Etiket: Haydar Baki Doğan

  • Aleviler, Akşam yazarını protesto etti: Hep iftira attınız, yalan söylediniz!-VİDEO

    Aleviler, Akşam yazarını protesto etti: Hep iftira attınız, yalan söylediniz!-VİDEO

    PİRHA-Alevi örgütlerinin genel başkanları ve Alevi yurttaşlar, Akşam yazarı, AKP’li Hüseyin Besli’nin Alevi ve Kürtlere yönelik nefret söylemini protesto etmek için Akşam Gazetesi’nin İstanbul İkitelli’deki binası önünde bir araya geldi. Aleviler adına basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu Haydar Baki Doğan; Besli ve benzerlerinin her zaman iftira attığını, yalanları vicdansızca söylediklerini vurguladı. 

    Akşam Gazetesi yazarı ve eski AKP İstanbul Milletvekili Hüseyin Besli’nin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yazdığı yazıda Alevileri ve çocuklarını hedef alan nefret söylemi içeren yazısına Aleviler kitlesel bir basın açıklamasıyla tepki gösterdi.

    Kılıçdaroğlu’nun birçok konuda yalan söylediğini iddia eden Besli, yazısında “Alevi, Kürt bir aile çocuklarına Alevi kimliğini gizlemeyi öğrettiği, öğütlediği kadar Kürt kimliğini de saklamayı öğretmek mecburiyetinde kalmaktadır. Yani söz konusu çocuklar ‘çifte kavrulmuş yalancı’ olmak durumundadırlar. Ve ne kadar maharetle yalan söyleyebiliyorlarsa o kadar aferin alarak yetişmişlerdir” şeklinde nefret söylemlerinde bulunmuştu.

    Akşam Gazetesi yazarının bu nefret söylemlerine karşı Alevi örgütleri genel başkanları ve Alevi yurttaşlar, İstanbul İkitelli’de bulunan Akşam gazetesi önünde toplandı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Alevi Kültür Dernekleri adına basın açıklamasını okuyan Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Besli ve benzerlerinin her zaman iftira attığını, yalanları vicdansızca söylediklerini kaydetti.

    “NİYET VE YALANDAN FAYDA SAĞLAMAK SİZİN İŞİNİZ”

    Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Özellikle son dönemlerde toplumun önde gelen ve toplum mühendisi rolünü üstlenmiş, bu anlamda kendi din anlayışına ve ideolojisine göre toplum modeli açıklayan entelektüel, sosyal bilimciler hatta siyasiler çoğalmıştır. Bu durum Alevi toplumu üzerinde yürütülen asimilasyona yönelik olayların ve olguların düğümlendiği noktayı göstermeye yetiyor.

    Alevi toplumunu azınlık gibi görüp haklarını inkâr etme üzerine; her gün kin, öfke ve nefret kusan bu tip şahıslar gündem oluşturarak Alevileri politik ve siyasi araç olarak kullanmaktadırlar.

    Bu şahısların açıklamalarına baktığımızda tarihte gerici-merkeziyetçi yönetim anlayışının katletmek istediği Aleviler için verdiği fermanların kokusu var.

    ‘Allah, Şeyh Haydar’ın ve kafir müritlerinin belasını versin’ diyen II Beyazıt, tutsak edilen tüm Alevilerin katledilmesini emretti ve bu sözle binlerce Alevi katledildi. Ve onun oğlu Yavuz; Alevi kanına doymak istedi, 40 bin Alevi’yi öldürdü ve ‘defterleri dürülen Kızılbaşların hepsi kılıçtan geçirilecek’ ifadesiyle Şeyhülislam Ebussuud Efendinin fermanına konu oldu. Sonra II Mahmut ‘sapkınlık’ ve ‘ahlaki bozukluk’ adı altında binlerce Alevi Bektaşi’yi kuyulara diri diri gömdü.

    Yüzyıllarca saygısızlığa, iftiraya ve katliamlara maruz kalan Aleviler, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi ve yakın zamanda Gezi’de hep bu bahanelerle katledildiler. Oysa Alevilikte ne Emevi sapkınlığı, ne Vahhabî bağnazlığı, ne hırsızlık ne talan ne de riyakarlık vardı. Bu bir kindi, bu kin Şah Hüseyin’e düşmanlık edenlerin kiniydi, bitmedi bitmiyor…

    Bakınız Hüseyin Besli ne diyor; ‘Alevi ve Kürt Çocukları çifte kavrulmuş yalancıdır’ diyor. Bu sözler aslında Hüseyin Besli ve onun zihniyetinin Alevilere kuşkulu, şüpheci, aşırı ağır travmatik faşizan duygularının sonucudur.

    Sayın Besli;

    Alevi çocukları, yalancı değil; onların inançlarını yasaklayan, üstünü örten ideolojisi, fetihçi zihniyeti size yalanları söyletiyor.

    Sizler kötü niyetiniz üzerine Alevi çocuklarına hep iftira attınız, kapılarını işaretlediniz, katlettiniz, okullarda, işyerlerinde ve sokakta hep ötekileştirdiniz, siz; toplumun diğer kesimini kindar yaparak onları insanlık dışı kanılara yönlendirdiniz, komşuyu komşuya düşman ettiniz

    Yalan söyleme davranışları ve kandırma konusuna gelince; size ve sizin zihniyetinize birkaç sözümüz var;

    AİHM’in cemevleri ilgili kararlarının hala uygulanmaması,

    Alevilerin vergileriyle Diyanetinizin sosyal ve ekonomik yönden koruma altında olması

    Alevi vatandaşların köylerine camii yapmanız ve imam atamanız

    Alevilerin inanç merkezlerine, dergâh ve türbelerine el koymanız

    Okullarda Alevi çocuklarına namaz kıldırmanız

    Alevilerin ibadethanelerine ‘cümbüş evi’ demeniz

    Devleti İslamlaştırarak, Sünni mezhebe dayalı bir rejim inşası adına Alevileri düşman saymanız

    Sokakta, mahallelerde Sünni vatandaşları kışkırtarak sosyal ilişkileri yönlendirmeniz, çatışma yaratmanız ve bu çatışmada güç kazanmak adına sosyal, hukuksal, siyasal ayrımcılık yapmanız sizin gibi yalakalar için bir zorunluluk olup yalanın da talanın da ta kendisi

    ‘Siz hastalıklısınız çünkü; siz yalan söylemeyi iftira atmayı, gerçeği söylemekten daha makul görecek kadar acımasısınız, vicdansızsınız.

    Alevilerin kimliğini inkâr etmediğini sizler çok iyi biliyorsunuz, çünkü sizin zihniyetinize biat etmiyorlar bu da size dert oluyor ve her sabah ağzınızdan salyalarla onlara saldırıyorsunuz.

    Unutmayın ki; biz Aleviler korktuğumuz için kimliğimizi gizlemiyoruz. Siz korkak olduğunuz için her türlü kin, öfke ve nefretle üzerimize geliyorsunuz.

    Evet siz korkaksınız!

    Siz Şah Hüseyin’in bu yol için başını verdiğini

    Hallacı Mansur’un dilinin kesilerek idam edildiğini

    Pir Sultan’ın asıldığını,

    Nesimi’nin yüzüldüğünü,

    Seyit Rıza’nın; size ‘ayıptır, zülümdür’ dediğini çok iyi biliyorsunuz.

    Sizin gücünüz ancak sadık olduğunuz gerici zihniyetin varlığı kadardır. Onlar gittiği zaman siz bu ülkeyi genç, pırıl pırıl aydınlık kuşaklara bırakmak zorunda kalacaksınız.

    Tarih sadece sizi ayıplayarak yazacaktır. Ama bizler bu topraklarda ayrımsız, kardeşçe el ele birlikte üreterek, birlikte bölüşerek aynı sofrada oturmaya devam edeceğiz ve eşit vatandaşlık- yurttaşlık hakkımızı alana kadar da mücadele edeceğiz.

    Buradan Akşam gazetesine çağrımızdır;

    Gazetenizde böylesi nefret ifadelerinin, Alevileri aşağılayan ve ahlaki olarak zaaf içinde yetiştirildikleri gibi akıl almaz bir iftira ile toplumu açıkça kışkırtmak amaçlı güden bu yazarı aranızda barındırmayın, iş akdine son verin.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • AVF Başkanı Doğan: Alevilere yönelik aşağılayıcı dili devletin üst kademeleri de kullanıyor!

    AVF Başkanı Doğan: Alevilere yönelik aşağılayıcı dili devletin üst kademeleri de kullanıyor!

    PİRHA- İlahiyatçı Hayrettin Karaman’ın skandal sözleri hakkında suç duyurusunda bulunan Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevilere yönelik aşağılayıcı dilin devletin üst kademeleri tarafından da kullanıldığını belirtti. Doğan, “Esas sorun, din adına konuştuklarını iddia edenlerin kul hakkının yenmemesi, hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk ve adaletsizlik yapılmaması yönünde görüşleri dile getirmemesidir” dedi.

    Yeni Şafak yazarı ve ilahiyatçı Hayrettin Karaman’ın, “Alevi genç ile Sünni bir kadın evlenemez” sözlerine yönelik tepkiler sürerken; Karaman hakkında peş peşe suç duyurularında bulunuluyor.

    Karaman hakkında ilk suç duyurusu geçen günlerde Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ile AVF Yönetim Kurulu üyeleri Ali Ulu ve Mehmet Boy tarafından bulunuldu.

    Alevi Vakıflar Federasyonu yöneticileri bir inancın aşağılanması ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu işlediği gerekçesiyle Karaman hakkında kamu davası açılarak cezalandırılması talebiyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Dünyanın dört bir yanında insan ilişkilerinin gerildiğini, toplumsal hayatın da çatışmalı bir hal aldığını belirten AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, gerginliğin ilahiyatçılar tarafından yükseltilmesinin ayrı bir sorun olduğunu dile getirdi.

    “DEVLETİN EN ÜST KADEMESİ DE ALEVİLERE YÖNELİK AŞAĞILAYICI DİLİ KULLANIYOR”

    “Esas sorun, din adına konuştuklarını iddia edenlerin kimin kimle evleneceği, 12 yaşında mı 15 yaşında mı, kimin kimle evlenmesi caizdir gibi boş konular ile uğraşması yerine, kul hakkının yenmemesi, hırsızlık, haksızlık, yolsuzluk ve adaletsizlik yapılmaması yönünde görüşleri dile getirmemesidir” diyen Doğan, Alevilere yönelik kullanılan aşağılayıcı dilin, devletin en üst kademeleri tarafından da sarf edildiğini söyledi. Doğan şöyle konuştu:

    “Alevilere karşı kullanılan bu aşağılayıcı dil, bugün sadece kendisine akademisyen ilahiyatçı denen şahıs tarafından değil, daha önce de devletin en üst kademelerindekiler tarafından kullanılmıştı. Bugün biz buraya bu suç duyurusunda bulunarak artık karanlığına kızacağımıza, bir mum yakmalıyız düşüncesiyle geldik.

    Bu anlamda Türkiye’nin son derece ciddi bir toplumsal gerginliğe sürüklendiği bir ortamda, tüm toplum kesimlerine ve özellikle hükümete şu çağrıda bulunmak istiyoruz.

    Türkiye cumhuriyeti Anayasası’nın maddelerinin uygulanması; Anayasanın 1. maddesi 10. maddesi 24. 90. 138. maddelerinin işletilmesini  talep ediyoruz. Anayasanın 90. maddesi Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere uyma zorunluluğunu getirmektedir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 47 devletin yargıçlarının bulunduğu Avrupa insan hakları Mahkemesi’nin 2016’da yılında vermiş olduğu karar ile Alevilere karşı ayrımcılık yapıldığı tescillenmiştir. Bu kararda Alevilerin cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi,  Alevilerin inanç önderlerinin çalışmalarının kamu hizmeti olarak kabul edilmesi ve Alevilere devletin genel bütçesinden pay ayrılması yönünde karar vermiştir.

    Her ne kadar, Uluslararası Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye 127 ülke arasından 105. sıraya düşmüş ise de, Türkiye yargısından umudumuz var.

    Bu kararların uygulamaya koyulması ile hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulayarak Türkiye’de Alevilere karşı bir haksızlığı ortadan kaldırmış olmanın yanı sıra, aynı zamanda Alevilere karşı kullanılan bu çirkin dilin önüne geçip eşitlik ve inanç özgürlüğü temelinde, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine katkıda bulunmuş olacaktır.”

    KARAMAN AYRICA VAKIF KATILIM DANIŞMA KOMİTESİ BAŞKANI

    İktidara yakınlığıyla bilinen ilahiyatçı yazar Hayrettin Karaman’ın ayrıca kamuya ait Vakıf Katılım Danışma Komitesi Başkanı olduğu ortaya çıktı. Karaman, kendisine ait internet sitesinde, kendisini Sünni olarak ifade eden bir kadının, “Alevi ile evlenilir mi?” yönündeki sorusuna “Eğer bilerek Aleviliğini koruyorsa, Alevilere ait olup İslam ile bağdaşması mümkün olmayan inançları ve uygulamaları muhafaza ediyorsa o genç ile Sünni bir kadın evlenemez” yanıtını vermişti.

    Bu arada dün de Garip Dede Dergahı Vakfı Yönetim Kurulu adına Celal Fırat, Hayrettin Karaman hakkında suç duyurusunda bulundu.

    (HABER MERKEZİ) 

  • Barınma sorunu olan öğrencilere bir destek de Alevi Vakıfları Federasyonu’ndan

    Barınma sorunu olan öğrencilere bir destek de Alevi Vakıfları Federasyonu’ndan

    PİRHA-Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), bünyesindeki tüm cemevlerinin barınma sorunu yaşayan öğrenciler için hizmet vereceğini duyurdu.

    Alevi Vakıfları Federasyonu, kendisine bağlı tüm cemevlerinde öğrencilere hizmet verebileceğini duyurdu.

    AVF Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, konuya ilişkin değerlendirmesinde “Her cemevimizde misafirhanemiz mevcut. Öğrenciler hem barınma ihtiyaçlarını karşılayabilir hem de her öğlen aşevlerimizde lokma olarak dağıtılan yemeklerden faydalanabilirler” dedi.

    Doğan, “Edirne’den Erzincan’a yetmiş üzerinde cemevi misafirhanemiz var” diyerek barınma sorunu yaşayan öğrenciler için hizmet verebileceklerini söyledi.

    Haydar Baki Doğan, Alevi Vakıfları Federasyonu’na bağlı cemevlerinden barınma hizmeti almak için şu iletişim bilgilerini paylaştı:

    Telefon: +90 (216) 517 10 80

    E-Posta: info@avf.org.tr

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Alevi başkanlardan Dergaha asılan ‘Külliye’ tabelasına tepki: Gerekirse alanlarda itiraz edilmeli!

    Alevi başkanlardan Dergaha asılan ‘Külliye’ tabelasına tepki: Gerekirse alanlarda itiraz edilmeli!

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Dergahına asılan “Külliye” tabelasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Gerekirse alanlarda itirazımızı dile getirmeliyiz” dedi. Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan ise “Kutsal bir mekanımıza devletin böyle bir levha yapıştırma hakkı yoktur. Bizim gözümüzde külliye değil dergahtır” ifadelerini kullandı. 

    Hacı Bektaş Veli Dergahına Ağustos ayı içerisinde asıldığı tespit edilen “Hacı Bektaş Veli Külliyesi Unesco Dünya Miras Geçici Listesinde yer almaktadır” yazılı tabela gün geçtikçe tepkileri de beraberinde getiriyor.

    Yıl içerisinde Diyanetin de hedefinde olan Hacı Bektaş Veli Dergahı, şimdi ise Kültür Bakanlığı’nın farklı bir formülü ile özünden uzak tutulmaya çalışılıyor.

    “ABF HAREKETE GEÇMELİ”

    Alevi kurum temsilcileri ise yapılan asimilasyoncu girişimlere tepkili.

    PİRHA’ya konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Külliye” teriminin cami odaklı bir tanımlama olduğuna işaret ederek “İkinci Mahmut Dönemi’nin asimilasyon politikaları devam demekte” dedi. Aydın, kurum temsilcilerinin ortak tepki sergilemesi gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Öncelikle kendi itirazımızdan çok Alevi Bektaşi Federasyonu’nun harekete geçmesi lazım. Bunun için de Alevi kurumlarının bir kamuoyu yaratıp gerekli baskıyı sağlaması gerek. Kültür Bakanlığı ile görüşülmesi lazım. Yetmezse bakanlığın önüne siyah çelenk bırakılması lazım. Yani pratik anlamda bu itirazın dile getirilmesi gerekiyor.

    Özellikle UNESCO yılı ve Muharrem ayı nedeniyle devletin birçok kurumu, Kültür Bakanlığı’ndan tutun Diyanet İşleri Başkanlığına kadar, valilikten tutun belediyelere, siyasi partilere kadar bir ‘Alevilik aşkı’ doğdu. Bizler aslında niyetlerini, 20 yıllık iktidarlıklarındaki samimiyetlerini de biliyoruz. Bu zamana kadar Alevilerin taleplerinin hiçbirinin karşılık bulmadığı, yapılan çalıştay sonuçlarının dahi rencide edici şekilde sonuçlandığını biliyoruz. Şimdi bu külliye meselesi de aslında İkinci Mahmut Dönemi’nin asimilasyon politikalarının devamı demektir. Oraya yapılan cami sonrası Alevi dergahlarını, Alevi kutsallarını Sünnileştirme çabasıdır. Bir tür alıştırma çabaları var. Türkiye’de bir şeyler yapılırken alıştıra alıştıra, masum bir durummuş gibi gösterilir. Kültür Bakanlığı da tamamen asimilasyon politikalarına hız vermiş durumda.”

    “GEREKİRSE ALANLARDA İTİRAZ EDİLMELİ”

    Aydın Deniz, Hacı Bektaş Veli Dergahının Aleviler için en önemli inanç merkezlerden biri olduğuna işaret ederek ‘Külliye’ tanımının “en büyük hakaret” olacağını ifade etti.

    Aydın, konu ile ilgili Alevi kurumlarına büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayarak “Kurumların ortak şekilde irade sergilemesi gerekiyor. Tıpkı 18 Ağustos’ta Diyanetin orada yapacağı etkinliğin önüne geçildiği gibi net bir duruş sergilenmeli. Ancak iradeli ve net bir duruşla bu saldırı püskürtülebilir. Gereken ne ise; diplomatik ya da bürokratik görüşmeler eğer fayda vermezse alanlarda itirazımızı dile getirmek gerekiyor. Üst çatılarımızın öncülük etmesi lazım. Yapılacak görüşmeler sonrasında halen o tabela sökülmez ise Alevi kurumları Türkiye’nin dört bir yanından gerek Serçeşme’ye gidebilir, gerekse de Kültür Bakanlığı önünde toplanarak bu itirazını dile getirmesi gerekiyor. Çünkü biz net duruş sağlamadığımız sürece bu zihniyet asimile etmek adına elinden geleni yapacaktır. Bu anlamda topyekün ortak bir duruş şart” açıklamasını yaptı.

    “BUNLARIN SİNSİ AMAÇLARI BİTMİYOR; KÜLLİYE DEĞİL DERGAHTIR”

    “Külliye” dayatmasına bir tepki de Alevi Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’dan geldi. Uygulamanın çok yanlış olduğunu söyleyen Doğan, geçtiğimiz yıllarda söz konusu dergah içerisine abdesthane yapılmak istendiğine de işaret ederek, şunları söyledi:

    “O süreçte duyarlı olan vatandaşlarımızın harekete geçmesi ile birlikte abdesthane fikrinden geri adım atıldı. Ama gösteriyor ki bunların amaçları bitmiyor. Ne zaman bir fırsatını bulsalar sinsi bir şekilde uygulama yapıyorlar. Kesinlikle kabul edilemez bir durum. Orası bizim dergahımız ve kutsal bir mekanımıza devletin böyle bir levha yapıştırma hakkı yoktur. Devlet orayı ne şekilde adlandırırsa adlandırsın orası bizim gözümüzde külliye değil dergahtır.

    Birçok etkinlikte biz kurum başkanları bir araya geliyoruz ama bu yeterli değil. Senede bir kere kurum başkanlarının bir araya gelmesi ile birliktelik olmuyor. Bunların dışında daha ciddi bir ortak çalışmaya ihtiyaç var. Ama maalesef kurumlar kendi görevlerini yapmaktan haciz herkesin üzerine bir ölü toprağı serilmiş. Herkes birbirinden hareket bekliyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

     

  • Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş Belediye Başkanı Altıok’a ziyaret

    Alevi kurum başkanlarından Hacıbektaş Belediye Başkanı Altıok’a ziyaret

    PİRHA-Alevilerin Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinliklerine karşı etkinlik düzenleyen Diyanet’in programını iptal ettiren Alevi kurum başkanları bugün Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok’u ziyaret ettiler. 

    Nevşehir İl Müftülüğü’ün 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri haftasında “Muharremiye Programı” başlığı bir dizi program yapmasını iptal ettirmek için Hacıbektaş ilçesine giden Alevi kurumlarının başkanları ziyaretlerini sürdürüyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Haydar Baki Doğan, Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok’u ziyaret ettiler.

    Gündeme ve ilçedeki çalışmalara dair görüş alışverişinde bulunulduğu öğrenildi.

    PİRHA/ HACIBEKTAŞ