Etiket: kemal demir

  • Sürüncemedeki mahkeme sürecine tepki gösteren Demir; Cezaevine girerken emekleyen evladım Roni şimdi koşuyor

    Sürüncemedeki mahkeme sürecine tepki gösteren Demir; Cezaevine girerken emekleyen evladım Roni şimdi koşuyor

    PİRHA- Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ile kameraman Kemal Demir 1 yıldır hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyor. Cezaevinden gönderdiği mektupta kendi durumu ve cezaevinde yaşadıklarını anlatan Kemal Demir, devletin yıllardır Alevilere karşı sürdürdüğü asimilasyon politikalarının cezaevinde de peşlerini bırakmadığını kaydetti. 

    Tv10 yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir, 1 yıldır Silivri cezaevinde tutuluyor. Demir’in ilk duruşması görülüp dosyası Ankara 5. Yargıtay Dairesi uyuşmazlık mahkemesinde bekletilirken Büyükşahin ile Güleç’in ise henüz iddianameleri bile hazır değil. Geçtiğimiz Muharrem ayında oruçlarını cezaevinde tutmak zorunda kalan Tv10 çalışanlarının Alevi dedesiyle görüşme talepleri devam ediyor.

    Kameraman Kemal Demir Alevinet’e gönderdiği mektupta kendi durumunu ve cezaevi koşullarını anlattı. Demir’in mektubu şöyle:

    “HAYATIM ALT ÜST OLMAYA DEVAM EDİYOR”

    “Sizleri tutsaklığın sıcaklığı ile selamlıyorum.

    24 Kasım 2017 tarihinden beri tutuklu bulunuyorum. Üzerime alınan tutuklu yargılanma kararından itibaren 7 ay neyle suçlandığımı bilmeden cezaevinde kaldım. Şahsımla ilgili iddianame tam 7 ay sonra çıkarıldı. İddianamenin geç hazırlanması ve uzun tutukluluk sürecim bana özel bir politika değildi. Türkiye Cumhuriyeti yargısı son dönemlerde bir çok siyasi tutukluya yaşattığı sürece beni de dahil etti. İddianamem elime geçtikten sonra 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş, örgüt üyesi olduğum iddia edilmiştir. Hiçbir somut delil olmadan sadece şüphe üzerine üyelik ile suçlanmıştım. Defalarca itiraz dilekçesi ile mahkemeye başvurmama rağmen hiçbir dikkate değer görülmedim ve dosyam üzerinde yetkisizlik kararı verilerek yargılamam uzatıldı. Uzun tutuklu sürem gözardı edildi ve dava sürecim sürüncemede bırakıldı. Daha sonradan öğreniyorum ki dosyam Mersin 8. ACM’ye gönderiliyor ve burada da ben daha mahkeme yüzü görmeden mahkeme yetkisizlik kararı veriyor ve dosyamı Yargıtay’a gönderiyor. Şu an son olarak dosyam Ankara Yargıtay 5. dairesi uyuşmazlıklık mahkemesinde bekletiliyor. Uyuşmazlık mahkemesi benim davamın nerede görüleceğine karar verecek. Bu bahsettiğim yargılama süreci 1-2 günde sona ermiyor maalesef. Süre uzuyor, ben yargılanmıyorum ve hayatım alt üst olmaya devam ediyor. Şuna da değinmek isterim: İstanbul’daki mahkeme hakkımda suçun vasıf ve mahiyetinde değişiklik olduğuna dair mütalaa verdi. Yani mahkeme savcısı örgüt üyesi olmaksızın örgüte yardım noktasında mütalaa vererek hakkımdaki dayanaksız suçlamayı kendince hafifletti.

    “AFRİKA MAHKEMELERİNDE BİLE SÜREÇ DAHA KISA”

    Ben tutsak olduğumdan beri 1 yıl geçti. Buraya girdiğimde emekleyen evladım Roni şimdi koşuyor ve hala mahkemenin belirsizliği sürüyor. Afrika mahkemelerinde gerçekleşen yargılamalar bile buradaki süreçlerden daha kısa. Türkiye Cumhuriyeti yargısı bir kez daha şahsım üzerinden kanıtlamıştır ki uzun tutukluluk ve yargılamanın uzaması bu ülkenin adalet sorununu ortaya çıkarıyor.

    “CEZAEVİ KOŞULLARI İNSAN HAK VE ONURUNU HİÇE SAYIYOR”

    Tüm bunlar yetmezmiş gibi cezaevi koşulları insan hak ve onurunu hiçe sayıyor. 7 kişilik koğuşlarda 35 kişi kalıyoruz. Onlarca hasta tutuklu arkadaşımız var. Tedavi koşulları sağlanmıyor. Ben bunları gördükçe artık kendi yaşadıklarımı bir kenara bırakmaya başladım.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARI CEZAEVİNDE DE PEŞİMİZİ BIRAKMADI”

    Sadece bunlar da değil. Devletin yıllardır sürdürdüğü inanç politikası burada da peşimizi bırakmadı. Bizi burada Sünnileştirme ve asimilasyona uğratma çabaları devam ediyor. İnancımızın gereği olarak burada bir kısım arkadaşlarla Muharrem (Matem) orucunu tuttuk. Cezaevine onlarca talepte bulunmamıza rağmen bize uygun şartları sağlamadılar. Biz her şeye rağmen zor şartlarda da bulunsak orucumuzu tutmaktan vazgeçmedik. Ancak çabalarımız sonucu durumumuz basında ve mecliste gündeme geldikten sonra orucumuzun 12. gününde cezaevi yönetimi bizimle görüşerek taleplerimizi sordu. Ama tabi iş işten geçmişti.  Biz o zor şartları yaşamıştık artık. Her türlü baskıya rağmen inancımızı burada da sürdürmeye devam edeceğimizi duyurmak istedim.

    “ADALET HEPİMİZ İÇİN GEREKLİ OLACAK”

    Adil olmayan tutuklamalar ile mesleğini icra eden biz gazetecileri susturmaya çalışanlar bizim üzerimizden muhalefeti baskı altına almaya çalışıyorlar. Basın özgürlüğü hiçe sayılıyor, insan onuru yok ediliyor. Bu yaşananlar ülkem adına üzücü bir hale geldi. İnanıyorum ki bir gün adalet hepimiz için gerekli olacaktır.”

    NE OLMUŞTU?

    25 Kasım 2017’de evlerine yapılan baskın sonucu Tv10 çalışanları Kemal Karagöz ve Kemal Demir gözaltına alınmıştı. 1 Aralık 2017’de Çağlayan Adliyesi’nde çıkarıldıkları mahkemede Kemal Karagöz adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken kameraman Kemal Demir tutuklanarak Silivri cezaevine götürülmüştü. 6 ay iddianamesi hazırlanmadan cezaevinde tutulan Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz 2018 tarihinde Çağlayan Adliyesi 28. Ağır Ceza Mahkamesi’nde görülmüştü. Demir’in arkadaşlarının ve basının duruşma salonuna alınmadığı mahkemede Demir’in dosyası Mersin’e gönderilmişti. Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi ise dosya üzerinde yetkisizlik kararı vererek Demir’in dosyasını uyuşmazlık mahkemesine göndermişti. Tutukluluk hali devam eden Demir’in dosyası şu an Yargıtay’da bekletiliyor.

    Tv10 Yönetim Kurulu başkanı Veli Büyükşahin ile programcı Veli Haydar Güleç ise 10 Ocak 2018’de gözaltına alınmış ve 18 Ocak 2018’de ise tutuklanarak Silivri cezaevine gönderilmişti. Bir yıla yakındır tutuklu bulunan Büyükşahin ve Güleç’in iddianameleri bile henüz hazır değil. Cezaevinde inançları gereği Muharrem orucu tutan Tv10 çalışanları defalarca Alevi dedesi ile görüşme talep etmiş ancak talepleri karşılanmamıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Silivri cezaevinde tutuklu bulunan TV10 çalışanları ve Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’la görüşme talebinin neden yanıtsız bırakıldığını Adalet Bakanlığı’na sordu.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, tutuklu TV10 emekçileri Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, kameraman Kemal Demir ve geçtiğimiz ağustos ayında tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile görüşmek üzere Adalet Bakanlığı’na 2 defa başvuruda bulunmuştu.

    Başvurularının yanıtsız bırakıldığını dile getiren Kenanoğlu, bu hukuksuzluğa ne zaman son verileceğini sordu.

    Kenanoğlu Meclis’te konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Adalet Bakanlığı’na yönelik soracağım: Olağanüstü halde KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10 yönetici ve emekçilerinden Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile Armutlu Cemevi’ne yönelik baskın ve yapılan hakaretleri kamuoyuna duyuran, deşifre eden başkan Zeynep Yıldırım Silivri Cezaevi’nde tutuluyorlar.

    Bu Can’larla görüşme talebimiz her defasında cevapsız bırakılıyor. Bizim bu görüşme engelimizin sebebi nedir? Bu tutuma son verilmesini talep ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    HDP’li Peköz, tutuklu TV10’un çalışanlarını meclis gündemine getirdi-VİDEO

    PİRHA-HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, mecliste yaptığı konuşmada TV10’un kapatılması ve çalışanlarının aylardır haksız yere cezaevinde olmasını gündeme getirdi. 

    HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz mecliste yaptığı konuşmada Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin sesi TV10 kanalını ve kanalın tutuklu çalışanlarını gündeme getirdi.

    “KHK’LER OHAL’İN GEREKLİ KILDIĞI KONULARI AŞTI”

    Mecliste torba yasa tasarıları görüşülmeye devam ediyor. 701 sayılı Olağanüstü Hal kapsamında bazı tedbirler alınması hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi hakkında konuşmak için HDP grubu adına Adana Milletvekili Kemal Peköz söz aldı.

    Hemen hemen her gün bir Kanun Hükmünde Kararnamenin görüşüldüğüne dikkat çeken Peköz, “Sözde OHAL kalktı ama ruhu yaşamaya devam ediyor” dedi.

    Birbirinden bağımsız birçok konunun bir torbaya atılır gibi yürürlüğe konduğunu ifade eden Peköz, anayasanın 121. maddesinde yer alan OHAL koşullarında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler’in Olağanüstü Hal’in gerekli kıldığı konuları aştığını kaydetti.

    Çıkarılan bir çok Kanun hükmünde Kararname’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırıldığını, baskı altına alındığını veya tümden kaldırılmak istendiğini söyleyen Peköz, birbiriyle alakalı ya da alakasız birçok konunun bir torbaya atılır gibi aynı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe koymanın haksız ve hukuksuz olduğunu belirtti.

    “KAPATILMAKLA YETİNİLMEDİ MALLARINA EL KONULDU VE SATILDI”

    Alevilerin sesi TV10’un da bir Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldığını hatırlatan Peköz, “Alevilerin seslerinden birisi olan TV10, Alevilerin günlük sofralarından kıt kanaat olarak biriktirdikleri ve yardımlarıyla oluşturdukları bir televizyon kanalıydı. Alevilerin yolunu, erkanını, geleneklerini ve törelerini yaşatmak için köy köy, kasaba kasaba dolaşıyor programlar yapıyordu. Büyük bir sermaye grubuna ait bir kanal değildi. Çok az çalışanıyla kıt kanaat imkanlarla bu etkinliklerini yapmaya çalışırken Kanun Hükmünde Kararname ile kapatıldı. Kapatılmakla yetinilmedi mallarına el kondu ve daha sonra TMSF tarafından satıldı.” şeklinde konuştu.

    “MAHKEME İKİ KEZ İDDİANAMEYİ YETERSİZ BULDU”

    TV10’un kapatılması ve mallarının satışa çıkarılmasıyla yetinilmeyip çalışanlarının gözaltına alınarak tutuklandıklarını ifade eden Peköz, “Kameraman Kemal Demir’in 7 ay sonra iddianamesi geldi ve mahkeme yetkisizlik kararı vererek İstanbul’dan Mersin’e gönderdi. Yine yöneticilerinden Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin, 10 aydır tutuklular. İki kez iddianame geldi ikisinde de mahkeme iddianameyi yetersiz buldu, reddetti. Daha sonra bir üst mahkemeye yapılan itiraz da reddedildi ve onun üzerine ses kayıtlarının istenmesine karar verildi” şeklindeki bilgileri paylaştı.

    “BELİRSİZLİK HÜKÜM SÜRÜYOR”

    Durumun her yönden haksız olduğunu dile getiren Peköz, “Bunun neresinden bakarsanız bakın. Bu insanların evleri var, aileleri var, çocukları var ve kendilerine ait yaşamları var. İddianamede ciddi bir suç unsuru bulunamadığı için iddianame iki kez reddediliyor, üst mahkeme de reddediyor. Ama bununla yetinilmiyor ve 10 aydır arkadaşlar hala tutuklular ve ne zaman yargılanacakları, ne zaman sonuç alınacağı konusunda da bir belirsizlik hüküm sürmeye devam ediyor.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TV10 kameramanı Kemal Demir’in dosyası uyuşmazlık mahkemesine gönderildi

    TV10 kameramanı Kemal Demir’in dosyası uyuşmazlık mahkemesine gönderildi

    PİRHA-Bir yıla yakındır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in Mersin’e gönderilen dosyasına uyuşmazlık kararı verildi. Dosya uyuşmazlık mahkemesine gönderilecek. 

    Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü. 28. Ağır Ceza Mahkemesi Demir’in dosyasını Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti.

    Mersin 8. Ağır Ceza Mahkemesi dosyada yetkisiz olduğunu belirterek dosyayı uyuşmazlık mahkemesine gönderdi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    Tutuklu TV10’un çalışanlarına uygun koşulların sağlanmaması meclise taşındı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bir yıla yakındır hukuksuz bir şekilde cezevinde tutuklu bulunan ve Muharrem ayı nedeni ile oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir için uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’’e sordu.   

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Muharrem Ayı nedeni ile cezaevinde oruç tutan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’e uygun koşulların sağlanmamasını Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e sordu.

    “TV10 EMEKÇİLERİNİN TUTUKLU YARGILANMALARI HUKUKSUZCA DEVAM EDİYOR”

    KHK ile kapatılan TV10 çalışanı Kemal Demir 25 Kasım 2017 günü gözaltına alınıp tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiğini, akabinde de kanal yöneticileri Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin de 10 Ocak 2018 tarihinde yapılan operasyonla gözaltına alınıp yine tutuklu yargılanmak üzere Silivri Cezaevi’ne gönderildiklerini hatırlatan Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Yaklaşık 1 yıldır tutuklu yargılanan TV10 emekçilerine dair suç teşkil edebilecek bir husus tespit edilememesinden ötürü iddianame hala oluşturulamamıştır. Fakat buna rağmen, tutuklu yargılamaları hukuksuz bir şekilde devam etmektedir. Ayrıca kendileriyle görüşebilmek amacıyla bakanlığınıza yapmış olduğumuz başvuru cevapsız kalmış ve bu yolla görüşmemiz yine büyük bir hukuksuzluk örneği sergilenerek engellenmiştir.”

    “YEMEKLER ORUÇ AÇMA SAATİNDE VERİLMİYOR”  

    Kenanoğlu, “11 Eylül itibariyle başlayan Matem Orucu’nu tutan tutsaklar, cezaevi yönetiminin bu durumu gözardı ettiğini ve oruç için sağlanması gereken uygun ortamın cezaevi yönetimi tarafından sağlanmadığını ifade etmişlerdir. Yemeklerin oruç açım saati gözetilerek verilmemesi ve yine Matem süresince tüketilmesinin yasak olduğu bildirilmesine rağmen yemeklerin içinde et olması bu anlamda gösterilen tavır açısından örnek teşkil etmektedir. Ayrıca, uzunca bir süre oruçlu vaziyette kalan TV10 emekçileri, oruç açımı için gerek gördükleri ihtiyaçların cezaevi yönetimi tarafından karşılanmadığını ve ekmek-peynir ile oruç açmak zorunda kaldıklarını iletmişlerdir” hatırlatmasında bulundu.

    “ALEVİ DEDESİ TALEPLERİ KABUL EDİLMEMİŞTİR”

    Daha önce de, kendi inançları uyarınca ibadetlerini yerine getirebilmeleri amacıyla Alevi Dedesi talebinde bulunan tutuklu TV10 çalışanlarının bu talebi karşılanmamıştır. Yanı sıra, yakınları tarafından gönderilen bağlama da cezaevi yönetiminin engellemelerinden ötürü TV10 emekçilerine ulaştırılamamıştır” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu bu kapsamda Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e şu soruları sordu:

    “-TV10 emekçilerinin maruz kaldığı hukuksuz yargılama bakanlığınız tarafından nasıl açıklanmaktadır?

    -Cezaevi yönetiminin Matem Orucu tutan tutsakların ibadetlerini gözardı eden hatta gerçekleştirdikleri ibadeti engellemeye yönelik takınmış oldukları kasıtlı tavra istinaden –tutsakların Matem Orucu tuttukları kendilerine iletilmesine rağmen aynı tavrın devam etmesinden mütevellit – bir girişiminiz, incelemeniz olacak mıdır?

    -Yakın zamanda Armutlu Cemevi’nde ve Erzincan’da şahit olduğumuz Alevilere ve Aleviliğe yönelik saldırılar, baskılar ve engellemelerin benzeri/devamı niteliğindeki uygulamalara cezaevlerinde de maruz kalındığı yönünde Alevi kamuoyunda oluşan kaygıları giderebilecek bir açıklamanız var mıdır?

    -Tutuklu ve hükümlü Alevilerin inançları uyarınca ibadet etmeleri ve bu anlamda gerekli gördükleri taleplerin karşılanmıyor olmasının gerekçesi nedir?

    -16 yıllık iktidarınız boyunca, her fırsatta, inanç noktasında hassasiyet taşıdığınızı ifade etmenize rağmen, konu Aleviler olunca bu hassasiyet neden gözardı edilip, tali bir hal almaktadır? Taşıdığınız hassasiyet yalnızca belli başlı gruplar ile mi sınırlıdır?

    -24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde açıkladığınız seçim beyannamenizde, Alevilere yönelik vermiş olduğunuz taahhütler, seçim beyannameniz içerisinde yazılı olarak yer alan fakat uygulamada doğruluğu olmayan vaatler midir?” (HABER MERKEZİ)

  • Av. Seyit Demir sürece isyan etti: Dosyada hiç bir delil yok-VİDEO

    Av. Seyit Demir sürece isyan etti: Dosyada hiç bir delil yok-VİDEO

    PİRHA -KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 programcısı Veli Haydar Güleç bir yıldır hukuksuz bir şekilde Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunuyor. İddianameleri dahi hazırlanmayan Büyükşahin ve Güleç’in avukatı Seyit Demir, tutuklanma ve sonrasında yaşanan sürece tepki gösterdi. Demir, “Alevi muhalefetini, toplumsal muhalefeti bastırmak, ekonomi kötüye gittikçe, dış politikada işler kötüye gittikçe hükumet muhalefeti tümden bastırma yoluna gitmektedir” dedi. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 programcısı Veli Haydar Güleç bir yıldır haksız ve hukuksuz bir şekilde Silivri Cezaevi’nde tutuklu. Şu ana kadar haklarında herhangi bir iddianame dahi hazırlanmayan TV10 çalışanlarının Avukatı Seyit Demir PİRHA’ya konuştu.

    Veli Haydar Güleç ve Veli Büyükşahin’in bir yıla yakındır tutuklu olduğunu kaydeden Demir, dosyada şu ana kadar yol alınmadığını belirterek, “Dosyada tutuklanma gerekçeleri mesnetsiz.  FETÖ’cülerin yapmış olduğu soruşturmaya dayanarak yürütüldü” dedi.

    FETÖ üyesi polislerin tamamının görevden alındığını ve FETÖ’cülerin yürüttüğü dosyaların delillerinin hukuksuz yollarla elde edildiği gerekçesiyle sayısız beraat kararının verildiğini belirten Demir, FETÖ’cü polislerin tasfiye olmasına rağmen elde ettiği 2012-2013 yılının delillerinin dosyada muteber delil kabul edilerek tutuklandıklarını söyledi.

    Yaklaşık bir senedir iddianamenin hazırlanmadığını, hazırlanan iddanamenin de mahkeme tarafından yetersiz bulunarak reddine karar verildiğini aktaran Demir, savcılığın işinin zor olduğunu çünkü dosyada hukuki mahiyette hiçbir delilin olmadığını vurguladı.

    “1 YILDIR MÜVEKKİLLERİMİN MAĞDURİYETİ DEVAM EDİYOR”

    Av. Seyit Demir, şunları belirtti:

    “Sonuçta yürütmüş oldukları faaliyet basın faaliyeti. Basın faaliyeti dışında herhangi bir faaliyet yok. Zaten dosya dikkatle incelenecek olsa soruşturma aşamasında sorgu hakimliğinde bize sorulan sorular trajikomikti. Örnek olarak Veli Büyükşahin’e ekolojiden kadın haklarından bahsetmişsiniz bu “terör örgütünün de” kullandığı bir dil,  dolayısıyla “terör örgütü” propagandası yapıyorsunuz gibi her türlü dayanaktan yoksun mantık dışı sorular yönetildi.
    Yine Veli Haydar Güleç’e benzer mahiyette sorular soruldu. Demokratik Toplum Kongresi’nin çalışması sanki yasa dışı bir örgütün çalışmasıymış gibi değerlendirildi. Biz dosyaya dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in “DTK’ye çalışmalarında başarılar diliyoruz” şeklinde TBMM antetli kağıtla gönderdiği yazıyı sunduk. Yine Bülent Arınç’ın DTK’nin çalışmalarını sistemden “DTK’e yeterli çalışmıyor çalışma yöntemlerini eksik bulduğuna dair”  gazete küpürlerini mahkemeye sunduk. Ama mahkeme DTK’yi yasadışı örgütle bağlantılı görerek diğer bir takım mesnetsiz dayanakları, delilleri de esas alarak tutuklanmalarına karar verdi. Yani işin doğrusunu söylemek gerekirse muhtemelen bu ateşten topu hiçbir mahkeme üstüne almak istemiyor. Ve bir yıla yaklaşan bir süredir müvekkillerimizin mağduriyeti de devam ediyor.”

    ALEVİ MUHALEFETİNİ, TOPLUMSAL MUHALEFETİ BASTIRMAK İSTİYORLAR”

    Demir, iddianameyle ilgili yaşanan süreci şöyle anlattı:

    “Savcılık makamı mahkemeye hazırladığı  iddianameyi gönderdi. Ancak mahkeme iddianemenin eksik olduğunu bu şekilde kabul edemeyeceğini söyleyerek iade etti. Bunun izahı şu: Savcılık aslında müvekkilimizi suçlayabilecek her türlü delili dosyaya sundu. Ancak mahkeme bu dosya durumuyla bir karar verebilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek dosyayı iade etti. Yani savcı bu durumda ne yapabilir? Dosyada suçlamaya yeter bir delil yok. Bu kadar süre tutuklu kalmışlarsa bir yargılamada yapmak gerekiyor. Ancak yargılamayı yapabilecek ortada isnat olabilecek müvekkillere bir suçlama da yok, o yüzden  dosya savcılık ve mahkeme arasında 2 defadır gidip geliyor. Bu üçücüye gönderecek.

    TUTUKLAMA TEKNİK TAKİP VE DİNLEME KAYITLARINA GÖRE YAPILMIŞ

    Ayrıca dosyada şöyle bir sıkıntı daha var: Dosyada tutuklama teknik takip ve dinleme kayıtlarına göre yapılmış. Bu teknik takiplerde şahıslar dinlenmiş ve ses kayıtları var dosyada. Oysa bu ses kayıtlarının Veli Haydar Güleç’e ve Veli Büyük Şahin’e ait olduğuna dair dosyada herhangi bir delil yok. Dolayısı ile müvekKillerimizin adli tıpa gönderilerek ses kaydı eşleştirmesi yapılabilmesi için ses örneği alındı. Şimdi onların çözümlemesi yapılacak tekrardan mahkemeye gönderilecek bu süreç bu şekilde uzayarak gidiyor ama bu arada hem basın emekçisi olan müvekkillerimiz mağdur oluyor hem aileleri mağdur oluyor. Aslında bunun gerçek amacını biz biliyoruz. Bunun amacı Alevi muhalefetini, toplumsal muhalefeti bastırmak, ekonomi kötüye gittikçe dış politikada işler kötüye gittikçe hükumet muhalefeti tümden bastırma yoluna gitmektedir.”

    “KEMAL DEMİR’İN MAĞDURİYETİ BÜYÜKTÜR”

    Öte yandan TV10 çalışanı kameraman Kemal Demir’in de geçtiğimiz günlerde görülen mahkemesinde dosyanın Mersin’e gönderildiğini belirten Av. Seyit Demir, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bir aydır dosyanın Mersin’e gönderilmesini beklediklerini kaydetti. Demir, sözlü, yazılı başvurulara rağmen dosyanın Mersin Adliyesi’ne gönderilmediğini belirterek şunları söyledi:

    “Aslında bunu şöyle yorumlamak lazım: Bir ceza vermeksizin cezalandırma… Zaten bir seneye yakın oldu Kemal Demir cezaevinde. Küçük bir bebeği var, eşi var, ailesi mağdur ve çok sevdiği gazetecilik mesleğine de devam edemiyor. Zaten bir sene cezaevinde yattığınızda cezası kesilmiş oluyor. Beraat kararı alsanız da bu saatten sonra bu beraat kararının teknik anlamda çok bir anlamı kalmıyor. Çünkü bir sene zaten siz suçsuz yere yatmış oluyorsunuz bu anlamda. Kemal Demir’in mağduriyeti büyüktür.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Matem orucundaki tutuklu TV10’un yöneticilerine uygun koşullar sağlanmıyor

    Matem orucundaki tutuklu TV10’un yöneticilerine uygun koşullar sağlanmıyor

    PİRHA – Bir yıla yakındır hiçbir gerekçe gösterilmeden suçsuz yere cezaevinde yatan ve Muharrem ayı nedeni ile cezaevinde matem orucu tutan Tv10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir  için uygun koşullar sağlanmıyor.

    Aleviler için kutsal olan Muharrem ayına girilmesiyle birlikte matem orucu başladı.

    Silivri Cezaevi’nde 10 aydır tutuklu bulunan KHK ile kapatılan TV10’un çalışanı kameraman Kemal Demir ile 9 aydır tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç Silivri cezaevinde matem orucu tutuyorlar.

    CEZAEVİNDE ORUÇ TUTUYORLAR

    Kemal Demir görüşüne gelen eşi Sevim Demir aracılığıyla cezaevinde kendilerine oruç tutmak için gerekli ortamın hazırlanmadığını söyledi.

    YEMEKLERDE ET VAR

    Kemal Demir, yemeklerinin oruç açma saatinde verilmediğini, yemeklerin içinde et olduğu için yiyemediklerini ve istedikleri yemeğin verilmediğini ifade etti.

    Daha önce de Veli Büyükşahin’in cezaevinde Alevi dedesiyle görüşme talebi cezaevi yönetimi tarafından kabul edilmemişti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Demokratik Alevi Dernekleri’nden PİRHA’ya ziyaret- VİDEO

    Demokratik Alevi Dernekleri’nden PİRHA’ya ziyaret- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eş başkanları ve üyeleri ajansımızı ziyaret ederek bu zor süreçte tüm baskılara ve zorluklara rağmen yayın yapan PİRHA çalışanlarına teşekkür etti.

    DAD eş başkanları Selda Güneş, Musa Kulu, DAD üyelerinden Bülent Felekoğlu ve HDP eski Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş Pir Haber Ajansı’nı ziyaret etti.

    DAD Eş Başkanı Selda Güneş, “Yayınlarınızda yol adına yürüttüğünüz hakikat anlayışını yürekten destekliyor ve tebrik ediyoruz. Zulmü iliklerimize kadar hissettiğimiz bu dönemde hakikatten yana tavır almak ve cümle kurmak cesaret istiyor. Her biriniz bu süreçte çok cesaretli bir duruş sergiliyorsunuz. Hızır yardımcınız olsun. Kendi adımıza ve yol adına çok teşekkür ediyoruz” dedi.

    “SİSTEMİN BASKILARINI ALEVİLER MİSLİ İLE YAŞIYOR”

    “Sistemin baskılarını biz Aleviler olarak misli ile yaşıyoruz” diyen Güneş, “Dersim’de sürdürülen orman yangınları ve Ovacık’ta teberik olarak kabul ettiğimiz bir suyun pazarlama unsuruna dönüşmesi gibi sıkıntılarımız var. Bu konularda desteğinizi istemeye geldik” diye konuştu.

    DAD Eş Başkanı Musa Kulu ise, “Geçmişi, kültürü ve tarihi çok güzel olan bir toplumu, inancı var etmek, yaşatmak, gelecek nesillere taşımak için çok onurlu ve meşaketli bir iş yaptığınızı biliyoruz. Gelecekte belki de saygı ile anılacak bir işlevi yerine getiriyorsunuz. Dünyadaki en farklı en özgün ve insanlığın başlangıcından bugüne olan ve varlığını sürdüren Kızılbaş Alevi inancı olarak ocaklara, ziyaretgahlara ve evrene seyir etmiş. Bunun dışında başka bir yere secde etmeyen esas olarak insanı kendisine rehber edinen adalet anlayışı ile hukuk anlayışı ile evrene karşı sorumlu olduğunu ve everenin bir parçası olduğunu gösteren bir inanca sahibiz” dedi.

    “BİZ SORUNLARIMIZI DAR DİDAR İLE ÇÖZMÜŞÜZDÜR”

    “Bizler hem adalet duygusu hem insan olma duygusu hem de barışçıl olmamız nedeni ile kendi sorunlarımızı dar didar ile çözmüşüzdür” diyen Kulu, “Yıllardır bu inanca sahip mensuplar olarak bu inancı yaşatılması ve geleceğe taşınması için basın alanında her çabanın çok önemli ve çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlamda bu kurum yaptığı hizmet ile en büyük katkıyı sunmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “BASIN YAYIN ORGANLARINI DEVRE DIŞI BIRAKIYORLAR”

    Kulu’dan sonra söz alan DAD üyelerinde Bülent Felekoğlu, “PİRHA’yı belki de varlık sebebini görmek için en temelde görmek gerekiyor. PİRHA bizi görünür kıldığı için hak razı olsun” diye konuştu.

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin, “Türkiye’nin özelikle birkaç yıldır içinde bulunduğu koşulları hepimiz biliyoruz. Bütün toplumsal kesimlerin üzerinde olan baskı, sindirme politikaları basın üzerinde de çok yoğun bir şekilde kendisini gösteriyor. Şu anda cezaevinde 160’ın üzerinde gazeteci var, binlerce gazeteci işsiz, birçok gazete, televizyon kapatılmış durumda. Çeşitli şekillerde demokratik muhalefet yürüten kesimlerin sesini yansıtmak isteyen basın yayın organlarını çeşitli yöntemlerle devre dışı bırakıyorlar. Devre dışı bırakmakla kalınmıyor gözaltılar yapılarak hapse atılıyor. ‘Tek ses, tek dil’ diyen tekçi zihniyet, tekçi bir basın ve Türkiye yaratmak istiyor. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye böyle bir Türkiye değil. Türkiye çoğulcu bir yapıya sahiptir. Çok farklı etnik yapıların, inançların, sosyal, toplumsal kesimlerin var olduğu ve doğanın çeşitliğine benzer toplumsal bir çeşitlilik içerisindeyiz. Bu toplumsal kesimlerin kendisini var etmek için verdiği mücadele devam ediyor. Alevi toplumu açısından da bizim açımızdan da bu böyle.

    Ajans olarak Türkiye’deki çoğulcu yapının demokratik bir yapı olarak kendisini var etmesi ülkenin ve Alevi toplumunun yararına olduğunu belirten Kişin, “Kendi gücümüz oranında karınca kararınca basın alanında bir şeyler yapmaya çaba sarf ediyoruz. Demin belirttiğimiz o baskı koşullarına ve imkanlarımızın sınırlı olmasına rağmen birkaç arkadaşın bir araya gelerek yapmaya çalıştığı bir hizmettir. Sizlerin de gelip bize moral vermesi gerçekten çok önemli” diye konuştu.

    “BİZLER YOLU YÜRÜRKEN İŞİ ÖĞRENMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Bir toplumunun kendini ifade etme araçları yeni yeni TV10, Yol TV ve Pir Haber Ajansı gibi benzer araçlarla ortaya çıktığına vurgu yapan Kişin şunları kaydetti:

    “Bizler yolu yürürken bu işi öğrenmeye çalışıyoruz. Eksiklerimiz çok biliyoruz. Ama bunun tamamlanması içinde sadece burada çalışan arkadaşların çabası ile değil, biz istiyoruz ki bütün bu konuda derdi olan Alevilerin, kurumların, pirlerin, kurum başkanlarının, dedelerin ve anaların yani herkesin bunu kendisine dert edinip bir yerde tutması kendi haberini, kendi sesini bu alanda yansıtmasını istiyoruz. Bu konuda bizler de sizlerin katkılarınızı bekliyoruz.”

    “TAMAMEN KEYFİ BİR DURUM”

    Cezaevinde olan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Programcısı ve Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve Kameraman Kemal Demir’in durumuna ilişkin konuşan Kişin şunları kaydetti:

    “3 arkadaşımız cezaevinde bulunmakta. Kemal Demir 9 aydır içeride ve bir defa mahkemesi yapıldı. Veli Haydar Güleç ile Veli Büyükşahin’nin halen mahkemesi yapılmamış. Sekiz ayı aşkın süredir cezaevindedirler. Ne ile yargılandıklarını halen bilmiyoruz. İlk ifadelerinde sorulan 2010 ve 2011 yıllarında her ikisinin seçim çalışmalarında, HDP çalışmalarında yer aldığı, parti meclis üyesi olmaları ve o dönem ki siyaset akademisinin kurulması ile ilgili bir şey. O süreçte tüm bunlar yasal bir durumdu. Bu durumdan dolayı bir suçlama söz konusu. Ancak hapsedilmeleri, 8-9 ay boyunca iddianamenin çıkmamasını gerektirecek bir durum değil. Tamamen keyfi bir durum. Halen mahkemeye bile götürülmediler arkadaşlarımız. Biz şöyle düşünüyoruz. Bu arkadaşlarımız TV10 çalışmalarında aktif rol alan ve ekran önünde olan arkadaşlarımızdı. Alevi toplumunda kendi çabaları doğrultusunda öncülük yapan arkadaşlarımızdı. Bu anlamda darbe süreci ile birlikte nasıl ki televizyonlar kapatıldı nasıl ki basına yönelik baskılar geliştiyse bu arkadaşlara dönükte böyle bir süreç başlatıldı. Belki de Galatasaray Meydanındaki TV10 direnişi ile ilgili bir gaz dağıydı. Çünkü oradaki konuşmaların tamamı TV10’dan doğru Alevi toplumundan doğru sorumluğu olan Veli Büyükşahin yapıyordu. Basın alanında bu mevcut rejime karşı Galatasaray Meydanında söz söyleme pozisyonuna gelmişti. Orada Türkiye’nin genel durumuna ilişkin yaşananlara ilişkin, cezaevlerindeki durumlara ilişkin ve cezaevindeki gazetecilere ilişkin her hafta söz söyleme durumundaydı. Dolayısı ile birazda bunun önünü kesmeye yönelik olduğunu düşünüyoruz.”

    “GAZETELERİN BOMBALANDIĞI SÜREÇTEN GEÇTİK”

    PİRHA Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak şunları kaydetti:

    “Biz TV10 kapatıldığında da şunu söyledik. Su akar yatağını bulur. Kimse demokratik mücadelenin önünü kesemez. Geçmişte 12 Eylül faşizmi kesmek istedi. Tansu Çiller, Mehmet Ağarlar kesmek istedi, onlardan önce ve sonra gelen iktidarlarda kesmek istediler. Generaller gazeteleri eline alıp ekranlarda bu gazeteler deyip ertesi gün gazetelerin kapatıldığını biliyoruz. Gazetelerin bombalandığı süreçlerden de geçtik ama insanlık tarihinde de dünya tarihinde de demokrasinin önüne geçilecek bir durum söz konusu değil. Mutlaka toplumsal direniş muhalefet kendi yolunu buluyor. Bir şekilde yeni yeni araçlar ve yeni yeni ilişkiler bularak açığa çıkarıyor. Alevi toplumu açısından da TV10 kapatıldı ama Alevi toplumunun basın alanındaki akışı devam ediyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Lokmalarla kurulan TV10’un çalışanları hukuksuzca zindanda tutuluyor’-VİDEO

    ‘Lokmalarla kurulan TV10’un çalışanları hukuksuzca zindanda tutuluyor’-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir aylardır tutuklu bulunuyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Ana Menşure Doğan ile DAD Ankara Şube Başkanı Murat Işık, Alevi toplumunun üzerinde bir şekilde çeşitli gerekçe ve bahanelerle cezaevi ve baskı süreci işletmek istenildiğini ifade ettiler. 

    KHK ile kapatılan TV10’un Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, programcı Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir aylardır tutuklu bulunuyor.

    Tutuklu TV10 çalışanlarına ilişkin PİRHA’ya konuşan Derviş Cemal Ocağı’ndan Ana Menşure Doğan, “Böyle güzel zihniyetlerin duvarların arkasında tutulması; sosyal hukuk devleti olsa değil duvarların arkasında tutmak bu insanlardan yararlanmayı öğrenir. Bu insanların güzel hizmetleri oldu sadece. İçeride olmaları beni çok üzüyor” dedi.

    “Alevi dernekleri, sivil toplum örgütleri dayanışma içerisinde, içeri giren her güzel cana, haklarını ve emeklerini göz önünde tutarak onlara sahip çıksaydı, daha çok dillendirseydi belki bir etkisi olurdu, olmalı da” diyen Ana Doğan, “Tutsaklar özgür olmadıkça kendimi asla özgür görmüyorum. Çağrım bütün insanlığadır; daha insani bir temelde bir araya gelerek, ortaklaşarak dayanışmayı güçlendirmeli. Daha çok sağlam örgütlülük, samimiyet, fedakarlık diyorum” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİ TOPLUMUNA CEZAEVİ, BASKI SÜRECİ İŞLETİLMEK İSTENİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube Başkanı Murat Işık ise, “Her şeyden önce Alevi örgütlülüğüne, Alevi toplumuna yönelik sistematik bir baskının olduğunu söyleyebiliriz. Alevi toplumu bir tecrite, bir baskı sürecine maruz bırakıldı. Aleviler, yüz yıllardır bu baskının muhatabı oldular. Ancak günümüzde daha sinsi politikaların yürütüldüğünü söyleyebiliriz. Hak ve hakikatin sesi, Alevilerin lokmalarıyla kurduğu TV10’un ellerinden alındığı gibi yöneticileri ve çalışanları hukuksuzca aylardır zindanda tutuluyorlar. Bunu kabul edilir görmüyoruz. Canlarımızın herhangi bir suçu olduğunu düşünmüyoruz” diye konuştu.

    Veli Büyükşahin’in Alevi ocakzadesi olduğunu belirten Işık, şunları kaydetti:

    “Nasıl bir yasadışı bir şeye neden olmuştur ki 8 aydır içeride tutuluyor. Bütün bunlara bakıldığı zaman aslında Alevi toplumuna bir şekilde çeşitli gerekçe ve bahanelerle cezaevi süreci, baskı süreci işletilmek isteniyor. Makbul Alevilik yaratmak isteniyor. Gri pasaportlu dedeler, okullar, bugün küçükten büyüğe kadar her türlü asimilasyon politikası üzerimizde yürütülüyor. Eğitim sistemindeki duruma bakın. Her şekilde Aleviler asimile ediliyor. Buna karşı çıkan kurumlar, yöneticileri baskı altında tutuluyorlar. Nahaq anlayışın, zulüm iktidarının son bulması gerekiyor.”

    DERSİM/PİRHA

  • Pir Celal Fırat: Aleviler tutuklu Tv10 çalışanlarına yeteri kadar sahip çıkmadı-VİDEO

    Pir Celal Fırat: Aleviler tutuklu Tv10 çalışanlarına yeteri kadar sahip çıkmadı-VİDEO

    PİRHA – Yaklaşık yedi aydır cezaevinde olan TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir’in durumunu değerlendiren Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, Alevilerin yeteri kadar TV10 çalışanlarına sahip çıkmadıklarını belirtti. 

    Yaklaşık yedi ay önce evlerine yapılan baskınla gözaltına alınıp tutuklanan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin ve TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç’in hala iddianameleri yok. Kameraman Kemal Demir ise çıktığı mahkemede serbest bırakılmadı. Aylardır Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 çalışanlarının durumuna ilişkin Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat değerlendirmelerde bulundu.

    “BU ARKADAŞLARIMIZA KARŞI İNSANLIK SUÇU İŞLENİYOR”

    Türkiye’de çok büyük bir zulmün gerçekleştirildiğini söyleyen Fırat, Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir ile aşağı yukarı 5-6 sene beraber çalıştıklarını söyledi. TV10 çalışanlarının Alevi toplumuna büyük katkılarının olduğunu ve seslerini duyurmaya çalıştıklarını söyleyen Fırat, yedi aydır o insanların ailelerinden uzak tutulmasını insanlık suçu olarak nitelendirdi.

    “İNSANİ AÇIDAN BAKILDIĞINDA UTANÇ DUYULACAK BİR DURUM”

    Fırat, 4-5 gün önce İsrail’e giden bir Türk kadının, orada gözaltına alındığını ev hükümetin buna karşı tepkisini hatırlatarak şuları kaydetti;

    “4-5 gün önce İsrail’e giden bir Türk kadını orada gözaltına alındığında şuan ki mevcut siyasal yapı adeta sosyal medya gibi çeşitli yerlerde kıyameti koparttı. Nasıl özgürlüğünü elinden alırsınız gibisinden. Nitekim şartlı bir çerçevede tahliye edildi.

    Düşünün 2-3 gün içeride kalmasını bir insanlık suçu olarak dillendiren insanlar şuan 7-8 ay kimi arkadaşlarımız bir senedir içerideler. Ne ile suçlandıkları, ne için içeride oldukları ile ilgili halen bir iddianame bile yok. Tamamen bunları gelenek göreneklerinden topluma hizmet etmekten alıkoydular. Şuan net bir şekilde şunu söyleyebiliriz ki o insanlar adeta orada tutsak vaziyetteler. Bu yapılan büyük bir zulümdür. Özellikle Veli Büyükşahin dedenin 9-10 yaşında bir kızı, Velihaydar Güleç’in 4-5 yaşında bir kızı var, Kemal’in 7-8 aylık bir çocuğu var. Yani gerçekten insani olarak baktığımızda utanç duymamız gereken bir olgu.”

    “ALEVİ KURUMLARI YETERİNCE SAHİP ÇIKMADI”

    Alevilerin yeterince TV10 çalışanlarına sahip çıkmadıklarını da söyleyen Celal Fırat, cezaevine mektup göndermek, ailelerinin yanında olmak, onları ziyaret etmek ve manevi olarak yanlarında olmak gerektiğine vurgu yaptı.

    Evvela kendim bir özeleştiri vermek isterim. Üstümüze düşeni yeterince yapmadık, diyen Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat şöyle devam etti. “Örnek olarak cezaevlerini ziyaret edebiliriz. Geçen senede söylemiştim ailelerinin yanına gitmek lazım. Sorunları sıkıntıları muhakkak vardır. Yoksa bile maneviyat anlamında onların yanında yer almak lazım.

    Kesinlikle Alevi kurumlarının aslında sadece Alevi toplumlarının da bir sorunu değil insanlık çerçevesinde vicdanı olan herkesin onların sesine ses olmalarını ben canı gönülden istiyorum. Sevgili Veli Dedenin, Veli Haydar’ın ve Kemal’in kısa zamanda aramızda olmasını görevlerine ve ailelerine kavuşmasını gönülden arzuluyoruz. Ancak arzulamakla kalmamak lazım bunun mücadelesini de vermek lazım. Bununla ilgili iyi bir alan yaratmak gerekiyor.”

    “YENİ KABİNE YENİ ACILARIN SİNYALLERİNİ VERİYOR”

    Tutuklu Tv10 çalışanlarının bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulunan Pir Celal Fırat konuşa ilişkin değerlendirmesini şu cümlelerle tamamladı.

    “Şuan yüzlerce binlerce insan neyle suçlandığını dahi bilmeden içeride yatıyor. Özgürlükleri elinden alınmış. Ve birileri buna ‘demokrasi’ diyor. Çok acı olanda bu. Seçim sonrası yeni bakanlar  kurulun yer alanların isimlerinin açıklamasıyla görüyoruz ki bu acıların daha farklı bir çerçevede gerçekleştirilmesinin de sinyalini verdiler.

    İçişleri Bakanı olsun, Genelkurmay başkanının Milli Savunma Bakanı yapılması bu gerginliğin süreceğinin işaretlerini veriyor. Bir yerde yangın varsa bu yangın herkese sıçrar, onun için bu yangını söndürmek lazım. El birliğiyle oturup konuşmak lazım. Sorunlarımızı el birliğiyle çözmemiz gerektiği kanısındayım.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • TV10 kameramanı Kemal Demir’in dosyası Mersin’e gönderildi-VİDEO

    TV10 kameramanı Kemal Demir’in dosyası Mersin’e gönderildi-VİDEO

    PİRHA- Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Demir’in davasında hakim yetkisizlik kararı vererek dosyayı Mersin’e gönderdi. 

    7 aydır Silivri 5 No’lu Cezaevi’nde tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması bugün İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aynı dosya kapsamında yargılanan TV10 çalışanı Kemal Karagöz de duruşmada hazır bulundu. Mahkemeye sadece Demir’in ailesi dışında yakınları ve gazetecilerin içeri alınmaması tepkiyle karşılandı. Duruşmaya HDP’nin Alevi milletvekili Ali Kenanoğlu, Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat ile Demir’in arkadaşlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Kemal Demir ifadesinde, bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi olduğunu ve uzun süredir tutuklu olduğu için tahliyesini istediğini belirtti. Tutuksuz yargılanan Kemal Karagöz ise adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi.

    Tutukluluk hali devam eden Kemal Demir’in davasıyla ilişkili İstanbul’un yetkisizliğine karar verilerek dava Mersin Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

    Demir’in tutukluluk halinin devamına Karagöz’ün de adli kontrol tedbirinin devamına karar verildi.

    “DOSYA YILAN HİKAYESİNE DÖNDÜ”

    Duruşma sonrasında davayı değerlendiren Kemal Demir’in avukatı Seyit Demir, dosyanın bir yılan hikayesine dönüştüğünü kaydetti. Yetkisizlik kararı verilmeyip mahkemenin İstanbul’da da görülebileceğini söyleyen Avukat Demir, “Ancak mahkeme bu ateşten topu üzerinden atmayı tercih etti ve Mersin’e gönderdi. Mersin’e gönderirken de suçun vasıf ve mahiyetinde değişiklik olduğunu mütalaa verdi savcı. Savcı örgüt üyesi olmaksızın örgüte yardım noktasında mütalaa verdi” dedi. 7 aydır adil bir yargılama yapılmadığını söyleyen avukat Demir, “Bu durumda tahliye kararı vermesi gerekirken tutukluluğunun devamına karar vermesi adil bir karar olmadı” ifadelerini kullandı.

    “ÖZGÜR BASIN MÜCADELESİNDEN KORKUYORLAR”

    Mahkeme salonuna ailelerin dışında kimsenin alınmamasına tepki gösteren avukat Demir şunları söyledi: “Burada TV10’un, özgür basın mücadelesinin ve Alevilerin hak arama mücadelesinden ne kadar korkulduğunu, bu mücadelenin ne kadar bastırılmaya çalışılmış olduğunu gördük. Salonda boş koltuklar varken sayın yargıç içeride yer yetersizliği sebebiyle içeriye almadı. Demek ki halkımızdan korktuklarını anlamış olduk biz burada. Bu yargılamanın açıklığı ilkesine de aleniyeti ilkesine de kamuya açık olması ve herkesin izleyebilmesi ilkelerinin hepsini ezip geçmiş oldu.” (HABER MERKEZİ)

       

  • TV10 emekçisi Kemal Demir yarın hakim karşısına çıkartılacak-VİDEO

    TV10 emekçisi Kemal Demir yarın hakim karşısına çıkartılacak-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan TV10’un tutuklu kameramanı Kemal Demir’in ilk duruşması yarın saat 10:00’da İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’nde. 

    Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Alevilerin sesi TV10’un kameramanı Kemal Demir ilk duruşması yarın saat 10:00’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek.

    25 Aralık 2017 gecesi İstanbul’daki evine yapılan baskınla gözaltına alınan Demir, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Silivri 5 No’lu cezaevine gönderilmişti. 7 aydır tutuklu bulunan Demir’in, yarın ilk duruşması görülecek.

    Demir’in eşi Sevim Demir, Kemal Demir’in mahkemesine çağrı yapmıştı. Ayrıca gazeteciler de hazırladıkları çağrı videosuyla tüm duyarlı insanları Demir’in mahkemesine çağırmıştı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kemal Demir’e özgürlük için 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ndeyiz’-VİDEO

    ‘Kemal Demir’e özgürlük için 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ndeyiz’-VİDEO

    PİRHA- Gazeteciler, 7 aydır tutuklu bulunan TV10 kameramanı Kemal Demir’in 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek ilk duruşmasına katılım çağrısı yaptı. 

    KHK ile kapatılan TV10 kameramanı Kemal Demir, 25 Aralık 2017 gecesi evine yapılan bir baskınla gözaltına alındı. 7 aydır Silivri 5 No’lu cezaevinde tutuklu bulunan Demir’in iddianamesi hazırlandı. Gazeteciler, Demir’in 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek ilk duruşmasına katılım çağrısı yaptı.

    Demir’in duruşmasına çağrı için hazırlanan videoda basın özgürlüğüne ve adalete dikkat çekilirken, Demir’in tutuklanırken 5 aylık olan oğlu Roni’ye ve ailesine kavuşabilmesi için serbest bırakılması talep edildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • KHK ile kapatılan TV10’un emekçisi Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz’da-VİDEO

    KHK ile kapatılan TV10’un emekçisi Demir’in ilk duruşması 3 Temmuz’da-VİDEO

    PİRHA- 25 Aralık 2017’de gözaltına alınıp bir hafta sonra da tutuklanarak cezaevine gönderilen KHK ile kapatılan TV10’un kameramanı Kemal Demir’in iddianamesi hazırlandı. 6 aydır iddianamesi bile olmadan tutuklu bulunan Kemal Demir’in duruşması 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Eşi Sevim Demir, Kemal Demir’in tüm dostlarını mahkeme günü Çağlayan’a beklediklerini söyledi. 

    KHK ile kapatılan TV10’un kameramanı Kemal Demir. 25 Aralık 2017 gecesi evine yapılan bir baskınla gözaltına alındı. Bir hafta gözaltında tutulan Kemal Demir çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Silivri 5 No’lu cezaevine gönderildi. 2018 yılının başından beri tutuklu olan Kemal Demir’in iddianamesi yeni hazırlandı. Demir’in mahkemesi 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’nde.

    “YAŞADIĞIMIZ KORKUYU TARİF ETMEK ÇOK ZOR”

    Kemal Demir’in tutuklanma sürecini anlatan eşi Sevim Demir, evlerine baskın yapılan gece sadece bebekleri için endişelendiklerini söyledi. Demir, baskın gecesini şöyle anlattı:

    “Hiç beklemediğimiz bir şeydi bizim için. Geldiklerinde yaşadığımız korkuyu tarif etmek çok zor, çünkü evde küçük bir bebeğimiz vardı. Kemal de ben de sadece onu düşünüyorduk.”

    BABASI TUTUKLANIRKEN BEŞ AYLIKTI

    Eşinin terör örgütüne üye olmakla suçlandığını öğrendiklerinde çok şaşırdıklarını, böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyleyen Sevim Demir, “Kemal sadece ekmeğinin peşinde olan birisiydi. Zaten çalıştığı televizyon kanalının KHK ile kapatılmasından sonra işsiz kaldı ve bu süre içerisinde pazarcılık dahil küçük işlerde çalıştı. Ben de destek olmaya çalışıyordum eşime. Hem de çocuğumuzu büyütmeye çalışıyorduk” dedi. Eşi tutuklandıktan sonra maddi ve manevi her açıdan çok zorlandıklarını ifade eden Sevim Demir, çocukları Roni’nin, babası tutuklanırken henüz 5 aylık olduğunu, şimdi ise 11 aylık olduğunu ve bu süreci eşinin göremediğini belirtti. Eşinin iddianamesi bile hazırlanmadan 6 ay boyunca tutuklu kaldığını hatırlatan Sevim Demir, hazırlanan iddianamenin yarısından çoğunun eşi ile alakalı şeyler olmadığını söyledi.

    “KÜÇÜCÜK BİR BEBEKLE CEZAEVİ YOLLARINI ARŞINLAMAK”

    Eşinin çalıştığı televizyon kanalı olan TV10’da şoförlük, kameramanlık, reji gibi birçok işlerde çalıştığını belirten Sevim Demir, eşi tutuklandıktan sonra onu cezaevinde ziyaret etme süreçlerini ise şöyle anlatıyor:

    “Gerçekten çok zorlandık. Görüşüne gitmemiz gerekiyordu Kemal’i yalnız bırakmamak için. Hem Roni’nin, babasını görmesi gerekiyor hem Kemal’in de oğlunu görmesini istiyorduk moral açısından. Kış dönemine denk gelmişti. Kışın küçücük bir bebekle cezaevi yollarını arşınlamak, o zorlu arama kontrol noktalarından geçmek. Arama noktalarından geçerken zaten küçücük bir bebekle içeri giriyoruz ve emziğe, biberona kadar dışarıda bırakıyoruz.”

    DOSTLARINA ÇAĞRI

    Büyük bir heyecanla eşinin mahkeme gününü beklediklerini söyleyen Sevim Demir, Kemal Demir’in tüm dostlarını 3 Temmuz’da Çağlayan Adliyesi’ne kendilerine destek olmaya çağırdı.

    “15 SAYFALIK İDDİANAMENİN SADECE 2 SAYFASI KEMAL DEMİR İLE İLGİLİ”

    Kemal Demir’in iddianamesiyle ilgili bilgiler veren Avukat Seyit Demir de ebat olarak 15 sayfalık bir iddianame olduğunu ancak içinde yazan çoğu şeyin Kemal Demir ile ilgisinin olmadığını kaydetti. İddianamenin ilk beş sayfasında PKK’nin parti tarihinin anlatıldığını, 6, 7 sayfalık bir bölümünde Rojava’da kurulan bir televizyon kanalının malzeme listesinin yer aldığını söyleyen Seyit Demir, iddianamenin sadece bir buçuk iki sayfalık bir bölümünün Kemal Demir ile alakalı olduğunu belirtti. İddianamede Kemal Demir’e sorulmayacak soruların sorulduğunu ve Kemal Demir’e atfedilemeyecek suçlamaların atfedildiğini ifade eden Seyit Demir, “Dosyada diğer sanık olması gereken kişilere yatan paralar Kemal Demir’e sorulmuş. Oysa Kemal Demir bu paranın ne alıcısı pozisyonunda ne göndericisi pozisyonunda. Ayrıca yapılan işlemlerin hepsi Türk bankacılık sistemi üzerinden yapılmış. Yasadışı bir alışveriş olsa, yasa dışı bir ticaret olsa zaten bankacılık kanalıyla yapılmaz elden yapılır” şeklinde ifade etti.

    “PARA TRAFİĞİNDE KEMAL DEMİR NE ALICI NE DE GÖNDERİCİ POZİSYONUNDA”

    Kemal Demir’in terör örgütü üyeliği ve Rojava’da kurulan bir televizyon kanalıyla alakalı olarak malzeme temin etmekle suçlandığını belirten Seyit Demir, bu para trafiğinde Kemal Demir’in ne alıcı ne de gönderici pozisyonunda olmadığını kaydetti.

    Avukat Kemal Demir’in iddianamesinde yer alan bazı suçlamalar şöyle anlattı:

    “Örneğin TV10’un dayanışma gecesiyle alakalı bir bilet satışı var. Kemal’in bilet sattığı şahıslardan yine Kemal’in akrabası olan bir şahıs Kemal’e 990 TL para yatırmış. Kemal’e bu soru örgüt adına finansman sağlama şeklinde sorulmuş. Oysa ki şahıs Kemal’in akrabası ve yapılan işlem de TV10’un dayanışma gecesinin biletinin satılması. Yine Kemal’in Wolkswagen marka bir aracı var, aracını zaman zaman kiraya veriyor. Aracıyla alakalı 400 TL bir ödeme gönderilmiş Kemal’e. Bu soru Kemal’e yine aynı şekilde örgütle alakalıymış gibi sorulmuş. Yine Kemal’in düğünü olduğu zaman Kemal’e akrabası tarafından Western Union kanalıyla gönderilmiş bir 250 Euro para var. Bu da sanki örgütsel bir konuymuş gibi ele alınmış. Yine kanal yetkililerinin Kemal’e çekimler esnasında göndermiş olduğu ve dekontlarda açıklamalarının da yazdığı masraflar sanki örgütsel bir alışverişmiş gibi anlatılmış. Oysaki Kemal de biliyor, TV10 çalışanları da biliyor ve Alevi kamuoyu da biliyor ki Kemal’in örgütsel bir konuyla alakası yok. Kemal’in silahlı bir örgütle de ilgisi olmadığı gibi Kemal’in yapmış olduğu faaliyet tamamen bir gazetecilik faaliyeti, bir muhabirlik faaliyeti. Ama muhabirlik faaliyetini savcılık makamı örgütsel bir faaliyet gibi değerlendirmiş.”

    “MAKSAT ALEVİLERİN SESİNİ KESMEK”

    Kemal Demir’in de diğer tutuklular gibi dışarıdan gelecek iyi haberleri beklediğini söyleyen Avukat Seyit Demir, bu tür operasyonların politik operasyonlar olduğunu, hukuki bir operasyon olmadığını belirtti. Dosyada tartışılan konunun hukuki bir konu olmadığını ifade eden Seyit Demir, “Dosyada yargılanan da zaten herhangi bir örgütsel faaliyet falan değil. TV10’un Alevi kamuoyunda bir sempati topladığını ve bir kamuoyu yarattığını gören egemenler bunu bir şekilde TV10’u susturmak, Alevilerin sesini kesmek maksat bu” dedi.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Tv10’un 80. eyleminde cezaevindeki Tv10 emekçilerinin gönderdiği mektup okundu-VİDEO

    Tv10’un 80. eyleminde cezaevindeki Tv10 emekçilerinin gönderdiği mektup okundu-VİDEO

    PİRHA – KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanlarının başlattıkları eyleme 80. haftasında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi destek verdi. Eylemde tutuklu bulunan TV10 yöneticileri ve çalışanlarının gönderdiği mektup okundu. Mektupta, “Alevilerin kendi emekleri ile kurdukları TV10’ da hem Alevilerin hem de tüm ötekilerin sorunlarını tartışıp çözüm üretmeye çalıştık. Ancak bugün KHK ile bu ülkenin tüm sesleri ve renkleri ortadan kaldırılmıştır” denildi.

    OHAL’in ardından çıkarılan KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları eylemlerinin 80. Haftasında İstanbul Taksim Galatasaray Lisesi önünde bir araya geldi. “Alevilerin Sesi TV10 Susturulamaz” pankartı açılarak ‘Alevilerin sesi Susturulamaz’ sloganı atıldı. Bu haftaki eyleme PSAKD Esenler Şubesi, Cumartesi İnsanları, Hasta Tutsak Yakınları, Armutlu Cemevi Üyeleri, Sultan Gazi Cemevi Üyeleri ve Munzur Çevre Derneği destek verdi.

    KHK ile kapatılan kanalımızı geri almak, basın üzerindeki baskıların son bulması ve tutuklu gazetecilerin bırakılması için tam 80 haftadır buradayız” diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Geçtiğimiz aylar hiçbir gerekçe gösterilmeden sadece Alevi haberciliği yapan TV10 Genel Yayın Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yönetim Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir halen cezaevinde tutuklu bulunmaktalar.

    “170’İN ÜZERİNDE GAZETECİ CEZAEVİNDE”

    Türkiye’de basın üzerindeki baskılara dikkat çeken Kişin, ”Bugün 170’in üzerinde gazeteci cezaevinde. Geçtiğimiz günlerde Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinden dört arkadaşımız daha tutuklanarak cezaevine götürüldü. Ve dün Etkin Haber Ajansı’nın dört çalışanı gözaltına alındı. Kuvvetli ihtimal bu arkadaşların da cezaevine konulacağı yönündedir” diye konuştu.

    “BU BİR YÖNETEMEME HALİDİR”

    Mevcut iktidarın ve havuz medyasının muhalif tüm kesimleri hedef aldığını belirten Kişin, “Bu karanlık süreçte geçecektir. Bugün sadece basına yönelik değil her alanda baskı var. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği üyeleri dair herkesi tutuklayıp cezaevlerine yolluyorlar. Bu yönetememe halidir. Çünkü bir iktidar yönetemeyince o ülkede tutuklamalar ve cezaevleri artıyor. Bir yerde yönetememe durumu var ise orada cezaevlerindeki gazeteci sayısı artıyor. Bu nedenle 80 haftadır buradayız. Hiç bir gazeteci bu gün bu ülkede kendini güvende hissedemiyor. Bu da toplumun haber alma hakkına müdahaledir” ifadelerini kullandı.

    “SU AKAR YATAĞINI BULUR”

    Ne kadar baskı kurarlarsa kursunlar ve ne yaparlarsa yapsınlar su akar yatağını bulur diyen TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Tüm baskılara tüm bu kısıtlamalara karşın 1 Mayıs İşçi Bayramında tüm ezilenleri, ötekileştirilenleri ifade eden yeni bir Alevi kanalı Can TV yayın hayatına başlayacaktır. Siz kendi uydularınızda yer vermezseniz, kendi yasalarınız içinde toplumun yayın haklarını ellerinden alırsanız, başka uydularda başka ülkelerde yayın yapmanın yollarını açmış olursunuz” dedi. Kişin Ayrıca bir başka Alevi kanalı olan Yol TV’nin de haziran ayından itibaren yayına başlayacağını söyledi.

    “BEDEL ÖDEDİK HALENDE ÖDÜYORUZ”

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak içerde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, TV10 Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve TV10 Kameramanı Kemal Demir’in ortak gönderdiği mektubu özetleyerek okudu.

    Mektupta “Yaklaşık iki buçuk aydır sizlerden ve birlikte başlattığımız TV10 dayanışma eyleminde uzak kaldık. Elimizde olmayan nedenlerle şuan Silivri Cezaevinde tutuklu bulunmaktayız. Tutuklanmamızın sebebi bundan 6 yıl önce yapılmış bir soruşturma dosyasıdır. Bu dosya 6 yıl önce Fetöcüler tarafından hazırlanmış. Bu dosyayı hazırlayanlar büyük ihtimalle terörden cezaevindedir. Ancak bizler yaptıklarımızdan pişman değiliz. Çünkü bizler bu ülkenin sorunlarının çözülmesi için siyasetin içindeydik. Siyasete inandık. Çünkü sorunların çözüm adresi siyasettir. 100 yıldır çözülmemiş sorunlardan dolayı bedel ödedik ve halada ödüyoruz. Bu ülkeyi bugüne kadar yöneten iktidarların hırslarını, sorunlarını ve inkarcı politikalarının bedelini bu toplum ödemiştir. Alevilerin kendi emekleri ile kurdukları TV10’da hem Alevilerin hem de tüm ötekilerin sorunlarını tartışıp çözüm üretmeye çalıştık. Ancak bugün KHK ile bu ülkenin tüm sesleri ve renkleri ortadan kaldırılmıştır denilerek TV10 eylemi ve katılımcıları selamlandı.”

    “ALEVİLER ÜZERİNDE BİR KORKU İKLİMİ YARATILMAK İSTENİYOR”

    Son olarak söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Esenler Şubesi Üyesi Sezgin Kartal ise, “TV10 yöneticilerinin ve çalışanlarını tutuklanması Alevilere yönelik yapılmış bir saldırıdır. Ve geçtiğimiz hafta da PSAKD yönetici ve üyeleri tutuklandı. Tüm bu saldırılar Alevi toplumunda yaratılmak istenen bir korku iklimidir. Alevi toplumu ve bu ülkede yaşayan diğer toplumlar bu acıları sadece AKP iktidarında yaşamadı. Yüzyıllardır bu toplum acılara alışkındır. Kendisini acılar ile var etti. Çünkü zulüm hiçbir zaman kendisini yok etmedi. Buna karşı da Alevi toplumu direnişini hiçbir zaman eksik etmedi” diye konuştu.

    “BİZ ACIYA VE CEZAEVLERİNE ALIŞKINIZ”

    Bugün bizlere bu acıları yaşatanlar, bu ülkenin cezaevlerine tıkayanlar, sokaklarda, meydanlarda yaz kış nöbet tutmamızı sağlayan iktidarları zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz” diyen PSAKD Esenler Şubesi Üyesi Sezgin Kartal son olarak şunları kaydetti:

    “Biz acıya, ölüme ve cezaevlerine alışkınız. Ama siz o soğuk duvarlara alışkın değilsiniz. Asıl zor günler sizin için gelecek. Size bu zor günleri yaşatacak olanlar ise ülkenin dört bir tarafında direnen halklar olacak. Zulümden kurtulmak ona karşı direnenlerin yan yana gelmesi ile olacaktır. Demokrasiyi iktidarda yer alanlar getirmeyecek. Demokrasiyi bugün bu küçük alanda yan yana gelen onlarca, yüzlerce kişi ve umudu büyütenler getirecek.”

    Cemile Karakaş TV10 eyleminin 80. haftası olması nedeniyle eylem alanına lokma getirdi. Lokmaya Cumartesi Annesi Selvi Gülmez Ana dua vererek pay ettikten sonra eylem son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 çalışanları 79. eylemini yaptı: Aleviler üzerindeki sistematik baskı son bulsun-VİDEO

    TV10 çalışanları 79. eylemini yaptı: Aleviler üzerindeki sistematik baskı son bulsun-VİDEO

    PİRHA – KHK ile hukuksuz bir şekilde kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları başlatıkları eylemin 79. haftasında Taksim Galatasaray Lisesi önünde biraraya  geldi. Burada bir konuşma yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, “Bir ülkede basında ifade özgürlüğü yoksa orada demokrasiden, insan haklarından bahsedilemez” dedi.

    OHAL’in ardın çıkarılan KHK ile kapatılan kanallarını geri almak için TV10 çalışanları başlattıkları eylemin 79. haftasında Taksim Galatasaray Lisesi önünde biraraya geldiler. “Alevilerin Sesi TV10 Susturulamaz” pankartı açılarak “Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    KHK ile kapatılan TV10’nun geri alınması için başlatılan eylemin 79. haftasında olduğunu söyleyen Kişin, “Haftalardır bu meydanda Alevilerin Sesi TV10’nun kapatılmasını protesto ediyoruz. Basın üzerindeki baskıların son bulması, demokratik, çoğulcu her rengin kendisini ifade edebileceği bir ortamın oluşması için eylemlerimizi sürdürdük” dedi.

    “Bir ülkede basında ifade özgürlüğü yoksa orada demokrasiden, insan haklarından bahsedilemez” diyen Kişin, “Geçen haftalarda Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi ve Gün Matbaa’ya yapılan baskıyı dile getirdik. Bu baskınlarda 27 kişi gözaltına alınarak doğrudan mahkemeye sevk edildikten sonra 22’sinin tutuklanarak cezaevine gönderildiğini” söyledi.

    “GAZETECİLERİN EVLERİNE BASKINLAR YAPILIYOR”

    Türkiye’de cezaevindeki gazeteci sayısının 172 kişiye yükseldiğini söyleyen Kişin, geride bıraktığımız haftada gazete çalışanlarının evlerine baskın yapılarak gözaltına alındığını ve bunların da muhtemelen tutuklanacağını söyledi.

    Özgürlükçü Demokrasi Gazetesi’nin bir geleneği temsil ettiğini vurgulayan Kişin, “Bir geleneği sürdüren bu gazetelerin binaları bombalandı, gazeteciler failli meçhul cinayetlerle katledildi. Bu gazetelerin bombalanmasının tek nedeni ise bölgede Kürt halkına yönelik saldırıları, failli meçhul cinayetleri, köy boşaltmaları ve hukuksuzlukları dile getirmesidir” diye konuştu.

    “GAZETECİLER DEMOKRASİ MÜCADELESİNDE HAK ETTİKLERİ YERİ ALACAK”

    9o’lı yıllardaki baskıların özgür basın geleneğinin sürdürülmesine engel olamadığının altını çizen Kişin, “Bugünün koşulları da geride kalır, bu gazeteciler yine Türkiye basın tarihinde, demokrasi mücadelesinde hak ettikleri yeri alarak gerçeklerin açığa çıkmasında rol oynayacaklardır” ifadelerini kullandı.

    ” TV10 ALEVİLERİN SORUNLARINI DİLE GETİRİYORDU”

    TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in üç ay önce gözaltına alınıp tutuklandıklarını ve hala bir iddianame olmadığını söyleyen Kişin, tutuklanan arkadaşlarının, Alevilerin sorunlarını dile getiren gazeteciler olduğunu söyledi.

    Kişin, Tv10 Çukurova temsilcisi Diren Keser’in de aynı gerekçelerle 2, 5 yıl ceza aldığını söyleyerek, biran önce arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİLER ÜSTÜNDE SİSTEMATİK BİR BASKI VAR”

    Geçtiğimiz haftada 16 PSAKD Erzincan üyesinin tutuklandığını hatırlatan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, Aleviler üzerinde sistematik bir baskının her geçen gün kendisini gösterdiğini söyledi.

    TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin son olarak Alevileri asimile etmek için yapılan çalışma ve politikalara değinerek şunları ifade etti:

    “Ankara’da Alevilerin devşirme dedelerini bir araya getirip Alevilere karşı asimilasyon çarkını derinleştirmeye çalışan toplantıları biliyoruz. Bugünlerde piyasaya sürülen bu kişilerin Alevilikle hiçbir ilgisi yok. Çünkü Aleviler Sünnileşemiyorlarsa bari Şiileşsinler adı altında çıkarılan kitapçıkları ve erkannameleri biliyoruz. Alevi toplumu bunlara karşı  duyarlılık içindeler ve görüyorlar.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

  • TV10 eylemi 77. haftasında bugün devam edecek

    TV10 eylemi 77. haftasında bugün devam edecek

    PİRHA-KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta cumartesi günü yaptıkları eylem 77. haftasında bugün devam edecek.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    Eylemlerinin 76. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 77. haftasında da İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine bugün devam edecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylar tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 eylemi 74. haftasında: Susturulmak istenen türkülerimiz, inancımız, dilimizdir-VİDEO

    TV10 eylemi 74. haftasında: Susturulmak istenen türkülerimiz, inancımız, dilimizdir-VİDEO

    PİRHA- TV10 emekçileri 74. haftada da Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelerek tutuklu TV10 çalışanlarının serbest bırakılmalarını istedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi’nin de destek verdiği eylemde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne de vurgu yapıldı.

    TV10 emekçilerinin başlattığı eylem 74. haftada da devam etti. Eyleme bu hafta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi destek verdi.

    “Alevilerin sesi TV10 susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde tutuklu bulunan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in resimleri taşındı. Eylemde sık sık “Alevilerin sesi susturulamaz”, “Gazetecilik suç değildir” sloganları atıldı.

    “EVRENSEL BASIN İLKELERİ AYAKLAR ALTINA ALINDI”

    Açılış konuşmasını yapan TV10 Haber Müdürü Turabi Kişin, 74 haftadır TV10’un tekrar açılması, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların son bulması için seslerini duyurmaya çalıştıklarını kaydetti. “Bir ülkede gazetecilik toplumsal barışa hizmet ediyorsa gazeteciliktir. Toplumsal barışa hizmet etmiyorsa orada gazetecilik ve gazeteciler kirlenmiş demektir” diyen Kişin, Türkiye’de ahlak ve evrensel basın ilkelerinin ayaklar altına alındığını vurguladı. Demokratik bir duruş olarak gazetecilik yapmak isteyenlere bütün yolların kapandığını ve gazetecilik yapma koşullarının ortadan kaldırıldığını vurgulayan Kişin, tüm bunlara rağmen hala gazetecilik yapmak isteyenlerin ise ya hapsedilerek cezaevlerine konduğunu ya da bu işi yapamaz durumda bırakıldıklarını ekledi.

    “MAHKEMELERİ HALA BELLİ DEĞİL”

    Aylardır cezaevinde tutulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ve kameraman Kemal Demir’in Alevi gazeteciliği yaptıklarına dikkat çeken Kişin, tutuklanma gerekçelerinin de gazetecilik yapmaları olduğunu ve mahkemelerinin hala belli olmadığını belirtti.

    “MART AYI HAYATIN YENİDEN KURULMASI DEMEKTİR”

    Konuşmasında Mart ayının önemine vurgu yapan Kişin, sözlerini şöyle sürürdü: “Mart ayı baharın başlangıcı, doğanın yeniden uyanması, hayatın yeniden kurulması demektir. Her 8 Mart’ta Türkiye ve dünyada kadınlar hayatın yeniden kurulması için, yeni bir yaşam kadının renginin egemen olduğu, kadının yaşam içerisindeki gücünün açığa çıkması için çaba harcadığı bir döneme tekabül ediyor. Bu anlamda direnen kadınlar başta olmak üzere tüm kadınların Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü buradan kutluyorum.”

    “FETÖ İLE MÜCADELE ADI ALTINDA MUHALİFLERE SAVAŞ AÇILDI”

    Kişin’in arkasından söz alan PSAKD Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi Sekreteri Nebahat Bektaş, AKP iktidarının istediği gibi bir toplum yaratmak için iktidara geldiği ilk günden beri yoğun bir çaba içerisinde olduğunu ifade ederek, “Bu çabasına ulaşmada OHAL sürecinin, KHK’ların verdiği fırsatları ve yetkileri kullanarak yoluna devam ediyor. İktidarın yaratmak istediği tek tip toplum modelinin dışında kalanlara tahammülü olmadığı gibi farklı düşünen, farklı inanan, farklı dilde konuşan, farklı etnik kökenlerden gelen bireylere, farklı duruş sergileyen muhalif kesim ve kişilere, demokratik kurumlara uyguladığı baskı ve sindirme politikası 2 yıldır hız kesmeden devam etmektedir. OHAL ve KHK süreciyle beraber tüm muhalifler FETÖ yapılanmasıyla aynı kapsama alınmış, FETÖ ile mücadele adı altında tüm muhalif kesimlere adeta savaş açılmıştır” dedi.

    “SİNMİŞ BİR TOPLUM YARATILMAK İSTENİYOR”

    İktidarın keyfi tutum ve politikalarıyla TV10 başta olmak üzere İMC TV, HAYAT TV, YOL TV; YÖN RADYO, ÖZGÜR RADYO gibi pek çok televizyon kanalı, radyo ve gazetenin kapatıldığını hatırlatan Bektaş, susmuş, sinmiş, iletişim ve haber alma hakkı elinden alınmış bir toplumun yaratılmak istendiğine vurgu yaptı.

    “SUSTURULMAK İSTENEN İNANCIMIZ, DİLİMİZDİR”

    Bektaş, konuşmasına şöyle devam etti: “2 yıldır kapatılan, ekranı karartılan, sesi susturulan TV10 başta olmak üzere kapatılmış TV’ler, radyolar ve gazetelerimiz üzerinden aslında susturulan bizleriz. Susturulmak istenen türkülerimiz, deyişlerimiz, inancımız, dilimizdir. TV10 ve diğer TV-radyolar-gazeteler, OHAL’le kapatılmasını anlamak ve izah etmek mümkün değildir. Bunlar asimilasyoncu-baskıcı politikaların aslında dışa vurumudur. Tüm baskıcı-asimilasyoncu-sindirimci politikaları kınıyoruz.”

    “BASIN EMEKÇİLERİ SERBEST BIRAKILSIN”

    “Aleviler olarak, hak ve hakikatin sesi olan TV10 ve TV10 emekçilerinin mücadelesini kendi mücadelemiz olarak kabul ediyoruz. Ezilenden, mazlumdan, haktan, emekten yana olan duruşumuzu TV10 için aynı şekilde sergiliyoruz. Mücadele ve hak arayışlarında elimizden gelen tüm katkıyı sunacağımızı belirtmek istiyoruz” diyen Bektaş, toplumsal barış ve kardeşliğin sağlanması, demokrasinin yerleşmesi için TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir gibi basın emekçilerinin serbest bırakılmasını, OHAL sürecinin ve KHK’lerin biran önce sona ermesini diledi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Kapatılan TV10’un çalışanları 74. eylemlerini yapacak

    Kapatılan TV10’un çalışanları 74. eylemlerini yapacak

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta Cumartesi günü yaptıkları eyleme 74. haftasında, İstanbul Alibeyköy Cemevi yöneticileri ve üyeleri destek verecek.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    Eylemlerinin 73. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 74. haftasında da Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine devam edecek. Bu haftaki eyleme Alibeyköy Cemevi, Alevi kurum temsilcileri, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve TV10 izleyicileri destek verecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylarda tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)

  • TV10 eylemi 73. haftasında bugün devam edecek

    TV10 eylemi 73. haftasında bugün devam edecek

    PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta Cumartesi günü yaptıkları eyleme 73. haftasında bugün İstanbul Alibeyköy Cemevi yöneticileri ve üyeleri destek verecek.

    15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.

    Eylemlerinin 72. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 73. haftasında da Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine devam edecek. Bu haftaki eyleme Alibeyköy Cemevi, Alevi kurum temsilcileri, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve TV10 izleyicileri destek verecek.

    Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylar tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)