Etiket: Köln

  • Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de hafıza, adalet ve yüzleşme çağrısı- VİDEO

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de hafıza, adalet ve yüzleşme çağrısı- VİDEO

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği’nin Köln’de düzenlediği Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü anmasında, katliamda yaşamını yitirenler anıldı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda cezasızlık politikaları eleştirilirken, adalet, yüzleşme ve Madımak’ın unutturulmaması çağrısı öne çıktı.

     

    Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yıl dönümü dolayısıyla Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği tarafından Köln’de anma etkinliği düzenlendi.

    Köln Katedrali (Dom) önündeki Roncalliplatz’ta gerçekleştirilen anmaya Alevi kurumlarının yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü, insan hakları kuruluşu ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

    Anma etkinliği katledilen canlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ardından Necla Arslan Ana’nın okuduğu gulbang ile devam etti.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Başkanı Deniz Kutlu Madımak’ın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmadığını, insanlığın vicdanında  hala açık duran bir yara olduğunu söyledi.

    “MADIMAK BİR TESADÜF DEĞİL, İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR KATLİAMDIR”

    Madımak Katliamı’nı Kerbela’dan bugüne uzanan tarihsel bir çizginin parçası olarak değerlendiren Kutlu, yaşananların bir tesadüf ya da kader değil, örgütlü biçimde gerçekleştirilmiş bir katliam olduğunu ifade etti. Katliamda yalnızca insanların değil, düşüncenin, sanatın, şiirin, aydınların, ozanların ve insanlık değerlerinin hedef alındığını belirtti.

    “UNUTMAK İHANETTİR, SUSMAK ORTAKLIKTIR”

    İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kutlu, Madımak’ın unutturulmasına yönelik her girişime karşı duracaklarını söyledi. “Unutmak ihanettir, susmak ortaklıktır, hatırlamak ise direniştir” diyen Kutlu, Madımak’ta yaşamını yitiren 33 canı anmanın tarihsel ve insani bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.

    “MADIMAK BİR OLAY DEĞİL, ALEVİLERİN ORTAK YARASIDIR”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreteri Ufuk Çakır ise, anmanın yalnızca yas tutmak için değil, adalet talebini dile getirmek için gerçekleştirildiğini söyledi.

    Katliamın unutulmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Çakır, Madımak’ın ne münferit bir olay ne de bir tesadüf olduğunu belirterek, bunun Alevilere yönelik uzun yıllara yayılan saldırılar zincirinin bir parçası olduğunu ifade etti.

    Madımak Katliamı’nın sıradan bir olay gibi gösterilmesine karşı çıktıklarını dile getiren Çakır, katliamın faillerinin korunmasına ve cezasızlık politikalarına tepki gösterdi.

    “ALMANYA FAİLLER İÇİN SIĞINAK OLMAMALI”

    Konuşmasında Almanya’da yaşadığı belirtilen Madımak hükümlülerine de değinen Çakır, bu konunun artık Alman kamuoyunun ve siyasetinin gündeminde olduğunu ifade etti. Çakır, “Almanya suçun işlendiği yer değildi ancak bazı failler için bir geri çekilme alanına dönüştü. Bir pogroma katılanlar oturma izinleriyle korunmamalı, insanlığa karşı suçlara karışanlar devlet sınırlarının arkasına saklanmamalıdır. Haklarında kesinleşmiş hüküm bulunanlar hesap vermelidir.” diye konuştu.

    “MADIMAK’TA YALNIZCA İNSANLAR DEĞİL, ORTAK DEĞERLER HEDEF ALINDI”

    Anmada MARDEF Kadın Meclisi’nin açıklaması Melek Karaboyun tarafından okundu.

    MARDEF Kadın Meclisi açıklamasında, Madımak’ta yalnızca insanların değil, sevginin, kardeşliğin, sanatın, bilimin, düşünce özgürlüğünün, demokrasinin ve birlikte yaşama umudunun hedef alındığı vurgulandı. Katliamın yalnızca Alevi toplumunun değil, insan haklarına, eşitliğe ve özgürlüğe inanan herkesin ortak yarası olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, aradan geçen yıllara rağmen adalet arayışının devam ettiği belirtilerek, toplumsal barışın ancak geçmişle samimi bir yüzleşme, hukukun üstünlüğü, insan haklarına bağlılık ve nefret söylemine karşı ortak mücadeleyle sağlanabileceği kaydedildi.

    “BİR DAHA HİÇ KİMSE İNANCI YA DA KİMLİĞİ NEDENİYLE HEDEF ALINMASIN”

    Kadınların barışı, dayanışmayı ve eşitliği büyüten bir rol üstlendiğine dikkat çekilen açıklamada, kin, nefret ve ayrımcılığın hiçbir topluma huzur getirmediği ifade edildi. “Bir daha hiçbir insan inancı, kimliği, düşüncesi ya da sanatı nedeniyle hedef gösterilmesin. Bir daha hiçbir anne evladını nefretin ateşine kurban vermesin.” denilen açıklamada, hak, hukuk, adalet, laiklik, demokrasi, eşit yurttaşlık, ifade özgürlüğü ve insan hakları mücadelesinin sürdürüleceği vurgulandı.

    Anma etkinliğinde Alman politikacılar da söz aldı. Alman Federal Meclisi Üyesi Max Lucks, eski Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Milletvekili Arif Ünal, Bölge Meclisi Grup Başkanı ve Sol Parti (Die Linke) Parti Meclisi Üyesi Murat Yılmaz da birer konuşma yaparak katliamı kınadı.

    Anma etkinliğinde Onur Kocaman ve Ahmet Cankaya katledilen sanatçıların eserlerini seslendirdi.

    Anmada ayrıca yaşamını yitiren 33 canın isimleri okunarak, fotoğraflarının üzerine karanfiller bırakıldı.

    PİRHA/KÖLN

  • 33. yılında Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Köln’de anılacak

    33. yılında Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenler Köln’de anılacak

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında Köln’de anma etkinliği düzenleyecek. Federasyon, katliamda adaletin sağlanmadığını vurgulayarak kamuoyunu 2 Temmuz’da Roncalliplatz’da yapılacak anmaya davet etti.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği, 2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla 2 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 17.00’de Köln Katedrali önündeki Roncalliplatz’da kamuoyuna açık bir anma etkinliği düzenleyeceğini açıkladı.

    Yapılan yazılı basın açıklamasında, aradan geçen 33 yıla rağmen katliamla ilgili hukuki ve siyasi anlamda gerçek adaletin sağlanamadığı vurgulanarak, yaşamını yitiren 33 aydın, sanatçı, yazar, çocuk ve gencin anılacağı belirtildi.

    “KATLİAMLAR ZAMANAŞIMINA UĞRATILAMAZ”

    Açıklamada, Madımak davasında firari sanıklar yönünden 30 yıllık zamanaşımı gerekçesiyle davanın 2 Temmuz 2023’te düşürüldüğü, bu kararın cezasızlık politikasını güçlendirdiği ifade edildi. Ayrıca Şubat 2025’te 17 hükümlünün tahliye edildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise hükümlülerden Hayrettin Gül ile Ahmet Turan Kılıç’ın kalan cezalarını sağlık gerekçesiyle kaldırdığı hatırlatıldı.

    “ALMANYA’DAKİ FAİLLER HAKKINDA İŞLEM YAPILMADI”

    Basın açıklamasında, haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan bazı Madımak faillerinin Almanya’da yaşadığına ilişkin bilgilerin yıllardır kamuoyunda yer aldığı belirtilerek, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun 2008 ve 2019 yıllarında Almanya’da suç duyurusunda bulunduğu aktarıldı.

    Buna rağmen Alman Federal Başsavcılığı tarafından bugüne kadar herhangi bir cezai soruşturma başlatılmadığı belirtilen açıklamada, Alman ceza hukukundaki evrensel yargı ilkesine rağmen faillerin bir bölümünün Alman vatandaşlığına sahip olduğuna dikkat çekildi.

    GENİŞ KATILIMLA ANILACAK

    Anma etkinliğinde Alman Federal Meclisi Üyesi Max Lucks, eski Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Milletvekili Arif Ünal, Sol Parti (Die Linke) Parti Meclisi Üyesi ve Bölge Meclisi Grup Başkanı Murat Yılmaz, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Kuzey Ren-Vestfalya Eyalet Temsilciliği Başkanı Deniz Kutlu ile Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri Ufuk Çakır konuşma yapacak.

    Etkinliğe Kulturforum TürkeiEuropa e.V. (Türkiye-Avrupa Kültür Forumu), Stimmen der Solidarität – Mahnwache Köln e.V. (Dayanışmanın Sesleri Köln İnisiyatifi), TÜDAY – İnsan Hakları Derneği, Interkultur e.V., Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDİF), Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF), Dersim Gemeinde Köln e.V. (Köln Dersim Toplumu), Suriye İnsan Hakları Derneği ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) ile çok sayıda demokratik kitle örgütü ve sivil toplum kuruluşu destek verecek.

    Açıklamada, Madımak Katliamı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olmadığı, bugün de adalet, laiklik, demokrasi, insan hakları ve birlikte yaşam mücadelesinin simgelerinden biri olduğu vurgulandı. Federasyon, Madımak Oteli’nin utanç müzesi haline getirilmesi, hafıza merkezlerinin kurulması, faillerin yargı önüne çıkarılması ve hakikatle yüzleşme taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirterek tüm kamuoyunu anma etkinliğine katılmaya çağırdı.

    PİRHA/ALMANYA

     

     

  • Köln’de 143. Mahnwache: Tutuklu gazetecilere destek ve Ahmed el-Şara ziyaretine tepki-VİDEO

    Köln’de 143. Mahnwache: Tutuklu gazetecilere destek ve Ahmed el-Şara ziyaretine tepki-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen 143. Mahnwache’de, tutuklu siyasi ve gazetecilerin durumlarına dikkat çekildi. Katılımcılar, Berlin’de ağırlanan Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’ya tepki göstererek kadın hakları ve demokratik özyönetimlerin hedef alınmasına dikkat çekti.

    Almanya’nın Köln kentinde merkezi tren garı önündeki meydanda düzenlenen 143. Mahnwache (nöbet eylemi) ile tutuklu gazeteciler ve siyasetçilerin durumuna dikkat çekildi. Her ay düzenlenen eylemin 143’üncüsünde Türkiye’de tutuklu bulunan gazeteciler İsmail Arı ve Alican Uludağ ile sendikacı Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması çağrısı yapılırken, Suriye’de kaybolan gazeteci Eva Maria Michelmann ve Ahmet Polat’ın akıbeti de gündeme taşındı. Ayrıca 13 Mart’ta Belgrad’da İnterpol kararıyla gözaltına alınan İngiltere vatandaşı Mert Akbaş’ın durumu da dile getirildi.

    Eylemde  ayrıca Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın Berlin ziyaretine de tepki gösterildi.

    “SUSMUYORUZ, UNUTMUYORUZ, ADALETSİZLİĞE KARŞI DURUYORUZ”

    Eylemde konuşan Hamide Akbayır, Türkiye ve İran’daki siyasi mahpuslara dikkat çekerek dayanışma çağrısı yaptı.

    Akbayır, “Buradayız çünkü susmuyoruz, çünkü unutmuyoruz ve çünkü birlikte adaletsizliğe karşı duruyoruz” diyerek, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala ve Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere çok sayıda siyasi tutuklunun haksız yere cezaevinde tutulduğunu ifade etti.

    Konuşmasında Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılara da değinen Akbayır, BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın tutuklanmasını gündeme taşıdı. Arı’nın sosyal medya paylaşımları ve kamu kaynaklarının kullanımıyla ilgili yaptığı araştırmalar nedeniyle hedef alındığını belirten Akbayır, “Bir gazeteci araştırma yapıyor, sorular soruyor ve bunun için tutuklanıyor” dedi.

    Akbayır ayrıca, 13 Mart 2026’da Belgrad’da Interpol kararıyla gözaltına alınan Mert Akbaş’ın durumuna dikkat çekerek, suçlamaların siyasi olduğunu vurguladı.

    “KADIN HAKLARI VE ADALET YOK SAYILIYOR”

    Suriye’de yaşanan gelişmelere de değinen Akbayır, gazeteciler Eva Maria Michelmann ve Ahmed Polat’tan iki aydır haber alınamadığını söyledi. Öte yandan Almanya’nın Suriye politikasını eleştiren Akbayır,  Ahmed el-Şara’nın Berlin’de resmi olarak ağırlanmasına tepki gösterdi.

    Akbayır, görüşmelerde insan hakları ihlallerine değinilmemesini eleştirerek, “Kadın hakları, toplumsal adalet ve halklara yönelik şiddet yok sayılıyor” dedi. Ahmed el-Şara’nın geçmişine ve Suriye’de Aleviler, Dürziler ve Kürtlere yönelik saldırılara dikkat çeken Akbayır, Almanya’nın 200 milyon Euro’luk desteğini de eleştirdi.

    “AVRUPA SİYASİ YAKALAMA KARARLARINA ORTAK OLMAMALI”

    Die Linke (Sol Parti) NRW eyalet yönetim kurulu üyesi Vedat Akter, Belgrad’da tutuklu bulunan Mert Akbaş’ın durumuna dikkat çekti. Akter, Akbaş hakkında çıkarılan yakalama kararının siyasi olduğunu belirterek Avrupa ülkelerine sorumluluk çağrısı yaptı.

    Mert Akbaş’ın 2011 yılından bu yana İngiltere’de yaşadığını ve hem Britanya hem Türkiye vatandaşı olduğunu aktaran Akter, Akbaş’ın 12 Mart’ta Sırbistan’a gitmek isterken gözaltına alındığını söyledi. Türkiye’de 2010 yılına dayanan bir dosya kapsamında “örgüt üyeliği” ve “yasaklı eylemlere katılım” iddialarıyla gıyabında 12,5 yıl hapis cezasına çarptırıldığını belirten Akter, bu sürecin siyasi nitelik taşıdığını vurguladı.

    Akter, Avrupa ülkelerine çağrıda bulunarak, “Siyasi saiklerle çıkarılan yakalama kararlarını sorgusuz kabul etmeyin. Avrupa’da yaşayan insanları bu tür keyfi uygulamalardan koruyun” dedi.

    “KADINLARIN EŞİT TEMSİLİ HEDEF ALINIYOR”

    Mezopotamya Çocuk Yardım Derneği üyesi Berit Kranz, Rojava’ya yapılan son delegasyon ziyaretine ilişkin gözlemlerini paylaştı. Kranz, bölgede insan hakları ihlallerinin derinleştiğini ve özellikle kadın odaklı yapıların hedef alındığını vurguladı.

    Konuşmasında Almanya’nın Suriye politikasını da eleştiren Kranz, Berlin’de gerçekleşen üst düzey temaslara tepki gösterdi. Kadınların eşit temsiline dayanan Rojava’daki özyönetim modelinin hedef alındığını ifade eden Kranz, buna karşın İslamcı güçlerle kurulan ilişkilerin ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.

    “BARIŞ HAREKETLERİ GÜÇLENİYOR”

    Lisa Höchstl ise konuşmasında, dünya siyasetindeki adaletsizliklere dikkat çekerek, Trump ve Erdoğan gibi liderlerin bölgesel çatışmaları körüklediğini söyledi. “Dünya, bu güçlerin çıkarları doğrultusunda yeniden paylaşılıyor ve buna karşı durmak zorundayız” dedi.

    Höchtel, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak, Türkiye’deki işçi mücadeleleri ve tüm dünyadaki barış hareketlerinin güçlendiğini söyledi. “Bu hareketler, adalet ve özgürlük için umut verici bir işarettir” ifadelerini kullandı.

    Elif SONZAMANCI PİRHA/KÖLN

  • “Barışı arayan ülke” konferansının ikinci bölümünde eşitlik, Aleviler ve Ortadoğu tartışıldı!-VİDEO

    “Barışı arayan ülke” konferansının ikinci bölümünde eşitlik, Aleviler ve Ortadoğu tartışıldı!-VİDEO

    PİRHA-Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu’nun Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirdiği “Barışı arayan ülke: Engeller ve imkanlar” konferansının ikinci bölümünde barış süreçleri, kadınların özneliği, Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri ve Ortadoğu’daki bölgesel güç dengeleri ele alındı. 

    Konferansın öğleden sonraki oturumunda “Sürece Yaklaşımlar- Zeminler, Adımlar, Bariyerler” başlığıyla panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Gazeteci Can Dündar’ın yaptığı oturumda, Türkiye’de ve bölgede barışa dair farklı perspektifler masaya yatırıldı.

    SELİN TOP: KADINLAR BARIŞ SÜRECİNDE ÖZNE OLMALI

    “Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi” adına konuşan Selin Top, barış talebinin kadınlar açısından bir temsil meselesi değil, doğrudan özne olma mücadelesi olduğunu vurguladı. Top, kadınların sadece “renkli figürler” veya “kadın komisyonları” üzerinden sürece dahil edilmesine itiraz ederek, kadınların masada, ittifaklarda ve anlaşmalarda aktif olarak bulunmasının önemine dikkat çekti.

    Top, kadınların savaş süreçlerinde yalnızca annelik üzerinden değil, aynı zamanda savaşçı ve hedef alınan bireyler olarak şiddeti deneyimlediğini belirtti. Halep’te yaşanan örnekleri hatırlatan Top, kadınlara yönelik özel şiddetin patriyarkal öfke ve korkudan beslendiğini ifade etti.

    Ayrıca kadınların savaş ve çatışma ortamını günlük yaşamın zorluklarıyla bir arada yaşadığını aktaran Top, ev içi emek, göç, yoksulluk, dil engeli ve geçimlik ekonominin yok edilmesi gibi faktörlerin kadınların gündelik hayatını şekillendirdiğini söyledi. Top, barışın görünürlüğünün yalnızca “sıcak savaş yok” gerekçesiyle sağlanamayacağını, Suriye ve Rojava örnekleri üzerinden barışın tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguladı.

    DR. ESMA ÇAKIR CEYLAN: BARIŞ EŞİT YURTTAŞLIK VE ALEVİLER

    Ceza Hukuku Uzmanı Dr. Esma Çakır Ceylan, “Barış, Eşit Yurttaşlık ve Aleviler” başlıklı konuşmasında, Türkiye’de barış tartışmalarının yalnızca siyasal bir süreç olarak ele alınamayacağını vurguladı. Çakır Ceylan, kendisini bir kurum temsilcisi olarak değil, bir insan hakları savunucusu ve araştırmacı olarak konumlandırdığını belirterek sözlerine başladı.
    Türkiye’de Kürt meselesi bağlamında atılan barış adımlarının, devletin farklılıklarla birlikte yaşama iradesini gösterip gösteremeyeceğinin tekrar eden bir sınavı olduğunu ifade eden Çakır Ceylan, barışın yalnızca bir kesimin sorununun çözülmesiyle sınırlı kalması halinde toplumsal barışa dönüşemeyeceğini söyledi. Barışın Türkiye’nin bütün halklarını ve inançlarını kapsaması gerektiğini vurguladı.
    Eşit yurttaşlık kavramının sıklıkla yanlış anlaşıldığını belirten Çakır Ceylan, eşit yurttaşlığın herkesi aynı kalıba sokmak olmadığını, tam tersine farklılıkların tanınması ve korunması anlamına geldiğini ifade etti. Kürtler açısından eşit yurttaşlığın kimlik ve ana dil hakkının tanınması anlamına geldiğini belirten Çakır Ceylan, Aleviler açısından ise bunun inanç temelinde hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması olduğunu söyledi.
    Bu çerçevede Aleviler açısından kritik bir başlığa değinen Çakır Ceylan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulmasını değerlendirdi. Bu yapının kamuoyuna Alevilere yönelik bir açılım olarak sunulduğunu hatırlatan Çakır Ceylan, Alevilerin bu kuruma haklı nedenlerle temkinli yaklaştığını ve güven duymadığını ifade etti.

    “DEVLERİN İNANCI TANIMLADIĞI BİR YERDE EŞİTLİKTEN DEĞİL VESAYETTEN SÖZ EDİLİR”

    Çakır Ceylan, bunun temel nedeninin Aleviliğin bir inanç olarak değil, kültür başlığı altında ele alınması olduğunu söyledi. Aleviliğin yaşayan bir inanç olduğunu vurgulayan Çakır Ceylan, inancın folklorik ya da kültürel miras kategorisine indirgenemeyeceğini belirtti. İnancı kültür alanına sıkıştırarak eşit yurttaşlık sağlanamayacağını, aksine bu yaklaşımın inancın kamusal görünürlüğünü daralttığını ifade etti.
    Bu düzenlemeyle devletin Aleviliği tanımlayan bir konuma yerleştiğini belirten Çakır Ceylan, cem evlerinin statüsü, dedelik kurumu ve inanç çerçevesinin dolaylı biçimde devletin müdahale alanına girdiğini söyledi. Oysa Alevilikte merkezi bir otorite ve tek tip bir inanç anlayışı olmadığını vurguladı. Devletin inancı tanımladığı bir yerde eşitlikten değil, vesayetten söz edilebileceğini dile getirdi.
    Bir diğer önemli meselenin Alevi örgütlerinin bu sürece gerçek anlamda dahil edilmemesi olduğunu belirten Çakır Ceylan, yıllardır eşit yurttaşlık mücadelesi yürüten Alevi federasyonları ve derneklerinin karar verici özne haline getirilmediğini ifade etti. Görüşmelerin eşit müzakere ve ortak irade temelinde gerçekleşmemesinin güvensizliği derinleştirdiğini söyledi.
    Çakır Ceylan, Alevilerin temel eşit yurttaşlık taleplerinin hâlâ karşılanmadığını vurguladı. Cem evlerinin ibadethane olarak tanınmadığını, zorunlu din derslerinin sürdüğünü, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tek inanç merkezi yapısıyla varlığını koruduğunu hatırlattı. Bu talepler yerinde dururken yeni bir bürokratik yapı kurulmasının, Alevi kamuoyunda “sorun çözülmüyor, sadece yönetiliyor” algısını güçlendirdiğini söyledi. Çakır Ceylan, konuşmasının sonunda toplumun tarihsel deneyimlerinin barış ve eşit yurttaşlık tartışmalarının dışında bırakılıyormuş gibi ele alındığını, özellikle kurumlar düzeyinde bunun böyle hissedildiğini ifade etti. Türkiye açısından bakıldığında Alevilerin mevcut iktidarın siyasal çizgisini desteklemediğini ve bu siyasal hattın altında yer almadığını düşündüğünü belirten Çakır Ceylan, bu tutumun barış ve demokrasi mücadelesinden geri durmak anlamına gelmediğinin altını çizdi.
    Aksine Alevilerin, barışı, demokrasiyi ve eşit yurttaşlığı sağlamak için toplumsal düzeyde atılan her adımın içinde yer aldığını vurgulayan Çakır Ceylan, bu mücadelenin siyasal iktidarlardan bağımsız, tarihsel hafızaya ve eşitlik talebine dayalı bir mücadele olduğunu ifade etti.

    “ALMANYA’DA ALEVİLER RESMİ MUHATAP”

    Eşit yurttaşlığın ayrı bir alan açmak değil, kamusal alanı herkes için tarafsız, eşit ve erişilebilir hale getirmek olduğunu belirten Çakır Ceylan, Alevilerin bu kuruma yönelik itirazının bir reddiye değil, eşitlik temelinde bir uyarı olduğunu ifade etti. Alevilerin tarihsel hafızasının devlete karşı temkinli olmayı öğrettiğini vurgulayan Çakır Ceylan, taleplerinin net olduğunu söyledi: Devlet Aleviler adına konuşmamalı, Alevileri muhatap almalı, Aleviler için değil, onlarla birlikte eşitliği tesis etmelidir.
    Konuşmasında Almanya’daki Alevilerin durumuna da değinen Çakır Ceylan, burada Türkiye’den farklı bir tablo olduğunu ifade etti. Almanya’da Alevilerin hukuki ve kurumsal açıdan önemli kazanımlar elde ettiğini, devlet tarafından resmi muhatap olarak kabul edildiklerini söyledi.
    Çakır Ceylan, Almanya örneğinin, devletin inancı tanımlamak yerine inancın kendini ifade etmesine alan açmasının ve güçlü sivil örgütlenmenin eşit yurttaşlık mücadelesinde ne kadar belirleyici olduğunu gösterdiğini söyledi.

    SEZGİN TANRIKULU: KÜRT SORUNU DEVAM EDİYOR

    CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Muhalefetin Sınavı” başlıklı sunumunda, Türkiye’de Kürt meselesinin hâlâ çözülmediğini vurguladı. Tanrıkulu, AKP ve MHP’nin yaklaşımının sorunu yalnızca “terör” çerçevesinde ele aldığını, CHP ve diğer partilerin ise Kürt meselesinin varlığını savunduğunu belirtti.

    Tanrıkulu, iktidarın süreci gönülsüz ve siyasal geleceğini önceleyen bir yaklaşımla yürüttüğünü ifade ederek, bu durumun Rojava’daki gelişmelerle de bağlantılı olduğunu kaydetti.

    FAİK ÖZGÜR EROL: ORTADOĞU’DA 150 YILLIK TUZAK YENİLENİYOR

    İmralı Heyeti üyesi Faik Özgür Erol, Rojava süreci ve Ortadoğu’daki bölgesel gelişmeleri değerlendirdi. Erol, krizli dönemlerde duygusal tepkiler yerine rasyonel ve stratejik düşünmenin önemine dikkat çekti.

    Öcalan’ın güvenlik ve siyaset anlayışına değinen Erol, Ortadoğu’daki sistemin Kürtleri “öldürmez ama yaşatmaz” yaklaşımıyla hedeflediğini söyledi. 150 yıllık tuzağın bugün yeniden üretildiğini belirten Erol, sorunun yalnızca ulusal sınırlar içinde ele alınamayacağını vurguladı ve Şii-Sünni dengelerinin dahi bu tuzak siyaseti üzerinden şekillendiğini aktardı.

    Konferans, kadınların barış süreçlerindeki özneliği, Alevi topluluklarının eşit yurttaşlık taleplerini ve Ortadoğu’daki bölgesel güç mücadelelerini bir araya getirerek, kapsamlı bir tartışma zemini oluşturdu. Katılımcılar, barışın yalnızca çatışmanın sona ermesiyle değil, toplumsal eşitlik, hakların güvence altına alınması ve tarihsel hafızaya saygı gösterilmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı.

    Elif SONZAMANCI/ALMANYA

  • Köln’de “Barışı arayan ülke: Engeller ve imkanlar” konferansı düzenlendi!-VİDEO

    Köln’de “Barışı arayan ülke: Engeller ve imkanlar” konferansı düzenlendi!-VİDEO

    PİRHA- Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu tarafından Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen konferansta, savaşın yıkımları, barışın olanakları ve Orta Doğu’daki bölgesel güç mücadeleleri tartışıldı. Uzmanlar, küresel sistemin çöküşü ile Orta Doğu’da otoriterleşmenin derinleştiğine dikkat çekti.

    Almanya’nın Köln kentinde Avrupa Özgürlük ve Barış Forumu tarafından “Barışı Arayan Ülke: Engeller ve İmkanlar” başlıklı konferans gerçekleştirildi. Etkinlik, Neşe Özgen ve Ercan Jan Aktaş’ın selamlama konuşmalarıyla başladı.

    Konferans kapsamında düzenlenen ilk oturumda, “Savaşın Yıkımları ve Barışın Olanakları” başlığı altında Dilan Dirayet Taşdemir’in moderatörlüğünde Ertuğrul Mavioğlu ve Latife Akyüz savaşın etkilerini değerlendirirken, Ayhan Işık barışın olanaklarını aktardı.

    İkinci oturum olan “Ya Rojava ya Barbarlık” ise Vedat Çetin ve Dilan Dirayet Taşdemir’in moderatörlüğünde gerçekleşti. Rojava’dan Hesen Mehemed Eli ve Dr. Arzu Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.

    Dr. Arzu Yılmaz, liberal uluslararası sistemin çöküşünün yalnızca küresel kuralların işlemez hale gelmesiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda ulus-devlet modelini de krize sürüklediğini vurguladı. Yılmaz, devletlerin içerde otoriterleşerek, dışarıda korumacı politikalarla zayıflığı telafi etmeye çalıştığını ifade etti. ABD’nin artık küresel hegemonya kurabilecek kapasiteye sahip olmadığını belirten Yılmaz, Asya’da Çin’in, Avrasya’da Rusya’nın bölgesel hegemon güçler olarak öne çıktığını söyledi.

    Yılmaz, Orta Doğu’da çatışmaların artık küresel değil, bölgesel güç dengeleri üzerinden şekillendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin Suriye’deki operasyonlarının bu denklemde aktif bir rol oynadığını belirten Yılmaz, Kürt meselesinin de bu bağlamda bölgesel güç odaklı analiz edilmesi gerektiğini kaydetti.

    Rojava’dan konuşan Hesen Mehemed Eli ise Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin Irak işgaliyle başladığını, Arap Baharı ile derinleştiğini ve bugün Körfez merkezli yeni bir tasarımla sürdürüldüğünü aktardı. Eli, halkların iradesinin değil, bölgenin kontrolünün esas alındığını söyledi. Ayrıca, geçiş sürecinde diyalog yolunu tercih ettiklerini ancak karşı tarafın uzlaşmaya yanaşmadığını belirtti. Türkiye’nin Rojava’ya yönelik müdahalelerinin de bu sürecin bir parçası olduğunu ifade etti.

    Konferans, “Savaş Varken Türkiye’de Barış Mümkün mü?” başlıklı forum ile sona erdi. Moderatörlüğünü Aslı Telli ve Tuncay Yılmaz’ın üstlendiği forumda katılımcılar, Türkiye’de barış sürecinin önündeki engeller ve olası çözümleri tartıştı.

    Elif SONZAMANCI/ALMANYA

  • Av. Tarık Alpdoğan: Aleviler eşit yurttaşlık istiyor- VİDEO

    Av. Tarık Alpdoğan: Aleviler eşit yurttaşlık istiyor- VİDEO

    PİRHA- Avukat Tarık Alpdoğan, Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının tanınması gerektiğini belirterek, “Alevilerin kutsal mekanları, inanç merkezleri tam anlamıyla yasal bir statüye kavuştuğunda, eşit yurttaşlık temelinde diğer inançlara sağlanan haklardan eksiksiz yararlandığında ortaya çıkar” dedi.

    9 Kasım 2022 tarih ve 32008 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan 112 numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Cemevi Başkanlığı’na dair tartışmalar bitmiyor. Alevilerin yıllardır devam eden hak ve eşit yurttaşlık mücadelesi, AİHM ve Yargıtay kararlarıyla hukuki bir kazanıma kavuştu. İktidar bu kararlara uyarak Alevilerin devlet tarafından tanınmasını ve statüye kavuşmasını sağlaması gerekirken, kendilerine bağlı bir Cemevi Başkanlığı kurarak gelen tepkileri absorbe etmeye çalıştı.

    Av. Tarık  Alpdoğan, Aleviler ‘in eşit yurttaşlık mücadelesini PİRHA için yorumladı.

    “ALEVİLİK İNANCI KADİM BİR İNANÇTIR”

    Alevilik inancının kadim bir geçmişe sahip olduğuna değinen Alpdoğan, “Alevilik inancı kadim bir inançtır. bin yıllardır Anadolu topraklarında varlığını sürdüren bir inanış olmasına rağmen yasal statüye kavuştuğundan bahsedemeyiz. Ne zaman ki Aleviler örgütlenmeye başladılar, muhalif partiler Alevi haklarıyla ilgili kamuoyu oluşturdu ve ne zaman ki AİHM ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun aldığı yargı kararları Aleviler lehine olumlu gelişti, iktidarın da adım atması zaruri hale geldi” dedi.

    İktidarın 16 Kasım 2022 tarihinde bir yasa çıkardığını hatırlatan Alpdoğan, “Bu yasayla birlikte belediyelere cemevi yapma yetkisi verildi. İmar kanunda değişiklikler yapılarak yeni imar planlarında cemevlerine yer verilmesi kararlaştırıldı. Yasa çıktıktan sonra Alevi örgütleri bu yasanın tam anlamıyla ihtiyaçları karşılamadığını, bir cami, kilise, sinagog gibi bir resmi ibadethane statüsüne alınmadığını ve yine eşit yurttaşlık ilkesine aykırı davranılarak cemevi yapımının mülki idare amirlerin iznine tabi tutulduğunu yani valiliğin ve kaymakamlığın onayına tabi tutulmasına itiraz ettiler” diye belirtti.

    “ALEVİLER, EŞİT YURTTAŞLIĞIN GEREĞİ OLARAK TANINMAK İSTİYORLAR”

    Yasa çıktıktan sonra da iktidarın kendi yasalarının gereğini yerine getirmediğini aktaran Av. Tarık Alpdoğan, şunları dile getirdi:

    “Bu yasa çıktıktan sonra bu kazanımların gerçekten uygulanıp uygulanmadığı, farklı illerdeki tecrübeler, yaşanan olaylardan sonra kaymakamlıkların, valiliklerin keyfi tutumlar sergilediği, bu yasal düzenlemeyi uygulamadıkları, yeni yapılan imar planlarında cemevlerine yer tahsis edilmediği, tahsis edilen yerlere de bürokratik işlemlerden kaynaklı cemevlerinin yapılmadığını görmeye başladık. Dolayısıyla geldiğimiz noktada Alevilerin kutsal mekanlarının, inanç merkezlerinin, ibadethanelerinin, cemevlerimizin tam anlamıyla yasal bir statüye kavuştuğundan eşit yurttaşlık temelinde diğer inançlara sağlanan haklardan tam anlamıyla yararlandırılmadığı ortaya çıktı. Hala da bu durum devam ediyor. Alevi örgütleri cemevlerinin yasal bir statüye kavuşmasının önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyorlar.

    Cemevi Başkanlığının son süreçlerde köy köy dolaşarak birçok köydeki cemevlerinin ziyaret ettiğini oraya maddi destek sunmak istediklerini biliyoruz. İşte elektrik, su giderlerinizi karşılayalım vesaire şeklinde talep ve teklifler oldu. Yine inanç önderlerimize maaş teklifleri oldu. Ancak hem köylülerimiz hem de inanç önderlerimiz, “Bizler devletin Alevisi olmayacağız. Bu kurumun kuruluş amacının Alevilere hizmet ettiğini düşünmüyoruz. Alevileri dönüştürme projesinin bir ürünü olduğunu düşünüyoruz” dediler.”

    “CEMEVLERİ YASAL STATÜYE KAVUŞURSA EŞİT YURTTAŞLIK GERÇEKLEŞİR”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık hakkının sağlanması gerektiğinin altını çizen Alpdoğan, “Eşit yurttaşlık şöyle olur: Şimdi yasal bir düzenleme getiriliyor. Kilise, cami, sinagog sayılırken ibadethaneler olarak cemevi oraya eklenirse ibadethane olarak kabul edilirse o zaman eşit yurttaşlığın gereği yapıldığı kabul edilir. Eşit yurttaşlık şöyle olur: Cami yapılırken herhangi bir mülki idare amirinden onay alınmasına, izin alınmasına gerek yokken cemevlerine bunun zorunlu tutulması, mülki idare amirin izin vermesinin şart koşulması kaldırılırsa tıpkı camilerde olduğu gibi işte o zaman eşit yurttaşlık ilkesinin gereğinin yapıldığı kabul edilir. Yine zorunlu din derslerinin kaldırılması halinde eşit yurttaşlıktan bahsedebiliriz. İnanç hizmetlerine herhangi bir müdahale olmuyorsa, Alevilere ait olan kurumların Alevilere verilmesi gibi bu tarz yasal düzenlemeler getirildikten sonra ve yine bu yasal düzenlemelerin uygulanması noktasında gereken yapılırsa Aleviler statü sahibi olur. İşte mevzuatta hakkın var. Peki uygulamada, uygulamada bunun gereği yapılıyor mu? Düzenlenecek yasal mevzuatların gereği uygulamada da hayata geçirilirse o zaman eşit yurttaşlık hakkından işte bahsedebiliriz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

    PİRHA/KÖLN

     

     

  • Viyana ve Köln’de Alevi katliamı protesto edildi!-VİDEO

    Viyana ve Köln’de Alevi katliamı protesto edildi!-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Köln ve Avusturya’nın Viyana kentinde Suriye’de Alevilere yönelik katliam protesto edildi.

    Son günlerde Lazkiye, Humus, Hama ve Tartus başta olmak üzere Suriye’nin çeşitli bölgelerinde Alevilere yönelik artan saldırılara karşı Avarupa’nın bir çok kentinde bir araya gelen Alevi kurumları katliamı protesto etti.

    Almanya’nın Köln ve Avusturya’nın Viyana kentinde yapılan açıklamada, Suriye’deki Alevi katliamının HTŞ tarafından yapıldığına dikkat çekilerek, uluslararası kuruluşların ve devletleri sorumluluk almaya çağrıldı.

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da Suriye’deki Alevi katliamına dikkat çeken basın açıklaması yapıldı.Etkinlik, Alevi toplumunun temsilcileri ve dayanışma gruplarının katılımıyla gerçekleşti. Açılış, Pir Hüseyin Elmas’ın okuduğu gülbank ile yapıldı. Ardından hazırlanan Türkçe basın metni yine Pir Hüseyin Elmas tarafından okunarak katılımcılara duyuruldu. Basın açıklamasının Almanca metnini ise Yönetim Kurulu Üyesi Nurcan Düzgün okudu.

    Açıklamada, Suriye’de Alevilere yönelik süregelen saldırılar, zorla yerinden edilmeler ve artan şiddet vakaları uluslararası kamuoyunun dikkatine sunuldu. Avrupa’daki karar vericilere ve insan hakları kuruluşlarına, katliamların durdurulması ve sivillerin korunması için acil adımlar atma çağrısı yapıldı.

    Program, kısa bir değerlendirme konuşmasının ardından birkaç nefes dinletisi ile son buldu. Katılımcılar, nefeslerin ardından barış ve dayanışma mesajları vererek etkinliği tamamladı.

    PİRHA/ALMANYAAVUSTURYA

  • Köln’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    Köln’de Seyit Rıza ve yol arkadaşları anıldı-VİDEO

    PİRHA- Almanya’nın Köln kentinde 88 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşları anılarak, ‘yüzleşme’ çağrısı yapıldı.

    Almanya’nın Köln kentinde faaliyet yürüten Leverkusen Alevi Kültür Derneği‘nde Seyit Rıza ve yol arkadaşları ile Dersim Katliamında katledilenler anıldı.

    Sinevizyon gösteriminin yapıldığı anmada yapılan konuşmalarda, Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının dik duruşuna vurgu yapılarak, devletin Dersim Katliamıyla yüzleşmesi ve hakikatlerin açığa çıkartılması için komisyon kurulması çağrısında bulunuldu.

    PİRHA/KÖLN

  • Alevi örgütleri Köln’de ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek

    Alevi örgütleri Köln’de ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek

    PİRHA- Alevi örgütleri, 18 Mayıs tarihinde Köln’de ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek.

    Alevi toplumuna yönelik artan baskılar ve Suriye’de yıllardır devam eden Alevi soykırımına karşı Alevi örgütleri 18 Mayıs  tarihinde Almanya’nın Köln kentinde, ‘Suriye Soykırımı Çalıştayı’ düzenleyecek. Etkinlik, Köln Alevi Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF), Demokratik Alevi Fedrasyonu (FEDA) ve Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG) ortaklığında düzenlenecek çalıştay, Alevi toplumunun Suriye’de maruz kaldığı sistematik şiddet, ayrımcılık ve yok sayma politikalarına karşı farkındalık yaratmayı, tarihsel ve güncel veriler ışığında soykırım gerçeğini tartışmayı ve ortak mücadele stratejileri geliştirmeyi hedefliyor.

    “Alevi Varlığı İçin Stratejik Mücadele” başlığıyla duyurulan etkinlikte, diasporadaki Aleviler bir araya gelerek seslerini yükseltecek. Çalıştayda, sadece yaşananları teşhir etmek değil; aynı zamanda geleceğe dair somut adımlar atmak, mücadele pratiklerini ortaklaştırmak ve uluslararası kamuoyunu bilgilendirmek gibi hedefler öne çıkıyor.

    FARKLI ÜLKELERDEN TEMSİLCİLER KATILACAK

    Çalıştayın katılımcı kurumları yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Suriye’de Alevilere yönelik süregelen soykırıma karşı sessiz kalmıyoruz. Alevi varlığını korumak, direnişi büyütmek ve geleceğimizi stratejik adımlarla güvence altına almak için buluşuyoruz. Katılımınızla sesimize güç katın.”

    Etkinlik, yalnızca bir çalıştay olmanın ötesinde, Alevi toplumu için bir dayanışma ve ortak akıl platformu niteliği taşıyor. Farklı ülkelerden Alevi kurum temsilcilerinin, akademisyenlerin, insan hakları savunucularının ve aktivistlerin katılımıyla gerçekleşmesi beklenen çalıştayda, Suriye’deki güncel durum, tanıklıklar, tarihsel süreçler ve uluslararası hukuk perspektifleri ele alınacak.”

  • Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi çocuklar için Köln’de anma-VİDEO

    Suriye’de katledilen ve kaçırılan Alevi çocuklar için Köln’de anma-VİDEO

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları Derneği ve Alevi örgütleri, Suriye’de aileleri ile birlikte katledilen, kaçırılan çocuklarla ilgili hazırladığı raporu UNİCEF’e sundu. Raporun sunulması ardından düzenlenen anmada katliama dair bağımsız soruşturma mekanizmalarının kurularak, kaçırılan çocukların akıbetinin belirlenmesi ve ailelerine ulaştırılması talep edildi.

    Suriye’de HTŞ-IŞİD ve SMO çeteleriin hedefi haline gelen Alevi çocuklar ve azınlık toplulukları için Almanya’nın Köln kentinde anma düzenlenerek, katliamlara karşı uluslararası kamuoyunun sessizliği protesto edildi.

    Deyiş ve ağıtların yakıldığı annmada, Ana Elif Duman’ın verdiği gulbang eşliğinde çerağlar uyandırıldı. Suriye İnsan Hakları Topluluğu, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri tarafından düzenlenen anmada, çeşitli sivil toplum temsilcileri ve insan hakları savunucuları söz alarak yaşanan insanlık suçlarına dikkat çekti.

    Ocak ve Nisan 2025 tarihleri arasında yapılan kapsamlı saha araştırmaları, belgelenmiş tanıklıklar ve toplanan görsel kanıtlara dayanarak, bu suçların Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve ona bağlı milislerin liderliğinde merkezi olarak organize edildiği, ideolojik olarak motive edildiği ve yürütüldüğü kaydedildi.

    “ALEVİLER SİSTEMATİK YOK EDİLME HEDEFLİ ZULÜM GÖRÜYOR”

    Beşar Esad rejimi sonrası Alevilere yönelik kültürel, fiziksel, dini ve ekonomik baskının, şantaj ve sömürünın hızla arttığına dikkat çekilen basın açıklamasında, “Şu anda en çok tehlike altında olan grup olan Aleviler, eski rejimin devrilmesinden hemen sonra silahlarını teslim etmelerine rağmen, sistematik olarak öldürülme ve fiziksel yok edilme dahil olmak üzere hedefli bir şekilde zulüm görmektedir. Etnik temizliğin ilk dalgasının hedefi haline gelen Aleviler, eski rejimin sorumluluğunu toplu olarak üstlenemezler! Kıyı bölgelerinde yaşayan Aleviler, 7 Mart’tan bu yana açık sokaklarda hedef alınarak infaz ediliyor, evleri yağmalanıyor ve ateşe veriliyor. Hayatlarını kurtarmak için birçok insan evlerini ve mahallelerini terk etmek zorunda kalarak dağlara kaçtı” denildi.

    “SURİYE’DEKİ EN BÜYÜK KATLİAMLARDAN BİRİ”

    Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Başkanı Rami Abdurrahman, Alevilerin katledilmesini “Suriye çatışması sırasında yaşanan en büyük katliamlardan biri” olarak nitelendirerek, “SOHR’a göre, Lazkiye, Tartus ve Hama vilayetlerinde en az 29 yerde katliamlar yaşandı. Bu toplulukların çocukları özellikle etkilendi; öldürüldüler, kaçırıldılar, zorla askere alındılar, köle ticareti ile satıldılar ve açık artırmada satıldılar, ailelerinden ve eğitim haklarından mahrum bırakıldılar ve büyük ölçüde ideolojik olarak beyin yıkamaya maruz kaldılar” diye belirtti.

    UNİCEF’E RAPOR SUNULDU

    Öte yandan Suriye İnsan Hakları Derneği, UNICEF Almanya’nın Köln’deki ofisine Suriye’de yaşanan  sistematik çocuk hakları ihlallerine dikkat çekmek için bir rapor sundu. Bu ihlallerin özellikle Alevi, Dürzi, Hristiyan ve diğer azınlık topluluklarından çocukları etkilediği belirtildi.

    Suriye İnsan Hakları Derneği Prof. Dr. Jens Kreinath tarafından kaleme alınan metinde, söz konusu hak ihlallerinin, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, insani hukukuna ve temel insan onuruna doğrudan aykırı olduğu kaydedilen dilekçede, yerinde bulunan kaynaklardan ve tanıklardan elde edilen doğrulanabilir bilgilere dayanarak yazılan rapora atıfta bulunuldu.

    ULUSLARARASI TOPLUMA 5 MADDELİK ÇAĞRI

    Yapılan açıklamada, çocuklara yönelik suçlara karşı 5 maddelik çağrıda şunlar talep edildi:

    “-Katliamlara dair bağımsız uluslararası soruşturma mekanizmalarının kurulması,

    -Kaçırılan çocukların akıbetinin belirlenmesi ve ailelerine ulaştırılması,

    -Yetim kalan çocuklara barınma, eğitim ve psikososyal destek sağlanması,

    -Çocukların cihatçı gruplarca militarize edilmesinin önüne geçilmesi,

    – Her türlü şiddet, sömürü ve ideolojik istismarın önlenmesine yönelik kapsamlı bir uluslararası eylem planının oluşturulması.”

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Köln’de binler seslendi: Suriye’de Alevi katliamını durdurun, acil yardım koridoru açın!-VİDEO

    Köln’de binler seslendi: Suriye’de Alevi katliamını durdurun, acil yardım koridoru açın!-VİDEO

     PİRHA- “Suriye’de Alevi Katliamı’na Dur De!” Almanya’nın Köln kentinde mitingde Alevilere yönelik soykırım saldırılarına son verilerek Hatay’dan Lazkiye’ye acil yardım koridorunun açılması çağrısında bulunuldu.

    Avrupa’daki Alevi kurumları, Suriye’de Alevilere yönelik soykırım saldırılara karşı büyük bir miting düzenledi. Almanya’nın Köln kentinde gerçekleşen büyük buluşmada, Aleviler ve insan haklarına duyarlı herkes bir araya gelerek adalet, barış ve insanlık için sesini yükselterek soykırım saldırılarının son bulması çağrısında bulundu.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Avrupa Arap Alevileri Federasyonu (AAAF) öncülüğünde gerçekleşen mitinge Avrupa ülkelerinden çok sayıda Alevi kurumu ve yurttaşlar katıldı.

    ULUSLARARASI GÜÇLER VE TÜRKİYE’YE SOYKIRIM TEPKİSİ!

    Mitingin ilk konuşmacısı olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamın arkasında duran uluslararası ve yerel güçlere tepki göstererek, “Bu barbarlığı dünyaya haykırmaya çalıştık. Lakziye’de ve Suriye’de yaşayan Aleviler ve diğer halklar asla yalnız ve sahipsiz değildir. ABD, Avrupa Birliği, Rusya orayı sömürebilmek için ölümlere göz yumdular. En büyük suç ise Türkiye’nindir. Colani’ninde, çetelerinin de arkasında onlar var. Katliamın arkasında duranlara bin defa lanet olsun. Resmi devlet ideolojisi Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de toplumlara tekçilik ile yaklaşıyor. Suçlu sadece resmi devlet ideolojisi ve emparyalistler mi?  Eğer 100 yıllık cumhuriyet tarihinde bir araya gelmiş olsaydık Suriye’de bu katliamı yapabilirler miydi? Ortak mücadeleyi zafere ulaştırsaydık buna cesaret edemezlerdi. Bu beraberliği daha da yükseltmek zorundayız” diye belirtti.

    “BU AİLENİN ADI ”DEMOKRATİK ALEVİ VE DEMOKRATİK TOPLUM’ BİRLİKTELİĞİDİR”

    Mat, Suriye’deki katliama karşı bir araya gelen farklı inançlar ve halkların ‘demokratik toplum birliği’ ördüğüne vurgu yaparak, “Suriye’deki canlarımızın sesini Avrupa’ya taşıyacağız. Halen Türkiye’de Aleviler ve Kürtler zulüm görüyor. Barışı en çok Aleviler ister. Biz onurlu barış istiyoruz. Barışın yolu yalnızca Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Hacı Bektaş’tan geçer. Biz asla günümüz Yezidlerinden korkmayacağız. Suriye ve Türkiye’de ezilen Kürtler, Aleviler diğer halklar asla yalnız değildir. Aleviler ise artık hiç yalnız değildir. Bir aradayız ve bir aileyiz. Bu ailenin adı demokratik Alevi ve demokratik toplum birliğidir. Bu zulmün karşısında direnmek ve mücadeleyi güçlendirmek adına yarın belki bir araya geleceğiz. Aleviler Türkiye’de anayasal haklarını nasıl aldıysa Türkiye’de de alacaktır” diye konuştu.

    “HATAY’DAN LAZKİYE’YE ACİL YARDIM KORİDORU AÇILMALI”

    Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Temsilcisi Süleyman Serhan Narlı ise, Suriye’de 2011 yılında Alevilere yönelik başlayan soykırım saldırılarını HTŞ’nin devraldığın belirti. Hatay’dan Lazkiye’ye acil yardım koridoru açılması çağrısında bulunan Narlı şunları söyledi:

    “Suriye’de Alevilere yönelik katliamı duyurmak, barışın ve kardeşliğin sesi olmak için toplandık. Bu soykırım saldırını yeni başlamış değil ve 2011 Cesre Şuur’da 120 Aleviyi katlederek kanlı süreci fitillerdiler. Şimdi El Kaide DAİŞ artığı olan terörist Colani ve çetesi yeniden ellerine geçen fırsatla bıraktıkları yerden devam ediyorlar. Resmi olmayan verilere göre 7 bin insanı Alevi olduğu için katlettiler. Bu katliamları meşrulaştırmak için insanlara Esad yanlısı. 2 yaşındaki katledilen bebek mi Esad yanlısı katiller. Bizi ayrıştırıp bizi kategorize etmek istiyorlar. Nusayriler Alevi değilmiş! Muaviye ve Yezid’in zihniyeti Colani’de ruh bulmuştur. Bu dönemin Muaviyesi onlarsa Hüseyin’i de bizler olacağız. Hatay’dan Lazkiye’ye insani yardım koridoru acilen açılmalıdır.”

    “HTŞ VE DAİŞ ZİHNİYETİNİ DERSİM VE MARAŞ’TAN TANIYORUZ!”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eş Genel Başkanı Demir Çelik, 100 yıllık süreçte Alevi kıyımlarını gerçekleştiren zihniyetin geleneğinin şimdilerde Suriye’de Alevileri katlettiğine işaret etti.

    Demokratik Suriye’nin inşasında tüm farklılıkların faşizme ve diktatörlüğe karşı mücadelede birleşmesi çağrısında bulunan Çelik, “4 aydan beri Suriye’de Alevilere zorlu bir süreçten geliyor. SMO, DAİŞ, HTŞ Alevilere saldırıyor. Bu zihniyeti Koçgiri’den, Dersim’den, Maraş’tan Çorum’dan tanıyoruz. El ele verip faşistlere, cihadistlere, kıyımlara ve asimilasyona karşı demokratik toplumu var edelim. Zor var, zahmet var ama yine Hüseyin, Pir Sultan, Alişer, Seyit Rıza gibi inancımızla HTŞ ve AKP-MHP diktatörlüğüne karşı özgür yaşam ve barışta bir araya gelelim. Lazkiye’den Fırat’ın diğer tarafına kadar Mezopotamya topraklarını etki alanlarına alarak, Alevilere zindana çevirmek istiyorlar. Onlar kendi kirli çıkarları için halkların ve toplumun zenginliğini ortadan kaldırmak istiyorlar. Sünni, Alevi, Ezidi Kürt, Türk, Ermeni, Asuri, Süryani kim olursa olsun demokratik bir Suriye ve demokratik bir toplum için el ele vererek faşizme ve diktatörlüğe karşı kardeşçe mücadele edelim” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ALMANYA

  • Almanya Köln’de ‘Amara’ resim sergisi açıldı-VİDEO

    Almanya Köln’de ‘Amara’ resim sergisi açıldı-VİDEO

    PİRHA-Almanya’nın Köln kentinde Kulturbunker Sanat Merkezi’nde 17 ressamın ‘Amara’ teması ile yapmış oldukları resimlerden oluşan sergi, yoğun bir katılım ile açıldı. Sergi açılışında konuşan projenin geliştiricisi Ressam Sinan Hezer, ‘Yüreğimiz Amara’da atıyor. Amara bizim için toplumsallığımızın, özgürlüğümüzün, varlığımızın sembolleştiği bir yer. 17 genç ressam olarak Amara temasında buluştuk” dedi.

    Almanya’nın Köln kentinde Kulturbunker Sanat Merkezi’nde 17 ressamın ‘Amara’ teması ile yapmış oldukları resimlerden oluşan sergi, yoğun bir katılım ile açıldı. Sergide, Sinan Hezer, Aslı Filiz, Sarya Nurcan Kaya, Amele, Hogır Ar, Rıbwar Parwizi, Gulan Kılıçoğlu, Hamit Aydın, Serdar Mutlu, Gülistan Güntekin, Mutad İpek, İlos İlyas Elias Kırkan, Besna Acu, Berivan İbin ve Ayten Kaplan’ınresimleri yer aldı. İki gün sürecek olan sergi, sanat severleri bekliyor.

    “YÜREĞİMİZ AMARA’DA ATIYOR”

    Serginin açılışında konuşan projenin geliştiricisi Ressam Sinan Hezer, ‘Yüreğimiz Amara’da atıyor. Amara bizim için toplumsallığımızın, özgürlüğümüzün, varlığımızın sembolleştiği bir yer. 17 genç ressam olarak Amara temasında buluştuk. Yüreğimiz Amara için atıyor. Resim alanında yeniyiz. Resim alanı yeni bir doğuş aşamasına girdi. Genç ressamların genç yeteneklerin böyle bir projede bir araya gelmesi, beraber atan bir vicdan haline gelmesi bizim için çok önemli ve en anlamlı. Bu temelde çalışmalarımız devam edecektir” dedi.

    Sergiye katılan tüm ressamlar duygu ve düşüncelerini paylaştı. Her ressam Amara temalı projeye farklı konular eksenindeki çizimleri ile katıldı.

    Konuşmaların ardından açılış ERÖFFNUNGSMUSIK Alan Arif ve Natalia Schmid müzik dinletisi ile devam etti. Sergi, 15-16 Haziran tarihlerinde sanat severler ile buluşacak.

    PİRHA/ALMANYA

  • Cumartesi Anneleri’nin eylemlerine Almanya’dan destek verildi-VİDEO

    Cumartesi Anneleri’nin eylemlerine Almanya’dan destek verildi-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri’nin 1000’inci gününde Almanya Köln’de eylem desteği verildi. Sosyalist Kadın Birliği adına konuşan Ayşe Yeter Yumli, 1995’ten bu yana faili meçhulle öldürülen ailelerin hak arama mücadelesini devam ettireceklerine ve hesap soracaklarını ifade etti.

    Eylemlerinin 1000’inci gününde Galatasaray Meydanı’nda failler bulunsun diye her hafta eylem yapan kayıp yakınlarına destek olmak için Almanya’dan destek geldi. Almanya’nın Köln kenti Dom Katedrali önünde bir araya gelen kitle, alanda Cumartesi Anneleri eylemlerine sahip çıkarak faillerin bulunmasını istedi.

    Eylemde Cumartesi Anneleri İnisiyatifi, Sosyalist Kadın Birliği, Almanya Milletvekili Yeşiller Partisi Berivan Aymaz, Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB) ve kayıp yakınlarından olan Doğan Ailesi de katıldı.

    1995’te Gazi Katliamından önce Hasan Ocak’la tanıştığını söyleyen Ayşe Yeter Yumli, İstanbul Bostancı’da İşçi Kurultayında kaybolduğuna tanık olduğunu söyledi. Yumli, “Bunun üzerine İstanbul İnsan Hakları Derneği’nde açlık grevi başlattık. CHP başlattığımız açlık grevi işgalinden Valilik önünde yapılan eylemlere kadar birçok yerde protestolar gerçekleştirdik” dedi.

    “KAYBEDİLENLERİN HESABINI SORACAĞIZ”

    Yumli, kayıp yakınları faillerinin bulunmasına öne çıkan kişilerden bahsederek şunları dile getirdi:

    “Başlattığımız bu kayıplar mücadelesi hem Türkiye’deki devrimci direnişin hem Kürdistan’daki kayıp yakınların adlarının anılmasını, hesabının sorulmasını açığa çıkardı. Kayıpların hesabını 1995 yılında hesabını sormak için başlattık. Enternasyonal, dünyanın birçok yerinde kurultaylarla devam ettirdik. Dünyanın kayıpları bizim kayıplarımız oldu, kendi ülkemizin kayıpları dünyanın kayıpları oldu. Yoldaşlarımızı, kaybedilenleri asla unutmayacağız. Kaybedenlerden hesap soracağız.”

    PİRHA/ALMANYA  

  • Usta Gazeteci Celal Başlangıç Köln’de toprağa verildi-VİDEO

    Usta Gazeteci Celal Başlangıç Köln’de toprağa verildi-VİDEO

    PİRHA- Gazeteci Celal Başlangıç, Almanya’nın Köln kentinde son yolculuğuna uğurlandı. 

    1990’larda Kürt illerindeki hak ihlallerine dikkat çeken haberleriyle tanınan, Artı TV ve Artı Gerçek’in kurucu yayın yönetmeni, Gazeteci Celal Başlangıç  3 Mayıs’ta Almanya’nın Köln kentinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

    Usta Gazeteci Başlangıç bugün Almanya’nın Köln kentinde bulunan Nordfriedhof Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Defin öncesi Başlangıç için cenaze töreni düzenlendi. Törene Başlangıç’ın eşi Ayşe Yıldırım, çocukları, gazeteci arkadaşları, siyasetçilerin yanında çok sayıda kişi katıldı.

    Törende gazeteciler Erk Acarer, Günay Aslan, Rakıp Duran, Hasan Cemal, Can Dündar, Banu Güven, Osman Okkan, Avukat-Gazeteci Kemal Göktaş kısa birer konuşma yaptı.

    Son olarak Ayşe Yıldırım Celal Başlangıç’a veda etti.

    Ardından kitle mezar yerine kadar yürüdü.

    TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincacı da mezar başında kısa bir konuşma yaptıktan sonra Başlangıç toprağa verildi.

    Celal Başlangıç, 1989 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinin Yeşilyurt Köyü’nde, askerlerin köylülere dışkı yedirdiğini ortaya çıkarmıştı. Haberin Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmaması üzerine istifa resti çekerek manşetten girmesini sağlamıştı. Böylece sorumluların ceza almasının önü açılmıştı.

    Başlangıç, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra KHK ile kapatılan Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışma amacıyla 2016 yılında başlatılan bir günlük “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldığı gerekçesiyle 13 gazeteci ve yazar hakkında açılan davada yargılanmıştı.

    2017 yılında Almanya’ya yerleşen Celal Başlangıç, son olarak Artı TV ve Artı Gerçek’in kurucu yayın yönetmenliğini yürütüyordu.

    Çok sayıda gazetecilik ödülü sahibi olan Başlangıç’ın “Kanlı Bilmece,” “Hayatın Rengi Gökkuşağı,” “Hayata Söylenmiş Şarkılar,” “Korku Tapınağı,” “Trilye’den Yusufeli’ne Adatepe’den Derik’e Hayat Ağacıyla Yaşayanlar” isimli kitapları bulunuyor.

     

    PİRHA/KÖLN

     

     

  • 68 kuşağı öncülerinden Hüseyin Cevahir belgeseli Köln’de gösterildi-VİDEO

    68 kuşağı öncülerinden Hüseyin Cevahir belgeseli Köln’de gösterildi-VİDEO

    PİRHA-68 kuşağı öncülerinden THKP-C kurucusu Hüseyin Cevahir anısına çekilen “Aşkla Sana” belgeseli Almanya’nın Köln kentinde gösterildi. Ertuğrul Kürkçü, “Dönemin mücadelesine örnek teşkil ettiği için Hüseyin Cevahir’in belgeselini yapmak ve üzerine konuşmak önemli” dedi. 

    68 kuşağı öncülerinden THKP-C kurucusu Hüseyin Cevahir anısına çekilen “Aşkla Sana” belgeseli Almanya’nın Köln kentinde gösterildi.

    “Aşkla Sana”, 12 Mart 1971’de yönetime fiilen el koyan askeri cunta rejimine karşı direnişin ilk kayıplarından Hüseyin Cevahir’in yaşamı ve mücadelesinden kesitler ve arkadaşlarının anlatımlarını kapsıyor. Dersim-Mazgirt doğumlu Hüseyin Cevahir, 1 Haziran 1971 sabahı, üç gün süren kuşatmanın ardından İstanbul-Maltepe’de Mahir Çayan ile birlikte kuşatıldıkları evde vurularak öldürüldü.

    Belgeselin Köln’deki gösterimine Yönetmen Arin İnan Arslan, Yapımcı ve Cevahir’in yeğeni Filiz Özkan ile Hüseyin Cevahir’in mücadele arkadaşı Ertuğrul Kürkçü de hazır bulundu.

    Gösterimin ardından Yönetmen Arslan ve Yapımcı Filiz Özkan belgeselin çekimine ilişkin bilgi verirken, Kürkçü ise Cevahir ile ilgili anısını anlattı.

    “DAYIMI VE MÜCADELESİNİ TANIMAK İSTEDİK”

    Filiz Özkan, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dayım Hüseyin Cevahir’i annesinin duvardaki siyah beyaz fotoğrafa bakarak ağladığı biri olarak tanıdım. Büyüdükçe de dayımı ve mücadelesini tanımak istedik. Öldürülüşünün 50. Yılında belgeseli tamamlamak istedik, ancak pandemiden dolayı gecikti. Dayımın birçok arkadaşına ulaşamadık.”

    “DÖNEMİN YARATTIĞI ETKİ 50 YILDIR SÜRÜYOR”

    Dönemin çok hızlı olduğunu ve 8 aylık bir süreçte çok olayın gerçekleştiğini söyleyen Ertuğrul Kürkçü, “Belgeselin bir dönemin önemli bir kesitini aktardığı için belgesele emek verenlere teşekkür ediyorum. Dönemin mücadelesine örnek teşkil ettiği için Hüseyin Cevahir’in belgeselini yapmak ve üzerine konuşmak önemli. Belgeselde konuşan arkadaşlar süreci anlatmış. Dönemin yarattığı etki 50 yıldır sürüyor. Bunu bu belgeselle de hatırlamak önemlidir” diye konuştu.

    Belgeselin Avrupa gösterimi, Avrupa Devrimci 78’liler tarafından organize edildi.

    PİRHA/ALMANYA

  • Avrupa Alevi Gençler Birliği Köln’de eğitim kampı yaptı

    Avrupa Alevi Gençler Birliği Köln’de eğitim kampı yaptı

    PİRHA- 29 Mart- 1 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen Avrupa Alevi Gençler Birliği kampı ve 6. olağan genel kurulun sonuç bildirisi paylaşıldı.

    Avrupa Alevi Gençler Birliği  6. Olağan Genel Kurulu öncesinde düzenlediği kampta inanç değerleri ve kültürü ağırlıklı ele alarak 4 günlük bir program düzenlemişti.

    İsviçre, Avusturya, Almanya, Belçika, Fransa, İsveç, Britanya, Hollanda, ve İtalya’yı temsil eden ve kendi ülkelerinde aktif çalışma yürüten Alevi gençlerin bir araya geldiği kampta, son yılarda yapılan çalışmalar dile getirilerek, bilgi, fikir, ihtiyaç ve çözüm alışverişinde bulunuldu.

    “İHTİYAÇ, FİKİR VE ÇÖZÜM ALIŞVERİŞİNDE BULUNULDU”

    4 gün süren kamp ve olağan genel kurul sonrasında yayınlanan sonuç bildirgesi şöyle:

    29 Mart – 1 Nisan tarihleri arasında, Avrupa’nın dört bir yanından Avrupalı Alevi Gençler; Köln’de AAGB kampında bir araya geldi.

    Birinci gün 1. Avrupa Alevi Gençlik Meclisi’nde son yılarda yapılan çalışmalar dile getirilerek, bilgi, fikir, ihtiyaç ve çözüm alışverişinde bulunuldu. Avrupa ülkelerinin farklı devlet yapılanmaları, eğitim sistemleri, demografileri ve Alevilerin ülkelere göç tarihi, Alevi gençliğin üzerinde farklı etkiler bıraksa da temelde kimlik krizi, kültür zenginliği ve nesiller arası diyalog ve çatışması gibi konularda yapılan çalışmalar ele alındı. Ülkelere göre değişiklik gösteren bu çalışmalarla ilgili paylaşımlarda bulunuldu ve deneyim aktarımı sağlandı. Alevi gençlerinin temel bir sorunu olan eğitim konusu üzerinde duruldu. Eğitim sorunu ile ilgili olarak; ortak bir çözüm arayışına girildi. Bir çok Alevi gencinin tarihimizle, inancımızla ve ritüellerimizle ilgili temel konulara basit cevap arayışında olduğu vurgulandı. Meclis’te söz alan gençlik kurum temsilcileri, eğitime olan ihtiyaç için ilk adımın merak ve sorgulama olduğunu ve biz gençlerin sorgulamaktan korkmamaları gerektiği vurgulandı. Çözüme ulaşmanın yolunun sorgulamaktan geçtiği belirtildi.

    ATÖLYELER

    İkinci gün edindiğimiz tecrübeler doğrultusunda, gelecekte Alevi hareketi olarak nelere karşı kriz masaları kurulmalı ve hangi yöntemlerle çalışması gerektiğine dair çeşitli senaryolar yazıldı. Bu zorlu süreçlerin atlatılması konusunda gruplar halinde farklı senaryolar ve çözümler konuşuldu. Bizler, bu çalışmayla sadece var olan yangını söndürme değil; gelecekte çıkabilecek sorunlara da şimdiden önlem almayı ve hazırlıklı olmayı hedefledik.

    Bir diğer atölye çalışması da, Alevi gençliğinin nasıl maddi bağımsızlığa ulaşarak daha uzun vadeli çalışmalar yapılabileceği konusuydu. Gençlik fonlarının yanı sıra, kendi gençlik kurumlarımız ile nasıl Alevice ekonomik faaliyetler yürütüleceği konuşuldu. Bu hizmetlerin hem Yol’a hem de gençlik kurumlarımıza hangi olanakları sağlayabileceği üzerine fikir alışverişi yapıldı.

    6. GENEL KURUL GERÇEKLEŞTİ

    Köln Cemevi’nde AAGB’nin 6. Genel Kurulu gerçekleştirildi. Önceki günlerin yaratmış olduğu samimi ortam, genel kurulun gençliğe ve tabi Yol’umuza yakışır şekilde gerçekleşmesine sebep oldu. 2022’de gerçekleşmesi gereken genel kurul pandemiden dolayı iki yıllık bir gecikmeyle gerçekleşti. Pandemiden dolayı bir çok proje ve hedeflenen çalışma teoride kalmış olsada, bazıları başarıyla tamamlanmıştı. Bu olumsuzluklara rağmen AAGB, yeni yönetimini ve denetleme kurulunu Avrupa’nın birçok ülkesinden gelen delegelerle ve yüksek bir katılımla seçti. Avrupa Alevi Gençler Birliği’nin Genel Kurulu’na katılamayan bazı kurum temsilcilerimiz, yazılı ve telefon aracılığıyla bize ulaşarak genel kurulumuzu selamladılar.

    AAGB YÖNETİM KURULU ÜYELERİ SEÇİLDİ

    Melanie Sınırtaş (Avusturya, Wels AKM)

    Eren Kılıç (Hollanda, Amersfoort AKM)

    Veliyettin (İtalya, Alevi Bektaşi Kültür Birliği)

    Umut Aktaş (Fransa, St. Louis AKM)

    Barış Şanlı (Almanya, Weil am Rhein AKM)

    Haşim Arslan (İsveç, İsveç Alevi Gençler Birliği)

    İsviçre – Delege gönderecek

    Belçika – Delege gönderecek

    Britanya – Delege gönderecek

    6.⁠ ⁠Avrupa Alevi Gençler Birliği Denetim Kurulu üyeleri

    Can Özdemir (Belçika, Brüksel AKM)

    Önder Çömert (Fransa, Mulhouse AKM)

    Ali Göktaş (Avusturya, Jenbach AKM)

    Yedekler:

    Ada Yılmaz(İsveç, İsveç Alevi Gençler Birliği)

    Elvan Çadır(Fransa, Nancy AKM)

    Görev dağılımı yapıldıktan sonra ayır bir açıklamayla kamuoyuna bildirilecektir.

    PİRHA/ALMANYA

     

  • Alevi ve Dersim kurumları Dersim Katliamı’nın yıldönümünde ortak anma düzenleyecek!

    Alevi ve Dersim kurumları Dersim Katliamı’nın yıldönümünde ortak anma düzenleyecek!

    PİRHA – Avrupa’da faaliyet yürüten çok sayıda kurum, Dersim Soykırımı’nın yıldönümü olan 4 Mayıs’ta ortak anma kararı aldı. Yapılan açıklamada “Gün sesi duyulmayan canlarımızın sesini haykırma günüdür” denilerek Köln şehrinde yapılacak anmaya katılım çağrısında bulunuldu.

    Dersim Soykırımı Mağdurları İnisiyatifi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Avrupa Demokratik Dersim Dernekleri Federasyonu (ADEF), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Dersim İnşa Kongresi (DİK), Dersim Kültür ve Tarih Merkezi (DKG), Dersim 38 Soykırım Karşıtı Derneği ve Kurdische Gemeinde (KG) temsilcileri, 4 Mayıs’ta yapılacak anma için Köln Alevi Kültür Merkezi – Cemevi’nde bir araya geldi.

    Alevi ve Dersim kurumları, yapılan görüşmeler sonrasında 4 Mayıs Dersim Soykırımı’nda yaşamını yitirenleri ortak anma kararı aldı.

    4 Mayıs’ta Almanya’nın Köln şehrindeki Dom Kilisesi önünde yapılacak anma ile ilk kez çok sayıda kurum bir araya gelecek.

    Kurumlar tarafından yapılacak anmaya ilişkin bir de çağrı metni paylaşıldı. Kürtçenin Kirmanckî, Kurmancî lehçelerinin yanı sıra Almanca ve Türkçe dillerinde de kamuoyuna bilgi verildi.

    İlerleyen günlerde anmada hazırlanacak ortak metnin de yine Kürtçe, Almanca ve Türkçe okunacağı duyuruldu.

    Türkçe metni AABF, Almanca metni ADEF, Kurmancî metni DİK, Kirmanckî metni ise Kurdische Gemeinden’in okuyacağı açıklandı.

    Anmada, ‘Dersim Soykırımı’nı tanı!’ sloganı ile birlikte Seyit Rıza ve idam edilen yoldaşlarının pankartının yer alacağı belirtilirken, soykırıma uğrayanların fotoğraflarının da taşınacağı aktarıldı.

    ALMANYA’DA MERKEZİ ANMA KARARI!

    Kurumlar adına yapılan yazılı açıklamada “Dersim’in Çığlığını Köln Katedrali önünden dünyaya haykırıyoruz” denilerek açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Dersim Tertelesi’nin başlangıcı kabul edilen ve “Tunceli Tenkil Harekatı” olarak bilinen 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı’nın üzerinden 87. yıl geçti. Alevi kurumları ve Dersim örgütleri, Dersim Tertelesi’nin başladığı gün olan 4 Mayıs’ı kara gün (Roza Şaê) olarak ilan ettiler. Alınan bu karardan sonra her yıl 4 Mayıs’ta Dersim Soykırımı mağdurları için Türkiye, Avrupa ve dünyanın her yerinde anmalar düzenleniyor. Bu yıl Almanya’daki merkezi anma Köln Dom Kilisesi önünde yapılacak.

    “Ordi onto ma ser de, dormê ma çorali qapano,

    Haq adırê dina wemedaro, kês mare alaqutarê nêvano”

    Bundan 87 yıl önce Dersim’de insanlık suçu işlendi. On binlerce çocuk, kadın yaşlı hunharca katledildi. On binlerce insanımız zorunlu göçe tabi tutuldu. Yüzlerce çocuk, yetiştirme yurtlarına verildi, yine yüzlerce kız çocuğu, savaş ganimeti gibi bilinmeyen uzak yerlere götürüldü.

    Dersim’in çığlığı ya cansız bedenlerle beraber Munzur ve Harçik nehirlerinde boğuldu, ya da Dersim’in yalçın kayalarını aşıp dünyaya ulaşmadı. Dünya o gün de, bugün de Dersim’de yaşanan soykırıma duyarsız kaldı, mazlumların sesini duymadı. Gün sesi duyulmayan canlarımızın sesini haykırma günüdür.

    Biz, Alevi ve Dersim kurumları, 4 Mayıs 2024, saat 13:00’da Dersim’de katledilen canlarımızı merkezi olarak Köln Katedrali önünde birlikte anacağız. Demokrasiden, insan haklarından yana olan herkesi, insanlığa karşı işlenmiş bu soykırımı kınamak, hesabını sormak ve hunharca katledilen canlarımızın hatırası önünde saygıyla eğilmek için Köln DOM’a çağırıyoruz. Niyazınızı, çırağınızı yanınıza alın, hep beraber Dersim’in çığlığı olalım.

    Dersim Soykırımı tanınsın! Hesap verilsin!”

    (HABER MERKEZİ)

  • FEDA ve DAKB’den 17 Şubat’ta Köln’de miting

    FEDA ve DAKB’den 17 Şubat’ta Köln’de miting

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Almanya Köln’de 17 Şubat’ta tecrite karşı miting yapacak. Tecrite karşı olan herkesin mitinge katılması için çağrı yapıldı. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) ortak yazılı bir açıklama yaparak, Alevileri tecrite karşı Almanya Köln’de 17 Şubat’ta yapılacak mitinge davet etti.

    Abdullah Öcalan’ın 36 aydır ailesiyle görüştürülmediği belirtilen açıklamada, tecriti ve işkenceyi kabul etmiyor, insanlık suçu olan işkence ve izolasyonu kınadığımızı ifade etmek istiyoruz. İmralı’da sürdürülen tecrit özgür insana, demokratik değerlere, ortak yaşama saldırıdır. Kürt ve Alevi sorununu çözemeyen, inkâr, asimilasyon ve soykırımda ısrar eden zihniyet ve siyasetin saldırısıdır” denildi.

    FEDA ve DAKB, “Tarih boyunca zalime karşı mazlumların hak savunuculuğunu yapan biz Aleviler tecrite, izolasyona karşı hakkın ve hakikatin yanında olmalıyız. Gelin canlar Xizir ayında mazlumların haldaşı ve yoldaşı olalım diyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Köln Interkultur Derneği’nin korosu 8 dilli konser verecek

    Köln Interkultur Derneği’nin korosu 8 dilli konser verecek

    PİRHA- Almanya’nın Köln şehrinde Göçmenlere ve Almanlara uyum, eğitim, aile danışmanlığı, şiddete karşı, bağımlılıkla mücadele ve kültürel gibi çok farklı alanlarda çok dilli ve kültürlü profesyonel uzmanlar tarafından danışmanlık hizmeti veren Interkultur Derneği’nin Korosu, 22 Aralık tarihinde Lutherkirche Südstadt’ ta Mehmet Akbaşın Koro şefliğinde bir konser verecek.

    ‘Anadoludan sesler, tınılar, ezgiler’ adlı konserde Anadolu’nun zengin ve derin müzik kültürünün ürünü olan ezgiler sekiz dilde seslendirilecek. 2013 yılında kurulan Intertürk Derneği göçmenlerin toplumsal yaşama, kültürel hayata katılımı içinde faaliyet gösteriyor. Yine ırkçılık, ayrımcılıkla da mücadele eden dernek hayatın bir çok alanında Kölnlü göçmenlerin severek gittiği, destek, yardım aldığı bir adres, sosyal kurum olmuş durumda.

    8 FARKLI DİLDE EZGİLER SESLENDİRİLECEK

    Sekiz farklı dilde halk ezgilerini seslendiren bu grup, koro şefi Mehmet Akbaş ve piyano öğretmeni Emin Alıcı yönetiminde faaliyet gösteriyor. 25 kişilik grup, çeşitli konserlerde yer aldı ve şimdi Lutherkirche’de sahneye çıkacak. Türkiye’den katılan keman virtüözü Erdem Altınses, perküsyon da Ömer Avcı, piyanoda M. Emin Alıcı, gitarda Irmak Karaca, temburda Mustafa Demir ve bağlamada Umut Altıntaş ayrıca Nurullah Turgut erbanede konuk müzisyen olarak da bu konserde yer alacaklar.

    Çok kültürlü coğrafyanın sesi ve Kürt müziğinin icracılarından Sanatçı Mehmet Akbaş, InterKültür e.V. Korosu ile 3 Ekim 2023 tarihinde Köln Filarmoni’de diğer koro gruplarıyla birlikte konser verdi. Şimdi, iki yıldır yönettiği InterKültür korosuyla 22 Aralık’ta Lutherkirche’de sekiz dilde seslendirilen ezgilerle dinleyicilerle buluşacak.

    Intertürk Korosu’nun konseri saat 19.00’da başlayacak.

    PİRHA/ALMANYA

  • ‘Yıkılacak Duvarlar’ın galası Köln’de gerçekleşti

    ‘Yıkılacak Duvarlar’ın galası Köln’de gerçekleşti

    PİRHA-Aysel Tuğluk, Gültan Kışanak, Figen Yüksekdağ ve Sibel Yiğitalp’ın siyasi mücadelesini konu alan ‘Yıkılacak Duvarlar’ belgeselinin galası Köln’de gerçekleşti.

    Yönetmenliğini Şerif Çiçek ve Hebûn Polat’ın yaptığı belgeselin yapımcılığını Onur Güler, Adil Demirci ve Yeşim Coşkun üstlendi. HDP’li Tuğluk, Kışanak, Yüksekdağ ve Yiğitalp’in doğdukları şehirlerden başlayarak, tutuklu bulundukları Kandıra hapishanesine uzanan yolculuk, aileleri, dostları ve mücadele arkadaşlarının anlatımlarının yer aldığı belgeselin galası Almanya’nın Köln kentindeki Filmhaus Sineması’nda düzenlendi.

    Galaya eski HDP Milletvekilleri Sibel Yiğitalp ve Nursel Aydoğan, Eski Cizre Belediye Başkanı Leyla İmret, Kuzey Ren-Westfalya Eski Devlet Bakanı Anke Brunn, Yeşiller Partisinden eski Kuzey-Ren-Westfalya eyalet Milletvekilli Arif Ünal, film yapımcısı ve Gazeteci Osman Okkan ve Nezahat Gündoğan ve çok sayıda gazeteci ve kurum temsilcisi katıldı. Belgesel sonrası düzenlenen söyleşiye Sibel Yiğitalp, Leyla İmret, Nezahat Gündoğan, Osman Okkan, Şerif Çiçek ve Süleyman Demirtaş katıldı.

    Belgesel sonrası söyleşide söz alan Yönetmen Şerif Çiçek, “Tutsakları ekrana yansıtmak hep zordur. Hem teknik açıdan zordur, hem de önemli bir siyasi sorunluluğu omuzlarımıza yükler. Umarız ki belgeselimiz ile mücadeleye sanat alanından bir katkı sunabilmişizdir” dedi.

    Çok sayıda belgesel ile tanınan Osman Okkan ise “Bir gazeteci ve belgeselci olarak çok başarılı buldum. Tarihe not düşülmesi gereken şeylerin sinema eli ile de kitle ile buluşması çok değerli” ifadelerini kullandı.

    “O DUVARLAR ELBET BİR GÜN YIKILACAK”

    Belgeselde yer alan eski HDP Milletvekilli Sibel Yiğitalp de, belgeselde emeği geçen herkese teşekkür ederek, “Jin Jiyan Azadi“ bir slogan olmaktan çıkıp, kadın hareketinin merkezine yürüdüğünü belirtti. Yiğitalp, “Kadın tutsaklarımız da bu yürüyüşün en önündeler. Onları özgürleştirmek, halklarımızı özgürlüğe kavuşturmak bizlerin omuzlarındadır. O duvarlar elbet bir gün yıkılacak” diye belirtti.

    Belgeselci Nezahat Gündoğan ise “Hem bir kadın, belgeselci, kürt ve tutsaklık yaşamış biri olarak birçok kimliğimi filmde buldum. Çok değerli bir emek verilmiş. Özellikle Aysel Tuğluk üzerinden devletin kuşaklar boyu kimliksizleştirme politikasına vurgular çok önemliydi“ diye konuştu.

    “TUTSAKLARIMIZ ÖZGÜR BİR YAŞAM İÇİN BEDEL ÖDÜYOR”

    HDP Almanya Temsilcisi Leyla İmret de şunları kaydetti:

    “Tutsaklarımız özgür bir yaşam uğruna bedeller ödüyor. Bu film onlarla kurduğumuz bağı daha da güçlendirme ihtiyacını ortaya koydu. Film tam da özgür yarınlar için, bu seçim atmosferinin içinde tek adam rejimine daha güçlü karşı koyuşa çağrı yapıyor. 9 Mayıs’a kadar oy vermeye gidelim“ dedi. Gösterimde yoğun ilgi yaşandı, salona giremeyenler için yeniden bir gösterim planlanacağı açıklandı.”

    PİRHA / KÖLN