Etiket: kemal ırmak

  • Eğitim Sen MEB önünden seslendi: Çocukların geleceğini karartıyorsunuz, istifa edin! -VİDEO

    Eğitim Sen MEB önünden seslendi: Çocukların geleceğini karartıyorsunuz, istifa edin! -VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen, giderek artan okul masrafları hakkında Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, ” Bir ülke eğitimde neyse, gelecekte gideceği nokta da odur. Eğitimde gerekli bütçe ayrılsın” denildi.

    Eğitim Sen, giderek artan okul masrafları hakkında Milli Eğitim Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya; Müfredatı Geri Çekin Platformu bileşenleri, demokratik kitle örgütleri, eğitim kurumları katıldı. Açıklamayı, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    DERİN YOKSULLUK ÖĞRENCİLERİMİZİ VURUYOR

    Kemal Irmak, artan pahalıkla okul için ihtiyaç duyulan malzemelerini almanın zorluklarından bahsederek, “Son açıklanan enflasyon rakamlarına göre en yüksek enflasyon yüzde 121 ile eğitim alanındaki harcamalarda. Bu ülkenin yüzde 70’i asgari ücretle 17 bin liraya çalışıyor. Normalde bir öğrencinin ortalama aylık gideri 4-5 bin lira, bu farklı yerlerde 25 bin liraya ulaşıyor. Özel okullarda en düşüğü 300 bin liradan 1 milyona kadar yükseliyor. Yoksul halk çocukları kendi çaresizliklerine bırakılmışlar. Bir anne baba düşünün çocuğunun eğitim ihtiyacını karşılayamadığı için utanıyor bu ülkede, herkes biliyor, biz de biliyoruz. Eğitim zorunludur ve parasızdır. Eğitimi parasız kıldığınız anayasadan bugün getirdiğiniz noktaya bakın. Her noktada anayasayı tanımadığınız gibi bu ülkenin yoksul çocuklarının eğitim hakkını çalıyorsunuz. Bir sınıfa çalışıyorsunuz. Askere giden kim, vergi verem kim? Yoksullar. Daha maaşını almadan vergisini veren emekçiler. Çiftçiler ürünlerini tarlalara döküyor. Her gün, her yerde yoksullukla ilgili isyan var. Bugün de ülkenin ormanları bir avuç çeteye peşkeş çekiliyor. Buna karşı çıkan köylüler öldürülüyor. Yani deniliyor ki bizim gibi bir avuç sınıfa hizmet edin” dedi.

    “ÇOCUKLAR BİRÇOK HASTALIKLA KARŞI KARŞIYA OLACAK”

    “Açıklanan genelge ile temizlik hizmeti 32 saatten 22 saate düşürülüyor” diyen Kemal Irmak, “Haftada en fazla üç kez temizlik yapılacak. Çocuklar bu koşullarda birçok hastalıkla karşı karşıya kalacaklar ciddi bir halk sağlığı sorunu olacak. Taşımalı sistemi kaldırdılar bununla yetindiler mi? Hayır! İkili öğretim yapan okullarda öğlen yemeği verilen çocukların, öğlen yemeği hakları ellerinden alındı. Mesele bununla bitmiyor. İktidar ve bakanlık,  MESEM’ler ile çocuk sömürüsü meşru hale getirildiği çocuk işçiliğinin yaşını 7-8’inci sınıflara çekiyorlar” diye ekledi.

    ÇOCUKLARIN GELECEĞİNİ KARARTIYORSUNUZ

    Müfredatta evrimin olmadığına dikkat çeken Irmak şunları ifade etti:

    “Anne, baba sabah çocuklarını okula gönderirken bir su, bir meyve bile koyamıyorlar. Ulaşım velilerin üstüne yıkıldı. Her gün akaryakıta gelen zamla bunlar karşılanamıyor.
    Bütün bunlar karşısında bu iktidarı ve Yusuf Tekin’i ülkenin eğitimle ilgili sorununu çözmeye davet ediyoruz. Çözemiyorsanız, istifa edin. Bu ülkede yetişmiş onlarca bilim insanı var, onlar eğitimin başına gelirler. Yeniden demokratik, laik eğitimi bu çocukların gündemine koyarlar. Bunda ısrar ettikçe çocukların geleceğini karartıyorsunuz.

    “SON ÜÇ YILDA 900 BİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ ÜNİVERSİTEYİ TERK ETMİŞ”

    Son üç yılda, 900 bin üniversite öğrencisi üniversiteyi terk etmiş. Yüzde 90’ı ekonomik sebeplerden dolayı okullarına devam edemiyorlar. Bir ülke eğitimde neyse, gelecekte gideceği nokta da odur. O yüzden eğitimde gerekli bütçe ayrılsın. Okullara ödenek gönderin. Çetelerin vergilerinden kısarak değil, onların vergileri alınarak çocukların eğitim hakkı gerçek anlamda sağlansın. Eğitim haktır, herkes için haktır.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Laik, Bilimsel Eğitim’ paneli: Eylül’de çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz -VİDEO

    ‘Laik, Bilimsel Eğitim’ paneli: Eylül’de çocuklarımızı okula göndermeyeceğiz -VİDEO

    PİRHA- Hacıbektaş’ta “Laik, Bilimsel Eğitim” konulu panel yapıldı. Panelde, eğitimde yaşanan sorunlara değinilirken gerici kuşatmalara karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Pir Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında “Laik, Bilimsel Eğitim” paneli yapıldı. Nilgün-Sırrı Bektaş Kültür Merkezi’nde yapılan panelde konuşmacı olarak Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz katıldı.

    Nevşehir Eğitim Sen Başkanı Tarık Kaya, dün mecliste yaşananları kınayarak, panelin açılışını yaptı.

    “TOPLUMU GERİCİ, DİNCİ, TEKÇİ BİR HİZAYA SOKMAYA ÇALIŞIYORLAR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, gerici eğitim politikalarına karşı mücadelenin gerekliliğine vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Bu ülkede uzun zamandır, 22 yıldır tüm hayatı kendi ideolojisine göre tahakküm etmeye çalışan bir iktidar var. AKP kendine göre Alevilik tanımı yapıyor. Bizler de buna karşı mücadele etmeye çalışan bir yapının parçasıyız. Bulunduğumuz alandan doğru mücadele vermeye çalışıyoruz. İktidara geldiği günden bugüne gerçek yüzünü gizleyerek gerçekten demokratik olabileceklerini inandırdılar. Bu topraklarda cumhuriyetten başlayarak büyük mücadeleler veriliyor. Ulaş Bardakçı’nın topraklarındayız. Toplumu gerici, dinci, tekçi bir hizaya sokmaya çalışıyorlar. Bu topraklarda eğitimi uygulama ve düzenleme yetkisi Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir ancak tarikatlarla protokol yapıyorlar. Anayasaya da aykırı davranıyorlar. Maarif Modeli müfredatı ile eksik kalan yapamadıkları şeyleri yapmayı hedefliyorlar. Bu müfredatın geri çekilmesi için mücadele ediyoruz. Laiklik meselesi sadece Eğitim Sen’in ve Alevi kurumlarının sorunu değildir. Herkesi ilgilendiren bir sorun ve bu yüzden burada velilerin olması gerekiyordu. Bizler sanırım velileri aydınlatma konusunda eksik kalıyoruz. Önümüzdeki Eylül ayında oryantasyon (kılavuzluk etme) süresinde çocuklarımızı okullara göndermeyeceğiz.”

    “DİNDAR VE KİNDAR BİR NESİL YETİŞTİRMEK İSTİYORLAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Bu Maarif Modeli kamuoyuna duyrulduğu zaman Milli Eğitim Bakanı ile Alevi kurumları olarak görüştük. ‘Siz de bir program hazırlayın, Alevi dersi de koyalım’ dediler. İşte anladıkları bu, bir inanca karşı yaklaşımı işte bu. Yıllardır Aleviler itirazlarını yaparken, eğitim sendikaları itirazlarını yaparken aslında ne kadar ortak olduğunu geç algıladık. Bizim Aleviler olarak müfredata baktığımız yer ‘bu müfredatta biz niye yokuz değil.’ Biz eğitimin bilimden ve akıldan uzaklaştırılmasını kabul etmiyoruz. Aslında bu müfredattan önce de müfredat laik, bilimsel değildi. Muratları, dindar ve kindar bir nesil yetişmektedir. Hiçbir şeye itiraz etmeyen bir topluma ihtiyaçları var. 3 gündür Hacıbektaş’ta Aleviler bir şey yapmaya çalışıyorlar. Aslında bu müfredat ile birlikte bütün ezilenlerin, bütün güçlerin birleşmesi ve mücadele etmesi gerekiyor. Faaliyetlerin hızlandırılması ve mücadelenin büyütülmesi gerekiyor” dedi.

    “LAİKLİK OLMADAN BU ÜLKEDE DEMOKRASİ, BARIŞ OLMAZ”

    Eğitim Sen Genel Mali Sekreteri Ramazan Gürbüz laikliğin öneminin altını çizerek, “Hacı Bektaş Veli, ‘Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ demiştir. Her dönemde eğitim, siyasal iktidar açısından stratejik bir alandır. Laiklik kavramı dünden bugüne oluşmuş bir toplumsal düzen değil. Milyonlarca yıldır insanlar inanç sistemleri üzerinden çatışmıştır. Bazen laiklik kavramını ifade ederken kendini sol, sosyalist olarak kabul eden kurumlar kavramın içini boşaltan bir tutum sergiliyor. Laiklik olmadan bu ülkede demokrasi, barış olmaz. Laiklikte büyük bir tahribat söz konusu. O nedenle tüm kesimlerin bu konuyu içini boşaltmadan sahiplenmesi ve mücadeleyi sürdürmesi gerekir. Cumhuriyet’in en büyük kazanımıdır, laiklik. Biz eğitim kurumlarında laik eğitim meselesini birincil sorun olarak görüyor ve bunun mücadelesini veriyoruz. Bugün iktidar karma eğitim veren okulları hedefe koyuyor. Çocuklarımızı binlerce imam hatip okulu açmak suretiyle oralara yönlendiriyorlar. Öğrenci yok, kapatmıyorlar o okulları. Toplumu dinsel kurallara göre yönetemezsiniz, bu toplumda barış yok olur” diye konuştu.

    Panel, soru cevap şeklinde devam etti.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

  • Eğitim Sen’den atamalardaki usülsüzlüklere tepki: Mülakatlar, sopaya dönüşmüştür

    Eğitim Sen’den atamalardaki usülsüzlüklere tepki: Mülakatlar, sopaya dönüşmüştür

    PİRHA- Eğitim Sen, MEB’de 2024 yılı yönetici atamalarında yapılan usulsüzlüklere tepki gösterdi. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği’ne bağlı olarak yapılan 2024 yılı yönetici atamaları Saray’ın talimatları ve valiliklerin keyfi tutumları nedeniyle birçok ilde kaosa dönüşmüştür” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), MEB’de 2024 yılı yönetici atamalarında yapılan usulsüzlükler hakkında, Eğitim Sen Genel Merkezi’nde MYK üyelerinin katılımıyla basın toplantısı düzenledi. Basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “EĞİTİM YÖNETİCİLERİ ATAMALARINDA YANDAŞ KAYIRMACILIĞI HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR”

    Kemal Irmak, yönetici atamalarının Saray’ın talimatları ve valiliklerin keyfi tutumları nedeniyle birçok ilde kaosa dönüştüğünü belirterek, şunları söyledi:

    “‘Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme ve Görevlendirme Yönetmeliği’ne bağlı olarak yapılan 2024 yılı yönetici atamaları Saray’ın talimatları ve valiliklerin keyfi tutumları nedeniyle birçok ilde kaosa dönüşmüştür. Birçok ilde Yönetici adayları yazılı sınavdan yüksek puanlar almalarına rağmen mayıs ayı içerisinde yapılan mülakat sınavlarında düşük puan verilerek elenmişti. Aralarında sendikamız üyelerinin de bulunduğu eğitim emekçileri tamamen torpil ve kayırmacılık anlamına gelen mülakat uygulaması nedeniyle geçmiş yıllarda olduğu gibi bir kez daha mağdur edilmişlerdi.
    Hukuksuz ve keyfiyete dönüşmüş olan mülakatlar, güvenlik soruşturmaları, sınavlar, arşiv araştırmaları AKP’nin ve Saray’ın kendinden olmayanlar için sopaya dönüşmüştür.”

    “KEYFİ UYGULAMALARIN ÖZELLİKLE SENDİKA ÜYELERİMİZE KARŞI UYGULANDIĞI AÇIKTIR”

    Keyfi uygulamaların özellikle sendika üyelerine karşı uygulandığının altını çizen Irmak, “Eğitim kurumları yönetici adayları, Yönetmeliğin gerektirdiği koşulları taşımasına ve yönetici olarak atanmaya hak kazanmış olmalarına rağmen kimisinin atamaları valilikler tarafından yapılmamış ya da ataması yapılmış olanlar göreve başlatılmamıştır. Bu keyfi, dayanaksız, hukuksuz tutum bazı illerde yeniden idareci atamasını, başvuruların tamamının reddedilmesine kadar vardırılmıştır. Keyfi uygulamaların özellikle sendika üyelerimize karşı uygulandığı açıktır. Zira atama yönetmeliğindeki tüm koşulları taşımasına ve yapılan puanlamada ilk sıralarda yer almalarına rağmen atanmış olan üyelerimiz hiçbir gerekçe gösterilmeden göreve başlatılmamış ya da atanmaları bizzat valilikler tarafından ‘bunları listeden çıkartın’ denilerek milli eğitim müdürlüklerine verilen direktiflerle engellenmiştir. Valiler yetkilerini hukuksuzca kullanamazlar. İdarecilerin keyfi tutumu kamu yararının hiçe sayılması, eşitsizlik, adaletsizlik demektir ve devlete olan güveni zedeler” dedi.

    “HER TÜRLÜ SENDİKAL MÜCADELEYİ VERECEĞİZ”

    Üyelerine karşı yapılan haksızlık karşısında mücadele etmeye devam edeceklerini söyleyen Irmak, “Üyelerimiz haklarında açılmış herhangi bir soruşturma olmamasına rağmen idarenin bu tutumunun kamuoyu önünde itibarlarını zedelemeye yönelik olduğunun farkındayız. Halen öğretmen olarak görev yapmakta olan üyelerimizin idareci olarak görev yapmayı hak etmiş olmasına rağmen bu tür yöntemlerle itibarsızlaştırılmalarının, kişilik haklarının ihlal edilmesinin, kazanılmış özlük haklarının yetkisizce gasp edilmesinin karşısında hukuki süreci başlatacağımızın ve her türlü sendikal mücadeleyi vereceğimizin kamuoyu tarafından bilinmesini isteriz” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen’den hükümete: Öğretmenlik Mesleği Kanunu tamamen geri çekilmeli- VİDEO

    Eğitim Sen’den hükümete: Öğretmenlik Mesleği Kanunu tamamen geri çekilmeli- VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda gelinen son durumu ve sürece ilişkin açıklama yaptı. Genel Başkanı Kemal Irmak “Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve emeğimizi değersizleştiren, ekonomik, sosyal ve mesleki hiçbir sorunumuza çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, kazanılmış haklarımızı zayıflatan, çalışanlar arasında ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren bir içeriğe sahip olan Öğretmenlik Mesleği Kanunu görüşmelerinin ertelenmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ediyoruz” dedi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda gelinen son durumu ve süreci değerlendirmek üzere basın açıklaması yaptı.
    Eğitim Sen Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada basın metnini Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “34. MADDENİN GERİ ÇEKİLECEĞİ BİLGİSİ EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN GÖSTERDİĞİ DİRENİŞ SONUCUDUR”

    Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), eğitimin bileşenlerinin görüşlerini almadan hazırladığı yeni meslek kanunu görüşmeleri 2 Temmuz Salı gününden itibaren TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlandığını hatırlatan Kemal Irmak, şunları kaydetti:

    “12 Temmuz’a kadar yapılan görüşmeler sonucunda kanunun 22 maddesi bütün eleştiri ve itirazlara rağmen iktidar bloğunun oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Eğitimin ana bileşenlerinden birisi olan eğitim ve bilim emekçilerini yok sayan, taleplerine ısrarla kulak tıkayan MEB, sürecin başından bu yana bildiğini okumaya devam etmiştir. Eğitim sendikalarının, halen görevde olan ve atama bekleyen bir milyonu aşkın öğretmenin taleplerini yok sayan Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na (ÖMK) karşı demokratik tepkimizi göstermemiz kolluk güçlerince şiddet kullanılarak engellenmiştir. Sendikamız üye ve yöneticilerinin demokratik tepkisini gösterme isteğine polis şiddeti ile karşılık verilmiş ve aralarında MYK üyelerimiz, şube yöneticilerimiz ve üyelerimizin de olduğu çok sayıda arkadaşımız polis tarafından darp ve işkence edilerek gözaltına alınmıştır. Bir milyonu aşkın öğretmeni ve öğretmen olarak atanmayı bekleyen yüzbinlerce meslektaşımızı yakından ilgilendiren Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na karşı eleştiri ve itirazlarımıza gösterilen tahammülsüzlük, siyasal iktidarın ve MEB’in karanlık zihniyetini ortaya koymuştur.
    Milli Egemenlik Parkı’nda sürdürdüğümüz oturma eylemimiz, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldüğü süre boyunca kesintisiz devam etmiştir. Günlerce üye ve yöneticilerimizle bu kanun tasarısına karşı sürdürdüğümüz mücadele sonuç vermiştir. Kanun taslağında birkaç maddede yapılan değişiklikler, iş güvencemiz açısından önemli bir tehdit oluşturan 34. maddenin geri çekileceği bilgisi eğitim emekçilerinin alanda gösterdiği direniş ve mücadelenin sonucudur.”

    “KANUN TASLAĞI, MESLEK KANUNU OLMAKTAN ÇOK UZAKTIR”

    Kemal Irmak, Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nun görüşmelerinin ertelenmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ettiklerini belirtti.

    Irmak, şöyle devam etti:

    “Eğitim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını tek taraflı düzenleyen, haklarımızı ve taleplerimizi içermeyen meslek kanunu görüşmelerine 16 Temmuz Salı gününe kadar ara verildiği açıklandıktan sonra, yürütmüş olduğumuz mücadele ve kamuoyunun tepkisinin bir sonucu olarak Öğretmenlik Mesleği Kanunu ile ilgili Meclis Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerin yeni yasama yılına kadar ertelendiği açıklanmıştır. Bu bir zamana yayarak oyalama ve bizi yorma taktiği olarak geliştirilen bir hamle ise, boşuna bir hamle olduğunu buradan AKP’ye söylemek isteriz. Her defasında yeniden başlamaktan ne yorulur ne yılarız. Çünkü her yeni sıfırdan başlamak değil, birikmiş tecrübelerle başlamaktır. Ve Eğitim Sen denilince, KESK denilince eylemde tecrübe akla gelir.

    Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran ve emeğimizi değersizleştiren, ekonomik, sosyal ve mesleki hiçbir sorunumuza çözüm üretmeyen, eşit işe eşit ücret ilkesini ortadan kaldıran, kazanılmış haklarımızı zayıflatan, çalışanlar arasında ayrımcılığı ve eşitsizliği derinleştiren bir içeriğe sahip olan Öğretmenlik Mesleği Kanunu görüşmelerinin ertelenmesini değil, tamamen geri çekilmesini talep ediyoruz. Eğitim Sen olarak yetkilileri bir kez daha uyarıyoruz: bu kanun taslağı gerek hazırlanış biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından meslek kanunu olmaktan çok uzaktır. Öğretmenlik mesleği gibi 19 milyonu aşkın öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyonun üzerindeki öğretmenin mesleğini, çalışma koşullarını, ekonomik ve özlük haklarını böylesine sığ ve dar bir çerçevede düzenlemek doğru değildir.”

    “KAPSAYICI BİR MESLEK KANUNU HAZIRLANMALIDIR”

    “Milli Eğitim Bakanlığı gerçek bir meslek kanunu hazırlamak istiyorsa ILO ve UNESCO ortak belgesi olan; ‘Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi’ metni esas alınmalıdır” diyen Kemal Irmak, “Sadece öğretmenlerin değil tüm eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, özlük haklarını iyileştirmek amaçlanmalı, mevcut hakları koruyan, eşit işe eşit ücret ilkesine dayanan, adil ve kapsayıcı bir meslek kanunu hazırlanmalıdır” diye belirtti.

    Irmak, “Siyasi iktidarı ve MEB’i öğretmenlerin sesine kulak vermeye, gerçek bir meslek kanunu için tüm bileşenlerle birlikte çalışmaya davet ediyoruz. Ve biz elbette ki susmayacağız. Ne ÇEDES uygulamalarında ne MESEM uygulamalarında, ne yeni müfredatta ve ne de ÖMK’de… Çünkü yaptığımız eylemlerden, söylediğimiz sözlerden çok; bu örgütlü kötülük karşısında sustuklarımızdan sorumlu tutar tarih bizi. Ve gelecek kuşaklar yargılar bizi. Susmadan, yılmadan, korkmadan mücadeleye devam edeceğiz. Hileleriniz, şiddetiniz, barikatınız bize vız gelir vız…” diye ekledi.

    PİRHA/ANKARA

  • Müfredatı Geri Çekin Platformu, yeni müfredatın iptali için Danıştay’a başvurdu

    Müfredatı Geri Çekin Platformu, yeni müfredatın iptali için Danıştay’a başvurdu

    PİRHA- Müfredatı Geri Çekin Platformu, hükümetin “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatının iptali için Danıştay’a başvurdu.

    Müfredatı Geri Çekin Platformu, 28 Mayıs’ta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredatının iptal edilmesi istemiyle Danıştay’a başvurdu.

    Başvuru öncesi Danıştay binası önünde açıklama yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Bakanı Kemal Irmak, laikliğe aykırı olması nedeniyle toplumun büyük bir kesiminin yeni müfredata karşı olduğunu belirtti.

    Irmak, “Bu talep nedeniyle 24 kurum bir araya gelerek, karşı bir platform oluşturdu. Bu platform Türkiye’nin hemen hemen her yerinde bu müfredatın niçin geri çekilmesi gerektiğine yönelik madde madde açıkladı, bakanlığı uyardı ancak buna bir yanıt verilmiş değil” ifadelerini kullandı.

    “TEK TİP MÜFREDAT”

    Irmak, cemaat, bu cemaatlere ait vakıf ve iktidara yakın laik olmayan eğitim kurumlarında verilen eğitim ve buralarda kamuoyuna yansıyan şiddet, taciz, tecavüz ile ölüm olaylarını hatırlatarak, yeni müfredatın bu durumları taçlandırdığını kaydetti.

    Düz liselerin ve çok özellikli liselerin kapatıldığını hatırlatan Irmak, geri kalan liselerin ise imam hatip liseleri olduğunu söyledi.

    Irmak, “Buradaki müfredat ile imam hatip müfredatı birleştirilerek tek tip müfredat haline getirecekler. Bu hem geleceğimiz için hem gelecek kuşaklar açısından hem dünya ile yarışabilmek açısından önemlidir. Bu müfredat ile belirli bir kesim yok sayılıyor. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından, platform üyeleri ve avukatlar, Danıştay’a geçerek, “tek tip” olarak nitelendirdikleri müfredatın iptali için başvuruda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • Eğitim Sen Genel Başkanı Irmak: Laik eğitim ve laik yaşam mücadelemiz sürecek-VİDEO

    Eğitim Sen Genel Başkanı Irmak: Laik eğitim ve laik yaşam mücadelemiz sürecek-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu” hakkında hazırlanan raporu açıkladı. Raporda, “İktidar destekli kişi ve kurumların son dönemde laik eğitim ve laik yaşama yönelik tahammülsüzlüğünün sözlü ve fiziki saldırı boyutuna taşınmış olması endişe vericidir. İktidardan güç ve destek alan gerici güçlerin tüm tehdit ve provokasyon girişimlerine rağmen laik eğitim ve laik yaşam mücadelemiz kesintisiz sürecektir” denildi.

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve yönetim kurulu, 2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu” raporunu açıkladı. Rapor, Eğitim Sen Genel Merkezinde yapılan basın açıklaması ile kamuoyuna sunuldu. Raporu, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “ÇEDES VE MESEM PROJELERİNİ EĞİTİMİN SİYAM İKİZLERİ OLARAK TANIMLAMAK MÜMKÜNDÜR”

    Kemal Irmak eğitimde yaşanan sorunların artmaya devam ettiğinin altını çizerek, “Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ÇEDES benzeri proje ve protokoller, başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemiş, özellikle okullarda ve okul dışında yürütülen dini içerikli ÇEDES faaliyetleri (cami ziyaretleri, mezarlık temizliği, sınıfların içinde Kâbe ve mezar maketleri ile yapılan dini ritüeller) belirgin şekilde artmıştır. MESEM projesi ile öğrenciler ‘stajyer emeği’ ve ‘beceri eğitimi’ adı altında patronlara ucuz işgücü olarak pazarlanmaktadır. ÇEDES ve MESEM projelerini eğitimin siyam ikizleri olarak tanımlamak mümkündür” dedi.

    “442 BİN 643 ÖĞRENCİ SİSTEMİN DIŞINDADIR”

    Irmak şunları ifade etti:

    “Resmi verilere göre Türkiye’de resmi ve özel okullarda zorunlu örgün eğitim sisteminde kayıtlı 17 milyon 558 bin 25 öğrenciden, 442 bin 643’ü sistemin dışındadır. Eğitimin bütün kademelerinde, özellikle ortaöğretimde okullaşma oranında bölgesel farklılıklar bulunmaktadır. Kız çocuklarının okullaşma oranında görece artış olmasına rağmen, bu artışın mezuniyet oranlarına birer bir yansıdığını söylemek mümkün değildir. MEB’in açıkladığı veriler, okul terki ve devamsızlık konusunda en sıkıntılı kurumların ortaöğretim kurumları olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra okullarda kayıt parası istenmesi, beslenme ve servis sorunları, kırtasiye, üniforma fiyatlarının iki üç kat artması okul devamsızlığı arttırıcı rol oynamaktadır.”

    “ÇOCUKLAR VE HAKLARINA YÖNELİK TEHDİTLER SÜRÜYOR, BESLENME SORUNU ACİL ÇÖZÜM BEKLİYOR “

    “Çocuklar sağlıklı gıdaya, suya, eğitime erişememekte, çocuk yaşta evlendirilmekte, istismara uğramakta ve tutuklanmaktadır” diyen Irmak, “Son yıllarda çocukların eğitime erişim hakkı başta olmak üzere, en temel haklardan faydalanması ciddi oranda azalmıştır. Türkiye’de son 22 yılda 17 yaşın altında doğum yapan çocuk sayısı 577 bin 49; 15 yaşın altında doğum yapan çocuk sayısı ise 21 bindir. 2023’24 eğitim öğretim yılında öne çıkan sorunlardan birisi de öğrencilerin beslenme sorununa ilişkin olmuştur. Türkiye’de çok sayıda öğrenci okula kahvaltı yapmadan gitmekte, yine birçok öğrencinin okulda yemek yemeden günü tamamladığı ve eve döndüğü görülmektedir. Türkiye’de bugün her 5 çocuktan biri derin yoksulluk sorunları ile yüzleşmekte, yeterli ve besleyici gıdaya ulaşamamaktadır” diye belirtti.

    “İKTİDARIN SİYASAL HEDEFLERİNE GÖRE HAZIRLANAN YENİ MÜFREDATI REDDEDİYORUZ”

    AKP iktidarını yeni müfredat düzenlemesini reddettiklerini ve bunun için mücadeleye devam edeceklerini belirten Kemal Irmak, şöyle devam etti:

    “Müfredat değişiklikleri okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede işlenecek derslerin içeriği ve bunlarla ilgili önemli ve tüm toplumu ilgilendiren düzenlemelerdir. Müfredat değişikliklerinde laik ve bilimsel eğitim geri plana itilirken, bütün ders kitaplarında ‘milli ve manevi değerler ’in merkeze alındığı görülmektedir. MEB’in ‘yeni müfredatı’, düşünmeyen, sorgulamayan, eleştirmeyen, itiraz etmeyen nesiller yetiştirmek amacıyla hazırlanmıştır. Müfredat değişikliklerini sadece pedagojik açıdan eleştirerek, ders kitaplarında yapılan değişiklikleri eğitim biliminin temel ilkeleri üzerinden ele alarak değerlendirme yapmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Bugün karşımızda eğitim programlarında yapılan teknik değişikliklerden çok, iktidarın siyasal programına paralel olarak hazırlanmış bir eğitim müfredatı bulunmaktadır

    Laik eğitimde müfredat/öğretim programları, dini kural ve referanslara göre değil, bilimsel bilgiler üzerine kurulmak zorundadır.  Laik bir ülkede devlet, bütün dinler, inançlar ve inançsızlar karşısında tarafsız olmak, bütün yurttaşlara eşit mesafede durmak zorundadır.”

    “ANADİLİNDE EĞİTİM SORUNU HALA ÇÖZÜM BEKLİYOR”

    Kemal Irmak, ana dilde eğitimin temel bir insan hakkı olduğunun dünya çapında kabul gördüğünü hatırlatarak, “Anadilinde eğitim, çocukların zihinsel gelişimlerinin, öğrenme yeteneklerinin ve sağlıklı bir kimlik edinmelerinin olmazsa olmaz koşullarındandır ve eğitim biliminin en temel ilkesidir. Bireylerin kendi anadillerini eğitim ve öğretimde kullanmalarının ve diğer kültürlerin özgürce gelişmesi için gerekli ortamın bir an önce yaratılması gerekmektedir” diye ekledi.

    Irmak, laik eğitim ve laik yaşam mücadelelerinin kesintisiz süreceğinin altını çizerek şu ifadeler ile açıklamayı sonlandırdı:

    “İktidar destekli kişi ve kurumların son dönemde laik eğitim ve laik yaşama yönelik tahammülsüzlüğünün sözlü ve fiziki saldırı boyutuna taşınmış olması endişe vericidir. İktidardan güç ve destek alan gerici güçlerin tüm tehdit ve provokasyon girişimlerine rağmen laik eğitim ve laik yaşam mücadelemiz kesintisiz sürecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Artık sabır noktası taşıyor’; LGS’ye katılacak öğrenciler ve velileri, sabah namazına çağrıldı

    ‘Artık sabır noktası taşıyor’; LGS’ye katılacak öğrenciler ve velileri, sabah namazına çağrıldı

    PİRHA- Mamak İlçe Müftülüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek, ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında LGS’ye girecek öğrencileri ve velilerini sınav öncesi sabah namazına çağırdı. Konuya ilişkin konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Eğitimin dinsel öğelerle kurtarılacak bir şey gibi görülmesi sadece akıl tutulması ile izah edilebilir.Bütün bunlara sert tepkiler vermemiz gerekiyor” dedi.

    Mamak Kaymakamlığı’na bağlı İlçe Müftülüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne yazı göndererek, ÇEDES Yıl Sonu Kültür Şenlikleri kapsamında düzenlenecek etkinliklere LGS’ye girecek öğrenciler ve velilerinin çağrılmasını istedi.

    ÇEDES projesine ve eğitimde dinselleşmeye yönelik tepkiler günden güne büyümeye devam ederken gönderilen yazıda, LGS’ye girecek öğrencilere moral ve motivasyon açısından, 1 Haziran’da Mamak Merkez Camii’nde Sabah Namazı Kur’an-ı Kerim Tilaveti, Namaz, Tesbihat ve Dua ile “Ailecek Huzurda Kıyamdayız, Gençler için Duadayız” programı gerçekleştirileceği bilgisi yer aldı.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TOPLUMU TEPETAKLAK ETMEYE KARARLI”

    Kemal Irmak, eğitimin dinselleşerek bilimsellikten uzaklaşmasına karşı öncelikli olarak velilerin sert tepkiler göstermesi gerektiğinin altını çizdi. Irmak şunları söyledi:

    “Bu müfredat değişikliği ile eğitimi çok sorun ediyorlarmış ve yol arıyorlarmış gibi gözükmeye çalışıyorlar ama görüldüğü üzere; her kesimin aynı inancı varmış gibi, herkes camiye gidiyormuş gibi, belli kesimleri de yok sayarak, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir yaklaşımla, ÇEDES kapsamında bu faaliyetleri yapıyor olmaları artık bardağı taşıran son damla oluyor. Bugün 1 No’lu Şubemiz ÇEDES’e karşı bir açıklama yaptı ve ailelere de bir çağrı da bulundu. Yapılması planlana etkinlik bu çağrılan çocukların birçoğu muhafazakâr aileden bile olsa duygu durumunu olumsuz etkileyecek bir şey. Milli Eğitim ile alakası olmayan bir kurumun Milli Eğitim politikalarının içine sızmış olması artık sabır noktalarını taşırıyor. Bu müfredat ile dinsel uygulamaları taçlandırmaya çalışıyorlar. Bütün bunlara sert tepkiler vermemiz gerekiyor. Velilerin çok sert tepkiler koyması gerekiyor. Yoksa Milli Eğitim Bakanlığı, saray bu toplumu tepetaklak etmeye kararlı.”

    “GİDİŞAT BİZİ ORTA ÇAĞ KARANLIĞINA SÜRÜKLEYECEK”

    Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şubesi’nin yarın Kaymakamlığın önünde açıklama yapmayı planladığını belirten Irmak, “Karanlığa doğru bir gidişi zorluyorlar, ülkemiz çok şey kaybedecek. Eğitimin dinsel öğelerle kurtarılacak bir şey gibi görülmesi sadece akıl tutulması ile izah edilebilir. Oysa dünya başka bir yere doğru gidiyor, dünya teknolojik gelişmeler ışığında yapay zekayı konuşuyor. Umarım toplum buna karşı harekete geçer de bu gidişata bir yeter der. Yoksa gidişat bizi orta çağ karanlığına sürükleyecek. Bilimin yolundan gitmeyen her türlü eylem karanlığa sürüklüyor bizi” diye ekledi.

     PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen’den, Öğretmen Sendikası’nın eğitim nöbetine destek!

    Eğitim Sen’den, Öğretmen Sendikası’nın eğitim nöbetine destek!

    PİRHA-Eğitim Sen MYK üyeleri, Öğretmen Sendikası’nın Meclis Parkı’nda yaptığı eğitim nöbetini ziyaret ederek mücadeleyi ortaklaştırdıklarını ilan etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Öğretmen Sendikası’nın asgari ücret düzenine son verilmesi ve taban maaş hakkı talebi başta olmak üzere özlük hakları için başlattığı eylemde yanlarında olduklarının altını çizdi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara Meclis Parkı’nda yaptığı eğitim nöbetini ziyaret etti. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak konuya ilişkin açıklama yaptı.

    “ÖĞRENCİYİ VE VELİYİ ÖZEL OKULLARIN PİYASACI BATAĞINA NASIL İTTİĞİNİZİN FARKINDAYIZ”

    Eğitimin her alanının bir saldırı ve kuşatma altında olduğunu altını çizen Kemal Irmak, “Biz öğretmenler, öğrenciler, veliler, eğitimin her kademesinde görevli eğitim emekçileri bu kuşatma ve saldırılardan en ağır şekilde etkilenen kesimler durumundayız. İtibarsızlaştırılan öğretmenler, geleceksizleştirilen öğrenciler, her gün kaygıdan kaygıya sürüklenen veliler, ağır çalışma ve yaşam koşulları altında ezilen eğitim ve bilim emekçileri” dedi.

     Irmak, dün MEB tarafından kabul edilen “müfredat programı” ile öğrencilerin bir itaat ve biat programı ile eğitilmek istendiğini, diğer yandan da eğitimin ticarileştirilmesi hamlelerinin son hız devam ettiğini belirterek, ” Her şeyi biliyoruz, her şeyi görüyoruz, her şeyin farkındayız. Uygulamaya çalıştığınız eğitim sistemi bir refah toplumunun eğitim sistemi değil sizin beka ve ikbalinizi garanti altına alan bir eğitim sistemidir. Tarikat ve cemaatlerin gerici ve çağdışı yaklaşımlarının özünü oluşturduğu bir eğitim sistemi olamaz. Devlet okullarına dayattığınız programlarla niteliksizleştirilen okullardan kaçan yüzbinlerce öğrenci ve veliyi özel okulların piyasacı bataklığına nasıl ittiğinizin farkındayız” ifadelerini kullandı.

    “PARASIZ VE EŞİT EĞİTİM, TOZLU RAFLARDAKİ BİR KİTAP SAYFASI OLARAK DURMAKTA”

    Irmak şöyle devam etti:

    “Yarattığınız iklimle son 5 yılda özel okula giden öğrenci sayısı 10 kat arttı. Devletin asli görevi ve anayasal hak olan parasız ve eşit eğitim hakkı tozlu raflarda ki bir kitap sayfası olarak durmakta. Milyonlara ulaşan fiyatları ile adeta bacasız fabrikalara dönen özel okullar, kamunun kaynaklarını ve vatandaşın parasını kendine transfer etmekte. Bir rıza mekanizması kurulmuş, bir tarafta bilimsel ve pedogojik formasyondan uzak devlet okulları diğer tarafta sözde daha demokratik ve özgür eğitim vahaları ile bir algı oluşturulmaya çalışılmakta. Bu algının yaldızı kaldırıldığında ise altında çok ağır ve acımasız bir emek sömürüsü ile özel okulda çalışan eğitim emekçileri bulunmakta. Asgari ücrete dahi yaklaşamayan ücretlerle geçinmek zorunda kalan, haftada 40-45 saatlik çalışma yükünün altında ezilen, okul yönetimi ve velilerin türlü mobbingleri ile karşı karşıya kalan eğitim emekçileri. Neredeyse mafyatik organizasyonlar haline gelmiş özel okul zincirleri… Devletin her türlü kolaylaştırıcılığından faydalanan özel okul patronlarının kurduğu vakıflar ve derneklerle şekillenen özel okul sistemi.”

    “EĞİTİMİN TÜM BİLEŞENLERİ İLE ORTAKLAŞMA ARTIK BİR ZORUNLULUK HALİDİR”

    Bizler aynı fakültelerden mezun olmuş, aynı eğitimi almış nesil inşacılarıyız. Atamalardaki garabet yüzünden aynı işi yaparken şu anda 6 parçaya bölünmüş eğitim emekçileriyiz. Özel okullarda çalışan, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş şeklinde mesleğimizin başına sıfatlar konularak bizi paramparça etmeye çalışsalar da her birimiz aynı işi yaptığımızın farkındayız. Aynı işi yapanlara aynı sosyal, ekonomik, özlük haklar sağlanmasını savunanlarız. Kısa zaman dilimi içinde getireceğiniz öğretmenlik meslek kanununun bu çerçeve de ele alınmasını isteyenleriz. Hedef haline getirilen eğitim emekçilerinin kaybolan itibarının tekrar tahsis edilmesi için mücadele ediyoruz. Her bir kelimesine kitaplar dolusu makaleler yazılan ‘Kamusal, bilimsel, parasız, laik, anadilinde eğitim’ bizim temel şiarımız, temel mücadele alanlarımız. O yüzden değerli arkadaşlar eğitimin tüm bileşenleri ile ortaklaşma, birleşme, dayanışma ile mücadelemizi büyütmek artık bir zorunluluk halidir.”

    “MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYOR, ORTAK HAREKET ETTİĞİMİZİ İLAN EDİYORUZ”

    Kemal Irmak, “Öğretmen Sendikası”nın talepleri üzerinden şunları sıraladı:

    • ÖMK ile yaşanılacak hak kayıplarına karşı,
    • Özel okul, ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman, baş gibi sıfatlarla öğretmenlik mesleğine dayatılan parçalı istihdama karşı,
    • Atama yönetmeliğindeki hukuksuzluğa karşı,
    • Eğitimin ticari ve piyasacı uygulamalarına karşı ortak hatta ilerleme için,
    • Eşit işe eşit ücret için,
    Mesleğimiz, onurumuz, geleceğimiz için, mücadeleyi büyütüyor, ortak hareket ettiğimizi ilan ediyoruz.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen’den öğretmenin öldürülmesine tepki: Cuma günü iş bırakacağız! – VİDEO

    Eğitim Sen’den öğretmenin öldürülmesine tepki: Cuma günü iş bırakacağız! – VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da öğretmen İbrahim Oktugan, öğrencisinin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Konuya ilişkin açıklama yapan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Okulda şiddet olaylarının son bulması için MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz. Cuma günü 1 gün iş bırakarak, Milli Eğitim Bakanlığı önünde olacağız” dedi. 

    İstanbul’un Eyüp ilçesinde, özel bir okulda müdür olarak görev yapan emekli öğretmen İbrahim Oktugan’ın, öğrencisinin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmesi üzerine Eğitim Sen Genel Merkezi’nde basın açıklaması yapıldı.

    Açıklamayı Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “YAŞANAN ŞİDDETTE BAŞTA MEB OLMAK ÜZERE TÜM YETKİLİLERİN SORUMLULUĞU VARDIR”

    Yaşanan şiddet olaylarının eğitim emekçilerinin itibarsızlaştırılmasından ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizen Kemal Irmak, “İstanbul’un Eyüp ilçesinde bulunan özel bir okulda görev yapan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli öğretmen İbrahim Oktugan bir öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırı sonrasında hayatını kaybetmiştir” dedi.

    Irmak açıklamaya şöyle devam etti:

    “Toplum olarak hayatımızın her aşamasında evde, sokakta, iş yerlerinde her gün karşı karşıya kaldığımız şiddet olgusunun uzun süredir okullarımızı da sarmalamış olması çok sayıda meslektaşımızın şiddetin hedefi haline gelmesine neden olmaktadır. Öncelikle kabul etmek gerekir ki okullarımızın sık sık şiddet haberleriyle gündeme gelmesinde başta Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olmak üzere tüm yetkililerin, hatta toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu vardır. Toplum olarak hayatımızın her aşamasında yer alan şiddet olgusu, eğitim kurumlarını, okullarımızı ve öğretmenlerimizi de hedef almış durumdadır.
    Yaşanan bu şiddet olayları adeta bir bakanlık politikasına dönüştürülen eğitim emekçilerinin itibarsızlaştırılmasından ayrı düşünülemez. Bugün bir eğitim emekçisini hayattan koparan ne basit bir öfke krizi, ne failin öğrenci ya da veli oluşu, ne de öğrencinin uyruğu ile ilgilidir. Bizzat bakanın yaptığı açıklamalarda eğitim sisteminde yaşanan olumsuzlukların temel nedeni olarak öğretmenleri göstermesi, CİMER uygulamasının velilerin elinde bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenleri ve idarecileri veli/öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur.

    “MEB’İ ACİLEN HAREKETE GEÇMEYE VE ÖNLEM ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Yıllardır yaptığımız tüm uyarılara rağmen alınmayan önlemler nedeniyle dün 40 yılını çocukların eğitimine adamış bir öğretmen arkadaşımızı, maalesef bakanlığın ideolojik örgütlenme alanına çevirdiği, yap boz tahtasına dönüştürdüğü eğitim politikalarının sonucu olarak kaybetmiş olmanın derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
    Okullarda yaşanan şiddetin ve eğitim emekçilerine yönelik saldırıların önlenebilmesi, öncelikle her fırsatta eğitim emekçilerini hedef haline getiren politika ve uygulamalara son verilmesinden geçmektedir. Türkiye’nin her yerinde eğitim kurumlarında birbirine benzer şekillerde eğitim emekçilerini hedef alan şiddet olaylarının yaşanması, şiddetin arkasındaki nedenlerin ortaya çıkarılmasını, eğitim kurumlarında eğitim emekçilerinin can güvenliğinin sağlanmasını gerektirmektedir. Okulda şiddet olaylarının son bulması için MEB’i acilen harekete geçmeye ve önlem almaya çağırıyoruz.
    Eğitim emekçilerinin, başta MEB olmak üzere eğitim sendikalarının ve tüm toplum kesimlerinin desteğini hissetmeye ihtiyaçları vardır. Eğitim kurumlarının tümünde, şiddetle mücadele etmek için alınması gereken somut önlemleri, ne yapılacağını ve nasıl önleneceğini gösteren bir eylem planı olmalıdır.
    Eğitim emekçilerine yönelik şiddet konusunda Eğitim Sen olarak başta eğitim sendikaları olmak üzere tüm demokratik kamuoyunu birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    “CUMA GÜNÜ 1 GÜNLÜK İŞ BIRAKIP, MEB ÖNÜNDE OLACAĞIZ”

    Kemal Irmak, “Okullarda yaşanan şiddetin sona ermesini ve can güvenliğimizin sağlanmasını talep ediyoruz” diyerek şunları sıraladı:

    “*Bugün iş yerlerinde siyah kurdele/kokart takıp giderek tepkimizi dile getiren metnimizi okuduk,
    *Eğitim Sen olarak, diğer sendikaların başkanlarını arayarak ortaklaşma davetinde bulunduk,
    *Bugün İstanbul’da düzenlenecek cenaze törenine MYK düzeyinde ve İstanbul şubelerimiz kitlesel katılım sağlayacaktır,
    *Perşembe günü mecliste partiler ziyaret edilerek basın toplantısı yapılacaktır.
    *Cuma günü 1 gün iş bırakarak, Ankara şubelerimizin de katılımıyla MEB önünde, diğer illerde de şubelerimizin belirleyeceği yerlerde olacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim-Sen MEB’in önünde: Bakan Yusuf Tekin artık istifa etmelidir

    Eğitim-Sen MEB’in önünde: Bakan Yusuf Tekin artık istifa etmelidir

    PİRHA – MEB’in yeni müfredatını kabul etmediklerini belirten Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Derhal geri çekilmeli ve Bakan Yusuf Tekin’de artık istifa etmelidir” çağrısı yaptı. 

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” müfredat taslağına ilişkin bakanlık önünde basın açıklaması düzenledi. “Bilim dışı müfredatı reddediyoruz” ve “İktidarın siyasi programına paralel olan laiklik ve bilim karşıtı müfredatı reddediyoruz” yazılı pankartların açıldığı açıklamada sık sık “Parasız bilimsel anadilde eğitim” sloganları atıldı. Açıklamada, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısı yapıldı.

    Açıklamayı yapan Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, MEB’in daha önce 2006 ve 2017 yıllarında iki kez değiştirdiği eğitim müfredatına ilişkin yeni değişiklikleri taslak halinde yayınladığını belirterek,  “Müfredat değişiklikleri okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lisede işlenecek derslerin içeriği ve bunlarla ilgili önemli ve tüm toplumu ilgilendiren düzenlemelerdir. Normalde müfredat değişikliklerinin içeriğinin ne olacağı, nasıl bir değişiklik önerildiğinin bütün yönleriyle, bilim insanları, eğitim bilimciler ve eğitim sendikalarının görüşleri alınarak, çeşitli yönleriyle tartışılarak belirlenmesi gerekir. Ancak MEB’in sürecin başından sonuna kadar yapmaya çalıştığı şey, ülkenin bugünü ve geleceğini yakından ilgilendiren böylesine önemli bir konuda ‘yangından mal kaçırır gibi’ hareket etmesi olmuştur” dedi.

    “MÜFREDAT HALKIN AKSİNE AKP’NİN İHTİYAÇLARI İÇİNDİR”

    Irmak, yeni düzenlemenin siyasal bir nitelik taşıdığının altını çizerek, “Eğitim müfredatının çocukların, gençlerin, toplumun ve ülkenin gerçek ihtiyaçlarını karşılamıyor. Aksine iktidarın siyasal-ideolojik çizgisine uygun hale getirilmesinin en somut yönü okullarda hangi bilgilerin, nasıl, hangi araçlar ve örnekler üzerinden verileceği açıktır. Mevcut iktidar çocuğa ya da bireye nasıl yaklaşıyor, nasıl bir insan modeli yetiştirmek istiyor, yetiştirdiği bireylerde hangi özellikler olmasını istiyorsa eğitim müfredatını da ona uygun şekilde hazırlamıştır. Müfredat değişikliklerinde laik ve bilimsel,  eğitim geri plana itilirken, bütün ders kitaplarında ‘milli ve manevi değerlerin’ merkeze alındığı görülmektedir. Milli ve manevi değerler vurgusu yaratılan tüm eşitsizliklerin üzerini örtmek için kullanılmaktadır. MEB’in öncelikli hedefi eğitim müfredatı ve ders kitapları üzerinden iktidarın siyasal ideolojisinin açık ve gizli (örtük) olarak öğrencilere aktarılmasıdır. Müfredat taslağının başlığının “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” olarak belirlenmiş olması bu tespitimizi doğrulamaktadır” ifadelerini kullandı.

    “BU MÜFREDATI KABUL ETMİYORUZ”

    Irmak devamında şu ifadeleri kaydetti: “Sadece Bu mu? İsmi neden Maarif de Eğitim değil, kullanılan Dil Cumhuriyet ve Aydınlanma bağını koparma içerikli olduğu için. Bilimsel değil, dini ve telkinci çünkü yaşam tarzlarını dini telkinlerle belirleme yaklaşımı hâkim ve dogmatik ve ataerkil düşünceye yakın, bilim ve toplumsal cinsiyet eşitliğine uzak. Tek tipleştirmeye, asimilasyona dinsel değerlere yakın ancak çoğulculuğa, evrensel ve demokratik değerlere uzaktır. Otoriteye biat etmeye yatkın, eleştirel düşünmeye ve sorgulamaya uzaktır. Hazırlık süreçleri eğitim programlama yöntemine uygun yürütülmemiş bir müfredatla karşı karşıyayız. Elbette ki bu müfredatı bu şekliyle kabul etmiyoruz. Derhal geri çekilmeli ve Bakan Yusuf Tekin’de artık istifa etmelidir. Bireycilikle, milliyetçilikle, dini ve milli değerler ve rekabet ile yoğrulmuş, bilimsel, sanatsal, estetik açıdan sığ, büyük ölçüde dini kural ve referanslara dayanan bir dilin kullanıldığı yeni eğitim müfredatının çocuklar ve öğrencilerimize verebileceği hiçbir şey yoktur. Eğitim müfredatı, öğrencilere yaşamı bir bütün olarak kavramayı hedefleyen, çocuk ve gençlerin çok yönlü gelişimlerine hizmet edecek öğrenme yaşantılarını içeren laik, bilimsel ve anadilini esas alan çok dilli bir içerikte olmak zorundadır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Biyoloji dersi müfredat değişikliğine tepki: Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır -VİDEO

    Biyoloji dersi müfredat değişikliğine tepki: Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır -VİDEO

    PİRHA- Milli Eğitim Bakanlığı, Biyoloji ders müfredatında, evrim teorisinin yerine ‘yaratılış teorisi’ne yer verdi, evrim teorisi için ‘doğruluğu ispatlanmamış teoriler’ ifadesi kullanıldı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, bu çok nettir. Bilimin ışığında, eğitim müfredatını ve programını yapmayan tüm ülkeler emperyalistlerin sömürgesi ve uşağı olmak durumundadır. Çünkü yoğun bir din sömürüsü vardır” dedi.

    2017-2018 eğitim öğretim yılında müfredattan ‘Hayatın Başlangıcı ve Evrim’ ünitesini kaldırıp evrim teorisini ile ilgili bilgileri ders kitaplarından çıkaran iktidar 2024-2025 eğitim öğretim yılı biyoloji dersi müfredatında ‘yaratılış teorisi’ne yer verdi.

    ÇEDES projesiyle imamların derslere girmesi, seçmeli din derslerinin zorunlu hale getirilmesi gibi politikalar ile eğitimin dincileştirilmesi konusunda tartışmalar sürerken eğitimde gerici bir adım daha atıldı.

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “DİNİ SÖMÜRÜ ÜZERİNDEN BİATÇI BİR TOPLUM YARATMAK İSTİYORLAR”

    İktidarın, dini sömürü ile biatçı bir toplum yaratmak istediğinin altını çizen Kemal Irmak, biyoloji müfredatına ‘yaratılış teorisi’ eklenmesine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

    “Uzun zamandan beri Milli Eğitim Bakanlığı üst üste ataklarda bulunuyor. Buna aslında daha önce 4+4+4 süreciyle başladılar. 2012 deki bu müfredat ve zorunlu eğitim süresinin uzatılmasıyla birlikte süreç başladı. O dönem İmam Hatiplerin ortaokul bölümü yoktu, İmam Hatiplerin ortaokul bölümü açıldı. Daha sonra sürekli ufak ufak kenarından köşesine müfredat sürekli dinselleşme yolunda genişletildi. 2017 2018 eğitim öğretim yılında ise evrimle ilgili bölüm müfredattan çıkarıldı ya da çok daraltıldı. Hatta evrimi anlatan öğretmenlerle ilgili de zaman zaman soruşturmalar açıldı. Biliyorsunuz Biyoloji ya da müfredattaki yapılan değişikliklere gelmeden önce de ÇEDES gibi bir program yapıldı. Bunu değerler eğitimi kapsamında okullarda kulüpleştirdiler. Ailelere hile yoluyla belgeler imzalatarak, çocukları camiye, namaza, farklı uygulamalara götürdüler. Ama Biyoloji dersinde en son yapılan, komisyonun da bilgisi dışında, çünkü müfredatları komisyonlar yazar. Tarih ve terbiye kuruluna geçer. Ondan sonra da o haliyle yayınlanır, paylaşılır. Pilot bölgelerde uygulanır.

    Bunlar bütün bu aşamalardan sonra yani komisyon ve talim terbiye kurulundan sonra oraya yaradılışla ilgili bir bölüm sokuyorlar. Bu anladığımız kadarıyla akıllı tasarım diye bilinen, Amerika’da Evangelistler tarafından dünyaya da yayılmaya çalışılan, bir dönem bizde Adnan Oktar olarak bilinen ismi Harun Yahya olan vatandaş; okulların önünde, üniversitelerin kapısında yaratılış atlası diye bunu yapıyordu. Çeşitli sebeplerden dolayı Adnan Oktar’ı içeriye attılar. Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı bu görevi üstlenmiş görünüyor. Ama daha kötüsü bunu yaparken bir hile yoluna başvuruyorlar. Yani komisyondan kaçırarak, talim ve terbiye kurumundan kaçırarak böyle bir yola başvurmuş olması da ayrıca çok büyük kötülük ve ironik. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır, bu çok nettir. Bugüne kadar bilinen; bilimle, bilimin ışığında eğitim müfredatını ve programını yapmayan tüm ülkeler emperyalistlerin sömürü ve uşağı olmak durumundadır. Çünkü yoğun bir din sömürüsü vardır. Bunların da aslında hem cumhuriyetle hesaplaşmak hem de bir taraftan dini sömürü üzerinden biatçı bir toplum yaratmak istiyorlar”

    Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • ‘Farklı ana dillerin özgürce yaşamasının önündeki bütün engeller kaldırılmalı’-VİDEO

    ‘Farklı ana dillerin özgürce yaşamasının önündeki bütün engeller kaldırılmalı’-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen, Dünya Ana Dil Günü nedeniyle açıklama yaptı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde milyonlarca çocuk kendi ana dilini kullanamadığı, ana dilinde eğitim göremediği için başta eğitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında mağduriyet yaşamayı sürdürmektedir” dedi. 

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Dünya Ana Dil Günü dolayısıyla açıklamada yaptı. Açıklamayı Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “İKİ DİLLİ EĞİTİMDE DİLLERİN BİRBİRİNİ BESLEDİĞİ GÖZLENMİŞTİR”

    Eğitim Sen Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada ana dilinde eğitim alan çocukların gelişimine ilişkin değerlendirme yapan Irmak, “Çocuklar açısından 0-6 yaş arası, zekâ gelişiminin büyük oranda tamamlandığı, çevresiyle ilişkilerini algılamaya ve tanımaya hatta yorumlamaya başladığı dönem olarak bilinmektedir. Zekâ gelişimi başarıyı anlayan ya da geliştiren özellikleri katılımla ilgili olmasına rağmen, bunun gelişimi yaşanılan çevrenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısıyla ilgilidir. Bu aşamada çocuğun gelişiminde belirleyici olan aile yaşantısıdır. Okul öncesi dönemde çocuklar konuşma dili olarak öğrendiği tek dil olan anadilini kullanır. Ana dilin çocuk üzerindeki etkisi ailesi ve çevresinden öğrendikleriyle doğru orantılıdır” dedi.

    Irmak şöyle devam etti:

    “Çocuğun ana dilinden farklı bir dille karşılaşması, zekâ gelişiminin ilk evresini tamamladığı ve gelişimini sürdürdüğü, çevresiyle daha sağlıklı ilişkiler kurmaya başladığı dönem olan 2-6 yaşları arasında gerçekleşir. Okul çağı öncesi yıllar, çocuğun psikolojik ve sosyal dünyasının merkezidir.
    Ana dilinde eğitim çocuğun ikinci dili öğrenmesini kolaylaştırmakta, ikinci dili öğrenmek de ana dili geliştirmektedir. Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan (Almanya, Fransa, İsviçre, İsveç, Hollanda, ABD, Kanada, Belçika, Hindistan, G. Afrika) çift dilli eğitim programlarında iki dilli eğitimde dillerin birbirini besleyebildiği ve iki yönlü zenginleştirici bir aktarım yaratabildiği gözlenmiştir.”

    “ANA DİLDE EĞİTİM ALMAMAK DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİMİ SÜRECİNİ DE OLUMSUZ ETKİLER”

    Bireyin kendisini gerçekleştirme sürecinde ana dilinin büyük etkisi olduğunu belirten Kemal Irmak, “Kişi ana dili ile daha etkili iletişim kurmakta ve algıları daha güçlü, net ve çok yönlü olmaktadır. Bu noktadan hareketle, bireyin kendisini gerçekleştirmesinde önemli bir etkisi olan ana dili eğitiminin etkin bir biçimde kullanılması eğitimsel başarıyı arttırmaktadır. Anadilinde eğitim alamamak, bir yandan akademik becerileri ve başarıyı çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun düzeyde yakalamasını güçleştirirken, özellikle ergenlik döneminde sadece dil ve ifade becerilerinde değil, duygusal ve sosyal gelişim süreçlerinde de olumsuz yansımalar yaratmaktadır” diye belirtti.

    Irmak, “Eğitim hakkı, gerçek anlamda diğer hakların da güçlü biçimde yaşam bulması sağlandığında gerçek anlamını kazanmaktadır. Dolayısıyla eğitim biliminin temel ilkeleri ve uluslararası sözleşmeler yok sayılarak bir taraftan anadilinde eğitim hakkına yasak getirip, diğer taraftan eğitim hakkının karşılandığını iddia etmek sadece gerçekleri çarpıtmak anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.

    21 Şubat Dünya Ana Dili Günü, ülkemizde özellikle ana dili Türkçeden farklı olan Arapça, Kürtçe, Lazca, Hemşince, Çerkezce vb. gibi milyonlarca çocuğun kendi ana dillerinden koparıldığı ortamda kutlanmaktadır” diyen Kemal Irmak şunları kaydetti:

    “Ana dilin kullanımının engellenmesi toplumun bireylerini değişik boyutta etkilese de, tartışmasız en fazla çevresi ile iletişimini anadili ile sağlayan çocukları etkilemektedir. Gerek dilbilimi gerekse eğitim bilimleri açısından anadilinin pedagojik ve insanı boyutunun sürekli geri plana itilmesinin en acı sonuçlarını çocuklarımız yaşamakta, ana dili resmi dilden farklı olan çocukların öğrenme becerilerinde iki yıl geri kaldığı görülmektedir.”

    “HERKESİN ANA DİLİNİ ÖĞRENMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak “Resmi dil dışındaki ana dillerinin varlığına, yaşamasına ve öğrenilmesine karşı çıkmak, bir yönüyle eğitim biliminin en temel ilkesine karşı çıkmak, bilime meydan okumak anlamına gelmektedir” diyerek şu ifadelere yer verdi:

    “Türkiye dünyada çocuklarına bayram armağan eden tek ülke olmakla övünürken, milyonlarca çocuğun kendi anadili ile eğitim görmesine ‘ülke bölünür’ paranoyası ile yaklaşılması büyük bir çelişkidir. 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde milyonlarca çocuk kendi ana dilini kullanamadığı, ana dilinde eğitim göremediği için başta eğitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında mağduriyet yaşamayı sürdürmektedir. Farklı ana dilleri üzerindeki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi ana dilini öğrenmesi ve eğitim almasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Eğitim Sen olarak, tüm dünya ve Türkiye halklarının 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nü kutluyor, farklı ana dili ve kültürlerin özgürce yaşaması ve gelişmesinin önündeki bütün yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Özel okullardaki fahiş zamlar eğitimcilere ne derece yansıyor?-VİDEO

    Özel okullardaki fahiş zamlar eğitimcilere ne derece yansıyor?-VİDEO

    PİRHA –Özel okullardaki zam oranları toplum tarafından tepkiyle karşılanırken eğitimcilerin hakları ise günden güne törpüleniyor. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, AKP hükümeti döneminde özel eğitim kurumlarındaki artış oranına işaret ederek “Devlet, mümkün olduğunca özel alanı genişletip kendisini bu alandan yavaş yavaş çekmeye çalışıyor” diye konuştu.

    2024 Yılı özel okul fiyatları tüm kamuoyunda tartışma nedeni oldu. Öyle ki yeni fiyatlar Milli Eğitim Bakanı (MEB) Yusuf Tekin tarafından da gündeme getirildi. Bakan Tekin, eğitim kurumu sahiplerine yönelik “Kendilerini uyarıyoruz.” ifadelerini kullandı.

    Özel okullar, eğitim ücretini belirleme konusunda mevcut yönetmeliğe pek bağlı kalmazken, Bakan Tekin’in “Kendilerini uyarıyoruz.” sözünün nereye evrileceği ise merak konusu.

    2024-2025 eğitim dönemi için yüzde 60’lara dayanan zam oranları, aileleri zorlu bir dönemle karşı karşıya getirirken eğitimcilerin alacağı zam oranları da bir diğer önem arz eden konu oldu.

    ÖZEL OKULLARLA İLGİLİ DENETİM EKSİĞİ!

    Milli Eğitim Bakanı, fiyatlar konusunda özel okul yönetimlerine uyarıda bulunsa da iktidara yakın kurumlar da dahil tüm sektörde fahiş rakamlar öne çıkıyor. Eğitim ücretleri artıyor ancak eğitimcilere verilen maaşlara aynı oranda zam yapılmıyor. Kimi eğitim kurumları, yoksulluk, hatta açlık sınırının dahi altında ücretle öğretmen çalıştırıyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı, özel okullar konusunda nasıl bir pratik sergiliyor, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Genel Başkanı Kemal Irmak ile konuştuk. Irmak, devletin aslında eğitimi uzun yıllardan beri “bir kambur olarak gördüğünü” ifade etti. Kemal Irmak, AKP-MHP hükümetinin, kamusal hizmetlerin birçoğunu “kambur” olarak gördüğünü belirterek şunları söyledi:

    “Devlet, mümkün olduğunca özel alanı genişletip kendisini bu alandan yavaş yavaş çekmeye çalışıyor. Her açıdan uygulanan politikalar, özel okulların artmasını zaten günbegün yelken açılıyor. AKP iktidara geldiğinde 1.9 olan özel okulların oranı bugün maalesef %10 sınırlarına dayanmış durumda. Bu kamburdan kurtulmak ama bunu yaparken özel eğitim okullarında çalışan eğitimcilerin ve diğer eğitim emekçilerinin durumunun ne olacağına dair de ne bir taban aylığı belirlemesi var ne bu okullarla ilgili ciddi bir denetim var. Bundan yoksun olunca da orada çalışanlar çok ciddi bir sömürüyle karşı karşıya kalıyorlar.”

    EMEK SÖMÜRÜSÜNÜN EN YAYGIN OLDUĞU ALAN!

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, özel eğitim çalışanlarının birçok sorunu olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Daha birkaç gün önce okulların kapanmasıyla birlikte bir rapor açıklandı. O rapora göre ki bunlar aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığından alınan verilerdir, Türkiye’de 90 bin eğitim emekçisi, devlet okullarında ücretli olarak çalışmakta. 1 Milyonun bir tık üzerinde öğretmen de Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışıyor. Her 10 öğretmenden birisi ücretli olarak çalışıyor ama aynı zamanda ataması yapılmayan binlerce öğretmen de var. Bu öğretmenlerin birçoğu da bu özel okullarda çalışan öğretmenler. Bunlar atanamayan öğretmenler… Bu öğretmenler maalesef çoğunlukla asgari ücret ya da altında çalışıyor. Aralarında bir de şimdi devlet okullarında ‘Uzman Öğretmen, Başöğretmen, normal öğretmen, ücretli-sözleşmeli öğretmen’ var. Maalesef ders ücreti tam kadro, yarım kadro gibi çalışan eğitim emekçileri var. Devlet okullarında çalışan eğitimciler, ‘eğitim öğretim ödeneği’ alır. Özel okullarda çalışanlar maalesef bu ödeneği de alamıyor. Diğer yandan özelde çalışanlar, birden çok nöbet tutup nöbet ücreti de almıyor. Özelde öğretmenlere her yıl yeniden sözleşme yapılıyor. Sözleşmelerinin yenilenmemesi riski ve baskısı altında bu öğretmenler yaşıyor. Bunun çok ciddi psikolojik yıkımı oluyor. Kadın eğitimcilerin birçoğuna ‘hamile kalmama şartı’ ile sözleşme yapılıyor. Bazıları ders ücreti karşılığında bu işi yaptığı için boş zamanlarda, yani tatil dönemlerinde yazın 2 – 2,5 ay sömestr tatilinde maaş da alamıyor. Doğal olarak bu sorunlar üzerinden gelinecek şey bu alanda bir örgütlülük olmasında.”

    DEVLET DE ÖZEL OKULA TEŞVİK EDİYOR!

    Özel okullardaki nitelik konusunu da değerlendiren Kemal Irmak “Bu bütün ağır sömürü şartlarına rağmen, kısmen nitelik devlet okullarından daha iyi. Zaten özel okulu seçen velilerin de bu okulları seçmelerinin temel nedeni bir anlamda bu okullarda devlet okullarında niteliğin giderek düşüyor olması, bu okullarda dinselleşmenin olması ve bu okullarda yeterince güvenliğin olmamasından kaynaklı bir yönelim var. Milli Eğitim Bakanlığı bunun da farkında. Belki o yüzden devlet okullarındaki eğitimin niteliği, devlet eliyle giderek aşağıya çekiliyor ve özel eğitim bir anlamda böyle dolaylı bir biçimde desteklenmiş oluyor. Bir dönem mesela özel eğitime gönderilen çocukların velilerine ciddi anlamda maddi destekler veriliyordu. Özel okullara yönelik teşvikler halen devam ediyor.” diye konuştu.

    EĞİTİMCİLERDEN EYLEM KARARI!

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, maruz kalınan şartlar nedeniyle 29 Ocak’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde eylem düzenleyecek. Eğitim Sen Genel Başkanı Irmak, özel eğitim alanında örgütlenen öğretmenleri desteklediklerini belirterek şunları ekledi:

    “Bu alanda çalışan tüm öğretmenlerin özlük haklarının Milli Eğitim’de çalışan öğretmenlerle eşitlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO) 1966’da Öğretmen Tavsiye Kararları’nı yayınladı. Bu kararda özel sektör ve devlette çalışan her kademedeki öğretmenin ekonomik şartlarının geliştirilmesi, niteliklerinin arttırılması için her türlü tavsiye kararına uyulması kararı alındı. Ama ne Milli Eğitim ne de özel sektörde bu kararlar uygulanmıyor. Bir an önce İLO’nun o tavsiye kararlarının uygulanması, sorunların çözümünde de önemli rol alacaktır diye düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Eğitim Sen Ankara Şubeleri MEB’e verdiği karneyi açıkladı: Bakan sınıfta kaldı-VİDEO

    Eğitim Sen Ankara Şubeleri MEB’e verdiği karneyi açıkladı: Bakan sınıfta kaldı-VİDEO

    PİRHA-Eğitim Sen Ankara Şubeleri, MEB önünde toplanarak, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı için MEB’e verdiği karneyi açıkladı. Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Millli Eğitim Bakanı’na hazırladıkları karneyi sundu. Irmak,”Sayın Bakan uyuyor musun? Yoksa, tarikatlara bilerek mi göz yumuyorsun?” diye sordu.

    Eğitim Sen Ankara Şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı önünde, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı için MEB’e verdiği karneyi açıkladı.

    “MEB’İN ÇÖZÜME DAYALI POLİTİKALAR GELİŞTİRMEK GİBİ BİR DERDİ YOK”

    Eğitim Sen 2. Şube Başkanı Tülay Yıldırım‘ın okuduğu açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün 2023- 2024 Eğitim yılının birinci dönemi sona erdi. 2023-2024 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmelerin, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdi yoktur.
    Yıllardır ısrarla uygulamaya konan neoliberal politikaların ve bu politikalardan biri olan eğitimin piyasalaştırılmasının bedelini emekçiler ödüyor. Hükümet; kaynakların dağılımında halkı değil , sermaye sınıfını önceliyor.
    Bizlere önlük giydirmeye çalışarak tek tipleştirmeye, kadın bedeni örtülmeye çalışılıyor. Okullarda serbest kıyafet uygulaması sendikamızın uzun süredir savunduğu bir uygulamadır. Derin yoksulluk nedeniyle öğrencilerimiz yeterince beslenemiyor, okula aç geliyor ; bu durum onların fiziksel, zihinsel ve akademik gelişimlerini olumsuz yönde etkiliyor.

    Okullarda yaşanan yoğun dinselleştirme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim karşıtı kararlar eşliğinde okullarda hayata geçirilmeye devam ediyor.”

    “YANLIŞ UYGULAMALARDAN ACİLEN VAZGEÇİLMELİ”

    Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi öğretmenlerin esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.
    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır.

    MEB, yukarıda belirttiğimiz bu yanlış uygulamalardan acilen vaz geçmeli, belli bir zümrenin değil tüm halkın bakanlığını olduğunu hatırlamalıdır. Çocuklarımızın yüksek çıkarını gözeten, akıldan, bilimden, demokrasiden, eşitlikten yana tutum alarak kendini yeniden yapılandırmalıdır.”

    “ÇABAMIZ, ÇOCUKLARIMIZA HAYALLERİ KADAR BÜYÜK BİR GELECEK YARATMA ÇABASIDIR”

    Veli Der Ankara Şube Başkanı Hülya Daran Dereci de yaptığı konuşmada öğrencilerin sorunlarını dile getirirken, “Sırça köşelerinizden çıkın” dedi.

    Dereci, “2022-2023 eğitim-öğretim yılı ikinci ara tatil dönemi bugün başlayacak. Ancak eğitimde yaşanan sorunlar ülkemiz tarihinde görülmemiş bir boyuta ulaşmış durumdadır. Eşit, parasız, kamusal ve laik eğitim ayrılmaz bir bütündür. Laik, bilimsel olmayan eğitimin kamusal olmasından da söz edemeyiz. ÇEDES ve imzalanan onlarca protokol, iş birliği ile STK adı altında çeşitli yapılar, kişiler okullarımızda ideolojik çalışma yürütmekte, öğretmenlik mesleği hedef alınmakta ve çocuklarımızın eğitim hakkı ihlal edilmektedir. Yıllardır imzalanan protokollerin devamında ÇEDES ile bu yapılar ve kişilerin yürüttükleri faaliyetler 81 ilde tüm okullarda yaygınlaştırılarak kalıcı ve sürekli hale getirilmiştir” diye konuştu.

    “ÇEDES VE TÜM PROTOKOLLER İPTAL EDİLMELİDİR”

    “Eşit, laik, kamusal eğitim hakları için bir çağrı yapıyoruz. Gelin bize destek olun, hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım” diyen Dereci, şöyle devam etti:

    “Öğrenci Veli Derneği olarak çocuklarımızın yaşadığı sorunlara çözüm olmak için mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Bizim çabamız, mücadelemiz çocuklarımıza hayalleri kadar büyük bir gelecek yaratma mücadelesidi.”

    “BAKAN SINIFTA KALDI”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise Millli Eğitim Bakanı’na hazırladıkları karneyi sundu. Irmak,”Sayın Bakan uyuyor musun? Yoksa, tarikatlara bilerek mi göz yumuyorsun?” diye sordu.
    Kemal Irmak, “Biz çocuklarımızı okullara laik, bilimsel eğitim alsınlar diye yolluyoruz ancak bu sorunlar ile karşılaşıyoruz. Bakan sınıfta kaldı böyle giderse sınıftan atılacak ” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen, raporu açıkladı: Eğitimde yaşanan sorunlar katlanarak artıyor

    Eğitim Sen, raporu açıkladı: Eğitimde yaşanan sorunlar katlanarak artıyor

    PİRHA-Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı 1. Yarıyılında Eğitimin Durumu” hakkında hazırladığı raporu açıkladı. Raporda, çocukların eğitim hakkından eşit bir şekilde yararlandırılmadığı belirtilerek, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminin varlığına işaret edildi. 

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve yönetim kurulu, 2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı 1. Yarıyılında Eğitimin Durumu” raporunu açıkladı.

    Rapor, Eğitim Sen Genel Merkezinde yapılan basın açıklaması ile kamuoyuna sunuldu.

    “ÇOCUKLARIMIZ EĞİTİM HAKKINDAN EŞİT BİR ŞEKİLDE YARARLANAMAMAKTADIR”

    Irmak, “Eğitimde yaşanan sorunlar her geçen yıl katlanarak artmakta, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) bu sorunlara kalıcı çözümler üretmek yerine bütün enerjisini eğitimi dinselleştirmeye ve piyasalaştırmaya harcamaktadır” dedi.

    Kemal Irmak, 2023-2024 eğitim öğretim yılı 1. yarıyılında tespit edilen sorunları şöyle sıraladı:

    “Eğitimde yaşanan ve yapısal hale gelen sorunlar her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da eğitim sorunu, ülke ekonomisinde yaşanan sorunların ardından halkın en öncelikli sorunları arasında üst sıralarda yer almaktadır. Türkiye’de çocuklar okula aç gitmekte, yeterli beslenememekten kaynaklı fiziksel ve zihinsel gelişimleri sağlıklı olmamaktadır. Yine çocuk ve gençlerimizi eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim konusunda yaşanan sorunlar sürmektedir.

    2023/24 eğitim öğretim yılının ilk yarısı bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizliklerin derinleştiği, çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamaması, eğitime erişimde yaşanan sorunlar ve anadilinde eğitim gibi en temel sorunların varlığını sürdürdüğü bir dönem olmuştur. 6 Şubat depremleri deprem bölgesinde eğitim öğretimde yaşanan sorunların daha da ağırlaşmasını beraberinde getirmiştir. Deprem nedeniyle birçok okul yıkılmış ve hasar görmüştür. Yıkılmayan, az hasarlı olan ve nisan ayında açılan okullara, eylülde başlanan tadilat nedeniyle eğitim öğretim aksamış çok sayıda öğrenci bu durumdan olumsuz etkilenmiştir. Orta hasarlı bazı okulların durumu hala belirsizliğini korumaktadır.”

    “EĞİTİMDE TİCARİLEŞME VE DİNSELLEŞME UYGULAMALARI TÜM HIZIYLA SÜRMÜŞTÜR”

    Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, okul öncesi eğitimden başlayarak eğitimin bütün kademelerinde Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ÇEDES benzeri proje ve protokoller, başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemeyi sürdürmektedir.

    2023/24 eğitim öğretim yılında ÇEDES faaliyetleri belirgin şekilde artmış durumdadır. Proje kapsamında ‘manevi danışman’ olarak görevlendirilen imam, vaiz, din hizmetleri uzmanı ve Kuran kursu hocaları, MEB’e bağlı okul öncesi, ilkokul ve ortaokullarda öğrencilere ‘değerler eğitimi’ vermeye başlamıştır.

    Türkiye’nin dört bir yanındaki okullarda öğrenciler ÇEDES kapsamında cami gezilerine ve namaza götürülmekte, öğrencilere mezarlık temizliği yaptırılmakta, din görevlileri okullara gelerek dini konularda seminerler vermektedir.

    2023/’24 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitimde ticarileşme ve eğitimi dinselleştirme uygulamalarının tüm hızıyla sürmüştür. Okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri giderilmemiş, kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve taşımalı eğitimden kaynaklı sorunlara çözüm üretilmemiştir.

    MEB’in eğitim hakkı ve eğitime erişimde benimsediği piyasacı, rekabetçi ve ayrıştırıcı eğitim politikaları artarak devam etmekte, kamu kaynakları çeşitli teşvikler üzerinden özel okullara aktarılmaktadır.”

    “MESEM’DE ÇOCUKLARIMIZ CAN GÜVENLİĞİ OLMADAN ÇALIŞTIRILMAKTADIR”

    Milyonlarca çocuk ve gencimiz kalıcı yaz saati uygulaması nedeniyle zifiri karanlıkta okula gitmek, akşam geç saatlerde okuldan eve dönmek zorunda bırakılmıştır. ‘4 gün iş, bir gün okul’ sloganıyla patronlara ucuz iş gücü kaynağı olarak sunulan meslek lisesi öğrencileri Mesleki Eğitim Merkezleri’nde (MESEM) çocuklarımız can güvenliği olmadan çalıştırılmaktadır.

    Öğretmen açıkları, mülakata ve arşiv araştırmasına dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulaması sürmektedir. Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ‘eşit işe eşit ücret’ uygulamasına aykırı adımlar atılmış, aynı işi yapan öğretmenler kariyer basamakları üzerinden faklı ücretlendirilerek ayrıştırılmıştır.”

    “TÜRKİYE’NİN ANA DİLDE EĞİTİM KONUSUNDAKİ OLUMSUZ SİCİLİNDE HERHANGİ BİR DEĞİŞİKLİK OLMAMIŞTIR”

    Ülkedeki etnik, dilsel, kültürel çeşitlilik ve inanç çeşitliliğinin, eğitim programlarında ve ders kitaplarında neredeyse hiç yansıtılmadığı belirtilen raporda, “Eğitim sisteminde ve toplumsal yaşamda benimsenen tekçi anlayış, farklı inanç, dil, kimlik ve mezhepleri yok saymayı, onları ve taleplerini görmezden gelmeyi ısrarla sürdürmektedir. Türkiye’nin kamusal, laik, bilimsel eğitim konusunda olduğu gibi, ana dilinde eğitim konusundaki olumsuz sicilinde herhangi bir değişiklik olmamıştır. Türkiye’de çeşitli nedenlerle eğitime erişimde, kız çocukları, mülteci çocuklar, ana dili farklı olan çocuklar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajları günden güne artarak devam etmektedir” denildi.

    “LİYAKATSİZ OKUL MÜDÜRLERİNİN, ÖĞRETMENLERİN NE GİYECEĞİNE KARIŞMA HAKKI YOKTUR”

    Özellikle kadın öğretmenlerin okullarda yaşadığı baskıya vurgu yapan Kemal Irmak, şunları ekledi:

    “Türkiye’de eğitim ve sağlık sisteminden kadın politikalarına kadar her alanda çocukların yararını değil, kendi çıkarlarını düşünen mevcut sistem; çocuklarımızın sahip olduğu heyecan, merak ve yaratıcılıktan açıkça korkmaktadır. Bu nedenle toplumsal yaşamdan dışlanarak aile içine hapsedilen kadınlar ve çocuklar devlet politikaları ile sosyal yaşamdan uzaklaştırılmaktadır.

    Sendikamız, “beyaz önlük” uygulamasına tek tip kıyafet dayatması nedeniyle karşı çıkarken, uygulama ilk gündeme geldiğinde özellikle kadın öğretmenlere yönelik olarak okul yönetimlerinin ‘bu nasıl kıyafet’ deyip önlük giymeyi dayatabilecekleri uyarısı yapmıştır. Ne Millî Eğitim Bakanlığı’nın ne de liyakatsiz okul müdürlerinin öğretmelerin ne giyip ne giymeyeceğine karışma hakkı yoktur.”

    “EĞİTİM SEN MÜCADELESİNİ KESİNTİSİZ SÜRDÜRMEYE KARARLIDIR”

    2023/24 eğitim öğretim yılının ilk yarısında eğitim alanında yaşanan gelişmelerin, MEB’in eğitimin yapısal sorunlarına yönelik somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirmek gibi bir derdinin olmadığını gösterdiğini belirten açıklamada, “Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları, siyasal-ideolojik hedeflere uygun olarak alınan bilim ve laiklik karşıtı karar ve uygulamalar eşliğinde hayata geçirilmeye devam etmektedir.

    Eğitim alanında yaşanan sorunların çözümü için gerekli adımların atılmadığı, eğitime erişimde yaşanan sorunlar başta olmak üzere eğitimde dayatmacı politikaların sürmesi nedeniyle öğrencilerin ve öğretmenlerin mutsuz olduğu, öğretmenlerin kariyer basamakları üzerinden yapay olarak ayrıştırıldığı, siyasal kadrolaşmanın devam ettiği, eğitim sürecinde farklı dil, kimlik ve inançların dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin başarılı olması mümkün değildir.

    Eğitim sisteminde yaşanan sorunların ülkedeki ekonomik, toplumsal ve siyasal alanda yaşanan gelişmelerden ayrı ve bağımsız olmadığı açıktır. Eğitim Sen, her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin ve laikliğin değil, milliyetçiliğin, ayrımcılığın ve inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve ana dilinde eğitim hakkı için mücadelesini kesintisiz sürdürmeye kararlıdır” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen Başkanı Irmak: Hükümet, yoksul halk çocuklarını biatçı yapmak istiyor-VİDEO

    Eğitim Sen Başkanı Irmak: Hükümet, yoksul halk çocuklarını biatçı yapmak istiyor-VİDEO

    PİRHA – Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, AKP’nin eğitim politikalarını değerlendirdi. Dinci eğitim yolunda ÇEDES uygulamasının son halka olmayacağını belirten Irmak, “Aslında amaçları o yoksul halk çocuklarını gerçekten dindar yapmak değil. Çünkü bunlar dindar da değil. Asıl amaçlanan, gençleri eleştirel dünyadan uzak tutup, biatçı bir toplum yaratıp, kendilerinin o şatafatlı hayatlarını da örtme çabasıdır” dedi.

    Eğitim alanındaki dinci yükseliş hızla sürüyor. Okullardaki zorunlu din dersinin yanı sıra zorunlu seçmeli din dersleri ve ÇEDES projesi, seküler kesimin itirazındaki son evre oldu. Karma eğitimin sık sık gündeme gelmesi ve dinci örgütler ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokoller, toplumdaki tedirginliği ve tepkiyi daha da büyütüyor.

    “ÜSTTEKİLERE HAN HAMAM, ALTTAKİLERE DİN İMAN”

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 12. Dönem Genel Başkanı Kemal Irmak ile AKP’nin eğitim politikalarını konuştuk. Eğitim Sen’deki görevine başlamadan önce Erzincan’da sınıf öğretmenliği yapan Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, göreve gelmesinin ardından üst üste “ataklar” yaptığını belirtti. Kemal Irmak, siyasal iktidarın biatçı bir toplum yaratmak istediğini söyleyerek şöyle devam etti:

    “ÇEDES uygulaması aslında eğitimi dinselleştirme politikalarının en son halkası gibi görünüyor ama bizim öngörümüz, bu uygulama son halkası da olmayacak. Recep Tayyip Erdoğan, sanıyorum 2 yıl önce ‘iktidar olmak başka bir şey, muktedir olmak başka bir şey. Biz iktidardık ama muktedir olamadık, hedeflerimize ulaşamadık’ demişti. Bunlardan birisi eğitim, diğeri ise kültür alanıydı. Kültür alanında da murat ettikleri şey, tüm sanat alanlarını kapatmak. Çünkü sanata karşı da bir düşmanlıkları var. Her iktidar kendi politikasını eğitim politikaları üzerinden pekiştirir. Eğitim alanında dinselleştirme politikaları hep vardı, fakat bunu adım adım yaptılar. Cumhurbaşkanının o açıklamalarını geniş kesimler, ‘bu başarısız olduklarının itirafıdır’ şeklinde yorumladı. Aslında gerçek öyle değildi; tam başaramadıkları, yapmak istedikleri hedefe tam ulaşamadıklarının bir ifadesiydi bu.

    “AKP, İNSANLARIN İNANÇLARINI KENDİ SİYASET VE TİCARİ HAYATLARINA ARAÇ HALİNE GETİRDİ”

    Bunlar, daha çok insanların inançlarını kendi siyaset ve ticari hayatlarına araç haline getirdiler. Kapitalist küresel dünyanın gereği doğrultusunda bunu yapıyorlar. Bunu yaparken aslında o yoksul halk çocuklarını gerçekten dindar yapmak değil, onların biraz daha eleştirel dünyadan uzak, daha biatçı bir toplum yaratıp kendilerinin o şatafatlı hayatlarını da biraz örtme çabası bu. Tabiri caizse ‘üsttekilere han hamam, alttakilere din iman’ ile bu işi götürme meselesiydi. Şimdi eksik bıraktıkları yeri son bakan Yusuf Tekin ile beraber tamamlamaya çalışıyorlar. Yusuf Tekin, geldiğinden beri üst üste ataklar yapıyor. Hepimiz tanık olduk, bütçe görüşmelerindeki konuşmalarında tarikat ve cemaatleri ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak ifade etti.”

    “ÜLKEDE HER ŞEY TEPE TAKLAK”

    Kemal Irmak, AKP’nin projelerini tamamlama peşinde olduğunu belirterek “Tabii ki bu durum Türkiye’deki seküler kesimi, Alevileri, farklı inanç kesimlerini rahatsız ediyor. Buna karşı tepki de var ancak sorun, bu tepkileri ortaklaştıramamakta. Hakikaten ülkede her şey tepe taklak ama eğitimle ilgili her gün yapmak istedikleri projeler biraz daha tepe taklak hale getiriyor. Bir iktidar normalde ne yapar? Sorun gördüğü alanlarda tamir yapar. Yani her yeni yıl bir önceki yılın yaşanan problemlerini aşmaya dönüktür ama kendi iktidarlarını perçinlemenin bir yolu da bu geniş yoksul halk kitlelerine din üzerinden, onları iktidarlarının uzayacak bir yolu yöntemi olarak görüyorlar. Ne zaman ki buna karşı ciddi bir mücadele oluşturulur ki bunun özneleri daha çok velilerdir, çünkü onların çocuklarına bir anlamda bu kötülük yapılıyor. Sadece Seküler yaşamdan, Alevi olanların sorunu değil bu aslında” diye konuştu.

    “BUNLARIN GERÇEKTEN CUMHURİYETLE SORUNLARI VAR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, iktidarın eğitim alanına yönelik dinci politikalarına karşı “Ne yapmalı?” sorusuna da yanıt verdi.

    “Sorunun karşılığını her şeyi kaybettiğimiz yerde aramalı” diyen Irmak, sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Bunlar iktidara gelirken bir takım liberal açılımlar yaptılar ve toplumun geniş kesimlerini aslında kandırdılar. Solun ve sol liberallerin de desteğine aldılar. Türkiye’de geçmişte var olan statükoya karşı daha demokrat, askeri vesayetlere karşı daha özgürlükçü olduğu sanısını uyandırdılar. İnsanlar bir süre buna kandı. 2010 yılından sonra dozlarını arttırdılar. Gezi direnişinin öncesinde toplumda bir umutsuzluk oluşmuştu ama hiç kimse bu yaşam tarzının değiştirilmesine göz yummak istemiyordu. Sonrasında bir tık geri adım atıldı ama tekrar iktidar, projelerini uygulamaya devam etti. Bütün toplum kesimleri olarak oralarda bazı şeyleri kaçırdık. Bunların gerçekten cumhuriyetle sorunları var. Dinlerini yaşamadıklarını ve İslam’a saldırı olarak bunu sağa sola yayıyorlar. O yüzden bu ülkede cumhuriyetçi, seküler, sol, sosyal demokrat, laik yaşam tarzını önemseyen bütün kesimlerin buna karşı ortak bir cephede mücadele geliştirilmesi gerekiyor. Laiklik ile ilgili geçmişte belki hatalar yapıldı, onun üzerinden toplumu bir anlamda kendi düşüncelerine doğru biraz motive ediyorlar. Gerçek anlamda laiklik; her inanç kesiminin, inanç özgürlüğünü yaşayabilmesidir. Ama bugün Türkiye’de var olmak istenen şey bir kesimin inancını, diğer kesimlerin üzerine gölge olarak düşürmek ve onları yok etmek şeklinde. Özellikle de bu inançları yok sayılan, inanç merkezleri kabul görmeyenler gibi birçok halkada insanlar, toplum kesimleri var. Bu kesimlerin itirazlarını yan yana ve çok sesli hale getirmeleri gerekiyor. Başka da bir yol yok.”

    LAİK VE ANADİLDE EĞİTİM MÜCADELESİ!

    Kemal Irmak, Eğitim Sen olarak yeni dönem mücadele alanlarına da değindi. “Kamu alanlarını çok ciddi anlamda kaybettik. Her şeyi alınıp satılır hale getirdiler” diyen Irmak, şunları söyledi:

    “Her şeyi kapitalist küresel dünyanın ekonomik yapılanmasına göre domine ediyorlar. Bu yüzden çocukların eğitim, barınma haklarını erteliyorlar. Çocukların eğitim, barınma haklarını erteleyip bu işleri gene kendilerinin desteklediği farklı kesimlere devrediyorlar. Özellikle cemaat ve tarikatlara ait yurtların varoluşu, orada yoksul halk çocuklarının daha ucuz barınabilme yol ve yönteminin açılmış olması gibi sebeplerden dolayı buralara yöneliyorlar. Eğitim kamusal bir haktır. Yani okul çağındaki her çocuğun okula gitme, barınma, açlık sorunu varsa beslenme gibi ihtiyaçların doğrudan devletin karşılaması gerekiyor. Eğitim, hiçbir pedagojik formasyonu, eğitimle alakası olmayan kesimlere asla devredilemez. O yüzden kamusal bir eğitim mücadelesi bizim bu dönem önemli mücadele başlıklarımızdan birisi. Diğer bir başlık, laikliği yeniden kazanmak… Bu ülkedeki tüm insanların laik, demokratik, seküler, bir arada yaşama projesi doğrultusunda bir mücadele başlığımızın olduğunu ifade edebilirim. Diğer taraftan bu ülkede farklı halklar var. Bunların hepsi belli merkezi, tekçi bir eğitim anlayışına tabi tutuluyor. O yüzden anadilde eğitim hakkı konusunda bir mücadele başlığımız var. Her şeyden önce aslında eğitimde çok ciddi bir nitelik kaybı var. En son Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı sonuçlarında Türkçe’yi mükemmel derecede anlayıp yorumlayabilen öğrenci sayısı %0 olarak gösteriliyor. Bu aslında her şeyi açıklayan bir durum. O yüzden bizim nitelikli, ulaşılabilir, parasız eğitim mücadelesi gene önemli mücadele başlıklarımızdan bir tanesi. Bu başlıkları belli bir takvim dahilinde farklı toplum kesimleri ile sürdürebilirsek bizi bir yere vardıracaktır diye düşünüyoruz.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak: Savunduğumuz ilke ve değerler sürecek-VİDEO

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak: Savunduğumuz ilke ve değerler sürecek-VİDEO

    PİRHA-Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim Sen), 12. Olağan Genel Kurulu’nun ardından yeni Merkez Yürütme Kurulu üyelerini belirledi. Görev dağılımı hakkında basın toplantısı yapan Eğitim Sen’in yeni dönem Genel Başkanı Kemal Irmak, “Savunduğumuz ilkeler ve değerler devam edecek” dedi.  

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), Genel Merkez binasında 12. Olağan Genel Kurulu’nun ardından belirlenen yeni Merkez Yürütme Kurulu’na ilişki basın toplantısı yaptı.

    22-24 Aralık 2023 tarihleri arasında yapılan Eğitim Sen 12. Olağan Genel Kurulu’nda belirlenen yeni Merkez Yürütme Kurulunda; Kemal Irmak, Evrim Gülez, Simge Yardım Dağ, Zülküf Güneş, Özlem Tolu, İzzet İldeş ve Ramazan Gürbüz görev aldı.

    Açıklama metnini, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    Eğitim Sen’in yeni dönem Genel Başkanı Kemal Irmak, 12. Dönem Merkez Yürütme Kurulu üyelerini duyurdu.
    Merkez Yürütme Kurulu üyeleri; Genel Başkan Kemal Irmak, Genel Sekreter Zülküf Güneş, Genel Mali Sekreter Ramzan Gürbüz, Genel Örgütlenme Sekreteri İzzet İldeş, Genel Eğitim ve Yükseköğretim Sekreteri Evrim Gülez, Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu olarak belirlendi.

    “İSİMLER DEĞİŞSE DE MÜCADELE ÇİZGİMİZ DEĞİŞMEMİŞTİR”

    “Eğitim Sen’in mücadele tarihi içinde sendikamızın farklı kademelerinde görev alan isimler ve yüzler değişse de savunduğumuz ilke ve değerler ile mücadele çizgimiz hiçbir zaman değişmemiştir” diyen Kemal Irmak şunları ekledi:

    “2024’ün ilk günlerinden itibaren eğitim ve yükseköğretim alanı başta olmak üzere, toplumsal yaşamın farklı alanlarında yaşanan sorunların çözümü için Eğitim Sen olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız.

    Önümüzdeki süreçte eğitim ve bilim emekçilerinin hak mücadelesinin yanı sıra, eğitimde yaşanan ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme uygulamalarına, her türlü güvencesiz, esnek ve angarya çalışma üzerinden çalışma yaşamının tamamen güvencesiz hale getirilmesine, kadınlara ve çocuklara yönelik her türlü şiddet ve istismara karşı duruşumuz ve mücadelemiz sürecektir.

    “EĞİTİM SEN, EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİNİN MÜCADELE ÖRGÜTÜ OLMAYA DEVAM EDECEKTİR”

    Bugüne kadar olduğu gibi, yeni dönemde de bütün eğitim kurumlarında okullarda, üniversitelerde, tek tek is yerlerinde ve alanlarda, meydanlarda, yaşamın her alanında Eğitim Sen olarak savunduğumuz ilke ve değerlerle yer alacağımız bilinmelidir.

    Eğitim ve Bilim emekçilerinin ekonomik, sosyal ve demokratik haklarının, emeğinin demokrasinin ve eşit haklar mücadelesinin içinde Eğitim Sen, geçmişten bugüne sürdürdüğü mücadele sürecinde savunduğu değerlerle, eğitim ve bilim emekçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele örgütü olmayı sürdürecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Eğitim Sen’in yeni Genel Başkanı Kemal Irmak oldu

    Eğitim Sen’in yeni Genel Başkanı Kemal Irmak oldu

    PİRHA – Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) 12. Olağan Genel Kurulu’nun ardından yeni yönetim de belirlendi. Sendikanın yeni Genel Başkanı Kemal Irmak oldu.

    Eğitim Sen 12. Olağan Genel Kurulu, 21-22-23 Aralık’ta gerçekleştirildi. Genel Kurul’da yapılan seçimler sonrasında yeni yönetim de netlik kazandı.

    Genel Kurul’un üçüncü gününde yapılan seçimlerde Eğitim Sen Yürütme, Denetleme ve Disiplin Kurulları asıl ve yedek adayları ile Üst Kurul delege ve KESK Genel Meclis adayları belirlendi. Eğitim Sen 12. Dönem Merkez Yürütme Kurulu, Kemal Irmak, Zülküf Güneş, Ramazan Gürbüz, İzzet İldeş, Simge Yardım, Özlem Tolu ve Evrim Gülez’den oluştu.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Erzincan Eğitim-Sen Başkanı: OHAL’i kullanıp herkesi sindirmeye çalışıyorlar-VİDEO

    Erzincan Eğitim-Sen Başkanı: OHAL’i kullanıp herkesi sindirmeye çalışıyorlar-VİDEO

    PİRHA – Son dönemlerde Erzincan’da yaşanan gözaltı ve tutuklamalara ilişkin PİRHA’ya konuşan Eğitim -Sen Erzincan Şube Başkanı Kemal Irmak “Yapılan operasyonlar, 2019 seçimlerine giderken 2023 planlamalarını gerçekleştirmek isteyen Cumhurbaşkanı ve  hükümetin bir alan temizliği olduğunu düşünüyoruz” dedi.

    Eğitim-Sen Erzincan Şube Başkanı Kemal Irmak, Erzincan’da Alevilere dönük gözaltı, tutuklamalara ve Erzincan’da OHAL’in etkisine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Türkiye genelinde 15 Temmuz sonrası sürdürülen anti demokratik faşizan baskıların Erzincan’da da üst üste çeşitli demokrasi güçlerine, demokratik kurum yöneticilerine ve üyelerine yönelik devam ettiğini ifade eden Irmak, şunları aktardı:

    “İlimizde en son PSAKD yöneticileri, üyeler ve benim de çalıştığım Ulalar’da yaşayan muhtarlara, yurttaşlara yönelik operasyon gerçekleşti. Detaylı bilgi edinememekle birlikte, çalıştığım yerde tutuklananların ailelerinin verdiği bilgiler enteresan. Yakalanıp bilgi veren insanın verdiği ifadeler sonrasında insanların gözaltına alındığı ifade ediliyor. Bu insanlar hakkında birçok bilgiye sahip olması enteresandır.”

    “2023 PLANLAMALARI İÇİN YAPILAN ALAN TEMİZLİĞİ”

    “Her gözaltı öncesinde ve sonrasında maalesef devletin güvenlik kuvvetleri, emniyet ve valilik bunların çok ciddi terör faaliyetleri içinde olduğunu ifade ederek gelişebilecek tepkileri sindirmeye çalışıyor” diye konuşan Irmak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son operasyonda da aynı şeyi yaptılar. Ama biz bu arkadaşları yakinen tanıyoruz. O beldede çalışıyorum, muhtarları ve alınan diğer arkadaşları tanıyorum; yıllardır kurumlar olarak eylem, etkinlik, faaliyet yürütmüşüz. Bu arkadaşların hiçbirinin terör faaliyeti içinde olacağına dair bir kanaatim yok. Bu 2019 seçimlerine giderken 2023 planlamalarını gerçekleştirmek isteyen Cumhurbaşkanı ve onun icracısının başında olduğu hükümetin bir alan temizliği olduğunu düşünüyoruz.”

    “OHAL’İ KULLANIP HERKESİ SİNDİRMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    Hükümetin, ülkedeki demokrasi güçlerine baskı yaparak baskı altına alarak seçim süreçlerinde bu baskının daha da arttıracaklarının aşikar olduğunu belirten Irmak, “OHAL’i çok iyi bir şekilde kullanıyorlar. Herkesi sindirmeye çalışıyorlar. Alan faaliyetine dönük işlem olduğunu düşünüyoruz ve bunun sonunun gelmeyeceğini açıkçası ifade etmek gerekiyor. Seçime doğru, mutlak bir seçim, bir despot iktidarla karşı karşıyayız. Kazanamayacakları seçime girmek istemeyecekler. Ama kazanamadıkları noktada da anti demokratik uygulamayı harekete geçiriyorlar. Türkiye’de Alevileri, Kürtleri, solcuları, sosyalistleri, sosyal demokratları, laiklik savunucularını, Atatürkçüleri yer yer sindirmeye çalışarak, kendi önlerini açmaya çalışıyorlar. Durum bundan ibaret, bizim gördüğümüz budur” diye konuştu.

    “ERZİNCAN’DA BASKI SÜRECİ AĞIR GEÇİYOR”

    15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’in Erzincan’daki etkileri hakkında bilgi veren Irmak, şunları kaydetti:

    “Maalesef Erzincan’da 15 Temmuz sonrası OHAL ilan edilmesiyle birlikte Erzincan Mülki İdari Amirliği, Erzincan’daki tüm faaliyetleri, her türlü kurum kuruluşun her türlü faaliyetini kendi iznine bağlamış durumda. Onların izni olmadan hiçbir faaliyet yapılamıyor. Ama faaliyet için izin için başvurulduğunda bir biçimde geri çevriliyor. Bunu yaparken de kurumlararası makul olanlar olmayanlar makul vatandaşlar, makul kurumlar diye ayırt ederek yapıyorlar. Bunu herkese yapmıyorlar. Birçok kuruma izin veriyorlar.
    Uzun bir süredir buradaki demokrasi güçleri olarak çok ciddi bir baskılanma altında kendimizi hissediyoruz. Erzincan’da bunun ağır geçtiğini görüyoruz. Böylesi bir geniş tutuklama sürecinde bile dışarıda çıkıp söz söylememize fırsat verilmedi. Buna da aslında cesaret de edilmedi açıkçası. Böylesi bir süreçten geçiyoruz. Erzincan’da da ağır geçiyor bu süreç.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/ERZİNCAN