Etiket: hızır

  • Britanya Alevi Federasyonu’ndan Hızır açıklaması

    Britanya Alevi Federasyonu’ndan Hızır açıklaması

    PİRHA- Britanya Alevi Federasyonu, “Sevginin, barışın, doğaya ve insana saygının merkezde olduğu bir gelecek dileğimiz ile tüm canlarımızın Hızır Oruçları kabul olsun. Darda kalanın, gelecek güzel, umutlu baharlara hasret tüm canlarımızın Hızır yar ve yardımcısı olsun” dedi. 

    Britanya Alevi Federasyonu, Hızır ayına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamaya ozan Perişan Ali’nin şiiri ile başlandı.

    Aleviler’in yüzyıllardır Şubat ayının ortasına kadar 13-14-15 şubat günlerinde üç gün oruç tuttukları hatırlatılan açıklamada, “Oruçlarımız, Boz Atlı Hızır’ın şahsında tüm güzelliklerin ve iyiliklerin adınadır” denildi.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hızır günlerinde, doğanın yeniden yeşermeye, yeniden canlanmaya hazırlanması gibi Canlar da yeni bir yıla, yeni umutlara, yeni mutluluklara, inanca, sevgiye merhaba diyor.

    Hızır ayında biz Aleviler, Hızır’a olan inancımız, bağlılığımız ve saygımızla yürekten Hızır’ı çağırır, onu yad ederiz. Biliriz ki Hızır ihtiyacı olana, ona güvenen, medet umana yetişir. Hızır’ı yad edenlere, Hızır’ı, Hızır inancını gönlünde yaşatanlara Hızır hep yardımcı olur.

    Hızır, Kızılbaş Alevilerin nerede olursa olsunlar darlarına yetişen, yanıbaşlarında olan, umutları, barış ve sevginin egemen olduğu bir dünyaya olan inançları, bilimle, sanatla, eğitimle karanlıkları aydınlatan ışıkları olmuştur.

    Britanya’da yaşayan Aleviler olarak, geleceğimize olan inancımız, yolumuzda yürüme kararlılığımız bugün daha büyüktür. Britanya’nın dört bir köşesinden bir araya gelip, yarınlarımız için çalışan gençlerimiz, gün geçtikçe büyüyen, gelişen, daha fazla bilim, daha fazla sanat, daha fazla dostluk ve barış çağrısı üreten cemevlerimiz, dergahlarımız, canlarımızın Hızır ayı itikatini, birlikteliğini çoğaltmaktadır.

    Sevginin, barışın, doğaya ve insana saygının merkezde olduğu bir gelecek dileğimiz ile, tüm camlarımızın Hızır Oruçları kabul olsun. Darda kalanın, gelecek güzel, umutlu baharlara hasret tüm canlarımızın Hızır yar ve yardımcısı olsun.

    Oruçlarımız, niyetlerimiz, lokmalarımız ve cümle hizmetlerimiz hakk katında kabul olsun. Boz Atlı Hızır Yardımcımız Olsun.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Leverkusen ve Bielefeld’de Hızır Cemi düzenlendi-VİDEO

    Leverkusen ve Bielefeld’de Hızır Cemi düzenlendi-VİDEO

    PİRHA- Leverkusen ve Bielefeld’de Alevilerin kutsal ayı Hızır vesilesiyle Hızır Cemi düzenlendi. 

    Aleviler için kutsal sayılan Hızır Ayı vesilesiyle Leverkusen Alevi Dergahı’nda Hızır Cemi düzenlendi. Ceme Pir Mustafa Aslan, Pir Ali Bali, Pir Mustafa Erdoğan ve Ayten Şimsir’in yanında çok sayıda kişi katıldı. Hızır ceminde Pir Ali Bali’nin okuduğu gulbangla çerağlar yakıldı. Ardından Pir Bali Hızır ayının önemine vurgu yaptı. Afrin’deki savaş durumuna da değinen Pir Bali, Alevilerin hak ve hakikatten yana olduğuna, dolayısıya savaşa karşı olduğuna işaret etti. Ayten Şimşir de yaptığı konuşmada Alevi tarihinde ana kadınların önemine dikkat çekerek, “Bizler ikrarından dönmedikleri için diri diri yakılan ana kadınların nesliyiz” dedi. Yapılan konuşmaların ardından semaha duruldu. Cemin sonunda lokmalar pay edildi.

    Bielefeld’de bulunan Dergaha Elewiyan’da yapılan Hızır Cemi’ni Pir Rıza Yağmur yürüttü. Dualar tüm mazlumlar ve zorda kalanlar için yapıldı. Pir Yağmur yaptığı konuşmada, Hızır’ın Afrin’de darda olanların yanında olduğunu söyledi. Pir Yağmur’un okuduğu deyişlerle semaha duruldu. Ardından lokmalar pay edildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

    Bielefeld Dergeha Elewiyan

     

     

  • Emekli Daimi Aslan’ın zakirlik tutkusu- VİDEO

    Emekli Daimi Aslan’ın zakirlik tutkusu- VİDEO

    PİRHA – Her Perşembe günü elinde lokmasıyla cemevinin yolunu tutuyor Daimi Aslan. Çocukluğundan beri hayali olan zakirliğe emekli olduktan sonra başlayan Aslan, 14 yıldır Alibeyköy Cemevi’nde bu yolun sürdürücülerinden.

    Haberin Videosu

    1960 doğumlu Daimi Aslan, Dersim Pülümür Kırkmeşe köyünden. 1976 yılında İstanbul’a göç eden Aslan, küçük yaşlarda çalışmaya başlamış. Çocukluktan zakirliğe merak salan Aslan, 1998’de Arif Sağ Müzik okulunda eğitim almış. 2005 yılında emekli olunca da Alibeyköy Cemevi’nde zakirlik yapmaya başlamış. Zakirliğin yanı sıra Aslan’ın yağlı boya çalışmaları da var.

    Geçtiğimiz Perşembe günü elinde lokmasıyla Alibeyköy Cemevi’ne girerken görüntülüyoruz Daimi Aslanı. Eline aldığı bağlamasıyla cem salonuna gidiyor. Cem başlamadan hazırlık yapan Aslan ile kısa bir zaman diliminde konuşuyoruz. 14 yıldır cemevinde zakirlik yaptığını söyleyen Aslan, “Beni Zakirliğe iten şey, küçüklükten beri saza ve deyişlere çok düşkündüm” diyor.

    “ZAKİRLİK, ALEVİLERİN EĞİTİM KURUMUDUR”

    Aslan, Zakirliğin Alevilikteki önemini şöyle anlatıyor:

    “Zakirlik; aslında batını alemde akıl yayıcı yani Aleviliğin bir eğitim kurumudur, tabi rehberden sonra. Zakirlik, Alevilere yol gösterir ve onlara gereken bilgileri verir. Zakirliğin İmam Cafer Sadık’tan kaldığını söylüyorlar. Ozanlar nasıl ki halkı aydınlatıyorlar, halkın dertlerini dile getiriyorsa biz de o şekilde halkın dertlerini dile getiriyoruz. İbadetlerimizi usulüne göre yapıyoruz.”

    “DOĞUDA ZAKİRLİĞİ PİRLER YAPIYORDU”

    Zakir Daimi Aslan, eskiden doğuda zakirliği dedelerin yaptığını söylüyor. “Dede hem zakirlik hem de cem yapıyordu” diyen Aslan, Metropol şehirlerde cemlerin uzaması nedeniyle dedelerin işinin kolaylaşması için saz çalan, deyiş söyleyen insanlar seçilip zakir oluyorlardı” ifadelerini kullanıyor.

    Zakirin toplumu aydınlatması gerektiğini düşünen Aslan, “Zakir olmak için ehlibeyt sevgisi gerekiyor. Alevi, edepli, dürüst ve çevre tarafından sevilen, kötü şeylere bulaşmamış temiz biri olmalı” diyor.

    CEMLERDE EN BÜYÜK GÖREV ZAKİRLERE DÜŞÜYOR

    Cemlerdeki en büyük görevlerden birinin zakirlik yapmak olduğunu söyleyen Aslan, “Rehber gelir oturur gelen insanların lokmalarına duasını verir. Salon dolduğu zaman pir ile mürşit içeri girerler, duasını alırlar, post duasını da verir yerlerine otururlar. Saat akşam 7’den 8’e kadar aydınlatıcı muhabbet yaparlar. O arada zakir birkaç deyiş söyler. Bu arada dedeler biraz dinlenir. Saat 8’e kadar bu böyle sürüyor. 8’den sonra cemin yüzde sekseni zakire düşüyor” dedi.

    Aslan, “Zakir olmak isteyen zakirin yanına geliyor onun çalgısına, sesine ve düzenine bakarak yavaş yavaş öğreniyor” dedi. Cemevlerindeki zakirlerin ve dedelerin herhangi bir ücret almadıklarını söyleyen Daimi Aslan, zakirlerin toplumsal olaylara da duyarlı olması gerektiğini söyledi.

    XIZIR; DARDA KALANLARIN DOSTUDUR

    Zakir Daimi Aslan, Xızır ayından beklentilerini ise şöyle anlatıyor:

    “Hızır darda kalanların dostudur. Ya Xızır diyenlerin imdadına yetişiyor. Xızır her yerde. Xızır fakir kılığına girerek, evden birinin kılığına ya da sevmediğin birinin kılığına girerek geliyor. Biz her gördüğümüzü Xızır bileceğiz, iyi niyetle güzel duygularla. Öncellikle insanların samimi olmasını isterim. İnsanların doğru ve dürüst durmalarını takiyye yapmamalarını işitiyorum. İnsan ayrımı yapmayacak barışçıl, güzel insanların çoğalacağına inanıyorum.”

    Sohbetin ardından Zakir Aslan, bir duaz-ı imam seslendiriyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Dersim Ardıç Köyü’nde Hızır Qawutu yapılmaya başlandı-VİDEO

    Dersim Ardıç Köyü’nde Hızır Qawutu yapılmaya başlandı-VİDEO

    PİRHA – Aleviler için kutsal olan, bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, barışı, sevgiyi ve baharı müjdeleyen Hızır ayına girildi. Dersim’de Hızır hazırlıklarına başlayan köylüler Hızır’ı karşılamak için Hızır Qawutu (Kavut) yapmaya başladı.

    Haberin Videosu

    Aleviler için kutsal olan, bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, barışı, sevgiyi ve baharın gelişini müjdeleyen Hızır ayı başladı. Alevilerin her yıl Şubat ayında tuttuğu Hızır orucu bölgelere göre değişiyor. Bazı yörelerde 9, 10 ve 11 Şubat, bazı yörelerde 13, 14, 15 Şubat tarihleri arasında üçer gün tutulan Hızır Orucu, bazı yörelerde ise 5 ya da 7 gün olarak tutulur. Bu nedenle Şubat ayı Aleviler açısından Hızır ayı olarak da bilinir.

    Dersim’de Hızır (Xızır) ayı gelenekleri kapsamında en önemli etkinlik, Hızır Qawutu’nu yaparak Hızır’ın gelmesini beklemektir. Hızır ayında Hızır’ı karşılamak için her yıl yapılan Hızır Qawutu Dersim ve birçok Alevi coğrafyasında önemli bir gelenektir. Dersim’de 40 hanede oluşan Ardıç köyünde köy sakinleri Hızır’ı karşılamak için Hızır Qawutu (Kavut) yapmaya başladı. Köylüler bu Hızır ayında da barışın, hoşgörünün, kardeşliğinin , eşitliğin ve sevginin egemen olmasını temenni ettiler.

    Hızır ayına ilişkin yapılan Hızır Qawutu’nun yapılma aşamaları şöyle:

    “Buğday önce sacda kızgın ateşle kavrulur. Kavrulan buğdaylar eski bir teknik olan taşlarla öğütülür ve sonra elekle elenir. Eleme işleminden sonra kimse el vurmayacak şekilde leğene bırakılarak Hızır beklenir. Eğer ev halkının kalbi temizse Hızır akşam eve gelip hazırlanan Qawuta (Kavut) dokunur. Ve sabah Hızır’ın geldiğini hisseden aile kurban keser.

    Hızır’ın bir olduğuna ancak zorlu kış şartlarından dolayı Dersim’de tüm ilçe ve köylere ayrı ayrı gittiğine inanılır. Bu nedenle her ilçede üç farklı zamanda oruç tutulur.

    Hızır orucunun son günü olan Perşembe günü kurbanlar kesilir ve komşulara zengin fakir ayırt edilmeden eşit şekilde dağıtılır. Ayrıca Perşembe günü lokmalar hazırlanır mezar ve ziyaretlere gidilir. (HABER MERKEZİ)

     

  • FEDA Pirler Kurulu: İnanç değerlerimizin kutsallığı yok edilmeye çalışılıyor

    FEDA Pirler Kurulu: İnanç değerlerimizin kutsallığı yok edilmeye çalışılıyor

    PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Pirler Kurulu Hızır Ayı vesilesiyle bir açıklama yayınladı.

    “Aleviler Mezopotamya’da 10 bin yılı aşan katliamlara, sürgünlere rağmen halen öz kültürlerini, inançlarını yaşıyor ve yaşatıyor” denilen açıklamada, “Hızır etkinlikleri, bu tarihsel güzergahın günümüze ulaşan en önemli öğelerinden birini oluşturur. Bir çiftçi ve çoban toplum kültürü olarak Hızır etkinlikleri, bir “yeniden doğuş” anlamına geldiği gibi, aynı zamanda bir yıldönümü ve bu bağlamda mevsim dönümü anlamını ifade etmektedir. O bir “beslenme” olduğu gibi aynı zamanda bir “barınma, sağlık, mutluluk, sevgi, kardeşlik, dayanışma ve paylaşma” gibi insansal etkinliklerle de kendisini açığa vurur” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, “Aleviler, Hızır Orucu vesilesi ile  kurdukları cemlerde dar û didarla buluşarak bir yılın özeleştirisini verirken, diğer yandan binlerce yıldır kutsal sayılan Hızır’ın, yaşlı olduğu için kış koşullarında bereket götüremediğine inandıkları için 3 günlük oruç tutuyor” diye belirtildi

    “SORUNLAR İÇ MEKANİZMA İLE ÇÖZÜLMÜŞTÜR”

    Açıklamanın devamında Hızır’ın anlamına vurgu yapılarak şunlar aktarıldı:

    ” Alevi Toplumu inançlarını doğa koşullarını gözeterek yaşamıştır ve kimi bölgelerimizde  kış koşulları nedeniyle Hızır Orucu  4 haftaya yayılmıştır.  Hızır Orucu’yla bir nevi nefis terbiyesi ile  bir yılın muhasebesi  yapılarak Dar û Didar’a hazırlık yapılır. 3 günlük oruç tutulduktan sonra kurbanlar kesilir, niyaz dağıtılır ve cem kurulur, talipler  semah ile  dara çıkartılır. Bir yılda Alevi inancında yeri olmayan, insan öldürme, ahl ve daha birçok şeye dair  görüşülür, sorunlar varsa çözülür.

    “İNANÇ DEĞERLERİMİZİN KUTSALLIĞI YOK EDİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Alevi inanç sistemi diğer inançlardan farklıdır; binlerce yıldır toplumsal sorunlarını kendi iç mekanizması ile çözmüşlerdir. Son yıllarda ne yazık ki  Alevi inancını yok etmeye dönük oyunlar oynanarak  gerek toplumumuzun birliği ve bütünlüğü,  gerekse inanç değerlerimizin kutsallığı yok edilmeye çalışılıyor.

    Na hakk zihniyetin geliştirdiği içeriden ve dışarıdan  asimilasyon politikalarına karşı bilinmelidir ki,   Aleviler ibadetlerini hiçbir zaman resmi mekanlara bağlı bir şekilde  yapmamıştır. Çünkü onun inancı doğadır, insandır. Aleviler hiçbir zaman ecelsiz ölümden yana olmamıştır ve firavun zihniyetin tetikçilerine dua vermemiştir.

    Bizler tamda bir yıllık yaşam muhasebesinin yapılacağı bir dem û devrana girmişken, Hızır vesilesiyle nefisler ve ağızlar mühürlü her canın özü darda iken;  başta yolumuza hizmet ettiğini iddia eden ancak Na Hak zihniyetten yüz çevirmeyen, bir türlü haktan yana olamayan kanaat öncüleri olmak üzere Alevi kurum temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve tabiki tüm Alevi toplumunu turab olup yol değerlerimizle bütünleşmeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Freiburg Alevi Dergahı’nda Kalo, Pire etkinliği-VİDEO

    Freiburg Alevi Dergahı’nda Kalo, Pire etkinliği-VİDEO

    PİRHA-Freiburg Alevi Dergahı’nda Hızır Ayı vesilesiyle bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinlikte Kalo ve Pire kılığına girilerek lokmalar toplandı. Lokmalar toplanırken, “Sere sale, bine sale, Hızır kata ve male. Bidin sadake kale” tekerlemeleri okundu. Ardından billur eşliğinde deyişler söylendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Zulme karşı mücadele veren herkes birer Hızır’dır’-VİDEO

    ‘Zulme karşı mücadele veren herkes birer Hızır’dır’-VİDEO

    PİRHA – OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10’un çalışanlarının kanallarını geri almak için başlattığı eylem 70. haftasında da devam etti. Eylemde konuşan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, ‘Bugün bu karanlığa, zulme ve zorbalığa karşı mücadele veren herkes bizim için birer Hızır’dır. Tüm bu zulüm ve zorbalığa karşı susanlar ise dilsiz şeytandır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU 

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan TV10’un emekçileri, 70. kez kanallarının açılması talebiyle buluştu. “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” şiarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen basın emekçilerinin eylemine bu hafta kayıp yakınları, insan hakları aktivistleri, hasta tutuklu yakınları, Grup Waweyli ve TV10 izleyicileri destek verdi.

    “TEK SUÇLARI GAZETECİLİK YAPMALARIYDI”

    Bu haftanın açılış konuşmasını yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Yaklaşık bir ay önce TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı ve Yöneticisi Veli Haydar Güleç ve TV10 Kameramanı Kemal Demir gözaltına alınarak Silivri Cezaevine götürüldü. Bu arkadaşlarımızın gazetecilik, televizyonculuk ve habercilik dışında herhangi bir suçu yoktur. Tek suçları duyarlı davranmaları ve Alevilere ilişkin sorunları TV10’da dile getirip yayınlamalarıdır. Ve bugün bu arkadaşlarımız gibi 150’ye aşkın gazeteci arkadaşımız cezaevindedir” diye konuştu.

    “GAZETECİLERİN GÖREVİ GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARMAKTIR”

    Mevcut baskıcı iktidar dönemi ve OHAL süreci boyunca baskıların devam edeceğini belirten Kişin, “Bir ülkede gazeteciler gözaltına alınıp ifade özgürlüğü suç sayılıyorsa o ülkede insan haklarından ve demokrasiden söz edilemez. Gazetecilerin görevi gerçeği açığa çıkarıp, topluma göstermektedir. Bu arkadaşlarımızın yaptığı da budur” ifadelerini kullandı.

    “HIZIR DARDA OLANIN İMDADINA YETİŞENDİR”

    Kişin, “Alevi toplumu için Şubat ayı Hızır ayıdır. İnancımıza göre Hızır bereketi, baharı, özgürlüğü, aydınlığı, yeni yaşamı ve doğanın canlanmasını ifade eder. Hızır bir anlamda darda, zorda ve sıkıntı içinde olanın darına ve imdadına yetişendir. Hızır dışımızda aramayalım. Hızır ben, sen ve birbirinin darına yetişendir. Dolayısı ile Hızır olmak bu zor süreçte önemlidir. Emeği, yaşamı ve geleceği gasp edilenin yanında olmak, maddi ve manevi destek olmak Hızır’ın ete kemiğe bürünme halidir” şeklinde konuştu.

    “ALEVİ İNANCINDA SAVAŞ CEHENNEM DEMEKTİR”

    “Bugün bu karanlığa, zulme ve zorbalığa karşı mücadele veren herkes bizim için birer Hızır’dır ancak zulme ve zorbalığa karşı susanlar ise dilsiz şeytandır” diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak şunları ifade etti:

    “Alevi inancında savaş cehennem demektir. Cehennem başkasının toprağına yaşamına, kültürüne, diline ve inancına saldırıdır. Cennet ise vicdanlı, ahlaklı olmaktır. Cehennemi ve cenneti bu dünyanın dışında aramıyoruz.”

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan ve sonra TMSF’ye devredilerek satılan kanallarını geri almak için başlattıkları eylemin 70. haftasında Hubyar Ocağı Dedesi Hüseyin Kelleci lokma duası verdi. Lokma duasının ardından Grup Waweli deyişler seslendirdi. Dağıtılan lokmaların ardından eylem son buldu.  (HABER MERKEZİ)

  • İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat: Hızır, sevgi, barış ve kardeşliktir

    İmam Rıza Ocağı Pirlerinden Celal Fırat: Hızır, sevgi, barış ve kardeşliktir

    PİRHA- Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, hoşgörüyü, umudu, sevgiyi, birlikteliği simgeleyen Hızır ayına ilişkin konuşan İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede  Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Kızılbaş Aleviler için Hızır her şeydir. Hızır berekettir, sevgidir, barıştır, kardeşliktir, insanların birbirlerine yönelik olan ön yargılarını kırması ve nefsini köreltmesidir” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Aleviler için kutsal olan ve bolluğu, bereketi, doğanın yeniden dirilişini, sevgiyi, hoşgörüyü barışı simgeleyen Hızır ayına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Aleviler için kutsal olan Hızır ayına girildi. Alevilerin her yıl Şubat ayında tuttuğu Hızır orucu bölgelere göre değişiyor. Bazı yörelerde 9, 10 ve 11 Şubat, bazı yörelerde 13, 14, 15 Şubat tarihleri arasında üçer gün tutulan Hızır Orucu, bazı yörelerde ise 5 ya da 7 gün olarak tutulur. Bu nedenle Şubat ayı Aleviler açısından Hızır ayı olarak da bilinir.

    “ALEVİLER İÇİN HIZIR HER ŞEYDİR”

    “Kızılbaş Aleviler için Hızır her şeydir” diyen Fırat, “Hızır berekettir, sevgidir, barıştır, kardeşliktir, insanların birbirlerine yönelik olan ön yargılarını kırmasıdır ve nefsini köreltmektir. Hızır ayı aynı zamanda tabiatın uyanışı ve yeni bir canlılık algılayışıdır. Cemrenin havaya, suya, toprağa birer hafta ile düştüğü aydır” diye konuştu.

    “HIZIR AYI NEŞE VE COŞKU İLE KARŞILANIRDI”

    Fırat, “Hızır ayı olan 14-15 ve 16 Şubat’ta Aleviler oruç tutarlar. Bizim köyde çocukluğumda Hızır ayı büyük bir neşe ve coşku ile karşılanırdı. Akşamları börekler ve hoşaflar yapılırdı. Hatta Hızır gelecek diye akşamları yatağını yaparlardı ve yatağının başına yapılan böreklerden konulur yanına çayı yapılır bırakılırdı. Ayrıca Hızır’ın atı için ahırda yer yapılır yem konulurdu. Ve sabah uyandığımızda Hızır gelip ‘yaptığımız lokmaları yemiş mi’ diye kalkıp bakardık” diye konuştu.

    Eskiden doğduğu büyüdüğü köye Hızır ayında Adıyaman’dan gelen katırcıların ve tütüncülerin Hızır gibi karşılandığını ve haftalarca misafir edildiğini belirten Fırat, ”Günümüzde toplum öyle bir hale geldi ki birbirini ayırmakta, ötekileştirmekte ve barış istediği için içeri atılmaktadır. Artık böyle bir süreçle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “PİR VE TALİBİ BULUŞTURMALIYIZ”

    “Hızır ayı sadece Alevi Kızılbaş toplumu için büyük bir önem ve değere sahiptir” diyen Fırat şunları ifade etti:

    “Kızılbaş Aleviler Hızır ayında pirlerinin evlerine mihman olmasını ve eşiklerine giderek bir dua vermesini beklerler. Bugün ise metropollere geldiğimizden dolayı bu ilişkilerin zedelendiğini görüyoruz. Dede talip ve pir talip ilişkileri ciddi bir dejenerasyon ile karşı karşıyadır. Eski ilişkilerimizi tekrar canlandırmamız lazım. Pir ve talibi buluşturmalıyız. Hızır geldiğinde sorun sıkıntı var ise o sorun ve sıkıntıları çözüp mutluluk, huzur bahşedildiği inancı vardır.”

    “HER BİRİMİZ BİR HIZIR OLMALIYIZ”

    Fırat, “Alevilerin Hızır ayına tarihsel bir misyon yüklemiştir. Alevi Kızılbaş geleneği çerçevesi içerisindeki Hızır inancını Hakka şirk koşmak olarak görenler oluyor. Ancak Hızır bizim için nefestir, hayattır, tabiattır ve doğadır. Aleviler her zaman barışseverdir. Dillerinde hiçbir zaman ırkçılık ve ötekileştirme yoktur. Aleviler hep sevgiden bahsederler. Kan, şiddet ve gözyaşı olmaması için gülbang ile dua ederler. Bu nedenle Hızır’ın bu zor süreçte tez zamanda gelmesi lazım. Ama biz biliriz ki her birimiz bir Hızır olmamız lazım. Eğer biz Hızır’ı başka yerlerde beklersek başımızdaki zalimler bize bu zalimliği yapmaktan geri duymayacaktır. Bu yüzden herkes birbirinin Hızır’ı olmalıdır. Herkes birbirinin elinde tutmalıdır. Çünkü bu inancın felsefesi bunu gerektiriyor” diye konuştu.

    “SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEKTİR”

    “Her bir vatandaş ve Kızılbaş Alevilerin yapması gereken bu süreçte daha sımsıkı yan yana durup ülkede yapılan bu zalimliklere hukuksuzluklara karşı durarak ses çıkarmalarıdır” diyen İmam Rıza Ocağı Piri ve Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat son olarak şunları ifade etti:

    “Biz her zaman ‘Susma Sustukça Sıra Sana Gelecektir’ deriz. Bugün sıra hepimizde çünkü, gelenek, görenek, düşünce ve dilinden dolayı herkes tutuklanıp içeri atılmaktadır. Ve gerçekten zulmün çok olduğu bir süreç yaşıyoruz. Hızır umarım tez zamanda gelerek hepimizin carına yetişir. Ama şunun bilincinde olmamız lazım. Hızır’ı farklı yerlerde aramamız lazım. Çünkü hepimiz birer Hızır sayılırız. Eğer ben dara düştüğümde sen bana yetişirsen benim Hızır’ım sensin diye düşünüyorum.” (HABER MERKEZİ)

  • Gazi Cemevi Gençliği’nden Hızır konferansı

    Gazi Cemevi Gençliği’nden Hızır konferansı

    PİRHA- İstanbul Gazi Cemevi Gençliği, Aleviler için önemli olan Hızır ayına yönelik düzenledikleri konferansta bir araya geldiler.

    İstanbul Gazi Mahallesinde bulunan Gazi Cemevi Gençlik Kurulu ‘Aleviler Hızır için buluşuyor’ konulu konferans düzenledi. Konferansta, Aleviler için Hızır ayının anlam ve önemi anlatıldı.

    Ağuçan Ocağı Piri Hıdır Canan ve Baba Mansur Ocağı Piri Mehmet Karabulut’un konuşmacı olarak katıldığı konferansta Hak Aşkına ve Pir Aşkına deliller yakıldı, deyişler okundu, Hızır lokması dağıtıldı.

    Pir Hıdır Canan, “Hızır ayı bolluk ve bereket ayıdır. Hızır’ın Zorda, darda kalana yardım ettiğini ayrıca birlik ve beraberliği sağladığını” ifade etti.

    Gazi Cemevi’nde yapılan konferans dedelerin okuduğu dualarla son buldu. (HABER MERKEZİ)

    HABERİN VİDEOSU

  • Ataşehir Cemevi’nde Hızır lokmaları dağıtıldı

    Ataşehir Cemevi’nde Hızır lokmaları dağıtıldı

    PİRHA- Hızır orucunun son günü olan 16 Şubat Perşembe günü Pir sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Ataşehir Cemevi’nde, lokmalar paylaşıldı, dualar edildi, çerağlar uyandırıldı, 12 hizmet yapıldı.    

    “HIZIR AYI BOLLUĞUN VE BEREKETİN SİMGESİDİR”

    Hızır Cemi için gelen alevi yurttaşlar, PİRHA’ya Hızır’dan  beklentilerini anlattılar:

    “Hızır ayının bolluğun ve bereketin simgesi olduğu gibi aynı zamanda da bahar aynın müjdecisidir. Hızır’da herkes birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıdır. Savaşlar son bulsun, bir an önce tüm dünyaya barış gelsin. Türkiye’deki bu zor günler bir an önce bitsin, herkesin yan yana olduğu, ölümlerin katliamların olmadığı huzurlu güzel günlerin gelmesi için Hızır’a dua ediyoruz.”

    Cemevi Dedesi lokma duası verdikten sonra Muharem Temiz ve zakirler deyişler okudu. Daha sonra Cemevi Dedesi rızalık alarak kapıyı mühürletip Hızır Cemini ve on iki hizmeti başlattı.

    Cemdeki on iki hizmet ve sahipleri şunlar:

    1-Dedelik (mürşitlik): Cemi yönetir.
    2. Rehberlik : Görgüsü yapılanlara ve ceme katılanlara yardımcı olur.
    3. Gözcülük: Cemde düzeni ve sükuneti sağlar.
    4. Çerağcılık (delilcilik): Çerağı yakılması, meydanın aydınlatılması ile görevlidir.
    5. Zakirlik (aşıklık):  Deyiş, Düvaz, miraçlama söyler. Bağlama çalarlar. Genellikle üç kişidir.
    6. Ferraşlık (süpürgeci): Süpürgecilik yapar,  gerekirse rehbere yardım eder. Cemevinin temizliğinden sorumludur.
    7. Sakkalık (İbrikçilik): Sakka ve el suyu dağıtır.
    8. Kurbancılık (sofracılık): Kurban ve yemek işlerine bakar, lokma dağıtır.
    9. Tezekkarlık (İbriktarlık): Tarikat abdestini aldırır.
    10. Peykçilik (Davetçilik): Cemi  komşulara haber verir.
    11. İznikçilik (meydancılık): Cemevinin temizliğine ve düzenine bakar.
    12. Bekçilik (kapıcı): Cem’in ve Cem’e gelenlerin evlerinin güvenliğini sağlar, beklerler.

     

    İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU

  • Munzur’un kutsal keçileri ne oldu?

    Munzur’un kutsal keçileri ne oldu?

    Xızır’ın davarları kendi dağlarında özgürce ve sonsuzca yaşadıkları sürece Dersimlilerin hikayeleri devam edecektir. Sadece dağ keçilerine değil, Munzur’da yaşayan her canlıya yönelmek onarılmaz tahribat demektir.

    “Arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla, uşaklarla gitmedim. Ne yeni, süslü elbiselerim, ne su geçirmez potinim, ne sıcak paltom vardı. Daima diz kapaklarım yamalı, daima dirseklerim biraz dışarı fırlamış gezdim. Hiç kimse mektebe giderken bin türlü sıkı tembihle beni öpmedi, ne de akşamüstü yolumu dört gözle beklediler. Hatta eve ne kadar geç gelirsem etrafımdakiler o kadar rahattı. Bununla beraber mesuttum. Bütün bu şeylerin yokluğuna karşılık hayatı ve sokağı kazanmıştım. Mevsimler, insanlar, hayvanlar, eşya en münis, en değişik yüzleriyle benimdiler.” Munzur vadisi boyunca ilerlerken Ahmet Hadi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ndeki bu sözlerini düşünmemek mümkün değil. Arabanın camından dışarı bakarken, ara ara yürürken, insanın gözünü kamaştıran, kalbini büyüleyen içinde bulunduğu şu an, şu görkemli coğrafya her şey ile artık orada bulunana aittir. Kış mevsimiyle, insanlarıyla, hemen önünüzde koşan dağ keçileriyle…

    Kafayı kaldırıp yukarılara bakmak yeterli. Kayaların, ağaçların arasından sağa sola kavisler çizerek bir yandan karınlarını doyururken, bir yandan da gözleri ile çiftleşecekleri partnerlerini gözlüyorlar. Asıl yerleri Munzur’un zirveleri olan dağ keçileri, kendileri için özel bir dönem olan bu aylarda, aşağılara kadar iner ve bu özel dönemi yaşarlar. Kasım ve aralık ayları onların cinselliklerini yaşadıkları aylardır. Bu aylarda erkek keçilerin en önemli özellikleri ise koku salgılamaları. Bu koku onların cinselliğe hazır olduklarının ifadesidir. Ferîdüddîn Attâr , Esrârnâme’de hayvanların aşk kemâlini; ‘Yemek ile şehvet’ olarak aktarır. Dağ keçilerinin Munzur Vadisi’ndeki bu mevsimlerinin hikayesi de biraz bu olsa gerek.

    XIZIR’IN DAVARLARI

    Munzur Vadisi boyunca doğaya yayılan dağ keçileri Dersimliler için kutsal olan hayvanlardandır. Dersimliler onu Xızır’ın davarı olarak görürler. Xızır güneş doğarken doğayı onlara teslim eder ve gün batımına kadar özgürce dolaşır, beslenirler. O nedenle onlara dokunmaz, korur ve kollarlar. Bu anlamda yaşanılan, aktarılan meseleler de vardır. Bunlardan birini Dersim’de yaşayan şair, yazar Burhan Gündoğan kendisine aktarılan haliyle anlattı. Dersimli bir amca gençliğinde dağ keçisi vuruyor. Yanına gittiğinde dağ keçisi hala yaralıdır ve bir çocuk gibi ona bakıp, ağlamaktadır. Gel zaman, git zaman sonra evlenir ve çocuğu doğar. Çocuk özürlüdür ve zaman zaman ağladığında ya da kızdığında o dağ keçisi gibi gözyaşı döker ve ses çıkarırmış. Bahçesinde bir havuz yapar ilerleyen zamanda, bu kez de küçük kızı buraya düşer ve boğulur. Bunun üzerine adam tövbe eder, Xızır’a yakarır. ‘Ben yanlış yaptım, neden benim yanlışımı çocuklarımdan çıkarıyorsun. Benden çıkarsaydın ya!’ der ve tövbe eder.

    Dersim’de kıtlık ve yokluk dönemlerinde bile insanlar dağ keçilerine dokunmamışlardır. Çünkü bilirler ki Xızır onların bir adım ötesindedir ve dara düştükleri bu acılı günlerde onlara yardımcı olacaktır. O nedenledir ki Xızır’ın geçmediği, suyuna dokunmadığı, ormanında gezmediği bir yer olmasın. Dersim’de Xızır’a ait o kadar çok yer vardır ki, Dersim’in inanç ritüeli içinde olmazsa olmazlardandır Xızır kültü. Xızır’ın emanet olarak bıraktığı bu keçiler Dersim’de iki tür olarak bulunur. Bezuvar ve Şamua olarak adlandırılan keçilerden Bezuvarların boynuzları uzundur ve arkaya doğru kıvrılır. Şamualarınki ise çengel şeklindedir.

    KEÇİLERİN KATLEDİLMESİ AYNI ZAMANDA İNANÇ KATLİAMIDIR

    Dersim’deki dağ keçilerinin karşılarındaki en büyük tehlike ise avcılardır. Dersimlilerce sahiplenilen ve kutsal kabul edilen bu hayvanlar zaman zaman avcıların kurşunlarına hedef olmaktadır. Her türlü önleme rağmen, ritüeli hiçe sayan bir gözü dönmüşlükle dağ keçilerinin katledilme fikri, aynı zamanda inanç katliamıdır. Doğa ve çevreci örgütlerin çabalarına rağmen bir türlü kaçak avcılık önlenememiş; avcılar Xızır’a havale edilmiştir. İnsanın zayıflığı ve gözü dönmüşlüğünün, içindeki öldürme hırsının, kutsal kabul edilen bir canlıya yönelmesinin açıklanacak bir tarafı yoktur. Nitekim Dersim Barosu da son dönemlerde milli park statüsündeki Munzur ve Pülümür vadilerinde koruma altındaki dağ keçilerinin avlanmasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na başvuruda bulunarak personel sayısının arttırılması talebinde bulunmuştur.

    Başvuruda, “Avlanma faaliyetlerinin özellikle 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu hükümlerine tabi Munzur Vadisi’nde ve Pülümür Vadisi’nde karayolu kenarlarında kolayca yapıldığı bilinmektedir. Bilindiği üzere Kara Avcılığı Kanunu, Merkez Av Komisyonu Kararı ve ilgili mevzuat hükümleri uyarınca dağ keçilerinin her türünün avlanması yasak olup aksi eylemler cezaî ve hukukî mesuliyete tabidir” diyerek dağ keçilerinin korunması için harekete geçmiştir.

    Xızır’ın davarları kendi dağlarında özgürce ve sonsuzca yaşadıkları sürece Dersimlilerin hikayeleri devam edecektir. Sadece dağ keçilerine değil, Munzur’da yaşayan her canlıya yönelmek onarılmaz tahribat demektir. O kutsal hayvanlara sıkılan her kurşun vadideki yaşama da sıkılmış demektir. Öyleyse bırakın Munzur’un yoldaşları özgürce yaşasınlar.
    Özgün E. Bulut – Gazete  Duvar

  • Kayyum Hızır pankartı asılmasına izin vermedi

    Kayyum Hızır pankartı asılmasına izin vermedi

    PİRHA-Dersim’de Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) Xızır ayına ilişkin hazırladığı pankartın asılmasına izin verilmedi.

    Dersim Belediyesi’ne atanan kayyumun yerine kayyum olarak atanan Vali Osman Kaymak, DAD’ın Xızır ayına ilişkin pankart asmalarına izin vermedi.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya bilgi veren DAD Genel Merkez, “Valilik ve belediye Dersim çarşı merkeze ortak bir pankart asmışlar. Bir Alevi kurumu olarak biz de bir pankart asmak istedik. Bunun için belediyeye bir dilekçe gönderdik ancak başvurumuz gerekçesiz reddedildi.” açıklamasında bulundu.

    Açıklamada, “Belediye ile valilik bir devlet kurumu olarak Xızır pankartı asmalarına rağmen, bir Alevi kurumu olarak bizim asmamıza izin verilmiyor.” denilerek tepki gösterildi.

  • ‘Hızır, barışın, kardeşliğin ve bereketin simgesi’

    ‘Hızır, barışın, kardeşliğin ve bereketin simgesi’

    Adıyaman Alevi Kültür Dernekleri Yeni Mahalle Cemevi Başkanı Rıza Tanrıverdi Hızır ayına ilişkin konuştu.

    Tanrıverdi Hızır orucunun önemine değinerek “Alevi inancının odağında sevgi vardır, sevgi Alevi insanının kişiliğini, dünyaya bakışını ve dünyayı yorumlayışında yol gösterici en etken öğedir. Alevi insanı bu sevgi ve hoşgörüyü yalnız insana ve doğaya karşı değil, yarattığı değerlere, kutsal bildiği, inandığı, umut bağladığı, imdada çağırdığı, yer, mekan, zaman tanımayan,  Alevi inancında insan-ı kamil olan, gizli hazinenin sırlarını insan beyninin kavrayabildiği ölçülerde kavramış gelmiş ve geçmiş Nebi’lere, Veli’lere, Eren’lere ve inandığı Tanrı’ya bakışta ve algılayışta düşüncesinin merkezine koymuş, bu anlamda ise Ulu Evliyalara ve Tanrı’sına korkuyla değil, sevgi ile yaklaşmış, onları kendi gönlünde mihman etmiş, kendine dost, yoldaş ve yaren bilmiştir. Bu ulu Evliyalardan biride Alevi insanının dilinden düşürmediği Boz atının sırtında her çağıranın imdadına yetişen Hızır’dır. Hızır sevginin barışın, kardeşliğin, bereketin ve aynı zamanda tanrıya ulaşmanın aracı olmuştur” ifadelerini kullandı.

  • Tokat Hubyar Köyü’nde Hızır hazırlıkları-VİDEO

    Tokat Hubyar Köyü’nde Hızır hazırlıkları-VİDEO

    PİRHA – Hızır ayı hazırlıkları tüm Alevi toplumunda heyecan ve umutla karşılanıyor. Alevi inancının en önemli ayı Hızır ayı hazırlıkları devam ederken  oruçlar da tutulmaya başlandı. Tokat Almus’a bağlı Hubyar Köyündeki Hızır ayına yönelik yapılan hazırlıkları PİRHA’ya anlatan Fadik Kelleci, “Hızır’ın birliği, beraberliği ve barışı getirmesini, darda, zorda kalana yardımcı olmasını diliyorum” dedi. 

    “İLK GÜN LOKMALAR YAPILIR VE HUBYAR TÜRBESİNE ÇIKILIR”

    Fadik Kelleci Tokat, Almus ilçesine bağlı Hubyar Köyü Hızır hazırlıklarını şöyle anlattı:

    “Hızır ayında ilk önce temizlik yapılır. Evin içindeki tüm yatak, kaplar, ne varsa yıkanır ve ahırlar temizlenir. Hızır orucundan üç gün önce hazırlıklar yapılır. Hızır Orucu’nun ilk günü Perşembe günü bir bayram sabahıymış gibi kalkılır,  yeni elbiseler giyilir, lokmalar yapılır. Herkes köyün ortasında toplanır, bayramlaşılır ve lokmalar alıp Hubyar türbesine çıkılır. Hızır günü cem yapılır, deyişler okunur ve cem olunur”.

    “HIZIR, BARIŞ, HUZUR, BOLLUK  VE MUTLULUK DEMEKTİR”

    Hızır’ın barış, huzur, bolluk, bereketlilik ve mutluluk olduğunu belirten Fadik Kelleci, “Hızır’da birlik, beraberlik içinde olunmalı, kimse kimseyle küs ve dargın olmamalıdır” dedi.

    “BİZİM İNANCIMIZDA ZORLAMA YOKTUR”

    Fadik Kelleci, “Hubyar Köyü 19 mahelleli bir köydür. Hızır aylarında köyümüzde üç, beş noktada cem yapılır. Köyden kente göç ettik ama burada da Hızır orucumu tutuyorum ve inancımı devam ettiriyorum. Bizim inancımızda zorlama ve baskı yoktur. Kimse kimseye neden oruç tutmuyorsun ve neden ceme gelmiyorsun gibi zorlamada bulunamaz” diye konuştu.

    İsmet SEFER

    HABERİN VİDEOSU