İran’da 28 Aralık 2025’te riyalin döviz kurlarına karşı yüksek değer kayıpları ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Kapalı Çarşı’sında esnafın başlattığı protestolar, ülkenin birçok kentine yayıldı.
Eylemlerin 8’inci gününde protestolar devam ederken, yaşamını yitirenlerden 17 yurttaşın kimliği doğrulanarak açıklandı. Yine kimlikleri doğrulanan 132 kişinin de gözaltında olduğu kaydedildi.
Hengaw İnsan Hakları Örgütü tarafından 3 Ocak’ta yayınlana raporda, 132 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Gözaltına alınanlar arasında 45 Kürt ve 23 Lor bulunurken bunların arasında en az 4 kadın ve 6 çocuk da var. Son altı günde yapılan bu 77 tutuklamayla birlikte, Hengaw tarafından kimlikleri doğrulanan son dönemde gözaltına alınan kişilerin toplam sayısı 132’ye yükseldi.
Hengaw raporunda hayatını kaybedenlerin, Malekshahi, Hamedan, Harsin, Nurabad (Delfan), Kuhdasht, Azna, Lordegan, Fuladshahr ve Marvdasht’ta, Kermanshah (Kermashan), Loristan, Hamedan, Fars, Ilam, Chaharmahal ve Bakhtiari ile Isfahan illerinde olduğu kaydedildi. Raporda, yaşamını yitiren 17 kişinin Lor Kürt, Yarsan 1 ve Hamedan’da da Fars kökenli 1 kişi olduğu kaydedildi.
PİRHA – Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Jina Mahsa Emini’nin katledilmesinin üçüncü yıldönümünde açıklama yaparak “Jin, Jiyan, Azadî isyanı artık sönmez bir özgürlük meşalesine dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.
DAKB, İran’da üç yıl önce ahlak polislerince katledilen Jina Emini için yazılı açıklama paylaştı.
‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganının Jina Emini’nin katledilmesi ardından tüm dünyaya yayıldığına vurgu yapan DAKB, İran’da halen benzeri idamların sürdüğünü belirtti.
“KATLEDİLEN TÜM KADINLARIN MÜCADELESİNİ SAHİPLENİYORUZ”
DAKB açıklamasında, dayanışma vurgusu yapılarak şu ifadelere yer verildi:
“Amini’nin ölümü, kadınların özgürlük mücadelesinde tarihsel bir dönüm noktası olmuştur. Onun ardından yükselen ‘Jin, Jiyan, Azadî – Kadın, Yaşam, Özgürlük’ haykırışı, Doğu Kürdistan’dan tüm dünyaya yayılarak kadınların ortak isyanına dönüşmüştür.
Kadınlar ve gençler baskı ve şiddete karşı aynı slogan etrafında birleşmiştir, ancak İran’daki molla rejimi, bu özgürlük dalgasını bastırmak için şiddetini artırmış; yüzlerce insanı cezaevlerinde işkenceye, keyfi yargılamalara ve idama mahkûm etmiştir. Yalnızca Eylül ayında, aralarında dört kadın olmak üzere 92 kişi idam edilmiştir.
Bugün idamla yargılanan Şerîfe Mohammadi ve Pexşan Azizi bunun yanında idam riskiyle yargılanan Werîşe Moradi ve Nasim Gholami Simiyari bu mücadelenin sembolleri haline gelmiştir.
Rejim, idamlarla toplumu korkutmak istese de ‘Jin, Jiyan, Azadî’ isyanı artık sönmez bir özgürlük meşalesine dönüşmüştür.
Nobel Barış Ödülü sahibi insan hakları savunucusu Nergiz Muhemedi, verdiği bir demeçte, isyanın bir devrim olduğunu ve devrimin hâlâ devam ettiğini söylemektedir. Bu isyanla İran rejimine duyulan güvenin azaldığını ve iktidarın zayıfladığını belirtmektedir.
Bugün yalnızca İran’da değil, Türkiye’de de kadınlar erkek şiddeti, devletin cezasızlık politikaları ve hukuksuzluk yüzünden katledilmektedir. Her gün kadınlar, en yakınındaki erkekler tarafından öldürülmekte, şüpheli kadın ölümleri ‘intihar’ diye kapatılmakta, failler ise korunmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkılması, kadınların yaşam hakkını daha da güvencesiz hale getirmiştir.
Türkiye’deki kadın hukuksuzluğunun yanında bir de Türk devletinin Suriye’de ki çetelere verdiği sınırsız destekle Alevi ve Dürzi kadınların kaçırılması ve katledilmesi de bir o kadar kahredicidir. Ne yazık kendine insan hakları savunucusu diyen devletler bu katliamlar karșısında sessiz kalmaktadır.
DAKB olarak, Jîna’nın şahsında katledilen tüm kadınların mücadelesini sahipleniyoruz. Kadınların özgürlüğünün halkların özgürlüğü olduğunu biliyor, her türlü baskı, şiddet ve idam politikasına karşı kadın dayanışmasını ve halkların eşitlik mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.”
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile İran arasında “tam ve eksiksiz ateşkes” sağlandığını ve böylelikle savaşın sona ereceğini bildirdi. Press TV ise saat 07.30 itibariyle ateşkesin başladığını duyurdu.
İran-İsrail arasındaki saldırılar karşılıklı sürerken, ABD Başkanı Donald Trump dün gece yaptığı paylaşımda İsrail ve İran arasında ateşkes konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı.
Trump, ayrıca İran’ın ateşkesi başlatacağını ve takip eden 12. saatte de İsrail’in ateşkes başlatacağını, izleyen 24. saatte de “12 gün savaşının resmi sonunun” dünya tarafından da “selamlanacağını” kaydetti.
Her bir ateşkes esnasında diğer tarafın “barışçıl ve saygılı” kalacağını kaydeden Trump, “Her şeyin olması gerektiği gibi çalışacağı varsayımıyla, ki öyle olacak, her iki ülkeyi, İsrail ve İran’ı, ’12 günlük savaş’ olarak adlandırılması gereken şeyi sona erdirmek için gereken dayanıklılık, cesaret ve zekaya sahip oldukları için tebrik etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Trump, bu savaşın yıllarca sürebilecek ve tüm Ortadoğu’yu yok edebilecek bir savaş olabileceğini ifade ederek, “Ama olmadı ve asla olmayacak! Tanrı İsrail’i korusun, Tanrı İran’ı korusun, Tanrı Ortadoğu’yu korusun, Tanrı ABD’yi korusun ve Tanrı dünyayı korusun” açıklamasında bulundu.
PRESS TV: ATEŞKES BAŞLADI
İran Press TV saat 07.30 itibariyle İsrail ile İran arasında ateşkesin başladığını duyurdu.
PİRHA- ABD, İran’ın nükleer tesislerini uçaklarla vurduklarını duyurdu. Daha sonra ulusa seslenen Donald Trump, İran’ın kilit uranyum zenginleştirme tesislerinin “tamamen ve bütünüyle yok edildiğini” ifade etti.
İsrail-İran savaşı 10’uncu gününde karşılıklı saldırılarla devam ederken, ABD ilk defa savaşa fiilen dahil oldu. ABD güçleri, İran’ın Fordo, Natanz ve İsfahan’daki nükleer tesislerini vurdu.
Saldırıyı ABD Başkanı Donald Trump bizzat duyurdu. Sanal medya hesabından paylaşım yapan Trump, “Tüm uçaklarımız şu an İran hava sahasının dışındadır. Fordo tesisine bir bombalama gerçekleştirdik. Uçaklarımız evlerine dönmektedir” ifadelerini kullandı.
“Fordo artık yok” ifadelerini kullanan Trump, “ABD’nin İran’a yönelik saldırısı; ABD, İsrail ve dünya için tarihi bir an. İran şimdi bu savaşa son vermeyi kabul etmeli” dedi. Trump, ayrıca “Fordo nükleer tesisine tam kapasiteli bir bomba attık” ifadelerini kullandı. Saldırıya katılan pilotları tebrik eden ve dünyada başka hiçbir ordunun bu operasyonu gerçekleştiremeyeceğini iddia eden Trump, açıklamasını “Şimdi barış zamanı” ifadeleriyle tamamladı.
TRUMP’TAN ULUSA SESLENİŞ
ABD Başkanı, daha sonra ilerleyen saatlerde İran’a yönelik saldırıya ilişkin Beyaz Saray’da ulusa sesleniş konuşması yaptı. Trump, konuşmasında, İran’ın kilit uranyum zenginleştirme tesislerinin “tamamen ve bütünüyle yok edildiğini” iddia ederek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya teşekkür etti. “Belki de daha önce hiçbir ekibin çalışmadığı kadar bir ekip olarak çalıştıklarını” ve “İsrail’e yönelik bu korkunç tehdidi silme” yolunda uzun bir yol kat ettiklerini savunan Trump, saldırıyı “muhteşem bir askeri başarı” olarak nitelendirdi.
İran’ın “barış yapması gerektiğini” söyleyen Trump, “Eğer bunu yapmazlarsa, gelecekteki saldırılar çok daha büyük ve çok daha kolay olacaktır. İran 40 yıldır Amerika’ya ölüm, İsrail’e ölüm diyor” dedi. “İran insanlarımızı öldürdü, yol kenarına yerleştirdiği bombalarla bacaklarını havaya uçurdu” diyen Trump, binden fazla Amerikalı ile Ortadoğu ve dünya genelinde yüz binlerce insanın İran’ın “nefretlerinin doğrudan bir sonucu olarak öldüğünü” dile getirdi. “Tüm bunlarla birlikte, bu böyle devam edemez,” diyen Trump, İran için “ya barış ya da son sekiz günde tanık olduğumuzdan çok daha büyük bir trajedi” seçenekleri olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti: “Unutmayın, geriye birçok hedef kaldı. Bu gece açık ara en zor olanıydı… Ancak barış çabucak gelmezse, diğer hedeflerin peşinden hassas bir hız ve beceriyle gideceğiz. Çoğu birkaç dakika içinde yok edilebilir. Dünyada bizim bu gece yaptığımızı yapabilecek hiçbir ordu yok, yakınından bile geçemez.”
PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Ortadoğu’da yükselen savaşa dair açıklama yaparak, “Emperyalist, kapitalist ülkeler İsrail ile birlikte Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiş durumda. ABD emperyalizminin bölgedeki vurucu gücü İsrail barbarlığını ancak bölge halklarının direnişi ve dünya haklarının dayanışması, mücadelesi durdurabilir. Dünyanın birçok ülkesinde liman işçilerinin, İsrail’in soykırımını durdurmak için grev ve eylemler yapması bu açıdan yol göstericidir” dedi.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, Seyit Rıza Meydanı’nda İsrail-İran savaşına dönük basın açıklaması gerçekleştirdi.
EMEP İl Başkanı Ergin Tekin tarafından yapılan açıklamada, şunlara yer verildi:
“Emperyalist, kapitalist ülkeler İsrail ile birlikte Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiş durumda. Her gün yüzlerce insan katlediliyor. Bu katliamları şiddetle ve nefretle kınıyoruz. Savaş ve çatışmalar bölgede hiçbir sorunu çözmeyecektir.
ABD emperyalizmi destekli İsrail yönetimi, geçtiğimiz hafta İran’ı hedef aldı. İsrail’in Gazze’de soykırıma imza atan Başbakanı Netanyahu, İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırının “günler süreceğini” ifade etti. Afganistan ve Irak işgalleriyle başlayan, Libya ve Suriye üzerinden ilerleyen emperyalist yıkım zincirinin son halkası İran oldu. İşgalci İsrail devletinin İran’a dönük ve saldırılarıyla başlayan fiili savaş ortamı bölge halkları için ölüm, geleceğimiz için tehdit oluşturuyor. İsrail’in fitili yakmasıyla, Filistin ve İran’da çok sayıda masum sivil hayatını kaybetti, milyonlarca kişi yaşadıkları yerleri terk etti. Pervasız saldırganlık ve soykırıma varan katliamlar nedeniyle nükleer savaş veya sızıntı riski artıyor.
İsrail bu barbarca saldırganlığında yalnız değil. ABD’nin başını çektiği emperyalist ülkeler bölgemizde istedikleri gibi at oynatabilmek için İsrail’i koruyorlar. İran’ın bölgedeki direniş kollarının kırılması zayıflatılması ABD-İsrail’in ortak eylemidir. Bu saldırı doğrudan ABD emperyalizminin bölge planının parçası olan saldırılar, eylemler ve katliamlardır.
AKP iktidarı bölgede ABD-İsrail planlarının taşeronluğunu üstlenirken içeride ise “iç cephe” tahkimatı adı altında kendisi için bir fırsat yaratıyor. AKP-MHP iktidarı şimdi kendisini bir “milli mutabakat hükümeti” gibi sunarak, gerici rejimin ömrünü uzatmak istiyor. Bu ikiyüzlü dış politika, emperyalizmle kurdukları kirli iş birliğini gizleyemez!
Bir yılı aşkın süredir Filistin’den Lübnan’a halkın üzerine yağan bombalara sessiz kalan bu iktidardır. İsrail, suikastlar ve katliamlarla bölgede yeni bir yıkım süreci başlatmıştır. ABD ve İsrail’in yürüttüğü operasyonlar sonucu Suriye’de İslamcı bir rejim kurularak fiilen emperyalist denetim altına alınmıştır. İsrail’in pervasız saldırganlığı, bu uzun yıkım sürecinin ürünüdür. AKP, her aşamada bu yıkımın taşeronluğunu yapmıştır.
AKP İsrail’i sözde kınıyor ama daha geçen hafta, İsrail’e silah malzemesi taşıyan ‘VELA’ adlı geminin durdurulması çağrılarına kulak tıkadı. Mersin Limanı’nda saatlerce bekleyen ve 10 Haziran’da ayrılan çelik yüklü gemi, Aşdod Limanı’na varmıştı. İsrail’in, Gazze’ye yönelik saldırıları için göz boyan açıklamalar yapan AKP İktidarı diğer yandan da ticari ilişkilere devam ediyor.
AKP iktidarı, bağımlı olduğu ABD emperyalizminin bölgesel planlarının da bir parçası olarak İsrail’e uyumlu bir çizgide hareket ediyor. İçeride muhalefeti sindirmek için ‘yerli ve milli’ söylemlerine sıkça sarılan Saray iktidarı, özünde ABD emperyalizmine göbekten bağımlıdır ve İsrail ile ilişkilerini de bu işbirlikçi politika belirliyor.
ABD emperyalizminin bölgedeki vurucu gücü İsrail barbarlığını ancak bölge halklarının direnişi ve dünya haklarının dayanışması, mücadelesi durdurabilir. Dünyanın birçok ülkesinde liman işçilerinin, İsrail’in soykırımını durdurmak için grev ve eylemler yapması bu açıdan yol göstericidir.
İsrail saldırısına karşı çıkarken İran rejiminin baskıcı saldırılarına onay vermiyoruz. Jina Amini’yi katleden İran devletidir, yıllardır Kürtleri katleden İran gerici rejimidir. İran’ın bu baskıcı, despotik yönetimi, mollalar tarafından idare edilmesi saldırın gerekçesi yapılamaz. Molla rejimini devirmek, her halkın kendi gericilerini ve sömürücülerini devirme hakkı gibi, İran halkının hakkı ve görevidir. Son yıllarda İran’da gerek işçi hareketi gerekse de kadın ve gençlik hareketi gelişmekte ve güçlenmektedir. Yaptıkları açıklamalarla savaşın yıkımına ve emperyalist müdahaleye karşı çıkarken, mollaların diktatörlüğüne de boyun eğmeyeceklerini, mücadelelerini sürdüreceklerini tüm dünyaya ilan etmişlerdir. İran rejiminin baskıcı, sömürücü olması hiçbir emperyalist ve işbirlikçi ülkenin buraya saldırısını haklı kılmaz. Dış müdahaleler ile demokrasinin gelmediğini daha önceki birçok örnekte biliyoruz. İran’a demokrasi ve özgürlük başta İran işçi ve emekçilerinin, ilerici, devrimci kesimlerinin mücadelesi ve biz emek demokrasi güçlerinin enternasyonal dayanışması ile olabilir. ABD ve İsrail saldırganlığının sonuç verdiği, başarıya ulaştığı bir coğrafyada özgürlük, demokrasi olmaz.”
“KATİL İSRAİL DURDURULMALIDIR!”
Ergin Tekin, talepleri şöyle sıraladı:
“-Katil İsrail durdurulmalıdır!
-NATO’dan çıkılmalıdır
-İncirlik ve Kürecik başta olmak üzere tüm ABD ve NATO üsleri derhal kapatılmalıdır!
-İsrail’le tüm askeri, ekonomik ve ticari ilişkiler kesilmelidir!”
PİRHA – İsrail ile İran arasında 13 Haziran’da başlayan saldırılar sürerken ABD Başkanı Donald Trump, İran’a saldırı sinyali verdi. Trump ayrıca İran’ın müzakere talebinde bulunduğunu söyledi.
Beyaz Saray’da soruları yanıtlayan Donald Trump, İran’a saldırı olasılığı için “Bunu yapabilirim de yapmayabilirim de… Kimse ne yapmak istediğimi bilmiyor” dedi.
Trump, 18 Haziran öğleden sonra yaptığı açıklamada Tahran’ın müzakere etmek istediğini iddia etti ve “İranlılar Beyaz Saray’a gelmek istiyor” dedi. İran rejiminin hava savunmasının ortadan kalktığını da söyleyen Trump, “gelecek haftaya kadar, belki de bir haftadan kısa sürede önemli şeyler olacağını” ifade etti.
Donald Trump’ın açıklamasından hemen önce İran’ın dini lideri Ali Hamaney, ABD’nin olası bir müdahalesinin telafisi mümkün olmayan zararlara yol açacağı belirtti.
Trump’ın 17 Haziran’daki sosyal medya paylaşımında İran’a “koşulsuz teslim” olma çağrısına karşılık Hamaney, “İran ulusu asla teslim olmayacak” dedi.
İKİ ÜLKE ARASINDA SALDIRILAR SÜRÜYOR!
İsrail, uranyum zenginleştirme tesisleri, füze üretim merkezi ve Devrim Muhafızları’yla ilişkili bir üniversiteye saldırılar düzenledi.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, gün içindeki saldırılardan birinde Tahran’da rejimin iç güvenlik merkezinin vurulduğunu duyurdu.
İsrail ordusu, Farsça yaptığı bir paylaşımla, Tahran’ın 18. bölgesindeki sivillere, saldırı öncesinde tahliye çağrısında bulundu.
İran medyası İran Devrim Muhafızları’yla bağlantılı olduğu bilinen İmam Hüseyin Üniversitesi’nin hedef alındığını aktardı.
İsrail ayrıca, Tahran yakınlarındaki Hucir füze üretim tesisine de saldırı düzenledi. Bu tesisin, İran’ın balistik füze altyapısında önemli bir rol oynadığı ve daha önce Ekim ayında da İsrail tarafından hedef alındığı bildirildi.
İran Devrim Muhafızları da İsrail’in Tel Aviv kentindeki bazı mahalleler için tahliye çağrısı yaptı.
İran devlet medyası, İsrail’e “Fettah-1” füzelerinin fırlatıldığını duyurdu. İran’ın resmi haber ajansı IRNA’ya göre, saldırıda kullanılan füzeler arasında “Hayber Şekan” tipi uzun menzilli füzeler de yer alıyor.
PİRHA – Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, İran ile İsrail arasındaki savaşa dair açıklama yaptı. “Şiddete karşı barışı” savunuyoruz denilen açıklamada “Hiçbir halk başka bir halkın düşmanı değildir” vurgusu yapıldı.
İsrail’in 13 Haziran’da İran’ın nükleer tesislerine ve füze üslerine yaptığı saldırılar ardından İran tarafından da karşılık gelmeye başladı. İranlı yetkililer, saldırılar sebebiyle 78 kişinin öldüğünü, 320’den fazla kişinin de yaralandığını duyurdu. Savaştan zarar görenlerin çoğunun siviller olduğu da açıklandı.
“SAVAŞA KARŞI İNSAN ONURUNU SAVUNUYORUZ”
Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, yaşanan savaş nedeniyle kamuoyuna açıklama yaptı. Yaşananlar sebebiyle kaygılı olduklarını belirten federasyon yönetimi, açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Ortadoğu’da yeniden tırmanan savaş tehditlerini kaygıyla izliyoruz.
İran ve İsrail arasında artan gerilim, yalnızca iki ülkeyi değil tüm bölgeyi büyük bir felaketin eşiğine getirmiştir. Bu çatışmalar, her zaman olduğu gibi en çok sivilleri, çocukları, kadınları ve yoksulları etkilemektedir.
Bizler, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu olarak;
Her koşulda yaşam hakkını,
Şiddete karşı barışı,
Savaşa karşı insan onurunu savunuyoruz.
Savaş politikaları toplumların iradesini yok saymakta, acı ve yıkımdan başka bir sonuç doğurmamaktadır.
PİRHA-DEM Parti, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “ABD ve İsrail hükümetlerine, sivilleri riske atan bu tür saldırıları sonlandırma ve İran ile müzakereleri sürdürme çağrısında bulunuyoruz. Bölgeyi sonu görünmez bir savaşa sürükleme tehlikesi olan bu saldırganlığı kınıyoruz” denildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dış İlişkiler Komisyonu Eş Sözcüleri Ebru Günay ve Berdan Öztürk, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yaptı.
“BÖLGESEL ÇEVRE FELAKETİNE DAVETİYE ÇIKARMAKTADIR”
İsrail’in İran’a yönelik saldırıları bölgesel krizleri derinleştirmekten başka bir anlam taşımadığını belirten DEM Parti, “İran ile nükleer müzakerelerin yürütüldüğü bir dönemde İsrail’in gerçekleştirdiği saldırıların, daha fazla çözümsüzlüğe ve yeni çatışma alanlarına sebep olacağı açıktır. Netanyahu hükümetinin, İranlı sivillerin de zarar gördüğü bu saldırılardaki sorumluluğu dikkate alındığında, Gazze’deki gibi uluslararası hukuku tanımama yaklaşımında ısrar ettiği görülmektedir.
İsrail, İran’ın aktif nükleer tesislerini hedef alarak çok büyük bir bölgesel çevre felaketine davetiye çıkarmaktadır. Bu bağlamda, coğrafi mesafeden faydalanarak ve İran’ın nükleer tesislerini vurarak sorumsuzca hem İran halklarını hem de komşu ülkelerin halklarını riske sokmaktadır” dedi.
“BÖLGENİN BARIŞ İKLİMİNE İHTİYACI VAR”
“Bölgenin barış iklimine, müzakere sistemine ve ortak çıkarlar etrafında kenetlenen halkların birlikteliğine ihtiyaç vardır” diyen DEM Parti şunları ekledi:
“ABD ve İsrail hükümetlerine, sivilleri riske atan bu tür saldırıları sonlandırma ve İran ile müzakereleri sürdürme çağrısında bulunuyoruz.
Bölgeyi sonu görünmez bir savaşa sürükleme tehlikesi olan bu saldırganlığı kınıyoruz. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, uluslararası toplumun ilgili taraflarını müzakereci ve barışçıl yöntemlere dönülmesi için etkin bir tutum almaya çağırıyoruz.”
PİRHA- İsrail saldırılarında İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami, Genelkurmay Başkanı Muhammede Bakıri ile bazı nükleer bilim insanlarının hayatını kaybettiği belirtildi.
İsrail, İran’a yönelik kapsamlı bir saldırı başlattı. İran devrim muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı, İsrail’in Tahran’da Devrim Muhafızları Ordusu merkezini hedef aldığını belirtti.
Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami ve İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri hayatını kaybettiği bildirildi.
İsrail’in İran’a saldırısında İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Selami’nin öldürüldüğü kaydedildi. Konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. İran devrim muhafızlarına yakınlığıyla bilinen Tesnim Haber Ajansı, saldırılarda nükleer bilim insanları Muhammed Mehdi Tehrançi ile Feridun Abbasi’nin de hayatını kaybettiğini açıkladı.
NÜKLEER BİLİM İNSANLARI HAYATINI KAYBETTİ
İsrail’in İran’a saldırısında nükleer bilim insanları Muhammed Mehdi Tehrançi ile Feridun Abbasi’nin yanı sıra çok sayıda bilim insanının da hayatını kaybettiği bildirildi.
Saldırıda nükleer bilimci Muhammed Mehdi Tehrançi ile Feridun Abbasi’nin hayatını kaybettiği kaydedildi.
İRAN’DAN MİSİLLEME
İsrail ordusu, İran’ın İsrail’e karşı 100’den fazla insansız hava aracı yönlendirdiğini açıkladı.
İsrail, sabah saatlerinde İran’ın başkenti Tahran’ı hedef aldı. “Yükselen Aslan Operasyonu” adı verilen saldırılarda çok sayıda nokta bombalandı. Saldırılarda çok sayıda üst düzey komutan ve nükleer bilimcinin hayatını kaybettiği bildirildi.
İsrail ordusu, İran’ın son birkaç saat içerisinde İsrail’e karşı 100’den fazla insansız hava aracı yönlendirdiğini de açıkladı.
PİRHA- 13 Eylül 2022 tarihinde İran’da zorunlu başörtü kuralların uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp işkenceyle öldürülen Jina Mahsa Amini’nin ikinci yıl dönümü için dünya genelinde toplu grev çağrısı yapıldı.
İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Jîna Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince 16 Eylül 2022 tarihinde başörtüsünü takmadığı gerekçesiyle gözaltına alınmıştı. Nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen Amini’nin, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıkmıştı.
Amini’nin katledilmesiyle başta İran olmak üzere dünyanın birçok yerinde protestolar dalga dalga yayıldı. “Jin Jiyan Azadi / Kadın Yaşam Özgürlük” sloganı kadın sokak hareketinin öznesi haline geldi.
Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından iki yıl geçti. Amini’nin ölüm yıl dönümü için dünya genelinde toplu grev ve etkinlik çağrıları yapıldı.
Jîna Amini’nin babası Emced Amini, kızının katledilmesinin ikinci yıl dönümü dolayısıyla yapmak istedikleri anma törenine dair Radio Farda’ya konuşarak, 15 Eylül Pazar günü anma töreni düzenleyeceklerini söyledi. Baba Amini, “Biz Jîna’nın ailesi olarak, her İranlı aile gibi, sevdiklerimizi anmayı, dini ve geleneksel değerlere uygun bir tören düzenlemeyi istiyoruz. Bu bizim hakkımızdır” dedi.
Jîna Amini, Türkiye’de de çeşitli etkinliklerle anılacak.
PİRHA- DEM Parti Kadın Meclisi, İran’daki idamlara karşı büyükelçiliğin önüne “İdamları durdurun” yazılı siyah çelenk bıraktı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, İran’daki idamlara tepki göstermek amacıyla İran Büyükelçiliği önünde bir araya geldi. Polis engeli sonucu, elçilik binasının önüne gitmelerine izin verilmeyen kadınlar, İran tarafından idam edilen kadınların fotoğraflarıyla polis kalkanlarının önünde açıklama yaptı.
DEM Parti Ankara İl Eş Başkanı Tatlıgül Gül, “23 Temmuz’da İran rejimi tarafından idam cezası verilen gazeteci Pexşan Azizi ve aktivist Şerife Muhammed için sesimizi yükseltmek, onların yalnız olmadığını ve mücadelenin her yerde sürdüğünü göstermek amacıyla toplandık. Pexşan Azizi tüm dünya kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptığı mektubunda bizlere şöyle sesleniyor; ‘Şerife Muhammed ve ben ile idam sırasında bekleyen diğer kadınlar sadece özgür ve onurlu yaşam arayışı nedeniyle mahkum edilen ilk ve son kadınlar değiliz, olmayacağız. Ancak can verilmeden özgürlük de gerçekleşmez. Özgürlüğün bedeli ağırdır. Suçumuz Jin, jiyan, azadî’yi birleştirmektir’ demişti. Bu siyah çelenkle iki kadın yoldaşımızın cesaret, direniş ve haklı mücadelelerine karşı yürütülen, erkek egemen rejimi protesto ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“MÜCADELE ETMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Gül, bu cezalara karşı durmaktan ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceklerini belirterek şunları söyledi:
“Bu tür cezaların insanlık onurunu zedelediğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Peşxan ve Şerife’nin sesi, buradan tüm dünyaya Jîna Emînî’nin direnişinde olduğu gibi ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganıyla yayılacak. İran’da yaşanan bu zulme karşı sessiz kalmayın. Kadınların, Kürt halkının ve tüm mazlumların yanında durarak bu insanlık dışı uygulamalara karşı birlikte mücadele edelim. İran hükümetine bir kez daha çağrıda bulunuyoruz; bu bir cinayettir ve cinayetlere son verin. Uluslararası hukuka ve insan haklarına saygı göstererek, Pexşan Azizi ve Şerife Muhammed hakkında verilmiş idam cezalarını kaldırın. Bu cezalara karşı durmaktan ve mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.”
İran’da Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan eylemlere katıldığı gerekçesiyle tutuklanan Kürt siyasi tutuklu Reza Resai’nin idam edildiği öğrenildi.
İran’da Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan “Jin Jiyan Azadî” eylemlerinde tutuklanan ve geçtiğimiz Aralık ayında idam cezasına çarptırılan Kirmanşah Kürtlerinden 35 yaşındaki siyasi tutuklu Reza Resai’nin idam edildiği öğrenildi.
Rasai’nin infazının bugün erken saatlerde Kirmanşah Merkez Hapishanesi’nde gerçekleştiği belirtilirken, infaz ile ilgili de aileye haber verilmediği ifade edildi. İnfaz sonrası ailesine bilgi verilerek, Resai’nin ailesinin bulunduğu Sahneh kentinde toprağa verilmemesi konusunda da uyarıldığı belirtildi.
24 Kasım 2022 tarihinde tutuklanan Resai, 31 Aralık 2023’te ölüm cezası verilmişti. Resai’nin cezası İran İslam Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi tarafından iki hafta önce onaylamıştı.
PİRHA – Evin Cezaevi’nde tutuklu bulunan 37 kadına, Pexşan Azizi’ye verilen idam cezasını protesto ettikleri gerekçesiyle aile ve avukatları ile görüş yasağı verildi.
İran’ın başkenti Tahran’da siyasi tutukluların bulunduğu Evin Cezaevi’nde aralarında 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammadi’nin de olduğu 37 siyasi kadın tutukluya, Gazeteci Pexşan Azizi’ye verilen idam cezasını protesto ettikleri gerekçesi ile cezaevi yönetimi tarafından aile ve avukatları ile görüş yasağı verildi.
NE OLMUŞTU?
37 tutuklu kadın, 27 Temmuz akşam saatlerinde Evin Cezaevi avlusunda tüm gece oturma eylemi yaparak, Pexşan Azizi’ye verilen idam cezasını protesto etmişlerdi.
PİRHA – İHD İstanbul Şubesi, Gazeteci Pexşan Azizi ve aktivist Şerife Muhammed’e idam cezası verilmesine ilişkin yaptığı açıklamada İslam Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “İdam devlet eliyle işlenen bir cinayettir. Pexşan Azizi ve Şerife Muhammed’in hakkında verilmiş idam cezalarını kaldırın” dedi.
İnsan Hakları Derneği(İHD) İstanbul Şubesi, İran’da 4 Ağustos 2023 tarihinde gözaltına alınan, 11 Aralık’ta tutuklandıktan sonra 23 Temmuz’da İran rejimi tarafından idam cezası verilen Gazeteci Pexşan Azizi ve aktivist Şerife Muhammed için Cağaloğlu’nda bulunan İran Konsolosluğu önünde basın açıklaması yaptı.
Açıklamayı İnsan Hakları Derneği(İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin okudu.
“ULUSLARARASI TOPLUM YETERLİ DUYARLILIK GÖSTERMİYOR”
Jina Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından Jin, Jiyan, Azadi sloganları eşliğinde yayılan protesto hareketleriyle beraber, idam yöntemine başvurunun İran rejiminin rutin uygulaması haline geldiğini belirten Keskin, “Ne yazık ki ne Türkiye medyası ne Ortadoğu medyası ne de Avrupa, İran’ın bu sistematik suçlarına karşı yeterince duyarlı davranmamaktadır. Uluslararası toplum da bu suça karşı yeterli duyarlılığı, göstermemektedir. En vahim olanı, Türkiye Cumhuriyeti siyasi iktidarının, bu suçlu rejimin liderlerinden biri kaza sonucu öldüğünde yas ilan ederek, insanlığa karşı işlenen suçların failleriyle, diplomatik ve siyasi dayanışma, sergilemiş olmasıdır” dedi.
Keskin, açıklamanın devamında şunlara yer verdi:
“İran’da en son 23 Temmuz 2024 tarihinde Pexşan Azizi ve Şerife Muhammed isimli Kürt kadınlara hakkında idam cezası verilmiştir. Bu idam cezalarının gerekçesi asıl olarak söz konusu kadınların Kürt siyasi hareketine mensup oluşlarıdır.
Şu anda cezaevinde olan ve idam kararının uygulanmasını bekleyen Pexşan Azizi’nin kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptığı mektubunda şöyle söylediğini öğrendik: “Şerife Muhammed ve ben idam sırasında bekleyen diğer kadınlar, sadece özgür ve onurlu yaşam arayışı nedeniyle mahkum edilen ilk ve son kadınlar değiliz, olmayacağız. Ancak can verilmeden özgürlük de gerçekleşmez. Özgürlüğün bedeli ağırdır. Suçumuz Jin, Jiyan, Azadiyi birleştirmektir.”
“İDAM CEZALARINI KALDIRIN”
Pexşan Azizi’nin de mektubunda belirttiği gibi ifade özgürlükleri engellenerek yargılanan ve idama mahkum edilen bu kadınların, idam cezasının durdurulması gerekmektedir. Bizler insan hakları savunucuları olarak, Türkiye Cumhuriyeti yöneticilerinin, bu idamların engellenmesi yönünde diplomatik kanalları kullanmaları gerektiğini düşünüyoruz. Aynı şekilde tüm dünya insan hakları savunucularını bu konuda tavır almaya çağırıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti yetkililerine sesleniyoruz, idam devlet eliyle işlenen bir cinayettir. İdam cezalarına son verin. Pekşan Azizi ve Şerife Muhammed’in hakkında verilmiş idam cezalarını kaldırın.”
PİRHA- İran’da Kürt öğrencilerin idamlara karşı düzenlediği protestolara katıldığı gerekçesiyle tutuklanan Kürt gazeteci ve kadın hakları savunucusu Peşxan Ezizi’ye (Pakhshan Azizi) idam cezası verildi.
Kürdistan İnsan Hakları Ağı’nın (KHRN) sitesinde yer alan habere göre; Tahran Devrim Mahkemesi’nden verilen kararda, Ezizi’nin “İslam hükümetine karşı silahlı ayaklanma başlatan ve liderleri isyana karışan gruplara üyelik” suçundan idama mahkum edildiği belirtildi.
Ezizi, 4 Ağustos 2023’te Tahran’ın Harazi kasabasında İran İstihbarat Güçleri tarafından gözaltına alındı. 11 Aralık 2023’te tutuklanan Ezizi, Evin Hapishanesi’ne nakledildi. Hapishaneden yazdığı mektuplarda gözaltı sürecinde ağır işkenceye maruz kaldığını anlatan Ezizi’nin “hukuki temsiliyet”, “adil yargılanma hakkı” gibi temel haklarından mahrum bırakıldığını söyledi.
16 Kasım 2009’da Tahran’da yaşayan Kürt öğrencilerin idamlara karşı düzenlediği protestolara katıldığı gerekçesiyle tutuklanan Ezizi, 4 ay tutuklu kaldıktan sonra kefaletle serbest bırakılmıştı.
Tahliyesinin ardından, Kürt kadınlarının yaşamlarını araştıran Ezizi, son olarak Evin Hapishanesi’nden yazdığı mektupta yaşadığı işkenceleri kamuoyuna duyurmuş ve mücadeleyi büyütme çağrısında bulunmuştu.
PİRHA-İran’da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Mesud Pezeşkiyan ve Said Celili yarıştı. Pezeşkiyan seçimi kazanarak İran’ın 9’uncu cumhurbaşkanı oldu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda seçime katılan 4 adaydan hiçbiri yüzde 50’yi geçememiş, en çok oy alan Mesut Pezeşkiyan ve Said Celili ikinci tura kalmıştı. Seçimlerin ikinci turunda katılım yüzde 50’ye yakın oldu. İran İçişleri Bakanlığı, Mesut Pezeşkiyan’ın seçimi ikinci turda kazandığını açıkladı.
Yüzde 40 ile ülke tarihindeki en düşük katılımlı cumhurbaşkanı seçimi olan birinci turda Pezeşkiyan oyların yüzde 42,5’ini alırken, Celili’nin oyu yüzde 38,6 olmuştu. Mesud Pezeşkiyan, 14’üncü dönem cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turunda oyların yüzde 53,7’sini alarak ülkenin 9’uncu Cumhurbaşkanı oldu.
Ülke genelinde yaklaşık 59 bin merkezde kurulan sandıklarda toplam 30 milyon 530 bin 157 oy kullanıldığını aktaran İran İçişleri Bakanlığı Seçim Merkezi Sözcüsü Muhsin İslami, Pezeşkiyan’ın 16 milyon 384 bin 403 oy aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turuna katılım oranı ise yüzde 49,8 oldu.
PİRHA- İran’da tutuklanan sinema yönetmeni Bahare Lellehi, cezaevinde katledilerek Kerej ilindeki Beheş Sakine mezarlığında ailesinin haberi olmadan defnedildi.
Tawana Enstitüsü’nün raporuna göre, İran’da Jina Mahsa Amini eylemlerinde tutuklanan sinema yönetmeni Bahare Lellehi, cezaevinde katledildi. Bahare, Kerej ilindeki Beheş Sakine mezarlığında ailesinin haberi olmadan defnedildi.
2022 yılında ahlak polisi tarafından katledilen Mahsa Amini’nin ardından gelişen eylemler nedeniyle 10 gün gözaltına alınan Bahare, 2023 yılında tekrar gözaltına alınarak tutuklandı ve aylarca kendisinden haber alınamadı.
Tawana’ya göre Bahare ailesinin, kızlarının durumu hakkında bilgi almak için çeşitli hükümet kurumlarına yaptıkları başvurular yanıtsız kaldı. 40 yaşındaki Bahare Lellehi, sanat kariyerinde kısa film festivali ve gençlik sinema festivali jüri üyeliği yapmış, son yıllarda İran Gençlik Sinema Derneği’nin ve aynı zamanda Sure Sinema Akademisi’nin eğitmeniydi.
“Rüyamda buklelerin dans edildiği anda”, “Bir rüyanın rivayeti”, “Ses odasında yankılar” Bahare Lellehi’nin yönetmenliğini yaptığı filmler arasında yer alıyor.
ÖLÜMÜ AYDINLATILSIN
İran Sinema Evi Kısa Film Enstitüsü, yönetmen Bahare Lellehi’nin cezaevinde katledilmesiyle ilgili İran hükümetinden acil açıklama talep etti.
Kısa film ve belgesel yönetmeni ve yapımcısı Bahare Lellehi’nin İran İslam Cumhuriyeti cezaevlerinde “öldürülmesine” ilişkin haberlerin yayınlanmasının ardından İran Sinema Evi’ne bağlı İran Kısa Film Enstitüsü yönetim kurulu başkanı, olayın aydınlatılmasını talep etti. İran Sinema Evi Kısa Film Enstitüsü sitesinde yayınladığı açıklamada, “İran Sinema Evi üyelerine ve İran Kısa Film Topluluğu’na başsağlığı dileklerimizi sunarken, yaşanan acı olayın şeffaf bir şekilde araştırılmasını talep ediyoruz” dedi.
Uluslararası Af Örgütü’ne göre 2023 yılında İran’da 853 kişi idam edildi.
Uluslararası Af Örgütü, dünyadaki idam cezalarına ilişkin 2023 yılı raporunu açıkladı.
DW’de yer alan raporda, idam edilen kişi sayısında büyük bir artışın olduğu kaydedildi. Raporda, 2023 yılında 16 ülkede en az bin 153 kişinin farklı yöntemlerle idamının infazının gerçekleştiği aktarıldı. Af Örgütü’nün raporlarına göre, 2015 yılından bu yana görülen en yüksek rakam. Örgüt, 2022 yılında dünyada 883 idam cezasının infaz edildiğini tespit etmişti. 2023 yılında ise idam cezalarında ortalama yüzde 30 artış olduğu belirtildi.
2023’TE BİN 153 İDAM: 853’Ü İRAN’DA
Raporda kayıtlara geçen infazların yaklaşık üçte birinin, yani 853’ünün İran’da gerçekleştiği belirtildi. Bu, İran için bir önceki yıla nerdeyse yüzde 50 artış anlamına geliyor. İran’da verilen idam cezalarının önemli bir kısmının siyasi ve uyuşturucu suçlarıyla ilgili olduğu belirtildi. Raporda, Beluciler’in İran nüfusunun yüzde 5’ini oluşturmalarına rağmen idam edilenlerin yüzde 20’sinin Beluci olduğu aktarıldı.
Raporda ilk sırada bulunan İran’ın ardından ikinci sırada 172 idamın gerçekleştiği Suudi Arabistan, üçüncü sırada 38 idam cezasının infaz edildiği Somali ve dördüncü sırada 24 infazın tespit edildiği ABD yer aldı.
Uluslararası Af Örgütü’ne göre Sahra Altı Afrika ülkelerinde 2022 yılında 298 idam cezası verilmişti. Raporda 2023’te ise bu rakamın 494’e çıkarak yüzde 66 oranında dikkat çekici bir artış gösterdiği vurgulandı.
Suudi Arabistan’da da idam edilenlerin altısının kadın olduğu not edildi. Suudi Arabistan’da Temmuz 2023’te emekli öğretmen Muhammed el Hamdi, hükümeti eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle idam cezasına çarptırılmıştı.
BAZI ÜLKELERDE SAYI BİLİNMİYOR
Çin’deki idamlar resmi olarak açıklanmadığı için Af Örgütü’nün raporundaki rakamlara dahil edilmedi. Rapora Çin’in yanı sıra Kuzey Kore ve Vietnam’da gerçekleşen ama kaydedilmeyen idamlar da dahil değil.
144 ÜLKE İDAMI KALDIRDI
Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya’daki Genel Sekreteri Julia Duchrow da raporla ilgili değerlendirmesinde giderek daha fazla ülkenin idam cezası uygulamaktan uzaklaştığını söyledi. 2022’de idam cezası uygulayan Belarus, Japonya, Myanmar ve Güney Sudan’da 2023’te infaz gerçekleşmedi. Dünyada bugüne kadar 144 ülke ölüm cezasını yasayla veya uygulamada kaldırdı. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard da yaptığı açıklamada, idam cezası uygulayan ülkelerin giderek yalnızlaştığını belirterek “Bu iğrenç cezaya karşı kampanyamız işe yarıyor. İdam cezasına son verene kadar devam edeceğiz” dedi.
İranlı yetkililer, İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın hayatını kaybettiğini açıkladı.
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin bulunduğu helikopter, zorlu hava koşulları nedeniyle dün akşam saatlerinde Doğu Azerbaycan eyaletinde dağlık arazide kaza yaptı. Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da içerisinde yer aldığı helikopterin enkazı bulundu.
İran’ın resmi haber ajansı IRNA, Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve heyetini taşıyan helikopterin yerinin bulunduğunu duyurdu.
İran Devlet Televizyonu, Reisi ve heyetini taşıyan helikopter enkazında yaşam belirtisinin olmadığını belirtti.
İran devlet medyası helikopterde herhangi bir yaşam belirtisi olmadığını duyururken, İranlı yetkililer helikopterde bulunan Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın kazada hayatını kaybettiğini açıkladı.
İRNA’da yer alan haber göre helikopterde bulunan Tebriz Cuma İmamı ve İslam Hukukçusu El Haşim, Doğu Azerbaycan Valisi Dr. Melik Rahmeti de yaşamını yitirdi.
PİRHA – ABD medyası, İsrail’in İran’a misilleme saldırısı başlattığını duyururken, İran medyası da, İsfahan havaalanı yakınında patlamalar olduğunu açıkladı.
Amerikan ABC News kanalı ABD’li bir yetkiliye dayandırarak İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlattığını duyurdu. Daha sonra CBS News ve CNN de benzer haberler servis etti. Adı açıklanmayan ABD’li yetkililere dayandırılan haberlere göre İsrail, yerel saatle Cuma sabahı erken saatlerde İran’a yönelik bir karşı saldırı düzenledi.
ABC News, İsrail’in aynı zamanda Suriye ve Irak’ta da bazı bölgeleri vurduğu yönündeki iddiaların doğrulanmadığını kaydetti. CNN’e konuşan ABD’li yetkili ise Biden yönetiminin İsrail’in “İran’a yönelik bu karşı saldırısına yeşil ışık yakmadığını” ve ABD’nin bölgede kapsamlı bir çatışma istemediğini vurguladı.
Yetkili, İsrail’in saldırıdan önce, “İran’a yönelik sınırlı bir karşı saldırı düzenleyeceğini” Perşembe günü haber verdiğini ve ABD’nin bu saldırıyı “desteklemediğini” kaydetti. Ayrıca yetkili, söz konusu saldırıda vurulan bölgenin nükleer bir tesis olmadığını da sözlerine ekledi. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon ise söz konusu saldırıyı henüz resmi olarak doğrulamadı.
İRAN BASINI: PATLAMA SESLERİ DUYULUYOR
İran basını, İran Hava Kuvvetleri Üssüne ev sahipliği yapan İsfahan eyaletinin kuzeydoğusunda patlama seslerinin geldiğini duyurdu. Devlet televizyonunun haberinde, “Haber kaynakları, İsfahan eyaletinde nispeten şiddetli patlama sesi duyulduğunu bildiriyor. Bu sesin kaynağının ne olduğu henüz açıklanmadı” ifadelerine yer verildi.
İranlı yetkililerin Al Jazeera haber ajansına verdiği bilgiye göre, bir dizi dron düşürüldü. İran resmi haber ajansı, Suriye’deki askeri tesislerde de bir dizi patlama olduğunu duyurdu. İranlı yetkililer, İran’a füze saldırısı olmadığını bir dizi dronun düşürüldüğünü belirtti.
Stratejik açıdan önemli bir konumda bulunan İsfahan’da üslerin yanında askeri AR-GE alanları ve birçok önemli tesis bulunuyor.
Yanıbaşındaki Natanz şehri, İran’ın nükleer zenginleştirme alanlarından birine ev sahipliği yapıyor. İran resmi televizyonu, İsfahan’da hiçbir nükleer tesisin etkilenmediğini, nükleer sahaların hedef alınmadığını söyledi. İsrail resmi radyosu, İsrail’in İran’a yönelik saldırının sorumluluğunu henüz üstlenmediğini söylüyor.
NE OLMUŞTU?
İsrail, İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına 1 Nisan’da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan 2’si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü. Tahran tarafı ise, geçen hafta İsrail’e karşılık verdi. 300’den fazla mühimmat yüklü dron ve füzelerle İsrail’e karşı düzenlenen “Gerçek Vaat” operasyonunda 1 kişi yaralanmıştı.