Etiket: ibrahim gökçek

  • Gazi Cemevi’ne gaz bombaları atıldı, polis cemevine girmeye çalışıyor-VİDEO

    Gazi Cemevi’ne gaz bombaları atıldı, polis cemevine girmeye çalışıyor-VİDEO

    PİRHA – Polis Gazi Cemevi etrafında bekleyen ve Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenaze törenine gelenlere müdahale etmesinin ardından, cenazenin bulunduğu cemevi içine de gaz attı.

    Gökçek’in ailesi başta olmak üzere onlarca yurttaş, cemevi içinde mahsur kaldı. Gazi Cemevi başkanı Hıdır Karataş, yetkililerle yaptıkları görüşmelerin sonuçsuz kaldığını belirterek, istedikleri sadece cenaze aracına kadar İbrahim Gökçek’i taşımak diyerek, yaşanan engellemeye tepki gösterdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Polisten biber gazlı müdahale: Gözaltına alınanlar karakola götürüldü-VİDEO

    Polisten biber gazlı müdahale: Gözaltına alınanlar karakola götürüldü-VİDEO

    PİRHA – Polis Gazi Cemevi etrafında bekleyen ve Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenaze törenine gelenlere müdahale etti. 15’e yakın kişi gözaltına alındı. 

    Polis Gazi Cemevi etrafında bekleyen ve Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek‘in cenaze törenine gelenlere müdahale etti.

    Grup Yorum üyeleri Eren Erdem, Dilan Poyraz ve Fosem çalışanı Barış Gürses ve CAN TV Muhabiri Ali Aktepe’nin de aralarında bulunduğu yaklaşık 15 kişi gözaltına alınarak Gazi Karakolu’na götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • İbrahim Gökçek için yapılmak istenen yürüyüşe polis engeli: Birçok kişi gözaltında-VİDEO

    İbrahim Gökçek için yapılmak istenen yürüyüşe polis engeli: Birçok kişi gözaltında-VİDEO

    PİRHA – Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesinin Kayseri’ye uğurlanması öncesinde Gazi Mahallesi’nde yapılmak istenen yürüyüş engelleniyor. Alınan bilgiye göre aralarında CAN TV muhabiri Ali Akdüzgün’ün de olduğu birçok kişi gözaltına alındı. 

     

    Konser yasaklarının kaldırılması ve tutuklanan arkadaşlarının serbest bırakılması için girdiği ölüm orucuna 323’üncü gününde ara vermesi üzerine kaldırıldığı hastanede dün yaşamını yitiren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in cenazesi Kayseri’ye götürülecek. Ancak öncesinde yapılacak yürüyüş polis tarafından engelleniyor. Gazi Mahallesi polis ablukasına alındı.

    Hayatını kaybetmesi üzerine Gökçek’in cenazesi hastane morgundan alınıp, dün Gazi Cemevine getirilmişti.

    Cenazesinin Kayseri’ye gönderilmesi öncesinde Gökçek için yürüyüş yapılmak istenmesi nedeniyle Cemevi’nin etrafı polis tarafından sarıldı. Cemevinin her iki girişine TOMA konumlandırılırken, çevredeki yollar polis tarafından tutuldu.

    Giriş ve çıkışları kapatılan cemevine sabahın erken saatlerinde gelen bir grubun ve basın mensuplarının dışında kimsenin girmesine izin verilmedi. Cemevine gelen İbrahim Gökçek’in anne ve babasına polisin girişte GBT yapmak istemesi üzerine kısa süreli gerginlik yaşandı. Tepkiler üzerine Gökçek’in anne ve babası GBT yapılmadan cemevine geçti.

    Cemevinde bekleyenler polisin bu tutumunu attıkları sloganlar ve söyledikleri marşlarla protesto etti.

    Halkın Hukuk Bürosu da yaptığı açıklamada “İçeride yapılacak törene hiçbir hukuki karar ve işlemle müdahale edemeyeceklerini; her kişinin kendi inanç ve geleneklerine göre defnedilme hakkı olduğunu, sokak başlarını kapatarak tören-anma yapmak isteyenlerin engellenmesinin, İbrahim’in inanç ve geleneklerine göre defnedilme hakkının engellenmesi olduğu uyarısında bulunduk” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İbrahim Gökçek, Gazi Cemevinden Kayseri’ye uğurlanacak

    İbrahim Gökçek, Gazi Cemevinden Kayseri’ye uğurlanacak

    Konser yasaklarının kaldırılması talebiyle aylarca ölüm orucu eylemi yapan İbrahim Gökçek dün yaşamını yitirdi. Gökçek’in cenazesi Kayseri’ye götürülecek.

    Açlık grevini 4 Ocak’ta ölüm orucuna çeviren ve eylemini 323’üncü gününde sonlandıran Grup Yorum’un gitaristi İbrahim Gökçek, tedavi gördüğü hastanede dün (7 Mayıs) yaşamını yitirdi. Kaldığı yoğun bakım ünitesinde nefes almakta zorlanması üzerine önceki gece solunum cihazına bağlanan Gökçek’in kalbinin durduğu öğrenildi.

    40 yaşındaki Gökçek’in ölüm haberini duyuran Grup Yorum sosyal medyadan “Az önce İbrahim Gökçek’in kaldırıldığı hastanede şehit düştüğü haberini aldık! Bütün halkımızın, gönlü bizimle atan tüm insanlığın başı sağ olsun!” paylaşımında bulunmuştu.

    Grup Yorum sevenleri, Gökçek’in ölümünün ardından hastanenin önünde bir araya geldi. Hastanenin önündeki bekleyişin ardından Gökçek’in cenazesi Gazi Cemevine getirildi. Cemevindeki törene çok sayıda kişi katılırken “İbrahim Gökçek ölümsüzdür’’ sloganları yükseldi.

    Bugün sabah yeniden Gazi Cemevinde toplanıldı. Yürüyüş yapıldıktan sonra İbrahim Gökçek’in cenazesi toprağa verilmek üzere Kayseri’ye götürülecek.

    Cemevi çevresinde polis ablukasının yoğun olduğu görülüyor.

    Halkın Hukuk Bürosu, Twitter’da, “Gazi Cemevi’ne girişler polis tarafından kapatılmış durumda. Muratcan Oflu, Aydın Gavin ve adını öğrenemediğimiz iki kişinin daha gözaltına alındığının bilgisi verildi” diye yazdı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek: Oğlum adalet için öldü-VİDEO

    İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek: Oğlum adalet için öldü-VİDEO

    PİRHA- İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek, “Oğlum adalet için öldü. Ülkede çok sayıda insan adalete aç. Oğlum adalet için öldü. Avukatlar açlık grevinde, onlara sahip çıkalım” dedi.

    Konser yasaklarının kaldırılmasıyla birlikte ölüm orucu eyleminin 323’ncü gününde eylemini sonlandıran İbrahim Gökçek önceki gün tedavi edilmek için götürüldüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Gazi Cemevine getirilen İbrahim Gökçek, burada yapılacak uğurlamanın ardından Kayseri’ye götürülerek toprağa verilecek.

    İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek, Gazi Cemevinde bekleyişini sürdürüyor. Gökçek, “Oğlum adalet için öldü. Ülkede çok sayıda insan adalete aç. Oğlum adalet için öldü. Avukatlar açlık grevinde, onlara sahip çıkalım” diye konuştu.

    Pek çok aydın ve sanatçı ile insan hakları savunucuları sürece müdahil olup Grup Yorum’un taleplerini paylaşması üzerine İbrahim Gökçek, ölüm orucunu 323’ncü gününde sonlandırmış ve ambulansla hastaneye kaldırılmıştı. Grup Yorum, konser için başvuruda bulunmuş, demokratik kitle örgütleri temsilcileri taleplerin takipçisi olacaklarını beyan etmişti.

    Grup Yorum Üyesi Helin Bölek ise ölüm orucu eyleminin 288’nci gününde Armutlu’daki Direniş Evi’nde hayatını kaybetmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İbrahim Gökçek Gazi Cemevine getirildi-VİDEO

    İbrahim Gökçek Gazi Cemevine getirildi-VİDEO

    PİRHA- 323 günlük ölüm orucunun ardından kaldırıldığı hastanede 3 gün sonra yaşamını yitiren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için Gazi Cemevinde gerçekleştirilecek tören için yurttaşlar toplanmaya başladı. Hakka uğurlama erkanı yapıldıktan sonra Gökçek, Kayseri’ye uğurlanacak.  

     

    Konser yasaklarının kaldırılmasıyla birlikte ölüm orucu eyleminin 323’ncü gününde eylemini sonlandıran ve tedavi için hastaneye kaldırılan İbrahim Gökçek hayatını kaybetti.

    Gökçek’in yaşamını yitirmesi haberinin duyulmasının ardından HDP’li milletvekilleri ve Helin Bölek’in annesinin de bulunduğu yurttaşlar Gazi Cemevi önünde toplanırken, Gökçek’in cenazesi Kayseri’ye götürülecek.

    Gökçek, Grup Yorum’un üzerindeki baskıların ve konser yasaklarının kaldırılması için ölüm orucu eylemi yapmıştı.

    Pek çok aydın ve sanatçı ile insan hakları savunucuları sürece müdahil olmuş, taleplerin bir kısmı karşılanınca İbrahim Gökçek, ölüm orucunu 323’ncü gününde sonlandırmıştı. Gökçek aynı gün ambulansla hastaneye kaldırılmıştı.

    Grup Yorum, konser için başvuruda bulunmuş, demokratik kitle örgütleri temsilcileri taleplerin takipçisi olacaklarını beyan etmişti.

    Grup Yorum Üyesi Helin Bölek ise ölüm orucu eyleminin 288’nci gününde Armutlu’daki Direniş Evi’nde hayatını kaybetmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek hayatını kaybetti

    Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek hayatını kaybetti

    PİRHA- 323 gün ölüm orucu yapan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, tedavisi için kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

    Konser yasaklarının kaldırılmasıyla birlikte ölüm orucu eyleminin 323’ncü gününde eylemini sonlandıran İbrahim Gökçek önceki gün tedavi edilmek için götürüldüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Gökçek’in ölüm haberi Grup Yorum’un resmi sosyal medya hesabından duyuruldu. Facebook ve Twitter hesabından “İbrahim Gökçek’in kaldırıldığı hastanede şehit düştüğü haberini aldık! Bütün halkımızın, gönlü bizimle atan tüm insanlığın başı sağ olsun!” diye yazıldı.

    Gökçek, Grup Yorum’un üzerindeki baskıların ve konser yasaklarının kaldırılması için girdiği ölüm orucu eylemi yapmıştı.

    Pek çok aydın ve sanatçı ile insan hakları savunucuları sürece müdahil oldu ve taleplerin kısmen karşılanamsı üzerine İbrahim Gökçek, ölüm orucunu 323’ncü gününde sonlandırdı. Gökçek daha sonra ambulansla hastaneye kaldırılmıştı. Grup Yorum, konser için başvuruda bulunmuş, demokratik kitle örgütleri temsilcileri taleplerin takipçisi olacaklarını beyan etmişti.

    Grup Yorum Üyesi Helin Bölek ise ölüm orucu eyleminin 288’nci gününde Armutlu’daki Direniş Evi’nde hayatını kaybetmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • İbrahim Gökçek ölüm orucu eylemini sonlandırdı-VİDEO

    İbrahim Gökçek ölüm orucu eylemini sonlandırdı-VİDEO

    PİRHA- Grup Yorum üyesi Bas Gitarist İbrahim Gökçek, konser yasağının kaldırılması üzerine 323 gündür sürdürdüğü ölüm orucu eylemini bitirdi. 

    Haberin videosu:

    Konser yasaklarının kaldırılması ve tutuklu arkadaşlarının serbest bırakılması için 323 gündür ölüm orucu eylemi yapan Grup Yorum üyesi Bas Gitarist İbrahim Gökçek, eylemini sonlandırdı.

    Eylemi sonlandırması üzerine serum takılan ve oksijen verilen Gökçek  tedavisinin tamamlanması için ambülans ile hastaneye götürüldü.

    DİRENİŞ EVİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

    Sürece dair milletvekillerinin ve sanatçıların da katılımıyla Armutlu’daki Direniş Evi’nde bir basın açıklaması yapılarak, İbrahim Gökçek’in ölüm orucu direnişini bitirdiği açıklandı.

    “DİRENİŞİMİZ SİYASİ ZAFERE ULAŞMIŞTIR”

    Bir konuşma yapan Grup Yorum üyesi, “Bir üyemiz, konser yasaklarının kaldırılması, tutsak üyelerimizin serbest bırakılması için 288’inci günde şehit düşmüştür. Helin Bölek ölümsüz şarkımız olmuştur. Taleplerimiz tutsak üyelerimizin serbest bırakılması ve konser yasaklarının kaldırılmasıdır. İbrahim Gökçek tam 323 gündür bu direnişi sürdürüyor. Dün birçok haber yapıldı, kritik bir aşamada diye. Evet kritik bir aşamada ve bunun sorumlusu bu iktidardır. Aldığımız bir kararı bildiriyoruz size. Biz Grup Yorum üyeleri olarak İbrahim abi ile birlikte aldık bu kararı. Direnişimiz siyasi bir zafere ulaşmıştır. Bütün dünyaya duyurduk bu direnişi. Grup Yorum sadece kendi hakkı için değil aslında Türkiye halklarının hakkı için bu siyasi zaferi kazanmıştır. Şu an Valilikte konser başvurusu yapılıyor. Bu konser başvurusunun olumlu sonuçlanmasını umuyoruz. İbrahim Gökçek bu aşamada ara veriyor, çünkü siyasi bir zafer kazandık. Direnişe farklı yöntemlerle devam edeceğiz. Daha sonra belki yine başlarız, süreç bunu bize gösterecek. Dünya şunu gördü: Direnmeyerek, teslim olarak hiçbir şeyi kazanamayız. Bugün Türkiye’de umut var, çünkü direnenler var. Biz kazandık. Yaşasın ölüm orucu direnişimiz” dedi.

    Grup Yorum’un avukatları da, “Taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi.

    TİP Milletvekili Barış Atay ise “Talepleri çok basitti. İbrahim’in ortaya koyduğu irade herkes adına konulmuş bir iradeydi. Sonuna kadar takipçisi olacağıma söz veriyorum” diye konuştu.

    CHP Milletvekili Ali Şeker “Konser engellemek dünyanın hiçbir yerinde olamaz. Bu herkes adına yapılan bir mücadeleydi. İçerde bulunan Grup Yorum üyelerinin adil yargılanması için mücadele vereceğiz. İbrahim yaşasın, türküler yaşasın” ifadelerini kullandı.

    Eski Grup Yorum üyesi Hilmi Yarayıcı da, bir konuşma yaparak, “Bu ülkede faşizm var. Eskiden de, bugün de baskı vardı. İbrahim’i, türküleri yaşatmak bizim asıl sorumluluğumuz haline geldi” dedi.

    Nuriye Gülmen de “Çok mutluyuz. Bu zaferin bir parçası olmaktan onur duyuyoruz. Verdiğimiz sözlerin arkasında olacağız” dedi.

    Sanatçı Pınar Aydınlar da, son sözü direnenlerin söyleyeceğini söyledi.

    İbrahim Gökçek’in Babası Ahmet Gökçek de  herkese teşekkür etti.

    Anne Gökçek de, biliyordum böyle zafer kazanılacağını dedi.

    “Grup Yorum halktır susturulamaz, susturulamaz, İbrahim onurumuzdur, Helin Bölek ölümsüzdür” sloganlarıyla açıklama bitirildi.

    Halkın Hukuk Bürosu dün yaptığı açıklamada, Grup Yorum’un cezaevinde olmayan üyeleriyle birlikte bugün İstanbul Valiliğine başvuruda bulunacaklarını açıklamıştı. Açıklamada, “Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız. Konser başvurularının derhal kabul edilmesini istiyoruz. Bugün ziyaretimizde gördüğümüz üzere durumu giderek ağırlaşmakta ve hayati riski artmaktadır. Yetkilileri, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı ve Valiliği göreve davet ediyoruz. Konser başvuruları kabul edilsin, İbrahim yaşasın” denilmişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • HHB: Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız-VİDEO

    HHB: Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız-VİDEO

    PİRHA – Halkın Hukuk Bürosu, İbrahim Gökçek’in durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, “Tutuklu Grup Yorum üyelerinin tahliye edilmesi için tekrar dosyalara tahliye taleplerinde bulunduk. Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız. Konser başvurularının derhal kabul edilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi. 

    Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in ölüm orucu 323. gününe giriyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Halkın Hukuk Bürosu avukatı, “Grup Yorum direniş taleplerinden ikisini öne çıkardı. Bunlardan bir tanesi tutuklu Grup Yorum üyelerinin tahliye edilmesi, bir tanesi de konser yasaklarına son verilmesi. Bu konuda avukatları olarak bizler tutuklu Grup Yorum üyelerinin tahliye edilmesi için tekrar dosyalara tahliye taleplerinde bulunduk” dedi.

    Açıklamada, “Yarın da Valiliğe giderek konser başvurusunda bulunacağız. Konser başvurularının derhal kabul edilmesini istiyoruz. Bugün ziyaretimizde gördüğümüz üzere durumu giderek ağırlaşmakta ve hayati riski artmaktadır. Yetkilileri, İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere Cumhurbaşkanlığı ve Valiliği göreve davet ediyoruz. Konser başvuruları kabul edilsin, İbrahim yaşasın” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekilleri, aydın ve sanatçılardan İbrahim Gökçek’i ziyaret-VİDEO

    Milletvekilleri, aydın ve sanatçılardan İbrahim Gökçek’i ziyaret-VİDEO

    PİRHA- Milletvekilleri, aydın ve sanatçılardan oluşan bir  heyet, 322 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i ziyaret etti.

    Gökçek, konser yasaklarının son bulmasını, grup üyelerine yönelik davaların düşürülmesini, İçişleri Bakanlığı’nın haklarında çıkardığı yakalama kararlarını kaldırmasını ve faaliyetlerini yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne yönelik baskınların son bulması talebiyle ölüm orucunda.
    Gökçek’in birlikte ölüm orucuna başladığı Grup Yorum’un diğer üyesi Helin Bölek ise, 3 Nisan günü, eyleminin 288’inci gününde hayatını kaybetmişti.

    “İBRAHİM’İN İŞİ MÜZİK”

    Ziyaret sonra açıklama yapan İşçi Partisi Hatay Milletvekili Barış Atay, “Ben burada sadece bir oyuncu, bir milletvekili olarak değil, aynı zamanda onunla aynı sahneyi paylaşmış olmanın onurunu yaşayan bir arkadaşınız, bir dostunuz olarak söylüyorum İbrahim’in işi müzik, İbrahim’in işi sanat, İbrahim bütün bu gerçekliği bütün çıplaklığı ile yüzümüze çarpmak için 322 gündür inatla yapmak istediği şeyi yapacağını bize beyan ediyor. Bugün geldiğimiz nokta bu gerçekliğin artık görmezden gelinemeyeceği dünyanın herhangi bir yerinde bir müzisyenin sadece bir konser verebilmek için ölüm orucuna yattığını söylemenin anca utançla  karşılanabileceği bir şey.” dedi

    “SANAT HAKKI YASAKLANAMAZ”

    HDP Milletvekili Hüda Kaya ise ramazan ayında olduğumuzu hatırlatarak, ” Aslında bir bakıma Ramazan ayında bir açlık grevi, bir açlık terbiyesi ile insanların farklı bir ruhsal terbiyesi ile karşı karşıya kaldığı, bir analiz yapma, kendilerini sorgulama süreci içinde oldukları böyle bir zamanda,  toplum olarak biz bugün İbrahim’in 320 günü aşmak üzere olan ölüm orucunda, bir çığlığı bir tepkiyi ortaya koymak durumundayız. Hiçbir insanın sanat yapma hakkı, konuşma yapma hakkı yasaklanamaz” ifadelerini kullandı.

    “ASLINDA YAŞAMAK İSTİYORUM, SİZ BENİ ÖLDÜRÜYORSUNUZ”

    Gökçek’in durumunun kritik olduğuna dikkat çeken CHP Milletvekili Ali Şeker de , “Bana konser verdirmeyecekseniz ben yaşamak istemiyorum diyor. Aslında yaşamakta istiyorum, siz bizi öldürüyorsunuz diyor. Artık İbrahim’in sesine kulak verelim” diye konuştu.

    “BİZLER İBRAHİM’İ YAŞATMAK ZORUNDAYIZ”

    Sanatçı Pınar Aydınlar ise şunları söyledi:

    “Şimdi İbrahim’i yaşatmak hepimizin sorumluluğu. İbrahim’in şahsında tüm Grup Yorum üyelerine buradan selamlarımı gönderirken, Helin’i saygıyla anlıyorum. Helini tanımanın onuru ile anıyorum. Son güne kadar bu diriliş evinde tüm nezaketiyle gelen her misafirini nasıl karşıladığına, bir bir tanık olmuş bir arkadaşı, bir yoldaş olarak tanıyorum. İbrahimlerin, Mahirlerin, Mazlumların,  Denizlerin katledildiği tarihi mayıs ayındayız. Bizler İbrahim’i yaşatmak zorundayız.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • HDP’DEN GÖKÇEK’İ ZİYARET: İBRAHİM’İ YAŞATMAK İSTİYORUZ

    HDP’DEN GÖKÇEK’İ ZİYARET: İBRAHİM’İ YAŞATMAK İSTİYORUZ

    322 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i ziyaret eden HDP heyeti, “Artık önümüzde saatler var. Hızlı karar vermeli ve İbrahim’i yaşatmalıyız” diyerek, yetkililere çağrıda bulundu. 

    Hakların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Serpil Kemalbay, Musa Piroğlu, Murat Çepni ile İstanbul İl Örgütü Eşbaşkanı Elif Bulut’tan oluşan heyet, 322 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i ziyaret etti.
    Gökçek, konser yasaklarının son bulmasını, grup üyelerine yönelik davaların düşürülmesini, İçişleri Bakanlığı’nın haklarında çıkardığı yakalama kararlarını kaldırmasını ve faaliyetlerini yürüttükleri İdil Kültür Merkezi’ne yönelik baskınların son bulması talebiyle ölüm orucunda.
    Gökçek’in birlikte ölüm orucuna başladığı Grup Yorum’un diğer üyesi Helin Bölek ise, 3 Nisan günü, eyleminin 288’inci gününde hayatını kaybetmişti.

    “İBRAHİM’İ YAŞATMAK İSTİYORUZ”

    Gökçek’in kaldığı Sarıyer’deki Direniş Evi’nde gerçekleşen ziyaretin ardından İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay açıklama yaptı. Kemalbay, ölüm orucunun 322’nci gününde olan İbrahim Gökçek’in sağlık durumunun çok kritik aşamada olduğunu söyledi. Topluma bir acının daha yaşatılmasını istemedikleri vurgulayan Kemalbay, “Helin Bölek’i,  Mustafa Koçak’ı yaşatamadık; İbrahim Gökçek’i yaşatmak istiyoruz” dedi.

    “MUHATAP YOK”

    Gökçek’in taleplerinin karşılanabilir talepler olduğunun altını çizen Kemalbay, bu taleplerin demokratik ilkeleri benimsemiş, hukukun işlediği bir ülkede talep bile olmayacağını vurguladı. Kemalbay, “Hukukun işlediği bir ülke için sıradan, günlük, herkesin hakkı olan taleplerdir. Ama ülkemizde ne yazık ki hukuk yok, adalet yok, kurumlar işlemiyor. 322 gündür süren bir açlık grevinin ve ölüm orucunun muhatabı yok. Aileleri, avukatları Hükümet’ten bu sorunun nasıl çözüleceğine dair bir çözüm, bir öneri, bir çare bekliyor. Fakat bunun karşısında herhangi bir muhatap bulamıyor” diye konuştu.

    “BAKAN ÖLÜ TAKLİDİ YAPMASIN”

    “Adalet için yapılan bu yaşamsal direniş hakkında Adalet Bakanı ve iktidar ne diyor?” diye soran Kemalbay, şöyle devam etti: “Adalet Bakanı ölü taklidi yapmasın, talep belli. Talep, adalet talebi. Adalet olmadığı için İbrahim Gökçek bedenini açlığa yatırdı. Biz bu ölüm orucunun ölüm ile bitmesini istemiyoruz; İbrahim Gökçek’i yaşatabiliriz. Bunun için en küçük bir çaba bile sonuç verir. Yeter ki bir adım atılsın, bu sorun görülsün. Bu ölümlere göz yumulmasın. Yaşam hakkı en dokunulmaz haktır buradan hakaret edilsin.”

  • Haluk Levent, İbrahim Gökçek için Adalet Bakanlığı ile görüştü

    Haluk Levent, İbrahim Gökçek için Adalet Bakanlığı ile görüştü

    Haluk Levent, ölüm orucundaki İbrahim Gökçek ile ilgili Adalat Bakanlığı ile görüştüğünü açıkladı.

    Sanatçı Haluk Levent, 322 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için Adalet Bakanlığı ile görüştü.

    Levent, yaptığı görüşme ile ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Adalet Bakan Yardımcımız ve yetkili birkaç kişi ile görüştüm. “Mahkeme sürecinin devam ettiğini, süren bir davaya müdahale edemeyeceklerini söylediler. Konser izin konusunun İçişleri Bakanlığı olduğunu ilettiler. İlgili bakanlıkla da görüşmelerim sürüyor. Gelişmeleri yazacağım” ifadelerini kullandı.

  • 322 gündür ölüm orucunda olan İbrahim Gökçek’in durumu ağırlaştı

    322 gündür ölüm orucunda olan İbrahim Gökçek’in durumu ağırlaştı

    PİRHA- 322 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum Bass Gitaristi İbrahim Gökçek’in nabzının yavaşladığı bildirildi. 

    Konser yasaklarının kaldırılması ve hapisteki Grup Yorum üyelerinin serbest bırakılması için 322 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum Bass Gitaristi İbrahim Gökçek’in sağlık durumunun ciddi olduğu öğrenildi.

    İstanbul Armutlu’da Direniş Evi’nde olan Gökçek’in nabzının yavaşladığı, konuşma güçlüğü yaşadığı belirtildi.

    Sosyal medyada hükümete talepleri kabul etmesi için acil çağrılar yapılarak, İbrahim Gökçek’in yaşatılması isteniyor.

    Halkın Hukuk Bürosu, “Talepleri çok basit. 1- Konser günü verilsin, 2- Tutsak Grup Yorum üyeleri serbest bırakılsın. Yani sadece kendi hukukunuzu uygulayın, İbrahim’in de katili olmayın! #İbrahimÖlüyorYAŞAT” diyerek hükümete çağrı yaptı. 

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Sanatçılar: Konser yasağı kalksın, İbrahim yaşasın-VİDEO

    Sanatçılar: Konser yasağı kalksın, İbrahim yaşasın-VİDEO

    PİRHA- Sanatçılar sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımda, ölüm orucunun 321’inci gününde olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek için “Grup Yorum’a ve türkülerine özgürlük” çağrısında bulundu.

    Haberin videosu;

    Grup Yorum üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 321 gündür ölüm orucu direnişini sürdürüyor. Grup Yorum üyesi Helin Bölek de aynı taleplerle yaptığı ölüm orucu eyleminde bir ay önce İstanbul’da hayatını kaybetti.

    Sağlık durumu oldukça kritik olan İbrahim Gökçek için arka arkaya hükümete çağrılar gelmeye devam ediyor.

    Sosoyal medya üzerinden mesaj paylaşan sanatçılar, İbrahim Gökçek’in ölmemesi için taleplerin kabul edilmesini istedi.

    Yayınlanan mesajlardan bazıları şöyle:

    İlyas Salman: Öyle açar ki murat Güneşsiz kalsa da, koparılırsa da şarkı umut güllerinden daha bir suna daha bir burcu burcudur. Grup Yorum solucan gibi değil nnsan gibi özgür yaşamak istiyor, mücadele ediyor. Grup Yorum’a ve türkülerine özgürlük.

    Barış Atay: Sanatçılarımızın ölüm orucunda ölmelerini istemiyoruz. Grup Yorum bu ülkenin 35 yıldır rengidir sesidir. Unutmayın yaşamak hak yaşatmak görevidir.

    İlkay Akkaya: Anayasal bir hak olan adil yargılama konusunda güvence verilsin, insanlar ölmesin.

    Hasan Saltık: Grup Yorum üyeleri ölüm orucunda. Devlet yetkililerini çözüme çağırıyoruz.

    Bülent Emrah Parlak: Türküler dünümüzü, bugünümüzü ve geleceğimizi anlatır der Hasret Gültekin. Nerede bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur der büyük üstad Neşet Ertaş.

    Onur Akın: Türkülerimizi tekrar söyleyip halaylarımızı birlikte çekelim.

    Güneş Duru: Grup Yorum Türkiye’nin 35 yıllık tarihidir. Bu büyük mozaik coğrafyada yaşayan halkların ve onların türkülerinin sesidir, ifadesidir.

    Hüsnü Arıkan: Grup Yorum bu ülkede, 35 yıldır müzik yapıyor. Taleplerinin karşılanarak açlık grevlerinin sona erdirilmesini diliyorum.

    Özcan Şanver: Grup Yorum bu toprakların 35 yıldır süren sesi olmuştur. Bu ses hiç susmasın.

    Sadık Gürbüz: Türkü söyleyenleri sahneden indirebilirler ama unutmayın o türküler sahnede iner insanları omuzlarından tutar ve o halaya katar.

    Tolga Sağ: İnsan haklarına değer verenleri müdahil olmaya, devlet görevlilerini çözüme çağırıyoruz. Grup Yorum konserleri yasaklanmasın, türküler özgür bırakılsın.Yaşamak bir hak, yaşatmak ise bir görevdir.

    Cihan Keşkek: Halkın kabul etmediği sanat yaşayamaz devletin kabul etmediği sanat değil. Dünya bu grubu sahiplendi özümsedi.Türkülerin önünü açın Grup Yorum’un taleplerini kabul edin.

    Meltem Cumbul: Grup Yorum üyelerinden İbrahim Gökçek 320 gündür ölüm orucunda. Ölüm orucunu bırakmak için talebi ise çok basit; konser vermek. Bu konser için de bir tarih bu kadar.

    Tolga İlhan: Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ölüme biraz daha yaklaştı. Adalet ve İçişleri bakanlığını bu soruna bir an önce el atmasını istiyorum. Grup Yorum üzerindeki yasaklar kaldırılsın ve tutuklu bulunan üyeleri serbest bırakılsın.

    (HABER MERKEZİ)

  • Grup Yorum’dan Gökçek için çağrı: Başka ölümlere sebep olmayın!

    Grup Yorum’dan Gökçek için çağrı: Başka ölümlere sebep olmayın!

    Grup Yorum, ölüm orucunun 320’inci gününde olan üyeleri İbrahim Gökçek için “Başka ölümlere sebep olmayın. İbrahim’in taleplerini kabul edin” çağrısında bulundu.

    Grup Yorum, ölüm orucunda olan üyeleri İbrahim Gökçek için sosyal medya hesaplarından çağrıda bulundu. Gökçek’in ölüm orucunun 320 gününde olduğu ve durumunun ağırlaştığı kaydedilen çağrıda, bundan dolayı taleplerinin bir an önce kabul edilmesi gerektiği vurgulandı.

    Konser yasaklarının kaldırılması için üyeleri Helin Bölek’in 3 Nisan günü ölüm orucunun 228’inci gününde hayatını kaybettiğini kaydeden Grup Yorum, “Konser yasaklarının kaldırılmaması sadece bize değil, halka da yasak koymak demektir. Biz Bakırköy Meydanı’nda milyonlarla birlikte konser verdik. Hep birlikte türkülerimizi söyledik. Biz halkın sanatçılarıyız. Bizim için halktan kopmak zaten ölümdür. Biz bu yasakları kabul etmiyoruz” diye belirtti.

    Paylaşılan metinde İbrahim Gökçek’in, “Somut bir kazanım olmadan direnişi bitirmeyeceğim” sözleri de hatırlatıldı. “Bir sanatçı bu uğurda ölümsüzleşti. Bir sanatçı daha talepleri kabul edilmediği için ömrünü mü versin?” diye soruldu.

    Gökçek’in çok basit ve meşru talepler için 320 gündür ölüm orucunda olduğunun altı çizilen çağrı metniyle, “Başka ölümlere sebep olmayın! İbrahim’in taleplerini kabul edin! Konser yasaklarını kaldırın.  Haksızca tutuklanan üyelerimizi serbest bırakın” çağrısında bulunuldu.

  • 100 Alevi Pirinden açıklama: Devleti yönetenleri sorumluluğa, vicdani göreve çağırıyoruz!

    100 Alevi Pirinden açıklama: Devleti yönetenleri sorumluluğa, vicdani göreve çağırıyoruz!

    PİRHA- Alevi Pirleri (Dede-Ana), sağlık durumları kritik sınırı aşan ölüm orucundaki Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ve cezaevinde ölüm orucunu sürdüren avukatlar Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ile ilgili adım atması ve talepleri kabul etmesi için hükümete çağrıda bulundu. Pirler, “Yaşamak haktır, yaşatmak Hakk’tandır” dedi. 

    Grup Yorum üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 319 gündür ölüm orucu direnişini sürdürüyor. Grup Yorum üyesi Helin Bölek de aynı taleplerle yaptığı ölüm orucu eyleminde bir ay önce İstanbul’da hayatını kaybetti.

    Sağlık durumu oldukça kritik olan İbrahim Gökçek ve cezaevinde ölüm orucunda direnişi yapan Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için Alevi Pirlerinden arka arkaya hükümete çağrılar gelmeye devam ediyor.

    Avrupa’dan ve Türkiye’den Alevi Pirleri (Dede-Ana), ölüm orucundaki Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, cezaevindeki avukatlar Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ile ilgili adım atması ve talepleri kabul etmesi için hükümete “Yaşamak haktır, yaşatmak Hakk’tandır” çağrısında bulundular.

    “Demokratik, eşit, adil ve barış içinde yaşama çağrımızdır” diyen Alevi Pirleri, “Bugün ‘kuzularımız’ hakka yürürken, yönetenlerin vicdanlarının sağır kaldığını üzülerek izliyoruz. Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ile birlikte avukatları Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ölümü göze alarak bir hak ve hakikat mücadelesi veriyor, adalet talep ediyor ve özgürce şarkılar, deyişler söylemek istiyorlar” mesajını verdiler.

    Cezaevlerinde haksızca tutulan canların serbest bırakılıp, adil yargılanmasının talep edildiği çağrı metninde, “Alevi Pirleri olarak, demokratik, eşit, adil ve barış içinde yaşamak için devleti yönetenleri ve tüm toplumsal dinamikleri sorumluluğa, vicdani bir göreve çağırıyoruz” denildi.

    Türkiye’den ve Avrupa’dan Alevi Pirlerinin “Yaşamak haktır, yaşatmak Hakk’tandır” başlıklı çağrı metninin tamamı şöyle:

    “İnsan Hakk’ta Hakk’ı insanda /Arıyorsan bak insanda”

    Yaşamak haktır. Yaşatmak ise devlet ve yönetenler için temel bir görev, insan için vicdani bir sorumluluktur. Bizler biliriz ki yaşam, Hakk’ın varlığının nişanesi ve emanetidir. Devlet, yurttaşla ilişkisini hakikat, adalet ve toplumsal barış diliyle kurmalıdır. Adalet, toplumsal barışın temel unsurudur ve vicdan terazisinden geçerek var edilir. Devlet tüm yurttaşlarına karşı adil olmak zorundadır. Din, dil, ırk, inanç, kimlik ve düşünce farklılıkları; insanın adalet ve temel haklardan yararlanması için engel gösterilemez. Devletin yurttaşına karşı inançsal, kültürel, ekonomik, ideolojik ön yargısı olamaz.

    “BUGÜN YÖNETENLERİN VİCDANLARININ SAĞIR KALDIĞINI ÜZÜLEREK İZLİYORUZ”

    “Fırat kenarında bir kurt bir kuzuyu kapsa, benden sorulur…” diyen devlet anlayışı bir yanda dururken; bugün “kuzularımız” hakka yürürken, yönetenlerin vicdanlarının sağır kaldığını üzülerek izliyoruz. Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ile birlikte avukatları Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ölümü göze alarak bir hak ve hakikat mücadelesi veriyor, adalet talep ediyor ve özgürce şarkılar, deyişler söylemek istiyorlar.

    “GRUP YORUM’UN TALEPLERİNİN YERİNE GETİRİLMEMESİ ADİL VE VİCDANİ DEĞİLDİR”

    Pir Sultan’dan, Nesimi’ye, hak âşıkların pek çoğu, yaşadığı dönemin yönetenleri tarafından cezalandırılmışlardır. Onlara yapılanlar zalimlikten başka bir şey değildir. Ozanların, âşıkların geleneğini cesaretle sürdüren Grup Yorum üyelerinin talebi de şarkılarını, türkülerini, deyişlerini özgürce söyleyebilmektir. Bu haklarının yasaklanması, taleplerinin yerine getirilmemesi adil ve vicdani değildir.

    “TALEPLER KABUL EDİLMELİ, ÖLÜM ORUÇLARI SONLANDIRILMALIDIR”

    Alevi Pirleri (Dede-Ana) olarak, bugünün yönetenlerine çağrımız; geçmişin zalimlerinin yolunu sürdürmemeleridir! 72 millete bir nazardan bakan; din, dil, cinsiyet farkı gözetmeksizin, evrenin ve yaşamın merkezine, insanı koyan ve insan onuruna yaraşır bir yaşam hakkını savunan biz altta imzası bulunan Alevi Pirleri (Dede-Ana), Aleviliğin daima mazlumdan ve ezilenden yana tavır alan bir inanç olduğunun bilinciyle, tüm yetkililere sesleniyoruz! Tarih boyunca cümle Erenler, Pirler; bu coğrafyada barışa, birlik ve beraberliğe katkı sundular. Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaşi Veli, aslan ile ceylanı bir arada yaşattı. Bugün bu anlayışı, yolu sürdüren Alevi Pirleri olarak; toplumsal barışın hâkim kılınmasının ülkemize ve bu topraklarda yaşayan tüm halklara büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz. Bu yüzden ölüm orucundaki, Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek ile birlikte avukatlar Ebru Timtik, Aytaç Ünsal ve diğer tutukluların talepleri kabul edilmeli, ölüm oruçları sonlandırılmalı.

    “CEZAEVLERİNDEKİ HAKSIZ TUTULAN CANLAR SERBEST BIRAKILMALI, ADİL YARGILANMA SAĞLANMALI”

    Bununla birlikte; cezaevlerinde haksız yere tutulduğuna inandığımız canlar serbest bırakılmalı, adil yargılanmaları sağlanmalıdır. Alevi Pirleri (Dede-Ana) olarak, demokratik, eşit, adil ve barış içinde yaşamak için devleti yönetenleri ve tüm toplumsal dinamikleri sorumluluğa, vicdani bir göreve çağırıyoruz. Ayrıca toplumun tüm kesimlerinden canlarımızı, toplumsal barış için sessiz kalmamaya ve bu çağrımıza destek olmaya davet ediyoruz. Birlik ve beraberlik ancak toplumsal barış ile mümkündür. Yaşadığımız bu zorlu süreçte; birlik, beraberlik, barış ve dayanışmaya ihtiyacımız var. Hak, hakikat, özgür ve barış içinde bir yaşam için insanlığın sağlığı, yaşamı ve mutluluğu için Hak cümlemizin yardımcısı Hızır yoldaşımız olsun. Aşk-ı muhabbetlerimizle…”

    Çağrı metninde imzası olan Alevi Pirlerinin (Dede-Ana) isimleri şöyle:

    Hüseyin Güzelgül / ABF Genel Başkanı Kureyşan Ocağı

    Celal Fırat /ADFE Genel Başkanı İmam Rıza Ocağı

    Hasan Kılavuz / ABF İnanç Kurulu Başkanı- Seyit Sabun Ocağı

    Cafer Kaplan – AABK İnanç Kurulu Başkanı

    Eren Yıldırım / ADFE İnanç Kurulu Başkanı- Baba Mansur Ocağı

    Haydar Buga – Belçika İnanç Kurulu Başkanı

    Halil Şahin – Danimarka İnanç Kurulu Başkanı

    Baki Erkonak – İtalya İnanç Kurulu Başkanı

    Haydar Bilgin- Avusturya İnanç Kurulu Başkanı

    Nusret Oral – Hollanda İnanç Kurulu Başkanı

    Metin Doğan – Fransa İnanç Kurulu Başkanı

    Sevim Sağol – Derviş Cemal Ocağı

    Sevim Yalıncakoğlu – Yalıncak Sultan

    Şenay Malkoç – Kureyşan – Almanya

    Narin Gülçiçeği – Baba Mansur – Almanya

    Mamure Umut – Baba Mansur – Fransa

    Zeynel Abidin Koç – Baba Mansur Ocağı

    Hüseyin Doğan – İmam Rıza Ocağı

    Hüseyin Gazi Metin – Hüseyin Gazi

    Hasan Doğan – Cemal Abdal Ocağı

    Efe Engin – Kureyşan Ocağı

    Vedat Tekten – Ağuiçen Ocağı

    Muharrem Erkan – Hıdır Abdal Ocağı

    Celal Abbas Alıcı – Celal Abbas Ocağı

    Onur Güngör – Baba Mansur Ocağı

    Bülent Yaşar – Baba Mansur Ocağı – Belçika

    Piro Kaplan – Baba Mansur Ocağı- Hollanda

    Murat Doğan – Baba Mansur Ocağı- Fransa

    Ozan Gökkaya – Kureyşan Ocağı- Fransa

    Yadigar Aslan – Kureyşan Ocağı- İngiltere

    Serdar Umut – Baba Mansur Ocağı- Fransa

    Ali Umut – Baba Mansur Ocağı- Fransa

    Erdal Bulut – Ağuçan Ocağı- Fransa

    Erkan Akagündüz – Baba Mansur Ocağı- Fransa

    Sefa Öztürk – Güvenç Abdal Ocağı

    Mesut Çelik – Baba Mansur Ocağı

    Hüseyin Elmas – Ağuiçen Ocağı

    Haşim Kızılveren – Baba Mansur Ocağı

    Ali Tekin – Baba Mansur Ocağı

    Musa Kazım Engin – Kureyşan Ocağı

    Hasan Kılıç – Kureyşan Ocağı

    Kazım Açıktepe – Kureyşan Ocağı

    Ali Haydar Kurt – Baba Mansur Ocağı

    Ali Ekber Aydoğdu – Kureyşan Ocağı

    Ali Efe – Kureyşan Ocağı

    Hüseyin Kayar – Derviş Gewr Ocağı

    Erdal Ahi – Hubyar Sultan

    Cem Sultan Ermiş – İlyas Baba

    Cemal Şahin

    Erdoğan Sezer – Hubyar Sultan

    Ali Eren – Kureyşan Ocağı

    Erzade Yıldız – İmam Rıza Ocağı

    Ali Haydar Gökten – Hubyar Sultan

    Salih Ürün – Cemal Abdal Ocağı

    Cemal Dedeoğlu – Cemal Abdal ( Türbedar)

    Hüseyin Kuğu – Baba Mansur Ocağı

    Hüseyin Moğultay – Baba Mansur Ocağı

    Zeynel Batar – Celal Abbas Ocağı

    Zeynel Doğan – Derviş Cemal Ocağı

    Yusuf Gümüş – Sarı Saltık Ocağı

    İbrahim Doğan – Kureyşan Ocağı

    Bektaş Özcan – Şah İbrahim Ocağı

    Veli Koray Çelik – Üryan Hızır Ocağı

    Ali Ekber Kaya – Kureyşan Ocağı

    Necmettin Güler – Ağuiçen Ocağı

    İbrahim Doğan – Cemal Abdal Ocağı

    Celal Sezer – Hubyar Sultan Ocağı

    Engin Seyitalidedeoğlu – Kureyşan Ocağı

    Enver Can- Seyit Süleyman Aziz baba Ocağı

    Emrah Çolak -Güvenç Abdal Ocağı

    Düzgün Dağ -Kureyşan Ocağı

    Mustafa Düzgün -Baba Mansur Ocağı

    Mehmet Karabulut – Baba Mansur Ocağı

    Cemal Tanrıverdi – Derviş Cemal Ocağı

    Gönül Güngör – Baba Mansur Ocağı

    Fevzi Akbaba – Üryan Hızır Ocağı

    Ergül Şanlı – Dedekargın Ocağı Ocağı

    Nurettin Aksoy – Serçeşme

    Şahin Polat – Sarı Saltuk

    Erdoğan Sevin – Baba Mansur Ocağı

    Mahmut Yalıncakoğlu – Yalıncak Sultan

    Hüseyin Akçay – Kureyşan Ocağı

    Hüseyin Gökçe – Kureyşan Ocağı

    Abdullah Bakır – Derviş Gewr Ocağı

    Hasan Bilici – Derviş Cemal Ocağı

    Mehmet Topçu – Bektaşi Babası

    Hasan Koca

    Baki Erdoğan – Baba Mansur Ocağı

    Hüseyin Bakır – Sultan Sinemili Ocağı

    Hüseyin Soysüren – Sultan Sinemili Ocağı

    Hıdır Beyaz – Kureyşan Ocağı

    Kazım Baran – Ağuiçen Ocağı

    Mustafa Kavak – Paris Bölgesi İnanç Kurulu

    PİRHA/İSTANBUL

  • 7 Alevi örgütünden Cumhurbaşkanı’na, Adalet ve İçişleri Bakanlarına çağrı: İbrahim’i yaşatalım!

    7 Alevi örgütünden Cumhurbaşkanı’na, Adalet ve İçişleri Bakanlarına çağrı: İbrahim’i yaşatalım!

    PİRHA- 7 büyük Alevi örgütü ortak bir yazılı açıklama yaparak, ölüm orucundaki İbrahim Gökçek’in taleplerinin kabul edilmesi ve yaşatılması için Cumhurbaşkanı’na, Adalet ve İçişleri Bakanlarına çağrı yaptı. Açıklamada “İnsan tokluğundan utanır. 319 gündür ölüm orucunda olan İbrahim canı görünce utanır. Durumu çok ağır ve acil çözüm bulunmaz ise Helin Bölek gibi o da yaşamını yitirecek hepimizin gözlerine bakarak ve büyük yaşam arzusuyla” denildi.

    Grup Yorum üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 319 gündür ölüm orucu eyleminde. Helin Bölek de aynı taleplerle yaptığı ölüm orucu eyleminde bir ay önce hayatını kaybetti.

    Sağlık durumu oldukça kritik olan İbrahim Gökçek, dün birçok Alevi kurum temsilcisi tarafından Direniş Evi’nde ziyaret edildi.

    Bugün ise Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nden oluşan 7 Alevi kurumu ortak yazılı bir açıklama yaparak, devlet yetkililerini göreve çağırdı.

    “Siyasi Parti ve kurumları, Belediye Başkanlarını, demokratik kamuoyunu, yaşam savunucularını birlikte demokratik bir ülkede olmaz ise olmaz adalet duygusunu ve yaşam hakkını güçlendirmeye çağırıyoruz” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Yurttaşlara karşı ahlaki ve vicdani olarak adil olma sorumluluğu beklediğimiz Sayın Cumhurbaşkanı, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından, Meclis çatısı altında yurttaş iradesini temsil eden siyasi parti ve milletvekillerinden zor dönemden geçtiğimiz bugünlerde çözüm üretme yaklaşımı bekliyoruz.  Devlet olarak adil yaklaşım duygusunu görünür kılacaktır. Demokratik Türkiye arzumuz birlikte mümkündür.”

    Alevi kurumlarının “Birlikte adil yaşam çağrısı” başlığıyla yaptıkları ortak açıklamanın tam metni şöyle: 

    “Yaşam doğum hakkı ile cümle varlığın koruması gereken vicdani bir sorumluluktur. Bu sorumluluk insanların birlikte yaşam gayretini güçlendirir. İnsani değerler ahlaki, vicdani değerlere dayanarak yaşam kültürünü anlamlandırmıştır.
    Bu hakikat tüm toplumsal düşün, inanç süreklerinde de şiraze olmuştur.
    Devletler ahlaki ve vicdani hakikati Yurttaş ilişkisinde Adalet Yasası üzerine oturtmuştur. Yurttaşlık yaşadığı mekanda Devleti var eden ona Yurttaş vicdanı ile birlikte yaşam yetkisi veren ve onu imkanları ile toplumsal hizmet üretmesini sağlayan temel gerçektir. Bu gerçek hakkın 100 yılların birikimi ile oluşması bir bağlılık ilişkisi geliştirir. Devletin Yurttaşına karşı inançsal, kültürel, ekonomik, ideolojik ön yargısı olamaz.
    Çünkü Devletler de doğar, büyür, yaşar, ölür ve miras bırakır bu miras vicdan mirasıdır. Bu miras olmaz ise mirası devir alacak kimse de kalmaz.
    Bu nedenle Devlet tüm Yurttaşlarına karşı Adil olmak zorundadır.

    “İNSAN TOKLUĞUNDAN UTANIR”

    Adalet Devlet’in şirazesidir. Politika üretenler de Yurttaşlar arasında Adil yaklaşımı korumalıdır.
    Çünkü politikalar değişebilir zamanla ve yaptıklarınız içerisinde vicdan, adalet barındırmaz ise bırakacağınız miras kin ve öfke olur.
    Bizler geleceği birlikte yaşayabiliriz. Yaşadığımız Yurt bu hakikati gerçekleştirmiş ve adını bu hakikatle Anadolu olarak tarihe nakşetmiştir.
    72 milletin, inancın, kültürün ve dilin yaşadığı Anadolu Yurttaş mirası ve Yurt bilinci korunmak zorundadır.
    Dün Alevi kurum temsiliyetleri, yaşam savunucuları, Demokratik İslam Kongresi açlık grevinde olan Grup Yorum Üyesi İbrahim Gökçek’i ziyaret ettik. İnsan tokluğundan utanır mı evet utanır.
    319 gündür Açlık Grevin’de olan İbrahim canı görünce utanır. Durumu çok ağır ve acil çözüm bulunmaz ise Helin Bölek gibi o da yaşamını yitirecek hepimizin gözlerine bakarak ve büyük yaşam arzusuyla.

    “GRUP YORUM YİNE MÜZİĞİYLE İFADE ETMELİDİR KENDİNİ”

    Temel talepleri, Grup Yoruma konser yapması için bir tarih ve yer verilmesi, içeride tutuklu iki Grup Yorum üyesinin serbest bırakılması, Grup Yorum üyelerinin terör listesinden çıkarılması. Türkiye Halklarının müzikleri ile tanıdıkları Grup Yorum yine müziği ile ifade etmelidir kendini.
    Diğer yandan Adil yargılanma talepleri nedeniyle Avukatlar Ebru Timtik 119, Aytaç Ünsal 88, Didem Akman 64, Özgür Karakaya 64 gündür açlık grevindeler ve grevlerini ölüm orucuna çevirdiler. Mustafa Koçak adil yargılanma talebi ile açlık grevinde yaşamını yitirdi.
    Ayrıca İnfaz yasası Yurttaşların eşitliği ilkesine uygun olmayan bir yöntemle devreye konulmuş, aynı zamanda Anayasal olarak eşitlik ilkesi de gözetilmemiştir. Kamuoyu açısından yaralayıcı olmuştur. İçeride kalanların pandemi koşulları nedeni ile can güvenlikleri yoktur.
    Bu minvalde tüm siyasi parti ve kurumları, belediye başkanlarını, demokratik kamuoyunu, yaşam savunucularını birlikte demokratik bir ülkede olmaz ise olmaz adalet duygusunu ve yaşam hakkını güçlendirmeye çağırıyoruz.

    “VİCDANLAR SUSMASIN, İBRAHİM YAŞASIN”

    Yurttaşlara karşı ahlaki ve vicdani olarak Adil olma sorumluluğu beklediğimiz Sayın Cumhurbaşkanı, Adalet ve İçişleri Bakanlıklarından, Meclis çatısı altında Yurttaş iradesini temsil eden siyasi parti ve milletvekillerinden zor dönemden geçtiğimiz bugünlerde çözüm üretme yaklaşımı bekliyoruz. Devlet olarak adil yaklaşım duygusunu görünür kılacaktır. Demokratik Türkiye arzumuz birlikte mümkündür. Vicdanlar susmasın, İbrahim yaşasın! Herkes için Adalet!”

    PİRHA/İSTANBUL 

  • DAD: Zulme karşı söz söyleyip meydan kurma zamanıdır

    DAD: Zulme karşı söz söyleyip meydan kurma zamanıdır

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, gündeme dair yazılı bir açıklama yaparak, “Alevilerin “eşit yurttaş ve anayasal hak” taleplerinin görünür kılınması zamanıdır” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi, güncel gelişmelere dair basın metni yayınladı. İnsanlık tarihinin en büyük eşiğinden geçildiğine ve Nehak zihniyetin doğayı ve yaşamı talan ettiğine işaret edilen açıklamada, “Artık özlemini çektiğimiz demokratik, komünal eşitlikçi modellerin inşası kadar, kendi kendimize yetecek, yeni rıza modellerini ve komlarını kurmak kaçınılmaz olmuştur. Zamanın ruhu bize Rıza toplumu perspektifini bütün cümle cana görünür kılmayı uygun görmektedir” denildi.

    Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Çok iyi biliyoruz ki, Alevi hakikati üzerinde gün geçmiyor ki, her türlü hakaret, yalan, ötekileştirme, aşağılama, söylemleri adeta bir siyaset tarzı haline getirilmesin. Aleviler dışında olur olmaz herkes kendini bilmeyerek konuşmaya başlamıştır. Söz konusu Aleviler olunca kendini bilende bilmeyende konuşuyor. Eskiden Aleviler kendi meydanlarında ve mekanlarında sorunları konuşur ve çözerlerdi. Şimdi böylemeyiz? Aleviliği bu duruma getiren nedir? Yol adata ‘gelen geçenin boş mekanına’ dönüşmüş durumda, ‘Ulu olan yoldur’ sözü yerine, “Yol incinsin ama çıkarlarımız incinmesin” anlayışının hâkim olduğu bir dönemi ne yazık ki yaşayarak görmekteyiz. Bugün Alevilerin yaşadığı en büyük sorunların kaynağından kendi inançlarının ana kadim dillini, kavramlarını ve kuramlarını unutup, kendi yol ve inanç dili olmayan, ‘ezop’ popülist ve güncel siyaset dilinin dışına çıkmadığını görmekteyiz. “Dilin nedir söyle inancını söyleyeyim” sözünü bir kez daha hatırlamak isteriz. Asıl her şey dil ile başlar dil ile biter. Aleviliğin bu kadar eza sistemi içinde erimesi, yabancılaşması, kendi hakikatinden uzaklaşmasını anlamanın yolu, kendi inanç ve yol dilimize bakarak öğrenebiliriz.

    “XIZIR MEKANLARINA NİYAZ OLUP, İKRARLAŞMANIN TAM DA ZAMANIDIR”

    Rıza toplumu süreklerinin bir kez daha ‘el el el hakka’ demeleri için, rıza toplumu pirlerin ve taliplerin birliğinde, büyük der cemlerin meydanlarında bir araya gelmenin zamanı gelmiştir. Aleviliğin bu dağılan, kendi tarihsel ve kültürel hafızasından uzaklaşan, yabancılaşarak, her gün geriye gittiği zamanları nasıl durduracağına dair çağrı yapıyoruz. Alevilik bugün dardaysa Aleviler de zordadır. Tarihe ve insanlığa olan sorumluğumuz varsa ki vardır, yeniden kendi diyar ve deryamızın mekanlarına dönüp, kutsal coğrafyamızla yeniden Xızır mekanlarına niyaz olup, ikrarlaşmanın tam da zamanıdır. Burda pirlerimize, mürşitlerimize, taliplere büyük sorumluluk düşmektedir bunun içinde çağrımız; tüm Alevi süreklerinedir; tüm Alevi sürekleri pirlerin ve taliplerin birliğinde cem olup ikrarlaşarak ancak bu eza’dan güçlü çıkış yapabiliriz. Aynı tarihsel hakikatı yeniden güncelleştirip, başta Ortadoğu olmak üzere zulüm altındaki bütün mekanlarda  büyük cemler birliğinde rıza toplumuna hakikatin yolunu göstermek neden olmasın ki. Bunun dışındaki açıklamalar, yapay ve suni gündemler oluşturmak ve bunların peşinden giderek daha çok enerjilerimizi tüketmeye götürecektir.

    İnsanlık her gün bir çok mekânda darda ve zordadır. Bir ananın umudu, bir çocuğun geleceği, bir talibin karamsarlığına ancak, pirlerin rızası ve duası şifa olacaktır. Aleviler bu zor ve dar zamanlarında en çok Xızırlarını pirlerini gözlemişlerdir. Böylesi bir zamanlardan geçiyoruz. Yolu savunmak ve yaşatmak istiyorsak ancak bu iki kutsal kurumu yaşatarak başarabiliriz. Dernekler ve diğer birçok kurum hiçbir zaman ne ocakların ne de pirlerin yerini alabilir. Zamanın ruhu Pir ve ocaklarımızla niyazlaşmayı gerektirmektedir. Bunun dışındaki yollar, bey hu de olduğunu bugün yaşananlardan gördük. Ne klasik devletçi kurumlar, ne “cemevi dedeleri” ne de iktidar merkezli temsilcilerin hiçbir derde deva olmadıklarını bir daha öğrenmiş olduk.”

    “ZULME KARŞI SÖZ SÖYLEYİP MEYDAN KURMA ZAMANIDIR” 

    “Bugün bütün dünya devletleri Covid-19 pandemisine karşı bir çaresizlikle karşı karşıyalar” denilen açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Yıllarca birey toplum ve doğanın ikrarlı ve rızalı ilişkisine karşı, her türlü taciz ve tecavüz de bulundular. Doymak bilmeyen kar hırsları için, cümle canın hanesine tecavüz ettiler. Bu dar günlerde kurtulmanın tek yolu cümle cana karşı dara durmak, toplum ve doğa ile yar olmaktır. Salgına karşı öz savunma oluşturmanın en sağlıklı yolu budur. Sağlıklı toplum rızalı toplumdur. Türkiye tam da bu Korona günlerinde, herkesin evde sessiz kaldığı dönemde infaz yasasını çıkardı. Rızasız yaşama karşı sapma durumunda olanları” Kader Mahkumu” olarak affetti. Tek suçları emek, barış, demokrasi ve insan hakları mücadelesi vermek olanlar ise ölüme terk edildi. Helin Bölek, adalet duygusunu diri tutmak için ölüm orucunda hakka yürüdü. Yine Mustafa Koçak adil yargılama talebi kabul edilmeyince son çare olarak bedenini iradesine çerağ yapıp 297. gününde hakka yürüdü. An itibariyle İbrahim Gökçek ve adalet çağrısında bulunan bir çok can açlık grevindeler. Hak arama yönteminin sekli Helin’in, İbrahim’in Mustafa’nın ve diğer canların kendi kararlarıdır! Ama bizi ilgilendiren boyutu ise, çaresiz kalıp bedenlerini iradelerine çerağ yapmalarıdır. “Alın terinin ölüm terine” dönüştüğü an hiçbir zulümkar, halkların savunmasının karşısında duramaz. An itibariyle nehak tekçi zihniyetin zulmüne karşı varlık mücadelesi veren Rıza toplumu süreklerinin “alın teri ölüm terine” dönüşmüştür. Bu zulme karşı söz söyleyip meydan kurma zamanıdır. Burada insanlığın Kutsal değerleri adına, insaniyet adına, hak ve hakikat adına; bu canların çığlığına kulak verelim. Devleti yöneten mutlak etki ve yetki sahibi olanlara diyoruz ki, “Yapacak bir şey var, istenilse bu canlar yaşayabilir. Yaşatmak, görünür kılmak, bir annenin, bir evladın kalbine girmek sizi yüceltir. Aksi takdirde hakka yürüyen her canla beraber, sizlerde insanlığın kalbinde ölürsünüz. İstişare etmek hakkın emridir. Bir an önce bu canlarla görüşülmeli, yaşanan bu sürece son vermelerinin yolu açılmalı, Anaların gönül sarayında mihman olunmalıdır.”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan “Cumhuriyet ve Demokrasi” adlı kitapçık üzerinden yapılan tartışmalara değinilen açıklamada “Kitapçıkta dile getirilen konu başlıkları hem Alevilerin hem de demokratik bir yaşamı arzulayan her kesimin özlemidir. Sayın İmamoğlu, Alevilerle ilgili olarak “usulden” bir giriş yapmıştır. Şimdi sıra yıllardır Alevilerden her türlü desteği alan başta kendi partisi olmak üzere diğer partililer ile bir araya gelerek “esastan” bir giriş yapma cesaretini göstermeleridir. Alevilerin “eşit yurttaş ve anayasal hak” taleplerinin görünür kılınması zamanıdır” denildi.

    “MAZLUM ÇARESİZ, MEKAN RIZASIZ, ZAMAN SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

    “Alevi inancı tanımlanamaz, yol kendini tanımlamıştır. “sorma be birader mezhebimizi biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır” demiştir yol ulularımız. ” İslam içi İslam dışı, Alisiz Alevilik” gibi tanımlamalar bizim gündemimiz değildir” denilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Bizim hakikatımız bizim meydan ve Erkanlarımızdır. Bizler bunun dışında başka meydan tanımayız. Bizim pirlerimiz var biz başka kadı istemeyiz, bizim bir yolumuz var başka bir yol istemeyiz, bizim bir cemimiz ve cıwatımız var başkasını istemeyiz. Bizim bir semahımız var başkası neyimize, bizim telli kuran sazımız var başkası neyimize. /Bunun içinde bir kez daha cümle canları rıza hakikatine dönmenin zamanı geldiğini söylemek hak kelamı olarak görüyoruz. Bütün bu yaşananlar bize tarihsel sorumluluklar yüklemektedir. Yaşanan olaylara olgulara yüzeysel yaklaşmak derinlikli kavrayamamak yorgun Kemal eti ve Xızır aklı ile çözüm üretememek, dolaylı da olsa yaşanan zulme ortak olmaktır. İslam aleminin Ramazan ayının önce tüm İslam alemine sonrasında tüm insanlığa dostluk Barış şifa getirmesini niyaz ederiz. Alın terinin, emekçilerin bayramı olan 1 Mayıs işçi Bayramı’nın Türkiye ve dünya emekçi halklara eşit, adil, demokratik bir gelecek inşa etme gücü vermesini dileriz. Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir. Hak aynamız, Xızır yardımcımızdır.”

    Metnin tamamı;

    Cümle insanlık tarihin en büyük eşiğinden geçiyor. Bu yaşananlara karşı rıza toplumu olarak kayıtsız kalamayız. Her varlığın yaşama hakkını kutsal biliyoruz. Bu kötülüklerin kaynağı olan Nehak zihniyet, doğa karşıtı, obur, doymayan, zihniyetin bir hastalığı olduğuna bir kez daha tanıklık yapmaktayız. Doğa anayı hak bilen bir inanç olarak, bir kez daha anlamaya çalıştık ki; bu eza sistemleri doğamızı, kutsallarımızı, börtü böceği, ırmakların varlıklarına nasıl kıydıklarını hem görüyoruz hem de yaşıyoruz insanlık olarak.

    Bu yaşananlara karşı insanlık için büyük acılar olmakla birlikte, insanlık aynı zamanda büyük bir umut ve irade ile her sorunu aşmaya en yaratıcı varlık olduğunu da biliyoruz. Tüm insanlık deryası bir kez daha kendi gayreti ile yaşanan bu acı günleri aşıp, daha yaşanacak özgür, demokratik, eşit bir dünyayı inşa etmeyi amaçlayacaklarına olan inancımız tamdır. Yaşananlardan çıkaracak en büyük ders, kendi geçmiş tarihimizden yeniden buluşmak ve güncel olarak daha gerçekçi daha ikrarlı ve rızalı toplum modellerine yönelmek olmalıdır. Artık özlemini çektiğimiz demokratik, komünal eşitlikçi modellerin inşası kadar, kendi kendimize yetecek, yeni rıza modellerini ve komlarını kurmak kaçınılmaz olmuştur. Zamanın ruhu bize Rıza toplumu perspektifini bütün cümle cana görünür kılmayı uygun görmektedir. Her köy hakikatçı rıza toplumun yöneleceği mekanlar olmaya hazırdırlar. ‘Topraktan geldik toprağa dönüyoruz’ bu veciz kelamın kutsallığı tamda rıza hakikatının ekolojik dünyasını dile getirmektedir Bir kez daha cümle insanlığın, hakikatı nerde araması gerektiğini öğretmiştir bizlere.

     

    Nehak sistemlerden çıkaracağımız en büyük ders budur. Eğer okunacak en büyük kitap insan ise, o zaman biz bu insandan çıkaracağımız ders bu olmalıdır. Rıza toplumların ortaklığında inşa edilecek toplumsal hakikatımızın bize bırakacağı tarihi miras ise, kendi hakikatımıze yönelip, yerel, evrensel düzeyde, rıza toplumları sürekleri ile bir araya gelip insanlık deryasında Damla olmak ve Cem olmak artık kaçınılmaz ve tarihi bir görev olmuştur. Artık güncel, eza sistemleri için taktik ve çıkardan öteye gidemeyen, hesapların kurbanı olmaktan kendimizi çıkarıp, rıza toplumu meydanında bir araya gelip, demokrasi özgürlük, eşitlik deryasını yeniden güncelleştirip, ortak yaşam alanlarımızı inşa etmek, nahakın dışında yeni bir hakikatin mümkün olacağını cümle cana göstermektir.

    Çok iyi biliyoruz ki, Alevi hakikatı üzerinde gün geçmiyor ki, her türlü hakaret, yalan, ötekileştirme, aşağılama, söylemleri adeta bir siyaset tarzı haline getirilmesin. Aleviler dışında olur olmaz her kes kendini bilmeyerek konuşmaya başlamıştır. Söz konusu Aleviler olunca kendini bilende bilmeyende konuşuyor. Eskiden Aleviler kendi meydanlarında ve mekanlarında sorunları konuşur ve çözerlerdi. Şimdi böylemeyiz? Aleviliği bu duruma getiren nedir? Binlerce yıllık Hak ve Hakikat arayışında bulunan bir inanca yönelik içte ve dışta her ağzı olan konuşuyor. Söz kelam, dört duvar arasında pirsiz talipsiz kalınca manasını getirir duruma gelmiştir. Kimileri Aleviliği bir hakaret aracı, kimleri; bir miza konusu, kimileri; fotoğraflar üzerinden tartışmalar yaparak, suni gündemler yaratarak istismara yol açmıştır. Kadim bir inancı böylesi medyatik ve siyaset aracı yapan ve yaptıranlar niye çoğaldı? Bu hakikatı doğru sorgulamadan ve kendi özümüzü yoklamadan nasıl yol alacağız?

    Alevilik tarihin hiçbir aşamasında bu kadar, kendi kadim değerlerine yabancılaşmadığı bir zamanı yaşıyor. Yol adata gelen gecenin boş mekanına’ dönüşmüş durumda, ‘Ulu olan yoldur’ sözü yerini, “Yol incinsin ama çıkarlarımız incinmesin” bir anlayışın hâkim olduğu bir dönemi ne yazık ki yaşayarak görmekteyiz.

    Aleviliğin kadim ana dili yerini, her türlü eril egemen dilin yerine terk edilmiştir. Bugün Alevilerin yaşadığı en büyük sorunların kaynağından kendi inançlarının ana kadim dillini, kavramlarını ve kuramlarını unutup, kendi yol ve inanç dili olmayan, ‘ezop’ popülist ve güncel siyaset dilinin dışına çıkmadığını görmekteyiz. “Dilin nedir söyle inancını söyleyeyim” sözünü bir kez daha hatırlamak isteriz. Asıl her şey dil ile başlar dil ile biter. Aleviliğin bu kadar eza sistemi içinde erimesi, yabancılaşması, kendi hakikatından uzaklaşmasını anlamanın yolu, kendi inanç ve yol dilimize bakarak öğrenebiliriz.

     

    Rıza toplumu süreklerinin bir kez daha ‘el el el hakka’ demeleri için, rıza toplumu pirlerin ve taliplerin birliğinde, büyük der cemlerin meydanlarında bir araya gelmenin zamanı gelmiştir. Aleviliğin bu dağılan, kendi tarihsel ve kültürel hafızasından uzaklaşan, yabancılaşarak, her gün geriye gittiği zamanları nasıl durduracağına dair çağrı yapıyoruz. Alevilik bugün dardaysa Alevilerde zordadır. Tarihe ve insanlığa olan sorumluğumuz varsa ki vardır, yeniden kendi diyar ve deryamızın mekanlarına dönüp, kutsal coğrafyamızla yeniden xızır mekanlarına niyaz olup, ikrarlaşmanın tam da zamanıdır. Yoksa her gün daha fazla geriye ve dağılmaya doğru gidiyoruz. Burda pirlerimize, mürşitlerimize, taliplere büyük sorumluluk düşmektedir bunun içinde çağrımız; tüm Alevi süreklerinedir; Tüm Alevi sürekleri pirlerin ve taliplerin birliğinde cem olup ikrarlaşarak ancak bu eza’dan güçlü çıkış yapabiliriz. Bunun dışındaki açıklamalar, yapay ve suni gündemler oluşturmak ve bunların peşinden giderek daha çok enerjilerimizi tüketmeye götürecektir.

    Eza ve Nemrudi sistemler tarihin her aşamasında kendine ‘kurban’ arayacaklardır. Her dönemin Hınzır paşaları olmuştur. Bir kez daha hınzır paşalara Pir Sultanları kurban etmek istemiyorsak, rıza toplumu olarak, Şahı Merdanların, Pir Sultanların, Mansurların, Şah Huseyinlerin, Seyit Rızaların, Baba İshakların, yol hakikatındaki, direnen halk gerçekliği ve direnen inanç gerçekliğinin rızalığında kendi ocaklarımıza, komlarımıza, dönerek kendi hakikatımızı inşa etmek mümkündür. Adeta Pirlerimiz birer rıza ve inanç önderleri olarak bir kez daha hak meydanlarında, kerametlerini ortaya çıkaracağı tarihi rollerini oynayacağı zamanlaradayız. İnsanlığın çırası nasıl ki kutsal mekanlarda yanıp, cümle canlara ve insanlığa yol göstermişse; Talip toplumu olanların bir kez daha pirlerine çıra olacak zamanı yaşamaları mümkündür diyoruz. Aynı tarihsel hakikatı yeniden güncelleştirip, başta Ortadoğu olmak üzere zulüm altındaki bütün mekanlarda büyük cemler birliğinde rıza toplumuna hakikatin yolunu göstermek neden olmasın ki.

    İnsanlık her gün birçok mekânda darda ve zordadır. Bir ananın umudu, bir çocuğun geleceği, bir talibin karamsarlığına ancak, pirlerin rızası ve duası şifa olacaktır. Aleviler bu zor ve dar zamanlarında en çok Xızırlarını pirlerini gözlemişlerdir. Böylesi bir zamanlardan geçiyoruz. Biz nasıl ki bir kuşun ve kurdun hakkını gösterip, onun hakkını gözetmiş bir rıza topluma ve inanca sahipsek, her cana her varlığa karsı sorumluyuz. Kutsal inancımız, ‘Ben’ tarihini reddettiği içinde ‘Biz’ demiş ve “on dört bin yıldır pervanelikte gezerek” bu kadim tarihinin izini sürmüş ve ‘biz olmak için, bedel ödemiştir. “Ben”‘ olmak istemiş olanların tarihi Deryadan uzaklaşmış, devlete yakın durmuş olanların tarihidir. Bir kez daha deryaya olan ‘Biz’ tarihine yönelmek mümkün olduğunu söylüyoruz.

    Biz derya içinde bir damlayız. Bu hakikat damladan evrene ve insanlığa yar olmayı bilmiş bir inançtır. Asla pirisizliğe, yolsuzluğa, yol vermemiştir. Biz yediden yetmişe her varlığın hakkını savunan ve gözetleyen, her varlığa niyazını paylaşan olduk. Bunun içinde, biz her canın kapısının eşiğini öperek rıza almış bir inancın mensuplarıyız. Biz ancak xanenin kapısına turap olup ondan rızalık alabiliriz.  Xane hakkın görünür olduğu mekanın ismidir. Bizim için en büyük örgütlenme rıza modelli xanedir. Biz xanenin yoluna yönelen her piri pir biliriz. yol ve hakikat arayışı nın en görünür tezahürleri Pir ve kutsal ocaklarımızdır.Yolu savunmak ve yaşatmak istiyorsak ancak bu iki kutsal kurumu yaşatarak başarabiliriz. dernekler ve diğer birçok kurum hiçbir zaman ne ocakların ne de piriler’in yerini alabilir. Zamanın ruhu Pir ve ocaklarımızla niyazlaşmayı gerektirmektedir.Bunun dışındaki yollar, bey hu de olduğunu bugün yaşananlardan gördük. Ne klasik devletçi kurumlar, ne ” cemevi dedeleri” ne de iktidar merkezli temsilcilerin hiçbir derde deva olmadıklarını bir daha öğrenmiş olduk.

    Yanı başımızda yaşanan her şey bizi ilgilendirecektir. Talan edilen ormanlarımız, yıkılan kutsal mekanlarımız, kirletilen doğamız, eğitim hakkından mahrum kalan çocuklarımız,bir ağacın kesilmesinden tutalım, bir mezarın kırılmasına, bir ananın ‘kargodan oğlunun kemiklerininin” göndermesine dek sorumluyuz. Biz bu hakikatı görmeden nasıl kendimize inanç mensupları, nasıl yol talipleri diyebiliriz? Nasıl bu inanç adına konuşabiliriz? Alevi hakikatı Rıza toplumu perspektifi sadece Alevileri mi kapsar? günlerce Süni gündemler etrafında enerjimizi tükettiğimiz kadar, bir ananın düştüğü durumu anlayamamak ya da bu zulme sessiz olmak neyin nesidir? Bir anaya kargoyla oğlunun kemiklerinin gönderilmesine yol diliyle tep ki göstermeyen kurumlar yada kişiler nasıl olurda”hak ve hakikatten, Hüseyni duruştan

    İnsanlıktan “kendilerini sorumlu görürler. Bir kez daha “Gerçeğe Hû” diyoruz. Burda yaşanan kırımı görmesek, insanlık deryasında nasıl damla olmayı başara biliriz.

    Bugün bütün dünya devletleri covid-19 pandemisine karşı bir çaresizlik ile karşı karşıyalar. Yıllarca birey toplum ve doğanın ikrarlı ve rızalı ilişkisine karşı, her türlü taciz ve tecavüz de bulundular. Doymak bilmeyen kar hırsları için, cümle canın hanesine tecavüz ettiler. Bu dar günlerde kurtulmanın tek yolu cümle cana karşı dara durmak, toplum ve doğa ile yar olmaktır.salgına karşı öz savunma oluşturmanın en sağlıklı yolu budur. Sağlıklı toplum rızalı toplumdur.

    Türkiye tam da bu Corona günlerinde, herkesin evde sessiz kaldığı dönemde infaz yasasını çıkardı. Rızasız yaşama karşı sapma durumunda olanları ” Kader Mahkumu” olarak affetti. Tek suçları Emek Barış demokrasi ve insan hakları mücadelesi vermek olanlar ise ölüme terk edildi.Helin Bölek, Adalet duygusunu diri tutmak için ölüm orucunda hakka yürüdü. Yine Mustafa Koçak adil yargılama talebi kabul edilmeyince son çare olarak bedenini iradesine çerağ yapıp 297. gününde hakka yürüdü.An itibariyle İbrahim Gökçek ve adalet çağrısında bulunan bir çok can açlık grevindeler. Hak arama yönteminin sekli Helin’in, İbrahim’in Mustafa’nın diğer canların kendi kararlarıdır! Ama bizi ilgilendiren boyutu ise, çaresiz kalıp bedenlerini iradelerine çerağ yapmalarıdır. “Alın terinin ölüm terine” dönüştüğü an hiçbir zulümkar halkların savunmasının karşısında duramaz. An itibariyle nehak tekçi zihniyetin zulmüne karşı varlık mücadelesi veren Rıza toplumu süreklerinin”alın teri ölüm terine”dönüşmüştür. Bu zulme karşı söz söyleyip meydan kurma zamanıdır. Burada insanlığın Kutsal değerleri adına, insaniyet adına, hak ve hakikat adına; bu canların çığlığına kulak verelim.Devleti yöneten mutlak etki ve yetki sahibi olanlara diyoruz ki, ” Yapacak bir şey var, istenilse bu canlar yaşayabilir. Yaşatmak, görünür kılmak, bir annenin,bir evladın kalbine girmek sizi yüceltir. Aksi takdirde hakka yürüyen her canla beraber, sizlerde insanlığın kalbinde ölürsünüz. İstişare etmek hakkın emridir. Bir an önce bu canlarla görüşülmeli, yaşanan bu sürece son vermelerinin yolu açılmalı, Anaların gönül sarayında mihman olunmalıdır.

    Yine bu Corona günlerinde tartışma yaratan konulardan birisi de,İstanbul büyükşehir belediyesi tarafından 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı’na özel olarak hazırlanmış”Cumhuriyet ve demokrasi”adlı kitapçık oldu.kitapçıkta dile getirilen konu başlıkları hem Alevilerin hem de demokratik bir yaşamı arzulayan herkesimin özlemidir. Sayın Ekrem imamoğlu’nun niyetini sorgulamıyoruz. Farklı sürekleri kabul etmesi yerel yönetimler açısından önemlidir.Resime baktığımızda birbirimizden öğrenmemiz gereken çok şeyin olduğunu da görürüz. Dört erkek şahsın da inançlar temsil edilmiştir .Halbuki bütün cümle canan yol gösteren kılavuzluk eden, Kemalet kazandıran ana kadındır. her peygambere yanında olan Hızır aklını gösteren mutlaka bir kadın vardır.Alevi inancında kadın mürşid-i Kamilullah’tır hak kapısıdır. bu hakikatin bilinmesinde fayda vardır.Sayın İmamoğlu, alevi’lerle ilgili olarak”usulden”bir giriş yapmıştır.şimdi sıra yıllardır alevilerden her türlü desteği alan başta kendi partisi olmak üzere diğer partililer ile bir araya gelerek”esastan”bir giriş yapma cesaretini göstermeleridir. Alevilerin “eşit yurttaş ve anayasal hak” taleplerinin görünür kılınması zamanıdır. Toplumcu özgürlükçü yerel yönetimler toplumun doğrudan kendini yönetmesi sisteminin kurulmasıdır. Demokratik yönetimin özü kolektif akılıdır. Kollektifleşmeyen Akıl ancak ve ancak kötülük üretir.

    “Cumhuriyet ve demokrasi”adlı kitapçık üzerinden tartışma yürütenlere söyleyecek  hak kelamımız vardır. Demokrasi kültürü binlerce yıllık bir birikimin sonucudur. Temelinde ana kadının yaratmış olduğu değerler vardır.Cumhuriyet bu demokratik değerlerle taçlanırsa mana derinliğine kavuşur.

    Alevi inancı tanımlanamaz, yol kendini tanımlamıştır.”sorma be birader mezhebimizi  biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır”demiştir yol ulularımız.” İslam içi İslam dışı, alisiz Alevilik”gibi tanımlamalar bizim gündemimiz değildir. Bütün inançlar birbirini etkilemiş, birbirinden etkilenmiştir.Alevi inancı da birçok inancı  etkilemiş ve etkilenmiştir.Bütün arayışı hakikat ve özgürlük arayışıdır, ahlaki ve politik Rıza toplumudur. Dünya insanlığının ilk evi kadın rahmidir. cümle Can bu kapıda görünür olmuştur. bütün insanlık ana rahminden dolayı kardeştir karındaştır.Bu hakikaten hareketle bütün Rıza toplumu sürekleri ile Hak ve Hakikat arayışında bir arada olmak,hakikati görünür kılmak tarihsel bir görevimiz olduğunun bilincindeyiz.Biliyoruz ki Alevilerin ağzı çiğ söze midesi de çiğ lokmaya mühürlüdür.

    Bizim hakikatımız bizim meydan ve Erkanlarımızdır. Bizler bunun dışında başka meydan tanımayız. Bizim pirlerimiz var biz başka kadıh istemeyiz, bizim bir yolumuz var başka bir yol istemeyiz, bizim bir cemimiz ve cıwatımız var başkasını istemeyiz. Bizim

    bir semahımız var başkası neyimize, bizim telli kuran sazımız var başkası neyimize. /Bunun içinde bir kez daha cümle canları rıza hakikatına dönmenin zamanı geldiğini söylemek hak kelamı olarak görüyoruz.

    Bütün bu yaşananlar bize tarihsel sorumluluklar yüklemektedir. Yaşanan olaylara olgulara yüzeysel yaklaşmak derinlikli kavrayamamak yorgun Kemal eti ve xızır aklı ile çözüm üretememek, dolaylı da olsa yaşanan zulme ortak olmaktır.

    İslam aleminin Ramazan ayının önce tüm İslam alemine sonrasında tüm insanlığa dostluk Barış şifa getirmesini niyaz ederiz

    Alın terinin, emekçilerin bayramı olan 1 Mayıs işçi Bayramı’nın Türkiye ve dünya emekçi halklara  eşit adil demokratik bir gelecek inşa etme gücü vermesini dileriz

    Biji yek gulan

    Yaşasın 1 Mayıs

    Mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir

    Hak aynamız, xızır yardımcımızdır.

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkezi

     

    (HABER MERKEZİ)

  • İbrahim Gökçek: 1 Mayıs şanlı gününüz tekrar kutlu olsun-VİDEO

    İbrahim Gökçek: 1 Mayıs şanlı gününüz tekrar kutlu olsun-VİDEO

    PİRHA- Armutlu’daki Direniş Evi’nde eylemini sürdüren Gökçek’in, yıllar öncesinde çıktığı 1 Mayıs kutlamasındaki mesajında “Boyun eğmedik, boyun eğmeyeceğiz diyoruz. Çok zalimler gördü bu topraklar. Dehakları gördü, Hızır paşaları, Kuyucu Muratları gördü ama susmadı. Diline de, kültürüne de, inançlarına da, değerlerine de sahip çıkmasını bildi. Yine sahip çıkıyoruz, yine sahip çıkacağız” diyerek 1 Mayıs’ı kutluyor. 

    Grup Yorum üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 319 gündür ölüm orucu eyleminde.

    Armutlu’daki Direniş Evi’nde eylemini sürdüren Gökçek’in, yıllar öncesinde çıktığı 1 Mayıs kutlamasında, on binlere seslendiği video ortaya çıktı.

    Gökçek, “Merhaba  dostlar, merhaba emekçi halkımız, merhaba alnından akan terleri toprağa hayat verenler, merhaba madeni yeryüzüne ulaştıranlar, demire şekil verenler, merhaba işçi sınıfı, merhaba kadınlar, merhaba üniversiteli gençlerimiz merhaba” diyerek başladığı konuşmasında şunları söylüyor:

    “1 Mayıs şanlı gününüz kutlu olsun. Bu meydanları doldurabilmek için çok bedeller ödedik. İnsanca yaşamak için çok bedeller ödüyoruz. İş istiyoruz coplanıyoruz, aş istiyoruz coplanıyoruz, parasız eğitim istiyoruz; hapishanelere atılıyoruz ama boyun eğmiyoruz. İşte bu alanı dolduran yüzbinler bunun kanıtı. Boyun eğmedik, boyun eğmeyeceğiz diyoruz. çok zalimler gördü bu topraklar. Dehakları gördü, Hızır paşaları, Kuyucu Muratları gördü ama susmadı. Diline de, kültürüne de, inançlarına da, değerlerine de sahip çıkmasını bildi. Yine sahip çıkıyoruz, yine sahip çıkacağız. AKP’nin hükmü bir yere kadar diyoruz. Yüzbinlerin öfkesi AKP’yi de boğacaktır. Sizlere teşekkür ediyoruz. 77’nin 1 Mayıs’ında bu meydanda şehit düşüp yüreğimize ve bilinçlerimize birer karanfil gibi açanlara teşekkür ediyoruz. 1 Mayıs şehitlerine tüm dünya devrim şehitlerine, şarkılarımızı en çokta bugün onlar için söyleyelim. 1 Mayıs şanlı gününüz tekrar kutlu olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevilerden İbrahim Gökçek’e ziyaret: Mücadeleni sahipleniyoruz-VİDEO

    Alevilerden İbrahim Gökçek’e ziyaret: Mücadeleni sahipleniyoruz-VİDEO

    PİRHA – Aleviler, 319 gündür ölüm orucunda olan Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i Direniş Evi’nde ziyaret ettiler. Sağlık önlemleri dolayısıyla evin penceresinden seslenen heyet, “Mücadeleni sahipleniyoruz, birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız” dedi. 

    Grup Yorum üyesi Bass Gitarist İbrahim Gökçek, cezaevindeki arkadaşlarının serbest bırakılması, Grup Yorum üzerindeki baskıların kaldırılması için 319 gündür ölüm orucu eyleminde.

    Armutlu’daki Direniş Evi’nde eylemini sürdüren Gökçek’in sağlık durumu çok kritik.

    30 Nisan Perşembe günü Aleviler İbrahim Gökçek’i ziyaret etti.

    Sağlık önlemleri dolayısıyla fiziksel mesafenin korunduğu ziyarette Aleviler adına Çilem Küçükkeleş, Nergiz Güzel, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Sözcüsü Bülent Felekoğlu, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Sultangazi Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ile İmam Balsever katıldılar.

    Sultangazi Belediye Meclis üyesi CHP’li Nevzat Altun ve Demokratik İslam Kongresi Şura üyesi Ekrem Baran da Gökçek’i ziyarette bulundu.

    319 gündür ölüm orucunu sürdüren Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’i Armutlu’da bulunan direniş evinde ziyaret eden Alevi heyet, Can TV mikrofonundan İbrahim’e seslenerek, “Mücadeleni sahipleniyoruz, birlikte mücadele edeceğiz, birlikte kazanacağız” dediler.

    “GÖSTERDİĞİN DİRENCİN ÖNÜNDE EĞİLİYORUZ”

    İbrahim Gökçek’in odasının penceresinden İbrahim’e seslenen İmam Balsever, “Gösterdiğiniz direncin önünde saygıyla eğiliyoruz. Önemli bir irade gösterdiniz. Tarih sizin gibilerin haksızlığa karşı geliştirdiği bu gerçeklikle buralara taşıdı. Amacımız her insanın yaşam hakkını savunmaktır. Sizin yaptığınız duruşta adaletsizliğe karşı bir duruştur. Bu göstermiş olduğunuz iradeden dolayı sizleri selamlıyoruz, saygıyla eğiliyoruz” dedi.

    “TEK SUÇUNUZ TÜRKÜ SÖYLEMEK”

    Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karadaş da İbrahim Gökçek’e “Tabi tek suçunuz türkü söylemek, tek suçunuz şiirlerle bugünki yaşamsallığı bütün hafızalara kazıyıp milyonlara ulaştırmanız. Bu duruşunuzdan dolayı sizlerin önünde saygıyla eğiliyoruz. Bizler de sizin her daim yanınızda olacağız. Dayanışmanın en büyüğünü göstermek için yanınızda olacağız. Gazi’den sizlere selam getirdim, Gazi Cemevinden sizlere selam getirdim. Duruşunuzu alkışlıyoruz” diye konuştu.

    “BU MÜCADELE TÜM HALKLARIN TALEBİDİR”

    Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş ise İbrahim Gökçek’in direnişini selamladıktan sonra şunları söyledi:

    “Bu mücadele bütün ezilen halkların sınıfsal sosyal kendilerini yok sayan bu ülkede halkların kardeşliğinden yana olanların talebidir. Biz vermiş olduğunuz bu onurlu mücadeleyi saygıyla selamlıyoruz. Buradan yetkililere çağrımız şudur: Bu ülkede demokrasi barış ve hoşgörü, insanların yan yana kardeşçe yaşamasını istiyorsanız ayrımcılığı bırakın, ayrıştırıcı dili bırakın. Bizler Aleviler olarak doğayı ve her yaşamı kutsayan inancı benimseyenler olarak herkese vicdanlarını dinlemesi için çağrı yapıyorum, İbrahim’in sesini duyun. İbrahim’in açlığı demokrasiye adalettir.”

    “BEDENİNİZİ İDEALİNİZ UĞRUNA ÖLÜME YATIRIYORSUNUZ”

    Sultangazi Belediye Meclis Üyesi CHP’li Nevzat Altun da heyet ile birlikte İbrahim Gökçek’i ziyaret etti. Altun “Dünyanın en zor işini yapıyorsunuz İbrahim, bedeninizi idealiniz uğruna ölüme yatırıyorsunuz. Elbette ki Grup Yorum halktır. Türkülerinizi dinlemek istiyoruz. Bizim talebimiz sizin talebiniz olarak diyoruz ki İbrahim yaşasın ve talepleri kabul edilsin. Saygıyla selamlıyoruz” dedi.

    “SENİ SEVİYORUZ İBRAHİM”

    HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili, HDK – Halklar ve İnançlar Meclisi’nden Çilem Küçükkeleş ise “İbrahim önce seni sevdiğimizi söyleyelim, canını önümüze attın biz de ona sahip çıkmaya çalışıyoruz. Belki Dersim soykırımı yaklaştığı için de bunu söyleyebilirim o gün o vahşeti yaşayanlar sizleri kılamlarımız ile yendik ey zalimler demişti türkülerde. Şimdi zalimleri yenecek seni saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum” dedi.

    “30 YIL EZİLENLERİN TÜRKÜLERİNİ SÖYLEDİNİZ”

    Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği bir önceki dönem Başkanı Aydın Deniz de şunları kaydetti:

    “Grup Yorum son 30 yıldır, ezilenlerin türkülerini söylemekte. Halkla buluşmuş, uluslararası enternasyonel bir seviye kazanmış, dolayısıyla türkülerin susmaması adına verdiğiniz onurlu mücadeleyi selamlıyoruz. Bu anlamda bu direniş türkülerin söylenmesi için değil Türkiye’deki adaleti ve vicdanı sorgulayan bir ses getirmiştir. Mücadelenizin zafere ulaşmasını istiyoruz” dedi.

    “DEMOKRATİK İSLAM KONGRESİ ADINA SİZİ SELAMLIYORUZ”

    Demokratik İslam Kongresi (DİK) Şura üyesi Ekrem Baran da, Direniş Evi’nde İbrahim Gökçek’i ziyaret etti. Baran “Demokratik İslam Kongresi adına sizi selamlıyoruz. Bu çok onurlu bir davranıştır. Aynı zamanda dünya tarihinden beridir bu sivil itaatsizlik eylemi, onurlu eylem, haklı bir eylem olarak, masumane bir eylem olarak tüm semavi inançların gereği olarak vicdani bir sorumluluğu taşıyoruz, sizin talepleriniz bizim taleplerimizdir. Hepimiz beraber bu zalim ceberrutlara karşı, zafer kazanacağız. Dünya tarihinde belki zalimler kendi iktidarını devam ettirmek isteselerde biz firavunları, nemrutları, Saddamları gördük. Sonunda geldikleri yere gidecekler. Yanınızdayız. Bu onur mücadelenizi selamlıyoruz” diye konuştu.

    “DİRENİŞE DESTEK VERDİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM”

    Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek’in babası Ahmet Gökçek, gelen heyete teşekkür etti. Baba Gökçek “Geldiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Direnişe destek olduğunuz için teşekkür ediyorum. İbrahim direnişine devam ediyor. Makul ve hukuki taleplerinin yerine getirilmesini istiyor. Hepiniz ses olduğunuz için teşekkür ediyorum” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL