Etiket: hayır

  • CHP’li Böke ve Cihaner’den çağrı: Kurucu bir siyaset inşa edilmeli

    CHP’li Böke ve Cihaner’den çağrı: Kurucu bir siyaset inşa edilmeli

    CHP Milletvekilleri Selin Sayek Böke ve İlhan Cihaner, ‘Gelecek için’ başlıklı yayınladığı bildirgede, Gezi Parkı direnişinin, ‘Hayır’ iradesinin ve Adalet Yürüyüşü’ndeki duruşun, Saray’ın Cumhuriyet devrimlerine saldırısı ve baskılarına karşı kurucu siyaset olarak inşa edilmesi gerektiğinin vurguladı. “Bu siyaset, kapsayıcı bir sosyal demokrat programa ve anti-faşist mücadelenin gerektirdiği örgütlenmeye dayanmalı” dendi.

    CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve İstanbul Milletvekili İlhan Cihaner, ortak bir bildiri yayınlayarak, CHP’nin 3 Şubat’ta yapılacak 36’ncı olağan kurultayının kadrolarda değişim için fırsat olduğunu dile getirerek yönetim organlarının seçimine genel merkez ve belediyelerin müdahale etmemesi çağrısında bulundu. Meclis’i boykot dahil bir dizi aktif eylemin gündeme alınması istenen bildiride, genel merkez politikalarına da ciddi eleştiriler yöneltildi.

    “TÜRKİYE TARİHSEL FIRSATIN EŞİĞİNDE”

    Dünyanın bir altüst oluş sürecinden geçtiğinin belirtildiği açıklamada günümüze şekil veren hegemonyanın çöküşte olduğu, egemenlerin bu çöküşü otoriter rejimler inşa ederek ve aşırı sağı güçlendirerek ertelemeye çalıştığı ifade edildi. “Bu çöküşün aynı zamanda ezilenler ve sömürülenlerin sol değerler etrafında örgütlenmesi için tarihsel bir fırsat yarattığı” belirtilirken “Ezilenlerin ve itiraz edenlerin hayaleti yeniden meydanlarda dolaşıyor” denildi ve Türkiye’de de benzer bir tarihsel fırsatın eşiğinde olunduğu aktarıldı.

    “REJİMİN VAADİ HUKUKSUZLUK, YOKSULLUK VE SAVAŞ”

    “Bugün Türkiye’nin karşı karşıya olduğu eşitsizlik ve adaletsizlikler, Saray Rejimi’nin dayattığı neoliberal ekonomi anlayışı ve din istismarcısı siyasal İslam’ın tekçi, baskıcı dayatmasından kaynaklanıyor. Bu rejim artık yapısal sınırlarına dayandı. Bu rejimin Türkiye’ye vaadi, daha fazla hukuksuzluk, daha fazla baskı, daha fazla yoksulluk ve savaş… Meclis işlevsizleştirilmiş, Anayasa fiilen yok edilmiş, parti genel başkanları, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklu. Ülkemizin nerede ise yarısı yerel yönetimlerde demokratik temsil hakkından yoksun kalmış durumda” denilen açıklamada Gezi direnişi, referandumdaki ‘Hayır’ iradesi ve Adalet Yürüyüşü hatırlatılarak halkın “Başta laiklik olmak üzere Cumhuriyet devrimlerinin kazanımlarını koruma iradesini gösterdiği” belirtildi.

    “KURUCU BİR SİYASET İNŞA EDİLMELİ”

    Bu iradenin kurucu bir siyaset olarak inşa edilmesi sorumluluğunu gerektirdiği ve bu siyasetin de “kapsayıcı bir sosyal demokrat programa ve antifaşist mücadelenin gerektirdiği örgütlenmeye dayanması gerektiği” savunulan açıklamada “Zamanın ruhu dünyayı ve Türkiye’yi sağ siyasetin değerleriyle okuyan değil, sosyal demokrasinin ilkeleri ışığında, sınıf temelli, emekten yana, kendi ideolojik çizgisi ve toplum talebi konusunda net bir sol siyaseti çağırıyor” denildi ve kurultayın bu bakımdan önemli bir fırsat olduğu söylendi.

    “KURULTAY BAŞKANLIĞA, DELEGE SAYISI YARIŞINA İNDİRGENMEMELİ”

    Açıklamada bu sebeple kurultayın genel başkan değişikliği, kişisel dayanışma ve delege sayısı yarışına indirgenmemesi gerektiği vurgulanarak “Kurultay, ülkenin sorunlarına dair partinin net bir siyasi çizgi ve tavır geliştirmesi için fikirlerin tartışıldığı bir zemine dönüştürülmeli” denildi.

    CHP’nin olağanüstü rejim karşısında toplumsal muhalefetin enerjisini siyasete yansıtması gerektiği belirtilirken “Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı verilen ilk bağımsızlık savaşını Cumhuriyet’le tamamlamış, devrimlerle de dünyaya ilham vermişti. Bugün de, sloganlara hapsedilmemiş ve içeriğinden soyutlanmamış Atatürk devrimleriyle, evrensel sosyal demokrat değerleri günümüz için bütünleştiren yeni bir devrimci siyaseti var etmek görevimiz” vurgusu yapıldı.

    Olağanüstü koşulların derinleştiği her kritik dönemeçte muhalefetin tavrının koşulların ağırlaşmasının önüne geçemediği belirtilirken ” CHP’nin tarihi sorumluluğu, daha fazla zaman kaybetmeden, AKP faşizmini aşarak, Türkiye’yi laik, özgür, demokratik bir sosyal hukuk devleti olarak yeniden ayağa kaldırmaktır” denildi.

    Açıklamada CHP, “Toplumsal muhalefetin en büyük örgütlü gücü ve öncüsü” olarak tanımlanırken “CHP,  ‘sürekli OHAL’ rejimini normalleştirmeyen, gayrimeşru olanı meşrulaştırmayan, olağanüstü koşullara uygun olağanüstü bir muhalefeti örgütlemeli” ifadesi kullanıldı.

    MECLİS’TE AKTİF BOYKOT

    Olağanüstü koşullara rağmen muhalefetin olağan dönemin siyasi araçları ve yöntemlerine sıkıştığı, bu doğrultuda CHP’nin Meclis içindeki mücadeleyi bir siyasi tavırla birleştirmeden ‘olağan dönemin yasama faaliyeti’ olarak sürdürme anlayışına son vermesi gerektiği,  OHAL sona erene, asgari demokratik bir ortama geçilene kadar ve adil, güvenli bir seçim ortamı sağlanana dek, Meclis’te aktif boykot, Meclis çalışmalarından çekilme ve benzeri demokratik araçları parti kurullarında ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

    “SİYASAL İSLAM VE NEOLİBERALİZME KARŞI ÇIKILMALI”

    CHP’nin “Siyasal İslam ve neoliberalizme cepheden karşı çıkması gerektiği” ve toplumu “ideolojik belirsizlik” tuzağına düşmeden net ilkelere dayalı bir gelecek hayalinde ortaklaştırması gerektiği vurgulandı: “CHP’nin kuracağı siyaset, AKP’nin dayattığı siyaseti toplumun iradesi sanan ve bu duruma uymak için kendisini değiştiren, kendi kimliğine yabancılaşan değil; kendisi olarak, mevcut düzeni değiştirmek iddiasında olmalı.”

    KÜRT SORUNU

    Metinde Kürt sorunu konusunda “Halkı, salt güvenlikçi baskı politikalarıyla terör arasına sıkıştırmayı reddeden, demokratik siyaset alanını genişleterek kalıcı toplumsal barışı sağlamakta kararlı sosyal demokrat bir çözüm çerçevesi ortaya konulmalı.  Bu doğrultuda, Cumhuriyet devriminin temel ilkeleri ve sosyal demokrasinin evrensel değerleri olan; laiklik, özgürlük, demokrasi, eşitlik ve barış, kararlılıkla ve tavizsiz savunulmalı” denildi.

    Açıklamanın son bölümü şöyle:

    “AKP faşizmi karşısında direnen toplumsal muhalefetin bütün ilerici unsurlarını siyasete ve partimize taşıyacak siyasi katılım mekanizmaları, meclisler/forumlar gibi yatay örgütlenme biçimleri kullanılmalı. Bu siyasi dönüşüm ve örgütlenmenin gereği olarak, parti adına kararlar parti kurullarında alınmalı, bu kurulların seçimleri demokratik biçimde yapılmalı. Belediyelerin ve genel merkezin örgüt seçimlerine açıktan/örtülü müdahalesi olmamalı, partinin kadroları blok değil çarşaf liste yöntemiyle belirlenmeli.
    Bu değerler ışığında siyaset yapan bir CHP, Türkiye’nin de geleceğini değiştirecek.
    Ülkemizin birikimine güveniyoruz. Biliyoruz ki; milyonlar özgürlük, eşitlik, laiklik ve demokrasiyi ayağa kaldırmaya hazır. Şimdi sıra bizde. Kurultayımızda belirlenecek yönetim organlarımızın, tarif ettiğimiz doğrultuda oluşması için tüm partililerimizi beraber olmaya çağırıyoruz.
    36. Kurultayın delegelerine, CHP üyelerine ve Türkiye’ye çağrımızdır:
    Geçmişi biz kurduk, geleceği de biz inşa edelim!”

     

  • KESK’in ‘OHAL değil Demokrasi mitingi’ 14 Ocak’ta

    KESK’in ‘OHAL değil Demokrasi mitingi’ 14 Ocak’ta

    KESK İstanbul Şubeler Platformu, “OHAL değil demokrasi” şiarıyla Bakırköy’de İstanbul bölge mitingi düzenleyecek. Miting 14 Ocak’ta Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleşecek.

    KESK İstanbul Şubeler Platformu, “OHAL değil demokrasi” şiarıyla Bakırköy’de İstanbul bölge mitingi düzenleyecek. İnsanların işiyle, ekmeğiyle tehdit edilmediği, özgürce seçimler yapabildiği bir ülke için mitinge katılım çağrısı yapıldı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İstanbul Şubeler Platformu, OHAL’in kaldırılması, KHK’lerin iptal edilmesi, işten atılan emekçilerin işine iade edilmesi talebiyle İstanbul bölge mitingi düzenleyecek. Emekçiler, miting için 14 Ocak günü Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda bir araya gelecek. ‘OHAL değil demokrasi’ sloganıyla düzenlenecek mitinge ilişkin konuşan KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Kazım Yılancı, “Her gün yeni KHK’nin yayımlandığı, insanların haksız hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldığı, sokakların paramiliter güçlere bırakılmaya çalışıldığı bir dönemde bunun bir tarihsel görev olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Bu mitingi, OHAL’in tekrar tekrar uzatılmasına ve bunun yeniden tesis edilerek ülkenin yaşamına girmesine ‘hayır’ demek için düzenlediklerini ifade eden Yılancı, bunu tarihsel bir görev olarak gördüklerini vurguladı.

    “ÜLKEYİ BU ŞEKİLDE YÖNETMEK DOĞRU DEĞİL”

    Ülkenin bu şekilde yönetilemeyeceğine vurgu yapan Yılancı, “Dolayısıyla OHAL’in bir an önce kaldırılması, çıkmış KHK’lerin yarattığı mağduriyetlerin bir an önce ortadan kaldırılması, OHAL Değerlendirme Komisyonunun ne işe yaradığının bir an evvel izah edilmesi, aldığı, alacağı kararların gözden geçirilmesi gibi taleplerimiz var. Çünkü bu ülkeyi bu şekilde yönetmek doğru değil. İnsanların korkmadan işe gidebildiği, düşüncelerini özgürce ifade edebildiği, işiyle, ekmeğiyle tehdit edilmediği, özgürce seçimler yapabildiği bir ülke istiyoruz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • AKP hükümetine yurttaş tepkisi: Bizim paramızla sarayda oturuyorlar-VİDEO

    AKP hükümetine yurttaş tepkisi: Bizim paramızla sarayda oturuyorlar-VİDEO

    PİRHA- Sokak röportajı sırasında denk geldiğimiz ve emekli Gülten T., hükümetin politikalarını değerlendirdi. Reza Zarrab Davası ile Kılıçdaroğlu’nun açıkladığı belgeleri sorduğumuz Gülten T. “Gösterilen belgeler doğru. Allah göz vermiş, beyin vermiş. Yemeselerdi o kadar parayı. Pazara gittim dört liralık bir şey alabilmek için. Belim kırık ve ağrıyor” diye tepki gösterdi.   

    Haberin Videosu   

    Amerika’da yargılanan ve Türkiye’de birçok bakan ile milletvekilinin yolsuzluğa karıştığını itiraf eden Reza Zarrab Davası’na ilişkin hükümetin tavrına eleştiri yönelten yurttaşlar var. Sokak röportajı sırasında karşılaştığımız soyadını açıklamak istemeyen Gülten isimli emekli bir yurttaş hükümeti sert bir dille şekilde eleştirdi.

    “BELGELERİ AYAKKABI KUTULARINDA GÖRDÜK” 

    Kılıçdaroğlu’nun gösterdiği belgelerin doğru olduğunu ama insanların anlamadığını düşünen Gülten T., “İnsanlar biraz gözlerini ve kulaklarını açsınlar. Geliştirsinler beyinlerini. Sadece bir yere bakmasınlar. Sabahtan itibaren izlesinler, akşama kadar neler olduğunu anlarlar. Belgeleri ayakkabı kutularında gördük. Bu gözler onları gördü. Ben çok şey demek isterim ancak beni topa tutarlar” ifadelerini kullanıyor.

    “ANCAK NAMAZ KILMAKTAN ANLARLAR”

    Eşinin öldüğünü ve bir emekli maaşı ile geçindiğini belirten Gülten T., “Reza Zarrab niye bizim vatandaşımız olsun memleketinde kalsaydı. Niye Reza Zarrab’a vatandaşlık veriyorlar? Bugün ise Reza Zarrab cambaz ve vatan haini oldu. Önceden ise ödüller verilip önüne yatıldı. Bakanların taktığı o saatler neydi? Hangisini anlatayım” diyor.

    “Diyecekler ki bu kadın delirdi mi? Ben delirmedim. Hafızam o kadar güçlü ki 60 yıllık şeyleri hatırlıyorum” diyen Gülten T. sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Bu iktidar, ‘Hayır’ kazanmasına rağmen yufka gibi çevirerek ‘Evet’ çıkardı. Şimdi de aynı şeyleri yapıyorlar. Tayyip Erdoğan Lozan Anlaşması’nı beğenmiyor. Bilinçli bir tarihçi başa getirmeliler. Tayip Erdoğan ne anlar tarihten. Ancak namaz kılmaktan anlarlar. Çıkıp abdestim sağlam ki namazım doğru diyor. Nereden biliyorsun kimin abdesti doğru veya yanlış? Abdesti, namazı doğru olanı Allah bilir.”

    “HER ŞEY BİR VEYA İKİ OY ALMAK İÇİN”        

    İktidardan korkmadığını belirten  Gülten T. şöyle devam ediyor:

    “Reza Zarrab’ın ve o kadar paranın ne işi vardı Türkiye’de. Amerika’nın tutukladığı adamı devlet bankasına müdür yapmışlar. Benim emekli param o bankaya geliyor. Ben o banka müdürüne de karşıyım. Onu da neden tutuklamıyorlar. Numan Kurtulmuş profesör ve din bilen bir adam. Ancak dini filan unutuyorlar. Her şey bir veya iki oy almak için. Ben sabah kahvaltısında iki dilim halk ekmeği yedim. Aldığım suyun bile yarısını içmişim. Bir bardak su içemedim. Ancak benim susuz kalmamam gerekir. Simit bile yiyemedim. Ve bugün bir vatandaş çıkıp da konuşamıyor. Belki de ben korkarım yaşım da bayağı ilerlemiş. Ama korkmam. Beni hapse koyup da ne yapacaklar? Ben insan mı öldürdüm.”

    “PARANIN İÇİNDE YAŞIYORLAR”

    Adnan Menderes döneminde 17 yaşında yeni gelin olduğunu söyleyen Gülten T., “Adnan Menderes döneminde 17 yaşında bir gelindim. Ve Menderes idam edildiğinde ne kadar ağlamıştım. Hiç suçu yokken asıldı. Bunlar paranın içinde yaşıyorlar. Benim paramla sarayda muhtarları ve esnafı ağırlıyor. Tayip Erdoğan kendi cebimden oraya hayır yapsın. Benim, onun cebinden hayır yapmasın. Bizim paramızla sarayda oturuyor birde başkalarını çağırıyor” diyor.

    Suay ABAK – İsmet SEFER / İSTANBUL

  • Enis Berberoğlu’nun tutuklanma kararına CHP’den sert tepki

    Enis Berberoğlu’nun tutuklanma kararına CHP’den sert tepki

    CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında MİT TIR’ları davasında verilen 25 yıl hapsi cezası için “Bu dava muhalefete gözdağı kararıdır” dedi. Altay, kararı veren mahkemeyi sert sözlerle eleştirdi.

    İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemsi’nde görülen MİT TIR’ları davasında CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’na 25 yıl hapis cezası verildi.

    CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, kararın ardından Çağlayan Adliyesi önünde yaptığı açıklamada “Bu karar muhalefete gözdağıdır. Bu karar topluma bir gözdağıdır. Bugün verilen bu karar, ‘Bu haber cezasız kalmayacak’ diyen Erdoğan’ın ilerde yargılanmasına da neden olacak.” dedi.

    “BU MUHALEFETE GÖZDAĞIDIR”

    Altay özetle şunları söyledi:

    “Bugün Türkiye’de yargının tefessüh ettiği, yürütme organının kontrolü altına girmesiyle karşı karşıyayız. Bir ülkede yargıçlar diktatörü nasıl hoşnut ederim diye düşünerek karar veriliyorsa böyle adalete, böyle yargıya lanet olsun. Bu muhalefete gözdağıdır. Bu muhalif olan herkese gözdağıdır.

    Aynı zamanda bu karar, son yapılan mühürsüz seçimde “hayır” tercihinde bulunan bütün topluma da gözdağıdır. CHP’ye yönelik bir devlet zorbalığıdır. En açık faşist diktatörlüklerde bile olsa olsa muhalafet partisine yapılabilecek bir uygulamayla karşı karşıyayız.

    “BU ÜLKENİN DİKTATÖRÜN ÇİFTLİĞİ OLMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Ama unutulmamalıdır ki, gerek CHP gerek diktatör karşıtları, bu güzelim ülkenin diktatörün çiftliği olmasına izin vermeyecektir. Ne yapılması gerekiyorsa bunu yapacağımızdan herkesin emin olmasını istiyorum. Bu dosya Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanmasının ana zeminin oluşturan bir dosyadır.

    Gün gelecek milletvekilimizi tutuklama kararı veren bu dosya sebebiyle Recep Tayyip Erdoğan uluslararası mahkemelerde savaş suçlusu olarak yargılanacaktır. Bu haber ilk yapıldığında Erdoğan ‘ben onu öyle bırakmam’ demişti. Onun dediği bugün gerçek olduğu ama CHP de onun yaptıklarını yanında bırakmayacak.

    “CHP OLARAK DİRENECEĞİZ”

    Bu mahkeme kararını aziz milletimizin vicdanına havale ederken CHP olarak direneceğimizi yargının siyasallaşmasına boyun eğmeyeceğimizi demokrasiyi yaşatmak konusundaki kararlılığımızı da iletmek istiyorum.”

  • ‘İnsanca yaşam talebimize karşı kölelik yasası dayatılıyor’

    ‘İnsanca yaşam talebimize karşı kölelik yasası dayatılıyor’

    PİRHA – İstanbul Bakırköy’de yapılan 1 Mayıs İşçi Bayramı büyük bir katılım ve coşkuyla kutlandı. Alanda aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşu, siyasi parti ve sendika yer aldı. 1 Mayıs ‘ı Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyon (DİSK) Başkanı Gani Beko ve Kamu Emekçiler Sendikaları Konfederasyon (KESK) Başkanı Lami Özgen PİRHA’ya değerlendirdi.

    Referandumda 25 milyona yakın insan korkusuzca ‘Hayır’ dedi. Ancak halkın ‘Hayır’ dediği sandıklardan Yüksek Seçim Kurulu’nun ‘Evet’ çıkardığını belirten DİSK Başkanı Kani Beko, “Bu topraklarda 80 milyona yakın insan yaşıyor. Dolasıyla daha demokratik, özgürlükçü, laik, eşitlikçi ve halkçı bir anayasa yapılmasından yanayız” dedi.

    “OHAL VE KHK İLE 125 BİN KİŞİ İHRAÇ EDİLDİ”

    Beko, son dönemlerde atanan kayyumlara ve KHK ilişkin de şunları ifade etti:

    “Doğu ve Güneydoğu’da 85 yakın belediye kayyum atandı. Kayyum atanan belediyelerde 1500 yakın çalışan işten atıldı. Ve OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile 125 bine yakın arkadaşımız ihraç edildi. Bugün yapılan tüm bu haksızlıklara karşı gelmek ve işçilerin kıdem tazminatını gasp ettirmemek için buradayız.”

    “7 MİLYONA YAKIN İNSAN İŞSİZ”

    Beko, “Bugün Türkiye’de 7 milyona yakın insan işsiz. Bunun 1 milyonunu üniversite mezunu olanlar oluşturmaktadır. 15 yaşına daha basmamış, beyinen ve fiziken halen hazır olmayan çocuklarımızı fabrikalarda, inşaatlarda ve sanayi sitelerinde çok sağlıksız koşullarda çalıştırıyorlar. Yasak olmasına rağmen çocukları çalıştırıyorlar. Ve bu çocukların 56’nı 2016’da kaybettik. Bugün burada çiftçilerin, emekçilerin, işçilerin ve genç kardeşlerimizin sorunlarını dile getireceklerini” ifade etti.

    “TAKSİM MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEKTİR”

    “Taksimde 1977’de katledilen işçi kardeşlerimizin katilleri bulununcaya kadar ve adalete teslim edilinceye kadar Taksim mücadelemiz devam edecek” diyen DİSK Başkanı Kani Beko, “Bugün Taksim’de olmamız gerekirken Bakırköy’de kutlamak zorunda kaldık. Çünkü günümüzdeki sorunları ve sıkıntıları konuşabilmek ve duyurabilmek için milyonları bir araya getirecek bir mitinge ihtiyaç olduğunu” ifade ederek, Türkiye işçi sınıfının ve dünya emek hareketinin 1 Mayıs işçi bayramını kutladı” dedi.

    “ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ADI ALTINDA TEK ADAMLIK DAYATILDI” 

    Her şeyden önce OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile Türkiye’de baskıcı ve otoriter tüm mercilerin harekete geçirildiğinin altını çizen Kamu Emekçiler Sendikası konfederasyon Başkanı Lami Özgen de, “Bunlar da yetmiyormuş gibi anayasa değişikliği adı altında tek adam sistemini zorla halka dayattılar. Ancak milyonlar referandumda bu dayatılan sisteme karşı durduğunu” ifade etti.

    “İNSANCA YAŞAM TALEBİMİZE KARŞILIK SADAKA VE KÖLELİK YASASI DAYATILIYOR”

    Özgen referandumda neden ‘Hayır’ dediklerinin gerekçelerini şöyle ifade etti:

    “İş güvencesi ile kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasına, insanca yaşam talebine karşı bize sadaka ve köleliğin dayatılmasına, savaş politikalarına, kaosa ve çatışmalara karşı durmak ve mücadele etmek için Hayır dedik. Bunlar aynı zamanda bizim 1 Mayıs taleplerimizdir.”

    ” İRADEMİZ GASP EDİLDİ, OYLARIMIZ ÇALINDI”

    KESK Başkanı Lami Özgen sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin 7 bölgesinde tüm işçi ve emekçi arkadaşlarımız biraraya gelerek bize dayatılanları kabul etmediğimizi, reddettiğimizi, istemediğimizi, bu ülkenin yarısı olduğumuzu ve bu ülkenin yarısının iradesinin oylarının çalındığı, gasp edildiği bu sisteme karşı olduğumuzu buradan bir kez daha ifade ettik ve etmeye de devam edeceğiz.”

    HABERİN VİDEOSU

  • ‘Hayır gasp edildi, 1 Mayıs’ta irademize sahip çıkalım’-VİDEO

    ‘Hayır gasp edildi, 1 Mayıs’ta irademize sahip çıkalım’-VİDEO

    PİRHA- HDP Genel Merkez Meclis Kadın Yapısından Zarife Atik, referandumda yaşananlarla referandum sonucunu ve yarın yapılacak 1 Mayıs’ı PİRHA’ya değerlendirdi. YSK’nın mühürsüz zarfları kabul etmesini darbe olarak niteleyen Atik, oyların çalındığını, gasp edildiğini vurguladı. Atik, 1 Mayıs’ta tüm emekçilerin, aydınların, ötekilerin, Alevilerin, Kürtlerin mutlaka kendi iradelerine sahip çıkması gerektiğini kaydetti.

    Başkanlığı öngören Anayasa değişikliği referandumunda YSK’nın mühürsüz zarfları kabul etmesi sonucu Evet’in kazanmasına tepkiler sürüyor.

    HDP Genel Merkez Meclis Kadın Yapısından Zarife Atik, önceki seçimlerde Bitlis’te mühürsüz oy tespit edilmesi üzerine seçimin yenilendiğini hatırlatarak,  YSK’nın bu son kararıyla kendi kendine darbe yaptığını söyledi.

    Türkiye’nin 17 büyük şehrinin AKP’ye ve anayasa değişikliğine hayır dediğini belirten Atik, “Hem Kürtlerin kalbi Diyarbakır’dan hem Türkiye’nin büyük şehirlerinden İstanbul, Ankara hayır dedi. OHAL koşullarında seçime gidildi” hatırlatmasında bulundu.

    “YSK DARBE YAPTI”

    Zarife Atik, insanların iradeleriyle oy verdiklerini ancak sandıkta hırsızlık yapıldığını belirterek, şunları ifade etti:

    “AKP sandıkta hırsızlık yapmıştır, mühürsüz oyları sayarak oyları gasp etmiştir. Referandumda biz de kadınlar olarak çalıştık. Gerçekten büyük başarı gösterdi insanlar. YSK, gayrimeşru bir şekilde darbe yapmıştır.”

    “GEZİ RUHU YAKALANMALI”

    “Referandumdan sonra Türkiye’nin hayır cephesi sokaklara çıktı, itirazlarını söylediler, seslerini yükselttiler. Bundan sonra da hayır cephesi kesinlikle bir gezi ruhunu yakalamalı, sokaklara çıkmalı” diyen Zarife Atik, “Yoksa AKP’ye dur demenin, ihlallere dur demenin, YSK’nın tavrına dur demenin başka yolu yok” ifadesini kullandı.

    “1 MAYIS’TA HERKES İRADESİNE SAHİP ÇIKMALI”

    1 Mayıs ile ilgili de konuşan HDP Genel Merkez Meclis Kadın Yapısından Zarife Atik, 1 Mayıs’ta tüm emekçilerin, aydınların, tüm ötekilerin, Alevilerin, Kürtlerin mutlaka kendi iradelerine sahip çıkması gerektiğini kaydetti.

    Herkesin oylarına sahip çıkmasını isteyen Atik, “Hayır kazanılmıştı. Hayır’ı gasp ettiler. Onun için bu 1 Mayıs’ta alanlarda itirazımızı ve Hayır’ımızı tekrar seslendirmeliyiz, tekrar sesimizi yükseltmeliyiz” diye konuştu.   (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • ‘Nefes almaya ihtiyaç var, 1 Mayıs’ta alanda olalım-VİDEO

    ‘Nefes almaya ihtiyaç var, 1 Mayıs’ta alanda olalım-VİDEO

    PİRHA-Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin, emekçilerin hak mücadelesini ve 1 Mayıs’ı PİRHA’ya değerlendirdi. Çetin, 1 Mayıs’ın bir tek işçilerin deyip sırt dönülmemesi gerektiğini belirterek, AKP’nin zulüm politikalarından rahatsız olan herkesin 1 Mayıs’a sahip çıkması gerektiğinin kaydetti.   

    Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin emekçilerin sendikal mücadelelerini ve 1 Mayıs’ı değerlendirerek dayatılan antidemokratik uygulamalara ve köleci yaşama karşı herkesin sokaklarda olması gerektiğini vurguladı.

    “KADINLARIN İRADESİNİ EVET’İN HİZMETİNE SUNDULAR”

    Çetin, Türk-İş ve Hak-İş’in 1 Mayıs’ı farklı yerlerde ve tek başlarına kutlama kararı almalarını eleştirerek, “Bundan birkaç yıl önce ortak konsensüs sağlanabiliyordu. Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK bir araya gelip 1 Mayıs’ı birlikte kutlama becerisini ortaya koyabiliyorlardı” şeklinde konuştu. Ayrıca Hak-İş’in 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yönelik 5 Mart’ta İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’nde bir etkinlik yaptıklarını ve bu etkinliğe cumhurbaşkanını davet ederek kadın iradesini Evet’in hizmetine sunduklarını söyledi.

    “Referandumda işverenlerin çıkarı, hükumetlerin çıkarı ve erkek egemen yapıların çıkarı kadın emeği ve bedeni üzerinde sürdürülüyor” diyen Çetin, Hak-İş ve Türk-İş’in Evet’i destekleyen açıklamalar yaptıklarını 1 Mayıs’ta da bu tutumlarını devam ettirmek istediklerini belirtti.

    “HAK-İŞ HÜKUMETİN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

    1 Mayıs’ın emekçiler için önemine dikkat çeken Nebile Irmak Çetin “1 Mayıs’ta 1977’de 137  canımızı yitirdik orada. İçlerinde 9 da kadın vardı” dedi. AİHM’nin iki yıl önce 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına yönelik aldığı kararı şu şekilde değerlendirdi:

    “AİHM’nin ‘Evet burası işçilerin anma yeridir. Burada anmalarını, kutlamalarını yapabilirler’ demesine rağmen AKP hükumeti AİHM’in kararını görmezden gelerek Taksim’i son birkaç yıldır bize kapatıyor ve söylediğim Türk-İş ve Hak-İş gibi sendikalar da hükümetin işini kolaylaştırıyorlar.”

    “KAZANILMIŞ HAKLAR YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Hükumet ve sermayenin emekçilerin kazanılmış haklarını, çok ta nefes alıcı haklar olmamasına rağmen var olan o hakları da ortadan kaldırmak istediklerini belirten Çetin, “Türkiye’nin genel çalışma yaşamına baktığımız zaman 20 milyon işçi var. Şu anda işsiz sayısı 7 milyon. Emekli sayısı keza 6-7 milyon. Asgari ücretle çalışan 6 milyon. Bütün bu milyonları bir araya getirdiğinde ne yazık ki referandumda yerle bir olması gereken bu anlayış ne yazık ki yine emekçilerin, yoksulların katkısıyla iktidarını pekiştiriyor. Ama tabi buna da gerçekten hizmet eden de emek düşmanlığını yürüten sendikalardır” değerlendirmesinde bulundu.

    “İŞÇİ İŞVEREN GÜDÜMLÜ SENDİKAYA MECBUR BIRAKILIYOR”

    Hizmet sektöründe örgütlü bir sendika olduklarını söyleyen Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Çetin, belirttiği sendikaların örgütlenme alanlarında da karşılarına çıktıklarını ve işçilere DİSK Genel İş Sendikası’na üye olma noktasında çok ciddi baskı ve tehditlerde bulunduklarını kaydetti. Çetin ayrıca şunları da belirtti:

    “Sendika açık bir şekilde şunları söylüyor: Biz diyor hem hükumet hem işveren birlikte bu işi yürütüyoruz. Siz başka bir sendikaya gittiğiniz takdirde işinizi kaybedeceksiniz.’ İşçi seçeneksiz kalıyor. İşçi istemeyerek işveren güdümlü bir sendikada kalmayı tercih ediyor, buna mecbur bırakılıyor.”

    “HERKESİN 1 MAYIS’A SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR”

    Toplu iş sözleşmelerine de değinen Çetin, “Yasa diyor ki ‘toplu iş sözleşmesinden faydalanmak bir tek üyeye mahsus değil. Üye evet faydalanacak ama üye olmayan da faydalanır. Dayanışma aidiyeti ödeyerek faydalanır.’ Kanun böyle açık net olmasına rağmen Hak İş, dayanışma aidiyetini kabul etmiyor, o işçiyi o toplu sözleşmeden faydalandırtmıyor. Neden direnç göstermiş, neden o sendikaya üye olmamış. Dolayısıyla emekçiler böyle bir cendere arasında artık canı çıkmak üzere” dedi. Buradan yola çıkarak sadece DİSK’in ve DİSK’e bağlı sendikaların değil AKP’nin zulüm politikalarından rahatsız olan herkesin başta kadınlar, Kürtler, Aleviler, sosyalistlerin hep birlikte bu 1 Mayıs’a sahip çıkası gerektiğini vurguladı.

    “1 Mayıs sadece işçilerin bayramıdır” deyip sırt dönülmemesi gerektiğini ifade eden Çetin, burada kadınlara çok iş düştüğünü ve referandum sürecinde Hayır’ı en çok örgütleyen kesimin kadınlar olduğuna dikkat çekti. Ayrıca kadınların demokrasi mücadelesinde öncü olduklarını da ekleyen Çetin, “1 Mayıs’ta kadınlara çok iş düşüyor. Gerçekten biz hep bunu söyleriz Türkiye’nin demokrasisini korumaya, kurtarmaya, yaşatmaya çalışan sacın dört ayağı kadınlar, Aleviler, Kürtler ve emekçiler. Bunlar eğer ittifak oluşturursa hani birileri el koyarak referandumda evet bile çıkarırsa bunun çok karşılığı olmayacak, çok uzun ömürlü olmayacaktır” dedi.

    1 Mayıs’ın emekçiler için bir referandum olduğunu söyleyen Çetin, 1 Mayıs’ta sokakta olup dayatılan antidemokratik uygulamalara, dayatılan köleci yaşama, kadın beden ve kimliği üzerindeki her türlü tahribata, kadın cinayetlerine karşı, Kürt halkının haklı taleplerine, seçilmişlerin cezaevlerinde tutulmalarına karşı ortak bir şekilde haykırmak gerektiğinin altını çizdi.

    “NEFES ALMAYA İHTİYACIMIZ VAR”  

    1 Mayıs’ta yer fark etmeksizin alanlarda olunması gerektiğini vurgulayan Konut İşçileri İstanbul Şube Başkanı Nebile Irmak Çetin, “Nefes alacak durum kalmamıştır. Nefes almaya ihtiyacımız var. Emekçiler, halklar, kadınlar olarak nefesin alınması da bizim elimizde ve bizim vereceğimiz ortak mücadeleyle mümkündür” dedi.

    Suay Abak/İSTANBUL

    Haberin Videosu

     

  • ‘Devletten medet ummak sorunumuzu çözmez’-VİDEO

    ‘Devletten medet ummak sorunumuzu çözmez’-VİDEO

    PİRHA- HDK-A Avrupa Eşsözcüsü Demir Çelik, AKP-MHP iktidar blokunun uzun soluklu olmayacağını düşündüğünü söyledi. Çelik, “Onların keyfi yönetimlerine razı gelmemek, insani, vicdani, ahlaki değerler sahibi olan herkesin görevidir. Bütün muhalifler sokağı meşru görmeli. Meşruiyetini yitirmiş bir devlet, meşruiyetini yitirmiş bir meclisten medet ummak, meşruiyetini yitirmiş yasama ya da yargı faaliyetlerinden medet ummak sorunumuzu çözmeyecektir” dedi. Çelik, gasp edilen hakların ise birlikte mücadele ederek kazanılacağını ifade etti. 

    HDK-A Avrupa Eşsözcüsü Demir Çelik referandum sürecine yönelik PİRHA’ya yaptığı değerlendirmede AKP-MHP koalisyonu başta olmak üzere iktidar blokunun Kürt, Alevi, demokrasi, kadın karşıtlığı temelinde yönlendirmek istedikleri bir süreç olduğuna dikkat çekti.

    Referandumda karşılıkları olmadığını anlayınca zora başvurulduğunu kaydeden Demir, şunları ifade etti:

    “100 yıl öncesinde imtiyazsız, sınıfsız bir toplum üzerine kurulan militarist Kemalist devlet, toplumun çoklu kimliğini ötelemiş, yer yer katliamlarla ortadan kaldırmış, geri kalanları ise asimilasyon politikalarıyla terbiye etme yöntemini benimsemiştir. Bu süreçte bir kez daha Kürt statüsü gündeme gelince, Alevilerin inanç ve itikatlarına yönelik talepler gündeme gelince, kadın özgürlük mücadelesinin giderek umut olmaya başladığı, demokrasi mücadelesinin faşizme karşı direnişi büyüttükleri bir dönemde onların önüne devletin zor aygıtları ile çıkıyorlar. Referandumda karşılığının olmadığını bilen devlet, devletin bütün kurumları ile yetinmedi YSK ve Anayasa Mahkemesi’ni de arkasına alarak halk iradesini çelmeye, çalmaya , şaibe ve hilelerle, kendilerine bir pirus zaferi yaratmaya çalıştılar.”

    “FAŞİZME KARŞI HALK CEPHESİ ÖRGÜTLENMELİDİR”

    Her türlü zorbalığa rağmen referandumda hayır sonuçlarının takdir edilmesi gerektiğine vurgu yapan Çelik, şunları belirtti:

    “Bu bir umuttur. Bu yenilgi kaybetme değildir. Ceberrut otoriter devletin karşısında örgütsüz halk kitlelerinin demokrasi, adalet, hak arayışı ile biraraya gelmesidir. Bu umudu Türkiye’nin demokratikleştirmesine dönüştürebilirsek, bu umudu halkların birlikte barış içerisinde yaşamasına dönüştürebilirsek anlamlı olur. AKP-MHP blokunun tek adama dayalı totaliter rejim istekleri, beraberinde toplumun temel taleplerini bastıran anlayışlarına karşın biz yan yana gelmeyi başarabilirsek, fazişme karşı halk cephesini örgütleyebilirsek yarınlar bizimdir diyebiliriz.’’

    Yurtdışındaki seçim atmosferine de değinen Demir her şeyden önce Türkiye’de hiçbir şeçimin şeffaf gerçekleşmediğini vurguladı. Demir, seçimlerde hilelerin yapıldığını ve iktidar partilerinin lehine sonuçların çıktığını ifade etti.

    “OY VERME İŞLEMİ KONSOLOSLUKLARDA OLMAMALI” 

    Yurtdışındaki oy verme işlemlerinin konsolosluklarda yapılmasına karşı çıkan Demir, “Hele hele yurtdışı oylama işleminin devletin organı olan konsolosluklarda gerçekleşiyor olması antidemokratiktir. Kaldıki oy verdikten sonra sandıkların orada kalması, o sandıkların burada açılmadan gönderilmesi, o sandıkların başına nelerin geldiği konusunda söylenen bir çok senaryoyu haklı kılıyor. Sandıkların müdahale edildiği, iktidar partisinin lehine olacak şekilde sonuçlandırıldığı kanısı var. Avrupa’da özellikle Almanya’da, devletin paramiliter devlet aygıtlarının yaygın olması, konsolosluklarla sol sosyalistlerin, demokratların ilişkilerinin sınırlı olması, bir çok sosyalistin demokratın farklı ülkelerin vatandaşı olması bir dezavantaj. Bu durumu fırsata dönüştüren devlet buradaki oyları manipule edebiliyor. Yüksek oranda evetlerin çıkıyor olmasını bir yanıyla böyle görmek gerekir’’ şeklinde konuştu.

    ‘AVRUPA SEÇİMLERDE DAHA AKTİF OLMALIYDI’

    Çelik, Avrupa’nın seçim dönemindeki tutumunu da eleştirdi. Avrupa’nın daha etkin bir şekilde seçimi takip etmesi gerektiğini vurgulayan Çelik , “Erdoğan’ın 15 yıllık uygulamalarına yönelik bir kısım pratiğini görmezlikten gelen, onun diktatöryal bir takım uygulamalarını duymazlıktan gelen, yakılıp yıkılan sivil vatandaşları, çocukları, görmezlikten gelen Avrupa, meşru olmayan bir seçimin karşısında duracağına, demokrasi cephesinin yanında yer alacağına, zayıf işlevsiz, durumu kurtarmaktan ibaret olan yaklaşımı kabul edilmezdir’’ dedi.

    Avrupa’nın referandumun meşruiyetinin olmadığını tez elden dile getirmesi gerektiğini ifade eden Demir, gerekirse insan hakları ihlalinden hareketle uluslararası ceza mahkemelerine taşınması gerektiğini söyledi. Demir, söz konusu olan bir halkın geleceği olduğunu belirtti.

    Toplumun sivil, demokratik özgürlükçü bir anayasaya ihtiyacı olduğunu aktaran Demir, 12 Eylül anayasasının iptal edilmesi gerektiğini savundu. Demir, “Kürtlerin ve diğerlerinin eşit vatandaş hakkını kazandığı, kadın özgürlük hareketinin kendini bulduğu, Alevi inancının, demokrasi ve emek hareketinin örgütlü haklarının tescil edildiği bir anayasa olmalıydı’’ dedi.

    “AKP-MHP iktidar blokunun uzun soluklu kalmayacağı kesin’’ diyen Demir, “Onların keyfi yönetimlerine razı gelmemek, insani vicdani ahlaki değerler sahibi olan herkesin görevidir. Bütün muhalifler sokağı meşru görmeli. Meşruiyetini yitirmiş bir devlet, meşruiyetini yitirmiş bir meclisten medet ummak, meşruiyetini yitirmiş yasama ya da yargı faaliyetlerinden medet ummak sorunumuzu çözmeyecektir. Haklarımız özgürlüklerimiz gasp edilmiştir. Bu gasp edilen hakları birlikte mücadele ederek elde edebiliriz’’ ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER DEVLETTEN MEDET UMMAMALI”

    Devletin Alevilere yönelik politikalarını da eleştiren Demir, şunları söyledi:

    “İnkar ve asimilayon politikalarından Aleviler de nasibini aldılar. Hatta katliamlara uğradılar. Dersim Koçgiri, Maraş, Sivas, Gazi daha bir çok yerde katliam yaşadılar. Cemevleri statülere kavuşturulacağına, cümbüş evi denilerek hakir görüldü. Alevi inancı tarih boyunca sapkın mezhep olarak yargılandı, itibarsızlaştırıldı. İslamın Hanefi mezhebi dayatıldı. Türkleştirme dayatıldı. Bu yönüyle Alevi hareketinin AKP faşizminden medet umması kabul edilemezdir. Bir kısım Alevi dedeleri AKP politikaları çerçevesinde Alevileri ikna turuna çıktılar. 16 Nisan’dan sonra gördük cemevinin yıkım kararı çıktı. Kendi itikatını, kendi inancının taleplerini egemenden beklemeden ondan icazet almaya kalkışmadan, öz gücüne, hak ve hakikatına dayanarak talep etmesi, olması gerekendir. Biz Aleviler olarak direnişi büyüten bir gelenekten geliyoruz.’’

    Elif SONZAMANCI

     

  • Alper Taş: Mağluptur bu yolda galip-VİDEO

    Alper Taş: Mağluptur bu yolda galip-VİDEO

    PİRHA-Şaibeli geçen 16 Nisan referandumunun ardından tepkiler devam ediyor. ÖDP Genel Başkanı Alper Taş referandum sürecini ve sonuçlarını PİRHA’ya değerlendirdi. Taş sürecin baştan beri antidemokratik bir biçimde geliştiğine dikkat çekti.

    16 Nisan’da yapılan referandumun ardından sandıktan çıkarılan şaibeli sonuca yönelik tepkiler devam ediyor. Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı Alper Taş referandum sürecini ve sonuçlarını değerlendirerek anayasa değişiklik paketinin anayasa çiğnenerek halkın gündemine getirildiğini söyledi.

    “ANLAMLI DEĞİL ŞAİBELİ BİR EVET”

    Taş, hükumetin başkanlık sistemini öngören anayasa tasarısının mecliste özgürce tartışılmasını engellediğini belirterek “Binali Yıldırım ‘Kimseye bize OHAL şartlarında ülkeyi referanduma götürüyorlar’ dedirtmeyiz demişti. Ama OHAL şartlarında bir referandum süreci işletildi” dedi. OHAL sürecinde yaşanan baskılara dikkat çeken Taş, Evet’in devlet eliyle örgütlendirildiğini, devletin tüm olanaklarının Evet lehine seferber edildiğini vurguladı. Sandık günü yapılan hukuksuzluklara dikkat çeken Taş “Buradan anlamlı bir Evet çıkaracaklarını varsaydılar ama sandıktan şaibeli bir Evet çıktı” dedi.

    “SOKAKTA KAZANILAN REFERANDUM SANDIKTA ÇALINDI”

    Sandıkların açılmasına yakın YSK’nin aldığı kararı eleştiren Taş, mühürsüz zarların ve oy pusulalarının daha çok Kürt illerinde sandığa atıldığını söyledi. Taş “Referandum süreci boyunca sokakta halkın kendi vicdanıyla, kendi mücadelesiyle yürüttüğü hayır politik olarak aslında referandumu kazandı. Fakat halkın sokakta kazandığı bu referandumu sandıkta çaldıkları gözüküyor” şeklinde konuştu.

    Haziran Hareketiyle birlikte sokakta halkın iradesinin gasp edilmesine karşı mücadele yürüttüklerini belirten Taş “Her akşam sokaklarda adalet arıyoruz. Hakkımızı arıyoruz. Hukuki noktalarda da gerekli başvuruları yapmaya çalışıyoruz. Yani bu işin peşini biz de bulunduğumuz yerden bırakmamaya çalışıyoruz” diye vurguladı.

    “MAĞLUPTUR BU YOLDA GALİP OLAN”

    Şaibeye rağmen halkın yarıya yakınının Hayır dediğinin altını çizen Taş bu sonuçtan hareketle anayasa değişiklik paketinin yürürlüğe sokulmaması gerektiğini kaydetti. Taş, Erdoğan’ın “1-0 ile de kazanılır, 5-0 ile de kazanılır” değerlendirmelerine atıfta bulunarak “Bu maç değil, ciddi bir anayasa değişiklik paketi. Kaldı ki bu 1-0’ın nasıl kazanıldığı da ortada yani. Hakem satın alınmış. Hakem oyunlarıyla kazanmışlar. Bunun üzerine bir galibiyet kutlamaya çalışıyorlar. Klasik bir laf vardır ‘Mağluptur bu yolda galip’ düştükleri durum budur” dedi. Hükumetin ülkeyi ve kendilerini düştükleri bu durumdan kurtarmaları gerektiğini söyleyen Taş bunun yolunun referandumun iptal edilmesi olduğunu, OHAL’in kalktığı eşit, adil ortam ve koşullarda referandumun yenilenmesi olduğunu kaydetti.

    Anayasa değişiklik paketinin hayata geçirilmeye çalışılması, Türkiye’yi büyük bir kaosa sürükler değerlendirmesinde bulunan Taş, Türkiye’de yaşayan herkesin zor bir döneme hazır olması gerektiğinin de altını çizdi.

    (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • Köln’de ‘Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz’ eylemi-VİDEO

    Köln’de ‘Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz’ eylemi-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’de referandumunun ardından, sandıklarda usulsüzlükler yapıldığı gerekçesiyle düzenlenen protesto eylemleri yayılırken, Avrupa’da da protesto eylemleri düzenleniyor. Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi Başkanı Halil Yılmaz, Haziran Hareketi’nden Zahide Genç, Leverkusen Alevi Dergahı yöneticilerinden Hanım Ökmen, sanatçı Pınar Aydınlar ve Maraş Girişimi NRW temsilcisi Salman Ökmen, referandumun sonucunu ve yaşanan usulsüzlükleri PİRHA’ya değerlendirdi. 

    Almanya’nın Köln kentinde‚ ‘Hayır’ımıza sahip çıkıyoruz’ eylemi düzenlendi. Hayır oyu kullanan bir çok seçmen Dom Kilisesi önünde biraraya gelerek, referandum oylamasında yapılan usulsüzlükleri protesto etti. Eylemde Çiler Fırtına, kamuoyunu Almanca bilgilendirirken, Hayati Paşahan ise Türkçe bilgi verdi.

    Referandum sonuçlarına tepki gösteren seçmenler tepkilerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Bergisch Gladbach Eğitim ve Kültür Merkezi Başkanı Halil Yılmaz referandumda çıkan sonuçların şaibeli olduğuna dikkat çekerek, AKP’nin devletin bütün imkanlarını kullandığını kaydetti. Sandıklar kapanır kapanmaz hızla sayımın yapıldığını ifade eden Yılmaz, hayır’ın beklentilerinin altında olduğunu, fakat seçim sonuçlarında hayır’ın kazandığını belirtti.

    “SOKAKLARA ÇIKIP MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Referandum sonuçlarını kabul etmediklerini dile getiren Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Biz Aleviler değil sadece, demokrasi ve insan haklarını savunan herkesin sorunudur. Buna karşı bir tavır sergilemeliyiz. Aleviler ve bu sistemin karşısında olan herkes zarar görecek. Ne kadar gariptir ki, İstanbul’da Sultangazi Cemevi’nin yıkım kararı çıkıyor. Bize gözdağı vermek istiyorlar. Yıkım kararı durdu ama yarın başka bir yeri yıkacaklar. Yılmamak, direnmek gerekiyor. Sokaklara çıkıp, demokrasi için mücadele etmeliyiz.”

    “DEVLET KURUMLARI AKP HÜKÜMETİNE ÇALIŞIYOR”

    Haziran Hareketi’nden Zahide Genç ise eşitsiz koşulda, OHAL koşullarında referanduma gidildiğine dikkat çekerek, devletin bir çok kurumunun, medyanın AKP hükümetine çalıştığını, buna rağmen halkın kendi çabası ile sokaklarda direnişi örgütlediğini kaydetti. Baskılara rağmen ciddi bir hayır cephesinin oluştuğunu ifade eden Genç, sandıkları koruduklarını ama oyların çalındığını belirtti. YSK’nın kararları konusunda Türkiye’de şikayet için başvurulacak bir merci bulunmadığını dile getiren Genç, bu nedenle tepki göstermek için YSK’nın sonuçları açıklamasını beklemenin bir anlamı olmadığını söyledi.

    Leverkusen Alevi Dergahı yöneticilerinden Hanım Ökmen ise bütün Türkiye’nin tek bir adama teslim edilemeyeceğini ifade ederek, “Erdoğan’ın başa gelmesi Alevileri daha çok göçe zorlar. Mesela Maraş’ta bir göç yaşanmıştı, şimdi yine insanlar göçe zorlanacak’’ dedi.

    “HAYIR DEMEKTEN VAZGEÇMEYİZ”

    Zor bir süreçten çıktığımıza dikkat çeken sanatçı Pınar Aydınlar ise referandum sonrası süreç hakında şu noktalara değindi:

    “Zor bir süreçten çıktık. Sonucun bu olacağını bilerek bu kavgaya katıldık. Dün vardık, bugün varız, yarın da varolacağız. Aslında o sandıklarda hayır çıktığını bütün dünya biliyor. Biat kültürü ile kendini vareden sistemin piyonları sandıklardan ‘evet’ çıktı sonucunu bize dayatıyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Hem Türkiye’de, hem de Avrupa’nın dört bir yanında alanlara çıkarak direne direne kazanacağız. Bizler Gezi, Suruç, Ankara, Nusaybin, Gever gibi bir çok katliama tanıklık etmişiz. Hiçbirimizin geleneği, kavgası, tarihi, sandıklara bağlı değildir. Bizler demokratik alanlarda mücadele yürütmek istiyoruz. Demirtaş ve Yüksekdağ’ın tutuklanması ile beraber HDP milletvekillerinin iradeleri tutsak edildi. Dost ve düşman da bilsinki baskı ve yok etme politikalarına rağmen biz kazanacağız. Kerbela’da İmam Hüseyin, Pir Sultan’ın, Cizre’de bodrumda çağrı yapan Mehmet Tunç’un duruşu nasılsa bizim tarihimiz orada yatıyor. Bizler Seyid Rıza’nın torunlarıyız. Hayır demekten de vazgeçmeyiz.”

    Maraş Girişimi NRW temsilcisi Salman Ökmen de Alevilere büyük sorumluluk düştüğünü dile getirerek, zulmün yaşandığı bir coğrafyada direnmek zorunda olunduğunu söyledi. Sultangazi Cemevi’nin yıkım kararına da tepki gösteren Ökmen, yarın başka bir cemevine de sıranın gelebileceğini bu nedenle Alevilerin birlik içinde mücadele etmesi gerektiğini belirtti.

    Elif SONZAMANCI

    Haberin Videosu:

  • ‘YSK’nın irademizi yok saymasına Hayır diyoruz-VİDEO

    ‘YSK’nın irademizi yok saymasına Hayır diyoruz-VİDEO

    PİRHA- Referandum sonuçlarına halkın tepkisi devam ediyor. Mersin’de bir araya gelen yurttaşlar, iradelerinin YSK eliyle gasp edildiğini belirterek, ‘hayır’ demeye devam edeceğiz” dedi. Mersin Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy ve Büro emekçileri Sendikası (BES)  Mersin Şube Başkanı Yusuf Kaya da, “Hukuksuzluğa ve gaspa karşı hayır demeye devam edeceğiz” dediler. 

    Referandum oylaması devam ederken son dakika kararı alarak mühürsüz oy pusulalarını ve zarflarını geçerli sayan ve oy işlemleri sırasında usulsüzlük yapıldığına dair itirazları reddeden YSK’ya ve referandum sonucuna tepkiler sürüyor.

    “HUKUKSUZLUĞA VE GASPA KARŞI “HAYIR” DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen yurttaşlar YSK’nın mühürsüz pusulaları geçerli saymasını ve başkanlık sistemini protesto etti. Eylemde konuşan CHP Mersin Gençlik Kolları Başkanı Ethem Güzel, YSK’yı bu şaibeli karardan biran önce vazgeçmeye çağırdı. Kadın Kolları Başkanı Pakize Güler de, yurttaşların Pazar günü “hayır” dan yana tercih yaptığını ancak seçmenin iradesinin YSK’nın gaspıyla karşı karşıya olduğunu ifade ederek, hukuksuzluğa ve gaspa karşı “hayır” demeye devam edeceklerini belirtti.

    Mersin Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy da, “Türkiye’de seçim çalışmaları yeni mi yapılıyor. Talimatla usülsüzlük yapılıyor. İrademize dün sahip çıktığımız gibi bugün de sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    OYLARIMIZ VE İRADEMİZ İÇİN VAZGEÇMEDİK, VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Büro emekçileri Sendikası (BES)  Mersin Şube Başkanı Yusuf Kaya ise, referandumun eşit şartlarda yapılmadığına dikkat çekerek şunları belirtti;

    “Ülkenin ve çocukların geleceği için 16 Nisan ve öncesinde “hayır” dedik. Devletin bütün imkan ve baskılarına rağmen sandığa “hayır” demek için gittik ve kazandık. Bir halkın iradesi YSK’da, 11 kişinin elinde olamaz, olmamalıdır da. Ülkemize, oyumuza ve geleceğimize sahip çıkma irademizden asla vazgeçmeyiz.”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halk oylaması sonrası yaptığı konuşmadaki “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözüne atıfta bulunan Kaya, “At çalınmış, at çalan Üsküdar’ı geçmiştir. Bunlar da oyları çaldıklarını belirtiyorlar. Oylarımız ve irademiz için vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Yurttaşların konuşmalarının ardından söylenen marşlar eşliğinde eylem sonlandırıldı.

    Diren Keser/MERSİN

  • ‘Her türlü baskı ve hilelere karşı Hayır kazanmıştır’

    ‘Her türlü baskı ve hilelere karşı Hayır kazanmıştır’

    PİRHA- 16 Nisan’da referandum sonuçları açıklandı ancak YSK’nın sayım yapılırken AKP’nin başvurusu üzerine yeni karar alıp mühürsüz zarf ve pusulaları geçerli saymasına Alevi Bektaşi Federasyonu yazılı bir açıklama yaparak tepki gösterdi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu yaptığı yazılı açıklamada, “Her türlü manipülasyon, baskı ve hilelere rağmen kazanan “Hayır” cephesi ve Türkiye halkları olmuştur” ifadelerini kullandı.

    “Uzun süredir ülkenin gündemini işgal eden ve geleceğimizi belirleyen referandum sonuçlandı” denilen açıklamada, referandumun olağanüstü hal ortamında ve eşit şartlar altında yapılmadığının, ortaya çıkan tabloya bakıldığında AKP ve MHP ittifakının kaybettiğinin altı çizildi.

    “AKP 7 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE YENİLGİYİ TATMIŞTIR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “AKP 7 Haziran seçim sonuçlarından sonra yenilgiyi tatmıştır. Daha sonra Diyarbakır, Suruç, Ankara Gar’da bombalar patlatılarak halkın korku ve sinmesine zemin hazırlanmıştır. Bunun sonucu olarak AKP’nin 1 Kasım seçimlerini kazandı. 6 milyon oy alan Kürtlerin ve halkların ortak partisinin eş başkanları başta olmak üzere milletvekilleri, yöneticileri tutuklanmış, belediyelere kayyımlar atanarak milli irade yok sayılmıştır. Başta KESK üyeleri olmak üzere, akademisyenler, öğretmenler, kamu görevlileri açığa alınmış, kanun hükmünde kararnamelerle ihraç edilmişlerdir. Muhalif TV’ler, gazeteler, sosyal medya hesapları kapatılmış, yazarlar-çizerler gözaltına alınıp hapsedilmişlerdir. İşte referanduma da bu ortamda gidilmiştir.

    “HER TÜRLÜ HİLEYE KARŞILIK HAYIR KAZANMIŞTIR”

    Her türlü manipülasyon, baskı ve hilelere rağmen kazanan “HAYIR” cephesi olmuştur. Türkiye halkları olmuştur. Daha sandıklar açılır açılmaz “AA” yüzde 65 Evet’i önde göstermesi bu konuda algı yaratması oyunun ve hilenin bir parçasıydı. Kanunun açık hükmüne rağmen mühürsüz kullanılan oyların geçersiz sayılacağı belirtilmişken; daha önce mühürsüz zarfla oy kullanıldığı için iptal edilen belediye başkanlıkları var iken alelacele mühürsüz zarfla kullanılan iki buçuk milyon oy geçerli sayılmıştır. Bu “Hayır”ın kazanmaması için yapılmıştır. Kaldı ki; “AGİT” heyeti düzenlediği basın toplantısında referandum “uluslararası standartların gerisinde” kaldığını kaydetmiştir.

    “ÜLKEYİ VE HALKLARI BÖLÜP, PARÇALADILAR”

    Anayasanın hazırlanması, mecliste kabulü referanduma götürülmesi meşru değildir. Dolayısıyla 16 Nisan sonuçları da meşru değildir, hile ve zorla elde edilmiştir. Bu referandum tüm sonuçları ile yok hükmündedir diyen Yıldız, “Bu hükümet meşruiyetini kaybetmiştir, bölücüdür, ayrımcıdır. Konuşmasında “atı alan Üsküdar’ı geçmiştir” demek ile ne kastedilmektedir. Bindirilmiş kıtalara seslenirken “işte ordu işte komutan” sloganına müdahale etmeyerek gerçek niyetini ortaya koymuştur.

    “MÜCADELE YENİ BAŞLIYOR”

    Yarın tekçi otoriter anlayış devleti yeniden yapılandırılacaktır. Bu bir felakettir. Tüm demokrasi güçlerine birliğimizin ve dirliğimizin bozulmasından kaygı duyan tüm güçlere önemli görevler düşmektedir. Asgari müşterekleri çoğaltarak demokratik, laik, çoğulcu bir anayasa yapmak mümkündür. Mücadele yeni başlıyor. Bu mücadeleyi büyütecek demokratik toplum ve demokratik bir ülke yaratacak iradeyi güçlendirmek gerekiyor. Biz Aleviler bu iradeye güç vermeyi bir sorumluluk olarak görüyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • PSAKD: Hayır cephesi teslim olmamıştır

    PSAKD: Hayır cephesi teslim olmamıştır

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi 16 Nisan’da yapılan referanduma ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. “Hayır biz kazandık” denilen açıklamada, “Mücadelemize kaldığımız yerden daha fazla inatla ve umutla, yılgınlığa düşmeden devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı. 

    16 Nisan referandumuna ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “AKP’nin rejim programının değişikliği için bizlere dayattığı referandum sonuçlarını değerlendirdiğimizde görülmüştür ki, ‘Hayır’ çalışması yürüten tüm sol, sosyalist, sosyal demokrat, yurtsever kesimlerinin ortaya koyduğu emekler karşılıksız kalmamıştır” denildi. OHAL koşullarında yürütülen referandumun meşru olmadığı ifade edildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Ülkemizin içinde bulunduğu durum düşünüldüğünde, OHAL koşullarının pençesinde referanduma gidilmiştir ve unutmamak gerekir ki, Evet kampanyası için devletin tüm imkanlarının seferber edildiği bu ortamda, gücünü emekçiliğinden, haklılığından ve meşru mücadele ruhundan alan Hayır cephesi teslim olmamıştır. Saray ittifakının bütün olanakları boşa düşmüştür ve seçimin ‘zaferi’ kursaklarında kalmıştır.
    Referandum çalışmaları boyunca Alevi mahallelerine saldıran, sokak ortasında gençlerimizi katleden, dernek üye ve yöneticilerimizi tutuklayan, Kürt illerimizde katliamlar yapıp halkı zorla göçe zorlayan Saray ittifakı, bütün engelleme çabalarına rağmen, ülkemizin onurlu insanları dik duruşuyla Hayır’ı savunmuştur.

    “YSK YÜRÜTÜLEN EMEĞİ YOK SAYMIŞTIR”

    Egemenlerin televizyonlarında Hayır’a yönelik uygulanan sansür politikaları sadece Evet’çilere hizmet etmiştir. Kamu yararına yayın yapması gereken devlet televizyonları bile Hayır’a yayınlarında yer vermemiş,açık bir şekilde referandumda Evet’i savunmuştur. Referanduma tarihi bir katılım oranı sergilenmiş, yurt içi ve yurt dışındaki vatandaşlarımız sandık başında görevlerini yerine getirmiştir.Halkımızın bu duyarlılığına karşın mühürsüz oy pusulası ve zarflarını kabul eden YSK referanduma gölge düşürmüş ve halkımızın bu duyarlılığına karşın egemenlerden yana tarafını açıkça beyan etmiştir. Bağımsız bir kurum olma özelliğini yitirmiş olan YSK referandumda emek veren on binlerce sandık görevlisi insanların yürüttüğü emeği yok saymıştır.Sandıkta kazanamadıkları seçimleri ayak oyunlarıyla kazanmaya çalışanlar, halkımız karşında açıkça kaybetmişlerdir. Sandıktan anayasa değişikliğine karşı çıkan yüzde 49’luk irade bize göstermiştir ki, uygulanmaya başlayacak olan anayasa değişikliği, anayasaların temel özelliği olan toplumsal uzlaşı metni niteliğini göstermeyecektir.

    “MÜCADELEYE KALDIĞI YERDEN DEVAM”

    Zaten bu kadar usulsüzlüğün yapıldığı ve tarafsızlık ilkesine gölge düşürüldüğü bir referanduma dayandırılarak yapılacak anayasa değişilikliği, arzuladıkları tek adam iktidarının yönetim biçimi olduğunu biliyoruz. Bu güvenilmez koşullarda açıklanan referandum sonuçları açık ve net bir şekilde meşru değildir.Halkımızın yarısının kabul etmediği ve büyük şehirlerin kültürel ve politik birikimiyle birlikte başkanlığı reddetmesi, bu karanlık sistemi kabul etmeyeceğini göstermiştir. Bizleri karanlık günlere sürükleyenlere siz zalimlere boyun eğmeyeceğiz.Biz kazandık, bu ülkenin onurlu emekçileri, HAYIR çalışmasını canını dişine takan halklarımız kazanmıştır.Mücadelemize kaldığımız yerden daha fazla inatla ve umutla, yılgınlığa düşmeden devam edeceğiz.” (HABER MERKEZİ)

  • ’22 yıldır gelmeyen adalet için Hayır’-VİDEO

    ’22 yıldır gelmeyen adalet için Hayır’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eyleminin 629. haftasında kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları yarın yapılacak olan referandumda neden hayır demek gerektiğini anlattılar.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 629. haftası Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirildi. Eylemde kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları referandumda neden hayır denmesi gerektiğini kendi cephelerinden anlattılar. Eylemde açılan “Failler belli kayıplar nerede?” pankartının üzerine karanfillerden “HAYIR” yazılarak yanına barışı temsilen beyaz tülbentler konuldu. Eyleme kayıp yakınlarının yanı sıra birçok insan hakkı savunucusu destek verdi.

    “BEYAZ TOROSLA GÖTÜRÜLDÜ”

    Açılış konuşmasında Yüksekovalı Kadir Kerimoğlu’nun gözaltında kaybedilişinin 22. yıl dönümü olduğu söylendi. Kadir Kerimoğlu bir beyaz torosa bindirilerek gözaltına alındığı ve daha sonra akıbeti hakkında hiçbir bilgi alınanamadığı, ailesinin tüm hukuki girişimlerinin sonuçsuz kaldığı bir kez daha hatırlatıldı. Kadir Kerimoğlu’nun davası da birçok dava gibi AİHM’de bekliyor.

    “BİZİ UNUTTULAR”

    İlk olarak söz alan Hanım Tosun 22 senedir burada oturduklarını ve iktidarın seslerini duymadığını belirterek “Referandum için hazırladıkları taslakta bizi unuttular. Bunun için hayır diyoruz. Siz bizi kabul edinceye kadar biz de sizi ve anayasanızı kabul etmiyoruz” dedi.

    “DİKTA REJİMİ ANAYASAL GÜVENCEYE ALINMAK İSTENİYOR”

    İnsan hakları savunucusu olan İkbal Eren yaşamının büyük bir bölümünün sivil ve askeri darbelerle geçtiğine dikkat çekti. Eren referandum dayatmasıyla dikta rejiminin anayasal güvence altın alınmak istendiğini vurgulayarak “Bunun kabul edilemez olduğunu belirtmek için yarın hepimiz sandığa gidip hayır diyeceğiz” şeklinde konuştu.

    “HERKES İÇİN HAYIR”

    Kayıp yakınlarında Hanife Yıldız “22 yıl önce burada herkes için adalet diyorduk. Bizi dövdüler, copladılar, gözaltına aldılar” diyerek hukukun ve adaletin herkes için gerektiğini ifade etti. Yıldız “Buraya 22 yıldır gelmeyen adalet için hayır diyoruz, öldürülen kadınlar için, çocuklar için, herkes için hayır diyoruz. Anayasayı mı kurtaracağız biz canların yaşam haklarını mı? İnsanların yaşam hakları için hayır diyoruz” dedi.

    “SUÇLULARI KORUYAN ZİHNİYETE HAYIR”

    Kayıp yakınlarında olan Ali Ocak 22 yıldır adalet arayışlarına hukuk çerçevesinde devam ettiklerini belirterek “Bu topraklarda yaşayan insanları ötekileştiren, yok sayan zihniyete hayır diyorum. Suçluları koruyan zihniyete hayır diyorum” diye ifade etti.

    “ORADA MARANGOZ HATASI OLARAK OTURMUYORSUN”

    “Hükumetler kuruldu, hükumetler düştü. Bizim taleplerimiz değişmedi” diyen Mikail Kırbayır mevcut anayasanın matah bir anayasa olmadığını ekledi. “Köprüler yapabilirsin. Elektriğini, suyunu getirebilirsin. Yapacaksın. Bu senin görevin. Orada marangoz hatası olarak oturmuyorsun” diye seslenen Kırbayır, bu yapılanların insanlara minnet olamayacağının altını çizdi. Kırbayır konuşmasına şöyle devam etti: İnsan hak ve çıkarları için hayır diyoruz, Evet şerri getireceği için hayır diyoruz. Ey halkım! Bu son şansın.
    Sen mi yöneteceksin, bir kişi mi yönetecek. Biz hayır diyoruz.

    “TÜM TOPLUMUN SAHİPLENDİĞİ BİR METİN DEĞİL”

    Haftanın basın açıklamasını cumartesi insanlarında Rezzan Karaman okudu. Karaman referandumda sunulan anayasa değişikliğinin hak ve hakikat mücadelesi yürütenleri yakından ilgilendirdiğini belirterek “Bizler, gözaltında kaybedilen insanlarımızın akıbetlerini öğrenmek istiyoruz. Bizler, gözaltında kaybetme suçunun tüm aktörlerinden hesap sorulması hakkımızın anayasal güvence altına alınmasını talep ediyoruz” diye ifade etti.

    Yarın oylanacak olan anayasa teklifinin hazırlanış yöntemi ve içeriği bakımından tüm toplumun sahiplendiği bir metin olmadığını vurgulayan Karaman “Bu teklif Türkiye’nin temel sorunlarının çözümüne, toplumsal barışa, hukukun üstünlüğüne ve kuvvetler ayrılığının sağlanmasına yönelik düzenlemeler içermiyor. Aksine, Türkiye’nin demokratikleşme ve hukuk devleti olma imkanlarını ortadan kaldıracak düzenlemeler içeriyor. Bu anayasa teklifi denge ve denetim mekanizmalarını işlevsizleştirirken, tek kişiye devletin tümüne hükmetme gücü veriyor” şeklinde konuştu.

    “ESAS İŞLEVİ TOPLUMU ÖZGÜRLEŞTİRMEK”

    Anayasanın esas işlevinin toplumu özgürleştirmek olduğunun altını çizen Karaman devlet otoritesini hukuk kurallarıyla sınırlamayan ve yurttaşları hukukun üstünlüğü ile güvence altına almayan metinlerin anayasa sayılmadığını ifade etti. İktidarın anayasa teorisine göre anayasa sayılmayan bu teklifi onaylatmak istediğini vurgulayan Karaman sözlerini şöyle sürdürdü. “Biz de diyoruz ki: Gücü bir kişide toplayarak iktidarı kişiselleştirecek, keyfileştirecek, yozlaştıracak ve demokratik değerlerden uzaklaştıracak bu anayasa teklifine ‘Hayır’ demek yurttaşlık görevidir. Demokrasinin, hukukun, adaletin ve barışın önüne barikat kurmayı hedefleyen bu anayasa teklifine ‘Hayır’ demek insanlık görevidir. Kayıplarımız için, adalet için, hakikat için ve insanlık onuru için ‘Hayır.”

    (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • ‘Haklarımızı yok edene neden ‘Evet’ diyelim’-VİDEO

    ‘Haklarımızı yok edene neden ‘Evet’ diyelim’-VİDEO

    PİRHA-Türkiye toplumu yarın sabah saatlerinden itibaren gelecek on yıllarını belirleyecek bir referandumu oylayacak. Sonuç ne olursa olsun 17 nisan sabahına uyanacak Türkiye eski Türkiye’den farklı olacak. Mikrofonumuza konuşan Sivas Kangal Alevileri kendileri için ‘Hayır’ın hayırlı olduğunu belirtiler.

    Sivas Kangal Zobular Köyünde yaşayan Elif Uğurlu “Türkiye için hiç iyi bir şey değil, hiç beğenmiyorum. Hayır diyorum ben, istemiyorum ben” diyerek başlıyor söze. Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullardan hoşnutsuzluğunu dile getiren Uğurlu “Alevilerin hakkını yok eden her şey oluyor. Bir adama yetkiyi verir isen o adam dünyayı alt üst eder, her şeyi yapar. İşyerlerini kapatır, bankaları devreder, belediyelere el koyar, her dediği olur tek adamın. Hayır, hayır, hayır istemiyoruz biz onu. Biz hayır diyoruz. Hepimiz hayır diyoruz. Hepimiz eziliyoruz, işçiler, emekçiler eziliyor, çiftçiler eziliyor. Her şeye zam, her şeye zam. Böyle olmaz. İstemiyoruz biz, hayır diyoruz” diyor.

    Zeynep Karabulut’da ise Kangal Kırlangıç Köyünde yaşıyor. Tek adam rejimini kabul etmiyorum diyen Karabulut “Tek adam rejimini asla kabul etmiyorum. Bir alevi olarak haklarımı istiyorum. Aleviler her zaman eziliyor ben bunu kabul etmiyorum. Bir vatandaş olarak da tek adamı kabul etmiyorum. Hayır diyorum” değerlendirmesinde bulunuyor.

    Mehmet GÜZEL/SİVAS

    Haberin Videosu

  • Kadınları ganimet olarak gören AKP’li hakkında suç duyurusu

    Kadınları ganimet olarak gören AKP’li hakkında suç duyurusu

    PİRHA-Sosyal medyada hayırcılara karşı yazılan hakaret ve nefret içerikli söylemlere karşı gazeteci Recai Aksu, Hacıbektaş Belediye Meclis Üyesi Ahmet Muhtar Ceyhan ve Mustafa İncesu suç duyurusunda bulundu.

    Geçtiğimiz günlerde İstanbul Belediyesi’nde çalışan AKP’li Ömer Akbayrak bir sosyal medya hesabından yazdığı “hayır oyu kullanacak vatandaşlarımızın karıları ve kızları evet oyu verenlere helaldir” ve ” hayırcıyım demek şerefsizliktir” diyen Osmaniye Düziçi’nin AKP’Lİ Belediye Başkanı Ökkeş Namlı isimlerindeki kişiler için gazeteci Recai Aksu, Hacıbektaş Belediye Meclis Üyesi Ahmet Muhtar Ceyhan ve Mustafa İncesu Hacıbektaş Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    ÖMER AKBAYRAK NE YAZMIŞTI?

    İstanbul Belediyesi’nin ALP’li çalışanı sosyal medya hesabında şunları yazmıştı: “Sevgili dostlar!!! CHP açıkça savaş ilan ederek bu hususta elinden geleni ardına koymamaktadır. Mecliste başladıkları saldırganlıklarını tüm eylem ve söylemleri ile EVETçilerin üzerine çevirmişlerdir. 17 Nisan günü savaşı kazanınca bunların karıları ve kızları GANİMET olarak EVETçilere HELALDİR.” (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Bin kere değil, seksen milyon kere hayır’-VİDEO

    ‘Bin kere değil, seksen milyon kere hayır’-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kızılay’da halka mikrofonumuzu uzattık ve anayasa değişikliği ile ilgili referandumda ‘Evet’ mi ‘Hayır’ mı diyeceklerini sorduk.

    Ankara’nın Kızılay’da halka mikrofon uzatarak referandum hakkındaki görüşlerini sorduk. Halk da referandumda ne oy kullanacaklarını ve gerekçelerini anlattı.

     Salih Yatarkalkmaz isimli bir yurttaş 16 Nisan’da ülkenin ve çocuklarının geleceği için hayır diyeceğini belirterek, “16 Nisanda yapılacak olan bizi tek adamlığa, diktatörlüğüne götürür. Ülkemiz paramparça olur. Çoluk çocuğumuz bir daha ekmek bulamaz. Ekmeğimiz, geleceğimiz ve onurumuz için hayır diyeceğim” dedi.

    “KRİZİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN YAPILAN BİR OYUN”

    Ülkenin geleceğini belirleyecek bir referanduma sürüklendiğimizi vurgulayan Ahmet Kesik adlı bir yurttaş ise “Bugün ülkenin bir referanduma ihtiyacı yok. Bu krizin üstünü örtmek için yapılan bir oyun, yapılan bir düzendir. Rejim her zaman çaresiz kaldığında farklı argümanlarla başka yere çekmek için yapılan bir oyundur. Türkiye zaten tek adam tarafından yönetiliyor. Tek adamın yönettiği ülkede yarın bir adam gelir de bana bunun hesabını sorar diye geleceğini güvene almak için bugünkü siyasal iktidarın ve aynı zamanda AKP saray koalisyonundaki yapıların kendilerini garanti altına alma girişimidir” şeklinde konuştu.

    “Gerçekten de deyim yerinde ise taşları bağlamışlar köpekleri serbest bırakmışlar” diyen Kazım Ertaş isimli bir vatandaş da “Benim tek nedenim olağan üstü hal uygulanan bir ülkede böylesi bir konuda hele hele anayasa konusunda referandum ya da halk oylaması yapılması öyle zoruma gidiyor ki bin kere değil hatta seksen milyon kere hayır” dedi.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin videosu

  • ‘Tek adama asla, asla, asla’-VİDEO

    ‘Tek adama asla, asla, asla’-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kızılay Meydanı’nda halka referandumu sorduk. Halk referandumda ne diyeceklerini ve gerekçelerini PİRHA’ya anlattı. 

    Ankara’nın merkezi konumlarından olan Kızılay Meydanı’nda halk referandum kararını ve gerekçelerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Trabzon’dan gelen Tuna Aydın isimli bir vatandaş “Çocuklarımızın geleceğini ve kazandığımız bütün güzellikleri kaybetmemek için Hayır diyoruz. Umuyorum bir yanlışlık yapıp ta oylarımızı mahvetmezler” diyerek sandığa olan güvensizliğini dile getiriyor.

    Bir kadın işçi olan Nazife Ortakçı kadının özgürleşmesi için, asgari ücretle çalışmak istemediği için ve taşerona verilen sözlerin yerine getirilmesini istediği için hayır dediğini belirtti.

    Ankara’da yaşayan Ayhan Bingöl bu ülkede bir faşizm politikasının yürütüldüğünü ifade ederek “Tek adam dayatması faşizmin bir şekilde yaşama geçirilmesidir. Bu nedenle 16 Nisan’da yapılacak seçimde faşizme, baskıya, işkenceye, savaşa, hırsızlığa, zama, zulme ve benzeri bütün şeylere hayır demek gerekir. Kahrolsun faşizm” dedi.

    “EŞİT YURTAŞLIK İÇİN HAYIR”

    Emekli bir vatandaş olan Erdoğan Şanlı referandumda hayır diyeceğini söyleyerek gerekçelerini şöyle açıklıyor: Tek insanla yönetilmek istemiyorum. 15 yıldır yaptıkları politikaları gördüğümden dolayı, bizleri insan yerine koymadıkları için, şimdiye kadar yaptıklarının halkın aleyhine olduğunu gördüm. Bunun için 18 maddenin cumhurbaşkanını koruma altına almak olduğundan dolayı hayır diyeceğim.

    “Tek kişilik dikta yönetimine hayır” diyen Hamza İnkaya, gençlerle ilgili maddeyi eleştirerek “Gençler üniversitelerde kendi temsilcilerini seçemezken milletvekili yapılıyor. 18 yaşında liseyi, üniversiteyi bitirmemiş öğrenciye milletvekilliği vereceğiz. Yok böyle bir şey” dedi.

    Eşit yurttaşlık için hayır dediğini belirten Hasan Koçak “Tek adam diktatörlüğüne hayır. Özgürce yaşamak için, hak, hukuk ve adalet için hayır diyorum” şeklinde konuştu.

    20 yıl Avustralya’da yaşadığını söyleyen Gül Aslan ülkenin korkunç bir yere doğru sürüklendiğini ve bunu esefle karşıladığını ifade ederek “Başkanlık denilen o rejim gelir ise bu ülkede bir dakika bile kalmak istemiyorum. Bunu çok üzüntüyle burada kalan bütün vatandaşlara saygıyla ve üzülerek söylemek zorundayım. Bu meclisin feshine kadar götürecek tek adama asla,  asla, asla” diye belirtti.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

  • “Sürekli kandırılan birine nasıl Evet oyu verelim”- VİDEO

    “Sürekli kandırılan birine nasıl Evet oyu verelim”- VİDEO

    PİRHA – AKP ile MHP’nin ortak hazırladığı ve 16 Nisan’da yapılacak olan yeni anayasa değişikliği referandumuna sayılı günler kaldı. Türkiye halkının kaderini belirleyecek olan referanduma ilişkin Amasya esnafına ve pazar halkına PİRHA mikrofonunu uzattık.

    Amasya, Merzifon’daki Katık Pazarı’na peynir, çökelik, tereyağı, yumurta gibi hayvansal ürünlerin yanı sıra pancar, madımak gibi kendi ürettikleri ve topladıkları ürünleri getirip pazarda satan kadınlar ev ekonomisine azda olsa katkı sağlıyorlar.

    Merzifon’daki Katık Pazarı halkı ve esnafı referanduma ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Referandum yaklaşırken kimi vatandaş halen kararsız olduğunu ifade ederken kimisi Hayır, kimisi de Evet diyor.

    “TÜRKİYE’NİN VE ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İÇİN HAYIR DİYECEĞİZ”

    Çoğu kişi Türkiye’nin ve çocuklarının geleceği için Hayır diyeceklerini ifade ederken, birçoğu da tek adamla ülkenin yönetilmeyeceğini ve ülkenin kutuplaştırıldığını artık özgürce kendilerini ifade edemediklerini belirttiler. Bir kadın yurttaş ise, “Bugüne kadar Evet dediğini ancak bu referandumun gereksiz olduğunu düşündüğüm için Hayır, diyeceğim” dedi.

    “SÜREKLİ KANDIRILAN BİRİNE NASIL EVET DİYELİM”

    16 Nisan’da yapılacak referanduma ilişkin bir genç ise,  “Bu yetki padişaha bile verilmedi. 15 yıldır iktidar olan bu hükumet sürekli kandırıldığını ve aldatıldığını söylüyor. Sürekli kandırılan ve aldatılan bu tek adamlık sisteme nasıl güvenip de Evet oyu verelim” diye konuştu.

    16 Nisanda anayasa değişikliğine ilişkin yapılacak olan referandumda Evet diyeceklerini belirten vatandaşlar da neden Evet diyeceklerini şu sözlerle ifade ettiler:

    “Başbakan ve Cumhurbaşkanının peşinden gideceklerini ve yeni anayasa değişikliğinde 18 yaşındakilerin milletvekili olması yasası getirileceği için Evet diyeceğiz.”

    İsmet Sefer-Sevim Kahraman/MERZİFON

    HABERİN VİDEOSU

     

  • ‘Biz halkız, kazanacağız, Hayır kazanacak’-VİDEO

    ‘Biz halkız, kazanacağız, Hayır kazanacak’-VİDEO

    PİRHA- Muharrem Şaşkın, antikapitalist müslüman. Adaletsiz bir referandum süreci yaşandığını belirtiyor. Şaşkın, “Biz halkız. Düşeriz, kalkarız, tekrar ayaklarımızın üzerinde dururuz. Biz kazanacağız. Hayır kazanacak. Hayırlısı olsun diyorum” dedi. 

    Başkanlığı ve rejim değişikliğini öngören anayasa değişikliğinin oylanacağı referandum seçimi 16 Nisan’da yapılacak. Referanduma ilişkin PİRHA’ya konuşan antikapitalist müslüman Muharrem Şaşkın, “Bu referandum süreci dünyanın gördüğü herhalde en adaletsiz bir süreç” dedi.

    Referandum çalışmaları sürecinde Hayır’a tahammül edilmediğinin altını çizen Şaşkın, böyle bir süreci 90’larda bile yaşamadıklarını kaydetti.

    Muharrem Şaşkın sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Benim yaşım bir hayli var. Yani 12 Eylül’de gençliğe ilk adımımı atmıştım ve politik bir insandım. Böyle bir şeyler hiç yaşamadık biz. 90’lı yıllarda da yaşamadık. Bu inanılmaz, her yerde devasa evetler, televizyonlar, ekranlar var. Küçücük bir hayıra bile tahammülleri yok. Küçücük bir hayıra neden tahammül etmezler? Sabahleyin bakıyorum küçük hayırları kesiyorlar, koparıyorlar. Bunun sebebi korku, bence korkudan kaynaklanıyor. Niçin korktuklarını biliyoruz onları da anlıyoruz ama korkunun ecele hiçbir faydası yok. Bu bir halk mücadelesi. Yani bu parti mücadelesi değil. Bütün partilere oy vermiş halklarımızla komşuyuz, akrabayız. Yani onlarla alışveriş yapıyoruz. Her yerde birlikte oturuyoruz, seyahat ediyoruz. Dolayısıyla halkımızın ben bir sağduyusu, bir ruhu olduğuna inanıyorum.”

    “BİZİM KALBİMİZDEKİ HAYIRLARI SİLEMEZLER”

    Sokakta ‘Hayır’ afişlerinin bile kesildiğini söyleyen Muharrem Şaşkın, “O küçücük hayırlara bile izin vermiyorlar, yasaklıyorlar, yırtıyorlar, kesiyorlar. Ama bizim kalbimizdeki, bizim aklımızdaki, belleğimizdeki, bilincimizdeki hayırları ne silebilirler, ne yırtabilirler, ne de kesebilirler. Korkunun da ecele hiçbir faydası yok. Biz halkız. Düşeriz, kalkarız, tekrar ayaklarımızın üzerinde dururuz. Biz kazanacağız. Hayır kazanacak. Hayırlısı olsun diyorum” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

    Haberin videosu