Etiket: İDLİB

  • Gazeteci Levent: Türkiye Suriye’de yalnızlaştı

    Gazeteci Levent: Türkiye Suriye’de yalnızlaştı

    PİRHA- İdlib meselesinden Türkiye’nin yalnız kaldığını belirten Gazeteci Hediye Levent “Türkiye’nin çıkarına olan tavır, en azından güvenlik düzeyinde Şam’la kanalları açması ve İdlip meselesinde Türkiye, Rusya, Şam ve İran arasında çözüme kavuşturulmasıdır” dedi.

    Gazeteci Hediye Levent, İdlib’deki gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdi. Suriye’de yaşanan gelişmelerle birlikte vekalet savaşına dahil olan birçok ülkenin çekildiğine dikkat çeken Levent, “ Bu sebeple kimse İdlib meselesine karışmak ve elini taşın altına koymak istemiyordu. Ama Türkiye bu vekalet savaşında ısrar etmeye devam ediyor” dedi.

    Rusya’nın da bu boşluğu değerlendirerek Astana sürecini başlattığını belirten Levent şunları ifade etti:

    “Astana’ya Türkiye’nin dahil edilmesinin en temel sebebi, NATO üyesi olan Türkiye ile ABD arasında Suriye meselesinde varolan çatlağı büyütmekti. Hatırlayacak olursak o dönemde ABD ile Türkiye arasında kriz vardı. Sonuç olarak Rusya’nın amacı başarıya ulaştı ve Türkiye’de Suriye’deki varlığına “meşru” zemin bulmuş oldu. Ama başından beri Rusya, İran ve Şam’ın İdlib’deki silahlı gruplara bakış açısı hiç değişmedi ve terörist olarak değerlendirilip, Suriye’nin toprak bütünlüğü her zaman için şiddetli bir biçimde savunuldu.”

    “TÜRKİYE SURİYE’DEKİ ASKERİ VARLIĞINI KORUMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPMAYA ÇALIŞIYOR”

    Mevcut kriz halinin şaşırtıcı olmadığını söyleyen Levent, sözlerine şöyle devam etti:

    “Çünkü Rusya’da, Şam’da, İran’da İdlib’den hiçbir zaman vazgeçmedi ve yapılan operasyonların buraya kadar geleceği belliydi. Astana süreciyle beraber Soçi ve Moskova görüşmelerinde de ortaya çıkan deklarasyonda da Türkiye’nin “ılımlı muhalifler var. Suriye ordusu operasyonları hafifletsin” talebini Rusya Türkiye’nin ABD ve NATO’yla arasındaki çatlağı büyütmek için kabul etti. Türkiye’de bu süreçte Suriye’nin toprak bütünlüğünü deklere etti zaten. Ancak İdlib’deki grupların Tahrir-el Şam’ın denetiminde olduğunu herkes biliyor. Günümüze geldiğimizde Türkiye Suriye’deki askeri varlığını korumak için mümkün olduğunca elinden geleni yapmaya çalışıyor. Çünkü artık İdlib İdlip değil. İdlib domino etkisi yaratacak.”

    Levent “Türkiye gözlem noktalarından çekilirse, diğer yerlerden de çekilmeye zorlanacak ve Suriye’deki askeri varlığı sona erecek. Bundan dolayı Türkiye bütün seçenekleri zorluyor” diyerek “Soçi ve Astana süreci sonrası 12 gözlem noktası kuruldu. Kurulu yerlerin bir haritası var ve hiçbirine saldırı yapılmadı. Şuan zaten 4 ya da 5 tanesi de fiilen Suriye ordusunun almış olduğu alan içerisinde kaldı. Krizin oluşmasına ve kayıpların verilmesine neden olan şey, TSK’nin sonradan oluşturmaya çalıştığı noktalar. Bu yapılan Soçi mutabakatına aykırı. TSK’ye gidin istediğiniz yerde gözlem noktası kurun diye bir yeşil ışık yakılmamıştı”  dedi.

    “MUHALEFET “VATAN HAİNİ SÖYLEMİNİ BERTARAF ETMELİDİR”

    Suriye politikası gereğinden fazla iç politikaya eklemlendiğini vurgulayan Levent, şunlara dikkat çekti:

    “Muhalefete çok ciddi bir sorumluluk düşüyor. “vatan haini” söylemini bertaraf etmek için, ciddi tepki verilmesi gerekiyor. Sonuçta İdlib Suriye toprağı ve Suriye’de Türkiye’nin komşusu olan bir ülke.  İdlib Türkiye’ye ne tür bir kazanım getirecek? Türkiye’nin yanı başında cihatçı bir bölge oluşmuş olacak. Türkiye için uzun vadede sıkıntı yaşayacak mı, yaşamayacak mı? gibi soruların düşünülmesi ve ona göre hareket edilmeli. Türkiye’nin çıkarına olan tavır şu olmalıdır; en azından güvenlik düzeyinde Şam’la kanalları açması ve İdlip meselesinde Türkiye, Rusya, Şam ve İran arasında çözüme kavuşturulmasıdır. Ancak bu saatten sonra Türkiye’nin çok hızlı bir dümen kırması çok mümkün değil gibi gözüküyor. Çünkü savaş ilanına varan söylemler dillendiriliyor. Muhtemelen önümüzdeki haftalar ve ya aylar içinde bir tansiyon düşüşü yaşanabilir. Ancak Rusya’nın ve Suriye’nin İdlib’den vazgeçme durumu yok.” (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Güvenlik zirvesi’nde İdlib’deki saldırıya ‘misliyle karşılık verilmesi’ kararı

    Güvenlik zirvesi’nde İdlib’deki saldırıya ‘misliyle karşılık verilmesi’ kararı

    Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık yaptığı güvenlik zirvesinden İdlib’deki saldırıya ‘misliyle karşılık verilmesi’ kararı çıktı.

    İdlib Taftanaz’daki TSK üssü saldırısında 5 askerin hayatını kaybettiğini, 5 askerin de yaralandığını Suriye ordusu saldırısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan güvenlik zirvesi sona erdi.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, MİT Başkanı Hakan Fidan, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un katıldığı toplantıdan, İdib’deki saldırıya karşı ‘misliyle karşılık verilmesi’ kararı çıktı.

    Toplantıda, çatışmaların önlenmesi’, ‘sınır güvenliğinin sağlanması ve yeni bir göç dalgasının engellenmesi gerekçeleriyle TSK’nin İdlib’den çekilmeyeceğine vurgu yapıldı.

  • İdlib’de 5 asker yaşamını yitirdi, 5 asker yaralı

    İdlib’de 5 asker yaşamını yitirdi, 5 asker yaralı

    İdlib’deki saldırıda 5 asker yaşamını yitirdi, 5 asker de yaralandı.

    Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, İdlib’de Suriye ordusunun topçu atışı sonucu 5 askerin yaşamını yitirdiğini, 5 askerin de yaralandığını açıkladı.

    Açıklamada şöyle denildi:

    “İdlib’de çatışmaları önlemek, hudut güvenliğimizi sağlamak, göçü ve insanlık dramını engellemek maksadıyla bölgeye takviye olarak gönderilen unsurlarımıza, Rejim tarafından 10 Şubat 2020 tarihinde yapılan yoğun topçu atışı neticesinde, 5 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 5 silah arkadaşımız yaralanmıştır.

    Bölgede tespit edilen hedefler derhal ateş destek vasıtalarımızla yoğun şekilde ateş altına alınarak gerekli karşılık verilmiş, hedefler tahrip edilmiş ve şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır, bırakılmayacaktır. Gelişmeler yakından takip edilmekte ve gerekli tedbirler alınmaktadır.

    Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için acil şifalar dileriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İdlib’de 24 saatte 80’i aşkın kişi yaşamını yitirdi

    İdlib’de 24 saatte 80’i aşkın kişi yaşamını yitirdi

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İdlib’de Suriye ordusuyla silahlı gruplar arasında yoğunlaşan çatışmalar sonucunda son 24 saatte 80’i aşkın kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

    Suriye’nin İdlib vilayetinde bir günde onlarca kişinin öldüğü bildiriliyor.

    Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden (SOHR) yapılan açıklamaya göre, İdlib’de Suriye ordusu ile silahlı gruplar arasındaki çatışmalarda son 24 saatte her iki taraftan toplamda 80’i aşkın kişi öldü.

    SOHR, Perşembe gecesi İdlib’de Heyet Tahrir Şam’ın kontrolündeki Maaret el Numan kasabası yakınlarında yaşanan çatışmalarda “42 cihatçı ile dokuz isyancının ve Esad birliklerinden 30 kişinin” öldüğünü bildirdi.

    Şam yönetimine destek veren Rusya’ya ait savaş uçaklarının ise Maaret el Numan ile yakınındaki Serakib kasabası civarında bombardıman düzenlediği, çok sayıda sivilin bölgeden kaçtığı belirtiliyor.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Malezya’da düzenlenen Kuala Lumpur Zirvesi’nde yaptığı konuşmada Suriye’den Türkiye’ye yönelik yeni göç dalgası olduğunu söylemişti: “Şu anda İdlib’den yine 50 bin insan topraklarımıza doğru geliyor.”

    Suriye ordusu Rusya desteğiyle İdlib’de bir süredir operasyon düzenliyor.

    Şam yönetimi, yaklaşık 3 milyon kişinin yaşadığı tahmin edilen İdlib’i tamamen kontrol altına almak istiyor.

    İdlib vilayetinin kontrolü büyük oranda halen Heyet Tahrir Şam’ın (HTŞ) elinde. El Kaide bağlantılı El Nusra, adını Heyet Tahrir Şam olarak değiştirmişti.

    Ağustos ayında ilan edilen ateşkesin ardından son dönemde rejim güçlerinin operasyonları yeniden yoğunluk kazanmıştı.

    Birleşmiş Milletler de bu hafta, çatışmaların tırmanmasını kınayan bir açıklama yaptı.

  • McGurk: Bağdadi’nin öldürüldüğü köy Türkiye’nin koruması altındaydı

    McGurk: Bağdadi’nin öldürüldüğü köy Türkiye’nin koruması altındaydı

    ABD’nin eski IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi McGurk, Washington Post’ta yayımlanan yazısında Bağdadi’nin Türkiye’nin kontrolü altında olan bir bölgede bulunmasına dikkat çekti.

    ABD, cumartesi gecesi Türkiye’ye beş kilometre mesafede bulunan bir köye düzenlediği operasyonda IŞİD lideri Bağdadi’yi ve beraberindeki IŞİD’lileri öldürdüğünü açıkladı. Bağdadi’nin ayrıca İdlib’de bulunduğu ve ailesini çıkardığı, Türkiye sınırına kaçışı sırasında da öldürüldüğü ifade edildi. İdlib’in Türkiye’nin kontrolü altında olması da bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

    ABD’nin eski IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi McGurk, Washington Post’ta yayımlanan yazısında Bağdadi’nin Türkiye’nin kontrolü altında olan bir bölgede bulunmasına dikkat çekti.

    McGurk, Türkiye’nin cevaplaması gereken sorular olduğunu söyleyerek Bağdadi’nin Doğu Suriye ya da Irak’ta değil de Türkiye’nin askeri üs olarak kullandığı bir köyde neden saklandığını sordu.

    McGurk’un yazısından satırbaşları şöyle:

    “Bağdadi kolaylıkla yerine yenisi konulabilecek bir lider değil. Bağdadi, bir Müslüman halifesi olarak benzersiz dini sicil ortaya koydu ve kendini halife ilan etmesi ile binlerce yabancı savaşçının Suriye’ye akmasını ve harekete geçmesini sağladı. Halefi Irak ve Suriye’de İslam Devleti’ni canlı tutacak – IŞİD’in bu topraklarda 10 bin kadar savaşçısı bulunmaktadır – fakat IŞİD, beş yıllık sürekli baskıdan sonra zayıflayan ve topraklarını tutamayan bir örgüt haline gelmiştir.

    Bu dönem elde edilen başarıyı sağlamlaştırmak ve Bağdadi bileşenlerinden ne gibi hazine değerinde istihbarat sağlandığını belirleyip ona göre hareket etmek için harika bir zaman olabilirdi.

    Türkiye’nin de yapması gereken açıklamalar var. Bağdadi, her zaman bulunduğu bölgelerden olan Doğru Suriye ya da Batı Irak’ta bulunmadı, bunun yerine kuzeydoğu Suriye’de Türkiye sınırına 5 km mesafede bulunan İdlib bölgesinde bulundu, ki bu bölge 2018’in başından beri bir düzine Türk askeri üssü ile Türkiye tarafından korunmaktadır. Bu hesaba göre ABD bir NATO üyesi ve müttefiki olan ve bölgede hazır bulunan Türkiye’ye rağmen, operasyonu bölgeye yüzlerce kilometre uzaktan başlattı.

    İdlib son yıllarda dünyanın en büyük terörist cenneti haline geldi. 40 bin yabancı savaşçının büyük çoğunluğu Suriye iç savaşı sırasında Suriye’nin Kuzeybatısına Türkiye’den geçerek girdi. Şu anda İdlib’in kontrolü büyük ölçüde El Kaide’nin resmi iştiraki tarafından sağlanıyor ki burada da Türkiye destekli muhalif gruplarla simbiyotik ilişkilere sahip. Artık bölgenin en çok aranan teröristinin geniş ailesiyle birlikte kamp kurmasına yetecek kadar misafirperver olduğunu biliyoruz.

    Bu bilgi ABD ulusal güvenliği için büyük tehdit olmaya devam ediyor. Bizim bu bölgede istihbarat almamız Türkiye’ye değil, bölgede edindiğimiz başka müttefiklere, özellikle de Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı.

    Birleşik Devletler, İslam Devleti halifeliğini yenmek için piyade olarak Araplar, Kürtler ve Hıristiyanlar da dahil olmak üzere 60.000 savaşçıdan oluşan bir güç olan SDG’nin geliştirilmesine yardımcı oldu çünkü hiçbir alternatif mevcut değildi. ABD Türkiye ile de IŞİD’e karşı bir güç oluşturmayı denedi, fakat her iki taraf da Türkiye’nin desteklediği güçlerin çok ekstremist olması nedeniyle ortaklaşmayı doğru bulmadı.

    Bağdadi’nin karanlık bir tünelin sonunda gerçekleşen ölümü, IŞİD’in küresel markasına ilgiyi biraz azaltabilir. ABD bu başarısını, dünya genelinde diğer devletlerle birlikte çalışarak bu ülkelerdeki uyuyan hücrelere baskın düzenleyerek perçinleyebilir. Bununla birlikte, Suriye’de İslam Devleti’nin geleceğini çizdiği yerlerde, bu başarıyı pekiştirmek artık daha zor. ABD kuvvetleri nüfuslu bölgeleri çoktan terk etti ve SDG, yalnızca bir ay önce ABD’nin yerel destek, erişim ve istihbarattan faydalandığı şehirlerde yeni ortağı olarak Rusya’ya yönelmek zorunda kaldı.”

  • Lavrov: İdlib operasyonu Türkiye ile anlaşmayı ihlal etmiyor

    Lavrov: İdlib operasyonu Türkiye ile anlaşmayı ihlal etmiyor

    Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Suriye ordusunun İdlib’deki operasyonlarına ilişkin Türkiye’yle herhangi bir anlaşmayı ihlal etmediğini açıkladı. Kremlin’den yapılan açıklamada ise ‘Putin’in Erdoğan’ın endişelerini anladığı, ancak artan militan saldırıları nedeniyle endişeli olduğu’ belirtildi.

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Kremlin’den Suriye ordusunun İdlib’deki operasyonlarına ilişkin açıklamalar geldi.

    Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Lavrov, Suriye ordusunun İdlib’e yönelik askeri operasyonlarının Türkiye ile yapılan anlaşmayı ihlal etmediğini söyledi.

    “Han Şeyhun ve çevresindeki alan da dahil olmak üzere İdlib’deki gerilimi azaltma bölgesinde yaşananlar gelirsek, desteğimizi alan Suriye ordusu herhangi bir anlaşmayı ihlal etmiyor. Hatırlatmak isterim ki herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığını Devlet Başkanı Vladimir Putin defalarca söyledi.”

    Lavrov ayrıca, Türkiye’ye İdlib’de ortak devriye çalışması yürütülmesini önerdiklerini, ancak bu hususta şimdilik bir anlaşma sağlanamadığını belirtti.

    “Suriye toprakları ve askeri hava üssümüze (Hmeymim) yönelik tehdidi yönelten hedeflere karşı tabii ki saldırılar düzenlenecekti.
    “Ateş açan taraf olan terörist yapılara verilmiş birer cevap mahiyetinde olan bu eylemlere girişilmeyeceği hususunda hiç kimse hiçbir anlaşmaya varmadı.
    “Dolayısıysa Suriye ordusunun Han Şeyhun’daki söz konusu terörist yuvasını ortadan kaldırması tamamıyla meşruydu, ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye hususunda belirlediği hedefler bakımından gerekliydiler.”   (HABER MERKEZİ)

  • İdlib’te son bir haftada 33 çocuk öldürüldü

    İdlib’te son bir haftada 33 çocuk öldürüldü

    PİRHA – Suriye’nin İdlib kentinde çatışmaların tekrar yoğunlaşmasıyla birlikte aralarında 90 çocuğun olduğu en az 400 kişi öldü; 440 bin kişi de evlerini terk etmek zorunda kaldı.

    Uluslararası Çocukları Koruma Örgütü Save the Children (Çocukları Koruyun) ile ortak kuruluşu Hurras Network’ün hazırladığı rapora göre, 24 Haziran’dan günümüze en az 33 çocuk öldü. 2018 yılı boyunca bu sayı 31 olmuştu.

    SURİYELİ ÇOCUKLAR EĞİTİMDEN YOKSUN GELİŞİYOR

    Save the Children, Suriyeli çocukların özellikle eğitim imkanlarından mahrum kaldığına da dikkat çekti. Suriye genelinde 2.1 milyon çocuğun okula gitmediğine vurgu yapılırken 1.3 milyon çocuğun da okulu bırakma riskiyle karşı karşıya olduğu söyleniyor.

    Çatışmalar nedeniyle eğitim kurumları da nasibini alıyor. Okul personeline dönük saldırıların da yoğun olduğu bölgede özellikle ülkenin kuzey batısında son dönemde en az 44 okul hasar gördü.

    İDLİB İÇİN EN KANLI HAFTA

    Suriye’nin kuzey batısındaki 3 milyon nüfuslu İdlib’te 22 Temmuz’daki son saldırıda aralarında 8 çocuğun olduğu en az 37 kişi öldü. Son bir haftada yapılan saldırılarda ise 66 kişi hayatını kaybetti; yüzlerce sivil de yaralandı. Birleşmiş Milletler (BM) ölenlerin çoğunun kadın ve çocuklar olduğunu açıkladı.

    BM ayrıca son iki haftada dört tıbbi tesis, 80 binden fazla kişiye hizmet veren bir su istasyonu, pazar yerleri, fırın ve okulların da saldırılardan etkilendiği duyurusunu yaptı. Ayrıca son iki ayda İdlib’in güneydoğusunda 250 bin kişiye su sağlayan en az 8 su tesisinin de vurulduğu açıklandı.

    MUTABAKATA RAĞMEN ÇATIŞMALAR DİNMİYOR

    Türkiye ve Rusya’nın 17 Eylül 2018’de imzaladığı İdlib mutabakatı kapsamında kentte silahtan arındırılmış bölge oluşturulmuştu. Ancak Suriye ve Rusya, Nisan’dan sonra İdlib’de hava saldırılarını çoğalttı. Bu sebeple 550 binden fazla sivil, yaşam alanlarını terk etti.

  • Alevi katliamını kınamak terör eylemi olarak nitelendirildi-VİDEO

    Alevi katliamını kınamak terör eylemi olarak nitelendirildi-VİDEO

    PİRHA- Cihatçı El-Nusra çetelerinin İdlib’de yaptığı Alevi katliamını Antakya’da protesto edenlere açılan davanın ilk duruşması görüldü. Mahkeme başkanı katliamı protesto etmek için yapılan eylemleri terör eylemleri olarak nitelendirdi.

    Suriye’nin İdlib kentine bağlı Alevi köyü olan İştebrak’ta El Kaide’nin Suriye kolu olan El-Nusra terör örgütü tarafından 2015 yılında bir katliam yapılmıştı. Türkiye’de birçok yerde protesto edilen katliam 29 Nisan 2015 tarihinde Antakya’da yapılan sokak eylemleriyle de protesto edilmişti. Bu protesto eylemlerine katılanlara dava açılmıştı. Davanın ilk duruşması 5 Temmuz’da Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Dava kapsamında yargılananlar içerisinde yer alan gazeteci Sezgin Kartal, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanarak ifade verdi. Kartal, duruşmada katliamı protesto etmek için yapılan eylemlerin terör eylemi olarak nitelendirildiğini kaydetti.

    O dönem katliamı protesto etmek için yapılan eylemin polis tarafından engellenmek istendiğini hatırlatan Kartal, eylemin yapılmasına belli bir yere kadar izin verildiğini ve kısa bir yürüyüşün ardından eylemin bitirildiğini belirtti.

    “ALEVİ KATLİAMINI MEŞRULAŞTIRAN YAKLAŞIM”

    Kartal, SEGBİS ile bağlandığı duruşmada mahkeme başkanının İdlib’de Alevilere dönük saldırılarla ilgili yapılan eylemleri terör propagandası içeren eylemler olarak nitelendirdiğini kaydetti. Mahkeme başkanının bu eylemleri terör propagandası olarak nitelendirmesine tepki gösteren Kartal, mahkemede dile getirdiklerini şöyle aktardı:
    “Mahkemede bunu nasıl terör eylemi olarak nitelendirdiklerini sordum. Alevileri El-Nusra öldürüyor. El-Nusra gibi cihatçı bir terör örgütü katliam gerçekleştiriyor, terör örgütünü lanetleyen sokağa çıkan insanları terör propagandası yapmakla suçluyorsunuz. Bu Alevi katliamını meşrulaştıran bir yaklaşım.”

    “Aleviler söz konusu olduğunda yaklaşım da başka oluyor ve terör örgütlerinin yaptığı katliam da maalesef ülkemizde meşru görülüyor” diyen Kartal, kendilerine açılan davanın aslında gerçekleştirilen Alevi katliamının tarafı olmak ve başlı başına Alevileri katledenlerin tarafını tutmak olduğunu vurguladı.

    Kartal son olarak şunları söyledi: “Katliama karşı çıkmak en insani yönlerden biridir. Bu hakkımızı kullandığımız için bize de dava açılıyor. Hem soruşturmayı açan savcılık, emniyet güçleri hem de mahkemenin kendisi açıkça taraf olduğunu belli ediyor. Biz mahkeme süreçlerinde de bu tavrımızı sürdürecek nerede bir katliam varsa bunun karşısında olmayı devam edeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Türkiye ve Suriye İdlib’te karşı karşıya’

    ‘Türkiye ve Suriye İdlib’te karşı karşıya’

    Son iki haftadır İdlib’te patlak veren çatışmalar farklı bir aşamaya evrildi. Ulusal Kurtuluş Cephesi bünyesinde toplatılan grupların eski adı El Nusra olan Heyet Tehrir El Şam’a (HTŞ) tasfiye ettirilmesi ile kentin tüm kontrolü HTŞ’ye geçti.

    İdlib’in güney hattı olan Haleb, Hama ve Lazkiye kırsallarına sevkiyat yapan Suriye rejim güçleri ise, yer yer HTŞ’nin kontrolünde bulunan alanlara top atışları gerçekleştiriyor. Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre Suriye ve Türkiye’nin askeri sevkiyatlarını sürdürdüğü bölgede heran bir çatışma başlayabilir.

    “NEDEN TARAFLARIN TÜMÜ SESİZ?”

    Haberde Türkiye’nin garantör olduğu İdlib’te yaşananlara ilişkin bugüne kadar bir açıklama yapmadığı belirtilirken, Türkiye’nin yanı sıra Rusya ve İran’dan da bu konuda açıklama yapılmamasına dikkat çekildi.

    Haberde şu değerlendirmelere yer verildi: “Yine daha önce Rusya’nın bu gruplara yapmayı planladığı operasyona karşı yaygara koparan ABD, Fransa, Almanya, İngiltere ve İsrail gibi güçlerin sessizliği de, İdlib’te yaşananların herkesin bilgisi dahilinde gerçekleştiğinin işareti durumda.

    “HTŞ GİDEREK GÜÇLENDİ”

    Yıllardır bölgede bulunan HTŞ, bu güne kadar Türkiye ve diğer bölgesel güçlerin kendisine gönderdiği yardımların yanında son dönemlerde diğer gruplardan aldığı yerlerle birlikte iyice güçlendi. Cisr El Şuğur, Maaret El Numan, Ariha ve bir kaç küçük bölge dışında İdlib’te tüm hakimiyeti elinde bulunduran HTŞ’nin içinde Suudi Arabistan, Türkiye ve hatta Suriye rejimini destekleyenler de mevcut.

    HTŞ’nin Türkiye ile Kuzey ve Doğu Suriye güçleri arasında yaşanan savaşların kendilerini ilgilendirmediğini belirttiği açıklaması ise, Suudi Arabistan kanadınca yapılan açıklama olarak okunuyor. Suudi Arabistan’ın örgüt üzerindeki etkinliği aynı zamanda ABD’nin de etkinliği olduğu anlamına gelirken, kabul gören görüş İdlib’te son dönemde yaşananlarda ABD’nin rolü olduğu.

    “HEDEF İRAN”

    Akdeniz’e açılan kapı olarak görülen İdlib, İran’ın bölgede kurmak istediği ‘Şii Hilali’ planı içerisinde yer alıyor. Bu nedenle kentte yaşananlar aynı zamanda İran’a dönük bir hamle. Nitekim ABD’nin bölgedeki en büyük müttefiklerinden İsrail’in, son dönemlerde Şam ve çevresinde İran güçlerini vurması bu kapsamda okunuyor.

    “ABD VE RUSYA’NIN DENKLEMDEKİ YERİ”

    İsrail’in İran güçlerine dair bu operasyonlarına dair Rusya şimdiye kadar ciddi bir tepki vermedi. Gelişmelere bakıldığında Suriye iç savaşının bu yılın ilk günlerinde başlayan yeni aşamasında en çok İran ve Türkiye’nin sıkıştırılacağı öne çıkıyor. İlk adım olarak Türkiye’nin İdlib’teki etkisini kırmaya çalışan aynı uluslararası güçler, bu kez İran’a yönelmiş durumda. Bu tablo, ABD ve Rusya’nın bölgeye dair kimi anlaşmalara vardığının işareti olarak okunuyor.

    “ARAP ÜLKELERİNİN TÜRKİYE RAHATSIZLIĞI”

    Yine Suudi Arabistan ve Mısır gibi Arap ülkelerinin Türkiye’nin Suriye’deki varlığını tehlikeli bulması da bu anlaşmanın güçlü bir ibaresi. Şam hükümeti ile ilişkilenen bu güçlerden Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Şam’da büyükelçilik açacağını duyurmasının ardında Suudi Arabistan’ın da elçilik açma hazırlığında olduğu belirtiliyor. Esad hükümeti ile aralarını düzeltmeye çalışan bu güçler, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk yönetimi ile de ilişki halinde.

    “SURİYE REJİMİ HAREKETLENDİ”

    Güçler arasındaki bu denklemde en çok etkilenen İdlib’te HTŞ ve UKC grupları arasında başlayan çatışmalar, HTŞ’nin zaferi ile sonuçlanırken, bu çatışmalarda bulunan taraflarının değişmesi an meselesi. Suriye rejimi bölgede yaşananlara karşı alarma geçerken, HTŞ’nin İdlib güneyinde bulunan mevzilerinin karşısına son dönemlerin en büyük sevkiyatını yaptı. İdlib’in güneyine denk gelen Haleb, Hama ve Lazkiye kırsallarına askeri güç göndermesinin yanı sıra tank ve ağır silahlar gönderen rejim, HTŞ’nin bu bölgede bulunan güçlerine zaman zaman top atışları da gerçekleştiriyor. Rusya’nın da bölgedeki gücünü arttırdığı aktarılırken, HTŞ’nin ise kent halkına savaşa hazırlanılması yönünde anonslar yaptığı belirtiliyor.

    ASTANA VE SOÇİ SÜRECİ SON BULUR MU?

    Türkiye de İdlib’in hemen karşısında bulunan Hatay’a dönük sevkiyatlarını sürdürüyor. Edinilen bilgilere göre, bölgeye gönderilen ağır silahların bir bölümü İdlib’e geçirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yoğunlaştığı bölgede her an bir savaş patlak verebilir.

    Bu alanda yaşanan son gelişmelerle birlikte Astana ve Soçi anlaşmalarının geçerlikleri de tartışmaya açılırken, HTŞ’nin durumunun bu mutabakatlar kapsamına girmediği biliniyor. Suriye rejiminin harekete geçmesi halinde ise, Astana ve Soçi yürürlükten kalkacak.

  • TSK’dan İdlib açıklaması

    TSK’dan İdlib açıklaması

    PİRHA-Türk Silahlı Kuvvetleri, İdlib operasyonuna ilişkin açıklamada bulundu. TSK, İdlib operasyonu hakkında “Gözlem noktaları oluşturulmaya başlandı” dedi.

    TSK’nın dün gece İdlib sınırlarına girdiği iddia edilmişti. Bugün TSK tarafından açıklama yapılarak fotoğraf paylaşıldı.

    TSK’dan yapılan son dakika açıklamasında, “İdlib’de görev yapacak TSK unsurları, 08 Ekim 2017 tarihinde icrasına başlanan keşif faaliyetleri ile koordineli olarak, 12 Ekim 2017 tarihinden itibaren Gözlem Noktalarını teşkil faaliyetlerine başlamıştır” denildi.

    TSK’dan yapılan açıklama şöyle:

    “Astana Süreci kapsamında, ateşkesin tesis, gözetim ve devamını sağlamak, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve yerlerinden edilenlerin evlerine dönmesi için uygun şartları temin etmek maksadıyla İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesinde görev yapacak Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları, 08 Ekim 2017 tarihinde icrasına başlanan keşif faaliyetleri ile koordineli olarak, 12 Ekim 2017 tarihinden itibaren Gözlem Noktalarını teşkil faaliyetlerine başlamıştır.

    Türk Silahlı Kuvvetleri unsurları bölgedeki görevlerini Astana sürecinde Garantör ülkelerce mutabık kalınan angajman kuralları çerçevesinde sürdürmektedirler.”

    TANKLAR SINIRA YERLEŞTİRİLDİ

    Batı illerinden Hatay’ın Reyhanlı İlçesi’ne bugün gönderilen 15 tank, Oğulpınar Karakolu ile sınıra örülen duvar arasına konuşlandırıldı. Gece karanlığında namluluları Suriye’yi görecek şekilde yerleştirilen tanklar, bölgede hareketli saatler yaşattı.

    GAZETECİLER BÖLGEDEN ÇIKARILMIŞTI

    Öte yandan, DHA’nın dün gündüz saatlerinde geçtiği habere göre, Oğulpınar Karakolu’nu gören bölgeye yerleşip askeri hareketliliği görüntüleyen gazeteciler de Hatay Valiliği kararı ile bölgeden çıkartıldı.
    Dün sabah saatlerinde askerler tarafından karar tebliğ edilen gazeteciler, güncel gelişmeleri takip etmek için Cilvegözü Gümrük Kapısı’na geçti ancak yasak nedeniyle sınırdaki hareketliliği görme olanağı ortadan kalktı.

    ERDOĞAN: BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ DEDİK

    Öte yandan Ankara’da AKP’nin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İşte, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ dedik ve bu gece bildiğiniz gibi Silahlı Kuvvetlerimiz, Özgür Suriye Ordusu ile İdlib’le ilgili şu anda operasyonunu başlattı….Suriye’ye 911 kilometre sınırı olan biziz. Her an taciz ve tehdit altında olan biziz kimse bize niye bunu böyle yaptınız diyemez” dedi.

    (HABER MERKEZİ)