Etiket: işkence

  • Gülmen ve Özakça için yaptıkları eylemde gözaltına alınan 43 kişiye işkence iddiası

    Gülmen ve Özakça için yaptıkları eylemde gözaltına alınan 43 kişiye işkence iddiası

    Beşiktaş’ta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya destek amacıyla dün yapılan eylemde gözaltına alınan 43 kişinin işkenceye maruz kaldığı iddia edildi. İşkence görenler arasında avukatlar da var. 

    OHAL kapsamında yayınlanan KHK ile ihraç edilen ve 151 gündür açlık grevinde bulunan tutuklu emekçiler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Beşiktaş Kartal Meydanında dün eylem yapan kitleye polis saldırmıştı.

    2 ÇOCUK BIRAKILDI

    Saldırıyla beraber gözaltına alınan 45 kişi içinde bulunan 18 yaşının altında 2 çocuk Çağlayan Adliyesi’nde ifadeleri alınarak serbest bırakıldı. Evrensel’e konuşan Avukat Sinan Zincir, “örgüt propagandası” ve “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” gerekçesiyle gözaltına alınan 43 kişiye polis tarafından işkence uygulandığını söyledi.

    GÖZALTINA ALINAN AVUKATA İŞKENCE

    Gözaltında bulunan Yağmur Erdem ve Avukat Barkın Timtik’in yoğun bir işkenceye maruz kaldığını ifade eden Zincir, “Erkek polisler tarafından Avukat Barkın Timtik’e ağır bir işkence uygulanmıştır. Vücudunun her yerinde morluk var. Gözaltına alınanların hepsinde -Avukat Timtik kadar olmasa da- kollarında bacaklarında boyunlarında işkence izlerine rastladık” dedi. Gözaltındaki İbrahim Ahlaç’ın ise polis tarafından beline tekme atıldığını belirten Zincir, “Hastaneye sevkini istedik. Sevk işleminin yapılıp yapılmayacağı netlik kazanmadı” bilgisini verdi.

    İHD YÖNETİCİSİ GÜLSEREN YOLERİ DARBEDİLDİ

    İstanbul Şubesi Başkanı Gülseren Yoleri’nin de gözaltı aracında darbedildiğini söyleyen Zincir, “İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri’yi de hırpalamışlar. Gözaltına alınırken işkenceyi önlemek için araya girmeye çalışırken o da darbedilmiş. Vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar var. Bütün gözaltılar için kiminin kafasında, kolunda, bacağında darp izleri olduğunu söylemek mümkün. Gözaltına alınırken, gözaltı aracında ve emniyet işlemleri devam ederken işkence yapılmış.”

  • Saçılık’tan KESK ve DİSK’e: KHK’ler ekmeğimize göz koymaktır, niçin sokağa çıkmıyorsunuz?-VİDEO

    Saçılık’tan KESK ve DİSK’e: KHK’ler ekmeğimize göz koymaktır, niçin sokağa çıkmıyorsunuz?-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın cezaevinde devam ettirdikleri açlık grevini ve dışarıda sürdürülen eylemleri PİRHA’ya değerlendirdi. Saçılık, sadece yasalarda yer alan haklarını istediklerini hükümetin de kendilerine gözaltı, sopa ve işkenceyle karşılık verdiğini söyledi. Ayrıca Saçılık, KSK’e, DİSK’e ve  demokratik kitle örgütlerine de OHAL’e karşı çıkmaları için çağrıda bulundu.

    Haberin Videosu

    Yüksel Caddesi direnişçilerinden Veli Saçılık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda sosyolog olarak çalışırken KHK ile işinden ihraç edildi. Direnişe cezaevinde açlık greviyle devam eden eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile birlikte başlayan Saçılık, sayısız kez gözaltına alındı. Saçılık Yüksel Caddesi’ndeki direnişlerini ve Nuriye ile Semih’in kritik aşamada sürdürdükleri açlık grevini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “NURİYE VE SEMİH’İN SESİ OLACAĞIZ”

    Direnişlerinin açlık greviyle endeksli olduğunu belirten Saçılık, kanun ve yasalarda yer alan haklarını istediklerini, hükümetin de kendilerine gözaltı, sopa ve işkenceyle karşılık verdiğini kaydetti.

    Direnişin bu kadar sürmemesi gerektiğini söyleyen Saçılık, “Bu kadar haklı ve meşru bir direniş toplumda karşılığını bulmalıydı. Aslında bir ölçüde buldu ama kitleselleşme konusunda bazı problemlerimiz oldu” dedi. Hükümetin ‘yiyorlar’ tarzındaki yalanlarına rağmen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın kritik aşamada olduklarını ve şu anda hastanede açlık grevine devam ettiklerini ifade eden Saçılık, Nuriye ve Semih’in sesi olacaklarını, onlar için ve kendi işleri için direneceklerini kaydetti.

    “ÖZGÜRLÜK, DEMOKRASİ VE İŞİMİZİ İSTİYORUZ”

    Saçılık, eylemlerinin ne zaman biteceğine ilişkin şunları söyledi:

    “Ne zaman Nuriye ve Semih açlık grevini kendi iradeleriyle bitirirlerse o zaman direnişimiz biter. Ancak bu direnişin burada bitmesi önemli değildir. Neticede ülkede OHAL var, KHK’ler var. Gün be gün herkes yeniden işinden atılıyor. Buna karşı bizim eylemimiz her alanda ve her şekilde sürecektir. Yani bu eylemin şeklen bitmesi gelecekteki eylemlerimizi tamamen bitireceğimiz anlamına gelmez. Biz özgürlük ve demokrasi istiyoruz. İşimizi istiyoruz. Bunu alana kadar da mutlaka eylemlerimiz sürecektir.”

    “KESK TARİHSEL BİR DİRENİŞ SERGİLEYEMEDİ”

    KESK ve DİSK kitle örgütlerinin genel anlamda OHAL ve KHK’ye tepki verme anlamında problemli davrandıklarını söyleyen Saçılık, şunları belirtti:

    “Daha geçen gün 500 KESK’li ve 1000’e yakın DİSK’li işlerinden ihraç edildi. Ama buna karşı ne bir basın açıklaması ne de bir direniş göremedik. Tarihsel bir saldırı var diye tespit etmişti KESK, ama tarihsel bir direniş sergileyemedi. Bu günden sonra sergileyebilir mi bilmiyorum. Ama bunun böyle gitmeyeceği kesin. Çünkü her an yeni KHK’ler çıkacak ve her an yeni arkadaşlarımız işlerinden ihraç edilecekler. Biz bu OHAL terörünü, bu baskıyı, bu şiddeti kabul etmiyoruz.”

    DEMOKRATİK KİTLE ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI YAPTI

    Demokratik kitle örgütlerinin de OHAL baskısını ve terörünü kabul etmemeleri gerektiğinin altını çizen Sosyolog Veli Saçılık, “Ben tekrardan KESK’e, DİSK’e, TMMOB’a bütün demokratik kitle örgütlerine çağrı yapıyorum. OHAL hepimize yönlendirilmiş bir saldırıdır. KHK’ler bizim işimize, ekmeğimize göz koymaktır. Buna karşı biz mücadele etmeliyiz. Sadece Yüksel’de değil, Yüksel’e niçin gelmiyorsunuz sorusu değil, ‘Niçin sokağa çıkmıyorsunuz? Niçin bu OHAL’e karşı yaratıcı ve dirençli fiili ve meşru mücadeleyi sergilemiyorsunuz?’ diye soruyorum. Herkes de bunu mutlaka kendisine sormalı.” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • İnsan Hakları Derneği: Tek tip elbise işkencedir

    İnsan Hakları Derneği: Tek tip elbise işkencedir

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın gündeme getirdiği cezaevlerinde “tek tip elbise” hazırlıklarını, 12 Eylül darbesi sonrası politik tutuklulara tek tipin dayatıldığı, bu dayatmaya karşı 1984 Ölüm Orucu Direnişi’nin yaşandığı Metris T Tipi Kapalı Cezaevi önünde protesto etti.

    “12 Eylül’den Guantanamo’ya tek tip elbise dayatmasına hayır” pankartının açıldığı eylemde, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek”, “Tek tip elbise işkencedir” dövizleri taşındı.

    “Tek tipe hayır” sloganının atıldığı eylemde, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri açıklama yaptı.

    Tek tip elbise uygulamasının Türkiye’de ilk olarak 1983 yılında ortaya çıktığını ve 1987, 2003 yıllarında da gündeme getirildiğini hatırlatan Yoleri, “Tek tip elbise; mahpusun tüm kişilik haklarını gasp eden, hem fiziki hem manevi varlığını yok etmeyi amaç edinmiş sistemli bir işkence olarak uygulanmıştı” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Guantanamo benzetmesini “öç alma” maksadını öne çıkaran söylemlerle tekrardan gündeme getirdiğini belirten Yoleri, 12 Eylül’ün amaç ve mantığını bile zorlayarak uygulanacağını söyledi.

    “12 EYLÜL DARBECİLERİ TEK TİP ELBİSEYİ DAYATTI”

    Dihaber’de yeralan habere göre, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında, darbecilerin siyasi tutukluların direncini kıramadıkları için 1983 yılında “tek tip elbise” uygulamasını dayattığını kaydeden Yoleri, ancak siyasi tutukluların uzun ve zor bir direnişi sonrasında devletin bu uygulamadan geri adım attığını ifade etti. Tek tip elbise uygulamasının dayatıldığı tarihlerde, siyasi tutukluların açlık grevleri ve değişik eylemlerle direndiğini söyleyen Yoleri, “Bu durum karşısında tutuklular, ağır işkenceye maruz kalmış, yine de zorla giydirilen elbiseleri yırtarak iç çamaşırları ile duruşmalara çıkmışlardı. Mahkeme heyetleri, mahpusların kan revan içinde ve iç çamaşırları ile karşılarına çıkmalarının uzun zaman ya görmezden geldiler ya da kararları ile işkenceyi meşrulaştırdılar” ifadelerini kullandı.

    “CEZAEVLERİNDE İŞKENCE İDDİALARI CEVAP BEKLİYOR”

    1955 tarihli BM Minimum Cezaevi Standart Kuralları, 1973 tarihli Avrupa Konseyi Minimum Cezaevi Tretman Kuralları ve 1987 tarihli Avrupa Cezaevi Kuralları Ceza ve İnfazı Minimum Kuralları ile 2016 tarihli revizyonla BM Mahkumlara Muamelede Standart Asgari Kuralları’na göre, ceza ve infazın intikam aracı olarak kullanılamayacağına dikkat çeken Yoleri, bugün cezaevlerinde işkence iddialarının cevap beklediğini söyledi.

    Olağan koşullarda tek tip elbisenin uygulanabilmesi için yasa değişikliğinin olması gerektiğini belirten Yoleri, ancak OHAL koşullarında hükümetin bir KHK ile çıkarabileceğini kaydetti. Yoleri, “Hükümete uluslararası insan hakları belgelerinde tanımlanan haklar ile ceza ve infazına ilişkin uluslararası sözleşmelerde yer alan minimum kuralları hatırlatıyor” diyerek, tek tip elbise uygulamasından vazgeçilmesi çağrısında bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Milletvekili Erdal Ataş: Meclis Başkanlığı işkence sorumuzu beğenmedi

    HDP Milletvekili Erdal Ataş: Meclis Başkanlığı işkence sorumuzu beğenmedi

    PİRHA – HDP Milletvekili Erdal Ataş’ın İstanbul İdil Kültür Merkezine yapılan baskında saçları koparılan Bergül Varan için TBMM’ye verdiği soru önergesi iade edildi. Geçtiğimiz aylarda  İdil Kültür Merkezine yapılan baskında işkence ile gözaltına alınan ve saçları koparılan Bergül Varan için, Haziran ayında Ataş, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle bir soru önergesi vermişti.

    HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş, geçtiğimiz aylarda İstanbul İdil Kültür Merkezine yapılan baskında işkence ile gözaltına alınan ve saçları koparılan Bergül Varan için, Haziran 2017 tarihinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.

    Soru önergesi içerisinde polisin sistematik işkence yaptığını ifade eden Ataş, sorumlular hakkında soruşturma açılıp açılmadığını sormuştu. TBMM Başkanlığı ise verilen önergeyi işkence ifadeleri nedeniyle “kırıcı” ve “yaralayıcı” bulduğunu belirterek önergeyi iade etti.

    “YAPILAN İÇTÜZÜK İLE HÜKÜMETE SORU SORMAK DAHİ İMKANSIZLAŞACAK”

    Bergül Varan’a yapılan eylemin evrensel insan hakları çerçevesinde işkence olduğunu ve bunu somut bir gerçeklik olduğunu belirten Ataş, “Meclis Başkanlığı soru önergesiyle ülkede işkence olmadığı iddia etmek, işkencenin üzerine örtmektedir. AKP’nin yapmaya çalıştığı içtüzük değişikliği ile hükümete artık soru sormak dahi imkânsız hale gelecektir. Aslında AKP iktidarı bunu çok öncesinde uygulamaya koymuş durumda. Birçok soru önergemiz keyfi gerekçelerle yanıtlanmamakta ya da iade edilmektedir.” dedi.