Etiket: ibadethane

  • AKP’li belediye dava etti; Cemevi Başkanı Odabaş 21 Ekim’de yine hakim karşısında

    AKP’li belediye dava etti; Cemevi Başkanı Odabaş 21 Ekim’de yine hakim karşısında

    PİRHA-“İmara aykırı cemevi yapmak” suçlamasıyla senelerdir yargılanan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, 21 Ekim’de 25. kez hakim karşısına çıkacak. Odabaş, “Ülkede bu kadar hırsızlık, yolsuzluk varken, Aleviler’in kendi yaptıkları bir cemevi var ama onu da yargılıyorlar. Burada yargılanan Alevilerdir, Aleviliktir” dedi.

    Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş‘ın “İmara aykırı cemevi yapmak” ve “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamaları ile yargılandığı davanın 25’inci duruşması 21 Ekim Perşembe günü saat 13:00’te Gaziosmanpaşa 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    “YARGILANAN ALEVİLER VE ALEVİLİKTİR”

    CAN TV‘de yayımlanan “Can’da Bu Sabah” programına katılan Odabaş, cemevinin yapım sürecinden itibaren yaşananlara değindi. Odabaş şöyle konuştu:

    “İnsanlar inançlarını yaşamaya çalışırken; devlet yetkilileri bütün yurttaşlarına fırsat eşitliği tanır. Ama Türkiye’de bu böyle değil. Tek bir inanç ve mezhebe imkanlar tanınıyor. Alevilik yok sayılıyor. 2009 yılında ihtiyaçtan kaynaklı halk bir araya gelerek bir cemevi inşa etti. Hemen arkasından yıkım kararı çıkarıldı. 11 yıldır dava devam ediyor. Ülkede bu kadar hırsızlık, yolsuzluk varken; Aleviler’in kendi yaptıkları bir cemevi var ama onu da yargılıyorlar. Burada yargılanan Alevilerdir, Aleviliktir. Hakimler yukarıdan emir bekliyor. Verilecek ceza ne olursa olsun inancımızı yaşamaya, demokrasi ve laiklik için mücadeleye devam edeceğiz.”

    ALEVİ KURUMLARI 21 EKİM’DE GÖRÜLECEK OLAN DURUŞMAYA ÇAĞRI YAPTI

    AKP Sultangazi Belediyesi, 2011 yılında Alevi Kültür Dernekleri Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi için yıkım kararı çıkararak ‘imara aykırı yapı ve çevre kirliliği’ gerekçeleriyle 198 bin liralık para cezası kesmişti. Cezanın ödenmemesi akabinde ise cemevine icra gönderildi.

    Alevi kurumları, 21 Ekim günü görülecek celseye “İnancımız yargılanıyor. Cem ibadetimiz, cemevi ibadethanemizdir. Zeynal Odabaş yalnız değildir. Alevilik vardır, Alevilik haktır” sözleriyle çağrıda bulundu.

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

  • Kenanoğlu, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istedi

    Kenanoğlu, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmasını istedi

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Enerji Piyasası ve Maden Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair TBMM’ye sunulan kanun teklifinin komisyon toplantısında konuştu. Kenanoğlu, cemevlerinin de, Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan cami, mescit, kilise, sinagog, havranın yanına ibadethane olarak eklenmesi ve bu kanundan faydalanması gerektiğini belirtti. 

    Enerji Piyasası ve Maden Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair TBMM’ye sunulan kanun teklifinin komisyon toplantısında HDP grubu adına İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu konuştu.

    Kenanoğlu, kanun teklifinde cemevlerinin ibadethane olarak sayılmamasına vurgu yaparak, kanun teklifinde cemevlerinin de yer alması ve ibadethanelere sağlanan ayrıcalıklardan yararlanması gerektiğini ifade eti.

    Kenanoğlu şöyle konuştu:

    “Çok ciddi bir şekilde Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerinde, elektrik meselesinden dolayı çok ciddi sorunlar yaşanmakta ve bu konu mahkemelik olmakta. 2003 yılında İmar Kanunu’nda bir yerin imarı planlanırken camii yeri ayrılır denilmekteydi. Daha sonra yapılan değişiklikle cami yerine ibadethane tanımı getirildi. Ancak bu değişiklikten önce 2002 yılında Bakanlar Kurulu kararı enerji aboneliği ile ilgili yerleri tarif ederken ibadethanelerin tanımını yaptı. Burada ibadethane yerleri cami, mescit, kilise havra olarak belirlendi. Cemevleri bu tanımın içine sokulmadı. 14 Mart 2013 tarihli ve 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan cami, mescit, kilise, sinagog, havra vb. ibadet şeklinde değiştirilip buraya cemevinin de eklenmesi gerekmektedir. Yani buraya cemevi eklenmediği sürece, cemevleri bu kanundan faydalanmıyor. Bu durum hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hem de Danıştay’a kadar gitti. Alevi kurumları götürdü. Ve davalar kazanıldı. Bütün bunlara rağmen hala bu kararlar işletilmiyor. Buradan kaynaklı hala Alevi toplumu ve cemevleri böyle bir sorunu yaşamaya devam ediyorlar.”

    PİRHA/ ANKARA

     

     

  • Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

    Prof. Dr. Yalçınkaya: Mahkemeler artık camilerde de keşif yapmalı

    PİRHA – Mahkemenin, PSAKD Diyarbakır Cemevi için verdiği keşif kararını değerlendiren Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, “Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır” dedi. Kararın emsal oluşturacağını ifade eden Yalçınkaya, mahkemenin cemevinde hangi referanslarla keşif yapacağını da sordu.

    İstinaf Mahkemesi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Cemevinin 2 yıldır DEDAŞ tarafından kesilen elektriğinin bağlanması ve elektrik giderlerinin kamu tarafından ödenmesi için açtığı davada kararını açıkladı. Mahkeme, cemevinin bütün olarak ibadethane olup olmadığı konusunda yeterli delil olmadığını savunarak, cemevi binasının ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin tespiti için keşif yapılmasını istedi.

    Konuya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirme yapan Prof. Dr. Ayhan Yalçınkaya, keşif kararını veren yargı iradesinin cemevinin ibadethane olduğunu kabul ettiğini belirtti. Yalçınkaya, bu kararla cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışmalarının da hukuken bittiğinin bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti. Çünkü mahkeme kararı açıkça “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır” ifadesine yer veriyor.

    “YARGI, CEMEVİNİN İBADETHANE OLDUĞUNU KESİN BİR DİLLE BEYAN ETTİ”

    Yalçınkaya’nın değerlendirmesi şöyle:

    “Diyarbakır’da yargı cemevini keşfedecekmiş. Ama cemevinde keşif yapmaya karar verilmesini onaylayan yargısal irade bir yanda da cemevinin ibadethane olduğunu kesin bir dille beyan ediyor.

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere cemevlerinin ibadethane niteliğinde olduğunda kuşku ve duraksama bulunmamaktadır.” Bu durumda geriye ne kalıyor diyeceksiniz değil mi? Yargısal iradenin derdi şu: “Dava dilekçesindeki talebin ise cemevi binası, morg, cenaze yıkama yeri, taziye yeri, yönetim odası ve cem salonu olarak geçen bölümler olarak belirtildiği, her bölümün bir bütün veya ayrı ayrı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin davanın esasına girmek ve yargısal faaliyetin sonucunda tespit ile mümkün olacağı anlaşıldığından…”

    “ASIL KONU ELEKTRİK PARASI”

    Asli konu elektrik parası bu arada. Yani kısaca mahkeme diyor ki; “kardeşim tamam cemevi ibadethanedir de sizin cemevi dediğiniz yapı bütünlüğünün hangi bölümleri ibadethane kapsamı içinde değerlendirilmeli, ben gelip keşif yapacağım. Ona göre de karar vereceğim.” Hukuk diliyle merak edenler için: “Abonelik tesisi talep edilen derneğin her bölümünün değerlendirilerek ibadethane kapsamında kabul edilecek bölümlerinin ve bu bölümlere ait aydınlatma giderlerinin tespiti gerektiğinden ve bu hususun yapılacak yargılama faaliyeti ile tespit edilebileceği, abonelik tesisi talep edilen yerin bir bütün olarak ibadethane niteliğinde olup olmadığı hususunda bu aşamada dosyada yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle de gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı hususunun dosya kapsamında bu aşamada ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar usul ve esas yönünden yasaya uygun olduğundan davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış.” İşin özeti anlaşıldı sanırım.”

    “BU KARAR EMSAL OLUŞTURACAK”

    Mahkeme kararına çok sevindiğini belirten Yalçınkaya, “Bence çok önemli, emsal oluşturacak bir karar bu. Bu karardan yola çıkarak ben şimdi merak ediyorum. Camilerin elektrik-su parasını ödeyen DİB (Diyanet İşleri Başkanlığı) ve devlet (aslına bakarsanız hepimiz ödüyoruz) burada neyin ibadethaneye dahil, neyin dahil olmadığını da dair pek hoş bir tartışma açmış oluyor. Öyle ya, cemevindeki gasilhanenin, morgun, yönetim binalarının ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanacaksa, her camideki tuvalet aydınlatma giderlerinin, süslü-motorlu şadırvan havuzlarının, cami içinde bulunan odaların, ezan okunmak için kullanılan tesisatın, nihayet caminin bileşeni mahiyetindeki imam/müezzin lojmanlarının, her camide bulunan abdest alma yerleri, şadırvanların, dahası da var, camilerde açılıp duran Kur’an kurslarının, ışıl ışıl rengarenk gösterişli mahyaların ibadethaneye dahil olup olmadığı sorgulanmamalı mı?

    “CAMİLERDEKİ ÜCRETLİ MÜEZZİN VE DİĞER PERSONELİN VARLIĞI İBADETHANEYE DAHİL MİDİR?”

    Caminin tuvalet elektrik gideri ibadethane diye bizden çıkacak ama cemevinin morgu ibadethane içinde sayılmayacak! Dahası da var bence. Camilerdeki imam ve müezzinin varlığı ibadete dahil midir? Yani ibadet için parayla bir imam tutulması, ücretli müezzin ve varsa diğer personelin istihdam edilmesi şart mıdır? Bunlar ibadethaneye dahil midir? Bunu hukuki olarak soruyorum. Dini olarak sorsaydım şöyle sorardım: Hanefiliğe göre, Kur’an’ın parayla öğretilmesi, namazın parayla kıldırılması, ezanın parayla okunması uygun mudur? Sizin dininiz böyle bir din mi?

    “MAHKEME CEMEVİNDE HANGİ REFERANSLARLA KEŞİF YAPACAK?”

    Dini kısmı geçelim, acaba mahkeme cemevinde hangi referanslarla keşif yapacak merak ettim; içlerinden herhangi biri ömründe bir cemevine girdi mi? Cemevi üstüne iki satır okudu mu; uzun yıllardır bir tek Alevinin bile hakimlik sınavı kapısını geçemediği gözetilirse? Bir ibadethanenin değerlendirilmesi demek esasen ibadetin değerlendirilmesidir. Yani, bir yandan cemevini tartışmasız biçimde ibadethane sayan irade, aynı anda ibadeti değerlendirmekten de geri durmuyor. Peki hangi uzmanlık bilgisiyle? Bilmiyoruz. Yoksa bunun için de Diyanet’in uzmanları mı görevlendirilecek bilirkişi olarak? Ama bildiğim kadarıyla keşif bizzat hakimlerce yapılır.

    “CAMİLERDE DE BENZER KEŞİFLER YAPILMASI İÇİN HUKUKİ ADIMLAR ATILMALI”

    Şimdi ne yapmalı? Bence bu karardan yola çıkarak öncelikle camilerde de benzer keşiflerin yapılması için hukuki adımlar atılmalıdır. İbadet edilen ana salon dışında caminin hiçbir elektrik masrafının ödenmemesi, ödenenlerin iadesi için sembolik de olsa hukuki girişimde bulunmalılar. Peki bunu kim yapmalı? Aleviler demeyeceğim ama sonunda mecburen iş onlara kalır. Sünni örgütlenmeler yapmalı; Alevilerle birlikte yaşamak istiyorlarsa ya da dinlerine az da olsa imanla bağlıysalar. Hangisini istiyorlarsa onu seçsinler. Bunu onlar yapmalı ki daha baştan kirli ağızların Alevilere dönük rövanşizm zırvalıklarına set olabilsinler.

    “ALEVİLER CEMEVİNDEN ÇIKMALI”

    Peki, Aleviler ne yapmalı? Artık cemevinden çıkmalı! Cemevinin ibadethane olup olmadığı tartışması hukuken bitmiştir. Hukuken onay arayışı bahsinde yapılacak hiçbir şey kalmamıştır, çünkü artık geri dönüşsüz bir biçimde onaylanmıştır. Gerisi siyasettir. Öyleyse cemevinden çıkma zamanıdır ki oraya kapanmak başlı başına bir yanlıştı.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır: Salgın sürecinde en zorlanan kesim Aleviler oldu

    Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır: Salgın sürecinde en zorlanan kesim Aleviler oldu

    PİRHA – Alevilerin koronavirüs sürecinde çok zorlandığına dikkat çeken Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır, devletin ya da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin cemevlerine yaklaşımının eşit olması gerektiğini belirterek, bu süreçte gerekli yardımların yapılmadığını söyledi. 

    Türkiye’de koronavirüs salgınından etkilenlerden biri de kuşkusuz Alevilerin inanç merkezleri olan cemevleri. Bu süreçte cemevleri kimi zaman faturalarını ya da personel maaşlarını ödemekte zorlansa da ibadet ritüelini erteleme kararı alarak önceliğin insan sağlığı olduğuna dikkat çekti.

    Koronavirüs sürecinde yaşananları PİRHA’ya değerlendiren  Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır, bu süreci 3 aşamada yorumladı.

    “İLETİŞİM SORUNU YAŞADIK”

    Sağır, koronavirüs salgın sürecinde hazırlıklı olmadıklarını belirterek, “Sarıgazi Cemevi olarak hazırlıklı olmadığımız için toplumuzda iletişim eksikliğimiz vardı. İnsanlar cemevlerine geliyordu ama sonraki süreçte baktık ki hiç kimseye ulaşamadık. Yardım edeceğimiz insaları sosyal medyadan, köy dernekleri, Alevi muhtarları üzerinden araştırma yaparak ortaya çıkardık” diyerek yaşanan iletişim sorununa dikkat çekti.

    “ÖNCELİĞİMİZ KADINLAR”

    Yardım toplama ve dağıtma aşamasında ilçe belediyelerinden çok verimlilik alamadıklarını söyleyen Erdal Sağır, Nisan- Mayıs aylarında ilçe belediyeler tarafından listelerin istendiğini ancak yeterli sayıda insanlara ulaşılmadığını kaydetti.

    Sağır, İstanbul Büyükşehir kanalında da ilk etapta biraz yardımların yapıldığını sonra orada Meclis’te engellemelerin olduğunu söyledi.

    Cemevlerine yapılan bağışlardan da halka yardım ettiklerini söyleyen Sağır, “Bir hafta önce de Avrupa Alevi Dernekler Federasyon Birliği’nde Selçuk bey diye biri, vatandaşlara nakti yardım yaptı. Onu biz kendileriyle buluşturduk. Bize verin biz verelim demedik, kendiniz verin dedik. Bu yardımların dağıtımında ise öncülüğümüz kadınlar (dul, çocuklu, çalışmayan) oldu” dedi.

    Devletin yaptığı desteklerin de yetersiz olduğunun altını çizen Sağır, çevrelerinde bulunan esnafların da bu süreçten çok etkilendiğini söyledi.

    “CEMEVLERİ OLARAK ÇOK ZORLANDIK”

    Sağır, bir bütün olarak Türkiye toplumunun bu süreçte ekonomik olarak zorlandığını ama bu sürecin en çok zorlananının cemevlerinin olduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Cemevleri 4-5 ay kapalı kaldı. Sadece cenaze erkanı hizmeti verdik. Bu hizmeti verirken personelin maaşlarını ödemek zorunda kaldık. Ama lokma dediğimiz şey insanların durumu iyi olunca verilir. Bir gelir de olmadı. Bize cenazelerden lokma veriyorlar, durumları iyi olmayınca bizler onlardan almadık. Bu konuda müthiş derecede personele borçlandık. Sarıgazi Cemevinin bahçesinde bulunan fırın da çalışmadı, kermesimiz de olmadı. Kurumsal olarak 4-5 ay kötüydü. Biz Aleviler, cemevleri daha çok zarar gördük. Bizler 15 yıl geriye gittik.”

    “VERİLEN KARARLAR İVEDİLİKLE HAYATA GEÇİRİLMELİ”

    “Devlet yasal statüde, Anayasada Alevilerin cemevlerini ibadethane olarak tanısaydı her şey yolunda olacaktı” diyen Sağır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde alınan kararların neden uygulanmadığını sorarak şunları belirtti:

    “Ocak ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinde Alevi statüsüyle ilgili bir ek önerge verdiler. Bu ek önergede AKP-MHP yasal statünün kanunen merkezi hükümet tarafından verilmesi gerekiyor diye topu taça attılar. Burayı anlarım. Fakat şöyle bir ibare koydular; bu süreçte merkezi hükümet bunu yapana kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesi cemevlerinin tüm giderlerini karşılama noktasında kabulüz dediler. Beş ay geçti. Neden Büyükşehir Belediye Meclisin’de neden komisyonlar kurulmadı. Bunun hukuksal ve diğer konularda 106 civarı cemevi var İstanbul’da. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde bir karar geçiyorsa, bu giderlerin karşılanması noktasında bir an önce ivedilikle hayata geçmesi gerekiyor. Bunu neden uygulamıyorlar.”

    “CEMEVLERİNE DE HİZMET İSTİYORUZ”

    Türkiye’deki ibadethanelere eşitlik meselesine de değinen Sağır, “Bu konuda biz hijyen malzemesi  istiyoruz. Bir aydır gelmiyor. Maskeler geç geliyor. Yani ibadethaneleri ayırmıyorum camiye de kiliseye de gitsin ama cemevlerine de bu hizmeti istiyoruz. Her cuma öncesi bütün camiler dezenfekte ediliyor, o zaman perşembe günü cem varsa neden çarşamba günü buralar temizlenmiyor. Cenaze erkanlarımız cemevlerinden kalkıyor her cenazeden sonra neden temizlenmiyor” diye sordu.

    Geçen haftalarda kimi cemevlerinin ibadethaneye kapılarını açmasını erken bulan Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır, bu konuda Alevi kurumlarını eleştirdiğini belirterek, Alevi inancında önceliğin insan sağlığı olduğuna dikkat çekti.

    Sağır, Sarıgazi Cemevi olarak Haziran ayı sonuna kadar virüste artışın yaşanması halinde Muharrem orucuna kadar cemevini açmayacaklarını belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Balıkesir Alevi Güç Birliği: Cemevine saldırı emrini verenler adalet önünde hesap vermeli

    Balıkesir Alevi Güç Birliği: Cemevine saldırı emrini verenler adalet önünde hesap vermeli

    PİRHA – Balıkesir Alevi Güç Birliği, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesinin bulunduğu Gazi Cemevine yapılan polis saldırısını kınadı. Açıklamada, cemevine ve halka saldırı emri verenlere biran önce hak ettikleri cezanın verilmesi çağrısında bulunuldu. 

    Balıkesir Alevi Güç Birliği, önceki gün ölüm orucunu 323 gün sonra bitiren, iki gün sonra yaşamını yitiren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenaze töreninin engellenmesine İstanbul Gazi Cemevine polis saldırısına tepki gösterdi.

    İktidarın ülkeyi demokratik bir ülke olmaktan uzaklaştırdığına dikkat çekilen açıklamada, Alevilere yönelik yüzyıllardır süregelen baskı ve ayrımcılık politikalarına bir yenisinin daha eklendiği belirtildi.

    “DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE CEMEVİMİZE SALDIRILMIŞTIR”

    “Cemevlerine saldırılacak kadar cüretkar davranıldığı bir dönemden geçildiği” belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Daha önce cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyenler, cemevi avlusunda Uğur Kurt’u polis kurşunuyla öldürtenler, Bursa Kestel Hacı Bektaş-ı Veli Derneği ve Cemevi duvarına hakaret ve küfür içerikli yazıların yazılmasına, Kartal PSAKD Cemevinin duvarlarına ırkçı afişlemeler yapılmasına, evlerinin işaretlenmesine göz yumanlar, öncesinde yapılan saldırı ve işaretlemeleri çocukların üzerine atanlar, münferit gösterenler ya da bunları yapanların akli dengesi bozuk diye görmezden gelenler, bunlar için hiç bir işlem yapmayanlar, geldiğimiz süreçte bizzat kendi elleriyle; tüm dünyanın gözü önünde Gazi Cemevimize saldırmışlardır.”

    “FAŞİST GÜRUH, CEMEVİNE SALDIRIDAN CESARET ALIYOR”

    Önceki gün ölüm orucunda hayatını kaybeden Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenaze erkanı öncesi Gazi Cemevinin, kolluk güçleri tarafından savaş alanına çevrildiğine dikkat çekilen açıklamada, İbrahim Gökçek’in Grup Yorum’un konser yasağının kalkması için, türkülerini özgürce söylemek için bedenini ölüme yatırdığı hatırlatılarak, ‘konser yasağını kaldırmak bu kadar zor mu? Bu gençlerin canları bu kadar mı önemsiz sizin için?” diye soruldu.

    Kerbela’dan bu yana Osmanlı dönemi fetvaları ile günümüzde cemevlerine kolluk güçlerini saldırtan zihniyetin aynı olduğu belirtilen açıklamada, “Bir ibadet merkezine girilip orada bulunanlara gaz sıkılması, plastik mermi kullanılması, koç başları ile kapıların kırılması, morgda bulunan cenazenin kaçırılması, cemevinde bulunan acılı insanların gözaltına alınması hangi vicdana sığar? Bu ülkede inançlara saygı ve güvenlik kaideleri sadece bir kesim için mi geçerlidir? Cemevine saldırıdan cesaret alan faşist güruh, Kayseri’de İbrahim Gökçek’in cenazesine de müdahale etmiş, ”cenazeyi gömdürtmeyiz, gömseniz bile çıkarıp yakarız hatta buna yeltenenlerin başları vücutlarında olmayacaktır” tehditlerini savurmuştur” denildi.

    “FARKLI OLANLARA HER TÜRLÜ ZULMÜN YAŞATILDIĞINA ŞAHİT OLUYORUZ”

    Daha önce Eski HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un annesinin cenazesinin topraktan çıkarılmasına ve Antalya’da Alevilerin mezar taşlarının kırıldığına da dikkat çekilen açıklamada, tüm bu olanlar siyasal iktidarların yüzyıllardır ektikleri kin tohumlarının sonucu olduğu belirtildi. Açıklamada, “İnancın farklı ise senin hiç bir şeyine tahammül edilmez. Sağlığın farklı bir derttir, ölün farklı bir dert. İnancına, kültürüne, diline saygı olmadığı gibi ibadet ettiğin mekanlardan mezar taşına kadar tahammülsüzlük vardır. İleri demokrasi maskesi altında farklı olanlara her türlü zulmün yaşatıldığına şahit olmaktayız” ifadeleri kullanıldı.

    Cemevlerine yapılan saldırıların Alevi toplumunun inancına ve kültürüne yapıldığına dikkat çekilerek, Gazi Cemevine ve halka saldırı emrini verenlerin hak ettikleri cezayı almaları için çağrıda bulunuldu.

    “CEMEVLERİ İBADETHANE STATÜSÜNE KAVUŞTURULMALI”

    Cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması çağrısında bulunulan açıklamada, “72 millete aynı nazarda bakan ve dili, dini, rengi ne olursa olsun herkesin kardeşçe bir arada yaşamını savunan bir yolun mensupları olarak bu saldırıların bizleri yıldırmayacağını, korkutmayacağını ve ayrıştırma politikalarının bizler açısından bir işe yaramayacağını buradan bir kez daha söylüyor ve ülkemizde yaşayan tüm farklılıkların güvende olabileceği bir atmosfer yaratması için iktidarı uyarıyoruz” ifadeleri yer aldı.

    PİRHA/İZMİR

  • Datça Belediyesi’nden cemevi kararı

    Datça Belediyesi’nden cemevi kararı

    PİRHA –  Datça Belediye Başkanlığının Mart ayı Belediye Meclis toplantısında cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi teklifi oy birliğiyle kabul edildi. 

    Muğla’nın Datça İlçesinde Datça Belediye Başkanlığının Mart ayı Belediye Meclis Toplantısı 03.03.2020 salı günü Belediye Meclis Toplantı salonunda gerçekleştirildi.

    Toplantı gündemine alınması için Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi tarafından “cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi” teklifini içeren dilekçe Belediye Başkanı Gürsel Uçar tarafından meclis oylamasına sunuldu ve oy birliğiyle gündeme alındı.

    Gündem maddesinin görüşülmesinin ardından Datça Belediye Meclisinin CHP, AKP ve MHP Meclis üyelerinin oy birliğiyle cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi kararı alındı.

    Gündem dışı söz alan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi başkanı Murat Yıldırım, eşit yurttaşlık adına Belediye Meclisinin almış olduğu bu kararı önemsediklerini söyledi ve bu kararın çıkmasına vesile olan Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar’a ve tüm meclis üyelerine ayrı ayrı teşekkür etti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Elektrik borcu olmayan cemevinin elektriğini kestiler: ‘Art niyet var’

    Elektrik borcu olmayan cemevinin elektriğini kestiler: ‘Art niyet var’

    Aydın’ın Köşk ilçesinde bulunan cemevinin elektrikleri dağıtım firması tarafından kesildi. Cemevinin elektrik borcu bulunmadığı ve firmadan alacaklı olduğu öğrenildi. Elektriklerin kesilmesine tepki gösteren Alevi yurttaşlar cemevinin önünde toplandı.

    Aydın’n Köşk ilçesi Başpınar mevkiinde bulunan Köşk Cemevinin elektrikleri firma tarafından kesildi. Mesainin bitmesine yakın yapılan kesme işleminin gerekçesi olarak cemevinin abonelik sözleşmesinin bulunmadığı öne sürüldü. Cemevinin elektrik borcu olmamasına rağmen elektriklerinin kesilmesine tepki gösteren vatandaşlar firma yetkisinin cemevine gelerek açıklama yapmasını istedi.

    Cemevinin önünde toplanarak yaşananlara tepki gösteren yüzlerce yurttaş, yapılan kesme işleminin art niyetli olduğunu belirttiler.

    Cemevinin önüne Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, emniyet amiri, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş geldi. Firma yetkililerinin gelen tepkiler üzerine elektriği açma kararı almasını kabul etmeyen yurttaşlar, bir süre elektriklerin açılmasına müsaade etmedi. Daha sonra Köşk Cemevi Kültür ve Alevi Derneği Başkanı Yasin Koçak ile yapılan görüşmeler sonrasında firma çalışanları elektrikleri açarak cemevinden ayrıldı.

    KOÇAK:  BORCUMUZ YOK ART NİYETLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM

    Konuyla ilgili açıklama yapan Köşk Cemevi Kültür ve Alevi Derneği Başkanı Yasin Koçak, şunları aktardı:

    “Ben Bodrum’dayım. Ayın 17’sinde AYDEM’e gittim. Elektrik parası ödedim. 14 lira bir borcumuz vardı. Bugün bir arkadaşım aradı, elektrik kesilmiş dedi. Borcu yok diye cevap verdim. Müşteri hizmetlerini aradım, Köşk’teki bir şef vardı onu aradım. Abone numarasını istedi. Attım, baktı 5 kuruş borcunuz yok, dedi. Sözleşmemizin iptal edildiği nedeniyle elektriklerimizi kesmişler. Gerekçe ne olursa olsun, burası ibadethane. Bazen saat 2’de 3’te cenazelerimiz geliyor. O esnada morgda cenazemiz de olabilirdi. İhtarnamede bulunmadan elektriğin kesilmesi bizi düşündürdü. Kasıt olduğunu düşünüyoruz. Hiçbir ibadethanenin elektriğinin kesilmesine razı gelmeyiz. Halk duyduğu zaman toplandı. Belediye Başkanı, Emniyet Amiri, siyasi partiler, basın mensupları elektriği açmaya geldiler. Vatandaşlar izin vermedi. Sonra ben Belediye Başkanı ile görüştükten sonra iyi niyetine istinaden elektriği açmalarına izin verdik. Bunun da peşini bırakmayacağız. Mahalle Muhtarı yetkilileri arıyor. Oranın abonesi yok diyorlar. Yaklaşık 10 yıldır o kurum hizmet veriyor. Abonesi olmadan bir yer nasıl fatura ödüyor? Tek bir kuruş borcu yok bu kurumun. Bu tamamen uydurma, art niyet olduğu kesin. Ödeme talep etmediler, bizim alacağımız var AYDEM’den 60-70 lira, onu bile gidip alamadım. Genel Merkez bazında yasal süreç başlatacağız.”

  • Cemevleri hakkında verilen 91 kanun teklifinden 69’u reddedildi

    PİRHA- Alevilerin uzun yıllardır yasal statü talep ettikleri cemevlerine dair AHİM ve yerel mahkemelerde alınan kararlar uygulanmazken TBMM’ye 2002 yılından beri verilen kanun teklifleri ise görüşülmüyor.

    Meclis, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Yargıtay’ın “ibadethanedir” kararlarına karşın cemevlerini ibadethane olarak kabul etmiyor.

    91 kanun teklifinin Meclis Başkanlığı’na sunulduğu ve hiç birinin ilgili komisyonda ve genel kurulda görüşülmediği tekliflerin 69’u geçerliliğini yitirdi, 22’si ise hâlâ görüşülmeyi bekliyor.

    CHP Muğla Milletvekili Mürsel Alban’ın yazılı soru önergesine yanıt veren Meclis Başkanlığı, AKP’nin iktidara geldiği 22’nci dönemde, cemevlerinin ibadethane olarak kabulüne ilişkin 1, 23’üncü yasama döneminde ise 5 kanun teklifini komisyondan bekleterek hükümsüz pozisyona düşürdü. AKP, 24’üncü yasama dönemindeki 24, 25’inci yasama dönemindeki 15 ve 26’nci yasama dönemindeki 24 kanun teklifte aynı akıbete uğradı.

    24 Haziran 2018 tarihinde başlayan 27’nci yasama döneminde cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesine yönelik 22 kanun teklifi daha sunulurken bu teklifler de bugüne kadar henüz görüşülmedi.

    (HABER MERKEZİ) 

     

  • Bergama PSAKD’den ret kararına tepki: Alevilere ayrımcılık yapılmamalı

    Bergama PSAKD’den ret kararına tepki: Alevilere ayrımcılık yapılmamalı

    PİRHA – Bergama Cemevinin ibadethane olarak imar planına işlenmesi önergesinin reddedilmesine PSAKD Bergama Şubesi tepki gösterdi. Açıklamada, Alevilerin ibadethanesinin cemevleri olduğu belirtilerek, “Bunu tartışmak gereksiz” denildi. Açıklamada, Alevilere, diğer inançlara mensup yurttaşlara tanınan hakların tanınması merkezi hükümetin ve meclisin görev ve sorumluluk alanında olduğuna işaret edildi. 

    Bergama Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Bergama Belediyesi Şubat Ayı Meclis toplantısında cemevlerinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi önergesinin reddedilmesine ilişkin açıklama yaptı.

    AKP’nin yerel seçimlerde kazandığı Bergama Belediyesi’nde Ocak ayı meclis toplantısında CHP’li ve İYİ Parti’li üyelerin talebiyle, Bergama Cemevinin imar planlarına ibadethane olarak kabul edilmesi için önerge sunulmuştu.

    Şubat ayında belediye meclis toplantısı yapıldı. Toplantıda imar ve hukuk komisyonunun raporları gerekçe gösterilerek cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi reddedildi.

    “ALEVİ TOPLUMUNUN GÖRÜŞLERİ VE ÖNERİLERİ DİKKATE ALINMADI”

    Konuya ilişkin açıklama yapan Bergama PSAKD Şubesi, “Ocak ayı içerisinde konu hem imar komisyonunda hem hukuk komisyonunda ele alınmıştır. İmar komisyonu karayollarının konuyla ilgili görüşünü gerekçe göstererek, talebi imar yasalarına uygun bulmamıştır. Hukuk komisyonu ise cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin belediye meclisinin görev ve sorumluluk alanında olmadığını belirtmiş ancak buranın bir cemevi olduğunu ve ibadethanelere ne gibi hizmet ve destek veriliyorsa buraya da gerekli hizmet ve desteğin verilmesi gerektiğini, bunun yasalara uygun olduğunu belirtmiştir” denildi.  

    Belediye meclis toplantısında imar ve hukuk komisyonlarının görüşleri doğrultusunda karar verildiği kaydedilen açıklamada, alınan kararın Bergama’da bulunan Alevi toplumunu tatmin etmediği, kararların alınırken komisyonlarda yeterince irdelenmediği ve konuyla ilgili Alevi kurumlarının görüşleri ve önerilerinin dikkate alınmadığına değinildi.

    MERKEZİ HÜKÜMETİN SORUMLULUK ALANINDADIR”

    Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi ve Alevilere, diğer inançlara mensup yurttaşlara tanınan hakların tanınması merkezi hükümetin ve meclisin görev ve sorumluluk alanında olduğunun altı çizilen açıklamada, Alevilerin ibadethanesinin cemevleri olduğu, bunu tartışmanın da gereksiz olduğu kaydedildi.

    Açıklamada, “Alevi toplumu olarak bizlerin yerel yönetimlerden talebi ise var olan yasaları gerekçe göstererek Alevi yurttaşları ayrımcılığa maruz bırakmamaları ve yerel yönetimlerin cemevlerine gerekli hizmeti ve desteği sağlamalarıdır” denildi.

    Açıklamada, son olarak konuya ilişkin gerekli girişimlerin ve mücadelenin devam edeceği belirtildi.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Cemevlerinin ibadethane statüsü Anayasa ile güvence altına alınmalı’ – VİDEO

    ‘Cemevlerinin ibadethane statüsü Anayasa ile güvence altına alınmalı’ – VİDEO

    PİRHA – HBVAK İzmir Şube Başkanı Hüseyin Han, İzmir’de 7 tane cemevinin imar planına ibadethane olarak kaydedilmesinin önemli bir karar olduğunu ancak kente bulunan diğer cemevlerine de bu statünün verilmesi gerektiğini söyledi. Han, cemevi meselesinin kesin çözümünün TBMM’de Anayasayla güvence altına alınmasıyla olacağını belirtti. 

    Haberin videosu

    Cemevlerinin imar planında ibadethane statüsünün verilmesini öngören önergenin İzmir’de kabul edilmesini değerlendiren Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Başkanı Hüseyin Han, “Aleviler açısından sanki bir bayram havası yaratıldı ama aslında çok ciddi bir konu değil” dedi.

    İzmir’deki meclis kararının şu andaki meclisi bağladığını belirten Han, valiliğin ya da merkezi hükümetin bunu iptal edebilme hakkının olduğunun altını çizdi.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait ‘Kültür evi’ statüsünde olan 7 tane cemevine ibadethane statüsünün verildiğine dikkat çeken Han, İzmir’de bulunan diğer cemevlerine de bu hakkın verilmesi gerektiğini söyledi.

    Cemevlerine ibadethane statüsünün Anayasa ile güvence altına alınması gerektiğini belirten Hüseyin Han, “TBMM bunun kararını alır Cumhurbaşkanı onaylar. Bu şekilde cemevleri gerçek yasal statüsünü alır” dedi.

    8 ŞUBAT AÇIKLAMASINA KATILIM ÇAĞRISI

    Ülkede neredeyse her siyasi partinin Alevilikten bahsettiğini kaydeden Han, Sivas Hükümlüsü Ahmet Turan Kılıç’ın serbest bırakılmasına tepki gösterdi.

    Han, Aleviler cemevlerine statü almak için mücadele ederken, önlerine böyle bir meselenin geldiğini belirterek iktidarın gündem değiştirmek istediğini kaydetti. Sivas sanığının serbest bırakılmasına karşı gerekli eylemleri yapacaklarını söyleyen Han,  8 Şubat’da Adalet Bakanlığı önünde yapılacak eyleme de katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/İZMİR

  • Araştırmacı-Yazar Tan: El kaldırmak veya indirmekle Alevilik tarif edilemez

    Araştırmacı-Yazar Tan: El kaldırmak veya indirmekle Alevilik tarif edilemez

    PİRHA- Araştırmacı-Yazar Abbas Tan “Tüm siyasiler çok iyi bilmeliler ki Alevilik kimsenin el, kol işaretleri veya oyları ile yaşatılan bir inanç değildir. Hiç kimsenin sadakasına da ihtiyacı yoktur. Cemevlerini ibadet yeri olarak tanısalar da tanımasalar da Aleviler cem ibadetlerini cemevlerinde yapmaktadırlar, yapmaya devam edeceklerdir” dedi.

    İstanbul Büyükşehir meclisinde AKP-MHP oyları ile red edilen cemevlerinin statüsüne ilişkin tasarıya dair Araştırmacı-Yazar aynı zamanda Toros Üniversitesi Alevi Bektaşi Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyesi Abbas Tan, Alevilerin kent koşullarında inançlarını yerine getirmek için cemevlerinin kurulduğunu belirterek, “Aleviler kendi inançlarını, ibadet yerlerini kendileri belirlemiş olmalarına rağmen yüzlerce yıldır bu anlayışa devletin gücünü arkasına alan kimi güçler yok etmeye ya da kendileri belirlemeye çalışmışlardır. Bunda bir türlü başarılı olamamışlardır” dedi.

    Birçok ülkenin Aleviliğin tanımlamasını Alevilere bıraktığını kaydeden Tan, Aleviliği hiçbir din ve inançla bağı olmayan müstakil bir inanç olarak kabul ettiklerini hatırlatarak şöyle deva etti;

    “Aleviliğin merkezi kabul edilen ve yirmi milyon Alevinin yaşadığı ülkemizde, Alevilerin itirazları üzerine AİHM Aleviliği kendine has bir inanç olarak kabul etmişken, devlet hala Aleviliği tanımamakta ısrarcı. Aleviler örgütlendikleri günden bu yana Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasını isterken, devleti yönetenler Alevilikle ilgili görüş istendiğinde DİB’e başvurmaktadır. Tamamen çarpık bir anlayış düzeltilsin derken, devleti yönetenlerin yapmadığı, yapmak istemediği cemevleri konusunu CHP’li Belediyeler üstlenirken, AKP ve MHP’li belediye meclis üyeleri parti kararıyla red etmeye başladılar. AKP ve MHP’nin bu kararları Alevileri şaşırtmadı. Beklenen netice idi ve ne tür karar alırlarsa alsınlar Aleviler açısından hiçbir önemi yoktur. Alevilerin, Alevilik konusunda hiçbir partiden bu konuda beklentileri yoktur, olmamalıdır da.”

    “ALEVİLERİN İBADETHANESİ CEMEVLERİDİR”

    “Kimler ne derse desin Alevilik; inançsal, siyasal, ekonomik, kültürel ve bilimsel bir bütünlük arz eden ve günün şartlarına göre kendisini yenilemesini bilen bir doğa inancıdır” diyen Tan “Tüm siyasiler çok iyi bilmeliler ki Alevilik kimsenin el ve kol işaretleri ile oyları ile yaşatılan bir inanç değildir. Hiç kimsenin sadakasına da ihtiyacı yoktur. Cemevlerini ibadet yeri olarak tanısalar da tanımasalar da Aleviler ibadetlerini cemevlerinde yapmaktadırlar, yapmaya devam edeceklerdir” dedi. PİRHA/MERSİN

     

     

     

  • Hükümete çağrı: Aleviliğe saygı duyun ve cemevini kabul edin-VİDEO

    Hükümete çağrı: Aleviliğe saygı duyun ve cemevini kabul edin-VİDEO

    PİRHA- Seyid Sabun Ocağı evlatlarından Hüseyin İncesu, “El kaldırıp indirerek Alevi inancının varlığını kabul etmeye veya reddetmeye kimsenin hakkı yok” dedi. İncesu, “Bir yerin ibadethane olup olmadığı ile ilgili söz söylemesi gerekenler bu inancı yaşayanlardır” ifadesini kullandı. 

    Haberin videosu

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Yargıtay’ın ve Danıştay’ın kararlarıyla cemevlerine ibadethane statüsü verilmesinin tescil edilmesine rağmen AKP hükümeti mahkeme kararlarını uygulamıyor.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ne CHP grubu tarafından cemevleri önergesi verildi. Cemevlerinin de diğer ibadethanelerin sahip olduğu hak ve hizmetlerden eşit olarak faydalanabilmesine için verilen önerge, AKP’li ve MHP’li meclis üyelerince 16 Ocak Perşembe günü reddedildi. Önergenin reddedilmesine  tepkiler gelmeye devam ediyor.

    “BU ÜLKEDE DOĞUŞTAN GELEN HAKLARIMIZI KULLANMAK İSTİYORUZ”

    Konuya dair PİRHA’ya konuşan Seyid Sabun Ocağı evlatlarından Hüseyin İncesu, “Bir inancın, inanç yerinin olup olmadığı ile ilgili el kaldırılıp indirilerek, bu inancın varlığını kabul etmek veya reddetmek kimsenin haddine değildir” dedi.

    İncesu, “Bir yerin ibadethane olup olmadığı ile ilgili söz söylemesi gereken kişi bunu yaşayanlardır. Dolayısıyla da mevcut iktidarın ve ana muhalefetin Alevilerin inancı ve ibadet yeri ile ilgili tartışma yaratmasını bir Alevi olarak reddediyorum. Biz bu ülkede eşit yurttaş olmak ve bu sistemde Anadolu topraklarında yaşayan inanç mensupları olarak, doğuştan gelen haklarımızı kullanmak istiyoruz. Dolayısıyla bunlara düşen görev oylama yapmak değil, buna vicdani olarak, bu topraklarda yaşayan bu inanca saygı çerçevesinde yaklaşmaları gerekir.”

    “CEMEVLERİMİZİ KURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    AKP-MHP iktidarının karşıtlar yaratarak, kendi varlığını inşa etme ve sürdürme politikasının yeni olmadığını söyleyen İncesu, şunları belirtti:

    “Biz yasal ve demokratik olan inancımızı birilerinin uhdesine veya parmak kaldırıp indirmesine bırakamayız. Biz  ibadethanelerimizin yasal sürece dahil olana kadar yasal ve demokratik mücadelemizi vermek zorundayız. AKP, MHP tanısın ya da tanımasın biz meşru yollarla cemevlerimizi kurmuşuz, kurmaya da devam edeceğiz. Önemli olan cemevlerinin bundan sonra da içerik, işleyiş tarzı Alevi inanç edep erkanına uygun bir şekilde yapılması temel dileğimizdir. Bu anlamıyla da mevcut olan cemevlerimizin de kendi işleyiş ve yapılarını Alevi inanç öğretisine uygun şekilde sürdürülmesi konusunda bir mücadelemiz olacaktır.

    “ALEVİLİĞİN EVRENSEL DEĞERLERİNİ YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    “Mevcut olan sistem, Türk-İslam sentezi üzerine oturtulmuş ve bunun üzerinden Alevileri devşirmeye çalışan dernekler üzerinden hareket ediyor” diyen İncesu, “Biz kendi özümüz olan Aleviliğin evrensel değerlerini, katıksız, saf, arı ve temiz bir şekilde yaşamak istiyoruz. Dolayısıyla da ana muhalefetin iyi niyetli bir çabası olabilir ama bu Alevlerin aklıyla dalga geçmektir. Eğer samimilerse hayatın her alanında demokratik Alevi hareketinin oluşturmuş olduğu demokratik mücadele hattı içerisinde, yan yana durarak, haklı talebini dile getirerek ve vurgulayarak yasal bir zemine koyması gerekiyor. Çünkü bu olursa herkes kendini daha rahat hisseder” ifadelerini kullandı.

    Diren KESER/ADANA

     

  • Didim’de Sultanbeyli Cemevine yapılan saldırı protesto edildi

    Didim’de Sultanbeyli Cemevine yapılan saldırı protesto edildi

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Cemevine yapılan saldırı, Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği’nce düzenlenen basın açıklamasıyla kınandı.

    Didim Cemevinde yapılan basın açıklamasıyla, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Cemevine yapılan saldırı kınandı. Açıklamaya, Didim Alevi Bektaşi Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Hüseyin İlhan, CHP Didim İlçe Başkanı Nurettin Koçak, Didim Belediye Başkan Yardımcıları Yusuf Deveci ve Zeynel Şener, siyasi parti ilçe temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile dernek üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    ‘Cemevleri yasal güvenceye kavuşturulsun’ ‘Zorunlu din dersleri kaldırılsın’  pankartının açıldığı açıklamada konuşan dernek başkanı Hüseyin İlhan, cemevlerine yönelik fiili saldırıda bulunanları, evleri işaretleyenleri, inançlarını ve ibadethanelerini yasal zemine yok sayanları kınamak için toplandıklarını ifade ederek, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sultanbeyli Cemevine yapılan bu alçakça olaylar önümüzdeki süreçlerde daha da büyük saldırıların provası haline dönüşecektir endişesini taşımaktayız. Bu katil ruhlu zihniyeti tanıyoruz. Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Suruç’ta toprağa verdiğimiz yüzlerce çocuğumuzun katledilişini unutmadık” dedi.

    “HALKIN İRADESİ GASP EDİLDİ”

    İlhan, “AKP Hükümeti kendisi  gibi düşünmeyenleri bertaraf etmesi, inanç ve ibadet yerlerini yok sayması ne yazık ki mezhepçi, ırkçı ve ötekileştiren zihniyeti bu alçakça saldırıları cesaretlendiriyor teşvik ediyor. Çok dilli çok inançlı kültürlere karşı uygulanan ayrımcı, inkârcı, ve mezhepçi zihniyet, işçi  ve emekçilere yönelik ekonomik ve siyasal baskıları ve halkın iradesiyle seçilenlerin haklarının ellerinden alınması, özgür iradeyi yok sayması düşünce ifadesine kelepçe vurulması inançlarının Diyanet tarafından  tarif edilmeye çalışılması bir kalıba konulmak istenmesi hükumetin sicilinin nasıl olduğunu bizlere gösteriyor”dedi.

    Bu tür alçak saldırıların kendilerini korkutup sindiremeyeceğini ifade eden İlhan, “Bu ülkenin yurttaşlarıyız. Hayati birlikte kucaklayıp, birbirimizi olduğumuz gibi kardeşçe kabullenip, barış içinde yaşamak istiyoruz”diye konuştu. Basın açıklaması sonrası atılan sloganlarla basın açıklaması son buldu.

     

  • Cemevi önergesini reddeden AKP’li Göksu, seçim öncesi cemevi vaadi vermiş!

    Cemevi önergesini reddeden AKP’li Göksu, seçim öncesi cemevi vaadi vermiş!

    Cemevi önergesini reddeden AKP’li Tevfik Göksu, 31 Mart seçimlerinde cemevi sözü verdiği ortaya çıktı.

    Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu’nun 31 Mart seçimleri öncesinde Alevilere yönelik verdiği cemevi vaadini tutmadığı ortaya çıktı.

    T24’ten Özcan Şahin’in haberine göre, Alevi dernekleri ve STK’lerin geçtiğimiz yıl 31 Mart seçimleri öncesinde organize ettiği “Gelin Canlar Bir Olalım” gecesine katılan Göksu’nun “Bizden istenen sadece bir cemevi yeriydi. Bugün size sadece cemevi yeri vermek olmaz, ben cemevini yapıp vereceğim. Yerini yurdunu her şeyini hazırladık. Mimari projesi de bitti” diyerek ‘müjdelediği’ cemevi projesi hayata geçmemiş.

    Geceyi organize edenlerden Pir Sultan Abdal Kültür ve Cem Evi Esenler Şubesi Başkanı Fahrettin Erdoğan, Göksu’nun geceye kendisinin katılmak istediğini belirterek “Cemevi haberini illa kitleye kendisi duyurmak istedi. Zaten bize de bir gün öncesinde söyledi. Geceden sonra da görüşmeleri sürekli yardımcıları ile yaptık. Ama sonuç alamadık” dedi.

    Esenler Belediyesi’nin hazırladığı protokol ile Alevi derneklerinin (Pir Sultan Abdal Kültür ve Cem Evi Esenler Şubesi, Hacı Bektaş-ı Veli Derneği ve Esenler Anadolu Canlar Cemevi Derneği) hazırladığı projelerle ilgili ortak protokolün müzakere edileceğine ilişkin söz aldıklarını ifade eden Erdoğan, “Proje ile ilgili bir yer gösterdiler. Daha sonra herhangi bir çalışma olmadı. İlk Meclis toplantısında bir inşaat protokolü gündeme geldi. Ancak daha sonra biz de bir protokol verdik. Müzakere edilip karar verileceği söylendi. Ama daha sonra bizimle hiçbir müzakere edilmeden kendi protokollerini geçirdiklerini öğrendik” diye konuştu.

    Erdoğan, kendilerine iki katlı bir cemevi projesinin gösterildiğini, binanın detayları hakkında da değişiklikler önerdiklerini belirterek, “Daha sonra sürüncemede kaldı. Göksu’nun yardımcıları ile yaptığımız görüşmelerde ‘belediyenin parası yok’ dediler. ‘Siz bizi kandırıyor musunuz’ diye sorduk” dedi.

    Esenler’de yaklaşık 100 bin Alevi nüfusunun olduğunu söyleyen Erdoğan, cenazelerini kendi kısıtlı imkanları ile kaldırdıklarını, cemevi yapılmasının kendileri için çok önemli olduğunu söyledi. Erdoğan konuyla ilgili İBB’ye de randevu başvurusunda bulunduklarını ancak henüz bir yanıt alamadıklarını sözlerine ekledi.

    Tevfik Göksu, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında CHP grubunca verilen cemevlerinin ibadethane statüsünde sayılması önerisine “Cemevlerine din uzmanları ve hukukçular karar verir” ifadeleriyle karşı çıkmış, önergeye ret oyu kullanmıştı.

  • Maçoğlu, Dersimliler Derneğini ziyaret etti – VİDEO

    Maçoğlu, Dersimliler Derneğini ziyaret etti – VİDEO

    PİRHA- Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu, bir dizi temas yapmak üzere Mersin’e geldi. Dersimliler Derneğini ziyaret eden Maçoğlu, cemevlerinin imar planlarında yer verilmesine dair konuştu.

    Haberin Videosu

    Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu, bir dizi temas yapmak için Mersin’e geldi. Dersimliler Derneğini ziyaret eden Maçoğlu, Dersim doğasına ve cemevlerinin imar planında ibadethane olarak yer verilmemesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “DERSİM’DE AVCILIK ADI ALTINDA KATLİAM YAPILIYOR”

    Dersim Belediye’sine yönelik baskıların olduğunu söyleyen Maçoğlu, ona rağmen dik durmayı ve çalışmlarımıza devam ettiklerini söyledi. Maçoğlu, Dersim’de HES ve barajlara karşı Dersim halkının ve sivil toplum örgütlerinin yıllardır vermiş olduğu mücadelenin karşılığı olarak belli bir başarının ortaya çıktığımı ancak devletin barajları yapmak için elinden geleni yapmaya çalıştığını belirtti.

    Ayrıca Dersim doğasına ve Dersim dağlarında yaşayan hayvanlar için ise avcılık adı altında katliam yapıldığını buna karşı herkesin duyarlı olması gerektiğini söyledi.

    “CEMEVLERİ ANAYASAL DÜZENDE KABUL GÖRMELİ”

    Daha sonra cemevlerinin imar planında ibadethane olarak yer verilmemesini de değerlendirdi. Dersim’de cemevlerinin imar planında ibadethane olarak işlendiği Meclis Kararıyla alındığını söyledi. Ancak Türkiye’nin büyük bir bölümünde Alevi inancının üzerindeki baskıyı heresin bildiğini belirterek, “Demokrasinin geliştiği her yer de bütün dinler, diller, inançları eşit olur. Herkese eşit uzaklıkta durur ve herkes kendi inancını yaşar. Anayasal zeminde de kabul görür” dedi.

    Türkiye’de bu tür demokratik anlayışlara ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Maçoğlu, İstanbul, İzmir ve Ankara örnek şehirler olduğunun buralarda bu sorunların çözülmesi halinde diğer illerde de bunların yapılmaya başlanacağını söyledi.

    PİRHA/MERSİN

     

  • HBVAKV’dan TBMM’ye çağrı: Eşit yurttaşlık anayasal çerçeveye alınmalı

    HBVAKV’dan TBMM’ye çağrı: Eşit yurttaşlık anayasal çerçeveye alınmalı

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi, yaptığı yazılı açıklamada TBMM’ni göreve çağırdı. Açıklamada, “Eşit yurttaşlıktaki ana hedefimiz Türkiye’nin biran önce ülkesinde yaşayan bütün dinleri, bütün ırkları ve insana dair doğuştan hangi hakları varsa bunları eşit olarak bir anayasal çerçeve içine almalıdır” dedi. 

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nin 16 Ocak tarihli oturumunda, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti’nin teklifi ile komisyona sevk edilen cemevlerine ibadethane statüsü verilmesine dair önerge oylandı. İstanbul’daki 93 cemevini ilgilendiren teklif, meclisin AK Parti ve MHP’li üyelerinin hayır oyu vermesiyle oy çokluğuyla reddedildi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada onuyu gündeme getiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer’e teşekkürde bulunuldu. Konunun önemine değinilen açıklamada, eşit yurttaşlığın önemli olduğu belirtilerek, “Eşit yurttaşlıktaki ana hedefimiz Türkiye’nin biran önce ülkesinde yaşayan bütün dinleri, bütün ırkları ve insana dair doğuştan hangi hakları varsa bunları eşit olarak bir anayasal çerçeve içine almalıdır” denildi.

    “SORUNUN KAYNAĞI TÜRKİYE’NİN İNSAN HAKLARINDAN UZAK OLMASI”

    TBMM’nin göreve davet edildiği açıklamada,  “Bu sorunun tamamı Türkiye Anayasasının Temel İnsan Hakları ve Evrensel hukuk kurallarından uzak kalmasından kaynaklanmaktadır. Hükümetin 2009 yılında yaptığı Alevi Çalıştayları ve diğer çalıştaylar vakfımız tarafından çok önemsenmiştir. Bu çalıştayların tamamına birer çözüm raporları sunarak katkı sağlamıştır. Cemevleriyle ilgili olarak da sunmuş olduğu raporlardaki bölümleri aşağıda bir kez daha Türkiye Kamuoyuna ve Siyasi partilere hatırlatıyor, karşı çözüm için Türkiye Büyük Millet Meclisini göreve davet ediyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevilerin, AKP’nin, MHP’nin, Diyanet’in lütfuna ihtiyacı yoktur’

    ‘Alevilerin, AKP’nin, MHP’nin, Diyanet’in lütfuna ihtiyacı yoktur’

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde görüşülen cemevleri imar planına ilişkin açıklama yaptı. Özen, “Önergeyi reddeden AKP ve MHP’li üyeler, ulemaya danışılması gerektiği görüşüyle pası Diyanet İşleri Başkanlığına atmışlardır. Diyanet nezdinde Sünni ulemanın Alevilik gibi kadim bir inancın ibadethanesini belirleme veya onaylamaya ne hakkı, ne de haddi olabilir” dedi. 
    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, İstanbul Byükşehir Belediyesi Meclisi’nde cemevleri imar planlarına ibadethane olarak işlenmesi önergesinin reddedilmesine tepki gösterdi.
    “ALEVİLERİN, DİYANET’İN LÜTFUNA İHTİYACI YOKTUR”
    Özen, “İstanbul’daki cemevlerinin imar planlarına ibadethane olarak işlenmesine dair önergeyi reddeden AKP ve MHP’li üyeler, ulemaya danışılması gerektiği görüşüyle pası Diyanet İşleri Başkanlığına atmışlardır. Diyanet nezdinde Sünni ulemanın Alevilik gibi kadim bir inancın ibadethanesini belirleme veya onaylamaya ne hakkı, ne de haddi olabilir. Alevilerin, AKP-MHP’nin veya Diyanetin lütfuna ihtiyacı yoktur. İktidarın Alevi çalıştaylarından bu yana Alevilerin sorunlarının çözümü konusunda hiç samimi olmadığı ve bunu bir siyasi sopa olarak kullandığı ortadadır” ifadelerini kullandı.
    “TÜM İNANÇ HAKLARI TANINMALI, TARTIŞMALARA SON VERİLMELİ”

    “İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde Alevi inancına dair yapılan saygısızlık bunun son örneğidir. Cemevlerinin ibadethane statüsüne dair misyon üstlenip gerekeni yapması gereken yegane merci Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bu anlamda TBMM, Alevilerin eşit yurttaşlık kapsamında tüm hak taleplerini bir an önce uygulamaya geçirerek bugüne kadar gasp edilen tüm inanç haklarını tanıyarak bu tartışmalara artık bir son vermelidir” diyen Özen, şöyle devam etti:

    “Bununla ilgili cemevlerinin ibadethane olarak tanınması için TBMM Başkanlığına sunduğumuz; Türkiye genelindeki tüm imar planlamalarında ibadethane statüsüne cemevlerinin de eklenmesine dair 14 maddedeki kanun değişikliği teklifimiz bu sorunun nasıl çözüleceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu çerçevede Türkiye’nin kabul ettiği uluslararası sözleşmeler ile Anayasa’nın din ve vicdan hürriyeti ilkesi esas alınarak, cemevlerine ‘ibadethane’ statüsü verilmesi için ibadethanelerle ilgili maddelerdeki muğlaklık giderilerek, ‘cami, mescit, sinagog, havra gibi’ gibi ‘cemevlerinin’ de ibadethane statüsüne alınmasıyla bu sorun kolaylıkla çözülebilecektir.”

    (HABER MERKEZİ)
  • Aleviler, İzmir Belediyesi’nin cemevi kararından memnun oldu

    Aleviler, İzmir Belediyesi’nin cemevi kararından memnun oldu

    PİRHA – İzmir’de 7 cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi, Alevi kurum temsilcilerini memnun etti. Sosyal medyadan mesajlarını paylaşan temsilciler, İzmir’deki durumun diğer cemevleri için de hayata geçmesini beklediklerini kaydettiler. 

    İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi, il genelindeki 7 cemevinin imar planlarına ibadet alanı olarak işlenmesi kararı aldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer başkanlığında yapılan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde Bornova ilçesinde 2, Aliağa, Bayraklı, Çiğli, Konak ve Selçuk ilçelerinde birer cemevinin imar planlarına ibadethane olarak işlendi.

    “DARISI DİĞER BELEDİYELERE”

    Bu karardan Alevi kurum başkanları, dedeler ve İzmir’de yaşayan Aleviler memnuniyet duydu.

    Sosyal medyadan paylaşım yapan Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Başkanı Hüseyin Mat, “Teşekkürler İzmir. Cemevleri ibadethane olarak kabul edildi. Mecliste cemevlerine ibadethane statüsü verilmesine dair önerge oy çokluğuyla kabul edildi. Darısı diğer belediyelere…” dedi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı Celal Fırat da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in cemevine ibadethane statüsü veren öneriyi mecliste kabul etmelerinden dolayı  teşekkür etti. Fırat, darısı İstanbul’un başına dedi.

    Baba Mansur Ocağı dedelerinden Ali Haydar Kurt, “Aleviler vardır, Alevilik haktır!” diyerek, herkes için hayırlı olmasını diledi.

    Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Çiğli Şube Başkanı Hüseyin Han da, “Aşk ile İzmir. Gül cemalinize aşk olsun. İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi cemevleri Alevilerin ibadethanesidir, kararını AKP ve MHP red oylarına karşın oy çokluğu ile kabul etti” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)   

     

     

  • Yıllardır cemevi için mücadele ediyorlar: İbadethanemiz kimliğimizdir-VİDEO

    Yıllardır cemevi için mücadele ediyorlar: İbadethanemiz kimliğimizdir-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin imece usulüyle yaptıkları Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi 2012 yılından bu yana mahkemelik. Açılan dava kapsamında cemevine toplam 198 bin lira para cezası verildi ve yıllardır bu dava nedeniyle mahkeme kapısını arşınlayan Alevi yurttaşlar, “Adalet” istiyor.

    Haberin videosu

    İmara aykırı cemevi yaptırdığı gerekçesiyle yargılanan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İstanbul Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile ilgili açılan davanın 18. duruşması dün Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görüldü ve dava yeniden 3 Mart 2020’ye ertelendi.

    2012 yılından bu yana süren dava kapsamında Zeynal Odabaş 5 yıl hapis cezası ile yargılanıyor. Henüz bu dava sonuçlanmamışken geçtiğimiz yıl Odabaş hakkında ‘Çevre kirliliği yıkım kararı’ adı altında ikinci bir dava daha açılmıştı. Birleştirilen bu iki dava kapsamında cemevine toplamda 198 bin lira para cezası verildi.

    Çevre ve imar kirliliğinden verilen bu cezalar kapsamında cemevinin cenaze aracı, morglar ve masa sandalyeleri şu an icralık. Alevi halkı tarafından imece usulüyle yapılan cemevine ‘sigortasız işçi çalıştırdığı’ iddiasıyla da 16,5 bin liralık para cezası verildi ve bu ceza da icralık. Ayrıca cemevi ilk yapıldığında alınan suyla ilgili de para cezası verilmişti.

    Bir sonraki duruşma 3 Mart 2020 tarihinde. 29 Ocak’ta ise cemevinde keşif var. Her duruşmaya ellerinde pankartları ile katılan Alevi yurttaşlar, cemevlerinin artık ibadethane olarak kabul edilmesini istiyor.

    2012 yılından beri 18 duruşmadır kar, kış, sıcak soğuk demeden cemevi için adliyeye gelip giden Züleyhan Güleç, “Eşit yurttaşlık istiyoruz. Devlet nasıl camileri ibadethane kabul ediyorsa biz de cemevlerimizin ibadethane olmasını istiyoruz” diyor.

    “İBADETHANEMİZ KİMLİĞİMİZDİR”

    75 yaşındaki Hafik Alkan, “İbadethanemiz kimliğimizdir” diyerek direniyor. Önceden köylerde evlerde yaptıkları ibadeti İstanbul gibi büyük şehirlerde evlerde yapmanın mümkün olmadığını söyleyen Alkan, “3 can bir cemdir. Cemevlerimizi istiyoruz” diyor. Yaşına rağmen neredeyse her duruşmada cemevine destek için mahkemeye gelen Alkan, “Pazara gitmedik, o pazar parasını cemevine koyduk şimdi de ibadethane olarak saymıyorlar” diyerek lokmaları ile yaptıkları cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesini istiyor.

    Davanın 18’inci kez ertelenmesine tepki gösteren ve cemevinin yönetiminde yer alan Abdullah Akpınar ise “Alevilerin ibadet yeri cemevi ve cemevleri bizim hakkımızdır. Herkes özgürce ibadetini sürdürmelidir” diye ifade ediyor.

    “ALEVİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ”

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş’ın akrabası Zeynal Odabaş da Aleviler olarak haksızlığa tahammül edemediklerini kaydediyor. 75 yaşına rağmen Alevi hak talep mücadelesini sürdüren Odabaş, “Düzen yanlış. Bu düzene son vermek için ölene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Aleviyiz haklıyız kazanacağız” diyor.

    “‘ALEVİYİM’ DEMEKTEN BİLE ÇEKİNİYORUZ”

    Aleviler olarak haklarını istediklerini ifade eden Yücel Aydemir ise “Neden Diyanet’e, ötekine, berikine her şeyi veriyorlar bizlere geldiği zaman yok. Bir cami kaçak yapıldığı zaman niye yıkılmıyor da neden bizim cemevimizi tapusu olduğu halde yıkmaya çalışıyorlar” diyerek kendilerine yapılan haksızlığa vurgu yapıyor. Maraş, Çorum, Gazi gibi Alevilere yönelik katliamları hatırlatan Aydemir, “Aleviyim’ demekten bile çekiniyoruz. Cumhurbaşkanı kalkıp cemevlerine ‘ucube’ dedi. Bunlar yakışır mı? Bir de kalkıp ‘ben din mezhep ayırmıyorum’ diyor. Ondan başka ayıran kişi var mıdır?” diye ifade ediyor.

    Sevim KAHRAMAN/Suay ABAK

    İSTANBUL

     

  • ‘Mevcut Anayasa erkek egemendir, dolayısıyla doğaya da duyarlı değildir’-VİDEO

    ‘Mevcut Anayasa erkek egemendir, dolayısıyla doğaya da duyarlı değildir’-VİDEO

    PİRHA – Yeni Anayasa tartışmaları dahilinde konuşan DAD Genel Sekreteri Murat Işık, “Alevilerin vergileri ile Sünni inancı besleniyor. Camiler yapılıp Sünnilere olanaklar sağlanıyorsa bu devlet demokratik değildir. Devlet, Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından vazgeçmelidir. Demokratik bir Anayasanın temelinde bunlar yatar” dedi. 

    Eşit yurttaşlık temelinde taleplerinde ısrarlı olan Aleviler yeni bir Anayasa yapılması konusunda ısrarını sürdürüyor. Demokratik Alevi Derneği (DAD) Genel Sekreteri Murat Işık, “Tüm toplumsal kesimler gibi Aleviler de demokratik bir zeminde, özgür, gerçekten ortak bir yaşamı arzu ediyor” dedi.

    Işık, demokratik bir sistemde yaşama arzusunu hiç gündemden düşmeyeceklerini de dile getirerek “Yeni bir anayasa yapım süreci olacaksa bir kere devletin demokratik bir zemine çekilmesi gerekiyor. Her kesimin kendini özgürce ifade edebileceği bir zemine geçilmesi lazım. Dolayısıyla yürürlükte olan başkanlık rejimi Anayasası ve 1980 askeri faşist Anayasası da dahil ki yürürlüktedir ve onu temel alarak bugün hukuk işletiliyor ya da Türkiye’deki siyasal sistem bunun üzerinden işletiliyor. Bunun bir kere ortadan kaldırılması ve yeni, gerçekten tüm toplumun kendini içinde hissedebileceği demokratik bir Anayasa süreci başlatılması lazım. Biz buna Alevice şöyle diyoruz; ‘tüm toplumsal kesimler razılı rızalı bir şekilde bu sürece dahil olmalıdır’. Çünkü biliyoruz ki bu sistem otokratiktir, faşisttir, dincidir, Türkçüdür ve sadece bir etnik siteyi ifade ediyor ve bu anayasa erkek egemendir. Dolayısıyla doğaya duyarlı değildir. Bugünkü zemini normalleştirip demokratikleştirmeliyiz” diye konuştu.

    “HENÜZ BİR AKIL ORTAYA ÇIKMADI”

    Işık, yeni bir Anayasanın mutlaka tüm toplumun gündemine girmesi gerektiğini vurgularken “Ama bir şartla. Burada devletinde adım atması lazım. Bir tür demokratik tartışma düzeninin oluşması gerekiyor fakat görülüyor ki bugün henüz böyle bir zemin oluşmadı. Henüz bir aklın ortaya çıkmadığı gerçeği var” notunu da düştü.

    “ANAYASAL EŞİTLİK İSTİYORUZ”

    Demokratik bir Anayasa çerçevesinde Alevilerin taleplerini de sıralayan Murat Işık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her şeyden önce bizim eşit yurttaşlık talebimiz öteden beri mevcut. Hiçbir zaman ülkenin eşit, özgür bir yurttaşı olmadık. Diğer toplumsal kesimlere ya da devletin inanç olarak da Sünni inanca hizmet eden bir devlet yapısı olduğu için ötekileştirilen inançlar gibi biz de Aleviler olarak demokratik bir ortamda anayasal eşitlik istiyoruz. Öncelikle anayasada bir etnisite, bir inanç olmamalı. Devlet inanç alanından Kendini geri çekmelidir. Eğer rızalı bir toplumdan bahsediyorsak her kesimin bu Anayasanın içerisinde kendini hissetmesi gerekiyor. Özgürce sözünü söyleyebileceği ‘İşte bu benim Anayasam’ diyebileceği bir zeminin oluşması lazım.”

    “VERGİLERİMİZLE SÜNNİ İNANÇ FİNANSE EDİLMESİN”

    Bugüne kadar yapılan anayasaların tümünün eşitlik ve özgürlükçü yanlarının eksik kaldığını söyleyen Murat Işık, “Kürtlerin, Alevilerin ve diğer toplumsal kesimlerin kendilerini içerisinde hissedebilecekleri bir anayasal zemin henüz oluşmamıştır. Dolayısıyla yeni bir süreçten bahsedilecekse bunun eşit yurttaşlık temelinden gelişmesi gerekiyor” dedi ve şunları ekledi:

    “Dolayısıyla bizim vergilerimizle Sünni inancının finanse edilmesini istemiyoruz. Bizden toplanan vergilerle Milli Eğitim’de oluşturulan müfredatla Alevilerin asimile edilmesini reddediyoruz. Örneğin Diyanet kurumunun lağvedilmesi gerekiyor. Demokratik bir devlet yapısında Diyanet’in işi olmamalıdır. Elbette laiklerin kadar dindar kesimlerin de bu Anayasada kendini rahatça ifade edebilecekleri, inançlarını yerine getirebilecekleri bir demokratik zemin oluşması lazım. Ama eğer Alevilerin vergileri ile Sünni inancı, örneğin camiler yapılıp onlara olanaklar sağlanıyorsa bu devlet o zaman demokratik değildir. Devlet Alevilere yönelik asimilasyon politikalarından vazgeçmelidir. Demokratik bir Anayasanın temelinde bunlar yatar.

    Örneğin cemevleri meselesinde devlet bir taraftan bir inancı finanse ederken 7-8 tane Alevi çalıştayı yaptı. Cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olması meselesini bir türlü kabul etmiyor. Bunu kabul etmediği oranda da cemevleri üzerinden dergahlarımıza da el koyup bizi Şii ve Sünni İslam içerisinde bir noktaya çekip eritmeye çalışıyor. Bu tutumdan devletin vazgeçmesini istiyoruz ve her inanç kendi kendini finanse etmelidir.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA