Etiket: ihd istanbul şubesi

  • ‘Hasta mahpus Hasan Alkış’ın tedavisi engelleniyor’- VİDEO

    ‘Hasta mahpus Hasan Alkış’ın tedavisi engelleniyor’- VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi, bu haftaki F Oturması’nda hasta mahpus Hasan Alkış durumuna dikkat çekerek, “Alkış’ın hapishanede kalabilme durumu yok serbest bırakılması gerekiyor” dedi.

    İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, F Oturması’nın 379.’sunu İHD İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirdi. Hasta mahpusların fotoprafının taşındığı eylemde bu hafta hasta tutsak Hasan Alkış’ın durumu gündeme taşındı.

    Basın metnini okuyan Mehmet Acettin, açlık grevi ve ölüm orucu eylemi sonrasında hasta tutsak sayısında artış olacağına dikkat çekti. Acettin sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çünkü açlık grevi ve ölüm orucunu bitiren mahpusların ezici bir çoğunluğu gerektiği şekilde tedavi görmedi. Tedavi edilmemelerinde iktidarın politik mahpuslara yönelik saldırgan tutumunun payı belirleyici. Bununla birlikte azımsanmayacak sayıda hekim ya iktidarın saldırgan politikasının ortağı olarak ya da iktidardakilerden korkularından kaynaklı tıp etiğine ve meslek ahlakına aykırı olarak, açlık grevini bitirenleri tedavi etmediler.”

    Acettin, hasta mahpuslara ilişkin basında çıkan son bilgileri aktardı:

    “4 yıl önce yüzde 87 engelli raporu veren bir hasta mahpusa aynı hastane bu kez raporunu sıfırladı. Rapor oranı az bir şey artsa veya eksilse, meslek ahlakının dışına çıkmadan farklı tespit diye değerlendirilebilir. Ama hasta mahpusun yüzde 87 engelli raporunu sıfırlamak meslek ahlakıyla ve hekimlikle zerrece alakası olmayan bir durum.”

    KALP YETMEZLİĞİ, YÜKSEK TANSİYON VE BEHÇET HASTASI

    Bu hafta hasta mahpus Hasan Alkış’ın durumu anlatıldı:

    “Hasan Alkış bugün Bolu F Tipi Hapishanesi’ndedir. Alkış açık kalp ameliyatı olmuş ama kalp yetersizliği sorunu hala devam etmektedir. Aynı zamanda hipertansiyon hastasıdır ve bunun için günlük ilaçlar kullanıyor. Alkış ayrıca Behçet Hastasıdır; eklemlerine, sol gözüne ve damarlarına atıp tahribat yaratmıştır. Aynı zamanda iki defa felç geçirmiştir. Uzun bir tedavi süreci geçirmiş, kol ve bacaklardaki tutulma, hissizlik kısmen giderilmiş ancak sol yanı hala güçsüz ve sık sık uyuşmaktadır. Kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve Behçet hastalığı olan Alkış’a 30.06.2015 tarihinde Ankara Numune hastanesi tarafından yüzde 43 engelli olduğuna dair rapor verilmiştir.”

    KONTROLLERİ AKSATILIYOR

    Alkış’ın kontrolleri düzenli olarak yapılmadığına dikkat çeken Acettin, “Alkış Ramatoloji kontrolü için Ankara’ya götürülüyor. Çünkü Bolu’daki hastanelerde bu bölüm yok. Alkış İHD’ ye gönderdiği mektubunda 10 ay aradan sonra Bolu Devlet Hastanesi Dâhiliye bölümüne götürüldüğünü ifade etti. Buradaki hekim muayene sonrasında ‘Açık kalp ameliyatı olmuş, yüksek tansiyon hastası, behçet beyin damarlarını tıkamış, gözüne, cilt ve eklemlerine yayılmış, ağır
    seyrediyor. Dâhiliye olarak bizim takip edeceğimiz bir hasta değil, mutlaka bir Ramatoloji polikliniğinde takip ve tedavi edilmeli. Ya kontrol, takip ve tedavisi il dışında Ramatoloji olan bir yere götürülmeli ya da Ramatoloji Bölümü olan bir ildeki hapishanede tutulmalı’ demiş.” ifadelerini kullandı. (HABER MERKEZİ)

  • İHD İstanbul Şubesi, açlık grevleri ve tecrit konulu etkinlik gerçekleştirdi

    İHD İstanbul Şubesi, açlık grevleri ve tecrit konulu etkinlik gerçekleştirdi

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Leyla Güven’in İmralı’da tecridin son bulması talebiyle bugün 74. gününde olduğu ve pek çok hapishanede 200’ün üzerinde tutsağın aynı taleple açlık grevi eylemini sürdürdüğü için “İnsan Haklıkları bağlamında tecrit ve açlık grevleri” başlıklı bir etkinlik gerçekleştirdi.

    Bugün yapılan etkinliğin ilk bölümü olan panele konuşmacı olarak İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri ve İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ekmez katıldı.

    “236 TUTSAK AÇLIK GREVİNDE”

    İlk sözü alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri bugün süren açlık grevi eylemine yol açan nedenlere dikkat çekerek şunları söyledi: “Çünkü hapishanelerde keyfi uygulamalar, tecrit ve kötü muamele gibi uygulamalar oluyor. Bugün ise tecrit uygulamasının giderek ağırlaştığını söylemek mümkün. Hem hapishanelerde hem de ceza infaz alanlarında çok yaygın uygulanıyor.”

    Yoleri konuşmasının devamında açlık grevi eyleminin eylemcilere zarar vermesinin engellenmesi için toplumda bu eylemin yankı bulmasının önemine vurgu yaptı.

    Yoleri’nin ardından söz alan İHD Hapishaneler Komisyonu Üyesi Zeynep Ceren Boztoprak, açlık grevlerinde yaşanacak hak ihlallerinin engellenmesi için bir platform oluşturduklarını belirterek, hapishanelerde bugün 236 tutsağın açlık grevinde olduğunu ifade etti.

    İkinci konuşmacı İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, tecritin İttihat ve Terakki Partisi anlayışının muhaliflere yönelik uygulaması olduğunu belirterek Leyla Güven’in neden açlık grevi eylemine gittiğini anlattı.

    Keskin konuşmasının devamında “Neden Leyla Güven için sokağa çıkmıyorsunuz? Neden, İHD bugün bu etkinliği yaptı? Ve siz neden buraları doldurmuyorsunuz? Bu soruyu, kendilerine ‘ben muhalefetim’ diyenlerin sorması gerekiyor” dedi.

    “AÇLIK GREVLERİ BAĞIMSIZ HEKİMLERCE TAKİP EDİLMELİ”

    Üçüncü konuşmacı İTO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ekmez açlık grevindeki tutsakların tedavi imkanına sahip olmadığını belirtti. Bağımsız heyetler olarak açlık grevine girenlerin durumunu takip etmelerinin kendilerinden istendiğini ifade eden Ekmez konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Ancak Türkiye cezaevlerinde açlık grevine girenlerin sağlığını takip etmek pek mümkün değil. Bizler doktorların cezaevine bir an önce alınmasını ve açlık grevine girenlerin bağımsız hekimlerce takip edilmesini öneriyoruz.”

    “DESTEK SOKAKTA VERİLİR”

    Panelin serbest kürsü bölümünde Zeynep Calıhan, hem Barış Anneleri adına hem de cezaevinde 2 çocuğu olan bir anne olarak konuştuğunu söyleyerek söze başladı. Leyla Güven ve diğer bütün tutukluların direnişini selamladığını ifade eden Calıhan, eyleme destek için sokağa çıkmaları gerektiğini vurguladı.

    Serbest kürsüde söz alan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) İstanbul İl Yöneticisi Gülcan Taşkıran ve ölüm orucu gazisi Fatime Akalın da açlık grevi eylemine gerçek desteğin sokakta verileceğini vurguladılar.

    (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri Kiraz Şahin’in bıraktığı yerden sordu: İsmail Şahin nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri Kiraz Şahin’in bıraktığı yerden sordu: İsmail Şahin nerede?-VİDEO

    PİRHA- 720’inci eylemlerini yine abluka altında gerçekleştiren Cumartesi Anneleri, 4 yıl önce hayatını kaybeden mücadele arkadaşları Kiraz Şahin’in “Akıbetine ömrümü adadığım” dediği eşi İsmail Şahin’in akıbetini sormak için buluştu.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve adalet arayan Cumartesi Anneleri bugün 720’inci eylemlerini gerçekleştirdi. 700’üncü haftasından bu yana İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Beyoğlu Çukurlu Çeşme Sokak’ta bulunan İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirilmeye çalışılan eylem yine abluka altında yapıldı.

    Sanatçı Nur Sürer ve HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun da katıldığı eylem 4 yıl önce hayatını kaybeden kayıp yakını Kiraz Şahin’in hastaneden Cumartesi Anneleri’ne gönderdiği ses kaydı dinletilerek başladı.

    “KİRAZ’LA YAN YANA OTURURKEN ÇOCUKLARIMIZ FOTOĞRAFLARIN ÜZERİNDE UYUYORDU”

    Gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, bugün mücadele arkadaşları Kiraz Şahin’in ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “Bugün iki tane acımız bir arada. Ama biz acılarımızı bir kenara bırakıp mücadelemize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Çünkü bizim mücadelemiz farklı bir mücadeledir.” dedi. Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini duyuran Tosun, “Galatasaray bizim için mezar taşıdır. Kiraz’la yan yana otururken çocuklarımız fotoğrafların üzerine uyuyordu. O çocukların elini tutup götüreceğimiz bir mezar taşımız olmadığı için Galatasaray Meydanı bizim için önemli bir meydan” diye ifade etti.

    “BU ÜLKEDE ADALET OLSAYDI BELKİ KİRAZ ÖLMEZDİ”

    Ölmeden önce Kiraz Şahin’in “Asla ve asla kimse demesin ki ben kanserden ölüyorum. Ben bu ülkede adaletsizlikten ölüyorum.” sözlerini hatırlatan Tosun, “Bu ülkede adalet olsaydı belki Kiraz ölmezdi” dedi. Kayıplarından ve mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini kaydeden Tosun, kayıplarının hesabını ülkeyi yönetenlerden sormaya devam edeceklerini vurgulayarak “Kayıplarımız nerede?” dedi.

    “GALATASARAY HUKUKSUZ ŞEKİLDE ENGELLENİYOR”

    Basın metnini okuyan gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, 21 haftadır Galatasaray Meydanı’ndan kamuoyuna açıklama haklarının hukuksuz gerekçelerle engellendiğinin altını çizdi. Tosun, “Bu engelleme, Anayasa’nın ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ihlalidir. İktidarı, bu ihlale son vermeye, talep ve görüşlerimizi herhangi bir baskı ve sansüre uğramadan Galatasaray’dan açıklayabilme ve kamuoyunu bilgilendirme hakkımızı güvence altına alma sorumluluğunu yerine getirmeye çağırıyoruz” dedi.

    İSMAİL ŞAHİN’E NE OLDU?

    720’inci haftalarında 4 yıl önce hayatını kaybeden mücadele arkadaşları Kiraz Şahin’in “Akıbetine ömrümü adadığım” dediği eşi İsmail Şahin’in akıbetinin açıklanması için buluştuklarını söyleyen Tosun, İsmail Şahin’in gözaltında kaybolmasına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

    “36 yaşındaki 2 çocuk babası İsmail Şahin, Beyoğlu Belediyesi’nde temizlik işçisi olarak çalışıyordu. DİSK Genel İş Sendikası üyesiydi. 18 Ocak 1996 günü saat 06.30 da iki belediye çalışanı ile birlikte görev yaptığı 34 ATZ 59 plakalı temizlik aracında iş başı yaptı ve bir daha geri dönmedi.

    Çalışma arkadaşı olan iki kişi araçla Mimar Sinan Üniversitesi’ne geldiklerinde İsmail Şahin’in elindeki süpürgesi ile birlikte ortadan kaybolduğunu söyledi. Şahin Ailesi sürekli ağlayan bu kişilerin çelişkili bilgiler verdiklerini ve konuşmaktan korktuklarını fark etti. Aynı günlerde İsmail’in dört yaşındaki kızı annesine, babasını televizyonda polislerle gördüğünü söyledi.

    “AİLENİN GİRİŞİMLERİ SONUÇSUZ KALDI”

    Aile Beyoğlu Belediyesi’ne başvurdu. İsmail Şahin’in mesai saatleri içerisinde kaybolduğunu ve bundan işveren olarak sorumlu olduklarını söyleyerek olayın araştırılmasını istedi. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yaptı. Savcılığa suç duyurusunda bulunarak İsmail Şahin’in akıbetinin soruşturulmasını istedi. Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek için yaptıkları girişimler ise sonuçsuz kaldı.”

    Tosun, 2011 yılında dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşen kayıp yakınlarının arasında olan Kiraz Şahin’in Erdoğan’a; ‘Eşim sizin işçinizdi, mesai saatleri içinde kayboldu. İsmail Şahin’in akıbetinin açıklanması sizin de sorumluluğunuzdur’ dediğini hatırlattı.

    YETKİLİLERE ÇAĞRI

    21 yaşında iki küçük çocuğuyla Galatasaray’a gelen Kiraz Şahin’in 19 yıl boyunca eşinden bir haber alma umuduyla girişimlerini sürdürdüğünü ama hiçbir bilgiye ulaşamadan 2015 yılında hayata veda ettiğini dile getiren Tosun, “Devlet yalnız gözaltında kaybedilenlerin değil, ortadan kaybolan kişilerin de akıbetini araştırmak ve açığa çıkartmakla yükümlüdür. Savcıları İsmail Şahin’in akıbetini açıklığa kavuşturacak etkin bir soruşturma başlatmak için göreve çağırıyoruz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • F Oturması’nda Fuat Yavuzel’in durumuna dikkat çekildi- VİDEO

    F Oturması’nda Fuat Yavuzel’in durumuna dikkat çekildi- VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi’nin düzenlediği F Oturması’nda bu hafta Fuat Yavuzel durumuna dikkat çekildi; tüm hasta mahpusların serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonunun düzenlediği F Oturması Galatasaray Meydanı’na konulan yasak kararı nedeniyle İHD İstanbul Şubesi önünde gerçekleştirildi. Haftanın açıklamasında hasta mahpus Fuat Yavuzel’in durumuna dikkat çekildi.

    Eyleme, Zeytinburnu Belediyesindeki işinden çıkarıldığı için eylem yapan Kenan Güngördü katılarak destek verdi.

    Haftanın açıklaması İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Mehmet Acettin tarafından okundu.

    FUAT YAVUZEL’İN DURUMUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

    “‘Hapishaneler toplumun aynasıdır’ sözüyle iktidarın topluma dönük dayatmaları ifade edilir.” diye başlanan açıklamada Yavuzel’in durumuna ilişkin şu ifadelere yer verildi:

    “1995 doğumlu Fuat Yavuzel, bir ihbar sonucu Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde 6 Temmuz 2017’de gözaltına alınarak tutuklanır. Şanlıurfa 2 No’lu T Tipi Hapishanesi’ne götürülen Fuat Yavuzel’in avukatı tutuklanmaya ilişkin tek bir delilin olmadığını belirtmektedir.

    Fuat Yavuzel 14 yaşından beri yakalandığı kronik İmmün Trombositopenik Purpure (İTP) rahatsızlığı nedeniyle kanamaya dayalı çok ciddi sağlık sorunları yaşamaktadır.”

    “BÖYLE GİDERSE ÖLÜMLE YÜZ YÜZE KALACAĞIM”

    Açıklamada, İHD Şanlıurfa Şubesi’nin hazırladığı raporda yer alan ifadeleri aktarıldı:

    “Tutuklanmadan önce hastalığım sebebiyle Gaziantep Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Adana Balcalı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Kemoterapi Tedavisi görüyordum. Tutuklandığım zaman tedavim yaklaşık 1 ay kesintiye uğradı. Cezaevi revirinde muayene olduktan sonra, Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevklerim yapılıyordu. Son olarak kaldığım Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, koşullardan kaynaklı yetersiz tedavi sebebiyle hastalığımın ağırlaştığını söyleyerek, buranın yetersiz kalacağı ve tedavimin Gaziantep Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde devam etmesi gerektiğini söyledi. Fakat 2 buçuk aydan beri tedavim yapılmamakta, her hafta yaptığım başvurular sonuçsuz kalmaktadır. Bu nedenle hastalığım son günlerde ağırlaştı. Gün içerisinde ağzımdan ve burnumdan kan gelmektedir. Bağışıklığımın zayıflaması neticesinde, birçok hastalığa yakalandım. Ayrıca gözlerimde görme kaybı yaşandı. İlaçlarım pahalı olması bahanesiyle verilmemekte. En son savcılığa yaptığım müracaat sonucunda Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildim; doktorlar ise Gaziantep’e sevk edilmem gerektiğini söyledi. Hiçbir şey yapılmadan hapishaneye geri getirildim. Böyle giderse ölümle yüz yüze kalacağım.”

    Açıklamanın ardından eski hasta mahpus, Muharrem Kurşun konuştu. Kurşun, bu hafta iki sevindirici haber aldıklarını söyleyerek hasta mahpuslar Ahmet Şen ve Hakan Erbilek’in tahliye olduğunu hatırlattı.

    Eylem, “Fuat Yavuzel serbest bırakılsın”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır, engellenemez” sloganlarıyla sona erdi.

    Haber-Fotoğraf: Eylem Babayiğit

  • Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri yasaklı olan eylemlerinin 715’inci haftasında Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu; Galatasay Meydanı ısrarından vazgeçmeyeceklerini belirtti.

    İstanbul Taksim’de Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilmesi 700’üncü haftadan bu yana yasaklanan Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması, bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ve Zeytinburnu Belediyesindeki işinden çıkarıldığı için eylem yapan Kenan Güngördü katılarak Cumartesi Anneleri’ne destek verdi.

    Eylemde bu hafta 6 Aralık 1993’de bu yana haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın akıbeti soruldu.

    Cumartesi Anneleri adına açıklamayı Şehriban Taşkaya okudu.

    “GALATASARAY MEYDANI ENGELLEMESİ ANAYASAYA AYKIRI”

    Açıklamada, 15 haftadır Galatasay Meydanı’nda açıklama yapmalarına izin verilmediği vurgulanarak şu ifadelere yer verildi:

    “15 haftadır ısrarla söylüyoruz; bu engellemeler Anayasa’ya, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Bu engellemeler temel hak ve özgürlüklerimizin özüne ve demokratik değerlere yapılmış bir saldırıdır.”

    “AİLESİNE ‘SEDAT BUCAK’A SORUN’ DENİLDİ”

    Açıklamada devamla, Taşkaya’ya ilişkin süreç şöyle anlatıldı:

    “6 Aralık 1993 tarihinde askerler, polisler, Bucak aşiretine mensup korucular otuz araçlık konvoyla, Urfa’nın Siverek ilçesi Bağlar mahallesindeki Mehmet Taşkaya’nın evine baskın yaptı. Üsteğmen Ahmet Şentürk’ün yönettiği baskında Hüseyin Taşkaya gözaltına alındı.

    Hüseyin Taşkaya’yı  sormak için  emniyete, savcılığa, valiliğe giden ailesine ‘Sedat Bucak’a sorun.’ denildi. DYP milletvekili, aşiret reisi- korucu başı Sedat Bucak da ‘Bizim ekip almış fakat devlete teslim etmiş; bundan sonra haberimiz yoktur, devlet biliyor.’ dedi.

    Oğlundan haber alma umuduyla  Siverek Emniyet’ine giden Fatime Taşkaya’ya ‘Bir daha bize gelmeyin. Diğer oğullarınla birlikte burayı terk edin, yoksa onlar da kaybolur.’ denildi.

    Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Hüseyin Taşkaya’dan bir daha haber alınamadı.”

    Taşkaya’nın annesi Fadime Taşkaya’nın 17 Ekim 2015’de oğlunun durumuyla ilgili haber alamadan hayatını kaybettiği belirtilen açıklama, şu ifadelerle son buldu:

    “Hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar kayıplarımızı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz!”

    “ONLARDAN ALDIĞIMIZ MİRASI ASLA BIRAKMAYACAĞIZ”

    Açıklamanın ardından Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya ve kızı Serpil Taşkaya birer konuşma yaptı. Konuşmalarda Hüseyin Taşkaya’yı 25 yıldır aradıkları vurgulandı; kayıp yakınları olarak Galatasaray Meydanı konusunda ısrarlı oldukları ifade edildi.

    Son olarak konuşan Rıdvan Karakoç’un ağabeyi Hasan Karakoç, “Asiye annenin ikinci ölüm yıl dönümü dolasıyla birkaç kelime söylemek istedim.” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Onlar bize Galatasaray’ı emanet ettiler. Onlar vahşetin, barbarlığın, katliamın karşısında dimdik onurlu bir şekilde durdular. 23 yıldır bu mücadeleyi sürdürdüler. Onlardan devraldığımız mirası asla bırakmayacağımızı ilan etmek istiyorum.”

    Haber-Fotoğraf: Eylem Babayiğit

  • İHD İstanbul Şubesi yeni yönetimi belirlendi

    İHD İstanbul Şubesi yeni yönetimi belirlendi

    İHD İstanbul Şubesi 20 Mayıs’ta gerçekleştirdiği 17. Olağan Genel Kurul toplantısında yeni yönetimini belirledi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi 20 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleştirdiği 17. Olağan Genel Kurul toplantısında, iki yıl süresince görev yapacak olan Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulu’nu belirledi.

    Yapılan seçim sonunda yönetim kurulu asil üyeliklerine; Gülseren Yoleri, Leman Yurtsever, Semiray Yılmaz, Hatice Kalpaklı, Hanım Tosun, Begali Kurnaz ve Hüseyin Aygül; Denetleme kurulu asil üyeliklerine ise Hatice Korkmaz, Ali Gök ve Zeynep Yıldız getirildi.

    Belirlenen Yönetim Kurulu kendi arasında toplanarak yaptığı görev dağılımında Gülseren Yoleri’yi Başkan, Leman Yurtsever’i sekreter, Semiray Yılmaz’ı sayman olarak belirledi.

  • ‘Kanser hastası Cemal Şahin serbest bırakılsın’- VİDEO

    ‘Kanser hastası Cemal Şahin serbest bırakılsın’- VİDEO

    PİRHA- İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutuklularının durumuna dikkat çektiği eylemlerinin 317’nci  haftasında kanser hastası Cemal Şahin’in serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu”nun 317’ncisini Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdi. “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır” ve “Cemal Şahin serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde hasta tutukluların fotoğrafları taşındı. “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın”, “İnsan hakları ile insandır”, “OHAL işkencesine son” sloganlarının atıldığı eylemde, Şakran 4 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Tokat Almus Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemal Şahin’in durumuna dikkat çekildi. 

    “ASKERİ SAYIM UYGULAMASININ ÖNÜNE GEÇİN”

    Eylemde söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, Adalet Bakanlığı’ndan Cumhuriyet Başsavcılıklarına “askeri sayım” genelgesi gönderdiğini belirtti. Genelgenin 7 Şubat günü savcılıklara gönderildiğini ifade eden Yoleri, “Cezaevlerindeki uygulamaların insan onuruna uygun olması gerekir. İnsan onuruna zarar verecek herhangi bir uygulamayı savunmak mümkün değildir” dedi. “Askeri nizamda sayım yapılmasının önüne geçilmesini istiyoruz” diyen Yoleri, “Bu uygulama mahpuslar ile cezaevi çalışanlarını karşı karşıya getirecek. Daha düşmanca ve sert uygulamaları beraberinde getirebilir. Bu uygulama mahpusları tehdit olarak gören bir uygulamadır” dedi. 

    “ŞAHİN SERBEST BIRAKILSIN”

    Bu haftaki açıklamayı İHD Hapishane Komisyonu üyesi Taylan Bekin yaptı. OHAL ile birlikte hak ihlallerinin sıradanlaştığı bir süreçten geçtiklerini dile getiren Bekin, tutuklu Tokat Almus Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemal Şahin’in durumuna dikkat çekti. Şahin’in Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde kanser tedavisi gördüğü bir dönemde, 4 Ekim 2017’de evine yapılan baskınla gözaltına alındığını ve sonrasında tutuklandığını hatırlatan Bekin, Şahin’in Silivri 9 Nolu Cezaevi’nden Şakran 4 Nolu T Tipi Cezaevi’ne sevk edildiğini, 21 defa ışın tedavisi gördüğünü, 8 seanslık kemoterapi tedavisinin 7’sinin sonlandığını, son seansa gidemediğini ifade ederek, kanser hastalığının ilerlediğini kaydetti.

    Şahin’in lenfoma ve hepatit B hastalığı olduğu ve sol böbreğinin de olmadığını ifade eden Bekin, Şahin’in sağlıklı koşullarda tedavi edilmesi için bir an önce serbest bırakılmasını istedi. (HABER MERKEZİ)

  • İHD, Romanlara karşı ayrımcılıkların durdurulması için hükümete acil çağrı yaptı

    İHD, Romanlara karşı ayrımcılıkların durdurulması için hükümete acil çağrı yaptı

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin açıklama yayınladı. Açıklamada, “Romanlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve nefret saldırılarının durdurulması için hükümete acil çağrı yapıyoruz” ifadeleri yer aldı.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Romanlara yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve nefret saldırılarının durdurulması için hükümete çağrı yapıldı.

    “ROMANLAR, AYRIMCILIK VE NEFRET SALDIRILARIYLA KARŞILAŞIYOR”

    “Zorunlu sebeplerle yurtlarından göçerek dünyanın pek çok ülkesine yayılmış, 10. yüzyıldan bu yana da Anadolu’da yaşamakta olan ve defalarca soykırımla karşılaşmış Romanlara halen ayrımcılık yapılıyor, fiziki ve kültürel varlıkları yok edilmeye çalışılıyor” denilen açıklama şöyle devam etti:

    “Türkiye’de de eğitimden sağlığa, barınma olanaklarından istihdama, kültürel değerlerini korumaya kadar pek çok alanda ayrımcılıkla ve nefret saldırıları ile karşılaşıyor Romanlar. Her tür ayrımcılığa karşı mücadele eden insan hakları savunucuları olarak, 8 Nisan Dünya Romanlar günü vesilesi ile bir kez daha ayrımcılığın önlenmesinde toplumsal duyarlılığın önemini belirterek, Romanlara her anlamda varlık ve değerlerini koruma ve geliştirme olanaklarının sağlanması, Romanlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması, ve nefret saldırılarının durdurulması için kamu otoritelerine ve hükümete acil çağrı yapıyoruz.”

    “ÖZGÜR YAŞAMI TERCİH EDEN ROMANLAR YOK EDİLMEYE ÇALIŞILMIŞLAR”

    Açıklamada Romanların tarihine ilişkin şu bilgiler verildi:

    “Yapılan araştırmalar göstermektedir ki; sadece bu gün değil, özgür yaşamayı tercih eden Romanlar tarih boyunca ayrımcılığa uğramış ve yok edilmeye çalışılmışlar. Bu saldırılar, 1933 yılında Almanya’da Romanların kısırlaştırılmasına karar verilmesi ve zorla kısırlaştırılmaları ile daha vahim bir hal almış, 1941’ lere gelindiğinde ise 10 Ekim Roman soykırımı olarak tarihe yazılan olaylar yaşanmış, kurulan özel birlikler tarafından toplanan on binlerce Roman Nazi toplama kamplarına gönderilmişler ve kıyıma uğratılmışlardı.  Bu yetmemiş, Naziler Auschwitz toplama kampında 800 roman çocuğu sistematik uygulamalarla öldürmüştü. Bu süreçte Birkenau toplama kampına 23 bin Roman’ın  transfer edildiği ve 21 bininin orada öldürüldüğü de bilinenler arasındadır. Nitekim araştırmacılar, 2. Dünya savaşı sırasında Romanların da Yahudiler gibi soykırıma uğratıldıklarını söylemektedir.

    Sayıları tam bilinmemekle beraber  Dünyada 20 milyon oldukları belirtilen Romanlar’ın yaklaşık  5 milyonu Türkiye’de, Trakya bölgesi ve İzmir başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok şehrine dağılmış olarak yaşıyor.

    Ne tesadüf ki Türkiye’de de 1934 tarihli İskan Kanunu ile başlayan ve yabancıların ikametini düzenleyen yasalar ile vatandaşlık kanun ve yönetmeliklerinde, hatta emniyet güçlerinin çalışmalarına dair yönetmeliklerde ve Türkçe sözlük çalışmalarında  Romanlar, “Çingene” adı altında aşağılanmış, hastalıklı suçlular gibi gösterilmiş, ötekileştirilmiş ve bu durum yakın zamana kadar da resmen devam etmiştir.”

    “AYRIMCI ZİHNİYET VARLIĞINI SÜRDÜRMEKTEDİR”

    “Bugün de, hem kamu kurumlarında hem de sosyal hayatta eğitimden sağlığa, barınmaya kadar pek çok alanda ayrımcılık yanında nefret söylem ve eylemleri ile karşılaşıyor .Romanlar, yaşadıkları mahallelerdeki evlerinden edilerek şehir dışı alanlarda yaşamaya zorlanmakta ve böylece o mahallelerde yaşatılan Roman Kültürüne ağır darbeler vurulmaktadır” diye belirtilen açıklama şunlar aktarıldı:

    “Mevzuatta yer alan ayrımcı düzenlemeler konusunda özellikle 2000’lerin ikinci yarısından sonra AB Uyum Yasaları çerçevesinde iyileştirmeler olsa da, ayrımcı zihniyet varlığını sürdürmektedir. Kamuda ve özel işletmelerde istihdam edilme, yerleşme, okullara kabul, eğitim olanaklarına erişim, sağlığa erişim, yeterli gelir elde etme, kültürel varlığını koruma ve geliştirme, anadilde eğitim, anadilin korunması ve sosyal hayatın her alanında Romanlar dışlanmaya, aşağılanmaya, yok sayılmaya devam edilmektedir. Yaşam şartlarının zorlaşması kültürel asimilasyonu hızlandırmış ve bu gün roman kültürü ve dilleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.

    Başta da söylediğimiz gibi; her tür ayrımcılığa karşı mücadele eden insan hakları savunucuları olarak, 8 Nisan Dünya Romanlar günü vesilesi ile bir kez daha ayrımcılığın önlenmesinde toplumsal duyarlılığın önemini belirterek, Romanlara her anlamda varlık ve değerlerini koruma ve geliştirme olanaklarının sağlanması,  Romanlara yönelik her tür ayrımcılığın ortadan kaldırılması, ve nefret saldırılarının durdurulması için hükümete acil çağrı yapıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Tekman’ın daha fazla acı çekip zulüm görmesini istemiyoruz’-VİDEO

    ‘Tekman’ın daha fazla acı çekip zulüm görmesini istemiyoruz’-VİDEO

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, iki bacağı kesilmek üzere olan ve mide rahatsızlıkları bulunan ağır hasta tutuklu İzzettin Tekman’ın serbest bırakılmasını istedi.

    HABERİN VİDEOSU

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu”nun 294’üncüsü için Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Doktoru tarafından iki bacağı kesilmesi gerektiği belirtilen ve mide rahatsızlıkları bulunan Bandırma F Tipi Cezaevi’nde tutuklu İzzettin Tekman’ın durumuna dikkat çekildi. Eylemde, “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartları açılıp, hasta tutukluların fotoğrafları da taşındı. Eylemde sık sık, “OHAL işkencesine son”, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Kelepçe işkencesine son” ve “İzzettin Tekman serbest bırakılsın” sloganları atıldı.
    “UYGULAMALARDAN VAZGEÇİLSİN”
    İnsan hakları savunucuları adına basın metnini okuyan Tuncay Yiğit, cezaevlerinde yaşanan tek tip elbise dayatmalarının aşamalı ve zamana dayalı uygulanmaya çalışıldığını söyledi. Yiğit, “Sincan F Tipi hapishanesinde adli ve iç hizmetlerde çalışan mahpuslara tek tip elbise giydirilmiştir. Mahkeme ve idareye çıkarken giyilecek gibi kabul ettirmeye dönük bir meşruluk yaratılarak tüm hapishanelerde yaygınlaştırılmak istenmektedir” diye konuştu. İktidarların her kriz döneminde “önce hapishaneden başlamak” düşüncesinin yeni olmadığını belirten Yiğit, ezilen kitlelerin ve toplumsal dinamiklerin en bilinçli ve kararlı kesiminin cezaevlerine doldurulduğunun bilindiği için teslim alma politikalarının sürdüğünü söyledi. Yiğit, yaşanan bu uygulamalara derhal son verilmesini, bunların insan, hak ve özgürlüklerine aykırı olduğunu hatırlattı.
    “ACI ÇEKMESİNİ İSTEMİYORUZ”
    Yiğit, cezaevlerinde yaşanan baskılara dikkat çektikten sonra, Badırma F Tipi Cezaevinde bulunan mide rahatsızlıklarının yanı sıra doktoru tarafından iki bacağı kesilmesi gerektiği tespit edilen ağır hasta İzzettin Tekman’ın durumunu aktardı. Tekman’ın gözaltına alındığında iki bacağına sıkılan 6 kurşun nedeniyle diz kapaklarının işlevsiz hale geldiği ve doktorların “ayağı kesilmesi gerektiğini” belirten Yiğit, tecrit koşulları nedeni ile hastanede ayağının kesilmesinin imkanı olmadığını söyledi. Yiğit, şunları söyledi: “Yapılacak ameliyatın tam teşekküllü bir hastanede ve ailesinin refakatçiliği ile yapılmalıdır. Diz kapaklarındaki sorunun yanı sıra hemoroit ve yüksek tansiyon hastası ve mide hastasıdır. Tekman ağır hastadır ve daha fazla acı çekmesini, zülüm görmesini istemiyoruz. Tekman bir an önce serbest bırakılsın.” (HABER MERKEZİ)
  • Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödül töreni yasağa rağmen yapıldı

    Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödül töreni yasağa rağmen yapıldı

    PİRHA- Bu akşam düzenlenmesi planlanan Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödül töreni yasaklandı. Yasaklamaya tepki gösteren gazeteci Hüseyin Aykol, “yasaklamalara karşı inadına dün olduğu gibi bugünde gerçeklerin peşinden gitmeye ve hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” dedi

    Taksim Hill Otel’de bugün saat 19.00’da yapılacak Musa Anter ve Özgür Basın Şehitleri Gazetecilik Ödül töreni, törenin yapılmasına saatler kala Beyoğlu kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Yasaklamaya tepki gösteren başta gazeteciler olmak üzere siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri İHD İstanbul şubesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada konuşan gazeteci Hüseyin Aykol, her yıl olduğu gibi bu yılda Musa Anter ve özgür basın şehitleri gazeteciler adına ödül töreni düzenlediklerini ancak Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından OHAL gerekçe gösterilerek yasaklandığını belirterek, “buna karşın dün olduğu gibi bugünde gerçeklerin peşinden gitmeye ve hakikati ortaya çıkarmaya devam edeceğiz” dedi.

    Yapılan açıklamaların ardından ödül törenine geçildi. İHD İstanbul şubesinde gerçekleştirilen ödül töreninde, ödüller kazananlara verildi. Ödülü alan gazeteciler yasaklamaya tepki göstererek, “gerçekleri yazmaya devam edeceğiz” dedi.

    Haber Merkezi

  • ‘Hasta tutuklu Mehmet Yamaç serbest bırakılsın’-VİDEO

    ‘Hasta tutuklu Mehmet Yamaç serbest bırakılsın’-VİDEO

    PİRHA – İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği 285. F oturumunda hasta tutuklu Mehmet Yamaç’ın serbest bırakılması talep edildi.

    HABERİN VİDEOSU

    İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla her Cumartesi düzenlediği oturma eylemi 285. haftasında. Eylemde bu hafta hasta tutuklu Mehmet Yamaç’ın serbest bırakılması talep edildi.

    “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Mehmet Yamaç serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartlarının açıldığı eylemde “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Mehmet Yamaç serbest bırakılsın”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “İnsan haklarıyla insandır”, “Onursuz arama işkencesine son” sloganları atıldı.

    “HASTA MAHPUSLARI KATLETMEYE YÖNELİK SALDIRILARA KARŞI SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Basın metnini insan hakları savunucuları adına Mukaddes Şamiloğlu okudu. Şamiloğlu “Hasta mahpusların serbest bırakılması bir yana, tedavilerinin, hatta muayenelerinin bile yapılmadığına tanık oluyoruz. Hasta mahpusların hastane sevkleri günlerce, haftalarca sonar ortaya çıkıyor. Sevk çıktığında ise onursuz arama dayatılıyor. Mahpusların hastaneye gitmesi engelleniyor. Ola ki hastaneye gitmeyi başarmış bir mahpus muayeneye kelepçeyle sokuluyor. Kelepçeli muayeneyi kabul etmeyen mahpus muayene edilmeden hapishaneye geri götürülüyor.
    Biz insan hakları savunucuları olarak, hasta mahpusları katletmeye yönelik bu saldırılara karşı burada ve her yerde sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “YAMAÇ TEDAVİSİ TAMAMLANMADAN HASTANEDEN ÇIKARILMIŞTIR”

    21 Yıldır hapiste olan müebbet hükümlüsü Mehmet Yamaç’ın 2000 yılında hapishanelere yapılan katliamlar sırasında Adana Ceyhan hapishanesinde yaralanarak göğüs kafesinin kırıldığını söyleyen Şamiloğlu, şunları belirtti:

    “Tedavisi yapılmayan Yamaç’ın atılan bombalarla ve kimyasal gazlar nedeniyle akciğerinin bir bölümü yanar. Adana Ceyhan Hapishanesi’nden sürgün sevkle Erzurum H Tipi hapishanesine gönderilir. Burada da tedavisi yapılmayan Yamaç 2013 yılında Erzurum H Tipi Hapishanesi’nden hasta olduğu halde Tekirdağ 1 Nolu F tipi Hapishanesi’ne sürgün edilir. Sürgün sevk sırasında kalp krizi geçirir. Yaşadığı ciddi sağlık sorunlarından dolayı ailesinin yanına, Van’a sevkini istemiştir. Sevk talebine karşılık bu kez Edirne F Tipi Hapishanesi’ne götürülür. 28 Nisan 2016 tarihinde Hapishanede yaşadığı sorunlar ve Kürdistan’da  yaşanan katliamlara karşı bedenini ateşe verir. Çorlu Devlet Hastahanesi yanık ünitesine kaldırılarak tedavi altına alınır. Belden aşağısı yanık halde, 14 Mayıs 2016 tarihinde Edirne Tıp Fakültesi Hastahanesi’ne götürülür. Mehmet Yamaç tedavisi tamamlanmadan hastahaneden çıkartılmış ve tekrar hapishaneye götürülmüştür.”

    “TEDAVİ EDİLMEME MEHMET YAMAÇ İÇİN DE GEÇERLİ”

    Mehmet Yamaç’ın  avukatıyla  iki hafta önce yaptığı görüşmede, ameliyat sonrası bacağına takılan tel zımbaların çıkarılması için hastaneye götürülmediğini, hapishanedeki mahpus arkadaşının zımbaları tırnak makasıyla çıkardığını aktardığını söyleyen Şamiloğlu, “Tedavi edilmeme Mehmet Yamaç içinde geçerli. Biz insan hakları savunucuları olarak bugün gündeme getirdiğimiz Mehmet Yamaç şahsında bütün hasta mahpusların serbest bırakılmasını, öncelikle tedavi haklarının engellenmemesini istiyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)