Etiket: kadın cinayeti

  • Bianet: Erkekler kasım ayında en az 28 kadını öldürdü

    Bianet: Erkekler kasım ayında en az 28 kadını öldürdü

    Bianet’in gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler kasımda en az 28 kadını öldürdü. Kasım ayında en az 12 kadının ölümü basına “şüpheli” ölüm olarak yansıdı.

    Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler kasımda en az 28 kadını öldürdü. Kasım ayında en az 12 kadının ölümü basına “şüpheli” ölüm olarak yansıdı.

    Erkekler, en az 53 kadına şiddet uyguladı, en az 4 kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az 9 kadını taciz etti, Erkekler, basına yansıyan verilere göre en az bir kadına tecavüz etti.

    İstanbul ve Van’da iki kadının ölümü basına “faili meçhul cinayet” olarak yansıdı. Şırnak’ta erkekler, bir kadını öldürmekle tehdit etti.

    İLK 11 AYDA 308 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ

    2022’nin ilk on bir ayında erkekler, 308 kadını öldürdü, 140 kadını taciz etti, 209 çocuğu istismar etti, 728 kadına şiddet uyguladı, 26 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 386 kadını seks işçiliğine zorladı. 2022’nin ilk on bir ayında 171 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, yılın ilk on bir ayında en az 36 çocuğu öldürdü.

    CİNAYET

    Erkekler, Kasım’da en az 28 kadını öldürdü; geçen yıl aynı ayda bu sayı 34 idi. Ayrıca erkekler, kadınların yanındaki en az 2 erkeği de öldürdü. Erkeklerin öldürdüğü iki kadın Irak, biri Suriye, iki kadın da Özbekistan göçmeniydi.

    En az 6 kadın koruma kararına rağmen öldürüldü.

    Erkekler 8 kadını ayrılmak istediği veya barışmak istemediği için öldürdü. Bir kadın “yemek yapmadığı” bir kadın da “cin çıkarıyorum” denilerek öldürüldü. Erkeklerin 18 kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

    20 kadını eşi, eski eşi, sevgilisi erkekler, iki kadını babası, bir kadını damadı öldürdü. Beş kadını öldüren erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    18 kadın ev içinde, 9 kadın işyeri, araç, sokak gibi ev dışı alanlarda öldürüldü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü basına yansımadı.

    18 kadın ateşli silahlarla, 6 kadın kesici aletle, üç kadın boğularak öldürüldü. Erkeklerin bir kadını nasıl öldürdüğü basına yansımadı.

    Erkekler, Kasım 2022’de en az bir kadına tecavüz etti. Geçen yıl aynı ay erkeklerin tecavüz ettiği kadın sayısı iki idi.

    Erkekler, bir kadına ev içinde tecavüz etti. Basına yansıdığı kadarıyla bir kadına, akrabası tecavüz etti. Kadın, zihinsel engelleydi.

    9 KADINA TACİZ

    Kasım 2022’de erkekler en az dokuz kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay, bu sayı 16 idi.

    Erkekler, dokuz kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti. Kadınlardan biri Azerbaycan göçmeniydi.

    Erkekler dokuz kadını ev dışı alanlarda iki kadını ev içinde taciz etti.

    İki kadını kurye, bir kadını iş arkadaşı, bir kadını gazeteci, bir kadını da savcı taciz etti. Dört kadını taciz eden erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    EN AZ 4 ÇOCUK İSTİSMARI

    Erkekler, Kasım’da en az dört kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 11 idi.

    Bir çocuğu öğretmeni, iki çocuğu kuran kursu öğretmeni istismar etti. Bir çocuğu istismar eden dört fail erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    Erkekler, dört çocuğu da okul, kuran kursu gibi ev dışı alanlarda istismar etti.

    ŞİDDET, YARALAMA

    Erkekler, Kasım’da 53 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 62 idi.

    Erkeklerin şiddet uyguladığı en az dokuz kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. Erkekler en az 12 kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı. Erkeklerin şiddet uyguladığı bir kadın Arabistanlı bir kadın da Suriyeliydi.

    En az 41 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Bir kadını taksi şoförü, altı kadını da akrabaları yaraladı. Beş kadını yaralayan dört erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

    Erkekler, en az 16 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Erkeklerin 37 kadına şiddet uygulama “bahanesi“ basına yansımadı.

    Erkekler, 30 kadını darbederek, üç kadını yakarak, 12 kadını ateşli silahlarla, altı kadını da kesici aletle yaraladı. Erkeklerin iki kadına nasıl şiddet uyguladığı basına yansımadı. Erkekler, 18 kadını iş yeri, otobüs, ormanlık alan gibi ev dışı alanlarda, 30 kadını ev içinde yaraladı. Erkeklerin beş kadına nerede şiddet uyguladığı basına yansımadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Azra Gülendam Haytaoğlu’nu katleden Mustafa Murat Ayhan cezaevinde intihar etti

    Azra Gülendam Haytaoğlu’nu katleden Mustafa Murat Ayhan cezaevinde intihar etti

    PİRHA-Antalya’da üniversite öğrencisi Azra Gülendam Haytaoğlu’nu (21) katleden Mustafa Murat Ayhan’ın Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tek kişilik hücresinde intihar ettiği açıklandı.

    Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu’nu katleden ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan Mustafa Murat Ayhan, Diyarbakır 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tek kişilik hücresinde intihar ettiği belirtildi.

    Basında yer alan habere göre dün akşam saatlerinde intihar ettiği bildirilen Ayhan’ın, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldüğü sırada öldüğü kaydedildi.

    Azra Gülendam Haytaoğlu’nun babası Mustafa Haytaoğlu, failin öldüğünden emin olmak için Diyarbakır’a geldiğini belirtirken, “Münevver Karabulut olayında böyle bir şüphe oldu. Babası bunu dile getirdi. O yüzden işi sağlama almak için geldim. Ben ona Allah rahmet eylesin de diyemiyorum, ateşi bol olsun da diyemiyorum. Her şeyi Allah’a havale ediyorum. Onu avukatlar savunamayacak. Orada tek başına. Belasını buldu. Bir nebze de olsa benim yakınlarımın, ailemin çevremin hepsinin yüreğine su serpildi. Ama içimde kalan şu; bize bu iyiliği yaptı, intihar etti” ifadelerini kullandı.

    NE OLMUŞTU?

    Akdeniz Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Azra Gülendam Haytaoğlu’ndan 28 Temmuz 2021 günü evden çıktıktan sonra haber alınamadı. Ailesinin kayıp ihbarı üzerine başlayan arama sonucunda cansız bedenine ait parçalar beş gün sonra Varsak ormanlık alanında bulundu. Cenazesi, 4 Ağustos’ta Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde defnedildi. Maktulün cep telefonu ile görüştüğü son kişi olan Mustafa Murat Ayhan, “canavarca hisle insan öldürmek” suçundan tutuklandı. Ayhan’a ağırlaştırılmış müebbet ve 16 yıl hapis cezası verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Mersin’de bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Mersin’de bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi

    Mersin’de evli olduğu Hakan T. tarafından saldırıya uğrayarak ağır yaralanan Nur Efşan T. hastanede yaşamını yitirdi. 
    Mersin’in Toroslar İlçesi’ne bağlı Osmaniye Mahallesi’nde Hakan T., evli olduğu Nur Efşan T.’yi kesici aletle ağır yaraladı. Yapılan ihbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Mersin Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Nur Efşan T., hastanede yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamayarak, yaşamını yitirdi.
     Saldırgan Hakan T. gözaltına alınırken, cinayetle ilgili soruşturma başlatıldı.


    (HABER MERKEZİ) 

  • Adana’da bir kadın işkenceyle katledildi

    Adana’da bir kadın işkenceyle katledildi

    Ceyhan’da R.S., imam nikahı ile evli olduğu Ezgi Deler’i işkence ederek katletti.

    Adana’nın Ceyhan ilçesi Muradiye Mahallesi Adnan Kahveci Bulvarı’nda Ezgi Deler (25), imam nikahla evli olduğu R.S.’den işkence gördü.
    Komşuları tarafından ağır yaralı halde bulunan ve Ceyhan Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Deler, hastanede yaşamını yitirdi.
    Deler’in cenazesi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderildi. Polis tarafından gözaltına alınan şüpheli R.S.’nin emniyetteki işlemleri sürüyor. Katledilen Ezgi Deler’in bir çocuğunun olduğu öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Urfa’da bir kadın boşanmak istediği erkek tarafından katledildi

    Urfa’da bir kadın boşanmak istediği erkek tarafından katledildi

    Urfa’da A.E adlı kadın boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından katledildi.

    Urfa’nın Siverek ilçesine bağlı Çaylarbaşı kırsal Mahallesi Büyükoba Mezrasında A.E. (35) adlı kadın, boşanma aşamasında olduğu M.E. adlı erkek tarafından ateşli silahla katledildi.

    Olay yerine giden jandarma ekipleri M.E’yi gözaltına alırken, sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde kadının öldüğünü belirledi.

    Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlı “kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilirken, A.E. ise otopsi işlemlerinin ardından yakınları tarafından Siverek’te defnedildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de erkek şiddeti

    İzmir’de erkek şiddeti

    Konak’ta E.D. isimli erkek, bir kadını ağır yaraladı. Gözaltına alınan failin “Cinsel saldırı, gasp, kasten öldürmeye teşebbüs” suçlarından kaydı ortaya çıktı.

    İzmir’in Konak ilçesinde, E.D. isimli erkek Havva Ç. isimli kadını şiddete maruz bıraktıktan sonra kesici aletle ağır yaraladı. Olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri, durumu ağır olduğu belirlenen kadını ambulansla hastaneye kaldırdı. Tedavi altına alınan Havva Ç.’nin sağlık durumunun kötü olduğu belirtildi.

    Gözaltına alınan failin ise, “Cinsel saldırı, gasp, kasten öldürmeye teşebbüs” gibi suçlardan kaydı olduğu ortaya çıktı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara’da bir kadın duruşma öncesi katledildi

    Ankara’da bir kadın duruşma öncesi katledildi

    Mamak’ta, Tunç Erdem boşanma aşamasında olduğu Tülay Erdem’i duruşma öncesi katletti. Kardeşi İbrahim Gökekin’i de ağır yaraladı.

    Edinilen bilgilere göre, Ankara’nın Mamak ilçesinde Tülay Erdem (38), evli olduğu Tunç Erdem’den (41) ayrılma kararı davası açtı. Bugün görülecek duruşma için Ankara’ya gelen Tunç Erdem, Tülay Erdem’in ailesiyle yaşadığı, Mamak ilçesindeki evinin önüne pusu kurdu.

    Apartmanın garaj girişinde bekleyen Erdem, dışarı çıkan Tülay Erdem ve kardeşi İbrahim Gökekin’e ateşli silahla saldırdı. Saldırgan olayın ardından otomobiline binerek kaçtı. Tunç Erdem, yaklaşık 1 kilometre sonra seyir halindeyken aynı silahla intihar etti. Kontrolden çıkan otomobil, bahçe duvarına çarparak durdu. Çevredekilerin ihbarı üzerine polis ve sağlık ekipleri, olay yerine sevk edildi. Tunç Erdem’in öldüğü belirlendi.

    Tülay Erdem ile kardeşi İbrahim Gökekin ise sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tülay Erdem, hastanede yaşamını yitirdi. İbrahim Gökekin’in ise tedavisi devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Bireysel silahlanmadaki artış dikkat çekiyor

    Bireysel silahlanmadaki artış dikkat çekiyor

    PİRHA-Bireysel silahlanmadaki artış özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimine bir yıl kala dikkat çekiyor. 2018 yılından bu yana silah ruhsatı alanların sayısı yüzde 100’den fazla arttı. Pompalı ve av tüfeklerinin internet üzerinden kolaylıkla satın alınabilmesi ise bireysel silahlanmadaki artışın sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

    Dünya genelinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkan bireysel silahlanma nedeniyle Türkiye’de 2021 yılında 3 bin 801 silahlı şiddet olayı yaşandı. Jandarma Genel Komutanlığı verilerine göre 2018 yılından itibaren silah bulundurma ruhsatı yüzde 100’ün üzerinde arttı. 2018’de 7 bin 630 olan silah bulundurma ruhsatı alan kişi sayısı, 2021 yılında 16 bin 569 oldu. 2018’de 3 bin 41 kişi taşıma ruhsatı alırken bu sayı 2021’de 9 bin 870’e çıktı. Yivli ve yivsiz tüfek ruhsatlarında da ciddi oranda artış var.

    Silahlanmadaki artışın sebeplerinden biri de pompalı ve av tüfeklerinin internet üzerinden kolaylıkla satın alınabilmesi. Yaklaşan seçim sürecinin gergin geçme ihtimali nedeniyle silahlanmadaki artışın tehlike yaratabileceği öne çıkıyor.

    “İNTERNETTEN AV TÜFEĞİ ALMAK AYAKKABI ALMAK GİBİ KOLAY”

    Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Yüksek Disiplin Kurulu üyesi Avukat Tuba Torun konuyla ilgili olarak, şunları söyledi:

    “Kadın cinayetlerinin yüzde 52’si ateşli silahlarla işlendiği için bireysel silahlanmanın önüne geçilmesi gerektiğini söylüyoruz. Denetimin eksik olduğunu belirtiyoruz. İnternetten av tüfeği almak ayakkabı almak gibi kolay. Kapıya eve teslim şekilde av tüfeği satımı var ve çok ucuz rakamlara. Bu ürkütücü bir durum. İktidarın silahlanmayı önleme konusunda herhangi bir girişimi yok.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Nisan ayında 24 kadın erkekler tarafından katledildi

    Nisan ayında 24 kadın erkekler tarafından katledildi

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre, Nisan ayında erkekler 24 kadını katletti, 16 kadının ölümü ise şüpheli.

    Türkiye’de her gün en az 1 kadın erkekler tarafından katlediliyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) Nisan 2022 Raporu açıklandı. Nisan ayı içerisinde 24 kadın cinayeti, 16 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti.

    Rapora göre Nisan ayında öldürülen 24 kadından 13’ünün hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 10 kadın ‘boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, ilişkiyi reddetmek’ bahaneleri ile bir kadın ise ekonomik bahanelerle öldürüldü. Cinayetlerde 23 failin adli sicil kaydı var. KCDP verilerine göre 23 failin 3’ünün suç kaydı var; 1’i eski mahkûm ve 2’si cezaevinden izinli çıkmış.

    Raporda yer alan diğer veriler ise şöyle:

    •Kadınların 15’i evinde, 4’ü sokak ortasında, 1’i arabada, 1’i iş yerinde, 1’i parkta, 1’i ise ıssız bir yol kenarında öldürüldü.

    •24 kadının 11’i evli olduğu erkek, 3’ü akrabası, biri eskiden birlikte olduğu erkek, 7’si eskiden evli olduğu erkek, biri oğlu ve biri tanımadığı biri tarafından öldürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sinop’ta bir erkek boşandığı kadını katletti

    Sinop’ta bir erkek boşandığı kadını katletti

    Sinop’ta Birol Çaylak, üç ay önce boşandığı Zeynep G.’yi katletti.

    Sinop’un Boyabat ilçesinde Birol Çaylak, üç ay önce boşandığı Zeynep G.’yi katletti. Kadının cenazesi, olay yeri incelemesinin ardından Boyabat 75’inci Yıl Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis tarafından evin yakınında yakalanıp, gözaltına alınan Birol Çaylak ise sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ulviye Avağ’ı öldüren Mehmet Demir ‘indirimli’ müebbet cezası aldı

    Ulviye Avağ’ı öldüren Mehmet Demir ‘indirimli’ müebbet cezası aldı

    PİRHA-Sultangazi’de Ulviye Avağ’ı öldüren, öncesinde de ısrarla görüşmek  isteyen sanık Mehmet Demir’in davası karara bağlandı. Mahkeme, savunmasında “Bundan dolayı pişmanım, bir anlık gaflettir” diyen sanığa ‘iyi hal indirimi’ de uygulayarak müebbet hapis cezası verdi.

    Sultangazi’deki Gazi Kent Ormanı’nda 10 Ağustos 2021’de Ulviye Avağ ile ısrarla görüşmek isteyen Mehmet Demir’in, Avağ’ı silahla vurarak öldürmesine ilişkin görülen davada karar verildi. İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ulviye Avağ’ın ailesi de katıldı.

    Duruşmada son savunmasını yapan fail Mehmet Demir, “Olay günü maktulün bana, çocuklarıma ve eşime yönelik olumsuz davranışları nedeniyle bu eylemi gerçekleştirmek zorunda kaldım. Bundan dolayı pişmanım, bir anlık gaflettir” dedi. Failin avukatı ise ortada haksız tahrik durumunun olduğunu bunlar göz önüne alınarak karar verilmesini talep etti.

    Mahkeme, fail Mehmet Demir’in ‘tasarlayarak kasten öldürme’ suçundan iyi hal indirimi de uygulayarak müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    UZAKLAŞTIRMA KARARLARINA RAĞMEN 9 YILDIR PEŞİNİ BIRAKMADI

    Avağ’ın ağabeyinin beyanında, şüphelinin kardeşinden uzaklaştırma kararının bulunduğunu söylediğinin anlatıldığı iddianamede, şüphelinin savunmasında Avağ’ı öldürdüğünü kabul ettiği kaydedildi. Fail Mehmet Demir’in ateşli silahla, birden fazla kez ateş ederek Ulviye Avağ’ı kasten öldürdüğünün belirtildiği iddianamede, ‘kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılması talep edilmişti.

    AVAĞ’IN YEĞENLERİ PİRHA’YA ANLATTI

    Olayın hemen ardından, Mardin’de koruculuk görevi yürüttüğü ifade edilen Mehmet Demir’in, Ülviye Avağ’ı yaklaşık 9 yıldır taciz ettiğini söyleyen iki yeğen, bu süre zarfında ailece tehdit edildiklerini aktarmıştı. Demir’in, silah şarjörü ve kurşunlarının olduğu fotoğrafları Avağ’a göndererek, “Ben devletim. Devlet bana bir şey yapamaz. Ben devletin adamıyım zaten. Üzerine bir şey atarım, sıktım derim. Bana bir şey olmaz. Ya benim olacaksın ya da toprağın” dediği belirtilmişti.

    Ülviye Avağ’ın, fail Mehmet Demir isimli erkeğin yıllar boyunca süren tacizleri nedeniyle ikametgâhını farklı yerde gösterip, farklı yerlerde yaşamak durumunda kaldığı ve son olarak da yurt dışına gitme düşüncesinin olduğu belirtildi. İki yeğen ayrıca Mehmet Demir’in, aile üyelerinin hemen hepsinin adreslerini bildiğini, Avağ’a daha önceden attığı mesajlarda, “Gelmezsen, gidip birisine zarar vereceğim” dediğini aktardılar.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABER

    “Ben devletim bana devlet bir şey yapamaz”

     

  • İstanbul Esenyurt’ta bir kadın katledildi

    İstanbul Esenyurt’ta bir kadın katledildi

     Esenyurt’ta Alpaslan Ç., sokakta zorla alıkoyduğu Kader G.’yi katletti.

    İstanbul’un Esenyurt ilçesinde dün akşam saatlerinde Alpaslan Ç., Haramidere Sanayi Metrobüs Durağı’nın üst geçidinden inen Kader G.’yi zorla alıkoyarak, ateşli silahla katletti. Fail, daha sonra aynı silahla intihar girişiminde bulundu. Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Kader G., yaşamını yitirirken, fail Alpaslan Ç.’nin ise hastanedeki tedavisi sürüyor.

     Saldırıyla ilgili soruşturmanın devam ettiği belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)
  • İzmit’te bir kadın katledildi

    İzmit’te bir kadın katledildi

    İzmit ilçesinde Ayşe P. adlı kadın, evli olduğu erkek Hacı P. tarafından katledildi.

    Kocaeli’nin İzmit ilçesi Erenler Mahallesi’nde Ayşe P. adlı kadın, evli olduğu erkek Hacı P. tarafından kesici aletle katledildi. Hacı P. evdeki çocuğunu da alarak olay yerinden kaçtı.

    Çevredekilerin ihbarıyla gelen sağlık ekipleri, kadının yaşamını yitirdiğini tespit etti. Polis, Hacı P.’nin yakalanması için çalışma başlattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Üniversitesi öğrencileri 8 Mart’ı tiyatro oyunu, şiir ve halaylarla karşıladı-VİDEO

    Munzur Üniversitesi öğrencileri 8 Mart’ı tiyatro oyunu, şiir ve halaylarla karşıladı-VİDEO

    PİRHA- Munzur Üniversitesi’nden kadın öğrenciler, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü tiyatro oyunu, şiirler ve halaylarla karşıladı.

    Munzur Üniversitesi’nde öğrenciler 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin program düzenledi. Programda kadın cinayetlerine ilişkin bir tiyatro oyunu oynandıktan sonra katledilen kadınlar için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Kadın öğrenciler Türkçe ve Kürtçe şiir okudu. Erbane ile türkü söyleyen öğrenciler halaylar çektikten sonra program sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış’a 3. kez müebbet hapis cezası-VİDEO

    Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış’a 3. kez müebbet hapis cezası-VİDEO

    PİRHA-Nurcan Arslan’ı 2016 yılında katleden Abdullah Melih Barış hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet kararının Yargıtay tarafından iki kez bozulmasının ardından görülen duruşmada mahkeme, sanığı 3. kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

    Nurcan Arslan’ı 30 Ocak 2016 tarihinde İstanbul’da 11 kurşun ile öldüren Abdullah Melih Barış isimli erkek, Yargıtay’ın iki kez bozma kararının ardından yargılandığı davada 3. kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde 2016 yılında Nurcan Arslan’ı katleden Abdullah Melih Barış’a “tasarlayarak öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet kararı Yargıtay tarafından iki kez bozuldu. Bozma kararının ardından yeniden görülen mahkemede, heyet “tasarlayarak öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını yineledi.

    SANIK: VATANIMI, MİLLETİMİ SEVİYORUM

    Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya sanık Abdullah Melih Barış, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) üzerinden katılırken, Nurcan Arslan’ın ailesi ve taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan sanık Abdullah Melih Barış daha önceki ifadelerini tekrar ettiğini belirtti. Muhtar olduğunu kaydeden Barış, vatanını, milletini sevdiğini ve iyi bir vatandaş olduğunu söyledi. Pişman olduğunu kaydeden Barış, tahliye talep etti.

    MAHKEME, MÜEBBET KARARINI YİNELEDİ

    Nurcan Arslan’ın aile üyeleri ve avukatları ise daha önce verilen müebbet kararında direnilmesi gerektiğini ifade etti. Beyanların ardından kararını açıklayan Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi oy çokluğu ile sanığı 3. kez müebbet hapis cezasına çarptırdı.

    Mahkeme başkanı “Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suçu işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman aldığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra işlendiği mevcut kanıtlarla saptanmalı, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşıp ulaşamayacağı değerlendirme konusu yapılmalıdır” diyerek karara şerh koydu.

    “6 YILDIR BEKLEDİĞİMİZ ADALETİ ALDIK”

    Nurcan Arslan’ın kardeşi Gülcan Arslan mahkeme sonrası Bakırköy Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, “Mahkeme bugün kararında yine direndi ve müebbet hapis cezası verdi. 6 yıldır adalet bekliyorduk adaleti aldık. Bizimle bugün burada olan herkese teşekkür ederim. Nurcan için adalet, katledilen bütün kadınlar için adalet diyorum” diye konuştu.

    DURUŞMA ÖNCESİNDE AÇIKLAMA YAPILDI

    Duruşma öncesi adliye önünde yapılan açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de katıldı.

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Nurcan Arslan’ın adaletini arıyoruz! Süreci sizlere anlatıyoruz! Süreç uzun, süreç karışık, süreç adaletsizliklerle dolu… Bu ve benzeri hiçbir uzatma! bizi Nurcan Arslan davasını sahiplenmekten alıkoyamayacak. Bu bir kadın cinayeti davasıdır. 11 kurşunla öldürülen Nurcan Arslan’ın katiline indirim üzerine indirim uygulanmaktadır. Öldürülen ve öldürülmeye devam eden onca kadın varken bırakın caydırıcı ceza verilmesini, verilen müebbet hapislerin bile üst üste, ısrarla iptal edilebildiğini görün! Nurcan Arslan davasında cezanın müebbet hapis olarak kalması için sesimizi duyurmalıyız. Bu karar emsal olabilir unutmamalıyız. İleride verilecek müebbet hapis cezalarında bile kafamızda acaba kalmaması için bugün Nurcan Arslan davasına sahip çıkmalıyız.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • ‘Raziye’yi katleden fail tutuklanmadığı için cinayeti işledi’-VİDEO

    ‘Raziye’yi katleden fail tutuklanmadığı için cinayeti işledi’-VİDEO

    PİRHA- Uzun yıllar Barış Can Uçuk adlı erkek tarafından şiddete uğrayan ve tüm girişimleri sonuçsuz kalan Raziye Oskay katledildi. Raziye Oskay’ın avukatı Işıl Akan, Raziye’nin öldürülmemesi için çok çabaladıklarını belirterek, “Kadına yönelik şiddeti engelleyecek ve azaltacak her mücadele aracı ve her hukuki düzenleme biz kadınların can simididir. Bu nedenle İstanbul sözleşmesi tartışmaları ve 6284 sayılı yasanın uygulanma pratiği hayati önem arz etmektedir” dedi. 

    Türkiye’de kadına karşı katliam devam ediyor. Mersin’de Barış Can Uçuk adlı erkek, işe gitmek için evden çıkan Raziye Oskay’ı sokak ortasında tabancayla vurarak katletti. Cinayetin ardından kaçan zanlı polisler tarafından yakalandı. Zanlının emniyetteki işlemleri sürüyor.

    Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi, Raziye Oskay’ın katledilmesi ve kadına yönelik artan şiddete karşı baro merkezinde açıklama yaptı.

    Açıklamaya Mersin Kadın Platformu bileşeni kadınlar destek verirken, Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi adına açıklamayı Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Avukat Arzu Günay yaptı.

    “TÜRK CEZA KANUNUNDA ISRARLI TAKİP SUÇ OLARAK DÜZENLENMELİ”

    Avukat Arzu Günay, içlerinin acıdığını ve sözün bittiği yerde olduklarının altını çizerek, “Dün 2 kadın cinayeti işlendi. Mersin’de 24 yaşında Raziye Oskay, yine İstanbul’da İstanbul Barosuna kayıtlı kadın meslektaşımız Avukat Dilara Yıldız erkek şiddetine uğrayarak katledildiler” diye belirtti.

    Sistemli şekilde Oktay Dönmez tarafından tehdit edilen avukat Dilara Yıldız’ın, olay anında olay yerine gelen polislerin gözü önünde kurşunlanarak öldürüldüğünü aktaran Avukat Arzu Günay, “Her gün en az bir kadın cinayeti ile güne başlar olmak ve bu kadın cinayetlerini normalleştirerek toplumun duyarsızlaştırılması, faillere uygulanan cezaların yetersiz olması ve şiddet gören kadınlar için gerekli tedbirlerin alınmaması nedeni ile gerçekleşen bu cinayetler karşısında, devletin tüm organları ve yargı sisteminin sorumluluğu bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda ısrarlı takibin suç olarak düzenlenmesinin de geciktirilmemesi gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

    “RAZİYE OSKAY, 2017 YILINDAN İTİBAREN ŞİDDET, TACİZ, CİNSEL İSTİSMARA MARUZ KALDI”

    Ardından söz alan Raziye Oskay’ın avukatı Işıl Akan, Raziye Oskay’ın 2017 yılından itibaren şiddet, taciz, cinsel istismara maruz kaldığını vurgulayarak, “Raziye Oskay, uzun yıllardır baskı, taciz ve tehditler altında her gün ölmekten korkan, her gün işe giderken önünü arkasını kontrol eden, yanına yaklaşan her yabancıya şüphe ve korku ile bakan, kısacık ömrünü hep öldürülme korkusu ile geçiren henüz 24 yaşında gencecik bir kadındır” dedi.

    Barış Can Uçuk’un cinsel saldırı, şantaj ve tehdit suçlarından halen soruşturması devam eden bir savcılık dosyasının olduğunu ve delilleri sunmak sureti ile adli kontrol kararlarına itiraz edip Raziye’nin artık can güvenliği olmadığı yönünde dilekçeler verdiklerini ifade eden avukat Işıl Akan, failin tutuklanmadığını ve cinayeti işlediğini söyledi.

    “SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Avukat Işıl Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Her gün onlarca kadının şiddete uğrayıp öldürüldüğü bu ülkede, kadına yönelik şiddeti engelleyecek ve azaltacak her mücadele aracı ve her hukuki düzenleme biz kadınların can simididir. Bu nedenle İstanbul sözleşmesi tartışmaları ve 6284 sayılı yasanın uygulanma pratiği hayati önem arz etmektedir. Bu mücadelede, biz kadınları hukuki olarak geriye götüren hiçbir kararı kabul etmeyecek ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Toplumsal eşitsizliklerin ve kadına yönelik şiddetin sonlandırılması mücadelesi için tek başına yeterli olmasa da İstanbul Sözleşmesi taraf ülkeleri, bireyleri cinsiyet temelli şiddetten korumakla ve adli süreçleri hızlı işletmekle yükümlü tutmaktadır ve biz kadınlar için çok önemlidir.

    Bugün ve bundan sonra da, kadına yönelik şiddetin engellenmesi, faillerin en yüksek cezaları alması, gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması ve kadınların tüm hukuki kazanımlarına sahip çıkılması noktasında sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

    PİRHA/MERSİN

     

  • Mersin’de kadınlar katledilen Feriha için sokaktaydı-VİDEO

    Mersin’de kadınlar katledilen Feriha için sokaktaydı-VİDEO

    PİRHA- Mersin’de boşandığı erkek tarafından katledilen Feriha Temiz için açıklama yapan Mersin Kadın Platformu, “Feriha Temiz ve katledilen tüm kadınların isyanıyla karşınıza dikileceğiz” dedi. 

    Mersin Kadın Platformu, daha önce boşandığı Metin Masat tarafından dün sabah saatlerinde katledilen Feriha Temiz için açıklama yaptı. Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya gelen platform üyeleri polis engeline tepki göstererek, “Kadınlara değil, katillere barikat”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Feriha Temiz isyanımızdır”, “Jin, Jiyan, Azadi” ve “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganları attı.

    Polisin engellemeye devam etmesi üzerine kadınlar oturma eylemi yaparken, kadınların elinde bulunan pankarta polis tarafından el koyuldu. Kadınlar daha sonra polisin el koyduğu pankartı geri alarak, parkta açıklama yaptı.

    Açıklama öncesinde konuşan Tuba Torun ise kadınlara uygulanan ablukayı protesto ederek, “Bugün burada kadınları koruması gerekenler kadınlara barikat kuruyor. Bizler isyandayız. Yaşamak istiyoruz. Anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz ve bir kişi daha eksilmeyeceğiz” dedi.

    Platform adına açıklama yapan Çiğdem Göksoy, “Bulunduğumuz yerden çok uzak olmayan bir yerde, her gün yaşamak için mücadele eden, başka kadınların ölüm haberlerini duyan kadınlardan bir daha aramızdan alındı” diyerek, “Katledilen her bir kadın için mücadele edeceğiz” diye kaydetti.

    “KADINLARIN İSYANIYLA KARŞINIZA DİKİLECEĞİZ”

    Göksoy, sadece Kasım ayı içerisinde 28 kadının katledildiği bilgisini vererek, “Bir kadının sokak ortasında güpegündüz öldürülmesini bu denli kolay, bu denli meşru hale getiren erkek devlet ve erkek adaletin cezasızlıklarla bu cinayetleri adeta teşvik etmesidir. AKP-MHP ittifakı düşmanca politikaları ile kadınların hayatlarını ellerinden alarak failleri korumaya devam ediyor. Feriha Temiz bu kadınlardan sadece bir tanesi. Kadınların en önemli kazanımları olan İstanbul Sözleşmesi’ni fesih edenler katliamların birinci sorumlusudur. Feriha Temiz’i sokak ortasında katleden fail Metin Masat bu cinayeti tek başına işlememiştir. Bu cinayeti işlerken elini tutanlar erkek devlet politikaları, erkek adalet, gerici siyasal İslam odakları, cinayetleri meşrulaştıranlar, şiddeti yok sayanlardır. Feriha Temiz ve katledilen tüm kadınların isyanıyla karşınıza dikileceğiz” ifadelerini kullandı.

    “HER KADIN İÇİN HESAP SORACAĞIZ”

    Göksoy son olarak, “İtaat eden, susan, cezasızlık politikalarınızla her gün sindirmeye çalıştığınız ürkek kadınlar olmayı hiçbir zaman kabul etmedik, etmeyeceğiz. Erkek aklınız, erkek devletiniz, erkek adaletiniz ile dil, din, sınıf fark etmeksizin yaşamdan kopardığınız, kirpiğine dokunduğunuz her kadın için hesap soracağız” diye konuştu.

    Tuba Torun ise kadınlara uygulanan ablukayı protesto ederek, “Bugün burada kadınları koruması gerekenler kadınlara barikat kuruyor. Bizler isyandayız. Yaşamak istiyoruz. Anayasal hakkımızı kullanmak istiyoruz. BU düzeni değiştereceğiz ve bir kişi daha eksilmeyeceğiz’dedi

    (HABER MERKEZİ)

  • Psikolog Şahin: Kadının, kurban ve çaresizlik psikolojisine hapsedilmemesi gerekiyor-VİDEO

    Psikolog Şahin: Kadının, kurban ve çaresizlik psikolojisine hapsedilmemesi gerekiyor-VİDEO

    PİRHA-Uzman Klinik Kültürlerarası Sosyal Psikolog Tülin Şahin, kadına yönelik şiddeti çözebilmemiz için kadın ve erkek olarak değil insan olarak yaklaşmamız gerekiyor” dedi. Şahin, “İnsana zarar veren her şeyi çözümlemeye doğru gidiyoruz ama kadın ile erkek olarak cinsiyet ayrımcılığı olarak ele aldığımızda ötekileştiriyoruz birbirimizi. Bu meseleye kadın erkek olarak bakmaktan ziyade daha insancıl yaklaşmamız gerekiyor” diye konuştu. 

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele, 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla BM Genel Kurulu kararı ile ilan edilen gündür.

    25 Kasım; Mirabal Kardeşler olarak bilinen Patria, Minerva ve María Teresa adlı 3 kız kardeşin, Dominik Cumhuriyeti’nde iktidardaki Trijillo diktatörlüğüne karşı isyanı örgütledikleri için devletin kolluk güçleri tarafından önce tecavüz edilip sonra katledildikleri günün adıdır.

    Mevcut kapitalist, ataerkil aklın oluşturduğu sistemde, kadına yönelik şiddet, herhangi bir coğrafya ile sınırlı değil. Kadın katliamları, şiddet, hak ihlalleri oransal olarak değişiklikler gösterse de ülke, bölge ayrımı olmaksızın yükselerek devam ediyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gece yarısında aldığı kararla AKP hükümeti 20 Mart’ta İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2021 yılında 225 kadın katledildi.

    “Ocak ayı 23 kadın, Şubat ayı 28 kadın, Mart ayı 28 kadın, Nisan ayı 16 kadın, Mayıs ayı 17 kadın, Haziran ayı 18 kadın, Temmuz ayı 20 kadın, Ağustos ayı 31 kadın, Eylül ayı 26 kadın, Ekim ayı 18 kadın.”

    Uzman Klinik Kültürlerarası Sosyal Psikolog Tülin Şahin; kadına yönelik şiddet, kadının toplumdaki yeri, kadın ve şiddet, Dersim’de kadınların intiharları ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ŞİDDET VE KADIN KAVRAMLARI TEK YÖNLÜ ELE ALINMAMASI GEREKİYOR”

    PİRHA: Kadın ve şiddet birlikte kullanılır hale geldi. Bunun kadınlar üzerinde nasıl bir etkisi var?

    TÜLİN ŞAHİN: Kadın ve şiddet kavramlarını sıklıkla yan yana kullandığımız zaman insan zihninde eksik bir algıya ve yanlış davranışlara da neden oluyor. Çünkü bu konuyu tek yönlü olarak ele aldığımız için burada sadece kadının şiddete maruz kaldığı algısını zihnimizde oluşturuyor ve zamanla da bu gerçeği kabul etmemize neden oluyor. Aslında bu gerçek kutuplaştırma eğiliminin ve ön yargısal bir sistemin sonucudur. Kadın ve erkeğin birbirlerine davranışlarında da ötekileştirme eğilimini yoğun bir şekilde gerçekleştirmelerine neden oluyor. Burada amacımız kadını korumak ve cinsiyet eşitsizliğini eleştirmek olsa da farkında olmadan ötekileştirmenin içinde yer aldığı şiddeti kullanarak yoğunlaştırıyoruz ve aslında kadın erkek cinsiyet eşitliğini derinleştiriyoruz.

    Bu yaklaşımın kadınların psikolojisi üzerinde de çok büyük bir zararı var. Kadını mağdur etiketi adı altında çaresizlik ve kurban psikolojisi içine hapsettiriyoruz. Kadın buna inanarak kendini mağdur olarak gördüğü için bu inancı beslemekle alakalı nedenler buluyor. Bu sebeple şiddetin var olmasında kendi sorumluluğunun farkında olmuyor. Mağdur olan kadının mağdur edebilme ihtimalini hem göz ardı etmiş oluyoruz hem de yok saymış oluyoruz. Oysa şiddet toplumsal bir sorundur ve tek yönlü ele alınmayacak kadar da önemlidir. Bu sorunun içinde kadının rolü hafife alınmayacak kadar önemli ve ciddidir. Çünkü inanç kalıpları, kültürel ve toplumsal değerler içinde örneğin namus, ayıp ve saygı kavramını insancıl bir yaklaşımla değil de cinsiyetçi bir yaklaşımla aktarılmasında kadının çok büyük bir rolü vardır. Şiddet ve kadın kavramları tek yönlü ele alınmaması gerekiyor çünkü şiddet toplumsal bir sorundur.

    “KADINLAR EŞ VE ANNE GÖREVLERİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİ ZAMAN BAŞARISIZ OLARAK TANIMLANIYOR”

    -Kadının toplumdaki yerini, iletişimin bu kadar yaygın olduğu bir zamanda nasıl görüyorsunuz? Geçmişe göre bir farkı olduğunu düşünüyor musunuz?

    Kadının toplumdaki yeri aslında öncelikle eş ve anne olarak öğrendiği görevleri, cinsiyetçi rollerin içinde barındırdığı görevleri yerine getirmesini beklediğimiz varlıktır. Kadın olarak toplum içinde kabul görülmesi için eş ve anne görevlerini layıkıyla yerine getirmesi gerekiyor. Kadın toplum içinde bir birey olarak var olmaktan ziyade aslında eşini, ailesini ve çocuklarını var etmekle görevlidir. Bu yüzden bu görevlerini yaptığı sürece kadın kimliğini taşıyabilir. Tabi ki değişimler var ama mücadeleler sonucunda; bunlar sadece kadın haklarıyla alakalı değişimler oluyor. Toplumun algısında, bakış açısında çok büyük değişikliklerin olmadığını düşünüyorum. Ne kadar kadınlar çalışsa da, okusa da eş ve anne olarak o görevlerini yerine getirmediği zaman toplum içinde eksik ve başarısız olarak tanımlanıyor. Başarısız olarak tanımlama bizim egomuza ne kadar zarar verdiğini tahmin edebiliriz, bu doğrultuda kadınlar bununla baş edebilmek için bazı yöntemler geliştiriyorlar bunlardan en önemlileri de genellikle normalleştirme ve kabul etme eğilimleri oluyor.

    “DERSİM’DEKİ İNTİHAR VAKALARINI ÇOK YÖNLÜ ELE ALMAK GEREKİYOR”

    -Dersim’de kadınların karşılaştığı sıkıntılar ve intihar nedenlerini neye bağlayabiliriz?

    Dersim’deki intihar vakalarını ele aldığımızda çok yönlü ele almak gerekiyor çünkü çok farklı etkenler var. Dersim’de kadın olmanın zorluğu sanırım büyük bir çelişkinin içinde var olma çabasıdır. Eşitlik değerinin gerçek hayatta bireyler tarafından yerine getirilmemesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Ne kadar sözde böyle bir değer savunulsa da ne kadar sözde eşitliği savunsak da aslında eşitsizliğin var olmasına neden oluyoruz. Bireyler cinsiyet ayrımcılığını ya da eşitsizliği sürdürüyorlar aslında iki taraftan da çıkar ve fayda sağlıyorlar kendilerine. Bu büyük çelişkinin içerisinde yer alan belirsizlik insanların güvenli bir alan sağlamalarına engel olduğu için psikoloji sorunlara neden oluyor. Umutsuzluğa, karamsarlığa, kaygıya, korkuya neden oluyor ve en uç noktada da intihara kadar gidebiliyor.

    “COĞRAFYAMIZDA KÜLTÜREL VE TOPLUMSAL DEĞERLER ÖZGÜRLEŞMEMİZİ ENGELLİYOR”

    -Görece daha özgür olunduğunun düşünüldüğü bir coğrafyada gerçekler böyle mi?

    Özgürlüğü savunabilmek için özgürlüğün ne anlama geldiğini ve nasıl özgür olunduğunu bilmek gerekiyor. Özgürlük birey olmak, duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını kontrol edebilme niteliğidir. Ancak bizim coğrafyamızda da maalesef kültürel ve toplumsal değerler insanı özgürleştirme yolunda engelliyor ve kişiyi özgür kılmak yerine aslında tutsak kılıyor. Çünkü toplumun inanç ve düşünce yapıları daha çok bireyi kontrol edilmeye alıştırılıyor ve bu doğrultuda inanç ve düşünceler sorgulamaya kapalı olduğu içinde onun doğruluğunu kabul edip özgürleşmeyi engelliyor.

    “KADIN, KURBAN VE ÇARESİZLİK PSİKOLOJİSİNE HAPSEDİLMEMESİ GEREKİYOR”

    -Kadınlar kadına yönelik şiddetle mücadelede nasıl bir yol izlemeliler?

    Kadının mağdur etiketi adı altında kurban ve çaresizlik psikolojisine hapsedilmemesi gerekiyor. Kadının da şiddetin var olmasında ki etkisini, rolünü ve sorumluluğunu kabul etmesi gerekiyor. Kadın ancak bu farkındalığı yaşarsa ve şiddeti çok yönlü ele alabilirsek en doğru yaklaşımı ve çözümlemeleri bulabileceğimizi düşünüyorum.

    “MESELEYE KADIN-ERKEK OLARAK DEĞİL İNSAN OLARAK BAKMAMIZ LAZIM”

    -25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin neler söylemek istersiniz?

    Kadına yönelik şiddeti çözebilmemiz için kadın ve erkek olarak değil insan olarak yaklaşmamız gerekiyor. İnsana zarar veren her şeyi çözümlemeye doğru gidiyoruz ama kadın ile erkek olarak cinsiyet ayrımcılığı olarak ele aldığımızda birbirimizi ötekileştiriyoruz. Bu meseleye kadın erkek olarak bakmaktan ziyade daha insancıl yaklaşmamız gerekiyor. Çocuklarımızı yetiştirirken daha bilinçli olmamız gerekiyor, bize dayatılan veya öğretilen rollerin doğruluğunu kabul etmekten ziyade sorgulayabilmemiz gerekiyor.

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Evli olduğu kadını katleden erkeğe ‘haksız tahrik’ indirimi!

    Evli olduğu kadını katleden erkeğe ‘haksız tahrik’ indirimi!

    Evli olduğu Asiye Aykan’ı öldüren Yılmaz Aykan hakkında verilen müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. Yeni yargılamada mahkeme, haksız tahrik indirimi uyguladı.

    Davaya konu olay, İstanbul Üsküdar’da 4 yıl önce meydana gelmişti. Yılmaz Aykan, Mehmet Yılmaztürk’ün sürücüsü olduğu servis aracında bulunan 40 yaşındaki Asiye Alkan’a ruhsatsız silahla birden fazla kez ateş etmiş, kadın olay yerinde hayatını kaybetmişti. Yılmaztürk ise ağır yaralamıştı.

    Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığa müebbet hapsin yanı sıra 10 yıl hapis cezası verdi; ama Yargıtay, yerel mahkemenin maktul ile Yılmaztürk arasındaki HTS kayıtlarını dikkate almadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Yeniden yapılan yargılamada sanık, aldatılma iddiasıyla haksız tahrik indiriminden yararlanarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

    KARARA İTİRAZ EDİLECEK

    Özgürlük için Hukukçular Derneği’nden Av. Maviş Aydın, duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, “Her zamanki gibi yine katil koca için haksız tahrik indirimi uygulandı ve daha önce verilen müebbet hapis cezası süreli hapis cezasına çevrildi. Mahkeme salonunda avukatlara bile dönüp ‘Namussuz’ diye seslenen bir katil için iyi hal indirimini uygulayan mahkeme, müebbet hapis cezasını hem iyi hal indirimi hem de haksız tahrik indirimiyle 20 yıla indirdi. Mahkemelerden son zamanlarda başka bir karar beklemiyoruz ne yazık ki” dedi. Aydın, karara itiraz edeceklerini de vurguladı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Münevver’in ölümü intihar değil cinayettir’

    ‘Münevver’in ölümü intihar değil cinayettir’

    Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Münevver Akyol için Okmeydanı’nda açıklama yapan kadınlar, Aykol’un ölümünün kapatılmasına izin vermeyeceklerini belirtti.

    Kadınlar, 9 Kasım’da şüpheli şekilde yaşamanı yitiren Münevver Akyol için, “İntihar değil cinayet, Münevver İçin Adalet!” diyerek Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa Sağlık Ocağı önünde açıklama yaptı. “İntihar değil cinayet Münevver için adalet” pankartının açıldığı açıklamada “Jin jiyan azadi”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” ve “Kadın cinayetleri politiktir” sloganları atıldı.

    “HAYATIMIZA, HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Basın açıklamasını kadınlar adına Gamze Abay okudu. Abay “Münevver çocuk yaşta evlendirilmiş evliliği boyunca da sistematik şiddete uğraşmış. Evli olduğu erkeğe karşı aldığı uzaklaştırma kararları bir işe yaramamış evli olduğu erkek tehditlerine ve şiddetlerine devam etmiştir. Münevverin ölümü cinayettir. Münevver ne ilk ne de sondur” dedi.

    İstanbul Sözleşmesi kaldırıldığından beri kadın cinayetlerinde ciddi bir oranda artışın olduğunu ifade eden Abay, “Şiddete uğradığı için karakola giden kadınlar sözleşmenin kaldırıldığı gerekçesiyle evlerine geri gönderiliyor. Bizler bu şiddetlerin münferit olmadığını biliyoruz. Bu cinayetlerin sorumlusu erkek devlettir. Katillere ceza verilmemesi sonucunda her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyoruz. Bizler patriarkaya karşı birbirimizi her yerde savunacağız. Yalnız, çaresiz değiliz buradayız. Hayatımıza, haklarımıza sahip çıkıyoruz. Münevver’in ölümünün intihar diye kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Okmeydanlı kadınlar olarak sürecin takipçisiyiz. İstanbul Sözleşmesi biziz” şeklinde konuştu.

    “ÇİLEM’E NEVİN’E ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ”

    Açıklamada konuşan Atike Eski de Çilem Doğan’a verilen cezayı kabul etmediklerini belirterek, “Bu ceza hepimize verilmiştir. Çilem’e, Nevin’e özgürlük istiyoruz. Erkek devletine güvenmiyoruz. Kadın katliamlarına karşı 25 Kasım’da da Taksim Tüneldeyiz orada da İstanbul Sözleşmesi biziz, İstanbul sözleşmesi yaşatır demeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    (MA)