Etiket: ihd mersin

  • İHD Mersin’den cezaevine dayanışma kartı: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın- VİDEO

    İHD Mersin’den cezaevine dayanışma kartı: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında cezaevindeki mahpuslara dayanışma kartları gönderdi. Dernek, hasta mahpusların serbest bırakılması çağrısında bulunarak cezaevi idarelerinin kartları engellemesine dikkat çekti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında cezaevindeki mahpuslara dayanışma kartları gönderdi. Dernek binasında bir araya gelen üyeler, aralarında Hatice Onaran, Çiğdem Mater, Can Atalay ve Leyla Güven’in de aralarında bulunduğu çok sayıda mahpusa dayanışma mesajları içeren kartları yazdı. Hazırlanan kartlar gönderilmeden önce PTT önünden açıklama yapan İHD Hapishane Komisyonu Sözcüsü Muammer Derince, hasta mahpusların tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

    Muammer Derince, “Ülkemizde barış ikliminin esmesi sevindirici ancak biz buradan iktidara bir kez daha sesleniyoruz: Kalıcı bir barış için somut adımlar atılması gerekiyor, bu somut adımların başında da hasta mahpusların tahliyesi geliyor. Hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı. Öte yandan her yıl mahpuslara kart gönderiyoruz ancak derneğimize yapılan başvurulardan gördüğümüz üzere cezaevi idareleri hasta mahpuslara motivasyon sağladığı gerekçesiyle kartlarımızı kendilerine ulaştırmıyor. Bu başvuruların takipçisi olacağız” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şube: Hakan Tosun’un ölümüne dair soruşturma derinleştirilmeli- VİDEO

    İHD Mersin Şube: Hakan Tosun’un ölümüne dair soruşturma derinleştirilmeli- VİDEO

    PİRHA- Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin İHD Mersin Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği belirtilerek Tosun’un gazeteciliği nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin İHD Mersin Şubesi basın açıklaması yaptı. Açıklamada, soruşturmanın şeffaf yürütülmediği belirtilerek Tosun’un gazeteciliği nedeniyle hedef alınmış olabileceği ve soruşturmanın derinleştirilmesi gerektiği vurgulandı.

    Gazeteci ve doğa savunucusu Hakan Tosun, 10 Ekim’de İstanbul Esenyurt’ta uğradığı silahlı saldırının ardından kaldırıldığı Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde 13 Ekim’de hayatını kaybetti. Tosun’un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmanın etkin şekilde sürdürülmediğini belirten İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Özgür Çocuk Parkı’nda bir basın açıklaması düzenledi.

    “Hakan Tosun’a ne oldu?” yazılı pankartın açıldığı açıklamaya çok sayıda sivil toplum örgütü, ekoloji aktivistleri ve gazeteciler katıldı. Basın metnini İHD Mersin Şube Sekreteri Fatoş Sarıkaya okudu. Açıklamadan önce hastaneye kaldırılan gazeteci Hüseyin Aykol’un durumuna ilişkin de konuşan Sarıkaya, “Ömrünün 50 yılını gazeteciliğe adayan Hüseyin Aykol, sadece bir gazeteci değil; bu ülkede kalemiyle direnen, her koşulda hakikati yazmaktan vazgeçmeyen kuşakların vicdanıdır. Kendisinden gelecek iyi haberleri büyük bir umutla bekliyoruz. Kendisine geçmiş olsun diliyor, sesin kalemin yüreğin bizimle diyoruz” dedi.

    ÇELİŞİKLERE DİKKAT ÇEKİLDİ

    Hakan Tosun’un yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturmada ciddi hak ihlallerine ve eksikliklere dikkat çeken Fatoş Sarıkaya, “Saldırının üzerinden günler geçmesine rağmen ne ailesine ne avukatlarına ne dosyaya tam erişim hakkı tanındı. Olay anına dair kamera görüntülerinin tamamı paylaşılmıyor. Buna karşın bazı basın organlarına kesilerek servis edilen görüntüler, soruşturmanın şeffaf yürütülmediğine işaret ediyor. Bu durum, kamuoyunda soruşturmanın maddi gerçeği ortaya çıkarma amacı taşımadığı yönünde ciddi bir algı yaratıyor” diye konuştu.

    Sarıkaya, Tosun’un saldırıya uğradığı saat ile hastaneye ulaştırıldığı zaman arasındaki farkın halen açıklanmadığını, olay yerinde bulunan çanta, telefon ve diğer kişisel eşyaların akıbetinin bilinmediğini vurgulayarak, “Tanık ifadeleri ile görüntüler örtüşmüyor. İfadelerdeki içerikler neredeyse aynı. Bazı şüphelilerin ifadeye yalnızca telefonla çağrıldığı iddiaları var. Bu tablo, soruşturmanın etkinliğine dair kuşkularımızı derinleştiriyor. Ayrıca Tosun’un kişisel eşyaları hala kayıp. Bu eşyalar saldırının niteliği hakkında önemli bilgiler barındırıyor olabilir” ifadelerini kullandı.

    “DEVLETİN YAŞAM HAKKINI KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Sarıkaya açıklamasının sonunda, Hakan Tosun’un yaşam hakkının korunması konusunda devletin yükümlülüğünü hatırlattı ve tüm sorumluların ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti:

    “Yaşam hakkı, Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesiyle güvence altındadır. Devletin yaşam hakkını koruma ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü vardır. Bizler, Tosun’un neden hedef alındığını, saldırının arkasında kimlerin olduğunu bilmek istiyoruz. Soruşturma tüm yönleriyle derinleştirilmeli, gerçek failler ve saldırının nedeni ortaya çıkarılmalıdır.”

    İHD, kamuoyunu süreci yakından takip etmeye ve adalet talebine sahip çıkmaya çağırdı.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersin’de Abdullah Öcalan için çağrı: Umut hakkı derhal uygulansın- VİDEO

    Mersin’de Abdullah Öcalan için çağrı: Umut hakkı derhal uygulansın- VİDEO

    PİRHA- Mersin Demokratik Kurumlar Platformu, Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecridin sona erdirilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması için basın açıklaması yaptı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 15 Eylül toplantısı öncesi yapılan açıklamada, “Umut hakkı temel bir insan hakkıdır” vurgusu öne çıktı.

    Mersin Demokratik Kurumlar Platformu, Abdullah Öcalan’a “umut hakkı”nın uygulanması için DEM Parti Akdeniz İlçe binası önünde basın açıklaması yaptı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 15 Eylül’de yapacağı toplantı öncesi “Umut Hakkı Derhal Uygulansın, Yasal Düzenlemeler İçin Harekete Geçilsin!” başlığıyla yapılan açıklamaya Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ile İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin şubeleri, Barış Anneleri, DEM Parti Mersin il ve ilçe örgütleri katıldı.

    Basın açıklamasını ÖHD genel merkez yöneticisi ve ÖHD Mersin şube yöneticisi Bekir Yüksel okudu.

    “BU HAKKIN TEMİNATI ÖZGÜRLÜKTÜR”

    Bekir Yüksel, 2003’te yapılan başvuru sonucu AİHM’nin Öcalan/Türkiye (No.2) kararına atıfta bulunarak, “AİHM, Sayın Abdullah Öcalan’ın hiçbir koşulda salıverilme imkanı olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesine aykırı bulmuş, bu durumu ‘umut hakkı’nın ihlali olarak değerlendirmiştir. Türkiye, geçen 11 yıla rağmen bu konuda herhangi bir yasal düzenleme yapmadı. Umut hakkı yalnızca bir bireyin değil, toplumsal barışın da temelidir. Bugün bu ülkede 4 binden fazla hükümlü, aynı işkence yasağına aykırı düzenlemelerle karşı karşıyadır. Umut hakkı sadece Sayın Öcalan için değil, binlerce insan için geçerli olmalı ve yasal güvence altına alınmalıdır” dedi.

    “BARIŞIN HUKUKU UMUT HAKKINDAN GEÇER”

    Yüksel, BM İşkenceye Karşı Komite’nin Ağustos 2024 tarihli raporunu da hatırlatarak, 4 binden fazla ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsünün işkence yasağına aykırı koşullarda tutulduğuna işaret ederek, “Türkiye, bir Avrupa Konseyi üyesi ve AİHM’nin yargı yetkisini tanıyan bir ülke olarak, bu kararları uygulamak zorundadır. Demokrasi ve hukukun gereği budur. Umut hakkı uygulanmadıkça, bu ülkede barışın, adaletin ve demokratik dönüşümün önü tıkanmış olacaktır. Bu tarihi dönemin hukuki güvencesi umut hakkının hayata geçmesi ile mümkündür. Barışın demokratik entegrasyonu da bu hakkın yasal adımlarının atılmasına bağlıdır” diye konuştu.

    YETKİLİLERE VE TOPLUMA ÇAĞRI

    Bekir Yüksel son olarak,Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Adalet Bakanlığı ve tüm yargı mekanizmalarını AİHM kararlarını uygulamaya ve gerekli yasal düzenlemeleri yapmaya çağırdı: “Demokratik kamuoyu, halk, hukuk kurumları ve tüm siyasi partiler bu hakkın uygulanması için sorumluluk almalıdır. Umut hakkı yalnızca bireylerin değil, toplumun da geleceğidir.”

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin’den coşkulu Barış Konseri: Barışı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    İHD Mersin’den coşkulu Barış Konseri: Barışı savunmaya devam edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği ‘Barış Konseri’nde Seyidxan Sevinç sahne aldı. Konserde yapılan konuşmalarda her koşulda barışın savunulma gerekliliği ön plana çıkarıldı.

    İHD Mersin Şubesinin geleneksel hale getirdiği ‘Barış Konseri’, MBB Kongre ve Sergi Sarayında düzenlendi. Konsere İHD yöneticileri ile üyeler, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, Barış Anneleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Etkinlik, saygı duruşu ve İHD’nin 39. yıldönümü için hazırladığı ‘HAKsız mıyız’ sinevizyonu ile başladı. Konuşma yapan İHD Mersin Şube Eş Başkanı Zeynep Kaya, “Türkiye’de barışın inşasına giden yolda insan haklarının temeli olan insan onuru, eşitlik, özgürlük ve adaleti asla unutmamamız gerekir. Bizler barışı, emekçilerin birliğini, halkların kardeşliğini savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    Konuşmanın ardından Seyidxan Sevinç sahneye çıkarak sevilen şarkıları barış için seslendirdi.

    Konser, halaylarla sona erdi.

    MERSİN/ PİRHA

  • 8 kurumdan Aksaray Cezaevi önünde ortak çağrı: Hapishane koşulları düzeltilsin

    8 kurumdan Aksaray Cezaevi önünde ortak çağrı: Hapishane koşulları düzeltilsin

    PİRHA- Çukurova TUAY-DER’in cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Aksaray Cezaevi önünde yaptığı açıklamada, barışın yolunun açılması için hapishanedeki koşulların düzeltilmesi gerekliliğine vurgu yapıldı.

    Video eklenecek…

    Çukurova Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUAY-DER) Aksaray T Tipi Kapalı Cezaevi önünde cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dönük basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Açıklamaya, MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD FED), Akdeniz Adana Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (AATUHAY-DER), İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Adana ve Mersin şubeleri, TJA ( Tevgera Jinên Azad/Özgür Kadın Hareketi), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana ve Mersin il örgütü yöneticileri, Mersin Barış Anneleri Meclisi, Adana Barış Anneleri Meclisi, DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “Keyfi uygulamalara son, hasta tutsaklara özgürlük” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Direne direne kazanacağız” ve “Berxwedan jiyane, direnmek yaşamaktır” sloganları atıldı.

    “İHLALLER HAPİSHANE POLİTİKASI HALİNE GELDİ”

    Basın metnini okuyan Çukurova TUAY-DER Eş Başkanı Mahsum Geçer, Türkiye’deki hapishanelerde bulunan siyasi tutukluların her gün sayısız hak ihlaline maruz kaldığını belirtti. İşkence ve kötü muamele, keyfi disiplin cezaları, mahpusların ailelerinden uzak cezaevlerine sürgün edilmesi, tahliye edilmesi gereken tutukluların soyut gerekçelerle tahliyelerinin ertelenmesi, tutukluların ağır tecrit koşullarında tutulması, iletişim ve sosyal hakların engellenmesi, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlanması ve ağır hasta mahpusların tedavisiz bırakılarak ölüme terk edilmesi gibi ihlallerin hapishane politikaları haline geldiğini dile getirdi.

    “TEMEL HAKLAR GASP EDİLİYOR”

    Aksaray T Tipi, Tarsus 3 No’lu T Tipi, Osmaniye 1 No’lu T Tipi ve Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanelerinde soyut ve delillere dayanmayan gerekçelerle tutukluların tahliyelerinin engellendiğine dikkat çeken Geçer, “Mahpuslar koşullu salıverilme hakkından yararlanılmamaktadır. Hapishanelerdeki uygulamalar koşullu salıverilme konusunda yürürlüğe giren yeni uygulamanın ne kadar keyfiyet taşıdığını göstermektedir. Bağımsız koğuş, pişmanlık gibi dayatmalar, mahpusun su/elektrik tasarrufu yapmadığı, daha önce disiplin cezası aldığı, hapishane kütüphanesinden yeterli sayıda kitap okumadığı, göndermek istediği mektuplar hakkında sakıncalı mektup kararı verildiği, infaz koruma memurlarına daha fazla kolaylık sağlamadığı, personelle mesafeli olduğu gibi gerekçeler idare ve gözlem kurulu kararlarında çok sık karşılaşılan gerekçelerdendir. Kuralsız keyfi şekilde uygulanan infaz politikaları, devletin cezalandırma gücünü sınırsız bir şekilde kullanmasına olanak tanımakta, bu da temel hak ve özgürlüklerin açıkça gasp etmektedir” diye konuştu.

    Geçer, tahliyesi uzatılan tutuklulara dair bilgileri aktardı:

    “Aksaray T Tipi Kapalı Hapishanesinde; 30 yıldır cezaevinde tutulan tutsaklardan Tamer Tanrıkulu’nun tahliyesi 2 yıl, Hasip Avşar’ın tahliyesi 6 ay, Abdullah Çelik’in tahliyesi 3 ay uzatılmıştır. Yine tutsaklardan Sinan Yaşar’ın tahliyesi 2 yıl, Ahmet Göksu’nun tahliyesi 3 ay ve Mervan Sungur’un tahliyesi 3 ay ertelenmiştir.
    Ereğli Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde; 30 yıldır cezaevinde tutulan tutsaklardan Hacı Sincer’in tahliyesi 1 yıl 3 ay ve Mehmet Ali Taşlı’nın 1 yıl uzatılmıştır. Yine tutsaklardan Mehmet Zahit Bayar’ın tahliyesi 2 yıl, Mehmet Mencik’in tahliyesi 1 yıl 6 ay, Sinan Çelik’in tahliyesi 6 ay ertelenmiştir.

    Yine Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan Mehmet İsa Aydoğan’ın tahliyesi 2 yıl, Tarsus 3 Nol’u T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan Recep Çağlı’nın tahliyesi 3 ay ertelenmiştir. Hapishanelerdeki ihlalleri derinleştiren İdare ve Gözlem Kurulları derhal kapatılmalıdır.”

    “KEYFİ UYGULAMALARA SON VERİLSİN”

    Türkiye’de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak için hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına saygılı bir reform sürecinin başlatılması gerektiğinin altını çizen Mahsum Geçer, “Hapishanelerde uygulanan ayrımcı ve keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir. Devlet, Anayasa ve kanunlarda kendisine yüklenen yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmeli, Sosyal izolasyona, insansızlaştırmaya, yalnızlaştırmaya yönelik tasarlanan Y Tipi, S Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishaneler kapatılmalı, mahpusların sağlığa erişim hakkı güvence altına alınmalı; kelepçeli muayene, ağız içi arama, jandarma gözetiminde sağlık hizmeti gibi uygulamalara son verilmeli ve idare ve gözlem kurulları kapatılmalı, bağımsız yargının yetkisini gasp eden karar mekanizmaları son bulmalıdır. “Pişmanlık” dayatması kaldırılmalı; hukuka, insan haklarına ve insan onuruna saygılı bir infaz rejimi tesis edilmelidir. Mahpuslara yönelik keyfi uygulamalara derhal son vermelidir” dedi.

    Açıklamada konuşan DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan da tüm cezaevlerinde tutsakların suya erişim, hijyen, sağlık hakkı, kitap okuma özgürlüğü ve tahliye haklarının gasp edildiğini söyleyerek, “Adalet Bakanlığı haksızlıkları ve hukuksuzlukları adeta cezaevleri arasında paylaştırmış. Kimi cezaevlerinde ağız içi arama, kimilerinde çıplak arama, kimilerinde sık sık oda baskınları dayatılıyor. 1 Ekim’de Meclis açıldığında yapılacak ilk iş İdare ve Gözlem Kurullarının kapatılması ve demokratik toplum ile barışın inşasına uygun adımların atılmasıdır” dedi.

    Mersin Barış Anneleri Meclisi Sözcüsü Emine Eren ise barışın tek taraflı adımlarla sağlanamayacağını belirterek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uzattığı barış elinin tutulması çağrısında bulundu.

    Açıklama sloganlar ve alkışlarla sona erdi.

    PİRHA/ AKSARAY

  • İHD Mersin: Türkiye’de işkence sistematik hale gelmiş durumda- VİDEO

    İHD Mersin: Türkiye’de işkence sistematik hale gelmiş durumda- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Türkiye adeta bir işkence mekanına dönüşmüştür” diyerek, işkencenin sistematik hale geldiğini ve cezasızlıkla beslendiğini vurguladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü kapsamında dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Basın metnini İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    Yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler’in 1987’de yürürlüğe giren ve Türkiye’nin de taraf olduğu “İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşme”nin hükümlerine rağmen, Türkiye’de işkencenin sistematik bir devlet politikası olarak devam ettiği vurgulandı.

    “İŞKENCE DEVLET PRATİĞİ HALİNE GELDİ”

    Gazi İnci, Türkiye’de işkencenin sadece geçmiş askeri darbelerle sınırlı kalmadığını, günümüzde de siyasal iktidarın keyfi uygulamaları ve cezasızlık kültürü nedeniyle yaygınlaştığını belirtti. 15 Şubat ve 19 Mart 2025 tarihlerindeki protestolarda yaşanan gözaltılar sırasında işkence ve kötü muamele iddialarının bu durumu açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.

    Sokak, ev ve iş yeri gibi resmi olmayan yerlerde gözaltı uygulamalarının arttığını, kolluk şiddetinin evrensel hukuk kurallarını aşan bir biçimde sıradanlaştığını ifade eden İnci; kadınlar, LGBTİ+’lar, öğrenciler, çevre savunucuları ve siyasi muhalefet üyeleri gibi farklı toplumsal kesimlerinin bu şiddetten etkilendiğini dile getirdi.

    “HAPİSHANELERDE İZOLASYON İŞKENCEYE DÖNÜŞÜYOR”

    İnci, Türkiye hapishanelerindeki kötü koşulların, özellikle izolasyon uygulamaları ve yeni yüksek güvenlikli cezaevi rejimlerinin işkence ve kötü muamele niteliği taşıdığını belirtti. Umut hakkının tanınmamasını ve tutukluların denetime kapalı koşullarda tutulmasını da eleştiren İnci, İHD olarak şu taleplerin yerine getirilmesi gerektiğinin altını çizdi:

    – Cezasızlık politikasına son verilmeli,

    – Gözaltı koşulları evrensel usul güvencelerine uygun hale getirilmeli,

    – İşkencenin belgelenmesi İstanbul Protokolü’ne göre yapılmalı,

    – Bağımsız bir Ulusal Önleme Mekanizması kurulmalı,

    – İzolasyona dayalı hapishane rejimi sona erdirilmeli,

    – CPT ve BM raporları açıklanmalı, tavsiyelere uyulmalı.

    Gazi İnci açıklamanın sonunda, insan hakları savunucuları olarak işkence görenlerin yanında olmaya, yaşadıkları ihlalleri belgeleyip kamuoyuna duyurmaya devam edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de Kürtçe şiir dinletisi yapıldı- VİDEO

    Mersin’de Kürtçe şiir dinletisi yapıldı- VİDEO

    PİRHA- Sanatolia, Eğitim Sen ve İHD Mersin, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı sebebiyle şiir dinletisi etkinliği düzenledi. Etkinlikte şair yazar Mehmet Şirin Bulğa, Kürtçe şiirler seslendirdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Sanatolia ve Eğitim Sen Mersin Şubesi, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı etkinlikleri kapsamında yazar ve şair Mehmet Şirin Bulğa’nın katılımıyla imza günü ve şiir dinletisi düzenlendi.

    Açılış konuşmasını yapan Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül, günün anlamına dair aktarımda bulundu. Ardından Mehmet Şirin Bulğa, kısa bir konuşma yaptıktan sonra Kürtçeye dair sunum yaptı. Bulğa, dilin önemine vurgu yaptığı sunumda Konfüçyüs, Friedrich Schiller, Ludwig Wittgenstein ve Theodor Adorno’dan referanslar verdi.

    Bulğa, sunumunu okuduğu Kürtçe şiirlerle sonlandırdı. Ardından katılımcılar Bulğa’nın kitaplarını imzalattı.

    Bulğa’nın kitaplarını imzalamasının ardından etkinlik sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    Mersin’de tutuklamalara tepki: Gerekçeler hukuk dışı, Nimet Tanrıkulu’nun yanındayız!

    PİRHA- İHD ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, Nimet Tanrıkulu ve Kemal Göksoy’un haksız yere tutuklandığını dile getirerek, “Asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararları sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karardır. Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve diğer hak savunucuları, sendikacılar, siyasetçiler  bir an önce serbest bırakılmalıdır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) ve 78’liler Hareketi Mersin Şubeleri, İHD İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Nimet Tanrıkulu ve İHD Mersin Şube Üyesi Kemal Göksoy başta olmak üzere 9 kişinin tutuklanmasına ilişkin Özgür Çocuk Parkı’nda ortak bir basın açıklaması yaptı.

    HUKUK DIŞI GEREKÇELER

    Açıklamayı okuyan İHD Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu’nun örgüt üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanmasına gerekçe yapılan konuların, hukuk dışı olduğunu vurgulayarak, dosyada Kerem isimli bir itirafçının bazı kişiler hakkında yaptığı asılsız suçlamaların temel alındığını dile getirdi.

    Kaplan, “İnsan Hakları Derneği’nin kuruluşundan itibaren yer alan insan hakları savunucusu aynı zamanda 78’liler Hareketi’nin kuruluşunda yer alan ve feminist kimliği ile uluslararası çapta tanınan Nimet Tanrıkulu, 26 Kasım 2024 günü sabah evine düzenlenen bir polis operasyonunda gözaltına alındı. Tanrıkulu’nun gözaltına alındığı operasyonda birbirleriyle hiç ilgisi olmayan 14 kişi gözaltına alındı. Bu 14 kişi, sivil siyasetçiler, aralarında İHD Mersin Şubesi üyesi olan ve aynı zamanda DİSK Genel İş Mersin Şubesi Başkanı Kemal Göksoy’un da olduğu sendikacılar ve insan hakları savunucularıydı” diye konuştu.

    “DAVET ÜZERİNE GİTMİŞTİ, SUÇ SAYILDI”

    Nimet Tanrıkulu’nun Erbil ve Süleymaniye’ye gitmesinin, hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kalmasının suç sayıldığını söyleyen Kaplan şu ifadeleri kullandı:

    “Nimet Tanrıkulu ifadesinde Erbil’e tanınmış Kürt iş kadını Ferda Cemiloğlu’nun daveti üzerine gittiğini Süleymaniye’ye de birkaç kere gazeteci Celal Başlangıç’la gittiklerini çünkü orada bir yayınevi kurma çabalarının olduğunu ancak bunun ekonomik nedenlerle yapılamadığını söyledi. Bunların hepsi zaten devletin kayıtlarında, pasaport belgelerinde, havaalanı giriş çıkış kayıtlarında belirli. Ancak birçok dosyada asılsız ifadeler veren Kerem isimli itirafçı Nimet Tanrıkulu’nu bir kez Nurettin Demirtaş’la görüşürken gördüğünü söyledi. Bunun dışında yine akıl dışı bir biçimde Tanrıkulu’nun hakkında soruşturma olan bazı kişilerle aynı otelde kaldığı iddiasına yer verildi. Sulh Ceza Hakimi, Nimet Tanrıkulu’nun kaldığı otelde hakkında soruşturma olan kişilerin bulunmasını suç saymıştır.”

    Nimet Tanrıkulu hakkında asılsız gerekçelerle verilen tutuklama kararının sivil toplumu susturmaya, korkutmaya yönelik bir karar olduğunun altını çizen İsmet Kaplan, Nimet Tanrıkulu, Kemal Göksoy ve tutukluların derhal serbest bırakılması yönünde çağrıda bulundu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin: Translar hayatın her alanında nefretle mücadele ediyor- VİDEO

    İHD Mersin: Translar hayatın her alanında nefretle mücadele ediyor- VİDEO

    PİRHA – İHD Mersin Şubesi, 20 Kasım Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü sebebiyle eylem yaparak, “Translar, hayatın her alanında zorbalık ve nefretle mücadele ediyor, şiddetten arınmış barışçıl bir toplumda özgürce yaşama hayalimizden asla vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    21 yıl önce Rita Haster isimli trans kadının Boston’da kendi evinde öldürülmesi üzerine trans örgütleri bu cinayeti bir sembol haline getirerek 20 Kasım’ı “Nefret Suçu Mağduru Transları Anma Günü” olarak ilan ettiler. Mersin’de İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi LGBTİ+ Komisyonu, konuya ilişkin Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı.

    ‘Nefrete karşı bir aradayız. Herkesi için insan hakları’ yazılı pankartın açıldığı açıklamada basın metnini komisyon üyesi Utku Kutbay okudu.

    “TRANSLARIN GÜNDEMİNDE HER GÜN ŞİDDET VAR”

    Utku Kutbay, transların çocukluk evrelerinden itibaren nefret ve zorbalığa maruz kaldığını ve şiddete her daim açık olduklarını belirterek, “Çocuklukta ve ergenlikte; öğretmenlerin, idarecilerin, akranların nefret ve zorbalığına maruz kaldıkları için kimi zaman eğitimlerini sırf bu yüzden yarıda bırakmak zorunda kalabiliyorlar” dedi.

    Çalışma hayatının da translar için çeşitli baskı ve engellerle dolu olduğunu söyleyen Kutbay, “Translar varoluşları nedeniyle iş mülakatında çoğu kez gizlice bazen de açıkça reddediliyorlar. Çoğu trans iş arama motivasyonunu dahi kaybetmiş durumda, bu yüzden de zorunlu seks işçiliğinin cenderesinde polisin ve mafyanın baskısı altında çok zorlu bir yaşam mücadelesi vermek zorunda kalıyorlar. Transların gündeminde her gün şiddet ve nefret var. Bu şiddet, sokaktaki küçümseyici bir bakıştan hunharca işlenen nefret cinayetlerine kadar uzanabiliyor” diye konuştu.

    “KATİLLER HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ ALIYOR”

    İş yaşamından sağlığa, adalet mekanizmalarından günlük yaşama kadar her alanda transların sistematik olarak şiddet ve nefretle karşı karşıya kaldığını belirten Kutbay, “Transların sadece trans oldukları için sistematik bir şekilde maruz kaldığı yağmalama, gasp, yaralama, cinayet gibi suçlar yasa tarafından nefret suçu olarak kabul edilmiyor. Yargılanan suçlular çoğu zaman ya hiç ceza almıyor ya da ödül gibi cezalar veriliyor. Yıllardır tekrarlanan ‘kadın sandım, erkek çıktı’ gibi transfobik bahaneler hakimler tarafından ikna edici bulunuyor ve katiller haksız tahrik indirimi alıyorlar” diyerek cezasızlık sistemine tepki gösterdi.

    BİRLİK VURGUSU

    Translara yönelik nefret suçlarının karşısında dayanışmanın ve birlikteliğin öneminin altını çizen Kutbay, “Translar, küçük yaştan beri zorbalık ve nefretle mücadele ediyor, öyle ki bizatihi hayatları nefret kültürüne karşı bir cevap, bir onur nişanesi. Şiddetten arınmış barışçıl bir toplumda özgürce yaşama hayalimizden asla vazgeçmiyoruz, vazgeçmeyeceğiz. En ufak bir çabayı dahi küçümsememeliyiz, hakkını vermeliyiz. Her bir adalet çığlığı, dayanışmaya uzanan her bir el, her cesur çıkış nefretin karanlığını dağıtacak bir ışık olabilir. Bu anlamda sizleri de mücadelemize destek olmaya çağırıyoruz” diyerek nefrete karşı mücadele çağrısı yaptı.

    PİRHA/ MERSİN

  • ‘Barışın tesisi için Kürt meselesindeki çözümsüzlük sona erdirilmeli’- VİDEO

    ‘Barışın tesisi için Kürt meselesindeki çözümsüzlük sona erdirilmeli’- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, barış ortamının yaratılması için iktidarın söylemleri pratiğe dökerek Kürt meselesindeki çözümsüzlüğü sonlandırması gerektiğini belirtti. İnci, “Hapishanelerdeki tecrit devam ettiği sürece toplumdaki Kürt meselesiyle ilgili temel sorunlar devam ediyor demektir. Sorunları bir şekilde krize, toplumsal çatışmaya çeviren dil ve pratik değiştirilmezse barış da gelmez” dedi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılarak, meclis çatısı altında konuşma yapması ve örgütü lağvetmesi koşuluyla umut hakkından yararlanmasını dile getirmesi ülke gündeminde büyük yankı uyandırdı. Ardından 43 ay sonra Öcalan’la görüşme yapılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bahçeli’nin meclisteki konuşmasını desteklemesi, yeniden bir çözüm sürecinin adımları mı atılıyor sorusunu akıllara getirdi. Bahçeli’nin bu çıkışı kamuoyunda farklı şekillerde tartışılıp yorumlansa da barış umudunun kımıldanmasına da kapı araladı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şube Eş Başkanı Gazi İnci, Bahçeli’nin açıklamasını ve barış için hangi koşulların yaratılması gerektiğini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ABDULLAH ÖCALAN ÜZERİNDEKİ TECRİT KALDIRILSIN”

    Bahçeli’nin sarf ettiği sözleri olumlu bir perspektiften yorumlayan Gazi İnci, söylemlerin siyasi bir ittifak mesajı olarak kalmaması gerektiğini, toplumsal barışı hedefleyen bir düzleme geçilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

    Kürt meselesinin çözümü noktasında öncelikli olarak Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması gerektiğine işaret eden İnci, “Devlet Bahçeli, Öcalan’ın mecliste konuşmasından bahsediyor, fakat yıllardır tecrit politikası uygulanıyor. Meclise kadar gelip de konuşma yapmasını uygun buldukları bir kişiye yıllardır tecrit uyguluyorlar ve bu söylemin ardından bir kez yeğeni ile görüşmesinin sonrasında hala bu tecridi devam ettiriyorlar. Bu açıklamayı samimi bulmak için öncelikle tecridin kaldırılması lazım” dedi.

    “BARIŞ İÇİN KÜRTLER ÜZERİNDEKİ BASKI SON BULMALI”

    İnci; Kürtlerin kültürü, siyaseti, etnik kimliği üzerindeki yargı tacizinin sonlanmasının barış ortamının sağlanmasında önemli bir aşama olacağını kaydederek, şunları dile getirdi:

    “Devlet erkleri, Kürt meselesinin tam olarak neye dayandığını, neyden kaynaklandığının halka samimi bir şekilde anlatması lazım. Çünkü yıllarca bunu sakladılar, yıllarca bu siyasi söylemler aslında Kürtleri sadece kriminalleştirerek lanse ettiler ve Kürtler kendilerini doğru bir şekilde ifade edebilecek zemini hiçbir zaman bulamadı. Bu itirafın kendisi bir barışmadır aslında. İnkar her zaman çatışmaya götürür ama itiraflar, iki taraflı özeleştiriler barışın temelini atmaktır.

    Öte yandan barışın gelmesi için Kobani davasından yargılanan tüm siyasi tutsakları serbest bırakılması, idari gözlem kurullarının kaldırılması lazım. Hapishanelerdeki tecrit devam ettiği sürece toplumdaki Kürt meselesiyle ilgili temel sorunlar devam ediyor demektir. Bunu yalnızca söylemsel olarak ifade edip öte yandan bu sorunları bir şekilde krize, toplumsal çatışmaya çeviren dili, üslubu değiştirmezseniz barış da gelmez.”

    Barışın inşası noktasında özellikle siyasilerin şiddet dilinden uzak durması gerektiğinin altını çizen Gazi İnci, ortak mücadele vurgusu yaparak sözlerini noktaladı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

  • İHD’liler Mersin’de ‘Barış Nöbeti’nde ayrımcılığı anlattı- VİDEO

    İHD’liler Mersin’de ‘Barış Nöbeti’nde ayrımcılığı anlattı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin Barış Nöbeti’nde ayrımcılık konusu ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada, “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, Hristiyan ve Yahudilere, kadınlara, LGBTİ+’lara ve emekçi sınıflara sürekli ayrımcı politikalar uygulanıyor. Bu ayrımcı politikalar, toplumsal barışın sağlanması önündeki en önemli engeldir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde farklı konuları ele alıyor. Bu ay ayrımcılık konusunu konuşan İHD üyeleri, nöbeti basın açıklamasıyla başlattılar. Kürtçe ve Türkçe okunan basın açıklamasından önce konuşma yapan İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, Türkiye’deki baskın ideolojinin arkasına sığındığı en büyük argümanlardan birinin ayrımcılık olduğunu ifade etti.

    “ALEVİLER ÇOK BOYUTLU ASİMİLASYONLA YOK EDİLMEK İSTENİYOR”

    Metni Kürtçe okuyan İHD Mersin Şube yöneticisi Şükran Aktaş, çoğulcu toplum yapısının tek ulus, tek devlet, tek din ve tek dil anlayışıyla yok edilmek istendiğini söyledi. Ayrımcılıktan beslenen resmî ideoloji temelinde bir devlet inşa edildiğini belirten Aktaş, “Bu inşa sürecinde Türklük, Sünni Müslümanlık ve Türk Dili ‘üst kültür ve asıl kimlik’ olarak bu coğrafyada yaşayan herkese dayatılarak farklı etnik ve dini gruplar dışlandı. Bu dışlanma uygulamalarına ek olarak bizzat devlet tarafından ‘Sevk ve İskan (Tehcir) Kanunu (Ermeni Tehcir Kanunu)’, Şark Islahat Planları Mübadele Kanunları, Umumi Müfettişlikler gibi uygulamalarla Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Aleviler çok boyutlu sistematik bir asimilasyonla eritip yok edilmeye çalışıldı” dedi.

    “AYRIMCI POLİTİKALAR UYGULANIYOR”

    Türkçe metni okuyan İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon Üyesi İlhan Kılıç, Aleviler başta olmak üzere toplumun birçok kesimine ayrımcı politikalar uygulandığına dikkat çekerek, “Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, Hristiyan ve Yahudilere, kadınlara, LGBTİ+’lara ve emekçi sınıflara sürekli ayrımcı politikalar uygulanmakta, bu uygulamalara karşı çıkanlar ise; siyasallaşan yargı ve hukuki temeli olmayan soruşturma ve kovuşturmalarla ya hapishaneye konulmakta, ya da adli kontrol vb. yollarla kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.

    “AYRIMCI SÖYLEMLER TOPLUMSAL LİNÇE SEBEP OLUYOR”

    İlhan Kılıç; ırkçı, erkek egemen dil, Kürtlere, Alevilere, farklı inançlara, LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi, anti-semitizm gibi ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerin hem bireysel hem de toplumsal linçe sebep olduğunu dile getirerek şunları söyledi:

    “Son olarak İstanbul’da Santa Maria Kilisesi çok sayıda kişinin dini ayin için kilisede olduğu saatte silahla tarandı ve 1 yurttaş yaşamını yitirdi. Yine yıl dönümüne yaklaştığımız 6 Şubat depremi sonrasında sığınmacılara yönelik gerçekleşen ayrımcı dil nedeniyle birçok kentte sığınmacılara yönelik saldırılar meydana geldiği gibi deprem akabinde yapılan yardım faaliyetlerinden de sığınmacılar mahrum bırakıldı.

    İnsan hakları savunucuları olarak ayrımcılığın insan hakları mücadelesi ve toplumsal barışın sağlanması önündeki en önemli engel olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de her türlü ayrımcılığa, ırkçı milliyetçiliğe, kadına yönelik şiddete, LGBTİ+’lara yönelik nefrete, etnik ve inanç nefretine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de İHD Barış Nöbeti’nden seslendi: Barış için cezasızlıktan vazgeçilmeli -VİDEO

    Mersin’de İHD Barış Nöbeti’nden seslendi: Barış için cezasızlıktan vazgeçilmeli -VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin bu ayki Barış Nöbeti’nde 2023 yılındaki hak ihlalleri anlatıldı. İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, Türkiye toplumunun şu an içinde bulunduğu tüm krizlerin tek çözümü, toplumsal barışı tesis etmekten geçmektedir. Barış için cezasızlıktan vazgeçilmeli” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde 2023 yılının değerlendirmesi yapıldı ve Mersin başta olmak üzere ülkenin dört bir yanındaki toplumsal sorunlar konuşuldu.

    Barış Nöbeti’nde hak ihlallerine ilişkin yapılan basın açıklamasını İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci okudu.

    “KÜRT MESELESİNİN ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜ HAK İHLALLERİNİ DOĞURUYOR”

    Gazi İnci, tespit edilen hak ihlallerinin büyük bir kısmının Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden kaynaklandığına işaret etti.

    Kürtlere yönelik ağır hak ihlallerinin uzun yıllardan günümüze sistematik bir biçimde devam ettiğini söyleyen İnci, “Başta 90’lı yıllarda yaşananlar olmak üzere faili meçhul siyasi cinayetler ile gözaltında zorla kaybettirmeler, yaklaşık kırk yıldır süren çatışmalı ortamda yaşanan can kayıpları, gerek gözaltı birimlerinde gerekse gözaltı birimleri dışında uygulanan işkence ile kötü muamele uygulamaları ve mahpusların maruz bırakıldığı gayri insani fiiller gibi birçok ağır insan hakları ihlalleri sürekli ve sistematik bir şekilde devam etmektedir” dedi.

    ZAMANAŞIMI KARARLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Son yıllarda yargı makamları tarafından verilen zamanaşımı kararlarının cezasızlık pratiğinin en belirgin örneklerinden olduğunu belirten Gazi İnci, “Özelikle 90’lı yıllarda gerçekleşen ağır insan hakları ihlallerinin bir kısmı hakkında açılan Lice Katliamı Davası, Vartinis Davası, Sivas Madımak Davası, Musa Anter Davası gibi sembol dava dosyalarında dava konusu katliamların üzerinden 30 yıl geçmiş olması nedeniyle verilen düşme kararlarının insan hakları hukuku açısından hiçbir meşru yönü olmadığını belirtmek isteriz. Zira söz edilen davalarda görülen olaylar ve başkaca onlarca örnek durumlarda yaşanan ağır insan hakları ihlalleri, belli bir sistematik içinde, belli bir grup tarafından yine belli bir gruba karşı işlenen suçlar olmaları nedeniyle uluslararası hukuk tarafından insanlığa karşı suçlar olarak tanımlanmaktadır” sözlerini kullandı.

    İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının uygulanamayacağını evrensel hukuk kurallarıyla destekleyen İnci, bu kararların Türkiye’de toplumsal barışın inşa edilmesi yönündeki engellerden biri olduğunu vurguladı.

    İnci, “Türkiye toplumunun şu an içinde bulunduğu tüm krizlerin tek çözümü, toplumsal barışı tesis etmekten geçmektedir. Barış için cezasızlıktan vazgeçilsin” diyerek sözlerini noktaladı.

    Basın açıklamasının ardından savaş, barış, sağlık, kadın ve çocuk alanlarındaki hak ihlalleri konuşuldu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi, hapishanelerdeki hak ihlallerini konuştu- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi, hapishanelerdeki hak ihlallerini konuştu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği panelde 19 Aralık Katliamı, hasta tutukluların uğradığı hak ihlalleri, açlık grevi, tecrit ve hapishanedeki tutukluların güncel durumu konuşuldu.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında ‘Dünden Bugüne Hapishaneler ve 19 Aralık Cezaevleri Katliamı’ paneli düzenledi.

    Yenişehir Belediyesi Akademi Salonunda yapılan panelde İHD Onursal Genel Başkanı Akın Birdal, İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray çevirmen Aykol, Mersin Tabip Odası eski başkanı Mehmet Antmen, İHD Mersin Şube Sekreteri ve 19 Aralık Katliamı tanığı Bekir Sıtkı Keçeci konuşmacı olarak yer aldı.

    Panelin yapıldığı salona “19 Aralık Cezaevleri, 24 Aralık Maraş, 28 Aralık Roboski Katliamlarını Unutmadık, Unutturmayacağız” ve “Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın” pankartları asıldı. Konuşmalardan önce katliamda yaşamını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    “İNSANLARI DİRİ DİRİ YAKTILAR”

    19 Aralık Katliamı tanığı Bekir Sıtkı Keçeci, 19 Aralık Cezaevleri Katliamının bu ülkede yapılmış en kapsamlı katliam ve bir insanlık suçu olduğunu dile getirdi. Katliamın ölüm oruçlarını bitirmek ve topluma bir gözdağı vermek adına yapıldığına işaret eden Keçeci, o güne ilişkin şunları anlattı:

    “İçerideki mahpusları hücrelere ayırmakla birlikte toplumu da hücreleştirmek adına katliam planı yaptılar. 8 bin 500 jandarma, bin 500 sivil polis bu katliamda vahşice herkese saldırdı. Yukarıdan bombalar attılar, ateş açtılar. Çok sayıda insanımız yaşamını yitirdi, yaralandı. İnsanları diri diri yaktılar. Dönemin Adalet Bakanı yaptığı açıklamada amacın ölüm oruçlarını bitirmek değil, devletin otoritesini sağlamak olduğunu söyledi televizyonlarda. Hayata dönüş dedikleri operasyonda insanları hayattan kopardılar.”

    Bu katliamdan sonra ölüm oruçlarının binlere ulaştığını belirten Keçeci, “Bedenimizle direnmekten başka seçeneğimiz yoktu. Ya boyun eğecektik ya da direnecektik” diyerek sözlerini noktaladı.

    Doktor Mehmet Antmen ise cezaevlerinde dünden bugüne ölüm orucuna giren tutukluların erişemediği tıbbi destek imkansızlıklarından dolayı birçok tutuklunun yaşamını yitirdiğini aktardı. 2000’binli dönemlerde cezaevlerinde tutukluların başlattığı açlık grevlerine değinen Antmen, bu süreçte tutukluların, b1 vitamini kullanmasından dolayı yaşam süresinin uzadığını ve açlıkla mücadele edilebildiğini anımsattı.

    AKIN BİRDAL: AÇLIK GREVLERİNE SES VERMELİ

    İHD Onursal Genel Başkanı Akın Birdal, geçmişten günümüze hapishanelerin değerlendirmesini yaptı. Baskıcı rejime işaret eden Birdal, ülkenin cezaevine dönüştürüldüğünü ifade etti.

    Cezaevlerinde tecride karşı başlatılan açlık grevlerine değinen Birdal, “3 yıl önce de daha önce böyle bir açlık grevi başlatılmıştı. Leyla Güven ve binlerce tutuklu bedenlerini açlığa yatırdılar. O dönem de 7 tutuklu yaşamını yitirdi. Sonra yine bir tecrit gelişti. Şu anda ise Öcalan 3 yıldır ailesiyle ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. Bugün de aynı taleplerle açlık grevi eylemleri var. Bu taleplerin dikkate alınması için insanların ölmesi mi gerekiyor? Tecrit demokrasi ve barış kapısıdır. Açlık grevindekilerin sesi olalım ki Kürt sorunun çözümüne katkıda bulunalım” diye konuştu.

    Cezaevlerindeki gazetecilerin durumuna da dikkat çeken Birdal, gerçeğin üstünü örtmek isteyenlere müsaade etmeyen gazetecilerin tutuklanmasına karşı ses çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.

    “TÜRKİYE’DE HAPİSHANE REJİMİ VAR”

    İHD Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen, tutukluların güncel durumuna ilişkin bilgiler verdi. Yaşanan hak ihlallerinin günden güne arttığını ve hapishanelerde işkence sisteminin yürütüldüğünü söyleyen Çevirmen, hapishanelerde yaşanan ölümlerin gizlendiğini kaydetti.

    Şu anda 405 açık ve kapalı cezaevinin olduğunu ve 12 cezaevinin daha açılacağını aktaran Çevirmen, “Bu kadar çok hapishanenin yapılması içinin dolduracağı anlamına geliyor. Türkiye’de bir hapishane rejiminin olduğunu söylemek gerek. Tecridi derinleştiren hapishaneler, mahpusları sosyal ortamdan tamamen yalıtan bir işkence biçimidir. Şu anda 6 hapishanede tecride karşı açlık grevi var. Mahpusların yaşadığı sorunlar, toplumun bilgisinden uzak tutuluyor” dedi.

    Engelli, ağır hastalıkları olan ve yalnız başına yaşayamayacak olan hastaların ısrarla cezaevinde tutulduğuna dikkat çeken Çevirmen, hasta tutsakların sağlık haklarının ihlal edildiğini vurguladı.

    Panel, soru ve cevap bölümünün ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • DEM Parti Milletvekili Şenyaşar: Devlet kontrolünde katliam yapıldı- VİDEO

    DEM Parti Milletvekili Şenyaşar: Devlet kontrolünde katliam yapıldı- VİDEO

    PİRHA- ‘Hak ve Adalet Mücadelesi’ söyleşisinde ailesine yönelik yapılan katliama ve başlattıkları adalet mücadelesine ilişkin konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, “Hastanede devlet kontrolünde bir katliam yapıldı ve yıllarca üstünü örtmeye çalıştılar. Ancak mücadelemizle bu katliamın faili meçhul olmasını önledik” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İnsan Hakları Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlediği ‘Hak ve Adalet Mücadelesi’ söyleşisine DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar katıldı. Sözlerine Barış Anneleri’nin mücadelesini selamlayarak başlayan Şenyaşar, “Kürdistan coğrafyasında herkes büyük acılar yaşadı ama en çok anneler acı çekti. Onurlu mücadelelerini anıyor ve gücümüzü annelerden alıyoruz” dedi.

    “İŞİN İÇİNDE AKP, ERDOĞAN VE DEVLET VAR”

    Ferit Şenyaşar, ailesine dönük yapılan katliamı anlattı. Dönemin AKP Urfa Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın siyasini gücünü kullanarak hastanede katliam yapıldığını belirten Şenyaşar, “Hastanede Babam herkesin güvenliğin gözleri önünde linç edilerek katledildi, kardeşim tutuklandı. Medya bizi terörist olarak hedef gösterdi bu yüzden yaşadığımız yeri terk etmek zorunda kaldık ancak katliamı yapanlar meydanlarda özgürce dolaştı. Görüşmek istediğimiz savcılar bizden kaçtı. Savcılardan biri ‘Bizi anlayın, büyük bir siyasi baskı var’ dedi. Bu olayın içinde AKP var. AKP’nin arkasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve devlet var” diye konuştu.

    Katliamdan sonra annesi Emine Şenyaşar ile başlattıkları mücadele süreçlerini de aktaran Ferit Şenyaşar, tüm baskılara rağmen vazgeçmediklerini ve bu direnişi adalet sağlanıncaya kadar sürdüreceklerinin altını çizdi.

    Söyleşi soru ve cevapların ardından sona erdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Ferit Şenyaşar: Haksızlığa uğrayan herkesin sesi olacağız -VİDEO

    Ferit Şenyaşar: Haksızlığa uğrayan herkesin sesi olacağız -VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Haftası kapsamında Mersin’e gelen DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar; dil, din, mezhep fark etmeksizin haksızlığa uğrayan her kesimin sesi olacaklarını ifade etti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, İnsan Hakları Haftası kapsamında Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya DEM Parti (Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi) Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, DEM Parti Mersin Eş Başkanı Bedriye Kuş, parti yöneticileri, Yazar Faik Bulut ile kentin emek ve demokrasi güçleri katıldı.

    “Adalet istiyoruz” pankartının açıldığı açıklamada ülkede yaşanan katliamlara, hak ihlallerine, savaşa ve hukuksuzluğa dikkat çekildi.

    “ADALET YOK HÜKMÜNDE”

    Açıklama metnini okuyan İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, hem dünyada hem de Türkiye’de adaletin olmadığına dikkat çekerek sözlerine başladı. “Günümüzde, adaletin dumura uğratılmadığı bir an bile yok” diyen Keçeci, Hamas’ın sivillere yönelik katliamlarına, İsrail’in Gazze’deki soykırıma, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarına ve Türkiye’nin sınır ötesi saldırılarında yaşanan hak ihlallerine dikkat çekti.

    Yaşanan katliamlara da değinen Keçeci, “Yakın dönemde bu adaletsizlik bazen Gezi olayları yargılamaları, bazen Hatay Vekili Can Atalay davası, bir başka zaman Kobane ve Roboski davaları, maden kazaları ve tren kazası yargılamaları ve birçok olayda görülmekte” dedi.

    “HUKUK KATLİAMI YAŞANIYOR”

    Adaletin tecelli edememesinden dolayı hukuk katliamı yaşandığını belirten Keçeci, Şenyaşar ailesinin yaşadığı adaletsizliği de hatırlatarak şunları söyledi:

    “Hak ve Adalet’in arandığı Şenyaşar Ailesi olayı, hâlâ belleklerimizde duruyor. Devlet yetkililerinin gözleri önünde vuku bulan vahşi katliamda gerçek adaletin, bugün adaleti çiğneyenlere de, bu adaleti yok sayanlara da yarınlarda gerekli olacağını anımsatarak ‘Hak ve Adalet Nöbeti’nin takipçisi olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.”

    FERİT ŞENYAŞAR: GÜCÜMÜZÜ HALKTAN ALDIK

    Açıklamadan sonra konuşan DEM Parti Urfa Milletvekili Ferit Şenyaşar, halktan aldıkları güç ve dayanışma ile mücadelelerini sürdürdüklerini ifade etti. Halkın partisi olduklarını ve her türlü haksızlığın karşısında durduklarını vurgulayan Şenyaşar, “Urfa’da 20 güne yakındır Özak işçi eylemleri var. Yüzde 70’i AKP seçmeni olmasına rağmen hiçbir AKP milletvekili işçilerle bir araya gelmedi. Biz işçilerin haklı taleplerinin arkasındayız. Haksızlığa uğrayan her kesimin sesi olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • Hüseyin Aykol: Gazetecilik bayrağını asla yere düşürmedik- VİDEO

    Hüseyin Aykol: Gazetecilik bayrağını asla yere düşürmedik- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi’nin düzenlediği “Özgür Basın Susturulamaz” etkinliğinde konuşan gazeteci Hüseyin Aykol, özgür basın emekçilerinin sırf haber yaptıkları için katledildiğine dikkat çekerek, “Ölen arkadaşlarımızın işlerini de devraldık ve yılmadık bayrağı asla yere düşürmedik” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’nin, 10 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında düzenlediği etkinliklerin ilki “Özgür Basın Susturulamaz” başlığında Yenişehir Akademi Salonu’nda gerçekleştirildi.

    Etkinlikte gazeteci Diren Keser’in çekip yönettiği ‘Haberin Ardındakiler’ konulu belgesel gösterimi ve gazeteci Hüseyin Aykol’un konuşmacı olduğu söyleşi yapıldı.

    “GAZETECİLER ŞİDDET SARMALI İLE MÜCADELE EDİYOR”

    Belgesel gösteriminden sonra Atilla Güney, belgeselin amacına ilişkin konuşma yaptı. Belgesel sürecinde 10 ilde 50’nin üzerinde gazeteci ile görüştüklerini kaydeden Atilla Güney, insan hakları üzerinden habercilik yapan muhabirlerin maruz kaldığı baskıları görünür kılmak istediklerini belirtti. Politika, çevre, kadın ve göçmenlerle ilgili haberler yapan gazetecilerin yer aldığı belgeselde, basın mensuplarının her türlü şiddete maruz kaldıklarını söyleyen Güney, “Gazetecilere devlet kanadından şiddet her boyutuyla yönelmiş durumda. Ancak biz bu belgeseli yaparken fark ettik ki, gazeteciler salt bir siyasal otoriterleşmeyle değil, toplumsal bir otoriterleşmeyle de mücadele ediyorlar. Devletten gördükleri şiddetten daha vahimi toplumsal yaşamda birlikte çalıştıkları meslektaşlarından tutun da haber kaynaklarına kadar her taraftan bir şiddet sarmalı içerisindeler” diye konuştu.

    AYKOL: BASKILARA KARŞI YILMADIK

    Gazeteci Hüseyin Aykol, gazetecilerin zor şartlara habercilik yaptığını ifade ederek, özgür basın emekçilerinin sırf haber yaptığı, gazete dağıttığı için katledildiğine dikkat çekti. Baskılara ilişkin konuşan Aykol, “Ama yılmadık ve ölen arkadaşlarımızın işlerini devraldık ve bayrağı asla yere düşürmedik. Her kapatıldığımızda yeni bir kurum açarak ilerledik. Onlar kapattılar biz açtık. Durmadık, ajanslarımız oldu, televizyonlarımız var şu anda. Türkiye’deki en önemli 2-3 medya grubundan biri biziz. 50’ye yakın şehidimiz var ve bunların yarısı dağıtım yapan gençler. Biz buraya böyle geldik. Küçücük bürolarda başladık biz. Biz kendimizi korumaya çalıştıkça bu devlet de bizi tekrar ve tekrar yeni yöntemler buluyor” dedi. Aykol, yıllardır yürütülen saldırılara karşı mücadelenin de yürütüldüğüne dikkat çekti.

    “MESLEĞİN ONURUNU KORUMAK ÖNEMLİ”

    Son olarak konuşan Diren Keser de şunları dile getirdi:

    “Bir avuç kalmak mesleğin onurunu korumak anlamında çok önemli. Belgeseli çektikten sonra arkadaşların bazıları tutuklandı. Hakikatin peşinden giden bir avuç gazeteci varsa susmamak için elimizden geleni yapacağız.”

    Söyleşi, İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci’nin Aykol’a İHD Mersin Şubesi adına plaket vermesi ile sonlandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

     

     

  • İHD Mersin: Israrlı mücadelemiz sonuç verdi, eylemimize son veriyoruz-VİDEO

    İHD Mersin: Israrlı mücadelemiz sonuç verdi, eylemimize son veriyoruz-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri üzerindeki baskıların son bulması adına her hafta rutin olarak düzenledikleri eylemlere Galatasaray Meydanı’nın açılması sebebiyle son verdiklerini duyurdu. İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Şunu gördük ki ısrarlı mücadele, birlikte dayanışma bizim anayasal haklarımızın kullanılmasını sağlayabiliyor” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, Cumartesi Anneleri’ne Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması ve işkence edilerek gözaltına alınmalarına karşı tepkiyi ortaya koymak ve dayanışmak adına her hafta Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelerek kayıpların akıbetini soruyordu. Galatasaray Meydanı’nın annelere açılması sebebiyle son kez bir araya gelen hak savunucuları rutin eylemi sonlandırdıklarını duyurdu.

    “MÜCADELEMİZ SONUÇ VERDİ”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, Galatasaray Meydanı’nda 30 hafta boyunca insanların ters kelepçelerle gözaltına alındığına dikkatleri çekerek, buna karşı Galatasaray Meydanı’nda ve Türkiye’nin birçok ilinde yürütülen kararlı mücadelenin sonuç verdiğini belirtti.

    Keçeci şu ifadeleri kullandı:

    “Bir karanfilin Galatasaray Medyanı’na bırakılmasını engelleyenler öncelikle Galatasaray’daki Cumartesi Anneleri’nin ve birçok ilde emek ve demokrasi bileşenleri ile birlikte İHD’nin yürütmüş olduğu ısrarlı mücadeleyle Galatasaray Meydanı bir nebze de olsa Cumartesi Anneleri’nin eylemine açıldı. Bu anlamda bu haftadan itibaren biz sadece basın açıklaması ve gösteri yürüyüşleri hakkında devletin kısıtlaması, anayasal güvence altına alının hakların kısıtlanması anlamında bir basın açıklaması yapacağız. 16 Aralık Cumartesi günü Şenyaşar Ailesi aramızda olacak. O basın açıklamasında da adaleti anlatacağız burada. Biz bugüne kadar bizimle bu kararlı mücadeleyi sürdüren halklarımıza, basına ve Mersin emek ve demokrasi bileşenlerine teşekkür ediyoruz. Şunu gördük ki ısrarlı mücadele birlikte dayanışma bizim anayasal haklarımızın kullanılmasını sağlayabiliyor.”

    Ardından söz alan ÖHD avukatlarından Özgür Çağlar da toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkının anayasal güvence ile korunduğuna işaret etti. Bu hakkın kullanımının izne tabi olmadığını vurgulayan Çağlar, “Bu hak toplumun ve insanların ihtiyacıdır. Cumartesi Anneleri’nin haklı taleplerinin arkasında durmaya devam edeceğiz” dedi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    Mersin’de İHD yöneticileri, Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını konuştu- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi yöneticileri, bu ayki Barış Nöbeti’nde kadın ve çocuk haklarını ele aldı. Etkinlikte, kadın cinayetleri, İstanbul Sözleşmesi, çocuk hakları ve çocuk intiharları konuları konuşuldu. İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen, çocuk intiharlarına dikkat çekerek, 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi yöneticileri, her ayın ilk cuma gününde yaptıkları Barış Nöbeti’nde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nü konuştu.

    Barış Nöbeti’nden önce İHD Mersin Şube yönetimi hasta tutuklulara ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Kaplan okudu.

    “HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILSIN”

    İsmet Kaplan, hapishanelerde tutulan mahpusların ağır hak ihlallerine uğradığını belirterek, “İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı hapishanede kalan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş’a yönelik uzun zamandır devam eden dış dünyadan izole etme, avukat ve aile görüş yasağı, telefon ve mektup ile iletişim hakları engelleniyor. 33 aydır aile ve avukatlarının görüş için yapmış olduğu başvurular kabul edilmiyor. Bu mutlak tecrit, devletin uymakla yükümlü olduğu hem kendi iç hukuk mekanizmasına hem de uymakla yükümlü olduğu uluslararası sözleşmelere aykırıdır” dedi.

    Kaplan, başta İmralı Hapishanesi’nde devam eden tecrit uygulamalarına derhal son verilmesini, aile ve avukatlarının görüş taleplerinin acilen kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.

    KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KONUŞULDU

    Açıklamanın ardından İHD Mersin Kadın Komisyonu üyesi Figen Kandemir, son 11 ayda 288 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü bilgisini vererek kadına yönelik erkek şiddetine değindi. Kandemir, İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların hayatları açısından önemine de vurgu yaparak, tekrar yürürlüğe girmesi için mücadelenin süreceğini dile getirdi.

    İHD Mersin Çocuk Komisyonu’ndan Helin Ergen ise, çocuk intiharlarına dikkat çekerek; 2022 yılında 4 bin 146 çocuğun intihar ettiğini kaydetti. Ergen, “Son iki yılda çocuk intiharlarının yüzde 40 oranında arttığı istatistiki verilerle ortaya konmaktadır. Bu verileri detaylı bir şekilde incelediğimizde bazı bölgelerde kız çocuğu intiharlarının daha fazla olduğu görülmektedir. Tüm çocuk intiharları etkili bir şekilde soruşturulmalı, çocukları intihara sürükleyen ekonomik, sosyal ve psikolojik nedenler tespit edilerek çocukları güçlendirecek politikalara öncelik verilmelidir” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin: Cumartesi Anneleri kadın mücadelesinin bir parçasıdır- VİDEO

    İHD Mersin: Cumartesi Anneleri kadın mücadelesinin bir parçasıdır- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi Cumartesi Anneleri’ne ve 25 Kasım’a ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu adına Helin Ergen kadınlar olarak şiddete karşı alanlarda olacaklarını ifade ederek, “İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak şiddetsiz ve çatışmasız bir yaşam için insan hak ve özgürlükleri için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz”dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Cumartesi Anneleri’nin mücadelesine destek amaçlı yaptığı açıklamada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Cumartesi Anneleri’ne ilişkin açıklamayı İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, 25 Kasım ile ilgili açıklamayı ise İHD Mersin Şubesi Kadın Komisyonu adına Helin Ergen okudu.

    HAYRETTİN EREN NEREDE?

    Cumartesi Anneleri eyleminin 974’üncü haftasında gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu. Bekir Sıtkı Keçeci, Eren’den 43 yıldır haber alınmadığını belirterek, şunları söyledi:

    “21 Kasım 1980 tarihinde gözaltına alınan Hayrettin Eren, Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine ‘Gözaltında böyle biri yok!’ denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, ‘Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?’ diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Sonra Hayrettin’in arabası da kaybedildi. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 43 yılda da ailenin tüm girişimlerine rağmen hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti aramaktan vazgeçmedi.

    Hayrettin Eren’in akıbeti açıklanana, korunan failleri yargılanıp, cezalandırılana, adalet sağlanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak diyoruz”

    “KADINA YÖNELİK ŞİDDET POLİTİKTİR”

    25 Kasım’a ilişkin açıklama metnini okuyan Helin Ergen ise kadınlar olarak şiddete karşı alanlarda olacaklarını ifade ederek, “Bizler kadınlar olarak erkek failleri aklayan ve cezasız bırakan şiddeti toplumda meşrulaştıran tutumların son bulmasını istiyoruz. 6284 sayılı yasanın özenle ve etkili bir şekilde uygulanması talebimizi tekrarlıyoruz” dedi.

    Ergen, kadına karşı şiddetin politik olduğunu vurgulayarak, “Devleti yönetenlerin kadınlara ya da LGBTİ+’lara yönelik ya da toplumsal olaylarla ilgili kullandıkları şiddet ve nefret dili tüm toplumu kötü yönde etkilemektedir. Kullanılan bu nefret dili maalesef önce kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddet olarak geri dönmektedir. Bu nedenle kadına yönelik şiddetin politik olduğu bilincinde olarak bir kez daha toplumsal barışın da öne çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak şiddetsiz ve çatışmasız bir yaşam için insan hak ve özgürlükleri için mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ MERSİN

  • İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerini açıkladı- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerini açıkladı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerine ilişkin raporu kamuoyuna duyurdu. İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Mahpusların maruz kaldığı hak ihlalleri tüm haklarına ve manevi varlıklarına ağır bir saldırı niteliğindedir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, üç aylık hapishane raporunu dernek binasında bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

    Açıklamadan önce İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin konuşma yaptı. Özellikle yoksulluk, savaş ve afet dönemlerinde çocukların ağır hak ihlallerine maruz kaldığına değinen İnci, “Gazze’de 4 bin 506 çocuk, Rojava’da 4 çocuk yaşamını yitirdi, 10 çocuk ise uzuv kaybı yaşadı. Son 10 yılda 22 çocuk zırhlı araç çarpması sonucunda yaşamını yitirdi, 27 çocuk ise yaralandı” dedi.

    “MAHPUSLARIN HAKLARINA AĞIR BİR SALDIRI VAR”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporu okudu.

    Keçeci, mahpuslara ağır bir infaz sisteminin uygulandığını belirterek şunları kaydetti:

    “Mahpusların günün 23 saatini bir hücrede geçirdiği gözlemlenmiştir. Sağlık, beslenme ve hijyen ile ilgili; mahpusların hastaneye sevklerinin çok geç yapıldığı ya da hiç yapılmadığı, özellikle göz ve diş ile ilgili sağlık sorunlarının tedavisinin yapılmadığı ya da üstünkörü yapıldığı, cezaevi doktorunun mahpusların sağlık sorunları ile meslek etiğine ve sağlık mevzuatına uygun bir şekilde tedavi gerçekleştirmediği, mahpusların sağlık sorunlarını gardiyanların dinleyerek doktora ilettiği, doktorun buna göre ilaç yazdığı, birebir tedavi gerçekleştirilmediği gözlemlenmiştir.

    “TECRİT KOŞULLARI DAYATILIYOR”

    Haberleşme ve sosyal imkanları ile ilgili; mahpuslara havalandırmaya çıkma, spor yapma ve sosyalleşme imkanları tanınmadığı, tecrit koşullarının dayatıldığı, oda değiştirme taleplerinin yerine getirilmediği, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin neredeyse tamamen durduğu, Kürtçe yazılan mektupların verilmediği ve sair ihlaller öğrenilmiştir.

    Kitap, dergi, gazete ve sair imkanları ile dilekçe hakkı ile ilgili; mahpuslara Yeni Yaşam gazetesi ve bakanlık onaylı Kürtçe kitapların verilmediği, kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmadığı, keyfi şekilde kitap kotasının uygulandığı, kurum ve kuruluşlara yazılan dilekçelerin gönderilmediği, dilekçeler için evrak kayıt numarasının verilmediği ve sair ihlaller tespit edilmiştir. Mahpusların idare ile iletişime geçemediği, görüşme taleplerinin dikkate alınmadığı, hukuki hakları talep edildiğinde yerine getirilmediği tespit edilmiştir.”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, İHD Mersin Şubesi olarak yaşanan hak ihlallerine ilişkin hukuki ve idari işlem başlatarak konunun takipçi olacaklarını ifade etti.

    PİRHA/MERSİN