PİRHA-İsviçre’nin Cenevre şehrinde çalışmalarını sürdüren MED-RA, etkinlik düzenledi. Etkinlikte MED-RA’nın kuruluş amacı anlatıldı.
2023 yılında kurulan MED-RA (Koma MED) İsviçre’de çalışmalarını sürdürüyor. “Dünya hepimizin dünyası, bitkinin, hayvanın ve insanın. Yerde gezen karıncanın da yaşamaya hakkı var, senin de, benim de” diyerek yola çıkan MED-RA, Mezopotamya’nın kadim dillerini ve unutulmaya yüz tutmuş klamlarını, sanatsal ve müzikal duygularla yaşatmaya çalışan, geçmişin acılarını, sevinç ve mutluluklarını, tarihin gizemli kalan yanlarını bugüne taşıyor.
Cenevre’de düzenlenen etkinlikte konuşan grubun kurucularından Ufuk Kurtulmaz, Kürtçe, Ermenice, Süryanice, Arapça, Hemşince-Lazca, Azerice, Çerkezce ve Türkçe şarkıları ve dünyadaki kültürel mirası ve zenginliği bugüne taşınmayı ve dünya halklarıyla buluşturulmayı amaçladıklarını söyledi.
Zaman içinde grubu daha kollektif hale getirerek Mezopotamya da yaşamış halklardan müzisyenlerinde dahil olduğu geniş bir topluluğa dönüştürme amacıyla yola çıktıklarını ifade eden Ufuk Kurtulmaz, müzisyenlere ve müzik severleri çalışmalarına katılmaya çağırdı.
PİRHA- İsviçre’nin Cenevre kentinde binlerce kişi, Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı grupların Rojava’ya yönelik saldırılarını protesto etti. Eylemciler, yaşananların bir katliam ve soykırım niteliği taşıdığına dikkat çekti.
İsviçre’nin Cenevre kentinde toplanan binlerce kişi, Rojava’da yaşanan saldırı ve katliamları protesto etti. Suriye Geçici Hükümeti ve ona bağlı silahlı grupların Rojava’ya yönelik saldırılarının 6 Ocak’tan bu yana sürdüğü hatırlatıldı.
Avrupa’nın birçok kentinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen eylemler kapsamında Cenevre’de alanlara çıkan kitle, “Rojava’nın sesini tüm dünyaya duyurmak için buradayız” mesajını verdi.
“KOBANÊ’DE SU, EKMEK YOK, ÇOCUKLAR SOĞUKTAN ÖLÜYOR”
Cenevre’de düzenlenen protestoya katılan Kobanêli Medya, yaşananlara ilişkin yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:
“Kobanê’ye yönelik saldırıları protesto etmek için Cenevre’de toplandık. Kobanê’de su yok, ekmek yok. Çocuklar soğuktan ölüyor. Yaşananlar yüreğimize oturuyor ama elimizden bir şey gelmiyor. Kobanê, 2014 yılında DAİŞ’i durdurdu ancak bugün kimse Kobanê’nin sesini duymuyor. Biz buradan Kobanê’nin sesini tüm dünyaya duyurmak istiyoruz.”
“ROJAVA’DA YAŞANANLAR SOYKIRIM NİTELİĞİNDEDİR”
Eylemde konuşan Ufuk Kurtulmaz ise Ortadoğu’da büyük bir planın devrede olduğunu belirterek, “Özellikle Rojava’da büyük bir katliam yaşanıyor. Bu saldırılar Kürt halkına yönelik bir soykırım niteliği taşımaktadır. Kadınlar, çocuklar ve siviller hedef alınıyor. Bu nedenle tüm halkları bu katliama ve soykırıma karşı durmaya, direnişi büyütmeye çağırıyoruz” dedi.
“VERİLEN GÜVENLİK SÖZLERİ YALANDIR”
Bir başka protestocu ise Geçici Şam Hükümeti’nin Rojava halkına yönelik açıklamalarına dikkat çekerek, “Silah bırakmaları halinde güvende olacaklarına dair verilen sözler büyük bir yalandır. Bu durum yalnızca Rojava’daki halklar için değil, İsviçre’de ve Avrupa’da yaşayan mülteciler için de son derece endişe vericidir. Rojava halkının çetelere ve kaynaklarını ele geçirmek isteyen güçlere terk edilmesini kınıyoruz. Bu yaşananlar açıkça vicdan ve insanlıktan yoksundur” ifadelerini kullandı.
Eylem, yapılan konuşmaların ardından sloganlarla sona erdi.
PİRHA-İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı. “Önce Ermeni ve Koçgiri Katliamları daha sonra da uzun yıllar Dersim’de devam eden bir katliam yaşandı’ diyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en vahşi katliamını gerçekleştirdi. Benim babam o süreçte 1 yıl boyunca ailesiyle birlikte mağarada yaşamış” dedi.
Dersim İnşa Kongresi ve Bern Alevi Dergahı, İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, idam edilişlerinin 88. yılında Seyit Rıza ve yol arkadaşlarını andı.
Gülbeng ve çerağların uyandırılmasıyla başlayan anma, belgesel gösterimi, ağıtların okunması ve konuşmalarla sona erdi. Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“BABAM 1 YIL BOYUNCA AİLESİYLE BİRLİKTE MAĞARADA YAŞAMIŞ”
Önce Ermeni ve Koçgiri Katliamları daha sonra da uzun yıllar Dersim’de devam eden bir katliam yaşandı’ diyen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Devlet Dersim’deki aşiretlere silahlarınızı teslim edin der Dersimliler de demokrasi gelecek biz de özgürleşeceğiz zannederler ve silahlarını teslim ederler. Ama daha sonra bunun böyle olmadığı anlaşıldığında aşiretler Halvori’de bir araya gelir Seyit Rıza liderliğinde birbirlerine sahip çıkacaklarına dair ikrarlık verirler. Türkiye Cumhuriyeti devleti tarihinin en vahşi katliamını gerçekleştirdi. Resmi kayıtlarda 11 bin kişinin öldürüldüğünü söylerken Dersimliler ise bu sayının 70 bin civarında olduğunu söylüyor. Benim babam o süreçte 1 yıl boyunca ailesiyle birlikte mağarada yaşamış. Babaannem, ‘Çocuğu ağlamasın diye emzirerek çocuğunu öldüren kadınlar vardı’ diyordu.” diye konuştu.
Anmada ayrıca Ali Matur deyiş ve klamlar seslendirdi.
PİRHA- İsviçre FEDA kurucu kongresinde konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Alevilerin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin öznesi olduğunu vurgulayarak, “Eşit, özgür bir yaşamı bulunduğumuz her coğrafyada var edeceğiz” dedi.
İsviçre FEDA kurucu kongresini Zürih kentinde gerçekleştirdi. Kongre Pir Niyazi Bakır tarafından okunan gülbang ile açılırken, İsviçre temsilcisi olarak Songül Aslan ile Ulaş Yıldız ve 30 kişilik bir meclis rızalık aldı.
Kongrede DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit konuşma yaptı.
“KOL KOLA DURALIM”
Gülistan Kılıç Koçyiğit, şunları ifade etti:
“Bir arada yaşayacağımız bir sistemin inşasının en büyük özneleri Alevi toplumudur. Alevi inancının bizzat kendisidir. Bugün onun için ayrışacağımız bir gün değildir. Mücadelelerimizi, kazanımlarımızı, isteklerimizi karşı karşıya koyacağımız bir gün değildir. Bugün kucaklaşacağımız bugün ortak mücadele hattını büyüteceğimiz ve demokratik cumhuriyeti inşa edip onun içerisinde Alevilerin eşit yurttaşlık talebini de Kürtlerin statüde diğer bütün taleplerinin de karşılanacağı kadınların özgürlük mücadelesinin başarıya ulaşacağı, emekçinin hakkını alacağı, doğanın korunacağı bir bütün, devasa bir mücadeledir. Onun için hep beraber bu yolda olmamız gerektiğinin altını çizmemiz gerekiyor.
Bizim bu düzeni gerçekten değiştirmemiz ve demokratik bir düzeni yaratmamız gerekiyor. Bu ülkede barış olacaksa, bu ülkede demokratik bir sistem olacaksa bütün muhalefetin yan yana durmasıyla olacaktır. Bir yola çıktık. Biz de geri dönmek olmaz. Bir yola çıktık. Biz de geride bıraktırmak olmaz. Bu yolun hep beraber yürünüldüğünde bizi gerçekten başarıya götüreceğini çok iyi biliyoruz.
Biz rızalığa inanan bir inancın mensuplarıyız. Biz rıza şehrine inanıyoruz. İşte o Rıza Şehrinin bugünkü temel toplumsal hayata geçmesi, bugün yaşamasının yolu nedir? Demokratik bir toplum örgütlenmesidir. Demokratik bir toplumun asli öznesi bugüne kadar inancını örgütlemiş, rızalıkla yol almış, ocak sistemiyle kominal değerlerini öne çıkarmış, bizzat Alevi toplumunun kendisidir. O nedenle bu çağrı bizedir. Bu çağrı siz canlaradır. Bu çağrı gerçekten demokratik bir toplumu her şeyin üzerine tutan bizim toplumsal örgütlenmemizedir. Yeni bir toplumun örgütlenmesi için hadi gelin kol kola duralım, yan yana duralım çağrısı yapılıyor. Biz en azından bu çağrıya icabet etmek, bu çağrıyı büyütmenin hepimizin geleceğinde çok önemli olacağını eşit özgür bir toplum yaratacağına inanıyoruz. Biz Seyit Rıza’nın biz Zarife’nin, biz Elif Ana’nın torunlarıyız. Çok zulüm görmüş, çok kılıçtan geçmiş ama baş eğmemiş, diz çökmemiş bir inancın mensuplarıyız. Inanıyorum Türkiye demokrasisinin de en önemli özneleri olarak Türkiye’yi demokratikleştireceğiz. Eşit, özgür bir yaşamı orada ve bütün Ortadoğu’da bulunduğumuz her coğrafyada da var edeceğiz.”
PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) İsviçre’de ‘Demokratik Toplum ve Barış Sürecinde Aleviler Anayasal Haklarını Tartışıyor’ başlıklı halk toplantısı yapacak.
‘Demokratik Toplum ve Barış Süreci’nde Alevilerin Anayasal Hakları’ başlığıyla Zürih’te düzenlenecek halk toplantısına Halk toplantısına 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Peköz ve FEDA Eş Başkanı Şahin Polat konuşmacı olarak katılacak.
Toplantıda, Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç hakları bağlamında yaşadığı sorunlar, çözüm yolları ve demokratik talepler konuşulacak. Toplantı, 11 Ekim 2025 Cumartesi günü saat 13.00’te Dübendorf’ta yapılacak.
FEDA çağrısında, “Demokratik Alevi süreci ve anayasal haklarımızı konuşmak, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi birlikte tartışmak için buluşuyoruz. Birlikte konuşalım, birlikte karar alalım, birlikte güçlenelim” çağrısında bulundu.
PİRHA- İsviçre’nin Cenevre kentinde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) öncülüğünde düzenlenen Madımak Katliamı ve Kerbela anması, Alevi toplumu için anlamlı ve güçlü bir buluşmaya dönüştü. Yüzün üzerinde kişinin katıldığı anmada, hem geçmişin acıları paylaşıldı, hem de barış ve dayanışma mesajları verildi.
İsviçre’nin Cenevre kentinde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) öncülüğünde Madımak Katliamı ve Kerbela anması yapıldı.
Program, Ali Çalhan’ın verdiği gülbank ile başladı. Ardından FEDA Eş Başkanı Şahin Polat söz aldı. Polat, hem Kerbela hem Madımak hem de günümüzde yaşanan Alevi katliamlarına dikkat çekerek, inanç temelinde barış çağrısı yaptı.
Şahin Polat, konuşmasında şu sözler dikkat çekti:
“Yeni bir delil uyandırdık. Bu delil, savaşın karanlığına karşı yakıldı. Barış için yeni ikrarlar gerekiyor ve bizler ikrarımıza sadığız. Biz Aleviler, bu süreçte barışın yanındayız. İnancımız, doğayla ve insanla barış içinde bir yaşamı öğütler. Bugün burada, barışı sonuna kadar desteklediğimizi söylüyoruz. Barıșın destekçisi ve takipçisi olacağız.”
Anmada deyişler okunup, semah dönüldü. Maraş Katliamı tanığı olan Kürt Alevi sanatçı Ranê Su sahne alırken, söylediği şarkılarla duygusal anlar yaşattı.
Pir Sultan Abdal, Behçet Aysan ve Metin Altınok’un şiirlerinin seslendirildiği anma sinevizyon gösterimiyle sona erdi.
PİRHA-İsviçre’nin başkenti Bern’de ilk kez bir Alevi mezarlık alanı resmi törenle açıldı.
Bern Bremgarten Mezarlığı’nda düzenlenen açılış töreni, Alevi toplumu açısından manevi bir anlam taşırken, aynı zamanda ülkedeki dini çeşitliliğin ve toplumsal birlikteliğin simgesi oldu. Açılışta Pir Ali Matur tarafından Gulbang ve deyişler okundu.
Törene, proje sorumlusu ve Bern Alevi Dergahı’nın (Aleviten Dergah, Haus der Religionen) temsilcisi Özlem Duvarcı, Bern Belediyesi yetkilileri, dinler arası diyalog temsilcileri ve çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.
“İSVİÇRE’DEKİ İLK ALEVİ MEZARLIK ALANININ AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRMEKTEN BÜYÜK MUTLULUK DUYUYORUZ”
Özlem Duvarcı, konuşmasında projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederek, bu sürecin sadece bir mezarlık alanının açılışı olmadığını, aynı zamanda toplumsal hafızaya önemli bir iz bırakma anlamı taşıdığını vurguladı.
Duvarcı, konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün burada, İsviçre’deki ilk Alevi mezarlık alanının açılışını gerçekleştirmekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz. Bu adımın Bern’de atılmış olması da ayrı bir anlam taşıyor. Görüldüğü üzere sabırla önemli işler başarabiliyoruz.”
“DEVRİ DAİM’E UYGUN BİR MEKÂN: DÖNGÜSEL YAŞAMIN SİMGELERİYLE TASARLANMIŞ ALAN”
Duvarcı, Semah’ın döngüsel hareketlerinden ilham alan bu anlayışın, mezarlık mimarisine de yansıtıldığını belirtti. Duvarcı, “Semah, bizim inancımızın merkezinde yer alan bir ibadet şeklidir. Tüm kainatın, gezegenlerin hareketine benzer bir döngüyü temsil eder. Bu döngü, ölüm ve yaşamın sürekliliğini yani Devri Daim’i ifade eder. Mezarlık alanımız da bu düşünceyle şekillendi” dedi.
Mezarlık alanının Peyzaj mimarı Carolin Grünler’in, doğayla olan bağı, ritüelleri ve sembolleri çok başarılı şekilde mezarlık alanına yansıttığını belirten Duvarcı, heykeltıraş Bernhard Kurzweg’in de inançlarına uygun heykeller ve bir toplumsal buluşma masası tasarladığını söyledi.
“ALEVİ İNANCINA AİT BEŞ TEMEL SEMBOL BULUNUYOR”
Alana yerleştirilen taş masa, Alevi toplumunun “lokma” paylaşımı gibi ritüel yemeklerini birlikte yiyebilecekleri, cem ritüellerini gerçekleştirebilecekleri bir alan olarak tasarlandı. Ayrıca alanda yer alan heykellerde Alevi inancına ait beş temel sembol bulunuyor.
Tören, mezarlık alanının sembolik olarak ortak bir şekilde açılması ve alana fıstık ağacı fidanlarının dikilmesi sonrası verilen apero ile sona erdi.
PİRHA – Avrupa’daki Alevi örgütleri, Suriye’de devam eden Alevi katliamlarının durdurulması için 2 Nisan’da Cenevre’de miting yapacak.
HTŞ ve Türkiye’nin de desteklediği SMO tarafından Suriye’de Alevilere yapılan katliamlar günden güne artıyor.
Dünya kamuoyu, henüz katliama ilişkin bir girişimde bulunmazken, Alevi toplumu, dünya genelinde protestolarını sürdürüyor.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu başta olmak üzere çok sayıda Alevi örgütü, 2 Nisan’da İsviçre’de miting yapacağını duyurdu.
‘Ey insanlık, Suriye’de Alevi soykırımı var! Haberin var mı?’ çağrısıyla düzenlenen mitingin öncülüğünü Alevi kadınlar yapacak.
Birleşmiş Milletler’i sorumluluk almaya çağıran Alevi kadınlar, 2 Nisan Çarşamba, saat 14.00’te Cenevre’de Birleşmiş Milletler önünde miting yapılacağını duyurdu.
PİRHA-İsviçre’nin Winterthur kentinde Hızır Cemi yürütüldü.
Alevilerin kutsal aylarından biri olan Hızır ayı vesilesiyle Türkiye’nin ve Avrupa’nın birçok kentinde Hızır orucu tutulup, cemler yürütülmeye devam ediyor.
PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin İsviçre’de düzenlediği buluşmada konuşan Gazeteci Çilem Küçükkeleş, “Alevi kadınlar olarak eşitiz meselesini dönüp yeniden ölçütümüz olan Alevilikten alırsak, eşitliğin ne kadar yaban, çöl ve matematiksel olarak algıladığımız açığa çıkar” vurgusu yaparken, 26. dönem HDP milletvekili Besime Konca ise, “Bu saldırılar ideolojik-politik saldırılardır. Bilerek seni ocaklarından, mürşidinden, yolundan koparıyor. Senin buna karşı duruşun ancak ideolojik-politik bir bilinçle olabilir” diye belirtti.
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin 2’ncisini düzenlediği ‘Gönül Kalsın Yol Kalmasın’ isimli kadın kampı İsviçre’de devam ediyor.
Siyasetçi Yurdusev Özsekmenler’in “Kadının Örgütlü Mücadelesi” başlıklı sunumuyla devam eden buluşmada Gazeteci Çilem Küçükkeleş ve 26. dönem HDP milletvekili Besime Konca sunumlarını gerçekleştirdi.
“ALEVİLERDE KADININ-ERKEĞİN EŞİT OLMASI SÖZ KONUSU DAHİ DEĞİL”
Küçükkeleş, Alevi kadınların özgürlük meselesine dair tartışmalarının Aleviliğe yönelik eleştiriler olarak algılandığını belirlemesinde bulunarak, “Barışı en çok sağlayabilecek, doğayla, canlıyla birlikte yaşamayı öneren bir inancımız var. Bu birlik sadece insanların bir araya gelmesiyle ilgili değildir. Bu birliği bilmek bir uyum içinde hepimizi yaşamaya davet eder. Birlikte yaşam kültürü büyük oranda bozuldu. Bu birlikte yaşam kültürü insanın kendisini doğanın hakimi saymasıyla başladı. Genelde kadın panellerinde erkekler en ön safta oturuyorlar ve eleştirilerimizi sanki Aleviliğe yönelik eleştiriler olarak algılıyorlar. Buna karşı ise ‘erkek-dişi yoktur muhabbetin dilinde’ cümlesi en net karşılaştığımız itirazlardan biri. Bizim Aleviliğimize ilişkin bir itirazımız yok. Bu dünyada karıncayla ortak bir hakkın olduğunu bilmeye davet ediyoruz. Bizde diğer tüm topluluklarla birlikte yaşıyoruz. Issız bir adada Aleviliğimizi yaşayan bir topluluk değiliz. Birbirimizle etkileşim içerisindeyiz. Bu dünya bu kadar erkekken, biz Alevilerde kadının-erkeğin eşit olması gibi ihtimal söz konusu dahi olamaz” dedi.
“NE KADAR EŞİTİZ MESELESİNİ ÖLÇÜTÜMÜZ OLAN ALEVİLİKTEN ALIRSAK..”
Küçükkeleş, Alevi kadınların kendilerini bu ‘özgür hissetmeden’ kaynaklı kadın mücadelesinden uzaklaşma yaklaşımı olduğunu kaydetti. Küçükkeleş şunları ifade etti:
“Burada ölçü ise karşı inançlar oluyor. Kadını eve kapatan, sınırlayan darlıkları olan karşı inancı ölçü alarak, ‘Ne güzel işte Alevi kadınların böyle sorunları yok, özgürler’ diyorlar. İnsan olmaktan kaynaklı kullandığımız haklarımızı sanki bize özgü bir özgürlük alanı vermişler gibi yorumluyorlar. Bu dünya düzeni içerisinde Alevi kadınların özgür olması mümkün değil. Bizlerde dünya üzerinde yaşanan tüm eşitsizliklere bakarken kısmen kendimizi özgür hissetme ve bu özgür hissetmekten kaynaklı da mücadeleden biraz uzaklaşma yaklaşımlarımız oluyor. Yada kendimizi kadın mücadelesinin öznesi değil de, bizim dışımızda şiddete uğrayan kadınlarla dayanışma gibi bir bakış açısına sahip olabiliyoruz. Özgürlük yada eşitlik nedir? Ne kadarını yaşarsak eşitiz meselesini dönüp yeniden ölçütümüz olan Alevilikten alırsak, eşitliğin ne kadar yaban, ne kadar çöl ve matematiksel olarak algıladığımız açığa çıkar.”
“ALEVİLİĞİN DOĞAL TOPLUM İNANCI KALMA ISRARI ÖZGÜNLÜKTÜR”
Buluşmada söz alan bir diğer isim Besime Konca ise, Aleviliğin doğal toplum inancı olarak kalma ısrarına değinerek, “Yolumuz hakikat yoludur. O hakikate eren insan aslında bir olan, tek olan o yola kavuşmuş oluyor. Biz kadınlar kendi süreğimizin hakikatini tartışarak ulaşmaya çalışıyoruz. Çok büyük devletler ve imparatorlukların kurulduğu, uygarlığın gelişip yıkıldığı, kılıç zoruyla büyük savaşların yaşandığı bir ortamda Aleviliğin doğal toplum inancı olarak kalma ısrarı biz özgünlüktür. Ortadoğu’da kendi orjinalitesini koruyanlar Alevi sürekleri ve Ezidi toplumudur” diye belirti.
Konca, Alevi süreklerine yönelik müdahalelerin ideolojik-politik saldırılar olduğunu ifade ederek, “Tekçi-milliyetçi devlet siyasetine boyun eğen ve kırımdan geçerek etnik kimliğinden vazgeçen birçok halk var. Aleviler Anadolu ve Mezopotamya’da hem inanç kimliğimizi hem de etnik kimliğimizi korumuş bir toplumuz. Kırımdan geçmesine rağmen direnen bir yanı var. Yanındaki bu denli şatafatlı uygarlıklara rağmen senin tenezzül etmeyerek oraya dahil olmaman inancının ne kadar güçlü olduğunu ifade eden bir şey. Güncel durumda ise sürekler yolun birliğinde buluşabildik mi sorusu önemlidir. Son yüzyılda ise sürekler olarak birbirimizden koptuk. Kendi içimizde de katmerleşen kopuşlar yaşadık. Bu saldırılar ideolojik-politik saldırılardır. Bilerek seni ocaklarından, mürşidinden, yolundan koparıyor. Senin buna karşı duruşun ancak ideolojik-politik bir bilinçle olabilir” şeklinde konuştu.
PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin 2’ncisini düzenlediği ‘Gönül Kalsın Yol Kalmasın’ isimli kadın kampı İsviçre’de başladı.
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin 2’ncisini düzenlediği ‘Gönül Kalsın Yol Kalmasın’ isimli kadın kampı İsviçre’de anaların gülbengi ve çerağ uyandırmasıyla başladı.
Siyasetçi Yurdusev Özsekmenler’in “Kadının Örgütlü Mücadelesi” başlıklı sunumuyla devam etti.
PİRHA- İsviçre’nin Cenevre kentinde Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edilişinin yıldönümü sebebiyle anma töreni yapıldı.
1937 yılında yargısız infaz yoluyla idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Cenevre’de anma yapıldı. Yargılanması dahi yapılmadan idam edilen Seyit Rıza ve yoldaşları için önce gülbeng okundu, ardından kefensiz yatanlar için ağıtlar seslendirildi.
“CUMHURİYETİN KURULUŞU SOYKIRIMLA BAŞLADI”
Yapılan basın açıklamasında Dersim’e yönelik saldırıların günümüzde de sürdüğünü vurgu yapılarak “Aradan geçen 87 yıla rağmen acımız halen tazedir. Çünkü katliamcı ve soykırımcı politikalar değişmedi, devam ediyor. Cumhuriyetin kuruluşu 1921’de Koçgiri’den itibaren katliam ve soykırımlarla başladı. Dersim, Kürt, Kirmaçkî ve Alevi kimliğinden ötürü bu politikaları en ağır şekilde yaşadı. Bu planlar günümüzde de işlemeye devam ediyor. 4 Mayıs 1937’de başlatılan harekat ile çıban görülen Dersin’in, toptan kesilip atılması istendi. Ancak Dersim’in ileri gelenleri boyun eğmedi, diz çökmedi” denildi.
PİRHA- İsviçre’de Hakk’a yürüyen Alevi aydını /Yazar Turan Eser’in Hakk’a yürüme erkanı 28 Eylül’de Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu “Turan Eser’i uğurlamak üzere, tüm gönül dostlarımızı ve canlarımızı bir araya gelmeye davet ediyoruz” dedi.
Türkiye’de ve Avrupa’da uzun yıllar Alevi Yolu’na hizmet eden, önceki dönemler Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanlığı da yapan Alevi aydını Turan Eser ,İsviçre’de Hakk’a yürüdü. Eser, akciğer kanseri tedavisi görüyordu.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Eser’in Hakk’a yürüme erkanına dair programı paylaştı. Açıklamada, Eser’in erkanının 28 Eylül Cumartesi günü saat 12.00’de Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleşeceği belirtildi.
“ESER’İ UĞURLAMAK ÜZERE TÜM CANLARI BİR ARAYA GELMEYE DAVET EDİYORUZ”
AABK tarafından yapılan bilgilendirmede, “Derin bir üzüntüyle sizlere kıymetli yol yoldaşımız Turan Eser’in Hakk’a yürüdüğünü bildiriyoruz. Onun aydınlık yolu, yüce gönlü ve insan sevgisiyle dolu yaşamı bizlere daima ışık olacak. Hakk’a uğurlama erkânı Cumartesi 28.09.2024 saat 12:00 da Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezimizde gerçekleşecektir.
Adres: Elsässerstrasse 209 4056 Basel/İsviçre
Turan Eser’i uğurlamak üzere, tüm gönül dostlarımızı ve canlarımızı bir araya gelmeye davet ediyoruz. Bu anlamlı erkânla yoldaşımızı Hakk’a uğurlayacağız. Birliğimiz ve dirliğimiz daim olsun, Turan Eser’in ışığı her daim Yolumuzu aydınlatsın. Eser ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar diliyor, acılarını paylaşıyoruz. Devri daim olsun” denildi.
PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) İsviçre Temsilciliği’nin düzenlediği buluşmada konuşan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi Sözcüsü Ahmet Güden, “Tüm değerlerimizi, pirlerimizi, ocaklarımızı, aşıklarımızı, mezarlarımızı geride bıraktık. Bizler buralarda olduğumuz sürece o değerlerimizin yaşama şansı yok. Birlikte ortak hareket edip yüzümüzü kendi topraklarımıza dönebilirsek birçok şeyi başarabileceğimizi biliyorum” dedi.
Maraş Katliamı sonrası bölgede yaşayan çok sayıda insan, çeşitli kentlere ve Avrupa’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Katliam sonrası demografik yapısı değişen coğrafya insansızlaştırıldı.
Yaşamı Yeniden ve Yerinde İnşa Hareketi, 5 Ekim 2019’da Maraş’ın Elbistan ilçesinin Yalıntaş (Axtil) Köyü Kocapınar mezrasında kadınların öncülüğünde 5 bin badem ağacı dikerek çalışmalarına başladı ve bu sayı 200 bine ulaştı.
Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) İsviçre Temsilciği’nin düzenlediği buluşmada konuşan Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi Sözcüsü Ahmet Güden, Maraş ve Alevi coğrafyasının boşaltılarak demografik değişiminin hedeflendiğini söyledi. Güden, Avrupa’da yaşayan ve imkanları olan tüm Maraşlılara topraklarına dönme çağrısında bulundu.
“COĞRAFYAMIZI BOŞALTMAK İSTİYORLAR”
Güden, 100 yıllık süreçte bölgenin boşaltılma planlarının belli bir başarı kaydettiğine işaret ederek, “Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi bir dernek, vakıf veya kooperatif değil. Bu çalışma bir tek Maraş ile sınırlı değil. Ne toprağımız, ne dilimiz ne de inancımız kalmadı, zayıfladı. Amacımız zayıflayan bu üç şeyi bir arada yürütebilmektir. Bizler hiçbir kurumun rakibi değiliz, böyle görmekten vazgeçmeliler. Coğrafyamızda yıkılan her ağacın yerine bir ağaç, yıkılan her evin yerine bir ev inşa etmektir amacımız. İttihat ve Terakki’den bu yana 100 yıllık süreçte Alevi ve Kürt coğrafyasını boşaltmak istiyorlar. Demografik yapının değişimini amaçlıyorlar. Buna örnek olarak Pazarcık’a bağlı Terolar Köyü’ne binlerce mültecinin yerleştirilmesi asıl bu amaca yöneliktir” dedi.
EKONOMİK, KÜLTÜREL VE İNANÇSAL ÇALIŞMALAR
Bölgede geri dönüşlerin ekonomik alt yapısının hazırlanmasının yanında, kültürel-inançsal çalışmaları da gerçekleştirdiklerini kaydeden Güden, “Yarın belki Alman Aleviler, İngiliz Aleviler, Fransız Aleviler olacak ama Kürt Aleviler olmayacak. Neden? Çünkü dilimizi kaybediyoruz. Sadece coğrafyamızı ağaçlandırmakla kalmayacağız, yaşamın tüm boyutlarını ele alacağız. İnsanlarımızın boşalan köylere geri dönmesini sağlayabilecek ekonomik alt yapının oluşturulmasını hedefledik. Burada tarımı ve hayvancılığı geliştirdik. Maraş coğrafyasında ekonomik alt yapının hazırlandığını, ete kemiğe büründüğünü söyleyebilirim. Bu coğrafyada kültürel ve inançsal çalışmalar yürütmeyi önümüze koymuştuk. Alevi felsefenin yeniden kendi köklerinde ve yaşam alanlarında yaşama geçirilmesi için çaba sarf ettik. İlk cemimizi Hoffolar köyünde gerçekleştirdik. Yine 45 yıl aradan sonra ilk defa Sinemilli Ocağı’nın merkezi Kantarma Köyü’nde bir cem gerçekleştirdik” diye konuştu.
AVRUPA’DA YAŞAYAN MARAŞLILARA GERİ DÖNÜN ÇAĞRISI
Güden, Avrupa’da yaşayan ve imkanları olan tüm Maraşlılar ve dostlarına topraklarına geri dönme çağrısı yaparak şöyle devam etti:
“Bizler çocuklarımızı, annelerimizi, babalarımızı yani ailemizi o toprakların bağrına koyduk. Onların hatıralarına sahip çıkmanın yolu yüzümüzü Maraş’a yani kendi topraklarımıza dönmekten geçer. Tüm değerlerimizi, pirlerimizi, ocaklarımızı, aşıklarımızı geride bıraktık. Bizler buralarda olduğumuz sürece o değerlerimizin yaşama şansı yok. Kendi coğrafyamızda yok isek maalesef birileri gelip orayı doldurur. Geri dönmenin çarelerini de bizler üreteceğiz. Birlikte ortak hareket edip yüzümüzü kendi topraklarımıza dönebilirsek birçok şeyi başarabileceğimizi biliyorum. Koşulları ve imkanları olan arkadaşlarımızı doğup büyüdükleri topraklarda yaşamı yeniden inşa etmeye davet ediyoruz. Yaptığımız kolektif iş tarihe mal olacak tarihi bir adımdır. 40 yıl sonra topraklarına dönerek bölgeye sahip çıkılması çağrısı yapan bir hareketiz. Başaracağımıza olan inancım dünden daha güçlü. Yaşamı Yeniden İnşa Hareketi, Avrupa’nın göbeğindeki Maraşlılara topraklarına dönün çağrısını yineliyor.”
PİRHA- İsviçre’de bulunan Bern Alevi Dergahı’nda, Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitirenler için anma yapılarak, çerağlar uyandırıldı. Bern Alevi Dergahı yöneticisi Hüseyin Dağdaş, depremin üzerinden geçen bir yıllık süreçte dayanışma kampanyasına dair bilgilendirmede bulundu.
Aleviler, Bern Alevi Dergahı’nda, Maraş merkezli 6 Şubat’ta gerçekleşen ve 11 ili etkileyen depremin 1. yılı nedeniyle yaşamını yitirenleri anarak çerağlar uyandırdı.
Anmada Bern Alevi Dergahı yöneticisi Hüseyin Dağdaş, depremin üzerinden geçen bir yıllık süreçte dayanışma kampanyasına dair bilgilendirmede bulundu.
Bilgilendirmeden sonra Ali Matur ağıtlar ve deyişler okudu. Matur, ‘Deprem yıktı, devlet öldürdü diyerek’ iktidarın depremdeki ihmalkarlığı ve bölgeye dair politikalarını eleştirerek, halkın kendi olanaklarıyla ayağa kalkmaya çalıştığını söyledi.
Barış Annesi Döndü Ergin ise, “Biz yaralarımızı kendimiz saracağız. Bizim yolumuz vardır. Yolumuz gereği birbirimize sahip çıkacağız” diye konuştu.
Kısa bir sinevizyon gösteriminden sonra Maraş Dernekler Federasyonu (MARDEF) temsilcisi söz alarak kurumlarda daha fazla örgütlenmenin ve dayanışmanın önemli olduğuna vurgu yaptı.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) İsviçre temsilcisi Songül Çelik de, FEDA gençliğinin ülkede Demokratik Alevi Dernekleri gençliği aracılığıyla ve koordinasyonuyla başlattığı “Spor ve Sanatla Umut” adlı dayanışma kampanyasına dair bilgilendirmede bulundu. Adıyaman’da devam eden mevcut çalışmaya dair kısa bir sinevizyon videosu gösterildi.
PİRHA- Avrupa’nın bir çok kentinde Maraş, Roboski ve cezaevi katliamlarında yaşamlarını yitirenler anıldı. Anmalarda, katliamların sistematik bir soykırım olduğu vurgulandı.
Almanya’nın Başkenti Berlin’de ‘Maraş’tan Roboski’ye katliamları unutmadık, unutturmayacağız’ konulu panel yapıldı.
Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu( MARDEF) ve Demokratik Alevi Federasyonu ( FEDA) tarafından organize edilen panele konuşmacı olarak Maraş Katliamı davası avukatlarından İbrahim Sinemillioğlu video konferans yoluyla, Gazeteci Elif Sonzamancı, Siyasetçi Sibel Yiğitalp ve Siyasetçi Sadık Almakça katıldı.
FEDA Eş Başkanı Huri Kabayel kısa bir selamlama konuşması yaptı. Anma Pir Ali Koçak’ın çerağları uyandırması ile başladı.
Ardından Maraş Katliamı sürecini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.
Anmada konuşan Avukat İbrahim Sinemillioğlu, “Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi boyunca Alevilere ve Kürtlere yönelik yapılan katliamların tümü devlet eliyle yapıldı. Şeyh Bedrettin, Koçgiri, Zilan, Roboski katliamlarının tamamı devlet eliyle gerçekleştirildi ve cezasızlık politikaları devam etti” dedi.
Katliamlar ve cezasızlık politikalarının sonucu zorunlu göçlerin yaşandığını belirten Sinemillioğlu, devletin bu göçler sonrası Alevi köylerini Sünnileştirme politikaları ile devam ettiğini belirtti.
‘KÜRT KİMLİĞİ VE ALEVİLİKTEN DOLAYI ETNİK TEMİZLİK YAPILDI’
Panelislerden Elif Sonzamancı, Maraş Katliamı’nın, Cumhuriyet tarihinde yaşanan katliamlardan sadece biri olduğunu ve bu katliamın diğer birçok katliamlar gibi devlet eliyle gerçekleştiğine dikkat çekti. Kullanılan şiddet yöntemlerine işaret eden Sonzamancı, “Bölgedeki Kürt kimliği ve Alevi inancından kaynaklı etnik temizlik yapıldı. Bu katliamlar ‘Devlet Sırrı’ olarak kayıtlara geçti” dedi.
Sonzamancı, “Coğrafyamız her zaman özel savaş politikalarına maruz kalmış topraklar olduğu gibi bizler de kendi topraklarımıza sahip çıkmalıyız’’ ifadelerini kullandı.
Siyasetçi Sadık Almakça ise, “Türkiye tarihinde Aralık ayı her zaman katliamlar ayı olarak görülmüştür. Türkiye tarihinde temiz bir ay hatta temiz bir gün yoktur” diyerek cezaevlerinde yaşanan katliamlar ve cezaevlerinde uygulanan vahşete dikkat çekti.
Siyasetçi Sibel Yiğitalp ise, “Maraş, Roboski, 19 Aralık katliamları günü kolektif bir kıyımın günü olarak yaşıyoruz. Acımızı yaşıyor ve çoğalıyoruz. 2011 tarihinde F16 uçaklar ile 34 insanın hayatına mal olan Roboski Katliamı yaşandı” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Soner Soyer, eserler seslendirdi. Anma, Pir Ali Koçak’ın çerağları sırlamasıyla son buldu.
Almanya’nın Hamburg kentinde Hak Evi’nde yapılan anmaya ise Pir Mustafa Mısır, siyasetçi Besime Konca, Araştırmacı Yazar Ali Köylüce katıldı.
İSVİÇRE’NİN BERN KENTİNDE ANMA
İsviçre’nin Bern kentinde Bern Alevi Dergahı tarafından Bern Europaplatz Dinler Merkezi’nde gerçekleştirilen anmaya ise çok sayıda kişi katıldı.
Program, Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler için düzenlenen bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından, katliamın iç yüzünü anlatan bir sinevizyon gösterildi.
“KATLİAMLAR AYNI ZİHNİYETİN ÜRÜNÜ”
Anmada konuşan Araştırmacı Yazar Aziz Tunç, her katliamın devlet tercihi olduğunu ve bu katliamların Maraş’tan Paris’e, cezaevlerinden Roboski’ye kadar aynı zihniyetin ürünü olduğunu belirtti.
Program, Zakir Ali Matur’un deyişleri ve ağıtlarıyla sona erdi.
ALİ TRAŞ’IN ABLASI: HERHANGİ BİR CANLIYA YAPILMAYACAKLARI YAPTILAR BİZE
İsviçre’nin Locarno kentinde yapılan anmaya ise FEDA Eş Başkanı Demir Çelik ve katliamda vahşi bir şekilde katledilen Ali Traş’ın ablası Ayşe Traş katıldı.
Program açılışını yapan Kürt toplum merkezi Eş Sözcüsü Recep Maraşlı, katliamın uygulanma sürecine değinerek, “Bu katliam aylarca planlanmış bir katliam asıl amaç yükselmekte olan başta Kürt özgürlük hareketi olmak üzere devrimci hareketleri yok etmektir. Fakat bu katliam bile onları başarıya götürmedi” dedi.
“SİSTEMATİK BİR SOYKIRIM”
Ardından söz alan FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, Maraş’ta, Sivas’ta, Koçgiri’de, Dersim’de, Kobanê’de yapılanların sistematik bir soykırım olduğunu ifade etti.
Maraş Katliamı’nda cenazesi kazanda kaynatılan Ali Traş’ın ablası Ayşe Traş ise “Kardeşimi kazanda kaynatarak bize getirdiler. İnsanın değil bir insana herhangi bir canlıya yapmayacaklarını yaptılar bize” dedi.
Konuşmaların ardından katliamda katledilenlerin anısına lokma dağıtıldı ve Ozan Çöl ve Koma Azadi ise deyişler ve ağıtlar seslendirdi.
PİRHA- İsviçre Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin, ‘Biz kadınlar hakikatimizle buluşuyoruz’ sloganıyla düzenlediği 3 günlük buluşma başladı.
Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalar yürüten Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin İsviçre’de düzenlediği 3 günlük buluşma başladı.
Buluşma günbeg ile başladı. FEDA İsviçre temsilcisi Songül Çelik, açılış konuşmasını yaptığı buluşmada, her şeyden önce gençlerin, kadınların Rêya Heq inancı doğrultusunda özlerine sahip çıkmaları gerektiğini söyleyerek, zulüm karşısında direnmenin önemine vurgu yaptı.
Oturumun ikincisi Besime Konca’nın “Alevi kadının tarihsel boyutu ve jineloji” konulu sunumuyla başladı. Türkiye’de son dönemlerde yaşanan güncel gelişmeleri değerlendiren Konca, kadınların yaşadığı baskılara dikkat çekti.
Basel Kanton Milletvekili Edibe Gölgeli de, göçmen kadınların yaşadığı sıkıntılar ve kadınların siyasette yaşadığı sorunlarla ilgili sunumunu gerçekleştirdi.
Kadının Alevilikteki yerini tartışmak ve bilgi paylaşımında bulunmak için düzenlenen buluşmada öne çıkan konular şöyle:
* Alevi inancında Ana’nın yeri ve önemi konusu ve buna bağlı olarak Alevi felsefesinde kadının yeri toplumsal yaşamın örülüşünde kadınların rolü. Yaşamda demokratik kültür, örgütlenme ve demokratik otorite olgularında kadının inşacı gücü.
* Alevi inancında kadın ve doğa ilişkisi ve buna bağlı olarak Alevi kadınların yaşam anlayışına kapitalist modernitenin ve devletli sistemin etkisi, doğal toplum özünün canlandırılması ve yaşatılmasında Alevi kadınların rolü ne olmalı?”
Yarın da devam edecek buluşmada Alevi kadın çalışmalarının durumu ve yeniden inşası tartışılacak.
PİRHA- Dersim Soykırımı’nın 86. yılında İsviçre’de ortak programla düzenlenen anmada konuşan Doç. Dr. Yektan Türkyılmaz, “Dersim’liler sadece fiziki soykırıma maruz kalmamıştır. Kürt ve Kızılbaş kimliğinin bir bütünen yok edilip yeni kimlik dizaynına dayalı bir kırımdı ve bugüne değin çok yönlü olarak hala devam ediyor” dedi.
Video eklenecek…
Dersim İnşa Kongresi (Dik), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Bern Alevi Dergahı ‘Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Canları Anıyoruz’ çağrısıyla soykırımın 86. yılında katledilenleri andı.
İsviçre’nin Bern şehrinde Dersim İnşa Kongresi, Bern Alevi Dergahı ve Demokratik Alevi Federasyonu’nun ortak programıyla Dersim Tertelesi’nin 86. yılında katledilen canlar anıldı.
Diyarbakır Belediyesi eski eşbaşkanı Fırat Anlı, eski milletvekili Yurdusev Özsökmenler, Batman Belediyesi eski eşbaşkanı Nejdet Atalay ve KESK eski eş genel başkanı Lami Özgen’de paneli dinleyenler arasındaydı. Bern Alevi Dergahı yönetiminden Hüseyin Dağdaş’ın kısa selamlaması sonrası FEDA İsviçre temsilcisi Songül Çelik tarafından uyandırılan çerağlar sonrasında anma başladı.
“KÜRT VE KIZILBAŞ KİMLİĞİ YOK EDİLDİ”
Dersim İnşa Kongresi genel meclis üyesi Hüseyin Berkan Alpar’ın moderatörlüğünde devam eden panelde Central Europa Üniversitesinden Doç. Dr. Yektan Türkyılmaz, Dersim Soykırımı ile ilgili sunum yaptı. Ermeni Soykırımı ile Dersim Soykırımının birbirinden farklı şekilde alınması gerektiğini aktaran Türkyılmaz, “Ermeniler tehcir ve fiziki kırıma maruz kalırken, Dersimliler çok uzun yıllara dayanan plan sonucunda soykırıma maruz kalmıştır. Dersimliler sadece fiziki soykırıma maruz kalmamıştır. Kürt ve Kızılbaş kimliğinin bir bütünen yok edilip yeni kimlik dizaynına dayalı bir kırım olmuştur ve bugüne değin çok yönlü bir kırım olarak hala devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
Ayrıca Dersimde yaşananların Kürt sorununun bir parçası olduğunu bu şekilde ele alınmasının daha sağlıklı bir değerlendirme olduğunu vurgu yapan Türkyılmaz, bunun yanı sıra Dersim’i klasik sömürgecilik üzerinden değil kolonyalizm üzerinden değerlendirmek gerektiğini dile getirdi.
Sunumun ardından katılımcıların sorularıyla devam eden panel Yektan Türkyılmaz’ın cevaplarıyla sona erdi.
İsviçre’de faaliyet gösteren Solidaritätsbrücke (Dayanışma Köprüsü) inisiyatifi, Türkiye ve Suriye’deki deprem mağdurları için bir araya geldi. Basel’de düzenlenen dayanışma yemeğinde
6 Şubat’ta Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremlerde on binlerce insan hayatını kaybederken milyonlarca insanın da hayatı olumsuz etkilendi. Devletin yetersiz kaldığı ve yardım götüremediği depremzedelerle ilgili yurtiçinde ve yurtdışında sivil inisiyatiflerin, gönüllü bireylerin dayanışma çalışmaları ise sürüyor. Bu kapsamda İsviçre’de faaliyet yürüten Dayanışma Köprüsü isimli inisiyatif, 200 bin TL’lik bağış topladı.
STK’LAR MUHATAP ALINACAK!
Depremin ardından İsviçre’de gönüllülerin bir araya gelerek kurduğu Solidaritätsbrücke, Bern’de düzenlediği kahvaltının ardından bu kez Basel’de dayanışma yemeği düzenledi. Çok sayıda insanın katıldığı yemekte Solidaritätsbrücke adına Almanca konuşma yapan Asil Keskin, dayanışma vurgusu yaparak, yemek gelirlerinin devlet kurumlarına değil, doğrudan depremzedelere gideceğini belirtti.
Çok büyük bir bölge ve nüfusun depremden etkilendiğine dikkat çeken Asil Keskin, depremzedelerin yaşadığı mağduriyetin kısa sürede giderilmesinin çok mümkün olmadığını belirterek Solidaritätsbrücke’nin uzun vadeli dayanışma çalışmaları da planladığını söyledi.
Asil Keskin konuşmasında yapılacak dayanışmanın doğrudan depremzedelere ulaştırılmasının çok önemli olduğunu vurgulayarak bunun için sahada çalışma yürüten sivil toplum örgütlerinin, kriz koordinasyonlarının muhatap alınması gerektiğine dikkat çekti.
Solidaritätsbrücke İnisiyatifi olarak bağış kampanyasını Basel’de kurulan “Solidaritätsaktion für Erdbebenopfer in der Türkei/Syrien” derneği üzerinden yürüteceklerini belirtti.
FAHRİYE USTA: DAYANIŞMA YAŞATIR!
Depremin hemen ardından Basel’de kurulan “Solidaritätsaktion für Erdbebenopfer in der Türkei/Syrien” Derneği’nin Başkanı Fahriye Usta bu süreçte doğrudan ve hızlı dayanışmanın çok önemli olduğunu belirtti. Toplanan yardımları dernekleri aracılığıyla hızlı şekilde depremzedelere ulaştıracaklarını söyleyen Usta, “Dayanışma yaşatır” dedi.
TUNCAK YILMAZ: KADER DEĞİL KATLİAM!
Solidaritätsbrücke adına konuşan Tuncay Yılmaz da, siyasal iktidarın “ihmaller ve yolsuzluklar” sonucu “büyük katliama” neden olduğunu söyledi. Yılmaz, “Kader diyerek hesap vermekten kaçmaya çalışıyorlar” diyerek, iktidarın devletin olanaklarını deprem bölgelerine sevk etmekten imtina ettiğini vurguladı.
Tuncay Yılmaz, başta bilim insanları olmak üzere HDP ve diğer muhalefet güçlerinin uzun zamandır iktidarı depreme yönelik önlem alınması konusunda uyardığını hatırlatarak “İktidar, tüm uyarları kulak arkası etti. Bu katliamın baş sorumlusunun Erdoğan’dır. Devlet enkaz altında kalmıştır. Bu çaptaki bir doğal afet için hemen toplumsal seferberlik ve Afet bölgesi ilan edilmesi gerekirken, deprem bölgesinde OHAL ilan edilmiştir. Hüzün ve öfke iç içe geçti” dedi.
SOLİDARİTÄTSBRÜCKE HAKKINDA…
Solidaritätsbrücke İnisiyatifi, kurulma sebebini şu sözlerle aktardı:
“6 Şubat 2023 Pazartesi günü Türkiye-Suriye sınır bölgesinde bir gün arayla Richter ölçeğine göre 7.7 ve 7.5 büyüklüğünde iki yıkıcı deprem meydana geldi. Aralarında büyük sanayi şehirlerinin de olduğu depremden etkilenen 10 ilin yüzölçümü 108.812 kilometrekare; İsviçre, Avusturya, Hollanda, Belçika, Danimarka gibi ülkelerden daha büyük. Deprem bölgesinde son yıllarda Suriye ve Afganistan’dan gelen ve bu illere yerleşen 2 milyon mülteci dahil olmak üzere toplam 13,5 milyonluk bir nüfus yaşıyor. Deprem Suriye’nin kuzeyindeki Halep, Lazkiye ve İdlib şehirlerini de vurdu. Hastaneler ve diğer hayati altyapı dahil olmak üzere binlerce bina çöktü. Ölü ve yaralı sayısı hızla artıyor. Ölü sayısının 150 bine kadar çıkacağı tahmin ediliyor. Yaklaşık 350 bin ev kullanılamaz durumda. Bu da yaklaşık bir milyon kişinin evsiz kaldığı anlamına geliyor. Deprem nedeniyle göç etmek zorunda kalacak insan sayısının 5 milyona kadar çıkabileceği söyleniyor. Dolayısıyla uzun vadeli bir dayanışma faaliyetine ihtiyacımız var.
Depremin merkez üssü ağırlıklı olarak Kürtlerin, Alevilerin ve Arapların yaşadığı bir bölge. İsviçre’deki göçmenlerin büyük bir kısmı bu bölgeden geliyor. Türkiye’nin bu bölgeleri normal koşullarda bile devlet tarafından ihmal edildiği için uluslararası acil yardım daha da önem kazanıyor.
Yukarıda açıklanan felaket durumu nedeniyle, İsviçre ve Türkiye/Suriye arasında uzun vadeli bir yardım köprüsü kurmak amacıyla 6 Şubat 2023 tarihinde İsviçre’de “Dayanışma köprüsü inisiyatifi”ni kurduk. Şimdilik Türkiye ve Suriye depremi odaklı çalışıyor olsak da hedefimiz dünyanın neresinde olursa olsun dayanışmaya ihtiyacı olanlarla birlikte çalışabilmek.
İsviçre’nin pek çok kantonunda destekçileri bulunan inisiyatifimiz, deprem mağdurları ile doğrudan dayanışmayı amaçlamaktadır. Bunun için deprem bölgesinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla yakın işbirliği içinde çalışıyoruz.
Dayanışma için sivil toplum kuruluşlarını tercih etmemizin nedeni mevcut siyasi iktidara olan güvensizliğimizdir. Güvensizliğimizin temel nedeni, Erdoğan hükümetinin daha önceki doğal afetlerde toplanan yardım fonlarını (yaklaşık 2 Milyar CHF) gerektiği gibi kullanmamasıdır. Ayrıca doğrudan deprem bölgesinde çalışan STK’lar depremzedelerle dayanışmamızı daha hızlı ve hedefe yönelik bir şekilde sağlayacaktır. Uluslararası dayanışma olmadan, dünya tarihinin bilinen büyük kara depremi olarak kabul edilen bu felaketle başa çıkamayız. İşte bu yüzden ‘şimdi dayanışma zamanı’ diyoruz.”