Etiket: hüseyin mat

  • AABK Eşit Başkanı Mat: Cemevi Başkanlığı ihanet ve asimilasyon merkezidir!

    AABK Eşit Başkanı Mat: Cemevi Başkanlığı ihanet ve asimilasyon merkezidir!

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, MHP desteğiyle AKP hükümetinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kurmasını sert eleştirerek, bu kurumun Alevilerin sorunlarına çözüm getirmekten ziyade Alevileri asimile etmek ve devletin Alevisi yapmak amacıyla kurulduğunu belirtti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabı üzerinden ‘Aleviler ve Yeni Operasyon’ başlığıyla yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na sert tepki gösterdi.

    Mat, geçmişte Alevi kimliğinin yasaklandığını ve toplumdan dışlandığını anımsatarak, şimdi ise devlet eliyle ve desteğiyle Alevi adı altında bir başkanlığın kurulduğunu ifade etti. AABK Eş Genel Başkanı Mat, 2009-2010 tarihlerinde gerçekleştirilen Alevi çalıştaylarında Alevilerin taleplerinin kabul edilmediğini ve devletin ‘bununla yetinin’ yaklaşımını benimsediğini dile getirdi..

    Resmi ideolojinin Aleviler üzerine “böl, parçala, yönet” taktiğini uygulamaya koyduğuna değinen Mat, resmi ideolojinin, Alevi örgütlenmesine müdahale etme kararını aldığını kaydetti.

    “ALEVİLERE ‘YETİNİN’ DENİLİYORDU”

    Mat, Aleviliğin ve ona ait kavramların kullanılmasının yasaklandığı bir ortamda devlet desteğiyle bir başkanlığın kurulduğuna işaret ederek, “Yine daha düne kadar Aleviler denildiğinde; zındık, kafir, ana baba tanımaz, gavur, dinsiz, sünnetsiz gibi hakaretler yapılarak toplumdan dışlanırken, şimdi Alevilerin iki yakasına yapışmış ve Allahımız, dinimiz, kitabımız, peygamberimiz bir, biz biriz ve kardeşiz diyorlar. Şunu hemen ifade edelim ki, tutarsızlık ve samimiyetsizlik diz boyu. Çünkü 2009 ile 2010 tarihleri arasında yapılan “Alevi Çalıştaylarında” yayınlanan sonuç bildirgesinde, Alevilerin tüm talepleri kabul edilmediği gibi çok aşağılık bir tanımla yapılarak; devletin vereceği kadarıyla “YETİNİN” denilebiliyordu” ifadelerini kullandı.

    “BÖL, PARÇALA YÖNET TAKTİĞİNİ İŞBİRLİKÇİ ALEVİLERLE YAPIYORLAR”

    ‘Resmi ideoloji vurarak, kırarak, dökerek, yakarak Alevilerin kökünü kazıyamayacağını anlayınca, içeriden vurmaya, “böl, parçala, yönet” taktiğini uygulamaya başladı’ diyen Mat, şöyle devam etti:

    “Bunu da sözüm ona kendisine Aleviyim diyen satılık ve işbirlikçilerle yani Hınzır paşalarla yapmaya çalışıyorlar. Peki neden taktik değiştirdiler? Çok açık. Aleviler örgütlendiler. Derneler, vakıflar, federasyonlar, konfederasyonlar kurdular. En önemlisi kurulan Alevi kurumları bir araya geldiler ve birlikte hareket ediyorlar. Resmi ideoloji ve iktidar hiç beklemediği bir durumla karşı karşıya kaldı. Bu çok rahatsız edici ve ezber bozan bir durumdu. En önemlisi resmi ideolojinin kendi varlığını sürdürmesi konusunda tehlikeli bir gelişmeydi. Bu sebeple çok gecikmeden bu duruma müdahale edilmesi gerekiyordu.”

    “DEVLETİN ALEVİSİ YAPMA KONUSUNDA ISRARLARI DEVAM EDİYOR”

    Devletin Alevileri kuşatmak ve kendi Alevisi yapma konusundaki ısrarının devam ettiğine vurgu yapan Hüseyin Mat, “Resmi ideoloji ve iktidar kendi eliyle çakma dernek, vakıf ve federasyonlar kurarak işe başladılar. Amaç Alevi kurumlarını itibarsızlaştırmak, yalnızlaştırmak, altını boşaltmak ve en önemlisi karşı karşıya getirmekti. Aynen “gri dedeler” operasyonunda olduğu gibi. Avrupa Alevi hareketini durdurmak, parçalamak ve bitirmek amacıyla Avrupa’ya gönderdikleri işbirlikçi dedeler ve Avrupa Cem Vakfı koordinatörlüğünü desteklemek gibi… Ama hepsi boşa çıktı. Şu an Avrupa’da ne Cem Vakfı’nın esamesini görebilirsiniz ne de gri dedeleri cemevlerinde. Ama Osmanlı’da oyun bitmez. Yeni alternatifler yaratarak Alevileri hem teolojik hem de siyasal olarak kuşatmak ve devletin Alevisi yapma konusunda ısrarlarını ve uğraşlarını sürdürmeye devam ediyorlar” diye belirtti.

    “ALEVİLERE YÖNELİK BİR OPERASYON”

    Mat, Alevilere yönelik yeni bir operasyon olarak adlandırdığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliğin varlığını ortadan kaldırmak istediğini söyleyerek, şunları ifade etti:

    “Bu kurumun kuruluş amacı Alevilerin sorununu çözmek, dertlerine derman olmak ve anayasal haklarını tanımak için kurulmadı. Aksine Alevileri asimile etmek, devletin Alevisi yapmak ve kökünü, varlığını ortadan kaldırmak için kurulan bir yapıdır. Dedelere maaş, cemevlerinin tamiri gibi konuları çözmekten başka bir misyonu olmayan bu yapı iyi niyetli değildir. Aleviler diyalogtan, bir araya gelmekten, sorunlarını karşılıklı konuşmaktan çekinmiyorlar. Bilakis diyalogu ve görüşmeyi esas alan ve samimi bir çözümden yana hep kapılarını açık tutular ve mücadele ettiler. Aleviler taleplerini dile getirmek, görünür olmak, çözüm üretebilmek için bir çok defa eylem ve girişimlerde bulundular. Bu kapsamda devlet ve iktidarlarla görüşmek için çaba gösterdiler, mitingler, imza kampanyaları yaptılar, mecliste bir çok defa basın açıklaması gerçekleştirdiler. Taleplerinin yer aldığı dosyaları meclise, cumhurbaşkanlığına, başbakanlığa defalarca sundular. Sonuç koca bir hiç. Çünkü niyet çözmek değil, kendine benzetmek, teslim ve kontrol altına almak.

    “DAHİL OLANLAR BİZDEN DEĞİLDİR”

    ‘İhanet ve asimilasyon merkezi görevini üstlenmekten başka hiç bir işe yaramayan bir devlet kurumuna sahip çıkmak, destek sunmak ve buna alet olmak düşkünlüktür’ diyen AABK Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Amaç bir arada olan Alevi kurumlarını karşı karşıya getirmek, çözümden yana olan ve olmayan diye ayırmak, çalıştırmak ve bölmeye götürmektir. Böyle bir operasyona kim alet olur, kim işbirliği içerisinde olur, bilsinler ki; hınzır paşanın sofrasına oturmuşlardır. Kim Hınzır paşanın sofrasına oturur, haram lokmaya el uzatır, Alevilerin hak mücadelesini karşısına alır, ihanet ve işbirliğine tenezzül eder, bilsinler ki karşılarında bizi bulurlar. Avrupa Alevi hareketinin bu konuda tutumu ve kararı açıktır ve nettir. Alevi Bektaşi Kültür Cemevi Başkanlığı ile birlikte kim çalışırsa, işbirliği içerisinde olursa bizden değildir” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

     

  • AABK Eşit Başkanlarından laik eğitim mitingine katılım çağrısı-VİDEO

    AABK Eşit Başkanlarından laik eğitim mitingine katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin okullara imam atamasını engellemek ve laik eğitim, laik yaşam için İzmir’de Eğitim-Sen ve Alevi örgütlerinin öncülüğünde 16 Eylül’de bir miting yapılacak. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, herkesin İzmir’de yapılacak mitinge katılmasını ve gerici eğitime karşı direniş sergilemesini istediler.

    Eğitim Sen, veli dernekleri ve Alevi örgütleri, okullara imam atanması olarak bilinen ÇEDES projesinin iptal edilmesi için 16 Eylül’de İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda miting yapacak.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, herkesin İzmir’de yapılacak mitinge katılmasını ve gerici eğitime karşı direniş sergilemesini istediler.

    KAMİLAĞAOĞLU: BİR DİRENİŞ SERGİLİYORUZ

    Nevin Kamilağaoğlu, “Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Türkiye Alevi kurumlarının eğitimle ilgili projesini gerçekleştiriyoruz. Yaşam koşulları Türkiye’de çok zor ve Türkiye’de Eğitim-Sen başta olmak üzere tüm Alevi kurumları 16 Eylül’de İzmir’de laik yaşam, eşit yurttaşlıkla ilgili miting gerçekleştirecekler. Biz de ayrıca Avrupa Parlamentosu’nun önünde 11 Eylül’de Strazburg’ta ÇEDES projesine karşı bir basın açıklaması yapacağız. Biz devletin okullara imam atamasına karşı bir direniş sergiliyoruz ve tüm kurumları, tüm halkımızı ayın 16’sında İzmir’de büyük mitinge davet ediyorum. Siz katılmazsanız biz bir eksik oluruz. Mutlaka bu direnişi sergilememiz lazım” dedi.

    MAT: TÜRKİYE SİYASAL İSLAM BAĞLAMINDA ELE GEÇİRİLİYOR

    Hüseyin Mat ise, “Türkiye, tam anlamıyla siyasal İslam bağlamında ele geçirilmesi konusunda yeni projelerle karşı karşıya. Bu anlamıyla laik, eğitim, laik, yaşam ve eşit yurttaşlıktan yana olan ve çağdaşlıktan yana olan herkesi 16 Eylül’de, İzmir’de yapacağımız meydana davet ediyoruz. Orada buluşmak dileğiyle” ifadelerini kullandı.

    SUÇ DUYURUSU DİLEKÇESİ İŞLEME DAHİ KONULMADI

    Bu arada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, MEB ile Diyanet arasında imzalanan ve tepki çeken ‘ÇEDES’ protokolü hakkında Halkın Kurtuluş Partisi’nin (HKP) verdiği suç duyurusu dilekçesinin ‘işleme konulmamasına’ karar verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin yaptığı inceleme ve değerlendirme sonucunda il valileri, il milli eğitim müdürleri ve il müftüleri hakkındaki dosyanın “işleme konulmaması” yönünde karar verdi. Karara göre ÇEDES projesi laiklik ilkesine aykırı bulunmadı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • AABK, depremzede çocukları sevindirdi-VİDEO

    AABK, depremzede çocukları sevindirdi-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat depremlerinde yara alan kentleri ziyaret eden AABK Eşit Başkanları, depremzede öğrencilere okul araç gereç yardımında bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevim Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Zeynel Abidin Koç ve Hacı Bektaşı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez’den oluşan heyet Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi’ni ziyaret ederek, depremzede öğrencilere okul araç gereç yardımında bulundu.

    Heyet yardım dağıtımının ardından Adıyaman’a doğru hareket etti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO

    PİRHA- AABK Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, AKP’nin okullara imam atamasına tepki göstererek, “Sessiz kaldığımız sürece bu projeler daha da artacak. Buna şimdiden itiraz etmek lazım. Laiklikten, özgürlükten, demokratik cumhuriyetten yana olan her canı 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda yapılacak mitinge bekliyoruz” dedi. 

    Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES) projesi Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir protokol olarak imzalandı. Bu protokol ile özellikle seküler yaşamın hakim olduğu illerden İzmir, Tekirdağ ve Eskişehir’deki okullar hedef alınarak imam ve din görevlileri okullara atandı. AKP iktidarının eğitimde her geçen gün dincileştirme politikasının dozunu arttırdığı günlerde son olarak ‘ÇEDES’  projesiyle okullara imam atanmasına tepkiler sürüyor.

    Alevi kurumları, öğrenci veli dernekleri ve eğitim kurumları okullara imam atanmasını protesto etmek amacıyla 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşacak.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ AÇISINDAN CİDDİ BİR TEHLİKE UNSURU”

    Hüseyin Mat, Türkiye’de özellikle 20 yılda AKP iktidarıyla birlikte devletin laiklikten uzaklaştığı, siyasal islamın bütün kodlarıyla toplumlar üzerinde baskı kurduğunu belirterek, “AKP ile geliştirilen projelerle kadrolar büyütülmeye çalışılıyor. Hem imam hatiplerdeki sayıların artmasıyla, hem ilahiyat fakültelerinin sayısının artmasıyla, buradan mezun olan insanlara istihdam ihtiyacı doğuyor. Bu insanlara yeni yeni alanlar açıyorlar. Her okula bir imam atanma projesi var. Bu hem devlet içindeki kadroların büyütülmesi hem de kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesi anlamına geliyor. Bu da Türkiye’nin geleceği açısından ciddi bir tehlike unsuru” dedi.

    “BİZİM İMAMA İHTİYACIMIZ YOK, BİLİM İNSANINA İHTİYACIMIZ VAR”

    “Laiklikten yana olan herkesi baskılamaya yönelik bir durumla karşı karşıyayız” diyen Mat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye halklarının bir arada yaşayabilmesinin en önemli koşullarından biri laiklik. Türkiye’nin olmazsa olmazı laikliktir. Cumhuriyet tarihinde laiklik, hiçbir zaman anayasadaki gibi uygulanmamıştır ama eskiden sözde bir laiklik vardı şimdi onu da konuşamıyoruz. Bu sürece birilerinin dur demesi lazım. Bu sorunlar sadece Alevilerin sorunu da değil. Birlikte yaşamaktan yana olan herkesin sorunu. Okullara imam atama projesi İzmir, Eskişehir ve Tekirdağ gibi seküler yaşamın yoğun olduğu şehirlerde yapılıyor. Burada başarılı olduklarında Türkiye’nin her okuluna imamlar gönderilecek. Bizim imama ihtiyacımız yok. Bizim bilim insanına, pedagojik eğitimini almış danışmanlara ihtiyacımız var.

    “AKP TÜRKİYE’Yİ ŞERİATA GÖTÜRÜYOR”

    Bu iktidar Türkiye’yi adım adım şeriata götürüyor. Şeriat dediğimiz unsur gözümüzü kapatıp sabah açtığımız anda gelmeyecek. Zamanla bu iş yürütülüyor. O yüzden bu işe itiraz etmek lazım. Hem Türkiye’deki hem avrupadaki Alevi hareketi 16 Eylül’de İzmir Gündoğdu Meydanı’nda Eğitim Sen ve diğer sendikalarla birlikte bir eylem kararı aldı. Sessiz kaldığımız sürece bu projeler daha da artacak. Buna şimdiden itiraz etmek lazım. Laiklikten, özgürlükten, demokratik cumhuriyetten yana olan her canı bu mitinge bekliyoruz.”

    Dilan ŞİMŞEK- Rozerin TEK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO

    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO

  • Hüseyin Mat, dinci eğitime karşı kitlesel eylem yapacakları tarihi açıkladı!

    Hüseyin Mat, dinci eğitime karşı kitlesel eylem yapacakları tarihi açıkladı!

    PİRHA – AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, eğitimde dinci projelerin hayata geçirilmesi üzerine Alevi örgütlerinin Avrupa ve Türkiye’de eylemler yapacaklarını duyurdu. Mat, “Farkındalık yaratmak amacıyla Strasburg’ta Avrupa Parlamentosu önünde, 11 Eylül tarihinde kitlesel bir basın açıklaması yapacağız” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, okullara imam atanması projesine karşılık Avrupa’daki Alevi örgütlerinin 11 Eylül’de Strasburg Avrupa Parlamentosu önünde eylem yapacaklarını duyurdu. Mat, “Çağdaş, Laik ve Bilimsel Eğitim” şiarı ile 16 Eylül 2023’te ise İzmir’de miting yapılacağını açıkladı.

    “TÜRKİYE DOLU DİZGİN ŞERİATTA DOĞRU GİDİYOR”

    Konuya ilişkin yazılı açıklama paylaşan Hüseyin Mat, AKP’nin son yıllarda eğitim politikalarında attığı adımlarla ülkeyi “Ortadoğu’nun karanlığına doğru” sürüklediğini ifade etti. Mat, siyasal iktidarın, şeriat yönetimini amaçladığını belirterek şöyle devam etti:

    “Devlet okullarında din dersi sayısında yaşanan artış ve zorunlu olması,

    Her mahalleye imam atama projesi,

    Din eğitimini 4-6 yaş grubuna indirgenmesi,

    Devlet okullarının imam hatipleştirilmesi ve öğrencilerin zorla bu okullara yönlendirilmesi,

    Sayıları her gecen gün daha da artan imam hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri,

    Diyanetin çığ gibi büyüyen kadrosu, devleşen bütçesi ve yayımladığı fetvalar,

    Her gecen gün eğitim politikalarını tarikat ve cemaatlere teslim edilmesi,

    Tarikat ve cemaatlerin açtıkları eğitim kurumları,

    ÇEDES projesi kapsamında okullara imamların atanması,

    Milli Eğitim Bakanı’nın karma eğitime karşın, “Erkek ve Kız” çocuklarının ayrı okullara gitmesi konusunda yaptığı açıklama gibi…

    Yukarıda sıralamaya çalıştığım bu proje ve uygulamaların her biri toplumsal mühendisliktir. Toplumu değiştirmek ve dönüştürmeye yönelik hamlelerdir.

    Ailelerin çocuklarını imam hatip okullarına ve ilahiyat fakültelerine göndermeleri konusunda teşvik etmek amacıyla devlet kadrolarında yeni istihdam alanları yaratılıyor. Bu nedenle her mahalleye ve her okula bir imam atamak istiyorlar. Yoksa okullarda her branşta binlerce öğretmen açığı olmasına rağmen neden öğrenciler imam hatip ve ilahiyat fakültelerini tercih etsinler ki?

    Mahalleye ve okula imam değil; öğretmen, psikolog, pedagog gibi öğretmenlere, uzmanlara ihtiyaç var.

    AKP eğitim politikalarında bu ve benzeri birçok projeyi uygulamaya sokmak ve toplumsal bir tepki olmadığında bunu yasal zemine oturtarak kanunlaştırmayı hedefliyor. Yani devlette siyasal İslamcı kadroları çoğaltarak tam anlamıyla devleti dini motiflerle yönetmek ve işgal etmek istiyor.

    Bu proje uygulanmaya başlarsa ileride Türkiye genelinde tüm okullara imam atayacaklar.

    Türkiye dolu dizgin şeriatta doğru gidiyor. “Türkiye İslam Cumhuriyeti” ilan edilirse kimse şaşırmasın. Sonuçta nihai hedef de bu… Daha fazla zaman kaybetmeden bu sürece karşı durmak ve hep birlikte dur demeliyiz.

    “BİZLERİN AVRUPA’DA SUSMASI ASLA KABUL EDİLEMEZ”

    Türkiye’de bu gelişmelere karşı ne siyaset kurumu ne de sivil toplum kuruluşları ciddi bir itiraz ya da ses çıkaramıyor. Baskılar, ekonomik sorunlar, ekmek kavgası gibi sosyo ekonomik gelişmeler insanların belini kırdı. Düşünemez, tartışılmaz hale getirdi.

    AKP aslında istediği politikaları uygulamak için bu ortamı bilerek ve planlayarak uyguluyor. Çünkü bu koşullarda yani yoksulluk ve çaresizlik imam atama ya da kız erkek ayrı okullara gitsin gibi konular toplumun genelinde gündem bile olmuyor. Tam da istedikleri bu. Sesiz sedasız projelerini hayata geçirmek…

    Cumhuriyet ve laiklik kavramının artık gündem bile olamadığı, barış yerine savaş politikalarının tercih edildiği, yoksulluğun ve çaresizliğin dayatıldığı bir ortamda özelikle bizlerin Avrupa’da susması asla kabul edilemez.

    Türkiye Alevi kurumlarımız bu kapsamda 16 Eylül 2023 tarihinde, “Çağdaş Laik ve Bilimsel Eğitim” şiarıyla İzmir’de büyük bir mitingi Eğitim Sen gibi sivil toplum kuruluşları ile birlikte organize ediyor.

    İzmir’de yapılacak miting öncesi bizler de Avrupa’da yapacağımız etkinliklerle İzmir mitingine hem destek sunmak hem de Avrupa ve Türkiye’de daha duyulur kılmak ve farkındalık yaratmak amacıyla Strasburg’ta Avrupa Parlamentosu önünde, 11 Eylül 2023 tarihinde kitlesel bir basın açıklaması yapacağız.

    Basın açıklamasına çağdaş laik ve bilimsel bir eğitimden yana olan, AKP’nin hem eğitim politikalarına hem de antidemokratik uygulamalarına karşı tepkisini koymak isteyen herkesi davet ediyor ve birlikte olmaya çağırıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can Ankara’da anıldı-VİDEO

    Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Aleviler, 30 yıl önce radikal dinci faşist kalabalığın Madımak Oteli’nde yakarak katlettiği 33 canı Ankara’da Karşıyaka Mezarlığı’nda andı. Yapılan konuşmalarda “Madımağı halen müze yapamadık bu içimizde dert oldu. Sivas’ın hesabı mahşere kalmayacak” vurgusu yapıldı.

    1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde dinci faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilen 33 aydın, sanatçı, semah dönen can Ankara’da anıldı.
    Karşıyaka mezarlığında 1 Nolu kapıda buluşan yurttaşlar, Sivas’ta yaşamını yitirenler için yapılan Anıt Mezarlığa yürüdü.
    “Sivas’ın ışığı sönmeyecek. Sivas’ın hesabı sorulacak. Sivas’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” sloganlarının atıldığı anmada yaşamını yitirenlerin fotoğrafları da taşındı.

    “MADIMAK OTELİNİ HALEN MÜZE YAPAMADIK”

    Anmada, öncelikle katledilenlerin isimleri okunarak saygı duruşunda bulunuldu.

    Aileler adına Murat Gündüz’ün babası Mehmet Gündüz, yaptığı kısa konuşmada örgütlü olunması gerektiğine vurgu yaparak, “Madımağı halen müze yapamadık bu içimizde dert oldu. Beraberliği sağlamalıyız. Bütün arkadaşlar bir olup beraberlik sağlamalıyız. Beraberlik sağlamadığımız sürece bunlar bizi öldürecektir” dedi.

    “ARTIK HESAP SORMA VAKTİ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, yaptığı konuşmada “Artık hesap sorma vakti” diyerek şunları dile getirdi:

    “Unutmadık demenin de ötesinde bir şey söylemek gerekiyor. Unutmamak tek başına bir anlam ifade etmiyor, hesap sormak gerekiyor artık. Kasabalarda, dünyanın dört bir yanında her yerde anmalar yapıldı ancak katillerin isimleri çoktan unutuldu. 33’ler bize çağrıda bulunuyorlar, ‘birleşin, ayrışmayın’ diyorlar. Eğer Sivas’ın hesabını soramazsak hiçbir katliamın hesabını da soramayız. Köy köy dolaşarak canlarla anmalar yaptık. 33’ler her yerde gönüllerde anılıyor, bunu gördük. Ama artık hesap sorma zamanı.”

    “TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Cansu Erice ise, “Buradan bir kez daha söylüyoruz ki hepimiz bir olacağız. İri ve diri olacağız, onların, şeriatçıların, katliamcıların karanlığının bizi yutmasına müsaade etmeyeceğiz. Karanlıklarına bir gün dahi teslim olmayacağız. Madımak’ın hesabını mutlaka soracağız. Bu devlet, katliamlarla mutlaka yüzleşecek” diye konuştu.

    “BU DAVA MAHŞERE KALMAYACAK”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat da, “Değil 300 yıl geçse de bu acı geçmeyecek. Artık hesap sorma zamanı geldi. Önce birlikte olacağız ve sonrasında hesap soracağız. Şeriatın bütün koşullarını ülkenin her köşesine sinmeye başladığını düşündüğümüzde burada sadece hesap sormayı karşı mahalleye değil bu hesap sormayı yıllardır demokrasiyi savunduğunu söyleyenler ile de hesaplaşacağız. Dersim’den bugüne kadar hiçbir katliamın hesabını vermemiş bir devlet varsa, o mecliste bizleri savunduklarını ileri sürenlerin de suçu çok büyüktür. Bunlar da hesap vermek zorundadır. sadece yılda bir kez bizimle görünmekle bu iş olmuyor. Bugün bu ülkede şeriat adım adım ülkeyi işgal ederken halen daha demokrasiden yana olduklarını söyleyenler, bizi katillere oy vermeye zorlayanlar da hesap vermek zorunda. Bu dava asla mahşere kalmayacak.”

    Yapılan konuşmalar ardından Zakir Birkan Sağlam deyişler seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Mat: Teşekkürler Kılıçdaroğlu; ‘Aleviyim’ demeniz tabuları yıkıyor, kötülüğü yeneceğiz!

    Mat: Teşekkürler Kılıçdaroğlu; ‘Aleviyim’ demeniz tabuları yıkıyor, kötülüğü yeneceğiz!

    PİRHA- Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, dün akşam “Alevi” başlığı ile yayınladığı videoya olumlu tepkiler yükseliyor. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yayınladığı mesajda Kılıçdaroğlu’na teşekkür ederek, “bugün Cumhurbaşkanı adayı olan birinin “Ben Aleviyim” demesi Türkiye’nin normalleşmesi açısından bir devrim niteliğini taşıyor ve tabuları yıkıyor” dedi. 

    Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün akşam “Alevi” başlığı ile yeni bir video yayımladı.

    Kılıçdaroğlu, İlk oyunu verecek olan sevgili evlatlarım, ben Aleviyim. Hak Muhammed Ali inancı ile yetişmiş samimi bir Müslümanım” diyerek “Allah’ın verdiği bir canım var, kul hakkı yemem. Harama el uzatmam. Atatürk’ün bize armağan ettiği bu güzel ülkede her şeyden uzak ve yoksul bir evde doğdum. Cumhuriyet’in bize verdiği fırsatlar sayesinde okudum, mesleğim oldu, ailemi kurdum. Kimliklerimiz bizi biz yapan varlığımızdır. Ve elbette onurla sahip çıkmamız gerekir, onları seçemeyiz. Onlarla doğarız, büyürüz ve yaşarız. Ancak hayatta seçebileceğimiz çok önemli şeyler var. İyi bir insan olmayı, dürüst olmayı, ahlaklı olmayı, vicdanlı olmayı, erdemli ve adil olmayı seçebiliriz. Daha iyi bir yaşamı özgür ve zengin bir ülkede yaşamayı seçebiliriz. Ve bu seçimlerimiz hem bizi, hem içinde bulunduğumuz toplumu hızla değiştirebilir” ifadelerini kullandı.

    Kılıçdaroğlu’nun bu videosu kamuoyunda olumlu tepkiler aldı. Özellikle de Alevi toplumunda heyecan yarattı.

    “KÖTÜLÜĞÜ HEP BİRLİKTE YENECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda, Kılıçdaroğlu’na teşekkür etti.

    Mat, mesajında şu ifadeleri kullandı:

    “Teşekkürler Sayın Kılıçdaroğlu… Yıllarca saklı kalan, yıllarca inkar edilen, yıllarca asimilasyona uğrayan, yıllarca katliamlara maruz kalan bir inancın temsilcileri olarak verdiğimiz hak mücadelesinde ne kadar doğru yaptığımızı bir kez daha gördük. Anne/Babaların yıllarca çocuklarına mahallede, okulda, iş yerinde ‘aman sakın Alevi olduğunu söyleme’ dedikleri bir süreçten, bugün Cumhurbaşkanı adayı olan birinin “Ben Aleviyim” demesi sadece Aleviler açısından değil, Türkiye’nin demokratikleşmesi, daha önemlisi normalleşmesi açısından bir devrim niteliğini taşıyor ve tabuları yıkıyor. Alevi, Sünni -Türk, Kürt değil, önce insan olmak lazım…İnsan. Ayrıca bunu söyletenlerin kötülüğünü de hep birlikte yeneceğiz. Aşk ile.”

    İLGİLİ HABERLER

    > Kılıçdaroğlu gençlere seslendi: Sevgili evlatlarım ben Aleviyim; kul hakkı yemem-VİDEO

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Mat: Adıyaman yerle bir olmuş; çadırlara el konuluyor, AFAD sürekli engel çıkarıyor-VİDEO

    Mat: Adıyaman yerle bir olmuş; çadırlara el konuluyor, AFAD sürekli engel çıkarıyor-VİDEO

    PİRHA-AKD Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi önünden bölgedeki son duruma ilişkin bilgi aktaran AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Adıyaman korkunç. Çok büyük tahribat var burada. Deprem neredeyse burayı yerle bir etmiş. Uzun vadede bizleri bekleyen çok büyük görev ve sorumluluklar olacak” dedi. Mat ayrıca AFAD’ın katkı vermekten çok engel çıkarma çabasında olduğuna dikkat çekti. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, depremin etkilendiği Adıyaman’da Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Adıyaman Şubesi Yeni Mahalle Cemevi önünden izlenimlerini paylaştı.

    “YARALARIN KISA SÜREDE SARILMASI ÇOK KOLAY OLMAYACAK”

    Adıyaman’daki durumun televizyonlarda görünenden çok daha ağır olduğunu belirten Mat, şunları söyledi:

    “Adıyaman korkunç. Çok büyük tahribat var burada. Deprem neredeyse burayı yerle bir etmiş. Görülüyor ki yaraların sarılması kısa sürede çok kolay olmayacak. Uzun vadede bizleri bekleyen çok büyük görev ve sorumluluklar olacak. Buradaki çaresizliği anlatabilmek çok kolay değil. Durumu biraz iyi olanların şehri terk ettiklerini gördük. Ama yoksul, çaresiz ve gidemeyenler sokakta yaşamak zorundalar. Çadırlara en konuluyor. AFAD sürekli engel teşkil ediyor. Katkı vermekten çok engel çıkarma çabasındalar. Buradaki durum televizyonlarda izlediklerinizden çok daha ağır. Herkesten kampanyayı büyütmeyi, destek vermeyi rica ediyorum.”

    PİRHA/ADIYAMAN

  • AABK Eşit Başkanı Mat: Millet İttifakı’nın metni Alevileri kapsamıyor-VİDEO

    AABK Eşit Başkanı Mat: Millet İttifakı’nın metni Alevileri kapsamıyor-VİDEO

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Millet İttifakı’nın açıkladığı ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni eleştirerek, Millet İttifakı’nın, Alevilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu söyledi.  

    Seçime dair gündem yoğunlaşıyor. 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin Millet İttifakı, bir süredir üzerinde çalışılan ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni kamuoyuna duyurdu. 240 sayfadan oluşan metin, 9 ana başlık 75 alt başlık ve 2 bin 300’den fazla vaat metinde yer alırken, ülkenin temel sorun alanlarına dönük vurguların metinde yer almaması tartışmaya neden oldu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Millet İttifakı’nın açıkladığı metin hakkında CANTV’ye konuştu.

    ‘Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin Alevilerle ilgili cevap verecek bir yazılımın olmadığını aktaran Mat, “Özellikle de mutabakat metninin yüz yetmişinci sayfasında cemevleriyle ilgili sadece bir cümlede imar yasalarına dahil edilmesiyle ilgili bir açıklaması var. Yani Alevilerin meselesini belediye imar yasalarına dahil ederek çözüleceğini düşünen bir bakış açısı var” dedi.

    “ALTILI MASA, ALEVİLERİN İBADET YERİNİN CEMEVİ OLDUĞU KONUSUNDA BİR MUTABAKATA VARMAMIŞ

    Cemevlerinin bir ibadethane olarak anayasal güvence altına alınması gerektiğini belirten Mat, şunları söyledi:

    “Bu da anayasanın ilgili maddelerinde ibadethaneler parantezi içinde camiler, kiliseler, sinagoglar yer alıyor. Bizim de isteğimiz o paranteze cemevlerin de eklenmesidir ve ibadethane olarak kabul görmesidir. O nedenle Alevilerin beklentisini karşılamaktan uzak ve cevap vermiyor. Burada görülüyor ki altılı masanın, Alevilerin ibadet yerinin cemevi olduğu konusunda bir mutabakata varmadıklarını gösteriyor. Bu da altılı masanın iktidar olduğunda bu sorunu halen daha yaşayacağımız anlamına gelir. Bu da bizim açımızdan çok hoşnutla karşılanmayacağını da özellikle de ifade etmek istiyorum.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Mat: Alevilerin oyları çantada keklik görülüyor

    Mat: Alevilerin oyları çantada keklik görülüyor

    PİRHA- Alevilerin seçimlerden beklentilerini dile getiren bir yazı kaleme alan AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “100 yıllık cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Alevinin ismi cumhurbaşkanlığında geçiyor. Bu durum karşısında ciddi bir rahatsızlığın ortaya çıktığını görebiliyoruz. Alevilerin yıllarca sırtında taşıdığı özelikle bazı kesimlerin rahatsızlığını görmenin de talihsizliğini yaşıyoruz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, yaklaşan seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir yazı kaleme aldı.

    “HASSASİYET VE ALEVİLER”

    Alevilerin seçimlerden beklentilerini dile getiren Mat, sosyal medya hesabından paylaştığı yazısında şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye son dönemlerin en kritik seçimine doğru hızlı adımlarla gidiyor. Hem cumhurbaşkanı hem de milletvekilleri seçilecek. Partiler seçimi kazanmak için ittifaklar kurdu.

    Doğal olarak seçimi kazanabilmek amacıyla partiler bir biri ardına açıklamalarını yapıyorlar. Yapılan açıklamalarda en çok öne çıkan konu ise toplumsal hassasiyetler. Bu kapsamda;

    1- Muhafazakar

    Muhafazakarın oyunu almak amacıyla türban yine gündeme geldi. Çünkü muhafazakarın hassasiyeti önemli. Muhafazakarın oyunu alamayan kazanamaz.

    2- Tarikat ve Cemaatler

    Tarikat ve Cemaatlerin hassasiyeti de muhafazakarın hassasiyeti kadar önemli. Bu kesimlerin gönlü hoş edilmezse seçim kazanılmaz. Tarikat ve Cemaatlerin oyunu almak amacıyla siyaset kurumu ‘Aileyi güçlendirme ve koruma’ gerekçesiyle Anayasa’nın 41’inci maddesinde değişiklik önerdi.

    3- Kürtler

    En kritik konumda olan ise Kürtlerin oyu. Kürtlerin oyunu alamayan ne cumhurbaşkanı olabilir ne de Meclis’te çoğunluğu alması mümkün. Bu gerçekten yola çıkan siyaset kurumunun Kürtlerin oyunu alabilmek amacıyla her seçimde olduğu gibi bu seçimde de bir takım çıkışlarını göreceğiz. Kısacası Kürtlerin hassasiyeti üzerinden politikalar geliştirileceği öngörülüyor.

    “ALEVİLERİN OYLARI ÇANTADA KEKLİK GÖRÜLÜYOR”

    4- Aleviler

    Peki Alevilerin hassasiyeti?

    Kimse Alevilerin hassasiyetini ne görüyor, ne değerlendiriyor, ne de hesaba katıyor. Nasılsa Alevilerin büyük çoğunluğunun tercihi belli. Alevilerin sanki inanç kimliği ile ilgili talepleri, beklentileri, hassasiyetleri yokmuş gibi ‘oyları çantada keklik’ anlayışıyla bir davranış biçimi ortaya konulmaya devam ediliyor.

    100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinde seçilen cumhurbaşkanı ya da başbakanlara Aleviler dönüp bir gün bile bunlar Alevi değil, bunlar Sünni demediler. Çünkü siyaset kurumunda belirleyici olması gereken kişinin etnik ya da inanç kimliği değil, vasıfları, vicdanı ve dürüstlüğü kapsamında değerlendirdiler.

    Yine 100 yıllık cumhuriyet tarihinde ilk defa bir Alevinin ismi cumhurbaşkanlığında geçiyor. Bu durum karşısında ciddi bir rahatsızlığın ortaya çıktığını görebiliyoruz. Alevilerin yıllarca sırtında taşıdığı özelikle bazı kesimlerin rahatsızlığını görmenin de talihsizliğini yaşıyoruz.

    Hadi şeriatçıları, ırkçıları tanıyoruz. Muhafazakar, milliyetçi, tarikat ve cemaatleri biliyoruz. Sözüm ona kendini Atatürkçü, Kemalist, cumhuriyetçi, laik, sosyal demokrat, evrensel medeniyetten yana olduğu iddiasında olanlar, size ne oluyor? Yıllarca sorgusuz, sualsiz sizi sırtında taşıyan Alevilere layık gördüğünüz bu mu?

    “ALEVİ OLMAK BU KADAR SORUNLU İSE TÜM ALEVİLERİ SINIR DIŞI EDİN”

    İsmi cumhurbaşkanı aday adayları içerisinde geçen Sayın Kemal Kılıçdaroğlu sırf Alevi olduğu için seçilemez ya da şansı en az diyenlere şunu söylemek istiyoruz; Alevi olmak bu kadar sorunlu ise, toplayın tüm Alevileri paketleyin ve sınır dışı edin. Siz de, biz de kurtulalım.

    Sayın Kılıçdaroğlu sahip olduğu vasıflarıyla, yetenekleriyle, becerileriyle, tecrübesiyle yeterli bulunmuyorsa bunu çıkın Alevileri ikna edecek bir şekilde anlatın. Ya da Kılıçdaroğlu’nun geçmişinde açıklayamayacağı veya hesap veremeyeceği bir yükü varsa bunu açıklayın.

    Ama sırf Alevi olması nedeniyle cumhurbaşkanı olamaz diyorsanız, kusura bakmayın bu aşamadan sora Alevilerin de hassasiyeti öne çıkar. Peki Alevilerin oyunu alamayan cumhurbaşkanı olabilir mi ya da Meclis’te çoğunluğu alabilir mi?

    “AKP YİNE SEÇİLİRSE BİR CANIMIZ VAR ONU DA ALIR”

    Alevilerin bugünden itibaren kaybedeceği çok şeyi yok. Zaten cumhuriyet tarihinde başımıza her türlü bela geldi. Katledildik, asimilasyon politikalarına maruz kaldık, dışlandık, hakaretlere uğradık. Ne kamuda ne de özel sektörde Alevi gençleri iş bulamıyor. Bir valiyi bırakın bir genel müdür bile yok Alevilerde. AKP yine seçilirse ne olur? Bir canımız var onu da alırlar. Ama Türkiye çok şeyi kaybeder.

    Açıkça ifade etmek gerekir ki, sırf Alevi kimliğinden dolayı, bir Alevi aday gösterilemez zihniyeti hakim olursa, Aleviler de kendi hassasiyetini ortaya koyar. O zaman da kimi seçerlerse gitsin seçsinler.

    Unutulmasın ki; tüm toplumsal kesimlerde olduğu gibi, bizim de hassasiyetlerimiz var ve bu da hesaba katılmalıdır. Alevilerin oyuna ihtiyacınız yoksa ona göre hareket edersiniz.

    Takdir sizin… Gerçeğin demine hüü… Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Büyük Alevi Kurultayı İstanbul Yenikapı’da başladı-VİDEO

    Büyük Alevi Kurultayı İstanbul Yenikapı’da başladı-VİDEO

    PİRHA-7 Alevi çatı örgütünün düzenlediği ‘Büyük Alevi Kurultayı’ binlerce kişinin katılımıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde başladı. Aleviler, AKP’nin asimilasyon düzenlemelerini bugün bir kez daha İstanbul’dan protesto edecek.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri’nin (DAD) “Laik ve demokratik Türkiye için” sloganıyla düzenledikleri ‘Büyük Alevi Kurultayı’ İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde başladı.

    Kurultaya ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, AABK Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat, HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, AKD Genel Başkanı İsmet Kurt, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, DAD Eş Genel Başkanları Kadriye Doğan ile Musa Kulu‘nun yanı sıra siyasi parti temsilcileri, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Türkiye’nin farklı illerinden gelen Aleviler katıldı.

    ALEVİLER, AKP’NİN ASİMİLASYON DÜZENLEMELERİNİ PROTESTO EDİYOR

    AKP’nin Alevilere yönelik son yıllardaki adımlarını samimi bulmadıklarını belirten Alevi kurumları, torba yasa içerisinde TBMM’den geçirilen cemevlerine ilişkin düzenlemeler ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yayımladığı kararname ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı‘na tepkilerini her yerde gösteriyor.

    Ülke genelinde gerçekleştirilen basın açıklamalarının ardından Alevi kurumları 8 Kasım günü Ankara’da TBMM’ye yürümüş, ‘asimilasyon’ olarak nitelendirdikleri düzenlemeleri protesto etmişti.

    BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI YENİKAPI’DA BAŞLADI

    7 Alevi çatı örgütünün çağrısıyla bugün İstanbul Yenikapı’da ‘Büyük Alevi Kurultayı’ gerçekleştiriliyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    Aleviler, katliamın 44. yılında Maraş’tan seslendi: Maraş merkezde anıt yapılmalı-VİDEO

    PİRHA-Alevi kurum başkanları, Maraş Katliamı’nın 44. yılında katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’nde açıklama yaparak, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Acılar yok sayılırsa bitmez. Bir hafta boyunca Maraş’ta vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz” dedi.

    Maraş Katliamı’nın 44’üncü yıl dönümü. 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş’ta gerçekleşen katliamda onlarca yurttaş yaşamını yitirdi, yaralandı ve binlercesi de Maraş’ı terk etmek zorunda kaldı.
    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAVK), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) üye ve yöneticileri, katliamın 44. yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anmak için Maraş’taydı.

    Anmaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Tuğrul, parti temsilcileri Songül Tunçdemir ile Turgut Öker, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Orhan Sarıbal ve parti temsilcileri de katıldı.

    Maraş Valiliği’nin “Kamu düzeni” gerekçesiyle getirdiği yasağı reddeden Alevi kurumlarının çağrısıyla toplanan onlarca kişi katliamın gerçekleştiği Yörük Selim Mahallesi’ne yürüdü. Yürüyüş sırasında sık sık “Maraş’ı unutma unutturma. Maraş’ın hesabı sorulacak. Katil devlet hesap verecek. Alevilik vardır, Alevilik haktır.” sloganları atıldı.

    Anmanın yapıldığı Yörük Selim Mahallesi yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı. Anmaya katılanlar 3 farklı polis kontrol noktasından geçtikten sonra Erenler Cemevi’ne ulaşabildi.

    Erenler Cemevi önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, katliamda yaşamını yitirenlerin anısına saygı duruşunda bulundu. Anmanın açılış gülbengini Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Kılavuz okudu. Ardından hayatını kaybedenlerin anısına karanfiller bırakıldı.

    “YÜZLEŞME YAPILMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR SÜRÜYOR”

    Anmada söz alan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul “44 yıldır bu acıyı yaşıyoruz. 44 yıl önce burada bir darbenin alt yapısını oluşturmak için katliam yapıldı. Bugün hala bu katliamın arkasındaki güçler açığa çıkarılmadı. Yüzleşme sağlanamadığı için bugün hala katliamlar devam ediyor. Burada halen Kürtler, Aleviler yerinden edilmeye çalışılıyor. Pazarcık’ta tarım alanları yok ediliyor, Maraş’ın çöpü oraya dökülüyor, çimento fabrikası kuruluyor. Bunlar tesadüf değil. Göç ettirilmesi için yapılıyor. Dün Fransa’da yaşamını yitirenleri de anmak istiyorum. Hepimiz, kendimiz olarak bu topraklarda yaşamak istiyoruz. Ancak birileri hala bunları kabul etmiyor. Utanmadan inancımızı tarif etmeye çalışıyor. Devletin Aleviliği öğretmesine ihtiyacımız yok. Alevilik kültür değil, inançtır. İnancımızı inkar edip torba yasa içerisine koydular. Biz Aleviler kimsenin inancına karışmadık. Kimse de bize karışmasın. Rızalığımızı almadan yasa yaptılar. Hala kapılarımız çarpıyla işaretleniyor. Eşit, adil, özgür bir toplum istiyoruz. Sahipsiz değiliz. Örgütlü bir yapıdayız. Yan yana gelip Hüseyni duruşu sergilemeliyiz” diye konuştu.

    “MARAŞ’IN BELGELERİNİ AÇIKLAYIN”

    CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ise, “Acı bir katliam yaşandı” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Burada kamu görevlileri acımızı büyütmeye çalışıyor. Yasak getiriyor. Unutalım istiyorlar. Ama acımızı derinleştiriyorlar. Bugün bu yasakları koyanların vicdanı yoktur. İnsanlık çökmüş demektir. Biz ısrarla barış, özgürlük olsun katliamlar yaşanmasın istiyoruz. İnsanlık katledildi burada. Bir çürümüşlük var. İktidar korkuyor. Yan yana gelmemizi istemiyor. Maraş’ın bütün belgelerini açıklayın. O günün siyasileri, MİT, CIA, kimler var o katliamın içinde, ortaya çıksın. Hala insanlar bugün cenazelerine ulaşabilmiş değil. Yan yana gelirsek her şeyi çözeriz. Eşit yurttaşlığı birlikte getireceğiz. Organize kötülüğe karşı dayanışmaya ihtiyacımız var.

    “ALEVİLER OLARAK ASLA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat ise yaptığı konuşmada “Bu acı, hesabı sorulana kadar dinmez” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “44 yıl önce burada katledilenlerin yakınları görmek zorunda kaldılar. Avrupa’da örgütlendiler ve kazandılar. Almanya’da Aleviler kamu tüzel kişiliğini kazandılar. Kiliseler hangi haklara sahipse biz de aynı haklara sahibiz. Alevileri katletmekle bitirebildiniz mi? Hayır. Başka bir coğrafyada zuhur etti. Taleplerimizi tekrarlıyoruz yine. Biz inatçıyız, vazgeçmeyeceğiz. Maraş’ın, Dersim’in, Çorum’un hesabını verselerdi bugün bu noktada olmazdık. Almanya’da yine bir cemevimizin kapısına çarpı attılar. Dün Fransa’da bir katliam yaşandı. Biz herkes için eşitlik ve özgürlük istiyoruz. Asla teslim alamayacaksınız. Aleviler asla geri adım atmaz. Yarın Yenikapı’da buluşacağız. Seyit Rıza’nın da dediği gibi önünüzde asla diz çökmeyeceğiz. Avrupa’da olduğu gibi bu topraklarda da haklarımızı alacağız.”

    “MARAŞ’IN MERKEZİ’NE BİR ANIT YAPILMALI”

    Alevi kurumları adına ortak açıklamayı AKD Genel Başkanı İsmet Kurt yaptı. Kurt şunları dile getirdi:

    “44 yıl önce sinsi bir planla katliam yapıldı. Emperyalizm ve işbirlikçileri bunu yaptı. 1 hafta boyunca vahşet yaşandı. Maraş’ın merkezine bir anıt yapılmalı. Katliamlarla yüzleşmeliyiz. Maraş’ta yaşananlar olay değil katliamdır. Her inanç kendi bahçesinde güzeldir. Arif Özzeybek isimli kişinin çalışmasıyla bir torba yasa çıkarıldı. Rızalığımız alınmadı cemevleri bizim ibadethanemizdir. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Hala Aleviler ayrımcılığa uğruyor. Bir öğretmen nefret söylemlerinde bulundu. Görevden alınmadı başka okula gönderildi. Meclis önünde bariyerleri yıktık. Direnenlere selam olsun. Din ve dil üzerinden siyaset yapılmaz. 44 yıl önce hakka yürüyen canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    “BU ACILARI BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN BURADAYIZ”

    Maraş Erenler Kültür Derneği Müslüm İbili de, anma Komitesi adına ortak açıklamayı okudu. İbili, “Katliamlarla yüzleşilmedi. Hesabı sorulmadı. Acılar yok satılırsa bitmez. Katliamda kaç kişi öldü bilmiyoruz bile. Devlet belgeleri açılmalı. Burada Aleviler katledildi, kalanlar sürgün edildi. Bu acıları bir daha yaşamamak için bugün buradayız. Zulümler karşısında yolumuzdan dönmedik dönmeyeceğiz de. Birlik beraberlik sevgi barış huzur getirelim. Dayanışmayı büyütelim.”

    Konuşmaların ardından deyişler söylendi, semahlar dönüldü. Anma, yaşamını yitirenler anısına lokma dağıtılması ve cerağ sırlamasıyla sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • Hüseyin Mat: Cumhuriyet’in birinci yüz yılında başımıza gelmeyen kalmadı-VİDEO

    Hüseyin Mat: Cumhuriyet’in birinci yüz yılında başımıza gelmeyen kalmadı-VİDEO

    PİRHA-Demokrasi İçin Birlik tarafından gerçekleştirilen Savaşa Karşı Hayat Konferansı’nda konuşan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, “Cumhuriyet’in birinci yüz yılında başımıza gelmeyen kalmadı. Karşıya baktığımızda şeriatçı, gerici, faşist olarak nitelendirdiğimiz devlet ideolojisini görüyoruz, biliyoruz. Ama aynı mahallede mücadele ettiğimiz kesimlerin de Alevileri hala tam olarak anladıklarını düşünmüyorum. Kemalist rejimden çok çektik. Siyasal İslam’dan da çok çekiyoruz. Acılarımız katmerleşerek devam ediyor” dedi.

    Savaşa Karşı Hayat Konferansı, Demokrasi İçin Birlik’in çağrısıyla İstanbul Şişli’deki Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde düzenlendi. AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat da konferansın son konuşmacısı olarak sunumunu yaptı.

    “TÜRKİYE, MİLLİYETÇİ, GÜVENLİKÇİ SÖYLEME TESLİM OLDU”

    “Fay hatlarını etkisizleştirmek” başlıklı bir sunum yapan Diyarbakır/Sosyopolitik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç, “2013-2015 barış süreci, kamuoyu önünde yarı-açık şekilde işlese de sivil toplumun katılımı söz konusu değildi. Bu süreçte devleti oluşturan güçler (Ergenekon, Fettullahçı Yapı vb.) arasında kimi çözülmelerin yaşandığına da tanık olduk. 2015’ten bugüne Türkiye, inisiyatifini yer yer kaybetti; milliyetçi, güvenlikçi söyleme teslim oldu. Kürt halkı, 1990’lardaki algıdan bambaşka bir yere geldi. Bağımsızlık ile sorun çözülür diyenler %3’ten %12’ye yükseldi. Eşit yurttaşlık artık en güçlü çözüm değil” diye konuştu.

    “MÜLTECİLİK BİR HAKTIR”

    İHD İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Gülseren Yoleri “Savaş, göç ve mültecilik” başlıklı sunumunda şu ifadeleri kullandı:

    “Bu sorunların ilave tedbirler ile çözülemeyeceği ortada. Bütün ülkeler mültecilerin sınırlarından içeriye girmesi konusunda kesinlikle kapalı sınır politikası ama mültecilerin ülkelerinden çıkması konusunda açık sınır politikası izliyor. Türkiye mültecileri kabul etti ama hemen ardından Avrupa ile pazarlığa girişti. Mültecileri akın akın Edirne’ye gönderdi ve dünyaya mesaj verdi. Mültecilik bir hak. Geri itme denilen bir kavram var. Bunu yalnız Türkiye değil Yunanistan da mültecileri Türkiye’ye geri iterek yapıyor. Türkiye, Suriye sınırını kapattığından bu yana sınırda 500 kişi öldürüldü. Diğer taraftan mülteciler Van üzerinden ülkeye giriş yapmaya çalışıyorlar. Burada her gün geri itme uygulamasından dolayı pek çok hak ihlali yaşanmakta. Bütün dünyada sınırların güçlendirildiğini görüyoruz. Yabancılara ayrımcı politikaların uygulandığı söz konusu.

    “TÜRKİYE, DÜNYADAKİ EN BÜYÜK 12. SİLAH İHRACATÇISI”

    “Mermi değil ekmek” başlıklı sunum yapan Dr. Mert Büyükkarabacak ise şunları kaydetti:

    “Savaş sermaye açısından yaşam, işçiler açısından yıkım üretmekte, yoksulluğu derinleştirmektedir. Türkiye işçi sınıfının Türkiye tarihinde en çok yoksullaşması, 2015 ve sonrasındaki momenttir. 2023 bütçesi, “Savaş makinası” olarak adlandırılabilir. 203 bütçesi, savaş makinesinin finansmanını sağlıyor. Milli gelirin 1/4’ü olması beklenen bütçenin %10’u savaş harcamalarına ayrılmış durumda. 2023 bütçesinden savaşa, sosyal yardımların iki katı bütçe ayrılıyor. 2023 bütçesi bu nedenle de savaş makinasının finansmanıdır. 2023 bütçe harcamalarının yaklaşık %10’u savaş harcamaları için ayrılmış durumda. Bu büyüklük Türkiye’nin bir savaş makinesi beslediğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye dünyanın en çok savunma ve silahlanma harcaması yapan 16. ülkesi. Türkiye, %0.9’luk payı ile dünyadaki en büyük 12. silah ihracatçısı haline gelmiştir. Savaş politikaları işçi sınıfını her gün daha da yoksullaştırmakta. Milli gelirden işçilerin aldığı pay, yani reel ücretler, son üç yılda %3.8, son bir yılda ise %8.8 geriledi.”

    “EKOLOJİ MÜCADELESİ ANTİ-MİLİTER OLMALIDIR”

    “Savaşların Hayatımıza Yansımaları” başlıklı panelde Sevtap Akdağ moderatör; Ayhan Çelik, Abdülmecit Yılmaz, Şükran Kablan Yeşil, Atalay Göçer ile Özgül Saki de konuşmacı olarak yer aldı.

    İklim Adaleti Koalisyonu’ndan Ayhan Çelik, konuşmasında “Ekolojik mücadele ile savaş karşıtlığı arasında çok önemli bir kesişim var. Savaş bütün varlıkları yok ediyor. Ülke olarak düşündüğümüzde Pentagon, ürettiği toplam emisyon ile dünyada 47. sırada yer alıyor. Ekoloji mücadelesi anti-militer, enternasyonal karakterde olmalıdır. Dünyada çok önemli gelişmeler var. Doğanın kendi haklarının olması öne çıkartılıyor. İklim adaleti kavramı var. Doğaya karşı sürdürülen her türlü adaletsizliğe karşı önemli bir kavram. Sur’da yaşayan insanlar tarımla uğraşıyorlardı, insanlar Sur’dan gitmek zorunda kalınca Hevsel Bahçeleri de boş kaldı ve endüstriyel tarıma açıldı” ifadelerini kullandı.

    “SAVAŞLAR İNSANLIĞA YIKIM GETİRİYOR”

    Engelsiz Bileşenler Federasyonu’ndan Abdülmecit Yılmaz, “Savaş koşullarında o savaşları çıkartanlar hep ölüm sayısının öne çıkartarak övünüyorlar, bakın kaç kişiyi öldürdük diye fakat bu savaşlarda yaralana ve engelli kalan vatandaşların rakamlarını açıklamıyorlar. Türkiye’de çeşitli açıklamalarla engelle verisi açıklanıyor fakat Savaş sonrası kaç engelli olduğu verisi açıklanmıyor. Savaş yokken haklarını özgürce kullanamayan engelli bireyleri savaşta kimse hatırlamıyor. Savaş kayıplarında kaç insanın engelli kaldığında dair bir veri yok.  Mayınlar meselesi; kırsal kesimde devlet tarafından yerleştirilen mayınlar nedeniyle insan hayatları mahvolabilir. Elimizde bu konuda sağlıklı veriler yok. Savaşlar insanlığa sadece yıkım getiriyor.”

    “CUMHURİYET’İN BİRİNCİ YÜZ YILINDA BAŞIMIZA GELMEYEN KALMADI

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise “Fay hatlarını etkisizleştirmek” başlıklı bir sunum yaptı. Konuşmasına Alevilerin Almanya’nın Berlin Eyaleti’nde kamu tüzel kişiliği kazandığını duyurarak başlayan Mat, şunları söyledi:

    “Dün Berlin Eyaleti onayıyla kamu tüzel kişiliği kazandık. Burada ne kadar asimilasyona, katliamlara maruz kalsak da Almanya’da Alevilerin mücadelesiyle haklarımıza kavuştuk. Bu tabi Alman devletinin bir lütfu değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin de Anayasasında din ve vicdan özgürlüğü vardır ama bir türlü işletilememiştir bu. Cumhuriyet’in birinci yüz yılında başımıza gelmeyen kalmadı. Karşıya baktığımızda şeriatçı, gerici, faşist olarak nitelendirdiğimiz devlet ideolojisini görüyoruz, biliyoruz. Ama aynı mahallede mücadele ettiğimiz kesimlerin de Alevileri hala tam olarak anladıklarını düşünmüyorum. Kemalist rejimden çok çektik. Siyasal İslam’dan da çok çekiyoruz. Acılarımız katmerleşerek devam ediyor.

    “ALEVİLER AÇISINDAN EN KUTSAL OLAN YAŞAM HAKKIDIR”

    Sol, sosyalist mücadelede Alevilerin katkısı çoktur. Gezi direnişinde hayatını kaybedenlerin çoğunun Alevi olduğuna veya sokağa çıkanların büyük kısmının Alevi olduğuna dikkat çekmek gerekiyor. Türkiye’de eğer biraz demokrasi kırıntısı kalmışsa bunun en önemli nedenlerinden biri Anadolu’daki Aleviliktir. Biz yalnız Alevilerin hak mücadelesini değil Kürtlerin özgürlük mücadelesini de, HES’lere karşı doğa mücadelesini de, madenlerde ölen işçilerin de mücadelesini veriyoruz. Kendi aramızda da artık bazı şeyleri açıkça konuşmak gerekiyor. Türkiye’nin kurtuluşu Türkiye halklarının kendi ellerindedir. Aleviler açısından en kutsal şey yaşam hakkıdır. Bizim nazarımızda hiçbir tanrı, peygamber, vatan, millet, bayrağın kıymeti yoktur. Kutsal olan yaşamdır.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Savaşa Karşı Hayat Konferansı başladı: Barış için gündelik yaşamdan şiddeti çıkarmak gerek

    Savaşa Karşı Hayat Konferansı başladı: Barış için gündelik yaşamdan şiddeti çıkarmak gerek

    PİRHA-Demokrasi İçin Birlik tarafından gerçekleştirilen “Savaşa Karşı Hayat Konferansı” Şişli’deki Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde başladı. Konferansın açılış konuşmasını yapan AİHM eski yargıcı Rıza Türmen, “Barış için gündelik yaşamdan şiddeti çıkarmak gerekiyor. Barış için mücadele aslında demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti için mücadelesidir. Barış olmadan bunlardan hiçbiri olmaz” dedi.

    Demokrasi İçin Birlik (DİB) Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde “Savaşa Karşı Hayat Konferansı” başladı.

    Konferansa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı Rıza Türmen, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, EMEP GYK üyesi Levent Tüzel, KESK Eş Genel Başkanları Şükran Kablan Yeşil, Mehmet Bozgeyik, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, ABF Genel Başkan Yardımcısı ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz ile Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım da katıldı.

    “BARIŞ İÇİN GÜNDELİK YAŞAMDAN ŞİDDETİ ÇIKARMAK GEREKİYOR”

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Rıza Türmen, barış için gündelik hayattan şiddetin çıkarılması gerektiğini kaydetti. AKP ve MHP’nin “milli güvenlik sorunu” söylemlerine de değinen Türmen, muhalefet partilerinin de bu söyleme başvurduğunu belirtti. Türmen, “Barış için mücadele aslında demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti için mücadelesidir. Barış olmadan bunlardan hiçbiri olmaz. Bütün toplumun katıldığı bir ses çıkarmak gelecek için çok önemlidir. Devletten barışı talep etmek gerekiyor” dedi.

    “HERKES BİR YERLERE ASKER YOLLAMANIN PEŞİNDE”

    Türmen‘in ardından Ayşegül Devecioğlu‘nun moderatörlüğünde “Savaş varsa demokrasi yok” başlıklı panelde ise Doç. Dr. Sevilay Çelenk konuştu. Demokratik olarak gelişmemiş ülkelerde barış isteyenlerin hedef gösterildiğini söyleyen Çelenk, “Demokrasisi gelişmemiş ülkeler, savaş ve şiddet karşısında çok daha kırılganlar. Barış dediğinizde hedef haline getiriliyorsunuz. Barış kendiliğinden olmaz, inşa edilir. Herkes bir yere asker yollamanın peşinde. Muhalefet de bunun ardından gidiyor” diye konuştu.

    Konferans İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Gülseren Yoleri, gazeteci Bahadır Özgür ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat‘ın da aralarında olduğun konuşmacılar ile devam edecek.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Alevilerin, Berlin Eyaleti’ndeki kamu tüzel kişilik statüsü onaylandı

    Alevilerin, Berlin Eyaleti’ndeki kamu tüzel kişilik statüsü onaylandı

    PİRHA-AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevilerin Almanya’nın Berlin Eyaleti’nde de kamu tüzel kişilik statüsünün onaylandığını duyurdu. 

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından yaptığı “Müjdemiz olsun” başlıklı paylaşımında Berlin Eyaleti kamu tüzel kişilik statüsünün onaylandığını duyurdu. Mat açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Müjdemiz olsun. Yeni yıla girerken, toplumumuza hayırlı olsun. Berlin Eyaleti Kamu Tüzel Kişilik Statüsü (Körperschaft des Öffentlichen Rechts) bugün onayladı. NRW Eyaleti’nden sonra Berlin Eyaleti de Kamu Tüzel Kişilik Statüsünü bugün onayladı.

    PİRHA / ALMANYA

  • AABK Eşit Genel Başkanı Mat’tan 25 Aralık Alevi kurultayına katılım çağrısı

    AABK Eşit Genel Başkanı Mat’tan 25 Aralık Alevi kurultayına katılım çağrısı

    PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda gerçekleşecek olan büyük Alevi buluşmasına katılım çağrısı yaptı. Mat, “Demokrasi, özgürlük ve toplumsal barış adına tüm canlarımızı ve dostlarımızı bekliyoruz” dedi. 

    Alevi örgütleri, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda büyük Alevi buluşması gerçekleştirecek.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Genel Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabı üzerinden kurultaya (buluşmaya) katılım çağrısı yaptı.

    “Büyük Alevi Buluşması öncesi Alevi kurum başkanlarımız, yöneticilerimiz Türkiye’yi karış karış geziyor” diyen Mat şunları kaydetti:

    “Cumhuriyetin birinci yüzyılında yaşadıklarımızı, cumhuriyetin ikinci yüzyılında yaşamamak, Alevi sorununun torba yasasıyla çözülemeyeceği, KHK ile kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın tarafımızca asla kabul edilemeyeceği, taleplerimizin bir kez daha ifade edileceği, anayasal hak ve taleplerimiz ile birlikte yeni yazılacak anayasaya dahil çözüm önerilerimizi, eşit yurttaşlık talebimizi daha güçlü haykırmak amacıyla, çoğulcu, eşitlikçi, özgürlükçü, adaletin yaşamın her alanında hakim olacağı demokratik, laik bir cumhuriyet için, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul Yenikapı’da bir araya geliyoruz. Demokrasi, özgürlük ve toplumsal barış adına tüm canlarımızı ve dostlarımızı bekliyoruz. Verilen emekler hakikat kapısına yazıla. Gerçeklerin demine hüü…. Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Aleviler, torba yasaya karşı büyük kurultay hazırlığında!-VİDEO

  • AABK’den Köln’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı: Aleviler vardır, Alevilik haktır!

    AABK’den Köln’de gerçekleştirilecek mitinge çağrı: Aleviler vardır, Alevilik haktır!

    PİRHA-Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı 12 Kasım Cumartesi günü Almanya Köln’de miting gerçekleştireceğini duyuran AABK, yaptığı çağrıda “Tüm gücümüzle kitlelerimizi Köln şehrine akın akın gelmesi için tüm gücümüzle çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısı çıkardığı kararname ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı 12 Kasım Cumartesi günü Almanya’nın Köln kentinde miting düzenleyecek.

    “MÜCADELEYİ KARARLI SÜRDÜRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR”

    AABK Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ile Hüseyin Mat, tarafından yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:

    “Daha dün torba yasasına karşı Alevi kurumları olarak TBMM önünde yaptığımız basın açıklaması üzerinden yarım gün geçmeden aynı gün gece yarısı Cumhurbaşkanı tarafından Kanun Hükmünde Kararname ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduğu resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hem de meclis önünde yaptığımız basın açıklamasına nispet yaparcasına. Yani “ben ne dersem yaparım” diyor. Bu dayatılan onursuzluğa sesiz kalamayız. Canlar bu KHK bizim için geçersizdir, yok hükmündedir ve tanımıyoruz. Bu faşist tutum ve davranışa karşı direniş mücadele hattını daha da büyütmek ve kararlı bir şekilde sürdürmekten başka çare yoktur.

    “HERKESİ 12 KASIM’DA KÖLN ŞEHRİNE DAVET EDİYORUZ”

    Bu kapsamda herkesi bu cumartesi günü saat 12’de Köln şehrine davet ediyoruz. Gün, saat, yer gibi gerekçelere takılmadan tüm gücümüzle kitlelerimizi Köln şehrine akın akın gelmesi için tüm gücümüzle çalışmalıyız. Biliyoruz ki 2012 Bochum mitingini de 3 gün içerisinde organize etmiştik. Miting yeri ve adresi en geç yarın paylaşılacaktır. Bölgelerimiz, cemevlerimiz WhatsApp gruplarını etkin kullanmalarını ve canlarımıza ulaşarak katılmalarını sağlamaları konusunda caba göstermeliler. Otobüslerin şimdiden tutulması sağlanmalıdır. 12 Kasım 2022, Saat 12:00’da Köln’de buluşmak dileğiyle. Aleviler vardır Alevilik haktır. Aşk ile.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

  • ‘Erdoğan samimi değil, Alevilerin tek talebi eşit yurttaşlık hakkı’-VİDEO

    ‘Erdoğan samimi değil, Alevilerin tek talebi eşit yurttaşlık hakkı’-VİDEO

    PİRHA-AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ile PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahı’na gidecek olmasına tepki gösterdi. Mat, “Bu ziyareti samimi bulmuyoruz. Alevilerin tek bir talebi vardır o da anayasada olan eşit yurttaşlık hakkıdır” derken; Erçe, “Açık ve net taleplerimiz varken bizi manipüle eden, seçim politikalarına malzeme etmeye çalışan yaklaşımları kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara’nın Mamak ilçesinde bulunan Hüseyin Gazi Cemevine gitmesinin yankıları devam ederken, 7 Ekim’de de İstanbul Kadıköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahı’na gidecek olmasına tepkiler geliyor.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe konuya ilişkin PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “ALEVİLERİN TEK TALEBİ EŞİT YURTTAŞLIK HAKKIDIR”

    Erdoğan’ı samimi bulmadıklarını belirten Hüseyin Mat, şunları kaydetti:

    “Bu ziyareti samimi bulmuyoruz. Hüseyin Gazi Cemevi ile Hacıbektaş ziyareti gibi bunu da samimiyetten uzak buluyoruz. Erdoğan, Hacıbektaş’ta Alevilerin 8 bin 740 talebinden bahsetti. Bunun 5 bin 600 tanesinin karşılandığını söyledi. Diğerlerini de karşılayacaklarını belirtti. Ekonomik talepler üzerinden Alevilerin sorunlarını çözeceklerini ortaya koymaya çalışıyorlar. Oysa Alevilerin 8 bin 740 tane talebi yok. Alevilerin tek bir talebi vardır o da anayasada olan eşit yurttaşlık hakkıdır. Bu temelde Aleviler bu devletten, AKP’den tuğla, çimento veya cemevi istemiyor. Anayasal haklarımızın tanınmasını istiyoruz. Bu haklar tanınmadığı sürece özellikle seçimler yaklaştıkça algıya dayalı ziyaretler beyhudedir. Kendilerine yakın Alevi kurum ve yöneticileriyle bir araya gelerek Alevi sorununu çözebileceklerini sanıyorlarsa, dönüp yüz yıllık cumhuriyet tarihindeki girişimlere bakarlarsa bunun ne kadar anlamsız olduğunu görecekler.”

    “NİYETLERİ ALEVİLERİ BÖLMEK, PARÇALAMAK”

    “Bir Alevi kurumunun genel başkanı olarak Erdoğan’ın bu ziyareti neden gerçekleştirdiğini bilmiyoruz” diyen Cuma Erçe, Alevilerin açık ve net taleplerinin olduğunu söyledi. Erçe şunları kaydetti:

    “Alevi kurumlarını esas almayan, tanımayan, muhatap kabul etmeyen bir zihniyetin bu tür ziyaretlerini de samimi bulmuyoruz. Sonuçta Alevilik, Alevi hakları konuşulacaksa zaten bunu yıllardır kamuoyuna duyuruyoruz. Bu ziyarette de haklara dair bir şey duymayacağımızın ipuçlarını zaten alıyoruz. Kimlik, demokratik haklar, hak ve hakikat mücadelemizi kimi ‘yardımlara’ indirgeyen, kabul etmeyeceğimiz şekilde dedelerin maaşlarına, boya, badana, kiremite indirgeyen anlayışı asla kabul etmiyoruz. Bizim için yok hükmündedir. Yapacağı açıklamaları şimdiden merak dahi etmiyorum. Çünkü bugüne kadar ortaya koyulan bütün pratik bunu göstermiştir. Tek niyetleri Alevileri kendi içerisinde bölmek, parçalamak, tartıştırmaktır. İyi niyetli bir yaklaşım değildir. Taleplerimiz bellidir. Kimlik mücadelesi veriyoruz. Eşit yurttaşlık, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Diyanet’in lağvedilmesi, Madımak Oteli’nin bir utanç müzesi haline getirilmesi, Alevilere ve insanlığa yönelik tüm katliamların insanlığa karşı suçlar kapsamında değerlendirilmesini talep ediyoruz. Açık ve net taleplerimiz varken bizi manipüle eden, seçim politikalarına malzeme etmeye çalışan yaklaşımları kabul etmiyoruz.”

    Barış KOP/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:

    >Erdoğan, 7 Ekim’de Şahkulu Sultan Dergahı’na gidiyor; peki Alevilerin taleplerini dinleyecek mi?

  • Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi Açıktepe, Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara durdu-VİDEO

    Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi Açıktepe, Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara durdu-VİDEO

    PİRHA-Hasret Gültekin’in, Hacıbektaş’ta bulunan heykeli önünde dara durarak, çerağ uyandıran, rızalık isteyen Nazımiye Düzgün Baba Cemevi ve Kureyşan Ocağı dedesi Kazım Açıktepe, “Kalbimiz buruk, acılı. Gönül isterdi ki böyle bir şey yaşanmasın. İnancımızın düsturuna göre sorunların cemde çözülmesi gerekiyordu. Biz bunu başaramadık ve o nedenle çok acı çektirdik. Acıyı yüreğimizde hissettik” ifadelerini kullandı. 

    Dersim Nazımiye Düzgün Baba Cemevi dedesi ve Kureyşan Ocağı mensubu Kazım Açıktepe, Sivas katliamında hayatını kaybeden Hasret Gültekin’in Nevşehir Hacıbektaş’ta bulunan heykeli önünde çerağ uyandırarak, dara durdu, rızalık istedi. Geçtiğimiz yıl Dersim’de yaşanan heykel tartışmasından ötürü üzgün olduğunu belirten Açıktepe, Gültekin’in heykeline Munzur Suyu dökerken, çevresine de Düzgün Baba’dan getirdiği toprağı serpti.

    “BİZDEN BÖYLE BİR TALEP GELMEDİ, AÇIKTEPE’NİN GÖNLÜNDEN GELMİŞ”

    “Hasret canımızdan rızalık almaya geldim. Dara durdum” diyen Açıktepe, ayrıca gelenlere lokma pay etti. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanları Nevin Kamilağaoğlu ve Hüseyin Mat ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de Açıktepe’nin yanında yer aldı. Açıktepe tarafından sabah saatlerinde böyle bir talebin geldiğini belirten Erçe “Bizden herhangi bir talep gelmedi. Kazım Açıktepe dedenin gönlünden gelmiş. Düzgün Baba’dan teberik, su ve lokma getirerek, Hasret canımızın huzurunda dara durmak istedi. Dedemizin böyle bir talebine rızalık vermeme gibi bir şansımız yok” dedi.

    Hasret Gültekin’in heykeli önünde dara duran Açıktepe, “Kalbimiz buruk, acılı. Gönül isterdi ki böyle bir şey yaşanmasın. İnancımızın düsturuna göre sorunların cemde çözülmesi gerekiyordu. Biz bunu başaramadık ve o nedenle çok acı çektirdik. Acıyı yüreğimizde hissettik” ifadelerinin kullandı.

    PİRHA / HACIBEKTAŞ

  • Mat: Aleviler teslim alınmak isteniyor; maaşlı dedeler erkanımızın önünden geçemezler-VİDEO

    Mat: Aleviler teslim alınmak isteniyor; maaşlı dedeler erkanımızın önünden geçemezler-VİDEO

    PİRHA- AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKP’nin cemevleri ziyaretini ve Alevi meselesine olan yaklaşımını değerlendirerek, “Yeni düzenlemeler adı altında kendi inançsal kimliklerini dayatacaklar. Bu büyük bir asimilasyon politikasıdır. Devlet parayla Alevilerin onurunu satın alma girişimi içerisindedir. Parayla, devlet gücüyle Alevileri teslim almak istiyorlar. Asla teslim olmayacağız” dedi.

    AKP-MHP ittifakı Alevi kurumlarına yönelik ilgisini arttırıyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tartışmalı Hüseyin Gazi Cemevi ziyareti sonrası Kültür Bakanlığı’nın Alevi kurumlarının etkinliğine alternatif olarak düzenlediği etkinliğe katılarak, “Ülkemizdeki 1585 cemevinin tamamı ziyaret edilerek Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın 8 bin 740 talebi belirlendi. 5 bin 600’ü hızla karşılandı. Diğer taleplerle ilgili olarak İçişleri, Kültür ve Adalet Bakanlığımız çalışma yapıyor” dedi.

    Alevi çatı örgütlerinden Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneleri (AKD) ile Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, ortak bir açıklama yaparak, “Alevileri asimile etmeyi hedefleyen devletin tutumu hiç bir dönemde, bu dönemde olduğu kadar gözü kara ve ideolojik bir hal almadı! Alevi toplumunun hükümetten ve Cumhurbaşkanından beklentisi nettir; İçimize oynamak değil, farklı kanatlarımızın ortak mutabakatıyla oluşturulmuş olan ortak taleplerimizin karşılaması, 85 milyon insanıyla anayasal hak ve yurttaşlık eşitliğimizin sağlanmasıdır. Burada bir kez daha ilan ediyoruz ki, betonla, çimentoyla, içimizden ayartılacak olanlara sağlanan dünyalıklar uğruna inancımızla oynanmasına, taleplerimizin saptırılıp geçiştirilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, AKP iktidarının cemevleri ziyaretlerini ve iktidarın Alevi sorununa olan yaklaşımını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİLER CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINDA ÇOK AĞIR BEDELLER ÖDEDİLER”

    PİRHA: Alevilerin hak mücadelesine ilişkin geçmişten günümüze devletin bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    HÜSEYİN MAT: Alevilerin sorunu AKP ile yaşadığımız bir süreç değil sadece. Cumhuriyet dönemine ait olan bir sorun da değil. Sorun çok çok geçmişlere dayanıyor. Aslında bu coğrafyada özellikle İslamiyetin hakim olması ile birlikte Alevileri kendilerine benzetme çabası her zaman olmuştur. Soykırımlar, katliamlar, ötekileştirmeler, baskı unsurları oluşturulması… Bu yüzyıllara dayanan bir sorun. Bu sorunları bir çırpıda çözebilmek kolay değil. Evet Osmanlı’dan cumhuriyete geçiş bir umut oldu. Ancak demokratik bir cumhuriyet oluşturulsa Aleviler burada kendilerine düşen payı alabilirdi. Aleviler cumhuriyetin kuruluşunda çok ciddi tavır belirledi ve taraf oldu. Osmanlı’ya karşı cumhuriyetten yana oldular. Ancak gördük ki devlette bir gelenek var, devamlılık geleneği var. Cumhuriyet maalesef Osmanlı’nın devamı oldu.

    Bir anayasa yazıldı, eşit yurttaşlık yazıldı. Anayasada devlete karşı dil, din, mezhep, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın herkese eşit davranılacağı yazıldı. Kişi hak ve özgürlükleri yazıldı. Din ve vicdan özgürlükleri yazıldı ama sadece yasalara yazıldı. Bunlar pratikte uygulanmadı. Sosyal yaşamda, gündelik yaşamda çok daha farklı şeyler yaşandı. Türkiye’nin kendine özgü demokrasi anlayışı var. Eğer benim gibi düşünüyorsan, benim gibi konuşuyorsan, benim gibi yaşıyorsan sorunumuz yok, eşitiz. Geçmişten bugüne gelen resmi bir ideoloji var. Cumhuriyet 2023 yılında 100. yılını tamamlayacak ve Aleviler cumhuriyetin birinci yüzyılında çok ağır bedeller ödediler. Koçgiri, Dersim, Sivas, Çorum, Gazi, Gezi gibi çok sayıda katliamlar yaşadık. Ama bu sadece Alevilere de yapılmadı. Kürtler de, Ermeniler de, Süryaniler de aynı bedeli ödedi. Yani makbul olmayanlar, resmi devlet tanımlamasının dışında kalanlar ödedi. Oysa Türkiye kozmopolit açıdan da baktığımızda farklı inançların, kimliklerin, medeniyetlerin bağrında yaşadığı topraklar. Solculuk, laiklik esas alınmış olsaydı tüm bunları yaşamamış olacaktık ama maalesef egemen zihniyet farklılıkları kendine benzetmek için farklı kesimleri ezdi.

    “DERGAHLARIN MÜLKİYETİ ALEVİLERİNDİR; BİZE SAYGISIZCA YAKLAŞILIYOR”

    -Aleviler bu süreçte yoğun bir şekilde gündem oluyorlar. Bunu neye bağlıyorsunuz?

    -Son 30 – 35 yıldır Alevi toplumu örgütlenmemiş olsaydı biz bu gündemi yakalayamayacaktık. Her toplumun hak mücadelesi var. O anlamıyla da her toplumsal mücadelenin, her toplumun kurtuluşu kendi ellerinde. Aleviler kendi özgün mücadelesini, örgütlenmesini sağlamamış olsalardı bugün bunlar tartışılıyor olmayacaktı.

    Son olarak Hacı Bektaş Dergahı’na üç koldan ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ yürüyüşü yaptık. Çünkü dergahlar bizim sadece ibadet ettiğimiz yerler değil. Dergahlarımız, cemevlerimiz Alevilerin kütüphanesidir, okuludur, darıdır, bütün sosyalleşmenin yaşandığı alanlardır. Yani yaşama dair her şeyi paylaştığımız bir alandır. Siz dergahlarımızı alıp müzeye dönüştürüp devletin tekeline verirseniz, cemevlerini bir kültür evi gibi işletirseniz o zaman varlık gerekçenizi kaybetmiş olursunuz. Sadece geçmişinizi kaybetmiş olmazsınız, geleceğinizi de kaybetmiş olursunuz. Sıradan herhangi bir sivil toplum kuruluşu olmuş olursunuz. Biz bu yüzden itiraz ediyoruz. Bu dergahların mülkiyeti bize ait. Dergahların mülkiyeti Alevilerindir. Sadece Hacı Bektaş Veli değil, Türkiye’nin sınırları içerisinde yüze yakın dergah var ve hepsi işgal altında. Hatta bazı dergahlarımızda Kur’an kursu açılmış, imam atanmış, utanmasalar yanına minare dikip cami yapacaklar. Ya bu kadar cami var, biz size saygı duyuyoruz ama bize saygısızca yaklaşılıyor.

    Bizim yakamıza yapışmışlar bizi çekiyorlar ve ısrarla ‘biz biriz’ diyorlar, biz kardeşiz, aynı dine, aynı kitaba, aynı Allah’a inanıyoruz diyorlar. Aramızda hiçbir fark yok diyorlar. Devlet, yıllarca örgütsüz bir toplumu horlayarak, dışlayarak, şiddet uygulayarak bastırmayı tercih etti ama amacına ulaşamayınca kendi şemsiyesi altına almaya çalışıyor. Son 20 yılı değerlendirdiğimizde, cumhuriyet tarihinin beşte birini yöneten bir iktidar var karşımızda. Bu iktidar Karacaahmet’e dozer mi dayamadı, Avrupa’daki Alevilere Ali’siz Aleviler deyip Türkiye’deki Alevilerle arasını açmaya mı çalışmadı, cemevlerine cümbüş evi mi demedi, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinden dolayı alanlarda yuhlatmadı mı? Söylemediği hiçbir şey kalmadı.

    “TEHLİKELİ VE ACIMAISZ BİR YAKLAŞIM”

    -Bugün ‘Alevi açılımı’ konuşuluyor.

    Son süreçte Ankara’nın göbeğinde Alevi kurumlarına, cemevlerine saldırılar yaşadık. Bu sözler bunu yapan insanları cesaretlendiren söylemlerdir. Peki iktidar niye şimdi cemevi açıyor, Alevilere ‘statü’ vereceğiz diyor, dedelere maaş bağlayacaklarını söylüyorlar? Vereceklerini söyledikleri statü de bizim istediğimiz statü değil. Kültür Bakanlığı’na bağlayacaklar. Yeni cemevleri yapacaklarını söylüyorlar. Ancak bunlar cemevi değil, açık söyleyeyim mescit yapacaklar. Erzurum’da yapılacak olan cemevinden ne çıkar? Ben oralıyım, iyi biliyorum. Oranın sahibi Erzurum Belediyesi olacak. O cemevlerinde Ku’ran kursları da olacak, abdesthane yerleri de olacak, cemevlerinin üstüne cemevi ve kültür merkezi de yazacaklar ama ibadethane demeyecekler. Onun altında kendi inançsal kimliklerini dayatacaklar. Bu büyük bir asimilasyon politikası. Yapılan fiziki soykırım ve katliamlardan katmerce daha tehlikeli ve daha acımasız bir yaklaşım. Bunu çok açık ve net bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Sadece bir AKP politikası da değil, bu devlet politikası.

    “DEVLET PARAYLA ALEVİLERİN ONURUNU SATIN ALMA GİRİŞİMİ İÇERİSİNDE”

    -Alevi kurumları olarak açıkladığınız bildiride “AKP iktidarı ve devlet kurumları Aleviliği tanımlama sevdasından vazgeçmelidir” dediniz. Bugün iktidarın bu kadar çalışmasına karşın bu söz ne anlam taşıyor?

    -Biz bu ülkede eşit değiliz, bağımsız değiliz. Bu ülkede eşit yurttaş muamelesi görmüyoruz. Ne kamuda, ne özelde Aleviler iş alamıyorlar. Alevi çocukları iş bulamıyor. Yüksek puanlar alıyorlar ama mülakatlarda eleniyorlar. Bu kadar büyük yalan silsilesi olamaz diye düşünüyorum ama maalesef burası Türkiye, oluyor. Alevi olmayanlar Alevilere nasıl olmaları gerektiğini dayatıyor. Aleviler hiçbir siyasi partiye bağlı olmamalı, onun güdümünde hareket etmemeli. Aleviler bağımsız olmalı. Alevi tarihine baktığımızda yaşanan katliamların temelinde zalimin karşısında yer aldığı, mazlumun yanında tutum sergilediği görülür. Bu yüzden bu kadar acıları yaşamışızdır. Cumhurbaşkanı bir cemevini ziyaret etti ve özellikle iktidar medyası koca koca manşetler attı. Sanki bir lütufmuş gibi. Ülkeyi yönetiyorsanız tabii ki gideceksiniz. Bir de cemevi açacağız diye vaatlerde bulunuyor. Biz sizden cemevi açmanızı istemiyoruz. Biz sizden kimliğimizi istiyoruz. AKP iktidarı cemevlerine yaptığı ziyaretlerle Alevilerin kodlarını çözmeye çalıştı. 1.800 tane cemevini ziyaret etmesi, camını, duvarını yapayım demesi sadece oy toplamadan ibaret değil. Bir istihbarat çalışmasıydı, bir refleks ölçmeydi. Alevilerin örgütlenmesini nasıl engelleyebiliriz, bunun hesabını kitabını yaptılar.

    “MAAŞLI DEDELER BİZİM ERKANIMIZIN, ÖĞRETİMİZİN ÖNÜNDEN BİLE GEÇEMEZLER”

    Türkiye’de son yıllarda bir yoksullaşma sorunu var. Ve bu çok yoğun yaşanıyor artık. Bu yoksullaşma genel Türkiye yoksullaşması ama bunun yanında Aleviler ve Kürtler daha fazla yoksullaştı. Çünkü iş bulamıyorlar artık. İç göçten çok, dış göç yaşanıyor. Biz devletten cemevi istemiyoruz. Yoksullara, çocuklara, gençlere, doğaya yatırım yapsınlar. Biz anadan doğma yasal haklarımızı istiyoruz, biz kimliğimizi istiyoruz. Devlet parayla Alevilerin onurunu satın alma girişimi içerisindedir. Parayla, devlet gücüyle Alevileri teslim almak istiyorlar. Asla teslim olmamak lazım. Bizim inancımızda dedelerimiz her zaman toplumun rızasını almıştır. Maaşlı dedeler bizim erkanımızın, öğretimizin önünden bile geçemez. Bu bize terstir. Bunu da şimdiden söylemiş olalım.

    Diren KESER-Melis CİDDİOĞLU/HACIBEKTAŞ