PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevilerin inancını, Yol’unu ve vicdanını asla teslim alınamayacağına dikkat çekerek, “Bu dayatmacı anlayıştan vazgeçin. Abdal Musa Dergâhı, bugün bu baskıcı ve asimilasyoncu politikalara karşı Yol’un ve Hakikat’in cevabını vermiştir” dedi.
Abdal Musa Anma Etkinlikleri’ne katılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yetkilisi yurttaşların protestosuyla karşılaştı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, konuya ilişkin açıklama yaptı.
“ALEVİLERE ATANAN BİR KAYYUM KURUMUDUR”
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu ilk günden bu yana Alevilerin inanç kurumlarını ve iradesini temsil etmek için değil; onları devlet eliyle denetim altına almak ve kendi taleplerinden uzaklaştırmak amacıyla oluşturulmuş bir vesayet mekanizması olduğunu belirten Mat, “Yani Alevilere atanan bir kayyum kurumudur” dedi.
“RIZALIK YOKSA ERKÂN DA YOKTUR”
Cemevlerini resmen ibadethane olarak kabul etmeyen, Aleviliği eşit yurttaşlık temelinde tanımayan kurumun, Alevileri temsil edemeyeceğini ifade eden Mat, “Valinizle, kaymakamınızla, bütçenizle ve bütün devlet olanaklarınızla cemevlerimizi kuşatabilirsiniz; ancak Alevilerin inancını, yolunu ve vicdanını asla teslim alamazsınız. Alevilikte her erkân, o erkânı yürüten Ana’nın ya da Dede’nin toplumdan rızalık almasıyla yürür. Rızalık yoksa erkân da yoktur. Bu, Yol’umuzun en temel ilkesidir. Makamla, parayla ya da siyasi güçle öne çıkarılan sözde Ana, Dede ve yöneticiler, toplumumuzun rızasını hiçbir zaman alamayacaktır. Abdal Musa Dergâhı’mızda yaşananlar bunun en açık ve en somut göstergesidir” diye belirtti.
“BASKICI VE ASİMİLASYONCU POLİTİKALARA KARŞI YOL’UN VE HAKİKAT’İN CEVABINI VERMİŞTİR”
Hüseyin Mat, şunları belirtti:
“Bu dayatmacı anlayıştan vazgeçin. Alevilerin meşru çatı kurumlarını yok sayarak, inanç önderlerini dışlayarak ve toplumsal iradeyi baypas ederek hiçbir sonuca ulaşamazsınız. Alevilerin yüzlerce yıllık haklı taleplerini kabul etmeden gerçek bir çözüm üretmeniz mümkün değildir. Abdal Musa Dergâhı, bugün bu baskıcı ve asimilasyoncu politikalara karşı Yol’un ve Hakikat’in cevabını vermiştir. Ancak bu temsilciyi dergâha davet eden iradeyi de açıkça eleştiriyorum. Toplumun iradesine rağmen hareket edenler, bu görevi sürdürme meşruiyetlerini tartışmaya açarlar. Umarım ve temenni ederim ki yaşananlar gerekli dersi vermiştir ve benzer hatalar bir daha tekrarlanmaz. Alevi toplumunun iradesine rağmen dayatılan hiçbir anlayış, hiçbir akıl ve hiçbir yaklaşım bu Yol’da karşılık bulamaz.
Dergâhımıza eğri odun sokmayan, Yol’un onuruna ve Pirlerimizin emanetine sahip çıkan bütün canlarımızı yürekten selamlıyor, her birine bin kez aşk ile niyaz ediyorum. Yol bir, sürek bin birdir. Hak’tan, halktan ve rızalıktan yana olmaya devam edeceğiz.”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın “kripto kılıç artığı” ifadelerinin ayrımcılığın ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olduğunu belirterek, “Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir” dedi.
Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, sosyal medya hesabından CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “kripto kılıç artığı” ifadelerini kullandı.
Mine Kırıkkanat’ın “Kripto kılıç artığı” ifadeleri tepkilere yol açtı. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Kırıkkanat’ın ifadelerinin ayrımcılık ve sistematik bir ötekileştirmenin dışa vurumu olarak değerlendirdi.
“NE ZAMAN BİR SİYASİ HESAP YAPILSA, İLK HEDEF YİNE ALEVİLER OLUYOR”
Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi ve karanlığa teslim olmaması için en fazla bedel ödeyen toplumlardan birinin Aleviler olduğunu belirten Mat, “Dersim’de soykırımı yaşadı, Maraş’ta katledildi, Çorum’da hedef alındı, Gazi’de kurşunlandı, Madımak’ta diri diri yakıldı. En ağır hakaretlere maruz kaldı. Ama ne zaman bir kriz çıksa, ne zaman bir günah keçisi aransa, ne zaman bir siyasi hesap yapılsa, ilk hedef yine Aleviler oluyor” dedi.
Faşistlerin, gericilerin, mezhepçilerin karanlığı bildiklerini hatırlatan Mat, “Peki ya yıllardır “laik”, “cumhuriyetçi”, “Kemalist”, “ulusalcı”, “sosyal demokrat” maskesiyle dolaşıp fırsat buldukça aynı dili kullananlara ne demeli? Sıkıştığınız her yerde ilk suçlu neden Aleviler oluyor? Beceriksizliğinizi, siyasal iflasınızı, korkularınızı ve yanlışlarınızı neden Aleviler üzerinden aklamaya çalışıyorsunuz?” diye sordu.
“SİSTEMATİK BİR ÖTEKİLEŞTİRMEDİR”
Aleviler olarak kimsenin mezhebini sormadıklarını ifade eden Mat, şunları dile getirdi:
“Bu ülkeyi siyasal İslam’a teslim eden sözde demokratlar; biz sizin mezhebinizi hiç sormadık. 12 Eylül’ün karanlığını bu ülkenin üzerine çöken Kenan Evren’in mezhebini sormadık. Denizleri, Mahirleri, İbrahimleri, Erdal Erenleri, Berkinleri katledenlerin mezhebini sormadık. Alevilere, Kürtlere ve bu ülkenin tüm ötekilerine zulmedenlerin mezhebini sormadık. Bu ülkeyi yöneten başbakanlar, cumhurbaşkanları memleketi parsel parsel satarken; emperyalizme teslim ederken; doğayı talan ederken; yoksulluğu, adaletsizliği ve sefaleti büyütürken mezheplerini sorgulamadık. Çocuklara tecavüz edenlerin, dini istismar edenlerin, halkı soyanların, kul hakkı yiyenlerin mezhebini sorgulamadık.
Çünkü mesele hiçbir zaman mezhep olmadı. Mesele; adaletsizlikti, sömürüydü, zulümdü, ikiyüzlülüktü. Ama konu Aleviler olunca herkes bir anda mezhep uzmanı kesiliyor. İşte bu açık bir çifte standarttır. Bu düpedüz ayrımcılıktır. Bu sistematik bir ötekileştirmedir. Bu, toplumsal barışı dinamitleyen tehlikeli bir siyasal dildir.”
“KİRLİ HEDEFLERİ ALEVİLER ÜZERİNDEN YÜRÜTEMEZ”
Aleviler bu ülkenin yükü değil, vicdanı, hafızası, direnci ve eşit yurttaşları olduğunu vurgulayan Mat, “Lütuf değil, hak isterler. Hoşgörü değil, adalet isterler. Görünmek değil, eşit ve onurlu yaşamak isterler. Kimse Alevileri hedef göstererek kendi karanlığını meşrulaştıramaz. Hiç kimse kendi siyasi hesaplarını, çıkarlarını ve kirli hedeflerini Aleviler üzerinden yürütemez” diye belirtti.
“ALEVİ İNANCININ TARİHSEL VARLIĞINA YÖNELTİLMİŞ AÇIK BİR NEFRET SÖYLEMİDİR”
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat’ın, Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kılıç artığı” ifadesi; yalnızca bir kişiye yöneltilmiş sıradan bir hakaret olmadığına dikkat çeken Mat, “Bu ifade; bu toprakların çok katmanlı hafızasına, halkların ortak acılarına ve Alevi inancının tarihsel varlığına yöneltilmiş açık bir nefret söylemidir. “Kılıç artığı” ifadesi, katliamların, sürgünlerin, zorunlu göçlerin ve inkâr siyasetinin dilidir. Bu söz; geçmişin yaralarını yeniden kanatmak, toplumsal fay hatlarını yeniden derinleştirmek anlamına gelir. Burada artık “ama”, “fakat”, “lakin” yok. Hiç lamı cimi yok: Derhal gereken yapılmalı, açık ve net bir tutum alınmalıdır” şeklinde ifade etti.
“HAKİKATİN YANINDA DURALIM”
“Sessizlik, tarafsızlık değildir; suç ortaklığıdır” diyen Mat, şunları ifade etti:
“Susmak, onaylamaktır. Görmezden gelmek, bu nefret diline ortak olmaktır. Aksi halde yalnızca siyasi güven değil, toplumun vicdanındaki yeriniz de sonsuza kadar kaybolacaktır. Bir gazete, halkların hafızasına hakaret ederek değil; hakikatin yanında durarak var olabilir. Eğer bunu yapmıyorsa, eğer nefret söylemine alan açıyorsa, eğer ayrımcılığı meşrulaştırıyorsa; o gazete yalnızca eleştirilmemeli, aynı zamanda okunmamalıdır. Çünkü bazen en güçlü cevap, sessizce yüz çevirmektir.”
PİRHA- DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Alevi örgütleri temsilcileri ile bir araya geldi.
Alevi kurum temsilcileri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ile bir araya geldi.
DEM Parti genel merkezinde yapılan görüşmede Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Nurullah Esat Ünsal ve beraberindeki heyet yer aldı.
Yapılan görüşmede, ortak mücadele ve dayanışma vurugusu yapılırken, Hüseyin Mat Bakırhan’ı Almanya’da yapacakları “Be Ona-Birlik Festivali”ne davet etti.
PİRHA- Garip Dede Cemevi’nde Newroz coşkuyla kutlandı. Çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinlikte Newroz ateşi yakılarak birlik, barış ve dayanışma mesajları verildi.
Newroz, Ortadoğu ve Anadolu halkları için baharın gelişi, doğanın uyanışı ve yeniden doğuşun simgesi olarak kutlanıyor. Alevi inancında ise Newroz; yalnızca mevsimsel bir dönüşüm değil, aynı zamanda zulme karşı direnişin, hakikatin ve özgürlüğün sembolü olarak kabul ediliyor.
Alevi öğretisinde Newroz, Hz. Ali’nin doğum günü olarak da kabul edilir ve bu yönüyle inançsal bir derinlik taşır. Aynı zamanda toplumsal barışın, rızalığın ve “birlikte yaşam” fikrinin güçlendirilmesi açısından önemli bir gün olarak görülür.
Garip Dede Cemevinde düzenlenen Newroz etkinliğine, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Mat, Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Garip Dede Cemevi başkanı ve Dem Parti İstanbul milletvekili Celal Fırat, önceki dönem Dersim Belediyesi Eş Başkanı Nurhayat Altun ve Türkiye Alevi Federasyonu bileşeni cemevi başkanları katıldı.
“YAĞMUR BEREKETİN VE BARIŞIN HABERCİSİ”
Etkinlikte ilk konuşmayı yapan Hüseyin Mat, Newroz’un yağmurlu bir günde kutlanmasının anlamına dikkat çekti:
“Bu Nevroz’un bereketi yağmurdan belli oluyor. İnanıyoruz ki bu yağmurla başlayan süreç, bu ülkede hepimizin bir arada kardeşçe, özgürce yaşayacağı, birlikte üretip birlikte paylaşacağı demokratik bir cumhuriyete vesile olur. En kötü günlerimiz böyle olsun.”
“ADALET OLMAYAN YERDE BARIŞ OLMAZ”
Ardından konuşan Celal Fırat ise Newroz’un halkların ortak bayramı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Newroz her halkın bayramıdır. Kim yüreğinde bu güzelliği hissediyorsa o bayram onundur. Bizler el ele verirsek zulmün üstesinden gelebiliriz. Bugün Türkiye’de adalet kavramının yok sayıldığını görüyoruz. Oysa bir devletin dili de dini de adalet olmalıdır. Eğer birbirimizin elini tutarsak, birbirimize Hızır olursak bu karanlığı aşabiliriz.”
Fırat, konuşmasında Ortadoğu’daki savaşlara ve küresel güçlerin politikalarına da değinerek halkların birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
Konuşmaların ardından Newroz ateşi; Hüseyin Mat, Celal Fırat ve Nurhayat Altun tarafından yakıldı.
Ateşin yakılmasının ardından alanda bulunan yurttaşlar deyişler eşliğinde semah döndü. Etkinlik, birlik ve dayanışma mesajlarıyla son buldu.
PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 22 Mart’ta Yenikapı’da kutlanacak Newroz için “onurlu barış ateşini birlikte yakalım” çağrısı yaptı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 22 Mart Pazar günü İstanbul Yenikapı’da gerçekleştirilecek Newroz kutlamalarına ilişkin bir mesaj yayımladı. Mat, yıllardır demokrasi, özgürlük, eşitlik ve onurlu bir barış mücadelesinin birlikte verildiğini vurgulayarak, tüm yurttaşları Newroz alanında buluşmaya davet etti.
Mat mesajında, Newroz’un yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda barışın, direnişin ve halkların ortak umudunun simgesi olduğunu ifade etti. “Onurlu bir barış için Newroz ateşimizi hep birlikte yakacağız” diyen Mat, bu buluşmanın toplumsal dayanışmayı büyütmek açısından önemli olduğunun altını çizdi.
Yenikapı’da düzenlenecek kutlamaların bir şölen ve festival havasında geçeceğini belirten Mat, tüm canları bu anlamlı günde bir araya gelmeye çağırarak, İstanbul’da buluşma ve kucaklaşma mesajı verdi.
Mat, Newroz’un halklar arasında eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyüteceğine dikkat çekti.
PİRHA – AABK Başkanı Hüseyin Mat, AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta’nın, Hüseyin Gazi Dergâhı’na yaptığı ziyareti eleştirdi. Mat, açıklamasında “Hüseyin Gazi Dergâhı bir aklanma merkezi değildir. İnancımız, kimliğimiz ve kutsal mekânlarımız üzerinden siyasal meşruiyet devşirilmesine izin vermiyoruz” ifadelerini kullandı.
AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Suriye’deki Alevi soykırımına ilişkin tepki çeken sözleri ardından 12 Ocak’ta Hüseyin Gazi Dergâhı’nı ziyaret etti. Cemevi içerisinde bir de fotoğraf veren Usta’ya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Başkanı Hüseyin Mat’dan tepki geldi.
“Alevilerin dergâhları ve cemevleri, Alevilere hakaret edenlerin aklanma mekânları değildir” diyen Hüseyin Mat, 6 Ekim 2010’da TV sunucusu Mehmet Ali Erbil’in de hakaret içeren sözleri ardından Hüseyin Gazi Dergâhı’nı ziyaret ettiğini hatırlattı.
“HÜSEYİN GAZİ DERGÂHI BİR AKLANMA MERKEZİ DEĞİLDİR”
AABK Başkanı Hüseyin Mat, ziyarete aracı olanlara da tepki göstererek şu açıklamayı paylaştı:
“Tarih Ocak 2026. Bu kez AKP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Suriye’de yaşananlara ilişkin yaptığı konuşmanın hemen ardından, bir heyet eşliğinde Hüseyin Gazi Dergâhı’nı ziyaret etti. Buradan açık ve net biçimde ifade ediyoruz: Hüseyin Gazi Dergâhı bir aklanma merkezi değildir. Burası Alevilerin kutsal mekânlarından biridir; inancın, tarihsel hafızanın, acının ve direncin taşıyıcısıdır. Siyasal söylemlerin yarattığı meşruiyet krizlerini örtmek, toplumsal tepkileri yumuşatmak ya da vitrin siyaseti yürütmek amacıyla kullanılabilecek bir alan asla değildir. Alevilerin kutsal mekânları; kameralar önünde poz verilecek, siyasal hasarların onarılacağı birer dekor ya da sembolik ziyaret noktaları değildir. Bu mekânlar, yüzyıllardır yok sayılan, katliamlara uğrayan, inancı ve kimliği inkâr edilen bir toplumun onurudur. Bu tür ziyaretlere gerekçesi ne olursa olsun sessiz kalan, normalleştiren ya da göz yumanlar; tarih önünde ve Alevi toplumunun vicdanında hak ettikleri yeri mutlaka bulacaktır. Alevilerin hafızası güçlüdür; yapılanları unutmaz, söylenenleri kaydeder. Aleviler artık bu tür ‘tribüne oynama’ girişimlerine prim vermemektedir. İnancımız, kimliğimiz ve kutsal mekânlarımız üzerinden siyasal meşruiyet devşirilmesine izin vermiyoruz.”
“SOYKIRIM POLİTİKALARI DURDURULSUN!”
Alevilerin taleplerinin net olduğunu belirten Hüseyin Mat, “Bu talepler ne yeni ne de müzakereye açıktır. Aleviler, insan onuruna yaraşır bir yaşam, eşitlik ve adalet istemektedir” ifadelerini kullandı. Mat, yazılı açıklamasında şu cümlelere de yer verdi:
-Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve temel anayasal hakların eksiksiz tanınması
– Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve soykırım politikalarının derhal durdurulması
– Halep’te Kürt halkına yönelik saldırıların sona erdirilmesi
– Suriye topraklarında yaşayan tüm azınlık toplulukların ve halkların yaşam haklarının güvence altına alınması
– Türkiye’nin Suriye’de selefi ve cihatçı çeteleri beslemesine, desteklemesine ve lojistik yardım sağlamasına son vermesi
– Suriye’de demokratik, eşitlikçi, çoğulcu ve onurlu bir barışın inşa edilmesi
Bu doğrultuda herkesi duyarlı olmaya; bir takım çıkar uğruna Alevilerin kutsal mekânlarını ve inanç değerlerini siyasal hesaplara alet eden bu tür girişimlerin parçası olmamaya davet ediyoruz.”
PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, 11 Ekim’de açılması planlanan külliyenin bir hizmet değil, inanç üzerinde vesayet kurma girişimi olduğunu belirtti. “Bu yeni asimilasyon araçları kök salarsa, kimlik erozyonu kaçınılmaz olur” dedi.
Devlet Bahçeli tarafından hibe edildiği ifade edilen arsada inşa edilen ve 11 Ekim 2025 tarihinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde açılması planlanan Cemevi Külliyesi kamuoyunda tartışmalara neden oldu. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaptığı yazılı açıklamada söz konusu külliyenin bir hizmet değil, Alevi inanç kimliğini dönüştürmeye yönelik bir devlet politikası olduğunu vurguladı.
Mat, yaptığı değerlendirmede benzer adımların daha önce Dersim’de açılan üniversite örneğinde de görüldüğünü belirterek, inanç merkezlerine yönelik vesayet politikalarının sürdüğünü ifade etti. Açıklamada, bu gelişmelerin 2. Mahmut döneminde dergahlara kayyım atamalarıyla başlayan sürecin modern versiyonları olduğuna dikkat çekildi.
“Devlet Bahçeli tarafından hibe edildiği söylenen arsaya inşa edilen Cemevi Külliyesi, 11 Ekim 2025 tarihinde Hacıbektaş’ta açılıyor. Bu girişim, görünenin aksine bir ‘hizmet’ değil; inanç topluluklarını devlet kontrolü altına alma ve kimliklerini dönüştürme politikasının yeni bir adımıdır.
Nasıl ki Dersim’de açılan üniversite, bölgenin kültürel dokusunu dönüştürmek ve özgün kimliğini silikleştirmek için bir asimilasyon aracı olarak kullanılıyorsa; Hacıbektaş’ta açılacak bu ‘sözüm ona külliye’ de aynı amaca hizmet etmektedir. Bu durum, II. Mahmut döneminden itibaren dergâhımıza atanan kayyum politikalarının modern bir versiyonudur. Bugün de aynı anlayış, farklı biçimlerde devam etmektedir.
Yeni ‘vali’ ya da ‘idareci’ atamalarıyla inanç merkezlerimiz üzerindeki vesayet sistemi sürdürülmektedir. Eğer bu oyunu bozmak, bu planlı asimilasyon sürecine karşı durmak istiyorsak, toplum olarak kendi inançsal, kültürel ve eğitimsel kurumlarımızı güçlendirmek zorundayız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılayacak, kendi inanç ritüellerimizle şekillenecek bağımsız yapılar, mekanlar oluşturmalıyız. Aksi takdirde, bu yeni asimilasyon araçları kök saldığında, onarılamaz bir kimlik erozyonu ile karşı karşıya kalacağız.
ASİMİLASYONA KARŞI MÜCADELE VURGUSU
Bugün karşı karşıya olduğumuz zorluklar bize bir kez daha göstermektedir ki, birlik olmak, birlikte düşünmek ve birlikte hareket etmek her zamankinden daha büyük bir önem taşımaktadır. Birliğimizin ve beraberliğimizin kıymetini, yaşadığımız her olayda, her sınavda açıkça görebiliyoruz. Bu kuşatmayı, bu zorlukları, ancak omuz omuza vererek, dayanışma içinde hareket ederek ve ortak hedefler etrafında kenetlenerek aşabiliriz. Eğer el ele verir, aklımızı ve yüreğimizi birleştirirsek, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir engel yoktur.”
PİRHA-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Hacı Bektaş Veli Anma Törenlerinde yaptığı konuşmada, barış sürecine değinerek, “İnsanlar ‘bugünkü iktidarla ne işiniz var?’ diyebiliyorlar ama Meclis, bir siyasi partinin değil, milletindir. Eğer bir çözüm gelecekse bir siyasi partinin lütfuyla değil bu milletin barışa olan inancıyla gelecektir. Hiç şüphesiz cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu sorun bir an önce çözülmelidir” dedi. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, iktidara seslenerek “Toplumsal barış için önce hakikatle yüzleşmek gerekir” dedi.
62. Ulusal, 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri devam ediyor. Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan akşam programına yurdun dört bir yanından binlerce kişi katıldı.
Etkinlikler kapsamında ilk olarak Hacıbektaş Kültür ve Sanat Topluluğu Semah Ekibi, Adıyaman Yaşlılar Semah Ekibi ile Hacı Bektaş Abdallar ve Müzisyenler grubu sahne aldı.
“HACI BEKTAŞ, YOLUMUZU AYDINLATTI”
Programın ilerleyen saatlerinde protokol konuşmaları yapıldı. Gecenin ilk konuşmacısı Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim oldu.
Hacı Bektaş Veli felsefesine dikkat çeken Kaim, “Barış içinde insanların birbirlerini sevmesine dikkat çekmiştir. Toplumsal hayatta kadının yerine önem verip yolumuzu aydınlatmıştır. Hacı Bektaş, milyonlarca insanın iman noktası olmasına rağmen gerekli önemi gösterilmiyor. Bu konuyu ilgili makamlara buradan birkez daha iletiyorum” diye konuştu.
SİLİVRİ’DEN HACIBEKTAŞ’A MESAJ!
Programın devamında tutuklu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mesajı okundu.
İmamoğlu, şu mesajı gönderdi:
“Bugün Aramızda olama yaşımın hüznü çok derinden yaşıyorum. Bu toprakların insanları, hak ettikleri insanca yaşama, kardeşçe bir yaşama, onurlu bir hayata, adil bir ülkeye kavuşsunlar diye çıktığımız yolda baskıyla, hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Zindanlar bizim için adaletin ve sabrın imtihan yeridir. Bu meydanda bulunan her can, zalime ‘Eyvallah’ dememeyi Alevi Bektaşi Yol’unun bir gereği sayar. Bizim Yol’umuz eşitliğin, uzlaşmanın yoludur. Camiler bizim olduğu kadar cemevleri de bizimdir. Bu ülkenin Sünnisi ile Alevisi ile Türkü ile Kürdü ile bu ülkenin evlatları adil ve eşitlik yurttaşlık temelinde kardeşçe yaşamalıdır.”
“HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATTIK!”
Avrupa Alevi Birlikleri Kınfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat da program kapsamında konuşma yaptı. “Birarada olmanın gururunu yaşıyoruz” diyerek halkı selamlayan Mat, şu konuşmayı yaptı:
“Biz Aleviyiz, Bektaşiyiz, Kızılbaşız. Biz rızasız lokmaya el uzatmayan inancın mensuplarıyız. Alevilik hak yoludur. Köle olan bu yola sığmaz. Türk, Kürt, Ermeni, Sünni, inanan, inanmayan… Sorun, bunları ‘sorun’ olarak gören zihniyettedir.
Size bir haberimiz var, Alevi kurumları olarak dergahlarımızın gerçek sahiplerine iade edilmesi için hukuki süreci başlatmış bulunmaktayız. Kutsallarımızı geri alacağız ve yolumuza, sırrımıza, hakikatimize uygun bir şekilde yeniden faaliyete sokacağız. Alevilerin rızalık vermediği Hacı Bektaş Veli’nin ortaya koyduğu değerlerle asla örtüşmeyen bir ucube kuruma, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından korsan etkinlik yapıldı. Alevilere don biçmekten vazgeçin. Bu başkanlığı derhal kaldırın. Tanımıyoruz, yok hükmündedir. Alevi toplumunu kutuplaştırmaktan vazgeçin.
Cemevileri Avrupa’da inaç olarak kabul edildi. Kiliseler, havralar, camiler hangi haklara sahipse cemevleri de o haklara sahip oldu. Latin Amerika’da yaşayan Aleviler de haklarına kavuştu. Buradan soruyoruz, kim doğrusunu yapıyor? Avrupa mı siz mi? Artık Alevileri tanımak zorundadır. Bu ülke hepimizin. Bizi köklerimizden koparamazsınız. Laik ve demokratik bir cumhuriyet için mğcadelemizi büyüteceğiz.
Yeni bir Alevi açılımından bahsediliyor. Alevilerin talepleri güvence altına almalıdır. Aleviler olarak, cumhurbaşkanı yardımcısı olmak gibi bir talebimiz de yok. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Alevilerle masaya oturmak istiyorsanız önce cemevlerini ibadet olarak kabul ettiğinizi açıklayın. Gerçek barış, sadece silahların susmasıyla değil, toplumsal barışla mümkündür. Barış sadece Diyarbakır’dan geçmez. Barış aynı zamanda Dersim’den, Hacıbektaş’tan da geçer. İnadına ‘onurlu barış’ diyoruz.
“AÇILIN KAPILAR ŞAHA GİDELİM”
Suriye’de Alevi katliamı barbarca devam ediyor. Peki Suriye’deki katliama kulak tıkayan bir anlayışla nasıl barışacağız. Derhal o bölgeye bir koridor açılmalı. Dünyanın neresinde Aleviler yaşıyorsa biraaraya gelmeli. Serimizi meydana, yüzümüzü pirin darına döndük.
Amaçları, bize biat ettirmek, devletin Alevisi olmak. Bize dayatılan bu politikalar karşısında biat etmeyen bu örgütlerin yanında olmaya devam edecek misiniz? Duymayan iktidar bir kez daha duysun, Hakk aşkına açılın kapılar şaha gidelim.”
“HERKESTEN YAPICI TAVIR BEKLİYORUZ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasına “Eğer bu ülke arınacaksa mazlumun yanında cesaretle duranlarla kurtulacaktır” diye başladı.
Özel, Mecliste kurulan komisyon çalışmalarına da değinerek şu konuşmayı yaptı:
“Madımak’taki acı hala devam ediyor. Ama Hünkarın yolundan gidenler asla zalim olmadı. Bugün Alevilerin çözüm bekleyen, ertelenmiş, bazen söz verip unutulmuş, bazen siyasete alet edilmiş sorunları halen gündemdedir. İnsanlar ‘bugünkü iktidarla ne işiniz var?’ diyebiliyorlar ama Meclis, bir siyasi partinin değil, milletindir. Eğer bir çözüm gelecekse bir siyasi partinin lütfuyla değil bu milletin barışa olan inancıyla gelecektir. Biz de 29 maddelik bir Demokratikleşme Paketi sunduk. O pakette hem Kürt sorunun çözülmesi ile ilgili hem de Alevi canların sorunlarının çözülmesi açısından önemli içerikler bulunuyor. Hiç şüphesiz cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Bu sorun bir an önce çözülmelidir. Herkesten yapıcı, destekleyici bir tavır bekliyoruz.
Biz doğru olacağız dostluk kapısını açık tutacağız ama yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Dergahın önündeki karadutun gölgesinde durmaya söz veriyorum. Hiçbir gün zalim olmamaya söz veriyoruz. Kardeşliğe inanmaya ve barışı korumaya and olsun.”
“BU ÖDÜLÜ KALBİMİN ORTA YERİNE KOYUYORUM”
Program, Hacı Bektaş Veli Ödül Törenleri ile devam etti. Bu yılın ‘Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü’ Mustafa Özgün Dedeye verildi. Özgün, yaptığı konuşmada “92 yaşındayım. 68 yıldır bu Yol’un ehli olmaya çalışıyorum. Her sene sorgudan, görgüden arınmaya çalışıyorum. Hakk ile Hakk olmaya çalışıyorum. Cümle canlara aşkı niyazlarımı sunuyorum. Bana verilen bu kıymetli ödülü, dünyada Pir Hacı Bektaş Veli’yi Hakk gören cümle canlar adına alıp, kalbimin orta yerine koyuyorum” dedi.
“BU ÖDÜLÜ, KALBİ İLE ÇALANLAR ADINA ALIYORUM”
‘Kültür Sanat Ödülü’ ise Sanatçı Erdal Erzincan’a verildi. Erzincan’a ödülünü İBB Başkanvekili Nuri Aslan iletti.
Sanatçı Erzincan, konuşmasında “Ben bu ödülü en sadık dostum bağlamama kabul ediyorum. Bağlamayı kalbi ile çalan herkesin adına alıyorum. Siyaset bize müsaade ederse biz toplumun akordunu da yapalım. Seçici kurula çok teşekkürlerimi iletiyorum. Sizlerden aldığım sıcak duyguları Silivri’ye iletiyorum. Onlardan biri de kardeşim. Hepsine hepsine sevgilerimi iletiyorum.”
Bu yılın ‘Akademik Araştırmalar Ödülü’ ise Şah Hüseyin Şahin’e verildi. Şahin’e ödülünü DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan takdim etti.
‘Dostluk ve Barış Ödülü’ ise Sanatçı Zülfü Livaneli’ye verildi. Livaneli’ye ödülünü CHP Genel Başkanı Özgür Özel takdim etti.
Özel “İyi ki dostluğun, barışın böyle bir temsilcisi var. Zülfü Livaneli’ye ödül vermek benim için ödüllerin en büyüğüdür” diye belirtti.
Zülfü Livaneli ise konuşmasında “Ben 10 yaşında Aleviliğe aşık oldum. Türkiye’deki Alevi canlar, beni, müziğimi çok destekledi. Umarım daha aydınlık günlerde görüşeceğiz” ifadelerini kullandı.
Program, sanatçı Garip Kutlutürk, Dertli Divani, Türküler Sevdamız ile Mustafa Özarslan konserleriyle devam etti.
PİRHA-Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 87. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Anmada yüzleşme çağrısı yapılırken, Alevilerinde daha fazla örgütlenmesi gerektiği ifade edildi.
1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’in düzenlediği anma programına Zini Gediği İnisiyatifi, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, DEM Parti milletvekilleri Ayten Kordu ile Celal Fırat, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.
Anma, Derviş Cemal Ocağı Firaz Yalvaç ve Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok’un okuduğu gülbeng ile çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.
‘Dünyada Toplumsal Travmalarla Yüzleşme Örnekleri ve Türkiye’ başlıklı sunum yapan Prof. Dr. Bedriye Poyraz, konuşmasında şunları dile getirdi:
“Acılar yarıştırılamaz, her acı tektir. Ama biliyorsunuz bize benzer çok benzer katliam ve soykırım yaşandı. Amerika kıtasında 90-120 milyon civarında insan katledildi. Ama bunlar dile getirilmiyor. Dünyanın her tarafında katliamlar yaşandı. Katliamlar daha çok ulus devletler tarafından yapılıyor. İspanya’da, Afrika’da, İngiltere’de ve Amerika kıtasında çok büyük soykırımlar yaşandı. Bizim ülkemizin dışındaki ülkelerde yapılan soykırımla yüzleşiliyor ama bizim ülkemizde yüzleşme gerçekleşmedi. En azından helalleşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Bütün mesele bizim dışımızdakilerin aynı acıları yaşamamasıdır. Eğer bir ülke geçmişiyle yüzleşemiyorsa o ülkede demokrasinin olmadığını söylemek mümkündür. Türkiye ve dünya kamuoyu zaten Dersim Katliamı’nı bilmiyor. Bizim yaşananların insanlara anlatmamız lazım.”
Zini Gediği İnisiyatifi adına konuşan Kenan Düzgünkaya, şunları ifade etti:
“Sorgusuz sualsiz, hiçbir yargıya tabi tutulmadan katledilen 97 mazlumu pak canı anmak; onların anısına çerağ uyandırmak, ağıtlar söylemek, yüzleşmek ve toplumu yüzleşmeye davet ederek iyileşmek için, bu kara günün 87. yıl dönümünde bir kez daha buradayız. Eğer o koca yürekler kırıma uğramasaydı, belki de toplumsal belleğimizde silinmeyecek güzelliklere imza atacak, umutlarını ve hayallerini gerçekleştireceklerdi. Ama tarih, susarak iyileşmez!
Zini Kırımı’nı hatırlamak ve hatırlatmak; geçmişin acılarıyla yüzleşmek, adalet duygusunu diri tutmak ve katledilen atalarımızın anısını yaşatmak için buradayız. Taleplerimiz karşılanana dek de burada olacak, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Kayıp yakınları olarak taleplerimiz şunlardır:
– Dereye yuvarlatılan Ateş Çember’i derhal yerine konmalıdır.
– Kılıçkaya Köyü’nde, Zini İnisiyatifi tarafından “Anıt Mekanı” olarak projelendirilen yer için bütçe temin edilmelidir.
– Devlet, kollektif travmalardaki sorumluluğunu açıkça üstlenmelidir.
– Devlet kollektif travmaları tanıdığını, tören, anıt, müze vb. projelerle somutlaştırmalıdır.
– Zini Gediği ve diğer kayıplarla ilgili arşivler mutlaka açılmalı ve bu konu siyasi hesaplar için istismar edilmemelidir.
– Mal ve can kaybı olanların, yerinden edilmişlerin maddi kayıpları , gerçek kayba orantılı bir şekilde tazmin edilmelidir.
– Zini Gediği ve diğer kayıpların ve yakınlarının onurları, itibarları ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılmalıdır.
– 38 süreci ve sonrasında meydana gelen olaylarla ilgili sorumlulukların kabülünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde, kamuoyundan özür dilenmelidir.
– Meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımı, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitimi ve çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmelidir.
– En önemlisi ihlâllerin bir daha tekrar etmeyeceğine dair kamuoyuna garanti verilmelidir.”
“ADALET SAĞLANANA KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, katliamların zaman aşımına uğratılmak istendiğine dikkat çekerek, “İnsanlık suçu olmasına rağmen bize yaşatılan katliamları zamanaşımıyla unutturmak istiyorlar. Bu ülkede barış ve demokrasi mücadelesi verenler olarak yaşanan katliamlarla yüzleşilmesi için mücadelemizde vazgeçmedik. Hakikatle yüzleşmek bu tekçi ve inkârcı anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor. Adalet sağlanana kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “İnancımız ve kimliğimizden dolayı geçmişten bugüne katledildik. Bugün Suriye’de on binlerce Alevi katledildi. Bu zihniyetin sonucu olarak 1938 Katliamı’nda Gazi’de ve Gezi’de katledildik. Eğer bu ülkeye barış gelecekse yapılan katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor” şeklinde ifade etti.
“MÜCADELE ETMELİYİZ”
ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “87 yıl önce katliam yaşandı. Bugün de bu topraklardaki çok kültürlü yapıya bir saldırı var. Hepimizin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Alevilerin yaşadığı topraklarda asimilasyon kırımına karşı sorumluluk almak gerekiyor. Bu topraklarda bir daha aynı katliamların yaşanmaması için mücadele etmeliyiz” ifadelerine yer verdi.
“KATLİAM YAŞAYAN HERKESLE ORTAK HAREKET ETMELİYİZ”
AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamları Alevi, Bektaşi, Kızılbaş oldukları için yapıldığının altını çizerek, “Tarihsel bir sorunla karşı karşıyayız. Aleviler hep tehlike olarak görüldü. Çünkü Aleviler her alanda örgütlü. Aleviler kendi ilkelerinden asla vazgeçmemeli. Bu topraklarda sadece Alevilere katliam yapılmadı, o yüzden acılarımızı ortaklaştırmamız lazım. Katliam yaşayan herkesle ortak hareket etmemiz lazım. Aleviler olarak en çok barışı isteyenleriz. Barış sadece Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Zini’den geçer” diye belirtti.
PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlar ve soykırımların sadece öldürmekle yaşanmadığını vurgulayarak, “Roboski’de, Sivas’ta, Suruç’ta insanlar katledildi ve katledilmeye devam ediyor. Bugün ülkemizdeki zihniyet Hizbullah ve Sivas katillerini affediyor ama çocuklarımızı hapse atıyor. Bir yandan barış ve demokratikleşmeyi anlatıyorlar bir yandan da bizleri hapislerde çürütüyorlar” dedi.
HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, demokratik bir ülke sağlanacaksa geçmişle yüzleşilmeli diyerek, “1938 üzerinden kaç yıl geçmiş biz halen katledilen yakınları olarak anma yapıyoruz. Toprağa kefensiz düşenlerin huzurunda saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.
DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir de, 1937’de Dersim’in imha edilmesi için operasyon kararı alındığını hatırlatarak, “Bunların asıl amacı kendileri gibi yaşamayan Alevi ve Kürtleri katletmektir. Haksız ve hukuksuz yere katledilen atalarımızın hesabını vermek zorundalar” ifadelerini kullandı.
Anma, Metin Sarı, Simge Şahin ve Mikail Aslan’ın okuduğu deyişlerin ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.
PİRHA- Alevi kurum başkanları 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak, 62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılım çağrısı yaptı. Başkanlar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinliği ise kınayarak yurttaşların bu etkinliğe katılmaması çağrısında bulundular.
62. Ulusal 36. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, bu sene 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş’ta yapılacak. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yapacağı alternatif etkinlikler eleştirilirken, herkes 16-17-18 Ağustos’ta Hacıbektaş Belediyesi ile ortaklaşa yapılacak etkinliğe davet edildi.
“HACIBEKTAŞ’TA YAPILACAK ALTERNATİF ETKİNLİĞE KATILMAMAYA DAVET EDİYORUM”
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Yıllardır Alevileri inkâr eden, yok sayan, her türlü asimilasyon politikası uygulayan AKP iktidarı bu yıl Hacıbektaş’ta 12-13 Ağustos’ta alternatif etkinlik yapmaktadır. Bu alternatif etkinliğe katılmamaya, reddetmeye, asıl olan 16-17-18 Ağustos’ta hep birlikte Hünkar’ın huzurunda buluşmaya davet ediyorum” dedi.
“TALEPLERİMİZİ BİR KEZ DAHA EN YÜKSEK SESTEN DİLE GETİRECEĞİZ”
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABF) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da 16-17 ve 18 Ağustos tarihlerinde Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde bir araya geleceğiz. Gönüllerimizi birleyeceğiz ve taleplerimizi bir kez daha en yüksek sesten dile getireceğiz. Her yıl düzenlemiş olduğumuz bu etkinliğe yönelik iktidarın hazımsızlığı devam ediyor. Özellikle son birkaç yıldır alternatif etkinlikler koyarak, yapmış olduğumuz etkinliklerin altını boşaltarak kendi tahakkümlerini kurma noktasında büyük bir çaba harcıyorlar. Yapılan bu anti-demokratik uygulamalar ve yapılan bu haksızlıklar karşısında bizler her yıl serçeşmemizde, pirimizin huzurunda, kararlılığımızı bir kez daha dünyaya sesleneceğiz” diyerek herkesi Hacıbektaş Belediyesi ve Alevi kurumlarının yapacağı ortak etkinliğe davet etti.
“ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI KARŞISINDAKİ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, bütün yurttaşları Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerine çağırarak, “Alevileri asimile etmek için kurulmuş olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın 12-13 Ağustos Hacıbektaş’ta yapmış olduğu etkinliği kınıyoruz ve karşısındaki mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“HACI BEKTAŞ VELİ DERGÂHI SERÇEŞMEMİZDİR”
Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı reddettiklerini belirterek, şunları ifade etti:
“Hacı Bektaş Veli Dergâhı serçeşmemizdir, mabedimizdir, ibadethanemizdir. Kültür Bakanlığı’na bağlı Cemevi Başkanlığı’nın alternatif olarak düzenlediği 12-13 Ağustos tarihinde yapılacak olan etkinliğe ilişkin tüm canlarımıza, tüm kurumlarımıza çağrımızdır; bu yapıyı reddediyoruz. Bu alternatif törenlere katılmıyoruz. 16, 17, 18 Ağustos’ta bir olmak, iri olmak, dergahımıza, inancımıza sahip çıkmak üzere herkesi Serçeşme’ye bekliyoruz. Gelin canlar, bir olalım.”
“CEMEVİ BAŞKANLIĞI SİVAS KATİLLERİNİ SERBEST BIRAKAN ZİHNİYET TARAFINDAN OLUŞTURULMUŞTUR”
Cemevi Başkanlığı’nın düzenleyeceği etkinliğe kimsenin katılmaması gerektiğinin altını çizen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, şunları kaydetti:
“Sivas katillerini serbest bırakan bir zihniyet tarafından oluşturulmuş olan ve Aleviliğin bir anlamıyla asimilasyon üssü haline getirilmiş Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı’nın Hacıbektaş’ta yapmayı planladığı alternatif etkinliğe canlarımızı katılmamaya çağırıyorum. 16, 17, 18 Ağustos tarihlerinde Aleviler ve Alevi kurumları tarafından Hacıbektaş Belediyesi’nce ortak düzenlenecek olan anma etkinliğinde Hacıbektaş’ta bir olalım, iri olalım, diri olalım.”
PİRHA- AKD Altınoluk Şube tarafından yapılan 4. Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali’nin ikinci gününde Alevi örgütlenmesinin bugünü ve yarını değerlendirdi. Alevi kurum başkanları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair de görüş belirterek “Bir araya gelmemizi istemiyorlar. Bizler, birlikte yürümeye hassasiyet gösteriyoruz. Son noktaya kadar birlikte mücadele yürütecek, siyasetin her alanında söz kuracağız” denildi.
Dördüncüsü yapılan Altınoluk Alevi Kültür ve Sanat Festivali, yoğun katılım eşliğinde sürüyor.
“Yıldız Dağı’ndan Kaz Dağı’na Pir Sultan Aşkına” temasıyla düzenlenen festivalin 2. gün programları da Altınoluk Alevi Kültür Derneği’nde yapıldı.
Yönetim Kurulu Üyesi Müslüm Güller’in konuşmasıyla başlayan 2. gün programında şube faaliyetleri aktarıldı. Programın devamında ise AKD Canlar Korosu sahne aldı.
“YASAYI KULLANMAMAK İÇİN MÜTHİŞ BİR ÇABA SARF EDİYORLAR”
Festival kapsamında “Alevi Örgütlenmesi: Sorunlardan Çözümlere Birlik ve Gelecek İnşası” başlıklı panel düzenlendi. Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, panelin moderatörlüğünü yaptı.
Panelin ilk konuşmacısı Avrupa Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat oldu. Avrupa’daki Alevi örgütlenmesi hakkında bilgi veren Mat, şu sunumu yaptı:
“Ben Erzurum’da doğup büyüyen birisi olarak, orada Alevi olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu birebir yaşadım. O nedenle bizim bir derdimiz var. Değerlerimizin bilinmesi için mücadele veriyoruz. Geçmişte bir araya gelip dernekler kurduk. Tabi bizlerin Avrupa’da şu şansı vardı; ne kadar burjuva sistemi var olsa da kısmen bir demokrasi ve anayasa var. Doğal olarak bizler de eşit yurttaşlık haklarını talep ettik. Bugün AABK’ye bağlı 300’e yakın cemevi var. Doğal olarak devletler, haklarımızı verdiler. Cemevleri de kiliseler gibi aynı haklara sahip oldu. Ama Türkiye, ‘Alevilere bu hakkı vererek bizlerin arasını bozmaya çalışıyorlar’ diyerek anlamsız bir iş peşine düşüyor. Elde edilen hakların altını boşaltmaya çalışıyorlar. Baktığımızda Türkiye’nin anayasası da Avrupa Birliği devletlerinden alınmış. Ama yasayı kullanmamak için müthiş bir çaba sarf ediyorlar. Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi, insanların bir arada özgürce ve kardeş hukuku içerisinde yaşaması adına Alevilerin de Kürtlerin de Ezidilerin de hakkı verilsin istiyoruz. Bu devlet ne kadar ısrar etse de Aleviler, tüm haklarına ana sütü kadar haklı olarak elde edecektir.”
ASİMİLASYONCU EĞİTİM!
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise Alevi toplumunun eğitim alanında yaşadığı zorlukları anlattı. Egemenlerin istediği anlayışın eğitimde dayatıldığını söyleyen Erçe, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanı, ‘dindar ve kindar nesil yetiştirmek’ istediğini söylemişti. Bunu sadece okullarda değil; televizyonlarda, özel dizilerle de gerçekleştiriyorlar. Hatta şimdi okullarda yeni din dersleri de müfredata sokuyorlar. Asimilasyoncu eğitim sistemlerini kreşe giden çocuklarımızın dahi akıllarına kazıyorlar. Burada en büyük yanılgı; bütün bu gerici eğitim sisteminin sadece Alevi çocuklarının sorunu olarak görünüyor. Bu sorun, tüm toplumun kesimlerini, herkesin zihinlerini karıştırıyor.
Birkaç gün önce Cumhurbaşkanı imzasıyla Sivas katilini serbest bıraktı. Bu zihniyet, kadın tüccarlarını, uyuşturucu satanları da serbest bıraktı. Ama binlerce hasta tutsak halen içeride tutuluyor.”
“SİYASET, ALEVİLERİN VAZGEÇİLMEZİDİR”
Türkiye Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç ise Alevi kurumlarının siyasetle olan ilişkisini değerlendirdi. Koç, “Çokça cemevi yaptık ama siyaseten yok olduk” diyerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bizler, ‘Alevi kurumlarında siyaset yapılsın demiyoruz. Bugün bir barış süreci yaşanıyor. Alevilerin içinde olmadığı bir barış sürecinin ne kadar sağlıklı olacağını sorumlulara da iletiyoruz. Kim bize ‘Aleviler, siyaset yapmasın’ diyorsa bizi kendi kabukları içerisinde tutmak istiyordur. DEM Parti’den Celal Fırat dedemiz, Mecliste sadece Alevilerin sorunlarına değiniyor. Bu çok kıymetli. Vekilimiz, bizi temsil ettiği için diplomasiyi de geliştirebiliyor. Siyaset, Alevilerin vazgeçilmezidir. Karşımızdakilerin en az 100 yıllık siyaseti var. Ama biz, 35 yıllık siyaset geçmişi olan örgütleriz. Kürtlerle, Aleviler bir araya geldiği zaman yüzde 50’nin üzerinde oran yapıyor. Bizim bir araya gelmemizi istemiyorlar. Bizler, birlikte yürümeye hassasiyet gösteriyoruz. Son noktaya kadar birlikte mücadele yürütecek, siyasetin her alanında söz kuracağız.”
“ARTIK OCAKZADELER, BİZE KÜFÜR EDİYOR!”
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da “İç ve dış asimilasyon” başlığını yorumladı. Aslan, kurumsal olarak nasıl direnç gösterilmesi gerektiğine de değinerek şu konuşmayı yaptı:
“Koçgiri’den tutun Dersim’e, Maraş’a, Çorum’a dek birçok kez katliam yapmışlar ama Alevi nüfusunu bitirememişler. 1993’te canlarımızı yakanlar, bugün Alevilerin genleriyle oynayıp yok etmeye çalışıyor. Özellikle AKP, profesyonel şekilde oynuyor. Geçmişte Alevi kelimesini ağızlarına almazlardı ama AKP, şimdi kendi yetiştirdiği Alevilerle bize saldırıyor. 2010’da ‘Alevi Açılımı’na kanan, koşarak giden bir kesim oldu. İktidar, eski alışkanlığına dönerek Alevi olmayanlarla, Alevi sorununu konuşmaya, sorunu çözmeye çalıştı! ‘Biz, sizi nasıl tarif edersek ancak o kadar makbul olursunuz’ dediler. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduğunda sevinenler oldu. ‘Devlet, her türlü oyunu oynadı, şimdide parasıyla bizi dönüştürmeye çalışıyor, oyuna gelmeyin’ dedik. Alevi Diyaneti’yle karşı karşıya kaldık. Geçmişteki Hınzır paşalar bugün de var ve şimdi onlarla uğraşıyoruz. Geçmişte korucu sistemine karşı Kürt halkı karşı çıkıyordu, bizim içimizde de şimdi bankamatiklere giderek para çekenler oluştu. Bunların başında da maalesef ocakzadeler geliyor. Devlet, kendi Alevisini yaratıyor, bu Hınzır paşalar da cemevlerine dağılıp iş yapıyor. Artık talipler, ocakzadeler, bize küfür ediyor. Bu Yol’un talipleri olarak sadece yöneticilere değil, hepimize sorumluluk düşüyor. Saldırıyı hep birlikte püskürtebiliriz.”
“HÜKÜMETE GÜVENMİYORUZ AMA BARIŞI DESTEKLEYECEĞİZ”
Panelin ikinci bölümünde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte Alevi sorununun da gündeme gelme ihtimali üzerine değerlendirmeler yapıldı. PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, konuya ilişkin şu görüşleri paylaştı:
“Öncelikle bizler Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’na karşıyız. Bu başkanlık, Suriye’deki Alevi katliamına, Sivas Katliamı davasının düşürülmesine dair tek kelime etmemiş. Demokrasi adına da tek kelime etmemiş. Bu başkanlık içerisinde ‘Alevi’ kelimesi olsa ne olur? İhanet edenler, bu toplumun nezdinde düşkündürler. Bu başkanlık, bizim adımıza konuşamaz.
Evet bir süreçten bahsediliyor ama ‘demokratikleşme, barış süreci’ denilmiyor. İktidar, altını çizerek ‘Terörsüz Türkiye’ diyor. 72 milletin hakkı bu isimle anılacaksa sıkıntılıdır. Aleviler, tarihten bu yana mazlumdan, barıştan yana olmuştur. Bu hükümete güvenmiyoruz ama barışı destekleyeceğiz.”
ABF Başkanı Mustafa Aslan ise “Biz iktidarı biliyor, tanıyoruz ancak iktidarın havuzuna su taşıyanlar var” diyerek şöyle devam etti:
“Barış, tekçi anlayışa bırakılamayacak kadar kıymetlidir. Barıştan yana olanların yanında olmak zorundayız. Bu ülkenin çok dilli, çok kültürlü ve inançlı olduğuna karşı çıkılamaz. Bu konuda Alevi kurumları mücadele yürütecektir. Biz, Alevilere dair masaya gelenlerle oturmaya hazırız. Ama demokrasiyi yok sayanlarla ne konuşacağız? O yüzden AKP, elbette ‘konuşalım’ derse masaya oturacağız ancak ödün vermeden taleplerimizi dile getireceğiz.”
“SORUNUN ÇÖZÜMÜ BURADAKİ TEMSİLCİLERDEN GEÇER”
ADFE Başkanı Zeynel Abidin Koç da siyasal iktidarın, hilelerine devam ettiğini vurgulayarak şu konuşmayı yaptı:
“Oysaki Alevilerin taleplerinin yüzde 99’u ülkenin demokratikleşmesiyle ilgilidir. Biz ‘kamil insan’ deriz. Ancak biz, masadan kaçmayız. Laik devlet, dinden çıkmalıdır. Aksi halde tüm topluma eşit davranamaz. Mevcut anayasa tanınmıyor, açılım yapılsa ne olur? Türkiye’deki Alevilerin tek temsilcisi buradaki örgütlerin temsilcilerdir. Sorunun çözümü buradaki temsilcilerden geçer.”
“MASAYA OTURACAĞIZ”
AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise mevcut sorunları devletin yarattığını ifade ederek şöyle devam etti:
“Yüzyıllık Cumhuriyet tarihinde Aleviler adına söyleyebileceğimiz tek bir şey var; evet Osmanlı’nın yıkılışı ardından cumhuriyetin ilanına dört elle sarıldık. Dönüp baktığımızda pişmemiş tavuğun başına gelmeyen bizim başımıza geldi. Bugün Türkiye’de kimse mutlu değil. Barış, bizim açımızdan son derece önemli. Sanki Aleviler, taleplerini hiç dile getirmemiş gibi yalan söylüyorlar. Örgütlü Alevilerden çok rahatsızlar. Taleplerimizi görmemezlikten geldiler. Biz barıştan yanayız. Evet Erdoğan, ‘yarın gelin görüşelim’ dediğinde tabi ki görüşeceğiz. Ama biz Erdoğan’ın ipiyle asla kuyuya inmeyiz. Bu süreçte biz de varız ama taviz vermeyiz. İslam şemsiyesi altında olmayız. AKP’nin değirmenine su taşıyanlarla da olmayız. Barış süreci sadece Diyarbakır’dan geçmez; Hacıbektaş’tan, Roboski’den, Ankara Garı’ndan da geçer. Evet o masaya oturacağız, taleplerimizi çatır çatır dile getireceğiz.”
Yapılan konuşmalar ardından AKD Altınoluk Tiyatrosu, “Yıldız Dağı’ndan Kaz Dağı’na Pir Sultan Abdal” oyununu sahneledi.
Demet Aykut, Sultan Aykut, Sinan Budak ve Süleyman Tik’in müzik dinletisi ardından festivalin 2. gün programı sona erdi.
PİRHA- AKP’nin yeni anayasa çalışmaları kapsamında Alevi bilim insanlarını davet ettiğini kamuoyundan öğrendiklerini belirten AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Demokrasiye ve hukuk devletine gerçek anlamda bağlılık gösterilmeden atılacak her adım, meşruiyetten yoksun kalmaya mahkûmdur. Aksi takdirde anayasa adı altında yürütülen bu tartışmalarda biz yokuz” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, anayasa tartışmaları üzerine sosyal medya hesabı üzerinden bir yazı paylaştı.
“ALEVİ TOPLUMUNUN TEMEL TALEPLERİ GÖRMEZDEN GELİNDİ”
AKP’nin yeni anayasa çalışmaları kapsamında Alevi bilim insanlarını davet ettiğini kamuoyundan öğrendiklerini belirten Mat, “Bu çağrı, 2009–2010 yıllarında gerçekleştirilen Alevi Çalıştayları’nı hatırlatıyor. O dönem de benzer bir diyalog zemini oluşturulmuş, ancak sonuçlar açısından Alevi toplumunun temel talepleri görmezden gelinmişti” dedi.
“DEVLET, ‘VERİLENLE YETİNİN’ DEDİ”
Yapılan çalıştaylarda Alevilerin dile getirdiği taleplerin hiçbirinin hayata geçirilmediğini hatırlatan Hüseyin Mat, Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olarak kabul edilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Madımak Oteli’nin utanç müzesine dönüştürülmesi, Alevi katliamlarıyla devletin yüzleşmesi, Alevi dergahlarının Alevilere iade edilmesi, Alevi taleplerinin anayasal güvence altına alınması. Bu talepler karşısında devletin tavrı netti: ‘Verilenle yetinin’” diye kaydetti.
“SAMİMİYET YOK, DÜRÜSTLÜKTEN ESER YOK”
Yeni bir anayasa tartışmasının samimiyetine inanmanın mümkün olmadığını belirten Hüseyin Mat, şu ifadeleri kullandı:
“Yaklaşık 15 yıl sonra, yine Alevi akademisyenleri davet ederek yeni anayasa meselesini konuşmak istediklerini bildiriyorlar. Bu tabloya bakınca, insanın gülmemesi elde değil.
Çünkü bu çağrıyı yapan iktidar; Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan, adalet sisteminin tarafsızlığına gölge düşüren, yargının, yürütmenin vesayeti altına alındığı bir düzenin mimarıdır.
Bugün Türkiye’de toplumun büyük bir kesimi, yargının en az güven duyulan kurumların başında geldiğini düşünüyor. Bu koşullar altında, yeni bir anayasa tartışmasının samimiyetine inanmak mümkün değildir. Samimiyet yok. İnandırıcılık hiç yok. Dürüstlükten eser yok. Alevilerle ne konuşulacak? Alevi toplumu ve kurumları yıllardır demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi bir sivil anayasa talebinde bulunmaktadır. Bu talepler defalarca dile getirilmiş, yazılı metinlerle ve on binlerce imzayla karar alıcılara sunulmuştur.”
“ERDOĞAN’IN YENİDEN CUMHURBAŞKANI OLMASININ ÖNÜNÜ AÇMAYA YÖNELİK HERHANGİ BİR ADIMA DESTEK VERMEYİZ”
“Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olmasının önünü açmaya yönelik herhangi bir adıma ne destek veririz ne de bu tür bir çabanın parçası oluruz” diyen Hüseyin Mat, şunları ekledi:
“Önce mevcut anayasaya uyun, AİHM kararlarını uygulayın, adaletin terazisini doğru tutun, hukuku siyasetin gölgesinden kurtarın. Ve en önemlisi, Cemevlerini ibadethane olarak kabul ettiğinizi açıkça ilan edin. Bu koşullar sağlanmadığı sürece yapılan bu tür ‘davetler’, samimiyetten uzak ve sadece göstermelik girişimler olarak kalacaktır.s
Demokrasiye ve hukuk devletine gerçek anlamda bağlılık gösterilmeden atılacak her adım, meşruiyetten yoksun kalmaya mahkûmdur. Aksi takdirde anayasa adı altında yürütülen bu tartışmalarda biz yokuz.”
PİRHA – AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, bir günlük gözaltı ardından serbest bırakılan Annesi Sakine Mat’a yöneltilen suçlamaya dair açıklama yaptı. Asıl hedefin “Alevi hak mücadelesi” olduğunu belirten Mat, “Değil annemi, tüm sülalemi gözaltına alsanız, tutuklasanız dahi ben inandığım yoldan dönmem” ifadelerini kullandı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat, Almanya’dan İzmir’e geldiği esnada havalimanında gözaltına alınmıştı.
Bir günlük gözaltı işleminin ardından 9 Mayıs’ta mahkemede ifadesi alınan 73 yaşındaki Sakine Mat’a “örgüt propagandası” yaptığı yönünde suçlama yöneltildi. Tüm suçlamaları reddeden Anne Mat, serbest bırakıldı.
“İNANDIĞIM YOLDAN DÖNMEM”
AABK Eşit Başkanı, gelişmeler sonrasında yazılı açıklama paylaştı. “Asıl hedef alınan; kişisel olarak annem değil, yürüttüğümüz demokratik, Alevi hak mücadelesidir” diyen Mat, şu açıklamayı yaptı:
Annem Sakine Mat, haksız ve hukuksuz bir şekilde dün İzmir havalimanında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmıştır.
Gözaltına alınma gerekçesi olarak, 23 Mart 2025 tarihinde İsviçre’de düzenlenen bir Newroz etkinliğine katılarak ‘terör propagandası yapmak’ iddiası gösterilmiştir. Bu iddia tamamen asılsızdır. Annem Sakine Mat’ın hiçbir politik faaliyeti olmamıştır.
Ancak hepimiz biliyoruz ki burada asıl hedef alınan; kişisel olarak annem değil, yürüttüğümüz demokratik, Alevi hak mücadelesidir.
Taleplerimizi bastırmak, bizi korkutmak ve sindirmek isteyenler, aile bireylerimize yönelik bu tür uygulamalarla bizi yıldırabileceklerini sanıyor. Ama nafile.
Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyorum: Değil annemi, tüm sülalemi gözaltına alsanız, tutuklasanız dahi ben inandığım yoldan dönmem. Bu mücadeleyi daha da büyüterek, daha kararlı, daha örgütlü bir şekilde sürdüreceğim.
Bu süreçte yanımızda duran, dayanışmasını esirgemeyen herkese gönülden teşekkür ederim. Özellikle sevgili Elif Keleşo şahsında Türkiye Alevi hareketine, İzmir’deki Cemevlerimize, hukuki destekleriyle yanımızda olan Avukat Aytekin Aktaş’a, siyasi parti temsilcilerimize ve her koşulda manevi desteğini gösteren halkımıza yürekten teşekkür ediyorum.
PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, işten çıkarılan işçilerin taleplerinin kabul edilmesi çağrısında bulundu.
Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından ‘personel giderlerinin yüzde 40 yasal sınırının üzerinde’ olması gerekçesiyle işten atılan dört işçi, direnişe başladı. İşçiler, işlerine geri dönmek talepleriyle her gün saat 15:00 ile 17:00 arasında Yer Altı Çarşısı üzerinde 46 gündür oturma eylemi yapıyor.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, işten çıkarılan işçilerin taleplerinin kabul edilmesi çağrısında bulundu.
“İŞÇİ KIYIMI POLİTİKALARI ŞİDDETLE KINIYORUZ”
Dersim’e kayyım atanmasıyla birlikte işçiler işlerinden çıkartıldığını söyleyen AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “İşçiler haklı mücadelelerini sürdürüyorlar, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak Dersim’de işçi kıyımına yönelik politikaları şiddetle kınıyoruz ve işçilerin bir an önce işlerine dönmelerini talep ediyoruz” dedi.
“EMEKÇİ KARDEŞLERİMİZİN TÜM HAKLARIYLA İŞLERİNE GERİ DÖNMELERİNİ TALEP EDİYORUZ”
Halkın iradesine darbe vuranların ilk iş olarak emekçilerin işlerine son verdiğini belirten PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Belediye işçilerinin işlerine son veren bu anlayışı şiddetle kınıyoruz. Emekçi kardeşlerimizin tüm haklarıyla birlikte işlerine geri dönmelerini talep ediyoruz” diye konuştu.
PİRHA- İzmir Havalimanı’nda gözaltına alınan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat adliyeye getirildi.
Almanya’dan İzmir’e seyahat eden Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat‘ın 73 yaşındaki annesi Sakine Mat dün akşam havalimanında gözaltına alındı.
Havalimanı içerisinde bulunan karakolda sabaha kadar gözaltında tutulan Sakine Mat saat 11.00’de İzmir Adliyesi’ne sevk edildi.
Dün geceden bu yana İzmir Havalimanı’nda konuyla ilgilenen Alevi kurum yöneticileri de adliyeye geçti.
Sakine Mat’ın gün içerisinde ifadesinin alınması bekleniyor.
PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat, İzmir Havalimanı’nda gözaltına alındı.
73 yaşındaki Sakine Mat İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan gözaltına alındı.
Gözaltı gerekçesi henüz öğrenilemezken AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, İzmir Barosu’ndan avukatların, konuyla ilgilendiklerini belirti.
Konuyla ilgili PİRHA’ya konuşan Mat, “Ben de kısa süre önce haber aldım. Annem ve babam. birlikte İzmir’den giriş yaptı. Annemi gözaltına almışlar ve biz de şu an kendisinden haber almaya çalışıyoruz. Babamla birlikte 2-3 ay kalmak için İzmir’e gitmişlerdi ancak uçaktan iner inmez gözaltına aldılar. Biz de henüz bir kontak kurmuş değiliz. İzmir Barosu’ndan avukatlar konuyla ilgili girişimde bulunuyorlar” dedi.
AABK de konuya ilişkin yazılı açıklama paylaşarak şu ifadelere yer verdi:
“Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat’ın annesi Sakine Mat’ın, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda polis ekipleri tarafından gözaltına alındığını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz.
Hiçbir hukuki ve insani gerekçeyle izah edilemeyecek bu uygulamayı kınıyor, Sakine Mat’ın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”
PİRHA- Almanya’da düzenlenen ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “2013 sürecinde muhalefet barış sürecinin içerisinde etkin olarak yer almadı. Aynı şekilde toplumsal dinamikler barışı tartışmadı. Bizimde o dönemin özeleştirisi verdiğimiz eksiklerden biri buydu. Bu dönemde açık ve şeffaf olarak konuşan, tartışan bir çalışma yürütmek istedik” dedi.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Demokratik Alevi Federasyonu ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ konferansı düzenledi.
Gustavsburg Cemevinin ev sahipliğini yaptığı konferansa DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Demokratik Alevi Federasyonu Eş Başkanı Demir Çelik, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat konuşmacı olarak katıldı.
Açılış konuşması yapan Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber ve Gustavsburg Cemevi Başkanı Müslüm Aktar katılımcıları selamladı.
“ARAP ALEVİLER OLARAK MAZLUMDUK VE KATLİAMA MARUZ KALDIK”
Konferansta, ilk sözü alan Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Genel Başkanı Serhat Süleyman Narlı, Arap Alevilerin sürekli bir hedef halinde olduğunu belirterek, “Tarihin her döneminde Aleviler ve felsefeleri hedef haline getirilmiştir. Biz Arap Alevileri bu tarihi süreçte mazlumduk ve katliamlara maruz kaldık. Alevilere yönelik bu nefret söylemleri 14. Yüzyıl fetvalarında da görülmüştür. Bizler tek bir Alevi çatısı altında birleştiğimiz bu ideoloji bizim birliğimizdir. Bizler de Arap Alevileri olarak lokmalarımızı kardeşlerimizle paylaşma kültürümüz var. Hristiyan, Sünni, Asuri canlarla lokmalarımızı paylaşırdık. Bizler sorgulayıcı bir felsefeye sahibiz. Otorite olarak kabul ettiğimiz bir yapı yoktur. Arap Alevileri olarak bu zulme karlı örgütlü bir yapıyı oluşturmayı tartışmalıyız” dedi.
Narlı, Baas rejimi üzerinden Alevilere yönelik saldırılara dikkat çekerek, Baas rejiminin yıllardır Alevi örgütlenmesinin önünü kestiğini söyledi. Narlı, “Suriye’de Esad rejimi ile bağdaştırmış Aleviler. Sanki Esad tarafından desteklenen bir Alevi devleti varmış gibi algı yaratılıyor. Suriye’de yaşadığımız dönemde Alevi olduğumuz söylenmezdi. Baas rejimi orada Alevi örgütlenmesinin önünü sürekli kesti. Bu rejim fakir, mazlum olanı kendinden görmez. Ama Aleviler hedef haline getirildi. Bir köyde 58 kişi katledilmiş, çok sayıda kişi gözaltında kaybedilmiştir. Sebep ise Alevi olduklarını sorduklarında Alevi olduklarını kabul etmeleriydi. Çokça aile göçertildi, kadınalar baş örtüsü zorunluluğu getirildi. Suriye’de 5 milyon Alevi yaşamakta. Yaşam alanlarında açık bir temizlik yapılıyor” diye konuştu.
FIRAT: ALEVİLERİN VE DİĞER HALKLARIN SORUNLARI DA ÇÖZÜME KAVUŞACAK
Kürt sorununun çözümü ile birlikte Aleviler ve diğer halkların sorunlarının da çözüme kavuşturulması için mücadele ettiklerini söyleyen DEM Parti Milletvekili Celal Fırat, “Bu kadar Alevi nüfusu varken bizler neden katliama maruz kalıyoruz. Bu kadar katliama uğramış, yakılmış olan biz Aleviler neden hala bir olamıyoruzu sormak lazım. Biz örgütlenirsek özgürleşiriz, bunun mevcut koşulu budur. Suriye’de Aleviler bir katliamla karşı karşıya. İnsanlığa karşı büyük bir vahşet var. Ama bizler ise hala birbirimiz ile uğraşıyoruz. Sözümüzü daha güçlü kurmak lazım. Alevilere dayattıkları Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi ucube bir kurum var. Kirli bir propaganda yürütüyorlar, Alevi pirlerine ise cemevi uzmanı diyorlar. Kürt sorunu Türkiye’nin büyük bir yarasıdır. Daha kaç insan ölecek, bu kanın durması lazım. Her kesimin yan yana gelerek beraber mücadele etme koşullarını bulmamız lazım. Aleviler yalnız mı bırakılıyor gibisinden bir kaygı yaratılıyor. Sadece Kürt sorunun değil Alevilerin ve diğer sorunların çözüme kavuşturulması ve eşit yurttaşlık hakkına kavuşması için birlikte mücadele ediyoruz ve bunu sonuca kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.
ÇELİK: ALEVİLER SON 100 YILIN AĞIR TRAVMASINI YAŞIYOR
Demokratik Alevi Federasyonu Eş Başkanı Demir Çelik, Alevilerin son 100 yılın en ağır travmasını yaşadığını dile getirerek, “Barışı kutsaldır; herkesten çok biz Alevilerin dillendirmesi ve sahip çıktığı bir kutsallıktır. Savaşın yıkıcılığı, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere toplum kırını deşifre etmek, karşısında pozisyon almak ve dolayısıyla barışı dillendirmek herkesten çok kendisine Alevi diyenin görevi olmalıdır. Biz Alevilerin yaşadığımız katliamların bizde en ağır olan travmasını son 100 yıldır yaşıyoruz. Ağır bir sosyal, siyasal travmayı yaşıyoruz. Nerede kaybettik, nasıl bulabiliriz sorularına yanıt bulmadan eriniyoruz. Biz kendi hakikatimiz olan devlet ve iktidar dışılığı yaşatamadığımız için büyük kaybettik ve kaybediyoruz” şeklinde konuştu.
“YAN YANA GELEMEZDEK BİZİ BÖLENLER YİNE KAZANACAKLARDIR”
Aleviler ve diğer mazlum halkların bir araya gelememesi durumunda iktidarların yeniden kazanacağına vurgu yapan Çelik, “Savaşa karşı barışın pratik adımlarını da örmemiz gerekiyor. Büyük risklerin yanında büyük olanaklar ve imkanlarda var. Buna erişebilmenin yolu örgütlenmektir, öz gücüne dayanmaktır. Çıkaracağımız temel ders; savaşa karlı barışın savunucusu, kendine güvenmekten, mazlum halklarla ortak yaşamı inşa etmekten geçiyor. Biz mazlumlar ve mağdurlar savaşa karşı omuz omuza mücadeleyi büyütemezsek , demokrasi asgari müştereğinde Aleviler olarak yan yana gelemezsek bizi bölenler yine kazanacaklardır” diye belirtti.
MAT: ALEVİLER 2. YÜZYILDA AYNI ŞEYLERİ YAŞAMAK İSTEMİYOR
“35 yıllık Alevi mücadelesi bize şunu gösterdi ki; örgütlenmeyen toplumların geleceğini inşa etme şansı ve hakkı da olamaz” diyen Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise “Alevi inancının temel öğesi, kutsalı insandır, yaşam hakkıdır. Barış tabi ki Alevilerin de öncülük edeceği, üstüne düşeni ivedilikle yerine getireceği bir şey. Alevilerin nefes alacağının söylendiği cumhuriyet tarihi Osmanlı’dan daha çok Alevilere zulüm etmiştir. Birinci yüzyılında resmi devlet ideolojisinin Alevilere yapmadığı kalmadı. Aleviler cumhuriyetin birinci yüzyılında yaşadığını ikinci yüzyılda artık yaşamamalı. 35 yıllık mücadele gösterdi ki Aleviler cumhuriyetin demokratikleşmesine müthiş katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.
“ALEVİLER ONURLU BİR BARIŞIN YANINDA AMASIZ YER ALACAKTIR”
Alevilerin şeffaf yürütülecek bir sürece destek vereceği ve rol üsteleneceğini söyleyen Mat, “Türkiye’nin demokratikleşmesi sadece Diyarbakır’dan değil aynı zamanda Dersim’den ve Hacıbektaş’tan geçer. Bizde bu vesileyle bu şeffaf ve demokratik olarak yürütülecek bir sürecin ortak paydaşı olmak istiyoruz. Biz Türkiye’nin demokratik, laik, seküler bir şemsiyesinin altında ortak barış sağlanabilir. Barışa dair tespitimiz, arzumuz budur. Aleviler amasız, fakatsız onurlu bir barışın yanında yer alacaktır” diye ekledi.
HATİMOĞULLARI: İÇ BARIŞI TARTIŞMAYI GEREKTİREN KOŞULLARIN OLUŞTUĞUNA DAİR DEĞERLENDİRMELER VAR
Konferansın son konuşmacısı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Parti (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümüne dair gelişen sürece dair kimi aktarımlarda bulundu. Hatimoğulları, “Ortadoğu tam bir savaş alanı olduğunu ve savaşın artık batıya geldiğini Ukrayna-Rusya savaşında gördük. Küresel sermaye çok ciddi bir krizin içerisinde, buradan çıkmak içinde Ortadoğu’da savaşlar var. Suriye’deki son gelişmeleri de bu tablonun içerisinde önemli bir fotoğraf karesi olarak görüyoruz. Hindistan’dan Avrupa’ya kadar gelecek olan enerji koridorunun içerisinde Türkiye yok. Dolayısıyla Türkiye’de başka bir stratejik bir yönelime girilmesine dair kuvvetle muhtemel devletin bir kanadı böyle çalışıyor. Buradan bir hareketin Türkiye’de bir iç barışı tartışmayı gerektiren objektif koşulların oluştuğuna dair önemli değerlendirmeler var. Sadece bu mudur, tabi ki değildir. Kürt halkının güçlü bir örgütlenmesi olmamış, Suriye’de öz yönetimler kendisini koruyabilmiş olmasaydı sizi kimse muhatap almazdı” diye konuştu.
“2013 SÜRECİNE ÖZELEŞTİRİ OLARAK SÜRECİ TARTIŞAN BİR ÇALIŞMA YÜRÜTTÜK”
Hatimoğulları, 2013 yılındaki müzakere sürecinin bir özeleştirisi olarak toplumsal dinamiklerle süreci tartıştıklarını dile getirerek, “Sürecin başlamasıyla birlikte ikinci görüşme sonrasında siyasi partilerle, demokratik kitle örgütleriyle, Alevilerle, kadın, ekoloji hareketleriyle merkezi düzeyde görüşmeler gerçekleştirdik. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere tüm partilerle Sayın Öcalan’ın şu vurgusunu paylaştık. 2013 sürecinde muhalefet barış sürecinin içerisinde etkin olarak yer almadı. Aynı şekilde toplumsal dinamikler barışı tartışmadı. Bizimde o dönemin özeleştirisi verdiğimiz eksiklerden biri buydu. Bu dönemde açık ve şeffaf olarak konuşan, tartışan bir çalışma yürütmek istedik” dedi.
ANA MUHALEFET PARTİLERİNE GÖNDERİLEN MESAJ
Hatimoğulları şöyle devam etti:
Toplumun nabzını tutan bütün toplumsal kesimlerle yaptığımız görüşmelerin tamamı pozitif geçti. Sayın Öcalan ana muhalefet partisi başta olmak üzere tüm partilere şu mesajı yolladı; ‘Siz bu dönemin kurucu öznesi, Türkiye’de barışın inşa edilmesinde özne olmazsanız bu iktidar her şeyi kendine yontar.’ Alevi canlarda kaygıların olduğunu hepimiz biliyoruz. Yaptığımız tüm toplantılarda bunu açıkça dile getirdiler. Bu hassasiyeti gören bir yerden bu kaygıların giderilmesi için Alevi örgütlerine doğrudan bilgi vermemiz gerekiyor ise istenilen yerde veririz dedik.
ÖCALAN’IN ÇAĞRISI NE OLACAK?
Sayın Öcalan’ın yakın bir zamanda açıklama yapmasını bekliyoruz. Bunun Şubat sonu ve Mart başına yetişeceği bilgisini verdik. Diğer önemli bir soru bu açıklamanın mahiyeti ne olacak? Tabi ki içeriğini cümle cümle bilmiyoruz. Ama ana fikrini biliyoruz. Ana fikri şudur; Kürt sorununun çatışma ve şiddetten arındırılarak demokratik ve hukuki bir zeminde çözülmesini sağlamak çağrısı olacak bu çağrı. Bahsettiğimiz tüm toplumsal kesimlerin bu çağrıyı heyecanla beklediğini biliyoruz.”
PİRHA- Yeni bir müzakere süreci tartışmalarına dair konuşan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Aleviler olarak bu süreçte aktif rol almak istediklerini kaydetti. Mat, barışın tüm toplumsal kesimlerin için ihtiyaç olduğu vurgusunda bulunarak, “Barış sadece Kürtlerle devlet arasında değil, devlet ve bugüne kadar inkar ettiği bütün toplumsal kesimler arasında olmalıdır” dedi.
Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesine dair yapılan tartışmaları değerlendiren Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, tüm kesimlerin kalıcı bir barış istediğini söyledi.
“BARIŞ OLACAKSA, BÜTÜN TOPLUMSAL KESİMLERLE OLMALI”
Mat, barışın devlet ve inkar edilen bütün toplumsal kesimler arasında olması gerektiğini ifade ederek, “3 hafta önce Türkiye’de ‘Aleviler Barışı Konuşuyor’ kapsamında bir konferans yaptık. Herkesin takip ettiği gibi bir süreç tekrar başlatıldı ve bu süreçte barış konuşuluyor. Biz Aleviler Türkiye’de toplumsal ve onurlu bir barışa ihtiyaç olduğunu biliyoruz. Artık gençler ölmesin, demokratik bir yapının oluşacağı inançlar ve etnik kimliklerin bir araya yaşaması gerekiyor. Barış sadece Kürtlerle devlet arasında değil, devlet ve bugüne kadar inkar ettiği bütün toplumsal kesimler arasında olmalıdır. Bir barış olacaksa; bu barış yolu sadece Diyarbakır’dan değil, aynı zamanda Hacı Bektaş’tan da, Dersim’den de geçtiğini söylüyoruz” diye konuştu.
“ALEVİLER, BU SÜREÇTE AKTİF ROL ÜSTLENMEK İSTİYOR”
Alevilerin yeni süreçte aktif rol üstelenmek istediğini dile getiren Mat, “Ki bunu sadece Aleviler ve Kürtler için değil, tüm toplumsal kesimlerin hakkının verileceği bir barışı istiyoruz. O nedenle bu barışın koşulları nasıl olacak, süreç nasıl yürütülecek, burada Alevilere düşen sorumluluk nelerdir, Alevilerin üstleneceği görevler neler olacak? Bu süreci tribünlerden izleyen Aleviler değil, sürecin içerisinde aktif rol üstlenmek isteyen bir tutum sergilemek istiyoruz. Biz kendi barışımızı da, toplumsal barışı da siyasal İslamcılara teslim etmeyeceğiz. Bir barış olacaksa, oluşturulacak masada mutlaka Aleviler de kendisine düşen sandalye sayısını talep ediyor” dedi.
PİRHA- SYKP, Samandağ’da, ‘Suriye’de Alevilerin ve Halkların Geleceği’ konulu bir panel düzenledi. Panele konuşmacı olarak Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, gazeteci-yazar Hasan Sivri ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi katıldı.
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Hatay İl Örgütü, Samandağ Belediyesi Toplantı Salonu’nda, ‘Suriye’de Alevilerin ve Halkların Geleceği’ konulu bir panel düzenledi. Moderatörlüğünü Seda Yüce’nin yaptığı panele konuşmacı olarak Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, gazeteci-yazar Hasan Sivri ve Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi katıldı.
“ALEVİLERİN YAŞADIĞI HİÇBİR ÜLKEDE ALEVİLER MUTLU DEĞİL”
Alevilerin yaşadığı hiç bir ülkede Alevilerin mutlu olmadığını belirten Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Başkanı Hüseyin Mat, “Türkiye’de Alevilerin başına ne geldiyse Suriye’de de Arap Alevilerin başına o geldi. İran ve Irak’ta yaşayan Alevilerin başına da o geldi. Hep aynı sorunlarla başbaşa kalmışız. Peki neden? Bu bizim alın yazımız mı? Aleviler yaşadıkları ülkelerde niye zulme ve haksızlığa maruz kalıyorlar? Cevaplamamız gereken soru bu. Alevilerin yaşadığı hiç bir ülkede Aleviler yönetime ortak değiller. Aleviler hep yönetilen bir toplum olmuş. Neden? Bunun tek bir cevabı var; örgütsüzlük, bir araya gelememek, birlikte olamamak” değerlendirmesini yaptı.
“SURİYE’DE İÇ KESİMLERDEKİ ALEVİLERİ SAHİLE DOĞRU GÖÇ ETTİRME ÇABALARI VAR”
Suriye’de Hama ve Humus tarafında, özellikle kırsal kesimlerde, Sünni toplumun olduğu ama bazı Alevi köylerinin de olduğu yerlerde, Alevileri sahile doğru göç ettirme çabaları olduğunu ifade eden Samandağ Alevi Değerleri Derneği Başkanı Zülfikar Çiftçi, “Büyük Ortadoğu projesi burada devletçikler istiyor. Bu devletçiklerden biri de Suriye sahillerinde Alevi devleti kurulması olayıdır. İç kesimlerde yaşayan Alevileri sahil kesimine sıkıştırıp burada daha homojen bir Alevi devleti kurma çabaları olabilir ileride. Bu nedenle şu an Alevilerin daha azınlıkta bulunduğu Sünni bölgelerinde Alevilere saldırılar yoğunlaşmış durumdadır. Mesela Lazkiye’de, Tartus’da Alevilere yönelik genel bir saldırı yok” dedi.
Suriye’de yaşananların devrim değil darbe olduğunu vurgulayan gazeteci Hasan Sivri ise, “Dolayısıyla bugün darbe ile yönetimi ele geçirilen Şam’da, birincisi İsrail’in lehine sonuçlar doğuracak bir azınlık diktası var. Kendileri dışındaki hiç bir muhalifi Şam’a sokmuyorlar” dedi.
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Suriye Çözümüne Dair” başlığıyla bir yazı paylaştı. Mat, “Başta Aleviler olmak üzere, Suriye’de yaşayan tüm din ve inanç gruplarının yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Etnik grupların temsil hakları, merkezi ve yerel yönetim yapılarında adil bir şekilde dağıtılmalıdır” dedi.
Suriye’de geçen hafta yönetimi ele geçiren cihatçı terör grupları endişe yaratmaya devam ediyor. Katliam yapıldığı iddia edilirken, Suriye’ye ilişkin çözüm önerileri de geliyor.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Suriye Çözümüne Dair” başlığıyla bir yazı paylaştı. Mat, “Başta Aleviler olmak üzere, Suriye’de yaşayan tüm din ve inanç gruplarının yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü güvence altına alınmalıdır” dedi.
Hüseyin Mat şu önerilerde bulundu:
“Haritaların yeniden çizildiği, demokrasinin yeniden tanımlandığı ve özgürlüklerin sınırlarının belirlendiği bir Suriye’de şu ilkeler önceliklendirilmelidir:
Öncelikle (Acil), mezhepsel ve etnik katliamların yaşanmaması için acil, kapsamlı çözümler üretilmeli ve etkili tedbirler alınmalıdır. Daha sonra sırasıyla,
1. Din ve İnanç Gruplarının Hakları:
Başta Aleviler olmak üzere, Suriye’de yaşayan tüm din ve inanç gruplarının yaşam hakkı ve ibadet özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.
İnançlara saygılı bir devlet yapısı kurulmalı, din ve vicdan özgürlüğü anayasal koruma altına alınmalıdır.
2. Etnik Çeşitliliğin Tanınması:
Başta Kürtler olmak üzere, Araplar, Türkmenler, Asuriler, Ermeniler ve diğer tüm etnik grupların kimliklerini özgürce ifade etme, kendi dillerini konuşma ve kültürlerini yaşatma hakları sağlanmalıdır.
Etnik grupların temsil hakları, merkezi ve yerel yönetim yapılarında adil bir şekilde dağıtılmalıdır.
3. Laiklik ve Seküler Yaşamın Korunması:
Laik ve seküler yaşam alanlarına sahip tüm bireyler ve azınlıkların hakları anayasal olarak güvence altına alınmalıdır.
Kadın-erkek eşitliği ve bireysel özgürlükler, sosyal hayatın temel taşı olmalıdır.
4. Uluslararası Destek ve Güvence:
Bu çözüm sürecinin ve Suriye’nin gelecekteki barışçıl yapısının sürdürülebilirliği için Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği gibi uluslararası aktörler sürecin garantörü olmalıdır.
Garantörlük sadece askeri veya diplomatik değil, ekonomik kalkınmayı ve toplumsal barışı destekleyecek mekanizmalarla da sağlanmalıdır.
5. Yeniden Yapılanma ve Adalet:
Suriye’nin yeniden yapılanmasında tüm tarafların eşit katılımı sağlanmalı, özellikle savaş mağdurlarına yönelik adalet mekanizmaları oluşturulmalıdır. Savaş suçlarının yargılanması için uluslararası hukuk temelinde bir adalet sistemi devreye sokulmalıdır.
6. Bölgesel İş Birliği:
Suriye’nin istikrarı için komşu ülkelerle iş birliği artırılmalı, mülteci krizi ve sınır güvenliği gibi konularda ortak çözümler geliştirilmelidir.
Amaç, tüm inanç, etnik ve sosyal grupların bir arada, eşitlik temelinde yaşadığı; insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve barışçıl bir Suriye’nin inşasıdır.