Etiket: kamu emekçileri

  • Kamu emekçileri birçok ilde iş bıraktı-VİDEO

    Kamu emekçileri birçok ilde iş bıraktı-VİDEO

    PİRHA- Kamu emekçileri, 8. dönem toplu sözleşme görüşmelerinde hükümetin dayattığı düşük zammı protesto etmek için bugün birçok kentte iş bıraktı. Emekçiler ağırlaşan ekonomik koşullar ve hak gasplarına karşı “Bu tablo müzakereyle değil, mücadeleyle değişir” mesajı verdi.

    İktidarın 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin ilk toplantısında memur ve memur emeklisine 2026 ilk altı ayında yüzde 10, ikinci altı ayında yüzde 6, 2027’nin her iki dönemine ise yüzde 4 artış teklifi etti. Konfederasyonların tepkisine rağmen ikinci toplantıda zam teklifine ek olarak memurların taban aylığına bin liralık artış teklif edildi. Teklifin reddedilmesi ardından konfederasyonlar bir günlük iş günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK),  Askeri İş Yerlerinde Görevli Kamu Çalışanları Sendikası (ASİM-SEN), Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BİRLEŞİK KAMU-İŞ), Demokratik Memur Konfederasyonu (DMK), Hak Sendikaları Konfederasyonu (HAK-SEN) ve Yurt Sendikaları Konfederasyonu (YURT-SEN) birçok ilde alanlara çıkarak, açıklama yaptı.

    İZMİR

    İzmir’de iş bırakan emekçiler, Konak YKM önünden önünden Çalışma ve Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü önüne yürüdü. Burada basın açıklaması yapıldı.

    Eyleme DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ve Burcugül Çubuk, İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, İzmir Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan, siyasi parti temsilcileri ve emek örgütleri de destek verdi.

    Emekçiler, “Genel grev genel direniş”, “AKP al zammını başına çal” ve “Sefalete teslim olmayacağız” sloganları attı.

    Emekçiler adına ortak açıklamayı okuyan Kamu Emekçileri Sendikası İzmir Dönem Yürütmesi’nden Nesrin Tatlıoğlu,  Hükümetin teklifinin emekçileri memnun etmediğini belirterek, “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu, ‘Hepimiz aynı gemideyiz’ diyenlere karşı ‘Geminin gerçek sahipleri olarak hakkımızı,  emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz’ diyerek tüm farklılıklarımıza rağmen birbirimize kenetlenmekten geçiyor. Bugün bunun ilk adımını atıyoruz. Bizleri yok sayan bu yoksulluk, sefalet, güvencesizlik teklifine itirazımızı yükseltiyoruz. Üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, bu daha başlangıç, mücadeleye devam diyoruz. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli istihdam, güvenli gelecek, demokratik- adil bir çalışma yaşamı, halktan yana bir kamu hizmeti, grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı gerçek bir toplu pazarlık” diye belirtti.

    ANKARA

    Ankara’da Milli Kütüphane önünde bir araya gelen memurlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüş sonrası ortak basın metnini okuyan KESK Genel Eş Başkanı Ayfer Koçak, tüm kamu hizmetlerinin özel sektöre devredildiğine dikkat çekerek, “Kamusal hizmetlerde, sosyal devlette koskoca gedikler açıldı. Kamu binaları ticarethaneye, vatandaşlar müşteriye çevrildi. Bu modelde biz kamu emekçilerinin payına ise düşük maaşlarla, güvencesiz, angarya çalışma, çalışırken yoksulluk, emeklilikte sefalet düştü” diye konuştu.

    Hükümetin sunduğu teklife karşı “müzakere değil mücadele” vurgusu yapan Ayfer Koçak, “Hükümet 4 milyon kamu emekçisine, 2,5 milyon emekliye, aileleri ile birlikte 25 milyonluk devasa bir kitleye sefalet, yoksulluk, güvencesizlik teklif etmiştir. Bu teklife karşı yapılacak olan şey birkaç puanlık maaş artışını esas alan müzakere değil mücadeledir. ‘Hepimiz aynı gemideyiz’ diyenlere karşı ‘Geminin gerçek sahipleri olarak hakkımızı, emeğimizin, alın terimizin karşılığını istiyoruz’ diyerek, tüm farklılıklarımıza rağmen birbirimize kenetlenmekten geçiyor” ifadelerini kullandı.

     

    MERSİN

    Mersin’de de kamu emekçileri, gerçek bir toplu sözleşme için bugün iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Özgür Çocuk Parkı’nda toplanan birçok sendikadan emekçi attıkları sloganlarla gerçek bir toplu iş sözleşmesi istedi.

    Burada açıklamayı yapan KESK Dönem Sözcüsü ve Ses Şube Eş Başkanı Sevgi Başkavak, bu ülkenin kamu emekçileri olarak sadece kendilerinin hakları değil, tüm vatandaşların nitelikli, ücretsiz, ulaşılabilir bir kamu hizmeti alma hakkının yıllardır yok sayıldığını dile getirdi.

    Teklif yerine 4 milyonu aşkın kamu emekçisini çalışırken daha fazla yoksulluk ile 2,5 milyon emekliyi ise daha fazla sefalet ile tehdit eden maaşlar olduğunu vurgulayan Başkavak, iktidarla masaya oturmaya çalışan sendikalara çağrıda bulunarak, “Buradan masada yetkili sıfatı ile oturan konfederasyonu ve sendikaları uyarıyoruz. Hiçbir kamu emekçisinin tarihe kara bir leke olarak geçecek yeni bir satış sözleşmesine tahammülü kalmamıştır. Bu nedenle, hiç kimse hepimizle dalga geçilen bu teklife değer yüklemeye çalışmasın” şeklinde konuştu.

    MALATYA

    Malatya’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyeleri Sosyal Güvenlik Kurumu önünde basın açıklaması yaparak hükümetin zam teklifini protesto etti. KESK Malatya Şubeler Platformu adına açıklamayı okuyan Onur Kutlu,  Türkiye’nin dört bir yanında üretimden gelen gücü kullanarak, hizmet üretmediklerini söyledi.

    Türkiye’de bugün uygulanan çalışma modelinde kamu emekçilerine düşük maaşlarla, güvencesiz, angarya çalışmanın düşüğünü ifade eden Kutlu, çalışırken yoksulluğun, emeklilikte sefaletin arttığını belirtti.

     (HABER MERKEZİ)

     

     

  • KESK, Çalışma Bakanlığı önünde TİS mücadele programını açıkladı -VİDEO

    KESK, Çalışma Bakanlığı önünde TİS mücadele programını açıkladı -VİDEO

    PİRHA- KESK, 8. Dönem Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine dair Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Açıklamada, “İşçisi, kamu emekçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile hepimizi sefalette, yoksullukta eşitlemeye dönük saldırılara karşı tek çare emeğin birleşik mücadelesini örmekten geçmektedir” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 1 Ağustos’ta başlayacak olan, 2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem TİS mücadele programını açıklamak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı, KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz okudu.

    “15-16 HAZİRAN DİRENİŞİNDE HAYATINI KAYBEDENLERİ SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Ahmet Karagöz, “55. Yıldönümü. 15-16 Haziran direnişini gerçekleştirenlerin, bu şanlı direnişte, emeğin hak ve özgürlükler mücadelesinde hayatını kaybedenleri saygıyla, şükranla anıyoruz” diyerek 15-16 Haziran direnişini selamladı.

    “KRİZLERİN FATURASI HEP EMEKÇİLERE KESİLİYOR”

    Ülkenin ekonomik, siyasal, sosyal fay hatlarının daha da kırılgan hale geldiğini belirten Ahmet Karagöz, “Vahşi kapitalist sistemin hayat bulduğu her ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu bunalımların, krizlerin faturası hep emeğe, emekçilere kesiliyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır sözde farklı farklı ekonomi programlarını hayata geçiriyorlar. Derviş Programı, Nebati Programı, Nas Programı… Şimdi en son Şimşek Programı…

    Adları değişse de bu programların tamamı sermayenin, patronların çıkarlarını temel alan programlardır. Dolayısıyla bize göre yıllardır bu ülkeyi yönetenlerin tek bir programı vardır. O da emeği ile geçinenlere dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum programıdır.

    Yıllardır hayata geçirilen orta vadeli programlar, bütçeler ve ne yazık ki TİS’ler emeği ile geçinenlere dayatılan köleliğe ve yoksulluğa uyum programının araçları haline getirilmiştir” diye konuştu.

    “ORTADA GERÇEK ANLAMDA BİR TİS MASASI YOK”

    2026-2027 yıllarını kapsayan 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin temmuz ayı ortası itibari ile başlayacağını, 1 Ağustos’ta toplu sözleşme masasının kurulacağını hatırlatan Karagöz, şunları kaydetti:

    “14 senedir  ‘toplu sözleşme’ adı ile sürdürülen bu sistemde kaybeden taraf her zaman hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm kamu emekçileri ve emeklileri olmuştur. Çünkü ortada gerçek anlamda bir TİS masası yoktur.

    Buradan bir kez daha altını çiziyoruz. Mevcut sistemin sadece adı ‘toplu sözleşmedir’. Bu garabet sistemde masada tüm yetki iktidara, uyuşmazlıkta ise iktidarın gölgesi olan Hakem Kuruluna devredilmiştir.

    İktidarın ‘sendikamız’ dediği bir yapının ‘kraldan çok kralcı’ yöneticileri ise 7 milyona yakın kamu emekçisi ve emekli adına masaya tek ‘yetkili’ olarak oturtulmuştur.

    Ülkemizin taraf olduğu ILO sözleşmeleri başta olmak üzere uluslararası sözleşmelerle tanınan grev hakkımız yıllardır yok sayılmaktadır. Bu sözleşmelerin iç hukukun üzerinde olduğunu yazan Anayasa düzenlemesi ihlal edilmektedir.

    Öz olarak ifade edecek olursak; 7 milyonluk bir kitle İktidar-Hakem-Yandaş yapıdan oluşan Bermuda Şeytan Üçgenin içine hapsedilmiş, üstelik haklarını koruyacak en önemli silahtan yani grev hakkından mahrum bırakılmıştır.”

    “EMEKÇİNİN ALIN TERİ HİÇE SAYILMAK İSTENMEKTE”

    Kamu emekçilerinin yüzlerce sorunu olduğunun altını çizen Karagöz, “Tüm bunlara rağmen yıllardır olduğu gibi bu kez de iktidarın himayesinde, halktan, emekten, hakikatten kopmuş yandaş sendikalarla kapalı kapılar ardında sürdürülen göstermelik ‘müzakerelerle’ milyonlarca kamu emekçisinin alın teri hiçe sayılmak istenmektedir. Ancak bilinmelidir ki bu düzene artık geçit yok” dedi.

    “TÜM YURTTA TOPLU SÖZLEŞME MASALARI KURACAĞIZ”

    “Sefalet sözleşmelerini tanımıyoruz, tanımayacağız!” diyen Ahmet Karagöz şunları ekledi:

    “Kamu emekçileriyle birlikte, sokakta, işyerinde, meydanlarda, gerçek ve onurlu bir toplu sözleşme mücadelesi öreceğiz. Bunun için ilk adım olarak bu haftadan itibaren tüm işkollarımız üyelerinin çalıştığı bakanlıklar önünde grev hakkı ile tamamlanmış gerçek toplu sözleşme taleplerini, işkolu taleplerini açıklayacak. Tüm yurtta merkezi işyerlerinde toplu sözleşme masaları kuracağız. Hem bu masalarda hem de web sayfamızdan paylaşacağımız anketimizle kamu emekçilerinin taleplerini toplayacağız. İşyerlerinden topladığımız talepleri, Temmuz ayının ortasına doğru KESK TİS talepleri olarak kamuoyu ile paylaşacağız.

    Yine TİS görüşmelerinde kadın talepleri ayrı bir başlıkta ve gündemle ele alınmalı, mutabakat metninde de aynı şekilde tek başlık altında toplanmalıdır talebi doğrultusunda kadın TİS taleplerimizi kamuoyu ile paylaşacağız. Hem KESK Yürütme Kurulu hem de üye sendikalarımızın MYK üyeleri olarak yurdun dört bir yanında topladığımız taleplerimizi buraya taşıyacağız.

    “MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    İşçisi, kamu emekçisi, emeklisi, asgari ücretlisi ile hepimizi sefalette, yoksullukta eşitlemeye dönük saldırılara karşı tek çare emeğin birleşik mücadelesini örmekten geçmektedir.

    Şimdi, çalışanları, emekçileri karşı karşıya getirmeye dönük böl-parçala-yönet oyunlarını boşa çıkarma, Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz diyerek omuz omuza verme vaktidir. Bunun için sefalette değil, refahta birleşinceye kadar bir paçası olduğumuz işçi sınıfının, açlık sınırının altına itilen asgari ücretlilerin, emeklilerin, gençlerin yanı başında olmaya, emeğin birleşik mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kamu emekçileri iş bıraktı: Sefalet zammı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz!-VİDEO

    Kamu emekçileri iş bıraktı: Sefalet zammı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- KESK’e bağlı Kamu emekçileri, yüzde 11,54’lük sefalet zammına karşı bugün ülke genelinde iş bıraktı. Emekçiler “Sefalet zammı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz” diyerek taleplerini açıkladı. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), “İnsanca bir yaşam” ve “Sefalet zammı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz” talebiyle bir günlük iş bırakma eylemine gitti. İş bırakan emekçiler, birçok kentte kitlesel eylemler gerçekleştirdi.

    Yapılan ortak açıklamada emekçilerin talepleri dile getirilerek, “Kamu emekçileri olarak, toplumun diğer kesimleri gibi, yıllardır artan enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük ücret zamları karşısında yoksullaşmaya mahkûm ediliyoruz. Her geçen gün etkisini artıran ekonomik kriz, milyonların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Alım gücümüz düşerken, en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları gerçeğin birazını bile yansıtmazken, maaşlarımız mum gibi eriyor ve emekçiler olarak hızla sefalete sürükleniyoruz” denildi.

    Açıklamada, emekçilerin geçinemediklerine vurgu yapılarak, zam oranlarına tepki gösterildi. Açıklamada şunlar belirtildi:

    “2025 yılını yüzde 30’luk asgari ücret zammının yanı sıra, kamu emekçileri ve memur emeklilerine yapılan yüzde 11,54; işçiler ve işçi emeklilerine reva görülen yüzde 15,75’lik sefalet zamları ile karşıladık. 1 Ocak’tan itibaren vergi ve harçlara yüzde 44 zam yapıldı. 2025 bütçesine göre attığımız her adımda ödediğimiz KDV’de geçtiğimiz yıla göre yüzde 81, ÖTV’de ise yüzde 51 artış olacak. Hükümetin kendi alacaklarına yaptığı zam oranları ortadayken, kamu emekçilerine ve emeklilere reva görülen maaş artış oranının sadece yüzde 11,54 olması utanç verici bir durumdur.”

    TALEPLER 
    Açıklamada, ayrıca kamu emekçilerinin ortak taleplerine yer verildi:
    “* Tüm emekçiler için insanca yaşanabilir bir ücret ve adil bir gelir dağılımı istiyoruz.
    * Eşit işe; eşit ücret talep ediyoruz.
    * Bu sefalet zam aldatmacasına karşı, en düşük memur maaşının acilen yoksulluk sınırının üzerine yani 79.000 TL’ye çıkartılmasını talep ediyoruz.
    * Başta metropoller olmak üzere barınma ihtiyacımızı imkansız hale getiren kira fiyatlarına karşı, güncel verilere denk düşen kira yardımı talep ediyoruz.
    * Asgari ücretin, insan onuruna yaraşır bir ücret düzeyine çıkartılmasını talep ediyoruz.
    * İşyerlerinde ücretsiz kreş açılmasını talep ediyoruz.
    * Kamuda mülakat değil, liyakat, yani kadrolu güvenceli istihdam talep ediyoruz.
    * Seyyanen zamların, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını, insanca yaşayabileceğimiz bir emeklilik talep ediyoruz.
    * Kamu kaynaklarının ‘müşteri garantili’ projeler için değil, halk için kullanılmasını talep ediyoruz.
    * Vergide adalet, az kazanandan az, çok kazanandan çok, yani adil bir vergi sistemi ve 1. Vergi diliminin %10’a düşürülmesi ve sabitlenmesini istiyoruz.
    * Bizleri toplu sözleşme masası adı altında, siyasal iktidarın iki dudağı arasına bırakan ve tüm yetki ve kararın hükümete terk edildiği sahte sendika yasasına karşı, gerçek grevli bir toplu sözleşme düzenlemesi istiyoruz.”
    İSTANBUL
    KESK İstanbul Şubeler Platformu, Sultanahmet Meydanı’ndan Beyazıt Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. “Sefalet zammını kabul etmiyoruz, insanca yaşam istiyoruz” pankartının açıldığı eylemde, “İnsanca yaşamak istiyoruz” ve “AKP zammını başına çal” sloganları atıldı. Çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcisi de açıklamaya katıldı. KESK İstanbul Dönem Sözcüsü Barış Uluocak, ortak metni okudu. Eylem, çekilen halaylarla son buldu.

    ANKARA

    Kamu emekçileri, 1 günlük iş bırakma eylemlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Kamu emekçileri olarak, toplumun diğer kesimleri gibi, yıllardır artan enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük ücret zamları karşısında yoksullaşmaya mahkûm ediliyoruz” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Kamu emekçileri olarak, toplumun diğer kesimleri gibi, yıllardır artan enflasyon, hayat pahalılığı ve düşük ücret zamları karşısında yoksullaşmaya mahkûm ediliyoruz. Her geçen gün etkisini artıran ekonomik kriz, milyonların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Alım gücümüz düşerken, en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz. İş yerlerinde alın teri döken bizler, enflasyon karşısında ezilirken sermaye her geçen gün daha fazla kâr ediyor. Vergi yükünün büyük bölümü emekçilerin omuzlarına yıkılırken, patronların vergi borçları birer birer siliniyor. Kamu kaynakları, halkın ihtiyaçları yerine sermayeye ve yandaş projelere aktarılıyor. Bu adaletsiz düzenin bedelini yıllardır neden sadece biz emekçiler ödüyoruz? Kamu emekçilerinin, işçilerin, emeklilerin ‘insanca yaşayacak ücret’ taleplerini görmezden gelen siyasi iktidarın ücretlerimizi baskılayıp, boğazımızı sıkarak uygulamaya çalıştığı ekonomik programa karşı kamu emekçileri olarak itiraz ediyoruz” dedi.

    İZMİR

    İzmir’de kamu emekçileri, bir günlük iş bıraktı. Konak Eski Sümerbank önünde toplanan binlerce kamu emekçisi, Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürüyüş gerçekleştirdi. “Sefalet ücreti dayatmasına boyun eğmeyeceğiz” ve “Sefalet zammına karşı insanca yaşayacağımız bir ücret” pankartı açılan yürüyüşte, “Sefalet zammını kabul etmiyoruz” sloganı atıldı.

    Kentteki siyasi parti, kurum, meslek odası ve sendikalar da destek verdi. Yine Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) üyeleri de yürüyüşte yer aldı. Yürüyüş sonrası yapılan konuşmalarda, artan enflasyon ve ekonomik kriz koşullarında açıklanan maaş zammının yaşam şartlarını daha da zorlaştırdığına dikkat çekildi.

    Sendika üyeleri dışında parti, dernek, temsilci ve üyelerinin de destek verdiği eylemde 2025 yılı artışının yetersizliği nedeniyle kamu emekçilerinin de açlığa mahkum edildiği vurgulanarak tepki gösterildi.

    DERSİM

    Dersim’de sefalet zammını protesto ederek iş bırakan binlerce emekçi, Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’nda yürüdü. Kitle yürüyüşte sık sık ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Emekçiyiz haklıyız kazanacağız’ sloganları attı.
    Seyit Rıza Meydanı’nda yapılan basın açıklamasını Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu okudu. Açıklamada, ‘TÜİK’in sahte verilerine hayır, insanca bir yaşam için hakkımız olanı istiyoruz’ pankartı açıldı. Açıklamada sık sık ‘Zafer direnen emekçinin olacak’ , ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ , ‘TÜİK şaşırma sabrımızı taşırma’ sloganları atıldı.

    Kamu emekçilerinin toplumun diğer kesimleri gibi hayat pahalılığı ve düşük ücret zamları karşısında yoksullaşmaya mahkûm edildiğini vurgulayan Sinan Ulu, “Her geçen gün etkisini artıran ekonomik kriz, milyonların yaşamını daha da zorlaştırıyor. Alım gücümüz düşerken, en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta zorlanıyoruz. TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamları gerçeğin birazını bile yansıtmazken, maaşlarımız mum gibi eriyor ve ülke olarak hızla yoksulluğa sürükleniyoruz. Temel tüketim maddelerine ve kiralara yapılan yüksek oranlı zamlar, kamu emekçilerinin geçim koşullarını zorlaştırırken, alım gücümüzün her geçen gün biraz daha düşmesine neden oluyor. Bu nedenle, vergide adaletin sağlanması, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, insanca yaşayacak bir ücret talebi bugün tüm kamu emekçilerinin ortak talebi haline gelmiş durumdadır” dedi.

    ANTALYA

    %11.5 Sefalet zammını kabul etmiyoruz şiarıyla saat 11.30’da Aydın Kanza parkında toplanan emekçiler Antalya Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdiler. Yürüyüşte, birleşe birleşe kazanacağız, Hükümet zammını al başına çal, Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek, Sermayeye değil Emekçiye bütçe, Çetelere değil halka bütçe  sloganları atıldı
    Meydanda yapılan basın açıklamasını KESK Antalya Şubeler Platformu adına İlhan Karakurt, Birleşik Kamu iş Antalya temsilcisi, Sadık Açar, Hür Sen Konfederasyonu adına Levent Doğan okudu.

    MALATYA

    Malatya’da, kamu emekçileri, yüzde 11,54’lük sefalet zammını protesto ederek, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan enflasyon rakamlarını protesto etmek amacıyla Emeksiz Kavşağı’nda bir araya gelerek açıklama yaptı. Açıklamada, “Bizler yıllarca verdiğimiz emek karşılığında sefalete mahkum edilenleriz” diyerek tepki gösterildi.

    Kamu emekçileri hep bir ağızdan, “Sefalete teslim olmayacağız” diye slogan attı.

    ADIYAMAN

    Adıyaman’ın Valilik binası önünde gerçekleşen eyleme çok sayıda kamu emekçisi katıldı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verilerine tepki göstermek amacıyla 1 gün iş bırakma kararı alan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Adıyaman Şubeler Platformu adına konuşma yapan Zeynel Polat, ‘geçinemiyoruz’ diyerek iktidarı yönetenlerden taleplerinin yerine getirilmesini istedi.

    MERSİN

    KESK Mersin Şubeler Platformu, Özgür Çocuk Parkı’nda açıklama yaptı. KESK’li emekçilerin yanı sıra siyasi parti temsilcileri de açıklamaya katıldı. Kitle, açıklama öncesi halaya durarak, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Sefalete teslim olmayacağız” ve “Emekçiler el ele genel greve” sloganları attı. “İnsanca bir yaşam için iş bırakıyoruz. Sefalet zammı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz” ve “Rakamlar yalan yoksulluk gerçek” pankartlarının açıldığı açıklamada ayrıca Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atanmasına tepki gösterildi.

    BES Mersin Şube Başkanı Kemal Göçmen, ortak metni okudu. Göçmen, kayyım kararını da kınayarak, “Bu durum halkın iradesine saygısızlıktır. Bir an önce bu hukuk cinayetinden vazgeçmelerini istiyoruz” dedi.
    Hatay, Adana, Osmaniye’de de emekçiler iş bırakarak, taleplerini haykırdı.
    ESKİŞEHİR
    Eskişehir’de bir günlük iş bırakan emekçiler, Adalar’da bir araya gelerek Yediler Parkı’na yürüdü. Yürüyüşte “Faşizme karşı omuz omuza”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Genel grev, genel direniş” sloganları atıldı. Emekçiler uzun bir süre halaya durarak, taleplerini açıkladılar.

    PİRHA/ İSTANBUL/ ANKARA/ İZMİR/ DERSİM/ ANTALYA/ MALATYA/ ADIYAMAN/ MERSİN

     

  • Kamu Emekçileri 13 Ocak’ta iş bırakıyor; ‘İktidar taleplerimizi gasp ediyor’-VİDEO

    Kamu Emekçileri 13 Ocak’ta iş bırakıyor; ‘İktidar taleplerimizi gasp ediyor’-VİDEO

    PİRHA- Kamu çalışanları 13 Ocak’ta iş bırakacak. Sendikalar konuya ilişkin ortak bir basın toplantısı yaparak, “Ücretlerimiz, haklarımız ve onurlu bir yaşam talebimiz, yıllardır siyasi iktidarın sefalet politikalarıyla gasp ediliyor. 13 Ocak Pazartesi günü üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz” dedi.

    Askeri İş Yerlerinde Görevli Kamu Çalışanları Sendikası (ASİM-SEN), Bağımsız Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (BASK), Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu (HÜR SEN), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Birleşik Kamu İşgörenleri Sendikaları Konfederasyonu (BİRLEŞİK KAMU İŞ) 13 Ocak Pazartesi günü, tüm işyerlerinde iş bırakıyor. Konuya ilişkin ortak basın açıklaması düzenlendi.

    Açıklamayı BASK Genel Başkanı Mehmet Alper Öğretici okudu.

    “MÜCADELEMİZİ BÜYÜTÜYORUZ”

    Milyonlarca kamu çalışanının ve emeklisinin haklarını savunmak için bir arada olduklarının altını çizen Öğretici, “Ücretlerimiz, haklarımız ve onurlu bir yaşam talebimiz, yıllardır siyasi iktidarın sefalet politikalarıyla gasp ediliyor” dedi.

    “YALANLARLA ÖRÜLEN BU SİSTEMİN İLLÜZYONUNA BOYUN EĞMEYECEĞİZ”

    Öğretici, açıklamada “TÜİK’in kamuoyuna açıkladığı %44,38’lik yıllık enflasyon oranı, halkın çarşıda, pazarda yaşadığı gerçeklerle taban tabana zıttır” diyerek şunları ekledi:

    “Bizleri, gerçeği ve bilimi hiçe sayan bu siyasal manipülasyonlarla sefalet ücretlerine mahkum etmeye çalışanlara karşı mücadele bayrağını yükseltiyoruz. Yalanlarla örülen bu sistemin illüzyonuna boyun eğmeyeceğiz!
    Vergide adaletsizlik, ek ödemelerin emekli maaşlarına yansıtılmaması, grev hakkı olmayan sahte toplu sözleşme düzeni ve kayıt dışı çalıştırma dayatmaları, bizleri açlık sınırında yaşamaya mahkum ediyor. Maaşlarımıza %11,54 gibi komik bir zam önerisi sunmak, kamu çalışanlarının emeğine, alın terine yapılmış bir hakarettir. Bu hakarete karşı sessiz kalmayacağız!”

    “DAYANIŞMAYI BİRLİKTE BÜYÜTELİM”

    Bu birlikteliği, kamu çalışanları arasında büyük bir heyecan yarattığını belirten Mehmet Alper Öğretici, “Diğer bağımsız sendika ve konfederasyonların talepleri doğrultusunda ve bu taleplere yanıt vermek amacıyla yeniden bir araya gelerek onlara da çağrıda bulunuyoruz: Gelin bu mücadeleye omuz verin, dayanışmayı birlikte büyütelim” ifadelerine yer verdi.

    “13 OCAK’TA İŞ BIRAKIYORUZ”

    Tüm kamu emekçilerine çağrıda bulunan Öğretici şunları ekledi:

    “13 Ocak Pazartesi günü üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bırakıyoruz! Bu sadece bir uyarıdır. Haklarımız için mücadelemizi büyütmeye kararlıyız. Kamu emekçileri yalnız değildir! Tüm sendikaları ve çalışanları birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Onurlu bir yaşam için birleşelim, sefalet düzenine karşı duralım!”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Dersim Şubeler Platformu’ndan KHK tepkisi: 8 yılda bir şey değişmedi -VİDEO

    KESK Dersim Şubeler Platformu’ndan KHK tepkisi: 8 yılda bir şey değişmedi -VİDEO

    PİRHA- KESK Dersim Şubeler Platformu, KHK’ların 8. Yılında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “OHAL KHK’leri ile 4 bin 240 arkadaşımızı hukuksuz bir şekilde işinden ekmeğinden ettiler. Ellerinde ne somut bir delil, ne de bir dayanak olmadığını biliyorlardı” denildi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Dersim Şubeler Platformu Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) yayımlanmaya başlamasının 8. Yılında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı.

    Açıklama metnini Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi Kadın Sekreteri Elif Yıldız okudu.

    “OHAL ARTIK BU HAL: 8 YILDA BİR ŞEY DEĞİŞMEDİ”

    Olağanüstü Hal (OHAL) boyunca çıkarılan 32 KHK arasında ihraç listelerinin en uzun olduğu ilk KHK ile 50 bini aşkın kamu emekçisinin görevinden ihraç edildiğini vurgulayan Yıldız, “672 sayılı o OHAL-KHK’sı 1 Eylül Dünya Barış Gününün gecesinde yayınladı. İhraç edilenlerin 222’si KESK’liydi. Adeta barıştan, demokrasiden, özgürlük ve eşitlikten yana taleplerin yükseldiği bir günden intikam alır gibi. Bu topraklarda en başından beri emek, demokrasi mücadelesi ile iç içe geçmiş bir şekilde barış mücadelesi veren KESK’ten, KESK’lilerden intikam alır gibi. Halkların Kardeşliğini, Emekçilerin Birliğini her koşulda savunan ve bunun bedelini ödeyen KESK’ten, bağlı sendikalarının üyelerinden intikam alır gibi” değerlendirmesinde bulundu.

    “KAYBEDEN HEP İŞÇİLER, EMEKÇİLER VE YOKSUL HALK OLDU”

    Bu toprakların birçok kez darbelere, darbe girişimlerine sahne olduğunu, yıllarca sıkıyönetimle, olağanüstü halle yönetildiğini ifade eden Yıldız, “Darbelere, OHAL’lere, sıkıyönetimlere imza atanlar her seferinde çıkıp ‘ne yaptıysak ülkenin bekası için yaptık. Milli menfaatler için yaptık. Halkımızın çıkarları için yaptık’ nutukları attılar. Oysa tüm darbelerde, sıkıyönetimlerde, OHAL dönemlerinde ne ülkenin bekası ne de milli menfaatler korundu. Kaybeden hep işçiler, emekçiler, yoksul halk oldu. Kaybeden her dönem zaten cılız bırakılan demokrasimiz ve adalet oldu” diyerek tepki gösterdi.

    “8 YIL BOYUNCA KILLARINI KIPIRDATMADILAR”

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Aradan 8 yıl geçti. Bu 8 yıl boyunca aynı plağı çalmaya , ‘15 Temmuz darbe girişimi’ demeye devam ettiler. Ama o girişimin siyasi ayağını ortaya çıkarmak için bir adım bile atmadılar. Oysa bir adım atsalardı; O yapıyla beraber yıllarca ‘beraber yürüdük biz bu yollarda’ nakaratına eşlik edenlerin kimler olduğunu hepimiz öğrenecektik.

    Bir adım atsalardı; Bir günde terör örgütü ilan ettikleri yapının yıllarca sırtını sıvazlayanların, devletin tüm kurumlarına yerleştirip etkin hale getirenlerin kimler olduğunu hepimiz öğrenecektik. Aradan geçen koskoca 8 yılda, 15 Temmuz’un siyasi ayağının üzerindeki perdeyi çekmek için kıllarını bile kıpırdatmadılar.

    “4.240 ARKADAŞIMIZI HUKUKSUZ BİR ŞEKİLDE EKMEĞİNDEN ETTİLER”

    OHAL KHK’leri ile 4 bin 240 arkadaşımızı hukuksuz bir şekilde işinden ekmeğinden ettiler. Ellerinde ne somut bir delil ne de bir dayanak olmadığını biliyorlardı. Ama KESK’in bu ülkede emek ve demokrasi mücadelesi arasında köprüler kuran bir konfederasyon olduğunu da biliyorlardı.

    KESK’in emeğin haklarını korumanın, kazanımlarını kalıcı hale getirmenin tek yolunun o ülkede demokrasinin, barışın, adaletin, hukukun, laikliğin üstünlüğünün tesis edilmesinden geçtiği bilinci ile mücadele eden bir konfederasyon olduğunu biliyorlardı.

    Emekçileri bölmek için iktidarların gölgesinde büyütülen sarı sendikalara, Truva atlarına karşı en başından beri mücadele edenlerin KESK’liler olduğunu biliyorlardı. Tam da bu nedenlerle,  OHAL’i bu topraklarda kalıcı hale getirme hedeflerinin önündeki en büyük hedeflerden birisi KESK’ti Ne yapılıp edilip bu engel kaldırılmalıydı. Çünkü KESK onların suyunu bulandırıyordu.

    “DİZ ÇÖKMEMİZİ, BİAT ETMEMİZİ BEKLEDİLER”

    Bunun için, sendikal hak ve özgürlükler mücadelemize diş bileyen amirlerin, yöneticilerin, gizli tanıkların ifadelerine sarıldılar. Sosyal medya hesaplarımızı didik didik ettiler. Bunları “iltisak”, “irtibat” gibi hiçbir hukuk sisteminde yer almayan ucube kavramlarla ilişkilendirerek ihraç gerekçesi diye sundular.

    İhraç arkadaşlarımızın özel sektörde işe girişini engellediler. Tam bir düşman hukuku ile KPSS’yi kazanan çocuklarının önüne güvenlik soruşturması seti çekip kamuda işe girmelerini engellediler. Düşmanlık ihraçlara “ağaç kökü yesinler”  diyecek boyutlara ulaştı.

    Tüm bunların karşısında susmamızı, diz çökmemizi, biat etmemizi beklediler.

    Ama biz ilk günden bugüne daha fazla kenetlendik. Omuz omuza verdik. KHK’ler gidecek biz kalacağız.  Mutlaka Kazanacağız demeye devam ettik. Bundan sonra da edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tüm Bel Sen’den Beşiktaş Belediyesi’ne: Son teklifimiz geçerli, altına inilmeyecek-VİDEO

    Tüm Bel Sen’den Beşiktaş Belediyesi’ne: Son teklifimiz geçerli, altına inilmeyecek-VİDEO

    PİRHA- Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, Beşiktaş Belediyesi ile yapılan toplu iş görüşmelerinin sonuçsuz kalması nedeniyle belediye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada “Görüşme masasındaki son teklifimiz geçerlidir ve bu rakamların altına inilmeyecektir. Artık yoksullukla değil açlıkla mücadele ediyoruz” denildi.

    Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, Beşiktaş Belediyesi’nin çalışanları oyaladığını, enflasyon karşısında çalışanların ezildiğini belirterek bugün belediye önünde açıklama yaptı.

    Beşiktaş Belediye Yönetiminin toplu iş sözleşmesi sürecini uzatması, taleplerden çok uzak bir teklifle gelmesi dolayısıyla tüm görüşmelerin sonuçsuz kaldığını belirten Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şubesi adına açıklamayı Hüseyin Bilgili okudu.

    “BU KORKUNÇ HAKSIZLIĞI ARTIK KABULLENMİYORUZ”

    Bilgili, ekonomik, siyasal, toplumsal krizin gittikçe derinleştiğini belirterek “Rekor üstüne rekor kıran enflasyon, hayat pahalılığı soframızdaki ekmeğimizi küçültüp, geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor” dedi.

    İşçiler ve memurlar arasında eşitsizliğe yol açtığını belirttiği haksızlığı kabul etmediklerini belirterek şunları ifade etti:

    “Darbeci 12 Eylül zihniyetince hazırlanan yürürlükteki yasa 30 günlük yıllık izinlerde hafta sonlarını yok sayarak her yıl tam 8 günümüzü gasp etmekte ve aslında 30 gün çıktığımızı zannettiğimiz izinler 22 güne düşürülmektedir. İşçiler ve memurlar arasında iş barışını bozan ve eşitsizliğe yol açan bu korkunç haksızlığı da artık kabullenmiyoruz!”

    “BELEDİYE YÖNETİMLERİ MERKEZİ POLİTİKAYA PARALEL UYUM SERGİLİYOR”

    Belediye yönetimlerinin merkezi politikaya paralel tutum sergilediklerini de dile getiren Bilgili, “Sayıştay ve zimmet sopası üzerinden toplu sözleşme ile güvence altına aldığımız haklarımız merkezi hükümetçe geri alınmaya çalışıldığı gibi belediye yönetimleri de antidemokratik yasaya karşı yanımızda durmak, uluslararası hukukun üstünlüğünü anlatmak yerine sürekli mazeret üreterek merkezi politikaya paralel bir tutum almaktadır” dedi.

    “BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ YÖNETİMİ OYALAMA POLİTİKASI İZLİYOR”

    Beşiktaş Belediyesi yönetiminin tüm süreçlerde oyalama politikası izlediğinin de altını çizen Hüseyin Bilgili, şunları kaydetti:

    “Hepinizin bildiği üzere, mevcut toplu sözleşmemiz Beşiktaş Belediye Yönetiminin 0 (SIFIR) zam politikasında ısrar etmesi sebebiyle, görüşmelere başlanmasından itibaren 8 ay sonrasında imzalanabilmiştir. Sözleşmede eksik kalan konular ve yaşanılan hiperenflasyon ortamında aldığımız zammın erimesi sebebiyle, Ocak 2023 tarihinden bu yana ek protokol talebi belediye yönetimine hem yazılı hem de sözlü olarak defalarca yapılmasına rağmen, Beşiktaş Belediye Yönetimi tüm süreçlerde oyalama politikası izlemiştir. Şubemizin ve üyelerimizin kararlı duruşu sonrasında, Beşiktaş Belediye Başkanı Sayın Rıza Akpolat ile yapılan görüşmede olumlu tavır sergilemesi sonucunda yeni bir süreç başlamış ve Temmuz 2023 tarihinde yeni bir ek protokol Belediye Yönetimine sunulmuştur. Sayın Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın olumlu tutumuna rağmen Beşiktaş Belediyesi Toplu Sözleşme Heyetinin olumsuz tavrı, süreci uzatmaya çalışması ve şubemizde yaşanan yönetim değişikliğini bahane edip ek protokol imzalanmasından kaçarak biz kamu emekçilerinin enflasyon karşısında ezilmesine katkı sunmaya devam etmektedirler.”

    “SOSYAL DEMOKRAT TÜM BELEDİYE BAŞKANLARINI EMEKÇİNİN YANINDA YER ALMAYA DAVET EDİYORUZ”

    Bilgili, sosyal demokrat tüm belediye başkanlarını ve yönetimlerini emekçinin yanında yer almaya davet ederek, “Unutulmamalıdır ki, ne şubemizin yaklaşan seçimi ne siyasi partilerin seçimleri ne de yerel seçimler toplu sözleşme süreçlerimizin uzatılmasına, imzalanmamasına veya farklı tutumlar içerisine girilmesine sebep olarak gösterilemez” ddiye belirtti.

    “HAKLARIMIZI ALINCAYA KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”
    Açıklamaya, “Görüşme masasındaki son teklifimiz geçerlidir ve bu rakamların altına inilmeyecektir” denilerek şöyle devam edildi:

    “Artık yoksullukla değil açlıkla mücadele ediyoruz.
    Sesimize kulak verilene kadar barışçıl demokratik tüm haklarımızı kullanacağımızı ifade ettik, bugünkü açıklamamızla kamuoyuna dönük ilk adımımızı attık ve haklarımızı alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
    Bize açlık sınırında bir yaşamı reva gören, haklarımızı, özgürlüklerimizi yok sayan, her seferinde taleplerimizi öteleyen, umudumuzu başka baharlara erteleyen zihniyete artık yeter diyoruz! Mücadelemizi birlikte daha çok büyüteceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, Beşiktaş Belediyesi önünde açıklama yapacak

    Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, Beşiktaş Belediyesi önünde açıklama yapacak

    PİRHA- Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, Beşiktaş Belediyesi ile yapılan toplu iş görüşmelerinin sonuçsuz kalması nedeniyle 26 Ekim’de belediye önünde basın açıklaması yapacaklarını duyurdu. 

    Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, Beşiktaş Belediyesi ile toplu iş sözleşmesinin belediye yönetiminin oyalaması ve sıfır zam nedeniyle 8 ay sonunda imzalanabildiğini duyurdu.

    Yazılı bir açıklama yapan sendika, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra enflasyon karşısında hızla eriyen kazanımlarını iyileştirmek adına başlattıkları ek protokol sürecinde de yine Beşiktaş Belediye Yönetiminin süreci uzatması, taleplerden çok uzak bir teklifle gelmesi dolayısıyla tüm görüşmelerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

    Tüm Bel Sen İstanbul 2 No’lu Şubesi, 26 Ekim Perşembe günü saat 12:30’da Beşiktaş Belediye Başkanlığı önünde konuya ilişkin basın açıklaması yapacaklarını kaydetti.

    Sendika yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Bizler Beşiktaş Belediyesinde emeğimiz ve alın terimizle insanca çalışma ve insanca yaşam mücadelesi veren kamu emekçileriyiz!
    Ülkemizin adım adım içine itildiği ekonomik, siyasal, toplumsal kriz gittikçe derinleşiyor. Rekor üstüne rekor kıran enflasyon, hayat pahalılığı soframızdaki ekmeğimizi küçültüp, geleceğe güvenle bakmamızın önüne set çekiyor.
    Sayıştay ve zimmet sopası üzerinden toplu sözleşme ile güvence altına aldığımız haklarımız merkezi hükümetçe geri alınmaya çalışıldığı gibi belediye yönetimleri de antidemokratik yasaya karşı yanımızda durmak, uluslararası hukukun üstünlüğünü anlatmak yerine, sürekli mazeret üreterek merkezi politikaya paralel bir tutum almaktadır.

    “GÖRÜŞMELER SONUÇSUZ KALDI”

    Tüm Bel Sen İstanbul 2 Nolu Şubesi olarak, Beşiktaş Belediye Başkanlığı ile 2022-2023 yıllarını kapsayan Toplu İş Sözleşmesinin belediye yönetiminin oyalamaları ve taleplerimize sıfır zam ile karşılık vermesi nedeni ile 8 ay sonunda imzalanabilmiştir. İmzalandıktan sonra enflasyon karşısında hızla eriyen kazanımlarımızı iyileştirmek adına başlattığımız ek protokol sürecinde de yine Beşiktaş Belediye Yönetimi süreci uzatma ve farklı seçimleri bahane ederek, gerçeklikle ilgisi olmayan ve taleplerimizden çok uzak bir teklif ile gelmiştir. Yapılan tüm görüşmeler sonuçsuz kaldığından, Tüm Bel Sen İstanbul 2 Nolu Şubesi olarak 26.10.2023 tarihinde (Perşembe) saat 12:30’da Beşiktaş Belediye Başkanlığı önünde basın açıklaması yapma kararı almış bulunmaktayız.

    Bize açlık sınırında bir yaşamı reva gören, haklarımızı, özgürlüklerimizi yok sayan, her seferinde taleplerimizi öteleyen, umudumuzu başka baharlara erteleyen zihniyete “artık yeter” diyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • BES Dersim Genel Kurulu yapıldı: Emek, barış ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    BES Dersim Genel Kurulu yapıldı: Emek, barış ve demokrasiden asla vazgeçmeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Açılışta bir konuşma yapan BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Onurlu bir gelecek mücadelesi yürüten BES ve KESK’e bağlı sendikalar; emek, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik demekten asla vazgeçmeyecek” dedi.

    Büro Emekçileri Sendikası (BES) Dersim Şubesi, 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Açılış ve saygı duruşuyla başlayan programda, önce divan seçimi yapıldı. İHD Dersim Şubesi Eş Genel Başkanı Gürbüz Solmaz’ın divan başkanlığında yapılan genel kurula ilgi büyüktü.

    Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Dersim Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu’nun şehir dışında bulunmalarından dolayı mesajla katıldığı BES Dersim Şubesi 10. Olağan Genel Kurulu’na, Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Coşkun ile başkan yardımcısı Sönmez Aydın, DİSK Genel-İş Dersim Şube Başkanı Çetin Yolluk, Eğitim Sen Dersim Şube Başkanı Hüseyin Kasun, Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, HDP İl Eş Başkanı Nazlı Çelik Öz, Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Sözcüsü Eylem Yamaç, EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin ile birçok sendikacı, siyasetçi ve sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

    “EMEK, DEMOKRASİ DEMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Açılışta bir konuşma yapan ve sendikal sorunlarından bahseden BES Dersim Şube Başkanı Sinan Ulu, “Açlık, yoksulluk, sefalet, güvencesiz çalıştırılma koşullarında, kamusal hizmetlerin özelleştirme politikalarıyla tasfiye edilmesi karşısında, onurlu bir gelecek mücadelesi yürüten BES ve KESK’e bağlı sendikalar; emek, barış, demokrasi, özgürlük ve eşitlik demekten asla vazgeçmeyecek” dedi.

    Yeşil Sol Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş ve EMEP Dersim İl Başkanı Ergin Tekin de birer konuşma yaptılar.

    Konuşmaların ardından yönetim, denetim ve disiplin kurulları faaliyet raporlarının ve mali raporların görüşüldüğü genel kurulun öğleden sonraki oturumunda, yönetim, denetim ve disiplin kurullarının yeni asil ve yedek üyelerinin seçini yapıldı.

    BES Dersim Şubesi’nin yeni yönetim kurulu üyeleri şu isimlerden oluşuyor: Sinan Ulu, Murat Biroğlu, İlker Özbilen, Elif Yıldız, Umut Karabulut, Kazım Hazar, Erol Yıldız. Yönetim kurulu daha sonra toplantı yaparak kendi aralarında görev dağılımı yapacak.

    PİRHA/DERSİM

     

  • KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: Umutsuz değiliz; mücadele, yaşam devam ediyor-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: Umutsuz değiliz; mücadele, yaşam devam ediyor-VİDEO

    PİRHA – KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, seçimlerin ardından döviz kuru, altın ve borsadaki yükselişin emekçilerin aleyhine bir durum olduğunu vurguladı. Bozgeyik, “Bu krizden yine sermaye kesimleri yararlanıyor. O açıdan emekten, demokrasiden, barıştan yana olarak, diğer emek meslek örgütleri ile daha koordineli, ortak mücadeleyi yürütmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden çıkan sonuç, emek kesiminde de memnuniyetle karşılanmadı. Süregiden ekonomik krizin, işçi ve kamu çalışanlarını daha da yoksullaştıracağı vurgusu yapılıyor.

    “EŞİTSİZ KOŞULLARDA BİR SEÇİM SÜRECİ”

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, seçim sürecine ilişkin görüşlerini paylaştı. Bozgeyik, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin “kaotik bir ortamda” geçirildiğinin altını çizdi. KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, seçimlerin adil koşullarda yapılmadığını da belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Devletin tüm olanaklarının Cumhur İttifakı tarafından kullanıldığı, Ulaştırma, İçişleri Bakanlığı gibi kritik bakanların istifa etmemiş olması, ayrıca devletin vali, kaymakam ve emniyet müdürlerinin; yani tüm bürokrasinin sahada açıktan iktidar lehine faaliyet yürüttüğü bir süreç oldu. AKP’li belediye başkanlarının, belediye olanaklarını; araçlarını, maddi olanaklarını seferber ettiği eşitsiz koşullarda bir seçim süreci yaşadık. Özellikle Medya açısından eşit propaganda olanağının tanınmadığı, yandaş medya üzerinden sürekli iktidar lehine programların yapıldığı, yine hem Emek ve Özgürlük İttifakı hem de Millet İttifakı ve sayın Kılıçdaroğlu’na yönelik itibarsızlaştırma, montaj videolar üzerinden manipülasyona açık bir ortamda seçim süreci yaşandı.”

    “KUTUPLAŞTIRICI SÖYLEM, YOKSULLUĞU GÖRÜNMEZ HALE GETİRDİ”

    Mehmet Bozgeyik, parlamentonun daha da sağcılaştığını işaret ederek sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Millet ittifakı içerisindeki sağcı ve muhafazakar partilerden 39 milletvekilini de düşündüğümüzde 407 oranında bir milliyetçi parlamentoyla karşı karşıyayız. 1946 Demokrat Parti döneminden sonra ilk defa Türkiye Büyük Millet Meclisi bu kadar gerici, emek, kadın düşmanı bir vekil ağırlığına sahne oldu. Doğal olarak bu önümüzdeki dönem açısından daha fazla otoriterleşme olacaktır. Demokrasinin kırıntılarına bile kavuşamayacağımız, zaten yetersiz olan demokratik haklarımıza dönük yoğun saldırıların gelişeceği bir dönemle karşı karşıya kalacağımız ortada. Özellikle seçimin kaderini bekleyen iki etmenden söz edebiliriz. Özellikle Türkiye’deki kriz sürecini bir ranta çevirmeye çalışan yurt dışı seçmenlerinin, özellikle de Almanya, Fransa ve Hollanda’da AKP’ye %55 oranında oy çıkması, 80 milyona yakın insanın kaderini belirleyen bir durumu ortaya çıkarttı. Yine nüfus kayıt sistemi ile YSK’nın seçmen listesi arasındaki tutarsızlıklar ve özellikle mülteci göçmenlerin ne kadarının oy kullandığı ve ne kadarına vatandaşlık verildiği gibi tartışmalar da var. Yine mükerrer oy kullanımı ile ilgili çeşitli eleştiriler de mevcut. Özellikle YSK’nın parmak boyası uygulamasını getirmemesinin bir nedeni de bu mükerrer oyun önünü açmış olması ve denetimden uzak bir seçim süreci yaşadığımızı ortaya koyuyor.

    Doğal olarak bu kutuplaştırıcı, düşmanlaştırıcı, kendisinden olmayan herkesi ‘terörist’ gören söylem, bu işsizliği, yoksulluğu görünmez hale getirdi. Bu yoğun propaganda etkisi iktidarın elini güçlendirdi ve sağ popülist Politikalar seçmende tamamen bir kutuplaştırmayı ortaya çıkardı. Ancak bizler bunu bir demokrasi mücadelesi olarak görüyoruz. Umut vaat eden gelişmeler de var. Özellikle %50’ye yakın bir toplumsal kesimin, bu tek adam rejimine onay vermediğini de gördük. Bu aslında toplumsal muhalif kesimler açısından önemli bir veri. Bunu önümüzdeki dönem iyi değerlendirmek gerekiyor. Özellikle sokaktan geri çekilmemek, mücadeleyi iş yerlerinde, fabrikalarda, varoşlarda, halk kesimi ile birlikte daha demokratik ve toplumcu bir siyaset izleyerek yerel seçimlere giderken bu eleştiri-öz eleştiri sürecini her kurum kendi içerisinde değerlendirerek doğru bir mücadele hattı çıkarabilir.”

    “VAZGEÇENLER KAYBEDİYOR”

    Mehmet Bozgeyik, oluşan Meclis profilinin, daha çok sermaye gruplarını, üst bürokrasiyi temsil ettiğini de anlattı. KESK olarak gelecek dönemde yapılacaklara da değinen Bozgeyik, şöyle devam etti:

    “Bizler ayrımsız, özellikle parlamentoda emekçilerin sorunlarının gündemleştirilmesi, ücret, liyakat, mülakatın kaldırılması ve iş güvencesi sorunu gibi temel meseleleri gündem yaparak bunun üzerinden bir mücadele hattı oluşturacağız. Her ne kadar meclis çoğunluğu sadece emek karşıtı bir profile sahipse de ve mevcut iktidarın, 21 yıllık politikalarının bir devamı şeklinde gelişecek. Süreç aslında Türkiye’yi önümüzdeki günlerde daha fazla krize, kaosa sürükleyebilir. Seçimden bu yana döviz kurunda, altında ve borsadaki yükseliş doğal olarak emekçilerin aleyhine olan bir durum. Bu krizden yine sermaye kesimleri yararlanıyor. O açıdan emekten, demokrasiden, barıştan yana biz KESK olarak diğer emek meslek örgütleri ile daha koordineli ortak mücadeleyi yürütmemiz gerekiyor. Bu seçimlere girerken herkesin seçim sloganı ‘birleşerek kazanacağız’ şeklindeydi. Bence bu slogan anlamlı ve önemliydi. Ancak yeterince altı doldurulup toplumsallaştırılamadı. Buradan yola çıkarak aynı şiarla iş yerlerinde daha fazla örgütlenme ve bu söylemiş olduğumuz emekten yana politikaların işçilere, emekçilere ulaştırılması noktasında bir olanak zemini de ortaya çıktığını düşünmek gerekiyor.

    Umutsuz değiliz sonuçta mücadele, yaşam devam ediyor. Bir şekilde Türkiye’nin de bir mücadele ile yeniden demokratik bir zemine evrilebileceğini düşünebiliriz. Sonuçta sürekli kaybedenler değil, aslında vazgeçenler kaybediyor. O açıdan vazgeçmemek gerekiyor. Yüzyıllardır emekçiler kendi hakları, demokrasi için mücadele ediyorlar. Dönem dönem kazanımları da yenilgileri de oldu. Bugün Avrupa’da da bu sağ popülist politikalar nedeniyle kriz söz konusu. Tüm dünyada aslında emekçiler aleyhine politikalar geliştiriliyor. Hem enternasyonalist bir dayanışma hem Türkiye’deki emekçilerin birlikte mücadelesi ile haklarımızın yeniden kazanılması ve var olan haklarımızı kaybetmeme noktasında da sokakta olmak gerekiyor. Geri adım atmamak gerekiyor.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • KESK Kadın Sekreteri Gevher: Cenazeler defnedilemiyor, enkaz altında; hijyen sorun-VİDEO

    KESK Kadın Sekreteri Gevher: Cenazeler defnedilemiyor, enkaz altında; hijyen sorun-VİDEO

    PİRHA- KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, heyet olarak Adana, Osmaniye, İskenderun, Antakya’da çalışmalar yürüttüklerini, enkazların hala kaldırılmadığını, genel bir koordinasyonsuzluk yaşandığını söyledi. Deprem bölgesinde hijyenin ciddi bir sıkıntı olduğunu belirten Gevher, “Cenazeler defnedilemiyor, enkaz altında cenazeler. Bu durum çok acı” dedi.  

    Maraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin üzerinden 8 gün geçti. Depremler 10 ilden bazılarında büyük yıkım gerçekleştirdi. 6 Şubat’taki depremlerin en ağır hasara yol açtığı kentlerin başında ise Hatay geliyor.

    KESKS Kadın Sekreteri Döne Gevher, heyet olarak Adana, Osmaniye, İskenderun, Antakya’da çalışmalar yürüttüklerini, mümkün olduğunca yereller üzerinden koordinasyonlar, iletişim ağları oluşturmaya çalıştıklarını söyledi.

    “GENEL BİR KOORDİNASYONSUZLUK VAR”

    PİRHA mikrofonuna konuşan Gevher, Antakya’nın enkaza dönüştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

    “Depremin ikinci günü Adana’daydık. Üçüncü gün Antakya Samandağ’a geçtik. Antakya enkaza dönüşmüş durumda. Çok sayıda kayıp var. Genel bir koordinasyonsuzluk var. Dağıtımın her yere ulaşmasına engel oluyor. En uzak noktaya bile yardımların ulaştırılması lazım. Benzin ciddi bir sorun. Biz mobilize araçlarla ihtiyaç duyulan malzemeleri taşımaya çalıştı az sayıdaki gönüllü arkadaşlarımız. Hala çalışmaya devam ediyorlar.”

    “Burada gördüğümüz şey, aslında devletin itibar üzerinden yürüttüğünün bir itibarsızlığa dönüşme hali” diyen Gevher, “İtibar böyle bir dönemde hızlıca hareket edebilmek, koordine olabilmek, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler, iktidar, muhalefet, hepsinin bir araya gelerek şeffaf yürütülebilecek bir çalışma anı oluşturabilmektir. Ama böyle bir çalışma ağı yok” ifadelerini kullandı.

    Devletin bürokratik tarzının deprem bölgesinde de devam ettiğine dikkat çeken Gevher, şöyle devam etti:

    “Yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler yoğun bir çalışma içerisinde ve bu çalışmayı da her yere ulaşabilecek şekilde yapıyorlar. Devletin bürokratik tarzını burada da görüyoruz. ‘Gelip alsınlar, gelip yapsınlar, talep etsinler’ şeklinde. Talep etmenin ötesinde yardımların en ücra köşelere ulaştırılması gerekiyor.”

    “ENKAZLAR DURUYOR, HİJYEN CİDDİ SORUN, TEMİZ SUYA İHTİYAÇ VAR”

    Enkazların hala durduğunu belirten Döne Gevher, “Hijyen ciddi bir sorun. Salgın hastalıklarla karşılaşmak yüksek. Temiz suya ihtiyaç var. Elektrik kısmen var. Her yerde yok. Kış koşulları sorun. Her şeyden önemlisi cenazeler defnedilemiyor. Enkaz altında cenazeler. Bu durum çok acı. Kolay atlatılamayacak. Hep birlikte dayanışma içinde sorumluluk alınması gereken bir süreç. Depremzedeler için yaşam alanları oluşturulması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Depremden etkilenen kamu emekçilerine hala ulaşamadıklarını, bir tespit gerçekleştiremediklerini söyleyen Gevher, “Antakya’da yıkım çok ağır. Henüz bir tespit yapamadık. Hepsi bir travma yaşadı. Telefon hattı da sıkıntılı. Emekçilerin idari izinli olarak kabul edilmesi gerekiyor. Hepimiz çok etkilendik. yoldaşlarımızı kaybettik” dedi.

    Diren KESER/ANTAKYA 

  • KESK, ekonomik krize karşı Samsun’da büyük miting yapacak-VİDEO

    KESK, ekonomik krize karşı Samsun’da büyük miting yapacak-VİDEO

    PİRHA – KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yaşanan ekonomik krize karşı 19 Mart’ta Samsun’da bölge mitingi yapacaklarını belirtti. “AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu baskı, yoksulluk ve aleyhimize olan ekonomik politikalara karşı çıkacağız” diyen Bozgeyik, “Ortak mücadele” vurgusu yaptı.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), artan yoksulluğa karşı 19 Mart’ta sokağa çıkıyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, dünyada ve özellikle de ülkemizde yaşanan yoğun ekonomik krize işaret etti.

    Bozgeyik, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi ile birlikte ekonomik ve siyasal krizin daha fazla derinleştiğini vurgulayarak, “Uzun süreden beri Türkiye’de AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu neo-liberal, özelleştirici, halktan yana olmayan politikalar nedeniyle derin bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Bu krizin ortaya çıkarmış olduğu yoksullaşma ve güvencesizlik her geçen gün artarak devam ediyor. Özellikle 3. Dünya Savaşı olarak ifade edebileceğimiz bu dönemde en fazla Avrupa ve Türkiye’nin etkileneceği ortada. Türkiye’nin hem enerjiye bağımlılığı hem tarımsal politikalarda izlemiş olduğu özelleştirme politikaları, çiftçilere yeterince destek vermemesi, dışa bağımlılığın da gelişmesi ve Ukrayna’dan buğday ithalatının çok yoğun yaşandığı bir süreçte bu savaşın çıkması önümüzdeki günlerde ülkemizin gıda krizine varan bir krizle de karşılaşacağımızı ortaya çıkarıyor” ifadelerini kullandı.

    “ÖZELLEŞTİRMELERDEN VAZGEÇİLMESİ İÇİN ALANLARA ÇIKACAĞIZ!”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, yaşanan ekonomik krizden ve en fazla etkilenen kesimin başında kamu emekçilerinin olduğuna vurgu yaptı. Bozgeyik, artan yoksulluğa karşı 19 Mart’ta Samsun’da yapacakları mitinge dair şunları söyledi:

    “3 milyonun üzerinde kamu emekçisi ve 2 milyonun üzerinde kamudan emekli olan insanların almış oldukları ücretlere baktığımızda yoksulluk sınırının çok çok altında… En son Türkiye’de açıklanan resmi verilere baktığımızda yoksulluk sınırı 16 bin TL’ye ulaşmış. Açlık sınırı ise 5000 TL ulaşmış durumda. Asgari ücrete %54 oranında zam yapılmasına rağmen bugün bir asgari ücretle çalışan işçinin almış oldu aylık tutar açlık sınırının altında kalmış durumda. Doğal olarak 2022 yılı bütçesinde savaştan, militarist politikalardan vazgeçilerek, ülke kaynaklarının, toplanan vergilerimizin de yatırıma, istihdama, emekten yana harcanması noktasında taleplerimiz vardı. Bütçe Mecliste görüşülürken KESK olarak emek ve demokrasi güçleri ile birlikte 4 bölgede ortak mitingler yaptık. Krizin daha fazla derinleştiğini görmemizden 1 Mayıs’a da giderken hem bu krizin bedelini emekçilerin ödememesi; elektriğe, doğalgaza, ulaşıma yapılan zamlara da baktığımızı % 100’ü aşan bir enflasyonla karşı karşıyayız.

    “KAYNAKLARIMIZ OTOBANALRA, KÖPRÜLERE HARCANIYOR”

    Doğal olarak bu yaşam koşullarının iyileştirilmesi, güvenlikçi politikalardan, özelleştirmelerden vazgeçilmesi; özellikle de kamu özel işbirliği projeleri ile kaynaklarımız şehir hastaneleri, otobanlar, araç garantili köprülere aktarılıyor. Bunların durdurulması ve kamulaştırılması talebimiz var. Bu açıdan Samsun bölgesinde, 19 Mart Cumartesi günü Karadeniz bölge mitingi yapacağız. 12 ilden bu mitinge katılım olacak ve o illerdeki emek meslek örgütleri, demokrasi güçleri ile görüşmelerimiz devam ediyor. Bir bütün olarak AKP-MHP iktidarının uygulamış olduğu baskı, işsizlik, yoksulluk politikalarının geri alınmasına ilişkin toplumsal muhalefeti, hep birlikte Karadeniz’de karşı çıkmaya çağırıyoruz. Önümüzdeki günlerde Nevroz’da benzer taleplerle; yani özgürlük ve bu baskı ortamının kaldırılması, Türkiye’de demokrasinin yeniden inşa edilmesi üzerine talepler ile halklar alanlarda olacak. Nevroz’dan hemen sonra da 1 Mayıs’ta bizler; emekçiler ve yoksullar olarak ‘Yeni bir toplumsal yaşam mümkün. Savaşa karşı halkların birlikte ortak mücadelesi’ çağrısı ile yine alanlarda olacağız.”

    “YENİDEN EMEKÇİLERİN BİRLİĞİNİ İNŞA ETMEK İÇİN…”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, son olarak Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda saat 12.00’de yapılacak mitingin yeni bir başlangıç olduğunu ifade ederek, “Özellikle Nisan ayında benzer eylemler ile yerel etkinliklerin güçlü bir şekilde hayata geçirilmesi noktasında bir çaba içerisinde olacağız. Buna ilişkin DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Türkiye Barolar Birliği gibi birçok kurumla da görüşmelerimiz devam edecek. Yeniden emekçilerin birliğini, birleşik mücadeleyi, güçlü bir emek platformunun inşa edilmesine yönelik de yoğun bir döneme girdiğimizi ifade etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

    EREN GÜVEN/ANKARA

  • Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    Tüm Bel-Sen: Halk can derdinde, AKP Saray yönetimi rant!’-VİDEO

    PİRHA-Tüm Bel-Sen, ‘Ekonomik buhran, salgın, yangınlar ve afetler’ başlıklı basın açıklaması yaparak iktidarın bu yönlü politikalarını masaya yatırdı. Genel Başkan Erdal Bozkurt yaptığı açıklamada Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” dedi.

    Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin 2 Ağustos’ta başlamasının ardından sendikalar da bu yönlü taleplerini dile getirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin basın açıklaması yapan Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) 4,2 milyon kamu emekçisi ile 2,2 milyon kamu emeklisini yakından ilgilendiren sürece dair görüşlerini belirtti.

    KESK, teklifini 2 Ağustos’ta hükümete sundu. Çalışma Bakanlığı’nın, 12 Ağustos’ta iktidara sunduğu teklif ise emekçilerin tepkisine neden oldu.

    “DEMOKRATİK TİS TALEBİMİZ GÖZ ARDI EDİLİYOR”

    Tüm Bel-Sen Genel Merkez binasında yapılan açıklamada Genel Başkan Erdal Bozkurt, “Teklif diye sunulan şey aslında çalışanları, emeklilerle birlikte yoksulluk ve sefalete itmek, açlıkla terbiye etmenin adıdır” dedi.

    Tüm Bel-Sen Genel Başkanı Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında, “TÜİK’in zorlama kalemlerle yazdırdıkları, devletin, ‘şu rakamları çıkartın’ dediği enflasyon rakamlarının dahi çok altında bir rakamla karşı karşıya kaldık. Dolayısıyla bu teklifin kabul edilir bir yanı yok. Bu masanın gerçek bir toplu sözleşme masası olmadığını ifade ettik. Bu yaşananların sevindirici bir de şöyle yanı vardı; işveren güdümüyle büyümüş ‘hormonlu sendika’ dediğimiz sarı sendika da o masada aynı cümleleri kurmuştu. Demokratik bir toplu sözleşme yasasından bahsedildi. Fakat hükümet üzerinden bunların göz ardı edildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Erdal Bozkurt, konuşmasının devamında ülke genelinde yaşanan afetlere de dikkat çekti. “Yaşananlar doğal afet değil, sermaye ve ortaklarının rant politikasının sonucudur” diyen Bozkurt, şu açıklamayı yaptı:

    “Doğanın ve emeğin sınırsız sömürüsüne dayalı kapitalist ekonomi politikaları sonucu dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de iklim koşullarının değişmesi, ormanlık alanların rant elde edilecek araziler olarak görülerek ve imara açılması, kontrolsüz ve kuralsız madencilik, insanlarımızın ve tüm canlıların yaşam alanlarını ve geleceğini tehdit etmeye başlamıştır.

    Ülkemiz de yıllardır benimsemiş olduğu hatalı kentleşme politikalarının bir sonucu olarak, giderek artan ve görünür hale gelen iklim değişikliğinin etkisi altındadır. Dere yataklarını daraltarak beton kanallara hapsedilip imara açılması, aynı dere üzerinde sayısız HES inşa edilmesi, kapitalist sistemin yarattığı ilkim krizinin etkisini daha da arttırdığını acı bir şekilde deneyimliyoruz. Yangın ve Sel riskini gözetmeden sürdürülen doğaya ve insana yabancı kentleşme, tarım, turizm ve sanayi politikalarıyla felaketlere davetiye çıkarılmıştır.

    Yaşanan felaketlere karşı hazırlık amaçlı en temel sorumluluklarını yerine getirmeyen hükümet, bir yandan yangınlara müdahale amacıyla oluşturulan kriz merkezlerine yangın bölgelerini en iyi bilen, oradaki insan ve canlıları en yakından tanıyan yerel yönetimleri dahil etmeyerek; diğer yandan da yangınlara müdahale ederken gösterilen zafiyetin sorumluluğunu yerel yönetimlere atarak hesap vermekten kaçmak istemektedir.

    Yaşadığımız yangınlara ilişkin siyasi rant elde etmek için çeşitli spekülasyonlar yapılsa da, yangınlar devam ederken Resmi Gazetede yayımlanan 7334 sayılı ‘Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ ile, orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufunun Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakılması; yangını dahi rant ilişkilerine araç eden bir iktidarın insanlarımızın ve canlıların yaşam alanlarını korumaktan ne kadar uzak olduğunu gözler önüne sermiştir.

    Şurası açıktır ki, yaşadığımız bu felaketlerin birinci düzeyde sorumlusu; haftalar öncesinde bu dönemde yaşanabilecek yangın ve sel riskine yönelik acil önlemlere dikkat çeken bilim insanlarına kulak tıkayan; uyarıların tam tersine hiçbir tedbir almayan, ilgili bakanlıklar ve onun bağlı olduğu tek adam rejimidir.

    Tüm Bel SEN olarak, yangın ve sel bölgelerinin acilen afet bölgesi ilan edilmesini, zarar gören tüm vatandaşların kayıpları geri ödemesiz biçimde devlet tarafından karşılanmasını, yapılan tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirleri almayarak yangınların ve selin ulusal afete dönüşmesine neden olan sorumluların derhal istifa etmesini ve yargılanmasını istiyoruz.”

    “ORMAN VE İNSAN YAKANLAR MADIMAĞI YAKANLARDIR”

    KESK ve Eğitim Sen kurucularından Milletvekili Kemal Bülbül de basın toplantısında konuşarak “Hiçbir devrimci; can, orman ve insan yakmaz. Orman ve insan yakanlar Madımağı yakanlardır, Gar Katliamını yapanlardır, Konya katliamını yapıp evi ateşe verenlerdir. Bunların da AKP ile politik soydaş oldukları açık şekilde ortadadır” dedi.

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Hükümet ve devlet Karadeniz sele gitmiştir Akdeniz’de ise yanmıştır” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Sel ve orman yangını mağdurlarına çay atan devlet ne kadar çaresiz, aciz ve pespaye olduğunu da açık bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla doğaya, kadına, insanlığa, kainata karşı işlenmiş bir suç vardır. Biz Alevi toplumu olarak Kerbela yassı içerisindeyiz. Memleket de Kerbela’ya dönmüş durumda. Kerbela’yı kerbela yapan Yezit zihniyetidir. Şu anda iktidarda olan da ırkçı, faşist Yezit zihniyetidir.

    Emekçiler, Kürt halkı, Alevi toplumu, kadınlar, gençlik ve bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya gelip, insanlığa, doğaya ve her şeye karşı sorumluluğumuzun yapmanın yeri ve zamanıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hükümet kamu emekçisine yüzde 5+6 zam teklif etti

    Hükümet kamu emekçisine yüzde 5+6 zam teklif etti

    AKP Hükümeti, milyonlarca kamu emekçisini ilgilendiren zam teklifini yüzde 5+6 ve enflasyon farkı olarak açıkladı.

    Yaklaşık 4,2 milyon kamu emekçisi ile 2,2 milyon emeklisinin aylıklarına 2022 ve 2023 yıllarında yapılacak zam oranı konusunda gözünü diktiği AKP hükümeti ilk zam teklifini açıkladı.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, hükümetin kamu emekçilerinin maaşına ilişkin zam teklifini açıkladı.

    Buna göre, memura İlk 6 ay için yüzde 5 artı enflasyon farkı verilirken, İkinci 6 ay için yüzde 6 artı enflasyon farkı verildi.

    KONFEDERASYONLARIN TALEBİ

    Memur-Sen memur ve memur emeklilerine 2022 yılı için yüzde 21, 2023 yılında yüzde 17 olmak üzere iki yıl için toplam yüzde 38 artırılmasını isterken, kamu görevlilerine ayrıca toplam yüzde 6 refah payı talebinde bulunmuştu.

    Kamu-Sen, taban aylığa seyyanen net 600 lira telafi artışının yanı sıra 2022 yılı için yüzde 21 zam ve yüzde 3 refah payı, 2023 yılı için yüzde 17 zam ve yüzde 3 refah payı talep etmişti.

    KESK: EN DÜŞÜK 6 BİN 900 TL OLMALI

    Görüşmelerde yer alan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ise şu taleplerde bulunmuştu:

    * Emekçinin grev yapma hakkını engelleyen 6288 sayılı kanunun değiştirilmesi.

    * Son iki yılda emekçinin yüzde 8,5’lik kaybının telafi edilmesi.

    * En düşük memur maaşını 6 bin 900 TL’ye çıkarılması.

    (HABER MERKEZİ)

  • TMMOB: Kamu emekçileri üzerindeki siyasi baskı politikalarına derhal son verilsin!

    TMMOB: Kamu emekçileri üzerindeki siyasi baskı politikalarına derhal son verilsin!

    PİRHA-TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, KHK ile işinden atılan emekçilerin bir an önce işlerine geri dönmesi gerektiğini belirterek, “Özellikle kayyumlar tarafından yönetilen belediyelerde kamu emekçileri üzerindeki baskılar sona ermelidir” dedi.

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz tarafından, OHAL Kanun Hükmünde Kararnameleri ile kamudaki görevinden haksız-hukuksuz biçimde ihraç edilenlerin işlerine geri dönmesi ve kayyımlar eliyle yönetilen belediyelerde kamu emekçileri üzerindeki baskıların sona ermesi için bir basın açıklaması yapıldı.

    OHAL KOMİSYONU ÇALIŞMIYOR

    2016 yılında ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle kamudaki görevlerinden haksız-hukuksuz biçimde ihraç edilen yurttaşların ve üyelerin yaşadıkları mağduriyetin devam ettiğini söyleyen Koramaz, “Haklarında hiçbir mahkeme kararı olmaksızın, herhangi bir idari soruşturmaya tabi tutulmaksızın bir gecede tüm yaşamları karartılan ihraçlar, aradan geçen bunca süre içinde kendilerini savunabilecekleri bir mahkeme önüne bile çıkamadılar. 2017 yılı başında kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu, süreci uzatmaktan, mağdurların hukuka erişimini engellemekten başka bir işe yaramamaktadır” dedi.

    “KAMU GÖREVİNDEN ÇIKARILMA TEHDİDİYLE BASKIYA UĞRAMAKTADIR”

    Başlangıçta bir yıllık görev süresiyle kurulan OHAL komisyonun, 4 yılı aşkın zamandır kendisine yapılan 126 bin 300 dosya hakkındaki işlemlerini tamamlayamadığını vurgulayan Koramaz şöyle devam etti:

    “Çalışma hızı giderek düşen ve bazı dosyaların incelenmesini özellikle sona bırakan Komisyon, 2020 yılı içinde sadece 14 bin 10 dosya hakkında karar vermiştir. Komisyon’da halen 14 bin 320 dosya bekletilmektedir. 2021 yılının ilk 4 ayında yapılan işlemlere ilişkin herhangi bir duyuru ve rapor yayınlanmamıştır. 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 2018 yılından eklenen geçici 35. Madde ile kamu görevinden çıkarma yetkisi OHAL Dönemi sonrasında da idare tarafından hukuksuz biçimde kullanılmaya devam etmiştir. Bu madde nedeniyle kamu kurumlarında görev yapan tüm emekçiler, halen ihraç edilme korkusuyla yüz yüze bulunmaktadır. Özellikle kayyum atanan Belediyelerdeki kamu emekçileri, bu maddeyle sindirilmek istenmekte, kamu görevinden çıkarılma tehdidiyle baskıya uğramaktadır.”

    “SİYASİ NEDENLERLE CEZALAR VERİLİYOR”

    Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki belediyelerde birçok üye ve meslektaşlarının OHAL döneminde yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnameler ile hukuksuz bir şekilde görevlerinden ihraç edildiğini dile getiren Koramaz şunları kaydetti:

    “Daha sonrasında seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınmasıyla kayyumların atandığı bu belediyelerin hemen hepsindeki yönetici pozisyonlara liyakatsiz idareciler getirilmiştir. Üyelerimiz, bu liyakatsiz ve partizan idareciler tarafından hedef alınarak, meşruluğu tartışılan disiplin kurullarında, asılsız ve hukuk dışı soruşturmalara maruz bırakılmıştır. Belediyelerde çalışan pek çok personel tamamen siyasal nedenlerle kademe durdurma, maaş kesme, açığa alma ya da görevden ihraç gibi idari cezalara maruz kalmaktadır.”

    “EMEK DÜŞMANLIĞI YAPILIYOR”

    Başta kayyumla yönetilen belediyeler olmak üzere kamu kurumlarında çalışan emekçiler üzerindeki haksız ve hukuksuz baskılara derhal son verilmesi gerektiğini aktaran Koramaz,  “Halka hizmet etmek için görev yapan kamu emekçilerini siyasi gerekçelerle sindirmeye çalışmak, emek düşmanlığı olduğu kadar, halk düşmanlığı anlamına da gelmektedir. Emekçilerin haklarına sahip çıkmak, üyelerimizin çıkarlarını korumak için tüm demokratik ve hukuki yolları sonuna kadar kullanacağımızın bilinmesini isteriz. Yıllardır devam eden adaletsizliğin giderilmesi için OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kapatılmalı, haksız-hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen herkes işlerine geri dönmeli, kamu emekçileri üzerindeki siyasi baskı ve yıldırma politikalarına derhal son verilmelidir” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’ten pandemiye ilişkin acil 14 talep!

    KESK’ten pandemiye ilişkin acil 14 talep!

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Covid-19 salgınına karşı yeteri önlemin alınmadığını belirterek Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na “Kamu emekçilerine yönelik alınması gereken 14 acil talep” iletti.

    KESK, Covid-19 salgını sebebiyle yaşamını yitiren kamu emekçilerinin durumuna bir kez daha dikkat çekti. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen ve Mehmet Bozgeyik, iktidarın, Covid-19’u meslek hastalığı olarak kabul görmediğini belirterek Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü’ne “Kamu emekçilerine yönelik alınması gereken 14 acil talep” başlıklı raporu iletti.

    “Daha fazla ölmek istemiyoruz!” başlıklı yazıda “Bu duruma gelinmesinde iktidarın pandeminin ilan edildiği 11Mart 2020 tarihinden buyana daha çok ‘çarklar dönsün de gerisi bir şekilde halledilir’ ile ifade edilebilecek sosyal ve ekonomik politikalarının belirleyici olduğunu düşünmekteyiz” ifadeleri kullanıldı.

    “SOSYAL DESTEKLİ 4 HAFTALIK TAM KAPANMA”

    KESK Eş Başkanlarının paylaştığı yazıda, kamu emekçilerinin hızla yayılan covid 19 salgınına rağmen yoğun çalışmaya devam ettiklerine ve son 48 günde 16 eğitim emekçisinin yaşamını yitirdiğine de vurgu yapıldı.

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un “Evde hastalananlar var, nasıl meslek hastalığı kabul edelim?” açıklamasının eleştirildiği yazıda şu talepler sıralandı:

    “Önümüzdeki günlerde bizleri daha zorlu bir sürecin beklediği göz önüne alınarak öncelikle;

    -Pandemi ile mücadelede başta gerçek vaka ve ölüm sayıları olmak üzere süreç tam anlamıyla demokratik ve şeffaf yürütülmelidir.

    -Sosyal destekli 4 haftalık tam kapanma, kademeli açılma ve tam bir izolasyon hayata geçirilmelidir.

    -COVID-19 illiyet bağı aranmaksızın sağlık çalışanları için meslek hastalığı kabul edilmelidir.

    -Hastanelerin yanında, güvenli açık alanlarda ve seyyar test yapılabilecek koşullar oluşturularak yaygın test yapılmalıdır.

    -Güvencesiz kadrolarda çalışan personelin güvenceli kadroya geçmesi sağlanmalı, haklarında kesin yargı kararı bulunmayan ihraç tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmelidir.

    -Başta yoksul halk kesimleri olmak üzere halka parasız ve nitelikli maske dağıtılmalı, su ve hijyen ürünleri ücretsiz sağlanmalıdır.

    -Aşıda patentin kaldırılmasına yönelik uluslararası alanda çaba yürütülmelidir.

    -Başta sağlık, eğitim, PTT’de çalışan kamu emekçileri olmak üzere tüm kamu emekçileri hızlıca iki doz aşılanmalı, düzenli aralıklarla test yapılmalıdır.

    -Okulların yüz yüze eğitime hazır hale getirilmesi için derslik sayısı arttırılmalı ve eğitime ulaşım imkânları sunulmalıdır.

    -Sağlıklı ve güvenli bir eğitim için ihtiyaç duyulan öğretmen, temizlik ve sağlık personellerinin kadrolu olarak atamaları yapılmalıdır.

    -Kalabalık okullarda, öğretmenler odası sayısı artırılmalı, öğrenci ve öğretmen tuvalet sayılarının artırılması için çalışma yapılmalıdır. Uzaktan eğitim yapan okullardaki derslikler geçici süreliğine yüz yüze eğitime devam eden ilkokullara ayrılmalıdır.

    -KESK olarak kamuda uzaktan çalışma ve dönüşümlü çalışma gibi çalışma yöntemlerinin sadece pandemi dönemi ile sınırlanması gerektiğini, kamu emekçilerinin hak kayıpları yaşamasının önünü açan söz konusu modellerin kalıcı hale getirilmesine karşı olduğumuzu her platformda ifade ettik, etmeye devam ediyoruz.

    Bu nedenle; kamu emekçilerinin mağduriyetinin giderilmesi için keyfiyete yol açmayan, uygulama birliğini-bütünlüğünü sağlamaya dönük düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir. Herhangi bir hak kaybına yol açmaksızın yarı zamanlı, vardiyalı, dönüşümlü çalışma, ücretli izin gibi uygulamalar hayata geçirilmelidir.

    -Eşi ister kamuda ister özel sektörde çalışsın erkek-kadın ayrımı yapılmadan tüm kamu personelini kapsayan, dönüşümlü ücretli ebeveyn izni, herhangi bir hak kaybı yaşanmaksızın, hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir.

    -Kronik hastalığı olan, engelli ve hamile (24 haftadan küçük hamilelikler de dahil) tüm kamu emekçilerine keyfi yorumlanmaya açık olmayacak netlikte idari izin hakkı tanınmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’liler Eskişehir’e ulaştı-VİDEO

    KESK’liler Eskişehir’e ulaştı-VİDEO

    PİRHA-KESK’in 24 Mart’ta İstanbul’da başlattığı yürüyüş Eskişehir’e ulaştı. KESK Eş Başkanı Aysun Gezen, “Bizler, Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen emekçiler için bakanlıkla görüşüp defalarca bu adaletsizliğin ortadan kaldırılmasını istememize rağmen bakanlık, ısrarla görüşmekten kaçındı. Aslında bu ne kadar adaletsiz bir düzenin olduğunun itirafıdır” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 24 Mart’ta İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş Eskişehir’e ulaştı.

    “YARIN BAKANLIK ÖNÜNDE KHK ZULMÜNE, ZORBALIĞINA KARŞI OLACAĞIZ”

    “Yarın Bakanlığın önünde olacağız. Taleplerimizi bir kere daha oradan dile getireceğiz. Kanun Hükmünde Kararnamenin kendisi hukuksuzluktur ve aynı zamanda güvencesizleştirmenin kendisidir” diye konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen,  şunları söyledi:

    “Bizler, Kanun Hükmünde Kararname ile ihraç edilen emekçiler için bakanlıkla görüşüp defalarca bu adaletsizliğin ortadan kaldırılmasını istememize rağmen bakanlık, ısrarla görüşmekten kaçındı. Aslında bu ne kadar adaletsiz bir düzenin olduğunun itirafıdır. Yarın Bakanlığın önünde olacağız. Taleplerimizi bir kere daha oradan dile getireceğiz. Kanun Hükmünde Kararnamenin kendisi hukuksuzluktur ve aynı zamanda güvencesizleştirmenin kendisidir. Bunun ortadan kaldırılması için, tüm çalışanların haklarını kazanması, iş güvencesinin tüm emekçiler için sağlanması için mücadeleye devam edeceğiz. Yarın bakanlık önünde KHK zulmüne, zorbalığına karşı olacağız. İşinden atılan arkadaşlarımızın dosyaları haksızca komisyonda bekletiliyor. Keyfi, hukuksuz bir şekilde halen iade edilmeyen arkadaşlarımızın hakkı için orada olacağız. Bu aynı zamanda tüm kamu emekçilerinin talebidir. Bu talebin etrafında sonuna kadar mücadelemiz sürecek.”

    “BASKI POLİTİKALARINA KARŞI ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise mücadeleyi sonuna kadar devam ettireceklerini ifade ederek şunları kaydetti:

    “KESK olarak ‘çalışma hakkımızı, işimizi geri istiyoruz’ talebiyle 24 Mart’ta İstanbul’dan başlattığımız yürüyüşün ikinci gününde Eskişehir’deyiz. Uzun süreden beri AKP iktidarının uygulamış olduğu OHAL uygulamaları bir anayasasızlık yaratmıştır. Bizler de bu hukuksuzluğa karşı işten çıkartılan üyelerimizin işlerine iade edilmelerine karşı, 130.000 kamu emekçisinin bu haksız, hukuksuz uygulamalara karşı 5 yıldır fiili meşru bir mücadele yürütüyoruz. 5 yıldır sokaklarda taleplerimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz ancak sizler de izliyorsunuz, AKP bu baskı politikaları ile faşizan uygulamalarında, sendikalar üzerindeki ayrımcı politikalarında hiçbir değişiklik göstermedi. Aynı şiddet devam ediyor. O nedenle KESK üyelerinin bu ülkede haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduğunu ifade ediyoruz. Bu yürüyüşümüz ile yarın Çalışma Bakanlığı önünde yapacağımız açıklama ile taleplerimizi ifade etmiş olacağız. Sonuna kadar mücadelemizi devam ettireceğimizi, baskı politikalarına karşı asla geri adım atmayacağımızı ifade ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK’liler Bursa’ya ulaştı-VİDEO

    KESK’liler Bursa’ya ulaştı-VİDEO

    PİRHA-KESK’in 24 Mart’ta İstanbul’da başlattığı yürüyüş Bursa’ya ulaştı. Eş Genel Başkan Aysun Gezen, kamu emekçilerinin taleplerini dile getirerek “Yaptığımız bu yürüyüş KHK zulmüne karşı bir yürüyüştür. Ama aynı zamanda barış içerisinde bir yaşamın tesis edildiği, demokratik bir Cumhuriyet için de yürüyüştür. O nedenle bu yürüyüşte herkesi yanımızda görmek istiyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) 24 Mart’ta İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş Bursa’ya ulaştı.

    “SERMAYE İÇİN DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ YARATMAK İSTİYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, yaptığı basın açıklamasında KESK’in iktidar tarafınca hedef alındığını belirterek şunları söyledi:

    “KESK’i neden hedef aldılar bir kere daha paylaşalım. Özelleştirme politikalarına karşı çıktığımız, kamusal hizmetler; özellikle eğitim, sağlık ve ulaşımın piyasanın insafına terk edilmesine karşı çıktığımız için bugün hedef alınıyoruz. Sefalet içinde yaşamaya itilen, her türlü sosyal hizmete ulaşamayanlar için karşı çıktığımızdan dolayı hedefe alınıyoruz. Güvenceli çalışma hakkımızı istediğimiz için, ‘insanca yaşama koşulları’ dediğimiz için bugün hedef alınıyoruz. Çünkü bu iktidar, sermaye için dikensiz bir gül bahçesi yaratmak istiyor. Sermaye kazansın, 5 tane şirketi cebini doldursun diye OHAL ve pandemiden istifade haklarımıza saldırmaya devam ediyorlar.”

    “HERKESİ YANIMIZDA GÖRMEK İSTİYORUZ”

    Aysun Gezen, yaptıkları yürüyüşü ‘Demokratik Cumhuriyet’ talebi ile yürüttüklerini de dile getirerek şunları söyledi:

    “Bu yürüyüş Kanun Hükmünde Kararname zulmüne karşı bir yürüyüştür. Ama aynı zamandan barış içerisinde bir arada yaşamın tesis edildiği demokratik bir Cumhuriyetin de yürüyüşüdür. Kadınlar için eşit bir yaşamın yürüyüşüdür. O nedenle bu yürüyüşte herkesi yanımızda görmek istiyoruz. Çünkü biz KESK olarak tarihimizden aldığımız güç ile kendimizi sokaklarda var ettik. Sokakta varolma mücadelesinden çekilmeden bu ülke eşit ve özgür bir yaşama kavuşsun diye mücadelemizi sürdüreceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Emek ve meslek örgütleri: 26 Mart’ta Çalışma Bakanlığı önündeyiz-VİDEO

    Emek ve meslek örgütleri: 26 Mart’ta Çalışma Bakanlığı önündeyiz-VİDEO

    PİRHA- DİSK İç Anadolu Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İKK, Ankara Tabip Odası, ASMMMO, KESK’in İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüşe ilişkin açıklama yaptı. 26 Mart 12.30’da Çalışma Bakanlığı önüne kitlesel buluşma için çağrı yapan emek ve meslek örgütleri “Yürüyüşümüz demokrasi ve adalet içindir” dedi.

    KESK Ankara Şubeler Platformu, DİSK Bölge Temsilciliği, TMMOB, ASMMMO ve ATO, “Çalışma Hakkımı-İşimi İstiyorum” talebiyle KESK’in İstanbul’dan Ankara’ya başlattığı yürüyüş sonrası 26 Mart’ta Çalışma Bakanlığı önünde yapacakları açıklamaya ilişkin basın toplantısı yaptı.

    Açıklamayı  KESK Ankara Şubeler Platformu adına 3 Nolu Şube Başkanı Cemal Erdoğan okudu.

    Erdoğan, “Adeta alacakaranlık kuşağından geçiyoruz” diyerek “Ülkenin tüm kaynaklarını sermayeye peşkeş çeken iktidar, bu politikaları sonucu yoksullaştırdığı, açlığa mahkum ettiği halkı tarikat, cemaatler eliyle kuşatmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.

    26 MART EYLEMİNE ÇAĞRI

    Cemal Erdoğan, KESK’in başlatmış olduğu yürüyüşün “Artık yeter haykırışı” olduğunu söyleyerek sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “ ‘Yürüyüşümüz demokrasi ve adalet içindir.

    Barışa dair umudu gerçeğe dönüştürmek, eşitlik ve özgürlüğü sağlamak içindir.

    Karanlık kuşatmaya karşı laiklik ve aydınlık bir gelecek içindir.

    Yürüyüşümüz çalışma hakkımız içindir.

    İstanbul Sözleşmesi tek adamın kararı ile feshedilemez, hala yürürlüktedir! İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz demek içindir.

    Satış sözleşmesine karşı gerçek toplu sözleşme ve grev hakkımız içindir.

    Yürüyüşümüz hukuksuzca ihraç edilen KESK’lilerin, kamu emekçilerinin işe iade edilmesi, OHAL komisyonunun lağvedilmesi içindir.

    Emeklilerimizin insanca yaşayabileceği ekonomik, sosyal ve adil bir ortam içindir.

    Sermayenin pandemi koşullarında Kod 29 adı altında binlerce işçiyi işten atma ahlaksızlığına karşı kamu emekçilerinin ve işçilerin birlikte mücadele ve dayanışması içindir’ diyerek İstanbul’dan Ankara’ya bağlı tüm sendikalarının yürütme kurullarıyla yürüyen KESK yöneticilerini selamlıyoruz.

    Demokrasiden, adaletten, emekten, barıştan yana olan herkesi cuma günü 12.30’da Çalışma Bakanlığı önüne çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK, ‘Çalışma Hakkımı, İşimi İstiyorum’ diyerek Ankara’ya yürüyor

    KESK, ‘Çalışma Hakkımı, İşimi İstiyorum’ diyerek Ankara’ya yürüyor

    PİRHA-KESK, üyelerine yönelik anti-demokratik uygulamalara karşı İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. 24 Mart’ta İstanbul’dan yola çıkacak olan KESK’liler, Gebze, Kocaeli, Yalova, Bursa ve Eskişehir’in ardından Ankara’ya yürüyecek.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), üyelerine yönelik baskı, ihraç ve sürgünlere karşı İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş kararı aldı. KESK Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ile bağlı iş kollarındaki MYK üyelerinin katılacağı yürüyüş, 24 Mart 10.00’da İstanbul Cevahir İş Merkezi önünde kitlesel basın açıklaması yapılarak başlatılacak.

    KESK’in 24-26 Mart 2021 “Çalışma Hakkımı/İşimi İstiyorum” Yürüyüş Programı şöyle:

    24 Mart 2021 ÇARŞAMBA

    10.00’da Cevahir İş Merkezi önünde (Mecidiyeköy) kitlesel basın açıklaması

    12.30’da Kadıköy İskelede kitlesel basın açıklaması

    15.30’da Gebze Kent Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması

    17.30’da Kocaeli İnsan Hakları Parkı’nda kitlesel basın açıklaması

    25 Mart 2021 PERŞEMBE

    10.00’da Yalova Cevdet Aydın Parkı’nda kitlesel basın açıklaması

    12.30’da Bursa Kent Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması

    17.30’da Eskişehir Migros Adalar önünde kitlesel basın açıklaması

    26 Mart 2021 CUMA

    Saat 12.30’da Çalışma Bakanlığı önünde kitlesel basın açıklaması yapılarak yürüyüş sonlandırılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK Elazığ: İnsanca bir yaşam, güvenceli iş ve gelecek için grevdeyiz

    KESK Elazığ: İnsanca bir yaşam, güvenceli iş ve gelecek için grevdeyiz

    PİRHA – KESK Elazığ Şubeler Platformu, Toplu İş Sözleşmesi’ne ilişkin bir günlük iş bırakma eylemi yaptı. Elazığ Şehir Hastanesi önünde toplanan emekçiler, temel taleplerini dile getirdiler. 

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Elazığ Şubeler Platformu, bir günlük iş bırakma eylemi yaptı.

    Şehir Hastanesi önünde toplanan emekçiler, ‘İnsanca bir yaşam, Demokratik Türkiye’ pankartı açarak taleplerini dile getirdiler.

    Basın açıklamasını okuyan KESK Dönem Sözcüsü Kenan Korkmaz, “Biz KESK olarak kendi adımıza 5 milyon kamu emekçisinin ve emeklimizin yaşadığı sorunları, aileleri ile birlikte yaklaşık 20 milyonluk bir kitlenin beklentilerini bu süreçte anlattığımıza inanıyoruz. Toplu sözleşme sürecinin en başından beri, yaşadığımız sorunların sadece insanca yaşamaya yetecek bir maaş sorunundan ibaret olmadığının altını çiziyoruz. Masada da sürekli olarak bu durumu vurgulamaya devam ettik. Sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıtılması, gelir vergisi ve ek gösterge adaletsizliğine son verilmesi bir yıl önceki seçimlerde verilen 3.600 ek gösterge sözünün gereğinin yerine getirilmesi, maaşların insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çekilmesi başta olmak üzere kamu emekçilerinin temel taleplerini masaya taşıdık” ifadelerini kullandı.

    “KARANLIKTAN ÇIKIŞ YOLU ORTAK MÜCADELEYİ YÜKSELTMEKTEN GEÇER”

    “En başından beri dikkat çektiğimiz üzere grev hakkı ile tamamlanmayan, kapsamı sadece mali ve sosyal haklarla sınırlanan, demokratik, özlük hakların görmezden gelindiği, kamu emekçilerinin taleplerinin kapsama alınıp alınmayacağına kamu işvereninin karar verdiği, kamu emekçilerinin önemli bir bölümünü teşkil eden öğretmenlerin tatilde olduğu bir zaman dilimine sıkıştırılarak Hakem Kurulu süreci dahil bir ayla sınırlanan, hükümete hem işveren hem hakem rolü verilen, bunlar yetmezmiş gibi 5 milyonu aşkın kamu emekçisinin ve emeklisinin beşte biri kadar üyesi olmasına rağmen en tepedeki isimden başlayarak mevcut siyasi iktidarın ‘sendikamız’ diye nitelendirmekten geri durmadığı bir yapının tek yetkili hale getirildiği, evrensel gerçek toplu pazarlık sistemi ile hiçbir ilgisi olmayan mevcut antidemokratik toplu sözleşme sistemi sürdükçe kamu emekçileri ve emeklikleri kaybetmeye devam edecektir” diye konuşan Korkmaz, karanlık tablodan çıkış yolunun birlikte mücadele olduğunu belirterek şunları aktardı:

    “Bu karanlık tablodan tek çıkış yolu yetkinin asıl sahiplerinin kamu emekçilerinin ve emeklilerinin ortak sorunları için bir araya gelmesinden, ‘hak verilmez mücadele ile alınır’ ilkesi ile ortak mücadeleyi yükseltmesinden geçmektedir. En başından beri bu ilke doğrultusunda, kamu emekçilerinin ortak çıkarları için mücadele eden, bunun için bedeller ödeyen konfederasyonumuz KESK her zaman olduğu gibi bugün de üzerine düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmeye hazırdır.”

    PİRHA/ELAZIĞ