PİRHA- CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması için Meclis’e kanun teklifi vererek, “Toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye’nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez anayasal bir haktır” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yeni bir yönetmelik hazırlayarak, imar planlarında cemevi yapılarının statüsünü kültürel tesis olarak belirledi. Resmi Gazete’de yayımlanan “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”te cemevinin “kültürel tesis” olarak belirlenmesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan da etkisi olduğunu belirtildi.
Alevi toplumu ve kurumları, yayınlanan yönetmelikte cemevinin imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” başlığı altında tanımlanmasına tepki göstermeye devam ediyor.
“EŞİT YURTTAŞLIK HAKTIR”
Konuyu Meclis’e taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması için kanun teklifi sundu.
Anayasa’nın 10. maddesini hatırlatan Avşar, “10. madde kanun önünde eşitlik başlığıyla “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayınm gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” şeklindedir. 24. maddesi ise; “Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.” hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almıştır. Bu çerçevede toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye’nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır.”
“KAMUSAL HİMETLERDE AYRIMCILIK SONA ERDİRİLMELİDİR”
Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi’nin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları olduğunu ifade eden Avşar, şunları dile getirdi:
“Devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır. “Türkiye’nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşamakta ve gerekli desteği alamamaktadır. Bu bakımdan meri mevzuatta “ibadet yeri” ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin “ibadet yeri” olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm “ibadet yeri” tanımlarına teşmil edilmelidir. Böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması sağlanacaktır.”
PİRHA- CHP yönetimindeki Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Meclis toplantısında cemevleri oy çokluğuyla ibadethane olarak kabul edildi. AKP’nin ret oyu vermesine toplantıya katılan Alevi dernek ve vakıf temsilcileri tepki gösterdi.
CHP yönetimindeki Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde 2025 yılının ilk belediye meclis toplantısı gerçekleştirildi. Belediye meclisinde cemevlerinin ibadethane statüsüne alınması oy çokluğuyla kabul edildi. CHP ve DSP’li belediye meclis üyeleri cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesine kabul oyu verirken AKP’liler ise, bunun kanunlara aykırı olduğu belirterek ‘ret’ oyu verdi.
Alevi dernek ve vakıf temsilcilerinin takip ettiği toplantıda, AKP Grup Başkanvekili Ahmet Sivri, ret kararı vermelerinin gerekçelerini açıkladığı esnada yurttaşlar tarafından yuhalandı.
AKP’li Ahmet Sivri, cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesinin hukuka ve kanunlara aykırı olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bu konu malum çevreler tarafından siyaseten öteden beri istismar edilmiş ve toplumsal hafızamızdan oluşan yaralar siyasi bir enstrüman olarak kullana gelmiştir. Bizim meseleye yaklaşımız, yasalarımız, inanç hürriyeti ve temel hak ve özgürlükler bağlamında istikrarını korumaktadır. Alevilik inancını, İslam dışı alternatif bir din imajına dönük çabaları öteden beri doğru bulmuyoruz. Getirilen teklif toplumsal hassasiyet dikkate alınmamıştır. Cemevlerinin havra, kilise ve camiye ilave olarak ayrı bir dini kategori şeklinde düzenlenmiştir. İslam’ın bir yorumu olarak değerlendirdiğimiz Alevilik yolunun bu şekilde ayrıştırılması büyük bir yanlıştır. Yolun kendisine ve mensuplarına büyük bir haksızlıktır. Anayasamızın, kanunların, yargı kararlarının ve Diyanet İşleri Başkanlığı mevzuatının dikkate alınmadan, bir yönetmelikle cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi hukuka ve kanunlar hiyerarşine aykırılık teşkil etmektedir. Bu yetki Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndedir, devredilemez. Bu konuda belediyelere yetki verilmemiştir.”
Odunpazarı Belediye Başkanı ve CHP Grup Başkanvekili Kazım Kurt ise şöyle konuştu:
“AKP grubu istismarın en iyi örneğini ortaya koydu. Bir yerin ibadethane olup olmadığına kanun karar vermez. O ibadeti yapanlar karar verir. İnsanlar nerede ibadet yapmak istiyorsa istiyorlarsa orada yaparlar. Bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türkiye’nin kendi kanunlarına uymadığına karar vermiştir. Anayasanın 90’ncı maddesinde de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını ve Avrupa sözleşmelerinin ‘insan hakları’ ile ilgili bölümünün kanundan ve anayasadan önde olduğuna hüküm koymuştur. Buna ret oyu vermek inanç özgürlüğünü sömürmeye devam etmek demektir. AKP’nin yıllardır yaptığı iş budur. Ötekileştirerek, insanları ayrıştırarak inançları biraz daha dışlayarak yapılan bu çalışma topluma zarar verir. Türkiye’de barış içerisinde yaşamak istiyorsak, herkesin inancına saygı göstereceğiz. Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyeleri 2015’te bu kararları aldı ve o doğrultuda çalışmaları yaptı. Bunu abartarak, başka noktalara çekerek, sanki İslam düşmanıymışız gibi bir hava yaratmak geride kalanların bu işe tepki göstermesine neden olur. Konuştuğumuz dile dikkat edeceğiz.”
MECLİS SALONUNDA HAK, HUKUK, ADALET SLOGANLARI ATILDI
CHP’lilerin oylarıyla kabul edilen karar, izleyenler tarafından ayakta alkışlanırken, meclis salonunda ‘hak, hukuk, adalet’ sloganları da atıldı.
PİRHA- İBB Meclisi aldığı kararla, Alevilerin ibadethanesi cemevini, Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nün sorumluluk alanındaki ibadethaneler arasında saydı.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi tarafından kabul edilen Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nün görev ve çalışma yönetmeliği ile müdürlüğün teşkilat yapısı, hukuki statüsü, görev, yetki, çalışma usul ve esasları belirlendi.
Şube müdürlüğünde görevli memur, sözleşmeli personel, işçi statüsünde personel ile diğer personelin tanımı yapıldı. Şube müdürlüğünün sorumluluk alanındaki ibadethaneler arasında cami ve mescitlerin yanında cemevleri ve diğer dinlerin ibadethaneleri de sayıldı.
TARAFSIZLIK İLKESİ GÖZETİLECEK
Dini Kurum ve Topluluklarla İlişkiler Şube Müdürlüğü’nün görevleri arasında dini kurum ve topluluklardan gelen teklif, görüş ve talepleri incelemek, değerlendirmek ve ilgili kurum birimlerine iletilmesini sağlamak ve takibini yapmak olarak sayıldı. Kamu hizmetinin tarafsızlığı ve eşitlik ilkesi gözetilerek dini kurum ve topluluklara ait ibadethaneler için bina ve tesis yapılması, bu bina ve tesislerin bakımı ve onarımına yönelik talepleri değerlendirilmesi, yapımı ve gerektiğinde ilgili kurum birimlerine iletilmesi ve takibi de müdürlüğün görevleri arasında tanımlandı.
PİRHA- Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var” denildi.
MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu toplantısında “Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer” sözlerine tepki gösterdi.
Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun ortak açıklamasında, “Alevilerin ibadethanesini terörize etmek kimsenin haddi değildir” vurgusu yapıldı.
“CEMEVLERİ BİLİM YUVASIDIR”
Alevi kurumlarının yaptığı açıklamada, ibadethanelerine karşı yapılacak saygısızlıklar karşısında her türlü demokratik ve meşru tepkilerini gösterecekleri belirtilerek, “Milyonlarca insanın ibadethanesi olan Cem evlerinin statüsünü çarpıtmak için hiçbir şeyi bahane gösteremezsiniz. Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var.
Alevilerin ibadethanesi olan Cemevleri aynı zamanda bilim yuvasıdır, orada sorgusuz sualsiz eşitlik kuralı vardır. İktidarın yarattığı karanlık iklimden beslenen, vicdan, akıl, saygı gibi kavramlardan bihaber olanlar insanî dilden, eşitlikten, bilimsellikten de habersizdir” dedi.
“SİZE VE ZİHNİYETİNİZE RAĞMEN DEMOKRASİDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Alevi kurumları, “asıl eşitlik, demokrasi, bilim ve adalet gibi kavramlardan rahatsız olanlar teröristtir” diyerek açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ülkeyi yönetenlerin akıl ikizi olan bu güruh, açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan hiç bahsetmezler. Onların tek amacı vardır, ‘Aleviliği nasıl asimile ederiz’. Ülke ve Dünyanın her yerinde örgütlü olan Alevi hareketi olarak diyoruz ki; tıpkı tarihteki Pirlerimiz ulularımızın yaptığı gibi, size ve zihniyetinize rağmen demokrasiden vazgeçmeyeceğiz, size rağmen türkülerimizi söylemeye, kardeşlik ve eşitlik iklimini büyütmeye devam edeceğiz.
Siyasal İslamı kurumsallaştıran AKP ve onun siyasi beslemesi MHP derhal yaşamın tüm alanlarını kutuplaştıran bölücü politikaları terk etmelidir.
Her fırsatta mağdur edebiyatı yapıp sağa sola kardeşlikten bahsedenler, bu kepazeliği nasıl açıklayacaksınız? Cemevlerimize yapılan bu saygısızlığı bu hakareti reddediyoruz. İnancı gereği ibadetini yürütmek suç değildir, ama milyonlarca insanın ibadethanesine hakaret etmek suçtur. Kendisini ve inancını türkülerle ifade eden bir halkın ibadethanesini terör ile ifade etmek hangi aklın ve vicdanın ürünüdür.”
PİRHA- Fethiye AKD Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, torba yasa içerisinde Meclis’ten geçirilen cemevleri ile ilgili düzenlemeye tepki göstererek, “İbadethanemiz olan cemevlerine Avrupa’da olduğu gibi yasal statü verilmesini istiyoruz. Bizim cemevlerimiz inancımızın gereği ibadethanedir, bunun başka bir izah şekli yoktur” dedi.
Fethiye Alevi Kültür Derneği (AKD) Cemevi Genel Sekreteri Zeki Tunca, torba yasa içerisinde Meclis’ten geçirilen cemevleri ile ilgili düzenlemeye ilişkin konuştu.
“ALEVİLİK KÜLTÜR DEĞİL İNANÇTIR”
Aleviliğin bir kültür değil inanç olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Tunca, “İnançların herhangi birinin bir dinin içeresinde olması gerekmiyor. Ama bizler ibadetlerimize başlarken ‘ya Allah ya Muhammet ya Ali’ diye başlıyoruz ve kendimizi de İslamiyet’in içinde hissediyoruz. Yoksa bir kültür olsak folklorik bazı etkinliklerle birbirimizi oyalamamız gerekir. Ama biz kadim bir inanca sahibiz. İnancımız dua etmektir ama dualarımız da Arapça değil. Cemlerimize katılan insanların anladığı dilden inancımızın gereklerini yapıyoruz. Ne söylediğimizi, Hakk’a nasıl niyaz ettiğimizi, nasıl dua ettiğimizi herkes anlıyor. Biz Sünni komşularımızın yaptığı gibi Arapça birbirimize hitap etmiyoruz. İnsanlarımızın da %98’nin anladığı bir dil değil” ifadelerini kullandı.
“ALEVİLİĞİN KEDİNE HAS BİR İNANÇ OLARAK TANINMASINI İSTİYORUZ”
Aleviliğin kendine has bir inanç olduğunu ve bunun böyle kabul edilmesini istediklerini söyleyen Tunca, son olarak şunları aktardı:
“İbadethanemiz olan cemevlerine Avrupa’da olduğu gibi yasal statü verilmesini istiyoruz. Bizim cemevlerimiz inancımızın gereği ibadethanedir, bunun başka bir izah şekli yoktur. Çevremizde ve ülkemizde birçok kültür merkezi vardır. Burada sanat ve kültürün birçok dallarında her türlü etkinlikler yapılır. İbadetlerimizin dışında o tür kültürel faaliyetler bizim kendi cemevlerimizde de yapılıyor ama burası bir ibadethanedir. Biz bunu böyle kabul ediyoruz ve böyle kabul etmeye de devam edeceğiz.”
PİRHA-AKP tarafından oluşturulacağı duyurulan Alevi, Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na tepki gösteren Avukat Zeynel Öztürk, “Devlet denetiminde bir Aleviliği asla kabul edemeyiz. Devletin denetiminde yapılacak memuriyet değildir Alevilik. Eşit yurttaşlık temelinde haklarımızı istiyoruz” dedi. Öztürk hükümete de çağrı yaptı: Cemevine ibadethane demekten bile çekiniyorsunuz, korkmayın!
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) ile Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Hukuk Komisyonu’ndan Avukat Zeynel Öztürk, AKP’nin cemevlerine yönelik düzenlemelerini PİRHA‘ya değerlendirdi. Cemevlerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanması çalışmasına tepki gösteren Öztürk, “Devlet denetiminde bir Aleviliği asla kabul edemeyiz. Eşit yurttaşlık temelinde haklarımızı istiyoruz” dedi.
Öztürk, siyasi iktidarların her seçim dönemi Alevilere yönelik çalışmalar yaptığını belirterek, “Her seçim dönemi hükümetler bunları yapıyorlar. Bu zaten beklenen bir şeydi. Ancak hemen başında şunu söyleyeyim. Alevilik bir kültür değil, bir inançtır. Cemevlerine, dergahlara gidiş gelişler turizm değildir. İnançları gereğidir. Zaten Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayarak cemevlerinin ibadethane olmadığını açık ve net söylüyorlar. Son yaptıkları değişiklikte de zaten ‘ibadet’ diyorlar. Son torba yasaya koyduklarında da cemevlerine destek deniliyor. Bir kere şunu söyleyelim. Alevi toplumu olarak devlet denetiminde bir Aleviliği asla kabul edemeyiz. Devletin denetiminde yapılacak memuriyet değildir Alevilik. Alevilik insan gereğidir. İnsanların kendi inançları gereği bunları yapmakla ilgili bir inançtır Alevilik. Biz tüm inançlara saygılıyız. Ayrıca bizim mücadelemiz daha önce de söylediğim gibi sadece Alevi inancıyla ilgili değil Türkiye’nin her karış toprağında herkes istediği inanca inanabilir, istediği inancın ibadetini yapabilir. Devlet seçimlere giderken böyle bir şeye girişti. Ama hala şunu cesaretle söyleyemiyorlar. “Cemevleri ibadethanedir” diyemiyorlar. Deyin, korkmayın. Niye korkuyorsunuz bundan?” diye belirtti.
“ALEVİLER DESTEK DEĞİL EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYOR“
Alevilerin eşit yurttaşlık temelinde haklarını istediğini söyleyen Av. Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cemevleri ibadethanedir. Bu ülkede 20 milyona yakın insan cemevlerinde ibadetini yapmaktadır. Bu kadar mı korkulacak bir şey? Şimdi sayın Cumhurbaşkanı Şahkulu’nu ziyaret ediyor. Orada da aynı şeyleri söylüyor. Gerekli elektrik vs. paralarına destek vereceğiz, diyorlar. Hayır, biz destek falan istemiyoruz. Biz şunu istiyoruz. Yasal mevzuatta eksik olan, ibadethanelerin tanımı içerisine cemevlerinin de yazılmasını istiyoruz. Bunu yazsanız da, yazmasanız da ibadethanemiz cemevleridir. Ama köy kanununun ikinci maddesini değiştirin. Alevi köylerine cami yapılmaz. Onu değiştirmiyorlar. Çünkü orada bir yerin köy olabilmesi için sayılanlar içerisinde cami diye geçiyor. Cemevi kelimesi yok. Biz diyoruz ki oraya cemevi kelimesini de ekleyelim. Ama buna dayanarak Alevi köylerine gidip cami yaptırılıyor.
“‘Şimdi elektrik ve suya destek vereceğiz’ diyorlar” diyen Av. Zeynel Öztürk, “Yani neye destek vereceksin? Neye göre vereceksin? Biz diğer inançlara yapıldığı gibi cemevlerinin de ibadethane olarak kabul edilmesi, yasada olan eksiklerin giderilmesini istiyoruz. Destek falan istemiyoruz. Desteğin anlamı şudur: Bir dönem verirsin biter.
Biz eşit yurttaşlık temelinde hakkımızı istiyoruz. İbadethanelere uygulanan mevzuatla ilgili hakkımızı istiyoruz. Biz bu coğrafyada varız, var olmaya da devam edeceğiz. Onun için yani o bir kandırmaca. Sadece son değişikliklerde de ‘ibadet’ kelimesi geçiyor. ‘İbadethane’ kelimesini bile yazmaktan çekiniyorlar. Korkuyorlar. Korkmasınlar ya. Aleviler bu ülkenin çimentosu. Lütfen yani merkezi hükümeti bu konuda daha samimi olmaya çağırıyoruz.”
PİRHA – Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına ilişkin konuştu. İktidara seslenen Eriş, “Konuşacak hiçbir şey yok. Önce sen bizim ibadethanemizi yasal bir statüye kavuştur bakalım” dedi.
Alevi inancını özgün bir inanç olarak tanımayıp ‘Kültürel faaliyet’ kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamak isteyen AKP iktidarına tepkiler dinmiyor.
Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulacağı belirtilen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına dair konuştu. Hükümetin samimi olmadığına vurgu yapan Hüseyin Eriş, “Bu mevcut düzen 20 yıldan beri iktidarda. Ne düşündüğünü, tercihlerinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla samimi olmadığını hatta cemevlerinin yasal statüye kavuşması için hiçbir adım atmadığını, hala cemevlerinin ibadethane statüsünde olmadığını söyleyen bir düşünceyi biz kabul etmiyoruz” dedi.
“ALEVİLİK HAYATIN KENDİSİDİR”
Hüseyin Eriş, “Biz dedeler, babalar olarak bunların Aleviliğe verebileceği hiçbir şey olmadığını söyleyebiliriz” diyerek şöyle devam etti:
“Çünkü bir geçmişi, cemevlerine karşı bir duruşları var. Cemevlerinin ibadethane olmadığını, hala daha ısrarla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ibadethane statüsünde bir karar aldığı halde mevcut iktidarın bunu kabul etmediği bir dönemde bunları konuşmak abesle iştigaldir diye geliyor bana. O yüzden de samimi görmüyorum.
Aleviler 1000 yıldan beri hatta insanlığın var oluşundan bu tarafa vardır. Alevilik bir inançtır, Alevilik bir kültür bir yaşam biçimidir, Alevilik hayatın kendisidir. Kadınıyla, erkeğiyle, çevresiyle, ağacıyla, kuşuyla Alevilik vardır, bundan sonra da var olacaktır. Bunu seçmeye, bunu bölmeye iktidarların gücü yetmemiştir, bugünkü iktidarın da gücü yetmeyecektir.”
“ÖNCE İBADETHANEMİZİ YASAL BİR STATÜYE KAVUŞTUR BAKALIM”
Abdal Musa Dergâhı Postnişini Hüseyin Eriş, AKP’nin 2023 seçimlerine yatırım yaptığını belirterek, “Alevilere yapılan, ağzına bir bal çalmaktır. Bunu kabul eden Aleviler olmayacak mıdır? Olacaktır. Pir Sultan, bunu yüzlerce yıl önce söylemiş ‘Her ağacın kurdu özünden olur’ diye. Bizi bizden başkası bölüp parçalayamaz. Dolayısıyla bunlar olacaktır ama Alevilik devam ediyor, edecek. Daha insanlık var olduğu sürece de kendi başına özgür çevresiyle kadınıyla, erkeğiyle, bütün evren ile yaşamaya devam edecektir” dedi.
Samimiyet olmadığını ifade eden Eriş, şunları kaydetti:
“Madem ki 1400 cemevini gezdin, buraya da geldiler. Bizim birinci talebimiz ‘cemevleri ibadethanemizdir’ bunu bir geçirelim bakalım meclisten. Yani bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne rağmen hala daha mevcut iktidar bunu göz ardı ediyorsa biz neyi konuşacağız? Konuşacak hiçbir şey yok ki. Önce sen bizim ibadethanemizi yasal bir statüye kavuştur bakalım. Ben ne yapacağım senin seçeceğin 11 adamı, bana ne yapacak?
Kültür Bakanlığına bağlandığımızda Kültür Bakanlığı bize ne yapacak? Cemlerimizi mi değiştirecek? 12 hizmetimi kaldıracak? Kadınları cemevinden mi dışlayacak? Ne yapacak. Bunlar konuşulacak şeyler değil, samimi olmak lazım. Sen bizi tanımıyorsun ki kardeşim. Sen bizi tanımadın ki. Sen bizi olması gereken birinci sınıf vatandaş sıfatında görmüyorsun ki. Biz neyi tartışacağız?
Aleviler işini bilir Alevilik devam eder onu bölmeye parçalamaya kimsenin gücü yetmez, bugüne kadar yetmemiş bugünden sonra da yetmeyecektir.”
PİRHA-İktidarın, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ oluşturma ve cemevlerini oluşturulan bu birime bağlama planına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Bizim inancımıza göre cemevleri ibadethanemizdir ama devlet sanki inancımız tiyatroymuş gibi cemevlerini Kültür Bakanlığına bağlamak istiyor” dedi.
İçişleri Bakanlığı bünyesindeki bir ekibin, Alevi kurumlarını gezerek maddi yardım teklifinde bulunması ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Başkanlığı’ kurulacağını açıklamasına tepkiler gelmeye devam ediyor.
Dersimli yurttaşlara, cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlanacak olmasını sorduk.
“CEMEVLERİ İBADETHANE OLARAK KABUL EDİLSİN”
Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu belirten Ali Metin, “Bizim inancımıza göre cemevleri ibadethanemizdir ama devlet bize ayrımcılık yapıyor. Sanki inancımız tiyatroymuş gibi cemevlerini Kültür Bakanlığına bağlamak istiyor. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilsin ve bütün haklarımız tanınsın. Bizi su ve elektrik faturalarıyla kandırmasınlar, biz inancımızdan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti.
Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini dile getiren Binali Turan, “Cemevleri halk tarafından yapılıyor, su ve elektrik faturalarına da halk yardım ediyor. Hükümet eğer samimiyse cemevlerini ibadethane olarak kabul etsin. Hükümetin Alevilere yakınlaşması seçim yatırımıdır. Seçimler bittikten sonra Kürtlerde, Alevilerde unutuluyor. Devletin bütün inançlara eşit yaklaşması gerekiyor” dedi.
“CEMEVLERİ İBADETHANEMİZDİR”
Bülent Yüksel de, Türkiye’de bütün inançlara saygılı bir hükümet olsaydı Alevi inancının tanınmış olacağını söyleyerek, “Aleviler 25 milyona yakın nüfusa sahip bir topluluk. Devlet cemevlerini ibadethane olarak kabul etse dünyanın sonu mu gelecek? Devletin ülke içerisinde yaşayan halklar ve inançlarla barış içerisinde yaşaması gerekiyor ki refah seviyemiz yükselsin. Ben Aleviyim, benim inancımı tanımayan beni de tanımaz. Ben ötekileştirilmek istemiyorum, cemevleri ibadethanemizdir. Eğer Türkiye’de birlik ve beraberlik içerisinde yaşanılması isteniyorsa Alevi inancı tanınmak zorunda” diye konuştu.
PİRHA-“Alevilerin ibadethanesi cemevidir” başlıklı bir yazı kaleme alan Baba Mansur Ocağı’ndan Eren Yıldırım dede, “Bir devletin veya kurumun bizlerin ibadetini/ibadethanesini belirlemeye hakkı yoktur. Bir inancın ibadethanesini o inanca gönül vermiş olanlar belirler. Bizim ibadetimiz cem, ibadethanemiz cemevidir” dedi.
Baba Mansur Ocağı dedelerinden Eren Yıldırım, “Alevilerin ibadethanesi cemevidir” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazısında, bir devletin ya da kurumun Alevilerin ibadethanesini belirlemeye hakkının olmadığını belirten Yıldırım, AKP tarafından ‘açılım’ adı altında yürütülen çalışmalara tepki gösterdi.
“KADIN İLE İBADET EDİLMEYEN BİR MEKAN İBADETHANEMİZ OLAMAZ”
Yıldırım tarafından yayımlanan açıklamanın tamamı şu şekilde:
“Bir devletin veya kurumun bizlerin ibadetini/ibadethanesini belirlemeye hakkı yoktur. Bir inancın ibadethanesini o inanca gönül vermiş olanlar belirler. Kabul etseniz de, etmeseniz de (çok da önemli değil) bizim ibadetimiz cem, ibadethanemiz cemevidir. Kadimden beri var olan bu yolun, erkanın özüyle yaşayıp, yaşatılması yönünde yol hizmeti yapan biri olarak kendime Nesimi’nin; “Ey Nesimi Can Nesimi bil ki halk aynındadır. Onca insanın vebali ulemanın boynundadır” sözlerini referans alarak geçmişte Diyanet İşleri Başkanı’nın Aleviler de camiye gelebilir/geliyor sözünden, Cumhurbaşkanının müslümanların ibadet yeri camidir Aleviler cemevlerinde kültür işleri ile ilgilensinler ibadetleri için camiye gelsinler göndermelerinden de yola çıkarak, Alevilere ve bizlerin inancını tarif etmeye çalışanlara şu cevabı vermeliyiz: Alevi inancında kadın erkek ayrımı yoktur. Kadın-erkek bir ve eşittir. Kadın ile ibadet edilmeyen bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Bizim cemlerimizde, darda zorda kaldığımızda imdadımıza yetişsin diye Bozatlı Hızır’ı çağırmak vardır. Canı gönülden “Yetiş Ya Hızır” diye, Bozatlı Hızır’ın çağırılmadığı bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz.
“CEM OLMAK, ÖLMEDEN EVVEL ÖLMENİN MEYDANIDIR”
Bizim cemlerimizde, karanlıktan aydınlığa kavuşmak ve mum gibi Hak aşkına eriyip insanlığa ışık saçmamız adına çerağlar uyandırırız. Çerağ uyandırılmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Cemevi erenler meydanıdır, zira bu meydanın doğusu batısı da yoktur. Nereye dönersek dönelim orada hep Hakk’ın Cemal’i vardır. “Kabesi insan” olmayan bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Cemevinin üst eşiği Hz. Muhammedi temsil eder. Alt eşik, Fatıma Tül Zehrayı. Bir sövesi İmam Hasan‘ı bir sövesi İmam Hüseyin‘i kanatları Cebrail‘i, Kilidi Şah’ı Merdan Ali’dir, anahtarı İkrar‘dır. Bunlar da ehlibeyttir. Ehlibeyt’in olmadığı bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz.
Bir ahenk içinde kendi ekseni ve de varlığın ekseni etrafında dönülen, her adımı Hakk’a doğru atılmış bir adım olarak kabul ederek aşk ile Hakk’a semah dönmek vardır. Semah dönülmeyen bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Cem olmak, dar ve didar olmak, divana durmak, huzura çıkmaktır. Ölmeden evvel ölmenin meydanıdır. Bu meydanda senlik benlik sır olur, büyük küçük, güzel çirkin bir olur. Ayrıştırmanın olduğu bir mekan bizim ibadethanemiz olamaz. Bizi tarif eden kendini bilmezlere Nesimi’nin şu güzel sözleri ile sesleniyorum: Sofular secde ederler mescidin mihrabına, Pir eşiği kıblegahım yüz sürerim kime ne! Kadıdan, hacıdan, hocadan fetva almayız; rehberlerimiz, pirimiz, mürşidimiz vardır. Bizim ibadetimiz cem, ibadethanemiz cemevidir.”
PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Dergahı’nda yaptığı açıklamalar muhalefetin de gündeminde. CHP, DEVA ve Saadet Partisi cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesinin bir sorun olduğunu belirttiler. Her üç parti temsilcileri de cemevlerini Alevi toplumu nasıl tanımlıyorsa öyle tanımlanması gerektiğinin altını çizerek, AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini kaydettiler.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim Cuma günü İstanbul’da 700 yıllık Şahkulu Dergahı’na gitti. Alevilerin sorunlarına ilişkin çözümlerini açıklayacağını müjdeleyen Erdoğan cemevlerinin Kültür Bakanlığına bağlı “Alevi Bektaşi kültür ve cemevi başkanlığı” altında faaliyet yürüten “kültür evi”, “dayanışma merkezi” olacağını belirtti.
Başta Alevi kurumları olmak üzere pek çok kesimden de AKP’nin bu projesine tepki geldi. Henüz siyasi ittifaklar açıklama yapmasa da bileşenleri ayrı ayrı “cemevlerinin ibadethane statüsü teslim edilmelidir” vurgusunu yapıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç, “20 yıldır Alevi toplumunun taleplerini görmeyen Erdoğan anketleri gördükçe bu defa Alevi açılımı yaparak oy alma ve toplumu kandırma peşindedir” dedi.
Cemevlerinin statüsünün ise tartışılamayacağını söyleyen Öztunç, partisinin meclisindeki kararın altını çizdi ve “Cemevi ibadethanedir. Nokta. Kültür merkezi deyip dedelere maaş bağlayıp dedeleri satın almak isteyecek. Hiçbir Alevi dedesi kendini satmaz, buradan belli ki o Alevileri de tanımıyor” şeklinde konuştu.
Öztunç, Erdoğan’ın, çevresindeki kendisine Alevi diyenlere bakarak bu kararı almasının karşılıksız kalacağını düşünüyor.
Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcısı İdris Şahin ise, Erdoğan ve ekibinin Alevilerin ibadethane sorununu bir biçimi ile tanımasını kıymetli buluyor ancak sorunun çözüm yolunu onaylamıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının esas alınması gerektiğini ve doğuştan gelen hakların lütuf şeklinde tanınmasını doğru bulmayan Şahin, “Alevilerin sorunları Alevilerle muhatap olunarak çözülebilir. Onların olmadığı bir masada bu sorun çözülemez. Alevilerin olmadığı bir masada karar alınmış. Atılan adım, sorunun tanınması kıymetli ancak cemevini kültür merkezi olarak tanımak hadiseyi hafife almaktır. Kesinlikle ibadethanedir. Bu bizim vereceğimiz lütuf değil. Doğuştan insan hakkıdır. AİHM kararlarında da görülmektedir” dedi. Altılı masanın da partisinin de fikirlerinin bu yönde olduğunu belirtti.
BİROL AYDIN: CEMEVLERİNİ ALEVİ TOPLUMU NASIL KABUL EDİYORSA ÖYLE TANIMLAMAK DURUMUNDAYIZ
Saadet Partisi Parti Sözcüsü Birol Aydın da cemevinin ibadethane olduğunu “Toplumsal çevrelerle ilgili bir tanımlama yapmasını doğru bulmayız. Aleviler kendilerini nasıl tanımlıyorsa öyle kabul etmemiz gerekir” dedi.
Hükümetin veya devletin cami ya da cemevi yapmış olmasını alkışlanacak bir durum olarak görmeyen Aydın, devletin yurttaşlarına kolaylık sağlamasının görevi olduğunu hatırlattı. Parti sözcüsü Aydın, son olarak “Cemevlerini Alevi toplumu nasıl kabul ediyorsa öyle tanımlamak durumundayız. Eşit yurttaşlık uygulamasında büyük aksaklıklar ve sorun var” dedi.
PİRHA-AKP iktidarının cemevleri ziyaretlerininin siyaset taktiği olduğunu belirten Derviş Cemal Ocağı’ndan Menşure Doğan Ana, “İktidarın tam da seçimler yaklaşırken cemevlerine yönelik ziyaretleri ve cemevleri yapılması talimatıyla gündemde olmayı hedeflediği gibi asimilasyona ve yozlaştırmaya da hız vermeyi amaçladığı açıkça görülüyor” dedi.
Alevilik, bin yılların birikimiyle beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.
Köylerde köylünün bir araya geleceği büyük evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.
1990’lı yıllarda Alevi yurttaşlar kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yaptı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.
Peki cemevleri; asimilasyonun kıskancında olan, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun; inançsal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?
Derweş Cemal Ocağı’ndan Menşure Doğan Ana, iktidarın seçimler yaklaştığı bir süreçte ardı ardına cemevleri açması, Dersim’de her taraf ziyaretgah olmasına rağmen cemevlerinin açılması ve Alevi inancı ile mekan arasındaki ilişkiye dair sorularımızı yanıtladı.
“SAMİMİYETSİZ İNSANLARIN CEMEVLERİMİZE GELMELERİ DOĞRU DEĞİL”
PİRHA-İktidar seçim yaklaştıkça ardı ardına cemevleri açıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
MENŞURE DOĞAN: İktidarın cemevlerine ziyaretlerini siyaset taktiği olarak değerlendiriyorum. Eğer iktidar yardımcı olup benim Alevim olun diyerek inancımıza karışmayacaksa tabi ki kendi vatandaşının ihtiyacını karşılar gibi Alevilerin de ihtiyacını karşılayabilir ama devletin cemevlerine el atması kesinlikle risklidir. Cumhurbaşkanı, vali ve kaymakamın davet edilip cemevlerinin törenlerle açılması bizim inancımıza terstir. Senin inancına inanmayan birini, pirinin yerinde tutarak karşılamak ve ona özel dizayn yapmayı doğru bulmuyorum. Zaten gelen kişi saygılı olsa bunu istemez davet eden kişi de inancına saygılı ise benim inanç yerimde beni olduğum gibi kabul etmeli diye misafirini karşılamalı. Kendi inancımda samimiyet, dürüstlük, rızalık önemli olduğu için her gelen kişiden misafir olsun, seninle dostluk kurmak isteyen olsun veya senden oy isteyen olsun samimiyetine inanmam lazım ama iktidarın samimiyetsiz olduğu yıllardır Alevilere söylediği sözlerden dolayı asla unutulamaz.
Cemevlerine gelip pir postuna oturuyorlar inancımıza saygısızlık yapmasınlar, samimiyetsiz insanların bizim ibadethanemize gelmeleri doğru değil. Sürekli bizi ötekileştiren, hor gören bir zihniyeti neden ibadethaneme çağırayım. İktidarın tam da seçimler yaklaşırken cemevlerine yönelik ziyaretleri ve cemevleri yapılması talimatıyla gündemde olmayı hedeflediği gibi asimilasyona ve yozlaştırmaya da hız vermeyi amaçladığı açıkça görülüyor. Benim ibadethanem doğa, toprak ve su gibi temiz olmalı. Ellerinde yetkileri var ibadethanelerimize cümbüş evi diyeceklerine cemevlerini ibadethane olarak kabul etsinler. Ben zaten sen kabul etsen de etmesen de ibadethanemde inancımı yürütüyorum ama devlet inancımı tanırsa kimse kapıma çarpı koymaz. Biz insanlara kendi yüreğimiz gibi yaklaşıyoruz ama sürekli bize tuzak kuruluyor, o yüzden bizim de ders çıkarmamız lazım.
“DOĞANIN HER KÖŞESİ BİZİM İÇİN İBADET YERİDİR”
-Özelde Dersim’de genelde Alevi coğrafyasında Alevi köylerine yetkililer eşliğinde cemevleri açılıyor? Coğrafyamızın dağı taşı toprağı ağacı ziyaretgâh iken cemevleri neden açılır?
Eskiden köylerde cemevleri yoktu ama inancımız devam ediyor. Çünkü doğanın kendisi ziyaretgahtır bizim için, doğanın her köşesi bizim için ibadet yeridir. Hayatın zindanını, savaşını, şiddetini ve işkencesini bir köşeye iterek inancına sarılıp ayakta duruyorsun bizim coğrafyamızda yaşanan bu. Coğrafyamız ziyaretgahtır, doğamız ibadethanedir ama köylerde illaki cemevlerine ihtiyaç yok ama köylerimizden koparıldığımız için büyük şehirlerde cemevleri bir ihtiyaç oldu. Köylerde insanlar buluşarak aynı anda ziyarete gidebiliyorduk fakat büyük şehirlerde buluşabileceğimiz ve kendi ritüellerimizi yerine getirebileceğimiz mekanlara ihtiyacımız var.
“ZAMAN VE MEKAN İBADET ETMEMİZ İÇİN ŞART DEĞİLDİR”
-Alevi inancı ve mekân ilişkisi nasıldır?
Herkes kendi evinde, bir çeşmenin başında veya bir ağacın kökünde olması hiç fark etmiyor. Ziyaret olan yere çıkamadığımızda lokmamızın kabul olmayacağı diye bir şart yoktur. Zaman ve mekan ibadet etmemiz için şart değildir. Neresi uygunsa orası ibadet yeridir çünkü sen gönlünle çağırıyorsun. İbadet gönülde olur, önemli olan yüreğinin ibadete hazır olması.
PİRHA-AKP hükümetine yakınlığıyla bilinen Hürriyet yazarı Abdülkadir Selvi, “Cemevleriyle ilgili düzenlemeler ne getiriyor” başlıklı yazısında AKP’nin Aleviler ile ilgili atacağı olası adımlara değindi. Cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesinin şu an için gündemde olmadığını belirten Selvi, dedelere maaş bağlanacağını kaydetti.
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi bugünkü yazısında AKP hükümetinin Alevilere yönelik atacağı adımlara yer verdi. Selvi, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13 Ağustos günü Hacıbektaş’ta sarf ettiği “Bir süredir İçişleri ve Kültür Bakanlıklarımızın koordinasyonunda milli birlik ve beraberlik çalışması yürütüyoruz. Ülkemizdeki 1585 cemevinin tamamı ziyaret edilerek, Alevi Bektaşi vatandaşlarımızın toplam 8 bin 740 talebi belirlendi. Bu taleplerin 5 bin 600’ü hızla karşılandı. Diğer taleplerle ilgili İçişleri, Kültür ve Adalet Bakanlarımız müşterek bir çalışma yapıyor. İnşallah bu da yakında neticelenecek” sözlerine değindi.
“ALINAN KARARLARI ERDOĞAN AÇIKLAYACAK”
Cemevlerine ibadethane statüsünün verilmesinin AKP’nin gündeminde olmadığını söyleyen Selvi, dedelere de maaş bağlanacağını kaydetti. Selvi‘nin yazısında öne çıkan satır başları şöyle:
“Erdoğan, bakanların çalışma yaptığı yönündeki açıklamasını 13 Ağustos’ta yaptı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’da zaten 8 Ağustos günü çalışmalara başlamışlardı. Aldığım bilgiye göre önemli bir mesafe alınmış. Ama bakanların hukuki ve idari düzenlemeler üzerinde biraz daha çalışması yapması gerekiyor. Çalışma olgunlaştıktan sonra kabine toplantısında ele alınacak. Sonra alınan karalar Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna açıklanacak.
NE YAPILACAK?
Cemevlerine yönelik şu düzenlemelerin yapılması planlanıyor:
1- Cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanması.
2- Cemevlerinde görevli Alevi dedelerine maaş bağlanması.
3- Ayrıca cemevlerinin hizmetlerini yürüten bir görevliye maaş bağlanması.
4- Cemevlerine tapuda özel bir imar lejantı verilmesi.
YENİ BİR BİRİM KURULUYOR
Üç bakanın çalışmasında cemevlerine hukuki bir statü kazandırılması amaçlanıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi ve Cemevi Daire Başkanlığı ya da Alevi-Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı gibi bir birim oluşturulup cemevlerinin oraya bağlanması planlanıyor. Cemevleriyle ilgili düzenlemenin kasım-aralık aylarında Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanarak yürürlüğe girmesi bekleniyor.
YENİ CEMEVLERİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yapımı tamamlanan sekiz cemeviyle ilgili toplu bir töreni yakında gerçekleştireceğiz” demişti. Şahkulu Dergâhı restore edilmişti. Eylül ayının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılacağı bir törenle Şahkulu Dergâhı’yla birlikte Elazığ, Erzurum ve Ankara’nın Altındağ ilçesi Aydıncık Mahallesi’ndeki cemevleri bu yıl hizmete alınacak. Kütahya, Burdur, Denizli ve Kayseri’de yeni cemevlerinin temeli atılacak.
İBADETHANE MESELESİ
Cemevleriyle ilgili taleplerin başında ibadethane konusu geliyor. Aleviler, cemevlerini ibadethane olarak kabul ediyorsa ona kimsenin söyleyeceği bir sözü olamaz. Üç bakanın üzerinde çalıştığı düzenlemede ise ibadethane tartışmasına takılmadan idari ve hukuki bir düzenleme üzerinde durulduğu görülüyor.
Cemevleriyle ilgili daha önce de bir çalışma yapılmış, kabine toplantısında masaya yatırılmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun “hak temelli” bir çalışma olmasını istemişti. Üç bakanın yaptığı çalışma da o boyutta ilerliyor.”
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Alevi kurumları ile imzalanan protokol ile üç kültür merkezi resmi şekilde cemevine dönüştürülerek ibadethane statüsü kazandı. Alevi kurumları ile ortak kullanım protokolünü imzalayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Biz yerelde bir çözüm ürettik. Bu bütün Türkiye’ye de örnek olacak bir çözüm” dedi.
İzmir’de cemevi olarak kullanılan Aliağa, Selçuk ve Gültepe kültür merkezleri resmi olarak ibadethane statüsüne dönüştürüldü. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Aliağa Alevi Kültür Derneği Başkanı Celal Süslü, Konak Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Çiçek ve Selçuk Alevi Kültür Derneği Başkanı İsmail Çetin ile konuyla ilgili ortak kullanım protokolünü imzaladı.
“LÜTÜF DEĞİL, EN DOĞAL HAK TESLİM EDİLMESİ”
Uzun süredir bu çalışmanın hayata geçirilmesi için çabaladıklarını söyleyen Tunç Soyer, “Bu ne belediyenin bir lütfu ne de özel bir imtiyaz. En doğal hakkın teslim edilmesidir. İki yıldır uğraşıyorduk. Biz yerelde bir çözüm ürettik. Bu bütün Türkiye’ye de örnek olacak bir çözüm. Gönül ister ki hepsiyle yapalım ve bütün İzmir bundan yararlansın. Ben umudumu kaybetmedim, bunu yapabileceğimize inanıyorum. Sizlerin de anlayış ve desteğine teşekkür ediyorum. Bu tek taraflı yapılabilecek bir şey değil. Birbirimizi anlayarak, birlikte irade ortaya koyarak yol alınabilirdi. Biz birlikte yol almayı başardık. Bu bütün Türkiye’ye yayılsın, bütün Türkiye böyle olsun. O günlere de az kaldı” dedi.
“BURALAR ASLİ İŞLEVİNE DÖNMELİ”
Aliağa Alevi Kültür Derneği Başkanı Celal Süslü herkesten aynı hassasiyeti beklediğini söyleyerek, “Uygulama bizim için oldukça önemli. Kültür merkezi adı altında yapılan yerleri rahatlıkla kullanamıyorduk. Yapacağımız her etkinlik için dilekçe yazmak zorundaydık. Tunç başkanımızın gelmesiyle birlikte görüşmeler başladı. Tunç Başkan da buna çok olumlu baktı, kurumlarımız söz sahibi oldu. Meclisten karar geçti, İzmir Valiliği onayının ardından durum resmileşti. Kültür merkezleri artık rahatlıkla cemevi olarak kullanılacak” diye konuştu.
Selçuk Alevi Kültür Derneği Başkanı İsmail Çetin de çok mutlu olduklarını belirterek, “Yıllardır bunun için mücadele veriyorduk. Bu durum bizi çok rahatsız ediyordu. Şimdi kullandığımız kültür merkezinin cemevi olması bizim açımızdan ve toplumumuz açısından çok mutluluk verici. Başkanımıza teşekkür ediyoruz” dedi.
Konak Alevi Kültür Derneği Başkanı Murtaza Çiçek ise fiziki koşulları cemevi şeklinde yapılan ama kültür merkezi olarak kullanılan cemevlerinin asli işlevine dönmesinin önemine dikkat çekti.
CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, cemevlerinin ibadethane statüsüne alınması için AKP iktidarına çağrıda bulundu. Tutdere, “Milyonlarca Alevi’nin ibadethane olarak kabul ettiği cemevlerinin yasal statüye kavuşması için gerekli çalışmaları bir an evvel yapın ve bu insanlarımızı daha fazla mağdur etmeyin” ifadelerini kullandı.
CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, Meclis Genel Kurulu’nda dün yaptığı konuşmada, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesine tepki gösterdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevlerini ibadethane olarak kabul ettiği kararını gösteren Tutdere, iktidarın bu kararı uygulamadığını söyledi.
Tutdere, elindeki AİHM kararını göstererek, şunları ifade etti:
“Bu elimdeki bir mahkeme kararı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Daire’nin kararı. Bu karar, 26 Nisan 2016 tarihinde çıktı. Bu karar ne diyor? Bu karar, Türkiye’deki cemevlerinin ibadethane olduğunu tescilleyen bir karar. Peki bu karar 2016’da çıktı, o günden bugüne kadar AK Parti iktidarı bu kararın gereğini yerine getirdi mi? Getirmedi. 20 yıllık AK Parti iktidarı ne yaptı? Alevi çalıştayları yaptı, dedeleri topladı ancak sadece oyaladı. Bugüne kadar bu kararın gereğini yerine getirmedi. Bu teklifte de buna ilişkin bir düzenleme yok. O zaman, buradan, iktidara şu çağrıyı yapıyoruz: Milyonlarca Alevi’nin ibadethane olarak kabul ettiği cemevlerinin yasal statüye kavuşması için gerekli çalışmaları bir an evvel yapın ve bu insanlarımızı daha fazla mağdur etmeyin diyoruz.”
PİRHA-Cemevlerinin ‘Ticarethane’ statüsünden artık ‘Konut’ statüsünde faturalandırılacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki gösteren Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “Biz bunu tamamen reddediyoruz. Aslında bizim temel derdimiz faturada değil bu ülkede ki eşit yurttaşlık temelinde cemevlerimizin ibadethane meşruluğunun kazandırılması meselesidir” dedi.
Alevi toplumu, cemevlerinin ‘Ticarethane’ statüsünde görülmesi ve yüksek oranda faturalarla karşılaşılması sonrası itirazlarını dile getirirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise cemevlerinin artık “Konut” statüsünde görülüp faturalandırılacağını açıkladı.
Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, cemevlerinin ‘Ticarethane’ statüsünden artık ‘Konut’ statüsünde faturalandırılacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tepki gösterdi.
Temel mücadelelerinin cemevlerinin ibadethane olması olduğunu belirten Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, “Son dönemlerde hükümet cemevlerine gelen elektrik faturalarını ticarethaneden konuta çevirdi biz bunu tamamen reddediyoruz. Aslında bizim temel derdimiz faturada değil bu ülkede ki eşit yurttaşlık temelinde cemevlerimizin ibadethane meşruluğunun kazandırılması meselesi. Laik bir ülke olduğumuzu söylüyoruz anayasamızda da bu var ama laikliğin somut karşılığı yok o anlamda da biz demokratik mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz. Bu ülkede 20 milyona yakın Alevi yurttaşımız var o yüzden laikliğin somutlaştırılabilmesi için cemevlerimizin ibadethane olarak tanınması gerekiyor. Elektrik, doğalgaz, su faturaları ücretsiz de olsa bizim temel derdimiz cemevlerinin ibadethane olarak sayılması” dedi.
PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceğini açıklaması tepkilere neden oldu.
Çok sayıda Alevi kurumları, cemevlerinin ‘ticarethane’ statüsünde tarifelendirilmesi sonucu yüksek elektrik faturaları gelmesine tepki göstererek, yargıya başvurdu.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise kabine toplantısının ardından yüksek elektrik zamlarına değinerek, elektrik tarifesinin yeniden düzenleneceğini duyurdu.
Erdoğan, sivil toplum kuruluşlarının elektrik aboneliği ticarethane statüsünden konut statüsüne dönüştürülecektir. Böylece dernekler, vakıflar, cemevleri dahil, ticarethane statüsünden fatura ödeyen kuruluşların elektrik bedelleri önemli oranda düşecektir” dedi.
Erdoğan’ın cemevlerine ibadethane statüsü vermek yerine konut statüsüne dönüştürüleceği şeklindeki sözleri tepki çekti.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, sosyal medya hesaplarından “Cemevlerimiz Alevilerin ibadethanesidir” dedi.
EREN YILDIRIM: ALEVİLERİN İBADETİ CEM, İBADETHANESİ CEMEVİDİR
İstanbul Okmeydanı Cemevi dedelerinden Eren Yıldırım ise şunları yazdı:
“Her platformda, mitinginde, ağzı Ali diyen, gözü Muaviye bakanlara, Ali’yi sevmek Alevilik ise en büyük Alevi benim diyenlere;
Bizler, herkesin eşit haklarda yaşaması gerektiğine inanan bir toplumuz.. Birileri bizi yok sayınca bizler yok olmuyoruz. Aleviler kendilerine gösterilen iyi niyeti de, art niyeti de görebilecek bilinçte bir toplumdur. Bizlerin bunca yıldır sürdürdüğü “Cemevleri ibadethanemizdir” mücadelesinde yerel yönetimlerin getirdiği tekliflere kimlerin “evet” kimlerin “hayır” dediğini unutmadık. Yeryüzünde sahip oldukları topraklarda inancı, yaşamı özgürlüğü oylamaya gidilen tek halk, Alevi halkıdır.
Devletin yapması gerekeni yapmadığını demokrat belediyeler yapmaya çalışmaktadır ve geldiğimiz noktada da çok da kıymetlidir.
Biz 72 millete bir nazarla bakan, herkesin eşit haklarda yaşaması gerektiğine inanan bir toplumuz.
O yüzden; siz isteseniz de istemeseniz de, kabul etseniz de etmeseniz de, Alevilerin ibadeti cem, ibadethanesi cemevidir.
Burada vicdan sahibi olanlara da seslenmek istiyorum. Vicdanınız bir toplumun inanç özgürlüğünü, inancını reddetmeyi kabul ediyor mu? Bu ülkede hiç kimse başkasının inancını tarif etsin istemiyoruz. Bu ülkenin eşit yurttaşıyız ve hakkımızı istiyoruz. Toplumsal barış isteyen herkesin de buna saygı göstermesini talep ediyoruz.”
TUNCAY ÖZKAN: İBADETHANE OLACAK, BU GEÇKETEN KAÇAMAZSINIZ”
Erdoğan’ın açıklamasının ardından CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan da, “İbadethane olacak. Bu gerçekten kaçamazsınız” dedi.
GANİ KAPLAN: DEVLET BİZİ TANIMAK ZORUNDA
PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise dün açtıkları dava sonrası yaptığı açıklamada, cemevlerinin ticarethane olarak görülmesine itiraz ettiklerini belirterek şunları söylemişti:
“İtirazımız, cemevlerine gelen faturaların yüksek olmasına değil, cemevlerinin ticarethane statüsünde görülmesidir. Biz bu ülkenin kurucu unsurlarıyız. Kadim bir inancız. Devlet bizi tanımak zorundadır. Devlet dergahlarımızı ele geçirmiş durumdadır. Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi yüzyıllardır devam etmektedir.”
PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, zorunlu din derslerinin sadece Alevilerin sorunu olmadığının altını çizerek, “Herhangi bir inanca yönelik baskı Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerinin sorunudur. Zira bu sorun esasen demokrasi, özgürlük ve eşitlik sorununun ayrılmaz bir parçasıdır” dedi. Sancar zorunlu din dersi uygulamasının iktidarın tekçi ve baskıcı zihniyetinin açık bir yansıması olduğunu, Alevi inancının asimilasyonunda uygulanan bir yöntem olarak devreye sokulduğunu kaydetti.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, zorunlu din dersleri, cemevlerine gelen yüksek elektrik faturaları, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, ittifaklarda Alevilerin yeri ve HDP milletvekillerine yönelik saldırılara dair PİRHA’ya konuştu.
“HERHANGİ BİR İNANCA YÖNELİK BASKI TÜRKİYE’DEKİ TÜM DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN SORUNUDUR”
PİRHA: Alevilerin yıllardır mücadele ettiği zorunlu din derslerine ilişkin ne söylemek istersiniz?
MİTHAT SANCAR: Türkiye’de Alevi inancına yönelik çok ciddi kısıtlamalar ve baskılar olduğunu biliyoruz. Alevilerin inancının tanınması talebi de yıllardır bir mücadelenin konusudur. Özellikle 12 Eylül’den sonra sistematik hale gelen bazı uygulamalar var. Bunların başında da zorunlu din dersleri geliyor. Zorunlu din derslerinin hangi amaçla ve içerikle verileceği konusu da uzunca bir dönem tartışıldı. Bu uygulama önce Türkiye mahkemelerine, daha sonra AİHM’ye taşındı. AİHM din derslerinin zorunlu olmasının Sözleşme’nin (AİHS) eğitim hakkını düzenleyen ek protokolünü ihlal ettiğine, ailelerin dini ve felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılmadıkları bir muafiyet sisteminin hayata geçirilmesine hükmetti. İktidar, bu hukuk dışı uygulamaya son vermek şöyle dursun, aksine, bunu yaygınlaştırmak istiyor. Fakat olması gereken, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılarak seçmeli hale getirilmesidir. Dünyanın bir çok ülkesinde de bu dersler seçmeli ders statüsündedir, çünkü demokratik bir hukuk devleti, tüm inançlara eşit yaklaşmakla mükelleftir. Aleviler çok uzun yıllardır bu ülkede yok sayıldıklarını, kendi inançlarına yönelik ciddi bir baskı uygulandığını ve bunun kabul edilemez olduğunu söylüyor. Bu uğurda mücadele veriyor. Biz de Alevilerin haklı mücadelesini ve taleplerini sonuna kadar destekliyoruz. Bizim en temel ilkelerimizden biri inanç özgürlüğü ve inançların eşitliğidir. Zorunlu din dersi uygulaması iktidarın tekçi ve baskıcı zihniyetinin açık bir yansımasıdır; Alevi inancının asimilasyonunda uygulanan bir yöntem olarak devreye sokulmuştur.
-Zorunlu din dersleri yalnızca Alevilerin sorunu mu?
Bu elbette sadece Alevilerin sorunu olamaz, herhangi bir inanca yönelik baskı Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerinin sorunudur. Zira bu sorun esasen demokrasi, özgürlük ve eşitlik sorununun ayrılmaz bir parçasıdır. Nasıl ki HDP’ye yönelik baskılar sadece HDP’yi değil Türkiye’de demokrasiyi bir bütün olarak hedefine alıyorsa, bir inanca yönelik haksızlık, ayrımcılık, adaletsizlik sadece o inanç grubunu değil tüm inanç gruplarını ilgilendiren “inanç özgürlüğü”nü hedef alıyor. Bu bir zihniyet ve bu zihniyete dayalı sistem sorunudur. Bugün Alevilere yönelik ayrımcı uygulamalar, başka inançlara karşı da yürütülüyor. O yüzden bunun sadece Alevilerin meselesi gibi görülmesi büyük bir yanlış olur; bu mesele Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve eşitlik meselesidir. O nedenle de söz konusu taleplere bütün kesimlerin sahip çıkması gerekiyor. Meseleyi sadece Alevilerin itirazı olarak görmek hem büyük bir haksızlıktır hem de ciddi bir yanılgı oluşturur. Bu yaklaşımın en önemli sorunu her kesimin taleplerini sadece kendi kitlesiyle sınırlı tutmasıdır ki bu ciddi bir tuzaktır. Bizim yapmamız gereken bütün ezilenlerin, mağdurların ve ötekileştirilenlerin birlikte mücadelesini hak, özgürlük ve eşitlik temelinde yürütmek ve sahiplenmektir.
“CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLARAK TANINMAMASI ALEVİ İNANCINA YÖNELİK BİR AYRIMCILIKTIR”
-Cemevlerini ticarethane statüsünde gören bir iktidarla karşı karşıyayız. Son dönemde cemevlerine 30 bin, 50 bin lira gibi elektrik faturaları geliyor. Alevilerin cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi talebine yönelik çalışmalarınız var mı?
Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini parti programımızda da konuşmalarımızda da ifade ediyoruz. Alevilerin talepleri bizim kendi taleplerimizdir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması talebi sadece Alevilerle sınırlı bir talep olarak görülmemelidir; bu talep inançların eşitliği ve özgürlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, Alevi inancına yönelik çok açık bir ayrımcılıktır. Bunun en somut yansımasını elektrik zamlarından sonra çarpıcı bir şekilde yaşıyoruz. Cemevlerine 30 bin, 40 bin hatta 70 bin liraya varan faturalar gönderiliyor. Bu faturaların ödenmemesi veya ödenememesi demek, cemevlerinin faaliyetlerini durdurması demektir.
Bunun anlamı, bir inancın ibadet kurumunun fiilen kapatılmasıdır. Bu, Alevi inancına yönelik bir zulümdür. O yüzden cemevlerinin bir an önce ibadethane olarak tanınması gerekiyor. Utanç verici olan bir diğer husus ise gelen elektrik faturalarında cemevlerinin ticarethane statüsünde değerlendirilmiş ve buna tarifelendirilmiş olmasıdır. Camiler, mescitler, kiliseler, sinagoglar birer ibadethane sayıldıkları için onlara elektrik faturası gelmiyor. Fakat cemevleri bir ev olarak bile kabul etmeyip ticarethane olarak değerlendirildiği için en yüksek tarifeden faturalandırılmış. Bu sadece parasal bir mesele değildir, bu inanca yönelik ağır bir ayrımcılık, büyük bir baskıdır. Bunun önüne geçmek için faturalarda yeni bir düzenleme yapmak yetmez, yapılması gereken cemevlerinin derhal ibadethane olarak tanınmasıdır.
“DEMOKRASİ İTTİFAKINI ORTAK MÜCADELE HATTI OLARAK İNŞA ETMEK İSTİYORUZ”
-İttifaklara ilişkin ne söylemek istersiniz? Alevi toplumunun 3. yoldaki yeri nedir? Nasıl bir mekanizmayla Alevi kurumlarıyla ilişkileniyorsunuz?
Biz, kongre kararımız doğrultusunda en geniş demokrasi ittifakını hedeflediğimizi belirtiyoruz. Bu demokrasi ittifakını öncelikle bir mücadele ortaklığı olarak tanımlıyoruz. Bu ortaklığı sadece seçimlere endeksli bir mesele olarak da görmüyoruz. Örneğin bu günlerde sömürüye ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı emekçilerin protestoları, direnişleri, iş bırakma eylemleri arttı. İttifakımızın en önemli parçalarından biri elbette emekçiler olacaktır. Temel hedeflerimizden biri emekçilerin haklarına kavuşması için yürütülen mücadeleye destek vermektir. Tıpkı emek mücadelesi gibi inançlara yönelik baskıları ve ayrımcılıkları da sözünü ettiğim ortak mücadelenin konusu olarak görüyoruz. Bu baskılar, hak gaspları ve ayrımcılıklar ancak ortak mücadele ile aşılabilir.
O yüzden biz demokrasi ittifakını ortak mücadele hattı olarak inşa etmek istiyoruz. Amacımız böyle bir ittifakın, mümkün olan en geniş kesimleri kapsamasıdır. Bunun için hem sol-sosyalist parti ve yapılar hem Kürdi partiler hem de inanç grupları için bir yol açma mücadelesi veriyoruz. Alevi dünyasıyla buluşmalar düzenliyoruz ama bu buluşmaları artırmak ve derinleştirmek istiyoruz. Bunu yaparken de Alevilerin örgütlendiği kurumlarla bire bir ilişki kurmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra kurumların da ötesinde Alevi toplumuyla doğrudan iletişim içinde ve sürekli diyalog halinde olmayı hedefliyoruz. Demokrasi ittifakı kurulacaksa Aleviler bunun en güçlü parçasından biri olmalı ve bu ittifakta tüm ağırlığıyla yer almalıdır. Kürtlerin demokrasi ittifakındaki yerleri ve önemi, Aleviler için de geçerlidir.
-HDP’ye yönelik baskı ve saldırılarla birlikte milletvekillerine de çeşitli saldırılar oluyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Partimize yönelik saldırıların çok kapsamlı olduğunu ve her alanda yürütüldüğünü söylüyoruz. Bu saldırılar milletvekillerimize de yöneliyor. Semra Güzel meselesine dair gerekli açıklamaları yaptık. Esas mesele bu fotoğrafların yıllarca tutulup şimdi servis edilmesidir. Bunun belli bir amacı olduğu ortadadır ve bize yönelik baskı kampanyasının bir parçası olarak kumpas biçiminde gündeme getirilmiştir. Elbette orada benimsemediğimiz fotoğraflar da var; HDP’nin silahla bir araya gelmesi bizim anlayışımıza uygun değildir. Ancak bu fotoğrafların ne zaman çekildiğini ve bunun altındaki gerçekliği yok saydığınızda asıl meseleyi kaçırırsınız. Bu fotoğraflar çözüm süreci döneminde çekilmişti ve o dönem Türkiye’de silahların susması için başlatılan çok önemli bir girişim mevcuttu. Devletin bizzat bilgisi dâhilinde ailelerin PKK mensubu çocukları veya yakınlarıyla buluşmaları için çadırlar kurulmuştu. On binlerce insan PKK’de yer alan yakınlarıyla bir araya geldi. Bunun şimdi gündeme getirilmesinin amacı PKK üzerinden HDP’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırmak ve demokratik siyaseti tasfiye etmektir. Her türlü yola başvurarak HDP’ye yönelik saldırıları sürdürmek ve bizi etkisiz hale getirmek istiyorlar ama bunu başaramayacaklar.
Çünkü biz yolumuzdan dönmeyeceğiz; bu yol eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi yoludur. Biz Türkiye’de silahların susması, büyük barışın kurulması, toplum kesimleri arasındaki düşmanlıkların sona erdirilmesi için mücadele ediyoruz. Büyük barıştan kastettiğim, öncelikle Kürt sorununda demokratik çözüm ve Kürt sorununda çatışmaların nihai olarak sona ermesidir. Ama bu kavram bunun ötesini hedefler. Büyük barış, Türkiye’deki toplum kesimlerinin eşit ve özgür yaşayabileceği ortak bir yaşamı inşa etme programıdır. Oya Ersoy arkadaşımız hakkında, yaptığı bir konuşma nedeniyle İslam’a hakaret ettiği iddia edilerek bir algı yaratıldı. Konuşmanın tümüne baktığınızda Oya Ersoy’un böyle bir niyeti olmadığı görülür. HDP’nin en önemli ilkeleri arasında inançlara eşitlik ve özgürlük yer alıyor, bunun vazgeçilmez şartı da her türlü inanca saygıdır. İnançlara saygı bizim bütün politikalarımızın temelindeki ilkelerin yansımasıdır. İnançlara baskı ve ayrımcılık yapan bir iktidarın HDP’ye bu açıdan saldırmasının inandırıcılığı yoktur. HDP’nin bu konudaki duruşu nettir. Dini, siyasi istismar aracı olarak kullanan bu iktidarın bize yönelik manipülasyon çabalarının sonuç vermesi mümkün değil.
PİRHA- İzmit Belediye Başkanı Av. Fatma Kaplan Hürriyet, Kocaeli’deki Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Hürriyet, “Cemevlerinin ibadethane sayılabilmesi ile ilgili yıllardır atılmayan adımları kendi yetki alanımızda atmak adına bir çalışmamız var” dedi.
İzmit Belediye Başkanı Av. Fatma Kaplan Hürriyet, Ramada Otel’de Kocaeli deki cemevlerinin temsilcilerini ağırlayarak sorun ve taleplerini dinledi. Programda Başkan Hürriyet’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Dilek Yalçın, İzmit Belediyesi Koordinatörleri Birol Sağlam ile Ozan Aksu, Meclis Üyesi Devrim Bal, CHP Kocaeli İl Başkan Yardımcısı Mehmet Demirtaş, CHP İzmit İlçe Başkanı Hakan Çakar, Kocaeli’deki cemevlerinin başkanları ve yönetimleri yer aldı.
Cemevlerinin taleplerini dinleyerek talepleri tek tek not alan Hürriyet, cemevlerinin yasal statüye kavuşabilmesi için kendi yerellerinde çalışma içinde olduklarını kaydederek, “Bu toplantıyı kıymetli bir birliktelik, kıymetli bir dayanışma olarak görüyorum. Elimizden geldiği kadar, gücümüzün yettiğince bütün ibadethanelere yardım etmeye gayret gösteriyoruz. Olabildiğince dayanışma göstererek herkesle istişare etmeye, birlikte karar vermeye özen gösteriyoruz. İzmit Belediyesi olarak sizleri önemsiyoruz. Sizlerle daha sıkı iletişim kurabilmek için birçok arkadaşımıza görev vermeye çalışıyoruz. Cemevlerinin ibadethane sayılabilmesi ile ilgili yıllardır atılmayan adımları kendi yetki alanımızda atmak adına bir çalışmamız var. Bunu ‘ben yaptım oldu’ mantığına göre değil, sizlerin talepleri ve beklentileriyle şekillendirmek bizim en büyük duruşumuz olacak” dedi.
“YOL HARİTASI BELİRLENECEK”
STK ve Esnaf Masası Koordinatörü Birol Sağlam, ise şunları kaydetti:
“Biliyorsunuz bugün cemevlerimizin ibadethane statüsü noktasındaki çalışmaları ve yine Alevilerin eşit yurttaşlık temelindeki hak ve talepler noktasında sizlerle buluşmak istedik. Önümüzdeki süreci planlamada bu işin mücadelesini veren sizlerin aktaracağı ve yol haritasının belirleneceği bu toplantıda Başkanımız sorunları sizlerden dinleyecek. Bizler cemevlerini gezerken birçok cemevimiz sorunları, sıkıntıları, talepleri bize dile getirdi. Biz bu sorun ve taleplerin hepsini başkanımıza ilettik. Bilmenizi isteriz ki bu süreç içerisinde bizler de buradayız, bizler de varız.”
İzmit genelinden toplantıya katılan cemevi yöneticileri ve üyelerini dinleyen Başkan Hürriyet, eksikliklerin ve taleplerin yerine getirilmesi adına çalışmalarına hız vereceklerini ifade ederken ellerinden geldiğince destek olacaklarını belirtti. Cemevi yönetimleri de Başkan Hürriyet ve ekibine kendilerini ağırladıkları ve beklentilerini ifade edebildikleri için teşekkür ettiler.
PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Aydın’a görüştüğü Alevi Kültür Dernekleri Söke Şube Başkanı Şevki Kaya, cemevlerine resmi statü talebini ilettikleri Erdoğan’ın, “Çalışma var ancak hemen gerçekleşmesi zor” dediğini anlattı.
AKP hükümeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi yönündeki kararını uygulamamak için hala direniyor. Bir gecede kararnamelerle kararlar alan iktidar, şu ana kadar Alevilerin hiç bir talebini mahkeme kararlarına rağmen yerine getirmedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen gün miting ve toplu açılış yapmak için bulunduğu Aydın’da cemevi başkanları ve muhtarlarla valilikte bir araya geldi.
Toplantıya Eğrek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Derneği Başkanı Mehmet Akyüz, Bozdoğan Alamut Mahallesi Cemevi Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Hasan Özçörtük, Söke Güzeltepe Mahallesi Kültürünü Yaşatma Derneği Başkanı Özgül Avcı, Alevi Kültür Dernekleri Söke Şubesi Başkanı Şevki Kaya ile Çine Dutluoluk Mahallesi Muhtarı Sadık Yıldız, Bozdoğan Alamut Mahalle Muhtarı Hasbi Şen ve Efeler Yılmazköy Mahalle Muhtarı Özkan Tosun’dan oluşan heyet katıldı.
CEMEVLERİNE RESMİ STATÜ VERİLMESİ İÇİN ÇALIŞMA YOK
Toplantıya katılan Alevi Kültür Dernekleri Söke Şube Başkanı Şevki Kaya, cemevlerine resmi statü talebini ilettikleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çalışma var ancak hemen gerçekleşmesi zor” dediğini anlattı.
Kaya, “Bizler sorunlarımızın masada çözülebileceğini ve sokakta çözülemeyeceğini düşünerek Cumhurbaşkanımız ile görüştük. Cumhurbaşkanı’na resmi statüyle ilgili taleplerimizi ve cemevlerimizin sıkıntılarını ilettik. Sayın Cumhurbaşkanı da bu anlamda bir çalışmanın olduğunu ancak hemen gerçekleşmesinin zor olduğunu belirterek yavaş yavaş bu isteğin gerçekleşebileceğini söyledi. Biz de kendilerine teşekkür ederek ayrıldık” dedi.
“CEMEVLERİNİN RESMİ STATÜSÜ YOK”
Aydın’daki Alevi nüfusunun 100 binin üzerinde olduğunun söylendiğini belirten Kaya, “Öncelikle cemevlerinin maddi anlamdaki hizmet binası, elektrik, su ve benzeri giderlerin resmileşmesini istiyoruz. Şu an resmi bir statü yok. Elektriğini, suyunu ve personel giderlerini biz karşılıyoruz. Binaların tadilatını biz yapıyoruz. Şu an için devletten herhangi bir destek alamıyoruz. Tabii ki inanç bazında hizmet veren yerlere devletin eşit şartlarda davranması gerektiğini düşünüyoruz. Bizim çok büyük beklentimiz yok. Biz diyoruz ki resmi statü olsun. Zaten resmi statüye geçtiğinde bunların hepsinin olabileceğinden eminiz” ifadelerini kullandı.
PİRHA-AKP hükümetinin Cemevlerine ibadethane statüsü değil ‘kültür merkezi’ statüsü vereceğinin duyurulmasına Aleviler sosyal medyadan tepki gösterdi. Tepkiler arasında “Anayasal ve yasal sınırlar içinde “Sivil itaatsizlik şarttır!” sözleri de yer aldı.
Cumhurbaşkanı Recep TayyipErdoğan, “Bugünkü kabine gündemimizde talimatımızla ülkemizin 58 ilindeki 1585 cemevi ziyaret edilerek hazırlanan kapsamlı bir çalışmayı da görüştük” demişti.
AKP’ye yakınlığıyla bilinen Abdülkadir Selvi ise Hürriyet gazetesinde bugünkü (29 Ekim tarihli) yazısında cemevlerinin ‘kültür merkezi’ olarak tanınacağını yazdı. Bu iddialar üzerine Alevilerden sosyal medya üzerinden tepkiler gelmeye başladı. Öne çıkan tepkileri derledik.
Kureyşan Ocağı evlatlarından Pir Musa Kazım Engin yaptığı paylaşımda şu tepkiyi gösterdi:
“İktidar 19 yıldır içeriği olmayan ve sadece oyalama, kandırma amaçlı sözde “açılımlardan” sonuç alamayınca teker teker Cemevlerini ve “biyolojik dedeleri” hedefe alarak kurumları, federasyonları arkadan kuşatmaya almaya çalışıyor. On yıllardır sürdürülen eşit yurttaşlık, yasal ve Anayasal hak ve hukuk mücadelesi bypas edilmeye, bir maaş, elektrik-su parasına mücadele iğdiş edilmeye çalışılıyor. Tüm kurumlar istisnasız bu konuda ivedilikle tutum ve tavır belirlemeli, en yüksek düzeyde bunu seslendirmelidirler! “Gizli görüşme yapılan” 1585 Cemevinin yöneticileri açık ve şeffaf bir şekilde görüşme içeriğini halka açıklamalıdırlar. Tüm kurumların genel merkezleri bölge toplantıları yapmalı üyeleri duyarlı olmaya çağırmalıdır! Kurumların “Yol ve Erkân Kurulları” ‘bir maaşa’ iktidar ile işbirliği yapacak “dedeler” hakkında kalıcı ve bağlayıcı yaptırım uygulamalıdır! Ardından merkezi düzeyde tüm kuruluşların katılımı ile etkili bir basın açıklaması yapılmalıdır! Anayasal ve yasal sınırlar içinde “Sivil itaatsizlik” şarttır!”
“TALİPLER MAAŞ KABUL EDEN DEDELERİ TANIMAMALIDIR”
Tepkiler, Engin’in açıklamalarıyla sınırlı kalmadı. Bu gelişmelerin açılım olmadığını, aksine Alevilere yönelik sürekli olarak gündemde olan senaryolardan biri olduğu belirtildi.
“Faşizmin iktidarda kalabilmesinin tek dayanağı yalan ve demagojidir. Faşizm, Aleviler için yeni bir açılımda bulunacakmış. Faşizmin açılımdan kastı, kendisinin tıkanan yolunu açmaktır” denilerek Aleviler üzerinden iktidarın kendini yenilemeye çalıştığını yazdılar.
Eğitimci Vedat Kara, “Cemevleri Kültür Merkezi değil, ibadethanedir.” yazarak tepkisini koydu.
Gazeteci Fatih Portakal Twitter hesabından Selvi’nin yazısına tepki gösterdi. Portakal, “Hala anlamamakta ayak diretiyor yönetenler: kültür merkezi olsun istenmiyor, istenen ibadethane olarak kabul edilmesi. Bu kadar zor mu? Hem sizin izin verip vermemenizle de alakası yok bu işin. Bu insanların hakları. Nokta” dedi.
Bir Alevi yurttaş ise şu sözlerle tepki gösterdi:
“AKP 20 yıldır seçim arifelerinde Alevilere yönelik hamleler yapıp seçim sonrası geri çekiliyor, yeni bir seçim arifesinde aynı hamleleri tekrar ediyor. Bu hamleler sonucunda Alevilere hiç bir şey vermediği gibi her geri çekilişte parçalar kopararak ayrılıyor. Ve bizler bu tahribatı sadece seyrediyor aynı tepkileri tekrar ediyoruz. İçimizde zaafları inancından daha etkili o kadar isim var ki AKP’nin sunmuş olduğu (sadece AKP ile sınırlı değil, Alevileri katledenlerden tut, IŞİD’cileri üç beş öfkeli genç görenler dahil) kırıntıların üzerine öyle bir atlıyor ki gözü ne inancı ne değerleri görüyor. Bizim pirlerimiz der ki “erenler cemine gireyim dersen kin ile kibri at da öyle gel” anlaşılan o ki erenler cemine girmek için “kin ile kibir” yeterli gelmiyor; zaafı da atması gerekiyor. Yola inanca en çok zararı zaaflılar veriyor.”
Yurttaşlardan bir diğeri Selvi’nin yazısını paylaşarak; “Dedeler maaşı reddetmeli. Reddetmezlerse talipler onları tanımamalı.” dedi.
Twitter’dan bir yurttaş ise “Alevilik kültürmüş ha! Dini inancın kültür olduğu nerede görülmüş? Hz. Hüseyin kültürü için mi öldürüldü? Aleviler, Allah, Muhammed, Ya Ali! derken kültür mü yapıyorlar? Hacı Bektaş Veli de kültür adamıydı değil mi Selvi? Cemevleri Alevilerin mescitleridir.” notunu paylaşıp tepki gösterdi.
Bazı tepkiler ise şu şekilde:
“Maaşa bağlayacakları dedelerde Alevileri asimilasyona uğratmak için kurulan vakıflardan çıkan ‘Alevi dedeleri’ olur kesin.”
“seçim geliyor Tayyip’in aklına cemevleri düzenlemesi gelmiş.”
“2005 – Başbakanlık reddetti.
2007 – Erdoğan’ın talimatıyla Alevi açılım süreci başlatıldı.
2008 – Erdoğan: Cemevleri ile ilgili şahsıma ulaşmış bir talep yok.
2012 – Erdoğan: O cemevi bir ucube olarak yapıldı.
2013 – Erdoğan: İslam’da tek ibadethane vardır, cami.
“Ne zaman açılım deseler korkuyorum. Aklıma madımak geliyor ürküyorum. Aklıma Kürt açılımı geliyor tüylerim diken diken oluyor. Bırakın herkes olduğu gibi kalsın açılım saçılım yapmayın.”
“Vergi alırken beni ayırmıyorsan. Hizmet verirken de ayıramazsın! Cemevi benim ‘ibadethanem’ Kültür merkezi olamaz. Benim hakkım olanı bana ‘vermek’ bu kadar zor mu?”