Etiket: ihraç

  • ‘Direnmediğinde kabullenme gelişiyor’-VİDEO

    ‘Direnmediğinde kabullenme gelişiyor’-VİDEO

    PİRHA- 18 yıldır Maliye Bakanlığı’na bağlı Ankara Defterdarlığı’nda çalışan ve KHK ile işinden ihraç edilen Cemal Yıldırım “AKP kamuda uygulamak istediği yanlışlara karşı çıktığımız için işimize son verdi” dedi.

    18 yıldır Ankara Derterdarlığı’nda çalışan ve 22 Kasım 2016’da 677 olu Kanun Hükmünde Kararname işinden ihraç edilen Cemal Yıldırım yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. Yıldırım kamuda uygulanmak istenen yanlışlara karşı çıktığı için ihraç edildiğini belirtti.

    KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası 2 Nolu Şube eski başkanı ve yönetim kurulu üyeliği yapan Yıldırım ihraçların amacının KESK üyelerinin kamudan tasfiye edilerek ranta dayalı politikaların engelsiz bir şekilde uygulanması olduğunu vurguladı. Hükumetin kamuda uygulamak istediği politikalara karşı ciddi bir muhalefetlerinin olduğunu söyleyen Yıldırım, bu muhalefetin kamudan tasfiye edilmelerinde önemli bir etken olduğunu ifade etti.

    “FETÖ TORBASINA KONULDUK”

    Adalet Bakanının yaptığı “Biz attığımız kişilerin hepsinin suçlu olduğunu düşünmüyoruz. Sadece idari bir tasarruf yaparak sadece çalışmak istemediklerimizi gönderiyoruz” açıklamasını hatırlatan Yıldırım “Bizlerin neden FETÖ torbasının içine atılarak tasfiye edildiğimizi adalet bakanı açıkça kendi ağzıyla dile getirmiş oldu” dedi.

    “AMAÇ TOPLUMDAN YALITMAK”

    İşten atıldıktan sonra KESK’in ihraçlara karşı yürütmüş olduğu protesto eylemlerine katıldığını ve ne şekilde olursa olsun iş yerlerinin önünde olmaları gerektiğini vurgulayan Yıldırım AKP’nin yapmak istediğinin onları iş yerlerinden, hayat alanlarından koparıp toplumdan yalıtmak olduğunu kaydetti.

    Hafta içi mesai günlerinde saat 09:00 ile 12:00 arası iş yerinin önünde direniş yaptığını söyleyen Yıldırım iş yerindeki arkadaşlarının kendisini sahiplendikleri için soruşturma tehdidi aldıklarını ancak amaçladıklarını bulamadıklarını zaman geçtikçe yakınlaşmanın sürdüğünü belirtti.

    “SOKAKTA OLMAK ÖNEMLİ”

    Konuşmasında sokakta olmanın önemine dikkat çeken Yıldırım “Hakkımız için sokaktayız. Hukuksuz uygulamalar için sokaktayız. Sokakta olmak önemli. Direnmediğimizde kabullenme gelişiyor. İhraç edilen bütün arkadaşlar iş yerleriyle, çalışanlarla toplumla ilişki kurmalı ve bizlerin neden ihraç edildiğimizi topluma anlatmalı. Onun için arkadaşları sokağa ve direnişe davet ediyorum. Yıllardır yürütmüş olduğumuz mücadeleyi sokaklarda kazandık. Şimdi de yapmamız gerekenin bu olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

  • Eşi KHK ile işten atıldı, iki çocuğu da yatalak-VİDEO

    Eşi KHK ile işten atıldı, iki çocuğu da yatalak-VİDEO

    PİRHA- Darbe girişiminin ardından bir gecede çıkarılan KHK ile 20 yıldır çalışmış olduğu Ankara/Mamak Belediyesinden ihraç edildi Hüsnü Gençtürk. Sivaslı ve Alevi olan Gençtürk’ün iki engelli ve yatalak çocuğu var. Çocuklardan biri ise şu an hastanede yoğun bakımda. Hüsnü Gençtürk’ün eşi Sevda Gençtürk yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. 

    OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile Mamak Belediyesi’ndeki işinden ihraç edilen Hüsnü Gençtürk’ün eşi Sevda Gençtürk eşinin ihraç edilmesinden sonra yaşadıkları zorlukları PİRHA’ya anlattı.

    “İKİ ÇOCUĞUM DA YATALAK”

    İki çocuk annesi olan Sevda Gençtürk, çocuklarının birinin yüzde 99 yatalak diğerinin ise yüzde 90 engelli olduğunu ve kendisinin de çalışmadığını söyledi. Çocuğunun birinin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yoğun bakımda olduğunu söyledi.

     

    Diğer çocuğunun ise evde yatağa bağımlı olduğunu belirten anne Gençtürk yaşamlarının daha önce zor olduğunu ancak şimdi daha da zorlaştığını ve yakınlarının, dostlarının yardımlarıyla ayakta durmaya çalıştıklarını ifade etti.

     

    “İŞTEN ATILMA SEBEBİ NEYDİ?”

    Eşinin işten atılma sebebini bilmediğini söyleyen anne Gençtürk, neden işten atıldığını eşinin de bilmediğini, hiçbir gerekçe sunulmadan işine son verildiğini kaydetti. Eşinin işten atılma sebebini öğrenmek için belediyeye gitmek istediğini, beldiye başkanıyla görüşmek istediğini vurgulayan anne Gençtürk, eşinin buna izin vermediğini de ekledi.

    “MÜKAFATI İŞTEN ATILMAK OLDU”

    Eşinin 20 yıl boyunca çalıştığı süre içerisinde hakkında hiçbir soruşturma olmadığını belirten anne Gençtürk “Eşim çalıştığı süre içerisinde hiçbir zaman görevini ihmal etmedi. Benim eşim Mamak Belediyesinde bilgi işlem merkezi kurulurken 15 gün boyunca gece gündüz hiç eve gelmedi. Mükafatı da işten atılmak oldu. Ben yetkililere sesleniyorum. Eşimin işe geri dönmesini istiyorum” dedi.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

     

    KHK ile işten çıkarılan Hüsnü Gençtürk

  • Dersimli Kürt Alevi olduğum için ihraç edildim-VİDEO

    Dersimli Kürt Alevi olduğum için ihraç edildim-VİDEO

    PİRHA- Darbe girişiminin ardından bir gecede çıkarılan KHK’lerle 140 bin kişi çalıştığı kurumlardan ihraç edildi. KHK ile ihraç edilenlerden biri de 24 yıllık maliye çalışanı olan Özgür Kahraman. İhraç edildikten sonra yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.  

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’lerle 140 bin kişi çalıştığı kurumlardan ihraç edildi. KHK ile ihraç edilenlerden biri de 23 yıllık maliye çalışanı Özgür Kahraman.

    “KİMSENİN ÇALIŞMAK İSTEMEDİĞİ BİRİMLERDE ÇALIŞTIM”

    Özgür Kahraman Dersim kökenli. Kürt Alevi. Aynı zamanda Büro Emekçiler Sendikası aktivisti. Özgür Kahraman 1993 yılında Maliye Bakanlığı’nda işe başladığını ve yaklaşık 24 yıldır bu kurumda çalıştığını, hiç kimsenin çalışmadığı, çalışmak istemediği birimlerde çalıştığını ifade eden Kahraman bir gece yarısı çıkartılan KHK ile işine son verildiğini söyledi.

    Kahraman, şimdi dönüp baktığında çalışma hayatında ciddi başarılar elde etmiş, ciddi görevler üstlenmiş, aynı zamanda sendikal faaliyetlerde bulunmuş, çalışanların hakları konusunda ciddi çalışmalar yürütmüş birisi olarak işinden atılmış olmanın kendisinde ciddi bir tahribat yarattığını belirtiyor.

    “TÜRBANLININ BAŞININ AÇILMASINA KARŞI ÇIKTIĞIM İÇİN SÜRGÜN EDİLDİM”

    Kahraman 1998 yılında yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor:

    “1998 yılında Ankara sitelerde çalışırken o dönemlerde başı örtülü arkadaşlara ciddi baskılar yapılırdı. Benim de çalıştığım iş yerinde bir türbanlı başını açmadığı için işten atılmakla karşı karşıya kaldı. Ben de o dönem vergi dairesinde sendika temsilcisiydim. Bana da bir tutanak imzalatmak istediler. İmzalamadığım için işten atılmakla karşı karşıya kaldım ve sürgüne gönderildim.”

    “Bunu niye anlatıyorum” diye sözlerine devam eden Kahraman, “Düşünün ki başı örtülü insanların başlarının açılması konusunda yapılan uygulamaları, eziyetleri sürekli dile getiren, kınayan ve karşı çıkan bir anlayış var şu an iktidarda. Ve benim gibi birini işinden atıyor olması anlaşılır değildir” dedi.

    “HİÇ BİR SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA YAŞAMADIM”

    Kahraman, ihraç edilmeden önce hakkında yapılan takibatta yazılanları da şöyle aktarıyor:

    “Şahıs şu saatte işe gelmiştir ve şu saatte gitmiştir. Şu tarihe kadar hakkında ne kovuşturma ne de soruşturma açılmıştır denilmesinden 1 hafta sonra KHK ile işten atıldım.”

    “ANKARA’NIN BAŞKENT OLARAK KALMASINI SAĞLAYAN DİYAP AĞA’NIN TORUNUYUM”

    Kahraman, “Ben Dersim mebusu Diyap Ağa’nın torunuyum. Biliyorsunuz Kurtuluş savaşı döneminde Yunanlılar Polatlı yakınlarına kadar geldiklerinde top sesleri Ankara’da meclisten duyulur duyulmaz, o dönem Meclisin Kayseri’ye taşınması konusu gündeme gelir ve ciddi tartışmalar yürütülür. Dersim mebusu Diyap Ağa bu taşınmayı engellemiş ve demiştir ki ‘Eğer biz Kayseri’ye gider isek burada ki insanlar ne yapar? Biz kaybedersek herkes kaybeder” diyerek meclisin Kayseri’ye taşınmasını dedem engellemiş” diye konuştu.

    Özgür Kahraman “Düşünün ki Ankara’nın başkent olarak kalmasını sağlayan bir insanın torunu olarak bugün işimden ihraç ediliyorum. Bizler her zaman mazlumlardan ezilenlerden yana olduk. Ben Aleviyim. Aynı zamanda Dersim Kökenli bir Kürdüm. Dersimli ve Alevi olduğum için işime son verilmiştir” şeklinde ifade etti.

    Kahraman “Şu unutulmasın ki bizler işimize döneceğiz, işimize son verenler ise biz döndüğümüzde orada olamayacaklar” dedi.

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

  • ‘AKP’nin değil halkın öğretmeniyiz’ -VİDEO

    ‘AKP’nin değil halkın öğretmeniyiz’ -VİDEO

    PİRHA- Bir gece yarısı çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile ihraç edilen kamu emekçilerinin ‘İşimi geri istiyorum’ diyerek Ankara’da başlattığı oturma eylemi ve açlık grevi sürüyor.

    145 gündür oturma, 26 gündür de açlık grevi yapan Sınıf öğretmeni Semih Özekçe ile 135 gündür oturma eylemi yapan Sosyal Bilgiler Öğretmeni Acun Karadan neden böyle bir eyleme ihtiyaç duyduklarını PİRHA’ya anlattılar.

    Açlık grevi ve oturma eylemi yapan Sınıf Öğretmeni Semih Özakça, 29 Ekim’de çıkarılan KHK ile görevinden ihraç edilmiş.

    “AKP aslında toplu kıyımlarını bizim üzerimize yıkarak sonuç almak istedi. Kendine muhalif olan kamu emekçilerini işten atarak bakın benim tarafımda olmazsanız, muhalif olursanız, solcu olursanız, devrimci, demokrat olursanız, bu insanlar gibi olursunuz, bedelini ödersiniz diyerek buradan topluma bu mesajı vermek istiyordu” diyen Özakça, bunlara dayanarak halkı sindirmeye çalıştıklarını söylüyor.

    DEFALARCA POLİS SALDIRISINA MARUZ KALDILAR

    Defalarca gözaltına alınıp işkenceye maruz kaldıklarını vurgulayan Özakça, “Bu politikaya karşı kamu emekçileri direnişe geçmesi mücadele etmesi gerekiyordu. Bu mücadele sürekli ve kararlı bir direniş olmalıydı. Buradan hareketle tam 140 gün önce oturma eylemine başladık. Oturma eylemimiz defalarca polis saldırısına maruz kaldı” ifadelerini kullanıyor.

    “KARARLI VE DİRENÇLİYİZ”

    Oturma eyleminde sonuç alamayınca açlık grevine başladıklarını ve sonuç alıncaya kadar direnişlerini sürdüreceklerini söyleyen Özakça yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

    “141 gün boyunca meclise gittik, bildiriler dağıttık, afişler astık, imza kampanyaları düzenlendi. Sonuç olarak işimize dönemedik. Bu antidemokratik gelişmeler karşısında iradesini ortaya koymuş insanlar olarak kararlılığımızı gösterdik. Buna rağmen gelişme olmayınca açlık grevi kararı aldık. Kazanacağımıza inanıyoruz, umutluyuz. Kararlı ve dirençliyiz. Birçok kötü muameleyle karşı karşıya kaldık. Bu eylemi daha da yayarak güçlendirerek eylemselliğimize devam edeceğiz, ta ki işimize geri dönünceye kadar direnişimizi sürdüreceğiz.”

    GÖZALTINDA KALP KRİZİ GEÇİRDİ

    135 gündür oturma eylemi yapan Sosyal Bilgiler Öğretmeni Acun Karadan da, Öğrencilerimi çaldılar, 20 yılımı çaldılar. Düzenimizi bozdular, perişan ettiler” diyerek öfkesini dile getiriyor.

    “Biz AKP’nin öğretmenleri değil, halkın çocuklarının öğretmeniyiz” diyen Karadan, oturma eyleminde defalarca işkence ve gözaltına maruz kalmış. Gözaltı sırasında kalp rahatsızlığı geçiren Karadan, “Kalbime pil taktılar. Bunların hepsinin müsebbibi AKP hükümetidir, AKP faşizmidir” diyor.

    “HALKIN ÖĞRETMENLERİYİZ”

    Karadan sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Onlardan hakkımı almak için buradayım. Her gün buradan soruyoruz neden ihraç edildik. Cevap vermiyorlar, polislerini üzerimize gönderiyorlar. Bizi biat ettirmeye çalışıyorlar. Biz AKP’nin öğretmenleri değiliz. Biz halkın öğretmenleriyiz halkın çocuklarına hizmet için çalışıyoruz ve halkın çocuklarını seviyoruz. Biz göreve geldiğimizde AKP yoktu. Biz göreve döndüğümüzde onlar olmayacaklar.”

    Cebrail ARSLAN/ANRKARA

    HABERİN VİDEOSU

     

  • ‘Sendikal faaliyet yürüttüğümüz için ihraç edildik’-VİDEO

    ‘Sendikal faaliyet yürüttüğümüz için ihraç edildik’-VİDEO

    PİRHA-Enerji Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Müdürlüğü’nde çalışan mühendisler “İdarecilerin keyfi ve hukuksuz uygulamalarına karşı sendikal faaliyet yürüttüğümüz için ihraç edildik” dedi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname’ler ile işlerine son verilen Enerji Bakanlığı’ndaki işlerine son verilen makine mühendisleri neden ihraç edildiklerini PİRHA’ya anlattılar.

    Enerji Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Müdürlüğü’nde çalışan 29 Ekim 2016’da çıkarılan KHK ile ihraç edilen Özden Kaya, kesinlikle FETÖ ile ilişkilendirilerek işlerine son verilmediğini belirtti. KESK’e bağlı Enerji Sanayi Maden Sendikası’na üye oldukları ve iş yerinde yürütülen yasa dışı faaliyetlere engel olduklarını vurgulayan Kaya, “Biz iş yerinde yürütülen bütün yasa dışı faaliyetlere engel olduk. Bu konuda idarecilerin güle oynaya yürüttükleri faaliyetlere ve yasa dışı işleri hukuka taşıdık ve bunu suçlu olarak çalışanların önüne çıkardık. Biz her zaman çalışanların yanında olduk, çalışanların haklarını koruduk. İdarecilerin gözlerinin içine baka baka karşı olduğumuzu ifade ettik. Bundan dolayı darbe bunlar için fırsat oldu” dedi.

    Cumhurbaşkanı’nın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından “Bu bizim için bir lütuftur” sözlerini hatırlatan Kaya “Bu darbeden çok güzel yararlandılar yüzümüze baka baka bütün yüzsüzlükleriyle ifade ettiler” şeklinde konuştu.

    “AMİRLERİN YALAKASI OLMADIK”

    Hükumet ve patronlar için istenmeyen elemanlar olduklarına ve hiçbir zaman amirlerin yalakası olmadıklarına dikkat çeken Kaya “Hiç bir zaman yandaş olmadık. Asıl biz sizi istemiyoruz. Bizi siz oraya getirmediniz. Biz dişimizle tırnağımızla, sınavlara girerek emeğimizle, hakkımızla oralara geldik. Bizi, siz getirmediniz siz de götüremezsiniz. Biz iş yerlerimize geri döneceğiz, siz buralardan gideceksiniz” dedi.

    “YASALARI TANIMAYAN BİR TUTUM İZLİYORLAR”

    Aynı şekilde Enerji Bakanlığı’na bağlı Yenilenebilir Enerji Müdürlüğü’nde çalışan ve 29 Ekim 2016 tarihinde çıkarılan KHK ile ihraç edilen Ömer Faruk Gök de terör örgütü ile ilişkilendirildiğini, bunun gerçekle bir alakasının olmadığını, yıllardır iş yerlerinde yürüttükleri sendikal faaliyetlerden dolayı ihraç edildiklerini belirtti. AKP iktidara geldiğinden patronlarının daha önceki yasa ve yönetmelikleri tanımayan bir tutum izlediğini vurgulayan Gök “Biz Enerji Madencilik sendikası olarak bu hukuksuz uygulamalara her zaman itiraz ettik. Hukukun uzadığı yerlerde yasal haklarımızı fiilen kullandık. Ancak onlar bu durumu yıllardır dosyada biriktiriyorlarmış” şeklinde ifade etti.

    “En sonunda iş yerlerimizin önünde terör gerekçe gösterilerek arabalarımız aranmak istendi. Biz de sendika olarak bu uygulamalara karşı çıktık ve araçlarımızı aratmadık” diyen Gök bunu işten atma gerekçesi yaptıklarını belirtti. Gök son olarak şunları söyledi: “Bunlar bugün doğru bulduklarına yarın yanlış diyebiliyorlar. Bu bir haklılık savaşı ise biz haklıyız, bugün olmazsa bile yarın bunun hesabını demokratik kamu oyununa verecekler.”

    Cebrail Arslan/ANKARA

    Haberin Videosu

  • ‘KHK ile ihraç oranı en yüksek il Dersim’

    ‘KHK ile ihraç oranı en yüksek il Dersim’

    PİRHA – Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Süleyman Güler, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ihraçların en çok yaşandığı ilin Dersim olduğunu söyledi.
    Şu ana kadar Dersim’de 208 Kamu emekçisinin ihraç edildiğini, 18 kişinin ise açığa alındığına dikkat çeken Güler, “686 KHK ile ilimizde de son olarak 20 eğitimci arkadaşımız ihraç oldu. Dolayısıyla baktığımızda  oransal olarak Türkiye ortalamasının çok çok üzerinde bir ihraç furyasının Dersim üzerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Gerek eğitim emekçileri, gerek sağlık emekçileri açısından gerekte tarım emekçileri açısından  bu sayı oldukça yüksek ve ilde bir bütün olarak kamu emekçilerinin çok ciddi oranda ihraç edildiğini görüyoruz” dedi.  Bu ihraç sayısı Türkiye ortalamasının çok üstünde bulunuyor. Bu son ihraçlarla birlikte ihraç edilen kamu emekçisi sayısı 208’e ulaştı. 14’ü  Dersim Belediyesinde, 2’si PTT,  2’si İl Özel İdare Genel Sekreterliği olmak üzere 18 arkadaşımız  açığa alındı. Dolayısıyla şu an 18 kamu emekçisi de açıkta bulunmaktadır. Biz,  bu süreçte bu saldırıları Dersim’e, Dersim kültürüne bir yönelim olduğunu düşünüyoruz.”dedi.

    Dersim Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından 6 kişi ile birlikte ihraç edilen Dersim Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Kasun, ihraç edilmesinin ardından kendisi gibi çok sayıda insanın mağdur edildiğini söyledi.

    “DERSİM HALKINA, İNANCINA DÜŞMANLIK YAPILIYOR”

    Kasun, “İki buçuk ay önce belediye’ye kayyum atanmasının ardından  ben ve  6 arkadaşım işten atıldık. Geçtiğimiz gün diğer Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Tunç’ta işten atıldı. Dün yayınlanan bir genelge ile yine 14 arkadaşımız daha işten uzaklaştırıldı. Bu devlet, Dersim halkına, inancına ve siyasetine düşmanlık yapıyor. Sanki bu darbeyi biz yapmışız. Biz hayatımızı sürdürüyorduk. Biz bir şey yapmadık. Bizi işten attılar, çocuklarımız okuyor ortada kaldık. Bu haksızlıktır bu düşmanlıktır. Biz her zaman söyledik, devlet barış ve huzur getirsin insanlar kardeş olsun, düşmanlık ortadan kalksın istedik. Ama bu düşmanlık halen devam ettiriliyor, biz bunu istemiyoruz. Biz işimizi istiyoruz. Sadece biz değil çok sayıda insan ihraç edildi ve hepsi mağdur durumdalar.”diye konuştu.

  • MHP’de ‘HAYIR’cı 4 isme ihraç talebi

    MHP’de ‘HAYIR’cı 4 isme ihraç talebi

    MHP’de ‘Hayır’ oyu vereceklerini açıklayan milletvekilleri Yusuf Halaçoğlu, İsmail Ok, Sinan Oğan ve Nuri Okutan ihraç talebiyle disipline sevk edildi.

    MHP Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Halil Öztürk tarafından yapılan açıklama şöyle:

    “Partimiz Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, Balıkesir Milletvekili İsmail Ok, Isparta Milletvekili Nuri Okutan ve Sinan Oğan’ın kamuoyu önünde yaptığı bir kısım açıklamalarının, toplantılarının ve benzeri faaliyetlerinin incelenmesi neticesinde parti tüzüğümüzün 11. maddesinde belirtilen görev ve sorumluluklarla bağdaşmayan birçok eylem ve söylemi ile Anayasa Değişikliği’ne dair kanun teklifi öncesinde ve referandum sürecinde partimizin yetkili organlarının aldığı ve belirlediği karar ve politikalara aykırı biçimde görüş ve beyanda bulunmak, partimiz üyeliği ile bağdaşmayacak şekilde başka platformların kurulmasını desteklemek, bu kapsamda partimiz disiplin ve hiyerarşisine aykırı biçimde başkaca siyasi partilerin değişik kademedeki temsilcilerini ziyaretlerde bulunmak suretiyle partimiz tüzüğünün disiplin hükümlerini ihlâl ettikleri iddiasıyla; Parti tüzüğümüzün 78/4e-h maddelerini ihlal mahiyetindeki eylem ve açıklamalar yanında benzeri faaliyetler içerisinde olmak sebebiyle 81. Maddesi kapsamı ve gereğince tedbirli ve parti üyeliğinden kesin çıkarma talepli olarak Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığımıza sevk edilmişlerdir.”

  • ‘Üniversiteler bilim dışı kurumlara dönüştürülüyor’-VİDEO

    ‘Üniversiteler bilim dışı kurumlara dönüştürülüyor’-VİDEO

    PİRHA-Alevi toplumunun önde gelen isimlerinden Servet Demir son yayınlanan KHK’ler ile birçok akademisyenin görevlerinden ihraç edilmelerini PİRHA’ya değerlendirdi. Demir, KHK’lerin amacının “Türkiye’de üniversiteleri bilim dışı kurumlara dönüştürmek” olduğunu kaydetti.

    OHAL kapsamında son yayınlanan 686 sayılı KHK ile birçok akademisyen işlerinden ihraç edildi. İhraçların bilim adamlarını mağdur ettiğini belirten Demir, hükümetin bu tutumunun “Aydınlığa, gelişmeye, özgürlüğe hayır anlamına geldiğini” ifade etti.

    Hükümetin Türkiye’deki aydınlanma hareketlerini, gelişme hareketlerini ve Türkiye toplumunun önemli bir aydınlanma dinamiği olan Alevi toplumunu da kapsayacak şekilde insanları mağdur etme girişimlerini bütün hızıyla devam ettirdiklerini vurgulayan Demir, hükümetin demokrat bir çizgide olmadığını, demokrasiden anlamadığını, bütünüyle baskıcı bir rejimin felsefesini, düşüncelerini aktaran bir yapıda olduğunu söyledi.

    “TEKÇİ YAŞAM DEĞİL BİRLİKTE BİR YAŞAM”

    Konuşmasında referandum sürecine de değinen Demir, Türkiye’de insanlara diktatörlükle ve tekçi bir anlayışla dayatılan zorunlu bir yaşamın dayatıldığına dikkat çekerek, “Zorla dayatılan tekçi yaşam değil, doğanın kendisinde var olan çok kültürlü, çok renkli, birlikte yaşam felsefesiyle, özgür ve barış içerisinde bir yaşam örülmelidir. Referandumda özgürlük, demokrasi ve barış sevdalılarının kazanacağına inanıyorum.” diye konuştu.

    İçinde bulunduğumuz süreçte yaşatılan hak ihlallerine dikkat çeken Demir, “Diktatörlük rejimine Hayır demek için bütün toplumsal dinamikleri kendi renkleriyle, kendi enerjileriyle Hayır kampanyasına katılmaya davet ediyorum. Kazanacak olan bu haklı davamızdır.” dedi. (HABER MERKEZİ)

    Haberin Videosu

  • ‘İhraç edilenlerin çoğunun Alevi olması manidar’

    ‘İhraç edilenlerin çoğunun Alevi olması manidar’

    PİRHA-OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile görevinden ihraç edilen PSAKD Eğitim Sekreteri, eğitim emekçisi Songül Tunçdemir, “İhraç edilenler arasında Alevi kurum yöneticisi ve üyelerinin de çoğunlukta olmasını çok manidar buluyorum” dedi.

    OHAL kapsamında çıkartılan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilenler arasında Alevi Dernek yöneticilerinin olması dikkat çekiyor. İhraç edilenler arasında PSAKD Eğitim Sekreteri, eğitim emekçisi Songül Tunçdemir, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “DARBE GİRİŞİMİ BAHANE EDİLDİ”

    “Yayınlanan son KHK ile ise AKP hükümeti muhalif hiçbir sese tahammülü olmadığını çok açık bir şekilde ortaya koyarak binlerce kişinin emeğini haksız, hukuksuz, sorgusuz sualsiz bir şekilde gasp etti” diyen Tunçdemir, şunları kaydetti:

    “AKP hükümeti 15 Temmuzdan sonra FETÖ terör örgütünün darbe girişimini bahane ederek muhalif kesime yöneldi. OHAL süreci ile ülkeyi KHK’lerle demokrasinin teminatı olan kesimlere resmen savaş açarak kendi darbesini yarattı. Binlerce kamu emekçisi işten atıldı. Muhalif gazeteler, televizyonlar kapatılarak gazeteciler tutuklandı. Seçilmişler cezaevlerine dolduruldu, belediye başkanlarının yerine kayyumlar atandı.”

    “BASKILARLA TOPLUM SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”   

    Tunçdemir, bütün haklarından mahrum bırakıldığını belirterek, “İşinden ihraç edilen kişilerin arasında Alevi kurum yönetici ve üyelerinin de çoğunlukta olmasını çok manidar buluyorum” dedi.

    Tunçdemir, “Biz Aleviler her zaman barış ve demokrasiden, özgürlüklerden yana olduk. Bu ülkede insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşaması için barıştan, demokrasiden, bilimden, özgürlükten, kardeşlikten daha güzel ne olabilir ki? Ama düzen bozuksa bu tür argümanlar ve bunları savunanlar, sistem için hep tehlike olarak görülmüş ve farklı şekillerde susturulup sindirilmeye çalışılmıştır” diye konuştu.

    “ORTADA BÜYÜK BİR HUKUKSUZLUK VAR”

    Yüzyıllardır zihniyetin aynı olduğunu, zulümün değişik kılıflarda ortaya çıktığını belirten Tunçdemir, “Biz tarih boyunca bu tür zihniyetlere canımız pahasına da olsa prim vermedik, hep direndik. Şimdi de tüm haksızlıklara karşı direneceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ortada büyük bir hukuksuzluk var. Bu hukuksuzluğun karşısında her türlü meşru mücadele hakkımızı kullanacağız” dedi.

    Mustafa Yüksel/ADIYAMAN

  • Adana Eğitim-Sen: KHK’lere teslim olmayacağız

    Adana Eğitim-Sen: KHK’lere teslim olmayacağız

    PİRHA- OHAL kapsamında çıkartılan KHK ile aralarından Eğitim- Sen üyelerinin de bulunduğu ihraçları Eğitim-Sen Adana Şubesi yaptığı basın açıklamasıyla kınadı. Eğitim -Sen Adana Şube Eş Başkanı Ahmet Karagöz, “Darbecilerle mücadele edeceğiz denilerek ilan edilen OHAL koşullarında geçen 6 ay içerisinde açık bir “sivil darbe” yaşanmıştır” dedi.

    OHAL kapsamında çıkartılan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile yapılan ihraçları Eğitim Sen Adana Şubesi Atatürk parkında yaptığı basın açıklamasıyla kınadı.

    Basın açıklamasına katılan yüzlerce kişi “İktidarın sivil darbesi karşısında susmayacağız, yılmayacağız. Onurumuzla direnecek ve mutlaka geri döneceğiz” pankartı açan yurttaşlar sık sık “İhraçlar baskılar bizi yıldıramaz” “Direne direne kazanacağız” “Kahrolsun faşist diktatörlük” “ Emekçiyiz haklıyız kazanacağız”sloganları attı. Yapılan basın açıklamasına HDP, CHP, EMEP il örgütleri, Bulamlılar derneği, PSAKD, AKD, DAD, İHD Adana şubeleri ve çok sayıda STK temsilcisi destek verdi.

    Eğitim- Sen Adana Şubesi yönetim kurulu adına basın açıklamasını okuyan Eğitim -Sen Şube Eş Başkanı Ahmet Karagöz, “Türkiye’de 15 Temmuz sonrasında “darbecilerle mücadele edeceğiz” denilerek ilan edilen OHAL koşullarında geçen 6 ay içerisinde açık bir “sivil darbe” yaşanmıştır” dedi.

    Karagöz şunları kaydetti:

    “OHAL ve KHK fırsatçılığıyla bugüne kadar yapılmak istenip de yapılmayan her şey teker teker hayata geçirilmeye başlanmıştır. OHAL ve KHK’ler ile yeni bir yönetim rejimi inşa eden iktidar, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmek yerine adeta hukuka düşman kesilmiş, Meclisi devre dışı bırakarak OHAL’i her türlü hukuksuzluğa kalkan yapmayı tercih etmiştir.”

     “HİÇ BİR ARKADAŞIMIZI NAMERTE MUHTAÇ ETMEYECEĞİZ”

    Karagöz, “Ülkeyi haraç mezat satanlar, 17–25 Aralık yolsuzluklarına karışanlar, darbeciler OHAL ve KHK’lere sığınarak saltanatlarını sürdürürken ülkenin aydınları, yazarları, akademisyenleri, devrimcileri, solcuları sosyalistleri KHK’ler ile ihraç edilerek açlıkla terbiye edilmek istenmektedir” dedi.

    Karagöz, “Bu haksız ve hukuksuz tasfiyeleri, ihraçları, bu ülkenin emek ve demokrasi kültürünü yok etmeye çalışanlar; şunu çok iyi bilsinler ki bizler cebimizdeki her kuruşu, soframızdaki her dilim ekmeği yoldaşlarımızla dün paylaştığımız gibi bundan sonra da paylaşarak hiçbir arkadaşımızı namertte muhtaç etmeyeceğiz. Bunu Eğitim Sen’in geleneğine, tarihine ve kuruluş felsefesine baktıklarında göreceklerdir” diye konuştu.

     “ÇOCUKLARIMIZA SÖZÜMÜZ VAR”

    Eğitim -Sen Şube Eş Başkanı Ahmet Karagöz, “Ülkeyi cehenneme çeviren siyasal iktidarın tek adam diktatörlüğüne giden yolda direnen emekçilere, akademisyenlere, yazarlara olan saldırılarını anlıyoruz. Ama şunu da bilsinler ki bu saldırılar karşısında yılmadık, sinmedik, geri çekilmedik ve geri çekilmeyeceğiz. Çünkü çocuklarımıza sözümüz var. Onlara onurlu bir gelecek bırakmak için onurluca direndik, onurluca direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “FAŞİZMİN VE ZULMÜN PANZEHİRİ DAYANIŞMADIR”

    “KHK’lerle okullarımızla, üniversitelerimizle ilişkilerimiz kesilmiş olabilir” diyen Karagöz “Ancak emekle, barışla, demokrasiyle, halk ile olan güçlü ilişkilerimizi yok etmeye asla gücünüz yetmeyecektir. Bu sürecin toplamdaki adı faşizmidir faşizm ve zulmün panzehiri de dayanışmadır” dedi.

    Mustafa Yüksel/ADANA

  • ‘Alevi Yol erkanı ile yetişen kadınlar size baş eğmezler’

    ‘Alevi Yol erkanı ile yetişen kadınlar size baş eğmezler’

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu, öğretmen Songül Tunçdemir ve akademisyen Pınar Ecevitoğlu’nun ihracına tepki gösterdi. 

    686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkezi Yürütme Kurulu üyesi ve Eğitim-Sen’li öğretmen Songül Tunçdemir’e  ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki görevinden ihraç edilen Pınar Ecevitoğlu’na  Alevilerin desteği büyüyor.

    Songül Tunçdemir’in ve Pınar Ecevitoğlu’nun ihracını PİRHA’ya değerlendiren Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu, iktidara tepki göstererek, “Alevi Yol erkanı ile yetişen kadınlar size baş eğmezler” dedi.

    İlkeli duruşlarından ödün vermedikleri için ihraç edildiklerinin altını çizen Yalıncakoğlu, “Biliyorum, işte bu yüzden öğrencilerinden ettiniz o güzel kadınları. Ülkenin çocuklarını iyilik ve güzellikle yetiştiren öğretmenlerin, akademisyenlerin varlığı sizin için en büyük tehdit. Çünkü sizin gibi muaviye zihniyetler güzel olan hiç bir yerde ve hiçbir zihinde yaşama şansı bulamazsınız. Çünkü kötüsünüz siz” ifadelerini kullandı.

    Kindar ve kendinden başka herkese düşman bir zihniyetle karşı karşıya olunduğunu belirten Yalıncakoğlu iktidara yönelik şunları dile getirdi:

    “Bu hayatı size asla terk etmeyeceğiz. Biz Alevi kadınlar Songül Tunçdemir, Pınar Ecevitoğlu olacağız. Songül Tunçdemir’in aydınlığını çocuklarımıza aktaracağız. Songül Tunçdemir’i sizin kötülüğünüze asla bırakmayacağız. Korkmuyoruz.”   (N.M)

    Sevim Yalıncakoğlu

     

  • Tunçdemir’in ihracına Alevilerden tepki

    Tunçdemir’in ihracına Alevilerden tepki

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Merkezi Yürütme Kurulu üyesi Songül Tunçdemir’in   686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden atılan eğitimcilerden arasında olduğu bildirildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan sosyal paylaşım portalı facebook’ta Tunçdemir’in ihraç edilmesine tepki gösterdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu da tepkisini twitter sayfasında ‚’’Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eğitim Sekreteri öğretmen Songül Tunçdemir de ihraç edilmiş. Atılanlar geneli ya Alevi ya solcu’’ sözleri ile dile getirdi.

    #SongulBaskanYalnizdegildir başlığı ile açılan Hashtag ile sosyal medyada tepkiler devam ediyor.

    330 Akademisyen ihraç edildi

    Olağanüstü Hal kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar ve göreve iade edilenlere ilişkin listelerin de bulunduğu 686 sayılı KHK Resmi Gazete’de yayımlandı.

    KHK kapsamında 4 bin 464 kişi kamudan ihraç edildi, 16 kişi ise görevine iade edildi.

    Yeni KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı’ndan (MEB) 2 bin 585, İçişleri Bakanlığı’ndan 49,  Emniyet Genel Müdürlüğü’nden 417 ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan 893 personel kamu görevinden ihraç edildi.

    Yargıtay Başkanlığı ve Yüksek Seçim Kurulu’ndan da 10’ar kişi devlet memurluğundan atıldı.

    TRT’den ise 88 kişi meslekten ihraç edildi.

    İhraç edilenler arasında 330 akademisyen bulunuyor.

  • ‘Sendikayı okul haline getirdik’-VİDEO

    ‘Sendikayı okul haline getirdik’-VİDEO

    PİRHA-Darbe girişimin ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen ve çoğunluğunun Alevi olduğu Maraş’ın Pazarcık ilçesindeki eğitim emekçileri yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı. 

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından muhaliflere yönelik başlatılan soruşturma ve operasyonlardan en çok etkilenen kesimlerden biri de eğitimciler oldu. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarda görev yapan 2 bin 219 kişi Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilmişti. Maraş’ta 50 Pazarcık ilçesinde ise 29 Ekim günü ihraç edilen öğretmenlerin sayısı ise 26. Çoğunluğunun Alevi olduğu Pazarcık’taki öğretmenler yaşanan bu ihraçlara tepki gösterdi. Yaşanan sürecin en çok öğrencileri olumsuz etkilediğini söyleyen öğretmenler, bu hukuksuzluğun son bulmasını istedi.

    “DAYANIŞMAYLA MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Maraş Eğitim Sen Şube Sekreteri Özgür Güler, Pazarcık’ta okul müdürü olarak görev yaparken 29 Ekim günü ihraç edildi. İhraç edildikleri günden beri sendikada mücadelelerini sürdürdüklerini söyleyen Güler, “OHAL süreci olduğu için sokağa çıkamıyoruz. Sendikamızı faal tutarak dayanışmayı büyüterek burayı kendimize bir okul ve derslik haline getirdik” dedi.

    “İHRAÇ EDİLENLERİN ÇOĞU ALEVİ”

    Güler, bu ihraçları bilimsel, laik ve anadilde eğitime karşı ve muhalif kesimlere yönelik bir operasyon olarak gördüğünü söyledi. Maraş’ta gerçekleşen ihraçların ise katliam yaşamış böyle bir ilde yapılmasının bilinçli gerçekleştiğini dile getiren Güler, “En dikkat çekici noktası ise ihraç edilenlerin çoğunluğunun Alevi olması. Belli sinir uçlarına dokunmaya çalışıyorlar. Toplumsal duyarlılığa dokunuyorlar. Darbe sürecinin ardından da yaratılan bir kutuplaşma ile infial yaratmaya çalışıyorlar. Ama biz bu sürece alet olmayacağız. Haftalardır yaptığımız eylem etkinliklerde onların bu amaçlarını boşa çıkartacağız” ifadelerini kullandı.

    EŞİ İLE BİRLİKTE İHRAÇ EDİLDİ

    Eşi ile birlikte ihraç edilen Sunay Göven Karadağ da, bu sürecin maddi ve manevi olarak kendilerini zorladığını söyledi. “Psikolojik olarak bizi ne kadar çok yıkmaya amaçlı olsa da, yaptığımız mücadelenin arkasında olacağız” diyen Karadağ, ihracındaki en büyük nedenin muhalif kimliği olduğunu belirtti.

    “KADINSIN, EVDE KOCANA YEMEK, TEMİZLİK YAP”

    Kamusal alanda yaptığı tartışmalarda feminist kimliğinin hedef gösterildiğini söyleyen Karadağ okulda müdür ile yaşadığı bir sorunu şöyle anlattı: “Antep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Toplumsal Cinsiyet çalışıyordum. Tez dönemim vardı. Feminizm üzerine yaptığım çalışmalar kadın mücadelesine olan örgütlülüğümü çok göze çarpar hale getiriyordu. Müdürle olan bir tartışmamda, öğrencileri TEOG sınavına hazırlıyordum ve müdüre 8. Sınıfları bana vermesini söylemiştim.  O da; ‘Siz kadınsınız evde yapmanız gereken bir takım işler var. Kocanıza yemek, temizlik yaparsınız. Zaten teziniz var yüksek lisans yapıyorsunuz. Çok fazla zamanınız yoktur. Çok verimli ve etkili olamazsınız. Bu yüzden biz 8. Sınıfı size vermek yerine erkek öğretmene verelim’ demişti. Tartışmalar, içinde bulunduğumuz sisteme eleştirel bir bakıştı. Kadınların, doğaya tüm canlılara yönelik tartışmaları bunları rahatsız ediyordu.”

    “NE ZAMANKİ BU ÜLKEYE BARIŞ GELİRSE..”

    Karadağ, bu süreç kazanımla sonuçlanır ve tekrar okullarına dönerlerse nasıl karşılayacaklarını şu sözlerle ifade etti; “Biz tekrar dönsek her şey normalleşecek mi? Ama ben dönünce de çok mutlu olmayacağım. Eskisi gibi büyük bir coşku ile öğretmenlik yapamayacağımın kararına vardım. Ne zamanki bu ülkeye adalet ve huzur gelse barış gelse bizde o zaman çok güzel bir yaşam elde ederiz.”

    DİRENME SERÜVENİ

    Maraş Pazarcık Yatılı Bölgede Fen Bilimler Öğretmeni olarak çalışırken ihraç edilen Mesut Duman da,Burada 26 ihraç edilen arkadaşlarımız hayata kolay yerlerden gelmediler. Bugüne kadar kimse sınavlarda usulsüzlük yaparak bu mesleğe atanmadı. Hepimizin aslında kazanmışlık serüveni vardır. Biz de bu kazanılmış serüveni direnme serüvenine döndüreceğiz” dedi. “50’lerde eğitim enstitülülerinin başına gelenler bugün ilerici demokrat öğretmenlerin başına geldi. Bu bana tesadüf gibi gelmiyor. Bilimsel ve laikliğin savunduğun her yerde birileri önüne engel olacaktır” diyen Duman’ın tek üzüntüsü ise geride bıraktığı öğrencileri. Sınıflarını protesto edenler ağlayanlar, imza kampanyaları tüm bunların kendisini çok sevindirdiğini söyleyen Duman, “Bu ayrılık bitecek ve biz geri döneceğiz buna kalpten inanıyoruz” dedi.

    Öğrencilerinden gelen mektuplar

    “ÇOCUKLAR ÇOK ETKİLENDİ”

    İhracın ardından okulda öğrencileri ziyaret eden Sınıf Öğretmeni Serkan Altınöz, “Etrafımda toplanıyorlardı. Bazen yeni öğretmenlerine uyum sağlasınlar diye okula gitmiyorum. Gittiğimde birbirimizi ne kadar özlediğimizi fark ettim. Öğrenciler ve öğretmen arkadaşımız ağlıyordu. Öğrenciler sürekli neden diye soruyordu. Çocuklara nedenlerini anlatamıyorduk. Bu süreci çok ağır yaşadılar. Ücretli atanan öğretmenimizde bir ay boyunca ders işleyemedi. Bu arada yüzlerce mektup aldım. Çocuklar çok etkilendi. Biz yetişkin insanlar olarak bu süreci daha rahat atlatabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Sevim Kahraman/MARAŞ

     

    HABERİN VİDEOSU

  • İki engelli çocuğuna bakarken işinden ihraç edildi

    İki engelli çocuğuna bakarken işinden ihraç edildi

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, Türkiye Sakatlar Derneği Ankara Şube Başkanı Mithat Tokur ve Veli Saçılık, iki engelli çocuğuyla birlikte yaşam mücadelesi verirken Mamak Belediyesi’ndeki işinden ihraç edilen Hüsnü Gençtürk’ü ziyaret ettiler. 

    Hüsnü Gençtürk’ün bir siyasi partinin ya da bir cemaat yapılanmasının içinde yer almadığı belirtilirken, eşi Sevda Gençtürk ile birlikte, yaşamını çocuklarının bakımına ve tedavisine adayan ailenin çok zor durumda olduğu belirtildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Şube Başkanı Ali Üngörmüş, sosyal medya hesabından yayınladığı mesajında, Gençtürk ailesiyle maddi ve manevi dayanışma içinde  olunmasını istedi.  (N.M)

  • Mülkiyeliler Birliğinden akademisyenlerin ihracına tepki

    Mülkiyeliler Birliğinden akademisyenlerin ihracına tepki

    Dün yayınlanan 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türkiye’nin bir çok üniversitesinden 649 akademisyen ihraç edildi. İhraç edilenler arasında Ankara Üniversitesinden 21 akademisyen bulunuyor.

    Mülkiyeliler Birliği yayınladığı açıklamayla akademisyenlerin ihracına tepki gösterdi. Siyasal Bilgiler Fakültesinden Dr. Faruk Alpkaya, Yrd. Doç. Dr. Özlem Albayrak ile İletişim Fakültesi’nden 2012-2014 yılları arasında Mülkiyeliler Birliği’nin genel başkanlığını yapan Doç. Dr. Sevilay Çelenk Özen’in ihraç edilen akademisyenler arasında bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’in istifa etmesi istendi.

    Yapılan açıklamada, “Darbecilikle hiçbir ilişkileri olmayan ancak yaptıkları işin gereği olarak düşündüklerini sakınmadan dile getiren; bilimsel yöntemlerin doğasına uygun biçimde çalışmalarını sürdüren akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırılması, zaten yeterince sorunu olan üniversitelerimizi bilimsel çalışma yapamaz hale getirecektir. Bu çerçevede, haklarında “herhangi bir idari ya da adli ceza bulunmayan” akademisyenlere sahip çıkmayan Ankara üniversitesi Rektörü Erkan İbiş derhal istifa etmelidir” ifadeleri yer aldı.

    Mülkiyeliler Birliğinden yapılan açıklama şu şekilde:

    “679 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesiyle yine darbecilikle hiçbir ilgisi bulunmayan akademisyenler üniversitelerden ihraç edildi. İhraç edilen 649 akademisyen arasında Ankara Üniversitesi’nden de 21 akademisyen bulunuyor.

    Siyasal Bilgiler Fakültesinden Dr. Faruk Alpkaya, Yrd. Doç. Dr. Özlem Albayrak ile İletişim Fakültesi’nden 2012-2014 yılları arasında Mülkiyeliler Birliği’nin genel başkanlığını yapan Doç. Dr. Sevilay Çelenk Özen, son kararnameyle üniversiteden ihraç edildiler. 2016 yılı Eylül ayında da Mülkiye’den Aysun Gezen, Celil Kaya, Nail Dertli, Onur Can Taştan, Ozan Değer, Nezahat Ezgi Oral, Kamuran Akın ve İLEF’ten de Gülseren Adaklı ile İlkay Kara ihraç edilmişti.

    “TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ KARARTILIYOR”

    Artık bütünüyle bir yasama yöntemi haline gelen OHAL kanun hükmünde kararnameleriyle haklarında herhangi bir idari ya da adli ceza bulunmayan bilim insanlarının üniversitelerden uzaklaştırılması, Türkiye’nin geleceğinin de kararmasına neden olmaktadır. Yapılanın, sadece darbeci FETÖ’cülerin ihracı olmadığı kamuoyu tarafından bilinmektedir. Darbecilikle hiçbir ilişkileri olmayan ancak yaptıkları işin gereği olarak düşündüklerini sakınmadan dile getiren; bilimsel yöntemlerin doğasına uygun biçimde çalışmalarını sürdüren akademisyenlerin üniversitelerden uzaklaştırılması, zaten yeterince sorunu olan üniversitelerimizi bilimsel çalışma yapamaz hale getirecektir.

    Bu çerçevede, haklarında “herhangi bir idari ya da adli ceza bulunmayan” akademisyenlere sahip çıkmayan Ankara üniversitesi Rektörü Erkan İbiş derhal istifa etmelidir.

    “BÜTÜN DEMOKRASİ GÜÇLERİ BİRARAYA GELMELİ”

    Türkiye olağanüstü bir süreçten geçmektedir. Bu olağanüstü hal, sadece ilan edilen OHAL’den ibaret değildir. Bilimin, demokrasinin, akademik özgürlüğün, temel insan haklarının önemsenmediği, bu konularda yapılan uyarılara kulak tıkanan bir dönemi yaşıyoruz. Türkiye’nin çağdaş bir demokrasiye ulaşabilmesi için, öncelikle bu uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin geleceğiyle ilgili kaygısı olan bütün demokrasi güçlerinin bir araya gelmesi de bugünün en önemli ihtiyaçlarındandır.

    Her zaman olduğu gibi, Mülkiyeliler Birliği, bir kısmı üyemiz olan akademisyenlerle, geçici olduğunu düşündüğümüz bu süreçte de, sürekli bir dayanışma içinde olacaktır. Mülkiyeliler Birliği’nin bütün üyelerinin de Mülkiye’nin ve Türkiye’nin geleceği için, üniversitelerden ihraç edilen üyelerimizle dayanışma içinde olacağından kuşkumuz yoktur.”

    Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu

  • Silvan’ın tek çocuk doktoru ihraç edildi

    Silvan’ın tek çocuk doktoru ihraç edildi

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Selma Atabey, KHK’lerle (Kanun Hükmünde Kararname) sağlık çalışanlarının ihraç edilmesinin, sağlık hizmetlerinde ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi.

    Özgürlükçü Demokrasi’nin haberine göre Diyarbakar’da 250 sağlık çalışanının ihraç edildiğini belirten Selma Atabey, şunları söyledi:

    “Bir ilde 250 sağlıkçının ihraç edilmesi korkunç, değil mi? Hastanelerde zaten personel açığı varken bu açık daha da artırıldı. İnsanlar yeteri düzeyde hizmet alamıyorken bu hizmet seviyesi daha çok düştü. Düşünün Silvan’da var olan tek çocuk doktoru da bu KHK’ler ile ihraç edildi.”

    ‘ETİK DAVRANANLAR İHRAÇ EDİLDİ”

    Atabey, ihraç edilen sağlık çalışanlarına ilişkinse şu açıklamaları yaptı:

    “Darp edilen, işkence gören, cezaevinde kalması sağlık açısından uygun görülmeyen şahıslara etik davranan doktorlarımız ihraç edildi. İşkence gördüğünü raporlaştırmak isteyen doktor arkadaşlarımız da polisler tarafından tehdit ediliyor ve darp edilmediği raporunu imzalatmaya mecbur bırakılıyor. Bizler halka hizmet etmek için bu bölümleri okuduk ve evde oturmayacağız. Hükümetin istediği gibi tek tip olmayacağız.”   (N.M)

  • İhraçları protesto eden KESK’lilere gözaltı

    İhraçları protesto eden KESK’lilere gözaltı

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na  (KESK) bağlı Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası üyeleri, KHK kapsamında ihraç edilen emekçiler için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde bir araya gelmek istedi. Burada basın açıklaması yapmak isteyen kamu emekçilerine polis, “güvenlik” gerekçesiyle izin vermedi. Daha sonra emekçilere saldıran polis, 4 kişiyi darp ederek gözaltına aldı.

    Gözaltına alınan, Ömer Kök, Murat Çeşme, Volkan Yaramış ve Özkan Boğan adlı emekçilerin Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

  • Sendikalı 3 işçi daha işten atıldı

    Sendikalı 3 işçi daha işten atıldı

    Kocaeli Belediyesi’nde Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası üyesi (Tüm Bel Sen) 3 işçi Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işten çıkarıldı.

    Konuya ilişkin açıklama yapan Tüm Bel-Sen Kocaeli Şubesi, 667 sayılı KHK ile Büyükşehir Belediyesi’nden işten atılan 3 üyesinin hukuksuz biçimde görevden ihraç edildiğini dile getirdi.

    Tüm Bel-Sel Şube Başkanı Erdal Karakuş, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte yaptığı basın açıklamasında, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden (KBB) ihraç edilen üyeleri için sosyal medya üzerinden beğenilerinin sebep gösterildiğini savundu.

    ADİL SORUŞTURMA YOK

    İhraç edilen üyeleri için ‘adil soruşturma yok’ diyen Karakuş  şunları ifade etti:

    “Üyelerimizin, mesnetsiz bir takım iddialar ile işten atıldığına inanıyoruz,çünkü soruşturmaların nasıl yürütüldüğünü biliyoruz. Örneğin Fulya Öztürk KHK ile ihraç edilinceye dek kendisinin ifadesi dahi alınmamıştır. Bizler, KESK ve Tüm Bel-Sen olarak darbe ve darbeci zihniyete karşı on yıllardır mücadele etmiş örgütleriz. Bugünün iktidar yardakçıları 15 Temmuz gecesi (dur bakalım ne olacak) tereddütleri ile köşe bucak saklanırken, biz üyelerimize darbe girişiminin duyulduğu aynı saatlerde (bu antidemokratik bir darbedir, buna teslim olmayın) mesajları attık.”

    Karakuş, iktidarın darbeyi herkese karşı bir fırsata çevirdiğini belirterek, yüz binlerce kamu emekçisinin işten atılmasını hukuksuz bir yaklaşım olarak nitelendirdi.

  • Açığa alınan akademisyen Gülmen’e destek veren lise öğrencisi ihraç edildi

    Açığa alınan akademisyen Gülmen’e destek veren lise öğrencisi ihraç edildi

    “Açığa alındım işimi istiyorum” diyen ve 12 kez gözaltına alınan akademisyen Nuriye Gülmen’e destek veren lise öğrencisi Sıla Yalçın okulundan ihraç edildi.

    ‘Açığa alındım işimi istiyorum’ diyen akademisyen Nuriye Gülmen’e destek veren lise öğrencisi Sıla Yalçın okulundan ihraç edildi.

    Nuriye Gülmen için oturma eylemi yapıp gözaltına alınan liseli öğrencisi ve Dev-Lis üyesi Sıla Yalçın, okulu Ankara İncirli Anadolu Lisesi tarafından ihraç edildi.

    Sıla Yalçın, ‘Öğretmenime Dokunma!’ sloganıyla, Nuriye Gülme’nin oturma eylemine destek olmuş, ve gözaltına alınmıştı.

    Akademisyen Nuriye Gülmen, kendisine destek verdiği için okulu Ankara İncirli Anadolu Lisesi tarafından ihraç edilen lise öğrencisi Sıla Yalçın’a destek verdi.

    Gülmen, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Utanmazlar, Sıla’yı okuldan atmışlar. Öğretmenleri olarak Sıla’nın yanındayız. Sıla Yalçın Yalnız Değildir! Teslim Olmayacağız!” açıklamasında bulundu.