Etiket: ısparta

  • ‘Alevi Ansiklopedisinin hazırlanmasında Alevi Dedelerine ve kurum temsilcilerine büyük iş düşüyor’-VİDEO

    ‘Alevi Ansiklopedisinin hazırlanmasında Alevi Dedelerine ve kurum temsilcilerine büyük iş düşüyor’-VİDEO

    PİRHA-Şah Ahmet Sultan Ocağı Dedelerinden Mustafa Özden, AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ‘Alevi Ansiklopedisi’ hazırlamasına tepki gösterdi. Özden, açıklamasında “Eğer bir Alevi ansiklopedisi hazırlanacaksa, bu konuda Alevilerin çok iyi yetişmiş bilim insanları, çok iyi yetişmiş dedeleri ve kurum temsilcileri var” dedi.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mustafa Özden, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından hazırlandığı belirtilen Alevi Ansiklopedisi çalışmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DEDELERE BASINDA VE TELEVİZYONLARDA DAHA ÇOK YER VERİMELİ”

    Alevi Ansiklopedisinin hazırlanmasına ilişkin özellikle Alevi Dedelerine ve Alevi kurumlarına büyük iş düştüğünü belirten Mustafa Özden, “Alevi Bektaşi Dedelerinin bunları sıklıkla televizyonlarda vurgulaması, söylemesi lazım. Dede televizyona çıkıp ben bunu kabul etmiyorum, bunlar kesinlikle doğru yol değildir dediğinde canlarımız bakın bizim Dedemiz televizyonda ne diyor demeli. Çünkü kırsal kesimdeki canlarımıza bu sesin ulaşması bakımından çok önemlidir ben bunu çok önemsiyorum” dedi.

    “KENDİSİNE ALEVİYİM DEYİP KUL HAKKI YİYORSA, TOPLUMDAN TECRİT EDİLMELİDİR”

    Aleviliğin sevgiden ve muhabbetten geçtiğini belirten Özden ,“Sevgi muhabbet olmayan yerde, bilime saygı duymayan, birbirini sevmeyen bir toplumda, birbirini haklarını hukuklarını helal etmeyen ve kul hakkı yiyen bir toplumda Alevi olmaz” diye konuştu.

    “NEDEN ALEVİ BİLİM İNSANLARI VE ALEVİ DEDELERİ ALEVİ ANSİKLOPEDİSİ ÜZERİNE ÇALIŞMIYOR?”

    Özden, Alevi bilim insanlarının neden Alevi ansiklopedisi üzerine bir çalışma yürütmediğinin sorarak, “Siyasi bir çıkar için, menfaati için yolundan çizgisinden sapan ne yazık ki dedeler ve okumuşlarımız da var. Yani bir çıkar, bir menfaat için çizgisinden sapan insanlarımız var. Bunları aslında tecrit etmemiz lazım. Yani bunları kamuoyunda söylememiz ve tüm canlarımızı haberdar etmemiz gerekiyor” dedi.

    “DEDELERİN KIRSAL KESİMDEKİ CANLARIMIZA ULAŞMASI İÇİN BASIN ÇOK ÖNEMLİ”

    Alevilerin çok iyi yetişmiş bilim insanları, iyi yetişmiş dedeleri ve kurum temsilcilerinin olduğunu belirten Özden, “Bunların televizyonlarda, yayınlarda, bu tür haberlerle tüm canlarımıza ulaştırılması gerekiyor” diye ekledi.

    Cebrail ARSLAN/AFYON

     

     

  • TTB’den, diyaliz hastalarının ölümüyle sonuçlanan olaya inceleme

    TTB’den, diyaliz hastalarının ölümüyle sonuçlanan olaya inceleme

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB), diyaliz hastalarının ölümüyle sonuçlanan olay ile ilgili Burdur’da inceleme yaptı.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB), Burdur Devlet Hastanesi’nde tedavi gören 33 diyaliz hastasının sağlık sorunları yaşaması ve iki hastanın yaşamını yitirmesi üzerine Burdur’da incelemelerde bulundu.

    TTB heyetinde Merkez Konseyi Genel Sekreteri Dr. Vedat Bulut ile Isparta-Burdur Tabip Odası Başkanı Dr. Tevfik Serkan Özkan, Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Ramazan Zeybek ve Dr. Erdal Özkes yer aldı.

    Olayın yaşandığı Burdur Devlet Hastanesi’ne giden TTB heyeti, önce başhekim ile görüştü, ardından ise hekim ve sağlık emekçileri ile buluştu. Hastane ziyareti sonrası Burdur İl Sağlık Müdürü ve Kamu Hastaneleri Hizmetleri başkanı ile bir araya gelen TTB heyeti, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ve Burdur Barosu Başkanı Av. Ramazan Gedik ile de görüşmeler yaptı.

    MUSLUKLARDAN MAVİMTIRAK SU AKTIĞI İDDİASI!

    Görüşmeler neticesinde, erken açılışı yapılacağı gerekçesiyle hastanenin tam teslim edilmediği, geçici teslime bağlı olarak su tesisatında bir sorun olabileceği, hekimlerin/sağlık emekçilerinin olay günü musluklardan mavimtırak bir su aktığını aktarmasının da bunu doğrular nitelikte olduğu kaydedildi.

    Sağlık emekçilerinin, diyaliz hastalarındaki bilinç bulanıklığı durumundan şüphelenerek duruma erken müdahale etmesi nedeniyle çok daha kötü sonuçların önüne geçildiği belirtilirken, görüşmelerde bir veya birkaç kişiye suç yüklenerek kurumsal hataların üzerinin örtülmemesi ve olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması istendi.

    TTB ve Isparta-Burdur Tabip Odası, sürecin takipçisi olmayı sürdürecekleri yönünde bilgi de paylaştı.

    PİRHA/ANKARA

  • Dede Özden: Isparta Senirkent’te her dedenin evinin alt katı cemevidir- VİDEO

    Dede Özden: Isparta Senirkent’te her dedenin evinin alt katı cemevidir- VİDEO

    PİRHA- Isparta Senirkent’te cemevi olmadığını belirten Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mustafa Özden, “Her dedenin evinin alt katında cem yapılıyor” dedi. Özden, “Biz cemlerimizi evlerimizin altında yapıyoruz. Yürüttüğümüz cemlerde Alevi gündemlerini, dünya meşakkatlarını, Türkiye’nin yaşadığı olayları gündeme getirip tartışıyoruz” diye belirtti.

    Isparta Senirkent’te Alevilerin cem yapabileceği bir cemevi yok. Alevi dedeleri kendi kullandıkları  binanın bodrum katını cemevi olarak kullanıyor.

    Şah Ahmet Sultan Ocağı dedelerinden Mustafa Özden, eskiden oturdukları  Senirkent’te bulunan Tekke’nin bulunduğu yerde iki katlı evlerin olduğunu, alt katını cemevi olarak kullandıklarını söyledi.

     Özden, “Dedelerimizin, babalarımızın cem yaptığı ve içerisinde 40-50 kişinin toplanabildiği evleri vardı. Tabii zamanla modern evler yapılmaya başlayınca Tekke’nin olduğu yerden ayrıldık. Yeni yapılan yere geldiğimizde bu evi yaparken ‘cemlerimizi nerede yaparız’ diye düşündük ve 3 katlı binanın bodrum katını cemevi olarak yapmayı düşündük” dedi.

    Özden, “Her dedenin evinin alt katında cem yaptığı geniş bir odası var. Mehmet Turan dedemizin olsun diğer dedelerimizin olsun hepsinin evinin alt katında bir cemevi var” diye belirtti.

    Babasının sağlığında oturdukları binanın altına cemevi yaptığını belirten Özden, “Babam dedeydi. Hakk’a yürüyünce biz de her zaman cemimizi, aşuremizi yapıyoruz. Yürüttüğümüz cemlerde Alevi gündemlerini, dünya meşakkatlarını, olaylarını, dünyanın gidişini Türkiye’nin yaşadığı olayları gündeme getiriyoruz, tartışıyoruz. İzmir Altındağ’da yürütülen cemde dede olarak hizmette bulunmuştum. Cem yaparken bir haber geldi. ‘Dede burayı 12.00’de kapatacaklar cemi sıkıştır’ dediler. Ben iki nefes bir dua söyleyip hemen işi bağlamak zorunda kaldım” ifadelerini kullandı.

    Dede Mustafa Özden eskiden cemler yapılırken sabaha kadar muhabbetin sürdüğünü söyleyerek, “Cem bitmeden ezan okunurdu, kimse hiçbir rahatsızlık duymazdı. Çünkü muhabbet öyle akıyordu ki bırakıp gidesin gelmiyordu” dedi.

    “CEME GELEN HER CAN MUHABBETTEN BİR BAL ALMALI”

    Dışarda yapılan cemlerle kendi evlerinde yapılan cemler arasında farklılıklar olduğunu da belirten Özden, şöyle devam etti:

    “Evlerde yapılan cemde semah dönüyorsun, canlara seyran veriyorsun. Birçok hizmeti rahatlıkla yapıyorsun. 12 hizmetin hepsini burada yapıyoruz. Ama evimiz dışında yaptığımız cemlerde 12 hizmetin bazılarını yapmayalım, kırklar semahını geçelim, üçlemeyelim diyorlar. Mesela canlar semah dönecek, hizmet sahibi dönmüyor. 15 dakika var 20 dakika var sıkıştırıyoruz Ceme her gelen can muhabbetten mutlaka bir bal almalı, damağında bir tat bırakmalı. Boşa kürek çekersek ne canımız gelir, ne de cemimiz cem gibi olur. Ben öğretmenim. Emin olun bu hafta cem olacaksa 5-6 değişik kitaplar alıyorum okuyup notlarımı alıyorum. Bu hafta şunu işleyeyim diyorum. Gerek 4 Kapı 40 Makam olsun, gerekse de Hakk’a yürüme erkanları ile ilgili yapılması gerekenler olsun anlatmaya çalışıyorum. Not aldığım konuları mutlaka işlemeye çalışıyorum. Yeni gelenler vardır, ilk defa gelenler vardır. O insanlar, ‘şöyle bir şey duydum ne güzel anlattı’ desin diye kendi kendimi sorumlu hissederim.”

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

     

  • ÇEDES ile eğitim çığrından çıktı: Çocuklara bıçak verip, ellerine kelepçe taktılar

    ÇEDES ile eğitim çığrından çıktı: Çocuklara bıçak verip, ellerine kelepçe taktılar

    PİRHA- AKP hükümetin yasalara ve laikliğe aykırı uygulamaları devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın birlikte hayata geçirdiği ‘Çevreme Duyarlıyım ve Değerlerime Sahip Çıkıyorum’ (ÇEDES) projesi kapsamında yaşanan skandallar bitmiyor. Proje kapsamında bir okulda çocuklara ‘Kurban ibadeti’ öğretme bahanesiyle ellerine bıçak verildi. Başka bir okulda ise çocuklarla Filistin’e destek gerekçesiyle elleri kelepçeliymiş gibi etkinlikler yapıldı.

    Birgün’den Mustafa Kömüş’ün haberine göre, Isparta’da bulunan Yaka Şehit Mustafa Baş Ortaokulu’nda ‘Kurban ibadeti’ni öğrencilere ilk olarak kurban pazarlığı yaptırıldı. Bunun ardından ise maketten yapılan küçükbaş hayvanların kesilmesi gösterildi. Bu sırada eline gerçek bıçak verilen bir öğrenci hayvanı kesiyormuş gibi yaptı. Diğer öğrenciler ise bu sırada dua okudu.

    ÖĞRENCİLER DERS SAATİNDE CAMİDE

    Yine Isparta’da bulunan Nazmiye Demirel Ortaokulu’nda öğrenciler geçen ay Regaib Kandili’nde camiye götürüldü. Birçok ilde ve okulda uygulanan bu durum sosyal medyada da paylaşıldı. Boş sınıfın paylaşıldığı videoda “Soran olursa camideyiz. Hemen geleceğiz” yazıldı.

    Çocuklar camiye götürülürken boş sınıfın görüntüleri paylaşıldı.

    ÖĞRENCİLER ELLERİ KELEPÇELİ GİBİ YAPILDI, ÇOCUKLARA TAKKE TAKTIRILDI

    Yozgat’taki Atatürk İmam Hatip Ortaokulu’ndaki etkinlikte de bir Filistinli gencin elleri kelepçeli şekilde öldürülürken gülümsemesi ve bu olayın sosyal medyada “Onurlu duruş” olarak paylaşılmasından esinlenildi. Yapılan etkinlikte boyunlarına Filistin ve Türk bayraklı atkılar takan öğrenciler elleri kelepçeli gibi yaparak kameraya bakıp olayı canlandırdı. Bu yaşananlar “Kızlarımızın onurlu duruş eylemi” ifadeleriyle sosyal medyada paylaşıldı. Okulda yaşananlar bununla da kalmadı. Bir başka Filistin konulu etkinlikte kafasına takke taktırılan çocuklara marş ve şiirler okutuldu.

    ÖĞRENCİLER TÜRBEYE GÖTÜRÜLDÜ

    Sözcü’den Tarık Işık’ın haberine göre ise İzmir Menemen’de çocuklar, Nakşibendi tarikatı şeyhi Esad Erbili’nin türbesine götürüldü.
    Çorum’un ilçesi Mecitözü Müftülüğü, öğrencilerle Elvan Çelebi Türbesini ziyaret etti. Adana Yüreğir Gençlik Merkezi, Yüreğir İmam Hatip Ortaokulu öğrencilerini Çobandede Türbesine götürdü. Bursa Gürsu Gençlik Merkezi de öğrencilerle Hz. Üftade türbesine gitti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Dede Özgün: Alevilik yolu ikrarla, söz vermekler başlar-VİDEO

    Dede Özgün: Alevilik yolu ikrarla, söz vermekler başlar-VİDEO

    PİRHA – Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, Aleviliğin ikrar yoluyla başladığını söyleyerek, “elimize, belimize, dilimize sahip olmak için verilen sözdür” dedi.

    Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, PİRHA’ya Alevilikle ilgili açıklamada bulundu.

    “ALEVİLİK BAŞTA SUNNİ İNANÇ OLMAK ÜZERE DİĞER İNANÇLARLA KARIŞTIRILAMAZ”

    Dede Mustafa Özgün,” Hakk-Muhammed-Ali, Hünkâr Hacı Bektaşi Veli, Ehlibeyt, 12 İmamların yolu süre gelmiştir. Bu yoldan ayrılıp da Aleviliği benimsemiyorsa Aleviyim demesin. Alevi inancını Sünni inancına başka inançlara karıştırıp da Arap çorbası gibi yapmayalım, herkes inancına sahip çıksın. Biz de inancımızı dolu, dolu yaşayalım” dedi.

    “ALEVİLİK İKRARLA, SÖZ VERMEKLER BAŞLAR”

    Alevilik inancının ikrarla başladığını belirten Dede Özgün, “Şeriat, tarikat, marifet, hakikat. Şeriat okulun 1 sınıfıdır tarikat 2 sınıfıdır, yoldur. Şeriattan tarikata ikrarla geçilir, ikrar yemin törenidir” dedi.

    İkrar vermemin söz vermek olduğunu belirten Dede Mustafa Özgün, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

    “İkrar verildiğinde elimize, belimize, dilimize sadık olmak için söz veriyoruz. Kendimize yapılmasını istemediğimiz hiçbir unsuru başkalarına yapmamak için söz veriyoruz. Hayat boyu hakkımız neyse herkesin hakkına da kendi hakkımız gibi görmek için söz veriyoruz. Bizim inancımızda şart budur, bunlardır. Bunlara ömür boyu uyulursa ömür boyu oruçtur ve orucun gerçek anlamı da her türlü kötülükten arınıp saf ve yararlı insan olmaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

  • Dede Kamil İçöz: Cemlerimizi her yörenin koşullarına uygun yürütmeliyiz-VİDEO

    Dede Kamil İçöz: Cemlerimizi her yörenin koşullarına uygun yürütmeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Kamil İçöz, cemevlerinin yasal statüye kavuşması ile birlikte Hakk’a yürüme erkanlarını daha rahat yapabileceklerini söyledi. İçöz, “Cem ibadetlerimizi her şeyden önce çağa ve bulunduğumuz yörenin koşullarına uygun, özü bozmadan özünü kaybetmeden yapmak yerinde olur” dedi.

    Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Kamil İçöz, cemevlerinde inancın özünü bozmadan, yöreye göre ibadet yapılması gerektiğini söyledi.

    HAKKA UGURLAMA ERKANLARINDA SIKINTILAR YAŞIYORUZ”

    Anayasada ibadet yerleri olarak Sinagog, Kilise, Havra isminin geçtiği ancak cemevleri ibaresinin geçmediğini belirten Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Kamil İçöz, “Sayın cumhurbaşkanımız cemevi de ibadethanedir demiyor, dese sorunlar daha rahat çözülebilecek” dedi.

    “CEMLERİMİZİ BULUNDUĞUMUZ YÖRENİN KOŞULLARINA GÖRE YÜRÜTMELİYİZ”

    Cemevlerinin yasal statüye kavuşması ile birlikte Hakk’a yürüme erkanları/cenaze erkanlarını daha rahat yapabileceklerini vurgulayan İçöz, “İbadetlerimizi yapabiliyoruz ama çoğu bölgelerde bunun sıkıntıları da söz konusu. İbadetlerin sadeleştirerek duaların Arapça okunmasından ziyade Türkçe olmasının yanında cem ibadetlerimizi her şeyden önce çağa ve bulunduğumuz yörenin koşullarına uygun, özü bozmadan özünü kaybetmeden yapmak yerinde olur” dedi.

    “HAKLI OLDUĞUMUZ MÜCADELEYİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMELİYİZ”

    Aleviler olarak bir araya gelindiğinde çok güçlü sesler çıkarıldığını aktaran Dede Kamil İçöz, şunları ifade etti:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını tanımayan bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. Tabii bu da bizi üzüyor. Bunlara da yılgınlık göstermek zorunda mıyız, değil. Haklı olduğumuz bir mücadele. Davamızı ne olursa olsun sonuna kadar sürdürmek zorundayız” dedi.

    DAHA GÜÇLÜ OLMAK İÇİN BİR ARADA OLMALIYIZ”

    Bu uğurda haklı mücadele yürüttükleri için derisi yüzülenlerin, asılanların boşuna bedel ödemediklerinin altını çizen Dede Kamil İçöz, “Bir haklılık mücadelesi ile bedel ödediler. Sen yanmayacaksın, ben yanmayacağım, nasıl çıkartacağız karanlıkları aydınlığa. Sen ben kaygısı gütmeden bütün olarak hizmetlerimizi yürütürsek daha güçlü oluruz diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

  • Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO

    Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO

    PİRHA- Isparta Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, AKP’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı altında kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki göstererek, “Biz dedeler olarak devletten maaş almak istemiyoruz. Sadece isteğimiz Alevilik tanınsın. Bizi yok etmeye çalışsalarda yüreğimizdeki, özümüzdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, ‘Alevi Diyaneti’ olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “KERBELADA 73 ŞEHİTLE BİRLİKTEN İSLAMİYETTE TOPPRAĞA GÖMÜLDÜ”

    İslam dünyasının Kerbela şehitleriyle birlikte toprağa gömüldüğünü belirten Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, “Emevi inancını ortaya sürdüler, hala günümüzde o inanç yaşıyor. Alevileri yok sayarak Alevi inancını inanç olarak tanımayarak devam ediyorlar. Biz Alevileri yok saysalar da biz varız inancımızı yaşayacağız, yaşamalıyız” dedi.

    “GEÇMİŞTE İMAMLARIN MAŞINI VATANDAŞ VERİYORDU AYNI UYGULAMAYA GEÇİLMESİNİ İSTİYORUZ”

    1940’lı yıllardaki uygulamaya dikkat çeken Özgün, “Camide görev yapan imamların maaşını halk veriyordu. Köy ise köy halkı, mahalle ise mahalle halkı veriyordu. Biz geçmişteki gibi olmasını istiyoruz. Bu şayet uygulamaya geçerse Diyanet olmaz” diye belirtti.

    “BİZ DEDELER MAAŞ İSTEMİYORUZ CEMEVLERİNE YASAL STATÜ VE EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Dönemin Alevi Bektaşi Cemevi Başkanı Ali Arif Özzeybek tarafından arandığını aktaran Dede Mustafa Özgün konuşmasının devamında şunları ifade etti:
    “Cemevimize gelmeden daha önce haberini aldık o gün geldiler. Ali Arif Özzeybek cemevinizi görebilir miyim dedi. Biz de buyurun gelin dedik. Girdi içeriye kendisi bir şeyler yazmış buzdolabı, fayanslar şunlar bunlar sonrasında cemevinden çıktı.  Elindeki kağıda ne yazdığını sorduğumuzda cemevinin ihtiyaçlarını yazdığını söyledi. Bizde ‘Biz bir şey istemiyoruz ne varsa bize yetiyor. Bizim isteğimiz sadece Alevilerin cemevlerini yasal statüye kavuşması ve eşit yurttaş olmak istiyoruz. Onun haricinde bir şey istemiyoruz’ dedik.”

    “KERBELADA YEZİT BİR TANEYDİ ŞİMDİ BİN TANE”

    Ali Arif Özzeybek’e “Cemevinin dış kapsından devlet adına 5 kuruş girerse bu kul hakkıdır haramdır” dediğini aktaran Özgün, “Bu para kul hakkıdır, haramdır almıyoruz dedim. Ali Arif bana ‘Çok önyargılı oldunuz. Kerbela’yı mı döneceğiz’ dedi. Ben de, o zaman Yezit bir taneydi şimdi bin tane oldu dedim” diye ifade etti.

    DEDELERE VERECEKLERİ PARA KUL HAKKIDIR, HARAMDIR”

    Devletten maaş istemediklerini vurgulayan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Mustafa Özgün, “Sadece isteğimiz Alevilik tanınsın. Alevilik bir kültür değildir, Alevilik inançtır. İnancımızı yaşıyoruz, yaşamaya da devam edeceğiz. Bizi yok etseler de özümüzdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez. Çünkü yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO

     

  • Dede Kamil İçöz: Cemevimizde her yıl ikrar, görgü ve dar cemlerini gerçekleştiriyoruz-VİDEO

    Dede Kamil İçöz: Cemevimizde her yıl ikrar, görgü ve dar cemlerini gerçekleştiriyoruz-VİDEO

    PİRHA- Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Kamil İçöz, şube faaliyetleri hakkında konuşarak “Hacı Bektaş Veli Ocağı olarak her yıl olduğu gibi bu yılda muharrem ayında lokmalarımız pay ettik. İkrar görgü ve dar cemlerimizi yaptık” dedi.

    Isparta’ Gönen’de bulunan Şeyh Saadettin Balım Sultan Cemevi Dedesi Kamil İçöz, cemevinde gerçekleştirdikleri faaliyetleri  PİRHA’ya anlattı.

    “LOKMALARIMIZI CANLARLA PAYLAŞTIK İKRAR, GÖRGÜ VE DAR CEMLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

    Hünkâr Hacı Bektaş ocağı olarak Muharrem ayında lokmalarını canlarının sevgi dolu katkılarıyla gerçekleştirdiklerini belirten İçöz, Lokmalarımızı yaparken bu sene geniş çaplı düşünemedik, yapamadık. Ama bundan sonraki süreçte aşuremizi daha geniş şekilde paylaşacağımızı canlarımızla hemfikir olduk” diye konuştu.

    Cemevinde ikrar, görgü ve dar cemlerini gerçekleştirdiklerini belirten İçöz, “Bu yıl Hünkarı Pirimizin de katkılarıyla ve Urfalı can kardeşlerimizin de mihman olması ile Abdal Musa’daki çevremizle ocağımıza bağlı olan dedelerle güzel bir görgü cemi yaptık” diye konuştu

    ABDAL MUSA VE OCAĞIMIZA BAĞLI OLAN DEDELERLE GÖRGÜ CEMİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

    Yeni yola girenlerin ikrar cemini de yaptıklarının hatırlatan İçöz, “Bundan memnunluk duyduk. Tabii görgü cemlerimizde yapılıyor. Cemevi faaliyeti olarak bizim cemevinin çok güzel olması bizim için bir şey ifade etmiyor. Önemli olan içeriğinin güzel olması, buradaki mihman olan canların güzel olması bizi asıl önemli kılan neden bu” dedi.

    Cemevi faaliyetlerinin yıl içerisinde devam edeceğini belirten İçöz, şunları ekledi:

    “Yakında da İzmir’de yine dar ve görgü cemlerimiz yapılacak.  Sadece burada değil köprüler mahallesi de artık köy oldu, oradaki dedelerimize de yardım görmeleri için Mustafa Özgün Dede, oradaki dedelerle ikrardır görgüdür ve diğer hizmetleri görüyor yardımcı oluyor ve çevredeki dedelerle beraber uyum içerisinde hizmetlerimizi yürütüyoruz.”

    “ALEVİ CANLAR HAKKA YÜRÜMEDEN ÖNCE ERKANLARININ CEMEVİNDEN YAPILMASI İÇİN VASİYET VERMELİLER”

    Hakka yürüme erkanları ile ilgili de bilgi veren Kamil İçöz,” Önemli olan şudur. Hakka yürümeden önce can ben Alevi erkanına göre toprağa sırlanacağım şeklinde vasiyet ederse o zaman işimiz rahat oluyor. Tabii buradan da canlara anons yapılırken cemevinden kaldırılacaktır ibaresi çok önemli. Cem evinden denilince de bizim için de çok önemli. Çünkü cemevinden helallik alarak tekrar mezarlıkta toprağı sıralama işlemleri gerçekleştiriyoruz” dedi.

    Isparta gibi bir bölgede kendi mihmanlarını, canlarını Hakka uğurlama erkanı ile toprağa sırlanmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten İçöz, ”Tabii ki tam anlamıyla da her şeyden önce kendimiz inanamıyoruz. Alevi canlara yıllardır böyle bir iş yapılmadığı için orada da bir çalışma yapmak gerektiğine inanıyorum. Orada bilgilendirme ve bilinçlendirme toplantıları, etkinlikleri yapılması lazım” diye ifade etti.

    “HAKKA YÜRÜME ERKANLARI YÜRÜTÜRKEN SADECE UYGULAMADA SIKINTILARIMIZ VAR”

    Hakka yürüme erkanı ile ilgili Mustafa Özgün Dede’nin bütün dedeleri çağırdığını da aktaran İçöz, “Bu konuda Mustafa dedemiz bütün dedelere örnek olarak Hakk’a yürüme erkanını gösterdi ama uygulamalarda sıkıntılarımız var. Aslında herkesin özünden, gönlünden geçiyor. Biz de yapalım diyor ama çevre baskısı, toplumsal baskı, belki baskı da yok ama kendi kendimize çekiniyoruz. Çekincelerimiz kendimiz, kendimizden yaşıyoruz” dedi.

    İçöz, “Tabii biz bu bilince erişemediğimizden ulaşamadığımızdan kaynaklı bir şey. Bence bütün canlar dedenin etrafında, dedenin yanında bulunsa yapılamayacak hiçbir şey yok, Her şeyin üstesinden geliriz” diye ekledi.

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

  • Zakir Uğur Aşık: Saz bizim özümüz, deyişleri söylerken bambaşka duygular yaşıyorum-VİDEO

    Zakir Uğur Aşık: Saz bizim özümüz, deyişleri söylerken bambaşka duygular yaşıyorum-VİDEO

    PİRHA- Ispartalı Zakir Uğur Aşık, saza adeta tutkulu. Yoksul oldukları için sazı ancak çalıştığında ilk maaşıyla alabildiğini belirten Aşık, cemlerde büyüdüğünü, herkesin çocuklara bağlama sevgisini aşılaması gerektiğini söyledi. Uğur Aşık ayrıca Isparta’da Cemevi Başkanlığı’na Alevilerin kuşkuyla baktığını da vurguladı. 

    Isparta doğumlu olan İsmail Baba Ocağı mensubu Zakir Uğur Aşık, küçük yaştan itibaren saza olan tutkusunu PİRHA’ya anlattı

    CEMEVLERİNE ÇOK KÜÇÜK YAŞLARDA GİTMEYE BAŞLADIM”

    Kendisini bildi bileli cemevlerine ailesi tarafından götürüldüğünü belirten Isparta Çünür Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Zakir Uğur Aşık,” İlkokul birinci sınıftaydım, o zamanlar cemevi yoktu, cemler evlerde yapılıyordu. Biz küçükken büyüklerimiz, öğrenip alışalım diye bizi hep cemlere götürürlerdi, biz cemlerde büyüdük” diye belirtti.

    “ARİF SAĞ TEŞVİK ETTİ, 24 YAŞIMDA İLK MAŞIMLA SAZ ALDIM”

    Bağlama öğrenmeyi çok istediğini ancak yoksulluktan dolayı saz alamadığını aktaran Uğur Aşık, “24 yaşına kadar çok saz istedim ama bir türlü nasip olmadı. Bir saz alamadık. Eskiden kurs da yok saz da yok, yokluk vardı. İmkanlar çok kısıtlıydı. Bağlama ile tanışmam şöyle oldu. Bir benzinlikte çalışırken benzinliğin lokantasına Arif Sağ gelmiş. Arif hocam hoş geldin dedim o da çok sağ ol dedi. Buyur Eren dedi ve bana bir kahve ısmarladı. ‘Sen saz çalıyor musun?’ diye sordu. Ben de ‘yok çalmıyorum’ dedim. ‘Niye çalmıyorsun, sevmiyor musun, hevesin yok mu?’ dedi. Şimdiye kadar hiç imkânımız olmadı, okul iş güç vardı dedim. Seviyorsan saz yap çal’ dedi, öğren dedi. Sağ olsun bana çok güzel bir nasihat verdi, teşvik etti. Arif hoca gittikten sonra ‘hakikaten ben niye çalışıyorum’ dedim kendi kendime. Sevdiğim bir şey, şimdiye kadar da erteledim. Onun teşvikiyle ilk maaşımla saz aldım, bağlama kursuna katıldım” dedi.

    Çalıştığı işyerinin saz çalmaya çok müsait olduğunu aktaran Uğur Aşık, “Benzin istasyonunda market görevlisiyim. Sabah 09.00’da işe geliyorum, ertesi gün sabah 09.00’da işten çıkıyorum. 24 saatlik bir iş. Gece 12.00’den sonra uyumamam lazım. Burada da gece 12’den sabah 9.00’a kadar bağlama çalmaya başlıyorum. Bir yılda kendimi geliştirdim. 1 yıl sonra bağlama çalmayı öğrendiğim yerde, yetenekli olduğum için iş teklifi aldım. Müzik mağazasında 5 yıl çalıştım. Şimdi kendi iş yerimi açtım. Kendim bağlama satıyorum, ayrıca saz kursu veriyorum. 24 yaşından sonra hem mesleğim oldu, hem de cemevinde zakirlik yapıyorum.

    “GENÇLER CEMEVİNE GELMİYOR”

    Ancak gençler cemevlerine gelmiyor, ben 41 yaşındayım ve şu an cemevinde en genç kişiyim. Gençlerimiz katılmıyor. Tabii ki haklı sebepler de var, haksız sebepler de var. Gençlerle konuştuğun zaman ‘biz internet çağındayız’ diyorlar. İnstagram’dan, Twitter’dan (X) ve Facebook’tan bahsediyorlar” diye belirtti.

    “ÇİFÇİ OLDUĞUMUZ İÇİN YAZIN DEĞİL, KIŞ AYLARINDA CEM YAPIYORUZ”

    Eskiden cemlerin saat 05.00’lere kadar sürdüğünü aktaran Uğur Aşık, “Burada yaz aylarında cem olmaz, çünkü herkes tarım ve hayvancılıkla uğraşıyor. Ama kış ayında her cumartesi günü cem erkanı yapıyoruz” dedi.

    Sazı eline aldığında bütün duygularının telli kuran (saz) sayesinde cümlelere döküldüğünü belirten Aşık, “Telli kuran gerçekten de bizim yol göstericimiz, ışığımız. Ben bu sazı elime aldığım zaman içimden geçen bütün duyguları ifade edebiliyorum. Kızdıysam kızdığımı, sevdiysem sevdiğimi de bağlamayla çok güzel ifade edebiliyorum” ifadelerini kullandı.

    “CEMLERDE DEYİŞ VE NEFESLERİ SÖYLERKEN BAMBAŞKA BİR DUYGU YAŞIYORUM”

    Cemlerde deyişleri ve nefesleri söylerken bambaşka bir duyguya büründüğünü vurgulayan Uğur Aşık, şöyle devam etti:

    “İki derviş semaha çıktığında oradaki duygu bambaşka, kırklar semahı çaldığımızda bütün canlar döner. Oradaki duygu çok başka, aşure mateminde mersiye okuduğumda daha bir başka. Herkese tavsiyemiz çocuklarını göndersinler bağlama ile tanıştırsınlar. Bağlama gerçekten bizim özümüz, kültürümüz, bizim bugünlere gelmemizi sağlamış, ışık tutmuş önemli bir değer.”

    Çünür Cemevi açıldığında öğrencilere ücretsiz bağlama kursu düzenlediklerini söyleyen Uğur Aşık, “İlk kursu açtığımızda 30 öğrenci geldi. Çok zorladık. 30 kişiyle sazı akort etmek, 30 kişiye bir şey anlatmak zordu. 2 grup olarak yaptık. Bir öğleden önce, bir öğleden sonra. O zaman hem gençler hevesliydi hem de bugünkü pahalılık yoktu” dedi.

    “ISPARTA’DA ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NA KUŞKU İLE YAKLAŞILIYOR”

    Son dönemlerde Alevi dünyasının en çok tartıştığı konuların başında gelen Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile ilgili cemlerde sohbetler ettiklerini de aktaran Zakir Uğur Aşık, “Şu söyleniyor: Ben vergimi ödüyorum neden karşılığını almıyorum. Alevi toplumu olarak niye biz bunun karşılığını almıyoruz? En önemli problem bu. Isparta’da Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na kuşku ile yaklaşılıyor. Samimi mi yoksa bizi baskılamak için kurulmuş bir kurum mu? Onu da kimse bilmiyor, şu anda iki görüş var” diye belirtti.

    ALEVİ BEKTAŞ CEMEVİNİN VERDİĞİ YARDIMLARI ALIRIM DİYEN DA VAR, KARŞI ÇIKAN DA VAR”

    Uğur Aşık, Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı ile ilgili şunları dile getirdi:

    “Ben verilen yardımı alırım diyen ve buna karşı hayır devlet bizi kendine göre yönlendirmek istiyor, diyen iki görüş var. Toplum olarak bir an önce bunu çözmemiz lazım. Bu birleşmeyle, konuşmayla, uzlaşıyla çözülecek bir konu. Burada uygulanmak istenen proje belli. Alevi Bektaşileri istedikleri gibi yönlendirmek istiyorlar. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere dönük uygulamalarına karşı uyanık olunması gerekiyor. Dedeler ve zakirler oturup konuşarak bir karar alması gerekiyor ama bir sürü ocak, dede ve zakir olduğu için bu iş kolay olmuyor. Ancak herkes doğru temelde aydınlatılarak, doğru bilgilendirilerek bu yapılabilir. Hepimiz bu Yolun yolcusuyuz. Birlik olmamız gerekir. Gerçekten çok önemli bir konu, çünkü yol ayrımındayız. Zaten istedikleri ikilik çıkarmak. O yüzden Hacı Bektaş Veli’nin ve ulu ozanlarımızın izinden giderek, onların fikirlerinin etrafında birleşerek birlik ve beraberlik içinde yürümemiz gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

     

  • ‘Isparta Çünür’de cemevimizi kendimiz yaptık, hiç bir kurumdan yardım almıyoruz-VİDEO

    ‘Isparta Çünür’de cemevimizi kendimiz yaptık, hiç bir kurumdan yardım almıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı’na bağlı Çünür Cemevi Başkanı Ahmet Öztürk, cemevinin eksiklerini kendi imkanlarıyla tamamladıklarını söyledi. Kışın her cuma cem yaptıklarını söyleyen Öztürk, Isparta merkeze bağlı 7 Alevi köyü olduğunu kaydetti. 

    Isparta’da Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergahı’na bağlı olan Çünür Cemevi Başkanı Ahmet Öztürk, faaliyetlerini PİRHA’ya anlattı.

    “CEMEVİMİZİ CANLARIMIZIN DESTEĞİYLE YAPTIK”

    Isparta’da ne kadar Alevi yaşadığını bilmediğini ifade eden Koçak, dernek faaliyetleri ile ilgili olarak, “Biz burayı 15 sene önce kendi imkanlarımızla, kendi çabamızla, emeğimizle, bütün canlıların desteğiyle yaptık. Önceden evlerde yapardık, odaları büyütmek için eşyaları dışarı çıkarırdık ama giderek erkanları yapamaz olduk. Ondan dolayı kendi aramızda bir araya gelerek bütün canların desteğiyle cemevini yaptık” dedi.

    “CEMEVİMİZİN EKSİKLİKLERİNİ KENDİ İMKANLARIMIZLA TAMAMLIYORUZ”

    Eksiklerine rağmen cemevlerinin oldukça güzel olduğunu aktaran Öztürk, “Şimdi gayet de güzel oldu. Geliyoruz rahatlıkla cemlerimizi yapıyoruz, yemeğimizi burada paylaşıyoruz. Cemevimizin eksiklikleri var ama her şeyi kendimiz karşılıyoruz. Ufak tefek çevre düzenlemesini belediye yapıyor. Ama genelde bütün her şeyi bir bütün canlarımızla birlikte yapıyoruz” diye konuştu.

    “KIŞIN HER CUMA CEM YAPIYORUZ”

    Yaz aylarında genellikle canların ziraat işleriyle uğraştıkları için cem yürütemediklerini belirten Öztürk, “Kışın her hafta cuma günleri cem erkanımızı yapıyoruz” dedi.

    “DEPREMZEDELERE HER TÜRLÜ YARDIMI YAPTIK”

    6 Şubat Maraş merkezli 7.7 büyüklüğünde meydana gelen depremle ilgili olarak çalışmalarından da bahseden Öztürk şunları ifade etti:

    “Arabalarla her türlü malzemeyi, para ve eşyayı Hatay’a gönderdik. Buraya gelenlere elimizden geldiği kadar her türlü desteği verdik. Buradaki muhtarlık yer temin etti. Elimizden gelen her türlü yardımı yaptık.”

    “ISPARTA MERKEZDE 7 TANE ALEVİ KÖYÜ VAR”

    Isparta’da bulunan Alevi mahalleleri ile ilgili de bilgi veren Ahmet Öztürk, “Merkezde Alevi köyleri var ama Isparta merkezde ne kadar Alevi nüfusu var bilemiyoruz. Ama Alev köylerimiz var yakınımızda. Yakaran ve Ali köyü ile birlikte 7 tane Alevi köyü var” dedi.

    Dayanışma ve birlikteliğe de vurgu yapan Öztürk, “Burada birbirimize yardım konusunda her şeyi yaparız, birbirimize olan desteğimizi hiçbir zaman esirgemeyiz. Bizim Yolumuz erkanımız bu” diyerek sözlerini tamamladı.

    “AŞURE LOKMALARIMIZI HAZIRLARKEN HİÇBİR KURUMDAN YARDIM ALMAYIZ”

    Muharrem ayında 12 gün boyunca her akşam bütün canlarla birlikte oruçlarını açtıklarını, aşurelerini pişirip matemlerini geçirdiklerini belirten Kocadağlılar Ocağı mensubu cem erkanı gözcüsü Alahattin Çalık ise, “Muharrem ayı başladığında bağlantı cemi yaparız, Muharrem ayı bitiminde de çözüntü cemi yaparız. 12 Muharrem sonunda cemimiz başlar, lokmalarımız dağıtılır” dedi.

    Aşure lokmalarını pişirirken hiçbir kurumdan yardım almadıklarını belirten Çalık, “Bütün canlarımızın katkıları ve dışarıdan gelen katkılar da oluyor onları da alıyoruz” şeklinde ifade etti.

    “CEMEVLERİMİZE GENÇLERİMİZ GELMİYOR”

    Cem erkanlarının dolu dolu geçtiğini ancak gençlerin cemlere katılmadığına dikkat çeken Çalık şunları ifade etti:

    “Bizim cemlerimiz dolu geçer. Gençlerimizde biraz kopmalar oluyor. Gençler cemevlerine gelmiyor. Gençleri bir şekilde toplamaya çalışıyoruz. Cuma akşamları gençlerimize eğitimler sağlayarak buraya katılmalarını sağlamaya çalışıyoruz. Hacı Bektaş Veli ziyaretlerinde bulunduk, ardından Konya’da Mevlana’yı ziyaret ettik. Etkinlikleri yapmaya çalışıyoruz. Bazen gençlere cevabını veremiyoruz, istediklerini bizden alamıyorlar. Dedeler ve gözcüler olarak bizim de eksikliğimiz çok. Onun için gençlere yönelik Isparta merkezde Genç Erenler Eğitim ve Kültür Derneği kurduk.”

    Çakmak, tek isteklerinin devletin kendilerini görmesi olduğunu belirterek, “Bizim tek isteğimiz devletin bizi görmesi Alevilerin sorununu çözmesi lazım. Biz bir kültür değiliz” ifadelerini kullandı.

    1990 yılında, yılbaşı gecesi Yola girdiğini, o günden beri cemde sakilik görevini yürüttüğünü aktaran Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı Isparta Çünür Cemevi YK üyesi Veysel Ezgin de, “O günden bugüne kadar da bu hizmeti sürdürüyoruz. Cemlere çocuklarımız ve eşlerimizle beraber katılıyoruz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ISPARTA

  • Kaplan: Isparta’da 3 ay içinde şube açacağız, belediye başkanına ders verilmeli-VİDEO

    Kaplan: Isparta’da 3 ay içinde şube açacağız, belediye başkanına ders verilmeli-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Isparta’da 3 ay içerisinde açmayı planladıkları şube hakkında konuştu. Kaplan, “Isparta Cemevi açılışında yaşananların ardından birçok kesim, Belediye Başkanının o gün yaptığının hadsizlik olduğunu dile getirdi. Alevilerin yoğun olduğu Gülistan veya Turan Mahallesinde miting gibi bir şube açılışı yapacaklarını belirten Kaplan, “Oradaki belediye başkanına ve yerel siyasetçilere bir ders vermek gerekiyor” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan, Isparta Cemevinin açılışında Diyanet’i eleştirmesi sebebiyle Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in müdahalesine maruz kalmıştı. Kaplan, yaşananların ardından Isparta’ya PSAKD şubesi açacaklarını söyledi.

    Gani Kaplan, Ege bölgesinden Akdeniz’e kadar ciddi anlamda Alevi nüfusu olduğunu belirterek, örgütlerin buralara yönlenmesi gerektiğini ifade etti. Kaplan, Isparta’da şimdiye kadar Alevi Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı gibi kurumların açıldığını ancak etkili olamamaları sebebiyle kapandıklarına da işaret etti.

    “YEREL SİYASETÇİLERE BİR DERS VERMEK GEREKİYOR”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Isparta’da faaliyet yürüten tüm Alevi örgütlenmelerinin yerel yönetimler ile iç içe girdiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Örgütler, Alevi toplumunun hassasiyet gösteren o temel taleplerinden uzaklaşmışlar. Bu çerçevede Isparta’da bu, gün yüzüne çıktı. Bunun üzerine dedik ki ‘burada Pir Sultan örgütlülüğüne ihtiyaç var’. Çünkü Pir Sultan örgütlülüğü Alevilerin temel taleplerini Türkiye’nin her noktasında dile getiren bir örgüt. Alevi toplumunun temel taleplerini kendi kendimize anlatmanın hiçbir anlamı yok. Devletin üst düzey makamlarına; kim olursa olsun fark etmiyor, gördüğümüz her kişiye temel talepleri dile getirmek zorundayız. Isparta’dan 15 gün önce Kuşadası’ndaydım ve orada da aynı sözleri dile getirdim. Çeşme’de de belediye başkanına hitaben ‘cemevleri ile ilgili konuları seçim bildirgelerinize koymayın’ dedim. Örneğin Kuşadası’nda benden sonra kaymakam çıktı ve görüşlerime katılmadığını söyledi. Zaten bizlerin görüşlerine katılmış olsalardı bu sorun şimdiye kadar çözülmüş olurdu. Dolayısıyla Isparta’da böylesi bir sorun gün yüzüne çıkınca Alevilerin temel taleplerini yüksek perdeden konuşabilecek bir örgüte ihtiyaç var dedik. Devamında genel sekreterimiz Özgür Kaplan, bölge sorumlumuz Ethem Şahinoğlu ve Fethiye şube başkanımız ile o bölgeye gittik. Bizden bir hafta önce de yine arkadaşlarımız gidip o bölgede çalışma yaptılar.
    En yakın zamanda da şubemizi açacağız. Tüm örgütümüzü açılışa davet edeceğiz. Bölgedeki tüm Alevi örgütlerinin de oraya geleceğini biliyoruz. Orada miting gibi bir açılış yapacağız. Oradaki belediye başkanına ve yerel siyasetçilere bir ders vermek gerekiyor.”

    “BÜTÜN KESİMLER, FİKRİMİZİ OLUMLU KARŞILADI”

    Isparta’da her kesim ile görüştüklerini ifade eden Gani Kaplan, şube açılışı için 3 aylık bir sürece ihtiyaç duyduklarını da söyledi. Kaplan, PSAKD Şube binası için Alevilerin yoğun yaşadıkları mahallerde tercih kılacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Kendini Sosyalist olarak tanıtan bir kesim, ‘Acele etmeyin. Tepki ile buraya örgüt kurmayın’ dedi. Ama onun dışında görüştüğümüz bütün kesimler, fikrimizi olumlu karşıladı. Birçok kesim, Belediye Başkanının o gün yaptığının ‘hadsiz’ olduğunu dile getirdi.

    “UZUN SOLUKLU BİR ÖRGÜTLENME GEREKİYOR”

    Orada aslında cemevinin yapılması gereken Gülistan ve Turan Mahallesi var. O mahallelerden birine şubemizi açacağız. Aslında biraz zorlasak şu an yerimiz de hazır gibi. Fakat henüz açılış tarihi belli değil. Çünkü uzun soluklu bir örgütlenme gerekiyor. Isparta’nın yanı başında Burdur var. Ve köylerin birçoğunda da cemevleri bulunuyor. Onları merkezi bir sisteme bağlamak gerek. Isparta bölgesinde çok geniş çaplı bir proje düşünüyoruz. O bölge Antalya Abdal Musa Dergahına da yakın. Yani o bölge için toplu bir program düşünüyoruz.

    Biz ‘Daha iyi cenaze erkanı yürütürüz’ demiyoruz. Ya da ‘Daha iyi cem erkanı yürütürüz’ de demiyoruz. Isparta bir üniversite kenti olmuş durumda. Ve orada öğrenci yurtlarına da ihtiyaç var. Maalesef devlet de yurt açmayarak öğrencileri dinci yapıların eline teslim ediyor. Bu yönlü o bölgede bir planlama yapılabilir.

    “ISPARTA’DA OLANLARI TAM OLARAK KAMUOYU İLE PAYLAŞAMAYIZ!”

    Isparta Cemevinin Alevi nüfusunun olmadığı bir bölgeye neden açıldığı sorusuna da cevap veren Gani Kaplan, “Ne amaçla oraya yöneldiklerini bilemiyorum” diyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Belki arsayı orada uygun bulmuşlardır. Çünkü o arsa belediyenin tahsis ettiği bir arsa değil, vatandaşların lokmaları ile alınmış bir arsa o. Ama bizi üzen, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı bölgeden bir vatandaş ‘Ben bunlara 1400 metrekare evimi ücretsiz verdim. Bunlar o arsaya cemevini yapmadı, gitti oraya yaptılar’ diye bir ifadede bulundu. Isparta’da bir çatışma yaşanıyor. Yerli Aleviler ile sonradan oraya yerleşenler arasında bir çatışmanın olduğu bir gerçek. 1938’den sonra Dersim’den Isparta’ya getirilen çoğunluk, daha çok merkeze yaklaşmış ve devletin güdümüne girmiş. Ve orada yaşayan Türkmen Tahtacı Alevileri daha radikal durmuş. Aslında anlaşamamalarının nedenleri bu. Tahtacı Alevileri, inançlarına yönelik daha dik durmuş.

    Isparta’da yaşadıklarımızdan sonra vatandaşlarla konuştuğumuzda insanların ağlayarak ‘Biz buna layık değiliz. Böyle yaklaşım olmaz’ dediklerine şahit olduk. Aslında orada olanları biz tam olarak kamuoyu ile paylaşamıyoruz, paylaşmayız da.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • ‘İçinde talip olamadığımız cemevleri gerçekliği ile karşı karşıya kaldık’-VİDEO

    ‘İçinde talip olamadığımız cemevleri gerçekliği ile karşı karşıya kaldık’-VİDEO

    PİRHA-Alevi aktivist/gazeteci Çilem Küçükkeleş, cemevlerinin hali hazırdaki durumuna dair “İçine talip olamadığımız bir cemevi gerçekliği ile karşı karşıya kaldık” değerlendirmesinde bulunarak, “Alevi toplumu olarak Düzgün Baba’nın eteğine bile cemevi kurar hale geldik. Orada iki tane cemevi var. Hangi cemevi Düzgün Baba’dan daha büyük?” diye sordu. Küçükkeleş, Alevi hareketinin, toplumun siyasetle ilişkilenmesi üzerine mutlaka bir çalıştay, konferans ya da birçok toplantı yapması çağrısında da bulundu. 

    Alevi inancı bin yılların birikimiyle günümüze kadar dilden dile, gönülden gönüle, bin bir ırmaktan beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da  günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.

    Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.

    1990’lı yıllarda Alevi yurttaşların kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yapıldı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.

    Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.

    Peki cemevleri; günümüzde asimilasyonun kıskancında olan, Alevi kimliği inkar edilen, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun inançsal, sosyal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?
    Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?

    Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.

    Alevi aktivist/gazeteci Çilem Küçükkeleş, cemevlerinin günümüzdeki durumuna ilişkin sorularımızı yanıtladı.

    “İÇİNE TALİP OLAMADIĞIMIZ BİR CEMEVİ GERÇEKLİĞİ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    PİRHA: Cemevlerinin yapılma fikri nasıl doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?

    ÇİLEM KÜÇÜKKELEŞ: Kendi kişisel tarihimle başlayayım. O dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan biri değildim. 1989 yılında İstanbul’a ilk taşındığımızda ailelerimiz, herhangi bir yere değil de, aslında İstanbul’daki üç büyük dergâh olan Karacaahmet, Şahkulu ve Garip Dede Dergâhı’nda daha çok ibadete giderler, niyazlarını dağıtırlar ve oraları ziyaret ederlerdi. O zaman için üç dergâhın tarihselliği, kutsallığı gerçekten de Alevi toplumu için büyük değer taşıyordu.

    Henüz cemevleri açılmadan önce de cenaze yemeklerine ilişkin köy dernekleri daha çok kullanılıyordu. Daha sonra zamanla cemevlerinin açılması ve neredeyse herkese ulaşılabilecek mesafede cemevinin oluşması ile yavaş yavaş toplumun da cemevlerine alışmasına yol açtı. Artık cenazeleri kaldırma, kırk lokmaları ve onun dışında perşembe günleri gidip cemlere katılma kısmında toplum cemevlerine alışır hale geldi.

    Ama benim de çevremde gördüğüm ilk yaklaşım, mutlaka kutsal bir mekân arayışı vardı. O mekanlarda dediğim gibi Karacaahmet, Şahkulu ve Garip Dede Dergâhıydı.

    Sonrasında ise şöyle bir şeye evrildi. Sanırım Alevi kurumlarının da biraz konuşup, tartışıp, ortaklaştığı noktalardan biri olan; “Gelecek nesillere nasıl aktaracağız inancımızı?” kaygısı, cemevinde temsili bir Aleviliğin de gelişmesine yol açtı.

    Yani daha önce hiç köylerinde görmedikleri bir cem formatı ve toplumun hiç katılmadığı daha çok seyrettiği, orada bulunup dönem dönem duygusunun yoğun olduğu, mesela 12 İmamlar sürecindeki gibi daha sık gidip, oralarda gözyaşı döktüğü, bu kentteki yalnızlığını paylaştığı, toplumunu bulduğu, buluştuğu bir merkeze dönüşmüştü.

    Temsili Alevilik meselesi de aslında en çok da cemevleri sürecinde gelişen bir şeydi. Çünkü herkesin kendi dedesini, pirini bulamadığı yani herhangi bir dedenin hizmet verdiği bir yerde talipliğinden aslında ödün vererek gidip cemlere katılan ve o cemleri tutan pirlerin de, katılan herkesin kendi talibi olmadığının bilinciyle de daha çok toplumun sohbet etmediği, topluma bir şeylerin anlatıldığı; on iki hizmetlerin görsel olarak farkındalık yarattığı cemlere dönüştü. Ama vurgulamak istediğim daha çok gerçeğini bulamayan temsili bir Aleviliğin başladığı bir yere dönüştü.

    Cemevleri elbette ki çok önemli. Çünkü cemevinin olduğu bir mahallede şunu çok rahatlıkla gözlemliyoruz ki, oradaki Aleviler, Aleviliklerini çok daha net ifade eder hale geldiler. Ama cemevlerinin nasıl olacağı, nasıl evirileceği, toplumdaki karşılığının ne olacağı gibi konular çok fazla tartışılmadığı için herkes kendi hukuku, kendi ihtiyacı ve doğrultusunda kurduğu cemevinde gerek kendi bakış açısıyla kendi bildiği kadarıyla bir Alevilik yürüttü.

    Toplamda şu çelişkiye hep beraber düştük sanırım. Alevi hak mücadelesi için kurulan, Alevilerin özellikle talepleri noktasında mücadele etmek üzere kurulan birçok kurumun cemevleri oldu. Çünkü toplumun böyle bir ihtiyacı vardı. Bu arada inanca mı hizmet edecek yoksa hak mücadelesini mi yürütecek gibi çok büyük bir çelişkiyle karşı karşıya kaldık.

    Ama genel gözlemim şudur ki; 1989’dan bu yana genel olarak gidilen, ziyaret edilen ama oranın nasıl olması gerektiği konusunda taliplik görevini görmeyen bir Alevi toplumu ile karşı karşıyayız.

    Kendini o kurumların yönetimlerine teslim eden, daha çok o kurumların iradesi doğrultusunda cemevlerine dahil olan, sözünü fazla söyleyemeyen bir toplumla karşı karşıyayız. Bunda sadece toplumu suçlamak gibi olmasın ama bu kanalları açmayan cemevi yönetimleri ile de karşı karşıya kaldık. Aynı zamanda ciddi anlamda yabancılaşmış bir Alevi toplumu kentlerde oluştu. “Nasıl bir cemevi?” sorusu hepimizin kafasında yer aldı. Neye hizmet edecek? Toplumun neresinde duracak? Gerçekten bugün en büyük talebimizi dahi tartışır hale geldik.

    İbadethane sayılması meselesinde bir kısım Alevi “Zaten burası ibadethanemiz gidiyoruz” ama bir kısım da “Buranın mutlaka bir hukuki güvencesi olması gerekiyor” diyor. Bu konuda henüz hemfikirleşemedik. Bugün hemen hepimizin yakınında bir cemevi bulunuyor. Kentlerde yoğun sayıda cemevi oluşturuldu. Şöyle tabir ediliyor ya, “İçini dolduramadığımız.” Belki de doğru bir tabir değil ama içine talip olamadığımız bir cemevi gerçekliği ile de karşı karşıya kaldık.

    “CEMEVLERİNİ NASIL YÜRÜTECEĞİZ, SORUSUNA ORTAK CEVAP VEREMİYORUZ”

    -Yasal statüye kavuşmamış cemevleri gerçekliği var. Değişik adlar altında açılan bu cemevlerinin büyük çoğunluğu yerel yönetimler veya merkezi hükümetler tarafından yapılıyor. Bunu, yönetimsel ve inançsal yansıması bakımından nasıl okuyorsunuz?

    Alevi hak mücadelesine ilişkin Türkiye’de bir demokratik Alevi hareketi oluştu. Bu hareketin en büyük  oluşma gerekçelerinden biri de Cem Vakfı’nın kurduğu çizgiyi doğru bulmama; mütemadiyen devletle ilişkilenerek yol yürüme, devletin çizdiği sınırları içerisinde kalma ve bunun gibi bir çok eleştiriden kaynaklı Türkiye’de bir demokratik Alevi hareketi oluştu.

    Ama maalesef bugün geldiğimiz noktada şu soru işareti ile hepimiz karşı karşıyayız. İtiraz ettiğimiz Cem Vakfı’nın, devletle ilişkilenmesinde bugün biz neredeyiz? Biz nasıl ilişkileniyoruz? Bizim ilişkimiz doğru ilişki mi? Bu soruları gerçekten de cevaplayamıyoruz.

    Çünkü hepimizin gördüğü bir gerçeklik var. Aleviler daha çok toplumlara söz söyleyen, kendi ihtiyacını kendi gören, aslında devletin bunun dışında kalmasını hep doğru bulan ve kendisini de devletten uzak tutan bir toplumken; bugün yok sayıldığı, adının konulmadığı coğrafyada bir ilişki gelişiyor.

    Bu ilişki maalesef ki belediyelerle, iktidarla yapılan ilişkide daha çok maddi meseleler konuşuluyor. Yani maddi olarak yardımlar, cemevlerine tahsis edilen araziler, kum, çimento ve benzeri ilişkilenmeler daha çok gelişti. Burada belki, “Çok sayıda cemevine ihtiyaç vardı ve toplumun bu ihtiyacını gidermek için artık dayanışma yeterli değildi” gibi bir cevap gelebilir. Ama o zaman da şöyle bir soru ortaya çıkar: Bir şekliyle gerçekten de toplum böyle mi düşünüyor? Herkes kendi mahallesine bir cemevi mi istiyor? Yoksa hakikatli, kapısını öptüğü, eşiğine basmadığı gerçekten de kendisini hissettiği cemevi mi istiyor? Bunun için tartışma yürütecek bir mecra da yok maalesef.

    Yani durumumuz şöyle: Çok itiraz ettiğimiz iktidar gibi yine kendi iktidarımızı, kendi ısrarımızı istediğimiz, toplumun da buna tabi olduğu bir noktadayız.
    Belki en büyük sorunumuz olan “Cemevlerini nasıl yürüteceğiz?” sorusuna derli toplu cevap vereceğimiz, ortak tartıştığımız, birlikte söyleştiğimiz bir mesele maalesef gelişmedi.

    Herhangi bir ilçedeki bir cemevi karar veriyor ve belediye ile ilişkiye geçiyor. Ondan bir şeyler istiyor. Ama o cemevine gelecek Alevinin talebi mi bu? Bence soru işareti. Bence mesele değil ama ona sorulmuyor zaten. Orada bir yer açılıyor toplum da oraya gidiyor. Belki Isparta’daki örnekteki gibi ilk defa oranın betonunun belediye başkanın attığını öğreniyor. Bütün bunlar konusunda gerçekten demokratik ve toplumsal bir işleyişin olduğunu düşünmüyorum.

    Bizde de kararlar dar bir çerçevede veriliyor. Toplumla bunun ilişkisi kurulmuyor. Cemevlerini yaşatacak toplumun talebinin, isteğinin ne olduğu sorulmadan onlar yerine karar verilip bir şeyler yapılıyor. Sorun demokratik olma meselesi.

    En çok demokratik olma konusunda Alevi toplumu istekli iken, bu ülkede demokrasi olmadan yaşam hakkının kalmadığını fark ederken, tam tersi kendi içinde bir demokratik ilişki kurulamıyor ve toplum adına karar verilip; Gani Başkan’ın da (Gani Kaplan) söylediği gibi bin yıllık tarihini götürüp kum ve çimentoyla ifade bulma şekline dönüşebiliyor. Bu ilişki doğru bir ilişki değil.

    “SİZ YOKSANIZ VERDİĞİ HİÇBİR ŞEY DE YOK DEMEKTİR”

    Yani siz yoksanız verdiği hiçbir şey de yok demektir. Alevilik var mıdır, önce herkes bunu kabul etmeli. Aleviliğin bir inanç mı olduğu, bunun ibadethanesinin ne olduğu, kendisini nasıl ifade ettiği ve benzeri soruların bir cevabı hem yerel yönetimlerde hem iktidarlarda olmadığı sürece yaptığımız önerilerin de yarını gerçekten belli değil. Alevi toplumunun da yarını belli değil. Doğru olan ilişkilenme öncelikle var olduğumuzun kabul olması noktasındadır.

    “HANGİ CEMEVİ, DÜZGÜN BABA’DAN DAHA BÜYÜK?”

    -Belediyeler tarafından yapılan cemevleri henüz açılma aşamasında dahi sorunlar çıkıyor. Belediyeleri yapım aşamasına katmadan, Alevilerin lokmalarıyla mütevazı cemevleri yapılamaz mı? Ayrıca Alevi toplumunun çok sayıda ve büyük cemevlerine ihtiyacı var mı? 

    Bahçesi olmayan, gölgesinde oturacağımız bir ağaç olmayan hiçbir yerin Alevilerin ibadethane anlayışına uygun olmadığını düşünüyorum. Bu kadar beton, taş bize göre değil. Öyle yerler var ki; kapıdan içeri girip üç adım atabileceğiniz, boşluk bile kalmayan, o arazinin komple betonla çevrildiği cemevleri bile var.

    Bunların Alevi öğretisine, anlatısına, felsefesine uygun olduğunu düşünmüyorum. Biz bir ağacın gölgesinde bile cem tutabilecek, bir evin önünde perdeyi çekip cenaze kaldırabilecek toplumlarız. Elbette ki başka niyetlerimiz de var. Oralarda başka etkinlikler yapmak için çeşitli ihtiyaçlarımız olabilir. Ama bu şekillenme bu ihtiyaçları karşılayan bir noktada olduğunu düşünmüyorum. Bahsettiğim gibi bir dut ağacı yoksa o cemevinin bahçesinde bir yaşlının gelip oturup nefes alacağı bir bahçesi yoksa bunun çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum.

    Dünyanın ve doğanın hâkimi sananlara karşı “Hayır, bu doğa da var ve bu doğadaki her şey canlı” diyen bir Alevi toplumunun bu kadar cansız mekanlar oluşturmasını doğru bulan biri değilim.

    Cemevine ihtiyaç olup olmadığını asla tartışmıyorum ama böyle bir cemevinin asla ihtiyaç olmadığını rahatlıkla ifade edebilirim.

    Alevi toplumu olarak Düzgün Baba’nın eteğine bile cemevi kurar hale geldik. Orada iki tane cemevi var. Hangi cemevi Düzgün Baba’dan daha büyük? Hakikaten anlamakta zorlanıyorum. Ya da yol erenlerinin mezarlarına gidip gök kubbe dikiyoruz. Betonla kapatıyoruz. Oysa ki gökyüzü onların en büyük yorganıdır. İşte heykel meselesiyle, müze meselesiyle yani bizim dışımızda olan kentleşmeyle öğrendiğimiz kültürlere yönelik bir açılmamız var.

    Bu binalaşma ve betonlaşma, yol erenlerinin mezarının yanına bile cemevi dikme, yirmi tane hanenin olduğu köye cemevi yapma halinin toplumu biraz da betona kapatma hali olduğunu düşünüyorum.

    “BİR KÖYÜN CEMEVİNE İHTİYACI OLDUĞUNA HİÇ BİR ZAMAN İNANIMIYORUM”

    Bir köyün cemevine ihtiyacı olduğuna hiçbir zaman inanmıyorum. O köyün evlerinin hepsinin köyde yaşayan herkese açık olduğunu bildiğim için inanmıyorum. Çok kalabalık köylerin morg ve benzeri ihtiyaçları olabilir. Ama mesela Ağbaba’nın (Ağbaba Türbesi) üzerine beton dökme ihtiyacının olduğunu düşünmüyorum.

    Bu noktada bir tutum alınmalı. Bu noktada bir  yöntem geliştirilmeli. Türkiye’de daha önce en eski cemevleri araştırıldı. Aleviler ne zaman cemevi yaptılar? Nasıl yaptılar? Bu konuda çeşitli araştırmalar da yapıldı. Emek verenler oldu. Bu bilgilerde dikkate alınmıyor belki. Alevi olmayan bir müteahhite kültür merkezi adı altında büyük binaların projeleri çizdiriliyor.

    Büyük binalarla büyüdüğümüze belki inanıyoruz. Tam tersi diktiğimiz her büyük bina bizim de dergâh dediğimiz bu dünyaya artık dergah demediğimiz, kendimize özgün mekanlar yarattığımızın ispatına dönüşüyor. Bunu doğru bulan biri değilim.

    “DEVLETTEN DEĞİL, TOPLUMDAN BİR ŞEYLER İSTEMEK GEREK”

    -Isparta Cemevinin açılışında yaşanan provokasyonda da görüldüğü üzere Alevilik ve Aleviler belediyeler üzerinden dizayn edilmek isteniyor. Sizce Alevi kurumlarının, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumda ve nasıl olmalıdır? Alevi kurumları, belediyeler ile hangi sorunları yaşıyor?

    Siyasetle ilişkimiz biraz beton, demir, kum, çimento üzerinden ya da arsa üzerinden olunca; “Verdik ya, daha ne istiyorsunuz?” cevabı ile karşı karşıya kalmamız kadar doğal bir şey yok. Bunu normalleştirmiyorum. Asla öyle anlaşılmasın. Ama uzundur böyle bir ilişki var ve bu ilişki bizim o mekanlarda sözümüzü gerçekten daraltan bir noktada. O kurumlara isteyen devlet yetkilisi istediği şekilde gidip; İstanbul’da gördük aşurenin üzerine bayrak bile yaptırabilir hale geldi. Ya da lokmalar dağıtılırken de hep devletten birileri buralara gelir. Şöyle bir şey dayatılıyor Alevilere. İşte çimento, arsa isteyin. Biz de dönem dönem yanınızda gözükürüz. Bu mesele bu kadarla kalsın. Başka bir şey talep etmeyin.

    Isparta’nın, aslında gelmekte olanın kendini haykırıp, geldim dediği yer olduğunu düşünüyorum. İlk kez yaşanan, ilk kez deneyimlenmiş bir şey gibi yaklaşılıyor. Ama aslında uzundur hem belli siyasi çevrelerin, hem devlet erkanının neredeyse bizim ritüellerimize kadar katılan; aslında cemevlerine çöken mi diyelim, yeni bir tabirle bir pozisyona evirildiler. Siyasetle böyle ilişkilenilmez diye uzun zamandır itiraz ediyorduk. Bu kadar dağınık da ilişkilenilmez. Yani her şube, her cemevinin gidip kendine göre yerel yöneticilerle ilişkilenebiliyor.

    Isparta ile ilgili mücadele etmek istiyorsak hakikaten derhal Alevi kurumları özellikle demokratik Alevi hareketi, toplumun ortak söyleşebileceği bir mekân kurmak zorunda. Yani Alevi toplumu bu ilişkilenmeye ne diyor, nasıl değerlendiriyor, neresinde durmak istiyor ya da siyasetle ilişkilenecekse eğer ilişkilenme konusunda ne öneriyor, mutlaka tartışmak zorunda.

    Nereyle, ne şekilde ilişkilenirseniz ilişkilenin ama Alevi olarak ilişkilenelim. Yani ben cemevine kum, çimento istemenin bir müteahhit ilişkilenmesi olduğunu düşünüyorum. Bir Alevi ilişkilenmesi olduğunu düşünmüyorum. Doğal olarak da bu ilişkilenme haline ilişkin mutlaka çalıştaylar, konferanslar yapıp; bu işin tarzını artık ortaya koymaya, bu tarzın dışına çıkana da gerçekten tutum almaya toplumsal olarak çok ihtiyacımız var.

    Bir diğeri Gani başkanın (Gani Kaplan) kürsüde söylediği cümleler açısından şunu da çok düşündüm. Yani yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye toplumu da fark ediyor. AKP’nin iktidar süreci bitiyor. Türkiye ve dünya açısından aslında yeni yüzyılın şekillendiği günlerden geçiyoruz. Bu şekillenme halinde Alevi toplumunun maalesef mesajı, siyaseti ya da ne demek istediği açık açık meydanda değil. Sürekli cemevi açan Alevi kurumları meydanda.

    ALEVİ TOPLUMU MEYDANLARDA SÖZÜNÜ SÖYLEMELİ

    Asıl söylenmesi gereken sözü Isparta’da söylediği anda Gani Başkan iktidarın, iktidar çevresinin belki de gelecek dönem iktidar olanların refleksini çok net hep birlikte gördük. Vali beye iletsin diyor Gani Başkan. Vali beye mikrofondan iletilecek çok fazla bir şey yok. Alevi toplumu meydanlarda sözünü söylemeli daha önce söylediği gibi. Bu konuda tecrübesi de büyüktür bu toplumun. Büyük mitingler kurmuş, önemli çalıştaylarını yapmış bir toplumdur. Benzeri yol ve yöntemlerle hem gelecekte olan iktidara hem de geçmişte, şu anda da var olan iktidara toplumun sözünü söylemesi gerekiyor.

    Yani bir valiye değil tüm Türkiye kamuoyuna söz söylemek gerekiyor. Özellikle biz Aleviler olarak şunu en iyi bilenlerden biriyiz. Türkiye toplumu ikna olmadığı, toplum kabul etmediği sürece iktidarlar ne bunu gerçekleşebilir ne de bunun için demokratik bir yapı oluşturma halleri olabilir. O yüzden devletten değil toplumlardan bir şeyler istemek gerek.

    Toplumlardan isteyeceğimiz şeyi de, kuracağımız meydanlarda, söyleyeceğimiz cümlelerle yapabiliriz. Bizim uzundur sözümüz eksik. Bir de Isparta’da bir anda söyleyince karşı tarafın refleksini hep beraber gördük. Belediye başkanı yapacağını yaptı. Yani savunduğu fikri, iktidar olma halini hep birlikte gördük.

    Orada Gani Başkan’ın sözüne sahip çıkmayanlar açısındandır bizim en büyük soru işaretimiz. Ben mesela şunu beklerdim; hangi kurum başkanı varsa, “Kürsüden in” dediği anda o kürsüye birikmesini ve “Bu kürsü, cemevi bizim, cümlemizi burada eksiltemezsiniz” demesini beklerdim.

    Bir diğer dikkat çeken nokta ise Gani Başkan’a “Son cümleni kur ve in” diyen Aleviler var. Yani “Bu hepimizin talebidir” deyip; “Nasıl bu talebe karşı çıkarsınız?” değil. “Aman orada bir kargaşa çıkmasın” diyen Alevilerle karşı karşıya kaldık.

    Bir diğeri bahsi geçtiği için ifade etmek isterim. “Hem de bir kadın başkan” cümleleri kuruldu. Bunu yapan işte Isparta cemevi başkanının kadın olması üzerinden, “hem de bir kadın” yaptı bunu diyen, aslında sanki ilk defa bir belediyeden bir şey alınmış da ilk kez bir belediye başkanı da böyle sıcak ilişki kurulmuş da bu da kadınmış gibi bir yaklaşım var. Bunu, Alevi kadınlar olarak kabul etmediğimizi ifade etmek isterim. Amerika’da George Floyd öldürüldükten sonra gelişen siyahi eylemlere Donald Trump “Yağmacısınız” demişti. O dönem bir siyah kadın bence yüzyılın sözünü söyledi. “Yağmacıysak sizden öğrendik” diye. Kadınlar bunları yapıyorlarsa en çok erkeklerden öğrendiler.

    Çünkü erkeklerin kurduğu sistem böyle bir sistem. Vali, kaymakam ağırlama, belediyelerle ilişki geliştirme hani toplamda kaç cemevi  başkanı kadın var ki, bir de kadın cümlesini kurmak sanki kadınlar bu sistemi böyle kurmuş böyle işletiyorlar da, bir genel başkanın yanında durmamış da gibi bir hikâye geliştirmek. Kadınlar bu yol, yöntemleri erkeklerden öğrendiler. Erkek sistemini kadının da uyguladığı hale getirdiğimizi en çok tartışmamız gerekiyor.

    “TALEPLERİMİZ GÜNCELLENMELİ”

    Taleplerimizi güncelleyerek, yeni inşa olacak iktidara hem şu anda iktidar olana güçlü ifade etmemiz gerekiyor. Bu şekilde artık kabul etmeyeceğimizi bundan sonrasına ilişkin bu yasaklı, yok sayma halini asla kabul etmeyeceğimizi, özgürce inancımızı yaşamak istediğimizi, bu yönlü bir siyasetle ilişkilenmek gerekiyor.

    Yani biz toplum olarak bir partinin iktidara gelmesinin sağlayıcısı olamayız. Bir yerde oy biriktirip; o partiyi bu ülkenin birinci partisi yapma sorumluluğuyla ilişkilenmemeliyiz. Tam tersi kim iktidar olacaksa hak ve taleplerimize nasıl cevap verecek; bizim için önemli olanın bu olduğunu göstermemiz gerekiyor. Yeni bir dönem oluşuyor ve yeni dönemde bir kez daha böyle yaşamaya devam edemeyiz. Bunun hem haklı mücadelesini, hem doğru cümlesini, hem de siyasetle böyle ilişkilenerek yeni dönemde toplumsal kazanımlara önem vermek gerektiğini düşünüyorum.

    “ASİMİLASYONLA MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ YOLLARINDAN BİRİ KADINLARLA BİRLİK OLMAKTIR”

    -Kadınların Alevi hareketi, kurumları ve cemevlerindeki yerini nasıl görüyorsunuz? Bu konuda neler söylersiniz?

    Bugünkü itiraz ettiğimiz halin genel olarak inşaasını yapanlar gerçekten de erkekler oldular. Kadınlar hem yönetme konusunda çok fazla buralarda bulunmadılar; hem de sözleri, cümleleri, vicdanları, akılları ciddiye alınmadı.

    Alevi kadınların olmadığı bir Alevi kurumlaşması yaşanıyor. Her yerde erkekler var ama nerede kadınlar var? Bahsettiğiniz bir hizmette var. Ki bu hizmeti biz erkeklere yapmıyoruz, Hakk yolunda hizmet ediyoruz. Erkekler gelip de karınlarını doyursun diye değil.

    Cemlerin hepsinde en çok kadınlar var. İnançta hala bağını ciddi koruyan, hala bu mekanlara en saygılı yaklaşan, değer veren, kıymet veren, bu mekânın hangi işi varsa hiç gocunmadan el atan kadınlar var. Ama buna rağmen bahsettiğimiz gibi bizim de demokratik olmayan yapılaşmamız var. Demokratik olmayan hiçbir alanda kadınların yönetmeye talip olma hali çok fazla gelişemiyor. Buralarda iktidarlarmış yönetimlere bulaşmak yerine sanırım kadınlar hizmeti daha Hakk’a hizmet olarak görüyorlar ve oralardan duruyorlar.

    Ama belki bundan sonrası için şuna dikkat etmek gerekiyor. Bu kadar erkekleşme halinin getirdiği iktidara, sisteme benzeme halleri de Alevilik açısından büyük bir tehlikeye yol açar hale geldi. Kadınlar bu tehlikeliyi görmeli.

    Cemevlerinde mutlaka inançtan yana cümlelerini kurmalılar ki yol biraz bir olabilsin. Yoksa şu anda Alevilerde birlik kelimesini kullanabilecek durumda değiliz. Ne doğayla, ne yaşlımızla, ne çocuğumuzla, ne de kadınlarımızla birlikteyiz.

    BİRLİK YOKSA ALEVİLİK YOK

    Büyük bir dağılma var. Birlik yoksa Alevilik yok aslında. Bunu açık ifade etmek gerekiyor. Kadınlar, çocuklar, doğa, birlik yoksa orada Alevilik olduğunu kimse iddia edemez. Ama temsili Alevilik var. Yani temsilen Alevileri anlatan ritüeller var. Bu anlamıyla kadınlar da şu tehlikeyi biraz görmeli. Sonuçta bugün yaşadığımız hiçbir şey sadece bugünden ibaret değil. Bugün hem dünü hem de yarını kurandır. O zaman bugünü iyi kurmak gerek ki, yarın da iyi gidebilirsin.

    Asimilasyonla mücadelenin en önemli yollarından biri kadınlarla birlikte olmaktır. Bu toplum en çok bedeli kadınlarla birlikte geçmişte ödedi. Birlikte ibadet ettiği için hakarete uğradı. Birlikte yol yürüdüğü için başka bir yere konulmaya çalışıldı. Fetvalar çıkarıldı. Yakıldı, yıkıldı ve benzeri bir dünya zulüm gördü.

    Doğal olarak da bu birliğe, doğru sahip çıkmak; birlikte olmazsak Alevi toplumu çok daha büyük bir asimilasyona karşı karşıya kalacağını görmeli ki; devletten çok belki şu an biz birbirimizi asimile eder hale geldik.

    Suçu birine atmak kolay ama “Biz içeride ne yaşadık?” kısmında bizde kendi içimizde bir asimilasyon geliştirdik. Dahası asimilasyonların bir göstergesi de kadına yaklaşımdadır. Bunu ciddiye almak, “Birlikte olmalıyız” diyen erkeklerle aslında yürüyüp birlikte bu işi götürebilmek önemli. Bu sadece kadınların sorunu değil. Kadınlar bu durumdaysa belki en çok sorumluluğu Alevi erkekler üzerine almalı ve bunun böyle olmayacağını çok daha iyi kavramalı.

    Gerçekten birlik kelimesi insanlığa da, topluma da, Alevilere de en büyük çağrıdır. Bir olmak tabi ki, tek olmak değil, birlikte olmak, daha fazla birlikte olursak çözebilir, güçlü olabiliriz.

    O yüzden de belki bir olma noktasında ciddi emek harcamak gerekiyor. Bir diğeri de Alevi kurumlarına ama özellikle demokratik Alevi hareketine çağrımdır. Isparta’da yaşananı sadece tepki gösterilen, kınanan bir noktada bırakmayıp bir an önce Alevi hareketinin, toplumu siyasetle ilişkilenmesi üzerine mutlaka bir çalıştay, konferans ya da birçok toplantı yapıp artık bu ilişkiyi daha toplumsal kurmak gerektiğinin çağrısını yapayım.

    Barış KOP – Cebrail ARSLAN / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘Alevi hareketi Alevilik ve siyaset ilişkisini belirlemeli; Alevi meclisi oluşturulmalı’

  • Eleştirilerin odağındaki üç isimden açıklama: Biz de insanız, eksiğimiz, hatamız olduysa af ola-VİDEO

    Eleştirilerin odağındaki üç isimden açıklama: Biz de insanız, eksiğimiz, hatamız olduysa af ola-VİDEO

    PİRHA- Geçen hafta Isparta Cemevinin açılışı sırasında PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan konuşurken provokasyon yapan Isparta Belediye Başkanı’nın saldırısı karşısında sessiz kaldıkları görülen ve dolayısıyla eleştirilen isimlerden Cafer Kaplan, Veli Aydın ve Özkan Lafatan ortak yazılı bir açıklama yaptı. Üç isim, “Biz de insanız, eksiğimiz, hatamız olduysa da af ola. Yolumuzun düsturu gereği, bu müşkülü Meydan’a taşımayı talep ediyoruz! Yol ne der ise, Allah eyvallah” dedi. Isparta Cemevi Başkanı Sabriye Aydın’dan ise henüz bir açıklama gelmedi. 

    Isparta’da 25 Eylül Cumartesi günü cemevi açılışında AKP’li Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in yaptığı provokasyonun yankıları sürüyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ı Diyaneti eleştirdiği için kürsüden indirmeye çalışan ve Alevi toplumunu aşağılayan tavrı nedeniyle Isparta Belediye Başkanı tepkilerin odağında oldu.

    Ancak belediye başkanın saygısızlığına rağmen Gani Kaplan’ın yanında değil belediye başkanının yanında duran Isparta Cemevi Başkanı Sabriye Aydın ile saldırı karşısında sessiz kaldığı görülen Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan Dede, Veli Aydın ve Özkan Lafatan’a da eleştiriler yöneltildi, hatta istifaya çağrıldılar.

    AKP’li Belediye Başkanı’nın kürsüye saldırıp, PSAKD Başkanı Gani Kaplan’ın sözünü kesmesinin ardından cemevinin açılışının yapılması, kurdele kesilmesi ve semah dönülmesi tepkileri yükselten gerekçeler oldu.

    Bazı yazılı-görsel medyada ve sosyal medyada Alevilerin yoğun eleştirdiği isimlerden Cafer Kaplan, Veli Aydın ve Özkan Lafatan ortak yazılı bir açıklama yaptı.

    Cafer Kaplan, Veli Aydın ve Özkan Lafatan açıklamada kendilerine yöneltilen eleştirilere tepki göstererek, bazı kişilerin trollük yaptığını, iç hesaplaşma içinde olduklarını iddia ettiler.

    Açıklamada, “Biz de insanız, hata yapabiliriz, eksiğimiz, yanlışımız olabilir. Niyetimizin dışında farklı anlamlar ortaya çıkmıştır. Eksiğimiz, hatamız olduysa da af ola. Sosyal medya üzerinden, kurumumuzun daha fazla yıpratılmaması için, Yolumuzun düsturu gereği, bu müşkülü Meydan’a taşımayı talep ediyoruz! Dar Meydanın’da Cem erenlerinin huzurunda, özümüzü meydana dökmeye hazırız. Yol ne der ise, Allah eyvallah” ifadeleri yer aldı.

    Açıklamanın tam metni şöyle:

    “Dört yıl önce temeli atılan Isparta Cemevi’nin inşaatı bittiğini, almış olduğumuz davetten öğrendik. Isparta’da Cemevi açılışının ilk olması, Isparta’nın konumu açısında önemli olduğu için davet edildiğimiz açılış törenine katıldık.

    Açılış konuşmalarının sıralanması konuşmacıların ortak kararı ile alınmıştır.

    Açılış töreninde Gani Kaplan Başkanımız hepimizin ortak taleplerini dile getirmiştir: “Cemevleri Alevilerin ibadet yeridir ve yasal statüye kavuşturulmalıdır. Laiklikten bahsedilen bir yerde Diyanet gibi bir kamu kurumunun olması doğru değildir ve kaldırılmalıdır. Laiklik de toplumsal barışın güvencesidir!”

    Gani Başkan’ın konuşması esnasında birinin bağırarak sahneye doğru yürüdüğünü gördük. Bu kişinin belediye Başkanı olduğunu, Gani Başkan dahil, sonradan öğrendik. Gani Başkan da bunu röportajında dile getirmiştir.

    Aynı anda sivil polislerin, korumaların ve bunlara destek olan bazı üyeler ile Alevi örgütlenmesinin yanında yer alan diğer izleyicilerin de karşı karşıya gelme olasılığını gördük.

    Belediye başkanının yerine oturması konusunda program sunucusu Özkan Lafatan’ın çabası oldu. Ayrıca kürsü önünde durarak, Sayın Gani Kaplan’ın konuşmasının engellenmesine karşı çaba sarfetti.

    Kürsüden indirilip, konuşması engellenmek istenen Gani Başkan’ın o anda sessiz bekleyişini gören Özkan Lafatan, mikrofonun sesini tekrar açtırarak, başkanın konuşmasını tamamlaması ve son sözü söylemesi niyetiyle “lütfen son sözü söyleyin” terkininde bulunmuştur. Buna Gani Başkan da şahittir.

    Konuşmasını tamamladıktan sonra kürsüden ayrılan Gani Başkan’dan sonra sırasıyla davet edilen Sayın Ercan Geçmez ve Sayın Celal Fırat da kürsüye çıkmadılar ve “Kürsü özgürlüğünün olmadığı bir yerde biz de konuşmayız. Protesto ediyoruz. Gani başkanımızın arkasındayız.” dediler.

    Özkan Lafatan kürsüden “Müşkülümüz ve dertlerimiz var, bunu da buradan ifade edeceğiz” diye ifade etmiştir.

    Gani Kaplan Başkanımızın söylemlerinin hepimizin söylemi olduğunu hem Isparta Cemevi yöneticilerine, hem de tüm üyelerine ifade ettik. Gani Kaplan Başkanımızın yanında olduğumuzu defalarca dile getirdik.
    Isparta Cemevi Başkanı ve yöneticilerinin açılış esnasında tutumlarını kınadık ve bizzat cemevi başkanına ve üyelerine söyledik.

    “BELEDİYE BAŞKANININ YAPMIŞ OLDUĞU YARDIMI İADE ETMEK GÖREVİMİZDİR”

    Belediye başkanının ‘bu betonu ben döktüm ve ben yardım ettim’ sözü hepimizi yaralamıştır. Onun yapmış olduğu yardımı geri iade etmek görevimizdir.

    Cemevi açılış töreninin yakından ve uzaktan AABK ile ilgisi yoktur. Tüm konuklar cemevi başkanı tarafından yazılı olarak davet edilmiştir. AABK yöneticileri de aynı şekilde yazılı davet edilmiştir.

    Açılış töreninin içeriği, davet edilen konuklar ve program da Cemevi yönetimi tarafından hazırlanmıştır.

    Bir gün önce bir araya gelindiğinde, özellikle semahın dışarda dönülmesini Cafer Dede doğru bulmadığını, ‘semahlarımız ibadet yerimiz olan cemevinde olmalıdır’ diye ifade etmiştir.

    Lakin tüm bu yaşananlardan sonra Vali’nin ve Belediye Başkanı’nın cemevine gelmelerinden dolayı semah tamamlanmadan sonlandırıldı.
    Ayrıca Pazar günü yapılması planlanan cem erkânı da, canların kurban adakları olmasına rağmen iptal edilmiştir.

    TEPKİ GÖSTERENLERE TROL SUÇLAMASI

    Orada olmayan bazı sosyal medya kullanıcılarının saldırı ve hakaretlerini kabul etmiyoruz! Isparta’nın konumu ve mevcut durumunu yaşamayanların, ütopik görüş beyan etmeleri, bazı trollerin, iç hesaplardan kaynaklı saldırı ve eleştirilerini haksız buluyoruz!

    İsmi geçen yöneticiler olarak yaklaşık 30 yıldır her koşulda kurumumuza hizmet veriyoruz. Sadece Isparta’da değil, Türkiye’de tüm organize edilen Sivas, Çorum, Maraş, Gazi katliamlarının anmalarına defalarca katılan yöneticileriz. Katıldığımız anma etkinliklerinde söylediklerimiz, kendi sosyal medya hesaplarımızda yaptığımız açıklamalar ortadadır.
    Bir kez bile olsun Sivas, Çorum, Maraş’a gelmeyenlerin, sahte isim ve sosyal medya hesapları üzerinden bir fırsatı değerlendirir gibi, bizlere yapılan haksız eleştirileri ve linç politikalarını ısrarla devam ettirenleri, toplumumuzun takdirine bırakıyoruz!

    “BİZ DE İNSANIZ HATA YAPABİLİRİZ; EKSİĞİMİZ, HATAMIZ OLDUYSA AF OLA” 

    Ayrıca açılışa katılan Türkiye’deki kurum başkanlarımızın açıklamaları ortadadır. Açıklamalarında “Ortam o kadar gergindi ki, yapılacak en küçük bir tutumla geçmiş yıllarda olduğu gibi, çok kötü sonuçlar doğabilirdi.”
    Kurum başkanlarımızın bu hassasiyetleri göz önünde bulundurulmalıdır ve doğru, vicdanlı analizlerle yaşananlar değerlendirilmelidir.

    Ancak biz de insanız, hata yapabiliriz, eksiğimiz, yanlışımız olabilir. Niyetimizin dışında farklı anlamlar ortaya çıkmıştır. Eksiğimiz, hatamız olduysa da af ola.

    Hakaret ve linç dışında yapılan eleştirilere de saygı duyuyoruz.
    Bu yaşananlardan ders çıkararak , geleceğe yönelik yeni metodlar geliştirmeliyiz.

    “MÜŞKÜLÜ MEYDANA TAŞIMAYI TALEP EDİYORUZ”

    Sosyal medya üzerinden, kurumumuzun daha fazla yıpratılmaması için, Yolumuzun düsturu gereği, bu müşkülü Meydan’a taşımayı talep ediyoruz!
    Dar Meydanın’da Cem erenlerinin huzurunda, özümüzü meydana dökmeye hazırız.
    Yol ne der ise, Allah eyvallah. Saygılarımızla.”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER

    > Diyanet’i eleştiren Kaplan’a, AKP’li Belediye Başkanı’ndan hadsiz müdahale-VİDEO
    > Alevilerden AKP’li Belediye Başkanı’na sert tepki: Bu kadar mı tahammülsüzsünüz?
    > Gani Kaplan: Aleviler için zulüm olan Diyanet’i dile getirmekle mükellefiz, geri adım atmayız-VİDEO
    > 7 Alevi kurumundan Isparta Belediye Başkanı’na istifa çağrısı: Alevi toplumunu aşağıladı, hadsizlik yaptı!
    > ADFE Genel Başkanı Celal Fırat: Cemevi yönetimi özeleştiri vermek zorundadır-VİDEO
    > AKP’li Isparta Belediye Başkanı’nın, PSAKD Başkanı’na müdahalesi Meclis gündeminde!

     

  • ‘Kürt sorunu bir gün çözülebilir ama Alevi sorunu çözülemez’-VİDEO

    ‘Kürt sorunu bir gün çözülebilir ama Alevi sorunu çözülemez’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi’nin eşit yurttaşlığı tartıştığı ve iki gün süren etkinlikleri sona erdi. Program kapsamında konuşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Yaşadığımız topraklarda en uzun süreli hak kaybına uğrayan toplum Alevilerdir. Kürt sorunu bir gün çözülebilir. Ama Alevi sorunu asla çözülemez. Çözülebilmesi için topyekun bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi’nin, “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” başlığıyla düzenlediği etkinlikler ikinci gününde dün sona erdi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez son gün programı kapsamında konuşmalar yaptı.

    “SORUNLARI İNKAR ETMEK GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜ GİZLEMİYOR”

    Devletin asimilasyon politikaları ile Alevileri şekillendirmeye çalıştığını ifade eden Fırat, “Aleviler, devletin kurmaya çalıştığı homojen toplum planına karşı her zaman karşı gelmiştir. Problemlerin varlığını inkar etmek, önemsiz ve değersiz göstermek artık sorunların görünürlüğünü gizlemeye yetmiyor. Temel hak ve özgürlüklerin bizler açısından somutlaştırılmasını istiyoruz. Alevilerin inancı diğer tüm toplumlar için bir reform anlayışı doğurduğu için reddediliyor. Alevilerin özgür yaşaması demek, dinsel gericiliğe karşı verilecek laiklik mücadelesinden geçiyor” diye konuştu.

    “YAŞADIĞIMIZ TOPRAKLARIN EN UZUN SÜRELİ HAK KAYBINA UĞRAYANI ALEVİLERDİR”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye’deki Alevi sorununa değinirken, şunları söyledi:

    “Bugün Türkiye’nin sorunlarını sıraladığımız zaman can kayıpları nedeniyle birinci sırada Kürt sorunu yaşamsal bir sorun. Ondan sonra Alevi sorunu ve diğer sorunları sıralıyoruz. Ancak yaşadığımız topraklarda en uzun süreli hak kaybına, katliama, asimilasyona uğrayan toplum sıralamasına girdiğimiz zaman şüphesiz birinci sırada Aleviler yer alır. Varlığımızı bildiğimizden bu yana sürekli bir inkara, asimilasyona ve imhaya tabi tutulan bir topluluğuz. Dolayısıyla Alevilerin mücadelesi tarihin her dönemine damgasını vurmuştur.”

    “KÜRT SORUNU BİR GÜN ÇÖZÜLEBİLİR AMA ALEVİ SORUNU ÇÖZÜLEMEZ”

    “Merkezi otoriteye karşı duran bir anlayışı temsil ediyoruz” diyen Kenanoğlu, Alevilerin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile barışmayan tek topluluk olduğunu kaydetti. Kenanoğlu şöyle konuştu:

    “Bakıyorsunuz örneğin, AKP iktidarının, tek adam rejiminin bir türlü barışamadığı, kendi hanesine yazamadığı tek topluluk Alevilerdir. Bu nedenle her zaman hedefte yer almıştır. Bu topraklarda bir gün Kürt sorunu çözülebilir. Ama Alevi sorunu asla çözülemez. Çünkü Alevi sorunu çözülebilmesi için topyekun bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Çünkü Alevilik meselesi bu ülkede öyle inançsal mesele olarak görülmemiştir. Alevilik bir güvenlik meselesi olarak yer almış.

    Zamanında Turgut Öker ve bir milletvekili Genelkurmay’a davet ediliyor. Bir görüşme yapılıyor. 28 Şubat sürecinden bahsediyorum. Arkadaşlara deniliyor ki, “Aleviler iyidir, hoştur, seviyoruz ama asla cemevlerini ibadethane olarak kabul edemeyiz”. Bunu söyleyen 28 Şubat’ın sözde laik subayları. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından baktığınız zaman Kemalist’i, ulusalcısı, laiki vs. hangi tanımlama ile tanımlarsanız tanımlayın tamamı Alevilere karşıdır. Alevileri severler. Neden? Laikliğin koruyucusudur Aleviler.”

    “DEVLET İÇİN MAKBUL VATANDAŞ, TÜRK VE SÜNNİ”

    Cemevlerinin ibadethane olarak tanınmamasıyla ilgili olarak da konuşan Kenanoğlu, “Ama iş, cemevlerine ibadethane statüsü verme ve eşit yurttaşlık talebine geldiğinde orada duruluyor. Devlet açısından bir makbul vatandaş tanımı vardır. Bu makbul vatandaş Türk ve Sünni’dir. Sen bu makbul vatandaş tanımına uymuyorsan hiçbir şekilde bu devletin önemli kademelerinde bulunamazsın.

    Taleplerin hiçbir zaman anayasa, hak, eşitlik temelinde ele alınmaz. Güvenlik konsepti çerçevesinde ele alınır. Cemevlerine statü verme sorunu zannetmeyin ki AKP ile gelmiş ve o gidince çözülecek bir sorun. Bu devlet kafası değişmediği sürece cemevleri ibadethane olarak kabul edilmez. Eşit yurttaşlık hakkı verilmez” ifadelerini kullandı.

    “BİRLİKTE YAŞAMI SAVUNABİLMELİYİZ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ise kısa bir selamlama konuşması yaparken, “Aleviler olarak mutlak özümüze dönmeliyiz. Alevilerin kendi dostları ile birlikte hareket etme becerisini geliştirmesi gerekiyor. Türkiye’nin sorunları görmemezlikten gelmemesi gerekiyor. Birlikte yaşamayı savunabilmeliyiz” dedi.

    Program kapsamında konuşmaların dışında sanatçı Gule Mayera, Muharrem Temiz ile Grup Dela Berta sahneye çıktı. Etkinlikler semah dönülmesinin ardından sona erdi.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • ‘Alevilerin bin yıllık tarihini iki torba çimentoya heba etmeyin’-VİDEO

    ‘Alevilerin bin yıllık tarihini iki torba çimentoya heba etmeyin’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi’nin düzenlediği “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” etkinliğinde konuşan PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, cemevlerinin yapım süreçlerinde yerel ve merkezi iktidarlardan alınan desteklere ilişkin, “Kendimiz yaparız. Alevilerin en az bin yıllık tarihini iki torba çimento, bir ton demire heba etmeyin. Gitmeyin ayaklarına. Gitmeyin ki bizi de zor durumda bırakmayın” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi’nin, “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” başlığıyla iki gün sürecek olan etkinlikleri başladı. Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen programda; “Eşit yurttaşlık talebi tartışılsın ve yeniden örgütlensin; Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin; zorunlu din dersleri kaldırılsın; herkese inancına göre eğitim hakkı tanınsın” gibi talepler bir kez daha dillendiriliyor.

    İlk gün PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, Avrupa Alevi Birlikler Federasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Yazar Necdet Saraç ile PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya konuşma yaptı.

    “BİZLER ALEVİLERİZ, HAK MÜCADELESİ YÜRÜTENLERİZ”

    “Yüzümüzü kadınlara ve çocuklara dönmeliyiz” diyen Kaya, Aleviler olarak hak mücadelesi yürüttüklerini söyledi. Örgütlenme ve mücadele sözcüklerinden kaygı duyanların olduğunu belirten Kaya, şunları söyledi:

    “Buluşmamızın temel konu başlığı, hak mücadelesinde eşit yurttaşlık talebimiz. Bizler Aleviyiz, hak mücadelesi yürütenleriz. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki mücadele, örgütlenme dediğimizde kulaklara kaygı veriyor. Artık derneklere üye olurken kaygı duyuyoruz. Yaşamı bize dar eden anlayışlara karşı bizler gücümüzü birlikteliğimiz ve örgütlülüğümüzden almalıyız.

    Aleviler tarihin her döneminde katledilmeye, inancı, dili, kültürü yasaklanmaya devam etti. Ama Aleviler olarak bugün hala varız diyoruz. Meşru mücadelemizin sonucunda bugün cemevleri var. Onlar statü verir, vermez ama bugün biz cemevlerinde etkinlikler yapıyorsak, Hakk’a yürüyen canların hizmetini görüyorsak, bir bütün olarak buluşuyorsak, her bir cana sorumluluk düşüyor.”

    “DAHA ÖRGÜTLÜ SİYASET YAPMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Kaya, Isparta Cemevi açılışında yaşananlara da değinirken, “Isparta’da Gani başkana siyaset yapıyorsun denildi. Evet siyaset yapacağız. Daha güçlü seslerle siyaset yapacağız. Çünkü siyaset yaşamdır. Her şeyi belirleyen siyasettir. Daha örgütlü siyaset yapmaktan vazgeçmeyeceğiz. Siyaset yalnızca birilerinin tekelinde değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın diyoruz. İnanç ve ifade özgürlüğü anayasada var fakat hapishaneler bu hakkı kullananlarla dolu. Biz vazgeçmeden sözümüzü söylemeye, siyaset yapmaya devam edeceğiz. Dün zorunlu din dersleri kaldırılsın diyorduk ama bugün görüyoruz ki bütün dersler zorunlu din dersi, din kültürü haline geldi. Bunun için bir şeyler yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “ANAYASAL HAKLARIMIZ SORUNU ÇÖZMÜYOR”

    Türkiye’de bir sistem sorunu olduğunu savunan Kaya, son olarak şöyle konuştu:

    “Bir bütün olarak Alevilerin sorunu salt kişilerden ibaret değildir. Bir sistem sorunudur. Anayasal anlamda haklarımız olsa da görüyoruz ki, bu sorunlarımızı çözmüyor. Alevilerin de, Kürtlerin de, bir bütün ötekilerin tamamının sorunu bir sistem sorunudur. Bu sistem ile yüzleşmek, resmi ideoloji bize hangi yaptırımları uyguluyor, biraz buradan bakmak gerekiyor. Bunun üzerinden eşit yurttaşlık talebini yükseltmek gerekiyor.”

    “FETÖ TEHKİKESİNİ 1999 YILINDA GÖRDÜK”

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise kurumlarına ilişkin konuşurken, “PSAKD’nin arşivini taradık. Baktığımız zaman PSAKD’nin Alevi örgütlenmesinin beyni olduğunu gördük. Günümüzün iktidarı FETÖ tehlikesini daha yeni görürken, biz 1999 yılında görmüşüz. Zamanın başbakanı ve genel merkezlerinin önüne FETÖ kitaplarını siyah kaplayarak bırakmışız. Bu örgüt geriye dönüp baktığımızda çok şey yapmış. Şubeyi ilk kurduğumda insanlar benden kaçıyorlardı. Selam vermekten, Aleviyim demekten korkuyorlardı. Alevi örgütleri bir anlamda Alevilerin kimliğini açıklamada çok büyük bir iş yapmıştır” dedi.

    “ALEVİLERİN TARİHİNİ İKİ TORBA ÇİMENTOYA HEBA ETMEYİN”

    Cemevlerini, Alevilerin şehirlerdeki kalesi olarak gördüğünü kaydeden Kaplan, cemevlerinin yapım süreçlerinde yerel veya merkezi iktidardan alınan desteklere de değindi. Kaplan, “Kendimiz yaparız. Alevilerin en az bin yıllık tarihini iki torba çimento, bir ton demire heba etmeyin. Gitmeyin ayaklarına. Gitmeyin ki bizi de zor durumda bırakmayın” diye konuştu.

    “VALİ VE BELEDİYE BAŞKANINA O SÖZLERİNİ YEDİRECEĞİZ”

    “Bu ülkede laiklikten bahsedilecekse mutlaka Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılması gerekiyor” diyen Kaplan, Hacıbektaş’ta ve Isparta’da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, şunları söyledi:

    “Alevi köylerine zorla cami yapmakta bir zulümdür. Cumhuriyetten bu yana Alevi köylerine zorla yapılan camileri ya başka mekanlara çevirin ya da yıkın. Biz istemiyoruz. Genelkurmay Başkanı bir ara neredeyse yemek tarifi verecek duruma gelmişti. Şimdi bunun yerini Diyanet aldı. Diyanet her alana girdi. Devletin valisi ve belediye başkanının yaptıklarından hiçbir şekilde gocunmayız. Onlar bizim apoletlerimizdir. Demek ki biz doğru şey söylüyoruz. Doğru talepte bulunuyoruz.

    Ancak bizim içimizden bize karşı bir tavır sergilenirse o bizi vurur. Ama biz şube çalışmalarına başladık. Görülmemiş bir Alevi mitingiyle Isparta’da öyle bir açılış yapacağız ki; o valiye de, belediye başkanına da o sözlerini yedireceğiz. Vali bey “Biz burayı kapatırız” demiş. Keşke kapatsa.”

    “KAHROLSUN FAŞİZM DEDİK AMA KAHROLAN FAŞİST GÖRMEDİK”

    Kaplan, ayrıca Alevi örgütlerinin sokak mücadelesinden uzak kaldığını vurgularken, “Alevi örgütlenmesi eşit haklar mücadelesi konusunda sokaktan elini ayağı çekmiş gibi görünüyor. Fakat biz mücadele biçimimizi değiştirmek zorundayız. “Kahrolsun faşizm” dedik. Kahrolan faşist görmedik. Demek ki biz başka bir mücadele hattı geliştirmek zorundayız” diye belirtti.

    “UMUDUMUZ DEVRİMCİLERDE, SOSYALİSTLERDE”

    Zorunlu din derslerinin kaldırılması konusunda oportünist davrandıklarının altını çizen Kaplan, şunları söyledi:

    “İnsanları sokaklarda topladık, miting yaptık ama çocuklarımızı kuzu kuzu din derslerine gönderdik. Bir hafta göndermesek çocukları müfredat değişir. Ama hepimiz çocuklarımızı oraya gönderdik. Pirimiz nasıl “Şah” diyerek dar ağacına gittiyse; bizler de “Şah” diyerek sözümüzü söyleriz. Hiçbir zamanda geri adım atmayız. Örgütümüzün tarihi bize bunu emrediyor. Cemevlerimiz yasal statüde değil. Statü verecek iktidar bunca zaman gelmedi. Bundan sonra da gelmez. Umudumuz devrimcilerde, sosyalistlerde. Devrim yaparlarsa bu ülkede belki o zaman. Umudumuz onlarda.”

    “BAŞARIMIZIN SIRRI ALEVİLERİ BİR ÇATI ALTINDA BİRLEŞTİRMEK OLDU”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat ise, Alevilerin Almanya’da elde ettiği haklara dair açıklamalarda bulunarak, “Alevi örgütlenmesi çoğulcudur. Başarımızın sırrı Alevileri bir çatı altında birleştirmek oldu. Gördük ki Aleviler örgütlenmediği sürece başta devlet olmak üzere en yakınınızdaki devrimci hareket bile sizi muhatap almıyor. Almanya Devleti neden taleplerimizi yerine getirdi? Anayasal haklarımızı bize verdiler. Bir lütuf değildi. Alman Devleti bize iyilik yapmadı. Anayasasını uyguladı. Biz örgütlenmemiş, taleplerimizi dile getirmemiş olsaydık; devlet bu hakkı bize vermezdi. Önce kendi hakkımızı kendimize teslim etmemiz gerek” diye aktardı.

    “ALEVİLERİN TALEPLERİ PAZARLIK KONUSU OLAMAZ”

    Türkiye’de Alevilerin vergi ödediğini, askerlik yaptığını ama hala devletin Alevilik inancını kabul etmediğini vurgulayan Mat, “Cemevlerini ibadethane olarak tanımıyor. Devlet yıllarca inkar etti. Burada bir belediye bize yardım edebilir. Öyle bir psikolojiye bürünüyoruz ki, tamamen teslim oluyoruz. Hiç düşünmüyoruz; bu belediye başkanı benim oylarımla seçildi, bana hizmet vermek zorunda diyemiyoruz. Bu lütuf değil. Alevilerin talepleri asla pazarlık konusu olamaz. Buna itiraz etmek gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “ALEVİLERİN ÖRGÜTLENMESİ, HAKLARINI KAZANMASI YÜREKLERİNE TAŞ GİBİ OTURUYOR”

    “Almanya’da elde ettiğimiz haklara ilk itiraz eden Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi oldu” diyen Mat, şunları dile getirdi:

    “AKP ve MHP elde ettiğimiz haklar için “Bunlar Türkiye’yi bölmek için Alman istihbaratının yaptığı işler” olarak değerlendirme yaptı. Bu devletin tekçi, ırkçı, faşist anlayışını her yerde anlatıyoruz. Kimseden korkmuyoruz.

    Almanya’daki hak eşitliği anlaşmasını yalnız Aleviler değil, İslam kurumları da imzaladı. Biz haklarımızı elde ettiğimizde devletin ajanı oluyoruz. Ama İslami kurumlar elde ettiğinde Ankara’dan alkışlar kopuyor. İşte iki yüzlülük bu. Sindiremiyorlar. Alevilerin örgütlenmesi, tanınır olması, haklarını elde etmeleri yüreklerine taş gibi oturuyor. Bizleri korkutmaya çalışıyorlar ama aslında kendileri korkuyor. Biz Türkiye’nin yönünün Ortadoğu’ya, şeriata, gericiliğe değil; medeniyete, demokrasiye, özgürlüğe, çoğulculuğa dönmesi için mücadele ediyoruz.”

    “HİÇBİR DİNDEN ASLA DEMOKRASİ ÇIKMAZ”

    Yazar Necdet Saraç, İslam coğrafyasındaki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, şunları söyledi:

    “Aleviler olarak sürekli ağlayan, şikayet eden bir toplumdan başka bir yere doğru evirilmemiz lazım. Bunun için de yüzleşmemiz gerek. Bazı gerçekleri değiştiremiyorsun. Avrupa 600 yıl önce din-devlet işini çözmüş. 2021 yılında hala dinin önemli, inancın belirleyici olduğunu, inancı iktidara taşımayı tartışıyorsun. Bunu terse çevirmemiz gerekiyor. Hiçbir dinden, hele ki iktidar dininden asla demokrasi çıkmaz.

    EDEBİYATI, SANATI, BİLİMİ REDDEDEN ANLAYIŞLA HESAPLAŞMAK GEREKİYOR

    Niye çıkmaz? Çünkü iktidar olan bütün inançlar bir süre sonra gericileşir. O yüzden Türkiye ve İslam coğrafyası ilerlemiyor. 600 yıllık tarihte İslam coğrafyasından evrensel ölçülerde çıkan hiç kimse yok. Edebiyatta, sanatta, bilimde, felsefede, güzel sanatlarda hiç kimse çıkmaz. Zaten bunları reddeden bir anlayıştan geliyorsun. Bu zihniyetle hesaplaşmamız gerekiyor.

    1000 yıldır bu topraklarda Ömer Hayyam’dan Hallacı Mansur’a, Mansur’dan Şeyh Bedreddin’e, Bedreddin’den Hacı Bektaş’a, Pir Sultan’a kadar bir fikri mücadele var. Bizim bu fikri mücadeleyi öne çıkarmamız gerekiyor. Fikri olarak üstün olan biziz.”

    “TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ SORUNU VAR”

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) düzenlediği Serçeşme Hünkar Hacı Bektaş Veli Festivaline de değinen Saraç, “Siz, biz olmasaydık bu yapılmazdı. Bu gücü ifade ediyor. Isparta’yı gündem yapamadık. Gündem olmalı. Her yerde Isparta’yı tartıştıramazsan; yalnızca şikayet eden pozisyona düşersin. Türkiye’nin demokratikleşmesini öne çıkarmamız gerekiyor. Bu ülke demokratik olsaydı Alevi sorunu, Kürt sorunu konuşulmazdı. Türkiye’de bir demokrasi sorunu var. Bir sistem, zihniyet sorunu var. Bunu değiştirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    İlk gün etkinlikleri müzik dinletilerinin ardından sona erdi.

    Barış KOP / İSTANBUL

     

  • Yazar Rıza Aydın: Isparta Belediye Başkanı’nın kürsüye yürümesi zorbalıktır

    Yazar Rıza Aydın: Isparta Belediye Başkanı’nın kürsüye yürümesi zorbalıktır

    PİRHA- Yazar Rıza Aydın, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in Diyaneti eleştiren PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ı konuşma yaptığı kürsüden indirmek istemesine tepki gösterdi. Aydın Belediye başkanının zorbalık yaptığını ve bunun maruz görülemeyeceğini kaydetti. 

    25 Eylül Cumartesi günü Isparta Cemevinin açılışı için yapılan törende PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan Alevilerin ibadethaneleri olan cemevinin yasal statüye kavuşturulmadan yapılacak hizmetlerin bir anlamı olmadığını söylemiş ve “Diyanet’in yaptığı hizmetten tek bir dinin tek bir mezhebi yararlanıyor. Laiklik toplumsal barışın güvencesidir. Bu ülkede Diyanet olduğu sürece laiklikten bahsedilemez. Diyanet vesayeti var. Üzerimize çöktü” demişti.

    Kaplan’ın bu sözleri üzerine Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen yerinden kalkarak Kaplan’a doğru yürümüş ve Kaplanı’ı kürsüden indirmek istemişti. Başdeğirmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevilerin ve cemevlerinin yanında olduğunu, söz konusu cemevini de kendisinin yaptırdığını iddia etmişti.

    Isparta Belediye Başkanı’nın bu saldırısına tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Yazar Rıza Aydın, Şükrü Başdeğirmenci’nin kürsüye yürüyüp, Gani Kaplan’ın konuşmasına fiilen engel olmasının zorbalık olduğunu ifade etti. 

    Aydın, “Kürsüde ki konuşmacıya bu şekilde müdehale etmek, provakatif bir davranıştır hiçbir şekilde mazur görülemez. Bu bir zorbalıktır. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmenci, kürsüde konuşmakta olan Gani Kaplana müdehalesi sırasında “Bu cemevini ben yaptırdım” diyerek haddini aşan bir söz söylemiştir. Cemevleri Alevilerin ibadet merkezidir, Aleviler cemevlerinin yapımı sırasında kamusal görev yapan yerel yetkililer ile merkezi hükümet yetkililerinden kamusal hakları olan yardımları isteyip almaktadırlar. Isparta Belediye Başkanı, Isparta Belediyesi’ni babasının çiftliği gibi görerek, burayı ben yaptırdım, ben yardım ettim demesi doğru değildir. Belediye Başkanı kamu malını yani belediye yardımını kendi malı gibi göremez. Isparta Belediye Başkanı’nın bu davranışı hiçbir ahlaki kurala sığmaz” dedi. 

    Yazar Rıza Aydın, “Pir Sultan Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan’ın söyledikleri Demokratik Alevi örgütlülüğünün genel düşünceleridir, sonuna kadar haklıdır” diye belirtti.


    (HABER MERKEZİ)  

    İLGİLİ HABERLER:

    Diyanet’i eleştiren Kaplan’a, AKP’li Belediye Başkanı’ndan hadsiz müdahale

  • ‘Aleviler cemevlerini kendileri yapmadıkları sürece bu saldırılar yaşanır’-VİDEO

    ‘Aleviler cemevlerini kendileri yapmadıkları sürece bu saldırılar yaşanır’-VİDEO

    PİRHA-AKP’li Isparta Belediye Başkanı’nın PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a yönelik müdahalesini PİRHA’ya değerlendiren Aysel Demir Kılavuz, “Aleviler cemevlerine sahip çıkmayıp, kendileri yapmadıkları ve belediyelere muhtaç kaldıkları sürece onlar böyle yaparlar” dedi. Yazar Erdal Yıldırım ise “Alevi değerlerine yönelik saldırıyı gerçekleştiren belediye başkanının yanında yer alan Isparta Cemevi yönetimi ya da başkanının tavrı son derece endişe vericidir” ifadelerini kullandı.

    AKP’li Isparta Belediye Başkanı’nın, Isparta Cemevinin açılışında Diyanet İşleri Başkanlığı’nı eleştiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’a müdahele ederek, kürsüden indirmek istemesine yönelik tepkiler sürüyor.

    Mersin Cemevi Üstkurul Delegesi Aysel Demir Kılavuz ile Yazar Erdal Yıldırım Isparta’da yaşananları PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “ALEVİLER CEMEVLERİNİ KENDİLERİ YAPMADIKLARI SÜRECE ONLAR BÖYLE YAPAR”

    Alevilerin da bu ülkede vergi verdiğini söyleyen  Kılavuz, “Aleviler cemevlerine sahip çıkmayıp, kendileri yapmadıkları ve belediyelere muhtaç kaldıkları sürece onlar böyle yaparlar. Alevilerin her şeyde emeği vardır. Onlar babalarının parasını vermiyorlar bize. Vergilerimizi veriyorlar. Almanya’da yaşadım. Orada 15 Euro kilise için para kesiliyordu. Alevi olduğumu söyledikten sonra cemevi için kesildi o para. Türkiye’de bu böyle değil. Isparta’daki olayı kınıyorum. Oradaki yönetici arkadaşlarımızın yaptıklarını doğru bulmuyorum. Cemevlerimize herkes gelebilir ama duruş sergilemek önemli. Bu ülkenin her kuruşunda emeğimiz var. Çocuklarımızı asimile ediyorlar. Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır. Gani Kaplan yalnız değildir. Hiçbir Alevi yalnız değildir” diye konuştu.

    “ISPARTA CEMEVİ YÖNETİMİNİN TAVRI ENDİŞE VERİCİDİR”

    Yazar Erdal Yıldırım ise olayın iki yönlü değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Meseleyi iki noktadan irdelemek lazım. Yıllardır bu ülkeyi yöneten zihniyetin şimdiki devamı olan ve onun temsilcileri, Diyanet İşleri Başkanlığı, valileri, belediye başkanları yani bütün kamu kurumunu temsil edenler kendilerinden yana olmayanlara karşı sürdürdükleri bir düşmanca, yok sayan, inkar eden tutumları Isparta’da bir kez daha ortaya çıktı. Isparta Belediye Başkanı hem PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a hem Alevi değerlerine, toplumuna ve inanç merkezlerine saygısız tutum sergiledi. Bunun kabul edilebilir bir yanı yoktur. Şiddetle kınıyorum. Alevi toplumu örgütleriyle beraber karşı duruş göstermelidir.”

    “Meselenin ikinci yanı ise içimizi en çok inciten yanıdır” diyen Yıldırım, “Alevi değerlerine yönelik saldırıyı gerçekleştiren belediye başkanının yanında yer alan Isparta Cemevi yönetimi ya da başkanının tavrı son derece endişe vericidir. En kısa sürede bu saldırılara karşı topyekun birlikte dayanışma ve mücadeleyi yürütmeliyiz. Bu saldırı yalnızca Isparta özelinde değildir” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP /  İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Diyanet’i eleştiren Kaplan’a, AKP’li Belediye Başkanı’ndan hadsiz müdahale

  • AKP’li Isparta Belediye Başkanı’nın, PSAKD Başkanı’na müdahalesi Meclis gündeminde!

    AKP’li Isparta Belediye Başkanı’nın, PSAKD Başkanı’na müdahalesi Meclis gündeminde!

    PİRHA-Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP’li Isparta Belediye Başkanı’nın PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a sözlü müdahalede bulunmasını Meclis gündemine taşıdı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in Isparta Cemevi açılışı sırasındaki Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan’a müdahalesine ilişkin soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu, AKP’li Başdeğirmen’in PSAKD Başkanı Kaplan’ın Diyanet’i eleştiren konuşmasına müdahale etmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Cemevlerine yönelik ayrımcı tutumu dile getirdi. Yaşanan durumun ana sebebinin cemevlerinin yasal statüye kavuşamaması olduğunu ifade eden Kenanoğlu, ayrıştırıcı ve ayrımcı yaklaşımlar sergileyen Isparta Belediye Başkanı hakkında soruşturma açılıp açılmayacağını ilgili makamlara sordu. 

    Ali Kenanoğlu, “Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in, kendisini cemevinin sahibiymiş gibi göstermeye çalışması kabul edilecek bir tutum değildir” diyerek cemevlerinin, diğer ibadethaneler gibi destek görmediğini ifade etti.

    “BELEDİYE BAŞKANI HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILACAK MI?”

    Milletvekili Ali Kenanoğlu, kaleme aldığı önergede Cumhurbaşkanlığı’na “Bütün bu mağduriyetlerin giderilmesi için AİHM ve yerel mahkemelerin verdiği kararlar uygulanarak Cemevleri yasal ibadethane statüsüne kavuşturulacak mıdır?” diye sordu.

    Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı’na ise şu soruları yöneltti:

    “*Alevilerin de vergileri ile oluşan bütçeyi kullandığı halde bunu kendi cebinden harcıyormuş gibi davranıp, cemevinin sahibi gibi hareket eden, ayrıştırıcı ve ayrımcı yaklaşımlar sergileyen Isparta Belediye Başkanı ve benzer Belediye Başkanları hakkında soruşturma açılıp yaptırım uygulanacak mıdır?

    *Alevi toplumunun ve Alevi kurum başkanlarının bulunduğu bir ortamda, bir kurum başkanının konuşmasına müdahale edip onu susturmaya ve kürsüden indirmeye çalışarak, halklar arasında ayrımcılık kin, nefret ve düşmanlığa alenen tahrik eden, Isparta Belediye Başkanı hakkında herhangi bir soruşturma açılacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    Diyanet’i eleştiren Kaplan’a, AKP’li Belediye Başkanı’ndan hadsiz müdahale

  • Yazar Kabadayı Isparta Cemevi açılışında yapılan provokasyonu yazdı: Sahi Suç kimde?

    Yazar Kabadayı Isparta Cemevi açılışında yapılan provokasyonu yazdı: Sahi Suç kimde?

    PİRHA- Yazar Mehmet Kabadayı, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in cemevi açılışında yaptığı provokasyonu ve Alevilerin tavrını “Sahi Suç kimde?” başlığıyla kaleme aldı. 

    Isparta Cemevinin açılışında Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’in, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’ın konuşması sırasında ortamı provoke etmesine tepkiler sürüyor.

    Yazar Mehmet Kabadayı, “Sahi Suç kimde?” başlığıyla kaleme aldığı yazıda, belediyelerle işbirliği halinde cemevi yapılmasını eleştirerek, “Demirini, çimentosunu, kapı ve penceresini hibe olarak başkasından alarak yaptığınız cemevi sizin değildir! Alevi kurumları Belediyelerle (parti farketmeksizin) işbirliği yaparak cemevileri yapmaktan artık vazgeçmelidir. Alevi toplumunun öyle devasa “binalara” ihtiyacı da yok” dedi.

    Gani Kaplan’a belediye başkanından çok orada bulunan bazı Alevilerin müdahalesinin daha yaralayıcı olduğunu vurgulayan Kabadayı, Gani Kaplan Başkan yalnız değildir. Gani Kaplan Başkan yanlış bir şey söylememiştir sadece gerçekleri dile getirmiştir. Gani Başkan’ın sözleri ve söylemleri bizim söylemlerimizdir yani topyekûn Alevi toplumunun söylemleri ve talepleridir” ifadelerini kullandı.

    Yazar Mehmet Kabadayı’nın yazı şöyle:

    “Değerli Canlar; “Devletin Alevi’si” olmayacağız diye slogan atan, tv kanallarında “güzellemeler” yapan kimi “Alevi” Kurum Başkanı ve Yöneticileri Devletin Valisiyle, Kaymakamıyla, Belediye Başkanıyla ve “Kırmızı Çizgimizdir” dedikleri Diyanet’in atadığı Müftüyle toplu oruç açıyorlar. Aşure çorbası paylaşıyorlar (Aşure bir lokmadır.) Ve Belediye Başkanlarıyla (parti farketmeksizin) Cemevi yapma yarışına ve Cemevi açma yarışına giriyorlar. (Belediye başkanlarıyla (parti farketmeksizin) bir olup Cemevi yapmaya özü itibariyle ve LAİKLİK ilkesi gereği karşı olan biriyim!) Çünkü demirini, çimentosunu, kapı ve penceresini hibe olarak başkasından alarak yaptığınız cemevi sizin değildir! Alevi kurumları belediyelerle (parti farketmeksizin) işbirliği yaparak cemevleri yapmaktan artık vazgeçmelidir. Alevi toplumunun öyle devasa “binalara” ihtiyacı da yok!

     Dün de (25. 09. 2021) Isparta İlinde Belediye ile işbirliği yapılarak, yapılan bir Cemevi’nin açılışı var idi. Bunu ben söylemiyorum, Isparta Belediye Başkanı ve Cemevi Başkanı Sabriye AYDIN (konuya dair videoyu dikkatlice izleyin) kendisi söylüyor. Isparta Cemevi’nin açılışında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani KAPLAN, söz alıp konuşuyor. O kürsüde yıllardır tüm Alevi kurumlarının birleşip tek fikir olup dile getirdikleri meseleleri dile getiriyor. Gani Başkan’ın demokratik hakkını kullanıp o kürsü de başta Laiklik ve Diyanet meselesi olmak üzere dile getirdiği tüm meseleler birer gerçekliktir.

    Bu konuya dair videoları izlediğimizde görüyoruz ki; Isparta Belediye Başkanı Şükrü BAŞDEĞİRMEN bütün bu gerçekleri dile getiren Gani KAPLAN’a, müdahale ederek “Diyanet’e ve Diyanet Başkanı’na söz söyletmem, bu Cemevi’ni ben yaptım” diyerek, Gani Başkanı susturmaya ve kürsüden indirmeye çalışıyor… Başkanı’nın yaptıklarını onaylamıyorum, kaba ve çirkin buluyorum ama hiç şaşırmıyorum. Çünkü o Belediye Başkanı 100 yıllık tekçi-inkârcı ve asimilasyoncu devlet aklının bir ürünüdür.

        “EN ÇOK ÜZEN ALEVİ CANLARIN TAVRI OLDU”

    Bu anlamda tekçi-inkârcı ve asimilasyoncu zihniyeti biliyoruz ve tanıyoruz. Beni asıl üzen şey, Isparta Belediye Başkanı BAŞDEĞİRMEN, Gani Başkan’ı kast ederek susturun bunu, burası siyaset meydanı değil, bu Cemevi’ni ben yaptım, çimentosunu ve demirini ben verdim derken Cemevi Başkanı Sabriye AYDIN, BAŞDEĞİRMEN’ni onaylıyor. Sadece bununla da yetinmiyor Belediye Başkanı’nın tüm söylediklerini onaylıyor. Başkanım doğru söylüyor diyerek, Gani Başkan’ın kürsüden inmesini istiyor.

    Bir de orada Cemevi Başkanı Sabriye AYDIN Can’dan başka iki kişi (Can) daha vardı. Gani Başkan’ın konuşmasını kısa kesmesini ve bitirmesini söyleyen ve isteyen bu iki kişiyi (Can’ı) hepimiz tanıyoruz, Özkan LAFATAN ve Veli AYDIN! Her ikisi de Almanya’da Yol Tv’de program yapıyor. Bunlar Belediye Başkanı’nın talimatına uyarak, son sözünü söyle diyerek Gani Başkan’ı kürsüde indirdiler. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Gani KAPLAN da ben yanlış bir şey söylemedim diyerek kürsüden iniyor. Gerçekten Isparta Belediye Başkanı BAŞDEĞİRMEN’in davranışından ziyade bu 3 “Alevi Can’ın sergiledikleri tavır Yol’un Talibi bir CAN olarak beni derinden yaralamıştır ve de üzmüştür.

      “NEDEN YERİNDE BİR TEPKİ KOYMADINIZ?”

    HANİ HEPİNİZ ORDAYDINIZ DİYE BİR SÖZ VARDIR YA;  Abiler, Ablalar, Ocak Mensubu Analar, Dedeler ve siz değerli “Alevi Kurum Başkanı ve Yöneticileri”, Gani Başkan kürsüden indirilirken hepiniz oradaydınız. Niye yerinde bir tepki koymadınız? Niye Gani Başkan’ın yanında saf tutmadınız? Sonrasında oradan bulunan ya da bulunmaya Alevi kurum yöneticileri olarak, Isparta Belediye Başkanı Şükrü BAŞDEĞİRMEN’in hareketi ideolojiktir. Kendisini kınıyor ve derhal istifa etmesini istiyoruz, diyerek hep birlikte “basına ve kamuoyuna” diye bir açıklama yaptınız. Sahi bu gibi durumlarda, son 3 yılda “basına ve kamuoyuna” diyerek sonu kınamalarla biten kaç tane açıklama yaptığınız ve hangi kazanımları elde ettiniz?

       “GANİ KAPLANIN SÖZLERİ BİZİM DE SÖYLEMLERİMİZDİR”

    Sonuç: Gani KAPLAN Başkan yalnız değildir. Gani KAPLAN Başkan yanlış bir şey söylememiştir sadece gerçekleri dile getirmiştir. Gani Başkan’ın sözleri ve söylemleri bizim söylemlerimizdir yani topyekûn Alevi toplumunun söylemleri ve talepleridir. Aşk olsun, yüreği hakikat için atanlara… Aşk olsun hakikate ulaşanlara. Sevgiyle.  Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ) 

    İLGİLİ HABERLER:

    Diyanet’i eleştiren Kaplan’a, AKP’li Belediye Başkanı’ndan hadsiz müdahale

     

  • FEDA: Isparta’daki müdahale katliamcı zihniyetin faşizan kalkışmasıdır, kınıyoruz!

    FEDA: Isparta’daki müdahale katliamcı zihniyetin faşizan kalkışmasıdır, kınıyoruz!

    PİRHA-FEDA, Isparta Cemevi açılış konuşmasında PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a yapılan müdahaleyi yazılı açıklama yaparak kınadı. Açıklamada “AKP’li Belediye başkanının, PSAKD Genel Başkan Gani Kaplan’ın konuştuğu kürsüye yürümesi, konuşmasına müdahaleye kalkışması en hafif ifade ile ırkçı, tekçi ve katliamcı zihniyet sahiplerinin farklı olana, farklı düşünene ve farklı inanana ne denli tahammülsüz olduklarını göstermiştir” denildi.

    Isparta Cemevinin açılışta konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan’ın Diyanet’i cemevini inkarını dile getirmesi üzerine AKP’li Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen müdahale ederek Kaplan’ı kürsüden indirmeye çalıştı. Belediye Başkanının bu nefret içeren tavrı büyük tepki topladı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Isparta Cemevi açılış konuşmasında AKP’li Belediye Başkanının PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan’a yapılan müdahaleyi yazılı açıklama yaparak kınadı.

    “BELEDİYE BAŞKANININ IRKÇI, FAŞİST YAKLAŞIMINI ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Isparta Belediye Başkanı Başdeğirmen’in, Alevilerin meşru temel taleplerini kriminalize ederek egemen dini ve egemen anlayışı kadim inanç sahiplerine dayatmak istediğine vurgu yapılan açıklamada, “Isparta’nın AKP’li Belediye başkanının, PSAKD Genel Başkan Gani Kaplan’ın konuştuğu kürsüye yürümesi, konuşmasına müdahaleye kalkışması en hafif ifade ile ırkçı, tekçi ve katliamcı zihniyet sahiplerinin farklı olana, farklı düşünene ve farklı inanana ne denli tahammülsüz olduklarını göstermiştir. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanının sözünü kesme cüretini gösteren belediye başkanı, kürsü dokunulmazlığını hiçe saymış,  Alevilerin meşru temel taleplerini kriminalize ederek egemen dini ve egemen anlayışı kadim inanç sahiplerine dayatmak istemiştir. Belediye başkanının bu ırkçı faşist yaklaşımını şiddetle kınıyor, musahip kurumumuzun yanında, taleplerinin talebimiz olduğunu belirtmek isteriz. Ulus devletin tekçi zihniyetinden beslenen bu tekçi ve egemenlikçi yaklaşım, coğrafyamızda savaşın, kanın ve gözyaşının sebebidir” denildi.

    “İNANCIMIZA NEFRET VE KİN BESLEYENLER FAŞİZANCA MÜDAHALE KALKIŞIYOR”

    Alevilerin bu hakikati görmesi, ırkçı, katliamcı zihniyetle yüzleşmesinin zamanı olduğuna vurgu yapılan açıklamının devamında şunlar kaydedildi:

    “Isparta’da halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının, toplumun bir kesimini hiçe sayan, rencide eden bu anlayışı cihat ve ganimet kültürünü kendilerine referans alanların, inancımıza ne denli kin ve nefret beslediklerini, düşmanca yaklaştıklarını göstermiş olması tarihi travmaların ve katliamcı zihniyetin devam etmekte olduğu hatırlatan faşizan kalkışma olmuştur. Bu nedenle kendisine Alevi’yim diyen herkesin bu hakikati görmesi, ırkçı, katliamcı zihniyetle yüzleşmesinin zamanıdır diyoruz. Yüzümüzü birbirimize dönmenin, yan yana birlikte olmanın günüdür diyoruz.

    Alevilerin yolda birliğinin tarihi önemde olduğu bu süreçte, herkesi parçalı, kendine göre anlayışı terk etmeye, çokluk içinde birliğe davet ediyoruz. Süreklerimizin özgünlüğünü koruyarak, dilsel, kimliksel, sosyal ve siyasal düşünce farklılıklarımıza saygıyı esas alan birlikteliğimizin biz Alevilere büyük kazandıracağına inancımız tamdır. Bu inançla hareket etmeyi başardığımızda, inançsal, kimliksel, dilsel ve kültürel temel taleplerimizi birlikte elde edeceğimizi hatırlatır, demokratik kamuoyunu duyarlı olmaya davet ediyoruz”

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Diyanet’i eleştiren Kaplan’a, AKP’li Belediye Başkanı’ndan hadsiz müdahale