Etiket: istanbul milletvekili

  • Milletvekili Özen: Alevilere yönelik bir saldırı olursa sorumlusu iktidardır!-VİDEO

    Milletvekili Özen: Alevilere yönelik bir saldırı olursa sorumlusu iktidardır!-VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen suç örgütü başı Sedat Peker’in “cemevlerine saldırı planları yapılıyor” şeklindeki sözlerine ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak konuştu. Özen, “Bu senaryoları daha önce Maraş’ta Sivas’ta ve Çorum’da da gördük. Bu nedenle böylesi bir iddia kesinlikle ciddiye alınmalıdır. Alevilere yönelik bir saldırı olursa sorumlusu iktidardır, devlettir” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen suç örgütü başı Sedat Peker’in ‘Aleviler üzerinden kaos yaratılmak isteniyor. Mehmet’in adamları cemevlerine saldırı planlanıyor’ mesajının ardından Meclis Genel Kurulunda söz alarak konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Özen, Sedat Peker’in bahsettiği katliamların arkasında yer alan tüm yetkililerin ödüllendirilerek milletvekili veya bakan yapıldığını ifade etti.

    “KATLİAMLARIN ARKASINDA YER ALAN YETKİLİLER ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Peker’in ‘cemevlerine yönelik saldırı olacak’ açıklamasını hatırlatan Özen şunları aktardı:

    “Suç Örgütü Lideri Sedat Peker, Mehmet Ağar ve devlette yuvalanan adamlarını işaret ederek, geçmişte 22 canın katledildiği ‘Gazi Katliamını’ hatırlatarak devletin derin bağlantıları aracılığıyla Alevilere yönelik bir cemevine saldırı olacağını söyledi. Bu katliamın perde arkasındaki tüm yetkililer milletvekili ve bakan yapılarak ödüllendirildi.

    “ALEVİLER DEVLETİN KİRLİ İŞLERİNİN HESAPLAŞMASINA KURBAN EDİLEMEZ”

    Bu senaryoları daha önce Maraş’ta Sivas’ta ve Çorum’da da gördük. Tüm delillere ve tanıklıklara rağmen Alevi katliamlarının asıl failleri her daim saklandı, korundu ve ödüllendirildiler. Bu nedenle böylesi bir iddia kesinlikle ciddiye alınmalıdır. Türkiye artık bunlarla yüzleşmelidir.

    Aleviler devletin kirli işlerinin hesaplaşmasına kurban edilemez. Burada çok açık ve net söylüyorum; Herhangi bir cemevimize veya Alevilere yönelik bir saldırı olursa, bunun sorumlusu devlet ve iktidardır!”

    PİRHA/ ANKARA

  • HDP’li Özen: Koronavirüs salgınında yaşamını yitirenler neden kayıtlara geçmiyor?

    HDP’li Özen: Koronavirüs salgınında yaşamını yitirenler neden kayıtlara geçmiyor?

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması için yazılı bir soru önergesi verdi. Özen, koronavirüs testi negatif çıkmasına karşın bilgisayarlı tomografi sonucu ve diğer tüm tahlil verileri nedeniyle Covid-19 teşhisi konularak tedavi edilen kişiler neden ölüm ve vaka sayılarına dahil edilmemektedir?” diye sordu. 

    Sağlık Bakanlığı koronavirüs istatistiklerini illere göre açıkladığı 16 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da koronavirüs Covid-19 nedeniyle gerçekleşen ölüm sayısı İstanbul’da 210 olarak belirtildi.

    Konuya dair Sağlık Bakanı Koca’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, önceki yıllarda verilere yansıyan ölüm oranlarıyla 2020 yılındaki rakamlar arasındaki farka dikkat çekerek, şunları belirtti:

    “Sağlık Bakanlığının açıkladığı tarihler arasındaki İstanbul geneli ölüm sayılarının son 5 yıldaki e-devlet verilerine baktığımızda; İstanbul’da 2016 yılında 6.279, 2017 yılında 6.457, 2018 yılında 6.487, 2019 yılında 6.573 ölüm gerçekleşirken 2020 yılında ise ölüm sayısı bu zaman aralığında 7.791 olduğu görülmekte. Yani 2020 yılı dışındaki 4 yılda ölüm sayıları birbirine yakın olarak seyrederken 2020 yılında bir önceki yıla göre ani bir artışla 1.218 fazla ölüm gerçekleşmiş durumda. Bu olağanüstü artış şu ana kadar resmi verilerle açıklanamayacak soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Ülke genelindeki diğer iller için de belirtilen zaman aralığında geçmiş yıllar ile bu yıl arasındaki ölüm sayılarına baktığınızda, koronavirüs nedeniyle ölüm olarak belirtilen sayıların çok üstünde bir ölüm artışı olduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca bir hastanın bilgisayarlı tomografi (BT) ve diğer tüm tahlil verileri koronavirüse işaret etmesine rağmen burun ve boğazdan alınan ve hata payı çok yüksek olan testlerin negatif çıkması durumunda,  korona tedavisi görmesine karşın kayıtlara farklı rahatsızlıkların geçtiği iddiaları söz konusudur.”

    Özen, koronavirüs Covid-19 nedeniyle vefat edenlerin ölüm belgesine “zatürre (viral pnömonu), solunum yetmezliği, kalp krizi” gibi koronavirüsün neden olduğu sonuçların yazılmamasından ötürü gerçek sayıların belirtilenlerden çok daha fazla olduğuna dair endişelerin mevcut olduğunu belirterek şu soruları sordu:

     ” – Sağlık Bakanlığı koronavirüs istatistiklerini illere göre açıkladığı 16 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında İstanbul’da koronavirüs nedeniyle 210 kişinin hayatını kaybettiğine dair bilgiye karşın, 2019’un aynı zaman aralığına kıyasla 1.218 fazla ölüm artışının nedenleri nedir?

    – Koronavirüs testi negatif çıkmasına karşın bilgisayarlı tomografi sonucu ve diğer tüm tahlil verileri nedeniyle Covid-19 teşhisi konularak tedavi edilen kişiler neden ölüm ve vaka sayılarına dahil edilmemektedir?

    –  Bilgisayarlı tomografi (BT) ve diğer tüm klinik bulguları koronavirüse işaret etmesine rağmen burun ve boğazdan alınan testlerin negatif çıkması durumunda, koronavirüs Covid-19 tedavisi görmesine karşın ölüm kayıtlarına farklı rahatsızlıklar belirtildiği iddialarına dair bakanlığınız bünyesinde herhangi çalışmanız söz konusu mudur?”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Piroğlu: İktidar, halka ölüm ve sefaleti dayatıyor-VİDEO

    Piroğlu: İktidar, halka ölüm ve sefaleti dayatıyor-VİDEO

    PİRHA – Koronavirüs salgını sürecinde hükümetin uyguladığı politikalara ilişkin açıklama yapan HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, “İktidarın ne  ekonomik paketi halkın yararınadır, ne de infaz paketi halkın yararınadır. Her ikisinde de iktidarın ikiyüzlülüğü söz konusudur. Sefalet, ölüm ve yoksulluğu dayatması söz konusudur” ifadelerini kullandı. 

    Haberin Vidosu

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, koronavirüs salgını sürecinde hükümetin uyguladığı politikalara tepki gösterdi.

    “HALK, SALGINLA YÜZ YÜZE BIRAKILIYOR”

    Dünyada birçok devletin, bu salgına karşı çeşitli tedbirler açıkladığını belirten Piroğlu, “AKP hükümeti ise bir bağış kampanyası yaparak bu sürece başladı. Aslında bu sürecin bu bağış kampanyasının halkın zihnindeki karşılığı şudur, başınızın çaresine bakın. Hükümet tüm devlet imkanlarını kendi desteklediği sermayeye ve onu destekleyen patronlara aktarırken,  halka kendi başının çaresine bırakmasını ve bağış yardımıyla hayatta kalmasını önerdi. Bu kampanya ikiyüzlü bir kampanyadır. Devletin imkanlarını ekonomik kalkan adı altında yandaş müteahhitlere ve patronlara aktarılması, savaşa aktarılması öte yandan da halkın, çalışan yığınların kendi başının çaresine bakması, salgınla yüz yüze bırakılması anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.

    “NE EKONOMİ PAKETİ NE DE İNFAZ YASASI HALKIN YARARINA DEĞİLDİR”

    İnfaz yasasına değinen Piroğlu, şunları kaydetti:

    “Aynı ikiyüzlülük infaz paketi adı altında piyasaya sürülen yargı paketinde de söz konusudur. İnfaz paketinde de iktidar hırsızlara, uyuşturucu satıcılarına ve her çeşit vergi kaçıranlara, her çeşit suçu işlemiş insana af çıkarırken, siyasi tutsaklara düşünce suçlularından dolayı gazetecilere hapishanede tutmaya ve bir rehin gibi kullanmaya kararlı olduğunu göstermektedir.

    İktidarın ne  ekonomik paketi halkın yararınadır, ne de infaz paketi halkın yararınadır. Her ikisinde de iktidarın ikiyüzlülüğü söz konusudur.  Her ikisinde de iktidarın kendi yardakçılarına, kendi yandaşlarını koruması, halka ise sefalet, ölüm ve yoksulluğu dayatması söz konusudur.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Kenanoğlu, AİHM’in cemevleri kararını Adalet Bakanı’na sordu

    Kenanoğlu, AİHM’in cemevleri kararını Adalet Bakanı’na sordu

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28 Kasım 2018 tarihinde, AİHM’in 2014 ve 2016 tarihlerinde cemevinin ibadethane olduğu yönünde almış olduğu kararı onanmış olmasına rağmen neden uygulanmadığını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu. 

    Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 28 Kasım 2018 tarihinde AİHM’in 2014 ve 2016 tarihlerinde cemevinin ibadethane olduğu yönünde almış olduğu kararı onamış, cemevlerinin tıpkı diğer ibadethaneler gibi devletin sağladığı fon ve imkanlardan yararlanması gerektiğine işaret etmişti. Ancak, AİHM tarafından alınan kararların 2014 ve 2016’ya dayanmasına rağmen henüz iç hukukta bir değişiklik yapılmadı.

    İç hukuka ilişkin gerekli düzenlemeler ile ilgili süregelen atıllık konusunda Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması talebiyle bir soru önergesi vererek, cemevlerini ibadethane olarak gören AİHM ve Yargıtay kararlarına koşut düzenlemelerin ne zaman yapılacağını sordu.

    HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması amacıyla verdiği soru önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    YARGITAY’IN 2012’DE VERDİĞİ KARAR

    2002 yılında yayınlanan 2002/4100 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, ibadethanelerin elektrik parasını ödemekten muaf tutulacağı yönünde bir karar alınmış, cemevleri ise bu kararın dışında bırakılmıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı bir fon aracılığıyla elektrik faturalarının ödenmesi kararlaştırılan ibadethaneler cami, mescit, kilise ve sinagog ile sınırlı tutulmuştur. Cemevlerinin de ibadethane statüsünde değerlendirilip bir ve aynı imkânlardan yararlanmaları konusunda yargıya yapılan başvurular ise sonuçsuz bırakılmıştır. Nitekim, bu konuda, 2012 yılında Yargıtay 7.Hukuk Dairesi cemevlerinin ibadethane olmadığı yönünde karar vermiştir.

    İç hukuk yollarının tükenmesi, bir diğer deyişle iç hukukta yapılan başvurulara rağmen Alevilerin maruz kaldığı ayrımcılık noktasında aleyhte kararlar verilmesi neticesinde, konu 7 Mayıs ve 31 Ağustos 2010 yılında sırasıyla 32093/10 ve 62649/10 başvuru numaralı dosyalar ile AİHM’e taşınmıştır.

    32093/10 No’lu dosyanın 2 Aralık 2014 tarihli kararında ve 62649/10 No’lu dosyanın 26 Nisan 2016 tarihli kararında belirtildiği üzere AİHM cemevlerinin ibadethane olduğu kararına varmıştır. AİHS’in inanç özgürlüğünü güvence altına alan 9. maddesinin ve ayrımcılığı mahkûm eden 14. maddesinin ihlal edildiğine işaret eden AİHM, cemevlerinin hâlihazırda diğer inançlara sağlanan fondan yararlanamaması durumunu ayrımcılık olarak not etmiştir. Sözleşme gereğince imzacı devletlerin bütün inançlara eşit ve tarafsız yaklaşması gerektiğini belirten AİHM, Avrupa Konseyi üyesi bir ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin inançlar karşısında tarafsız olma yükümlülüğünü hatırlatmış ve bu konuda bir ihlal tespit etmiştir.

    Yanı sıra, 26 Nisan 2016 tarihinde AİHM’in 17 yargıçlı Büyük Daire’si tarafından alınan karara göre ise, hükümet yaptığı Alevilik tanımıyla, hem Aleviliğin hukuksal statü kazanmasının önüne geçmiş hem de inancın meşruiyeti hususunda kendisini belirleyici addederek tarafsızlık ilkesini çiğnemiştir. Buradan hareketle, AİHM, hukuki statü sahibi olamayan Alevilerin din özgürlüğü hakkını fiilen kullanmalarının engellendiği yönündeki kararını deklere etmiştir.

    AİHM’in cemevlerinin ibadethane olduğunu, Türkiye’deki dini uygulamalarda ayrımcılık yapıldığını ve eşit vatandaşlık kurallarının ihlal edildiğini deklere ettiği kararı, tükenen iç hukuku da bağlamaktadır. Ve tam da bu sebeple, 2015 yılında Yargıtay 3.Hukuk Dairesi Başkanlığı elektrik faturalarını ödemediği gerekçesiyle BEDAŞ tarafından Cem Vakfı’na açılan dava (Esas No:2014/11238. Karar No:2015/9711) sonucunda Cem Vakfı aleyhine başlatılan icra kararını bozmuştur/bozmak zorunda kalmıştır.  2018/3515 esas no ve 2018/10602 karar No’lu dosya ile birlikte de, anayasanın 90. maddesi gereğince, 29 Kasım 2018 tarihinde aldığı kararla cemevlerinin ibadethane olduğuna ve devletin diğer ibadethanelere sağladığı imkanların cemevleri için de geçerli olduğu kararını onamıştır.

    “NEDEN HALA BİR İÇ DÜZENLEME YOK?”

    Fakat 2014 yılındaki AİHM kararına ve 2015 yılındaki Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararına rağmen cemevlerinin ibadethane olduğu yönünde iç hukukta henüz bir düzenleme yapılmamıştır. AİHM’in cemevlerinin ibadethane olduğu yönünde verdiği kararlar göz önünde bulundurulduğunda, Avrupa Komisyonu ülkeler arasında yer alan Türkiye’nin iç hukukunda bu kararlar ve AİHS ışığında yeni bir düzenlemeye gidilmesi yasal olarak zorunludur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesi uyarınca Avrupa Konseyi üyesi ülkeler sözleşmede belirtilen hak ve özgürlükleri ayrımcılık gözetmeksizin herkese sağlamakla mükelleftirler. Aynı sözleşmenin 9. maddesi ise herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğunu belirtirken aynı zamanda bunların açıklanabilme özgürlüğüne de işaret etmektedir. Cami, kilise, sinagog gibi cemevinin de ibadethane olduğu yönünde alınan kararın uygulanabilmesi için iç hukukta yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi taktirde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin çeşitli yaptırımlar ile karşı karşıya kalması muhtemeldir: Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Konseyi üyeliğinden çekilmesi ve oy kullanım hakkından men edilmesi istenebilir, Türkiye Cumhuriyeti denetim sürecine tabi tutulabilir ve Türkiye Cumhuriyeti’nin üyelik süreci durdurulabilir.

    Kenanoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:

    • Kararların 2014 ve 2016 yılında alınmasına rağmen iç hukukta hala bir düzenlemeye gidilmemesinin gerekçesi nedir?
    • Avrupa Konseyi ülkelerden biri olması sebebiyle AİHM tarafından alınan kararları uygulamakla mükellef olan, aksi taktirde çeşitli yaptırımlarla karşılaşacak olan Türkiye Cumhuriyeti devleti iç hukukta bu kararlara koşut yeni düzenlemeler yapacak mıdır?
    • Düzenlemeler yapıldığı taktirde cemevlerinin ibadethane olduğu yönünde alınan karar tüm cemevlerini kapsayacak mıdır? Din ve inanç özgürlüğü konusunda tarafsız olmakla mükellef olan devlet Alevilerin ibadetlerini ifa ettikleri her mekânı ibadethane olarak kabul edip gerekli imkânlardan yararlanmalarının mümkün zeminini sağlayacak mıdır?

    (HABER MERKEZİ)

  • Alevi Pirleri Meclis’te- VİDEO

    Alevi Pirleri Meclis’te- VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi’nin Alevi milletvekillerinden Zeynel Özen meclisteki odasına kendi pirlerinin ve inanç önderlerinin resimlerini astı. Özen, Alevilerin sorunlarını birinci ağızdan dünya kamuoyuna atlatacaklarını söyledi. 

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, İsveç’te Alevi Birlikleri Federasyonu MYK üyeliği, parlamentoda İçişleri Komisyonu, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Kâtip Üyesi, Türkiye – Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Türk Grubu üyeliği yapıyor.

    Alevilere, tüm ötekileştirilenlere ve ezilenlere yönelik yaşanan haksızlık ve hukuksuzlukları zaman zaman meclis gündemine taşıyan Özen, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’ndan sonra kendi pirlerinin ve inanç önderlerinin resimlerini meclisteki odasına astı.

    “ALEVİLERİN TEMSİLİYETİ MUTLAKA MECLİS’TE OLMALI”

    Özen, kendi Pirlerinin ve inanç önderlerinin resimlerini asmasına ilişkin ise PİRHA’ya şunları ifade etti

    “Aleviler 24 Haziran seçimlerinde gerçekten HDP olarak bir ilki başardı. Şimdiye kadar mecliste Alevi kökenli milletvekilleri oldu fakat mecliste bu güne kadar Alevileri temsilen milletvekili olmadı.”

    HDP’nin içinde Alevilerin kendi kimliği ile ilk defa mecliste temsil edildiklerini ifade eden Özen, “Biz diyoruz ki bu ülkede 15-20 milyon Alevi varsa bunlarında temsiliyeti mutlaka ve mutlaka mecliste olmalıdır” dedi.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    “Biz Alevilik vardır, Alevilik haktır, Alevilerin parlamentoda temsiliyeti ana sütü gibi helaldir” diyen Özen, Alevi milletvekilinin adasının belli olması ve Alevileri temsil etmek için, Türkiye Cumhuriyeti tarafından yaşı küçültülerek idam edilen Pir Seyit Rıza’nın, Hacı Bektaş ve Pir Sultan’ın fotoğraflarını astığını belirtti.

    “ALEVİLERİN SORUNLARINI DÜNYA KAMUOYUNA DUYURACAĞIZ”

    HDP’nin içinde Alevileri temsilen tüm onların sorunlarını dile getireceklerini belirten Özen, “Alevileri temsilen şimdiye kadar HDP’den de,  CHP’den de bir sürü Alevi milletvekilleri oldu, fakat bunlar hep söyle konuştular,  ‘Alevilere şöyle zulüm ediliyor, şöyle katlediliyorlar’ biçiminde ama bundan sonra bu değişti. Aleviler adına biz konuşuyoruz. Burada Alevilerin sorunlarını dile getiriyoruz. Alevilerin sorunlarını gerek Türkiye gerekse de dünya kamuoyununa meclisten doğru bağırmaya, dillendirmeye söz verdik, bunu da yapacağız” diye konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA