Etiket: konferans

  • Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı başladı – VİDEO

    Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı başladı – VİDEO

    PİRHA – Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı başladı. Açılış konuşmasını yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AKP’nin son dönemde Alevilere karşı uyguladığı asimilasyon politikalarına değinerek “Alevilik bir inançtır. Cemevleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanacak yerler değildir. Cemevleri bizlerin ibadethane merkezleridir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

    Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde başladı.
    Zakirlerin deyişleriyle başlayan konferansın açılış konuşmasını Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir yaptı.

    “CUMHURİYET’İN 100 YILLIK TARİHİNDE KATLİAMLAR SİLSİLESİYLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

    Hatimoğulları, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihinde bir katliamlar silsilesiyle karşı karşıya kalındığını belirterek şunları kaydetti:

    “Tekçi ırkçı anlayışa sınırın ötesinde de tanıklık ettik. Bizler biraraya geldikçe tekçi ırkçı dayatmalara karşı çok daha güçlü oluruz. 100 yıllık yaşam içerisinde birçok asimilasyonla, katliamla, baskıyla karşı karşıya kaldık. Ancak buna boyun eğmedik, bunun karşısında dimdik ayakta kaldık. Biz bu 100 sene içerisinde aynı dayanışmamızı ördük, bu politikalara karşı diz çökmedik.”

    “CEMEVLERİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NA BAĞLANACAK YERLER DEĞİLDİR”

    Hatimoğulları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyon projesi olduğuna da vurgu yaparak şunları söyledi:
    “Bu politikalara özellikle AKP iktidarının bir torba yasa kanunuyla Cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlama projesidir. Bu projeye son süreçte geliştirilen ÇEDES projesini de eklememiz gerekiyor. Alevilik bir inançtır. Cemevleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanacak yerler değildir. Cemevleri bizlerin ibadethane merkezleridir. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Dedeleri imamlar gibi maaşlara bağlayarak aslında Alevilere dönük bugüne kadar gerçekleştirilmiş olan tanıdığımız geleneksel katliamcı, asimilasyoncu politikaların dışında şu an başka bir yöntem geliştirdiler ve bu yönteme asla Aleviler tenezzül etmeyecektir. 100 yıllık Cumhuriyet’in inançlara özgürlükler sunmadığını gayet iyi biliyoruz. Bu ülkede yaşayan bütün canlarımızın eşit yurttaşlık hakkı temelinde bu ülkede yaşayabilmesinin önünü açmak hepimize düşen görev ve sorumluluklardır.”

    “CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINI DOĞRU TAHLİL ETMEMİZ GEREKİYOR”

    HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir ise, Cumhuriyetin 100. Yılının aynı zamanda bir sorgulama yüzyılı olduğunu belirterek, “İkinci yüzyıla geçerken, birinci yüzyılı doğru tahlil edersek ikinci yüzyılı da güçlü karşılayabiliriz. Cumhuriyet’in birinci yüzyılı Aleviler açısından çok önemli” dedi. Demir, şöyle devam etti:

    “Devletin Alevisi kavramını oluşturarak AKP döneminin çeşitli çalıştaylar başlatması ve bu çalıştaylarla beraber Alevilik meselesine Alevilerin sorunlarına yaklaştığını ve Alevi inancını esas aldığını, dikkate aldığını söylemiş olsa da bunun aslında bu inanca saygı, bu inanca eşit yaklaşım olmadığından sistematik bir devlet politikası olduğunu görüyoruz. Yine ÇEDES Projesi de bunun bir başlangıcı. Dolayısıyla bu 100 yılda bütün bu süreci de iyi tahlil etmek gerekir. Cumhuriyet Türkiye’sinin Alevilerin kimliğini kabul eden, özgür yaşam koşullarını kabul eden ve Aleviliği destekleyen bir görüntü olsa da Alevi toplumuna en fazla saldırının gerçekleştiği dönem olarak değerlendirmekte fayda var.”

    “BÜTÜN İNANÇLARIN BİRARADA YAŞAYABİLMESİ İÇİN POLİTİK VE İDEOLOJİK BİR SAVAŞ VERMEK GEREKİYOR”

    Esengül Demir şunları da ekledi:

    “HDK olarak da bütün inanç ve kimliklerin kendilerini temsil etme, kendilerine alan yaratma ve bir arada özgürce eşit yaşama alanlarının oluşturulması gerekiyor. Bütün bu inançların bir arada yaşayabilmesi için politik ve ideolojik bir savaş vermek gerekiyor. Bu süreçte de Alevi toplumu bu kavgayı yürütmüş bir inanç kesimidir. Katliamlar ve asimilasyon politikaları bir başarı gösterememiştir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ Garip Dede Cemevi’nde başladı-VİDEO

    ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ Garip Dede Cemevi’nde başladı-VİDEO

    PİRHA-“2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları”, ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ konu başlığıyla Garip Dede Cemevi’nde başladı. Alevi inancı akademiye çok uygun bir inanç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Bizim programlarımızın amacı Alevi inancını tanımlamak değil. Bir şeyi tanımladığınızda sınır çizmiş oluyorsunuz. Aleviliği ve Alevileri anlamayı mümkün kılan çalışmalar yapıyoruz” dedi.

    “2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları”, Prof. Dr. Şükrü Aslan koordinatörlüğünde, ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ konu başlığıyla Garip Dede Cemevi’nde başladı.

    Konferans öncesinde Garip Dede Dergâhı Vakfı Başkanı Celal Fırat ve Prof. Dr. Şükrü Aslan açılış konuşması yaptı.

    “GADEV ALEVİ AKADEMİSİ’NİN ÇALIŞMALARI ÇOK ÖNEMLİ”

    Bütün toplumun kucaklaşması gerektiğini belirten Garip Dede Dergahı Başkanı Celal Fırat, “Türkiye de Alevi olmak çok zor, asimilasyon politikalarına karşı mücadele etmek zorundayız. İnanç kurumlarımız sadece Hakk’a uğurlama erkanlarının yapıldığı yerlere dönüştü, o yüzden GADEV Alevi Akademisi’nin çalışmaları çok önemli. Asimilasyona karşı her bireyin mücadele etmesi lazım. Her gün inancımıza yönelik hakaretler ediliyor, cemevlerimiz halen ibadethane olarak kabul edilmiyor. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile asimilasyon politikasını hızlandırdılar” dedi.

    “ALEVİ İNANCI AKADEMİYE ÇOK UYGUN BİR İNANÇ”

    Alevi inancı akademiye çok uygun bir inanç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şükrü Aslan, “Akademinin yapması gereken çalışmaları biz GADEV bünyesinde bir Alevi kurumunda yapıyoruz. Alevilikle ilgili çalışmaların en özgün biçimleri Alevi kurumlarında yapılıyor. Toplamda yaptığımız programlara 60 akademisyen davet ettik, o yüzden GADEV Alevi Akademisi çok ciddi bir birikim. Alevi kurumlarında toplumun sorunlarının akademik boyutuyla tartışılması çok önemli bir şey. Bizim programlarımızın amacı Alevi inancını tanımlamak değil. Bir şeyi tanımladığınızda sınır çizmiş oluyorsunuz. Aleviliği ve Alevileri anlamayı mümkün kılan çalışmalar yapıyoruz” diye konuştu.

    Açılış konuşmalarının ardından; Prof. Dr. Şükrü Aslan moderatörlüğünde gerçekleştirilen Alevi Topluluklar Konferansında Doç. Dr. Volkan Ertit, ‘Arap Alevilerin Dönüşen Dinsel Yaşamları’ , ‘Prof. Dr. Ayten Kaplan, ‘Tahtacı Aleviler’ , Elmas Aruz, ‘Dünden Bugüne Anadolu Abdalları’ , Dr. Mustafa Aslan, ‘Sosyo-Kültürel tarihin izinde Çepni Alevileri: Gaziantep Çepnileri Örnekleri’ konularına ilişkin konuşma gerçekleştirilecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mutlu: 25 Şubat’ta Alevilerin sorunları ifade edilecek, konferans tarihi önemde-VİDEO

    Mutlu: 25 Şubat’ta Alevilerin sorunları ifade edilecek, konferans tarihi önemde-VİDEO

    PİRHA-“Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler” konferansının uzun süredir çalışmalarını yürüttüklerini belirten DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Alevilerin sorunlarının ifade edilmesi önemli. O yüzden yapacağımız konferans tarihi önemdedir. Biliyoruz ki bu ülkede bütün ötekiler bir arada mücadele ettiğinde büyük bir güç oluşacaktır” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 25 Şubat Pazar günü saat 09.00-18.00 arasında İstanbul’da Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans gerçekleştirecek.

    Konferansta; ‘Erken cumhuriyet döneminden bugüne siyasal sistem ve Aleviler’, ‘Toplumsal değişim dinamikleri bağlamında muhalefet ve Aleviler’, ‘Siyasal katılım arayışları, siyasal özne olma ve yerel yönetimlere katılım ve temsil’, ‘Aleviler nasıl bir gelecek istiyor ve güncel sorunlar’ başlıklı konular konuşulacak. Konferans, öneriler ve sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erecek.

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, DEM Parti ve HDK’nin 25 Şubat’ta İstanbul’da yapacağı ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferansa ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “TÜRKİYE’DEKİ TEMEL SORUNLARDAN BİRİSİ ALEVİ SORUNU”

    HDK ve DEM Parti olarak Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı’nın uzun süredir çalışmalarını yürüttüklerini belirten Yüksel Mutlu, “Türkiye’de yaşanan en temel sorunlardan biri Alevi sorunu. Alevilerin tarihsel olarak birçok sorunu var. Alevilerin yaşadıkları fiziksel, kültürel soykırımlar var ve asimilasyon ile karşı karşıyalar. İktidar son zamanlarda ÇEDES Projesi ve Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı gibi Alevi inancına yönelik çok ince asimilasyon politikaları yürütüyor. Sivas Katliamı’nın zamanaşımına uğratılması, Gazi, Maraş ve Çorum katliamlarının faillerinin aramızda dolaşıyor olması Alevi toplumunda bir hafıza yaratıyor” diye belirtti.

    “BU ÜLKEDE BÜTÜN EZİLENLERİN SORUNLARI BİRDİR”

    Alevilerin yaşadığı güncel sorunları içerisine alan ve daha çok Alevilerin konuşacağı bir çalışma gerçekleştireceklerini ifade eden Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu çalışmayı Alevilerin konuşup bizim de notlar alarak yol haritamızı ve stratejimizi belirleyeceğimiz bir çalışma olarak görüyoruz. Konferansın sonunda bir sonuç bildirgesi açıklayacağız. Bunun önemli olacağını düşünüyoruz çünkü önümüzdeki dönemde diğer yerlerde devamını gerçekleştireceğiz. Alevilerin sorunlarının ifade edilmesi önemli. O yüzden yapacağımız konferans tarihi önemdedir. Biliyoruz ki bu ülkede bütün ötekiler bir arada mücadele ettiğinde büyük bir güç oluşacaktır. Bu ülkede bütün ezilenlerin sorunları birdir, o yüzden bir zincirin halkaları gibidir. Birbirimizi gören, birbirimize dokunan bir çalışmayı gerçekleştireceğiz. Herkesi 25 Şubat’ta gerçekleştireceğimiz konferansa davet ediyoruz.”

    Cihan BERK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -DEM Parti ve HDK’den ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans
    -Fırat: Her canımızı ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konferansına bekliyoruz – VİDEO

  • Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan, ‘Kadıncık Ana Konferansı ve Resepsiyonu’

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan, ‘Kadıncık Ana Konferansı ve Resepsiyonu’

    PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ düzenleyecek. 9-11 tarihleri arasında Mannheim Cemevinde gerçekleşecek konferansa Almanya’nın çeşitli bölgelerinden birçok kadın katılacak.

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’nın dört bir yerinde kadınlar yan yana gelecek. Kadınlar eşitsizliğe, şiddete, yoksulluğa, savaşa karşı seslerini yükseltecek.

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Mannheim Cemevi’nde, ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ gerçekleştirecek.

    “TÜM CANLARI DAVET EDİYORUZ”

    Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

    “AABF’mizin 35. yılında öğretimizin özü olan eşitliği yaşayabilmenin yollarını birlikte aramak ve ‘can’ kavramının altına sakladığımız eşitsizlikleri kaldırmak için 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle 9/10 Mart 2024 tarihinde ‘Kadıncık Ana Resepsiyonu ve Konferansı’ için Mannheim Cemevimizde bir araya geleceğiz. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kamusal alanda yansımalarını ve Aleviliğin ışığında, dünden bugüne Alevi kadınını konuşacağımız etkinliğimize başta kadınlarımız olmak üzere, tüm canlarımızı davet ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Aslan: Alevilik tartışmalarına yeni kapılar, yeni anlama araçları geliştirmek istiyoruz -VİDEO

    Aslan: Alevilik tartışmalarına yeni kapılar, yeni anlama araçları geliştirmek istiyoruz -VİDEO

    PİRHA-“2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları” Prof. Dr. Şükrü Aslan koordinatörlüğünde, 24 Şubat’ta başlayacak. 4 tane konferans yapmayı planladıklarını söyleyen Aslan, “Yapacağımız konferansların ilkini ‘Alevi topluluklar’ konu başlığıyla yapacağız. Alevi topluluklar diye bir başlık seçmemizin nedeni Aleviliği bambaşka pencerelerden anlama imkânı sağlaması. Aslında tek bir Alevi tarifi yapmaya çalışan kesimlere bunun hatalı bir iş olduğunu söylemek” dedi.

    “2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları”, Prof. Dr. Şükrü Aslan koordinatörlüğünde, 24 Şubat Cumartesi günü saat 12.00’de ‘Alevi Topluluklar Konferansı’ konu başlığıyla Garip Dede Cemevi’nde başlayacak.

    Prof. Dr. Şükrü Aslan, 2024 Yılı GADEV Alevi Akademisi Aleviler/Alevilik Saha Araştırma Konferansları’na ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “4 TANE KONFERANS PLANLADIK, İLKİ ‘ALEVİ TOPLULUKLAR’”

    Garip Dede Alevi Akademisi’nde 2022 ve 2023 yılında ‘Sosyal Bilimler Perspektifi’nden Aleviler ve Alevilik’ başlığı altında seminerler yaptıklarını ifade eden Şükrü Aslan, “Bizim Alevilik öğretmek gibi bir iddiamız yok ama Aleviliği anlamak için bilimsel alandan bakanlara yeni kapılar açmak ve yeni yerlerden bakmak gibi bir katkımız olur düşüncesiyle bu çalışmaları yaptık” dedi.

    24 Şubat’ta yapılacak programın önceden yapılan programdan farkının seminerler dizisi değil de konferanslar dizisi olarak örgütlenmiş olduğunu belirten Aslan, “Bu programı konferanslar dizisi olarak örgütlememizin sebebi bu konuda yapılmış saha çalışmalarının tematik olarak belli başlıklar altında bir araya getirmek ve bir alana derinleşmek. Bu konuda yapılmış saha çalışmalarının detaylarını hem dinlemek hem de aktarmak. 2024 yılında 4 tane konferans planladık. Yapacağımız konferansların ilkini 24 Şubat’ta Garip Dede Cemevi’nde ‘Alevi Topluluklar’ konu başlığıyla yapacağız” diye kaydetti.

    “HERKESİ KONFERANSLARI TAKİP ETMEYE DAVET EDİYORUZ”

    Aleviliği bambaşka pencerelerden anlama imkânı sağladığı için ‘Alevi toplulukla’ başlığını seçtiklerini söyleyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tek bir Alevi tarifi yapmaya çalışan kesimlere bunun hatalı bir iş olduğunu söylemek istiyoruz. Çünkü farklı toplulukların Aleviliği çok farklı şekilde deneyimlediklerini ve bunların Alevilik başlığı altında bir araya geldiğini söyledik. Sosyal bilimciler olarak bu tartışmaya saha araştırmalarının bulgularını sunarak yepyeni bir kapı açmayı umuyoruz. Alevi topluluklar konusunda seçtiğimiz gruplar Tahtacılar, Arap Alevileri, Çepniler ve Abdallar olarak belirledik. Sonraki programlarımızda da 1920’de oluşturulan TBMM’nin Alevi milletvekillerini tartışmayı planladık. Üçüncü konferansımız ‘Aleviler ve Medya’ olacak. Bu programın son konferansı ise aralık ayında ‘Alevi katliamları’ konusu üzerine yapılacak. Türkiye’de ki Alevi katliamlarından örnekler seçerek ve saha çalışmaları yapan akademisyenleri davet ederek detaylı bir şekilde tartışmak istiyoruz. Her bir katliamın kendi öyküsüne odaklanan ve detaylarını anlatabileceğimiz bir organizasyon. GADEV Alevi Akademisi bünyesinde yapılan bu çalışmalar aslında akademik ortamda yapılması gereken çalışmalar ancak biz Alevi inanç kurumunda yapmaya çalışıyoruz. Sosyal Bilimlerin Alevilik tartışmalarına yeni kapılar, yeni anlama araçları geliştirmek istiyoruz. O yüzden herkesi bu konferansları takip etmeye davet ediyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    -GADEV Alevi Akademisi 24 Şubat’ta başlıyor

  • DEM Parti ve HDK’den ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans

    DEM Parti ve HDK’den ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans

    PİRHA-DEM Parti ve HDK 25 Şubat’ta İstanbul’da Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans gerçekleştirecek.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 25 Şubat Pazar günü saat 09.00-18.00 arasında İstanbul’da Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans gerçekleştirecek.

    Konferansın açılış konuşmalarını HDK Eş Sözcüleri Esengül Demir, Cengiz Çiçek ve DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan yapacak.

    Konferansta; ‘Erken cumhuriyet döneminden bugüne siyasal sistem ve Aleviler’, ‘Toplumsal değişim dinamikleri bağlamında muhalefet ve Aleviler’ , ‘Siyasal katılım arayışları, siyasal özne olma ve yerel yönetimlere katılım ve temsil’, ‘Aleviler nasıl bir gelecek istiyor ve güncel sorunlar’ başlıklı konular konuşulacak.

    Konferans öneriler ve sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erecek.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ABF Alevi Kadın Meclisi, 3 şubatta ‘1. Kadın Konferansı’nı yapacak

    ABF Alevi Kadın Meclisi, 3 şubatta ‘1. Kadın Konferansı’nı yapacak

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı 3 Şubat’ta Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Kadın Meclisi, kuruluşunun da ilan edileceği 1. Kadın Konferansı’nı Ankara’da Yılmaz Güney Sahnesi’nde yapacak. Konferansa, kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri de davet edildi.

    3 Şubat’ta gerçekleşecek Kadın Konferansı, Sema Ulusoy İzkaya ve Zeynep Karababa’nın okuduğu Gülbeng-Üç Nefes ile başlayacak. Sunuculuğunu Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz’ın yapacağı konferansta, ABF adına açılış konuşmasını Elif Keleşo yapacak.

    “YOL’UMUZDA VARDIK, VARIZ, HEP VAR OLACAĞIZ”

    1.Oturum

    Mitolojiden Öğretiye Alevilikte Kadın (İstanbul Üniversitesi Doç. Dr. Cemal Salman)

    Öğretiden Pratiğe Alevi ve Kadın Olmak (Serçeşme Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Canan Seçkin)

    Ev, Şehir, Kamusal Alan: Gündelik Hayatta Alevi Kadın (İzmir Büyükşehir Belediyesi Yüksek Mimar Demet Bayar)

    2.Oturum

    Diğer Kadın Örgütleri ve Alevi Kadınlar (Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Fidan Ataselim)

    Cumhuriyet, Eşit Yurttaşlık ve Alevi Kadın Mücadelesi (Gazeteci- Yazar, HBVAKV Gölbaşı Şube Başkan Yardımcısı Aysel Kamber)

    Aktarım, Ayrım, Asimilasyon: Kadın Gözüyle Algı ve Deneyimler (Hacettepe Üniversitesi Prof. Dr. Özlem Cankurtaran)

    3.Oturum

    Alevi Kadın Mücadelesinin Bugünü-Yarını: Kazanım, Sorun ve Yeni Yollar (Sosyal Hizmet Uzmanı Gül Erdost, Emel Sungur Uzman Kadın Aktivisti)

    Cumhuriyet’in İkinci Yüzyılında Alevi Kadınlar (Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Bedriye Poyraz)

    Konferans, konuşmacıların ve diğer konukların değerlendirmeleri, kurum temsilcileri/Alevi kadınların değerlendirmeleri ile son bulacak.

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti konferansı sona erdi: 24 karar alındı

    Yeşil Sol Parti konferansı sona erdi: 24 karar alındı

    PİRHA-Yeşil Sol Parti’nin iki gün süren konferansında 24 karar alındı. Konferansta, Kürt sorunu, savaş politikası, kayyım rejimi, üçüncü yol ve demokratik siyaset üzerinde duruldu.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Nazım Hikmet Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve iki gün süren Büyük Konferansı sona erdi.

    Yeşil Sol Parti, seçimlerin hemen ardından yeniden yapılanma süreci başlatmış, halk toplantıları, çalıştaylar ve atölyeler düzenleyerek, eleştiri ve öneriler almıştı. 8-9 Eylül’de düzenlenen Kadın Konferansı ardından yapılan Büyük Konferans’ta tüm eleştiri ve öneriler dile getirildi.

    “ADAYLARI HALK BELİRLEYECEK”

    Konferansta, Kürt sorunu, savaş politikası, kayyım rejimi, üçüncü yol ve demokratik siyaset üzerinde duruldu. Konferansta, seçimlerde aday belirleme yöntemi de gündeme geldi. Geçmişte aday belirleme yöntemine ilişkin getirilen eleştiriler üzerine konferans delegasyonu doğrudan demokrasi çerçevesinde önemli bir karar aldı.

    Adayların belirlenmesinde mümkün olan en geniş biçimde parti üyelerinin, inanç ve kanaat önderlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, barış annelerinin, yakınlarını kaybeden ailelerinin faaliyet yürüttüğü dernek ve platformların, toplumsal demokratik muhalefet bileşenlerinin, sandık görevlilerinin katılımıyla halkın azami ölçüde dâhil olarak iradesini ortaya koyabileceği demokratik birçoklu yöntemin esas alınmasına karar verildi. Ayrıca aday belirleme seçimiyle ilgili “Aday Belirleme Yönetmeliği” ve “Aday Belirleme Seçim Kılavuzu”nun hazırlanacağı öğrenildi.

    Konferansta, Ekim ayında yapılacak kongreye sunulmak üzere 24 karar alındı. Karar başlıkları şöyle:

    1- Kürt sorununda demokratik ve barışçıl çözüm

    2- Demokratik siyaset, Üçüncü Yol ve ittifaklar

    3- Kayyım rejimine karşı ‘demokratik yerel yönetimler’de ısrarcıyız

    4- İnançlara özgürlük ve eşitlik

    5- Vazgeçilmez bir görev: Emek örgütlenmesi

    6- Demokratik ve halkçı ekonomi

    7- Deprem ve afetlere karşı dayanışma yaşatır

    8- Uyuşturucuya karşı topyekun mücadele

    9- Özgür basın susturulamaz

    10- PM listesi, eş başkanlar ve diğer kurullar

    11- Genel ve yerel seçimlerde adaylarımızı halk belirleyecek

    12- Yeniden yapılanmanın örgütsel adımları

    13- Demokratik Cumhuriyeti inşa edeceğiz

    14- Savaş ve tecrit politikalarına karşı barış ve çözüm

    15- Cezaevleri, hak ihlalleri ve hasta tutsaklar

    16- Doğaya karşı işlenen suçlarla mücadele

    17- Tohumlar yeşeriyor

    18- Adil ve özgün bir engellilik politikası

    19- Sınırsız bir dünyada halkların kardeşliği

    20- Çocuklarla özgür geleceğe

    21- Anadil hakkı mücadelesinin yükseltilmesi, çok dilli yaşamın desteklenmesi

    22- Kültür ve sanat

    23- Parti okulu programının hayata geçirilmesi

    24- Gençlik Meclisi

    (HABER MERKEZİ)

  • Büyük Konferans’ta “Değişimle özgürlüğe” mesajı verildi-VİDEO

    Büyük Konferans’ta “Değişimle özgürlüğe” mesajı verildi-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti kongresi öncesinde yapılan Büyük Konferansta “Değişimle özgürlüğe” mesajı verilirken 14 Eylül’de görülecek Sivas Katliamı duruşmasına dikkat çekildi. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Cumhurbaşkanı, katliam sanıklarını affediyor ancak cezaevleri hasta tutsaklar ile dolu. Davanın zaman aşımı tehlikesine karşı 14 Eylül’de duruşmaya katılalım” dedi.

    Yeşil Sol Parti’nin başlattığı “değişim ve yeniden yapılanma” süreciyle birlikte Ankara’da “Büyük Konferans” gerçekleştirildi. Nazım Hikmet Kültür Merkezinde yapılan programa tüm parti organlarının yanı sıra çok sayıda yurttaş da katıldı.

    2 gün sürecek konferansın yapıldığı salona asılan pankartlarda “Değişimle özgürlüğe” vurgusu öne çıktı. 4. Yapılan Büyük Konferans, yaşamını yitiren devrimciler için yapılan saygı duruşu ile başladı.

    Divana seçilen Mahfuz Güleryüz, yaptığı bilgilendirme ile 4. Konferans ardından kongre sürecine gidileceğini belirterek “Bugün yapacağımız değerlendirmelerde öze dönmenin tartışmasını yapacağız” dedi.

    Mahfuz Eğilmez, konferansın 2. gününde ise Yeşil Sol Parti kongresi için gündemlerin değerlendirileceğini aktardı.

    “KRİZİN BEDELİNİ TÜRKİYE HALKLARI ÖDÜYOR”

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcülerinden İbrahim Akın, yaptığı açılış konuşmasında cezaevinde tutulan siyasetçileri selamlayarak konuşmasına başladı. “Çoklu bir kriz içerisindeyiz” diyen Akın, konuşmasında şunları söyledi:

    “Yaşanan bu krizin Kürt sorunun çözümsüzlüğe girmesi nedeniyledir. Dolmabahçe Mutabakatının reddedilmesi ardından bu krizin bedelini Türkiye halkları ödüyor. Bu mesele karşısında yürütülen barış mücadelesi inanılmaz derecede zedelendi ve barış savunucuları bugün Kobane Davası kapsamında yargılanıyor. Sırrı Süreyya Önder, son duruşmada mahkemede ifade verdi. Önder, yapılan yargılamanın usulsüz olduğunu mahkeme heyetine anlattı. Heyet, Sırrı Süreyya Önder’i mahçup halde dinledi.

    Bu süreç bir bütün olarak bizim yargılanma sürecimizdir. Dolmabahçe Mutabakatının sonlandırılması ardından sayın Öcalan ile görüşme yaptırılmıyor ve bir bütün topluma tecrit uygulanıyor. En son Merdan Yanardağ ‘Tecrit insanlık suçudur’ dediği için tutuklandı. Celalettin Can’a tutuklandığı ilk iki gün su verilmemesi, Can Atalay’ın serbest bırakılmaması da bu tecridin sonucu. Eğer bu muhalefetten kurtulmak isteniyorsa 3 maymunu oynamamak gerekiyor. Bu toplumun karşısında muhalefet edip umut verecekseniz Kürt sorunu başta olmak üzere çözümün yapılmadığı bir sonuç asla kurtuluş olmayacaktır. Yeşil Sol olarak 3. yol siyasetinin etkili şekilde hayata geçirilmesi için sorumluluk taşıyoruz. Bizi sıkıştırabilir, bizi seçeneksiz bırakmaya çalışacaklardır ama biz asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “YENİ DÖNEMİN YOL HARİTASI OLUŞTURULDU”

    Yerel seçimlere yönelik de değerlendirme yapan Akın “Başarısızlıklarımızı yerel seçimlerle atlatacağız ve bu kayyum rejimini bertaraf edeceğiz” dedi. Özeleştiri sürecinin devam ettiğini de söyleyen İbrahim Akın, halk toplantılarının raporlaştırıldığını ve çalıştayların sürdüğünü belirtti. Yeni dönemin yol haritasının oluşturulduğunu söyleyen Akın, şöyle devam etti:

    “Bu tarihsel paradigmamız inanılmaz saldırı altında. Barış mücadelesini etkili şekilde çıkarma konusunda sizlere güveniyoruz. Talebim, geçmişi sorgulayalım ama önümüze de bakalım. Ortak geleceğimiz için konferansımıza tüm toplumun önem verdiğini biliyorum”

    “BU HALK DİZ ÇÖKMEYECEK”

    Partinin Eş Sözcülerinden Çiğdem Kılıçgün Uçar ise “HDP’nin birikimi özü üzerine bugün buradayız” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bundan sonra yol yürüyeceğimiz Yeşil Sol Parti’nin pusulası HDP’dir. Yeni yüzyıla girdik ve değiştirme ısrarımız sürüyor. AKP, bütün krizlerini yeni yüzyıla da taşıdı. Cumhurbaşkanı, ekonomik krizi ‘psikolojik sorun’ olarak yorumladı. Halkı nefessiz bırakan bir ekonomik siyaset yürütüyorlar. Ama AKP’yi ayakta tutan savaş ekonomisini konuşmamız gerekiyor. Yoksullukta eşitlendiğimiz bu süreci yeniden bu salonla düzene koyacağız.

    Nafaka hakkımızın elimizden alınacağı konusunda ‘Müjde’ veriyorlar. Yine torba yasadaki düzenlemede infaz düzenlemesi var ama siyasetçiler yok, tecavüzcüler var. Bir de ÇEDES projesi yürürlüğe konularak okullara imam atıyorlar. Karma eğitimin tartışıldığı bir sürece gelindi. Kadın konferansında da bunlar uzun uzun konuşulup değerlendirildi.

    Kürt sorununu görmeyen bir devlet aklı ile karşı karşıyayız. Halkımızın çocuklarının kemikleri kutularda ailelerine verildi. Devletin direksiyonunda oturan AKP-MHP ahlaksız siyaset yürütüyor. Şunu söylemek gerekiyor, İnan ailesine gönderilen pakette bu halkın direnişi çıktı. Bu halk diz çökmeyecek.

    Yeni cezaevi yapmak gibi büyük hayalleri olan bir hükümet var. Rehine, ölüm rejiminin cezaevlerinde uygulandığını görüyoruz. 2022 yılında 81 hasta tutsak yaşamını yitirdi. Şakir Turan hastalıklarına rağmen serbest bırakılmadı ve yaşamını yitirdi. Ama Recep Tayyip Erdoğan, Madımak sanığı Hayrettin Gül’ü affetti. Davada zaman aşımı tehlikesi var ama katliamı yapanlar, Erdoğan tarafından affedildi. Zaman aşımı tehlikesine karşı 14 Eylül’de yapılacak mahkemede yer alalım.”

    “TECRİDİN KALDIRILMASI İÇİN MÜCADELE YÜRÜTECEĞİZ”

    Devletin, Kürt sorununu derinleştirmek istediğini belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar şöyle devam etti:

    “Deyrazor’da yaşananlar ikinci bir Kobane girişimiydi. Kobane’de oluşan birlik Özgür bir Suriye’nin oluşmasını sağlıyor. Arap ve Kürt halkının ortak mücadelesini sahiplenmeye devam edeceğiz. Kürt sorunu bir güvenlik sorunu değil. Bu ülkenin mahkeme tutanakları Kürt halkının savunmalarıyla dolu. Kürt sorunu inkara dayalıdır. Tecrit, Kürt sorununda inkardır. Yeşil Sol Parti olarak bu konuda söylediğimiz her söz saldırı ile karşılanıyor. Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar biz, tecridin kaldırılması için mücadele edeceğiz. Bu ülkede yaşanan yozlaşmayı tecritten uzak ele alamayız. Daha güçlü bir sahiplenme süreci ile karşı karşıyayız.

    Seçim sonrası ciddi toplantılar yaptık. Cesur eleştiriler yapıldı. Bu bize güç kattı. Bugün burası, kararların somutlaşacağı yer olacak. Sevgili Demirtaş’tan, Yüksekdağ’dan, Alp Altınörs’ten, Ertuğrul Kürkçü ve daha birçok arkadaşımızdan öneriler aldık. Özgür topluma yakışır baharlar yaratma amacımız var. Var mısınız değerli arkadaşlar?”

    PİRHA/ANKARA

  • Yeşil Sol Parti Kadın Konferansı: Nerede direniş varsa orada kadınlar var

    Yeşil Sol Parti Kadın Konferansı: Nerede direniş varsa orada kadınlar var

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadın konferansında yaptığı konuşmada, nerede bir yıkım varsa orada AKP-MHP iktidarı ve onun 5’li çetesinin olduğunun altını çizerek, “Ancak nerede bir direniş varsa yine biliyoruz ki orada o direnişi örgütleyen, öncülük eden kadınlar vardır, kadın mücadelesi vardır” dedi.

    Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) “İsyanımızla Örgütleniyor, Özgürlüğümüzü Savunuyoruz”, “Bi serhildan û rexistinê em azadiyê diparêzin” şiarı düzenlediği kadın konferansı başladı.

    Makina Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde yapılan konferansa 400 kadın delege katıldı. Konferansın yapıldığı salona 17 Haziran 2021 tarihinde Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü’ne yönelik gerçekleşen silahlı saldırıda katledilen Deniz Poyraz’ın posteri asıldı.

    Konferans, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitiren kadınların anısına saygı duruşu ile başladı.

    Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar açılış konuşmasında, kadın özgürlük mücadelesinin hiçbir dönem kolay olmadığına dikkat çekerek, “Kadın mücadelesinde yüzlerce yoldaşımızı yitirdik. Yitirdiğimiz her bir kadın yoldaşımızın mücadelesini omuzlayarak yolumuzu örmeye devam ediyoruz. Anıları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz. ‘Bedenim, emeğim, kimliğim, inancım, yaşamın benim’ diyen ve mücadelesinden bir adım geri durmayan tüm kadınlara selam olsun” diye konuştu.

    Kadın özgürlük mücadelesini sindirmeye çalışanlara karşı bir arada olduklarını ve Üçüncü Yol’un inşaasını sürdürdüklerini ifade eden Uçar, konuşmasında şunları söyledi:

    “Sevgili kadınlar; Kürde, kadına, işçiye, emekçiye, doğaya düşman bu faşist iktidarın çok boyutlu saldırılarına karşı çok boyutlu direnişi örgütlemek hepimizin sorumluluğundadır. Bizler için bulunduğumuz her yer bu anlamda bir mücadele alanıdır. Meclis de bu alanların bir parçasıdır. Ancak seçim sonrası da ifade ettiğimiz gibi 28’nci Dönem Parlamentosu biz kadınlar açısından en ciddiye alınması gereken bir yerde durmaktadır. Çünkü bu Meclis’te haklarımız ve kazanımlarımız üzerinden pazarlık yaparak AKP-MHP ittifakına katılan güçler var.  Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye etmek üzerinden kurulan bir ittifak var. Bizler bu grupları 1990’lı yıllarda Kürtlere yönelik gerçekleştirilen saldırılardan, katliamlardan tanırız. Faili belli cinayetlerden biliriz. Konca Kuriş katliamından biliriz. Ancak bu güçler de bizleri, bizlerin mücadelesini, kararlığını çok iyi tanır ve bilir. Ne Kürt halkı ne kadınlar kurulan bu kirli ittifaka karşı mücadele etmekten tek bir adım dahi geri atmayacaktır.

    “KİRLİ PAZARLIK YAŞAMA GEÇİRİLMEK İSTENİYOR”

    Meclis kapandığı için şimdilik yapmak istediklerini yapamadılar. Ancak Meclis açıldığı gibi haklarımıza, kazanımlarımıza, yaşam alanlarımıza yönelik yeni saldırılar olacağının da farkındayız. Meclis kapanmadan hemen önce geçen Torba Yasa’yla denetimli serbestlik düzenlenmesi yapıldı.  Bu sürenin uzatılması demek; ne kadar kadın katili, kadın ve çocuklara yönelik ne kadar şiddet ve istismar faili varsa hiç ceza almadan ya da çok az bir ceza sonrası serbest bırakılması demektir. 12 yaşındaki çocuğa istismardan tutuklanan Uşaki Tarikatı lideri ve onun gibi istismarcıların korunması serbest bırakılması demektir. Geldiğimiz aşamada haklarımız ve kazanımlarımız üzerinden kurulan kirli pazarlık yaşama geçirilmek isteniyor.

    Değerli arkadaşlar; defalarca kez söyledik yine söylüyoruz. Savaş, şiddet ve tecrit politikaları ile tek adam rejimini inşa etmeye çalışan AKP-MHP faşist ittifakı ülkeyi büyük bir ekonomik krize sürüklemiştir. Yoksulluk, işsizlik ve emek sömürüsü derinleşerek artarken insanlar evlerine ekmek götüremezken ‘sorun ekonomik değil psikolojiktir’ demek halkın aklıyla dalga geçmektir. Tüm bu ekonomik krizin, yoksulluğun, işsizliğin temelinde savaş ve tecrit politikaları var demeye devam edeceğiz. Kürt halkına, onun kazanımlarına saygı duymak yerine savaş açmanın yarattığı bir sonuçtur bu. Sayın Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tecrit ve Kürt sorununda dayatılan çözümsüzlüğün bir sonucudur. Kadınlara, gençlere, işçilere, emekçilere değil Kürt ve kadın düşmanlığı üzerinden yürütülen savaşa, ranta, talana bütçe ayırmanın sonucudur.

    Savaş politikalarına son verilmeden, Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecrit kırılmadan, Kürt sorununda demokratik çözüm gerçekleşmeden yaşanan bu kadın yoksulluğunun, işsizliğinin, cinayetlerin son bulması mümkün değildir. Bizler bu bilinç ve farkındalıkla savaş siyasetine karşı onurlu barış demekten bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Sayın Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen bugün tüm cezaevlerine yayılan ve yaşamlarımız üzerinde bir rejim haline getirilmek istenen tecridi kıracak olan da bu salondan taşarak tüm kadınlara yayılan irademiz olacaktır.

    “MÜCADELE VERMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Kürt sorununun çözümü konusunda onurlu bir barıŞ, gerçek bir barış konusunda tek çözüm önerisi olan Sayın Abdullah Öcalan’dır. Bu kriz ortamında bizlerin yükselteceği barış politikalarının çok değerli bir yeri var. 2013-2015 yılları arasında hepimizin tecrübe ettiği çok kıymetli bir süreç vardı. Savaş durdurulduğunda hem istihdamın arttığı hem de işsizliğin azaldığı hem de refahın arttığını deneyimledik. Bunun mücadelesini vermek durumundayız. Bu ülkede savaşın hukuksuzluğunu savaşın dilini toplumuna dayatan bir AKP ve MHP var. Soralım; gerçekten Türkiye’deki Kürt sorunu çözümsüz mü? Kimsenin bu konu ile ilgili bir çözüm önerisi yok mu? Elbette İmralı’da uzunca bir süredir tecrit altında tutulan Sayın Abdullah Öcalan bu konuda çözüm üretti. Gerçek tablo şu; Kürt sorunu çözümü konusunda onurlu bir barış, gerçek bir barış konusunda tek çözüm önerisi olan Sayın Abdullah Öcalan’dır. Kendi cümlesidir ‘bana imkân verilirse bu sorunu bir hafta içerisinde çözerim’ diyor. 2013 yılında Sayın Öcalan’ın yayınladığı deklarasyonun bizim hafızamızda olmaya devam edecek. Bunun mücadelesini vermekten asla vazgeçmeyeceğiz.

    Değerli arkadaşlar; iktidar devletin tüm gücü ve imkânlarıyla partimize yönelik gerçekleştirilen saldırılarda en sıcak gündem olarak önümüzde duruyor. Kobanê  Kumpas Davası, HDP Kapatma Davası ile bizleri yıldırmaya sindirmeye çalışanlara inat buradayız demeye devam ediyoruz. Uydurma iddianamelerle, gizli tanık beyanları ile halkların iradesini yok sayarak bizleri siyasetin dışına itmek isteyenler tarihin hiçbir döneminde olduğu gibi bugün de başaramayacaklar. Partimizin çoğulcu yapısına, kadın özgürlükçü paradigmayı esas almasına, farklılıkları ile bir arada ortak yaşamı savunmasına, Kürt sorununda demokratik çözüm ısrarına yönelik açılan bu davalar en başta kadınlar nezdinde boşa düşürülmüştür. Tüm bu saldırılar karşısında direniş en meşru hakkımızdır. Kadın özgürlükçü paradigmamızdan da, Kobanê’’de kadınlar öncülüğünde gerçekleşen devrimimizden de asla ama asla vazgeçmeyeceğiz. ‘Rojava devrimi kadın devrimidir’ diyerek yolumuza devam edeceğiz. Her fırsatta Rojava’ya saldırmayı kendine esas edinen bu iktidarın Kürt halkının iradesine, statüsüne yönelik tüm saldırılara en büyük cevabı yine bu devrimi savunarak devam edeceğiz.

    “İKTİDARIN RANT POLİTİKALARINA KURBAN EDECEĞİMİZ NE ORMANIMIZ NE DEREMİZ VAR”

    Sevgili kadınlar; bizler şunu çok iyi biliyoruz ki; nerede bir yıkım varsa, nerede ormanlar yanıyor, ağaçlar kesiliyor, dereler, nehirler nükleer enerji santrallerine, HES’lere, JES’lere kurban ediliyorsa orada AKP-MHP iktidarı ve onun 5’li çetesi vardır. Ancak nerede bir direniş varsa yine biliyoruz ki orada o direnişi örgütleyen, öncülük eden kadınlar vardır, kadın mücadelesi vardır. Tıpkı Akbelen ’de, Cudi’de, İkizdere’de olduğu gibi. Kırılan, kesilen her bir ağaç doğayı nefessiz bırakırken,  sermayedarların gücüne güç katmaktır. Dün olduğu gibi bugün de doğamızı, yaşam alanlarımızı savunmaktan bir an olsun vazgeçmeyeceğiz. Gün ekoloji mücadelesini en güçlü şekilde verme günüdür. Bu iktidarın rant politikalarına kurban edeceğimiz ne tek bir dalımız ne ormanımız ne de deremiz vardır.

    Değerli arkadaşlar; seçim sonuçlarını tüm boyutları ile değerlendirme ve yeni dönem mücadele hattımızı belirliyoruz diyerek yeniden yapılanma sürecine girdik. Tüm bu süreci halkımızla, kadınlarla birlikte değerlendirdik. Tüm bu süreçte eleştiri özeleştiri mekanizmamızı esas aldık. Halkımızdan, kadınlardan aldığımız değerlendirmeler, eleştiriler ve öneriler doğrultusunda yeni dönem mücadele hattımızı örmenin yol ve yöntemlerini hep birlikte değerlendirdik. Bugün tüm bu süreçten açığa çıkan sonuçları konferansımıza taşıyoruz. Tüm bu süreçte bir partimizin demokratik siyasette ısrarını bir kez daha ortaya koymuştur. Kadın özgürlükçü çizgimizde ısrarımızın göstergesidir. Partimizi diğer sistem partilerinden ayıran biricik özelliğidir.

    “KADIN MÜCADELEMİZ DAHA DA BÜYÜYECEK”

    Özellikle şimdi, tam da şimdi yeni yapılanmayla, yeni mücadele hattıyla ve yepyeni bir solukla mücadelemizi yükseltme zamanı. Ülkenin içinde bulunduğu mutsuz ve umutsuz ruh halinin bize yansıması bir yana bize daha fazla mücadele bize daha fazla sorumluluk düştüğünü gösteriyor. Dünya deneyimleri çokça göstermiştir en karanlık, en umutsuz denilen dönemler aynı zamanda kadın mücadelesinin yükseldiği, bu mücadelenin öncü bir güç haline geldiği ve sonuç aldığı dönemler olmuştur. Baskıcı rejimlere karşı kadın mücadelesinin bir güç, bir umut olma misyonu vardır. Bugün her zamankinden daha fazla bu koşullardayız. Ve bu gücümüz var, kadın ittifakımız, kadın dayanışmamız var, kadın mücadelemiz büyüyor, daha da büyüyecek. Bu konferansımız bunun şiarı bunun startı olacak. Buna inanıyoruz.

    Evet sevgili kadınlar; sözlerimi bitirmeden önce bir kez daha şunları vurgulamak istiyorum. Sözümüz var sevgili kadınlar. Beraber yol yürüdüğümüz ve bu mücadelede yitirdiğimiz yoldaşlarımıza sözümüz var. Taybet Ana’ya, Kader’e, Sibel’e, Arin’e, Seve’ye, Sakine’ye sözümüz var. Berfo Ana’ya, Perişan Ana’ya, Adalet Ana’ya sözümüz var. Katledilen her bir kadına sözümüz var. Yolumuz uzun yükümüz ağır. Ancak bu yolda karşımıza çıkacak tüm engelleri aşacak gücümüz ve kararlığımız var. Gün kadın özgürlük mücadelesini büyütme, yeni yaşamı hep birlikte örme günüdür.”

    “GÜCÜMÜZÜ DEMOKRATİK, EKOLOJİK, KADIN ÖZGÜRLÜKÇÜ PARADİGMADAN ALIYORUZ”

    Daha sonra söz alan Yeşil Sol Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan ise, “Gücümüzü ‘demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma’dan alıyoruz. Büyük kadın konferansımızı bu coşku, umut ve kararlılıkla başlatıyoruz. Kadın örgütleme mekanizmamızı en güçlü şekilde işletmenin yol ve yöntemlerini burada kararlaştıracağız. Bizler gücümüzü; emek, adalet, barış, eşitlik, demokrasi mücadelesi yürüten Kürt, Türk, Arap, Rum, Çerkez, Pomak, Roman, Ermeni, Acem, Süryani, Êzidî kadınlardan alıyoruz. Doğamıza açılan savaşa karşı ‘yerimizi, doğamızı, asla vermeyeceğiz’ diyen Akbelenli kadınlardan alıyoruz. ‘Bu iktidarın rant ve talan politikalarına vereceğimiz tek bir ağacımız, ormanımız yok’ diyerek Cudi’ye yürüyen kadınlardan alıyoruz. Yaşlı, çocuk, engelli bakımını kadınlara yükleyen sağlamcı politikalara karşı ‘engelsiz bir yaşam mümkün’ diyerek mücadelesini örgütleyen kadınlardan alıyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından konferans basına kapalı devam ediyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • FEDA’nın ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ 22-23 Nisan’da

    FEDA’nın ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ 22-23 Nisan’da

    PİRHA -Demokratik Alevi Federasyonu, Dortmund kentinde ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ düzenliyor. 22-23 Nisan’da yapılacak konferans 10 oturum şeklinde olacak. 

    Almanya’nın Dortmund kentinde Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)’nun düzenlediği ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ 22-23 Nisan’da yapılacak.

    22 Nisan Cumartesi günü saat 10.00’da kayıt işlemlerinin ardından başlayacak olan etkinliğe 19 katılımcının bazıları çeşitli ülkelerden, bazıları da Zoom üzerinden katılacak. İki gün sürecek olan etkinlik toplamda 10 oturum olarak yapılacak.

    ETKİNLİK KATILIMCILARI

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)’nun düzenlediği ‘Rıza Şehri Akademi Konferans Etkinliği’ne Dilşah Deniz Zoom üzerinden, Engin Sustam Zoom üzerinden, Zeynep Türkyılmaz Zoom üzerinden, Kenan Engin Berlin’den, Şükrü Aslan Türkiye’den, Çetin Gürer 23 Nisan Pazar günü Bremen’den, Hakan Mertcan Hamburg‘tan, Zana Kibar Almanya‘dan, Selim Çakmaklı Zoom üzerinden, Heval Bozbey, Erdoğan Yalgın Hagen’den, Yektan Türkyılmaz Viyana’dan, Erdal Gezik Hollanda’dan, Alihıdır Eren Köln’den, Ahmet Kerim Gültekin, Alihüseyin Kerimoğlu Romanya’dan, Muzaffer Kaya Berlin’den, Neşe Özen, Yılmaz Kahraman Köln’den gelerek katılacaklar.

    RIZA ŞEHRİ AKADEMİ KONFERANS ETKİNLİĞİ PROGRAMI

    İki gün sürecek olan etkinlik 22 Nisan’da kayıt işlemlerinin ardından 5 oturum, 23 Nisan’da da 5 oturum olmak üzere toplamda 10 oturum şeklinde yapılacak. Etkinliğin konu başlıkları şu şekilde:

    22.04.2023 – Cumartesi

    1. Oturum

    11:00 -11:45 Alevi çalışmalarında Akademiden beklentimiz konulu sunum

    11:45 – 12:00 Kahve Arası

    2. Oturum

    12:00 -12:45Özerk Akademi Faaliyetimiz Nasıl Olmalıdır? Mali Özerklik Açısından?

    12:45 – 13:00 Kahve Arası

    3. Oturum

    13:00-13:45 Mali Özerkliğe Devam

    13:45 – 14:45 Yemek arası

    4. Oturum

    14:45-15:30 İdari Özerklik Nasıl Olmalı?
    15:30 – 15:45 Kahve Arası

    5. Oturum

    15:45 – 16:30 Akademik Özerkliğin İşleyişinde; Alevilik tarihi, teolojisi, coğrafyası, mitolojisi, sanat ve edebiyatının araştırılması, incelenmesinin metodu ve yöntemi(Bilgi Üretimi) nasıl olmalı?
    16:30 – 16:45 Kahve Arası

    16:45 -17:30 Alevilik araştırma ve inceleme gündemine devam

    23.04.2023- Pazar

    1. Oturum

    10:00-10:45 Alevi araştırma incelemelerin izlenmesi, desteklenmesi, arşivlenmesi, kütüphane vb.(Bilginin Birikimi ve korunması)
    10:45 – 11:00 Kahve Arası

    2. Oturum

    11:00-11:45 Alevi araştırma ve incelemelerin izlenmesi, arşivlenmesi ve korunması gündemine devam
    11:45-12:00 Kahve Arası

    3. Oturum

    12:00-12:45 Açığa çıkan Alevi İnanç değerleri, kavram ve kuramlarının (Alevilik’in Akademik İnşası) uluslararası literatüre aktarılmasının yolu ve yöntemi ne olmalıdır?
    12:45 13:45 Yemek Arası

    4. Oturum

    13:45-14:30 Aleviliğin Akademik İnşaası gündemine devam

    14:30 14:45 Kahve Arası

    5. Oturum

    14:45 – 16:00 Konferans Sonuç Bildirgesi. Çalışma ekibi ve yol haritasının belirlenmesi

    ve Kapanış.

    PİRHA/ALMANYA

  • ABF Başkanı Aslan: Demokratik cumhuriyet için Alevilerin sorunlarını herkes sahiplenmeli-VİDEO

    ABF Başkanı Aslan: Demokratik cumhuriyet için Alevilerin sorunlarını herkes sahiplenmeli-VİDEO

    PİRHA- HDP’nin düzenlediği Demokratik Cumhuriyet Konferansı, “Nasıl bir gelecek, nasıl bir cumhuriyet” başlıklı oturumda “Aleviler ne istiyor?” başlığında konuşan ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, sistemin Alevilerin örgütlü mücadelesine kulak tıkadığını belirterek, “Demokratik cumhuriyetin oluşması için Alevilerin sorununu herkesin sahiplenmesi gerekiyor” dedi. 

    HDP’nin düzenlediği Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, “Aleviler ne istiyor?” başlıklı konuşmasında, “Bu ülkede Aleviler ne istediğini örgütlü yapılarıyla beraber her fırsatta dile getiriyor. Aleviler, cumhuriyetin ilk yüzyılında sürekli yok sayılan, inkar edilen, asimile edilen, katledilen bir süreç yaşadı” dedi.

    Sistemin Alevilerin örgütlü mücadelesine kulak tıkadığını belirten Aslan şöyle devam etti:

    “Aleviler hep bir güvenlik problemi olarak görüldü. Alevilerin bu ülkede yaşamsal anlamda bir güvenlik sorunu vardı. Aleviler her zaman “Bizi tarif etmekten, tanımlamaktan vazgeçin. Bizi biz olduğumuz gibi kabul edin” dedi. Devlet, Alevilere hep bir elbise biçti. Devletin Alevilik ile ilgili bir sorunu var. Sayısal olarak azalmış olabilir ama inanç bu topraklarda filizlenmeye devam ediyor. Torba yasa ve cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Aleviliği yok edemeyen sistem devletin içine alarak yok etmeye çalışıyor.”

    “BİR BİRİMİZİN ELİNDEN NE KADAR TUTTUK?”

    Aslan, Alevilerin sınıf siyasetinin, Kürt özgürlük hareketinin bir öznesi olduğunu ifade ederken, “Demokratik bir cumhuriyette birlikte yaşamı savunuyorsak bunu konuşmak gerek. Herkes sadece kendisini öne çıkarırsa mücadelenin bir ayağı sakat kalacak. Alevilerin taleplerine yeterince ses çıkarılmadı. Ya da Aleviler kendisini yeterince anlatamadı. Kürt’ün acısını içselleştiremedik. Alevinin inançsal olarak yaşadığı acıyı paylaşamadık. Sistemin tekçi anlayışına karşı biz ne yaptık? Birbirimizin elinden ne kadar tuttuk? Söz konusu inanç olunca bu ülkede demokrasiden bahseden bizler bu topraklarda yaşayan onlarca inanca karşı yeterince söz kurmadığımızı düşünüyorum. Aynı acıları bir kez daha yaşamamak adına geçmişte eksik bıraktığımız noktaları görerek, birbirimize güç katarak yol almalıyız. Demokratik cumhuriyetin oluşması için Alevilerin sorununu herkesin sahiplenmesi gerekiyor” diye konuştu.

    PİRHA/ İSTANBUL 

  • ‘Toplumun farklılıklarının yansıyabildiği anayasa inşa edilmelidir’-VİDEO

    ‘Toplumun farklılıklarının yansıyabildiği anayasa inşa edilmelidir’-VİDEO

    PİRHA- HDP’nin düzenlendiği Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda, “Cumhuriyetin anayasal serüveni” başlıklı oturumda konuşan katılımcılar, 1921 Anayasının önemine dikkat çekerek, “Demokratik cumhuriyet inşa etmek düşünülüyorsa toplumun farklılıklarının yansıyabildiği anayasa inşa edilmelidir” dediler.

    Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nın ilk gününün son oturumu “Cumhuriyet’in anayasal serüveni” başlığıyla gerçekleştiriliyor. Murat Sevinç, Dinçer Demirkent ve Levent Köker’in konuşmacı olarak yer aldığı oturumun moderatörlüğünü ise Sevilay Çelenk üstleniyor.

    Yazar Murat Sevinç, 1921 Anayasası’nın, kuruluş aşaması olduğu hem de yarısı yerel yönetimlere ayrıldığı için çok ilgi çektiğini dile getirerek,

    “1921 Anayasası önemli. Bu anayasada halkçılık düşüncesi güçlü. Bolşevizm etkisi var. Ama çok abartılmaması gereken etki. Savaş sırasında kurulmuş bir ittifak. Mustafa Kemal ve arkadaşları Bolşevik olmadıklarını ifade ediyor zaten. Yerel kongre iktidarları kuruluyor. O kadar güçlenmiştir ki Kars’taki kongre cumhuriyet ilan ediyor ve bir anayasa yazıyor” dedi.

    Dinçer Demirkent de, 1921 Anayasasında var olan halkın kendi kaderini tayin hakkı 1924 Anayasası’nda yer almadığını aktararak, “1924 Anayasası ile ikinci bir kuruluşun gerçekleştiğini söyleyebiliriz” diye konuştu.

    Levent Köker ise, ‘1961 ve 1982 Anayasalarının Demokratik Cumhuriyet açısından eleştirisi’ başlıklı sunumunda, “1961 anayasasında türk millliyetçiliği vurgusu var. Halkın yaptığı, demokratik bir anayasa yok. Tam manada bir anayasamız olmadı. 1921 hariç Türkiye’de bütün anayasalar gayrimeşru anayasalardır. Demokratik cumhuriyet inşa etmek düşünülüyorsa toplumun farklılıklarının yansıyabildiği anayasa inşa edilmelidir. Devlet her zaman kendine hukuk dışında kalabilecek bir alan bırakır” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 3. Demokratik Alevi Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı -VİDEO

    3. Demokratik Alevi Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesi açıklandı -VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Kadınlar Birliği hafta sonu yaptığı ‘3. Demokratik Alevi Kadın Konferansı’nın sonuç bildirgesini yayınladı. Birlik, alınan kararları 6 maddede topladı. Alevi inancının ritüellerini hayata geçirme ve temel kavramlarla ilgili eğitim çalışmaları yapılması, Yol yürütücüsü anaların, yola hizmet edecek kadın canları yetiştirmesi için çalışmalar yapılması alınan kararlardan bazıları. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) bünyesinde çalışmalar yürüten Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, “Tarihimizle  Yüzleşiyor İnancımızla Örgütleniyoruz” Şiarıyla, 16-17 Ekim’de Almanya’nın Dordmund şehrinde  3. Demokratik Alevi Kadın Konferansını gerçekleştirdi.

    Konferansa çeşitli Alevi süreklerinin, Çepnilerin, Tahtacıların yöre derneklerinin temsilcileri ile Avrupa, Türkiye ve Almanya’dan  70’e yakın kadın katıldı.

    Konferansın ardından Demokratik Alevi Kadınlar Birliği sonuç bildirgesini açıkladı. Birlik, önümüzdeki dönemde hayata geçirecekleri bir diz kararlar alındığını belirtti.

    Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nin sonuç bildirgesi şöyle:

    “Marifet kapısında Ana Naciye’nin çocukları derler bize. Hakikat arayışçıları olarak yola çıktık. Yetmiş iki millete bir nazardan baktık. Zalime karşı mazlumun yanında yer aldık. Okunacak en büyük kitap insandır dedik. İnsanı Hak Hakk’ı insan belledik. İkrar verdiğimiz meydanda münkire kılıç çalalım. Yoksulun hakkını alalım Dövene sövene kul olmayalım. Zalim kapısında ‘adalet dilenmeyelim’ dedik, hakikate kemerbest olduk. Yolun yolcularını talip kıldık. Kim ki gerçeğin aşkındaysa ona rızalık verdik…   

    70 KADIN KATILDI

    ‘Tarihimizle Yüzleşiyor İnancımızla Örgütleniyoruz’ şiarıyla, 16-17 Ekim’de Almanya’nın Dordmund şehrinde  3. Demokratik Alevi Kadın Konferansı’nı çeşitli Alevi süreklerinin, Çepnilerin, Tahtacıların yöre derneklerinin  temsilcileri ile Avrupa, Türkiye ve Almanya’dan 70’e yakın kadın canımızın katılımıyla büyük bir heyecan ile çok dilli olarak gerçekleştirdik. Konferansa ayrıca Arap Alevisi, Yaresan Alevileri, cezaevlerinde bulunan Alevi kadınlar ve çeşitli kadın  kurumları mesajları ile destek sundular.

     ALEVİ KADINLARIN HER TÜRLÜ GERİCİLİĞE, ASİMİLASYONA KARŞI İNANCIYLA VAROLMA İSTEĞİ VURGUSU

    Pandemiden kaynaklı uzun bir aradan sonra gerçekleştirdiğimiz konferansta Alevi Kadınların yaşamı yeniden yaratma ve her türlü gericiliğe, baskı ve asimilasyona  karşı kendi kimliğiyle, diliyle, kültürü ve inancıyla varolma isteği vurgulandı. Özellikle konferansa katılan Alevi Analar, Alevi inancında Ana’nın yolun ve erkanın yürütücüsü olarak tarihte önemli bir yeri olduğunu ancak zaman içerisinde  erkek egemen yaklaşımlarla Anaların ikinci plana itildiklerini son zamanlarda  kadın taliplerin mürşidlerin ve Anaların her türlü engellemeye karşı bu hizmeti tekrar yapmak için bir duruş ve emek içerisinde olduklarını vurguladılar. Alevi inancında musahipliğin ocak sisteminin son derece önemli olduğu, bu kavramların inanç doğrultusunda gerçek anlamlarına uygun olarak yaşama geçirilmesinin rıza toplumunun yani paylaşımı karşılıklı dayanışmayı esas alan bir toplumun inşasını yaratacağı vurgulandı.

    ALEVİ İNANCINDA KADIN DOĞA İLİŞKİSİ

    Öte yandan konferansta Alevi inancında kadın doğa ilişkisi kapsamlı olarak ele alındı. Doğanın, insanın dışında olmadığı, her varlığın doğada bir yeri olduğu ve bu döngüselliğin ve uyumun aslında yaşamın kendisi olduğu vurgulandı. Biz Aleviler cümle canlılara aynı nazardan bakar doğada hiçbir varlığın diğerinden üstün olmadığına inanırız.

    İNANCIN ANADİLİNDE YAPILMASININ ÖNEMİ

    Konferansta inancın anadilinde yapılmasının önemine vurgu yapıldı. Bizim nazarımızda her ot kendi kökünde biter her kuş kendi dilinde öter. Bu hakikat ışığında  gençlerin ve genç kadınların ve yine çocukların inancımızı kendi dillerinde öğrenmelerinin önemine vurgu yapıldı.  

    ALEVİ SÜREKLERİ ARASINDA İLETİŞİMİN GÜÇLENDİRİLMESİ KARARLILIĞI

    Yol bir sürek binbir yaklaşımıyla Alevi sürekleri arasında iletişimin güçlendirilmesi, yine kadın dayanışmasının büyütülmesi ve kadın erkek eşitliğinin hayata geçirilmesi için mücadele kararlığı ortaya konuldu. Dergahların kurumların  kadın emeği ile ayakta durduğunun ancak bu emeğin kimi zaman görünmez olduğu belirtildi. Buna karşı kadın dostluğu ve yol yoldaşlığı temelinde kadınların birliği vurgulandı. 

    6 MADDELİK KARAR

    Bu değerlendirmeler ışığında konferansımızda önümüzdeki dönemde hayata geçirilmek üzere aşağıdaki kararlar alınmıştır.

    • İnancımızın ritüellerini hayata geçirme ve temel kavramlarımızla ilgili eğitim çalışmaları yapılması,
    • Tüm Alevi sürekleri ve kurumları ile musahiplik ikrarı temelinde ilişkiler kurulması ve geliştirilmesi,
    • Bu temelde Alevi süreklerindeki kadın canlarla cemal cemale gelinmesi,
    • İnancımız temelinde Avrupa’daki canlarımızın hanelerine mihman olup bağlarımızı güçlendirme,
    • Yol yürütücüsü kadın anaların, yola hizmet edecek kadın canları yetiştirmesi için çalışmalar yapılması
    • Basın yayın alanında inancımızı görünür kılma ve bu temelde dergilerimizin her kesime ulaşmasını sağlanmalı.

    PİRHA/ ALMANYA

    İLGİLİ HABERLERİN LİNKİ

    *3. Demokratik Alevi Kadın Konferansı başladı-VİDEO

  • FUAF’tan, çevrimiçi ‘Asimilasyon ve gri pasaportlu dedeler’ konferansı

    FUAF’tan, çevrimiçi ‘Asimilasyon ve gri pasaportlu dedeler’ konferansı

    PİRHA- Fransa Alevi Birlikleri (FUAF) Eğitim-Araştırma Komisyonu, ‘Asimilasyon ve gri pasaportlu dedeler’ konularını içeren çevrimiçi konferans çalışması gerçekleştirdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2018 yılında görevlendirme adı altında aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce kişinin Alevi Dedesi vasfı taşımamasına rağmen dönemin kamu yöneticileri ile Diyanet yetkilileri tarafından ‘Dede’ oldukları onaylanarak yurt dışına gitmelerinin önünün açıldığı ve gri hizmet pasaportuyla yurt dışına gönderilen bu kişilerden bir kısmının ülkeye dönmediği ortaya çıkmıştı.

    Fransa Alevi Birlikleri (FUAF) Eğitim-Araştırma Komisyonu bünyesinde çevrimiçi gerçekleşen konferansa Araştırmacı Yazar  Turabi Saltık konuşmacı olarak katıldı.

    Konferansa dair, “Kerbela’dan günümüze Aleviler üzerinde yapılan sistematik asimilasyon çalışmaları ele alınırken, son dönemlerde de özellikle Avrupa’ya yönelik gri pasaportlu dedeler üzerinden Alevilerin nasıl asimile edilmek istendiği değerlendirildi” bilgisi paylaşıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • FEDA 17-18 Nisan tarihleri arasında Alevi konferansı düzenliyor

    FEDA 17-18 Nisan tarihleri arasında Alevi konferansı düzenliyor

    PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) 17-18 Nisan 2021 tarihlerinde Alevi konferansı düzenliyor. Konferansın üst başlığı, “Yol’umuzu ve Yol Değerlerini Ulus Devletlerin Asimilasyonundan Kurtarıyoruz” olacak.

    Konferansa dair açıklama yapan FEDA Eş Başkanı Demir Çelik, konferansta genelde Alevi İnancının, özelde Raya (Rêya) Heqî inancının kavram ve kuramlarını ele alacaklarını belirterek, “Kavram ve kuramlarını tartışmak ve onları devletçi sistemin tasarrufundan kurtarmaya dönük bir çabanın içinde olalım istiyoruz. Bu amacı yerine getirmek üzere, konu üzerinde inceleme, araştırma yapmış akademisyenlerle, Alevilik üzerine kitap yazmış canlarımız ve siyasetçilerle konuyu tartışmak ve ortaklaşmak istiyoruz” dedi.

    Covid 19 pandemisinden kaynaklı konferansın online üzerinden gerçekleştireceklerinin bilgisini paylaşan Çelik, “İki günlük tartışmalarımızın sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaşmakla kalmayacak, Pirler çalıştayı çıktısıyla birleştirip, Yol’un hakikatine ilişkin Alevi canlarımızın elinde sivil, demokratik ve akademik alanın görüşlerini içeren temel bir kaynak olsun istiyoruz” diye belirtti.

    “Yol’ umuzu ve Yol Değerlerini Ulus Devletlerin Asimilasyonundan Kurtarıyoruz” konferansının iki günlük planlaması ve gündemleri ise şöyle:

    17 Nisan 2021

    1- Birinci Oturum Saat 11.00- 13.00 Evrenin Oluşumuna Dair Kavramlar:

    Doğuş-Yaradılış, Kalu Beladan Beri, Dört Anasır Madde, Heq-Xwedê-Xwuda, Doğanın Adaleti, Toprak Ananın Hakları, Çimê Mûziri-Xanê Xizir’i-Kemeri Düzgini, Tija Serê Şodrê, Aşm û Roj

    13.00-13.30 Öğlen Arası

    2- İkinci Oturum Saat 13.30- 15.00 Evrenin Oluşum Gündemini Tartışmaya Devam

    15.00-15.15 Kahve arası

    3- Üçüncü Oturum Saat 15.15- 17.00 Alevi Tarihine Dair Kavramlar:

    Alevilik ve Raya (Rêya) Heqî İnancının Kısa Tarihselliği, Yol ve İkrar, İnancın İktidar ve Devlet ilişkisi, Mazlum ve Mağdurlara Yaklaşımı

    17.00- 17.15 Ara

    4-Dördüncü Oturum Saat 17.15-19.00 Alevi Tarihine Dair Kavramları Tartışmaya Devam

    18 Nisan 2021

    1- Birinci Oturum Saat 11.00-13.00 Alevi İnancının Toplumsallığı (Ocax Sistemi) Kavramları:

    Ocax’ ın İnançtaki Yeri ve Önemi,  “Yol Bir, Sürek Binbir”, Pir-Raywer-Talip İlişkisi, “El Ele, El Hakk’ a “, Çe Dakê-Çe Bakê- Tekkêye Çe Baway- Baba Tekkesi

    13.00-13.30 Öğlen Arası

    2- İkinci Oturum Saat 13.30-15.00 Ocax Sistemini Tartışmaya devam

    15.00-15.15 Kahve Arası

    3-Üçüncü Oturum Saat 15.15- 17.00 İnancın Sosyal ve Kültürel Değerler Kavramları:

    Heq, Xizir, Jiyar û Diyar, Cem,-Civat-Cemaat, Herkesi Can Görme, Semah, Rızalık, İnsan-i Kamil, Kadın Ana, Musahiplik, Sevgi Dini Olma, Dört Kapı Kırk Makam, “Eline, Beline, Diline Sahip Çıkma”, “Yetmiş İki Milleti Bir Bilmek”, “Zalime Karşı Mazlumdan Yana Olmak”

    “Ya Heq (Xweda), Ya Xizir, Ya Pir”, “Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali”, İnsan-İnsan İlişkisi, İnsan-Doğa ilişkisi

    17.00-17.15 Ara

    4- Dördüncü Oturum Saat 17.15-19.00 İnancın Sosyal ve Kültürel Değerler Kavramlarını Tartışmaya Devam

    Saat 19.00- 20.00 Kapanış Öncesi Son Sözler

    Ayfer Kılınç-Demir Çelik (FEDA Eş Başkanları)

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Demirtaş ve Zeydan: Zulüm tarihini ters yüz etmenin zamanı gelmiştir

    Demirtaş ve Zeydan: Zulüm tarihini ters yüz etmenin zamanı gelmiştir

    PİRH – HDP önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 26. dönem milletvekili Abdullah Zeydan, Ankara’da gerçekleştirilen HDP 3’üncü Büyük Konferansına, içerisinde 4 önerinin olduğu bir mesaj gönderdi.

    Halkların Demokratik Partisi önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve 26. dönem milletvekili Abdullah Zeydan, Halkların Demokratik Partisi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği 3. Büyük Konferans’a mesaj gönderdi.

    Konferans Divanını, delegeleri ve tüm katılımcılarının selamlandığı mesajda, “Kongre hazırlıkları kapsamında yapılan iki günlük bu konferansın ön açıcı olacağına inanıyor, kolaylıklar, başarılar diliyoruz” denildi.

    HDP PM Üyesi Doğan Erbaş tarafından okunan Demirtaş ve Zeydan’ın önerileri şu şekilde:

    “Değerli arkadaşlar,

    Siyasi sürece dair kapsamlı değerlendirmeleri sizler en iyi şekilde yapacaksınız zaten, bu nedenle süreç değerlendirmesi yapma ihtiyacı duymadan birkaç önerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

    1.Partimizin çizgisinde, programında veya ideolojik duruşunda tartışmayı gerektirecek bir sorun yoktur. Ancak baskılar, kuşatmalar ve psikolojik harekat nedeniyle yaşadığımız bir daralma, bir sıkışmışlık hali vardır. Öncelikli olarak bu cendereyi aşabilmenin yol ve yöntemleri cesurca tartışmalı, etkili planlamalar yapılmalıdır. Biz Türkiye’nin bütün ezilenlerinin partisiyiz ve tüm sorunların diyalog yoluyla, demokrasi içerisinde barışçıl çözümünden yanayız. Bunu da birlikte yaşam felsefesi ile hayata geçirmek istiyoruz. Partimiz adına konuşan herkesin her yerde ve her konuşmada bıkmadan, usanmadan bu mesajları tekrarlamasında büyük yarar vardır. Öyle bir defa söyleyip geçmekle yetinmemek lazım. Nasıl ki aleyhimize kara propaganda yapanlar gece gündüz yalan ve iftiralarını tekrarlayıp duruyorsa, bizim de ilkelerimizi ve doğrularımızı yanı yoğunlukta tekrarlamamız gerekir. Bunu hem medya üzerinden yapmalıyız hem de toplumun farklı kesimleriyle yüz yüzü yapacağımız yüzlerce toplantı ve görüşmede anlatmalıyız.

    “HALKIN VİCDANINA SESLENELİM”

    Türk halkının değerlerine saygılı olduğumuzu, birlikte yaşam konusunda samimi olduğumuzu zaman zaman küçük ve anlamlı jestlerle, sembolik değeri yüksek hamlelerimizle göstermeli, hissettirmeliyiz. Bunları da AKP ve yandaşlarına cevap vermek şeklinde değil, halkı muhatap alarak, halkı ikna etmek için yapmalıyız. Yoksa biz ne yaparsak yapalım AKP bize yönelik iftira, karalama kampanyasından vazgeçmeyecektir, bunu bilerek hareket edelim. Onlar ne derse desin biz hep halkın vicdanına, duygularına seslenelim. Batıdaki aydınlarla, sivil toplumla, gazetecilerle, akademisyen ve yazarlarla, sanatçılarla ilişkilerimiz de aynı perspektifle güçlendirip sürekli canlı tutalım.

    “YENİ İKTİDARI HEGAMONİK GÜÇLERE TESLİM EDİP KENARA ÇEKİLMEYİZ”

    2.Parti olarak kısa, orta ve uzun vadeli somut hedefler belirleyelim. Örneğin kısa vadede üye kampanyası, örgütlenme seferberliği, siyasi kadroların eğitimi Genel Merkez’e yeni bina temin edilmesi, değer aileleri ile ilişkilerin güçlendirilmesi gibi konular ele alınabilir. Orta vadede ise Demokrasi Bloğunun kurulup giderek açık, şeffaf, ilkeli bir ittifaka veya işbirliğine dönüştürülmesi hedeflenebilir. Bunun için parti olarak atmamız gereken rahatlatıcı, ön açıcı adımları hayata geçirmenin her yönüyle tartışmasını ve ön hazırlığını yapabilmeliyiz. Halkın da bizimle birlikte hareket etmeye niyetli olan demokrasi güçlerinin de güvenini kazanmalı, ciddi ve yapıcı olduğumuzu her fırsatta göstermeliyiz. Uzun vadede ise Demokrasi bloğunun bir parçası olarak iktidara gelmeyi hedeflemeliyiz. AKP sonrası Türkiye bir bütün olarak Anayasadan bürokrasiye, yargıdan akademiye, medyadan ekonomiye kadar yeniden inşa edilecektir ve biz bu sürecin dışarıdan izleyeni olmamak için kendimizi çok ciddi hazırlamalıyız. En çok direnen ve bedel ödeyen bizsek, yeni iktidarı da hegamonik güçlere teslim edip kenara çekilmeyiz. Yapılacak kongrenin ciddiyeti, ağırlığı, mesajları ve görüntüsü bu iddiaya denk olmalıdır. Ortaya çıkacak yönetim kadrosu da bu misyonu kaldırabilecek olgunluğu, yetkinliği mutlaka yansıtmalıdır.

    “DİL VE PRATİK BİRLİĞİ SAĞLANMALI”

    3.Kadın ve gençlik yapılarımız dahil tüm merkezi-yerel örgütlü güçlerimiz belirlenen politik hedefler doğrultusunda tam bir uyum içerisinde dil ve pratik birliğini sağlamalı, bunun için güçlü katılımlarla iç toplantılarını kongre sonrasında mutlaka yapmalıdır.

    4.Partimizin dışında ve art niyetli bir şekilde üretilip dolaşıma sokulan dedikodu ve spekülasyonlardan katiyen uzak durulmalı ve etkisiz kılınmalıdır. Unutmayın ki cezaevindeki tüm arkadaşlar HDP’nin birer neferidir ve ancak HDP’nin başarısı çalışmaktadır. HDP yönetimi de bizlerle yoldaşlık temelinde ve uyum içerisinde ilişkilerini sürdürmektedir. Buna aykırı her spekülasyon bize sadece zarar verir, bu oyun ve tuzaklara karşı dikkatli olunmalıdır. Bizlerin parti yönetiminde resmi görevler üstlenmesi bu aşamada mümkün olmayacağından bu tür öneri ve tartışmalar ada girmemekte yarar görüyoruz. Biz her koşulda partimizin kalbindeyiz, partimiz de bizim kalbimizdedir. Bu da bizin için yeterlidir.

    “GENÇ BAŞLADIK, GENÇ BAŞARACAĞIZ”

    Sevgili arkadaşlar, değerli yoldaşlar

    Eminiz ki iki gün boyunca sizler çok detaylı ve derinlikli tartışmalarla halkımızı özgürlüğü götürecek en güçlü yol ve haritasını çıkaracaksınız. Kararlarınız her ne olursa olsun tüm gücümüzle, yüreğimizle yanınızda olduğumuzu bilmenizi istiyoruz. Bizler, ‘Genç başladık, genç başaracağız’ diyenlerin öncülüğünde yola çıktık ve zafere kadar da durmadan, yorulmadan mücadele sözü verdik. Artık bu zulüm tarihini ters yüz etmenin zamanı gelmiştir. Kendimize ve halklarımıza güvenelim, sabırla, akılla, kararlılıkla direnelim ve kazanalım diyoruz.

    Konferansın bu ruhla ve heyecanla tamamlanacağını yürekten inanıyor, hepinizi yılların özlemiyle hasretle kucaklıyor, selam, sevgi, saygılarımızı iletiyoruz. An serkeftin, An Serkeftin.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Okulda verilen ‘Seccadem beni özler mi? konferansı tepki çekti

    Okulda verilen ‘Seccadem beni özler mi? konferansı tepki çekti

    PİRHA – İzmir’de bir ortaokulda ‘Seccadem beni özler mi?’ adlı namaz konferans yapılmasına tepki gösteren Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, okul müdürünün yasal yönetmenlikleri de ihlal ettiğini belirterek, “Okulların görevi, çocuklara bilimsel bilgiyi öğretmektir. Kim olduğu bilinmeyen kişilerin istediğini anlattığı konferanslar düzenlemek değil” dedi.

    İzmir’in Çiğli İlçesi’ne bağlı bulunan Egekent Mahallesi’nde bulunan Akiş Öğütçü Ortaokulu’nda bugün ‘Seccadem beni özler mi?’adlı namaz konferansı gerçekleştiriliyor. İlahiyatçı Mikail Okumuş’un konuşmacı olduğu konferansa tepki gösteren Eğitim Sen 2 No’lu Şube Başkanı Hasan Ali Kılıç, konferansın Okul müdürlüğünce planlandığını ve bir cemaat veya tarikat üzerinden yapılmaya çalışıldığına dikkat çekerek, bu konferansın bir olurunun olmadığını söyledi.

    “VELİNİN ONAYIYLA GİTTİĞİ ZORUNLU EĞİTİMDE GÖNÜLLÜLÜK ESASI ARANMAZ”

    Kılıç, okul müdürüyle görüştüğünü belirterek, “Müdürün, ‘Bunu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenin planlaması olarak biz yapacağız ve öğrencileri de gönüllülük esasına dayalı olarak  konferansa alacağız’dediğini, oysaki 10-11 yaşındaki bir çocuğun velinin onayıyla zorunlu bir eğitime gittiği okulda gönüllülük esası aranmaz” dedi.

    Ders saati kapsamında yada öğlen paydosu esnasında etkinliğin yapıldığına dikkat çeken Kılıç, Etkinliğin 10 Aralık İnsan Hakları Haftasında yapılmasına dikkat çekerek, laik, bilimsel, demokratik, kamusal eğitim ve ana dilde eğitimi savunduklarını ve bu hakların yaşam bulmasını istedikleri bu günlerde siyasal iktidarın politikasını cemaat ve tarikatlar üzerinden okullarda hayata kaymanın adı olduğunu belirtti.

    “YASAL YÖNETMENLİKLER İHLAL EDİLDİ”

    “Bu taleplerin öğrencinin ve velinin talepleri olmadığını çok iyi biliyoruz” diyen Kılıç,  bu uygulamanın tek dil tek millet tek din ve tek mezhep temelinde yapılan bir çalışma olarak gördüklerini kaydetti.

    Kılıç, Okul müdürünün yasal yönetmenlikleri de ihlal ettiğini belirterek, “Okulların görevi, çocuklara bilimsel bilgiyi öğretmektir. Kim olduğu bilinmeyen kişilerin istediğini anlattığı konferanslar düzenlemek değil”dedi.

    “KATILIM MECBURİ DEĞİL”

    Konuya ilişkin konuştuğumuz okul yetkilisi, konferansın Din Dersi ve Ahlak Bilgisi dersi kapsamında yapıldığını ve konferansa öğrencilerin ve velilerin davet edildiğini söyledi. Katılımın mecburi olmadığını belirten yetkili, yaptıkları çalışmanın yanlış olmadığını savundu.

    PİRHA/İZMİR 

  • Dersim Araştırmaları Merkezi’nden 12 Ekim’de İstanbul’da konferans

    Dersim Araştırmaları Merkezi’nden 12 Ekim’de İstanbul’da konferans

    PİRHA- Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Munzur Dağları’nın madenlerle yok edilmesine dikkat çekmek için konferans düzenliyor. Yazılı bir açıklama yapılarak herkes konferansa davet edildi. 

    Bir açıklama yapan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) Munzur Dağları’nın madenlerle yok edilmesine dikkat çekmek için konferans düzenlediklerini bildirdi.

    Açıklamada, “Munzur Dağları madenlerle yok edilmek isteniyor.  Munzur Jeopark potansiyeli tehlike altında.
    Dünya mirası olan Munzur Dağları ve Munzur Vadisi’ni korumak için 12 Ekim Cumartesi günü saat 15.00’te Taksim’de Hill Hotel’de buluşuyoruz” denildi.

    Konferansa katılımcılar ise şöyle:

    -Prof. Dr. Yüksel Örgün Tutay- Jeoloji Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı
    -Hüseyin Alan- TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı
    -Av. Murat Cano

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Festival başladığından itibaren kolluk güçleri tacizlerine başladı’ – VİDEO

    ‘Festival başladığından itibaren kolluk güçleri tacizlerine başladı’ – VİDEO

    PİRHA – Dersim’de yapılacak olan panel öncesi polislerin ‘bomba ihbarı aldık’ diyerek salona girmesi ve kamera çekimi gerçekleştirmek istemesine sert tepki veren HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, festivalin başladığı saatten itibaren Tunceli Kolluk Güçleri’nin tacizlerine başladığını belirterek tepki gösterdi.

    Dersim’de yapılan Munzur Festivali kapsamında bugün yapılmak istenen panel öncesi polislerin ‘bomba ihbarı aldık’ diyerek belediye giriş yaptıkları ve arama yaptıktan sonra kameralarını açarak kayıt yapmalarına Dersim’de bulunan kurumlar tepki gösterdi. Konuya ilişkin Dersim’deki kurumlar açıklama yaptı. Belediye binası önünde gerçekleşen açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Dersim Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açıklamayı okuyan HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya, iki gündür başlayan festivale Tunceli Kolluk Güçleri’nin tacizlerine başladığını belirterek tepki gösterdi.

    “BİZE DAYATILAN FAŞİZMİ KABUL ETMİYORUZ”

    Sabah saatlerinde Dersim Belediyesi Başkanı ve yardımcısının olmadığı bir saate kolluk güçlerinin izin almadan belediye salonuna girdiklerini ‘bomba ihbarı var’ diyerek arama yapmalarına tepki gösteren Canbaz,  yetki alanlarında olmadığının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti;

    “Daha sonrada hiçbir açıklama yapmadan konferans salonunda yani şimdi güncel gelişme siyasal gelişmelerle çözüm ve yöntemlerimizi tartışacağımız panelimizde panelistlerden önce kurumlarına hiçbir şekilde sormadan yine ellini konunu sallayarak iki polis memurunun girip içeriye kameralarını yerleştirmesine karşı bütün görüşmelerimize, belediye başkanların görüşmelerine malesef olumsuz hala ısrarla çekim yapmaya devam ediyorlar. Bizlerde panelistlerimizle konuşmacılarımızla ve içerideki kitleyle birlikte bize dayatılan faşizmi bu bize dayatılan dayatmayı kabul etmiyoruz.”

    Açıklama, kitlenin polislerin tutumunu karşı alkışlarla protesto etmesiyle son buldu.

    Öte yandan normal şartlarda kullanılmayan kontrol noktalarında önlemlerin alınması ve Dersim’de gerçekleşen bütün panel konser, sergi vs etkinliklerde polislerin kayıt alması dikkat çekiyor.