Etiket: kayyım

  • Yüksekova Belediyesi’ne kayyum atandı

    Yüksekova Belediyesi’ne kayyum atandı

    Yüksekova Belediyesi’ne kayyum atandı.
    Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Hakkari Yüksekova İlçe Belediye Eş Başkanı Adile Kozay 8 Aralık’ta çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

    Kozay’ın tutuklanmasının ardından İlçe Kaymakamı Mahmut Kaşıkçı, belediyeye kayyum olarak atandı.

  • ‘Akdeniz halkı iradesine sahip çıkmalı’

    ‘Akdeniz halkı iradesine sahip çıkmalı’

    Yaklaşık 2 yıldır sürdürülen “çözüm süreci” nin sonlanmasının ardından DBP’li belediyelere dönük uygulamaya konulan “kayyum süreci” ne bir yenisi daha eklendi. Demokratik Bölgeler Partisi’nin batıdaki tek belediyesi olan Akdeniz Belediyesine sabah saatlerinde Akdeniz Kaymakamı Hamdi Bilge kayyum olarak atandı. Kayyum olarak atanan Bilge belediyede görevli müdürleri makamına çağırarak tebliğde bulundu.

    Kayyum atanmasına ilişkin PİRHA’ya konuşan belediye meclis üyesi Canan Yüce kayyum atanmasının seçilmiş iradeyi tanımamak olduğunu belirterek, DBP’li olsun olmasın tüm Akdeniz halkı iradesine sahip çıkmalıdır dedi.

    Yaptıkları çalışmalarla Akdeniz’in tüm renklerini bir araya getirdiklerini ve çalışmaları “herkes farklı herkes eşit” sloganıyla yürüttüklerini belirten Yüce iktidarın bu anlayışa karşı kayyum atadığını ifade etti.

    Kayyum sonrası belediyenin etrafına çevik kuvvet konumlandırılırken belediyenin internet sitesi de “bakıma” alındı.

    HDP’ye dönük hafta başında yapılan operasyon sonucu Akdeniz Belediyesi Eş başkanı Yüksel Mutlu dahil bir çok belediye çalışanı gözaltına alındı.

    Diren Keser- MERSİN

  • Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandı

    Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandı

    Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik birçok ilde eş zamanlı yapılan operasyon kapsamında Mersin’de aralarında , Akdeniz Belediye Eş başkanı Yüksel Mutlu’nun da bulunduğu 100 kişi gözaltına alınmıştı.

    Yapılan gözaltıların ardından Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atandı. Akdeniz Kaymakamı Hamdi Bilge’nin kayyım olarak atandığı belediyenin önü çevik kuvvet ve zırhlı araçlar ile kapatılırken, belediyeye kimse yaklaştırılmıyor.

  • Kamuran Yüksek: AKP, parti devleti kurmaya çalışıyor

    Kamuran Yüksek: AKP, parti devleti kurmaya çalışıyor

    DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, kayyım atanan belediyelere ilişkin son durumu, tutuklanan eş başkanlar ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
    Yüksek, “Türkiye’deki siyasi sistemi tıkanmıştır. Sistem değişikliği demokrasi lehine olmalı. Biz demokrasinin yangınlaşması, gücün merkezileşmesi değil yerelleşmesi perspektifiyle yaklaşıyoruz.  Bu noktada mücadelemizi sürdüreceğiz. AKP merkezileşme CHP mevcut stotükonun devam etmesi yönünde politika izliyor. Biz, demokrasinin köklü bir hale gelmesi, hukukun gerçek anlamda tecelli etmesi ve özgürlükler ülkesine dönmesi için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

    DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek Evrensel’den Çağrı Sarı’nın sorularını yanıtladı.

    DBP’li belediyelerde son durum nedir. Kaç belediye başkanı tutuklu?

    Şu ana kadar toplam 36 belediyemize kayyım atandı. Yaklaşık 15 belediyeye ise fiili olarak kayyım uygulaması var; yetkisizleştirme durumu yani. Resmiyette görevde görünüyor fakat hiçbir yetkisi kalmamış oluyor. Toplamda 51 belediyemiz etkisizleştirilmiş durumda. Tutuklu bulunan belediye eş başkanı arkadaşımızın sayısı ise 49.

    ‘ÇİFT DİLLİ KÜLTÜR, EŞ BAŞKANLIK YOK EDİLİYOR’

    36 belediyeye kayyım atanması -şehir/ilçe- yönetim anlayışının da değişmesi demek. Bir dönüşüm gözlemliyor musunuz? Neler oluyor kayyım belediyelerinde?

    Son 15-20 yılda partimizin geleneğine sahip yerlerde, kazandığı belediyelerde büyük değişiklikler olmuştu. En önemli değişikliklerden bir tanesi bölgede yaşayan halkların ve dillerin belediye hizmetlerinde kendi temsilini bulmasıydı, çok dilli uygulamalarımız vardı.

    Diyarbakır’da Türkçe/Kürtçe, Mardin’de Türkçe/Kürtçe/Arapça/Süryanice gibi…  Hangi kentte, hangi halklar inançlar diller kültürler varsa, bütün onların dillerinden hizmet verilmeye başlanmıştı. Yüz yıllık idari sistem ve yönetim anlayışının dışında geliştirdiğimiz bir durumdu bu. Şimdi kayyım atamaları ile geri dönüş var.

    Bazı belediyelerde Kürtçe tabelaları sökmeye kalktılar. Tepki çekince bir düzeltmeye gittiler. Fakat yeniden aynı uygulamalar söz konusu. Örneğin geçtiğimiz gün Diyarbakır’da gerçekleşti.

    İkincisi ise yerel demokratik bir kültür geliştirmiştik: Belediye eş başkanlığı sistemi. Şimdi buradan da bir geri dönüş var. Tekçi / merkeziyetçi bir yönetim tarzına dönülüyor. ‘Eş başkanlık’ gibi bir uygulama kayyımla ortadan kaldırılıyor. Bırakın halkın yönetime katılmasını, belediyenin önünden geçmesine izin verilmiyor.

    Belediyelerin etrafı şu an panzerlerle, özel güvenlik birimleri ile çevrilmiş durumda. Zaten  bu kişiler halkın seçimi ile belirlenmiş değiller. Hükümet tarafından atandılar. Dolayısıyla kendini halka karşı değil atadığına sorumlu hissediyor. Zaten halk da kendi iradesi olarak kabul etmiyor.

    ‘TABANIMIZ KAYYIMI KABUL ETMİYOR’  

    Hükümete yakın medya kayyım atamalarından halkın büyük kısmının memnun olduğunu yazıyor. Zaman zaman anketler de yayınlıyor. Bölgede halk ne hissediyor?

    Halk belediyeleri kendi seçmiş olduğu kurumlar olduğu için elinden gasp edilmiş olarak görüyor. Kabul etme durumu söz konusu değil. Bir çok anket yayınladılar. ‘Halk kayyımlara sıcak baktı’ diye. Böyle bir durum söz konusu değil. Tamamen uyguladıkları politikayı meşrulaştırmak yöntemleri.

    Bu anketlerde kime soruluyor? Güvenirliği olmayan, parayla sipariş edilen anketlerle bölge halkının kayyımları kabul ettiğini iddia ediyorlar. Ancak, bize oy vermeyenler de kayyım uygulamasını kabul etmiyor. Bunu bizim tabanımızın kabul etmesi mümkün değil. Diyarbakır’da HÜDA-PAR bile açıklama yaptı: ‘Biz kayyımı doğru bulmuyoruz’ diye.

    Kayyım gerekçesi olarak belediye kaynaklarının örgüte aktarıldığı ifade ediliyor…

    Bunu şu ana kadar ‘terörle mücadele, terörizm’ kavramı- kapsamı içerisinde yaparak Türkiye’deki muhafazalar, milliyetçi kesime kabul ettirmeye çalışsalar bile gerçekleri bütün toplum görüyor.

    Belediyelerimizin asla şiddetle bir ilişkisi yoktur olmamıştır. Bırakın desteklemeyi, yanından bile geçmemiştir. Böyle bir durum söz konusu olamaz. Belediyenin kaynaklarıyla ilgili ortaya atılanlar da spekülasyon. Belediyenin bütün kaynakları sabittir, harcamalar sabittir. Aylarca müfettişler incelemeler yaptılar.

    Ben partinin eş genel başkanı olarak söylüyorum: Belediyelerin kendi faaliyetleri dışında asla bir lira dahi fuzuli harcama yapılmamıştır. Bırakın başka bir yere harcamayı, fuzuli harcamayı kabul etmem.

    Belediye içi harcama yapılsa bile, bu harcamanın ne kadar isabetli olduğu, ne kadar halka yararlı olduğunu sorgulayan bir politikaya sahibiz. O nedenle, bu kadar sıkı denetimin olduğu bir ortamda belediyenin kaynaklarının farklı amaçlarla kullanması, kesinlikle söz konusu olmaz.

    ‘AKP, PARTİ DEVLETİ KURMAYA ÇALIŞIYOR’

    4 aydır bir çok belediye başkanı, Kürt siyasetçi tutuklandı. KCK operasyonları ile de benzer bir süreç yaşanmıştı… Bu kayyım atamaları batıya sıçrar mı sizce?

    Hukuk, demokrasi, ülkede yaşayan herkese lazım. Yani sadece bize; DBP’ye, HDP’ye, Kürtlere, Alevilere, yoksullara ya da emekçilere değil. Bugün ‘Kürt’e yapılıyor, DBP ve HDP’ye yapılıyor’ diye ses çıkarmamak çok büyük bir gaflet olur.

    AKP, büyük bir tehlikenin kapısını araladı. Öne sürülen gerekçeler üzerinden, partimizin belediyelerine operasyonlar yapılıyor. Yarın başka güç iktidar olsa, kendine muhalif siyasilere bunu yapmanın yolunu açtı AKP. O nedenle CHP’lisinden AKP’lisine bütün kesimlerin aslında bu uygulamaya karşı çıkması gerekiyor.

    Bugün bu uygulamalar bizlere yapılıyor olabilir yarın CHP’li belediyelere yapılabilir. Yarın bir başka parti iktidarda olsa AKP’li belediyelere de yapabilir. ‘AKP hükümeti parti devleti kurmaya çalışıyor’ diye tanımlamak istiyorum bu durumu.

    Parti devletinden kastınız ve sizin öneriniz nedir?

    AKP’nin şu an yapmaya çalıştığı gibi tekleştiren, merkezileştiren hatta kamudaki tasfiyelerle birlikte bir parti devleti kurmaya, bütün yetkileri bir parti gücü etrafında toplamaya çalışan bir durum mevcut. Kastettiğim bu.

    Türkiye’deki siyasi sistemi tıkanmıştır. Sistem değişikliği demokrasi lehine olmalı. Biz demokrasinin yangınlaşması, gücün merkezileşmesi değil yerelleşmesi perspektifiyle yaklaşıyoruz.  Bu noktada mücadelemizi sürdüreceğiz. AKP merkezileşme CHP mevcut stotükonun devam etmesi yönünde politika izliyor. Biz, demokrasinin köklü bir hale gelmesi, hukukun gerçek anlamda tecelli etmesi ve özgürlükler ülkesine dönmesi için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

  • “Dersim halkının iradesine el konuldu”

    “Dersim halkının iradesine el konuldu”

    Hubyar Sultan Ocağı mensubu ve HDP 25. dönem milletvekili olan Ali Kenanoğlu Evrensel gazetesindeki köşesinde Dersim belediyesine atanan Kayyım  konusunu kaleme aldı. “Kayyım zihniyeti ve Dersim örneği” başlığıyla yayınlanan yazıda Dersim’de olup bitenler bizzat Dersim Belediyesi eş başkan yardımcılarından Hüseyin Tunç’un ağzından verilmiş. Tunç “Kayyım atanmadan çok önce aslında belediyemize fiilen el konuldu, çalışmalarımız engellenmeye, hizmetlerimiz, projelerimiz durdurulmaya başlandı.” diyor.

    indir

    KAYYIM ZİHNİYETİ VE DERSİM ÖRNEĞİ

    Ali Kenanoğlu’nun yazısı şöyle:Demokratik Bölgeler Partisine ait belediyelerin neredeyse tümüne kayyım atanmış durumda. Kayyım atanmadan önce DBP’li belediye başkanlarının görevde olduğu zamanlarda iktidar tarafından nasıl bir engellemeye tabi tutuldukları ve belediye hizmetlerinin nasıl engellendiğini ise kamuoyu pek bilmiyor.

    Ben bugün size Dersim Belediyesi örneğiyle bunu anlatmaya çalışacağım. Dersim Belediyesinde yaşananları bizzat Dersim Belediyesi eş başkan yardımcılarından Hüseyin Tunç’un ağzından sizlere naklen aktarıyorum:

    “Kayyım atanmadan çok önce aslında belediyemize fiilen el konuldu, çalışmalarımız engellenmeye, hizmetlerimiz, projelerimiz durdurulmaya başlandı. 7 Haziran seçimlerinin hemen akabinde bürokraside hiçbir iş ve işlem yaptıramaz olduk.
    Öncelikle kentin en az yüzyıllık geleceğine yön verecek kentin imar planını yapacaktık, çünkü şu an 1974 yılında yapılmış ve günümüze cevap vermeyen imar planı uygulanıyor. Bunun için öncelikle jeolojik etüt çalışması yaptırdık. Bu çalışma deprem, sismik hareketler gibi kentin zeminini belirleyen ve imarını belirleyecek bir etüt çalışmasıydı. Bu çalışmanın AFAD ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanması gerekiyordu ki biz imar planını yapabilelim. Ancak bu jeolojik etüt çalışması bir türlü onaylanmadı ve imar planı engellendi.

    Kente ve bölgeye hizmet vermek için Devlet Malzeme Ofisinden (DMO) üç adet çöp kamyonu satın almak için girişimde bulunduk, parasını DMO’ya yatırdığımız halde çöp kamyonlarımız bize verilmedi. Sürekli bizi oyalayıp parasını ödediğimiz kamyonları teslim etmediler.

    Avrupa Birliğinden katı atık projesi için 13 milyon avro fon temin ettik, projenin yapılacağı alanı tespit edip yerle ilgili yaşanan sorunları aştık, yasa gereği fondan faydalanabilmemiz için Çevre ve Şehircilik Bakanlığının onay vermesi gerekiyordu ancak diğer projelerde olduğu gibi bunda da gerekli onay verilmedi. Vali ile görüştük o da Çevre ve Şehircilik Bakanının masasında olduğunu, onay için beklediğini söylese de gerekli onay bir türlü gelmedi.

    Dersim’de uyuşturucuya karşı mücadele ve madde bağımlısı gençlere yönelik projeler gerçekleştirdik, gençlerden gruplar oluşturup Munzur Vadisi’nin temizliği, çevre bakımı vb. işlere yönlendirmeyi planlıyorduk ancak bu konuyla ilgili sunduğumuz hiçbir proje ilgili Bakanlıkça kabul edilmedi.

    Yoksul çocukların eğitimi için ‘Dilek Serin Destek Merkezi’ açtık. Burada öğretmenler imkanı olmayan çocuklara dersler veriyordu, burayı kayyımdan önce kapattılar.
    ‘Gıda Bank’ diye bir projemiz vardı, bu projeyle yoksullara gıda yardımı vb. ihtiyaçlar için destekte bulunmayı amaçlıyorduk, bunu da kapattılar.

    Bunların hepsi kayyım atanmadan önce yaşananlardır. Son üç aydır belediyemizde yedi müfettiş inceleme yapıyordu, bu inceleme esnasında zaten bütün işlerimiz askıya alınmıştı.
    Belediyeye kayyım atanmadan önce belediye bütçesinde 17 Milyon 352 bin TL nakit mevduatımız vardı. Bu parayı; cemevi, kültür merkezi, çocuk kreşi, Munzur Vadisi düzenlemesi, yer altı çöp konteynerlerinin projeleri için tutuyorduk. Projeler yapılmış, planlanmış, bütçesi hazırlanmış ve ihaleye çıkma aşamasına gelinmişti, hepsi ihale sürecindeydi.”
    Hüseyin Tunç’un aktardığı bütün bu işleri planlarken 17 Kasım tarihinde Dersim Belediyesine kayyım atanarak Dersim halkının iradesine el konuldu ve Belediye Eş Başkanları Mehmet Ali Bul ve Nurhayat Altun tutuklandılar.

    Dersim Belediyesinin DBP ve CHP’li meclis üyeleri kayyımı tanımadıklarını beyan edip, meclis çalışmalarını belediyeye giremedikleri için dışarıda kahvehanelerde toplanarak yerine getirmeye çalışıyorlar.

    Hükümetin, kayyım zihniyetinin demokrasinin askıya alındığı ve darbe sürecinin başladığı 8 Haziran’dan bu tarafa yürüttüğünü ve belirli bir planın parçaları olduğunu bu bilgilerle daha iyi değerlendirebiliyoruz.

    Aşk ile…

  • Muş Varto Belediye Eş Başkanı Tutuklandı

    Muş Varto Belediye Eş Başkanı Tutuklandı

    Muş’ta DBP’li Varto Belediyesi Eş Başkanı Sabite Ekinci, “Terör örgütüne üye olmak”, “Varto belediyesini zarara uğratmak” ve “İhalelerde usulsüzlük” iddialarıyla tutuklandı.

    Muş’ta DBP’li Varto Belediyesi Eşbaşkanı Sabite Ekinci tutuklandı.

    Varto Belediye Eşbaşkanları Sabite Ekinci ile Hüseyin Güneş, 4 Kasım’da evlerine düzenlenen baskınla gözaltına alınmış; belediyenin Kültür Merkezi ve DBP Varto binasında arama yapılmıştı.

    Güneş, emniyetteki sorgusunun ardından serbest bırakılırken, Ekinci “”Terör örgütüne üye olmak”, “Varto belediyesini zarara uğratmak” ve “İhalelerde usulsüzlük” iddialarıyla tutuklandı.

    Ekinci’nin Muş E Tipi Cezaevine gönderildiği belirtildi.

    Ekinci’yle birlikte DBP’li 15 kadın eşbaşkan cezaevine gönderilmiş oldu.

    Sabite Ekinci, 1970’de Varto’da doğdu. Üniversite eğitimini Gazi Üniversitesinde tamamladı. 1992 yılında öğretmen olarak iş hayatına başladı. 30 Mart 2014 seçimlerinde Varto Belediyesi Eşbaşkanı olarak seçildi.