Etiket: iliç

  • İliç davası öncesi Yıldız ailesinden tarihi mesaj: Biz hakime güvenemezsek, sermaye bize neler yapmaz! VİDEO

    İliç davası öncesi Yıldız ailesinden tarihi mesaj: Biz hakime güvenemezsek, sermaye bize neler yapmaz! VİDEO

    PİRHA- Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 9 işçinin hayatını kaybettiği olayın 7. duruşması 14.04.2026 tarihinde görülecek. Duruşma öncesi mücadele ve adalet çağrısı yapan Yıldız ailesi, “İnancımızı ne kadar yitirmiş olsak da mücadele etmeye devam edeceğiz, abim için, bu ülke ve topraklar için mücadele edeceğiz” dedi.

    Erzincan İliç’te Anagold Madencilik A.Ş’ye ait Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te yığın liç alanının çökmesi sonucu toprak altında kalan 9 işçi hayatını kaybetti, 10 milyon metreküp siyanürlü toprak kaydı.

    Yaşanan olayın ikinci bir Çernobil faciası olduğu değerlendirilirken, yaşananların üzerinden 2 yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen etkin bir soruşturma yürütülemedi. Açılan davada asıl sorumlular yargı karşısına çıkarılmadı ve olayda asıl sorumluluğu bulunanlar aklandı.

    14.04.2026 tarihinde görülecek 7. duruşma öncesi faciada hayatını yitiren Uğur Yıldız’ın ailesi verdiği mesajda, “14 Nisan’da 7. duruşma görülecek. Başta siyasi partiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi bu davayı takip etmesini istiyoruz” diyerek, kamuoyuna ve sivil toplum kuruluşlarına davaya katılım çağrısı yaptı.

    “BU ÜLKE VE TOPRAKLAR İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Duruşma öncesi konuşan Uğur Yıldız’ın kardeşi Duygu Yıldız, “İnancımızı ne kadar yitirmiş olsak da mücadele etmeye devam edeceğiz; abim için, bu ülke ve topraklar için mücadele edeceğiz” dedi ve devamında ise şunları kaydetti:

    “14 Nisan’da 7. duruşma görülecek. Başta siyasi partiler olmak üzere, tüm sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi bu davayı takip etmesini istiyoruz. Savcılık mütalaasını vermiş, iki kişi suçlu bulunmuş. Tonlarca siyanür atığını Fırat Havzası’na karıştıranlar, 9 madencinin ölümüne sebep olan Anagold Firması’ndan sadece 2 kişi suçlu bulunmuş. Bu katliama sebep olanlar sadece iki kişi olarak gösterilmekte. Biz bu ülkenin hakimine, savcısına güvenemezsek, bu ülkenin hakimi savcısı bunu bize reva görürse bu ülkede bizi sömüren yabancı ve yerli sermaye şirketleri bizlere neler yapmaz!”

    Yıldız, hak ve adalet mücadelesi verenleri selamlayarak şunları söyledi: “Başta Akbelen’de Esra Işık olmak üzere, orada mücadele verenlere, Başaran Aksu’ya, BIR TEK- SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’e, doğru haberler yaptığı için, doğru haberleri ülkesine duyurduğu için İsmail Arı’ya, Alican Uludağ’a, herkese buradan selam olsun” dedi.

    Yaşanan haksızlık ve adaletsizlik olayları ne kadar farklı olursa olsun mücadelenin bir olduğuna dikkat çeken Duygu Yıldız, “Aynı adaletsizlik üzerinden ne yazık ki herkes nasibini alıyor. Bu ülkede kim doğru bir mücadele içindeyse cezalandırılıyor, biz de bu cezalandırılanlar arasındayız, onlar da öyle. Yılmayacağız. İnanıyoruz, bir yerde her şey değişecek ve biz de bu mücadelenin içerisindeyiz.”

    PİRHA/ERZİNCAN

  • GÜNCELLENDİ-İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ-İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın duruşması öncesi yapılan konuşmalarda, “Adalet” vurgusu öne çıktı. Mahkeme heyeti yurtdışında firari olan sanıklar için kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Maden’inde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 6. duruşması bugün Erzincan’da görülüyor.

    Duruşma öncesi yapılan açıklamaya, yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, Divriğ Maden İşçileri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Adalet” vurgusu yaparken, gerçek sorumluların hesap vermesini istedi.

    Duruşmaya, tutuklu sanıklar Operasyonlar Başkan Yardımcısı İain Ronald Guille, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender, Projeler Sorumlusu Shaun Swartz, İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Selçuk Çiftlik’in tutuklu bulunduğu duruşmada sanıklar SEGBİS ile katıldı.

    Tutuksuz sanıklar ve madene teknik destek veren İNR Mühendislik Şirketi sahibi Ömer Ardıç, Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç ise mahkeme salonunda hazır bulundular.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARINA İTİRAZ

    Tutuklu sanık Şirketin Operasyon Başkan Yardımcısı Ronald Guille, yığın liçin kendisi işe başlamadan tasarlamadığını ve kendisinin sorumlu olmadığını, görev tanımı içerisinde yer almadığını söyledi. Tutuklu sanık Selçuk Çiftlik de sorumluluğun kendisinde olmadığını, iş güvenliği uzmanında bir sorumluluk olmadığını ifade ederek tahliyesi talep etti.

    Tutuklu sanık, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender bilirkişi raporunda ağır kusurlu olarak tanımlanmasına itiraz ederek, katliamın yıllık izinde olduğu zamanda gerçekleştiğini söyledi. Anagold firmasının kendisinin günah keçisi seçildiğini söyledi. Şirketin radar cihazı almadığını, kuşların siyanürlü su içmemesi için cihazları aldığını ancak, kendisi talep etmiş olmasına rağmen radar cihazlarının alınmadığını söyledi.

    Ali Rıza Kalender’in savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

    Verilen aranın ardından Ömer Ardıç yaptığı savunmada suçsuz olduğunu ve bu yüzden mahkemelere sürekli katılım gösterdiğini söyledi. Üzerinde bulunan adli kontrol şartının kaldırılmasını talep ederek, önceki savunmalarını tekrarladı.

    Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç adlı sanıklar önceki savunmalarını tekrarlayarak konuşma yapmadılar.

    Sanık avukatları savunma yaparken müvekkillerinin suçlarının ve sorumluluklarının olayda olmadığını söylerken Uğur Yıldız’ın babası, “O diyor ben sorumlu değilim bu diyor ben sorumlu değilim. Bana sorumluları getirin bizim dokuz canımız orada gitmiş bunlar hala biz sorumlu değiliz diyorlar. Siz katilsiniz. Adalet istiyoruz. Diyoruz ki bir daha İliçler yaşanmasın” diye tepki gösterdi.

    Yaşanan gerginlik sonrası mahkeme heyeti duruşmaya 15 dk ara verildi.

    Maden kazasında ölen Ramazan Çimen’in kardeşi Yakup Çimen Ana Gold şirketinden para aldıklarına dair açıklamaları iftira olduğunu belirterek, “Kabul etmiyoruz. Şirket yetkilileri de burada ailelerde burada biz Ana Gold’dan para almadık. Aldık diyen varsa belgesiyle gelsin ispat etsin” dedi.

    Yakup Çimen’in ardından kazada ölenlerin avukatları karşı savunma yapmaya başladı.

    Facida yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, mahkemede yaptığı konuşmada, “Oğlum söz verdim sana, yılmayacağım, adalet yerini buluncaya dek davanın takipçisi olacağım. İki yıl geçti ölen canlarımızın mekanı cennet olsun. Bir hayali şirket kurmuşlar sanki. Facia yaşanıyor, felaket yaşanıyor ama hiçbir sorumlu yok. Bu nasıl bir şirket, kim yönetti bu şirketi. Sorumlular ortaya çıkarılsın” dedi.

    Yıldız ailesinın avukatı Akçay Taş, şunları ifade etti:

    “Ne talep ettiysek reddedildi. Savcılık, davada sorumluluğu bulunan Bakanlığı tereyağından kıl çeker gibi akladı ve dosyadan çıkardı. En son mahkeme başkanı olarak resminiz AKP milletvekilleriyle çıktı. Dosyadaki tüm usulsüzlükleri biraraya toplayarak, reddi hakim talebinde bulunduk. Ama ne hikmetse o da reddedildi. Şimdi yargılama devam ediyor. Bu davada bu katliamda öldürenler olası kasıt olsun olmasın ceza almalı, sanıkları mahkeme huzuruna getirin yargılayalım, yurtdışında olan sorumlular hakkında kırmızı bülten çıkarın ve buraya getirin, yargılayalım ve bu dosyada adaleti sağlayalım.”

    Avukatın savunmasının ardından mahkemeye 15 dk ara verildi.

    Duruşmanın ardından yakınlarını kaybeden ailelerin avukatlarından Ümit Aktaş ise şunları söyledi:

    “Davada ve sunulan raporların çıktığı tek yol var Ana Gold Maden şirketidir. Şirketi bu salona getirin yargılayalım. Korkmayın! Sanık olarak getiremiyorsanız tanık olarak getirin burada yine sorularımızı soralım. Burada bir suçluluk varsa o da fakir olmamızdır. Bugün İliçliler madenin zararlı olduğunu bilmiyor mu? Çok iyi biliyoruz. Dokuz insan yaşamını yitirdi, bir ekokırım yaşandı sorumlular nerede? Herkes buranın patlayacağını söylüyordu. Bu çöküşe ‘kusursuz çöküş’ deniliyor. Olacağı o kadar belliydi ki işin uzmanı olmayanlar bile önceden uyararak felaketin geleceğini önceden bildiler. Cesaretli olun hakim bey. Suçluları getirin, sanıkları getirin ve bizde burada yargılayalım.

    Ölülere saygımızdandır bu dosyayı sonuna kadar götüreceğiz. Ölüler altın takar mı arkadaşlar! Ama ne yazık ki bizim ülkemizde altın insan yaşamından daha değerli… Hakim bey bunun tersini ispatlamak için Ana Gold Maden şirketini çağırın sorgulayalım. Cesaretli olun. Siz çağırmazsanız, adil yargılanma ilkesini uygulamazsanız, biz çağıracağız. İnsanları mahkemenin önüne getirerek biz tanıklıklarını dinleyeceğiz. Siz sahaya gitmiyorsunuz, uzman mütala talebimizi kabul etmiyorsunuz. Yazınızı yazın, bize alanı açın, biz sanıklarında kabul edeceği tarafsız heyetlerle bölgeye gidip araştırma yapalım. Rapor yazalım, tanıkları dinleyelim. Korkmayın hakim bey! Yeter ki siz yazınızı yazın alanı bize açın.”

    Mahkeme ara kararında; bilirkişi rapor için on gün ek süre verilmesine,
    sanıklardan Ömer Ardıç’ın il dışı yasağının kaldırılmasına ve ayda bir adli kontrol uygulanmasına,
    tanık dinleme taleplerinin reddine,
    kırmızı bültenin yurtdışındakiler için çıkarılmasına, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma
    14 Nisan olarak belirlendi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • İliç davasının 3. duruşmasında, istenen bilirkişi raporu yine dosyaya eklenmedi!

    İliç davasının 3. duruşmasında, istenen bilirkişi raporu yine dosyaya eklenmedi!

    PİRHA –İliç maden faciasına yönelik görülen davanın 3. duruşmasında sanıkların tutukluluk halinin devamı yönünde karar çıktı. Bir sonraki duruşma 11-12-13 Kasım’da görülecek.

    Erzincan’ın İliç ilçesi Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat 2024’te meydana gelen kaza sonucu 9 işçi yaşamını yitirmişti. Faciayla ilgili yürütülen davanın üçüncü duruşması Erzincan 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    5’i tutuklu 43 şirket çalışanının “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlarından yargılandığı davayı Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Bingöl Milletvekilleri Ömer Faruk Hülakü, EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu ile birçok kurum temsilcisi izledi.

    Duruşmaya Operasyonlar Başkan Yardımcısı İain Ronald Guille, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender, Projeler Sorumlusu Shaun Swartz, İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Selçuk Çiftlik ve madene teknik destek veren İNR Mühendislik Şirketi sahibi Ömer Ardıç Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Tutuksuz sanıklar Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç ise mahkeme salonunda hazır bulundu.

    Mahkeme heyeti ve savcının değiştiği davada yargılama sanık savunmaları ile başladı. İstenen bilirkişi raporunun dosyaya eklenmediği duruşmada tutuklu sanıklar yaşanan faciadan sorumlu olmadıklarını savunarak serbest bırakılmalarını talep etti.

    Sanık avukatları da önceki beyanlarını yineleyerek müvekkillerinin faciada sorumlulukları olmadığını savunarak tutukluluğun sonlandırılmasını talep etti.

    “PEKİ KİM YÖNETİCİ?”

    Sanık avukatlarından sonra müşteki avukatları beyanda bulundu. Avukat Akçay Taşçı, 2021’den itibaren üretimin arttığına dikkat çekerek, teknik kuralların ihlal edildiğini belirtti. Taşçı, “Yargılanan sanıklar içinde ‘operasyon yetkilisiyim’ diyen yok. Peki kim yönetici?” diye sordu. “Başka bir bilirkişi raporu ile bir iddianın açıklanması başka bir heyete yaptırıldı ve bakanlık temize çıkarıldı” diyen Taşçı, “Biz itiraz ettik, şimdi dava AYM’de” dedi.

    Taşçı, sanıkların duruşma salonuna getirilmesini ve söz konusu şirketin çalışan şemasını mahkemeye gönderilmesi talebinde de bulundu.

    Mütalaasını veren savcı, bilirkişi raporunun beklenmesini, tutuklu sanıkların kaçma ve saklanma şüphelerinin olduğu nedeniyle tutukluluk hallerinin devamını, tutuksuz sanıkların adli kontrollerinin devamını, TBB adına katılma talebinde bulunan Av. Ahmet İnan’ın talebinin reddini istedi.

    Sanıkların savunmaları sonrasında konuşan Müşteki Sevda Yıldız da “Onlar çıksın biz girelim içeri, bizi alın. Benim canım acıyor. Sanıklar ailelerinden bahsediyor, çocuklarını özlediklerini söylüyor. Ben de çocuğumu özlüyorum. Daha 33 yaşındaydı, kaybettik onu. Sanıkların tutuklu kalmasını, sorumluların cezalandırılmasını istiyoruz” dedi.

    Mahkeme ara kararında bir sonraki duruşmanın 11-12-13 Kasım tarihlerinde görüleceğini açıkladı.

    Kaynak: MA

  • Yoldaş Mustafa Ceylan: Vahşi maden projelerine karşı harekete geçelim!-VİDEO

    Yoldaş Mustafa Ceylan: Vahşi maden projelerine karşı harekete geçelim!-VİDEO

    PİRHA- Malatya’da özellikle Alevi köylerinde yapılmaya hazırlanan maden ocaklarına tepki gösteren Malatya Çevre Platformu Koordinasyon Üyesi Yoldaş Mustafa Ceylan, “Vahşi maden projeleri son yıllarda artarak devam ediyor. Özellikle Hekimhan bölgesinde yapılacak olan altın madenciliğine karşı Hekimhan halkından, özellikle Alevi toplumundan bizimle beraber hareket etmelerini istiyoruz” dedi.

    Malatya Çevre Platformu Koordinasyon üyesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği MYK üyesi Yoldaş Mustafa Ceylan, Malatya’da özellikle Alevi köylerinde yapılmaya hazırlanan maden ocaklarına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ÖRNEĞİNİ İLİÇ’TEKİ KATLİAMLA YAŞADIK”

    Türkiye’nin dört bir yanında vahşi maden projeleri ile baş başa olduğunun altını çizen Yoldaş Mustafa Ceylan, “Özellikle özel statülü maden alanlarının gündeme gelmesiyle bu durum daha da arttı. Bundan birkaç yıl önce Cumhurbaşkanlığı tarafından özel statülü maden alanları gösterilen illerimiz var. Bunlar Malatya, Dersim, Erzincan, Adıyaman, Maraş, Sivas gibi iller. Bu bölgelerde özellikle vahşi maden projeleri son yıllarda artarak devam ediyor. Bunların en büyük örneğini zaten İliç’te yaşadık, gördük” dedi.

    “DOĞAMIZ KATLEDİLİYOR”

    Malatya bölgesinde 1000’in üzerinde proje olduğuna vurgu yapan Ceylan, “Demir, bakır, çimento aklınıza ne gelebilirse. Bana soruyorlar ‘hangi madenler çıkarılıyor?’ diye Ben diyorum ki, ‘tenekeden altına kadar her şey aranıyor.’
    Tenekeden altına kadar ne bulunursa dağ, taş yerinden oynatılıyor, doğamız katlediliyor. Bugün gelinen süreçte Hekimhan’ın birçok köyünde altın madeni araması adı altında yine bir vahşi maden projesi ortaya çıktı. Biz bunu da 3 yıl önce dillendirdik. Bize gelen bilgiler ve dosyalarla yöre halkını da uyarmıştık. Altın madenin olması ile alakalı göletler hazırlanıyor. Bu göletlerin gideceği yerler tamamen Karakaya Barajı’na, Keban Barajı’na, Karakaya’dan aşıp Adıyaman, Şanlıurfa hatta Suriye sınırına kadar gidebilecek bir kapasiteye sahip. Burada da siyanür ve sülfürik asit kullanılacak” diye konuştu.

    “KÖYLERİMİZ TAMAMEN YERLE BİR EDİLECEK”

    Maden ocağı projelerin ile bölgenin inanç merkezlerinin de zarar göreceğini belirten Yoldaş Mustafa Ceylan, şunları söyledi:

    “Bölgenin Alevi Kızılbaş inancından olmasından kaynaklı orada bulunan ziyaretler, kültürel miraslar da yok edilecek. Yama dağında bulunan endemik bitkiler, çeşitli börtü, böcek, çiçek, bitki yerle bir edilecek. Bunun dışında akarsularımız, içme sularımız, tarım alanlarımız, hayvancılığın yapıldığı bölgeler tamamen yerle bir edilecek.
    Köylerimiz ister istemez bu projenin çok yakınında. Her bir köy bu projenin 1 km, 3 km önünde, arkasında. Bölgede yapılan altın madenin göletleri, tamamen akarsulara karışıyor. 100 km kadar bir derin vadiden giden suların tamamen kayısı bahçelerini, bostanları, diğer tarım ürünlerini tamamen zehirleyeceği kesin. Akarsuyun yolu aşağılarda bulunan il, ilçe, köyleri, kasabaları geçiyor. Akarsuyun gittiği yerde balıkçılar var, bu durum onları da çok etkiliyor.”

    “SU KİRLİLİĞİ, HAVA KİRLİLİĞİ, TOPRAK EROZYONU GİBİ BİRÇOK SORUNLA KARŞILAŞMIŞ OLACAĞIZ”

    Kullanılacak olan siyanür nedeniyle hayvanların da olumsuz etkileneceğini söyleyen Ceylan, “Bu siyanürler de gaz ve tuz olarak ikiye ayrılıyor. Gaz hali solunum yoluyla, tuz hali de ağız yoluyla geçiyor. Hayvanların orada beslenmesi, o akarsudan içmesi ya da altın madeninin siyanürlü havuzlarından, göletlerinden su içmesiyle kuşların 3-5 dakika içinde nasıl yok olduğunu İliç örneğinde de yaşadık. Bunun dışında da su kirliliği, hava kirliliği, toprak erozyonu gibi birçok sorunla karşılaşmış olacağız” dedi.

    “HALKIMIZIN DUYARLI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM”

    Maden şirketlerinin oradaki insanlarla, özellikle muhtarlarla beraber birlikte yol almasını eleştiren Yoldaş Mustafa Ceylan şunları kaydetti:

    “İnsanlara iş, köy evi yaptırma, okul yaptırma, yolları açma gibi birçok vaatte bulunuyorlar. Böyle de kendi aralarındaki diyaloğu sağlamış oluyorlar.
    Daha sonra da zaten bölgedeki arazileri, akarsuları, diğer hayvancılık yapılan meraları ağır ağır satın alıyorlar ya da devletle kurdukları bağ ile beraber oraya el koyuyorlar. Köylü sattığı yerin daha sonra bize neye mal olacağını bilmiyor. Diyelim tarlayı satıyorsun ama 3 yıl sonra o tarlayla kalmıyor, artık maden senin yaşam alanını iyice daraltmaya, sağlığını daha zora sokmaya başlıyor o zaman da iş işten geçmiş oluyor. Bu anlamda da halkımızın, toplumumuzun duyarlı olmasını, uyanık olmasını temenni ediyorum.”

    “KÜLTÜREL MİRASIMIZ, ZİYARETLERİMİZ, GEÇMİŞİMİZ TAMAMEN YOK OLACAK”

    Malatya Çevre Platformu olarak 4-5 yıldır çevre mücadelesi, doğa mücadelesi verdiklerinin altını çizen Ceylan, şu ifadeleri kullanarak bölge haklını ve Alevi yurttaşları birlikte mücadeleye çağırdı:

    “Türkiye’nin birçok yerinde de çevreci, doğa dostu dostlarımızla birlikte hareket ediyoruz. Birlikte eylemliklere katılıyoruz. Ekoloji Birliği ile, Munzur Çevre Derneği ile, diğer derneklerle, çevre örgütleriyle beraberiz.
    Malatya bölgesinde birçok projeye karşı zaten eylemliklerimiz, etkinliklerimiz, duyurularımız, basın açıklamalarımız oldu. Bundan sonraki süreçte de özellikle Hekimhan bölgesinde yapılacak olan altın madenciliğine karşı halkımızı, toplumumuzu duyarlı hale getirebilecek eylemlikler, basın açıklamaları olacak ve hep birlikte mücadele edebileceğimiz alanları oluşturmak için de bir yol çizeceğiz.
    Bu anlamda da Hekimhan halkından, özellikle Alevi toplumundan bizimle beraber hareket etmelerini istiyoruz. Çünkü oradaki yaşayan köylerin %90’ı Alevi köyü ve oradaki bütün kültürel mirasımız, ziyaretlerimiz, geçmişimiz tamamen yok olacaktır. Bu anlamda da oraları terk etmememiz gerekiyor.”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • İliç davası yarın devam edecek

    İliç davası yarın devam edecek

    PİRHA- İliç’te yaşanan maden faciasının sorumluları hakkında açılan davanın görülen duruşmasında tutuklu yargılanan Iaın Ronald Guılle dinlendi. Mahkeme davaya yarın devam edilmesine karar verdi. 

     

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold Madencilik’e ait altın madeninde meydana gelen faciada 9 işçi toprak altında kalarak yaşamını yitirmişti. Faciaya ilişkin, 5’i tutuklu 43 şirket çalışanın “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” ve “çevreyi taksirle kirletme” suçlarından yargılandığı davanın ilk duruşma Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı.

    Duruşmaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve TİP milletvekilleri ölen işçilerin aileleri katıldı.

    Duruşmaya, tutuklu sanık Iaın Ronald Guılle, bazı tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları ve müşteki yakınları katıldı. Tutuklu sanıklar Ali Rıza Kalender, Selçuk Çiftlik ve Ömer Ardıç ise duruşmaya bağlı bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) üzerinden katıldı.

    Avukatların, daha büyük bir duruşma salonu talebi, UYAP ve SEGBİS sisteminin taşımasının mümkün olmadığından ve uzun süre alacağından reddedilerek, bundan sonraki celseler için uygun ortam ve fiziki şartlar sağlandığı takdirde mevcut duruşma salonun haricinde yapılabileceği yönünde karar verildi.

    İstanbul Barosu adına katılma talebiyle Avukat Ümit Altaş, TTB Çevre Komisyonu ve Dev Maden Sen avukatı duruşmaya katılım talebinde bulundu.

    Mahkeme, taleplere dair kararı sanıkların savunmasından sonra vereceğini söyledi.

    Duruşmada tutuklu sanık Iaın Ronald Guılle, dinlendi. Ölümlerden sorumlu olmadığını belirten  Guılle, tahliye ve beraatini istedi.

    Savcı, baroların, derneklerin ve sivil toplum örgütlerinin katılma taleplerini reddini, ailelerin katılma taleplerinin kabulünü istedi.  İstanbul ve Erzincan Barosu, siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, dernek ile talepte bulunanların dosyada mağdur, suçtan zarar gören olarak görülmediğinden, taleplerin reddine ayrı ayrı karar verildi.

    Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

    DAVA SÜRECİ

    İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca, Çöpler köyündeki maden sahasında 13 Şubat 2024’te Adnan Keklik, Kenan Öz, Ramazan Çimen, Uğur Yıldız, Abdurrahman Şahin, Fahrettin Keklik, Mehmet Kazar, Şaban Yılmaz ve Hüseyin Kara’nın toprak altında kalarak hayatını kaybettiği, İsa Taşdelen ve İshak Demir’in yaralandığı toprak kaymasına ilişkin hazırlanan iddianamede, Kanadalı SSR isimli şirketin global projeler başkan yardımcısı, Anagold firmasının ülke müdürü, operasyon başkan yardımcısı, yatırım projeleri müdürü, şirket mühendisleri ve diğer çalışanların arasında bulunduğu 43 sanık yer alıyor.

    Sanıklardan 12’sinin “asli kusurlu”, 31’inin ise “tali kusurlu” olduğu tespiti yapılan iddianamade, tüm sanıkların “Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçundan 2 yıldan 15’er yıla kadar, altın madenini o dönem işleten şirketin Kanadalı 3 yöneticisinin ayrıca “Çevreyi taksirle kirletmek” suçundan 2 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • DEM Partili Kordu, İliç’te kapasite artırımının iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı

    DEM Partili Kordu, İliç’te kapasite artırımının iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İliç’te işletilen madenin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine ilişkin iptal kararı verilmesini Meclis gündemine taşıdı. Kordu, “Danıştay tarafından kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda mevcut Çöpler bölgesinde halen faaliyet yürüten Maden şirketleri üzerinde idari olarak gerekli uygulama yapılacak mıdır veya uygulama ilgili herhangi bir planınız var mıdır?” diye sordu. 

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Erzincan’ın İliç Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından işletilen ve 9 işçinin yaşamını yitirmesine sebep olan Çöpler Kompleks Madeni’ne ilişkin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine dair açtığı davayı kazandı. Anagold Madencilik tarafından İliç’te işletilen madenin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine ilişkin verilen iptal kararı Danıştay tarafından onandı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, İliç’te işletilen madenin kapasite artışı ve açık ocak genişleme projelerine ilişkin iptal kararı verilmesini Meclis gündemine taşıyarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    “HUKUKİ SÜREÇLER SONUCUNDA MAHKEMELER TARAFINDAN KAPASİTE ARTIŞI İPTAL EDİLMİŞTİR”

    İliç’te madenin kapasite artışının çevresel ve sosyal etkileri göz ardı edilerek yürütülmek istendiğini belirten Ayten Kordu, şunları dile getirdi:

    “Ancak hukuki süreçler sonucunda mahkemeler tarafından iptal edilmiştir. 2021 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flotasyon Tesisi Projesi”ne ilişkin ÇED olumlu kararı ile 2023 yılında Erzincan Valiliğince verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararları, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından açılan davalar sonucu iptal edilmiştir. Mahkemeler, projelerin çevresel ve teknik etkilerinin yetersiz değerlendirildiğini belirlemiş, bu doğrultuda verilen kararları hukuka aykırı bulmuştur. Son olarak Danıştay, ilgili kurumların temyiz taleplerini reddederek mahkeme kararlarını kesinleştirmiştir.

    “ALINAN KARARLARIN ETKİN BİR ŞEKİLDE UYGULANMASI BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR”

    Hukuki süreçlerin tamamlanmasına rağmen ilgili idarelerin nasıl uygulayacağının belirsizliğini koruduğunu vurgulayan Kordu, “Özellikle Erzincan İliç’te yaşanan çevresel tahribat ve 9 madencinin hayatını kaybettiği felaket göz önüne alındığında, bu kararların etkin şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır. ÇED süreçlerinin bilimsel esaslara dayanması, halkın katılımının sağlanması ve çevresel etkilerin önlenmesi adına, bakanlığınızın bu konudaki tutumu hayati önemdedir. Çevresel etkileri göz ardı eden uygulamaların bakanlık tarafından devam ettirilmesi, benzer sorunların tekrar yaşanmasına sebep olma riskini taşımaktadır. Bu nedenle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından konuya ilişkin alınacak önlemler büyük bir elzemdir. Bu anlamda çevre ve halk sağlığını doğrudan ilgilendiren bu tür projelerde bilimsel ve hukuki kriterlere uygun hareket edilmesi gerektiği açıktır.”

    “İPTAL KARARLARINA RAĞMEN İLİÇ’TE FAALİYETLERİN DEVAM EDİLMESİNİN SEBEPLERİ NELERDİR?”

    Kordu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un cevaplaması için şu soruları yöneltti:

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, Danıştay tarafından onanan İliç madenine ilişkin iptal kararlarına rağmen maden sahasında faaliyetlerin devam etmesine göz yummasının sebepleri nelerdir?

    -Danıştay tarafından kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda mevcut Çöpler bölgesinde halen faaliyet yürüten Maden şirketleri üzerinde idari olarak gerekli uygulama yapılacak mıdır veya uygulama ilgili herhangi bir planınız var mıdır?

    -TMMOB’un başvuruları üzerine başlatılan hukuki süreçle 2021 ve 2023 yıllarında iptal kararları verilmesine karşın madenin faaliyetlerine devam etmesinin çevresel sonuçlarına ve yaşanan can kayıplarına ilişkin Bakanlık tarafından herhangi bir inceleme yapılmış mıdır?

    -ÇED süreçlerinde bilimsel kriterlerin tam anlamıyla değerlendirilmesi ve kamu yararının korunması adına bakanlığınızın aldığı tedbirler nelerdir?

    -Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasının ardından bölgedeki madencilik faaliyetlerinin çevresel etkileri yeniden değerlendirilecek midir?

    -ÇED raporları hazırlanırken bağımsız bilim insanları ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine yer verilmesi adına Bakanlığınızın herhangi bir çalışması bulunmakta mıdır?

    -Türkiye genelinde benzer ÇED süreçleriyle yürütülen maden projelerinin denetimleri artırılacak mıdır?

    -Erzincan Valiliği tarafından verilen “ÇED gerekli değildir” kararına ilişkin denetim yapılmış mıdır? Benzer kararların verilmemesi adına bir düzenleme planlanmakta mıdır?

    -Çöpler Kompleks Madeni ve diğer maden sahalarında çevresel denetimlerin sıklığı ve içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz?

    -ÇED süreçlerinde kamuoyunun ve konunun uzmanı ilgili kurumların daha etkin katılımını sağlamak adına bakanlığınız tarafından yeni düzenlemeler yapılacak mıdır?

    -13 Şubat 2024’te tarihinde gerçekleşen İliç Maden Faciası öncesinde felaketin geleceğini rapor eden ve hukuki süreçlere başvuran TMMOB gibi konunun uzmanı ilgili meslek odalarının madencilik projelerine yönelik yaptığı itirazlar bakanlık tarafından nasıl değerlendirilmektedir?

    -Maden Faciasının gerçekleştiği yerdeki liç yığınlarını taşıma işlemleri halen devam etmekte midir? Eğer devam ediyorsa, halen taşınması gereken ne kadar malzeme bulunmakta ve taşınan malzeme hangi alanlara yönlendirilmektedir?

    -Taşınan liç yığınları geçici depolama alanlarına mı, yoksa kalıcı depolama alanlarına mı yapılmaktadır? Kalıcı depolama alanları varsa, bu alanların tam lokasyonu nedir? Örneğin, eski ana ocak gibi spesifik bir alan var mıdır?

    -Liç taşıma işlemleri dışında, maden sahasında cevher çıkarma, işleme veya diğer ilgili faaliyetler sürdürülmekte midir? Özellikle, diğer maden sahalarından gelen malzemelere yönelik bir işlem veya oksitli faaliyetler yapılmakta mıdır? Eğer böyle faaliyetler sürdürülüyorsa, bu faaliyetlerin kapsamı nedir ve hangi mevzuat ve yasal düzenlemelere dayanılarak gerçekleştirilmektedir?

    -Erzincan İliç bölgesinde yeni bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) ve izin süreci başlatılmış mıdır? Eğer süreç başlatıldıysa, hangi aşamaya gelinmiştir ve mevcut durum nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Ayten Kordu: İliç maden faciasının ardından altın madeni tekrar açılmak isteniyor-VİDEO

    Ayten Kordu: İliç maden faciasının ardından altın madeni tekrar açılmak isteniyor-VİDEO

    PİRHA-TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Erzincan İliç’te meydana gelen maden faciasının ardından altın madeni tekrar açılmak isteniyor. Hiç kimse orada yaşanan facianın, ekokırım suçunun ve 9 canın hesabını vermedi, vermemekte de ısrar ediyor” dedi.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2025 yılı bütçe görüşmeleri devam ediyor. DEM Parti Grubu adına Dersim Milletvekili Ayten Kordu konuşma yaptı.

    “BÜTÇE SERMAYE İÇİN HAZIRLANIYOR”

    Bütçenin halk için değil, sermaye için hazırlandığını belirten Ayten Kordu, “Açıklanan bütçede görüyoruz ki ne toplum yararına ne yaşam alanlarımızın yararına bir bütçe oluşturmaktan ziyade daha çok özel şirketlerin, sermayedarların daha fazla nasıl kazanacağı üzerine kurulan bir bütçe anlayışı var. Açıklanan hedeflerin çoğunun da bu sermaye çıkarlarının doğrultusunda, kendi yandaşlarına dönük rant sağlama amacı taşıdığını bir kez daha görmekteyiz” diye belirtti.

    “HİÇ KİMSE İLİÇ’TE YAŞANANLARIN HESABINI VERMEDİ”

    Türkiye’nin enerji politikaları konusunda çok ciddi sorunları olduğunu vurgulayan Ayten Kordu,  konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “AKP iktidarı, bakanlıklar ve genel politikalar üzerinde konuştuğunda ‘Başka bir coğrafyada mı yaşıyoruz’ diye de kendimize sormaktan edemiyoruz. Çünkü her şey yolundaymış, her şey sürdürülebilir politikalarla yürütülüyormuş gibi konuşuluyor. Yaşadığımız yerde hayat hiç de öyle akmıyor. Örneğin, maden politikaları konusunda yüzde 60 neredeyse maden politikası güdülüyor ülkemizde. Her yerde bir ruhsat arama çalışması, maden çalışması var. Maden çalışmalarının büyük oranda yarattığı çok ciddi tahribatlar var. İliç Komisyonunda bunları çok tartıştık. İliç Komisyonu çok önemli; ilgili, sorumlu bakanlıklar komisyonda da sürekli sorumlulukları birbirinin üzerine atarak çıkmaya çalıştılar. Hiç kimse direkt, orada yaşanan facianın, ekokırım suçunun ve 9 canın hesabını vermedi, vermemekte de ısrar ediyor. Dolayısıyla, bugün Enerji Bakanlığının da elbette ki başsağlığı dilemesi çok önemli, biz de diliyoruz. Ama sorun sadece başsağlığı dilemek değil, buna ilişkin ortaya çıkan suçluların açığa çıkarılması. Altın madenlerinin nasıl siyanürlü bir çalışmayla halk sağlığını ve toplumu tehlikeye attığının üstünün örtülmemesi gerekiyor.”

    “HALKA MANİPÜLASYON YAPILIYOR”

    İliç’te altın madeninin tekrar hayata geçirilmek istendiğini söyleyen Kordu, “Enerji Bakanı bu konuda ne düşünüyor? Soruyoruz çünkü orada 9 canımızı verdik, çok ciddi, yığın bir liç kaydı. Bu yığın liçin taşınmasının sebeplerinden bir tanesi de yığın liçin altında hala altın bulmasıydı. O liçin içerisinde altın vardı. Komisyonda da açıklandı, biz orada da söyledik. Canlarımızı aramayla birlikte yapılmak istenen şey, o altın dolu liçin bir yerden güvenli bir yere götürülerek tekrar altın madeninin ileriki süreçte açılarak işletilmeye çalışılmasıydı. Bugün, bu durumda haklıyız çünkü İliç açılmak isteniyor. İliç ‘Bu konuda kapalı tank çalışması yapacağız’ diyerek çalışmasına devam etmek istiyor. Enerji Bakanı da maden bölgesinde rehabilite çalışması yaptığını ve ağaç diktiğini söyledi. Bunların hepsi ciddi manipülasyonlardır, yalandır. Orada ‘yeşillendirme’ diye yapılan çalışmaların, hangi kimyasalları toprağın barındırdığı, ‘Gölet yaptık’ diyerek o sularda hangi kimyasalların bulundurulduğu kamuoyuna açıklanmamaktadır. Her seferinde de ‘Gerekli tahliller yapılmıştır, gerekli düzenlemeler yapılmıştır, temizdir’ diyerek halka manipülasyon yapılıyor” diye ifade etti.

    “DERSİM’DE ELEKTRİĞİN OLMADIĞI KÖYLER VAR”

    Dersim’de Elektrik ve doğalgaz kullanımı konusunda çok ciddi sıkıntı olduğunu ifade eden Kordu, “İnsanlar doğalgaz kullanamıyorlar, elektrik faturalarını ödeyemiyorlar, elektrikleri kesiliyor. Elektrik kullanamayan köyler var daha hala. Dersim benim milletvekili olduğum bir bölge, o bölgede hala elektrik olmayan köyler var, elektrik kullanamıyorlar ve yazın orada yaşıyorlar, soğuk sularda yiyeceklerini korumaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, böyle elektrik politikaları konusunda da ciddi sıkıntılar var. DEDAŞ politikaları, halkların ne doğalgaz ne de elektrik konusunda faydalanamadığı, faturalarını ödeyemediği,  ‘yardımlar’ adı altında yapılan kömür dağıtımlarında halklara en kötü kömürlerin verildiği, o kömürlerin de ciddi hava kirliliğine yol açtığını sanırım Enerji Bakanı çok iyi biliyor. Sokakta çocuğa bile sorsanız bu gerçeklikleri biliyor” dedi.

    “SERMAYEDARLARIN ÇIKARLARI İÇİN DOĞA TALAN EDİLİYOR”

    HES, RES ve GES projelerinin Kürt coğrafyasında hafızayı silmeye dönük çalışmalar olduğunu vurgulayan Kordu, “Bunların en barizi Hasankeyf’tir, Kaz Dağları’dır. Karadeniz Bölgesi’nde ve Munzur bölgesinde yine yaşanan ekokırım suçlarıdır, ekokırım facialarıdır. Sürekli orman kesimi gerçekleştiriliyor, Şırnak’ta Gabar’da ‘Kömür çıkaracağız’ diye doğa talan ediliyor. Ne için yapılıyor? Sermayedarların çıkarları için gerçekleştiriliyor” diye konuştu.

    PİRHA/ANKARA

  • İliç’te işten çıkarılan madenciler ve yakınlarından Anagold şirketine tepki: Hesap verin!- VİDEO

    İliç’te işten çıkarılan madenciler ve yakınlarından Anagold şirketine tepki: Hesap verin!- VİDEO

    PİRHA – İliç’te işten çıkarılan madenciler ve yakınları Anagold’un servis yolunu kapatarak eylem yaptı. Eylem yapan işçiler, “Bu madeni peşkeş çekenler gelip buraya hesap verecekler. Bizim topraklarımız gitmiş bizim canlarımız gitmiş. Biz bu yoldan vazgeçmeyeceğiz, ya topraklarımız geri alınacak ya da maden yeniden çalışacak” dedi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde uluslararası maden tekeli SSR Mining ve yerli ortağı Çalık Holdinge ait Anagold Madencilik’in işlettiği Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta meydana gelen faciada 9 işçi, 10 milyon metreküp siyanürlü toprağın altında kalarak hayatını kaybetmiş, olayın üzerinden henüz 6 ay geçmişken Anagold 187 işçiyi işten çıkarmıştı.

    İşten çıkartmaların artacağı ve 3 bin işçinin işine son verileceği söylenen maden sahasında, bugün işten atılan işçiler Anagold’un servis yolunu kapattı.

    Aileleri ile maden önünde eylem yapan ve Anagold Madencilik’in önüne yürüyen işçiler ellerinde “Önce topraklarımızı, sonra canlarımızı, en sonunda hayallerimizi çaldınız”, “Nerede devlet, nerede adalet”, “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Köyümüz harabe halkımız mağdur”, “Siyanürsüz topraklarımızı geri ver” dövizleri taşıyarak “Maden, toprakları terk et” sloganları attı.

    Anka’ya konuşan işten çıkarılan bir işçi, “Şu anda en büyük sıkıntı maden yetkililerinin bizi muhatap almaması” dedi.

    Bir kadın ise “Bizim meramızı aldılar, işçilerimizi de işten attılar, hakları yok. Biz işçilerimizi geri işe almalarını istiyoruz işe alamıyorlarsa meramızdan çıkıp gitsinler” dedi.

    Babası işten çıkarılan bir kadın da “Bize işten çıkarılmalarla ilgili mail gönderdiler, babamı işten çıkarması için bir tane sebep yok ya. Kim biliyor işten niye çıktığını, hiç kimse bilmiyor. Kafasına göre işten çıkarmışlar… İster biber gazı, ister cop biz hakkımızı arayacağız. İlk önce ellerindeki kanı temizlesinler sonra bizi copla dövsünler” diye konuştu.

    “BİZDEN OY İSTEYENLER GELİP BURADA HESAP VERSİN”

    Gazeteci Hakan Tosun’un kamerasına konuşan işçiler de, işten atmalara tepki göstererek, “Bu olayı kaldırmak devlete düşer. Bizim oy verdiğimiz insanlar gelsin, bizimle burada muhatap olsunlar. Biz insanız ya! Burada 15 senedir bu maden işliyor. Kime ne yapmışız. Bedelini ödeyen biz işçiler oluyoruz hep. Burada ölen biz, emeğini ödeyen biz, çilesini çeken biz, sefasını sürenler onlar. Oy zamanı geliyorlar, gelsinler buraya. Bu madeni peşkeş çekenler gelip buraya hesap verecekler. Bizim topraklarımız gitmiş bizim canlarımız gitmiş. Biz bu yoldan vazgeçmeyeceğiz, ya topraklarımız geri alınacak ya da maden yeniden çalışacak” dedi.

    ÇOCUKLARI İLE BEKLİYORLAR

    Servis yolunda bekleyen işçiler çektikleri görüntüde, işçi çocuklarını göstererek, “Allah’tan korkun bu çocuklar sabahın 6’sından beri buradalar” diyerek işten atılan işçilerle birlikte bekleyişte olan ailelerini gösterdi.

    Olayı duyuran Bağımsız Maden İş Sendikası, “Yıllardır İliç’ten devasa servetler biriktiren Anagold, İliç halkına karşı suç işlemekten vazgeç. Sorumluluktan kaçamazsınız. Atılan işçiler derhal geri alınsın!” diye seslendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’teki madenin ÇED raporu iptal edildi

    İliç’teki madenin ÇED raporu iptal edildi

    PİRHA – Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan siyanürlü altın madenin ÇED raporu iptal edildi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde, 13 Şubat’ta 9 işçinin yaşamını yitirmesine neden olan siyanürlü altın madeni için AKP’li Murat Kurum döneminde verilen olumlu Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu (ÇED) iptal edildi. İş cinayetine kurban giden işçilerin cansız bedenleri ise aylarca bulunamadı. Artı Gerçek’in haberine göre, bilirkişi raporlarını da dikkate alan Erzincan İdari Mahkemesi, Anagold Şirketi’nin, maden sahası genişletme projesiyle ilgili ÇED olumlu raporunu iptal etti. Kararda, davaya konu ÇED raporunda altın madeninin depremsellik, erozyon, heyelan ve sel açısından yeterince değerlendirilmediği ve Şubat ayında yaşanan toprak kaymasının öngörülemediği vurgulandı.

    Tesisin deprem performans raporunun olmadığının, ocakta gerçekleştirilecek patlatmaların neden olabileceği olası çevresel etkilerin dik, dike yakın ve yüksek şevlerde ve yığın liçleri açısından değerlendirilmediği belirtilen mahkeme kararında, “Atık depolama tesisinde biriktirilen atıklardaki çok küçük tane boyundaki taneciklerin rüzgar erozyonuyla taşınmasıyla ortaya çıkabilecek hava kirliliği riski bakımından Nihai ÇED Raporunda bilimsel ve teknik herhangi bir çevresel etki değerlendirmesi yapılmadığı” ifade edildi.

    DİVRİĞİ FAYI GÖRMEZDEN GELİNMİŞ

    Mahkeme kararında ayrıca, “Projenin yer aldığı bölgede deprem üretme potansiyeline sahip aktif fay hatlarının bulunduğu, Licik’in hemen batısında yer alan Divriği fayının nihai ÇED raporunda dikkate alınmadığı, proje sahasının yeraltı jeolojik yapısındaki düşük hız zonunun dikkate alınmadığı, olası bir deprem, heyelan vb. afet esnasında, projeye ait mühendislik yapılarının zarar görebileceği” belirtildi.

    Mahkeme, toprak kayması sonrası yapılan toprak analizlerine göre, toplam siyanür değerinin dikkat çekici olduğu ve çevresel açıdan risk teşkil edeceğinin öngörüldüğü de ifade edildi.

    ÇED RAPORU HATIRLATILDI 

    Kararda, ÇED raporunda “Yığın liç sahasında dinamik yük altında sahada yerel kaymalar olması muhtemel olsa da yapının bütünlüğünü bozacak bir duyarsızlık söz konusu olmayacaktır” denildiği ancak bu tespitin aksine 13.02.2024 tarihinde yığın liç sahasında 428.68498 metrekarelik bir alanın kaydığı ve 9 işçinin toprak kayması nedeniyle hayatlarını kaybettiği, bu olayın ÇED raporunda böyle bir riskin öngörülemediği ve gerekli tedbirlerin alınamadığını gösterdiğine işaret edildi.

    KUZEY ANADOLU FAYINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Kararın devamında da, “Proje sahasını doğrudan etkileyen faylar ve proje sahasına çok yakın mesafede yer alan Türkiye’nin en önemli kırık hattı olan Kuzey Anadolu Fay Zonunun bölgeyi deprem açısından önemli kıldığı, lokal faylar ve Kuzey Anadolu fay zonunda meydana gelecek büyük depremlerin proje sahasını etkileyeceği ve çeşitli problemlerin yaşanmasına neden olacağı, proje sahasında eğimi yüksek yamaçların bulunmasının bölgenin dış etkilere karşı hassasiyetini artırdığı, eğimin yüksek olması nedeni ile yağışlı dönemlerde meydana gelecek bir deprem durumunda ve sahada yürütülecek inşaat faaliyetleri esnasında heyelanların meydana gelmesinin beklendiği, projenin yer aldığı bölgede, deprem, heyelan, su baskını ve çığ gibi doğal afetlerin meydana gelme potansiyelinin yüksek olduğu” belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Çevreciler ayakta! Malatya’da 14 yeni ihale: 2’si Arguvan’da!

    Çevreciler ayakta! Malatya’da 14 yeni ihale: 2’si Arguvan’da!

    PİRHA-MAL-ÇEP, sayıları Malatya’da her geçen gün artan maden ihalelerine dikkat çekti. Hasan Kaya açıklamasında, Malatya’da 14 yeni maden sahasının açıldığını bunlardan 2’sinin Arguvan’da olduğunu söyledi.

    Malatya’nın Arguvan ilçesinde 16’ıncı Uluslararası Kültür Festivali düzenlenirken MAL-ÇEP, sayıları Malatya’da her geçen gün artan maden ihalelerine dikkat çekti. Arguvan’da madencilerin iş başında olduğunu söyleyen Hasan Kaya, “Arguvan’ı İliç yaptırmayacağız” dedi. Kaya açıklamasında, Malatya’da 14 yeni maden sahasının açıldığını bunlardan 2’sinin Arguvan’da olduğunu söyledi.

    “MADENLERİN YÜZDE 96’SI ŞİRKETLERE VERİLİRKEN DEVLET PAYI İSE; YÜZDE 4’TÜR”

    Hasan Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

    “Barajın etrafında yüzlerce maden kuyuları açılıyor, altın aramak için. Bu altını Türkiye Cumhuriyeti mi kullanacak? Yoksa 5 tane yabancı şirket ve onların yerli ortakları olan şirketler mi kullanacak? Madenlerin yüzde 96’sı şirketlere verilirken devlet payı ise; yüzde 4’tür. Siz Arguvanlılara ise tozu, gazı, zehir ve devasa maden çukurları, kanser hastalıkları kalacaktır.”

    PİRHA/MALATYA

  • İliç’te son işçinin de cenazesine ulaşıldı

    İliç’te son işçinin de cenazesine ulaşıldı

    PİRHA-İliç’te meydana gelen maden ocağı faciasında toprak altında kalan son işçinin de cenazesine ulaşıldı.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden ocağında 13 Şubat’ta Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde liç yığının kayması sonucu 9 işçi toprak altında kaldı.

    İki işçinin 5 Nisan ve 19 Nisan’da, iki işçinin de 4 Mayıs’ta, 4 Haziran’da da bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı. Liç kaymasından 116 gün sonra ise 3 işçinin daha cansız bedenine ulaşıldı. Dün yapılan çalışma sonucunda toprak altında kalan son işçinin de cansız bedenine ulaşıldı.

    İşçilerin kimliğinin DNA testi sonucunda belirleneceği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç’te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı

    İliç’te bir işçinin daha cenazesine ulaşıldı

    PİRHA-Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Madeni’nde milyonlarca ton kimyasalın altında işçilerden birinin daha cansız bedenine ulaşıldı.

    Yerli iştiraki Çalık Holding olan Kanadalı maden şirketi Anagold’a ait maden ocağında 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kaymasında 9 işçi milyonlarca ton kimyasalın altında kalmıştı. Dört işçinin cansız bedenine nisan ve mayıs aylarında ulaşılmıştı.

    Toprak altında kalan dört işçi için arama çalışmaları sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Esen’den ‘Çernobil’den İliç’e Doğayı ve Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz’ etkinliğine davet- VİDEO

    Esen’den ‘Çernobil’den İliç’e Doğayı ve Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz’ etkinliğine davet- VİDEO

    PİRHA – Munzur Çevre Derneği, Çernobil Faciası’nın 38. yılında, ‘Çernobil’den İliç’e Doğayı ve Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz!’ etkinliği düzenledi. Derneğin Yönetim Kurulu üyesi Hatun Esen, “Doğanın çektiği zulmü anlatmamız gerekiyor” dedi ve 27 Nisan günü herkesi bu etkinliğe davet ettiklerini söyledi.

    Munzur Çevre Derneği, 27 Nisan saat 18.00’de Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde Çernobil Faciası’nın 38. Yılında ‘Çernobil’den İliç’e Doğayı ve Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz!’ Şiarıyla etkinlik düzenleyecek. Etkinliğin detaylarına dair Munzur Çevre Derneği Yönetim Kurulu üyesi Hatun Esen ile konuştuk. Esen, 27 Nisan’da düzenleyecekleri etkinliğe çağrı yaptı.

    “ÖRGÜTLENİP CİDDİ BİR DURUŞ SERGİLEMEMİZ LAZIM” 

    27 Nisan’da yapacakları etkinliğin 8. etkinlikleri olacağını dile getiren Esen, etkinliği niçin düzenlediklerini şöyle anlattı:

    “Çernobil’de çok korkunç bir facia yaşanmıştı. Bu facianın etkilerini insanlarımız yıllar sonra da yaşamaya devam ediyor. Ama o dönem çok basite alınmıştı. Belki o dönem önlemler alınsaydı insanlarımızda etkileri bu kadar fazla olmazdı ve insanlarımız ölmezdi. Çernobil’de yaşanan katliamın nükleer santrallerin bir bomba olduğunu, yaşama, çevreye çok büyük zarar verdiğini halka anlatmak için bu etkinliği düzenliyoruz. Herkes İliç Katliamı’nı göz önünde bulundurarak siyanürle altın madenciliğine karşı bir duruş sergilemeli. Çünkü orada madenler açıldığında halk ekmek kapısı olarak gördüğü için çok sevinmişti. Oysa orada cehenneme giden merdivenlerin taşları örülmüştü. İliç’te kuşlar bile ötmüyor. Sularımız kirlenecek. Bir halkı yok edecekseniz o halkın suyunu kirleterek göçe zorlayabilirsiniz. Nasıl ki Çernobil’de yaşanan o büyük faciadan sonra insanlar facianın büyüklüğünün farkında olmadıkları için köylerine geri döneceklerini zannetmişlerdi. Evlerinin kapılarına ‘evlerimize zarar vermeyin, biz geri döneceğiz’ diye notlar bırakmışlardı. Halk sonradan korkunç bir felaketle karşı karşıya olduğunu anladı. Gittikleri yerlerde ötekileştirildiler. O halk sonra ‘Çernobil halkı’ olarak anılmaya başlandı. Ülkemizde de maalesef Mersin’de bir Akkuyu var tamamlanmak üzere. En azından örgütlenip buralara karşı ciddi bir direniş sergilememiz lazım.”

    “DOĞANIN ÇEKTİĞİ ZULMÜ İNSANLARA ANLATMAMIZ GEREKİYOR”

    İliç’in diğer tarafının Munzur olduğunu ifade eden Esen, “Oysa biz toprak kutsaldır diyoruz. O toprağın altında bizim ölülerimiz yatıyor. Bizim geçmişimiz, anılarımız var. Biz çok tedirginiz. Munzur’da birçok yer ruhsatlandırılmış durumda. Oraya bir kazma vurulduğu zaman bırakın insanlarımızı bütün canlılara mezar olacak. Birlikte örgütlenip mücadele etmemiz lazım. O iş makinelerinin önüne bedenlerimizi yatırmamız lazım. Direnişten başka bir şansımız yok. Biz 38’de oraları boşalttık geri döndük. Geri döndüğümüzde insanlarımız o toprakları öpe öpe gidip elleriyle kazarak yaşamlarını inşa ettiler. 93-94’te köylerimiz boşaltıldı biz yine geri döndük. Şimdi boşalttığımız zaman dönecek yerimiz yok. İliç’te yaşanan katliamın büyüklüğü yansımıyor. Orada doğanın çektiği zulmü insanlara anlatmamız gerekiyor” diye konuştu.

    “BİZİM ÇAĞRIMIZ RENKLERİ VE COĞRAFYALARI BİRLEŞTİRMEKTİR”

    Var olan ekoloji örgütlerini de etkinliklerine davet ettiklerini belirten Munzur Çevre Derneği Yönetim Kurulu üyesi Hatun Esen, “Bu mücadele sadece Munzur Çevre Derneği’nin mücadelesi değildir. Örgütlü, ilkeli, bütün ekoloji örgütlerinin yan yana olduğu bir mücadeledir. Bizim bütün halkımıza çağrımız, renkleri ve coğrafyaları birleştirmektir. Tüm halkımızı 27 Nisan günü Şişli Cemil Candaş’ta yapacağımız ‘Çernobil’den İliç’e Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz’ etkinliğimize davet ediyoruz” dedi.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • İliç’te siyanürlü toprak altından çıkarılan otomobilde bir cansız beden bulundu

    İliç’te siyanürlü toprak altından çıkarılan otomobilde bir cansız beden bulundu

    PİRHA-Maden faciasının yaşandığı Erzincan İliç’te siyanürlü toprak altından, içerisinde bir kişinin cansız bedeninin bulunduğu otomobil çıktı. Araçta ikinci bir kişinin olup olmadığı araştırılıyor.

    Erzincan-İliç’te 13 Şubat’ta Anagold Madencilik tarafından işletilen Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü toprağın kayması nedeniyle dokuz işçi göçük altında kalmıştı. 5 Nisan tarihinde dokuz işçiden biri olan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşılmıştı.

    Munzur Press’in haberine göre; bugün bir gelişme daha yaşandı. Erzincan’ın İliç İlçesi’nde Anagold Altın Madeni Bölgesi’nde içerisinde bir kişinin bulunduğu bir otomobil bulundu.

    Sabırlı Deresi bölgesinde bulunan otomobille ilgili çalışma başlatıldı. Bölgeye gelen cumhuriyet savcısı inceleme başlatırken, AFAD ekipleri de bulunan otomobilin çıkartılması çalışmalarını sürdürüyor.

    Bulunan otomobilin içerisinde bulunan bir cansız beden çıkarıldı. Araç içerisinde ikinci bir kişinin olup olmadığına ilişkin çalışmalar ise devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dersim’de İliç için konser düzenlendi-VİDEO

    Dersim’de İliç için konser düzenlendi-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, ‘Dersim’den İliç’e Doğa İçin Mücadeleye’ şiarıyla konser düzenledi. Topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Yusuf Topçu, “Kadim Dersim topraklarına saldırı söz konusu. Eğer maden şirketleri topraklarımıza gelirse yaşam alanlarımızı terk etmek zorunda kalırız” dedi.

    Erzincan İliç’te 13 Şubat’ta Çöpler Altın Madeni sahasında siyanürlü liç yığının göçmesi sonucu toprağın kaymasının üzerinden 60 gün geçti, dokuz işçiden sadece birinin cansız bedenine ulaşıldı.

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği, ‘Dersim’den İliç’e Doğa İçin Mücadeleye’ şiarıyla konser düzenledi. Konserde Serdar Hayır, Raber Diler, Hüsnü Güngör, Laşer Güney, Pınar Aydınlar, Zeynep Bakşi Karatağ ve Bajar sahne aldı. Konsere çok sayıda yurttaş katıldı.

    “TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAMIZ GEREKİYOR”

    Topraklarına sahip çıkmaları gerektiğini belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Yusuf Topçu, “Çok yakınımızda İliç’te bir maden faciası yaşandı ve 9 işçi siyanürlü liç toprağının altında kaldı. Kadim Dersim topraklarına saldırı söz konusu. Yerin üstü yerin altından daha değerlidir. Eğer maden şirketleri topraklarımıza gelirse yaşam alanlarımızı terk etmek zorunda kalırız” dedi.

    “AMACIMIZ DERSİM, İLİÇ OLMADAN ÖNLEM ALMAK”

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan ise şunları dile getirdi:

    “Bu konseri yapma amacımız sonumuz İliç olmadan ilk baştan önlem almak. İnsanlarımızı daha örgütlü bir hale getirerek gelecekte topraklarımız üzerinde uygulanacak maden projelerine karşı birlikte mücadele etmek istiyoruz.”

    “EKOLOJİK DENGEYİ YOK SAYAN ZİHNİYET SADECE DOĞAYI TALAN ETMİYOR”

    Ekolojik dengeyi yok sayan zihniyetin sadece doğayı talan etmediğini ifade eden Sanatçı Pınar Aydınlar, “Bu zihniyet bizleri göçlere zorladı, köylerimizi yakıp boşalttı. Bugün bu zulüm halen devam ediyorsa halen bizlere düşen tek görev onurluca bu kavgayı ve mücadeleyi büyütmektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İliç’teki maden faciasında toprak altında kalan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı

    İliç’teki maden faciasında toprak altında kalan Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı

    PİRHA-Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta kimyasal içeren toprağın altında kalan 9 işçiden Uğur Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı. Yıldız bugün saat 16.00’da Erzincan’ın Otlukbeli ilçesi Avcıçayırı Köyü’nde toprağa verilecek.

    Erzincan İliç’te 13 Şubat’ta Çöpler Altın Madeni sahasında siyanürlü liç yığının göçmesi sonucu toprağın kaymasının üzerinden 53 gün geçti, dokuz işçilerden birinin cansız bedenine bugün ulaşıldı.

    Liç yığını altında kalan 9 maden işçisinden 53 gün haber alınamamıştı. Bugün yapılan arama kurtarma çalışmalarında göçük atlıda kalan 35 yaşındaki Uğur Yıldız’ın cansız bedeni bulundu.

    Olayın ilk gününden itibaren başlatılan arama kurtarma çalışmalarında dün, önce Uğur Yıldız’ın da içerisinde bulunduğu kamyona ardından ise akşam saatlerinde Yıldız’ın cansız bedenine ulaşıldı. Uğur Yıldız’ın cansız bedeni kurtarma ekipleri tarafından toprak altından çıkarılarak otopsi yapılmak üzere gece saatlerinde Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma hastanesine getirildi. Yıldız’ın cenazesi burada yapılacak işlemlerin ardından yakınlarına teslim edilecek. Uğur Yıldız´ın cenazesi bugün saat 16.00’da, Erzincan’ın Otlukbeli ilçesi Avcıçayırı Köyü’nde yapılacak tören ile toprağa verilecek.

    NE OLMUŞTU?

    Kanadalı SSR ve Çalık ortaklığındaki Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 2010 yılı Aralık ayından beri altın üretimi yaptığı Çöpler Maden Sahası’nda çıkarılıp istiflenen siyanürlü liç yığını 13 Şubat saat 14.28’de çöktü. Yaklaşık 10 milyon metreküp pasa 200 metrelik yamaçtan vadiye aktı. 9 işçi geniş bir alana yayılan pasanın altında kaldı.

    Ayrıca olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 şirket yetkilisinden 6’sı tutuklandı. Tutuklanan 6 kişinin Baş Mühendis Murat Bayraktar, Mühendis Şenol Demir, Vardiye Amiri Soysal Doğan, Saha Sorumlusu Abdülkadir Cansız, Saha Yetkilisi Hüseyin Üstündağ ve Şirket Vekili Jain Ronald Guille olduğu belirtildi. İki kişi ise adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakıldı.

    Faciadan 5 gün sonra, 18 Şubat’ta SSR Madenciliğin Başkan Yardımcısı ve Türkiye Müdürü Cengiz Demirci de gözaltına alındı. Demirci çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İliç maden katliamıyla ilgili bilirkişi raporu çıktı: İşçiler risk altında

    İliç maden katliamıyla ilgili bilirkişi raporu çıktı: İşçiler risk altında

    PİRHA-Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta dokuz işçinin liç yığını altında kaldığı katliamın bilirkişi raporunda, “Göçükle birlikte bu alanda çalışan veya yaşayan kişilerde ağır metal toksisitesi açısından daha fazla risk” oluşturduğu tespiti yapıldı. Buna rağmen, görüntülerde, 9 işçiyi kurtarmak için liç toprağını tahliye eden taşeron işçilerin maskesiz ve korumasız çalıştığı gözlendi.

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta dokuz işçinin liç yığını altında kaldığı maden katliamına yönelik hazırlanan İliç Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından talep edilen bilirkişi raporu soruşturma dosyasına girdi.

    Raporda, Anagold Türkiye Müdürü Cengiz Yalçın Demirci’nin de bulunduğu yetkililer “kusursuz” bulunurken Kanadalı yetkili Iain Ronald Guille ve mühendislerin olduğu 9 kişi de “asli kusurlu” bulundu.

    Raporda, Anagold Madencilik firmasının “kasten veya taksirle çevreyi kirletme suçu” işlediği belirtildi. Sabırlı deresine akan liç yığının toprak ve yeraltı sularında kirliliğe sebep olacağına işaret edilirken firmanın da “asli kusurlu” olduğu ifade edildi.

    “ZEHİRLİ KİMYASALIN FIRAT HAVZASINA KARIŞMA RİSKİ BULUNMAKTADIR”

    Raporda siyanürün oluşturabileceği riskler, “toprağa, suya ve havaya karışması sonucu” insan sağlığı üzerinde ciddi etkilerine vurgu yapılırken şu ifadelere yer verildi:

    “21 Haziran 2022’de siyanür solüsyonu borusunun patlaması sonucunda tonlarca kimyasalın çevreye yayılma riski de düşünülürse, göçükle birlikte bu alanda çalışan veya yaşayan kişilerde ağır metal toksisitesi açısından daha fazla risk taşımaktadır. Topraktaki siyanür ve ağır metal konsantrasyonlarından birinin dahi sınır değerleri aşması durumunda, toprağın bertaraf edilmesi gerekmektedir. Kayma ile beraber toprak içeriğinde bulunan solüsyondaki başta siyanür olmak üzere çok sayıda zehirli kimyasalın Fırat Havzası’na karışma riski bulunmaktadır.”

    İŞÇİLER LİÇ SAHASINDA ÇALIŞIYOR

    Katliamın meydana geldiği günden bu yana, arama-kurtarma ve yığın liç toprağının taşınma işlemi kısa süreli ara verilse de şu an devam ediyor. Maden ocağının sahibi Anagold Madencilik 19 Şubat’ta çalışanlarına 1 Nisan’a kadar idari izin verdiğini duyurmuştu. Taşeron şirket Çiftay’ın işçileri ise şu an yığın liç sahasında çalışıyor.

    Öte yandan sanal medyada yayınlanan görüntülerde, işçiler maden ocağının içine kaymış olan liç yığınının başka bir yere taşınması için çalışırken görüntülendi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TMMOB Ankara İKK: İş cinayetlerinin asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    TMMOB Ankara İKK: İş cinayetlerinin asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    PİRHA – TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu(İKK), İş Cinayetleri İle Mücadele Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hükümetin sorumluluklarına dikkat çekti. İş cinayetleri ve meslek hastalıklarının tamamen önlenebilir olduğunu belirten TMMOB, “İş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının asıl nedeni teknik değil, politiktir!” vurgusunu yaptı.

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu, İş Cinayetleri İle Mücadele Günü sebebiyle açıklama yaptı. “İş cinayetleri kaza değildir” vurgusunun yapıldığı yazılı açıklamada, işveren kesimin ihmallerine vurgu yapıldı.

    Siyasal hükümetin, iş cinayetleri konusunda kayıtsız kaldığına değinen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, şu açıklamayı paylaştı:

    “3 Mart 1992 tarihinde Zonguldak Kozlu’da kömür ocağında meydana gelen ve 263 emekçinin hayatını kaybettiği grizu patlamasının üzerinden 32 yıl geçti.

    Yine madenlerde, inşaatlarda, tarımda, ormanda, kimya sanayiinde, taşımacılıkta, tersanelerde, ticaret ve büro işyerlerinde iş cinayetlerini, işçi ölümlerini, katliamları konuşuyoruz.

    Ne yazık ki, insana, emekçiye, doğaya düşman olan düzen, emekçi ve doğa katliamı sürüyor.

    Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma, kuralsızlaştırma, denetimsizleştirme politikaları, çalışma, çalışma saatlerinin uzatılması/mesai saatlerinin uzatılması, çalışma ortamının düzensizliği, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması, etkin bir denetim sisteminin kurulmaması sonucunda meydana gelen ölümler, meslek hastalıkları, sakat kalma her geçen gün artıyor.

    Sermaye sınıfının temsilcisi siyasi iktidar, her iş cinayetinin ardından; ‘kader, fıtrat, kader planı, acı çekmeden güzel öldüler, bu mesleğin kaderinde var’ şeklinde açıklama yapmayı uygun gördü. Çünkü ölenler ne kendi evlatlarıydı ne de yakınıydı. Onların insan ve insan emeğine karşı kayıtsız tutumları iş cinayetlerini her geçen gün artırıyor.

    Analar, babalar kendilerinden önce evlatlarını toprağa koyuyor, binlerce çocuk yetim kalıyor, kadınlar hayat arkadaşlarını kaybediyor…

    İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini maliyet olarak gören işverenler, iş cinayetlerini kader diye dayatanlar, uyguladığı politikalarla ihmalkar davranan iktidar/siyasi irade bu cinayetlerin sorumlusudur.”

    “9 BİN ÖLÜM GİZLENMİŞTİR”

    13 Şubat’ta Erzincan İliç’teki altın madeni işletmesinde yaşanan ölümlere de dikkat çekilerek “ağır metallerin toprağa ve suya karışması ve bir çevre katliamının yaşanması da söz konusu” denildi. Madenler konusunda “Yıllardır, rutin değişmiyor” diyen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, her gün 5 emekçinin, iş cinayetleri nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti. Açıklamanın devamında iş kazalarındaki oranlara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’ya göre, meslek hastalıklarına bağlı ölümler, iş cinayetlerinin 6 katından fazladır. SGK’nin 2022 verilerine göre, ülkemizde 589.000 iş kazası meydana gelmiş, 953 meslek hastalığı tespit edilmiştir. İş kazalarından kayıt altına alınabilen ölüm sayısı bin 517 iken meslek hastalıkları kaynaklı ölüm sayısı ise 8’dir. Bu sayılar gösteriyor ki; Ülkemizde yılda en az 200-300 bin meslek hastalığı ve meslek hastalıklarından kaynaklanan 9 bin ölüm gizlenmiştir.

    İş cinayetlerinde her yaştan emekçi yaşamını kaybetmektedir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) kapsamında 1 gün okulda, 4 gün işyerinde ‘eğitim’ de olan “öğrenci” lerinde işyerlerinde yaşamını kaybettiği haberlerine rastlamaktayız. Arda Tonbul, Ulaş Dumlu, Zekai Dikici, Ömer Çakar, Ömer Girgin, Murat Can Eryılmaz’ Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) adı altında çalıştırılırken işyerlerinde ölüme gönderilen çocuklardan bazıları… Açıkça ifade ediyoruz; MESEM bir eğitim projesi değildir, tamamen denetim dışı bırakılan ucuz çocuk işçilik projesidir.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, işçi katliamlarını, doğa katliamlarını sadece seyrediyor. Önlemek gibi bir kaygıları çabaları olmadığı gibi yaptıkları uygulamalarla deyim yerindeyse teşvik ediyorlar. Aynı şekilde Milli Eğitim Bakanlığı da çocuk ölümlerini seyretmeye devam ediyor.

     “YENİ CİNAYETLER YAŞANMAMASI İÇİN”

    2012 yılında T.B.M.M ‘de kabul edilen ve büyük iddialarla yürürlüğe konulan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hiçbir sorunu çözmemiş, sadece işçi sağlığı ve güvenliğini piyasalaştırmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) olarak adlandırılan ticari kuruluşlara havale edilmiş, OSGB’ler de ücret karşılığı hizmet verdikleri işyerlerini hoşnut tutmanın çabasındadırlar.

    Son yıllardaki seçimler nedeniyle seçim öncesi sermayeyi rahatsız etmemek için seçimler öncesi denetim yaptırılmamaktadır. Son olarak 31 Mart yerel seçimleri öncesi denetimler tamamen durdurulmuş durumdadır. Denetlenen işyerlerinde yürürlükte olan iş mevzuatı nedeniyle idari işlem uygulanmamakta yalnızca süre verilmektedir. İş cinayetleri sonrası, işverenler caydırıcı ceza ile karşılaşmamakta mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları günah keçisi ilan edilmektedir. Güvenlik ve yargı makamları genellikle işveren/işveren vekili olmayan iş güvenliği uzmanları, ölen ve ölemeyen çalışanlar ölümlerin sorumlusuymuş gibi davranmaktadırlar.

    Ölmek değil, yaşamak istiyoruz!

    İş sağlığı ve iş güvenliği değil, işçi sağlığı ve iş güvenliği öncelikli olmalıdır.

    Bu ölümler kaza değil resmen cinayettir.

    İş cinayetleri ve meslek hastalıkları tamamen önlenebilir.

    İş cinayetlerinin, meslek hastalıklarının asıl nedeni teknik değil, politiktir!

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğinin sağlanması için Devlet ve İşverenler Yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

    Ölümleri önlemeyen, görmeyen bir sistemi yok edip her şeyi sil baştan yeniden kurgulamak düzenlemek ve yeni bir sistem kurmak gerekir.

    Artık yeter diyoruz.

    Son sözümüz de kendimize…

    Bu ölümleri ancak ve ancak işçiler, emekçiler, sendikalar, meslek örgütlerinin birlikteliği ve örgütlü mücadelesi önleyebilir. Yeni cinayetler yaşanmaması için hiçbir iş cinayetini unutmayacağız!

    Sorumluları, affetmeyeceğiz! Ve mutlaka bizlerden çalınan yaşamların ve emek sömürüsünün hesabını soracağız!”

    PİRHA/ANKARA

  • İliç’teki maden faciası nedeniyle iki mühendis tutuklandı

    İliç’teki maden faciası nedeniyle iki mühendis tutuklandı

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde yaşanan facia nedeniyle açılan soruşturma kapsamında iki mühendis tutuklandı. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde Anagold Madencilik’e ait altın madeni ocağında tonlarca siyanürlü liçin kayması ve dokuz işçinin göçük altında kalmasına dair Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma sürüyor.

    Bu kapsamda maden ocağını işleten şirkette idareci pozisyonunda çalışan mühendis İ.T. ve K.M.A. ifade işlemleri için adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu sonrası nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen İ.T. ve K.MA. tutuklandı.

    TUTUKLU SAYISI 8’E ÇIKTI

    Soruşturma kapsamında daha önce altın madeni ocağını işleten Anagold’un Kanadalı yöneticisi J.R.G’nin de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklanmıştı, üç kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Avukatların ‘İliç Madeni Kapatılsın’ açıklamasında gazetecilere polis engeli-VİDEO

    Avukatların ‘İliç Madeni Kapatılsın’ açıklamasında gazetecilere polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu TİP Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın meslektaşlarının ‘İliç Madeni Kapatılsın’ şiarıyla Çağlayan Adliyesi önünde yapmak istediği basın açıklamasında gazetecilerin çekim yapması engellendi.

    Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler Altın Maden İşletmesi’nde yaşanan kayma sonucu, siyanür ve tehlikeli kimyasal içerikli yığının altında kalan 9 kişiye halen ulaşılmadı.

    Tutuklu TİP Hatay Milletvekili Av. Can Atalay’ın meslektaşı avukatlar ‘İliç Madeni Kapatılsın’ şiarıyla Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirmek istediği basın açıklamasında gazetecilerin çekim yapması engellendi.

    Polisin engellemesine rağmen açıklama yapan avukatlar, İliç’teki altın madeninin kapatılması gerektiğini belirterek, “İliç’te ekokırım yaşandı, sorumluların cezalandırılması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL