Etiket: iyi parti

  • Aleviler, torba yasaya karşı büyük kurultay hazırlığında!-VİDEO

    Aleviler, torba yasaya karşı büyük kurultay hazırlığında!-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlayan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne karşı Anayasa Mahkemesi’ne gidileceğini belirtti. Aslan ayrıca, ilgili yasaya karşı 25 Aralık’ta yapılması planlanan kurultay hakkında da bilgi verdi.

    AKP’nin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurma kararı ardından Alevi toplumunun itirazları da sürüyor. Cemevlerinin de içinde olduğu torba yasanın Meclis’te kabul edilmesinin ardından 8 Alevi çatı örgütü, muhalefet liderleri ile bir araya geldi. ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, HDP, CHP ve İYİ Parti liderleri ile yaptıkları görüşmelerin ardından PİRHA’ya konuştu.

    AYM SÜRECİNİN TÜM MUHALEFET TARAFINDAN YÜRÜTÜLMESİ İSTENİLDİ!

    Mustafa Aslan, hem torba yasa hem de Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne karşı itirazlarının her alanda süreceğine vurgu yaptı. Aslan, “Tabii bu mücadelenin bir de hukuki tarafı var” diyerek Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi için yaptıkları görüşmeleri şu şekilde anlattı:

    “Bizler Kasım 22’de önce Halkların Demokratik Partisi’ni ziyaret ettik. 24 Kasım’da ise İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanları ile görüşmelerimiz oldu. Hem plan ve bütçe komisyonunda hem genel kurulda Alevilerin itirazlarına vermiş oldukları destek ve dayanışma için kendilerine teşekkür ettik. Sürecin hukuki kısmıyla ilgili Anayasa Mahkemesi sürecini kendileri ile paylaştık. 3 Siyasi parti genel başkanı da bu sürece destek vereceklerini söylediler. Bu süreci tabii Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki iç hukuka göre ana muhalefet partisi milletvekili sayısına bakmaksızın grup olarak Anayasa Mahkemesi’ne gidebiliyor. Tabii biz burada sadece CHP’nin değil, ret oyu veren tüm partilerin, hatta 3 partinin haricinde vicdanının sesini duyacak olan milletvekillerinin de bu sürece imza vermesini rica ettik. Cumhuriyet Halk Partisi öncülüğünde Anayasa Mahkemesi sürecinde raporun imzaya açılmasını, vekillerin parti ismi ile değil milletvekili olarak imza atmalarını rica ettik. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, grup başkanvekillerine bu talimatı verdiğini söyledi. Hatta Anayasa Mahkemesi süreci ile ilgili yazacakları gerekçe kararıyla ilgili kendi hazırlıkları bittikten sonra da Alevi kurumlarıyla paylaşmak istediklerini, kurumların hukukçularının da görüşü alınarak bu süreci birlikte götürme konusunda bir söylemleri var. Bu anlamda yaptığımız görüşmeler olumlu geçti. Bizim de muradımız sadece bir partinin değil mecliste Anayasa Mahkemesi sürecinin milletvekillerine açılması konusuydu. O anlamda iyi bir görüşme oldu.
    Genel başkanların tavrı, özellikle Halkların Demokratik Partisi ve İYİ Parti Genel başkanlarının, Cumhuriyet Halk Partisi öncülüğünde milletvekillerinin imzalarına açılması durumunda imza vereceklerini söylediler. Bizler de bu görüşleri Sayın Kılıçdaroğlu’na ilettik. Artık sürecin nasıl ilerleyeceğini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde imzaya açıldığında göreceğiz. Ama bize cevapları olumluydu.”

    YASA HENÜZ RESMİ GAZETE’DE YAYINLANMADI!

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, Anayasa Hukukçusu Prof. İbrahim Kaboğlu tarafından hazırlanan raporun ne zaman mahkemeye sunulacağı konusunda da şu bilgileri verdi:

    “Biz sadece İbrahim Kaboğlu ile değil, birçok hukukçuyla görüş alışverişi de yaptık. Hatta TBMM’ye bir yasa tasarı önerimiz de hazır. Bu anlamda biz Kabaoğlu ile görüştüğümüzde henüz TBMM Genel Kurul’da oylanan ve geçen torba yasasının Resmi Gazete’de yayınlanmadığını belirtti. Resmi Gazete’de yayınlanmadan Anayasa Mahkemesi süreci başlamıyor. Yani Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonraki 3 gün içerisinde Anayasa Mahkemesi süreci var ama 60 gün tamamlanmadan Anayasa Mahkemesi süreci de başlayacak.
    Hukukçu arkadaşlardan aldığımız bilgi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkan bu yasanın direkt Anayasa Mahkemesi’ne götürülebileceği yönünde.

    Hukukçu arkadaşlarla çalıştığımız konular ise şunlar:

    “Öncelikle mevcut Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırılığı, eşitlik ilkesi ile din ve vicdan özgürlüğüne aykırılık konularında bu süreci götürmek istiyoruz. Çünkü din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde bir inanç topluluğu yok sayılıyor. Sadece siyasi partilere bu işi bırakmayacağız. Partiler yasal olarak başvuru yapacaklar ama biz bu anlamda Türkiye’nin genelindeki tüm duyarlı hukukçulara çağrı yapıp Anayasa Mahkemesi’ne gidildiği gün ya da başvurunun görüşüleceği gün hem Anayasa Mahkemesi önünde kitlemizle orada olacağız hem de avukatlarımızla Anayasa Mahkemesi sürecini takip edeceğiz.”

    25 ARALIK’TA BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI!

    Mustafa Aslan, hukuki girişimlerin haricinde yapacakları eylem ve etkinliklere de değindi. İlk eylemin 26 Kasım’da Ankara’da yapılacağını belirten Mustafa Aslan 25 Aralık’ta yapılacak Kurultay hakkında da şu bilgileri verdi:

    “26-27 Kasım Ankara, İzmir, İstanbul ve Amasya bölgesinde eylem etkinliklerimiz var. 3-4 Aralıkta ise illerde toplantı şeklinde eylemlerimiz olacak. Başta Alevi çatı örgütlerine bağlı olmayan Alevi kurumları, cemevleri, varsa köy muhtarları ve hemşeri dernekleri bu toplantılara davet edilecek. Bizim bu mücadeleyi birlikte olma konusunda çağrımız söz konusu. Alevi kimliğine yapılan bu saldırının, yok sayma politikalarına karşı birlikte dayanışmaya davet edeceğiz. Neden bu kararnameye karşı çıktığımızı, bizim için ne ifade ettiğini anlatacağız. Örneğin Erzincan’da, Varto’da, Erzurum’da, Dersim’de, Yozgat’ta, Mersin başta olmak üzere birçok ilde bu toplantılar devam edecek.

    22-23 Aralık’ta ise Antep ve Maraş bölgesinde olacağız. O tarihten hemen bir gün sonra Maraş Katliamı’nın yıldönümü var. 25 Aralık’ta ise İstanbul’da Yenikapı’da binlerin katılacağı bir Alevi kurultayı gerçekleşecek. Sadece mevcut çağrıcı kurumlar değil; dedelerimiz, pirlerimiz, analarımız başta olmak üzere medya temsilcileri, akademik dünya, sanat dünyası ve aydınlar camiası da o kurultaya davet edilecek. Bir kez daha sözümüzü burada söyleyeceğiz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Alevi Başkanlar Meclis’teydi: Kırmızı çizgilerimizi grup başkanvekillerine ilettik

    Alevi Başkanlar Meclis’teydi: Kırmızı çizgilerimizi grup başkanvekillerine ilettik

    PİRHA – Alevi kurumlarının genel başkanları cemevleri ile ilgili yasa değişikliği teklifi görüşmeleri öncesinde TBMM’de grubu bulunan CHP, HDP, AKP ve İYİ Parti grup başkanlarını ziyaret ettiler. Ziyaretin ardından ortak yazılı bir açıklama yapan 7 Alevi çatı örgütü, partilerin grup başkanvekillerine eşit yurttaşlık ve cemevlerinin ibadet olarak kabul edilmesi talebini ilettiklerini duyurdu. 
    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat, Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı İsmet Kurt, CHP, HDP, AKP ve İYİ Parti grup başkanlarını ziyaret ettiler.
    Alevi başkanlar, partilerin grup başkanlarından Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçip Meclis Genel Kurulu’na gelen cemevleri ile ilgili yasa tasarısının geri çekilmesini isteyerek, Meclis’te bulunan siyasi partilerin üyelerinden oluşacak yeni bir komisyon tarafından düzeltilmiş müstakil bir yasa olarak hazırlanması gerektiğini kaydettiler.

    Meclis’teki görüşmelerin ardından, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıfları Federasyonu, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ortak yazılı bir açıklama yaparak, torba yasa tasarısının derhal geri çekilmesini siyasi partilerin grup başkanvekillerine ilettiklerini duyurdular.

    “EŞİT YURTTAŞLIK VE CEMEVLERİ TALEBİMİZİ İLETTİK”

    Açıklama şöyle:

    “TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda ele alınıp kabul edilen, “vergi usul kanununda ve bazı kanunlarda değişiklik” yapılmasını içeren torba yasaya itirazımızı her platformda ifade etmeyi sürdürüyoruz. Alevi Kurum temsilcileri olarak önce Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapmış olduğumuz itirazları bugün de Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin grup başkanvekilleri ile görüşerek “Eşit Yurttaşlık” ve başta cemevlerimizin ibadethane olarak kabul edilmesi taleplerimizi ilettik. Bu doğrultuda tasarının meclis genel kurulu gündeminden derhal geri çekilmesini ve Alevi kurum temsilcileri ve inanç önderlerimizden oluşan bir komisyonda yeniden ele alınıp, müstakil bir yasa olarak yeniden düzenlenmesini istedik. Kırmızı çizgilerimizi bizzat grup başkanvekillerine ileterek, aksi taktirde meşru ve demokratik itiraz hakkımızı her platformda ve her şekilde ortaya koyacağımızın bilinmesinin özellikle altını çizdik.
    Beklentimiz Aleviliği yeniden tanımlayan ve sınırlarını belirleyen, esasında bir inancın inkarına dönük bu torba yasanın bir an önce gündemden çıkarılmasıdır.
    Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

    PİRHA/ANKARA 

     

     

  • Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ yapıldı -VİDEO

    Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ yapıldı -VİDEO

    PİRHA- Abdallar Derneği ve Çankaya Cemevi Derneği, Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ düzenledi. Etkinlikte ortak pişirilen aşureler pay edilirken, birçok sanatçı da konser verdi.

    Abdallar Derneği ve Çankaya Cemevi Derneği, Hüseyin Gazi Türbesi’nde ‘Geleneksel aşure etkinliği’ düzenledi.

    Etkinliğe çok sayıda yurttaşın yanı sıra AKP, MHP ve Vatan Partililerin katılması da dikkat çekti.

    Etkinlik Mersin Toroslar Cemevinin eski başkanı, MHP belediye meclis üyesi Mehmet Şahin’in gülbenk okumasıyla başladı.

    Gülbenkin ardından etkinliğe katılan milletvekili, kaymakam, belediye başkanı ve siyasi parti temsilcileri tek tek söz alarak konuşmalarını yaptı.

    Konuşmalardan sonra aşureler pay edildi. Ardından ise semahlar dönüldü.

    Etkinlik, sanatçılar Oğuz Boran, Aydın Ertürk, Muzaffer Şahin, Ali Güç, Görkem Aygün, Gülseren Kılıç, Ecem Sayar, Tülay Örten, Fikret Ayyüz, Ezgi Soykan ve Aydın Birkan Özkan’ın konseriyle son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Prof. Dr. Aziz Yağan’dan İYİ Partili vekilin sözlerine tepki

    Prof. Dr. Aziz Yağan’dan İYİ Partili vekilin sözlerine tepki

    PİRHA-İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun “Biz Türk’ün Müslüman olmayanına Türk demiyoruz, kemaliyle Türk demiyoruz. Müslüman olmayan Kürt’e niçin Kürt diyelim? Niçin insan diyelim?” sözlerine dair bir açıklama yapan Prof. Dr. Aziz Yağan, “Bu anlayışın vereceği zarara karşı Müslüman Türk olmayan toplumların daha fazla dikkatli olmasını gerektiriyor” dedi.

    Prof. Dr. Aziz Yağan, İYİ Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu’nun “Biz Türk’ün Müslüman olmayanına Türk demiyoruz, kemaliyle Türk demiyoruz. Müslüman olmayan Kürt’e niçin Kürt diyelim? Niçin insan diyelim?” sözlerine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

    Yağan, açıklamasında “Müslüman Türk olmayan topluma günümüze dek zarar veren bu anlayış ve tutumun bundan sonra vereceği olası her tür zarar ve hasara karşı Müslüman Türk olmayan toplumların daha fazla dikkatli olmasını gerektiriyor” ifadelerini kullandı.

    “MÜSLÜMAN VE TÜRK OLMAYANLAR HALA AYRIMCILIĞA UĞRUYOR”

    Yağan‘ın açıklaması şöyle:

    “İYİ Parti Milletvekili Ağıralioğlu, “Biz Müslüman olmayan Türk’e Türk ve insan demiyoruz” açıklamasını yapmış. Son zamanlarda değil on yıllardır biz Alevi Kürtlere saldırının nedeni bu anlayıştır. Tarihsel, dayanaklı ve haklı olmayan bu anlayış yüzünden hala Müslüman Türk olmayanlar ayrımcılığa uğruyor, zarar görüyor. Böyle diye diye Müslüman ve Türk olmayan bireyler tedirgin olabiliyor ya da özenerek aslını gizlemeye, inkara yöneliyor ve bu anlayışa kapılan bazı bireyler de kendi toplumunu Müslüman ve Türk yapmaya çalışıyor.

    Ben Müslüman ve Türk olmayan bir vatandaşım ve benim gibi milyonlarca insanımız var ve kökenimizden, inancımızdan gurur duyuyoruz. Müslüman ve Türk olma gereği duymadan da coğrafyamızda her tür toplumla dayanaşarak yaşamaya devam ediyoruz. Kimseye dini ve milliyeti benzerliği ya da farklılığına göre yaklaşmıyoruz. Müslüman Türkler de Alevi Kürtler kadar kıymetli, saygıdeğer ve değerli bir toplumdur; kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur, kıyas da yapılmamalıdır. Bu nedenle, Yavuz Ağıralioğlu Müslüman ve Türk olmayan toplumdan değil, asıl Müslüman Türk toplumundan özür dilemelidir ve özrü de Müslüman Türk toplumu talep etmelidir.

    “BU ANLAYIŞA KARŞI BİZİ KORUYACAK OLAN MÜSLÜMAN, TÜRK TOPLUMUDUR”

    Müslüman ve Türk olan ve olmayan toplum, Ağıralioğlu’nun bu açıklamasını okul çağındaki çocukları ile mutlaka paylaşmalı, yanlışlığına dikkat çekmeli, dini, milliyet, dil ve kültürel farklılıkların önemli bir zenginlik olduğunu ve korunması gerektiğini tartışmalıdır.

    Ağıralioğlu’nun anlayışını, insanlara yaklaşımındaki ölçütü eleştirmek, kınamak ve bu yaklaşıma geçit vermemek için yasal önlemlerin artırılması bizlerin değil Müslüman Türk toplumunun, sadece İYİ Parti’nin değil tüm partilerin, meclisin, İslami kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının vs. yapması gerekendir. Bizi bu anlayışa karşı koruyacak, güçlendirecek olan Müslüman Türk toplumudur. Müslüman Türk olmayan topluma günümüze dek zarar veren bu anlayış ve tutumun bundan sonra vereceği olası her tür zarar ve hasara karşı Müslüman Türk olmayan toplumların daha fazla dikkatli olmasını gerektiriyor.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ADFE Başkanı Fırat: Artık halkların cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’dur-VİDEO

    ADFE Başkanı Fırat: Artık halkların cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’dur-VİDEO

    PİRHA- Cumhurbaşkanlığı’na adayı olabileceği konuşulan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinin gündeme getirilmesi ve tartışılması tepkilere neden oluyor. ADFE Başkanı Celal Fırat, “Siyasi bir parti liderinin Alevi kimliğinin tartışılması bizleri rahatsız ediyor. Türkiye’de artık net bir anlamda halkların Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğludur. Sonuna kadar sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız.” dedi.

    Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı için en güçlü adaylarından olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği gündeme getirilmişti.

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık katıldığı bir televizyon programında, “Kemal Kılıçdaroğlu’nın, Alevi olmasının Türkiye toplumu ve siyaseti için bir mesele olduğunu kavrayarak hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hiç kimse ‘iktidar oradan söz kurmaz’ diye düşünmesin. Bakın bu öyle kötü bir iktidar ki bize her gün Madımak’ı yaşatabilecek bir iktidar” dedi.

    İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral da yine katıldığı bir televizyon programında Kılıçdaroğlu’nun Alevi olması nedeniyle “Müslüman kesim tarafından bu bir endişedir” yorumunda bulunmuştu.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat Dede, “Sol, sosyalistlerden tutunda gerici siyasi partilere kadar bütün yazarlar, çizerler tarafından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinin konuşulması yüzyıllardır Alevilerin ötekileştirilmesinin getirdiği bir korkunun ürünüdür. Holdingleşen Diyanet gibi kurumların konuşulması gerekirken, tek bir kelime dahi dillendirmeyen bu şahısların Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğini toplumsal bir mesele boyutuna dönüştürmeleri bizleri rahatsız ediyor” dedi.

    “ALEVİ KİMLİĞİNİN TARTIŞILMASI BİZİ RAHATSIZ EDİYOR”

    Celal Fırat, Türkiye’de yaşanan adaletsizliklere ve yoksulluklara değinerek, şöyle devam etti:

    “Türkiye’de çok acayip işler oluyor. Haksızlıkların, hukuksuzlukların, yolsuzlukların konuşulması gereken bir süreçte; Türkiye siyasi bir arenaya da girmiş vaziyette. İnsanlar bu kadar ekonomik problem yaşarken, yoksulluk diz boyundayken, bunların konuşulması gerekirken, siyasi bir parti liderinin Alevi kimliğinin tartışılması bir Alevi yurttaş ve kurum yöneticisi olarak son derece bizi rahatsız ediyor.”

    “KATLİAMLARLA YORULMUŞ BİR HALKIN ÖTEKİLEŞTİRİLMESİNE İÇİMİZ ELVERMİYOR”

    Celal Fırat, tarih boyunca yöneticilerin Sünni kökenli yurttaşlar olduğunu ancak Alevilerin yöneticilere karşı mezhebi sebebiyle cephe almadığını belirterek, Alevi yurttaşların ötekileştirildiğini kaydetti.

    Fırat, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun son süreçle beraber söylemlerinin yerinde olduğuna inanıyorum. Ama maalesef Türkiye’de kurulduğu günden bugüne kadar hep Sünni kökenli vatandaşlar bu ülkeyi yönettiler. Hiçbir Alevi, ‘bunlar ülkeyi batırdılar, batıranlar Sünnidir, oy vermeyelim’ gibi bir mantık gütmedi. Bizler insanı insan olduğu için seviyoruz. Ötekileştirmiyoruz, sınıflara büründürmüyoruz. Katliamlarla yorulmuş bir halkın ötekileştirilmesine de içimiz elvermiyor” diye konuştu.

    “KILIÇDAROĞLU’NUN YANINDAYIZ”

    Fırat, “Türkiye’de artık net bir anlamda halkların Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğludur. Kılıçdaroğlu olmalı. Bu konuyla ilgili üzerimize ne düşüyorsa sonuna kadar sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanındayız. Aşk ile…”

    Berfin YILDIZ / İSTANBUL

  • “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” kamuoyuna açıklandı

    “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” kamuoyuna açıklandı

    PİRHA- “Yarının Türkiye’si” sloganıyla bir araya gelen 6 siyasi parti, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni’ni kamuoyuna açıkladı. 

    CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi Genel Başkanlarının katılımıyla “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” kamuoyuyla paylaşıldı.

    CHP Genel Başkanı Yardımcısı Muharrem Erkek, DEVA Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, DP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Şahinalp, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ayhan Sefer Üstün, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Bahadır Erdem ve Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metnini bölüm bölüm okudu.

    6 siyasi partinin genel başkan yardımcılarının açıklamalarının ardından, 6 muhalefet lideri metni imzaladı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Engelliler Meclis önünde taleplerini açıkladı-VİDEO

    Engelliler Meclis önünde taleplerini açıkladı-VİDEO

     PİRHA- Engellilerin Ekonomik Hakları Platformu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Meclis’in önünde basın açıklamasını yaptı. Açıklamada konuşan engelli STK’larının temsilcileri, “Taleplerimiz engellilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerinin asgari koşullarıdır. Taleplerimizin karşılanması sosyal devlet olmanın temel şartlarındandır” dedi.

    Engellilerin Ekonomik Hakları Platformu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla Meclis’in önünde basın açıklamasını yaptı. Meclis’in Dikmen kapısı önünde yapılmak istenen eyleme polis izin vermeyerek eylemcileri engelledi. Yaşanan tartışma sonucu Meclis’in Çankaya kapısı önüne yönlendirilen platform üyeleri basın açıklamalarını burada gerçekleştirdiler.

    Engellilerin üç temel hakları konusunda açıklama yapan platform üyelerinin eylemine, CHP Milletvekilleri Ali Şeker, Utku Çakırözer, Zafer Partisi yöneticilerinden Doç. Dr. Tuğrul Fihter ve İyi Parti yöneticilerinden Abdullah Toksöz de destek verdi.

    Meclis önünde gerçekleştirilen eylemde, engellilerin haklarını savunmak için kurulmuş 3 ayrı sivil toplum örgütünden bir temsilci söz alarak engellilerin yaşadıkları üç ayrı sorun hakkında açıklama yaptılar. Söz alan temsilciler, eylemlerini Dikmen kapısı önünde yapmalarını engelleyen polisleri kınayarak konuşmalarına başladılar.

    “ENGELLİ KAMU PERSONEL ATAMASI YAPILMALIDIR”

    İlk olarak söz alan Engelli Dayanışma Platformu Ankara Temsilcisi Serap Karadili 3 Aralık’ta 3 talebimiz var diyerek şunları dile getirdi:

    “Engellilerin yıllardır var olan ve kronikleşmiş sorunları bulunmaktadır. Ve engelliler 2021 Yılı  3 Aralık Dünya Engelliler gününe de bu sorunların çözümünü bekleyerek girmektedir. Engelliler olarak 2021 yılı 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde artık oyalanmak, sevgi sözcükleri duymak, fotoğraflarda dekor olmak istemiyoruz. Ülkemizde yaşayan 10 milyondan fazla engelli olarak sorunlarımızın çözülmesini, haklarımızın verilmesini istiyoruz. Engelliler Konfederasyonu olarak bu yıl 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde 3 talebimiz var! Taleplerimiz oldukça sade, net ve hayata geçirilebilir isteklerdir.”

    EKPSS’ye girmiş binlerce engellinin yıllardır yeterli sayıda engelli kamu personel ataması beklediğini vurgulayan Karadili, “Yapılan atamalar ihtiyacı ve beklentileri karşılamaktan uzaktır. 2021 yılında en az 10.000 engelli kamu personel ataması yapılmalıdır. Engelli memur kadrosu için belirlenmiş olan %3 kotası en az %6’ya çıkartılmalı ve doldurulmalıdır. Engelliler için belirlenmiş kotalar sadece engelliler için kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “ENGELLİLERE BAKIM AYLIĞI BAĞLANMA KRİTERİNDEKİ ADALETSİZLİK GİDERİLSİN”

    İkinci olarak söz alan Altı Nokta Körlere Hizmet Vakfı Başkanı Turhan İçli ise, engellilere bakım aylığı bağlanma kriterindeki adaletsizliğin giderilmesini istediklerini söyleyerek; “Engelli aylığı bağlanma kriteri olarak hane içindeki toplam gelirden kişi başına düşen payın asgari ücretin netinin 1/3’ünden fazla olması durumunda engelli aylığı bağlanmamaktadır. Bu durum engelli kişileri ailenin diğer fertlerine bağımlı hale getirmektedir. Engelli kişiler bağımsız bireylerdir ve devletin bu durumu desteklemesi gerekmektedir. Bunun için engelli aylığı bağlanma kriteri olarak engellinin kendi gelirine bakılmalıdır” dedi.

    “EVDE AĞIR ENGELLİ BAKIMINI YAPAN KADINLARA EMEKLİLİK HAKKI VERİLSİN”

    Son olarak Ankara Engelli Çocuk Anneleri Ve Gönüllüleri Derneği Başkanı Şenay Keçeci söz aldı. Keçeci, evde ağır engelli bakımını yapan kadınların sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından ödenmesini ve emeklilik hakkı verilmesini istediklerini aktararak sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ağır engelli bakımını yapan kadınlar herhangi bir sosyal güvenceleri olmadan 20-30 yıl boyunca engellinin bakımını üstlenmektedir. Engelli bakımı devletin sorumluluğundadır. Devlet bu sorumluluğu üstlenen kadınlara insanca yaşayabilecekleri bir ücret ve sosyal güvence sağlamalıdır. Evde ağır engelli bakımı sorumluluğunu üstlenen kadınların sosyal güvenlik primlerinin tamamı devlet tarafından karşılanmalı ve emeklilik hakkı verilmelidir. Taleplerimiz oldukça sade, net ve hemen uygulanabilir niteliktedir. Taleplerimiz engellilerin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerinin asgari koşullarıdır. Taleplerimizin karşılanması sosyal devlet olmanın temel şartlarındandır. İlgilileri, yetkilileri 3 Aralık’ta sevgi sözcükleri, merhamet duyguları göstermek yerine haklarımızı vermeye ve hemen harekete geçmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Irak ve Suriye tezkeresi Meclis’ten geçti

    Irak ve Suriye tezkeresi Meclis’ten geçti

    PİRHA-Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon konusunda Cumhurbaşkanı’na verilen yetkinin 2 yıl daha uzatılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, AKP, MHP ve İyi Parti’nin oylarıyla Meclis’ten geçti.

    Irak ve Suriye’ye 2 yıl asker gönderme süresinin uzatılmasına ilişkin görüşülen Cumhurbaşkanlığı tezkereleri bugün TBMM’den geçti. Irak ve Suriye’de asker bulundurma ve sınır ötesi operasyon yapmaya dair Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilen yetki 2 yıl daha uzatıldı.

    Söz konusu tezkereye, AKP, MHP ve İYİ Parti evet oyu kullanırken, CHP, HDP, Saadet Partisi ve Türkiye İşçi Partisi hayır oyu kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • Sergisi büyük tepki çeken Sanatçı Ahmet Güneştekin, eleştirilere yanıt verecek

    Sergisi büyük tepki çeken Sanatçı Ahmet Güneştekin, eleştirilere yanıt verecek

    PİRHA-Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” isimli sergisinin protesto edilmesinin ardından Ahmet Güneştekin’den cevap geldi. Sanatçı Güneştekin, “Bu cumartesi ve pazar günü Diyarbakır Keçi Burcu’ndayım. Eleştiri ve önerilerinizi dinleyip herkesin her sorusuna cevap vereceğim” dedi.

    Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) ev sahipliğinde tarihi Keçi Burcu’nda 16 Ekim’de açılan “Hafıza Odası” adlı serginin, faili meçhuller, katliamlar ve Kürt sorununa dikkat çekmek amacı taşıdığı ifade edilmişti.

    Serginin açılışına İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in çelenk göndermesiyle başlayan tartışma, sergi sonrasında çekilen halay ile daha da derinleşti.
    Sergiye katılanların, tabutlar önünde poz vermesi üzerine kendilerini “Amed Gençlik İnisiyatifi” olarak tanıtan grup, yaşananları protesto etti.

    “HERKESİN HER SORUSUNA CEVAP VERECEĞİM”

    Amed Gençlik İnisiyatifi’nin “Burada yapılan sergi değil, Kürt halkının, Amed halkının bütün değerlerine ihanettir” açıklamasının ardından Sanatçı Ahmet Güneştekin’den cevap geldi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Güneştekin, “Bu cumartesi ve pazar günü #Diyarbakır Keçi Burcu’ndayım. Yaptığım işleri anlayan, anlamak istemeyen, seven, eleştiren, ön yargıyla yaklaşan; sanat ve sanatçıyı linç eden, beni kucaklayanlarla buluşacağım. Eleştiri ve önerilerinizi dinleyip herkesin her sorusuna cevap vereceğim” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Eski belediye başkanı, engelli vatandaşı darp etti!-VİDEO

    Eski belediye başkanı, engelli vatandaşı darp etti!-VİDEO

    PİRHA-Aydın’da eski Belediye Başkanı Yusuf Vural, arkadaşıyla birlikte engelli vatandaşı darp etti.

    Aydın’ın Buharkent ilçesindeki bir kıraathanede yaşanan olay sosyal medyanın da gündemine yerleşti. MHP’den İYİ Parti’ye geçen Buharkent Belediyesi eski Başkanı Yusuf Vural, engelli vatandaşı yumruklayarak darp etti.

    Olay anına dair görüntülerde Yusuf Vural, önce engelli vatandaşla tartışmaya başladı. Cumhur İttifakı’na destek verdiği öğrenilen engelli vatandaşla tartışmaya başlayan Vural, “Bizim sayemizde Bozdoğan’da çalıştın. Çıktın geldin nankörsün sen” sözlerini kullandı. Engelli vatandaş ise Yusuf Vural’a “Sensin nankör. Sen davanı nankör ettin” cevabını verdi.

    İYİ Partili Vural’ın videonun devamında “Bugüne kadar kimi sattım” diyerek engelli bireye acımasızca saldırdı. Yanındaki arkadaşıyla birlikte engelli vatandaşı dakikalarca darp eden Vural, yere düşen şahsı, yerdeyken de tekmeledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekilleri, gazetecilere saldırıları ve silahlı grupların kimlik kontrolünü yorumladı-VİDEO

    Milletvekilleri, gazetecilere saldırıları ve silahlı grupların kimlik kontrolünü yorumladı-VİDEO

    PİRHA- Son süreçte yaşanan gazetecilere yönelik faşist saldırıları ve yangın bölgesinde eli silahlı grupların yol kesip, kimlik kontrolü yapmasını Meclis’te grubu bulunan CHP, HDP, İyi Parti’ye sorduk. Kaboğlu, Kerestecioğlu ve Gürsoy, tüm yaşananların devletin acziyetini gösterdiğini belirterek, hükümetin baskıcı tutumuna dikkat çektiler. 

    Türkiye’de gazetecilik yapmak ve muhalif görüş ifade etmek her geçen gün tehlikeli bir hal alıyor. Bunun yanı sıra ırkçılık körüklenerek şiddet olayları tırmandırılıyor.

    Bu tür saldırıların son örneğini geçtiğimiz günlerde yaşadık. Konya’da yaşanan ırkçı katliamı protesto etmek isteyenleri haber yapan gazetecilere polislerle birlikte bir grup faşist saldırdı. Haber takibinde olan gazetecilerin bir kısmı darp edildi, bazıları ise gözaltına alındı.

    Orman yangınlarının yaşandığı bölgede ise eli silahlı bir grubun yol kesip, kimlik kontrolü yaptığı görüldü. Kimlik kontrolünün ardından ‘Türk ve sünni’ olmayanlara, özelliklede Kürtlere yönelik saldırı ve linç girişimlerinde bulundukları basına yansıdı.

    Yaşananları ve artan bu tür saldırıları muhalefet partilerine sorduk. Muhalefet bu tür saldırıların iktidarın medyaya yönelik sindirme politikası olduğunu belirterek, silahlı kişilerin kimlik kontrolü yapmasını ise yasa dışı olarak yorumladılar.

    İşte CHP İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu, HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu ve İYİ Parti’nin önceki dönem Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Bülent Gürsoy’un değerlendirmeleri.

    KABOĞLU: BU KİŞİLERİN KİMLİK KONTROLÜ YAPMASI YASA DIŞIDIR

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlu: Bu konuya şunu dikkate alarak yaklaşmak gerekiyor. RTÜK’ün son yayınladığı bir genelge var. Orman yangınları hakkında haber yapma şekli üzerine. Bu genel anlamda tüm medyaya yönelik bir politika. Haberi düzgün ve gerçekçi yansıtmak isteyen, yansıtma çabası içerisinde olan bütün basın emekçilerine yönelik genel bir uygulama gibi görünüyor. Demokratik siyasetin daraltılması ile demokratik toplumun baskılanması şeklinde belirtebileceğimiz iki kavramdan hareketle oluşturulmak istenen bir süreç. Bu da şu amacı taşıyor; Siyasal iktidarı -daha doğrusu benim deyişimle Parti Başkanlığı yoluyla Devlet Başkanlığı- ve yürütmeyi eleştirecek, hatalarını ortaya koyabilecek, bunlar hakkında doğru ve gerçek haberi kamuoyuna yansıtabilecek basın kesimini baskılamak, mümkünse susturmak. Bu şekilde özetlenebilir. Bunun da uzun dönem amacı siyasal iktidarın el değiştirme yollarını mümkün olduğunca baskılamaktır.

    Orman yangınlarının olduğu bölgede bu kişilerin kimlik kontrolü yapması ise bu tamamen anayasa dışı bir konudur. Anayasa gereği Cumhurbaşkanı doğal afet nedeniyle Olağanüstü Hal ilan edebilir. O zaman kimlik kontrolleri gibi önlemler düşünülebilir. Ama şimdi devletin yükümlülüklerinin artmaması için Olağanüstü Hal ilan etmeyip, anayasal yükümlülükleri hayata geçirmeden ancak Olağanüstü Hal de kullanılabilecek hak ve özgürlüklere ilişkin yetkilerin gündeme getirilmesi tamamen anayasa dışıdır. Bunu tartışmaya bile gerek yok. Bu yangına ilişkin haberler konusunda halkın bilgi alma hakkını kullanmasının önüne geçmektir.”

     KERESTECİOĞLU: BASKI REJİMİNDE YAŞIYORUZ

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu: Türkiye’de gerçekten uzun zamandır basın özgürlüğü diye bir şey kalmadı. Zaten artık yandaş medya demek bile yetmiyor, tamamen birlikte çalışıyorlar. Öyle bir medya var. Onun dışında da bütün gazetecilerin haber yapma hakkı, özgürce çalışabilme hakkı gasp edilmiş durumda. Ortada bir ırkçı saldırı varken ya da ne olursa olsun bunu protesto eden insanların protesto hakkı engellendiği gibi aynı şekilde bunu haber yapmak isteyen haberci ve gazeteci de engelleniyor. Gazeteci hayatın her alanında olan bir insandır. Onlar olmazsa birçok gerçeğe ulaşma imkanımız da olmuyor. Onlar darp edildiler ve engellendiler. Buna biz çok yerde rastlıyoruz. Ankara’da, İstanbul’da her yerde. 10 Ekim anmasında, Suruç Katliamı protestosunda… Bu katliamı yaşamış insanların yakınları pamuklara sarılması, korunması gerekirken bununla ilgili olaylar da onlara saldırı gerçekleşiyor. Bu iktidarın aslında gerçeği görmek istememesi, insanların gerçeğe ulaşmasını istememesinin sonucudur. Sonuçta bir baskı rejiminde yaşıyoruz ve bunun sonucunda da gazeteciler de saldırıya, baskıya maruz kalıyor. Hatta son zamanlarda sosyal medyayı kısıtlamaya gerekçe yaratmaya çalışıyorlar. Hepsi gerçeğe ulaşmayı engellemek için yapılıyor. Çünkü aslında gerçeğin insanlar tarafından apaçık bilindiğini de görüyorlar. İnsanların ne kadar İsyan halinde olduğunu görüyorlar.

    “DÜŞMANLIK ORTAMI YARATILIYOR”

    Bugün yangınlarda da bunu görüyoruz. Resmen yangınlar bir türlü söndürülmüyor ya da daha öncesinde yanmış yerler imarı açılabiliyor. İki gün içerisinde buraların yapılaşmasına izin veren yasayı onaylıyor Cumhurbaşkanı. TOKİ çıkıyor utanmadan 20 yıl borçlandırarak ev satmaya çalışıyor vatandaşlara ve ‘bakın ne kadar güzel evler’ diyebiliyor. Tüm bunlar aslında ar, haya, utanma duygusunun da tamamen ortadan kalktığını gösteriyor. Böyle bir ortamda tabii yapılmak istenen şeylerden biri de ırkçılığı körüklemek. Yani bu sadece Kürtlere karşı da olmuyor. Onun dışında bu ormanları yakan Afganmış, Suriyeliymiş falan gibi söylemler dönüyor. Yani her türlü ırkçılık örgütleniyor. Bir düşmanlık ortamı yaratarak, kaos yaratmak ve insanları birbirine daha fazla düşman etmek istiyorlar. Evet eli silahlı kişilerin görüntüleri geziyor sosyal medyada. Ama ben şu tür videoları da görüyorum aynı zamanda. Çok iyilik ile dolu, dayanışma ile dolu videolar görüyorum. Kimsenin bu oyunlara gelmeyeceğine de inanıyorum. Bu yaşananlar ayrıca iktidarın aslında baş aşağı gittiğinin bir delaletidir.”

     GÜRSOY: İKTİDAR GÖBBELS TAKTİKLERİ UYGULUYOR

    İYİ Parti’nin önceki dönem Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Bülent Gürsoy: Herhangi bir olayda, hangi olay olursa olsun fark etmiyor gazeteci arkadaşlarımızın her zaman yanındayız ve özgürlüklerinin de arkasındayız. Gazetecilerin şiddete maruz kalmasını asla kabul etmeyiz. Bu iktidar medyanın tamamını ele geçirme gayreti içerisinde olan bir iktidar. Her zaman siyasetçilerin bahsettiği bu Nazi Almanya’sında ki Göbbels’in taktiklerini uygulamak isteyen bir iktidar var. Bunu da tüm medyayı ele geçirdiğinde yapabileceğini düşünüyor. Çoğunluğunu da ele geçirdi zaten. Geri kalan da özgür olmaya çalışan medyayı da baskı altına alarak sindirmeye çalışıyor. Yani itiraz gelmeyecek, muhalefet olmayacak bütün aykırı sesleri kısacak bir ortam oluşturmaya çalışıyor. Kendi düzenlerini de böyle koruyabileceklerini düşünüyor. Bu nedenledir bütün bu baskılar. Yangınla ilgili RTÜK genelge gönderiyor. Şöyle düşünüyorlar sanırım: Bu yangınlar verilince devlet aciz gözüküyor. Bu haberleri yapanlar devleti aciz gösteriyor diyor. Devleti aciz gösteren bu haberleri yapanlar değil. Devleti aciz duruma düşürenlerdir. Maalesef ortada bir devlet yok şu an. Bu son yangınlar onu gösterdi. Bunun da görülmesini, fark edilmesini istemiyorlar. O yüzden de bütün medya kuruluşlarına diyorlar ki, bu haberleri yapmayın ki devletimiz aciz durumda görülmesin. İşin özü bu.

    “SİLAHLI KİŞİLERİN KİMLİK KONTROLÜ YAPMASI DEVLETİN ACZİYETİNİ GÖSTERİR”

    Orman yangınlarının olduğu bölgede silahlı kişiler kimlik kontrolü yapıyor bu da devletin acziyetini gösterir. Yani eli silahlı adamlara mı kaldı bölgeyi kontrol etmek? Bölgede güvenliği sağlamak ya da bir şeyleri bulmak, araştırmak? Neyse devletin kuruluşları var, bunlarla ilgili bir yapılması gereken bir şey varsa devlet yapar bunu ama ne kadar acizler ki eli silahlı birtakım adamlar kendiliklerinden ortaya çıkıp, suçlu suçsuz demeden insanları linç etmeye kalkıyorlar. Geçenlerde iki kişiyi linç ettiler. Daha sonra bu kişiler İçişleri Bakanlığı önünde ağırlanarak karşılandılar. Bunlar yanlış şeyler. Çünkü devlet ortalığı böyle boş bırakmaz.

    “İNSANLARI BİR BİRİNE DÜŞÜRMEK TÜRKİYE AÇISINDAN BÜYÜK TEHLİKEDİR”

    Bir de Afganlar yaptı, Kürtler yaptı gibi söylemler dolaşıyor. Sosyal medyada birtakım videolar, bilgiler dolaşıyor ve onların sahte olduğu, doğru olmadığı ortaya çıkıyor. Doğru ya da değil bunu bilemeyiz. Ama bu tür şeyleri ortaya koymak toplumu parçalamak anlamına gelir ve çok ciddi sıkıntılar yaratır. Sonuçta oraya gidiyor. Bizim Türk, Kürt, Çerkez fark etmez başka etnik kökenden insanlarımız da var. Bu tür şeylerle insanları birbirine düşürmek Türkiye açısından çok büyük tehlikedir. Büyük bir yanlıştır. Bölünmeyelim diye uğraşırken bölünmeye götürür bizi. Devletin bunları önlemesi gerekiyor. Tam tersine orman yangınları ile ilgili de şunlar yaptı, bunlar yaptı deniyor. Ama benim şahsi görüşüm böyle olmadığı noktasında. Çünkü iklim değişiyor ve havalar çok sıcak. Dolayısıyla ormanların yanmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabiliyor. İnsanların kullanımından kaynaklı da yangınlar çıkıyor. Dünyanın her yerinde çıkıyor. O yaktı, bu yaktı, şu yaktı demeye gerek yok. Eğer böyle bir şey varsa devlet kim yaptıysa onu bulur ve gereken cezayı verir. Ama bunlar yokken işi buralara götürmek, insanları birbirine düşürmektir. Böyle bir şey iç savaşa kadar götürebilecek bir sonuç getirir ki bu hiç iyi olmaz.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Patates çuvalı taşımayı reddeden öğretmen, Kod 29 ile işten çıkarıldı-VİDEO

    Patates çuvalı taşımayı reddeden öğretmen, Kod 29 ile işten çıkarıldı-VİDEO

    PİRHA-Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği yapan Berat Atış, yardım kampanyası dahilinde patates çuvalı ve erzak paketlerinin dağıtılması görevini kabul etmediği için Kod-29 gerekçesiyle işten çıkarıldı. Atış, “CHP’li milletvekilleri Meclis kürsüsünden Kod 29’a dair konuşmalar yaptılar ancak kendi belediyelerindeki mağduriyeti görmek istemiyorlar” diyerek hukuki yollara başvurdu.  

    Kod 29 ile işten çıkarma yöntemine Ankara Büyükşehir Belediyesi de başvurdu.

    ‘Yardım Paketi’ adı altında patates ve kömür dağıtım işini kabul etmeyen spor eğitmeni Berat Atış, Kod 29 ile yani; ‘işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı’ gerekçesiyle işten çıkarıldı.

    Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde 2019 yılında ‘usta öğretici’ olarak işe başladığını belirten Berat Atış, iş tanımının beden eğitimi öğretmenliği olduğunu ancak birçok mobbing ile karşı karşıya geldiğini anlattı.

    Pandemiyle birlikte belediyeye bağlı spor merkezlerinin kapandığını belirten Berat Atış, aynı süre içerisinde idarecileri tarafınca ilgili olmayan birimlerde görevlendirildiğini anlattı. Atış, 3 ay kadar belediyede kurulan Mavi Masa’daki çağrı merkezinde çalışmak zorunda kaldığını belirterek “Kanser hastası bir babam ve 65 yaş üzerinde olan annemin varlığını idarecilerime anlatmama rağmen bu işte çalışmak zorunda bırakıldım. Belediye binasının yemekhanesinde çağrı merkezi için bir bölüm oluşturulmuştu. İlk gittiğimizde kesinlikle hiçbir hijyen kurallarına uyulmuyordu. 80 kişi bir arada çalışıyorduk” ifadelerini kullandı.

    EĞİTİMCİLERE PATATES, KÖMÜR, KAVURMA DAĞITTIRDILAR!  

    Berat Atış, çağrı merkezinde yaptığı görevlendirmenin ardından idareci Begül Demir tarafından farklı işlerde çalıştırılmak istendiğini anlatarak şunları dile getirdi:

    “İdareci Begül Demir, emir kipi ile ‘belediyenin dağıttığı yardım kartlarını dağıtacaksınız’ dedi. Mesleğimle ilgisi olmadığı için sivil itaatsizlik hakkımı kullanarak o görevi reddettim fakat bir süre sonra yine beni çağırarak bu kez de belediye binasının giriş bölümlerinde HES kodu sorgulama ve ateş ölçümü görevi verildi. Bir kez daha verilen görevi reddettim.

    Bir süre sonra görevlerin şekli de değişti. Örneğin yapılan bir toplantıda “Dağıtım ekibi olarak işlere yetişemiyoruz. Gölbaşı’nda 3000 ton patatesimiz var. Bunlar 25’şer kiloluk çuvallara paketlenecek. Ayrıca başkanımız kavurma ve maske dağıtıyor. Mesleğiniz ne olursa olsun 3 aylık bir süreliğine patates, kömür, kavurma dağıtmak için yardım edeceksiniz’ denildi. Günlük her kişiye 30 kiloluk poşet verilecek ve herhangi bir araç da yok. Kapı kapı dolaşarak paketler teslim edilecek. Ben bu görevi kabul etmedim ama mecburen kabul eden bir çok eğitimci arkadaşım oldu.”

    “OXFORD MEZUNU OLSAN DA O ÇUVAL TAŞINACAK!” 

    Berat Atış, konuyu belediye binasına giderek Sosyal İşler Daire Başkanı Halit Özdilek’e anlattığını, karşılığında, “Siz ek dersli öğretmen statüsündesiniz. İsterseniz sizi sözleşmeli bir personel yapabilirim’ teklifi aldığını aktardı. Berat Atış, söz konusu yöneticiden “Maalesef elimden bir şey gelmiyor. İster Oxford’dan ister ODTÜ’den mezun olun, patates ya da kömür çuvalları taşınmalı. Çünkü olağanüstü bir durum” cevabını aldığını söyledi.

    Berat Atış, görevlendirmelerin bunlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak “Yine bir başka gün emir kipi ile ‘Yarın saat sekiz buçukta meyve sebze halinde olacaksınız’ denildi. Soğuk hava deposunda görevlendirilmiştim” dedi.

    ÇUVAL TAŞIMAYI KABUL ETMEYİNCE SÜRGÜN EDİLDİ!

    Spor Eğitmeni Berat Atış, yaşadıklarını CHP Grup Sekreteri Muzaffer Kara’ya da anlattığını, haklı görüldüğünü ancak çözüm konusunda herhangi bir gelişme olmadığını söyledi.

    Berat Atış, itirazları sonucu sürgün niteliğinde görev yerinin Çankaya’dan Sincan’a taşındığını da sözlerine eklerken kısa bir süre sonrasında da Kod 29 ile işten çıkarıldığı bilgisini verdi.

    “MECLİSTEN KOD 29’A DİKKAT ÇEKEN VEKİL, BENİ GÖRMEDİ”

    Konu ile ilgili CHP ve iyi Parti Genel merkezlerine de gittiğini anlatan Berat Atış, “Partilerin genel merkezlerinden randevu aldım ama 2 ay geçmesine rağmen halen bir dönüş olmadı. Ayrıca CHP Milletvekili Süleyman Bülbül’ün Mecliste Kod 29 ile ilgili bir konuşmasına rastladım. Ardından kendisine ulaştım. Müsait olmadığını söyleyerek başka bir zamanda aramamı belirtti. Defalarca kez kendisini aramama rağmen bir türlü karşılık alamadım. Halkın oyları ile milletvekili seçiliyorlar ama halkın sorununa çözüm üretip ve bu konuları dile getirmiyorlar. Kürsüde Kod 29 ile ilgili konuşma yapıyorsunuz ve ben Kod 29 ile sizin belediyemizden atılmış bir işçiydim” diye konuştu.

    Berat Atış, belediye bünyesinde ‘Eğitimci’ olup baskı ve mobbinge maruz kalan çok sayıda arkadaşının olduğunu belirterek yaşadığı mağduriyeti hukuki yollardan çözmek adına dava açtığı bilgisini de paylaştı.

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Adliye çalışanı Alevi olduğu için CİMER’e şikayet edilmişti; dava açtı

    Adliye çalışanı Alevi olduğu için CİMER’e şikayet edilmişti; dava açtı

    PİRHA- Yalova Adliyesi’nde çalışan Filiz Yıldız, Dersimli ve Alevi olduğu için kendisine karşı nefret suçları işleyen İyi Parti İl Başkan Yardımcısı Fikret Şipal hakkında hem ceza hem de tazminat davası açtı. İlk duruşması 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen tazminat davası 10 Şubat’a ertelendi. 

    Yalova’da Alevi olduğu için İyi Parti İl Başkan Yardımcısı Fikret Şipal’in nefret söylemlerine maruz kalan ve CİMER’e şikayet edilen Yalova Adliyesi memurlarından Filiz Yıldız, Şipal hakkında hem ceza hem de tazminat davası açtı.

    Yıldız’ın, Yalova Adliyesi’nde açtığı 20 bin liralık maddi manevi davanın ilk duruşması 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde  görüldü.

    Dava edilen Fikret Şipal, duruşmaya katılmadı. İkinci duruşma 20 Şubat saat 11.55’te görülecek.

    Fikret Şipal hakkında açılan ceza davasının duruşması ise 2. Asliye Ceza Mahkemesi’de 2 Mart’ta saat 09.30’da görülecek.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Yalova Şube Başkanı Fikret Demir, “Alevi olan Filiz Yıldız’ın etnik kimliğinden dolayı toplum önünde rencide edilemeyeceğini belirterek, Alevi olmanın suç olamayacağını kaydetti.

    NE OLMUŞTU?

    Dersimli Filiz Yıldız, Yalova Adliyesi’nde memur olarak çalışıyor.

    Aralık 2020’de Yalova İyi Parti İl Başkan Yardımcısı Fikret Şipal, Filiz Yıldız’ı, giyindiği siyah tişört, Sivas Katliamı’yla ilgili yaptığı paylaşımlar, Dersimli bir Alevi olması nedeniyle CİMER’e şikayet edip, savcılığa da suç duyurusunda bulunmuştu. Ancak savcılık kovuşturmaya gerek olmadığına karar vermişti.

    Fikret Şipal’in, Filiz Yıldız için “Tuncelili, Alevi birini nasıl adliyede çalıştırıyorsunuz” şeklinde nefret söylemlerinde de bulunmuştu.

    PİRHA/ YALOVA

  • Aşık Mahzuni Şerif’in oğlu İYİ Parti’ye katıldı

    Aşık Mahzuni Şerif’in oğlu İYİ Parti’ye katıldı

    PİRHA – Partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, konuşmasının ardından Aşık Mahzuni Şerif’in oğlu Emrah Mahzuni’nin partiye katıldığını açıkladı ve rozetini taktı. 

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında konuştu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Ayasofya’da kılınan Cuma namazında verdiği hutbedeki sözlerine tepki gösteren Akşener, konuşması sonrasında Aşık Mahzuni Şerif’in oğlu Emrah Mahzuni’nin partiye katıldığını açıkladı.

    Grup toplantısının sonunda Aşık Mahzuni Şerif’in oğlu Emrah Mahzuni  kürsüye çıktı. İYİ Parti’ye katılan Mahzuni’ye rozet takıldı.                  (HABER MERKEZİ)

  • Kaftancıoğlu: Cami, Kilise, Sinagog ne ise bizim için Cemevi odur

    Kaftancıoğlu: Cami, Kilise, Sinagog ne ise bizim için Cemevi odur

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde oylanan ve AKP ve MHP’li meclis üyelerinin red oyuyla onaylanmayan, cemevlerinin ibadethane olarak imar planına işlenmesi ile ilgili ilk defa konuşan CHP İstanbul İl başkanı Canan Kaftancıoğlu, Alevilerin hak mücadelesinin siyaset üstü bir mücadele ve direniş olduğuna dikkat çekti.  Kaftancıoğlu, CHP ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak hiçbir zaman Cemevlerini diğer inanç merkezlerinden, ibadethanelerden ayırmayacağız”dedi.

    İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinde cemevlerinin ibadethane olarak imar planına işlenmesi ile ilgili CHP ve İYİ Partili üyelerin teklifi AKP/MHP ittifakı tarafından ret edilmesi, Aleviler tarafından tepkiyle karşılandı.

    İBB Meclisinde gerçekleşen görüşmelerden sonra CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve CHP İBB Meclis üyeleri  karar ile ilgili Karacaahmet Cemevi’nde basın toplantısı düzenledi.

    “CEMEVLERİ BİZİM İBADETHANEMİZDİR. KİMSENİN ONAYINA İHTİYACIMIZ YOK”

    Basın toplantısında konuşan Karacaehmet Cemevi Başkanı Muharrem Ercan “Yapılan bu uygulama ile bize ikinci sınıf vatandaşlığı dayatmaya çalışıyorlar. İbadethanemizi, inancımızı ret ediyorlar. Ama nafile biz bu ülkeyi sevmekten, inancımıza bağlılığımızdan taviz vermeyeceğiz. Cemevlerinin ibadethane olup olmadığını bazı zatların iradesine teslim etmeyeceğiz. Cemevleri bizim ibadethanemizdir. Kimsenin onayına ihtiyacımız yok” dedi.

    “KARDEŞİZ YA HANİ KARDEŞLİK, NEREDE ALEVİ VALİ KAYMAKAM EMNİYET MÜDÜRÜ”
    Sözlerine iktidarın Alevileri ciddiye almadığını belirterek sürdüren Ercan “Seçim zamanı Aleviler bizim kardeşimiz, dostumuz deyip duruyorlar. Ama seçimden sonra yanlış anladık anlaştık. Böyle bir durum olamaz. Kırmızı çizgimiz böyle şöyle… Sesimizi çıkardığımız zaman da hemen birileri kardeşiz diyor. Evet, biz Sünni canlarımız ile kardeşiz ama Sünni siyasete karşıyız. Birlik ve beraberlik için liyakat istiyoruz. Kardeşiz ya hani kardeşlik? Nerede Alevi vali kaymakam emniyet müdürü? Yok, niye yok acaba” dedi.

    “BU İKTİDAR ALEVİLERİ SEVMİYOR”

    Ercan’dan sonra kürsüye çıkan CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu sözlerine “Canlarımızı saygıyla muhabbetle selamlıyorum. Haklı mücadelenizde her zaman Canan Kaftancıoğlu olarak yanınızdayım. Sizin mücadeleniz siyaset üstü bir mücadeledir. Direniştir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak Alevi canlarımızın yanındayız. Her zaman her neferini bu mücadeleye adayacaktır” dedi. İktidar partili politikacıların cemevleri meselesi ile ilgili yorumlarını eleştiren Kaftancıoğlu “Bu iktidar Alevileri sevmiyor, Cemevlerinin ibadethane olup olmadığı yetkisini kendilerinde görüyorlar ama boşuna konuşuyorlar tartışıyorlar. CHP ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak hiçbir zaman cemevlerini diğer inanç merkezlerinden, ibadethanelerden ayırmayacağız” dedi.

    “İSTANBUL’U İNANÇ VE KİMLİK AYRIMI YAPMADAN YÖNETECEĞİZ”

    Konuşmasına Alevi yurttaşlara “Moralinizi Bozmayın. Bu sizin mücadelenizde ki azminizi düşürmesin” diyerek seslenen Kaftancıoğlu “İBB kararı sizi üzmesin. Canlar kimin ne için siyaset yaptığını görüyorlar. Kimin neyi koşuşturduğunu izliyorlar. İBB’nin İstanbul’a hizmet ederken inanç ve kimlik siyaseti yapmayacaktır. İBB tüm İstanbul’a eşit ve adil hizmet edecektir. Cami ne ise Kilise ne ise Sinagog ne ise Cemevi odur. Fırsat eşitliğini bir şekilde sağlayacağız” dedi.
    Basın toplantısı sonrasında lokma sofrasına oturan Kaftancıoğlu, dedeler ve cemevi yöneticileri ile bir araya geldi. Sorun ve taleplerini dinledi.

    PİRHA / İSTANBUL HABER MERKEZİ

     

  • Kaftancıoğlu’nun ardından Kavuncu’nun da koruma polisleri çekildi

    Kaftancıoğlu’nun ardından Kavuncu’nun da koruma polisleri çekildi

    CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ardından ‘İyi Parti’ İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’ya verilen korumalar da geri çekildi.

    İçişleri Bakanlığı CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun ardından, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun da koruma kararını kaldırdı.

    Kararı sosyal medya hesabından duyuran Kavuncu, İstanbul Valiliği’ne bağlı İl Koruma Komisyonu’nun şahsına vermiş olduğu koruma kararının İçişleri Bakanlığı Merkez Koruma Komisyonu tarafından gerekçe dahi bildirilmeden kaldırıldığını söyledi.

    Kavuncu, “Alınan bu gerekçesiz karar, devlet kurumları arasındaki çelişkiyi ve belirsizliği her zamanki gibi ortaya koymaktadır. Ancak herkes şundan emin olsun ki; Allah’tan başka korkumuz zaten yoktur, en büyük güvencemiz de milletimizin dualarıdır!” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Bülbül: Alevi toplumunu ciddi anlamda rencide ediyorsunuz-VİDEO

    HDP’li Bülbül: Alevi toplumunu ciddi anlamda rencide ediyorsunuz-VİDEO

    PİRHA- Mecliste görüşülmekte olan Yargı Reformu Yasa Önerisi üzerin konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Türkiye’de bir Anayasasızlık, Türkiye’de bir yasasızlık söz konusudur” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    TBMM Genel Kurulunda Yargı Reformu Yasa Önerisi yapılırken Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül söz alarak Meclis kürsüsünde konuştu.

    “TÜRKİYE’DE BİR YASASIZLIK SÖZ KONUSU”

    Yeni hukuk reformu yasa önerisinde yaşamda, yargıda tutukluluk halinde, gereksiz ve uyduruk suçlamalarda bir yenilik bir değişiklik yapılacakmış gibi halkın ağır bir beklenti içine sokulduğunu ancak bunun bir hukuk reformu değil hukukun deforme edilmesi olduğunu kaydeden Bülbül, “Türkiye’de bir anayasasızlık, Türkiye’de bir yasasızlık söz konusudur. Türkiye’de siyasetin kitlenmesi siyaset kurumunun işletilmemesi gibi bir hakikat söz konusudur. Böylesi durumlarda siyaset her zaman her şeyi çözmez. Bazen de hakikati devreye koymak gerekir” diye konuştu.

    AKP, CHP, İYİ Parti ve MHP Milletvekillerine ve grup başkanlarına Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik başlattığı askeri operasyona, Kürt sorununa ve Türkiye’nin genel sorunlarına ilişkin önerilerde bulunarak şunları kaydetti:

    “ALEVİ TOPLUMUNU RENCİDE EDİYORSUNUZ”

    “İlk önerim AKP grubuna, sayın vekillerine ve sözcülerine olacak. Hani yetkilileriniz demişti ya ‘biz gidip Emevi Camii’nde namaz kılacağız.’ Bu ‘Emevi Camii’nde namaz kılacağız’ sözü toplumun büyük bir bölümünü incitmiştir. Çünkü Şah-ı Şehidan-ı Hüseyin’i Hüdavendigarın başını kesenler başını Emevi Camii’ne götürdüler. Bir daha bunu söylemeyin Alevi toplumunu ciddi anlamda rencide ediyorsunuz. Ben size başka bir öneride bulunayım gelin Ahmedi Xani Makamına gidin Feqiye Teyran makamına beraber gidelim. Orada hak, hakikat, adalet için namaz mı kılıyorsunuz niyaz mı oluyorsunuz sorunun çözümünün ne olduğunu orada konuşalım tartışalım.

    Bir önerim CHP’nin sayın vekillerine ve sayın grup başkan vekillerine. ‘Yurtta Sulh Cihanda Sulh’ ilkesi asla vazgeçilmeyecek Türkiye’de aklı başında hemen herkesin kabul edeceği bir hakikattir. Bu hakikatten hareketle ‘72 millete bir nazarla bakmayan kırk yıl müderris olsa hakikatte asidir’ diyen Hacı Bektaş makamına gidelim orada cem olalım. Türkiye’nin sorunlarını, Kürt sorununu demokrasi sorununu, laiklik sorununu konuşalım.

    “SAVAŞ, SEFER VE İSTİLA İLE ÇÖZÜLECEK SORUN YOKTUR”

    Bir sözüm de İYİ Parti ve MHP  milletvekillerine. Bakın Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hacip ne diyor. Derki ‘İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür, aklın süsü dil, dilin süsü sözdür’. Bu hakikatten hareketle Bayburt’da Dede Korkut makamına gidelim Dede Korkut’un insanlığa Anadolu’ya herkese olan öğütlerinden ifadelerinden bir çıkarsama yapalım ve bu çıkarsamadan hareketle soruna bir çözüm bulmaya çalışalım. Bunun dışında herkesin kendi çıkarından hareketle hele de hükümetin sıkışmışlığından partinin üçe bölünmüşlüğünden farklı farklı durumlardan hareketle yeni konsederasyon hareketleri ile yapabileceği hiçbir şey yoktur. Ciddi bir sıkışma, bunalım, çıkmaz içerisine girilmiştir. Savaş, istila, seferle çözülecek hiçbir sorun yoktur.” (HABER MERKEZİ)

  • Yargı paketinde çocuk istirmacılarına af iddiası

    Yargı paketinde çocuk istirmacılarına af iddiası

    Cezai indirim getirmesi beklenen ikinci yargı paketinde çocukların, kendilerini  istismar eden şahıslarla “belirli şartlarda” evlenmeleri durumunda cezanın erteleneceğine yönelik hüküm bulunduğu iddia edildi. CHP, İyi Parti ve HDP, öne sürülen düzenlemeye tepki gösterdi.

    Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında getirilen ilk torba Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye devam ederken AKP’nin ikinci yargı paketinin hazırlıklarında sona geldiği ifade edildi.

    İlk yargı paketinde yer alan çok sayıda düzenlemenin ardından ceza infaz sürelerinde indirime gidecek ikinci yargı paketinin hazırlıklarında da sona gelindi.

    AKP kulislerinden edinilen bilgiye göre, ikinci yargı paketinde birçok suç grubundan cezaevine giren vatandaşların hapis yatacağı sürede indirime gidilecek. Paketin içerisinde daha önce gündeme gelen ancak kamuoyundan yükselen tepkilerin ardından geri adım atılan, “çocuğun istismarcıyla evlenmesi durumunda cezanın ertelenmesi” hükmünün de yer alacağı öne sürüldü.

    Birgün’ün yaptığı habere göre yargı paketine gireceği öne sürülen yeni düzenleme ile çocuğun “birlikte olduğu” kişi ile arasındaki yaş farkının 10’un üzerinde olmaması durumunda ve evlilik halinde hükmün ertelenebileceği iddia edildi. Muhalefet ise bu düzenlemenin istismarı meşrulaştıracağını ifade etti

    “BİRÇOK ÇOCUK İÇİN ACI SONUÇLAR DOĞURABİLİR”

    TBMM Kadın, Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyesi CHP Milletvekili Gamze Taşçıer, “Israrla bu düzenlemeyi getirmeye çalışıyorlar. Bizler karşı çıkmaya devam edeceğiz” dedi.

    Sınırlı sayıda da olsa erken evlilik mağduriyetinin yaşandığını ancak istisnalar nedeniyle Kanunun geneli üzerinde değişiklik yapılamayacağını bildiren Taşçıer, “Bu düzenlemeyi yasalaştırırsak Kanunu suistimale açık hale getiririz. Zaten 16 yaşından sonra kişi aile rızasıyla evlenme iznine sahip oluyor. Bu yaşın altındakilerin ise rızası aranamaz. Bu suçun cezasız kalması mümkün değildir” diye konuştu. Gelenek ve göreneklerin yaygınlığını hatırlatan Taşçıer, “Türkiye gibi hâlâ örf ve adetlerine bağlı bir ülkede bu düzenleme birçok çocuk için acı sonuçlar doğurabilir. Erken evliliklerin önünü açamayız” ifadelerini kullandı.

    TBMM Kadın, Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun İyi Partili üyesi Tuba Vural Çokal da olası düzenlemeye karşı çıktı. Çocuk yaşta evliliklerin önünün hiçbir koşulda açılmaması gerektiğini vurgulayan Çokal, “İkinci yargı paketine ilişkin taslak çalışma henüz elimize ulaşmadı ve dolayısıyla bir grup kararımız bulunmuyor fakat kişisel olarak söyleyebilirim ki böyle bir düzenleme olamaz. Çocukların istismarcısıyla evlenmesi durumunun istismara cezai indirim getirmesi kabul edilemez. Karşı çıkacağım” diye konuştu.

    “İSTİSMARCIYI AKLAR”

    HDP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Acar Başaran da partilerinin bu düzenlemenin karşısında yer aldığını ifade etti. AKP’nin daha önce de bu düzenlemeyi hayata geçirmeye çalıştığını ancak o gün de karşı çıktıklarını hatırlatan Başaran, “Bu düzenleme, bir şekilde çocuk istismarcısının aklanması anlamına gelir. Hiçbir rıza durumu, istismarcının affa uğraması için gerekçe olamaz” dedi.

    “İSTİSMAR MEŞRULAŞTIRILAMAZ”

    Yeni Yargı Paketi’nde olacağı öne sürülen düzenlemeye kadın örgütleri de tepkili. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Nar Kadın Dayanışması, istismara imkân sağlayacak düzenlemeye karşı mücadele edeceklerini bildirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Çocuğa yönelik cinsel istismar, bireysel bir sapkınlık ya da hastalık değildir; toplumdaki erkek egemen kavrayış ve uygulamaların sebep olduğu ve meşrulaştırdığı bir şiddet suçudur. Şimdi bu şiddet suçunu çocukların istismarcısıyla evlenmesi halinde cezai indirim önerisiyle meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Ensar’daki toplu istismar olayına bir kereden bir şey olmaz anlayışıyla yaklaşanlar, 9 yaşına basmış kız çocuklarının, 12 yaşına basmış erkek çocuklarının evlenebileceğini ifade edenler, toplumsal yaşamı dini kurallara göre belirlemek isteyenler, laik medeni hukuku hiçe sayarak şer’i hukuku yerleştirmeye çalışanlar çocukları istismarcılarıyla evlendirerek geleceğimizi karartmaya çalışıyorlar. Çocukları korumak, istismara uğradığı şartları ortadan kaldırmak ve koruyucu-önleyici hizmeti verme görevlerini yerine getirmeyen devlet şimdi de çocukların istismarcılarıyla evlenmeleri halinde cezai indirim uygulamasını yürürlüğe sokmaya çalışmakta. Hiçbir neden, hiçbir hareket istismarcının affedilmesi için bahane olamaz. Çocuk istismarı meşrulaştırılamaz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • AKD Başkanı, İYİ Parti ile cemevine yasal statüyü görüştü

    AKD Başkanı, İYİ Parti ile cemevine yasal statüyü görüştü

    PİRHA- AKD Genel Başkanı Doğan Demir, cemevlerinin yasal statüsüyle ilgili siyasi partilerle görüşmeler yapmaya başladı. İlk görüşmesini İYİ Parti ile yapan Demir, cemevlerinin yasal statüsünün kangren bir hal aldığını söyledi. 

    Aleviler yıllardır cemevlerinin yasal statüye kavuşması için mücadele ediyor. Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Doğan Demir, cemevlerinin yasal statüye kavuşması için siyasi partilerle bir dizi görüşmeler gerçekleştirecek. Demir, hangi gerekçelerle bu görüşmeleri gerçekleştirdiğini anlattı.

    İYİ PARTİ İLE GÖRÜŞTÜ     

    Cemevlerinin yasal statüsünün kangren bir hal aldığını ifade eden Demir, AKD Yamanlar ve Antalya Konyaaltı şubelerinde yaşanan durumları hatırlattı. Cemevlerinin yasal statüye kavuşması konusuyla ilgili parlamentoda grubu bulunan beş siyasi partinin genel başkanından ve Cumhurbaşkanından randevu talep ettiklerini söyleyen Demir, görüşmelerin ilkini İYİ Parti Sivil Toplum Kuruluşları ile İlişkiler Başkanı Tuğba Vural Çokal ile yaptı.

    Demir, gerçekleştirdikleri görüşme hakkında şunları söyledi:

    “Çok değerli bir görüşme oldu. Grup başkanvekilleri ile konuştu. Meral hanımla (Meral Akşener) bu konuyu konuşup yapılması gereken ne varsa katkı sunacağını söyledi.”

    “CEMEVLERİ İÇİN KANUN TASARISI YA DA KARARNAME İSTİYORUZ”

    Siyasi partilere cemevlerinin yasal statüsüyle ilgili bir kanun tasarısı ya da Cumhurbaşkanının inisiyatifiyle bir kararname çıkarttırmak istediklerini belirten Demir, “Cemevlerinin birçoğu belediyelerin tekelinde. Statüsü olmadığı için devri de alınamıyor. Tahsis de olmadığı için belediye başkanları bunu gerekçe göstererek Alevi kurumlarında inisiyatif kullanmaya çalışıyor” dedi.

    “CUMHURBAŞKANI İLE DE GÖRÜŞÜLMELİ”

    Görüşmeler bittikten sonra kamuoyu ile paylaşacaklarını söyleyen Demir, yapacakları görüşmelerden sonra cemevlerinin  yasal statüsüyle alakalı yol alınacağına inandığını ekledi. Hükümetin 18 yıldır Alevilere verdiği hiçbir sözü tutmadığını dile getiren Demir, yine de yeni bir görüşme talep etmekten geri kalınmaması gerektiğini belirtti. Demir, konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Toplumsal bir talep ve örgütsel bir ziyaret yapıyoruz. Cumhurbaşkanına gitmek zorundayız. Onun inisiyatifiyle birçok şeyin olabileceği bilinir. Mutlaka görüşeceğiz. Yapacağımız görüşmeden sonuç alacağımızı düşünüyoruz. Diyalog kapısını kapatmadan görüşmemiz gerekiyor ki sonuç alabilelim. Kurum yönetiyoruz. Kim varsa onlarla görüşme yapacağız. Cumhurbaşkanlığı da kısa zamanda randevu verecek diye düşünüyorum. Toplumun talebini karşılamaya gidiyoruz.” (HABER MERKEZİ) 

  • AKP’nin ‘kurtarma paketi’ne tepki: Halkı bıraktık, şirketleri kurtarıyoruz

    AKP’nin ‘kurtarma paketi’ne tepki: Halkı bıraktık, şirketleri kurtarıyoruz

    AKP’nin Meclis’e sunduğu banka ve şirket kurtarma paketinden 400 milyar liralık sorunlu kredi çıkarken, muhalefet milletvekilleri “Halkı bıraktık, şirketleri kurtarıyoruz” diyerek kabul edilen torba yasa teklifine isyan etti.

    AKP’nin Meclis’e sunduğu banka ve şirket kurtarma paketinden 400 milyar liralık sorunlu kredi çıktı. Batık ve sorunlu kredi miktarında geçen yıldan bu yana 1.5 katlık rekor artışın yaşanması ise dikkat çekti.

    AKP iktidarı, kredilerin bir bölümünün silinmesini de kapsayan cazip paket sayesinde firma ve bankaların rahatlatılacağını belirtirken, muhalefet partilerinin milletvekilleri, “Kredisini, kredi kartını ödeyemeyen halk bizden çare beklerken onları bırakıp niçin şirketleri kurtarıyoruz?” eleştirisi yaptı.

    “ŞİRKETLER KREDİ BORÇLARINI ÖDEMEKTE ZORA GİRDİ”

    AKP Milletvekili Mustafa Savaş ve arkadaşlarının hazırladığı, içerisinde yurtdışı çıkış harcının 50 liraya çıkarılmasından kaçak araçların affına, şirket kurtarma operasyonundan Merkez Bankası’ndaki ihtiyat akçesinin bütçeye aktarılmasına kadar çok sayıda madde içeren torba yasa teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilerek Meclis Genel Kurulu’na gönderildi.

    Kredilerini ödeyemeyen şirketlere İstanbul Yaklaşımı adı altında ödeme kolaylığı getirilmesini öngören maddeyi açıklayan Mustafa Savaş, özellikle geçen yıl Ağustos ayında başlayan kur şoku, faizlerin yükselmesi ve enflasyon artışından dolayı şirketlerin kredi borçlarını ödemekte zora girdiklerini anlattı.

    YAKIN İZLEMEYE ALINAN KREDİLER ÜÇ KAT ARTTI

    Sözcü gazetesinde yer alan habere göre, Savaş, bankaların tahsili gecikmiş alacaklarının (tahsili imkansız göründüğü için bir anlamda batık kredi de deniyor) 2018 başında 64 milyar lirayken 31 Mart 2019’da 106 milyar liraya yükseldiğini belirtti. Aynı dönemde ödemelerinde sıkıntı çıktığı için yakın izlemeye alınan kredilerin tutarı ise üç kat birden artarak 93 milyardan 285 milyar liraya fırladı.

    Savaş’ın paylaştığı veriler, yaşanan krizin borçlu şirketleri ciddi anlamda zora düşürdüğünü bir kez daha ortaya koydu. Düzenlemeyle, tahsil imkanı kalmayan 106 milyar liralık kredi “değersiz alacak” sayılarak kayıttan düşülecek. Bu sayede özellikle kamu bankalarının bilançoları rahatlatılacak. Kalan 285 milyarlık krediye ise vade uzatma, teminat azaltma hatta anaparadan silme gibi kolaylıklar sağlanacak. Bunları yapan bankacılara ise krediler batsa dahi “zimmet” suçundan dava açılamayacak.

    “VATANDAŞI NİYE KURTARMIYORUZ?”

    İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz ise, paketin krizin etkilerini biraz daha ötelemekten başka bir işe yaramayacağını, sonuçta daha büyük krizin kaçınılmaz olacağını belirtirken, “İnşallah ben yanılırım, gelir elinizi öperim” dedi.

    CHP’li vekiller paketle sadece iktidara yakın firmaların kurtarılacağını, ağır faturanın ise halka ödettirileceğini söyledi.

    HDP’li Garo Paylan, geniş halk kesimi yerine sadece şirketlerin kurtarılacağını belirtirken, “82 milyonun gözü Meclis’te. Asgari ücretli aç, çiftçilerimiz, emeklilerimiz, işçilerimiz, esnafımız geçinemiyor. Herkes, bizim hayrımıza ne yapacaklar diye buraya bakıyor. Oysa biz burada şirketlerin hayrına iş yapıyoruz. Kredisini, kredi kartını ödeyemeyen milyonlarca vatandaşı rahatlatacak bir madde önümüze geldi mi? Yoksulun adı hiç geçti mi? Servetin büyük çoğunluğu zaten bu kurtaracağınız şirketlerin patronlarında. Biz halkı bıraktık, onları kurtarıyoruz” dedi.

    “YAPILANDIRMAYA VERGİLER DE DAHİL EDİLSİN”

    İstanbul Ticaret Odası (İTO) “Yeni İstanbul Yaklaşımı” diye anılan şirket borç yapılandırmasının, daha geniş bir kapsamla “Finansal Restorasyon Planı” şeklinde ele alınmasını önerdi. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, bu teklifle ekonominin kilit sorunlarından birine el atıldığını vurgulayarak, “Çünkü bütün gelişmiş ekonomiler gibi Türkiye ekonomisinin de temel taşı şirketlerdir. Dolayısıyla Türkiye’nin şirketleri, aynı zamanda Türkiye’nin geleceğidir” dedi.

    Avdagiç, bankacılık sektöründe takipteki alacakların büyüklüğünün 115 milyar lira olduğunu belirterek, böyle bir süreçte konuya kanun düzeyinde el atılmış olmasının kritik önemde olduğunu söyledi. Yeniden yapılandırma sürecine kamunun katkısının önemli olduğunu belirten İTO Başkanı, “Bu kapsama alınan şirketlerin vergi ve SGK borçları da yeniden yapılandırılabilir” dedi.