    309. haftanın basın açıklamasını Gönül Sonbahar okudu.

    OHAL’le birlikte hapishanelerdeki insanlık dışı uygulamalar ve hak ihlallerinin artmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, “Hastaneye gidişlerde kelepçeli muayene dayatılıyor. Hapishane girişinde dayatılan çıplak aramaya karşı çıkanlara disiplin soruşturması açılıyor. Gelen giysiler, renk ve başka hususlar gerekçe gösterilerek içeriye verilmiyor” denildi.

    309. F oturmamızda hasta tutuklu Nurcan Bakır’ın durumuna dikkat çekildi.

    “RAHMİMİN ALINMASI GEREKİYOR, AMELİYAT YAPMIYORLAR”

    Nurcan Bakır kendini şöyle anlatıyor.

    “1992 yılında yaralı olarak göz altına alınmıştım. DGM’de süren 10 aylık yargılama sonrası 36 yıl ceza aldım. Sırasıyla, Malatya, Amasya, Sivas, Elbistan, hapishanelerinde bulundum. Yakalandığımda ayağımdan yaralandım sol ayağımda hasar var. 15 yıla yakındır rahmimde miyomlar var, rahmimin alınması gerekiyor. Fakat hapishane koşullarından dolayı sağlık sorunlarım çözülmediği gibi, ameliyatımda yapılmıyor. Midemde ülser-gastrit var. Migren sinüzit, boğazımda iç guatr, gözümde alerji, kalbimde sürekli çarpıntı var. Sürekli baş dönmesi tansiyon düşüklüğünden dolayı göz kararması oluyor. Nefes alıp vermekte zorlanıyorum. Burnumun sol tarafının iç kısmında şişkinlik var sürekli ateşim çıkıyor ve terleme yaşıyorum. Hasta haneye hapishaneden gittiğimiz için doktorlar bizi doğru dürüst muayene etmeden, sorunumuzu dinlemeden sanki psikolojik sorunlarla ilgili rahatsızlığımız varmış gibi yaklaşıp ya antidepresan veriyorlar ya da ağrı kesici verilerek gönderiliyoruz. Doktorların ideolojik ırkçı, şoven yaklaşımları da ayrı bir sorun. ”

    Açıklamada, ağır hasta mapusların tedavilerinin yapılabilmesi için serbest bırakılması gerektiği vurgulandı. (HABER MERKEZİ)     

     

  • Yüzde 86 engelli olan Başdaş’ın serbest bırakılması istendi – VİDEO

    Yüzde 86 engelli olan Başdaş’ın serbest bırakılması istendi – VİDEO

    İnsan hakları savunucuları düzenledikleri F Oturumu’nda yüzde 86 engelli olan hasta tutuklu Mevlüde Başdaş’ın (60) serbest bırakılmasını istedi. 

    Haberin Videosu

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyeleri, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenledikleri F Oturumu’nun 303’üncüsü için yine Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi.

    Bu haftaki eylemde, Mardin Nusaybin ilçesine bağlı Bagok Dağı’nda yapılan ‘canlı kalkan’ eylemine katıldığı gerekçesiyle 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan ve şuan İzmir Aliağa Şakran Cezaevinde tutuklu bulunan Mevlüde Başdaş’ın durumuna dikkat çekildi.
    “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez” ve “Mevlüde Başdaş serbest bırakılsın” pankartının açıldığı oturumda, sık sık “Tek tip elbiseye hayır”, “OHAL işkencesine son”, “Mevlüde Başdaş serbest bırakılsın” sloganları atıldı.

     

    “CEZAEVİ DURUMUNA SESSİZ”
    Bu haftanın açıklamasını insan hakları savunucularından Nazife Durmaz yaptı. Yüzde 86 engelli olduğunu belirttiği Mevlüde Başdaş’ın, Türkçe konuşma ve yazma bilmediği için meramını yanında kalan tutuklular aracılığıyla dile getirdiğini aktaran Durmaz, iki defa kalp krizi geçirip, kalp ameliyatı olan Başdaş’ın her an üçüncü kalp krizi geçirme riski bulunduğuna dikkat çekti.
    Durmaz, “Koğuş arkadaşlarının da tanık olduğu sağlık sorunları hapishane yönetimi tarafından dikkate alınmayarak hasta mahpus ölüme terk edilmek istenmektedir. Başdaş’ın böbrek nakli de olduğu, şeker hastası da olduğunu ve bu nedenle günde 4 defa yapılan insülin iğnesiyle ayakta kalabiliyor. Durumun ciddiyeti doktorlar tarafından sık sık dile getirilmesine rağmen hapishane yönetimi tarafından herhangi bir adım atılmamıştır” dedi.
    “HER GEÇEN GÜN ÖLÜM RİSKİ ARTIYOR”
    Başdaş’ın aynı zamanda bir gözünün kör olduğunu, diğer gözünü de kaybetme riskini taşıdığını paylaşan Durmaz, 60 yaşındaki bir annenin bu kadar sağlık sorunuyla cezaevinde ağır şartlarda tedavi imkanlarının olmadığının açık olduğunu vurguladı.
    Durmaz, cezaevinde geçirdiği her gün ve saatin Başdaş’ın ölüm riskini daha da arttırdığını kaydetti. Durmaz, “Hapishanelerde tedavi hakkının kısıtlanması, hastaneye sevk için ambulans yerine ring aracının kullanılması, ilaç kullanmadan yaşayamayacak hasta mahpusların bir an önce serbest bırakılması gerekmektedir. Bu insani, vicdani ve yaşam hakkı sorunudur” ifadelerini kullandı.
    Yine Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nden Berivan Korkut’un, Mevlüde Başdaş için İzmir Valiliği’ne bağlı İnsan Hakları Kurulu’na başvurduğunu belirten Durmaz, “Başdaş’ın sağlığına uygun diyet yemeklerinin bir an önce verilmesini, ilaçlarına düzenli ulaşmasının sağlanmasını, hastaneye sevklerinin düzenli yapılmasını istemiştir” dedi.
    İnsan hakları savunucularının oturumu, “Mevlüde Başdaş serbest bırakılsın” sloganlarının ardından son buldu.