Etiket: hastane

  • Dev Sağlık-İş’ten, işten çıkarılan 54 çalışan için açıklama: Bu ayıba son verilsin-VİDEO

    Dev Sağlık-İş’ten, işten çıkarılan 54 çalışan için açıklama: Bu ayıba son verilsin-VİDEO

    PİRHA- Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 54 taşeron sağlık çalışanın ücretsiz izne çıkarılmasına tepki gösterdi. Hastane önünde yapılan açıklamada, “Şişli Etfal Hastanesi yönetimi başta olmak üzere Sağlık Bakanlığı’nı bu ayıba son vermeye çağırıyoruz. Bu yanlıştan derhal dönülmeli ve işten atılan sağlık çalışanları işlerine başlatılmalıdır” denildi. 

    DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu önünde bir basın açıklaması yaparak, “Sağlık çalışanlarını taşeron şirketlerin insafına bırakmayacağız! Sağlıkta taşeron olmaz, insan ihaleyle çalıştırılmaz” dedi.

    Şişli Etfal Hastanesi’nde 54 taşeron sağlık çalışanına işten atma garantisiyle ücretsiz izin dayatmasına tepki gösteren Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, bunu kabul etmeyeceklerini duyurdu.

    Açıklamada, şunlar belirtildi:

    “Dünya Covid-19 salgını ile mücadele etmek için bütün sağlık çalışanlarını ve sağlık kuruluşlarını seferber etmek için harekete geçmişken ülkemizde “yeni normalleşme” adımları atılmaya başladığı gün 1 Haziran itibariyle hastanelerdeki taşeron düzeni de kendi normaline döndü.

    Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ultrason bölümünde taşeron şirket aracılığıyla çalışan aralarında hekim ve tıbbi sekreterlerin olduğu çalışanlara 6 Nisan’da İşten çıkarıldıklarına dair SGK mesajları gelmişti. Sendikamızın olayı gündeme getirmesiyle önce ‘hasta yok ultrasonu kapatacağız’ diyen hastane yönetimi daha sonra açıklama yaparak işçilerin iş akitlerinin devam ettiğini beyan etmiştir.

    Daha sonra iş akitleri feshedilen üyelerimiz bu durumu CİMER aracılığıyla şikâyete konu etmiştir. CİMER hastane yöneticilerinden aldığı bilgi sonucunda verdiği cevapta 30 Haziran tarihine kadar hiçbir sağlık çalışanının iş akdinin feshedilemeyeceğini şikâyetçi üyemize bildirmiştir. Kaldı ki Sağlık Bakanlığı’nın 27 Mart 2020 tarihli genelgesinde 3 ay süreyle hiçbir sağlık çalışanın istifa dahi edemeyeceği duyurulmuştu. Buna karşın Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi’nde çoğu sendikamız üyesi olan aralarında hekimler, tıbbi sekreterler, radyoloji teknikerleri ve teknisyenlerinin bulunduğu 54 sağlık çalışanına hastane yöneticileri, “Bizim firmayla sözleşmemiz bitti biz bir şeye karışmayız” diyorlar, firma ise resmi bir açıklama yapmak yerine lafı dolandırmaktadır.”

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARINI GÖRMEZ GELEMEZSİNİZ”

    Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, dün bütün bu bilgi kirliliği karşısında hastane yöneticileri ile görüşme yapmayı denediklerini belirterek, “Bir yöneticiden “haftaya gelin cevabı aldık” görüştüğümüz bir başka yetkili ise Kamu İhale Kanunu’nu hatırlatarak yapabilecek çok fazla şey olmadığını söyledi. Bugün burada maalesef bizler de diğer meslektaşlarımızla bu salgınla mücadele etmek yerine kapı önüne konulduk. Hem de bir röntgen bir tomografi cihazı kadar değer verilmeden. Buradan hastane yönetimine İş Kanunu’nun 2’nci maddesini üzülerek hatırlatmak istiyoruz. Asıl işveren olarak alt işveren yani taşeron şirketler aracılığıyla çalıştırdığınız sağlık çalışanlarını görmezden gelemezsiniz. Taşeron firma aracılığıyla çalıştırdığınız sağlık çalışanlarına yemekhanesinden faydalanamazsanız diyemezsiniz” ifadelerini kullandı.

    “KÖKLÜ BİR HASTANEYE YAKIŞIR MI?”

    “Kamuda taşeronu bitirdik” diyenlere seslenilen açıklamada, şöyle devam edildi.

    “Bu fotoğrafta işten çıkarılan hekimler, radyoloji teknikerleri, tıbbi sekreterler tomografi, VIR, BT raporlarını yazan raportörler var. İşten mi çıkarıldık, ücretsiz izin mi verdiler bize bilmiyoruz. Ücretsiz izine çıkarılmış olsak bile pandemi ile mücadelede, hastalığın teşhisinde son derece önemli bir yere sahip olan Bilgisayarlı Tomografiyi diğer görüntüleme bölümlerini kapatmak hangi akılla, hangi bilimsellikle açıklanabilir? Şişli Etfal gibi köklü bir hastanede BT cihazında sadece kontrastla çekim gerekmeyen acil hastalar kabul edilecektir, diye açıklama yapılıyor. Peki kontrastlı çekim gereken acil bir hasta geldiğinde ne olacaktır? Sadece sağlık çalışanlarını işten atmakla değil, halkın sağlığı da hiçe sayılmaktadır. Şifa bulmak için gelen hastaları Sarıyer’e göndermek Şişli Etfal gibi köklü bir hastaneye yakışır mı?”

    Açıklamada, “Şişli Etfal Hastanesi yönetimi başta olmak üzere Sağlık Bakanlığı’nı bu ayıba son vermeye çağırıyoruz. Bu yanlıştan derhal dönülmeli ve işten atılan sağlık çalışanları işlerine başlatılmalıdır” denildi.

    PİRHA/ İSTANBUL 

  • Pir Zeynel Batar hastaneye kaldırıldı

    Pir Zeynel Batar hastaneye kaldırıldı

    PİRHA – Dersimin Ovacık ilçesinde yaşayan Celal Abbas Ocağına mensup Pir Zeynel Batar, geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırıldı. 

    Dersim’in Ovacık İlçesi’nde yaşayan Celal Abbas Ocağına mensup Pir Zeynel Batar, bugün geçirdiği kalp krizi sonucu hastaneye kaldırıldı.

    Pir Batar, Elazığ Medikal Hastanesi’nde gözetim altına alındı.

    (HABER MERKEZİ)

  • SES Eş Başkanı’ndan hükümete çağrı: KHK’li sağlık emekçileri acilen göreve başlatılmalı-VİDEO

    SES Eş Başkanı’ndan hükümete çağrı: KHK’li sağlık emekçileri acilen göreve başlatılmalı-VİDEO

    PİRHA- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hükümet seslenerek, ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisinin acilen göreve başlatılması gerektiğini bildirdi. 

    Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüse ilişkin pandemi ilan etti.  Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin üzerinden günler geçmesine rağmen, halen pandemi salgınlarında uygulanan önlemlerin yeterince hayata geçirilmesi konusunda çok ciddi eksikler ve sorunlar yaşanıyor.

    Sağlık örgütleri hastanelerde acil eylem planına geçilmesi konusunda uyarılarını sürdürüyor.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hazırladığı videoda hükümet seslendi. Erden, ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisinin acilen göreve başlatılması gerektiğini bildirdi.

    “Sağlık hizmetleri yetersiz sayıda sağlık emekçisiyle yürütülmektedir ve iş yükleri çok ağırdır” diyen Erden, hükümete şu çağrıyı yaptı:

    “Koronavirüs salgını ile birlikte bu iş yükünün daha da artacağı ortadadır. Sağlık hizmetlerinin daha sağlıklı yürütülebilmesi ve sağlık emekçilerinin riskinin azaltılması için acil bir planlamayla sağlık emekçi sayısı arttırılmalıdır. Ataması yapılmayan, Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen, güvenlik soruşturması bahanesiyle bekletilen yüz binlerce sağlık emekçisi arkadaşımızı acilen göreve başlatılması ve bu sağlıkçı sayısı eksikliği sorununun giderilmesi gerekmektedir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Vaka sayısı binleri geçti, umre işleri mahvetti’-VİDEO

    ‘Vaka sayısı binleri geçti, umre işleri mahvetti’-VİDEO

    PİRHA – Bir hastanede uzman ve asistanlara verilen brifing sırasında çekilen bir videoda “İtalya olmamayı umuyoruz. Aslında bayağı kontrollü gidiliyordu ama umre işi mahvetti. Şuan artık binlerle konuşabiliriz vaka sayısı olarak. Binleri bulmaya başladı vakalar” denildiği duyuldu. 

    Koronavirüs vakalarının bulunduğu bir hastanede, hastane yetkilisinin uzman ve asistanlara brifing verirken çekilen videoda, koronavirüs vakalarının umreden dönüşlerle birlikte binleri bulduğunu söylediği duyuluyor.

    “CİDDİYE ALMAMIZ LAZIM”

    Videoda şunlar kaydedildi:

    “Acil durum planlarımızı yapmıştık. 1 kattan başlayacaktık, yavaş yavaş gelen hastaları yukarılara çıkartacaktık. Ama hızlı bir şekilde yukarıya çıkacağız. 2. Katı boşaltacağız, 3. katı boşaltacağız, 5’e kadar boşaltacağız. Gerekirse daha yukarıları da boşaltacağız. Başladık boşaltmaya… Şimdi B Blok doldu. A Bloğa hasta almaya başlayacağız. Muhtemelen yarına 1. Katı doldurup, 2. Kata hasta almaya başlarız. Hepsinin ekipleri belli, başında hangi hocalar olacak, hangi uzmanlar olacak. Asistanlar belirleniyor. Kimler çalışacak, her bloka bir asistan şeklinde, yardımcı personelde yeterli sayıda kiralanacak. Dönüşümlü çalışılması lazım. Bunların hepsinin planlaması yapılıyor. Hepimiz çalışacağız. Birimiz bile çok önemliyiz. Çünkü oradaki yatan hasta yarın öbür gün bizim annemiz olabilir, babamız olabilir, Allah korusun en sevdiğimiz insan olabilir, biz olabiliriz. O nedenle ciddiye almamız lazım bu durumu.

    “UMRE İŞİ MAHVETTİ, İSTANBUL VE ANKARA ÇOK FENA”

    Önce kendimizi koruyacağız. Kendinizi nasıl güvende hissedecekseniz öyle davranın ama malzemeyi de çok dikkatli kullanmamız lazım. Çünkü görünüşe göre kötü başladık, nasıl gideceğini bilmiyoruz. İtalya olmamayı umuyoruz. Aslında baya kontrollü gidiliyordu ama umre işi mahvetti. Şu an artık binlerle konuşabiliriz vaka sayısı olarak. Binleri bulmaya başladı vakalar. Söylendiği gibi öyle yüzlerde falan değiliz artık toplumları dolaşıyor. İstanbul çok fena. Ankara’da fena başladı. Doğu’da da var Van’da da var. Kayseri’de var, 3 tanesi entübe, üçü de umreden gelme. Zekai Tahir doldu, orada da umreden gelenler var, yurt dışından gelenler var.

    Önce kendimizi koruyacağız. Servislerde çalışacak olanlar içi söylüyorum. Servislerde çalışacak olanların N 95 maskesi takmasına gerek yok. Ancak ne zamanki hasta olur da arrest olur, ona entübasyon gerekir, aspirasyon gerekir… Solunum yolu numesi alınmasında da N9 gerekir ama onları biz alıyoruz şimdilik.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Sağlık Bakanlığı’ndan hastaneler için yeni yönetmelik

    Sağlık Bakanlığı’ndan hastaneler için yeni yönetmelik

    Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Uygulama Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Söz konusu yönetmeliğe göre, ülke genelindeki tüm hastanelerin, afetlere ilişkin risk ve zarar azaltıcı önlem almalarını amaçlıyor.

    Sağlık Bakanlığı’nın, Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Uygulama Yönetmeliği, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.

    Yönetmelikle, 20 Mart 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Uygulama Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.

    Yönetmelik, ülke genelindeki tüm hastanelerin, afetlere ilişkin risk ve zarar azaltıcı önlem almalarını, yurt içinde meydana gelen afet ve acil durumlarda sunulacak sağlık hizmetleri konusunda gerekli hazırlıkları önceden yapmalarını ve ilk 72 saat boyunca hastane dışından hiçbir yardım almaksızın kendi kendine yeterli olmalarını sağlamayı amaçlıyor.

    Yönetmelik, Sağlık Bakanlığına, üniversitelere, belediyelere, özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait yataklı tedavi hizmeti sunan tüm hastaneleri kapsıyor. Eski yönetmelikteki Türk Silahlı Kuvvetleri Hastanelerine ait ibareler yönetmelikten çıkarıldı.

    Yönetmelikte geçen “büyük ölçekli hastane” ibaresi, “500 ve üzeri yatağı olan hastaneleri”, “orta ölçekli hastane” ibaresi “100-499 yatağı olan hastaneleri” tanımlıyor.

    Yönetmeliğe göre, Bakanlık adına afet ve acil durum çalışmaları Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek.

    Üniversite, özel, devlet tüm hastanelerde hastane afet ve acil durum planı hazırlama komisyonlarının oluşturulmasına ilişkin ayrıntılar da yeni yönetmelikte yer aldı. Bakanlığa bağlı hastanelerde, üniversite hastaneleri ve belediye hastanelerinde hastane başhekimi, özel hastanelerde mesul müdür HAP başkanı olacak.

    Hastanelerce hazırlanan afet ve acil durum planları, inceleme makamları tarafından, HAP hazırlama kılavuzuna uygunluğu değerlendirilerek ve Bakanlıkça belirlenen standart inceleme formu kullanılarak incelenecek.

    Bu Yönetmelikle belirtilen hükümlere aykırı davranan sorumlular hakkında fiillerinin niteliğine göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerinde öngörülen müeyyideler uygulanacak.

    HASTANE AFET VE ACİL DURUM PLANLARININ GÜNCELLENMESİ

    Hastane afet ve acil durum planlarının güncellenmesine ilişkin maddelerinde değişiklik yapılmadı. Planın yıl içerisinde en az bir kez masa başı tatbikatı, bir kez de fonksiyonel (saha) tatbikat ile test edilmesine ilişkin hükümler de aynı kaldı.

    Yeni yönetmeliğe göre, HAP ile ilgili sertifikalı eğitimler, 4 Şubat 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Sağlık Bakanlığı Sertifikalı Eğitim Yönetmeliği kapsamında yürütülecek.

    HASTANELERDE AFET TİMLERİNİN OLUŞTURULMASI

    Yürürlükten kaldırılan yönetmelikte, hastanelerde Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) timinin oluşturulması ve görev yapması öngörülüyordu. Yeni yönetmelikle bu timin adı “afet timi” olarak değişti.

    Yeni yönetmeliğe göre, hastaneler, 99 yatak kapasitesine kadar en az bir, 100-300 arası yatak kapasitesine sahip ise en az iki, 301-499 arası yatak kapasitesine sahip ise en az üç, 500-999 arası yatak kapasitesine sahip ise en az dört, 1000-1999 arası yatak kapasitesine sahip ise en az altı, 2000-2999 arası yatak kapasitesine sahip ise en az sekiz, 3000 ve üzeri yatak kapasitesine sahip ise en az 10 afet timi oluşturmak zorunda olacak.

    Oluşturulan afet timi/timlerine, Bakanlıkça eğitim içeriği belirlenen hastane afet timi temel eğitimi ile afet ve acil durumlarda, hastanelerinde ve afet bölgesinde sunulacak sağlık hizmeti kalitesini artırmak için gerekli yeterliliği kazandıracak eğitimleri aldırılacak.

    Hastane afet timleri olağan durumda asli görev yerlerinde hizmet edecek, HAP uygulanırken gerekmesi halinde öncelikle tahliye ve hastanede yapısal hasarlar olması durumunda medikal kurtarma işleminde görev alacak.

    Hastane UMKE timi/timlerini oluşturan ve UMKE temel eğitimi aldıran hastanelerin UMKE timleri, hastane afet timi olarak görev yapacak.

  • Ölüm orucundaki Koçak’a hastanede işkence

    Ölüm orucundaki Koçak’a hastanede işkence

    Zorla tıbbi müdahalede bulunulan Mustafa Koçak’la görüşen avukatı Ezgi Çakır, Koçak’ın beş gün boyunca yapılan işkenceyi anlatarak, “Direnmeye devam ediyorum. Tüm işkenceler benim onurumdur” mesajı verdiğini aktardı.

    İzmir Şakran Kapalı Cezaevi’nde kalan Mustafa Koçak, adil yargılanma hakkı talebinin karşılanmaması üzerine ölüm orucuna başlamıştı. Ölüm orucunun 255. gününde zorla müdahale için hastaneye kaldırılan Koçak’ın sağlık durumu hakkında avukatları ve ailesi ise tüm çabalara rağmen bilgi alamıyor.

    Bunun üzerine avukatları dün gündüz saatlerinden itibaren Koçak ile görüştürülene kadar kampüs hastanesi önünde bekledi. Koçak’ın dün akşam saatlerinde Şakran Kapalı Cezaevi’nden, Kırıklar 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne getirildiğini öğrenen avukatı Ezgi Çakır, Koçak ile görüştü.

    Çakır, Koçak’ın beş gün boyunca yaşadıklarını aktardı.

    “SENİ SAKATLAYIP ÖYLE BIRAKACAĞIZ DEDİLER”

    Çakır, Koçak’ın kendisine beş gün boyunca cezaevi kampüs hastanesindeki doktorların işkence ederek müdahale ettiğini, bilincinin açık olduğunu ve müdahaleye direnmesine rağmen serum takıldığını aktardı. Koçak’ın kollarında serumların patlatılmasından kaynaklanan morluklar oluştuğu bilgisini de veren Çakır, Koçak’ın müdahale boyunca kafasına, kollarına ve ayaklarına birden çok kelepçenin takıldığını belirtti. Koçak’ın doktorların kendisine “Seni sakatlayıp öyle bırakacağız” dediğini aktaran Çakır, tüm bunlar yaşanırken cezaevi savcısının ve polislerin de odada olduklarını ifade etti. Çakır, tuvalete dahi gitmesine izin verilmediğini söyleyen Koçak’ın, copla taciz edildiğini de paylaştı.

    KOÇAK: DİRENMEYE DEVAM EDİYORUM”

    Bu adaletsizliğe bir an önce son vermelerini istediklerini belirten Çakır, tüm kamuoyunu Koçak ile dayanışmaya çağırdı. Çakır son olarak Koçak’ın kamuoyuna mesajını da iletti: “Direnmeye devam ediyorum. Tüm işkenceler benim onurumdur.”

  • CHP’den koronavirüs salgını raporu: Yoğun bakım yatağı sınırlı, doktor sayısı yetersiz

    CHP’den koronavirüs salgını raporu: Yoğun bakım yatağı sınırlı, doktor sayısı yetersiz

    CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, koronavirüs salgınıyla ilgili “Türkiye’nin Salgına Karşı Kırılgan Sağlık Sistemi” adıyla bir rapor hazırladı.

    CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, koronavirüs salgınıyla ilgili “Türkiye’nin Salgına Karşı Kırılgan Sağlık Sistemi” adıyla hazırladığı raporda ülkelerin sağlık hizmetlerinde ani bir talep ve bunun sonucunda da sistemin tümüyle çökmesi tehlikesine karşı önlemler aldığına işaret etti.

    Cumhuriyet’in haberine göre; Taşçıer, raporunda şunlara dikkat çekti:

    – 232 bin hasta yatağı var: Türkiye’de hastane sayısı 1534’tür. Olası bir sağlık krizinde daha da önemli olan hasta yatağı sayısıdır. Türkiye’de hastanelerde yaklaşık 231 bin 913 hasta yatağı bulunmaktadır.

    – Bin kişiye 2.8 yatak düşüyor: OECD üyesi ülkeler arasında bin kişiye düşen hasta yatağı sayısı bakımından Türkiye 2.8 ile sondan 9. sıradadır. Japonya’da bu sayı 13,1, Almanya’da 8, Fransa’da 6, İtalya’da 3.2’dir.

     

  • Ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri hastaneden çıkarıldı

    Ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri hastaneden çıkarıldı

    PİRHA – Ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri, hastaneden çıkarıldı. 

    Ölüm orucundaki Grup Yorum üyeleri İbrahim Gökçek ve Helin Bölek, 6 gündür zorla tıbbi müdahale edilmek üzere götürüldükleri Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden çıkarıldı. Sulh Ceza Mahkemesi Grup Yorum üyeleri için “zorla yatış” kararı vermişti, avukatların itirazı üzerine bu karar kaldırıldı.

    Gökçek ve Bölek’i hastane kapısında sevenleri karşıladı. Gökçek ve Bölek, 6 gün önce polis baskınıyla alındıkları Küçük Armutlu’daki eve götürüldü.

    Akşam saatlerinde avukatların itirazı üzerine taburcu edilme kararı verilen Gökçek ve Bölek’in hastaneden çıkışı İçişleri Bakanlığı’nın itirazı üzerine durdurulmuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Zorla hastaneye götürülen Grup Yorum üyeleri: Ya ölüm ya zafer-VİDEO

    Zorla hastaneye götürülen Grup Yorum üyeleri: Ya ölüm ya zafer-VİDEO

    PİRHA – Ölüm orucundaki Grup Yorum üyelerinin evine baskın yapan polis, Helin Bölek ve İbrahim Gökçek’i zorla Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Hastanede konuşan İbrahim Gökçe, “Ya ölüm ya zafer” diyerek Grup Yorum’u kimsenin susturamayacağını söyledi. 

    Grup Yorum’a yönelik baskı ve yasaklara karşı ölüm orucuna giren grup üyeleri İbrahim Gökçek ve Helin Bölek, direnişlerini sürdürdükleri Sarıyer’deki Direniş Evi’ne baskın yapan polis tarafından iradeleri dışında Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü.

    “YA ÖLÜM YA ZAFER”

    Konuşmakta zorluk çeken Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek hastanede bir açıklama yaparak, “Bizim diyecek tek bir şeyimiz var tüm dünyaya. Grup Yorum’u kimse susturamaz. Ya zafer ya ölüm” dedi.

    HELİN BÖLEK ZORLA TEDAVİYİ KABUL ETMEDİ

    Grup Yorum’un Twitter hesabından yapılan açıklamada, hastaneye kaldırılan Helin Bölek’in zorla tedaviyi kabul etmediği bilgisi paylaşılarak, “Arkadaşlarımız Helin Bölek ve İbrahim Gökçek Ümraniye Eğitim ve Araştırma hastanesindeler. Helin’in kaydı var. Zorla müdahaleyi kabul etmiyorum diye beyanda bulunmuş. Tüm halkımızı Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sahiplenmeye çağırıyoruz” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Elif Kısa hastaneye kaldırıldı

    Elif Kısa hastaneye kaldırıldı

    Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan 70 yaşındaki Elif Kısa hastaneye kaldırıldı. 

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde 3 Aralık’ta eşi Ali Kısa ile gözaltına alındıktan sonra “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiası ile tutuklanan 70 yaşındaki Elif Kısa’nın tutuklu bulunduğu Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’nde hastaneye kaldırıldığı öğrenildi. Bugün görüşmek için cezaevine giden oğlu Ahmet Kısa, annesinin hastaneye kaldırıldığını öğrendi.

    Annesinin hastaneye kaldırıldığını sosyal medya hesabından duyuran Ahmet Kısa şunları belirtti:“Canlar bugün cezaevine gittik ama melek annem ile görüşemedik. Melek annem yine hasta olmuş hastaneye götürmüşler. Allahım anneme bir şey olmasın neden bize bunu yaşatıyorlar. Öğleden sonra gelin dediler görüştürürüz .Umarım annem iyidir, çok korkuyorum.”

    BİZİM İÇİN GÜÇLÜ DURMAYA ÇALIŞTI”

    Annesi ile ancak öğleden sonra görüşebilen Ahmet Kısa, annesinin sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. Kısa, sosyal medya hesabından, “Canlar çok şükür melek annemi gittik gördük. Benzi solmuştu bayağı ama bizim için güçlü durmaya çalışıyor, onu gördüm. Annemle son açık görüşte resim çekmiştik, onları aldık. Anneme dedim elini cama koy, annemin elini öptüm alnıma verdim. Herkese çok selam gönderdi.#FreeElifKisa” mesajını paylaştı.

  • Kanser hastası Kesler’e havalimanında gözaltı ve tutuklama

    Kanser hastası Kesler’e havalimanında gözaltı ve tutuklama

    PİRHA-Sabah saatlerinde İsviçre’den İstanbul’a gelen ve havalimanında gözaltınan alınan kanser hastası Ayten Sarıkaya Kesler’in hakkındaki yakalama kararı gerekçe gösterilerek Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanmasına karar verildi. Ağır hasta olan Sarıkaya Kesler, adliyede bayılması üzerine hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. 

    İsviçre’den İstanbul Havalimanı’na gelen Ayten Sarıkaya Kesler (53), sabah saatlerinde havalimanında pasaport kontrolü sırasında hakkında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.

    Ağır kanser hastası olan Sarıkaya Kesler, örgüt propagandası yaptığı ve Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasıyla önce havalanı karakolunda tutuldu. Hakkındaki yakalama kararı tutuklamaya dönük olduğu için Bakırköy Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanan Ayten Sarıkaya Kesler, hastalığı sebebiyle adliye koridorunda fenalaşarak yere yığıldı. Ambulansla Bahçelievler’de özel bir hastaneye kaldırılan Sarıkaya Kesler’in tedavisi sürüyor.

    AĞIR HASTLIĞINA RAĞMEN ADLİYEYE GÖTÜRÜLEN KESLER BAYILDI

    Hastanede Sarıkaya Kesler’in yanında bulunan Avukat Gülizar Tuncer, gözaltına alınma, tutuklanma ve sağlık durumuna ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    Tuncer, “Savcılıkta Ayten Sarıkaya Kesler’in kanser hastası olduğunu anlattım. Kanser bütün vücuduna yayılmış vaziyette. Buna rağmen durumunu da görüyorlar. Gece saat 03.00’ten beri yollarda. Bitkin, halsiz. Buna rağmen o halde tutukladılar. Bunun yanında tansiyonu ve bir çok hastalığı var. O yorgunlukla koridoro düşüp bayıldı. Adliyeye ambulans getirildi. Ambulansı bile ben aradım. Ambulansla Bahçelievler’de Medical Park Hastanesi’ne geldik. Doktorlar durumunu gördü, raporları var. Ağır hasta. Ne zaman cezaevine götürecekler bilmiyoruz” dedi.

    Avukat Gülizar Tuncer, Sarıkaya Kesler’in tedavi sonrası Bakırköy Cezaevi’ne götürüleceğini söyledi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

     

  • Polis, KHK’li Bozkurt’un göz kemiğini kırdı, SGK muayene ücretini istedi

    Polis, KHK’li Bozkurt’un göz kemiğini kırdı, SGK muayene ücretini istedi

    Ankara’da 3 yıldan bu yana “işimi istiyorum” eylemi yapan, polis tarafından göz kemiği kırılan ve yüzlerce kez gözaltına alınan Nazan Bozkurt’tan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), gözaltındayken götürüldüğü adli muayenelerin ücretini istedi. Bozkurt, “Ben keyfimden hastaneye gitmedim ya da hastalandığım için değil. İşlem adli muayene” dedi.

    Ankara’da 3 yıldan bu yana “işimi istiyorum” eylemi yapan, polis tarafından göz kemiği kırılan ve yüzlerce kez gözaltına alınan Nazan Bozkurt’tan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), gözaltındayken götürüldüğü adli muayenelerin ücretini istedi. Ayrıca Bozkurt’un işe iade talebine ilişkin OHAL Komisyonu başvurusu da reddedildi.

    Bozkurt, “Ben keyfimden hastaneye gitmedim. Hem işten haksızca attılar, hem yargı yolunu kapattılar, hem işimizi geri isterken her gün anayasal hakkımızı gasp ediyorlar, üstüne de adli muayene ücretini bizden istiyorlar” diyerek yaşananlara tepki gösterdi.

    Çankaya Nüfus Müdürlüğü’nde çalışırken 23 Ocak 2017’deki KHK’yle görevinden çıkarılan Bozkurt, kendisi gibi ihraç edilmiş arkadaşlarıyla “İşimizi geri istiyoruz” talebiyle Yüksel Caddesi’nde eylem yapıyor.

    SGK, Bozkurt’a geçen günlerde gönderdiği yazıda, “17.03.2017 ve 19.01.2020 tarihlerine kadar devam eden maruz kaldığınız ‘Adli vaka’ olayı ile ilgili olarak adli makamlarla yapılan yazışmalar neticesi herhangi bir kayda ulaşılamamıştır. Ancak maruz kaldığınız ‘adli vaka’ olayı sonucunda doğan kurum zararının tanzimi için tarafımızca açılacak rücuan alacak davasına…” ifadelerine yer verdi.

    “2 BİN KEZ GÖZALTINA ALINDIM”

    Bozkurt, toplam istenen paranın ne kadar olduğunun SGK tarafından gönderilen yazıda belirtilmediğini dile getirerek, “Önce yazıya cevap vermem gerekiyormuş. Yoksa bilmem kaç asgari ücret kadar ceza ödeyecekmişim. Yaklaşık 2 bin kez gözaltına alındım. Emniyet SGK’ye bu işlemlerin ne olduğunu söylememiş. Kendileri gözaltına alıyor. SGK Emniyet’e sormuş. Emniyet de ‘Biz gözaltına aldık, bunlar da adli muayeneleri’ dememiş. İşlem adli muayene. Ben keyfimden hastaneye gitmedim ya da hastalandığım için falan değil. Hem işten haksızca attılar, hem yargı yolunu kapattılar hem işimizi geri isterken her gün anayasal hakkımızı gasp ediyorlar ve bunu da işkenceyle yapıyorlar, hem para cezası kesiyor, hem dava açıyor, üstüne de adli muayene ücretini bizden istiyorlar” dedi. (Zehra Özdilek/CUMHURİYET)

  • Demirtaş, 7 gün sonra hastaneye sevk edildi

    Demirtaş, 7 gün sonra hastaneye sevk edildi

    26 Kasım’da nefes daralması nedeniyle bilinci kapanan Selahattin Demirtaş, 7 gün sonra hastaneye sevk edildi. HDP milletvekilleri Katırcıoğlu ve İpekyüz, Demirtaş’la Edirne Cezaevi’nde görüştü. Görüşmede Demirtaş’ın “Halkım bilsin böyle bir hastalığım var. Bu koşullarda daha da gelişti” dediği aktarıldı. 

    Edirne Cezaevi’nde tutulan HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı ve kız kardeşi Aygül Demirtaş Gökalp, ağabeyinin cezaevinde nefes daralması nedeniyle bilincinin kapandığını ancak hastaneye sevk edilmediğini açıkladı.

    Hastaneye sevkinin 7 gündür gerçekleştirilmediğini söyleyen Aygül Demirtaş Gökalp, “Demirtaş’ın sağlığıyla ilgili en küçük bir olumsuzluğu düşünmek dahi istemiyoruz. Bunun sorumluları, bu vebalin altından kalkamazlar” dedi. Gökalp’in açıklamasının sosyal medyada gündem olması üzerine Demirtaş’ın hastaneye sevk edilmesi kararı çıktı. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı, “Detaylı tetkiklerin yapılması için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde muayene edilmesinin sağlanması amacıyla gerekli randevular alınarak bugün için hastaneye sevk edilmiştir” açıklaması yaptı. Cezaevinde Demirtaş ile görüşen HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu da “Hastalığıyla ilgili şunları söyledi: Halkım bilsin böyle bir hastalığım var. Bu koşullarda daha da gelişti” dedi.

    “CEZAEVİ DOKTORU SEVK EDİLMESİNİ İSTEDİ”

    Edirne Cezaevi’nde tutulan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı ve kız kardeşi Aygül Demirtaş Gökalp, kişisel Twitter hesabından ağabeyinin cezaevinde 26 Kasım’da sağlık sorunu yaşadığını ve bilincinin bir süre kapandığını duyurdu.  Ağabeyinin cezaevinde bilinci kapandığı anda ilk müdahaleyi koğuş arkadaşı Abdullah Zeydan’ın yaptığını söyleyen Gökalp, şunları yazdı:

    “26 Kasım Salı günü 05.30 sıralarında müvekkilimiz ve ağabeyim Selahattin Demirtaş’ın, göğüs sıkışması ve nefes alamaması nedeniyle bilinci kapanmıştır. Uzun süre bilinci kapalı şekilde hücresindeyken kendisine ilk müdahaleyi, hücre arkadaşı Sn Abdullah Zeydan yapmıştır. Sonrasında ambulans çağrılmış, kendisine sadece EKG yapılmıştır. Müvekkilimiz acil servis yerine, kapsamlı bir müdahale ve tedavi için kliniğe sevkini talep etmiştir. Cezaevi doktoru da Demirtaş’ın kardiyoloji, nöroloji ve gastroenteroloji olmak üzere üç ayrı bölüme sevk edilmesini istemiştir.”

    “EN KÜÇÜK BİR OLUMSUZLUĞU DÜŞÜNMEK DAHİ İSTEMİYORUZ”

    Demirtaş’ın avukatları olarak ağabeyinin acil bir şekilde hastaneye kaldırılmasını talep ettiklerini ancak 7 gün geçmesine rağmen hastane sevki gerçekleştirilmediğini söyleyen Gökalp, şöyle devam etti:

    “Böylesi hayati önemdeki bir sağlık sorununa rağmen hastaneye sevk edilmemesi, açıkça hayati risk altında tutulduğu anlamına gelmektedir. Selahattin Demirtaş’ın siyasi rehineliği, neredeyse yaşam hakkına yönelik bir müdahaleye dönüştürülmek istenmektedir. Demirtaş’ın sağlığıyla ilgili en küçük bir olumsuzluğu düşünmek dahi istemiyoruz. Bunun sorumluları, bu vebalin altından kalkamazlar. Durumu yakından izliyoruz. Avukat arkadaşlarımız Edirne’de, 24 saat süreyle gelişmeleri takip ediyorlar.”

    EDİRNE CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINDAN AÇIKLAMA

    Konuya ilişkin Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan açıklamada “Detaylı tetkiklerin yapılması için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde muayene edilmesinin sağlanması amacıyla gerekli randevular alınarak bugün için hastaneye sevk edilmiştir. Bu süreç içerisinde Selahattin Demirtaş’ın ailesi ve ziyaretçileriyle rutin olarak yapılan görüşmeleri gerçekleşmiştir. Ayrıca farklı tarihlerdeki doktcr muayene talepleri de her zaman karşılanmıştır” denildi.

    Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklaması şöyle:

    “Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ın sağlık durumuyla ilgili avukatı tarafından gündeme getirilen iddialarla ilgili olarak, aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Edirne F Tipi Ceza İnfaz Kummunda tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş’ın 26/11/2019 günü cezaevi yönetimine rahatsızlandıgını bildirmesi üzerine acilen 112 aranılarak gelen doktor tarafından ilk muayenesi ve gerekli tetkikler yapılmıştır. Yapılan tetkikler neticesinde Demirtaş’ın herhangi bir saglık sorunu tespit edilmemiş olmasına rağmen daha detaylı tetkiklerin yapılması için Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde muayene edilmesinin sağlanması amacıyla gerekli randevular alınarak bugün için hastaneye sevk edilmiştir.

    Bu süreç içerisinde Selahattin Demirtaş’ın ailesi ve ziyaretçileriyle rutin olarak yapılan görüşmeleri gerçekleşmiştir. Ayrıca farklı tarihlerdeki doktor muayene talepleri de her zaman karşılanmıştır.”

    DEMİRTAŞ: HALKIM BİLSİN, BÖYLE BİR HASTALIĞIM VAR, BU KOŞULLARDA DAHA DA GELİŞTİ

    Gazete Duvar’ın haberine göre HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu ve HDP Batman Milletvekili Necdet İpekyüz Selahattin Demirtaş’la Edirne Cezaevi’nde görüştü. Katırcıoğlu, Demirtaş’ın kendisine şu cümleleri söylediğini de anlattı: “Halkım bilsin böyle bir hastalığım var. Bu koşullarda daha da gelişti…”

    Katırcıoğlu, Demirtaş’la görüşmeyi şöyle anlattı:

    “Şu an bir sıkıntısı yok. Güçlü, dinamik görünüyordu. Önce Abdullah Zeydan ile görüştük. Abdullah Bey, Demirtaş’ın geçen hafta nefes darlığı yaşadığını ve kısa süreli baygınlık geçirdiğini söyledi. Demirtaş’ın kendisi böyle bir olayın duyulmasını istememiş.

    Demirtaş, yüksek güvenlikli hapishane koşullarının iyi olmadığını söyledi. Hapishane yönetiminden yana bir sıkıntısı yok. Fakat ‘Bir şey olsa hemen bir müdahale şansı yok’ diyor. Alıp her an hastaneye götüremiyorlar. Adalet Bakanlığı’na yazı yazılması gerekiyor. Bu süreç de çok uzuyor. Demirtaş’ın bu durumdan rahatsızlığı var. Hastalığıyla ilgili de şunları söyledi: Halkım bilsin böyle bir hastalığım var. Bu koşullarda daha da gelişti. Hastalığımın tedavisi gerekiyor. Kendisi de hastalığının tam olarak ne olduğunu bilmiyor.

  • Abdullah Cömert’in annesi yoğun bakımda

    Abdullah Cömert’in annesi yoğun bakımda

    Hatay’daki Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz bombasıyla vurularak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Abdullah Cömert’in annesi Hatice Cömert yoğun bakıma kaldırıldı.

    Beynine pıhtı atması sonucu yoğun bakıma kaldırılan anne Cömert’in sağlık durumu ciddiyetini koruyor. Olayı duyuran Abdullah Cömert’in abisi Adnan Cömert Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Annem Hatice cömert beyine pıhtı atması sonucu yoğun bakımda dualarınızı eksik etmeyin” açıklamasında bulundu.

    NE OLMUŞTU

    Gezi direnişi sırasında 3 Haziran 2013’te gaz bombasıyla vurularak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren Abdulah Cömert’in ölümüyle ilgili soruşturma 14 Nisan 2014’te tamamlanmıştı.

    Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianameye göre, polis Ahmet Kuş hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 81/1. Ve 21/1. maddeleri uyarınca “olası kastla öldürmekten” dava açılmıştı.

    Davanın ilk duruşmasında Kuş’un avukatı yaptığı başvuruyla, davanın başka ile nakledilmesi talebinde bulundu.

    Mahkeme Balıkesir’de yapılırken, tanıklar ve aile Hatay’dan, sanık polis Ahmet Kuş da Mersin’den davaya katılmıştı. Sanık polis Kuş’un tutuklanması talepleri her duruşmada reddedildi. “İyi hal” indirimi de gözönüne alınarak 16 yıllık cezası 13 yıl 4 aya indirilen ve kararla da tutuklanmayan Kuş hakkında adli kontrol hükümleri uygulanmasına karar verilmişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Ağır hasta mahpus Ramazan Kıran serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Ağır hasta mahpus Ramazan Kıran serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 382. haftasında ağır hasta mahpus Ramazan Kıran’ın durumuna ve sağlık erişiminin engellenmesine dikkat çekildi.

    Hasta Mahpuslar için gerçekleştirilen F Oturması eyleminin 382. Haftasında ağır hasta mahpus Ramazan Kıran’ın durumuna ve sağlık erişiminin engellenmesine dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirilen eylemde Hapishane Komisyonu adına basın açıklamasını Taylan Bekin okudu.

    Bekin, Kıran’ın sağlık durumunu şöyle anlattı:

    “2010’da beyninde kist tespit edilen ve en az yılda bir defa MR ile kistin büyüyüp büyümediğinin kontrol edilmesi gereken Ramazan Kıran, Ceyhan M Tipi Hapishanesi’nde kaldığı süre zarfında nörologa gidip durumunu anlatsa da MR çekilmeye ‘gerek yok’ denilerek kontrol edilmemiştir.

    2014’te Ankara Sincan 2 No’lu F Tipi Hapishanesi ne sevk edildiğinde, tomografisi çekilmiş ve kendisine altı ayda bir MR çekilmesi gerektiği söylenmiştir. Ancak Sincan’da 2,5 yıl kalan Ramazan Kıran, bu süre boyunca sadece iki defa MR çekilebilmiştir. Durumuyla ilgili hastaneden bilgi alamadığı gibi raporları da kendisine verilmemiştir.”

    “HASTANEDE RAPOR ÇIKARILMAMIŞ”

    “Ayrıca, ‘hastaneden rapor çıkarılmamış, CD’ler dosyaya konulmuş’  denilerek kendisine hastalığına dair hiçbir rapor verilmemiştir. 28.07.2016 tarihinde Sincan F Tipi’nden, Bolu F Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Ramazan Kıran, burada nöroloji bölümüne gidip durumunu yeniden anlatmış ama doktor ‘gerek yok’ diyerek kontrol etmemiştir. Kısacası; Ramazan Kıran, 2010 yılında aldığı rapor dışında kistin seyri ile ilgili herhangi bir bilgi edinememiştir.”

    Sürekli baş ağrısı çeken Ramazan Kıran’ın migrenin yanı sıra sinüzit, boyun fıtığı, reflü, hemoroit, el ve ayak bileklerinde romatizma olduğunu söyleyen Bekin, Kıran’ın kaslarında magnezyum eksikliğinden kaynaklı sürekli kramp oluştuğunu belirtti.

    “HASTALIĞI HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞIYOR”

    Reflü hastalığı nedeniyle 17 yıldır ilaç kullanan, burnundaki polip nedeniyle sürekli sprey kullanması gereken Kıran’ın Aralık 2017’den itibaren midesinde oluşan birçok ülser nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşadığını söyleyen Bekin son olarak şunları vurguladı:

    “Gerekli ve sürekli olan tedavi ve kontrolleri yapılmadığı için kronik hastalıkları her geçen gün daha da ağır bir durum alan Ramazan Kıran sürekli kilo kaybetmektedir. Bu nedenle hapishane koşullarında kalması uygun değildir.

    “İnsan hakları savunucuları olarak bizler, mahpusların insan onuruna yakışır şekilde tedavi edilmesini ve sağlıklarına kavuşmalarını istiyoruz. Hapishaneler ölüm merkezleri olmasın, hasta mahpuslar serbest bırakılsın!”

    (HABER MERKEZİ)

  • 34 hamile çocuk soruşturmasında 18 doktorun hapsi istendi

    34 hamile çocuk soruşturmasında 18 doktorun hapsi istendi

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2018 yılında çoğunluğu Suriyeli uyruklu 15 yaş altı 34 çocuğun hamile olduğu halde sağlık görevlilerince adli makamlara bildirilmediği iddialarına ilişkin yürüttüğü soruşturmada 18 doktorun hapsi istendi.

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2018 yılında çoğunluğu Suriyeli uyruklu 15 yaş altı 34 çocuğun hamile olduğu halde sağlık görevlilerince adli makamlara bildirilmediği iddialarına ilişkin yürüttüğü soruşturmayı tamamlandı. 10 doktora birden fazla vakayı bildirmedikleri gerekçesiyle “Zincirleme olarak kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçundan 6 aydan 3 yıl 6’şar aya kadar hapis istendi. 8 doktorun da birer vakayı bildirmediklerinden “Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçundan 6 aydan 2’şer yıla kadar hapisleri talep edildi.

    Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, yaşı küçük çocukların gebelik durumunun emniyete bildirilmemesi sebebiyle sağlık personelleri hakkında suç duyurusu üzerine soruşturma başlatıldığı, soruşturma izni verilmesi için İstanbul Valiliği’ne dosyanın gönderildiği anlatıldı. Yaptırılan inceleme sonucunda 19 Haziran 2018 tarihinde hazırlanan Denetim Kurulu Raporu’nda toplam 392 hastanın gebelik tanısının olduğu, bunlardan bir kısmının gebeliğinin kesinleştirilemediği için gebelik teşhisi konulan hasta sayısının 348 olduğu belirtildi. Raporda, bunlardan birinin 13 yaşında ve Suriye uyruklu, 14’ünün 14 yaşında ve birinin Türk vatandaşı, 36’sının 15 yaşından küçük ve 3’ünün Türk vatandaşı olduğu, 95 kişinin 16 yaşında ve 8’inin Türk vatandaşı olduğu, 203 kişinin 17 yaşında ve 49’unun Türk vatandaşı olduğunun ve bildirim formu düzenlenmediğinin tespit edildiği kaydedildi.

    TÜRK CEZA KANUNU’NA DEĞİNİLDİ

    İddianamede Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre 15 yaşından küçüklerle rızası olsun olmasın birlikte olunması halinde resen “çocuğun cinsel istismarı” suçundan soruşturma yapılacağı hatırlatıldı. İddianamede 15 yaşından büyük kişiler arasında cinsel ilişki yaşanırsa bu durumda cinsel istismar suçunu oluşturmayacağı, TCK’nın 104’üncü maddede düzenlenen “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçunu oluşturacağı bunun da şikayete bağlı bir suç olduğu ve hastaneye başvuran kişilerden hiç birisinin cebir ve tehditle hamile kaldığına yönelik bir iddia ve delil olmadığı için yaş durumlarına göre suçların belirlenmesi ve ona göre de sorumluların yükümlülüğünün tespitinin gerektiği vurgulandı.

    DOKTORLARIN İSİM LİSTESİ İSTENDİ

    İddianamede, soruşturma kapsamında 5 Ekim 2018 tarihinde Bağcılar ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yazı yazılarak 15 yaş ve altı hamile olduğu tespit edilen kişilerin ve gerekli tespitlere rağmen bildirimi yapmayan doktorların listesinin istendiği, gelen cevap yazısında 15 yaş altı hamile başvurusunun 51 olduğu ancak bu kişilerden 17’sinin bildiriminin yapıldığı, 34’ünün bildiriminin yapılmadığı, bu 34 kişiden çoğunluğun ise poliklinik kayıt sisteminde bulunan ancak kadın doğum kliniğinde olmayan kişiler olduğu ifade edildi.

    İddianamede hamile oldukları tespit edildiklerinde bildirimi yapılması gerektiği halde yapılmayan 34 kişinin hastanenin 5 Nisan 2019 tarihli yazısı ekinde kimliği yazılı mağdurlar oldukları, bu kişileri muayene eden ve tespitleri yapan 18 doktorun sorumluluğunun bulunduğu belirtildi.

    HAPİS İSTEMLERİ

    İddianamede 15 yaş altı gebelik tespiti yapan ve bildirim yapmayan doktorlar E.V.K., C.İ, N.A, Ü.H, N.K.A, Ö.A, I.Ş.Y, Ö.A, M.E.Ö. ve G.A’nın birden fazla vakayı bildirmedikleri gerekçesiyle “Zincirleme olarak kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçundan 6 aydan 3 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle cezalandırılmaları istendi. Birer vakayı bildirmedikleri anlaşılan doktorlar E.U, H.E.A, İ.A.K, İ.B, M.T.K, O.Y, Ş.Y.A, Y.C. için ise “Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçundan 6 aydan 2’şer yıla kadar hapisleri istendi. 18 doktor önümüzdeki günlerde Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.

  • ‘Nitelikli pek çok doktor ülkeyi terk ediyor’-VİDEO

    ‘Nitelikli pek çok doktor ülkeyi terk ediyor’-VİDEO

    PİRHA – Sağlık çalışanları, 14 Mart Tıp Haftası’nda mevcut sorunlarına dikkat çekti. Sağlık emekçilerine yönelik günden güne artan şiddet olayları başta olmak üzere; özlük hakkı, performans uygulaması ve emekli hekim maaşları sıralanan belli başlı sorunlar arasında yer aldı.   

    Sağlık çalışanları, bir 14 Mart haftasını daha sorunlarla karşıladı. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Merkezi’nde yapılan basın açıklamasına SES Eş Genel Başkanı İbrahim Kara ve Tüm-Rad Der adına Ali İpekli de katıldı.

    “ŞEHİR HASTANELERİ ÇALIŞANLARI YALNIZLAŞTIRIYOR”

    Ortak basın metnini okuyan TTB Merkez Konseyi Üyesi Prof. Dr. Sinan Adıyaman, sağlık alanında derinleşen problemlerin olduğuna dikkat çekerek, çalışanların sık sık darp edilip, mobbinge maruz kaldığına vurgu yaptı.

    Adıyaman, çalışanların sorunlarını çözecek gerçekçi adımların atılması gerektiğini belirterek, “Sağlıkta dönüşüm programıyla birlikte katmerlenen sorunlarımız cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte çözüm mekanizmalarını kaybettiğimiz bir sürece girdi. Şehir hastanelerinin açılmaya başlaması yeni sorunları beraberinde getirdi; her birimiz nerede, nasıl, geleceğimizin ne olacağını bilemeden çalışmaktayız. Şehir hastanesinin devasa büyüklüğü içinde sürekli gözaltında tutulduğumuz alanları, bitmeyen koridorları çalışırken her birimizi birbirinden uzaklaştırıyor, yalnızlaştırıyor” dedi.

    “NİTELİKLİ DOKTORLAR ÜLKEYİ TERK EDİYOR” 

    Sinan Adıyaman’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise ülkeyi terk eden bilim insanlarının sayısındaki artış oldu. “Nitelikli pek çok meslektaşımızın Türkiye dışına göçüne tanık olmaktayız” diyen Adıyaman şöyle devam etti:

    “Olağanüstü hal döneminde yüz binden fazla kamu emekçisinin ihraç edilmesine neden olan düzenlemeler, üç yıl daha yürürlükte kalarak iş güvencemizi ortadan kaldırmaktadır. Sağlık alanında yönetim kadrosu dışında gerekmeyen güvenlik soruşturmaları ise kurum değiştirirken iş güvencesini ortadan kaldırırken işsiz pek çok meslektaşımızın kamuda istihdamını engellemektedir. Türkiye dışına beyin göçünü engellemek üzere getirilmiş mecburi hizmet uygulamalarının şimdi kendilerinin beyin göçüne neden olması kabul edilemez. Bu düzenlemeler derhal kaldırılmalı, haklarında yargılanma ile kesinleşmiş suç bulunmamış kamudan ihraç edilen sağlık çalışanları işlerine dönmelidir.”

    “SAĞLIK HİZMETİNİ ALINIP SATILAN MALA DÖNÜŞTÜRDÜLER”

    Sağlık meslek örgütleri, çalışanların aldıkları ücret miktarını da gündeme getirdi. “Tek taraflı belirlenen ücret politikaları maaşlarımızın giderek erimesine yol açmıştır” vurgusu yapılan metinin devamında şunlar söylendi:

    “Ekonomik krizin etkisiyle giderek artan enflasyonun çok altında yapılan zamlar maaşlarımızı küçültmüştür. Maaşlarımızın daha büyük bir bölümünü oluşturan performansa dayalı ek ödemeler ise krizden ve şehir hastaneleri sürecinden etkilenen en düzensiz ödeme kalemini oluşturmaktadır. Sağlık hizmetini metalaştırarak alınıp satılan bir mala dönüştüren döner sermaye uygulamaları ve tamamlayıcısı olan performansa dayalı ödeme sistemi, sağlık hizmetinin bir ekip tarafından üretildiğini görmemektedir. Performans ödemesinin aylık gelirin önemli bir kısmını oluşturması ve ancak tam ay çalışıldığında ödenmesi,  kesintilerin anlamsız biçimde çalışılmayan günler üzerinden değil üç günün üzerindeki izin ve istirahat kullanımlarında tamamen kesilmesi hakkımız olan izinleri kullanmamızı ve hasta olduğumuzda gerekli şekilde istirahat etmemizi engellemektedir. Bunlar ve daha bir çok sebeple sağlık alanında döner sermaye ve performans sistemi kaldırılmalıdır. Eğer döner sermaye olacaksa performansa dayalı ek ödeme toplam ücretin yüzde 20’sinden fazla olmamalıdır. Göstergeler yeniden üniversite mezunu çalışanların hepsi için 3600 den başlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Emekliliğe yansıyacak, güvenceli, görev tanımına, liyakat ve kariyere uygun bir ücretlendirme politikası izlenmelidir.”

    “ON BİNDEN FAZLA SAĞLIK ÇALIŞANI ŞİDDETE UĞRADI”

    TTB Başkanı Adıyaman’ın vurguladığı bir diğer konu ise; sağlık çalışanlarına yönelik şiddet başlığı oldu. “İş yerlerimizin bu kadar güvensiz olmasını kabul etmiyoruz” diyen Adıyaman’ın ilgili açıklaması şöyle:

    “Bilimsel tıbbın temel “hastalık yok hasta vardır“ yaklaşımı teşhis tedavi paketleriyle ortadan kaldırılmıştır. Mesleki bağımsızlığımızı ortadan kaldıran bu yaklaşım ne yazık ki hastalarımızın sorunlarının tam çözülememesine yol açarak hastaların fiziksel, ruhsal, sosyal iyilik haline ulaşmalarını engellemektedir. Bu durumun yarattığı en önemli sorun şiddettir. Her yıl on binden fazla sağlık çalışanı sözel ya da fiziksel şiddete uğramaktadır. Şiddet öldürücü boyutlara ulaşmış; pek çok sağlık çalışanı öldürülmüş ve yaralanmıştır. Çoğumuzun hasta ve yakını ile yüz yüze çalıştığı iş yerlerimizin bu kadar güvensiz olmasını kabul etmiyoruz. Bu nedenle TTB tarafından meclise sunulan sağlıkta şiddeti önleme yasası gecikmeksizin çıkarılmalıdır.”

    PİRHA / ANKARA

  • SES çalıştayının sonuç bildirgesi: Sağlık hizmetleri kötüye gidiyor-VİDEO

    SES çalıştayının sonuç bildirgesi: Sağlık hizmetleri kötüye gidiyor-VİDEO

    PİRHA – SES, 12–13 Ocak’ta yaptığı çalıştayın sonuç bildirgesini açıkladı. “Sağlık hizmetleri kötüye gitmekte, sağlık emekçileri daha fazla sömürülmekte” denilen bildirgede, sağlık hizmetlerinin sermayedarların talepleri doğrultusunda şekillendiğine dikkat çekildi.

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) 12-13 Ocak’ta yaptığı sağlık çalıştayının sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaştı. Sağlık hizmetlerinin siyasi iktidarla birlikte sermayedarlara bırakıldığı ifade edilirken, Sağlıkta Dönüşüm Programı da eleştirilerin odağında oldu.

    SES Eş Genel Başkanı Gönül Erdem’in okuduğu bildiride öncelikli dikkat çekilen konu ‘sermayenin ihtiyaçlarına göre tedavi merkezli sağlık hizmeti’ meselesi oldu. Erdem, iki günlük çalışmanın sonunda birinci basamak sağlık hizmetine ilişkin şu tespitleri aktardı:

    “Toplum Sağlığı Merkezlerinde çalışan emekçilerin sürekli farklı işlerde görevlendirilmesi, ‘açık kapayan personel’ olma hali, mesleğini severek yapmaya engel olmaktadır. Aile hekimlerine hem çalışan, hem işveren ve hem de işletmeci rolü biçilmektedir. Bu sistem emekçi için de hizmetlerden faydalanan yurttaşlar için de halk sağlığı için de uygunsuzdur.

    “YANLIŞTAN DÖNÜLMELİ”

    İktidarın, sağlık sektöründe yanlış kararlar aldığını söyleyen Erdem, “Yanlıştan dönülmeli” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Koruyucu sağlık hizmetlerin tüm giderleri kamudan karşılanmalıdır. Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) giderleri cari hesaplar kaleminden değil bütçeden karşılanmalıdır. ASM’lerin tümü uygun standartlarda ve donanımda kamu binası olarak yapılmalıdır. Mobil hizmetler için kamu tarafından mekan ve araç tahsisi yapılmalıdır. Yaz-boz tahtasına dönüşmüş olan mevzuatlar tartışmaya açılıp toplum ve sağlık emek örgütlerinin görüşleri bu tartışmalarda önemsenmelidir. Mevzuat  yeniden düzenlenmelidir. Emekçilerin kadrolu, iş güvenceli istihdamı sağlanmalı, kamu dışı emekçiler kadroya alınmalıdır. Birinci basamak ekibi genişletilmeli, bölge ve nüfusun özelliklerine göre belirlenen sayıda sağlık emekçisi istihdam edilmelidir. Nüfus ve performansa dayalı ücretlendirme yerine emekliliğe yansıyacak temel ücret uygulaması hayata geçirilmelidir. Birinci basamak sağlık emekçilerin taleplerine yönelik toplu sözleşme hazırlanmalı.”

    “ÖNCELİKLERİ SAĞLIKTAN PARA KAZANMAK”

    Erdem’in altını çizdiği bir diğer konu ise ‘kadro’ konusu oldu. “Tüm sağlık emekçileri kadrolu istihdam edilip çalışma koşulları ve ücretleri de toplu sözleşme ile belirlenmelidir” diyen Erdem, şunları aktardı:

    “Sağlık emekçilerinin karar mekanizmalarına katılımı sağlanmalıdır. Aile hekimliği uygulaması, Sağlıkta Dönüşüm Programı diye bilinen neoliberal sağlık reformlarının bir parçasıdır. Sağlıktan para kazanmayı önceleyen bu sistemin içinde sadece Aile Hekimliği’nde dönüşüm mümkün değildir. Dişlinin tüm çarklarında toplum yönelimli bir sağlık hizmetini ön plana alan adımlar kaçınılmazdır. Genel olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı özel olarak da Aile Hekimliği uygulaması AKP iktidarında son yıllarda retorikle ifade ettiği üzere ne ‘millidir’ ne de ‘yerlidir’. Emperyalistlerin önerdiği kapitalist sağlık sisteminin gereği olarak kar amaçlı bir sitemdir. Toplum yararına olmayan ve emek sömürüsünü derinleştiren bu sistemden vazgeçilmelidir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hastaneye kaldırılan Leyla Güven evine götürüldü

    Hastaneye kaldırılan Leyla Güven evine götürüldü

    98 gündür açlık grevi eylemini sürdüren ve bugün durumu kötüleştiği için kaldırıldığı hastanede tedaviyi kabul etmeyen DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, taburcu edilerek evine götürüldü.

    Tecridin kaldırılması talebiyle 98 gündür açlık grevinde bulunan DTK Eş Başkanı Leyla Güven, evinde fenalaştı. Göğüs ağrılarının olduğu belirtilen Güven, sağlık ekipleri tarafından ambulansla Urfa yolu üzerindeki özel bir hastaneye kaldırıldı. Burada gözlem altına alınan Güven, tıbbi müdahaleyi kabul etmedi. Bunun üzerine Güven Yoğun Bakım Ünitesi’nde gözlem altına alındı. Güven’in tıbbi müdahaleyi kabul etmemesi üzerine doktorlar tarafından müdahale edilemedi.

    ZIRHLI ARAÇLAR HASTANENİN ÖNÜNE GELDİ

    DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Arslan, HDP milletvekilleri, TJA aktivistleri ve çok sayıda Kürt siyasetçi hastane bahçesine gelerek bekledi. Uzun süredir Leyla Güven’in evini abluka altına alan polisler de hastane çevresini zırhlı araçlar ile sardı.

    “HASTANEDE BULUNMAKTAN RAHATSIZ”

    Hastane önünde bekleyen heyet, Leyla Güven’in sağlık durumuna ilişkin basın açıklamasında bulundu. Leyla Güven’in sağlık durumuna dair bilgi veren DBP Eş Genel Başkanı Mehmet Arslan, Leyla Güven’in 98 gündür açlık grevi eylemini sürdürdüğünü hatırlatarak, fenalaşması üzerine hastaneye kaldırıldığını söyledi. Leyla Güven’in hastanede gözlem altına alındığını ancak talepleri karşılanmadan eylemini sonlandırmayacağını ve tıbbi müdahaleyi hiç bir şekilde kabul etmeyeceğinin altını çizen Arslan, “Leyla Güven arkadaşımız şuan hastanede bulunmaktan bile rahatsız olduğunu aktardı. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit sonlandırılmadan açlık grevini sonuna kadar sürdüreceğini ifade etmiştir. Bu nedenle gözlem altında olmayı dahi kabul etmiyor ve ısrarla evine gitmeyi istiyor” dedi.

    HÜKÜMETE DUYARLILIK ÇAĞRISI

    Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için hükümete ve kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunan Arslan, “Bu tecrit halklarımızın bir arada kalmasını zedelemeden sonlandırılması gerekiyor. Yarın açlık grevi eylemcilerinden duymak istemediğimiz bir haberin gelmesi, Türkiye’deki halkların ortak yaşam alanını zedeleyecektir. Hiçbir siyasi iktidar, Türkiye’yi yönetenler bunun ağır sorumluluklarını kaldıramayacaklardır. Bu tecridin bir an evvel sonlandırılması ve açlık grevi eylemcilerinin taleplerinin gerçekleştirilmesi için başta halkımızın duyarlı olması gerekiyor. Leyla Güven arkadaşımızın sürdürdüğü direnişin sahiplenmesi ve istenmeyen bir şekilde sonlanmaması için güçlü bir şekilde demokratik tepkiler ortaya konulmalıdır” diye konuştu.

    Leyla Güven’in talebinin Türkiye’deki hukukun ve yasaların uygulanmasına dönük bir talep olduğunun altını çizen Arslan, şunları söyledi: “Leyla Güven yasa ve kanunların uygulanması için canını ortaya koymuştur. Bu konuda sorumlu olan tüm çevreler Leyla Güven’in talebini, tecridin ortadan kaldırılması için gerekli duyarlılığı göstermelidir.”

    Açıklamanın ardından tedaviyi kabul etmeyen Leyla Güven, taburcu edilerek evine götürüldü. (HABER MERKEZİ)

  • Açlık grevindeki Milletvekili Leyla Güven hastaneye kaldırıldı

    Açlık grevindeki Milletvekili Leyla Güven hastaneye kaldırıldı

    Tecridin kaldırılması talebiyle 98 gündür açlık grevinde olan DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari milletvekili Leyla Güven, durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye kaldırıldı.

    Açlık grevini Diyarbakır’daki evinde sürdüren Güven, göğüs ağrılarının olması üzerine sağlık ekipleri tarafından Urfa yolu üzerindeki özel bir hastaneye kaldırıldı.

    Leyla Güven’in, Uluslararası Barış Delegasyonu üyelerinin kendisini ziyaretinin ardından açıklama yapacakları sırada fenalaştığı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)