Etiket: infaz yasası

  • Sanatçılardan mesaj: İnfaz adaleti, bir lütuf değil en temel haktır-VİDEO

    Sanatçılardan mesaj: İnfaz adaleti, bir lütuf değil en temel haktır-VİDEO

    PİRHA – İnfaz yasasına ilişkin açıklama yapan sanatçılar Ali Baran, Esmer Deniz ve Belgesel Yönetmeni Kerem Tekoğlu, “Adalet varsa eşitlik vardır. Düşünceyi ifade etmek suç değildir. Salgın sürecinde infaz adaleti uygulanmalıdır. Bu bir lütuf değil en temel haktır” diyerek hükümete çağrı yaptılar. 

    Sanatçı Ali Baran, Esmer Deniz ve Belgesel Yönetmeni Kerem Tekoğlu, infaz yasasına ilişkin açıklama yaptılar.

    ‘İnfazda eşitlik yaşatır’ çağrısı yapan sanatçılar, infaz yasasında eşitliğin en temek hak olduğunu belirttiler.

    Ali Baran, “Siyasi tutsaklar zindanda, onlar için af istiyoruz. Zindandan çıkarın, zindanın kapılarını açın. İnsanlar özgür olsun. Kürtler, dayanışma içerisinde olmalı. Bu virüsle mücadele edip zaferle çıkacağız” dedi.

    Esmer Deniz ise, “Adalet varsa eşitlik vardır. Muhalif olmak da düşünceyi ifade etmek de suç değildir. Ölümün dünyayı kuşattığı böylesi bir dönemde cezaevlerindeki tutsaklar için infaz adaleti uygulanmalıdır. Bu bir lütuf değildir. En temel haktır. İnfaz adaletinin uygulanmadığı bir af kamu vicdanında bir karşılık bulmayacaktır” diye konuştu.

    Kerem Tekoğlu da, “Biliyorsunuz koronavirüs salgını nedeniyle yaşam çok zor. Kürtler bu dönemde birlik olmalı. Dayanışma içerisinde olmalıyız. Bu zor dönemlerde hem cezaevlerindeki siyasi tutsaklarla hem de birbirimizle dayanışma içerisinde olmalıyız” diyerek çağrı yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Oluç: İnfaz Yasası, iktidarın cezaevindeki yandaşlarına af hediyesidir-VİDEO

    HDP’li Oluç: İnfaz Yasası, iktidarın cezaevindeki yandaşlarına af hediyesidir-VİDEO

    PİRHA – HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlenen basın toplantısında, “Mücbir sebep nedeniyle, yani koronavirüs salgını nedeniyle ayrımsız tahliye yapılsın, İnfaz Yasası’nda eşitlik ve adalet uygulansın. Bunu istiyoruz” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen İnfaz Yasası teklifine ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi.

    Parti grubu adın açıklama yapan Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, şunları söyledi:

    “Değinmek istediğimiz bir tek konu var. Bugün itibariyle Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek olan İnfaz Yasası’ndaki değişikliklerle ilgili açıklama yapacağız. İnfaz Yasası’yla ilgili birçok defa basın açıklamaları ve toplantıları, komisyonda tartışmalar yaptık. Diğer partilerle, AKP, CHP, İYİ Parti ile görüşmeler yaptık, önerilerimizi ilettik. Değişiklikler hangi maddelerde yapılabilir, hangi adımlar atılabilir buna dair detaylı önerilerimizi ilettik, dosyalar sunduk, bir tartışma yürüttük.

    “İKTİDAR, MUHALEFET PARTİLERİNİN ÖNERİLERİNİ CİDDİYE ALMADI”

    Ancak ne yazık ki, tartışmalar sonucunda, İnfaz Yasası’nda iktidarın ilk getirdiği halinden sonra herhangi bir değişiklik ortaya çıkmadı. İktidar sadece bizim değil, komisyon aşamasında gördük, diğer muhalefet partilerinin de önerilerini hiçbir şekilde ciddiye almadı, kendi getirdiği yasa teklifine bağlı kaldı, bir tek virgül bile oynatmadı.

    Bugün Genel Kurul’da iktidarın yasa teklifi tartışılmaya başlanacak. Zihniyetleri aynı; muhalefetin hiçbir önerisini ve sözünü ciddiye almayan, muhalefetin önerilerini kapsamayı hiçbir şekilde düşünmeyen, ‘biz yaptık oldu’ anlayışıyla hareket eden bir iktidarla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Diğer kanun tekliflerinde de bu tutumla karşı karşıya kaldık. İnfaz Yasası’nda da aynı tutumla karşı karşıyayız.

    “İNFAZ YASASI, İKTİDARIN CEZAEVİNDEKİ YANDAŞLARINA AF HEDİYESİDİR”

    Günü kurtarma adımları atıyor iktidar. Çok açık bir şekilde şunu net olarak söylememiz gerekiyor. Bu yasa teklifi bu haliyle çıkması durumunda iktidarın af yasasıdır. İktidarın yandaşlarına, söz verdiklerine af hediyesidir. İktidar yandaşlarını affetmektedir, muhaliflerine ise ölüm vadetmektedir. İktidarın kendi yandaşlarına çıkardığı bir aftır bu, çok net olarak. Bu iktidarın anlayışı budur.

    Biz neden İnfaz Yasası’nı tartışıyoruz, önce buna değinmemiz lazım. İnfaz Yasası ile ilgili bizim geçmişten bu yana çok fazla eleştirimiz var. Çünkü var olan İnfaz Yasası, içinde çok büyük adaletsizlik ve eşitsizlikleri barındıran bir yasadır. Normalde İnfaz Yasası bu tür eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri barındırmaması gereken bir yasadır. TCK ve TMK’ye göre ceza almış olanların bir de İnfaz Yasası yüzünden eşitsizliğe maruz kalmaları hukukta, evrensel demokratik hukuk ilkelerinde kabul edilebilecek bir anlayış değildir. Dolayısıyla İnfaz Yasası’ndaki eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin ortadan kaldırılması, geçmişten beri zaten sürdürdüğümüz bir tartışmadır. Bu konudaki fikirlerimiz nettir.

    “İKTİDAR, SALGINI CEZAEVLERİ İÇİN DE BİR FIRSATA ÇEVİRİYOR”

    Ama şimdi, bugün İnfaz Yasası’yla ilgili yapılan tartışmanın bununla alakası olmamalıdır. Şimdi bunu tartışıyoruz, çünkü koronavirüs salgını var. Cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin çok ciddi tehdit altında olduğunu biliyoruz ve görüyoruz. Bu nedenle tartışıyoruz.

    Olması gereken, mücbir nedenlerle şu anda cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin İnfaz Yasası’ndaki değişiklikle salıverilmesini sağlamaktır. Bunun için çeşitli yollar bulunabilir. Ama önemli olan, mücbir sebep olan koronavirüs salgınıdır.

    İktidar ne yaptı etti, koronavirüs salgınını geri plana itti. Fırsat bu fırsat, İnfaz Yasası’nda öyle bir değişiklik yapayım ki, sanki koronavirüs salgınıyla ilgili bir değişiklik yapıyormuş havası yaratayım, ama aslında İnfaz Yasası’nı var olandan daha beter bir hale getireyim dedi. Çünkü bu iktidar fırsatçıdır.

    “İKTİDARIN ATTIĞI ADIMLAR, KENDİ YANDAŞLARI İÇİNDİR”

    Koronavirüs salgını karşısında uçak biletlerinin KDV’sini yüzde 18’den yüzde 1’e indiren, tatil yerlerindeki konaklama vergisini erteleyen de bu iktidardır, çünkü fırsatçıdır. Attığı adımlar toplum sağlığı ve halk sağlığı ve toplumun çoğunluğunun yararı yönünde değildir. Nasıl olur da, iktidar olarak kendi yandaşlarıma yeni bir avantaj sağlarım? Nasıl olur da iktidar olarak kendi durumumu biraz daha sürdürebilirim, iktidarın bekasını sağlayabilirim? Anlayışları budur. İşte bu tartışma da bunu ortaya koymuştur.

    Şimdi mücbir sebeple İnfaz Yasası’nda değişiklik yapılmıyor; iktidar cezaevlerindeki yandaşlarına verdiği sözleri yerine getirmek için şimdiyi fırsat bilmiştir. Ağırlaştırılan maddeler de vardır.

    “CEZAEVLERİNDE 30-40 KİŞİ AYNI KOĞUŞTA”

    Bugün 2020 verilerine göre, 355 cezaevinde yaklaşık 294 bin mahpus vardır. Türkiye tarihinde bu kadar yüksek bir sayıya ilk defa bu iktidar döneminde ulaşılmıştır. Koşullar da son derece ağırdır. Kimi koğuşlarda 40-50 kişi kalmaktadır. Bazı koğuşlarda 100 kişi kalmaktadır. Yetersiz beslenme, ısıtılmayan ve havalandırılmayan koğuşlar, gün ışığından faydalanamama, yeterli hekim ve sağlık personelinin bulunmaması, muayene ve sevk sürelerindeki uzunluk, hijyen ürünlerinin parayla satılması, temiz ve sıcak suya erişememe, düzenli ve etkin bir sağlık hizmetinden faydalanamama, kötü muamele, işkence. Cezaevlerindeki durum budur.

    Şimdi koronavirüs salgınıyla karşı karşıya kalındığı zaman, onlarca kişinin bir arada kaldığı koğuşlar için büyük bir tehdit söz konusudur. Siz bir taraftan diyeceksiniz ki, evde kalın sosyal mesafe uygulayın; öte taraftan cezaevlerinde koğuşlarda 30-40 kişi kalsın. Bu gayrı ciddi bir durumdur.

    “DEVLET, HER TUTUKLU VE HÜKÜMLÜNÜN YAŞAM HAKKINDA SORUMLUDUR”

    Biz İnfaz Yasası’nı ve mücbir sebebi tartışırken dedik ki, esas itibariyle tutuklu ve hükümlülerin sağlık ve yaşam hakkı devletin ve iktidarın güvencesi altındadır. Devlet her tutuklu ve hükümlünün sağlık ve yaşam hakkından sorumludur, korumak zorundadır. Cezaevlerinde herhangi bir sorun yaşanırsa,  bunun tek sorumlusu devlet ve iktidardır. Bu çok açık evrensel bir kuraldır.

    Cezaevlerinde bulunan mahpuslar bu iktidarın kölesi değildir. Cezaevlerinde bulunan mahpuslar, eğer hüküm giydilerse, cezalarını çekmekte olan ama her türlü insan hakkına sahip olan kişilerdir. Tutuklular için de aynı şey geçerlidir. Ama bu iktidar bunların hiçbirini ciddiye almamaktadır.

    “İKTİDARIN HUKUK DİYE BİR DERDİ YOKTUR”

    Getirilmiş olan İnfaz Yasası’yla şu çok açık ortaya çıkmıştır. Bu getirilen İnfaz Yasası, Türkiye’de var olan Anayasa’ya, ki bizim eleştirdiğimiz, despotik bulduğumuz, demokratik olmadığını söylediğimiz Anayasa’nın en az 4 maddesine aykırıdır.

    Getirdikleri bu İnfaz Yasası’ndaki değişiklik teklifi Anayasa’ya aykırıdır. Sadece Anayasa’ya değil, evrensel hukuk normlarına aykırıdır, insan hakları ve demokratik kriterlere aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına aykırıdır. AİHM’in kararlarına ve içtihatlarına aykırıdır. Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır. Ama bu iktidarın hukuk diye, anayasa ve yasalar diye, uluslararası sözleşmeler diye bir derdi kalmamıştır. Bu iktidar tamamen kendi bekasını, varlığını sürdürebilmek için her türlü hukuksuz, adaletsiz, eşitsiz adımları atmakta mahir bir iktidar haline gelmiştir. Bu iktidarın tek özelliği budur artık.

    “EĞER MUHALİFSENİZ SİZE CEZA DEVAM EDİYOR”

    Şimdi bakın, bu İnfaz Yasası ile ne yapıyor bu iktidar. Şunu yapıyor; eğer siz düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanarak iktidara muhalif iseniz, sosyal medya paylaşımı yaptıysanız, öğrenciyseniz, akademisyenseniz,  yazarsanız, gazeteciyseniz, siyasi iseniz, yani HDP seçilmişi iseniz, HDP’nin vekili iseniz, HDP’nin belediye başkanı iseniz, HDP’nin yöneticisi iseniz, düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanan Kürt yurttaşlar iseniz, size ceza devam ediyor, hem de ağırlaştırılarak devam ediyor.

    İnfaz Yasası’nda bu iktidara muhalif olan hiç kimseye ilişkin en ufak bir adım atılmıyor. Yani iktidar muhaliflerini cezaevinde tutmaya devam edecek, yeni muhalifleri de cezaevine tıkmaya devam edecek, ama yandaşlarını cezaevlerinden dışarı çıkaracak. Anlayış budur.

    “EŞİTSİZLİĞE KARŞI EN SERT BİÇİMDE DURUŞ SERGİLEYECEĞİZ”

    Biz bu eşitsizliğe ve adaletsizliğe karşı tutumumuzu Genel Kurul’daki tartışmalarda ifade edeceğiz. Bu konudaki en sert ifadeleri ve en sert duruşu sergileyeceğiz. Bunu kesinlikle kabul etmeyeceğiz. Kesinlikle bu toplum görmelidir ki, hırsızlar, rüşvetçiler, mafyacılar, uyuşturucular, kadına yönelik şiddet uygulamış olanlar, çocuk istismarcıları, tecavüzcüler salınırken; düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanmış olan siyasiler, eski milletvekilleri, belediye başkanları, akademisyenler, öğrenciler, gazeteciler, yazarlar, yani bu iktidara muhalif olanlar cezaevinde tutulmaya devam edilecektir.

    “İKTİDARIN ANLAYIŞI, 2 EYLÜL ANLAYIŞINDAN FARKLI DEĞİLDİR”

    Kenan Evren’in 12 Eylül’de bir lafı vardı, “asmayalım da besleyelim mi?” Şimdi bu iktidar diyor ki, benim yandaşım olmayanları cezaevinde ölüme terk edeceğim. Bu iktidarın anlayışı, 12 Eylül Kenan Evren anlayışından zerre miskal farklı değildir. Bunu da çok net olarak bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

    Bu iktidar yargı eliyle muhalifleri tutuklamak, yargı eliyle muhalif olanları yargılamak, haksız bir şekilde cezaevine tıkmak konusunda zaten bir numaradır. Şimdi yine bu yargı eliyle cezaevine haksız, adaletsiz, hukuksuz ve eşitsiz bir şekilde tıktıklarını, cezaevinde tutmak için bu İnfaz Yasası’ndaki teklifi getirmiş ve muhalefet partilerinin hiçbir önerisini ve yaklaşımını kabul etmemiştir.

    “YASA TEKLİFİ BU HALİYLE GEÇERSE MUHALİFLER ÖLÜME TERK EDİLECEK”

    Son kez söyleyelim; bu şekliyle bu yasa teklifi geçecek olursa, bu düzenlemeler yasalaşacak olursa, çok açık söyleyelim, muhalif duruşları ve ifadeleri nedeniyle cezaevinde olanlar ölüme terk edilecektir. Bu asla kabul edilemez.

    Bu nedenle hukuk ve insan hakları örgütlerine ve kurumlarına, muhalif tüm siyasi partilere, toplumsal muhalefetin bütün kesimlerine, sendikalara, derneklere, meslek örgütlerine ve vicdan sahibi bütün yurttaşlara çağrı yapıyoruz: İktidarın bu İnfaz Yasası karşısında suskun kalmayın. Bu infaz yasasını bu şekilde geçirirlerse, buna karşı mücadeleyi asla bir kenara bırakmayın. Bu toplumda nasıl bir musibet yarattıklarını, her gün ve her an toplumun bütün kesimlerine anlatmaya devam edin. Bunun kendi yandaşlarını cezaevlerinden çıkarmak için hazırlanmış bir düzenleme olduğunu söylemeye devam edin. Bunun iktidarın kendi yandaşları için hazırladığı bir af olduğunu konuşmaya devam edin.

    “AYRIMSIZ TAHLİYE YAPILSIN, İNFAZDA EŞİTLİK UYGULANSIN”

    Peki biz ne istiyoruz? Biz istiyoruz ki; mücbir sebep nedeniyle, yani koronavirüs salgını nedeniyle ayrımsız tahliye yapılsın, İnfaz Yasası’nda eşitlik ve adalet uygulansın. Bunu istiyoruz.

    Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi CPT’nin ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin yaptığı açıklamalar ve tavsiyeler doğrultusunda adım atılmasını istiyoruz. Yani son derece ağır koşullarda bulunan tutuklu ve hükümlülerin bir an evvel mücbir sebep nedeniyle cezaevlerinden çıkarılmasını talep ediyoruz.

    Bu konudaki taleplerimizi tartışmalar boyunca Genel Kurul’da da dile getireceğiz. Topluma da öneri ve taleplerimizi, eleştirilerimizi net biçimde anlatmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Bir gazetecinin cinsel istismar suçlusu gibi muamele görmesi kamu vicdanını yaralıyor’-VİDEO

    ‘Bir gazetecinin cinsel istismar suçlusu gibi muamele görmesi kamu vicdanını yaralıyor’-VİDEO

    PİRHA-Avukat Tuba Torun, yapılacak infaz değişikliğinin aslında bir af olduğunu belirterek bunun yasaya aykırı olduğunu ifade etti. “Kişiye yönelik suçların af kapsamında olmaması gerekir” diyen Torun, bir gazetecinin ağır bir cinsel istismar suçlusu gibi bir muamele görmesinin kamu vicdanını yaraladığını söyledi. 

    Meclis, AKP ve MHP gruplarının ortak hazırladığı infaz düzenlemesine ilişkin kanun teklifini yasalaştırmak için mesai yapacak.

    TBMM Genel Kurulu bugün toplanarak infaz düzenlemesini içeren Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine başlayacak.

    70 maddeden oluşan ve 11 kanunda değişiklik yapan teklife göre, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca infaz hakimliği kurulacak.

    Kamuoyunda tepkilere neden olan, siyasi mahpusları kapsam dışında bırakan düzenlemeye ilişkin Avukat Tuba Torun, PİRHA’ya konuştu.

    “BU YASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE 70 BİN KİŞİNİN TAHLİYE EDİLMESİ ÖN GÖRÜLÜYOR”

    Avukat Tuba Torun, yapılacak infaz değişikliğinin aslında bir af olduğunu belirterek bunun yasaya aykırı olduğunu ifade etti. Torun sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu bir infaz değişikliği mi, af mı? Biz bunu af olarak değerlendiriyoruz. İktidar partisi buna “infaz değişikliği” demeyi tercih ediyor. Bu bir af, anayasaya aykırı bir değişiklik söz konusu. Bu değişikliğin yapılmasının esas sebebi salgın nedeniyle cezaevlerinde bir kısmın tahliye edilmesi, cezaevlerinin kapasitesi normalde 220 bin kişi fakat 300 bin kişi şu an cezaevlerinde. Bu yasa değişikliği ile 70 bin kişinin tahliye edilmesi öngörülüyor.”

    “BU YASA YALNIZCA HÜKÜMLÜLERİ KAPSIYOR”

    “Türkiye’de ortalama 7.5 yılda bir af çıkıyor, bu adalet sisteminin ne kadar bozuk olduğunu gösteriyor” diyen Torun, “Bu yasa yalnızca hükümlüleri kapsıyor, tutuklularla ilgili bir düzenleme yok, bu bakımdan da salgın sebebiyle tahliye amacına uygun düşmüyor. Biz önce tutukların tahliye edilmesini talep ediyorduk fakat dikkate alınmadı ne yazık ki” ifadelerini kullandı.

    “BİR GAZETECİNİN CİNSEL İSTİSMAR SUÇLUSU GİBİ MUAMELE GÖRMESİ KAMU VİCDANINI YARALIYOR”

    İnfazda eşitsizlik doğuran bazı durumlar söz konusu olduğunu ifade eden Torun, sözlerin şöyle devam etti:

    “Eşitliğe aykırı bir durum gündeme gelmiş durumda Türkiye’de. Yasalarda terörün ne olduğu tam olarak tanımlanmamış durumda. Örneğin tüm dünyada terör cebir ve şiddet anlamında kullanılırken, Türkiye’de çok ağır bir eleştiride bulunmuş bir kişi ya da ifade özgürlüğünü kullanan bir gazeteci bile terörle ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla bir gazetecinin ağır bir cinsel istismar suçlusu gibi bir muamele görmesi elbette kamu vicdanını yaralıyor.”

    “KADINA YÖNELİK SUÇLARDA İNDİRİM OLMAMASI GEREKİR”

    İnfaz değişikliği düzenlenmesinde hala bazı soru işaretleri olduğunu söyleyen Torun, “İktidar kadına şiddet suçunu kapsam dışında bıraktık, diyor ama TCK’de kadına şiddet suçu diye bir suç yok. Dolayısıyla kadına şiddet suçundan kastın ne olduğu tam olarak açıklanmamış. Örneğin sırf kadın olduğu için bir kadına hakaret, tehdit, şantaj gibi suçlar da kadına yönelik suçlardır ve kesinlikle indirim kapsamında olmaması gereken suçlardır” diye konuştu.

    Açık cezaevine geçmeye hak kazanmış kişilerin Mayıs ayı sonuna kadar izinli olması durumunun söz konusu olduğunu belirten Tuba Torun, “Bu süreçte ev içi şiddet çok fazla artmış durumda, bu izinlerle beraber şiddet uygulayan kişilerin eve gelip tekrar şiddet uygulaması sorunu var. İktidarın, kadın örgütlerinin ve hak savunucuların sıraladığı önlemleri almadan böyle bir uygulamaya geçmesi endişe verici” dedi.

    “KİŞİYE YÖNELİK SUÇLARIN DEVLETİN AFFI KAPSAMINDA OLMAMASI GEREKİR”

    Torun, devletin kendisine ve bireylere yönelik işlenen suçları ayırması gerektiğini söyleyerek, şunları kaydetti:

    “Siyasetçilerin popülist söylemlerde bulundukları ve yeterince şeffaf olmadığı görülüyor. Yeni mekanizmalar kuruluyor. Örneğin infaz hakimlikleri. Ne yazık ki siyasi kararlar verebilen yargı bağımsızlığının tam olarak görülmediği Sulh Ceza Hakimlikleri endişesi var. Hukuki olan, devletin kendine karşı işlenmiş suçları önce affetmesidir. Kişiye yönelik suçların devletin affı kapsamında olmaması gerekir.”

    Avukat Tuba Torun,  “Umarım değişiklikler doğru bir şekilde uygulanır, adalet sistemine olan inanç ve güven tekrar tesis edilir” temennisinde bulundu.

    Eylem BABAYİĞİT/İSTANBUL

  • HDP’li Beştaş: İnfaz yasası bir idam yasasıdır, bir cinayet yasasıdır-VİDEO

    HDP’li Beştaş: İnfaz yasası bir idam yasasıdır, bir cinayet yasasıdır-VİDEO

    PİRHA – HDP Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, infaz yasasına tepki gösterdi. Meclis’te konuşan Beştaş, “İnfaz yasası, bir idam yasasıdır, cinayet yasasıdır. İnsanları öldürmeye alenen kastetmektir. Biz bunu asla kabul etmiyoruz” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada infaz yasasına tepki gösterdi.

    Beştaş, “Cinayettir bu cinayet. Siz koronavirüsle insanların ölümüne göz yummanız kaldırıldığı iddia edilen idam cezasının geri gelmesidir. Siz o insanları cezaevinde öldürmeye çalışıyorsunuz. Bu düşmanlık bile değil. Biz 288 bin candan söz ediyoruz. Aileleriyle beraber milyonlarca insandan söz ediyoruz. Bu insanlar bu ülkenin yurttaşları değil mi? Yurttaşları değilse çıkın yurttaşlıktan attık, virüsle baş başa bırakıyoruz deyin” dedi.

    Beştaş, “İnfaz yasası, bir idam yasasıdır, cinayet yasasıdır. İnsanları öldürmeye alenen kastetmektir. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Bize hiçbir şey danışılmadı. Hiçbir konuda ortaklaşmadık. Diğer partilerle ortaklaşıldıysa da bizim hiçbir bilgimiz yok” diyerek sözlerini tamamladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • İnfaz kanun teklifi Meclis’te; siyasi mahpuslar ne olacak?

    İnfaz kanun teklifi Meclis’te; siyasi mahpuslar ne olacak?

    AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan 70 maddelik infaz kanun teklifiyle ilgili basın açıklaması yaptı. Cinsel suçlar, uyuşturucu suçları, kadına şiddet ve adam öldürme suçları kapsam dışı tutuldu. Teklif cezaevlerindeki 90 bin kişiyi etkileyecek.

    AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan infaz kanun teklifi ile ilgili Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Özkan’ın verdiği bilgiye göre infaz kanunu başta olmak üzere 11 kanunda değişiklik içeren 70 maddelik bir teklif hazırlandı.

    Teklifteki düzenlemelerde cinsel suçlar, uyuşturucu suçları, kasten adam öldürme suçları, kadına şiddet suçları kapsam dışında olacak. ‘Terör’ suçları da ayrım gözetmeksizin bu kapsamın dışında yer alacak.

    Teklif ceza infaz kurumlarında geçirilecek süreleri yeniden belirliyor. Cinsel suçlar, uyuşturucu, kasten adam öldürme, kadına şiddet ve ‘terör’ suçları yine bu kapsamın dışında olmak üzere infaz süreleri yarı yarıya indiriliyor.

    Açık cezaevleri için salgın nedeniyle geçici düzenleme yapılıyor. Buna göre açık cezaevlerinde bulunanlar 2 ay boyunca cezalarını konutta çekebilecek, Adalet Bakanı bu süreyi iki kez uzatma hakkına sahip olacak.

    Özkan, infaz indirimi teklifinden yaklaşık 45 bin kişinin etkilendiğini, açık cezaevleriyle ilgili geçici düzenleme ile bu sayının 90 bine ulaşacağını söyledi.

    “KORONA KONUSU BİLİM KURULUNUN ÇALIŞMALARINA BAĞLI”

    Özkan’ın açıklamalarının satır başları şöyle:

    “Salgın hastalık nedeniyle açık cezaevinden konutta cezaya geçecek kişilerle bu sayı 90 bine ulaşıyor.

    Meclis’in çalışmaları iç tüzük esaslarıyla yönetilmektedir. Teklifimizi sunmuş bulunmaktayız. Adalet Komisyonu başkanımız üyelere çağrıda bulunacak, perşembe günü en geç komisyon toplanarak bu yasanın görüşmelerine başlanacak. Gelecek hafta başında farklı bir karar alınmaz ve destek sağlanırsa salı günü genel kurul görüşmeleri başlamış olacak.

    Covid-19’la ilgili salgın tehdidi olduğu için bu hususta siyasi yaklaşımlardan ziyade bilim kurulunun çalışmalarına bağlı olacak. Bu tehdit devam ettiği müddetçe Adalet Bakanımız bilim kurulunun risk analizi çerçevesinde bu kararı verecektir.

    Bu geçici düzenleme bir izin düzenlemesidir. Şu anda açık cezaevinde hükmü infaz edilen hükümlülerin kurumsal infazı ve izinleri söz konusu. Bu düzenlemeyle açık cezaevinde var olan izinin kapsamını genişletiyoruz. Bu 2 ayda açık cezaevinde kalanlar izinli sayılacaklar. Adalet Bakanı’nın kararıyla 2 kez uzatılması da mümkün olacak.”

  • Av. Cafer Koluman: kadın ve çocuklara yönelik suçlar dışında infazda eşitlik uygulanmalı

    Av. Cafer Koluman: kadın ve çocuklara yönelik suçlar dışında infazda eşitlik uygulanmalı

    PİRHA- Meclis gündemine gelmesi beklenen infaz düzenlemesine ilişkin değerlendirme yapan Av. Cafer Koluman, “cinsel suçlar, kadına karşı cinayetler, çocuk istismarcıları bir tarafa bırakılmak kaydıyla infaz indirimi yapılacaksa eşit bir şekilde yapılmalı” dedi.

    Pir Sultan Abdal kültür Derneği Diyarbakır Şube’nin eski başkanı Avukat Cafer Koluman yeni yargı paketini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Yargı paketinin uzun zamandır konuşulduğunu belirten Koluman,  dünyayı bir kasırga gibi tehdit altına alan koronavirüs salgınının olduğu bu süreçte bu yargı paketinin alelacele geçirilmeye çalışılması sorunlara neden olacağını ifade ederek şunlara dikkat çekti:

    “Olması gerekir miydi? Elbette ki olması gerekir. Yalnız bizim karşı çıktığımız husus şudur: özellikle kadın cinayetleri noktasında, çocuk istismarcıları ve cinsel suçlar konusunda böyle bir indirime karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Bir hukukçu, bir Alevi örgütü temsilcisi ve hak temsilcisi olarak bunu belirtmekte fayda var. Uzun zamandır AKP ile MHP arasında bu paketin uzlaşılması konusunda bir sıkıntı vardı. Yanılmıyorsam bu sıkıntı giderildi. O yüzden kısa süre içerisinde meclis gündemine alınmak isteniyor. Uzlaşılmayan konu şuydu, özellikle MHP’nin dayatması özellikle hırsızlık suçları konusunda bir takım dayatması vardı. Bu konuda bir anlaşma sağlandığını düşünüyorum. Madem indirim olacaksa; cinsel suçlar, kadına karşı cinayetler, çocuk istismarcıları bir tarafa bırakılmak kaydıyla eşit bir şekilde infaz indirimi yapılmalı. Anayasanın 10. Maddesinde geçen hususlara dikkat edilerek eşit bir şekilde yapılması bizim temennimiz ve beklentimizdir. Bu konuda tabi ki önerimiz, çalışmalarımız görüşlerimiz vardır ama temennim odur ki bu süreçte bunların dikkate alınması.”

    “KADIN VE ÇOCUKLARA YÖNELİK SUÇLARDA İNDİRİME GİDİLMEMESİ ADALETLİ OLACAKTIR.”

    Koluman, koronavirüsün bu kadar tehdit halini aldığı bir süreçte, cezaevinde kalan siyasi tutsaklara, hamile kadınlara, çocukla birlikte cezaevinde kalan kadınlarında bu kapsamda faydalanması gerektiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Toplum vicdanını rahatlatmak adına, bu toplum nazarında bir af olarak görülüyor ama esasında affı kim yapar. Devlet bu kanunu bu yasayı çıkartıyorsa devletin, kendisine karşı işlenen suçlarda da affı gözetmesi gerekir. Bu kapsama kimler dahildir. Özellikle siyasi hükümlüler dahildir. Siyasi görüşünden dolayı, düşüncesinden dolayı, eleştirisinden dolayı, demokratik bir toplumun olması gerektiği konusunda bir takım eleştiriler getirdiğinden dolayı yargılananların ve bu anlamda tutuklu kalanların hüküm giyenlerin öncelikle bu kapsama dahil edilmesi lazım. Ama bugün bir cinayet işleyenin, şahsa karşı kast yapanın, bir cinsel istismar suçu işleyenin, şahsı doğrudan ilgilendirdiği için şahsın daha çok af hukukuna tabi olmaması lazım. Maalesef bu gözetilmedi. Bizim eleştirimiz bu noktadadır. Devletin daha çok kendisine yönelik suçlarda bir infaz indirimine gitmesi lazım. Cinsel istismar, kadına karşı şiddet, cinayet ve çocuk istismarları konusunda ise bir yaptırım aracı olması hususunda, önüne geçmek adına bu tür indirime gidilmemesi adaletli olacaktır.”

    “DEVLETE KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA İHERHANGİ BİR DÜZENLEME OLMAMASI EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRIDIR”

    Yapılmak istenen düzenlemede, siyasi tutsaklarla adli hükümlüler arasında bir ayrışmaya gidildiğini vurgulayan Koluman şunları belirtti:

    “Adli hükümlüler nazarında daha çok biz şahsa karşı işlenen suçlarda şahsın iradesine başvurulması. Yani bu mağdur olan aile, şahıs kimse onun iradesi esas alınarak bu tür yasal düzenleme yapılması, şayet böyle bir rıza ve irade yoksa bu konuda bir düzenleme yapılmasına biz karşıyız. Devlete karşı işlenen suçlarda ise herhangi bir düzenleme olmaması tümden eşitlik ilkesine aykırı olduğu düşüncesindeyiz. Çünkü başlangıç fikri olarak bütün suçları, bütün mahkumları kapsadığı yönünde bir çalışma vardı. Ama gelinen süreç itibariyle özellikle 2 haftadır yoğun bir şekilde ülkemizde devam eden koronavirüs salgınından kaynaklı bunu adeta bir fırsat bilerek fırsata çevirmenin de adil ve ahlaki olmadığını belirtmek isterim. Devlet böyle biz düzenleme yapacaksa meclise böyle bir şey gelecekse herkesin elini vicdanına bırakması, gerçekten de şu anda cezaevinde yaşlı olan, hasta olan, haksız yere mahkum edilen, haksız yere hüküm giyen birçok kişinin olduğunu bilmekteyiz. Bunların özellikle yaşadığımız süreçteki sağlık sıkıntısından kaynaklı, bırakın dışardaki insanlar bile kendini dahi koruyamazken içerdeki insanların korunması konusunda ciddi endişe ve kaygılar olduğunu belirtmek isterim. Bu nedenle derhal infaz indirimi kapsamına siyasi hükümlülerin de alınması ve derhal edilmesi, özellikle çocuk yaşta cezaevinde olan hükümlülerin ise derhal edilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtmek isterim. Kadın cinayetlerine yönelik, kadına şiddete yönelik, çocuk istismarına yönelik olan tutuklu ve hükümlerin ise bu kapsamın dışında tutulmalıdır.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Bölge Baroları: İnfazda eşitlik olmalıdır

    Bölge Baroları: İnfazda eşitlik olmalıdır

    PİRHA- Dersim, Diyarbakır ve Mardin barolarının da içinde olduğu bölge baroları, yeni infaz düzenlemesine ilişkin yaptıkları açıklamada, “İnfaz rejiminde yapılacak olan düzenlemede; devletin, eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına uygun davranarak, suç ayrımına gitmeden ‘infazda eşitlik’ ilkesi yönünde bir düzenleme yapmasının hukuki ve vicdani yönden elzem görmekteyiz. Unutulmamalıdır ki devleti güçlü kılan güç değil adalettir”denilerek, yapılacak değişiklikte tüm mahpusların yararlanması istendi.

    Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van baroları, meclise yakın zamanda gelmesi beklenen ve AKP tarafından muhalefet partilerine sunulan infaz düzenlemesinin yer aldığı yargı paketine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Türkiye cezaevlerinde yaklaşık 300.000’e yakın mahpusun bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada “Bu sayının tüm zamanların en yüksek oranı olduğu tüm kamuoyunun takdirindedir” denilerek şu görüşlere yer verildi:

    “Bu rakamın bu kadar yüksek olmasında siyasal, sosyal, ekonomik politikaların etkisi olmakla birlikte hiç kuşkusuz ana etkenin Türkiye’nin ceza adalet sistemindeki sorunlu yaklaşımdan kaynaklandığını düşünmekteyiz. Ceza adalet sisteminin ana amacı olan suç-ceza denkleminin dışına çıkan, toplumu değil devleti önceleyen bir yargı sistemi ile karşı karşıyayız. Bunun yanı sıra tutuklama tedbirinin son yıllarda sıkça istismar edildiği ve istisna olarak düzenlenen tutuklu yargılamanın temel ilke haline geldiği, hukuk camiasının genel kabulü haline gelmiştir. Tüm bu çarpık yaklaşımlar ve kötü uygulamalar nedeniyle hapishaneler kapasitelerinin üzerinde mahpus barındırmakta, buna hapishanelerdeki tutulma koşulları da eklendiğinde, hukuki ve insani açıdan büyük trajedilere yol açmasından endişe etmekteyiz.”

    Hapishanelerin nüfusunu azaltmaya yönelik olarak infaz rejiminde düzenleme yapılmasını öngören yasa tasarısının TBMM’nin gündemine geleceği ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre infaz rejiminde öngörülen değişiklik, yukarıda bahsettiğimiz yargı krizinin yarattığı ağır sonuçları kısmen de olsa hafifletmek yerine daha da ağırlaştıracağının vurgulandığı açıklamada “Ülkenin yaşadığı sosyal, siyasal ve ekonomik krizi aşmanın, toplumsal barışı inşa etmek için yeni bir başlangıç yapmanın yolunun özellikle devlete karşı işlenen suçlar ve düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde bulunan mahpuslar için de infaz rejiminde düzenleme yapılmasından geçtiğine inanmaktayız” denildi.

    “DEVLETİ GÜÇLÜ KILAN GÜÇ DEĞİL ADALETTİR

    “Gerek Anayasanın 10. Maddesi ile düzenlenen kanun önünde eşitlik ilkesi, gerek temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşme ve belgelerde yasa önünde eşitlik, ayrımcılık yasağını da içeren bir yaklaşımla evrensel bir ilke olarak ele alınmış ve kabul edilmiştir” denilen açıklamada son olarak şunlara yer verildi:

    “Biz aşağıda imzası bulunan barolar olarak; yaşanan salgının ciddiyeti ve cezaevlerinde bulunan mahpusların yüksek risk grubunda bulundukları dikkate alınarak, salgına karşı cezaevlerinde bulunan tüm mahpuslar yönünden gerekli ve önleyici tedbirlerin ivedilikle alınması yönündeki talebimizi daha önce kamuoyuyla paylaşmıştık. İnfaz rejiminde yapılacak olan düzenlemede; devletin, eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına uygun davranarak, suç ayrımına gitmeden “infazda eşitlik” ilkesi yönünde bir düzenleme yapmasının hukuki ve vicdani yönden elzem görmekteyiz. Unutulmamalıdır ki devleti güçlü kılan güç değil adalettir.”

    (HABER MERKEZİ)