Etiket: koçgiri katliamı

  • 4 bin Alevinin öldürüldüğü Koçgiri Katliamı 100. yılında: ‘Katilleri lanetliyoruz’

    4 bin Alevinin öldürüldüğü Koçgiri Katliamı 100. yılında: ‘Katilleri lanetliyoruz’

    PİRHA- Koçgiri Katliamı 100. yıldönümünde lanetleniyor. Bir açıklama yapan AABF Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber, “Alişer Efendi ve Zarife Hanım nezdinde kaybettiğimiz canları saygıyla anıyoruz. Başta Topal Osman ve Sakallı Nurettin Paşa olarak tanınan katiller olmak üzere bu katliamda payı bulunan herkesi lanetliyoruz” dedi.

    Koçgiri Katliamı’nın 100’üncü yılında yaşamını yitirenleri anan Almanya Alevi Bektaşi Federasyonu Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber anma mesajı yayınladı.

    Dilber, üzerinden 100 yıl geçen Koçgiri Katliamı ile bugüne kadar toplumsal barış anlamında herhangi bir yüzleşme çabasında olmayan zihniyetin Dersim, Maraş, Çorum, Madımak ve Gazi gibi yeni katliamları da bu acılara eklediğini belirtti.

    “YÜZLEŞME ÇABASI OLMADIĞI GİBİ YENİ KATLİAMLAR EKLENDİ”

    Koçgiri Katliamı’nda resmi kayıtlara göre 1000, bölge insanının anlatımlarına göre 4 bin civarında Alevi’nin katledildiğini hatırlatan Dilber, toplumsal barış adına katliamcı zihniyetin halen Koçgiri ile yüzleşemediğine işaret ederek, “Katliam ile sınırlı kalınmayan ve her türlü tehcir ve asimilasyon politikalarının da uygulandığı bu karanlık dönemde, inanç ve gelenekler yasaklanarak, Koçgiri coğrafyası tarumar edilmiştir. Bu acıların üzerinden tam 100 yıl geçti. Fakat bugüne kadar toplumsal barış anlamında herhangi bir yüzleşme çabası olmadığı gibi ülkedeki hâkim zihniyet, Dersim, Maraş, Çorum, Madımak ve Gazi gibi yeni katliamları da bu acılara ekledi” diye belirtti.

    “TOPAL OSMAN VE NURETTİN PAŞA GİBİ KATİLLERİ LANETLİYORUZ”

    “Bugün ülkede hâkim olan Türk-İslam Sentezi’nin nasıl adım adım ve masumların kanını dökerek bugünlere geldiğini anlamak için ilk olarak Koçgiri Katliamı’na bakılması gerekiyor” diyen Dilber, yaşamını yitirenleri anarak katliamda payı olanları lanetledi.

    Dilber, şöyle devam etti:

    “Aslında Koçgiri Katliamı’nı anlayabilmek için 1938’deki Dersim Soykırıma kadar geçen yirmi yıllık zaman dilimini iyi incelemek gerekiyor. Bugün ülkede hâkim olan Türk-İslam Sentezi’nin nasıl adım adım ve masumların kanını dökerek bugünlere geldiğini anlamak için ilk olarak Koçgiri Katliamı’na bakılması gerekiyor.

    Türkiye halklarını; kamuoyunda yeteri kadar kendine yer bulamamış bir insanlık suçu olan Koçgiri Katliamı’yla yüzleşmeye davet ederken, Alişer Efendi ve Zarife Hanım nezdinde kaybettiğimiz canları da saygıyla anıyoruz. Başta Topal Osman ve Sakallı Nurettin Paşa olarak tanınan katiller olmak üzere bu katliamda payı bulunan herkesi lanetliyoruz.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • DİK: Koçgiri’nin faili ve tetikçilerini lanetliyor, katliam kurbanlarını saygıyla anıyoruz

    DİK: Koçgiri’nin faili ve tetikçilerini lanetliyor, katliam kurbanlarını saygıyla anıyoruz

    PİRHA- Koçgiri Katliamı’nın 100. yıldönümüne ilişkin açıklama yapan Dersim İnşa Kongresi, “Osmanlı döneminde Alevi Kürtlere karşı yürütülen dönüştürme, olmazsa yok etme operasyonları inanç kimlikli hesaplar üzerinden yürütülürken, Jön Türkler buna etnik kimlikte ekleyerek bütün Kürtlere karşı bir soykırım ve imha hareketine dönüştürmüştür” dedi.

    Koçgiri Katliamı’nın 100’üncü yılında yaşamını yitirenleri anan Dersim İnşa Kongresi, “Koçgiri katliamının faili devleti, onun tetikçisi sakallı Nurettin ve Topal Osman’ı lanetlerken, bu hunhar, insanlık düşmanı katliamın kurbanlarını saygıyla anıyoruz” mesajı paylaştı.

    Dersim İnşa Kongresi (DİK), Koçgiri Katliamı’nın 100’ncü yılı dolayısıyla yazılı açıklama yaptı. Koçgiri Katliamı’nda izlenen yöntemlerin soykırım denemesi olduğuna değinilen açıklamada, katliamın devamı olarak köy boşaltmaları-yakmaları, katliamdan kurtulanları dağlara sürerek açlık yoluyla ölüme mahkum etme, sağ kalanları yerinden yurdundan edip zorla sürgüne yollama yönteminin soykırımın en ağır kriterleri kategorisinde yer aldığına vurguda bulunuldu.

    Katliam ve soykırım politikalarının olmayan ‘İsyan,’ ‘Başkaldırı’ gibi bahaneleri ile kamufle edilerek haklı çıkarılmaya çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, uluslararası güçlerin sessizliği ve desteğini arkasında gören soykırımcı sistemin bu politikayı bir yüz yıl boyunca sistematik devam ettirdiğine işaret edildi.

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    “SOYKIRIM, BAŞKALDIRI-İSYAN UYDURMASI İLE ÖRTÜLMEK İSTENDİ”

    Bütün Kürt katliam ve soykırımları devletin tercihi ile gerçekleştirilmiştir. ‘’Başkaldırı,’’ ‘’İsyan’’ vb. işlenen insanlık suçlarına örtü olarak kullanılan uydurma buluşlardır. Ne Dersimin Koçgiri yerleşkesinde, nede Mameki havzasında isyan, baş kaldırma hareketi olmamıştır. Osmanlı döneminde Alevi Kürtlere karşı yürütülen dönüştürme, olmazsa yok etme operasyonları inanç kimlikli hesaplar üzerinden yürütülürken, Jön Türkler buna etnik kimlikte ekleyerek bütün Kürtlere karşı bir soykırım ve imha hareketine dönüştürmüştür.

    Koçgiri katliamı, bir soykırım denemesidir. Yapılan katliamda izlenen yöntemlerin tümü soykırım kriterleriyle örtüşüyor.

    Köyleri boşaltma, yakma, katliamdan kurtulanları dağlara sürerek açlık yoluyla ölüme mahkûm etme, sağ kalanları yerinden yurdundan edip zorla sürgüne yollama ve sürgünde bölgelere serpiştirme yöntemi bir topluluğu ortadan kaldırma amaçlıdır ve soykırımın en ağır kriterleri kategorisinde yer alır.

    “KAMUYO VE ULUSLARARASI GÜÇLERİN SESSİZLİĞİ KATLİAMI CESARETLENDİRDİ”

    Türk devleti Kürt katliam ve soykırım politikasını olmayan ‘İsyan,’ ‘Başkaldırı’ gibi yalanlarla kamufle ederek soykırım ve katliamlarını haklı çıkarmaya çalıştı. Uluslararası güçlerin sessizliği ve kendi toplumunun desteğini arkasında gören soykırımcı sistem, bu politikayı bir yüz yıl boyunca sistematik devam ettirdi.

    Devlet eliyle planlanıp ve uygulanan ikinci soykırımdır Dersim soykırımı. Birincisi Ermenilere karşı 1915 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Dünya ve iç kamuoyunun sessizliği devleti yeni soykırım ve katliamlara cesaretlendirmiştir. Ermeni soykırımına karşı sessizlik nasıl ki Kürt soykırımına yol açtıysa, Koçgiri katliamı karşısında Kürtlerin sessizliği, Çewlik(Şıx Sait), Ağrı-Zilan, Sosan ve Dersim soykırımına yol açmıştır.

    Dersimin Koçgiri yerleşkesinde işlenen insanlık suçunun faillerini insanlık karşısında hesap vermeye mecbur etmekle mümkündür. Koçgirinin hesabı sorulmadan, Çewliğin, Zilan’ın, Sason’un ve Dersimin soykırım hesabı sorulamaz!

    Koçgiri katliamının faili devleti, onun tetikçisi sakallı Nurettin ve Topal Osman’ı lanetlerken, bu hunhar, insanlık düşmanı katliamın kurbanlarını saygıyla anıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’den Koçgiri Katliamının 100. yılına ilişkin açıklama

    HDP’den Koçgiri Katliamının 100. yılına ilişkin açıklama

    PİRHA- Koçgiri Katliamının 100. yılına ilişkin açıklama yapan HDP, ” HDP olarak, 100 yıldır devam eden ırkçı zulme karşı, özgürlük ve eşitlik mücadelesini daha güçlü sürdüreceğimizin sözünü yineliyoruz. Koçgiri direnişine öncülük eden, direniş hafızamızın sembol isimlerinden Zarife ve Alişêr başta olmak üzere zalimlere karşı direnen; başta kadın ve çocuklar olmak üzere katliamda canlarını yitiren tüm canları saygıyla anıyoruz” dedi.

     

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Koçgiri Katliamının 100 yılına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Koçgirili Kürtler bundan tam yüz yıl önce, 1921 Anayasasının da öngördüğü gibi toprakları üzerinde, kendi kendilerini yönetme feraseti göstermişti. Osmanlı İmparatorluğunun dağılmasından sonra bağımsızlığını ilan eden çeşitli halklardan sonra Kürtler de özgün koşullarına göre örgütlenmiş ve Koçgiri örneğinde olduğu gibi özgürlüğünü ilan etmişti” denildi.

    “KIYIM, BUGÜN DE KOÇGİRİLİLERİN HAFIZASINDA TAZELİĞİNİ KORUYOR”

    Sivas’ın İmranlı ve Zara ilçeleri başta olmak üzere Koçgiri Bölgesinde ilan edilen Kürt özerkliği İstanbul Hükümeti tarafından da ‘hak’ olarak görülmesine rağmen Ankara Hükümeti, imzaladığı Teşkilatı Esasiye Kanunundaki (1921) özerk yönetim maddelerine rağmen, yerel halkın bu isteğini ‘isyan’ olarak görmüş ve kanlı bir şekilde bastırdığı belirtilen açıklamada, “İzmir’i yakmasıyla ünlenen Merkez Ordusu komutanı Sakallı Nureddin Paşa ile Pontus Rumlarına yaptığı insanlık dışı muameleleriyle tanınan çete başı Topal Osman, Koçgiri Kızılbaş Kürtleri üzerine yürüyerek, ‘isyanı’ destekleyen Türkmen Aleviler de dahil olmak üzere binlerce sivil katletti. ‘Zoları (Ermeniler) bitirdik, sıra Lolarda (Kürtler)’ sözleriyle İttihatçıların katliamlarına sahip çıkan Sakallı Nureddin Paşa’nın Merkez Ordusunun ‘taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadığı’ kıyım, bugün de Koçgirililerin hafızasında tazeliğini koruyor. Bu katliamın komuta kademesinde bulunan Abdullah Alpdoğan da; 1938 yılında, Koçgiri’nin devamı olarak gördüğü Dersim’de, daha kanlı bir katliamın uygulayıcısı oldu” diye aktarıldı.

    “KATLİAMDA CANLARINI YİTİREN TÜM CANLARI SAYGIYLA ANIYORUZ”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:
    “100 yıl önce katliam ve gözyaşlarıyla boğulan Kürt halkının insani haklarının verilmeyişi yüz yıl sürecek bir kanlı sürecin başlangıcı olarak, bugün Kürt ‘sorununun’ çözümü için ibret verici örneklerle doludur. 1921 yılında Koçgiri’de başlayan, 1925’te Şeyh Said ile süren, 1926-1930 yıllarında Ağrı Dağı direnişleriyle yükselen hak mücadelesi, 1937-1938 yıllarında Dersim’de yapılan kitlesel katliamla kesintiye uğrasa da Kürtlerin hak mücadelesi günümüze kadar süregelmiş ve Türkiye tarihinde barışını arayan bir ‘mesele’ olarak halen çözümünü aramaktadır.

    Bu nedenlerledir ki Koçgiri Hareketi ve Kıyımı anlaşılmadan cumhuriyet tarihi boyunca Kürtlerin ve Alevilerin maruz kaldığı Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi Katliamları anlaşılamaz. 100 yıl önce Koçgiri kıyımını gerçekleştiren zihniyet, 70’li yıllarda olduğu gibi günümüzde de Roboski, Suruç, 10 Ekim Gar Katliamı gibi kıyımlarla kendini güncellemiştir. HDP olarak, 100 yıldır devam eden ırkçı zulme karşı, özgürlük ve eşitlik mücadelesini daha güçlü sürdüreceğimizin sözünü yineliyoruz. Koçgiri direnişine öncülük eden, direniş hafızamızın sembol isimlerinden Zarife ve Alişêr başta olmak üzere zalimlere karşı direnen; başta kadın ve çocuklar olmak üzere katliamda canlarını yitiren tüm canları saygıyla anıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • FEDA: Koçgiri Katliamı anlaşılmadan Maraş, Sivas, Gazi anlaşılmaz!

    FEDA: Koçgiri Katliamı anlaşılmadan Maraş, Sivas, Gazi anlaşılmaz!

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), 1920-21‘de Koçgiri’de yapılanların soykırım olduğunu belirtti. Yapılan açıklamada, “Koçgiri anlaşılmadan Cumhuriyet tarihi boyunca Alevi toplumumuzun maruz kaldığı Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi-Ümraniye katliamları da anlaşılamaz” denildi. 

    Koçgiri Katliamı’nın 100. yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), devletin 1920-21‘de Koçgiri’de yaptıklarının tam olarak soykırım olduğunu kaydetti.

    “Koçgiri Soykırımı’nın yüzüncü yılındayız” diyen FEDA, şunları ifade etti:

    “Dersim Soykırımı başta olmak üzere kadim halklar ve inançlara yaşatılan soykırımlarla hala yüzleşilmemiş, hesabı verilmemiş bir yüz yılı geride bıraktık. Türk ırkçılığının örgütlenmiş siyasal organizasyonu olan ‘Ulus-Devlet’ işte bu soykırımın kan ve gözyaşları üzerinden yükselmiştir. Elbette ki sömürgecilerin bu zalimliğine karşı mazlum halkların hak mücadelesi ve direnişi de devam ediyor.”

    “HALA İŞGAL ALTINDA”

    Açıklamada, “Koçgiri halkı, Rêya Haq inancının ahlaki politik toplumsallığının demokratik komünal değerlerine dayalı, özgür toplum olma hakikati ile yaşam sürdürmekteydi. M.Kemal’in yeni ulus devletinin demokratik temelde inşa edileceğine dair verdiği sözleri nedeni ile halklar birlikte mücadele içindeydiler.”

    “SÜRGÜNE DAYALI POLİTİKA ESAS ALINMIŞTIR”

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Cumhuriyet”in kuruluş sürecinde Amasya tamimi, Sivas ve Erzurum kongrelerinde ifadesini bulan Kürt, Türk ve diğer halkların bir arada, eşit haklarla ve özgür yurttaşlık temelinde ortak yaşamın inşa edileceği sözü unutulmuş, inkâr-imha, katliam ve sürgüne dayalı soykırım politikası esas alınmıştır. Koçgiri’ye otonomi sözüne sömürgeci zihniyet ihanet ederek halka soykırımı yaşatmıştır. Tarihsellik ve meşruluk temelindeki haklı hak ve taleplerinin görüşülmesi yerine, bölgeye büyük askeri saldırılar yapılmış, Zara-İmranlı-Refahiye genelinde yaşatılan soykırım ve sonrasında uygulanan asimilasyon ve göçertme politikaları ile Kürt, Rêya Haq Alevi toplumsallığının yok edilmesi, dağıtılması yolu tercih edilmiştir.

    “ON BİNLERCE KOÇGİRİLİ KATLEDİLMİŞTİR”

    Nurettin Paşa’nın komuta ettiği Merkez Ordusu ile Topal Osman’ın komutasındaki çeteler, talan ve yağmayla beraber on binlerce Koçgirili katledilmiş ve canlı cansız mal varlıkları gasp edilmiştir. Yüzlerce köy yakıp yıkılmış, on binlerce Koçgirili sürgün edilmiştir. Ocaxları, kutsalları ve jiyarları dağıtılmış, Pîr talipsiz, talip Pîrsiz bırakılmıştır. Türk-İslam sentezi stratejisi ile hareket eden sömürgeci ırkçı zihniyet; Koçgiri soykırımının sonuçları ve selefist zihniyetinin deneyimleri üzerinden Ağrı, Zilan ve Dersim soykırımını halkımıza yaşatmıştır. Bu ırkçı zihniyet; ‘Türk olmayanların tek bir hakkı vardır; oda köle olmaktır’ diyerek farklı olanlara köleliği reva görmüştür.

    “KOÇGİRİ ANLAŞILMADAN DİĞER KATLİAMLAR ANLAŞILMAZ”

    “Bu nedenledir ki, Koçgiri anlaşılmadan Cumhuriyet tarihi boyunca Alevi toplumumuzun maruz kaldığı Maraş, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi-Ümraniye katliamları da anlaşılamaz. Aynı zamanda Mazdek, Babek, Şeyh Bedreddin, Babai, Şahkulu, Kalenderi başta olmak üzere mazlumların diğer öz savunma isyanları anlaşılmaz ise, Koçgiri de anlaşılamaz. Çünkü Koçgiri aynı zamanda bu tarihi direnişçi çizginin kendi zamanındaki tarihsel hakikati olmaktaydı. Alevilerin kendi inançsal-tarihsel hakikatleri ile yüzleşemedikleri, ocak, dergah ve pirleriyle buluşup ikrarlarını tazelemedikleri ve kendi öz savunmalarına dayalı bir örgütlenmeyi esas almadıkları sürece, inkar, imha ve katliamcı zihniyetin her tür saldırısının devam edeceği iyi bilinmelidir. Bir kez daha Koçgiri’de zalimin zulmüne uğrayan canlarımız şahsında, Hakikât mücadelesinde şehadete ulaşan tüm canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyor, verdikleri ikrara öz savunma temelinde sahip çıkacağımızın sözünü yineliyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Ludwigsburg’da çerağ uyandırılacak

    Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenler için Ludwigsburg’da çerağ uyandırılacak

    PİRHA-Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi, 100. yılında Koçgiri Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anmak için sosyal medya üzerinden çerağ uyandıracak.

    Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletine bağlı Ludwigsburg kentinde yaşayan Aleviler, Koçgiri Katliamı’nın 100. Yılında yaşamını yitirenleri anıyor.

    Ludwigsburg Alevi Kültür Merkezi öncülüğünde Facebook üzerinden canlı yayınlanacak anma Avrupa saati ile 19:00, Türkiye saati ile 21:00’de izlenebilecek.

    Nurşen Yılmaz moderatörlüğünde yapılacak sunumda Avukat Hatice Doğan, Araştırmacı Yazar Erdal Yıldırım ve Sanatçı Adem Üven de konuşmacı olacak.

    PİRHA/ ALMANYA

  • Araştırmacı Uçar: Koçgiri hem siyasal hem de kitlesel bir soykırımdır-VİDEO

    Araştırmacı Uçar: Koçgiri hem siyasal hem de kitlesel bir soykırımdır-VİDEO

    PİRHA- 6 Mart 1921 tarihinde başlayan Koçgiri Katliamı’nın 98’nci yıl dönümünde PİRHA’ya konuşan Araştırmacı Gültekin Uçar, “Koçgiri hem siyasal bir katliam, hem de Kürt ulusal bilincinin geliştiği ilk örgütlenmelerden sayılır” dedi. 

    6 Mart 1921 tarihinde başlayan ve 17 Mart 1921’de sonlanan Koçgiri Katliamı’nın 98’nci yıl dönümünde araştırmacı Gültekin Uçar PİRHA’ya konuştu.

    Anadolu’da yaşayan halkların etnik ve inançsal bakımdan tekleştirilmesi planının Koçgiri bölgesinde de uygulandığını ve Koçgiri halkının özerk olarak kendini yönetme talebinin kanla bastırıldığını ifade eden Uçar, katliam sonucunda halkın kimliğini koruyabilmek amaçlı ana diliyle ve kültürüyle mesafeli olarak yetiştiğini vurguladı.

    “KOÇGİRİ HEM SİYASAL HEM DE KİTLESEL SOYKIRIMDIR”

    “Koçgiri Katliamı üzerinde çok tartışma oldu, üzerinde konuşmak çok zor çok kısa zaman aralıklarında. Ama bu bir katliam” diyen Uçar, Koçgiri’nin hem siyasal bir katliam hem de Kürt ulusal bilincinin geliştiği ilk örgütlenmelerden sayıldığının altını çizdi.

    Koçgiri’nin hem bir siyasal soykırım hem de kitlesel katliam olduğunu ifade eden Uçar, Ermeni, Koçuşağı, Şeyh Sait ve Dersim katliamlarının bunun devamı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “Resmi kayıtlara göre 1000, yöredeki anlatımlara göre 3000-4000 insanın öldürüldüğü bir dönem oldu. Aslında Koçgiri’yi anlayabilmek için 1915-1938 aralığındaki 20 yıllık zamana bakmak lazım. Çünkü tablonun bütünü o zaman görülür oluyor. Hatırlayacaksınız büyük bir Ermeni Katliamı gerçekleştirildi. Şimdi soykırım olarak da niteleniyor, tartışılıyor. Hrant, “Büyük Kırım” diye tanımlıyordu. 1920-21 Koçgiri Harekatı yürütülürken Koçgirililerin de, genel olarak tarihçilerin de çok dikkat etmediği bir şey de oldu. Aynı dönemde aynı ordu, aynı komutan, aynı birlikler ve aynı aktörler resmi rakamlara göre 65 bin Rum’u göçertip, 11 bin-12 bin Rum’u öldürdüler. Hemen arkasından Koçuşağı Hareketi oldu. Arkasından Şeyh Sait isyanı oldu. Arkasından Dersim vurgunu oldu, katliamı oldu. İşte bu 20 yılı birlikte değerlendirdiğinizde ortaya çıkan manzara Anadolu’nun merkezinin tektipleştirilmesi, etnik ve dinsel bakımdan arındırılması hareketi olduğunu görürsünüz.”

    “KOÇGİRİLİLERİN KENDİNİ YÖNETME TALEBİ KANLA BASTIRILDI” 

    1921 Anayasası’nda bulunan 10 maddenin vilayetleri özerkliği ilgili olduğunu söyleyen Uçar, Anayasada var olan maddelerin tam tersi olarak Koçgiri halkının kendini yönetme talebinin kanla bastırıldığını vurguladı. Koçgiri Katliamı’nda görev alan insanların özel olarak seçildiğini ve bölgedeki diğer halklara karşı da katliam gerçekleştirerek özel mülkiyetlerine kadar eşyalarının talan edildiğini dile getiren Uçar, şunları kaydetti:

    “1921 Meclisi’nde kabul edilen Anayasanın 10 maddesi yörelerin, vilayetlerin özerkliği ile ilgiliydi ama o Anayasanın kabul edilmesinden bir ay sonra 6 Mart’ta Koçgirililerin özerk bir vilayet, kendi kendilerini yönetme talebini katliamla bastırdılar. Görevlendirilenler çok özel insanlar. Topal Osman Ermeni katliamı nedeniyle aranan, idama mahkum edilmiş birisi. Havza’da Mustafa Kemal ile görüştükten sonra idam cezası kaldırılıp Koçgiri’ye gönderilenlerden bir tanesi, aynı zamanda onun özel muhafız birliğinde komutanı. Sakallı Nurettin ise Abdülhamit döneminde dinci görüşleri nedeniyle ordudan atılmış ve sonra affedilmiş birisi. Merkez ordusunun komutanı olarak Koçgiri’ye gönderildi gerisingeriye. Öyle bir adam ki; İzmir’de Hristiyan metropolitin linç edilmesinde, İzmit’te eski gazeteci Ali Kemal’in linç edilmesinde görev almış birisi. Öyle birisi ki anasının kilisede yanmaktan kurtarmaya çalıştığı bir çocuğu kendi elleriyle tutup gerisingeri kiliseye atabilen bir adam. Ve sadece Koçgiri bölgesinden Giresun’a götürdüğü hayvan sayısı 60 bin adet olan bir insan. Bununla zenginleşen biri. Öldüğünde o günkü gazetelerde serveti 500 bin lira, ben de hesaplamıştım bir ara bir araştırma nedeniyle. Topal Osman o günkü Türkiye’nin bütçesi kadar mala mülke sahipler. Özel olarak korunan insanlar.”

    “TOPLUM ETNİK VE İNANÇ KİMLİĞİNDEN KORKAR HALE GELDİ”  

    “Koçgiri’de ne oldu bu hareketin sonuçları? Önemli ölçüde başarılı oldu” diyen Uçar, Koçgiri Katliamı sonrası toplumun etnik ve inançsal kimliğinden korkar hale geldiğini söyledi. Tüm bu soykırım ve asimilasyon politikalarına Koçgiri halkının politik olarak örgütlenmeye başladığını söyleyen Uçar, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Hala Koçgirililer’e bugün “gelecekle ilgili endişeniz var mı?” diye sorduğunuzda hepsi “evet var, korkuyoruz” diyorlar. Analarının, atalarının, dedelerinin diliyle ve kültürüyle mesafeli bir kuşak yetişti. Politik olarak bilinçlenmiş olan unsurların dışında insanların büyük bir kısmı bu korku içinde ve merkezle ilişkilerini korku temelinde kuran insanlar. Korunabilmek için kimliklerini gizleyen insanlar haline dönüştürüldüler. Genç kuşaklar çok ilgili değiller açıkçası. Koçgirililer politik olarak örgütlenmiş ve işin farkında olan insanlar. Henüz yeteri düzeyde bir birlik kurabilmiş değiller ama umut ışıkları da var tabii. Umut her zaman vardır derler ya, işte biz de yeşertmeye çalışıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

  • ‘Koçgiri, siyasi ve diplomatik bir hareket’

    ‘Koçgiri, siyasi ve diplomatik bir hareket’

    PİRHA- Koçgiri Katliamı’nın 97’nci yılı nedeniyle düzenlenen panelde Koçgiri hareketinin siyasi ve diplomatik bir hareket oluğu vurgulandı.

    Koçgiri Katliamı’nın 97. yılına ilişkin Dersim Araştırmalar Merkezi DAM’da panel düzenlendi. Panelde konuşmacı olarak yazar Ali Kemal Dolu ve Araştırmacı Cihan Şan yer aldı. Panel sonrası sanatçı Musa Baki tarafından müzik dinletisi gerçekleştirildi.

    Panele başlamadan önce katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık sessizlik oldu.

    “EGEMEN SINIFLAR HER ŞEYİN ÜSTÜNÜ KAPATIR”

    İlk olarak konuşan yazar Ali Kemal Dolu, Koçgiri’ye gelene kadar dünyada yaşananları kısa bir şekilde analiz etti. Dünyada ezilen kesimlere yönelik ne kadar katliam yapılmışsa egemen sınıfın onları ‘vahşi oldukları için’ katlettiklerini söylediklerini belirterek “Egemen sınıflar ne isterse yapar ve her şeyin üstünü kapatır” dedi.

    “KOÇGİRİ SİYASİ VE DİPLOMATİK BİR HAREKET”

    Cihan Şan, Koçgiri hareketinin siyasi ve diplomatik bir hareket olduğuna vurgu yaptı. 1918’den sonra imzalanan Sevr Anlaşması’yla diğer milletlere kendi kaderlerini tayin etme hakkı tanındığını ifade eden Şan, o dönemde Kürt aydınlarının bu siyasi pozisyonu görerek Kürt Teali Cemiyeti’ni kurduklarını, çeşitli devletlerle görüşmeler yaptıklarını ve İngilizlerle yapılan görüşme sonrası Kürdistan devletinin kurulması üzerine mutabakata vardıklarını kaydetti.

    Şan, Ankara Hükümeti’nin oluşmasının ardından Kürt Teali Cemiyeti temsilcilerinin Koçgiri’ye gittiklerini belirtilirken, Koçgiri’de çeşitli siyasi yazışmalar ve görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

    İÇERİDEN İHANET

    Şan, 1920 yılında Seyit Abdal Türbesi’nde yapılan bir toplantıda ‘Kürdistan’ı gerekirse silah zoruyla alacağız’ konularının konuşulduğunu ve burada bir oluşum içerisine girildiğini belirtti. Koçgiri’nin kendi başına mukavemete girmesiyle birlikte kış ayı olduğu için hiçbir yerden destek gelmediğini kaydeden Şan, içeriden ihanet olduğunu da ekledi. Topal Osman’ın ‘Şadan aşiret Reisi Paşo ölmezse bu harekat düşmez’ söylemleri üzerine Paşo’nun öldürüldüğünü belirten Şan, Seyit Rıza’nın Atatürk’e gönderdiği telgraflar sonucu 300’e yakın kişinin serbest bırakıldığını Haydar Bey ve Alişan Bey’in 10 yıl İstanbul’da sürgün kaldıklarını söyledi.

    Şan, Dersim’e neden operasyon yapıldığını anlamak için Koçgiri’ye bakmak gerektiğine işaret etti.

    Panel soru cevap ve kısa açıklamalar şeklinde devam etti. (HABER MERKEZİ)

     

  • DAM, ‘Koçgiriyi 97. yılında anıyoruz’ şiarıyla panel düzenleyecek

    DAM, ‘Koçgiriyi 97. yılında anıyoruz’ şiarıyla panel düzenleyecek

    PİRHA – Koçgiri Katliamı’nın 97. yılına ilişkin Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) ‘Koçgiri’yi 97. yılında anıyoruz’ şiarı ile bir panel düzenleyecek.

    Koçgiri Katliamı’nın 97. yılına ilişkin DAM ‘Koçgiri’yi 97. yılında anıyoruz’ şiarıyla bir panel düzenleyecek. Panelde Yazar Ali Kemal Dolu ve Araştırmacı Cihan Şan panelist olarak yer alacak. Panel sonrası Sanatçı Musa Baki müzik dinletisi gerçekleştirecek.

    Koçgiri Katliamı’nın 97. yılına yönelik DAM’ın düzenleyeceği panel İstanbul Beyoğlu Dersim Araştırmalar Merkezi’nde (DAM) Cumartesi Saat 15.00’te gerçekleşecek.

    Koçgiri Katliamı’nın 97. yılına ilişkin DAM’ın düzenleyeceği panelin afişinde Faik Bulut’un şu dizelerine yer verildi:

    “Hikayeler vardır anlatılmamış, yüreklere gömülmüş, toprağa saklanmış veya suların akıntısına bırakılmış. Olaylar vardır yarım yamalak aktarılmış, acı ve sevdaya öyküleri aktarılmış. Gerçek yönü çocuklardan, gençlerden gizlenmiş bir tarih, Koçgiri…” Faik Bulut     (HABER MERKEZİ)

     

  • FEDA Eşbaşkanı: Koçgiri’de Alevi inancına yönelim görmezden gelinemez

    FEDA Eşbaşkanı: Koçgiri’de Alevi inancına yönelim görmezden gelinemez

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Veli Kaya, 97 yıl önce yapılan Koçgiri Katliamı’nın unutulmadığını yaşanan travmanın etkisinin hala devam ettiğini söyledi. Kaya’ya göre Devletin Koçgiri’ye bu kadar acımasız yönelmesi, Alevi inancına karşı tarihsel düşmanlığından da kaynaklanıyor. 

    Koçgiri Katliamı’nın 97. yıldönümü vesilesiyle başta Alevi kurumları olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve dernekler çeşitli kentlerde yaptıkları eylem ve etkinliklerle katliamı kınıyor.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Veli Kaya, Koçgiri Katliamı’na ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Koçgiri İsyanı’nı diğerlerinden ayıran temel öğenin ulusçu, milliyetçi bir siyasal duruş olduğunu belirten Kaya, diğer örneklerde ulusal talepler yerine statülerini kaybetmeme çabası olduğunu, Koçgiri de ise taleplerin çok daha belirgin olduğunu söyledi.

    “KOÇGİRİ’YE YÖNELİM ALEVİLİĞE YÖNELİK DÜŞMANLIKTAN DA KAYNAKLANIYOR”

    O dönemde henüz ulusal bilincin halk tarafından özümsenmediğinin de altını çizen Kaya, “Kürdistan Teali Cemiyeti’nin de bahsi gecen önderler ve aşiret önde gelenleriyle ilişkileri böylesi bir siyasallaşmayı sağlamıştır” diyerek şunları kaydetti:

    “Hareketin tabanını bu isyana katan temel nedenin inanç olgusu olduğunu, yine aşiret ilişkilerinin etkili olduğunu görmekteyiz. Bu bölgede 1915’lerde Ermeni soykırımına şahit olunmuştur. Buradaki askeri hazırlıklar kendilerine yönelik bir soykırım olacağı endişesiyle savunma refleksi ile yapılmıştır. Koçgiri’de etnik unsurların yanında inanç kimliğine saldırı da mevcuttur. Koçgiri İsyanı’nı değerlendiren bir çok araştırmacı, bölgenin geçmişte Hakikatçı pirlerin, Alevi-Kızılbaş inancının felsefesini, rızalık şehri ütopyasını hayata geçirme çabalarını, Osmanlı’nın buna yönelik saldırılarını görmezden gelerek değerlendiriyor. Bazı aydınlar ise inanç öğesini ‘gericilik’ olarak değerlendirip, ötelemektedirler. Devletin Koçgiri’ye bu kadar acımasız yönelmesi, Alevi inancına karşı tarihsel düşmanlığından da kaynaklanmaktadır.”

    “TRAVMANIN ETKİSİ HALA DEVAM EDİYOR”

    Kaya, Koçgiri İsyanı’nın yoğun belgeleri bulunmasına rağmen en çok karanlıkta kalan isyanlardan biri olduğunu kaydederek, “İsyan mı?, Kalkışma mı?, İsyana teşebbüs mü?, Nevsi müdafaa mı? Bu sorular yıllarca tartışıldı. Siyasal görüşü oranınca yanıtlandı bu sorular. Bu tartışmalar hala da devam ediyor” dedi.

    Muaviye anlayışının hakim olduğu süreçlerden itibaren kendileri dışındaki bütün inançlara düşmanca yaklaştığını vurgulayan Kaya, “Alevilerin üzerinde yüzyıllardan bu yana bir katliam politikası yürütülmüştür. Osmanlı döneminde Yavuz ve İdris-İ Bitlisi’nin ittifakı Kürt Aleviler açısından önemli bir kırılma yaratmıştır. Hamidiye Alayları dönemin de de geriye dönüşü olmayan bir kırılma yaşanmış ve Alevilerde bir travma yaşanmıştır. Yaşlıların, “Bunlara güvenmeyi, yarın bize döner katlederler” sözleri bu travmanın etkilerinin olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    “AİLELER PARÇALANDI, SÜRGÜNLER YAŞANDI”

    Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Koçgiri Katliamı’nın ardından aileler parçalandı, sürgünler yaşandı. Bu zulum hala da devam ediyor. Alevi inancına yönelik pir talip ilişkileri koparıldı. İkrar olgusu dejenere oldu. İnanca yönelik yozlaştırma çabaları sonuç verdi. Muaviye İslam anlayışının tahribatlarını  lanetliyorum, mağdurları saygıyla anıyorum”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Koçgiri’nin acısı 97 yıldır unutulmadı: Bu acılı miras torunlarımıza kalmasın

    Koçgiri’nin acısı 97 yıldır unutulmadı: Bu acılı miras torunlarımıza kalmasın

    PİRHA-  Demokratik Alevi Federasyonu Fransa Koordinasyonu’ndan Satiye Çakmak, 97 yıl önce yapılan Koçgiri Katliamı’nı lanetleyerek, “Bugün bu tarihle yüzleşme günüdür. İnancımız gereği  sonsuz düşmanlık olmayacağının bilincindeyiz, aynı zamanda hakk ile nehak’ın açığa çıkmasının gerekli olduğunun farkına varmalıyız ki bu acılı miras  torunlarımıza kalmasın” dedi.

    1921 yılında Sivas’ın Koçgiri bölgesinde yaşanan ve binlerce Kürt Alevinin katledilmesi ile sonuçlanan Koçgiri Katliamı’nın bugün 97. yılı. Demokratik Alevi Federasyonu Fransa Koordinasyonu’ndan Satiye Çakmak, PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “KATLİAM HİKAYELERİ İLE BÜYÜDÜK”

    “Gözümüzü dünyaya açtığımız günden bu yana hep acı, katliam hikayeleri ile büyüdük“ diyen Çakmak, Koçgiri katliamı hakkında şöyle konuştu:

    “Kürt Alevilere yönelik baskı ve katliamlar Kanuni döneminde Şeyh-ül İslamlık yapan Ebu Suud’un meşhur fetva makamı. “Alevilerin kestiği yuduğu murdardır, kanları helaldir, İslam olmadıkları için onlara karşı yapılacak savaş cihattır“ denmiştir. Kadınları kızları ganimet olarak alınabilir gibi gözü dönmüş fetvalar veren ve devleti Alevilerin üzerine salmış ve o günden bugüne Alevilerin üzerindeki baskılar ve katliamlar hiç bitmemiştir.

    Nureddin Paşa da,  bu katliamcı mirası Ebu Suud’tan devir aldı ve şöyle dedi: Zo [Ermeniler] diyenleri temizledik. Lo [Kürtler] diyenlerin köklerini de ben temizleyeceğim”. 500 canı kendi deyimiyle ‘temizledi’, ‘tepeledi’. 2 bin Alevi’yi Anadolu’nun çeşitli yerlerine sürdü. Nureddin paşanın bu sözleri ile tam tamına 97 yıl önce  4 Mart’a Koçgiri Katliamı vuku buldu. Osmanlı’dan hemen sonra ilk yapılan icraatlardan bir tanesidir Koçgiri Katliamı. Ne denir ne yazılır bu söylemlerin üstüne gözümüzü dünyaya açtığımız günden bu yana hep acı katliam hikayeleri ile büyüdük.”

    “BİZ KADINLAR ZARİFE’NİN YİĞİTLİĞİNİ DEVRALDIK”

    Koçgiri Katliamı’nı yaşayanların, yaşamları boyunca hep yas tuttuğuna vurgu yapan Çakmak, “Koçgiri’de yaşananlardan sonra kadınlarımız öldürülen evlatların ve eşlerinin arkasında hep yas tutar oldu, meramını kimselere anlatmaz oldu. Neredeyse 100 yıldır renkli giymeye utanır oldu. Koçgiri ise tarihe  utanç ve kara leke olarak geçti” dedi.

    “Ölüm Kürt’ü Alevi’yi hiç yalnız bırakmadı” diyerek tepkisini dile getiren Çakmak, “Ama ne fayda muktedirler kana hala doyamadı ve gün geçmedi ki yeni bir katliama imza atmasınlar. Sivas Madımak’ta yakılan canlarımızın, yanarak can vermelerini televizyonlarda bizlere canlı izlettiler.Değişik tarihlerde aynı kaderi paylaştık. Biz Koçgirili kadınlar bu yası ve acıyı devralsak ta, aynı zamanda Zarife’nin yiğitliğini de devraldık. Bugün bu tarihle yüzleşme günüdür. İnancımız gereği sonsuz düşmanlık olmayacağının bilincindeyiz, aynı zamanda Hakk ile Nehak’ın açığa çıkmasının gerekli olduğunun farkına varmalıyız ki bu acılı miras  torunlarımıza kalmasın” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Koçgiri Katliamı’nın 97. Yılı: Halk inancını yaşamak uğruna canını verdi-VİDEO

    Koçgiri Katliamı’nın 97. Yılı: Halk inancını yaşamak uğruna canını verdi-VİDEO

     PİRHA- Koçgiri Katliamı’nın 97. yıldönümü vesilesiyle açıklama yapan, PSAKD Adıyaman Şube Yönetim kurulu üyesi Zülfikar Yılmaz, “Koçgiri’de yaşananları, Koçgiri Katliamı’nı ve yaşanan vahşeti algılayabilmek için tarihe bakıp önceki süreci algılayabilmek ve iki süreçli incelemek gerekir” dedi. Yılmaz, “Koçgiri bölgesinde yaşayan insanların kendi kültürünü, inancını öz benliğiyle bir yaşam tarzını yaşayabilecek bir alan oluşturma mücadelesi süreci de vardı” diye konuştu. 

    Koçgiri Katliamı’nın 97. yıldönümü vesilesiyle başta Alevi kurumları olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve dernekler çeşitli kentlerde yaptıkları eylem ve etkinliklerle katliamı kınıyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Adıyaman Şube Yönetim Kurulu Üyesi Zülfikar Yılmaz PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “OSMANLI DÖNEMİNDE SÜREKLİ BİR SORUN YAŞAMIŞTIR”

    Yılmaz, “Koçgiri’de yaşananları, Koçgiri katliamını ve yaşanan vahşeti algılayabilmek için tarihe bakıp önceki süreci algılayabilmek ve iki süreçli incelemek gerekir” dedi.

    Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti:

    “Osmanlı tarihinde Dersim ve Koçgiri bölgesi sürekli bir sorun içerisinde olduğu ve Osmanlının kültüründen, yaşamından ve dayattığı tarzdan ziyade kendisine özgü bir tarz ve yaşam modeli oluşturan bir bölgedir. Birincisi bu açıdan bakmak gerekiyor. İkincisi ise Osmanlı tarihine baktığımız zaman 1’nci ve 2’nci Meşrutiyet öncesinde 1789 tarihinde yaşanan Fransız devriminin getirdiği milliyetçilik akımı, bununla beraber meclislerin kurulması, Kanun-i Esasi’nin sonrasında oluşması ve bir de bunun demokrasi ayağı var. Bununla beraber gelişen süreçte oradaki halkın biraz daha milliyetçilik duygularının da okşadığını söyleyebiliriz” dedi.

    “KIZILBAŞ KÜRTLERİN FARKLI BİR YAŞAM TARZLARI VARDI”

    “Koçgiri bölgesinde yaşayan insanların herhangi bir sistemin ya da kendilerine bir yaşam modeli dayatan zihniyetin içerisinde değil de kendi kültürü ve öz benliğiyle bir yaşam tarzını yaşayabilecek için bir alan oluşturma süreci de vardı” diyen Yılmaz, “O dönem baktığımızda gerek milliyetçilik akımları gerek demokrasi ayağı, gerek Dersim’in kendine has yaşam tarzını ve bu yaşam tarzını yaşayan insanları ele alırsak oradaki halkın aslında diğer bütün halklar gibi oradaki duruşun haklılık payı olduğunu algılayabilmek gerektiğini” belirtti.

    “KENDİ İNANCINI YAŞAMAK UĞRUNA CANINI VERDİLER”

    “Bir diğer açıdan bakmak gerekirse başka bir noktası da Kızılbaş Kürt olmalarıdır. Kızılbaş Kürtler gerek fikirlerinde gerekse de aydın görüşlerinden dolayı inançlarındaki yaşam tarzı olarak bir noktada ayrışma noktasına getirmiştir” ifadelerini kullanan Yılmaz şunları ifade etti:

    “Bir taraftan dayatılan bir Arap, Türk, Müslüman sentezi var. Bir taraftan da kendi inancını yaşamak uğruna gerekirse başını verebilecek olan halklar var. Bu anlamda orada yaşanan aslında alışılagelmiş bir durumdur. Çünkü Kerbala’ya baktığımızda İmam Hüseyin’in Yezit’e biat etmediği tarihte başlamış ardından Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum ve Gazi olarak devam etmiştir. Tarih boyunca yaşanan bir katliam tarihi var. Başta Koçgiri’de yaşamını yitiren canları anıyor. Katliamı lanetliyoruz. Nasıl ki Kerbela’da bir Hüseyni duruş yaşandıysa sonraki süreçlerde Koçgiri’de olduğu gibi Aleviler her zaman bir Hüseyni duruş sergilemiştir. Bundan sonraki süreçte de Alevilerin yaşam tarzı ve mücadelesi böyle devam edecektir” dedi.

    “O GÜNKÜ KATLİAMLAR BUGÜN FARKLI ADLAR ALTINDA YAŞATILIYOR”

    Son olarak Koçgiri Katliamı’nın ardından yaşananları ve bugünü değerlendiren PSAKD Adıyaman Şube Yönetim Kurulu Üyesi Zülfikar Yılmaz, “Dünü ve bugünüyle ele aldığımızda Ortadoğu’da çok bir şey değişti mi?Bu son yıllarda gerek teknolojinin gelişmesi ile beraber gerek dünya halklarının bir masada oturup bütün halklar için hukuksal ve siyasal bir zemin oluşturması açısından direk katliamlar yapıldığını söyleyemeyebiliriz. Ama bu şu anlama gelmiyor: Bugün bu katliamlar yaşanmıyor mu? Yapılan katliamlar görünen değil de belirlenen farklı adlar altında ve bugün yaşananlardan çok da faklı olaylar diyemeyiz. Tam da bunun pratiği bugünde yaşanıyor. Çok da bir şeyin değiştiğini söyleyemeyiz” diye konuştu.

     

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • Av. Cafer Koluman: Koçgiri Katliamı tek tipleştirmenin ilk adımıydı-VİDEO

    Av. Cafer Koluman: Koçgiri Katliamı tek tipleştirmenin ilk adımıydı-VİDEO

    PİRHA- Koçgiri Katliamı’nın yıldönümü vesilesiyle açıklama yapan, PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, “Koçgiri Katliamı, Cumhuriyet ilan edilmeden, bir şekilde tek tipleştirmenin ilk adımı ve tohumuydu diyebiliriz” diye ifade etti.

    97 yıl önce Sivas Koçgiri bölgesinde yaşayan Alevilere dönük gerçekleşen katliamın yıl dönümü vesilesiyle her yıl başta Alevi kurumları olmak üzere STK’lar ve dernekler çeşitli kentlerde yaptıkları eylem ve etkinliklerle katliamı kınıyor.

    Katliamın 97. yıl dönümü nedeniyle PİRHA’ya açıklamada bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, “Koçgiri Katliamı tek tipleştirmenin ilk adımıdır” dedi.

    “BU ÜLKE TARİHİ BİRÇOK KATLİAMA TANIKLIK ETMİŞ”

    “Yaklaşık bir asır zaman geçti ama Koçgiri katliamının arka planı halen aydınlatılmış değil” diyen Koluman, “Bu ülke tarihide bu coğrafyada birçok katliama tanıklık etmiş. Özelikle bu topraklar birçok katliama tanıklık etmiştir. Ama Koçgiri katliamını farklı bir yanı vardır. Karanlıkta kalan birçok şey olmasına rağmen bu karanlıkta kalan gerçekler halkla paylaşılmamış ve bu katliamla ilgili gerçekler gizli tutulmuş ve bilinmemektedir. Dönemin koşullarına baktığımız zaman Koçgiri katliamında yapılmak istenen aslında Cumhuriyet döneminde tek tip millet tek inanç yaratılmanın aslında projesiydi. İttiat ve terakki anlayışının adeta bir yansımasıydı” dedi.

    “BU ÜLKEDE FARKLI DÜŞÜNEN HALKLARIN SESİ KISILMAK İSTENDİ”

    “O dönem bakıyoruz Ülke bir savaş halinde Kurtuluş Savaşında İngilizlerle, Fransızlarla, İtalyanlarla ve Yunanistan’la bir savaş durumu var. Henüz Cumhuriyet ilan edilmemiş bir tarafta Ülke işgal halinde. Ermeniler bir şekilde katledilmiş yerinden yurdundan sürülmüş” ifadelerini kullanan PSAKD Diyarbakır Şube Başkanı Cafer Koluman, şöyle ifade etti;

    “Geriye farklı düşünen Kürt Aleviler, Aleviler ve Kürtler kalıyor. Dolayısıyla öncelikle bunların desteği alınarak Kurtuluş Savaşına katılması adeta bir oyalama ve kandırılma süreci yaşatılmaktadır. İktidar için bir sıkıntıya meydan vermemek adına bu farklı düşünen halkında bir şekilde sesinin kısılması ve gerekirse yok edilmesi gerekmektedir. Düşüncesi o dönem vardı. Koçgiri’de yapılanlar, Cumhuriyet ilan edilmeden bir şekilde tek tipleştirmenin ilk adımı ve tohumuydu diyebiliriz” diye konuştu.

    Mustafa YÜKSEL/ADIYAMAN