PİRHA- Avusturya Alevi Kadınlar Birliği, Kadıncık Ana Anıtı’nın açılışı dolayısıyla 8 Kasım 2025 tarihinde St. Pölten Cemevi’nde kapsamlı bir etkinlik düzenleyecek. Birlik, kadınların tarihsel direnişini simgeleyen bu anıt için dayanışma çağrısında bulundu.
Alevi inanç tarihinde önemli bir yere sahip olan Kadıncık Ana’nın adını yaşatmak amacıyla Avusturya Alevi Kadınlar Birliği tarafından yaptırılan Kadıncık Ana Anıtı, 8 Kasım 2025 tarihinde düzenlenecek törenle açılacak. St. Pölten Cemevi’nde gerçekleştirilecek açılış, sadece bir anıt töreni değil; aynı zamanda Alevi kadınların birliğini, üretkenliğini ve dayanışmasını görünür kılmayı hedefleyen kapsamlı bir buluşma olacak.
Etkinlik kapsamında paneller, atölyeler, müzik dinletileri ve kadın emeğini öne çıkaran çeşitli kültürel etkinliklerin de yer alması bekleniyor.
“BİR DAMLA DESTEK, BİN DAMLA UMUT”
Etkinliğe ilişkin yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bu tarih, bizler için yalnızca bir açılış değil; kadınların gücünü, birliğini ve ortak geleceğini selamladığımız büyük bir buluşma olacak. Kadıncık Ana Anıtı’nın açılışını hep birlikte gerçekleştirecek, gün boyu sürecek etkinliklerde dayanışmamızı çoğaltacağız. Bu yolculukta senin de desteğin çok kıymetli. Sadece 2 Euro ile sen de Kadıncık Ana’nın mirasına katkı sunabilir, geleceğe ışık olacak bu anıta taş koyabilirsin. Unutma; bir damla destek, bin damla umut olur. Gel, sen de bu yolculuğun bir parçası ol. Gel, Kadıncık Ana’nın direncine, sevgisine ve ışığına tanıklık et. Her birimizin varlığı ve desteği, bu anıtı daha anlamlı, bu günü daha unutulmaz kılacak.”
PİRHA-DAD İstanbul Şubesi, Kadıncık Ana ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nı ziyaret etti. Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda tutulan birlik cemini Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Selda Güneş yürüttü.
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Kadıncık Ana, Hacı Bektaşi Veli Dergâhı, Hasan Baba Türbesi, çilehane, deliklitaş ve ozanlar yolunu ziyaret etti. Ziyarete Kürecikliler Derneği, Akel Derneği ve Sev-Der Derneği üyesi kadınlar da katıldı.
Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’nda Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler’in yapmak istediği konuşma polisler tarafından engellenmek istedi ancak gelen kitle polislere tepki gösterdi.
Hacı Bektaşi Veli Dergâhı’na gelerek Hünkârın huzurunda lokmaları pay etmeye geldiklerini ifade eden DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Devlet Hacı Bektaş Dergâhı’nı hiçbir zaman rahat bırakmamıştır. Osmanlı’dan günümüze kadar sürekli baskı altına alınmak istenmiştir. 1964 yılında 16 Ağustos’ta burayı müzeye çevirdiler ve artık o tarihte dergâhta anma yapıyorlar. Aleviler için bir dergâhın ziyaret edilmesi bir günlük bir şey değildir, içimizden geldiği zaman o dergâha gideriz ve niyaz oluruz. Rea Heq, Bektaşi, Çepni ve Tahtacı Aleviliğinin hepsi özünde aynıdır. Biz kendi yolumuzdan taviz vermeden inancımızı gelecek kuşaklara taşımak için çalışacağız. Hacı Bektaş Dergahı Alevilerindir, müze olmaktan çıkarılmasını istiyoruz” dedi.
“BİZE HOŞ GÖRÜNMEK İÇİN KUTSAL MEKÂNLARIMIZDA SİYASET YAPIYORLAR”
Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“16-17-18 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri düzenlendi. Siyasi parti temsilcileri, anma etkinliklerini siyasi arenaya çevirdiler. Burası Alevilerin inanç mekânıdır, buralar siyaset meydanları değildir. Camilerde siyaset yapmıyorlar ama Alevilere hoş görünmek için bizim kutsal mekânlarımızda siyaset yapıyorlar. Bizi rahat bıraksınlar, biz kendi inancımızı yaşayalım.”
BİRLİK CEMİ YÜRÜTÜLDÜ
Konuşmaların sonrasında Dergâh’da birlik cemi yürütüldü. Ağuçan Ocağı evladı Aziz Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Selda Güneş’in yürüttüğü birlik cemi sonrası lokmalar pay edildi.
PİRHA- Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri kapsamında dergahta yapılan cemde posta yalnızca erkeklerin oturmasına ve kadınlara söz hakkı verilmemesine tepki gösteren Aysel Kılavuz Ana, “Dedeler eşleriyle gelmiyorsa o posta da oturmasınlar çünkü inancımız eşitliği emrediyor. Bu şekilde yapılan cem, inancın ruhuna aykırıdır” dedi.
61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri, yoğun bir katılımla sona erdi. Bu yılki en tartışmalı konu Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumları ile Hacıbektaş Belediyesi’ni görmezden gelip kendi programını dayatması olsa da kadınların kendi özgün sorunları bu yıl da devam etti.
Kadın erkek eşitliğini esas alan Alevilikte, bu eşitliğin hayata geçirilmesi noktasında hala birçok eksiklikler yaşanıyor. Bu eksiklik, Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri programına da yansıyor. Son olarak anma etkinlikleri kapsamında Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapılan cemde posta çoğunlukla dedelerin oturması ve kadınlara/analara söz hakkı verilmemesi eleştirilere neden oldu.
Söz konusu eleştiriyi cem yapılmadan önce dedelere yapan ve posta oturan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu üyesi Aysel Kılavuz Ana PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“HACI BEKTAŞ’I İŞARET EDEN KADINCIK ANA’DIR”
Alevilik inancında kadının önemine Kadıncık Ana’yı anlatarak değinen Aysel Kılavuz, “Hacı Bektaş Veli, bir gün bir heyetle Kadıncık Ana’nın evine uğrayıp ‘karnımız aç, bize bir şey hazırlar mısınız’ der. Evinde yiyecek bir şey olmamasına rağmen küplerin yiyecekle dolu olduğunu gören Kadıncık Ana, Hacı Bektaş‘ın ermiş biri olduğunu söyler. Yani Hacı Bektaş Veli’ye işaret eden Kadıncık Ana’dır. İnancımız kadın erkek eşitliğini önemseyip odağına bunu koyarken ibadetlerimizin yapılışında bu eşitliği pek göremiyoruz” dedi.
Cemde posta erkeklerin oturması üzerine bu duruma itiraz eden Kılavuz, “Bundan sonra dedeler eşleriyle gelmiyorsa bu posta da oturmasınlar çünkü inancımız o eşitliği emrediyor. İnancımızda rızalık vardır ama bizden rıza alınmadan oraya oturuldu. Bu cem değildir, inancın ruhuna aykırıdır” sözlerini kullandı.
Aysel Kılavuz, dedelerin birçoğunun eşitlik meselesini kavrayamadığını belirterek, “Halbuki duayı okuyan, çırayı ilk uyandıran kadındır. Bu tür olaylar inanışımız açısından büyük bir eksiklik olur. Bu tutum devletin de işine geliyor. Zaten kadını kabul etmeyen bir zihniyet mevcut. Kadınlar her gün şiddetin birçok türlüsüne, ayrımcılığa, yok sayılmaya maruz kalıyor. Dolayısıyla eşitliği temel alan bir inanışta kadınların geri planda kalması kabul edilemez” diye konuştu.
Son olarak Alevi kadınlara mücadele çağrısında bulunan Kılavuz şu ifadelere yer verdi:
“Alevilik evrensel bir inançtır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 1040’lı yıllarda biz ise bu döngünün varoluşundan bu yana varız ve o zamandan bu yana kadın erkek birlikte yaşamışız, ayrım yapmamışız, can demişiz, canan demişiz. Birbirimizin eteğini çekerek değil, tutarak mücadele etmeliyiz. Zeynep Ana’nın duruşunu sergilemek, Kadıncık Ana’nın aydınlık yüzüne sahip çıkmamız gerekiyor.”
PİRHA- 17+ Alevi Kadınlar, hükümetin düzenlendiği anma programı kapsamında Kadıncık Ana Türbesi’nde yapılacak lokma ikramını eleştirdi. Yapılan açıklamada, “Pirlerimizi ırkçılığınıza, dinciliğinize, cinsiyetçiliğinize alet edemeyeceksiniz” denildi.
MHP’nin desteğiyle AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi kurumlarını yok sayarak Hacıbektaş’ta program düzenlemesi tepkilere neden oldu.
17+ Alevi Kadınlar, hükümetin düzenlendiği anma programı kapsamında Kadıncık Ana Türbesi’nin yanında yapılacak lokma ikramını eleştirdi.
17+ Alevi Kadınlar yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Dün cami cemevi projesiyle yapamadığınız gibi yıllardır sürdürdüğünüz Hace Bektaşı Veli ve Kadıncık Ana Etkinliklerini de kayyumlarınızla ele geçiremeyecek; pirlerimizi ırkçılığınıza, dinciliğinize, cinsiyetçiliğinize alet edemeyeceksiniz.”
PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ düzenleyecek. 9-11 tarihleri arasında Mannheim Cemevinde gerçekleşecek konferansa Almanya’nın çeşitli bölgelerinden birçok kadın katılacak.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın dört bir yerinde kadınlar yan yana gelecek. Kadınlar eşitsizliğe, şiddete, yoksulluğa, savaşa karşı seslerini yükseltecek.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Mannheim Cemevi’nde, ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ gerçekleştirecek.
“TÜM CANLARI DAVET EDİYORUZ”
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
“AABF’mizin 35. yılında öğretimizin özü olan eşitliği yaşayabilmenin yollarını birlikte aramak ve ‘can’ kavramının altına sakladığımız eşitsizlikleri kaldırmak için 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle 9/10 Mart 2024 tarihinde ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ için Mannheim Cemevimizde bir araya geleceğiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kamusal alanda yansımalarını ve Aleviliğin ışığında, dünden bugüne Alevi kadınını konuşacağımız etkinliğimize başta kadınlarımız olmak üzere, tüm canlarımızı davet ediyoruz.”
PİRHA- Almanya Alevi Kadınlar Birliği, 25 Kasım’da Mirabel Kardeşler Kadına Karşı Şiddet ile Mücadele Günü nedeniyle bir etkinlik düzenleyeceklerini duyurdu. Açıkalamada, “Bu etkinlikten sonra her bir kadının, bu kadın mücadelesinin bir öznesi haline getirecek bir manifesto hazırlayacağız. Bu manifesto ile Alevi kadınlarının öncü olacağı tüm kadın örgütlerini bir paydada aynı dava için mücadele ağı oluşturacağız” denildi.
Almanya Alevi Kadınlar Birliği, 25 Kasım’da BW bölgesinin daveti üzerine Bühl Cemevi’de, Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) olarak mihman olacaklarını duyurdu.
“BİZ KADINLAR HAYATIN KENDİSİYİZ”
Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Alevi Kadınlar olarak birçok proje ile kadın özgürlük hareketine çerağılarını uyandıracaklarını belirterek, “Biz, kadınlar hayatın ta kendisiyiz. Doğuran, yaşam veren, ruhuyla bu dünyaya anlam katan… “Bilgelik dişildir” demiş ilk kadın filozof Sophia. Barışın dili de dişildir. Kadın uzlaştırmacı, birleştirici, yapıcı, duygu yüklüdür. Bu duyguları, bu ruhu barış gelsin diye evrene üflemelidir. Bu bağlamda barışı inşa etmek için tüm gücümüzle eşitliğe, kardeşliğe, özgürlüklere, güzelliğe, iyiliğe çıkan yolları birleştirmek için çağrımızdır: Almanya Alevi Kadınlar Birliği olarak kızkardeşlik dayanışmasını ilke edindik kendimize. Maya Angelo’nun ifade ettiği gibi ‘Bir kadın, ne zaman kendi sesini duyurmak için ayağa kalksa, planlamamış bile olsa, tüm kadınlar için de ayağa kalkmış olur.’ Hep birlikte, birimiz hepimiz; hepimiz birimiz için ayağa kalkma ve mücadele etme zamanı, özgürlük verilmez, özgürlük alınır şiarıyla” dedi.
ALEVİ KADINLARIN HEDEFLERİ
Almanya Alevi Kadınlar Birliği, hedeflerini şöyle sıraladı:
1. Almanya Alevi Kadınlar Birliği olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün resmi tatil olması için hazırlamış olduğumuz bir çağrı metni ile her bölgeden çalışma grupları oluşturacağız.
2. Eşit işe eşit ücret talebimizi dile getireceğiz.
3. Ev emeğini gözükür kılan çalışmalar gerçekleştireceğiz.
4. Kadınların siyasete katılımı ve temsili konularında paneller hazırlayacağız.
5. Kurumlarda nesne durumundaki kadını mücadelenin öznesi haline getirecek çalışmalar yapacağız, zira iki özne ancak Can olabilir.
6. Kurumlarda kadınların kollektif inisiyatifini çoğaltacak çalışmalar ve örgütlenme pratikleri yapacağız.
7. Eğitim çalışmaları, atölyeler kurarak kadınları güçlendireceğiz.
8. Medyada kalıplaşmış cinsiyet rollerine yer verilerek kadın ve erkeklerin temsilinde ataerkil ve heteronormatif standartları öne çıkararak toplumsal cinsiyet eşitsizliği yeniden ve yeniden üretilerek aktarıma sunulmaktadır. Streotip (Bilimsel bir kanıtı olmayan yargılar) temsil ile ayrımcılıkta beslenmektedir. Alevi öğretimiz can kavramı üzerine kurulmuş olup cinsiyet ayrımcılığını reddetmiştir. Dolayısıyla Alevi medyası Toplumsal Cinsiyet Rollerini Toplumsal Eşitliğini Alevi Perspektifiyle örerek patriyarkal düzenin- kapitalist sistemin kadının emeğini-bedenini ikincileştiren, değersizleştiren streotipleştirmeyi engelleyen şekilde olmalıdır. Bu bağlamda kadınları güçlendirecek yazı atölyeleri oluşturularak medya ve basın alanında kadınların sesi güçlendirilecektir.
KADINCIK ANA PROJESİ
Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Kadıncık Ana Projesi’ni de yapılan açıklama ile duyurdu.
Açıklamada, ’Yol’u kuran,’’ Alevi -Bektaşi inancının, öğretisinin, felsefesinin oluşmasında, gelişmesinde ve de yayılmasında etkin olan Kadıncık Ana ve tarihi yazan kadın önderlerden aldıkları ilham ile 2024 yılını Kadıncık Ana nezdinde kadınların yılı ilan edeceklerini belirterek, “8 Mart tarihinde Almanya Alevi Kadınları olarak bir ‘KADINCIK ANA‘ özel ödülünün verileceği ve her sene ritüelleştirecek bir etkinlik gerçekleştireceğiz” diye eklendi.
Dergah ile birlikte çalışarak, “Kadıncık Ana Konferansı” organize edeceklerini aktaran AlmanyaAlevi Kadınlar Birliği, konferansta ‘’Kadıncık Ana’’ merkezli olarak, “Patriyarkal düzende aile-devlet- din ekseninde toplumsal cinsiyet rollerinin üretimi, toplumsal cinsiyet eşitliği-eşitsizliği, insan hakları bağlamında kadın hakları, kadın bedeninin medyada temsili- militarizm, teolojik olarak Alevilik inancında Alevilik, örgütlenme modeli ve kadınların kurumlarda yaşadığı eşitsizlikler, can Kavramı- cinsiyet ayrımcılığı” konularına yer verilceğini vurguladı.
Almanya Alevi Kadınlar Birliği, “Kadıncık Ana” projesi kapsamında, Kadıncık Ana’nın sanatsal ögeler ile işleneceğini de belirtti.
PİRHA- “Alevilikte kadın örgütlülüğü” konulu söyleşide konuşan sendikacı Vicdan Baykara, Alevi kadın örgütlenmesinin karşılığının olması için kurumsallaşmanın gerekliliğine vurgu yaptı.
Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, “Alevilikte kadın örgütlülüğü” konulu söyleşi gerçekleştirdi. Komisyon Üyesi Aysel Demir’in moderatörlüğünde yapılan söyleşide Sendikacı Vicdan Baykara ve Mersin Cemevi Kadın Komisyonu Üyesi Aysel Kılavuz konuşmacı olarak yer aldı.
Söyleşide Alevi inancında kadının yeri, Türkiye’deki kadın hareketi ile Alevi kadın hareketinin kesişimselliği ve örgütlenme yolları konuşuldu.
“ALEVİ KADIN HAREKETİ KURUMSALLAŞMALI”
Aysel Kılavuz, Kadıncık Ana’dan bahsederek Alevi inancında kadının yeri ve önemine ilişkin konuştu.
Vicdan Baykara ise, “Osmanlı Dönemi’nde Alevileri Sünnileştirmek için çok ciddi çabalar sarf edildi. Bunun karşısında duran kadınlardı” diyerek, Alevi kadınlarının her dönemde mücadele ettiğinin altını çizdi.
Alevi kadın örgütlenmesinin kurumsal bir yapıya kavuşması gerektiğinin altını çizen Baykara, “Merkezi bir kadın örgütlenmesi değil de kendiliğinden bir örgütlenme olduğunda kadınların seslerini duyurmaları pek mümkün olmuyor. Bu organizasyonların sağlıklı bir şekilde kurulması lazım. Kadın çalışmalarının kendi iç dinamikleri ile bir araya gelip kadın özelinde seçimlerini yapmaları lazım. Aksi takdirde karşılığı olmalı. Kadın örgütlenmesini kurumsal hale getirmenin yollarını aramamız lazım” dedi.
Baykara, “Bu ülkede Alevi kadınların örgütlenmesini gerçekleştirebiliriz, bunun imkansız olmadığını bilmemiz gerekir. Bulunduğumuz yerden yapacaklarımızı yüksek sesle seslendirecek gücü oluşturabiliriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında yapılan Alevi kadın panelinin ardından bugün sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede, Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin gerçekleştirileceği kararının alındığı belirtildi.
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan ‘Alevi kadın’ etkinliğinin ardından bugün sonuç bildirgesi yayınlandı.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Kadından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Elif Keleş. O tarafından duyurulan bildirgede, tüm bileşenlerle Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verildiği, ayrıca Hacı Bektaşi Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli
ve Kadıncık Ana’yı Anma Etkinlikleri’ adı ile gerçekleştirilmesi için gereken görüşmelerin yapılması kararının alındığı belirtildi.
“Alevi kadınlar olarak YOL’umuza sahip çıkıyoruz” denilen bildirgede şu ifadeler yer aldı:
“Biz Kadınlar, 17 Ağustos 2023 tarihinde Pirimizin diyarında, Kadıncık Anamızın huzurunda ‘Kadın Kadının Yurdudur’ şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ‘Tarihten Bugüne Alevi Kadının Yolculuğu’ panelinde gönüllerimizi birlemenin mutluluğunu yaşadık.
Öncelikle dört bir yana saldığımız peykleri duyup bize mihman olan cümle canlara aşk-ı niyazlarımızı sunuyoruz.
Bir araya gelmemizin nedeni genç bir Kadın Hak Aşığımızın söylediği gibi ‘Aslında Aleviler bugün bunu konuşmamalıydı” cümlesi ile daha açık beyan edilebilir…
Yolumuzda erkek-dişi sorulmaz iken, geldiğimiz süreçte neden sorulduğunu kendi içimizde tartışmaktı amacımız. Felsefesi kadın-erkek eşitliği üzerine kurulmuş olan inancımızın neden bugünlere kadar taşınamadığını irdeledik ve geldiğimiz süreçte Alevi kadınların karşılaştığı engellerin aslında bize ait olmadığını, bu şekilde davranan herkesin Alevi inancının düsturunu değil, Emevi ictihatını örnek aldığını hatırlatmak istedik.
Panelimizde 3 farklı misyondaki canlarımızı dinledik. Kadın akademisyenlerimizin belirttiği gibi ‘Elbette ki bulunduğumuz coğrafyadaki diğer ataerkil kültürlerden izole değiliz ancak bu, bizim dilimize pelesenk olan kadın-erkek eşitliğinin gündelik yaşama yansımaması için bir bahane olamaz!
Kurum temsilcilerimiz, Alevi kurumlarında yöneticiliğe niyet eden kadınların nasıl önce kendi evinde erkekler tarafından veto edildiğinden, bunu aşanların ise kurumlarda nasıl duygusal ve psikolojik taktiklerle caydırılmaya çalışıldığından bahsettiler.
İnanç temsilcilerimiz ise Yol erkanlarındaki hizmetlerde karşılaştıkları eşitsizlikleri ve bu eşitsizliklerle mücadelenin ne kadar elzem olduğunu belirttiler.
“GELECEĞİMİZİ YOLUMUZA UYGUN OLARAK KURMAK İÇİN YOL HARİTASI BELİRLEMEYE KARAR VERDİK”
Bu buluşma vesilesiyle olanı olduğu gibi şeffaf bir şekilde tartışıp analiz etme fırsatı bulduk ve yapılan hataları düzeltmek, eksiklerimizi gidermek, geleceğimizi yolumuza uygun kurmak için bundan sonra neler yapacağımıza dair bir yol haritası belirlemeye karar verdik. Bunu bir başlangıç olarak kabul edip güçlü bir Alevi Kadın örgütlülüğü ile toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelemizi sürdürmek ve büyütmek konusunda kararlı olduğumuzu gördük.
Bu kararlılığımızın bir göstergesi olarak tüm bileşenlerimizle Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Meclisi oluşturmaya karar verdik.
Ayrıca Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren ‘Hacı Bektaş Veli ve Kadıncık Ana’yı Anma etkinlikleri’ adı ile yapılması için gereken görüşmelerin yapılması kararını aldık.
Biz Alevi Ka dınlar, giderek daha da baskıcı hale gelen İslamcı iktidarın dayattığı rollere, evlere ve karanlığa hapsolmayı reddediyoruz. Yol’umuzu, siyasal islamcı asimilasyon politikalarına teslim etmeyeceğiz. Bize asırlardır zulmedenlere benzemeyeceğiz. Bir yandan inancımızın tanınması için eşit yurttaşlık mücadelemiz sürerken diğer yandan kendi içimizde de eşitliği tekrar kurmanın, uygulamanın ve yaşamanın imkanlarını arayacağız. Bunu da yitik geçmişimizi ortaya çıkartarak başaracağız. Zira “Alevilikte kadının” geçmişini ortaya çıkarmak gibi tarihi bir sorumluluğumuz olduğunun bilincindeyiz.
“AMACIMIZ ‘CİNS’ DEĞİL ‘CAN’ OLMAKTIR”
Amacımız erkeklerden bir adım öne geçmek değildir. Amacımız öğretimizde olduğu gibi yaşamın her alanında yan yana olmaktır. Her şeyden önemlisi kendi içimizdeki ve dışımızdaki problemleri erkekler ile birlikte çözmek; yol ve erkanı birlikte yürütmektir. Amacımız cins değil Can olmaktır…
Amacımız dili, dini, rengi, cinsi ne olursa olsun her canlıya ortak nazarla bakılacak Rıza Şehri’ne ulaşmaktır. Böyle bir dünya mümkündür ve bu dünya daha çok kadınların vereceği mücadele ile gerçekleşecektir.
Sonuç olarak;
Yol ‘Can’dır ve kadının yolun dışına itilmesi yolumuzda yaşanan savrulmaların en büyük nedenlerinden biridir. Bu durum üzerimizde oynanan asimilasyon politikalarını başarıya ulaşmasını hızlandıracaktır.
Alevi kadının kuşatılmışlığı hem içimizde, hem de dışımızda yaşanmaktadır.
Bir yandan dışarıdaki baskı, asimilasyon, toplumsal cinsiyetçilik, diğer yandan kendi içimizdeki Erkan hizmetlerindeki eşitsizliğe karşı tüm bileşenlerimizi ve Alevi kadınları omuz omuza mücadele etmeye davet ediyoruz.
Cümle Canlara aşk olsun !
PİRHA- CAN TV’nin, Kadıncık Ana Evi’nde Alevi kadınlarla yapmak istediği program engellendi. Alevi kadınlar Kadıncık Ana Evi’ne alınmadı. Engellemeye tepki gösteren kadınlar, “Kadıncık Ana Dergahı biz Alevilerin. Bize yasak koyamazlar. Mücadelemiz sürecek” dediler.
CAN TV’nin Kadıncık Ana Evi’nde Alevi kadınlarla birlikte yapmak istediği program engellendi.
CAN TV ekibi Alevi kadınlarla Alevi gündemini konuşacakları bir program yapmak istedi. Kadıncık Ana Evi’nde yapılmak istenen programa Hacıbektaş ilçesi Müze Müdürü tarafından izin verilmedi. Program için Kadıncık Ana’ya gelen kadınlar içeri alınmadı.
Hacıbektaş ilçesi Müze Müdürü, Kadıncık Ana Evi içerisinde çekim yapılmasının yasak olduğunu ve ilgili birimlerden izin alınması gerektiğini söyledi.
Alevi kadınlar içeri alınmamalarını protesto ederek Kadıncık Ana’nın kapısının önünde yayın yaptılar.
Dün Aleviler olarak Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ taleplerini bir kez daha dile getirdiklerini vurgulayan kadınlar, şunları söyledi:
Nilgün Karasoy: Bizler buradayız ve buralarda olmaya devam edeceğiz. Kadınlar adına buradayız. Dergahlarımızı istemeye, eşit yurttaşlık hakkımızı istemeye devam edeceğiz.
Burcu Turgut: Daha dün dergahlarımızı istiyoruz, dedik. Dergahların, türbelerin gerçek sahibi bizleriz. Bu durum çok üzücü. Umarız mücadelemiz sonucu buralar bizlere, gerçek sahiplerine verilir.
“KADINCIK ANA DERGAHI BİZE YASAKLANAMAZ”
Gülbahar Kaplan: Biz anayasal taleplerimiz doğrultusunda mücadele veriyoruz. Müze müdürüyle görüştüğümde hiçbir şekilde içeriye giremeyeceğimizi söyledi. Biz burayı bütün kadın canlarımızla birlikte yaptık. Bizim emeğimizle burası Kadıncık Ana Dergahı oldu. Bizi asimile etmeye çalıştıkları her konuda bize baskı uyguluyorlar. Bizler dün pirimizin huzurunda cem yapmak istedik, bizi pirimizin huzuruna almadılar, dergahın bahçesinde yapmak zorunda kaldık. Biz Aleviler olarak dergahlarımıza, türbelerimize girip cemlerimizi yapamayacaksak, ziyaretlerimizi gerçekleştiremeyeceksek o zaman biz yokuz demektir. İşte ‘bizi yok sayıyorlar’ derken bunu kastediyorduk. Hep bir ağızdan bağırıyoruz. Bütün kadın canlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Bütün Alevilere sesleniyorum. Devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Buna karşı hep birlikte durmamız gerekiyor, örgütlü olmamız gerekiyor, diye düşünüyorum. Bu durum bizi üzdü ama biz üzülüp oturmayacağız, hakkımızı almak için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir kez daha söylüyorum Burası bizim dergahımız. Bize önderlik etmiş, özellikle kadın mücadelesinde çok önemli bir rol oynayan Kadıncık Ana Dergahı bizlere yasaklanamaz.
“KADINCIK ANA DERGAHI’NI BİZ ALEVİLER AYAĞA KALDIRDIK”
Dergahlarımız, türbelerimiz ne yazık ki Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı. Bizim ibadethanemiz pirlerimizin yattığı yerler bir turizm merkezi değildir. Kadıncık Ana Dergahı daha önceden de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlıydı ve burası inanın çok kötü durumdaydı ve biz Aleviler olarak bir araya geldik ve bu dergahı gördüğünüz bu hale getirdik, düzenledik, temizledik ve ayağa kaldırdık. O zaman bakanlık hiçbir şey yapmıyordu, burayı kaderine terk etmişti. Burası bizim dergahımız, ibadethanemiz ama Kültür ve Turizm Bakanlığı sanki bir gösteri merkeziymiş gibi buraları ziyarete açıyor. Belli saatler koyuyor. Bizler buraya emek verdik. Biz kadınlar olarak burayı ayağa kaldırdık. Kimse bize yasaklayamaz. Bizler buraya gelmeye devam edeceğiz. Özellikle Alevi kadınlar olarak kesinlikle bu işin peşini bırakmayacağız.
“DERGAHLARIMIZ İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Seher Şengülü Yılmaz: Maalesef ibadethanelerimize, dergahlarımıza giremiyoruz. Oysa burası bizim. Buraların sahibi bizleriz, kimse bize kendini dayatmasın. Biz her zaman buralara gelmeye, Hünkarımızın, Pirimizin huzuruna çıkmaya devam edeceğiz. Mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Dergahlarımızı istiyoruz, diye dün haykırdık yine.
Devlet bize haklarımızı vermek yerine her geçen gün yeni yasaklar koyuyor, sınırlar çiziyor ve Alevileri kendi politikaları içerisinde eritmeye çalışıyor. Aleviliği böylece yok etmeye çalışıyor. Bizler eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz, dergahlarımızı, ibadethanelerimizi istiyoruz ve bunun için de mücadele etmeye devam edeceğiz.
“EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”
Gülbahar Kaplan: Bu ülkede 25 milyon Alevi var. Biz vardık, var olmaya devam edeceğiz. Burada Kadıncık Ana’nın Türbesi yoktu. Biz inancımızı her yerde yaşarız. Süreğimiz asla durmaz. Biz eşit yurttaşlık istiyoruz. Bu temelde de dergahlarımızı istiyoruz. İzin verilmemesi, yasaklanmasıyla Alevilik inancı bitmez. Bizler inancımızı gelecek yıllara taşımak istiyoruz. Bu yüzden dergahlarımızı türbelerimizi istiyoruz. Burası bizimdir. Mücadelemiz devam edecek.
PİRHA – Milletvekili Zeynel Özen, İçişleri Bakanlığı, Kültür-Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, Hacıbektaş ilçesindeki Hırka Dağında Alevi gençlere yönelik organize ettiği bir kamp programını gündeme getirdi. Özen, 3 bakanlığa ayrı ayrı yönelttiği soru önergesinde “Alevi gençlere yönelik bu kamp programının asıl amacı nedir?” ifadelerini kullandı.
HDP Milletvekili Zeynel Özen, İçişleri Bakanlığı, Kültür-Turizm Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından 19-23 Ağustos’ta Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindeki Hırka Dağında Alevi gençlere yönelik “El altından organize” edilen bir kamp programını Meclis gündemine getirdi.
Üç bakanlık tarafından, programın içeriğine dair şu açıklama yapıldı:
“İçişleri Bakanlığımız, Kültür Turizm Bakanlığımız ve Gençlik ve Spor Bakanlığımız beraber bir program gerçekleştirilecektir. 19-23 Ağustos tarihleri arasında Hacıbektaş da Hırka Dağında 400 gencimizi kamp yapmaya götürülecektir. 4 gün konaklamalı olacaktır. Tüm masraflar Bakanlıklarımız tarafından karşılanmaktadır.
Hacı Bektaş Türbe ziyareti, Hırka Dağı yürüyüşü, Semah gösterileri, Kadıncık ana türbesi ziyareti, Göreme’de balon seyri ve konser gibi çeşitli etkinlikler gerçekleşecektir.
Katılım yaş Aralığı 18-24 tür. Katılmak isteyenlerin kimlik bilgilerini ve iletişim numaralarını 13 Haziran pazartesi gününe kadar bildirmeniz rica olunur.”
HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, bakanlıklar tarafından yürütülen programın iyi niyetli olmadığını ifade ederek konuya ilişkin şu yorumu yaptı:
“Alevilerin henüz en temel eşit yurttaşlık haklarını bile sağlamayan ve asimilasyon çalışmaları dışında hiçbir ajandası bulunmayan AKP iktidarının Alevilere yönelik derin organizasyonları Alevi toplumunda ciddi endişelere neden olmaktadır. Alevi kurumları bilgilendirilmeden el altında gerçekleşen çalışmaların amaçlarına dair büyük soru işaretleri söz konusudur.”
“BU KAMP PROGRAMININ ASIL AMACI NEDİR?”
İstanbul Milletvekili Özen, konuya ilişkin hazırladığı önergesinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu tarafından cevaplandırılmasını talep ederek şu soruları yöneltti:
“*İçişleri, Kültür-Turizm, ve Gençlik ve Spor Bakanlıkları tarafından ortaklaşa düzenlenen bu kamp programının organizasyonu kimler tarafından yürütülmektedir?
*Alevi gençlere yönelik bu kamp programının asıl amacı nedir?
*Alevi gençlere yönelik bu kamp programı ile ilgili Alevi kurumlarıyla herhangi bir bağlantı kurulup, görüşleri ve rızalıkları alınmış mıdır?
*Kamp programının içeriği Alevi yoluna uygunluğuna dair herhangi bir ön çalışma yapılmış mıdır?
*Alevilerin Cemevlerindeki “Semah” ibadetleri ilgili mesajda neden gösteri olarak tanımlanmaktadır?”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin düzenlediği Kadıncık Ana Sanat Ödülü Yarışması’nın başvuruları başladı.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’na bağlı Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Kadıncık Ana Sanat Atölyesi Yarışması düzenliyor. Sanat atölyesi yarışmasının başvuruları internet üzerinden devam ediyor.
Kadıncık Ana’nın tanıtımı, görsel algılanmasının anlaşılması, tarihi ve karizmatik kişiliğinin anlaşılabilmesi öngörüsüyle, amacıyla düzenlenen Sanat Ödülü Yarışması’na resim, heykel, fotoğraf, seramik gibi sanatın birçok alanında üretilen tek bir yapıtla katılabilinecek.
Yarışmaya katılarak ilk elemeyi geçen sanatçıların eserlerinden oluşacak Kadıncık Ana Sanat Ödülü Sergisi, en az 10 (on) gün boyunca ziyarete açık tutularak sergi açılışında yapılacak ödül töreni ile Kadıncık Ana Sanat ödüllerini kazananlar açıklanacak.
Yarışmacılar, en geç 05 Temmuz 2022 tarihine kadar Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’ne www.kadincikana.com kayıt formu üzerinden eserlerini teslim etmesi gerekiyor.
Kadıncık Ana Sanat Ödülü Yarışması’nın içeriği ve katılım şartları şöyle:
15 Ağustos 2022 yılında yapılacak olan serginin seçici kurulu Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Avrupa Alevi Kadınlar Birliği tarafından oluşturulacaktır.
İşbu şartnamede bundan böyle; “Kadıncık Ana Sanat Ödülü Sergisi’ne katılan kişiler “Aday” ya da “Adaylar”; İşbu şartnamenin III. Maddesinde yer alan kişilerden oluşan kurul “Seçici Kurul”; olarak anılacaktır.
Sergi, 08 Ağustos – 15 Ağustos 2022 tarihleri arasında, Hacıbektaş Kadıncık Ana Evi’nde gerçekleştirilecektir.
*Adaylar, yarışmaya resim, heykel, fotoğraf, seramik gibi sanatın birçok alanında üretilen tek bir yapıtla katılabilirler. Yapıtlar daha önce sosyal medya ve Youtube vb. dâhil sergilenmemiş ve hiçbir yarışmaya katılmamış olmalıdır. Yapıtların daha önce sergilendiğinin ve/veya herhangi bir yarışmaya katılmış olduğunun tespiti halinde ilgili yapıtın adaylığı iptal edilecektir. Bu hususun ödül kazanıldıktan sonra tespiti halinde aday kazandığı ödülü iade ile mükellef olacaktır.
*Kullanılan mecra, malzeme ya da teknikler için hiçbir sınırlama yoktur, eleme aşamasında değerlendirme dosya üzerinden yapılacaktır. Ancak yapıtın, sergilenme aşamasında kapalı/açık bir mekânda yerleştirilebilecek ya da kapalı/açık mekâna uygun olarak düzenlenebilecek boyutlarda olması gerekmektedir.
*Adaylarda yaş sınırı aranmamaktadır.
*Adaylar yarışmaya tek başlarına veya ekip olarak katılabilirler.
*Adaylardan yarışmaya katılan yapıtlarının yanı sıra, varsa önceki eserlerine ilişkin bir portfolyo istenmektedir. Bu portfolyoda resim, heykel, fotoğraf ve seramik alanlarında katılanların en az 3 adet önceki eserlerine ait yeterli bilgi ve belge bulunması gerekmektedir.
*Yarışmaya ekip olarak katılanların portfolyosu ekip olarak yapılmış eserlerden oluşmalıdır.
*Başvurular https://www.kadincikana.com adresinden yapılacaktır. Bu adresteki başvuru formunun eksiksiz doldurulması ve aşağıda açıklanan dijital belgelerin yüklenmesi gerekmektedir. Gereği gibi doldurulmamış formlar ve belgeleri yüklenmemiş başvurular elenecektir. Bunun dışında posta, e-posta veya başka yöntemlerle iletilecek başvurular, görsel, video veya dokümanlar dikkate alınmayacaktır.
*Adayın mesleki ve sanatsal performansını örnekleyen yapıtlarının ve yarışmaya katılacağı yapıtın fotoğraflarını içeren portfolyo PDF dosyası olarak hazırlanmalıdır. Adayın yarışmaya katıldığı yapıt isim ve görsel olarak açıkça belirtilmiş olmalıdır
*Adayın özgeçmişi, adresi, telefon ve e-posta adresinin de bulunduğu bir doküman PDF dosyası olarak eklenmelidir.
*Başvurular 05 Temmuz 2022 tarihine kadar Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’nin yukarıda belirtilen https://www.kadincikana.com adresi üzerinden iletilmiş olmalıdır. Bu tarihten sonra yapılacak başvurular dikkate alınmayacaktır.
*Jüri üyelerinin birinci dereceden akrabaları ve yakınları bu yarışmaya katılamaz.
*Seçici Kurul, 01 Ağustos 2020 tarihine kadar değerlendirmesini tamamlayarak sergilenmeye değer gördüğü adayları, katalogda yer almak üzere davet edecek, yarışmaya katılan diğer adayları da bilgilendirecektir.
*Seçici Kurul’un yapıtlarını ödüle değer gördüğünü ve sergileneceğini bildireceği dört sanatçı, sergiye birden çok yapıt ile katılabilecektir.
*Sergi kataloğu, davet edilen tüm yapıtları içerecek, yaygın tanıtım ve dağıtımı yapılacaktır. Katalog basımı için yapıtların basım kalitesindeki fotoğraflarının (3000 dpi ve 2400 x 3500 piksel çözünürlükte) JPEG dosyası olarak, en geç 05 Temmuz 2022 tarihine kadar Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’ne www.kadincikana.comkayıt formu üzerinden teslim edilmesi gereklidir. Sergiye davet edilen yapıtların, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Avrupa Alevi Kadınlar Birliği ilgili komisyonu ile randevulaşmak suretiyle, 10 Ağustos 2022 tarihine kadar sergi mekânına ulaştırılması gerekmektedir.
*Sergi, 08 Ağustos – 15 Ağustos 2022 tarihleri arasında, Hacıbektaş Kadıncık Ana Evi’nde gerçekleştirilecektir.
*Mekânsal yerleştirme ya da mekânsal proje önerileri projenin belirtilen tarihte biteceğini belgeleyen detaylı teknik bilgi ve kesin tarihler belirtilerek hazırlanmış proje takvimiyle sunulmalıdır.
ÖDÜLLER:
1. 50.000.- TL’dir (yalnız elli bin).
*Birincilik ödülünün yanı sıra üç adet 10.000.-TL (yalnız on bin) tutarında ödül verilecektir.
*Eseri kataloğa giren tüm sanatçılara “Katılım Belgesi” verilecektir.
*Ödül alan dört yapıt hukuken devri mümkün tüm haklarıyla birlikte Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’ne kalacaktır ve bu dört yapıt Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Alevi Kadınlar Birliği tarafından hukuken devri mümkün tüm haklarıyla satın alınmış gibi işlem görecektir. Aday, yarışmaya katılmak üzere başvurduğu andan itibaren, ödül kazanması halinde eserini hukuken devri mümkün tüm haklarıyla birlikte Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Avrupa Alevi Kadınlar Birliği’ne devrettiğini gayrikabilirücu beyan ve kabul eder. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, ödül alan yapıtları ve kataloğa giren diğer yapıtların görsellerini etkinliklerde, eğitim faaliyetlerinde, katalog, broşür, afiş vb. her türlü tanıtım malzemelerinde kullanma ve gösterme, medyada yayınlama hakkı da dâhil olmak üzere 5846 sayılı yasadan doğan tüm Telif Hakları’na herhangi bir bedel ödemeksizin sahip olacaktır. Aday bu hususa herhangi bir itirazda bulunmayacağını ve yasal yollara başvurmak hakkından şimdiden gayrikabilirücu feragat ettiğini beyan, kabul ve taahhüt eder.
Yarışmaya katılan adaylar yarışmaya katılmak üzere başvurduğu andan itibaren bu şartnamedeki tüm koşulları kabul etmiş sayılırlar.
PİRHA-Yerel yönetimler veya devlet eliyle yapılan cemevlerine karşı olduğunu belirten Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, “Bizim hedefimiz rıza şehri” dedi. Metin, yerel yönetimlerin de, devleti yönetenlerin de Türk İslam sentezini Alevilere dayattığını vurguladı.
Alevilik, bin yılların birikimiyle beslenerek günümüze kadar taşınmış bir inanç. Alevi inancının ibadethanesi dağ, taş, ağaç, akarsu, çeşme, hane (ev) kısacası tüm coğrafya olsa da günümüz dünyasında insanların bir araya geleceği, sorunlarını konuşacağı, sosyal ve kültürel aktarımların yapılacağı alanlar oluşturulmaya başlandı.
Köylerde köylünün bir araya geleceği evde cem erkanları yürütülürken, şehirlere yerleşen Alevi toplumu inançlarının gereğini yerine getirmek için cemevleri inşa etmeye başladı.
1990’lı yıllarda Alevi yurttaşlar kendi imkanlarıyla aldıkları arsalarda daha sonra cemevleri yaptı. Günümüzde ise daha çok belediyeler veya merkezi hükümetlerin desteğiyle cemevleri inşa ediliyor.
Belediyelerin cemevleri yapılırken verdikleri maddi desteğin sonuçları da ağır olabiliyor. 25 Eylül 2021 tarihinde Isparta Cemevinin açılışında, belediye başkanının “Bu cemevini ben yaptım” diyerek provokasyon yapması belediyeler ve Alevi kurumları ilişkisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği tartışmalarını beraberinde getirdi.
Peki cemevleri; asimilasyonun kıskancında olan, inanç merkezlerine ‘cümbüş evi’, ‘sosyal tesis’, ‘kültür evi’ denilen Alevi toplumunun; inançsal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılıyor mu?
Hükümet ve belediyelerle doğru bir ilişki kuruluyor mu? Alevi kurumları ve inanç önderleri cemevlerini inancın gereklerini yerine getirecek noktaya taşıyor mu?
Tüm bu soruları ve daha fazlasını Alevi kurum başkanlarına, inanç önderlerine ve yazarlara sorduk.
Hüseyin Abdal Ocağı’ndan Hüseyin Gazi Metin Dede, sorularımızı yanıtladı.
PİRHA: Cemevlerinin yapılması fikri hangi ihtiyaçlar temelinde doğdu? Cemevlerinin tarihsel arka planını aktarabilir misiniz?
HÜSEYİN GAZİ METİN: Tarihinden beri gericiliğin bağnazlığın olduğu bir memlekette cemevleri olmazsa olmazlardan biridir. Evvelce yasak etmişler sağa sürmüşler mağaraya sürmüşler ama büyük pirlerimiz, ocaklarımız sağ olsunlar nerede yaşadılarsa cemlerini yürütmüşler. Ağacın dibinde yürütmüşler. Eskiden yerler biraz ısındığı zaman harmanlar, köyün büyük evlerinde cem yapıyorlardı.
Bir de bizim ocak dediğimiz ziyaretlerimizde cemlerimizi yapıyorduk. Planlı projeli cemevleri sonradan çıktı.
–Açılan ve varolan cemevlerinin yapım aşamasında mimari yapısına dair bir süreç yürütüldüğünü düşünüyor musunuz? Alevi mimarisi uygulanabilir miydi? Cemevlerinin mimari yapısı nasıl olmalıdır?
Avrupa’da ve Türkiye’de bir sürü cemevi yapıldı. Ama proje uygun mu uygun değil mi o da ayrı bir şey. Önemli olan cemlerin unutulmaması, yapılması. Hiçbir zaman tarihinde daha uygun bir şekilde bir cemevinin yapıldığı da yok.
“YEREL YÖNETİMLER DE, DEVLETİ YÖNETENLER DE TÜRK İSLAM SENTEZİNİ DAYATIYOR”
Yapılır. Çünkü biz zaten kendi rıza lokmamızla cemlerimizi de, cemevlerimizi de yapıyoruz. Cemevi olmasa da cemimizi yapıyoruz, yolumuzu yürütüyoruz; sazımızla sözümüzle, deyişlerimizle. Bizim rıza lokması ile yaptığımız cemlerimiz de çok. Ancak onların izine giden bazı cemevlerimiz de var. Bunlar aldanıyorlar.
Ben Gazi Metin dede olarak yerel yönetimler veya devlet eliyle yapılan cemevlerine karşıyım. Biz ağacın dibinde cem yaptık, mağarada da cem yaptık ama hiçbir zaman düzenin gösterdiği hiçbir yerde cem yapmadık.
Azrail oğlan dağıtıyor. Oğlumu elimden almasın ben onlardan başka hiçbir şey beklemiyorum. Yerel yönetimin de, devleti yönetenlerin de bütün amaçları Türk İslam sentezi ile asimile olmayan Aleviliği önce Şiileştirmek ondan sonra değiştirip, değiştirip kendi inançlarına tabi tutmak. Onlar asırlardan beri asimile edemedikleri bir toplumu asimile etmeye çalışıyorlar.
“İNANCIMIN ADRESİ CAMİ DEĞİL, CEMEVİDİR”
-Son dönem yapılan cemevlerine kendilerince katkı koydukları üzerinden yerel yönetimler Alevilere, ‘Parayı ben verdim düdüğü de ben çalarım’ mantığı ile müdahalede bulunuyor. Isparta Cemevinde görüldüğü üzere Alevilik Aleviler eliyle belediyeler üzerinden yola getirilmek isteniyor. Sizce Alevi kurumları, cemevlerinin yerel yönetimler ile ilişkilenme boyutu ne durumdadır ve nasıl olmalıdır? Alevi kurumları, belediyelerle hangi sorunları yaşıyor?
Isparta’da Gani (Kaplan) başkana karşı yapılan yanlışlıklar var ve en önemli olan yanlışlığı da oranın yönetimi yaptı. Devletten, devleti yönetenlerden, belediyeden medet beklediğin zaman olacağı bu. Gani başkan gibi Pir Sultan’ın genel başkanına ‘bunu susturun’ deme hakkına sahip değiller. Ama bizi yakan bizim ateş. Oradaki yönetimin onları davet edip oraya getirtmesi. Bir konuşmaya dahi dayanamıyorlar. Biz nasıl dayandık asırlardan beri yandık, vurulduk, sürüldük, işkenceye tabi tutulduk. Bizim canımız yok mu? Halen bir adamın konuşmasına tahammül etmiyorlar. ‘Benim gibi düşüneceksin, benim gibi inanacaksın, inancın adresi de camidir’ deniliyor. Hayır efendim, camiye giden gitsin. Benim inancımın adresi cami değil, cemevidir.
Çünkü benim ilkelerim ayrı bir ilke. Soruyorlar ‘sizin neyiniz var. beş şarttın birisi sizde yok’. Ben cevap verdim: 5 şartın dışında ne varsa bizim. Çünkü Alevi toplumu şarta bağlanacak bir toplum değil. Değişen bir toplum. Kadimden beri Anadolu’da yaşayan bir toplum.
Hiçbir zaman için iktidardan, şuradan, buradan yardım beklemez. İktidar yardım eder ve kendisine benzetmeye çalışır. Dik duran adamları sorguya çeker. Bence hapishanede olanların çoğu dik duran insanlar. Eğilen insanları çekmezler, eyvallah diyenleri çekmezler. Eyvallah demeyenleri, Pir Sultan’ca düşünenleri çekerler.
-Hızır Orucu, Aşure gibi Aleviler için önemli sayılan günler belediyeler ve resmi devlet kurumları eli ile tören haline getiriliyor. Yemek şirketlerine ihale edilen, mislice gider olarak fatura edilen, cemevlerinin resmi ‘dedeleri tarafından duası verilen, belediye başkanları ve protokolle eril bir zihniyetle resmî tören şeklinde açılışının yapılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cemevlerinde aşurelerde siyasilerin bayrağı olması doğru değil. Cemevinin değişik işleyişi var. Bizim hedefimiz rıza şehri. Biz cemi cennet için yapmayız. Huri Numan içinde, ahiret için de yapmayız. Biz cemi ‘Kâmil İnsan’ yetiştirip, bu dünyayı cennete çevirmek için yaparız.
Topluma barışı öğretiriz, eşitliği öğretiriz, kardeşliği öğretiriz, ayrımcılığın olmadığını öğretiriz. Alevilik tarihten beri 73 millete bir nazarla bakan bir toplum.
Hükümet erkanlarıyla aşure yapmak, Hızır oruçlarında bulunmak önemli bir şey değil. Gelmeleri yasak mı? Değil. Gelirler. Eğer helal lokma yemek istiyorlarsa yerler, sessizce giderler, müdahale etmezler. Ama bugünlerde hükümet daha çok zorluyorlar ve bizzat Alevilerden korkuyorlar. Aleviler böyle göründüğü gibi değil, güçlü. Devamlı karanlık düşünenler aydın insanlardan, düşünceden korkanlar.
Tarihten beri bütün din adamları, aydın insanlarla uğraşmışlardır. Çünkü onlar toplumu uyarıyorlar.
Aşure bir helal lokma işidir. Aşure kaynadığı zaman, ‘ben şunu yardım ettim, bunu yardım ettim’ deyip belediye ile beraber yapmak doğru değil.
-Demokratik olmayan hiçbir alanda kadınların yönetmeye talip olma hali çok fazla gelişemiyor. Bunun cemevlerine, derneklere yansıması nasıl oluyor? Kadınların Alevi hareketi, kurumları ve cemevlerindeki yerini nasıl görüyorsunuz? Bu konuda neler söylersiniz?
Tarihten beri kendi cemevlerimizde kadın erenlerimiz var, mürşitlerimiz var, dervişlerimiz var, Kadıncık Anamız var. Hacı Bektaş’a, Abdal Musa’ya öncülük eden görev yapan analarımız var, posta oturan analarımız var. Bizim günümüzde ben yaşadım benim babaannem Fatma Ana, Kadıncık Ana’nın adıdır. Onunda cem yaptığını, posta oturduğunu, mürşitlik yaptığını gördüm, yaşadım. Aynı soydan Yalıncak Ocağı’ndan İnsaf Ana’nın da cem yaptığını gördüm. Bu bir gururdur. Birileri kadın eli sıkmazken bizde kadını posta oturtmuşlar, cemini de yaptırmışlar.
Bizim cemimizde kadın erkek olmaz ki herkes bir candır. Ayrı gayrı olmaz, harem selamlık hiç olmaz. Kadına dişi gözüyle bakan bizden değildir. O nasıl giyinirse giyinsin, o bizi ilgilendirmez. Oraya gelen bir candır.
Kadınlara dair benim şiirim de var.
“8 Mart kadınlar günü kadınlarsız gün olur mu? / Cahil olan bilmez bunu, kadınlarsız gün olur mu? / Kadın ana, kadın bacı, kadın her derdin ilacı, / Onsuz yaşam olur acı, kadınlarsız gün olur mu? / Onsuz baca nasıl tüter, yanmaz ateş, ocak basar, / İnsan doğmaz nesil biter, kadınlarsız gün olur mu? / Yobazlardan öğüt alma, kendin oku, öğren, cahil kalma / Kadınlarsız gün olur mu? / Gazi Metin yârimizdir, / Aşk ateşi narımızdır, / Hal ve dua nurumuzdur / Kadınlarsız gün olur mu?”
Topluma hizmet veren, örgüt kuran, Baba İlyas olaylarında yerini alan, örgütleyen, savaşlara giren Kadıncık Anamız var. Bunu mutlaka her cemevi ve kadınlar anmalarda bunların ismini okunması lazım. Kadınlar yönetimde olsa da, az. Daha çok olmaları lazım.
PİRHA- Abdal Musa Dergahı postnişini Hüseyin Eriş yaptıkları cemin tarihini ve kadınların erkanlardaki yerine dair PİRHA’ya konuştu. Eriş, “Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden kadınsız cem, kadınsız ibadet, kadınsız yaşam olmaz” dedi.
Abdal Musa Dergahı postnişini ve dedelik görevi yapan Hüseyin Eriş yaptıkları cem erkanının tarihini ve kadınların erkanlardaki yeri üzerine konuşarak kadını temel alan bir anlayıştan geldiklerini ve kadınlar olmadan yaşamın olmayacağını belirtti.
“KADINCIK ANA’NIN YORUMLADIĞI ŞEKİLDE BEKTAŞİYİZ”
Abdal Musa Dergahı postnişini olduğunu ve 1997 yılından bu yana da dergahın hizmetlerini inançsal boyutta götürmeye çalıştığını ifade eden Eriş şunları dile getirdi:
“Cem erkanlarında posta oturuyoruz. Ayrıca bizdeki cem erkanları biraz daha farklı oluyor. Bektaşi erkanı bizimki. İlk erkanı Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana icra ettiği için biz bu geleneğin 12 hizmet cem erkanını devam ettiriyoruz. Biz Bektaşi’yiz. Ama Balım Sultan’ın yorumladığı şekilde Bektaşi değiliz. Abdal Musa Kaygusuz ve Kadıncık Ana’nın erkanı yorumladığı şekilde Bektaşi’yiz. Biliyorsunuz Suluca Kara Höyük’te (Nevşehir İl merkezinin 45 km kuzeybatısında Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın kuzeydoğusunda Savat Mahallesi sınırları içinde yer alan yer) birçok etnik kökenden, birçok ırktan, inançtan insanlar var ve bu insanların hepsi bir araya geliyor bu cem erkanı düşünülüyor. Hacı Bektaş Veli bunu ortaya getiriyor ama bunun uygulayıcısı olarak icra eden olarak ömrü buna yetmiyor. Bunun icra edeni bildiğiniz gibi Abdal Musa, Kaygusuz ve Kadıncık Ana’dır. Bu erkanı biz burada yaşıyoruz, sürdürüyoruz. Bizim erkanlarda talip olur, taliplikten sonra ise derviş olur. Bunlar bir aşamadır. Bir okulu düşünün dervişlik hizmet makamıdır, dervişlikten sonra baba makamı yani icra makamı gelir. Kadıncık Ana’mız sadece ayakçı postunda ayakçı yardımcılığı yapar.”
“KADIN OLMADAN ERKAN YÜRÜTÜLMEZ”
Kadınların neden postta değil de hizmette göründüğünü de sorduğumuz Eriş, “Kadıncık Ana olmadan bu erkan olmazdı. Abdal Musa, Kaygusuz ile birlikte Kadıncık Ana marifetiyle cem yaptı. Kadın orada erkanda olmadan cem olmaz. Yani aslında ana erkil bir toplumken Sünni-İslam şeriatıyla ataerkil topluma geçmişiz. Bizim erkanlarımızın da, Aleviliğin de, Bektaşiliğin de bugünkü İslam anlayışıyla arasında çok farklar var. Kadının hak ve özgürlükleri konusunda ayrışmalarımız var. Dolayısıyla biz bunları hep yaşamışız, bundan sonra da yaşıyoruz. Erkanlarda her hizmetin sahibi vardır, her hizmetin piri vardır. Baba babalık görevini yapar, gözcü gözcülük görevini yapar, saki sakilik görevini yapar. 12 hizmetin sahibi vardır ve onlar bu cemi yürütür” dedi.
“KADINSIZ BİR CEM, KADINSIZ BİR YAŞAM YOKTUR BİZDE”
Demsiz cem yapmadıklarını vurgulayan Eriş; “Mutlaka dem vardır bizde. Saki İmam Hüseyin pir olarak bilinir. O olmazsa zaten cem olmaz, hizmetten bir tanesi eksik kalmış olur” dedi. Eriş kadınların cem erkanlarındaki yeri ile ilgili son olarak şunları aktardı:
“Adıyaman’da kadın eşiyle birlikte yemek yemiyor. Kadınlar bu kadar geri planda. Buradaki mesele İslamın Anadolu’ya gelip oralarda kendisini kabul ettirmesidir. Bizim cem erkanı bu değil ki. Kadın olmadan ceme girilmez. Ama sen oturupta kadınla yemek yiyemiyorsan orada bir sorun vardır. Dolayısıyla Selçuklu’dan da bu tarafa ama özellikle Osmanlı’da Yavuz’dan sonraki İdris’i Bitlisi Alevileri silmiş süpürmüş, Türkmenleri silmiş süpürmüş, kadını yok saymış. Aynı şeriatta olduğu gibi kadına değer biçmiş ve kadını geri plana itmiş. Ama işin özünde kadınsız bir ibadet, kadınsız bir eylem bizde yoktur. Eski Türklerde de bu böyle. Hakan var öbür tarafında Hatun var. Zaman zaman asimilasyona uğramışız. Bu her dönemde olmuş ama özünü hep korumuş cemler. Kadın artık her ne kadar tam değerine oturtulmasa da bizim inancımızda kadının yeri eşitimizdir hep. O yüzden cemsiz kadın, kadınsız cem olmaz. Kadınsız ibadet olmaz, kadınsız yaşam olmaz.”
PİRHA-Dedeler Kazım Açıktepe, Erdoğan Arslan ve Gökmen Savak, Alevi inancında cinsiyet ayrımcılığının olmadığı belirterek, anaların posta oturamayacağını savunanlara tepki gösterdiler. Dedeler, “Alevi olup, kadını erkekten, erkeği kadından ayrı gören, cinsiyet ayrımcılığı yapan her kim olursa olsun ne Alevidir, ne pirdir, ne dededir. Kadın posta oturamaz diyen kişinin ikrarından haberi yok. Bu ötekileştirici söylem Alevi söylemi değildir” şeklinde konuştular.
Alevi inancında kadın, erkek eşittir. Ceme girildiğinde kadın erkek değil candır herkes. Fakat, iş pratiğe geldiğinde ise birçok sorunla karşıya kalınıyor. Bazı milliyetçi çevreler, “Kadınların (anaların) posta oturamayacağını” söyleyerek kadınları hedef alıyor.
Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe, Güvenç Abdal Ocağı’ndan Erdoğan Arslan ve Baba Mansur Ocağı’ndan Gökmen Savakdedeye analara yönelik asimilasyoncu, milliyetçi çevrelerin ayrımcı ve dışlayan tavrını sorduk. Dedeler, cinsiyet ayrımcılığının Alevi inancında yeri olmadığını belirttiler.
“BİZLERİ DOĞURAN, HİZMET YÜRÜTEN ANALAR, HER YERDE OLMALIDIR”
Kureyşan Ocağı‘ndan Kazım Açıktepe Dede, Alevi örgütlerinin bu konuda sınıfta aldığını söyledi. Bireysel olarak fikir beyan etmenin kıymetli olduğunu belirten Açıktepe, asıl görevin örgütlere düştüğünü kaydetti ve şöyle konuştu:
“Bunlar kanayan yaramız. Birçok örgütümüz var ve bu örgütlerin bu konuya el atması gerekiyor. Bu konuda yeterli beraberlik sağlanamıyor. Görev, bu örgütlere ve inanç kurullarına düşüyor. Bireysel olarak düşünce belirtmemiz kıymetlidir tabi ama öz itibarıyla örgütlerin söz söylemesi gerekiyor. Bizleri doğuran ana ise, bütün hizmetlerimizi gören ana ise, ananın her yerde yeri olmalıdır. Postada oturmalıdır. Bunun örneği mevcut. Kadıncık Ana var. Maraş’ta Elif Ana var. İnancımızda çok ana var. Genel merkezler bu konuda sınıfta kalıyor.”
“CİNSİYET AYRIMCILIĞI YAPAN HER KİM OLURSA OLSUN NE ALEVİDİR, NE PİRDİR, NE DEDEDİR”
Güvenç Abdal Ocağı‘ndan Erdoğan Arslan Dede ise cinsiyet ayrımcılığının Alevi öğretisinde yerinin olmadığını vurgulayarak, “Alevi olup, kadını erkekten, erkeği kadından ayrı gören, cinsiyet ayrımcılığı yapan her kim olursa olsun ne Alevidir, ne pirdir, ne dededir. Çok açık ve net. Cemde cinsiyet yok ise can var ise hak eden o posta oturur ve hizmet yürütür. Eğer hak ediyorsa o posta oturmayı ve talip de “Hak eyvallah” deyip kabul ediyorsa sorun yoktur. Bu inanç hiç kimsenin tekelinde değil. 800 yıl önce bu konuda söylenmesi gerekeni pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli söylemiştir. Kadın, erkek ayrımının olamayacağını, cinsiyet ayrımının olamayacağını; ‘Muhabbetin kazanı kaynar yanan ocağımızda, aslanlar ceylanlar oturur kucağımızda, burada erkek, kadın farkı yok, eksiklik, noksanlık senin nazarında’ demiştir. Bu çok açık ve net bir mesaj değil midir bize? Kadının saçının telinden mi rahatsız oluyoruz? Nefsimize mi hakim olamıyoruz da anayı pirden ayrı görüyoruz?” ifadelerini kullandı.
“BENİM HALAM ANA İDİ CEM YÜRÜTÜRDÜ”
“Cinsiyet ayrımcılığı yapan şahıs bırakın pir ve ana olmayı, Alevi olamaz” diyen Arslan, şöyle devam etti:
“Bunu şahsım adına söylemiyorum. Yolum adına söylüyorum. Bizi bir yerlere sürüklemek isteyen; kafamızı çölün kumuna gömmek isteyenler Alevi değil zaten. Kaldı ki Karadeniz’de Hakk’a yürüyen Emine Ana vardı. Benim halam olur kendisi. Emine Ana, cem yürütürdü, yol yürütürdü ve hüküm sahibiydi. Onun gibi niceleri var. Kadıncık Ana gibi tarihe damga vurmuş bir isim var.
“‘KADIN POSTA OTURAMAZ’ DİYENLER YOL’DAN, İKRARINDAN HABERİ YOK”
Kadıncık Ana’nın, Güzide Ana’nın vasfı nedir? Güzide Ana mürşit postuna oturmuş, mürşit makamındadır. Kadın posta oturamaz diyen kişinin ikrarından haberi yok. Bu ötekileştirici söylem Alevi söylemi değildir. Yurt dışında kaldığımız süre içerisinde bu tartışmayı ilk dillendiren bizler olduk. Anaların da mutlaka hizmette bulunması gerektiğini söyledik. Yolun bize verdiği hükme göre hareket ederiz. Yolumuzun düsturunu da savunmaya devam edeceğiz. Bunu tartışmak bile abesle iştigaldir. 21. yüzyılda yaşıyoruz. Camide kadınların namaz kıldırıp kıldırılmayacağı tartışılıyorken ya da Hıristiyan aleminde kadınların papazlığı tartışma haline gelmişken; Hakk’ı insanda gören bir inancın temsilcileri olarak bizler eğer kadını ötekileştiriyorsak; ya yolumuzdan haberimiz yok ya da güttüğümüz ikrardan haberimiz yok” şeklinde konuştu.
“ERKEK, DİŞİ SORULMAZ MUHABBETİN BAĞINDA”
Baba Mansur Ocağı‘ndan Gökmen Savak Dede de, posta yalnızca erkeklerin oturacağını söylemenin yol ehline yakışan bir söylem olmadığını ifade ederek, “Her şeyden önce şunu iyi bilmemiz gerek ki, Pir Hace Bektaş Veli, Horasan’dan Anadolu’ya geldiğinde, Pir’in Anadolu’ya geldiğini içsel anlamda hisseden ve bunu ilk Anadolu erenlerine bildiren Kadıncık Ana’dır. Devamında ise güvercin donunda Anadolu’ya gelen Bektaş’a kapısını açan ve onu Pir Hace Bektaş Veli yapan yine Kadıncık Ana’dır. Kadıncık Ana bu anlamda Pir Hace Bektaş Veli’nin dediği gibi Pir’in eşitidir. Yol öğretisinden gelen kadın erkek eşitliği vardır. “Erkek dişi sorulmaz muhabbetin bağında” şiarı ile Alevi öğretisinde anlatılan Kadıncık Ana’nın mertebesi ve Hace Bektaş Veli ile arasındaki eşitçi yaşam biçimi, bize Alevi yol erkânında kadın erkek ayrımı olmadığını aktarmıştır.
“‘KADIN POSTA OTURAMAZ’ DİYEN YOL EHLİ DEĞİLDİR”
Sonuç olarak bu öğretinin bize verdiği düşünce ile kadın erkek ayrımı yapmak ve hakikat makamı olan posta “Sadece erkek oturacak” demek yol ehline yakışan bir söylem olmasa gerek. Kadın posta oturamaz söylemini söyleyen kişi de yol ehli olmasa gerek kanaatimce” dedi.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi Kadıncık Ana’da Muhabbet Cemi yürüttü.
2021 UNESCO Hacı Bektaş Veli Anma Yılı ve 58. Ulusal 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, üç koldan yalınayak, başı açık şekilde yapılan yürüyüş ile başladı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kadın Meclisi Kadıncık Ana Türbesi önünde Muhabbet Cemi yürüttü.
Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu tarafından yürütülen cemde zakirler Zeynep Karababa ve Aydın Birkan Özkan deyiş ve nefesler okudu.
PİRHA-Dede Celal Abbas Alıcı, 21 Ağustos’ta Hacıbektaş’a giderek Kadıncık Ana Türbesi’ni ziyaret edeceklerini duyurdu. Alıcı, ayrıca “Bu seneki kurbanımızı Hacı Bektaş’a götürelim. Aşure ve kurbanımızı orada her yolun başlangıcı Ana olduğu için bizim de yolumuzun başlangıcı olan ‘Kadıncık Ana üzerine niyaz olalım’ dedi.
58. Ulusal, 32. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinliklerinin hazırlıkları sürerken, Alevi kurumlarının resmi anması belediye ile birlikte 21 Ağustos’ta yapılacak.
Muharrem yasının bitmesiyle birlikte 20 Ağustos’ta Ayhan Köyü’nde cemevi açılışı olacak ve daha sonrasında son muhabbet cemi yapılacak.
21 Ağustos’ta Hacı Bektaş Dergahına üç koldan yürüyüş yapılacak. Yalınayak, baş açık yürüyüş yapılarak Dergâh önünde buluşulacak. 22 Ağustos’ta da tekrar dergâh önünde buluşup 12 kazan aşure yapılacak.
Muharrem ayı nedeniyle 12 imamlar yasına denk geldiği için Hacıbektaş’ta 16-18 Ağustos tarihleri arasında ise yalnızca resmi törenler yapılacak ve resim sergisi olacak.
Celal Abbas Ocağı dedelerinden ve aynı zamanda Alevi Bektaşi Federasyonu İnançtan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Celal Abbas Alıcı, 21 Ağustos’ta Hacı Bektaş Veli Dergahına yapılacak ziyarete dair bilgi verdi.
“KADINCIK ANA ÜZERİNE NİYAZ OLALIM”
Celal Abbas Alıcı, 2020 yılında pandemi dolayısıyla dergahları ziyaret edemediklerini belirterek şu mesajı paylaştı:
“Her yıl Muharrem ayında Muharrem orucunu tutan canlarımız imkanları oranında dergahları ziyaret ederek, dileklerini, isteklerini, arzularını sunarlar. Dergahtan da kendilerine cevap verileceğine inanırlar.
Bu yıl Hacı Bektaş Dergahını ziyaret etmek niyetindeyiz. Bunun iki nedeni var. Bir tanesi, dergâh statüsünün olması, ikinci nedeni de UNESCO tarafından 2021 yılını Hacı Bektaş Veli yılı olarak kabul görmesidir. Biz de bu nedenle bu seneki kurbanımızı Hacı Bektaş’a götürelim, aşuremiz ve kurbanımızı orada her yolun başlangıcı Ana olduğu için bizim de yolumuzun başlangıcı olan ‘Kadıncık Ana üzerine niyaz olalım’ dedik.
Bu vesileyle Ağustos ayının 21’inde Serçeşme’nin içerisinde olan Kadıncık Ana Türbesi’nde dergâhın içerisinde buluşmak dileğiyle, herkese tuttuğu oruçların kabul ve makbul olmasını niyaz ediyorum. Herkesi dergâhta lokmalarımızı paylaşmaya davet ediyorum. Aşk ile canlar.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Hekimhan Şubesi 21 Ağustos 2021 Cumartesi günü saat 16.00’da Kadıncık Ana Dergahında aşure lokmalarını paylaşacak.
Alevi kurumları pandemiden kaynaklı uzun zamandır Hacı Bektaş Veli Dergahını ziyaret edemiyor.
PSAKD Malatya Hekimhan Şubesi 21 Ağustos tarihinde Kadıncık Ana Türbesi’ne ziyaret ederek lokmalarını paylaştıracak.
PİRHA-‘Kadıncık Ana-Hacı Bektaş’ın Vedası’ isimli kitabın yazarı Ali Galip, Alevi inancında önemli bir şahsiyet olan Yol önderi Kadıncık Ana’yı ilk kez bir edebi eserde canlandırdı. Yazar Galip, “Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’ın ölümü ile birlikte bu yolun kurucularından biri” diyerek tiyatro türünde yazdığı kitabının detaylarını PİRHA’ya anlattı.
Yazar Ali Galip’in ‘Kadıncık Ana-Hacı Bektaş’ın Vedası’ isimli kitabı Klaros Yayınları’ndan çıktı. Bu eserle birlikte Alevi-Bektaşi kültüründe kadın rolünü simgeleyen Kadıncık Ana, ilk kez edebi bir esere de konu edinmiş oldu.
Yazar Ali Galip, tiyatro türündeki çalışmasını “bir tür dramatik eser” sözleriyle tarif ederek kitabın oluşum sürecini de anlattı. Aynı zamanda Felsefe eğitmeni olan Yazar Ali Galip, kitabına dair “Tiyatro eseri olarak bu çalışmam bir ilk. Kadıncık Ana’ya ait bırakın edebi eserleri, biyografi olarak da fazla bir çalışma yok. Bir tarihsel şahsiyet olarak yaşamı hakkında derli toplu bir çalışma mevcut değil” bilgisini verdi.
“YOLUN KURUCULARINDAN BİRİ”
Yazar Ali Galip, 1300’lü yıllarda yaşam sürmüş olan Kadıncık Ana’nın önemine ise şu sözlerle dikkat çekti:
“Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’ın ölümü ile birlikte bu yolun kurucularından biri. Bu bakımdan kadın olması önemli.
Hacı Bektaş’ın ölümünden sonra bu yolu devam ettirmesi, dergahını kurması, Ayrıca Abdal Musa’yı yetiştirmesi ve dergahı bir okul olarak inşa etmesi çok önemlidir. Tabi bu olaylar büyük bir travmanın üzerine gelişmiş; Babailer İsyanı ve Babailerin katledilmesi, bugün Alevi-Kızılbaş dediğimiz kesimin öncülerinin darmadağın olması, Selçukluların bütün bir baskı ve katliamına ek olarak Moğollarla beraber tüm muhalif kesimlerin darmadağın edilmesi, o bakımdan böyle bir süreçte Kadıncık Ana’nın ortaya çıkıp yeniden toparlaması Aleviler açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu bakımdan mutlaka araştırılıp yazılması gereken biri.
Kişinin kadın olması dolayısıyla önem arz ediyor. Alevilik’te kadınların erkeklerle eşit pozisyonda olması bakımından da bunu sağlayan öncülerinden biri diyebiliriz. Bu nedenle kayıtsız kalınamayacağını düşündüm. Bunu edebi bir dille yazmak uzun yıllardır aklımdaydı.
“13. YÜZYIL BÜYÜK BİR YIKIM YÜZYILI”
Yazar Ali Galip, Hakk ve hakikat öğreticisi birçok ismin 13. Yüzyılda yaşam sürdüğüne de dikkat çekerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:
“Babai isyanının ezilmesiyle birlikte Bektaşilerin neredeyse Anadolu’nun her tarafına dağılması, İstanbul’da ve birçok şehirde mevlevihanelerin kurulması ve buna karşılık Bektaşiliğin daha kırlara çekilip geri planda kalma süreci yıllardır üzerinde çalıştığım bir dönem. Yani 13. Yüzyıl… Bu yüzyıl aynı zamanda Hacı Bektaş’ın, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin ve Kadıncık Ana’nın yaşadığı bir yüzyıl. Büyük bir yıkım yüzyılı ama bir bakıma Anadolu halklarının da kaynaşma yüzyılı. Ve Anadolu Selçuklu yönetimindeki iktidar boşluğu ile Moğolların elinde, bunların kukla vaziyete gelmesi o dönemi daha bir ilgi çekici hale getiriyor. Bu bakımdan kitabımda şöyle bir şey yapmaya çalıştım; iç içe geçmiş birkaç sorundan bahsedebiliriz, bunlardan biri; Alevi-Bektaşi kesimindeki algılayış, yani detaylı tarihsel kitapların olmaması. Bu, boşluğu rivayetlerle doldurmamıza neden oluyor. Tarihi bir şahsiyet olarak Kadıncık Ana hakkında fazla bir şey bilmiyoruz. Bu yüzden de efsanelerle yerini dolduruyoruz. Zaten doğu toplumu olarak efsanelere meraklı bir yapımız var. Bu sebeple eldeki malzeme bana bir kurgu, edebi eser yazma olanağı sunuyordu. O yüzden böyle bir eser yazmaya çalıştım.
“KADIN POSTA OTURUR MU TARTIŞMASI”
İç sorunlar dediğim ise şu: Örneğin kitabı hazırlama sürecinde tartışma başlamış oldu. Çünkü kitapta Hacı Bektaş’ın son 3 gününü yazıyorum. Hacı Bektaş, ölmek üzere ve ona ayan olan bütün mürşitler, pirler, ocakzadeler toplanıyor. Hacı Bektaş’ın vasiyetinden biri de Kadıncık Ana’ya ‘artık posta sen otur’ şeklinde. İşte tartışma buradan başlamış oluyor. ‘Kadın posta oturur mu?’ deniliyor. Oysa ‘bütün canlar eşittir’ diyoruz. Ama kimileri de ‘geleneğimiz de yok’ diyor. Ve tartışma şu boyutta sürüyor; ‘Geleneksel ve Modern Alevilik’… ‘Bu geleneği koruyalım’ diyen bir kesim var. Ama İnançların da dinamik bir yönü mevcut. Buna uygun biçimde inançların ve ritüellerin de değişmesi lazım. Oyunun bir boyutu da bu. Beni yazmaya teşvik eden bir diğer kısım ise iktidar ve vatandaş ilişkisi oldu.”
DÖNEMİN İKTİDARININ, BEKTAŞİLİĞE YAKLAŞIMI…
Yazar Ali Galip, kitapta anlatılan hikayeden kesitler de sundu. Oyunun, Hacı Bektaş’a ait evin avlusunda geçtiğini belirten Yazar Galip, şöyle devam etti:
“Hünkar, hasta halde yatıyor ve Kadıncık Ana, onun hizmetini yapıyor. O sırada dergah inşaatı sürüyor. Oyunun kahramanları Kadıncık Ana ve Sarı İsmail. Bunlarla birlikte eğitim alan gençler de mevcut. Polisiye bir kurgu işliyor. Bunlarla birlikte, kötü niyetle gelmiş olan derviş kılığında iki de şahıs var. Oyunun sonunda bu kişilerin niyetleri açığa çıkıyor. Bir bakıma dergahta ne olup bittiğine hakim olmak için ajan olarak gönderilmişler. Dönemin siyasi erkinin, iktidar için neler yapabileceklerini tahmin ettiğimiz o kesimin, denetlemek için gönderdiği kişiler… Bu anlayış günümüze de çok uzak değil! Dolayısıyla bunu bir inanç grubu üzerine yürütülen katliam, baskı diye okuyabiliriz. Ama esas önemli olan oradaki dirlik ve hak arayış mücadelesi. Bir biçimde doymak bilmeyen iktidar mercii var ve bunun altında ise vergi yüküyle ezilen bir kesim söz konusu. Bu çerçevede bu dayatmanın, iktidarın yeni oluşan Bektaşiliğin nasıl gördüğünü anlatılıyor.”
“BEKLENTİM OYUNUN SAHNELENMESİ”
Oyunun sahnelenmesi konusunda da uğraşlarının olduğunu ifade eden Yazar Ali Galip, “Oyunun yazılması bitti ama esas bundan sonra sahnelenince ete kemiğe bürünecek. Umarım bu vesileyle yönetmen ve oyuncular da ilgi gösterir. Beklentim oyunun sahnelenmesi yönünde” siye konuştu.
PİRHA-Ali Galip Kabasakaloğlu’nun “Kadıncık Ana – Hacı Bektaş’ın Vedası” isimli kitabı yayınlandı.
Yazar Ali Galip Kabasakaloğlu’nun, “Kadıncık Ana – Hacı Bektaş’ın Vedası” isimli kitabı Klaros Yayınları’ndan çıktı.
Alevi Bektaşi kültüründe kadın rolünü simgeleyen Kadıncık Ana, bu eserle birlikte ilk kez edebi bir esere de taşınmış oldu.
“ANLATILANLAR DOĞRU MUYDU DİYE HAKİKATİ ARAYANLARA…”
Kitabın tanıtım metninde ise şu sunuma yer verildi:
“Elinizde tuttuğunuz bu eser bu dönem Anadolu’sunun filizlenen bir kültürünü gün ışığına çıkarmaya çalışıyor. Kadıncık Ana, Hacı Bektaş’ın Vedası adlı bu dramatik eserle A. Galip ilk defa tarihi şiire, şiiri edebiyata, edebiyatı oyuna taşıyor. Fark edileceği gibi bu oyun aynı zamanda müzikal yapısı (içerdiği zengin deyişler, semahlar, ağıtlar ve halaylarla), ile dikkat çekiyor. Ayrıcı ilk defa Ehlibeyt ve Şehzade Avcıları gibi gizli, kanlı, derin devlet teşkilatlarıyla devletlerin süregelen ve değişmeyen iç yüzünü de deşifre ediyor. Bu yönüyle de belki, Türk Tiyatro’sunun ilk polisiye oyunu olma özelliğini taşıyor. Bu oyun, ancak, tarihi yaşandığı gibi görmek isteyenlere yazıldı.
Bize anlatılanlar doğru muydu diye hakikati arayanlara sunuluyor…”