Etiket: köylüler

  • Varto’da yaşayan köylülerden JES projesine tepki-VİDEO

    Varto’da yaşayan köylülerden JES projesine tepki-VİDEO

    PİRHA- Muş’un Varto ilçesine bağlı Hemug (Küçüktepe), Xwarîk (Çalıdere), Qasima (Köprücük), Tata (Güzelkent) ve Badan (Teknedüzü) köylerinde yaşayan yurttaşlar, bölgede planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine tepki gösterdi. Köylüler, JES’in doğayı, hayvancılığı ve kutsal alanlarını yok edeceğini belirterek projeye karşı çıktıklarını duyurdu.

    Varto’da planlanan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi, köylülerin tepkisine yol açtı. Yurttaşlar, JES’in doğayı, hayvancılığı ve kutsal alanları yok edeceğini belirterek projeye karşı çıktı.

    Varto’ya bağlı Hemug (Küçüktepe), Xwarîk (Çalıdere), Tata (Güzelkent) ve Badan (Teknedüzü) köylerinde yaşayan yurttaşlar, bölgede yapılması planlanan Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı birleşti. Köylüler, toprağın, suyun ve havanın zehirleneceğini, hayvancılığın biteceğini ve Alevi inanç mekânlarının yok olacağını söyleyerek projeye izin vermeyeceklerini ifade etti.

    “BU TOPRAKLARDA TALANA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Yıllardır Hemug(Küçüktepe) köyünde yaşadıklarını belirten Hüseyin Tepe,  “Jeotermal istemiyorum. Çünkü toprağımız, havamız, insanımız, evimiz, hayvanımız yok olacak. Her şeyimiz yok olacak. Bu yüzden JES istemiyoruz” dedi.

    Hemug(Küçüktepe) köyünde yaşayan engelli yurttaş Deniz Tepe, “Eğer JES olursa toprağımız, suyumuz, havamız zehirlenecek. Her şey zehirlenecek” dedi.

    Xwarîk(Çalıdere) köyünde yaşayan ve hayvancılıkla geçimini sağlayan Deniz Durmaz, “Kısa ve net olarak tek bir şey söyleyeceğim. JES projesi hayata geçerse burada yaşayan ve yaşayacak çocukların geleceği yok edilecek. Her konuda etkilenecek, yağmurundan etkilenecek, rüzgârından etkilenecek, sesinden etkilenecek. Bu yüzden JES projesini istemiyoruz. 1966 depreminde Varto’da onlarca insan öldü. Tekrardan Varto’nun ölmesini istemiyoruz. Zaten yağmur  yağınca bile bunun etkileri bize çok olacak. O da bizim su kaynaklarımızın hepsini tek tek kötü edecek. Ve bundan da bizim halk olarak bir rızamız yoktur. Dedelerimizin ve atalarımızın bıraktığı bu topraklarda kesinlikle Jeotermal istemiyoruz” dedi.

    “DEVLETİN BİZE DAYATTIĞI BU SİSTEM KABUL EDİLEMEZ”

    Hayvan üreticisi Meryem Kasımhan ise, “Devletin bize dayattığı bu sistem kabul edilemez. Çünkü bir taraftan kadınları kırsalda kalkındıralım projeleri yapılırken diğer taraftan da JES yapılıp bütün hayvancılık ve doğayı katlediyorlar. Biz bunu kesinlikle istemiyoruz. Geldiğimiz noktada bizim fikirlerimiz sorulmadı, bize hiç danışılmadı. Gizli saklı bir şekilde bu proje yapıldı.  Biz hayvancılık yapmazsak geçinemeyiz. Ben kendi çocuklarımı okutamam. Benim geçim kaynağım sadece hayvancılık” diyerek JES projesini istemediklerini dile getirdi.

    Tata(Güzelkent) köyü sakini Ali Beyazgül, “Güzelkent köyünün topraklarında tarım ve hayvancılık yapıyorum. Aynı zamanda da Varto’da esnaflık yapıyorum. Bildiğiniz üzere bizim köy ve civar köylerde JES ile ilgili çalışmalar yapılmaya başlanacak. Ve bizler JES’in ne kadar kötü olduğunu biliyoruz. JES santralinin doğaya saldığı gazların ne kadar kötü olduğu aşikar. Deprem üzerindeki etkileri yine aşikar. Tabii bunları araştırarak daha detaylarına inebiliyoruz. Bu tehlikelerinden dolayı JES istemiyoruz” dedi ve mücadele mesajı verdi.

    “JES PROJESİ İNŞA EDİLİRSE FELAKET YAŞANIR”

    Badan(Teknedüzü) köyünden Yılmaz Bal ise JES’İN yapılacağı alanın üretim alanı olduğunu belirterek, “Biz bu bölgede hayvancılık yapıyoruz. Eğer Jeotermal santrali yapılırsa buradaki hayvancılık ve tarım faaliyetleri bitecek. Bunun dışında bu topraklar kutsaldır. Neden kutsaldır? Bizler burada yaşıyoruz, evimiz burada, toprağımız burada, köylerimiz ve ziyaretlerimiz buradadır. JES yapılırsa bizim yaşam alanlarımız, inanç alanlarımız yok olacak. Bu yüzden JES’i istemiyoruz. Burada JES’e izin vermeyeceğiz” dedi.

    “JES BU HALKIN, DOĞANIN BİTİŞİ DEMEKTİR”

    Hemug(Küçüktepe) köyünden Mehmet Ali Büyükgöl, JES projesinin kendileri için faydalı bir proje olmadığını belirterek, “Jeotermal Enerji Santrali, burada yaşayan bizler için, doğa için, canlılar için iyi bir şey değil. Bizler burada hayvancılıkla geçinen insanlarız. Eğer JES yapılırsa hepsi yok olur. Biz kendi topraklarımızı bırakıp nereye gidelim. JES’in yapılmasını kabul etmiyoruz. Bu bölge Alevilerin kutsal mekanlarından biridir” dedi ve konuşmasına şöyle devam etti: “Xizir, Qalo Sipî, Tujik Baba ziyaretlerimiz var. Atalarımızın, analarımızın mezarları var. Çeşmelerimiz var, JES olursa bunların hepsi etkilenir” dedi ve topraklarını sonuna kadar savunacaklarını söyledi.

    Orhan Koç ise, “JES bu halkın, doğanın bitişi demektir. Bu halkı yok etmek demektir. Göçe zorlamak demektir. JES adı altında başka madenleri çıkarmak istiyorlar. Bu elementler zehirli olduğu için çevreye büyük zararı vardır. Varto halkının geçmişi de, tarihi de bellidir. Sonuna kadar direneceğiz” dedi. Akabinde söz alan Remziye Koç’da şunları ifade etti: “Halkımız bu projeler karşısında hiç kaybetmedi ve kaybetmeyecek. Biz istiyoruz ki havamız, suyumuz, doğamız temiz kalsın. Vicdanı olan varsa bize bu kötülüğü yapmaz. Kendi topraklarımızda huzurla, sağlıkla yaşamak istiyoruz” diyerek, JES projesinin durdurulmasını istediklerini belirtti.

    Köylüler, JES projesine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini açıkladı.

    PİRHA/VARTO

     

  • Akbelen direnişinde tutuklama: İkizköylü Esra Işık cezaevine gönderildi! VİDEO

    Akbelen direnişinde tutuklama: İkizköylü Esra Işık cezaevine gönderildi! VİDEO

    PİRHA- Muğla’nın Milas ilçesine bağlı Akbelen Ormanı çevresinde süren direnişte bir tutuklama daha yaşandı. İkizköy’de yıllardır maden genişlemesine karşı mücadele eden köylülerden Esra Işık, gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

    Akbelen’deki tarım arazilerinin “acele kamulaştırma” kararıyla maden sahasına açılmasına karşı açılan davalar kapsamında yapılan bilirkişi keşfi sırasında köylüler protesto gerçekleştirdi. Bu protesto sonrası gece saatlerinde gözaltına alınan Esra Işık, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi ve tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    “TOPRAĞIMIZ İÇİN ADALET İSTİYORDUK”

    Esra Işık’ın annesi ve İkizköy muhtarı Nejla Işık, karar sonrası yaptığı açıklamada, tutuklamaya sert tepki gösterdi. Köylülerin yıllardır aynı mücadeleyi verdiğini vurgulayan Işık, “Toprağımız için adalet istiyorduk, şimdi evladımız için isteyeceğiz” diyerek direnişin süreceğini ifade etti.

    Yaşam savunucusu olarak bilinen Esra Işık’ın, keşif sürecine karşı yürütülen protestolar gerekçe gösterilerek gece saatlerinde evinden gözaltına alındığı belirtildi.

    Akbelen Ormanı’nda kömür madeni genişletmesi için yürütülen çalışmalar, özellikle Limak Holding ve ortaklı enerji şirketlerinin faaliyetleriyle gündeme gelmiş, bölgede zeytinliklerin kesilmesi ve orman alanlarının yok edilmesi büyük tepki toplamıştı.

    İkizköylüler yaklaşık 7 yıldır hem kamulaştırma kararlarına hem de maden faaliyetlerine karşı hukuki ve fiili mücadele yürütüyor.

    Esra Işık’ın tutuklanması çevre örgütleri ve kamuoyunda “Akbelen direnişine yönelik baskının yeni aşaması” olarak değerlendiriliyor. Köylüler ise tutuklamaya rağmen mücadeleden geri adım atmayacaklarını vurguluyor.

  • Pertek’te çöp tesisi projesi için gelen kepçeleri, köylüler durdurdu-VİDEO

    Pertek’te çöp tesisi projesi için gelen kepçeleri, köylüler durdurdu-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinde yapılmak istenen çöp tesisi projesi için gelen kepçelere köylüler tepki gösterdi.

    Dersim’in Pertek ilçesi Taşpınar mevkiinde yapılmak istenen çöp tesisi projesi için gelen kepçelere köylüler tepki gösterip çalışma yapmaması için kepçeleri taşıyan iş makinasının üzerine çıktı.

    Köylülerin tepkisinin ardından iş makinaları geri çekildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Köylülerden, Geyiksuyu’ndaki maden projesine tepki: Sonuna kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    Köylülerden, Geyiksuyu’ndaki maden projesine tepki: Sonuna kadar mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu köyünde yaşayanlar maden projesine tepki göstererek, “Maden projelerinin nasıl felaketler yaşattığını Erzincan İliç’te gördük. Sırf dünyanın bir ucundaki insanlar para kazanacak diye bizim yaşam alanlarımızı yok etmelerine müsaade etmeyeceğiz” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Maden projesinin uygulanacağı yerlerden birisi olan Dersim merkeze bağlı Geyiksuyu köyü Sin bölgesinde Temmuz ayında maden teknik arama mühendisleri tarafından işaretlemeler yapıldı.

    Geyiksuyu köyünde yaşayan yurttaşlar, PİRHA’ya konuştu.

    “DOĞAMIZIN TAHRİP OLMAMASI İÇİN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Madencilikle ilgili çalışmaların yapılacağına dair bilgilerin kendilerini tedirgin ettiğini ifade eden Yeter Karataş, “Burada insanlar tarım, hayvancılık ve arıcılık yaparak geçimlerini sağlıyorlar. Burada madencilik faaliyetleri olduğu zaman doğamıza, arılarımıza ve börtü böceğe zararı olacak. Artık insanlar burada üretim de yapamayacak. O yüzden madencilik faaliyetlerine hep birlikte karşı çıkmalıyız. Doğamızın tahrip olmaması için sonuna kadar mücadele edeceğiz” dedi.

    “YAŞAM ALANLARIMIZI YOK ETMELERİNE MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

    Madenlerin doğaya verdiği zararı İliç’te gördüğünü belirten Nevin Yıldız, “Bu yüzden madene karşıyız. Burada doğal ortamda yaşıyoruz. Ekolojik bir denge var ve bu dengenin bozulmasını istemiyoruz. Buraya maden gelirse toprağımız ve suyumuz zarar görecek, bütün ekolojik denge bozulacak. Sırf dünyanın bir ucundaki insanlar para kazanacak diye biz yaşam alanlarımızı yok etmelerine müsaade etmeyeceğiz” diye ifade etti.

    “MADEN İSTEMİYORUZ”

    Zeynep Polat ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Maden şirketi buraya gelirse biz nereye gidelim? Nerede ölelim? Çocuklarımız nereye gitsinler? Bostanımız, tarlamız, suyumuz ne olacak? Biz maden istemiyoruz! Maden zehirdir; hayvanımız ölür, çocuklarımız ölür. Maden istemiyoruz köyünüzü bırakmayın, burası bizim yaşam alanımızdır. Biz sabahları uyandığımızda dualarımızda “Komşularımıza keder dert verme! Çocuğumuza verme!” şeklinde dua ederiz, ziyaretlerimizde çıralar yakarız, kurban keseriz, şimdi maden geldiğinde ziyaret yerlerimiz yok olacak, inancımızı yerine getiremeyeceğiz bu yüzden maden istemiyoruz.”

    “MADEN GELİRSE DOĞAMIZ, SUYUMUZ VE HAVAMIZ ZEHİRLENİR”

    Madenin sadece zehir ve ölüm getirğini söyleyen Besime Yıldırım, “İnsanlar hep kanser olacak. Yapılan araştırmalarda 81 ilde en temiz hava Dersim’deymiş. Hayvancılıkla, çiftçilikle, arıcılıkla uğraşıyoruz. Çocuklarımızı okuttuk ama iş yok. Belki onlar ilerde buraya gelir ve hayvancılıkla, çiftçilikle, arıcılıkla uğraşırlar. Çocuklarımıza yazık etmeyin maden istemiyoruz. Maden gelirse doğamız, suyumuz ve havamız zehirlenir” diye belirtti.

    “KÖYLÜLER OLARAK MADEN PROJESİNE KARŞIYIZ”

    Maden projelerinin ülkedeki en büyük talanı yarattığını belirten Haydar Karataş, “Geçenlerde köyümüze vali geldi ve bize ‘Ben madene karşıyım ama buna halk karar verecek’ dedi. Eğer devlet kararı bize bırakmışsa, biz Geyiksuyu ve çevre köyleriyle buna karşıyız, kesinlikle köyümüzde maden  istemiyoruz. Bütün insanlarımıza arazilerinden, havasından, suyundan, mezarından olmamak için mücadeleye çağrı yapıyoruz. Çünkü biz yıllardan beri çok acılar yaşadık. 1938’de, 12 Eylül 1980’de ve 1994’te yerle bir edildik ve halen onun acısını yaşıyoruz. Daha geçmiş acılar kapanmadan şimdi de maden darbesine karşı da mücadele edeceğiz. Bütün halkımızı duyarlı olmaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.

    “MADEN ÇIKARILIRSA YENİDEN GÖÇ BAŞLAR”

    Hasan Yalçın ise, “Maden çıkarıldığı zaman doğal yaşam, hayat biter. Köyümüzde hiç bir şey kalmaz ve yeniden göç başlar” sözleriyle madene karşı olduğunu dile getirdi.

    “MADEN PROJELERİNİN NASIL FELAKETLER YAŞATTIĞINI İLİÇ’TE GÖRDÜK”

    Köylerinde maden projesi istemediklerini vurgulayan Erdal Karataş, “1994 yılında köyler devlet politikasıyla boşaltıldı. Daha sonra insanlar yavaş yavaş köylerine geri dönmeye başladı. Bilinçli bir şekilde insanların elindeki araziyi alıp hazine arazisi yaptılar ve şu anda maden bölgesi olarak ilan ettiler. Maden projelerinin nasıl felaketler yaşattığını Erzincan İliç’te gördük. Bundan dolayı biz maden projelerine karşıyız ve sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Maden projesi için Dersim’in Geyiksuyu köyünde dron uçurulup, arazilerde işaretlemeler yapıldı-VİDEO
    -Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO

  • Dersim Pertek’te GES projesine köylülerden tepki!

    Dersim Pertek’te GES projesine köylülerden tepki!

    PİRHA-Dersim’in Pertek ilçesinin Zevrek (Demirsaban) köyünün Sefkar mezrasında yapılmak istenen Güneş Enerjisi Projesi sebebiyle köylüler, şirket yetkililerine tepki gösterdi.

    Dersim’in Pertek ilçesinin Zevrek (Demirsaban) köyünün Sefkar mezrasında yapılmak istenen Güneş Enerjisi Projesi’nin elektrik dağıtım istasyonunun kurulumu için gelen şirket yetkililerine köylüler, seçilen alanın tarım arazilerine yakın olması sebebiyle tepki gösterdi.

    Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre, şirket yetkililerinin, köylülerin tarlalarını satın almak için ısrarcı olup proje alanını genişletmeyi amaçlıyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’in Haceri köyünde yapılmak istenen GES projesine köylüler tepki gösterdi-VİDEO

    Dersim’in Haceri köyünde yapılmak istenen GES projesine köylüler tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Haceri köyünde yapılmak istenen Güneş Enerji Santrali (GES) projesi için ÇED toplantısı yapıldı. Toplantıya katılan köylüler projenin yapılmasına karşı olduklarını belirterek, “Eğer proje yapılırsa mera alanlarımız kalmayacak. Biz nasıl tarım ve hayvancılık yapacağız” diye tepki gösterdi. 

    Dersim’in Merkez ilçesine bağlı Haceri köyünde Büyükdere Elektrik Üretim Depolama Ticaret Anonim Şirketi tarafından 96 hektarlık alanda yapılması planlanan Elektrik Depolama Tesisi Güneş Enerji Santrali (GES) projesinin ÇED toplantısı yapıldı.

    “PROJENİN YAPILACAĞI YER KÖYÜMÜZÜN MERASI, DAHA UYGUN YERLER SEÇİLMESİ GEREKİYOR”

    Toplantıya katılan köylüler projeye karşı olduklarını belirterek, “Biz hayvancılık ve tarım ile geçiniyoruz, eğer yapılacak proje bunlara zarar verecekse biz projeye karşıyız. Buraya bu proje yapılırsa burada tarım ve hayvancılık da yapılamaz. Biz güneş enerjisine karşı değiliz ama daha uygun yerler seçilmesi gerekiyor. Projenin yapılacağı alan köyümüzün en büyük merası o yüzden köyümüzün merasında kesinlikle bu projenin hayata geçmesini istemiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Altunhüseyin köyündeki etkinlik iptal edildi; Devlet köyümüzün sorunlarını çözsün, mağduruz-VİDEO

    Altunhüseyin köyündeki etkinlik iptal edildi; Devlet köyümüzün sorunlarını çözsün, mağduruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinin Altunhüseyin köyünde köylülerin yapacağı etkinlik, yağmurun yağmasıyla birlikte yıllardır yapılmayan yollarının durumu nedeniyle iptal edildi. Köylüler yetkililere seslenerek, “Devletin köyümüzün sorunlarını çözmesini talep ediyoruz” dedi.

    Dersim’de 90’lı yıllarda çok sayıda köy boşaltıldı. OHAL Valiliği’nin Kasım 1997 tarihli raporuna göre, Dersim’de 1994’te 183 köy, 823 mezra 8 bin 439 hane boşaltıldı, 41 bin 939 kişi yerinden edildi.

    1986 yılında boşaltılan Dersim’in Pülümür ilçesinin Altunhüseyin köyünün yolları halen yapılmadı. Altunhüseyin Köyü Derneği öncülüğünde bugün Pülümür Altunhüseyin Köyü 1. Sevdin doğa, endemik bitkiler, ceviz, doğal bal, palamut ürünleri farkındalık etkinliği yapılacaktı ancak yağmurun yağmasıyla birlikte yıllardır yapılmayan yollarının durumu nedeniyle iptal edildi.

    Altunhüseyin köylüleri, etkinliklerinin iptali ve köylerinin yollarının yapılmamasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYÜMÜZE GERİ DÖNMEK İSTİYORUZ ANCAK KÖYÜMÜZE HİZMET YAPILMIYOR”

    Yapılacak etkinlik için İstanbul’dan geldiklerini söyleyen Altunhüseyin Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Hayri Akın, “Tüm hazırlıklarımızı yaptık dün köyümüze gitmek istedik ancak şiddetli yağış nedeniyle 7 saat orada mahsur kaldık. Yollarımızın bozuk olmasından dolayı etkinliğimizi yapamadık. Köylülerimizle beraber güzel bir hazırlık yapmıştık, köyümüzü, doğamızı ve bitkilerimizi tanıtacaktık. Fakat köylülerimizle beraber mağduriyet yaşadık. Köyümüz 1986 yılında boşaltıldı şu anda köyümüzde 2 tane ev var. Bizler de köyümüze geri dönmek istiyoruz, ancak köyümüze hizmet yapılmıyor. Devlet yolumuzu yaparsa biz de köyümüze yerleşip, evlerimizi yapmaya başlayacağız. Bugün köye ev yapmaya kalksak malzeme taşıyamıyoruz. Araçlar köyün yolu yapılmadığı için gidemiyor, biz ev taşısak malzemeleri nasıl taşıyacağız. Devletin bizim köyümüzün sorunlarını çözmesini talep ediyoruz” dedi.

    “DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORUZ”

    Altunhüseyin köylülerinden Mehmet Aslantaş ise şunları ifade etti:

    “Festival için geldik ancak yolda kaldık ve mecburen geri döndük. Devletten hizmet bekliyoruz ama maalesef bizim yüzümüze bakan kimse yok.”

    “KÖYÜMÜZE DÖNMEK İSTİYORUZ ANCAK HİZMET YOK”

    Kötü hava şartları ve köy yollarının yapılmamasından dolayı köylerine gidemediklerini dile getiren Altunhüseyin Köyü Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İlyas Bahadır, “Köyümüze dönmek istiyoruz ancak yapılan bir hizmet yok. Köyümüzde su, elektrik ve yol yok  mağduruz” diye konuştu.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Köylülerden Güneş Enerji Santrali Projesi’ne tepki: Nerede hayvancılık yapacağız?- VİDEO

    Köylülerden Güneş Enerji Santrali Projesi’ne tepki: Nerede hayvancılık yapacağız?- VİDEO

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) mezrasında yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali Projesi için ÇED toplantısı yapıldı. Köylüler, “Projenin yapılacağı alan bizim mera alanımız, biz projenin yapılmasını istemiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

    Büyükdere Elektrik Üretim Depolama Ticaret Anonim Şirketi tarafından Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) Mezrası’nda 159 Ada/122 Parselde “Tunceli Elektrik Depolama Tesisi Güneş Enerji Santrali” yapılması planlanıyor.

    Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Güneş Enerji Santrali Projesi’nin ÇED sürecine ilişkin halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısı yapıldı.

    “PROJENİN YAPILMASINI İSTEMİYORUZ”

    Güneş Enerji Santrali Projesi’nin yapılmasına karşı olduklarını belirten köylüler, “Biz tarım ve hayvancılık ile geçiniyoruz proje yapılırsa biz nasıl geçimimizi sağlayacağız. Rant amaçlı yapılmak istenen projeye karşıyız. Bizim köyümüzün mera alanını güneş enerjisi projesi için kullanılmasını istemiyoruz” diye belirttiler.

    “KÖYLÜLER NEREDE TARIM VE HAYVANCILIK YAPACAK?”

    Tunceli  Ziraat Odası Başkanı Süleyman Uluç ise şunları söyledi:

    “Hem o alanda doğalgaz depolama alanı var hem de mera alanı olduğu için projenin yapılmaması gerekiyor. Proje yapılırsa köylüler nerede hayvancılık ve tarım yapacak?”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’de yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali Projesi’ne köylüler tepkili

    Dersim’de yapılması planlanan Güneş Enerji Santrali Projesi’ne köylüler tepkili

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) mezrasında Güneş Enerji Santrali Projesi yapılması planlanıyor ancak köylüler projenin yapılmasını istemiyor. 30 Nisan’da Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Güneş Enerji Santrali Projesi’nin ÇED sürecine ilişkin halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısı yapılacak. 

    Büyükdere Elektrik Üretim Depolama Ticaret Anonim Şirketi tarafından Dersim merkeze bağlı Aktuluk Mahallesi’ne bağlı Meytan (Samanyolu) Mezrası’nda 159 Ada/122 Parselde “Tunceli Elektrik Depolama Tesisi Güneş Enerji Santrali” yapılması planlanıyor.

    30 Nisan’da Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde Güneş Enerji Santrali Projesi’nin ÇED sürecine ilişkin halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılım toplantısı yapılacak.

    KÖYLÜLER TEPKİLİ

    Geçimlerini hayvancılık ve tarım ile sağlayan köylüler mera ıslah alanına Güneş Enerji Santrali Projesi’nin yapılmasına tepkili.

    PİRHA/DERSİM

  • Akbelen’de acele kamulaştırma kararına tepki: Toprağımız peşkeş çekiliyor-VİDEO

    Akbelen’de acele kamulaştırma kararına tepki: Toprağımız peşkeş çekiliyor-VİDEO

    PİRHA- Akbelen Ormanı etrafındaki tarım arazileri için “Acele kamulaştırma” kararına tepki gösteren köylüler, direneceklerini belirterek, “Bize, ‘kamu yararı’ diyorlar. Hayır, kamu yararı temiz hava, toprak ve sudur” mesajı verdiler. Köylüler ayrıca 17 Mart’ta Akbelen’de gerçekleşecek buluşmaya katılım çağrısında bulundu.

    Muğla Milas’ta bulunan Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’nin kömür sahasını genişletmek için Akbelen Ormanı çevresinde verilen “Acele kamulaştırma” kararına tepki gösteren köylüler basın açıklaması yaptı.

    “TOPRAĞIMIZ ŞİRKETLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Köylülerden Nejla Işık, 5 yıldır madene karşı hava, su toprak mücadelesi yürüttüklerini belirterek, “Toprağı madene dönüştüren şirketlere peşkeş çektiler. 5 senedir bütün saldırılarına karşı direndik, geri adım atmadık. Bundan sonra da mücadelemizi sürdüreceğiz. Bize, ‘Kamu yararı’ diyorlar. Hayır kamu yararı temiz hava, toprak ve sudur.  Buradaki tarım arazileri olmazsa Cumhurbaşkanı sarayda ne yiyecek? Bu karar zeytini koruyan yasalara ve tarıma bir darbedir. Ama biz bu mücadeleyi bırakmayacağız. Bu kararlara karşı davalar açacağız” dedi.

    AKBELEN BULUŞMASINA ÇAĞRI: HERKES TOPRAĞINA SAHİP ÇIKSIN

    17 Mart’a Akbelen’de yapacakları buluşmayı da hatırlatan Işık, “Akbelen’de bu mücadeleyi bırakmadığımızı madene verecek toprağımız olmadığını söylemek için buluşuyoruz. Bütün siyasi partileri, toprağını sevenleri, muhtarları, muhtar adaylarını, köylüleri, herkesi buraya çağırıyoruz. Herkes gelsin toprağına sahip çıksın. Biz bitti demeden bitmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BU ŞİRKETİ YENECEĞİZ”

    Köylülerden Esra Işık da köylülerin bütün baskılara karşı üretmeye ve toprağına sahip çıkmaya devam ettiğini vurguladı.

    Kamulaştırma kararının sürpriz olmadığını belirten Işık, şunları kaydetti:

    “Biz beş senedir şirketin tehdidi ile karşı karşıyayız. Önce 17 bin TL ile almak istedikleri arazilerimize 250 bin TL teklif ettiler. Biz yine kabul etmedik. Çünkü bu topraklar atalarımızdan miras ve karşılığı yok. Ama şirket ‘bana kendi rızanla bu topraklar vermezseniz kamulaştırılınca görürsünüz’ diyerek tehdit etti. Şimdi de ‘kamu yararı’ denilerek bu karar verildi.  Ama gerçek kamu yararı üretim ve onu yapan köylüdür. Biz bu haklı yolda yürümeye devam edeceğiz ve güçlenerek bu şirketi yeneceğiz.”

    Köylülerden Aytaç Yakar ise “Ben burada zeytin üretiyor ve yiyorum, kömürü ne yapacağım. Benim evimi de yaksalar buradan çıkmayacağım” dedi.

    PİRHA/MUĞLA

  • Arslan, Pembelik Barajı’na karşı çıktığı için ceza almıştı: Topraklarımızı koruyacağız -VİDEO

    Arslan, Pembelik Barajı’na karşı çıktığı için ceza almıştı: Topraklarımızı koruyacağız -VİDEO

    PİRHA-Barajların 90’lı yıllardan itibaren Dersim’in nehirleri üzerinde yapılmak istenen çevre saldırılarından biri olduğunu belirten Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, “Haklı olmamıza rağmen mağdur edildik. Peri Vadisi’nde aldığımız cezalar bizi yıldırmayacak ve topraklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    Dersim’de Peri Vadisi’nde yapılan HES ve baraj projelerinin sahibi olan Limak, çevre ve ekoloji mücadelesi yürüten yaşam savunucularına yönelik dava açtırmıştı. Karakoçan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ve sonrasında açılan dava yaklaşık 11 yıl sürdü. Mahkeme, 17 Temmuz tarihinde kararını açıkladı. Munzur Çevre Derneği üyesi Özkan Arslan‘ın da yer aldığı 11 kişi hapis cezası aldı.

    Özkan Arslan, Z.A., M.A., M.A., M.A., D.G., Z.Ç., ve T.D.’ye 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi. M.A. 1 yıl 8 ay hapis cezası aldı, cezası 2 yıl ertelendi. C.B., H.Ö.’ye ise 1 yıl 3 ay hapis verildi, ceza ertelendi. Z.Y., P.A., ve Ü.G.’nin ise 8 yıllık zamanaşımı nedeniyle davadan düşürülmelerine karar verildi.

    Munzur Çevre Derneği Yöneticisi Özkan Arslan, doğalarını korudukları için aldıkları cezayı PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “HAKLI OLMAMIZA RAĞMEN MAĞDUR EDİLDİK”

    O dönem baraja izin vermemek için köylüler ile birlikte Peri Özgür Köylü Hareketi adında bir oluşum oluşturduklarını söyleyen Özkan Arslan, “Direnişimiz hem demokratik alanda hem de hukuksal anlamda devam etti. Hukuksal anlamda hem Danıştay’ın hem de Elazığ İdare Mahkemesi’nin baraj yapımını durdurmaya yönelik kararı olmasına rağmen verilen karar uygulanmadı. Biz de meşru direnme hakkımızı kullandık. Limak ve diğer şirketlerin yaptığı baraj tamamen devletin bölgeye asker dökerek ve mahkemelerini kullanarak köylüleri yıldırma projesine başladılar. Bundan dolayı defalarca tutuklandık, köylerimize girişimiz yasaklandı.
    Haklı olmamıza rağmen mağdur edildik, eğitim hakkımız elimizden alındı, siyasal hakkımız engellendi ve bütün arazilerimiz hazineye çevrildi. Tamamen köylüleri yıpratmak için ellerinden gelen her şey yapıldı. Ama daha sonra devlet bütün gücünü kullanarak hepimizi cezaevine attı ve suyun önünü tutarak kaçak olarak Peri Vadisi’nde bulunan Pembelik Barajı’nı yaptı” dedi.

    “KÖYLÜLERE VERİLEN CEZA ASLINDA DERSİM HALKINA VERİLMİŞTİR”

    Aynı dava üzerinden kendilerine onlarca dava açıldığını ifade eden Arslan, şunları dile getirdi:

    “Biz sürekli cezalar alıp hapishaneleri gezdik ve o günden bugüne mağdur durumdayız. 58 kişinin yargılandığı toplu bir davamız vardı ve dava sonucunda 11 köylüye hapis cezası verildi. Haksızlığa uğrayan biz, toprakları sular altında kalan yine biz ama şirketin devlet eliyle cezalandırdığı yine köylüler oldu.

    “BARAJLAR ÇEVRE SALDIRISIDIR, TOPRAKALRIMIZ İÇİN MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Barajlar 90’lı yıllardan itibaren Dersim’in nehirleri üzerinde yapılmak istenen çevre saldırılarından biri. Köylülere verilen bu ceza aslında tüm Dersim halkına verilmiş cezadır. Maalesef 21. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde köylülere verilen bu ceza bile işlenmedi, bu durum aslında Dersim’de ki kurumların kendi doğasından ve insanlarından ne kadar uzaklaştığını gösteriyor. Peri Vadisi’nde aldığımız cezalar bizi yıldırmayacak ve topraklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Cihan BERK/DERSİM

  • Munzur için SOS: Zehirleniyoruz!-VİDEO

    Munzur için SOS: Zehirleniyoruz!-VİDEO

    PİRHA-Yapılan foseptik çukurlarından Munzur Nehri’ne atık sularının karışması nedeniyle hastalıkların oluştuğunu belirten köylüler, “Yapılan kanalizasyon projesine 2.5 trilyon para verildi, projeyi yapanlar parayı yediler ama kanalizasyonu da yapmadılar. Atıklar Munzur’a dökülüyor, ektiğimiz ürünlerden zehirleniyoruz. Yaşadığımız soruna bir an önce çözüm bulunması gerekiyor” dedi.

    Dersim’in Ovacık ilçesinin Ziyaret, Yeşilyazı, Ada, Kedek, Hanuşağı, Burnak, Kızık ve Pardi köylerine yapılan foseptik çukurlarından Munzur Nehri’ne atık suları karışıyor.

    Köylüler Munzur’a karışan atıklardan kaynaklı hastalıkların oluştuğunu belirten köylüler yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.

    “EKTİĞİMİZ ÜRÜNLERDEN ZEHİRLENİYORUZ”

    Munzur Nehri’nin 5 metre yakınına yapılmış foseptik çukurlarında yağmur yağdığı zaman sızmalar oluştuğu için atıkların Munzur’a karıştığını söyleyen Hasan Akkuş, “Munzur’dan balık tutup yiyorlar veya tanıdıklarına gönderiyorlar. Türkiye’nin çağ atladığının söylenmesi çok doğru şeyler değil biz köyümüzde sağlıklı bir şekilde yaşayamıyoruz. Çoğu insan atık sularından dolayı hastalanıyor ve bu böyle devam ederse bölgemizin sorunları büyüyecek” diye belirtti.

    Tarım ve hayvancılık yaparak geçimlerini sağladıklarını belirten Nadir Şen, “Atıklar Munzur’a dökülüyor, ektiğimiz ürünlerden zehirleniyoruz. Yaşadığımız soruna bir an önce çözüm bulunması gerekiyor” diye ifade etti.

    “KÖYLERDEN GELEN PİSLİK MUZUR’A AKIYOR”

    ‘Yapılan kanalizasyon projesine 2.5 trilyon para verildi, projeyi yapanlar parayı yediler ama kanalizasyonu da yapmadılar’ diyen Ali Dursun Kaya, “Köylerden gelen pislik doğrudan Munzur’a akıyor, insanlar da bu suyu içiyor” dedi.

    Kanalizasyon çukurları taştığı zaman atıkların suya karıştığını ifade eden Hıdır Aydın, “Bu su aslında Havaçor’dan geliyor suyun tahlilini yaparken dolum tesisleri bile burada kurulabilir diye rapor aldım yani o kadar temiz bir su. Ancak atıkların suya karışmasıyla birlikte suyun doğallığı bozuldu ve bu durum canlı sağlığı açısında çok zararlı. İnsanlar bu suda yüzüyor, bu durumu muhtarlara söylememize rağmen bizi dikkate almadılar. Bu nedenle bu sorunun çözülmesi için gerekli önlemlerin alınması lazım” diye konuştu.

    Nuray ATMACA- Cihan BERK/DERSİM

  • Muğla’da çimento fabrikası istemeyen köylüler yolu kapatarak nöbete başladı-VİDEO

    Muğla’da çimento fabrikası istemeyen köylüler yolu kapatarak nöbete başladı-VİDEO

    PİRHA- Muğla’nın Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımı süren çimento fabrikası için gelen iş makinelerine karşı bölgede yaşayan yurttaşlar yolu kapatarak nöbet tutma eylemleri sürüyor. Yurttaşlar, “Yağmur, çamur demeden direnişimiz sürüyor” dedi.

    Muğla’nın Menteşe ilçesindeki Bayır ve Yatağan’ın Deştin mahalleleri arasında kalan 7 bin 751 dönümlük arazide Muğla Çimento şirketi tarafından yapılmak istenen fabrikaya karşı yurttaşların direnişi sürüyor.

    Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Bayır Mahallesi ile Yatağan’ın Deştin Mahallesi arasındaki Tekağaç mevkiinde 2021 yılında  7 bin 751 dönümlük arazide yapımı başlayan entegre çimento fabrikasına karşı nöbet devam ediyor.

    Çimento yapımı için kullanılan klinker kazanı ve fırının fabrika bölgesine çıkacağı haberi üzerine bölgeye gelen köylüler dün öğlen saatlerinde yolu kapatarak iş makinalarının fabrikaya çıkmasını engelledi.

    “TOPRAKLARIMIZI KORUMAK İÇİN BEKLİYORUZ”

    Proje için verilen “çevresel etki değerlendirme (ÇED) olumlu” kararının iptaline karşı açılan dava sürmesine rağmen şirket bölgeye iş makineleri göndermesine karşı bölgede yaşayan yurttaşlar, dün nöbete geçerek yolu kapattı. Yurttaşların nöbeti bugün de yağmur ve kötü hava şartlarına rağmen devam etti. Yurttaşların nöbetine yaşam savunucuları da destek oldu.

    Nöbette olan bir yurttaş, “Çimento fabrikası kurulmasın diye, topraklarımızı korumak için bekliyoruz. Yağmur çamur demeden nöbete devam ediyoruz. Doğamızı korumaya devam edeceğiz. Bizler çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak istiyoruz” dedi.

    Bir diğer yurttaş ise, “Biz burada dünden beri bekliyoruz. Sayın milletvekillerim bizi görsün, duysun, gelsin. Ben 95 yaşındaki yatalak babamı bıraktım buraya geldim. Biz doğallığımızı istiyoruz. Milletvekillerimiz toplansın yanımıza gelsin. Sabaha kadar burada oturduk, bütün kadın vekillerimizi buraya istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/MUĞLA

  • Fatsa’da tek su kaynaklarının alabalık tesisine verilmesine köylüler isyan etti-VİDEO

    Fatsa’da tek su kaynaklarının alabalık tesisine verilmesine köylüler isyan etti-VİDEO

    Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Sefaköy köyünde tek su kaynağının bir alabalık tesisine verilmesine köylüler tepki gösterdi. Köylülere jandarma biber gazıyla müdahale etti.

    Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Sefaköy köyünde tek su kaynağının bir alabalık tesisine verilmesine tepki gösteren köylülere jandarma ekipleri müdahale etti. Gözaltına alınan 11 kişi serbest bırakıldı.

    Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı 80 haneli Sefaköy köyünün tek su kaynağının Sağlık Alabalık Restaurant’ına verilmesine köylüler tepki gösterdi. Kararı protesto etmek için bir araya gelen köylülere jandarma müdahale etti.

    Sefaköy Köyü Muhtarı Yusuf Kaynar, Önce bizi yıkacaksınız, sonra suyu keseceksiniz” diyerek karara tepki gösterdi. Jandarma ekipleri, köy halkına biber gazıyla müdahale ederek 11 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan 11 kişi ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

    Bu arada, halkın açtığı davada yerel mahkeme bölge halkının lehine karar verdi. Karar restaurant sahibi tarafından temyiz edildi. Samsun İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay ise kararı bölge halkının aleyhine bozdu. Karara ise köylüler tepkili.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ünye’de maden aramaya karşı direnen köylüler beraat etti-VİDEO

    Ünye’de maden aramaya karşı direnen köylüler beraat etti-VİDEO

    PİRHA- Ünye ilçesine bağlı Üçpınar, Çiğdem, Yeşilkent köylerinde maden arama sondajı çalışmalarına karşı direndikleri için haklarında dava açılan köylüler beraat etti. 

    Ordu’nun Ünye ilçesine bağlı Üçpınar, Çiğdem, Yeşilkent köylerinde maden arama sondajı çalışmalarını üç kez durdurmuşlardı.


    28 Ekim 2020 tarihindeki direniş sırasında gözaltına alınan 15 köylü hakkında ‘görevi yaptırmamak için direnme, mala zarar verme, kanunlara uymamaya tahrik’ suçlamalarıyla dava açılmıştı.

    Şirketin çalışmaları nedeniyle uykularının kaçtığını söyleyen köylüler, süresiz doğa nöbeti yapmışlardı.

    Ünye Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmada köylüler beraat etti.

    Avukatlar, duruşma öncesi ve sonrasında adliye önünde açıklama yaptılar. Adaletin tecelli ettiğini belirten avukatlar, yargıya olan inancımız artttı, umut verdi” ifadelerini kullandı.

    Köylüler ise karardan çok mutlu olduklarını belirttiler.

    PİRHA/ ORDU

     

     

     

     

     

  • Aşuran Tepesinde mahsur kalan köylülere yetkililer yardım etmiyor-VİDEO

    Aşuran Tepesinde mahsur kalan köylülere yetkililer yardım etmiyor-VİDEO

    PİRHA-Yem ve saman ihtiyacı için Aşuran Tepesine gelen köylüler kötü hava koşulları sebebiyle mahsur kaldı. Yetkililer köylülerin kepçe ve traktör desteğini geri çevirdi.

    Bingöl’ün Yayladere ilçesi Boğazköy’de bulunan Aşuran Tepesinde yem ve saman ihtiyaçlarını karşılamak için gelen köylüler kötü hava koşulları sebebiyle mahsur kaldı. Yetkililer köylülerin kepçe ve traktör desteğini geri çevirdi.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Vartolular kuraklıktan dertli: Hayvancılık ve tarım bitti, devlet destek vermiyor!-VİDEO

    Vartolular kuraklıktan dertli: Hayvancılık ve tarım bitti, devlet destek vermiyor!-VİDEO

    PİRHA- Muş Varto’da köylüler kuraklıktan dertli. Bu yıl kuraklık nedeniyle otun az olduğunu ve hayvanlarını satmak zorunda kalacaklarını belirttiler. 

    Muş Varto’da Taşlı Yayla Köyü Kuşburnu mezrasından yaşanan kuraklık köylüleri zor durumda bıraktı.

    PİRHA’ya konuşan köylüler, saman ve ot balyalarını topladıklarını, bu sene yağmur ve karın yağmadığı için otun az olduğunu belirttiler. Köylüler, sadece köylerinde değil Erzincan, Dersim ve Bingöl’de de kuraklık olduğunu ve hayvancılığın etkilendiğini kaydettiler.

    Bu konuda devletin herhangi bir desteğinin olmadığı belirtilirken kuraklığın böyle devam ederse herkesin hayvanını satmak zorunda kalacağı tahmin ediliyor. Başka yapabilecekleri işin olmadığını söyleyen köylüler, ekonomik geçim kaynaklarının tarım ve hayvancılık olduğunu vurguladılar.

    Hayvancılığın da bitmesi durumunda alternatiflerinin olmadığını dile getiren yurttaşlar şöyle devam etti:

    “’Köylü milletin efendisidir’ deniliyor ancak şimdi durum böyle değil. Köylü çok zor durumda. Geçim olmadan ne efendilik ne de insanlık kalır.”

    ÇİÇEK YOK, ARICILIK DA YAPILAMIYOR

    Önceki yıllarda Varto’ya Ordu’dan ve çeşitli kentlerden bal arısı getirildiğini, bu yıl ise çiçek olmadığı için onların da gelmediğini aktaran köylüler, “Muş’ta kuraklık sebebiyle meyve ve sebze de verimsiz. Ülkemiz aslında tarıma elverişliyken suların azlığı ve GAP’ın yarım bırakılması gibi nedenlerle dışarıdan tahıl ithal ediliyor. Hayvancılık yapanlar da bu durumdan etkileniyor” diye konuştu.

    Yurttaşlar zor durumda olduklarını çünkü ot fiyatlarının artmasına rağmen hayvanların satışında artışın olmadığını belirterek, hayvan satımında bir pazarın olmadığını, halkın kendi arasında satışı gerçekleştirdiğini ifade ettiler.

    Bir köylü ise 20 yıldır bu işi yaptığını, motoru olduğunu ayrıca hayvancılık yaptığını ifade ederek şöyle devam etti:

    “Köylerde günlük yevmiye ile çalışılıyor. Geçen sene balyası 20 lira olan ot bu sene 40 lira. Samanın tonu bin liraydı bu yıl üç bin lira.”

    Köylüler, yaşananların küresel ısınmayla da alakalı olduğuna dikkat çektiler.

    Ali ŞEKER- Murat DEMİR/ MUŞ

  • Köylüler, siyanürle altın arama ruhsatının iptali için dava açtı

    Köylüler, siyanürle altın arama ruhsatının iptali için dava açtı

    PİRHA-Tokat’ın Erbaa ilçesinde bölge sakinleri siyanürle altın arama için verilen ruhsatın iptali için mahkemeye başvurdu.

    Tokat’ın Erbaa ilçesinde bölge sakinleri siyanürle altın arama için ruhsatın verilmesine tepkili. Çerkezfındıcak Köyü Doğa ve Çevre Koruma Derneği, Erbaa Çevre ve Kültür Derneği, Kozlu Köyü Muhtarlığı ile Enebağı Köyü Doğa ve Çevre Koruma Derneği, Tokat İdare Mahkemesi Başkanlığı’na başvurarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü aleyhine maden arama ruhsatının iptali istemiyle dava açtı.

    “3 İLÇE VE 40 KÖY ALTIN MADENİNDEN OLUMSUZ ETKİLENECEK”

    Bölge sakinleri adına başvuran avukat İsmail Hakkı Atal, hazırladığı dilekçede Verusa Holding’e bağlı Galata Altın İşletmeler A.Ş’ye verilen 2 bin hektarlık alan üzerinde maden arama ruhsatının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu vurguladı.

    Erbaa Ovası’nın koruma altına alındığı ve tarım dışında bir faaliyetin yapılmasına izin verilmemesi gerektiği anlatılan dilekçede “Bir madencilik şirketinin kapacağı aslan payından devlete bırakacağı yüzde 1,5 cüzi bir bedel karşılığında Tokat’ın ve Yeşilırmak Havzası’nın ekonomik çöküşü kabul edilemez. Bölgenin tarım, hayvancılık ve turizm kayıplarının hesap edileceği bir toplumsal maliyet analizi yapılacak olursa, öncelikle 3 ilçe ve 40 köyün tarım ve hayvancılık gelirleri göz önüne alınmalıdır. 3 ilçe ve 40 köy söz konusu altın arama faaliyetinden ve ileride açılması planlanan siyanürlü – sülfirik asitli altın madeninden olumsuz etkilenecek. Bölgede toplam maden arama izinleri kapsamında en az 5 milyon orman ağacının kesilmesine ormanın yok ve tahrip olmasına ve çevreyi çok aşırı arsenik ve zehirli bakır, kurşun ile kirletecek, insan sağlığına aşırı zarar verecek yerüstü ve yeraltı sularını aşırı kirletecek olan bakır, altın gibi maden arama izinlerinin verilmesi suçtur. Türkiye’nin en önemli ovalarından Erbaa Ovası’nı yok edecek altın madeni ruhsatı verilmesi ‘temel milli yararlara karşı faaliyette bulunma’ suçudur” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Söz, yetki, karar halkın diyenler şu an halkı dinlemiyor’-VİDEO

    ‘Söz, yetki, karar halkın diyenler şu an halkı dinlemiyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim merkeze bağlı Sütlüce bölgesinde yaşayan köylüler yapımı planlanan çöp tesisine, “Biz tesise karşı değiliz, yapılması planlanan çöp tesisi bizim doğamızı tahrip edeceği için biz buna karşıyız” diyerek tepki gösterdi.

    Dersim merkeze bağlı Sütlüce bölgesinde yaşayan köylüler yapımı planlanan çöp tesisini doğanın yok edilmesine karşı oldukları için istemediklerini söylediler.

    “NE OLUR DOĞAMIZI TAHRİP ETMEYİN”

    Belediyenin burada düşündüğü yer doğayı tahrip ettiğinden dolayı karşı olduğunu söyleyen Sütlüce Köyü muhtarı İmam Çelik, “Biz yazın sıcaklığından ormanın gölgesiyle kendimizi koruyoruz, bu orman hayvanlarımıza yem oluyor bu orman bizim her şeyimizdir. Orman da bize diyor ki ben olmazsam siz de olmazsınız. Biz tesise karşı değiliz köyümüzün yerine yapılmasına karşı olduğumuzu belirtmek istiyorum. Bizim doğamızı ne olur tahrip etmeyin. Bu ormanı yok etmek zulüm etmek demektir” dedi.

    Doğanın tahrip edilmesine insanın gönlü hiç elvermediğini vurgulayan Süleyman Özmen ise, “Bu coğrafya da gerek demokrasi, sosyal haklar için olsun, gerekse doğa için olsun tarihi bir mücadele vermiş bir yerdir. 200 hektarlık bir alan çöp alanına çevrilmek isteniyor. Benim en çok dikkatimi çeken bu coğrafyada kendisine sosyalist, komünist, çevreci diyen insanların hiçbirisinden ses çıkmıyor. İllaki devletin projesi olsun ki bunlar karşı çıksınlar. Devlet iki tane ağaç kesseydi şimdi burada binlerce insan olurdu. Ama belediye bunu yaptığı için hiçbir kurumdan, çevreciden, partiden ses çıkmıyor. Biz bu coğrafyada yaşamın devam etmesi için bu projenin bir an önce yer değiştirilmesini ve köylülerin tepkilerinin dikkate alınmasını istiyoruz” diye konuştu.

    “BİZ DOĞAMIZIN YOK EDİLMESİNE KARŞIYIZ”

    Söz, yetki, karar halkın diyenler şuan halkı dinlemiyor diyerek tepki gösteren Ali Arslan, “Eğer halkı dinlemiş olsalar bu coğrafya da en yakın alanda üç tane ziyaretimiz var ve ziyaretlerimizin önemini bilirler bunları çöp altında bırakmazlar. 180 dönümlük alanı 220 dönüme çıkarmak istiyorlar yaklaşık olarak 10 bin ile 15 bin ağaç kesilecek. Bunların gözünde ağaçların da önemi yok tıpkı ziyaretlerimizin önemi olmadığı gibi. Bir an önce bu tesisin yapımını başka yere kaydırsınlar ve ya farklı yöntemlerle düşünsünler. Bu coğrafyayı kendi elleriyle yok etmesinler. Söz, yetki, karar halkın ise bu halk diyor ki ben bu projeyi istemiyorum” ifadesine yer verdi.

    Bu proje hem inançlarımıza karşı hem de doğamıza karşı olduğunu vurgulayan Hıdır Kulu, “Bu proje doğamızı yok ederse biz burada ne arıcılık yapabiliriz, ne hayvancılık yapabiliriz, ne de çiftçilik yapabiliriz. Biz projeye karşı değiliz doğamızın yok edilmesine karşıyız. Mezramızı tesise 550 metre yakınlıktadır. Biz belediyeden ve belediye meclisinden ricamız bu tesisi başka bir yere kaydırırlarsa memnun oluruz. Bizim doğamızı yok etmeye burada 10-15 bin ağacı yok etmeye kimsenin hakkı yok. Üç tane ziyaretimiz var bunlar bize dedelerimizden kalan ziyaretlerimizdir, değerlerimizdir bizi bunlara bağışlasınlar” değerlendirmesinde bulundu.

    “KORKUNÇ BİR DOĞA KATLİAMI OLACAK”

    Söz konusu olan tesis inanç merkezlerine tam 200 metre yakın olduğunu ifade eden Hüseyin Arslan, “İnanç yerlerimizi çöp altında bırakmasınlar. Bizim istediğimiz inançlarımıza saygı duysunlar. Biz bu tesise karşı değiliz ama başka yerde yapsınlar. Alevi felsefesine göre rızalık alınmadan hiçbir şey yapılmaz. Eğer toplumun rızalığı yoksa bu tesis zorla yapılmış olur. Biz projenin yapılmasına da rızalık vermiyoruz” diye belirtti.

    Çöp tesisi yapıldığında korkunç bir doğa katliamı olacağını vurgulayan Zülfikar Güçlü, “Kokusundan bile burada yaşamak mümkün olmayacak. Kısacası bu çöp tesisi burada ki yaşamı artık tamamen bitirme adımı olacak. Bu projenin yapılması yaşam hakkı tanımıyoruz demektir” diye aktardı.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Kenanoğlu, JES’e direnen köylülere kesilen para cezasını Meclis gündemine taşıdı

    Kenanoğlu, JES’e direnen köylülere kesilen para cezasını Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesinde Beyköy ve Kuyucular köylerinde Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı direnen köylülerden 35’ne “Sosyal mesafe kurallarına uymama” gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesilmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, yanıtlaması istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e soru önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aydın’ın Köşk ilçesinde Beyköy ve Kuyucular köylerinde jeotermal enerji santraline (JES) karşı direnen 35 köylüye “Sosyal mesafe kurallarına uymama” gerekçesi ile kesilen 3 bin 150’şer lira para cezasını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e sordu. Kenanoğlu, köylülerin bu cezanın virüsle ilgisi olmadığını, JES’e karşı direnişlerini sindirme amacını taşıdığını söylediğini belirtti.

    Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş (KARKEY) tarafından açılmak istenen Jeotermal Santrali’ne (JES) karşı bölge halkının mücadeleye devam ettiğini kaydeden Kenanoğlu, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci tamamlanmadan, yapılan tüm çalışmalar bölge halkı ve Efeler Belediyesi tarafından tepki gösterilerek engellendiğini belirtti.

    “JES’İN TARIM ALANINI ZEHİRLEME TEHLİKESİ VAR”

    17 Nisan tarihinde JES’lere karşı direnen yaklaşık 35 köylüye ‘sosyal mesafe kurallarına uymama’ gerekçesi ile 3 bin 150’şer lira para cezası kesildiğine belirten Kenanoğlu, cezanın tebliğ tarihinin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yapılmasına dikkat çekti.

    JES kurulması istenilen ovanın birinci sınıf tarım arazisi olduğunu söyleyen Kenanoğlu, “Her taraf tarla ve zeytinlik, incir bahçeleri ile doludur. Buraya kurulmak istenen JES bütün tarımsal alanı zehirleme tehlikesi taşımaktadır. Maske, sosyal mesafe kurallarının hepsine dikkat eden köylüler, kesilen bu cezanın, kurallara uyulmaması nedeniyle değil, direnişlerinin kırılması için kesildiğini ifade etmektedirler. Cezanın kesildiği tarihte orada olmayan köylüler dahi vardır. Haklarını korumaya çalışan köylülere şirket elemanları şiddet uygulamaktan bile geri durmamışlardır” dedi.

    Koronavirüs vakası çıkana kadar köylülerin mücadelesini sürdürdüğünü, salgın nedeniyle evlerinden çıkamadıkları günlerde, bunu fırsat bilen şirket, sondaj kulesini faaliyete geçirmeye çalıştığına dikkat çeken Kenanoğlu, Bakan Dönmez’e şu soruları yöneltti:

    • Bu alanda ÇED süreci tamamlanmadan çalışma yapılmasına kim izin vermektedir?
    • Köylülerin açtıkları dava sürerken şirketin kuyu kazması yasal mıdır?
    • Cezanın kesildiği tarihte orada olmayan köylülere hangi gerekçe ile para cezası uygulanmıştır?
    • Sosyal mesafe kuralı sadece köylüler için mi geçerlidir? Onlara müdahale eden güvenlik güçleri için geçerli değil midir?
    • Bu para cezaları iptal edilecek midir?