Etiket: köylüler

  • Sivas’ta ziyaretgahta da madencilik faliyeti isyan ettirdi: Hayatımızı çaldılar-VİDEO

    Sivas’ta ziyaretgahta da madencilik faliyeti isyan ettirdi: Hayatımızı çaldılar-VİDEO

    PİRHA – Pandemi sürecinde iktidarın ve maden şirketlerinin doğanın ve kutsalların talanına bir yenisi daha eklendi. Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Pınargözü, Eğricek ve Elkondu köylerinin yanı sıra Bakırtepe Ziyaretgahı’nda da madencilik faaliyetlerinin yapıldığı öğrenildi. Köylüler ise tepkili: Doğamızı, hayatımızı çaldılar. 

    Sivas’ın Kangal İlçesine bağlı Pınargözü, Eğricek ve Elkondu köylerinin yanı sıra yöre insanlarınca kutsal kabul edilen Bakırtepe Ziyaretgahı da maden şirketinin göz diktiği sahanın içerisinde kalıyor.

    Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ve KOÇ Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç’a ait olduğu iddia edilen Demir Export yörede madencilik faaliyetlerine başlayabilmek için ÇED toplantıları düzenleyecek.

    “İYİLEŞECEĞİZ DEMİŞLERDİ BÖYLE Mİ İYİLEŞECEĞİZ?”

    Pandemi sürecinde sosyal medya da oldukça yayılan ve #iyileşeceğiz etkiketi ile adını duyuran Demir Export, gözünü Alevi yurttaşların yaşadığı bölgede maden sahalarına dikti.

    Bölgede yaşayan insanlar, madencilik adına bölgede bir kazmanın dahi vurulmasının kendilerini yaralayacağını belirterek “İyileşeceğiz diyorlardı böyle mi iyileştirecekler bizleri? Tarihimizi topraklarımızı parçalayarak mı? Geçmişimizi geleceğimizi yok etmeye çalışarak mı?” diyor.

    “BAĞIMIZ BAHÇEMİZ SİYANÜRDEN MAHFOLDU HEP”

    Ankara’da yaşayan ancak yılın bir dönemini köyünde geçiren Ali Karabulut isimli yurttaş, “6 ay Ankara’da 6 ay burada yaşıyorum. Siyanürle altın aradıkları için bölgede artık ne su içebiliyor, ne de nefes alabiliyoruz. Yaylalarımıza, bostanlarımıza kadar zararı görüyoruz. Bu zararın daha çok büyümesi demek bizlerin yok olması demek. Ekinlerimizi yok ettiler, toprağımızın bereketini katlettiler. Derdimizi anlatamıyoruz. Kimse bizleri dinlemiyor. Koca bir köy göç edip gitti buralardan, kalanlarda  da huzur kalmadı. İnsanlarda astım oluyor, çeşitli rahatsızlıklar görülüyor. Derdimizi sesimizi duyuramıyoruz. Yeniden sondaj arama tarama faaliyetleri yapılıyor. Şimdi maden bölgesi genişletiliyor. Bu korkutuyor. O bölge genişletilirse bizim buralarda yaşama imkanımız kalmaz “dedi.

    “BİZE ZARARI ÇOK, NEFES ALAMIYORUZ”

    Eğricek Köyü’nden bir kadın, “Dinamitlerle patlattıkları için köylerimize bombalar atılıyor sanıyoruz. Gümbür gümbür oluyor. Tavuklarımız ölüyor, hayvanlarımız çeşitli hastalıklara kapılıp ölüyorlar. Tozdan topraktan astım, nefes darlığı hastalıkları başladı. Siyanür ve çeşitli kimyasallar kullandıkları için hastalık yayılıyor. Kızım astım hastası ve buraya gelemiyor. Geldiğinde hastalanıyor. Bizleri öldürmek istiyorlar, hastalıkla, süründürerek, biz bu köyün sakinleri olarak karşıyız. Madenden rahatsısız, istemiyoruz” diye konuştu.

    “DOĞAMIZI ZEHİRLİYORLAR SESSİZ KALAMAYIZ”

    Bakırtepe Ziyaretgahı’nın da maden bölgesine dahil edilmesi için toplantılar yapmak istediklerini belirten Demir Export yetkililerine köylülerden tepkiler çığ gibi büyüyor.

    Yöre insanı tarafından kutsal kabul edilen, dilek ve arzuların adandığı kurbanların kesildiği, ibadet edilen bölgenin maden sahası içerisine dahil edilmesine karşın köylülerden bir kadın, “Doğamızı, toprağımızı zehirlediler, şimdi sıra ziyaretimizde. Bakırtepe’nin madene açılmasının karşısındayız. Elimizden geldiğince direneceğiz. Doğamızı zehirliyorlar, toprağımızı öldürüyorlar buna daha fazla sessiz kalamayız. Sesimizi oldukça gür çıkarmalıyız” ifadelerini kullandı.

    “DOĞA TALANININ KARŞISINDA OLMAK ZORUNDAYIZ”

    Ali Mermer isimli yurttaş “Köyümüzün yanı başında Demir Export tarafından işletilen siyanürle altın arama madenine karşıyız. Yöremizde olmayan, görülmeyen hastalıklar baş göstermeye başladı. Çevremize doğamıza ve bizlere verdiği zararlardan dolayı burada madencilik faaliyeti istemiyoruz. Meralarımız maden ocağı tarafından istimlak edildiği için hayvanlarımızı otlatamıyoruz. Dolaştıramıyoruz. Doğamız kepçelerin paletlerinin altında yağmalanmaya can çekişmeye devam ediyor” dedi.

    “BUNLAR HAYATIMIZI ÇALDILAR”

    Köy sakinlerinden bir yaşlı kadın, “Bunlarda ne din var ne iman var, köylerimizi çaldılar bizden. Topraklarımızı öldürdüler. Topraklarımızın yanında bizim de hayatımızı çaldılar. Ziyaretgahımızı ziyaret ettim geçtiğimiz günlerde, orada ibadet ediyorduk. 3 köy 5 köy bazen 10 köy ziyaretimizde buluşuyorduk. Toplu halde ibadet ediyorduk. Deyişler söyler dualar eder Allah’a yalvarırdık. Kurbanlar keserdik. Şimdi mahvettiler. Altından girip üstünden çıkmışlar. Zarar vermişler. Çevreyi düşünmüyorlar hiç, geleceği düşünmüyorlar. 3 kez karar aldık, mahkeme kararı çıkardık onlar onu çiğneyip yine de ziyaretimizi mahvettiler dilerim Allah da onları çiğnesin. Doğayı zehirleyen, ağaçları öldüren, hayvanları aç bırakan yuvasız bırakanlarda din iman yoktur. Bizim dört tarafımızı sarmışlar düşman gibi, nereye gidelim ne yapalım, şehirlere gidiyoruz kayboluruz. Köylerimize dönüyoruz burada da madenciler bizleri öldürüyor. Köylüyüm konuşamam ama içim dolmuş, yüreğim yanıyor kendi çocuklarımı, ailemi köye getiremiyorum. Allah’dan korkun insan geleceğini geçmişini böyle talan eder mi?”

    Koç Grup’a ait olan Demir Export Madencilik Şirketi, bölgede halihazırda bulunan maden ocağının faaliyet alanını büyüterek köylüleri daha da sıkıştıracak. Yine köylüler için çok önemli ziyaretgahlardan olan Bakırtepe Ziyareti de madencilik faaliyetlerinin alanı içerisinde kalacak. Köylüler her şeye, herkese rağmen direneceklerini, kutsallarını, yurtlarını, topraklarını teslim etmeyeceklerini ve bu kapsamda doğayı seven hakkını bilen tüm insanları kendilerine destek olmaya, omuz vermeye davet ettiler.

    PİRHA/SİVAS

  • Köylülerden taş ocağı tepkisi: Kimdir bu toprakları öldürmek isteyen?-VİDEO

    Köylülerden taş ocağı tepkisi: Kimdir bu toprakları öldürmek isteyen?-VİDEO

    PİRHA – Alevilerin yaşadığı Maraş’ın Pazarcık İlçesine bağlı Çöçelli Köyü bu defa taş ocağı tehlikesiyle karşı karşıya. Yaşam alanlarının hemen yanında planlanan taş ocağı, hem doğaya hem de insanlara çok ciddi zarar verecek. “Kirli bir yaşam istemiyoruz direneceğiz” diyen Çöçellililer ekliyor: Kimdir bu toprakları öldürmek isteyen, bu topraklardan kan çıkarmak isteyen. 

    Koronavirüs salgını sürecinde doğa talanları devam ediyor.

    Kanal İstanbul ihalesi ardından Salda Gölü talanı ve şimdi de Maraş’ın Pazarcık İlçesine bağlı Çöçelli Köyü’nde taş ocağı yapılmak isteniyor.

    İnsanları yaşadığı yerlerden edecek olan bu plan karşısında birçok çevre hakları savunucuları ve yöre insanları taş ocağı planının iptal edilmesi için direniyor. Bölgede yapılması planlanan taş ocağı tarım arazilerinin neredeyse tamamını olumsuz etkileyecek. 

    “KİRLİ BİR YAŞAM İSTEMİYORUZ, DİRENECEĞİZ”

    Çöçelli Köyü’nden çocuklar yetkililere seslenerek, “Köyümüzde taş ocağı istemiyoruz, sağlıklı yaşamak istiyoruz. Hastalıktan ölmek istemiyoruz. Doğamızın kirlendiğini görmek bizleri üzer, doğamızın talan edildiğini seyretmek bizi incitir” diyorlar.

    Hayvancılık yapan köylüler, taş ocağı olarak planlanan bölgenin köyün tüm hayvanları için en verimli araziler olduğunu belirterek, “Orası taş ocağı olduğunda bizler ne yapacağız? Hayvanlarımızı nasıl otlatacağız? Hayvanlarımız aç kalırlar, biz hayvanlarımızı nereye götüreceğiz. Hayvanlarımız hasta olduklarında nasıl geçimlerimizi sürdüreceğiz. Yine taş ocağı köye çok büyük hasar verecek. Hepimiz ölümcül hastalıklarla karşı karşıyayız. Hepimiz hasta oluruz bunu nasıl koruyacağız? Biz bu topraklardan nasıl gideceğiz, nereye gideceğiz ne yapacağız? Çimento fabrikası kurulmuş bizden uzak biryerde ama biz bile buradan etkileniyoruz. Şimdi köyün hemen yanında koca bir taş ocağı inşa edilecek bu bizi öldürür” diyerek tepkilerini dile getirdiler. 

    “ARAZİLERİNİZİ SATMAYIN TOZ TOPRAK BİZİ YOK ETMESİN”

    Köylü bir kadın da, “Sizin aracılığınız ile köylülere sesleniyorum. Arazilerinizi satmayın ne kadar teklif ederlerse etsinler ne vereceklerse versinler ama bu doğduğumuz, büyüdüğümüz toprağımızdan daha kıymetli olamaz. Tozun toprağın bizi yok etmesine izin veremeyiz. Bu topraklar yıllardır bizim, bizi besliyorlar nasıl bu topraklara kıyarız da kepçelerin dozerlerin üzerinde fidanları çiçekleri yok etmesine tahammül ederiz. Kabul edilmesin, köylerimiz yok edilmesin. Biz burada doğduk, burada yaşamak istiyoruz. Bahçelerimiz, hayvanlarımız, bostanlarımız var onlar ne olacaklar, doğayı yok etmek kolay olmamalıdır. İstemiyoruz bu toprakların yok edilmesini” diye konuştu.

    “KİMDİR BU TOPRAKLARI ÖLDÜRMEK İSTEYEN?”

    Köyün yaşlılarından bir kadın ise, “Kimdir bu toprakları öldürmek isteyen, bu topraklardan kan çıkarmak isteyen? Neyin düşmanlığıdır bu? İstemiyoruz bu topraklarda taş ocağı istemiyoruz” dedi.

    Yine köylülerden bir yurttaş “Çimento fabrikası kuruldu başımıza bela oldu, biz onunla uğraşıyorken şimdi taş ocağı getirip başımıza bela ediyorlar. Dinamitler patladığı zaman suyumuz kesilecek. Nasıl su verecekler köylerimize bunca arazilerimiz tarlalarımız var nasıl sulanacak hepsi? Nasıl altından çıkarız bu işin biz? Antep yanımızda. Orada da birçok köy bu köyün suyunu kullanıyor, nasıl planlama yapacaklar? Nasıl susuz kalmamazı sağlayacaklar bilmiyoruz ama biz bu topraklarda taş ocağı istemiyoruz. Suyumuz ne kadar sağlıklı olacak ki, yediğimiz her şey bu suyun ürünü sağlığımızı nasıl risk edebiliyorlar? Hepimiz buna karşı birlik olacağız. Toprağımıza sahip çıkacağız” diye konuştu. 

    “DAĞLARDA YAŞAM BİTERSE BİZ DE BİTERİZ”

    Geçmiş dönem Çöçelli Köyü muhtarlığı yapan bir yurttaş da, şunları kaydetti:

    “Bizlere çimento fabrikası tek başına olacak dediler, sonra başka planları olduklarını öğrendik. Ben muhtarlık yaptığım dönem duyuyordum ama ihtimal vermiyordum, şimdi davarcılık yapıyorum bu dağların hepsinde yaşamışım, hepsinin kıymetini bilenlerdenim. Bu dağlarımızın taş ocağı için feda edilmesine biz sessiz kalmayız, biz yaşamı savunanlar olarak doğamızı ve her şeyden önce sağlığımızı korumak zorundayız. Taş ocağı gelirse hayat köyümüzde biter. Dağlarda yaşam biterse, biz de biteriz. Biz karşıyız. Herkes bilsin, duysun biz buna karşı mücadele edeceğiz, elimizden gelen her şeyi yapacağız ve taş ocağına karşı durmak zorundayız.”

    “KÖYÜN GELECEĞİ RİSK ALTINDA; BİZLER ÖLECEĞİZ BİRİLERİ KAZANACAK”

    Çobanlık yapan bir Çöçellili bir genç ise, şunları söyledi.

    “Hiç kimse bu köye taş ocağı kuruyoruz ama köylüler ne der, bu insanlar nasıl karşılar diye düşünmüyorlar. Taş ocağı yapıldığı zaman biz ne yapacağız, ne yiyeceğiz nasıl geçimimizi sürdüreceğiz, doğayı talan ederek nasıl başarılı olacağız. Şimdi sorarım size bu taş ocağı yapıldığında bunun pisliği tozu toprağı nereye gidecek, bu köydekiler hava almıyorlar mı, bütün hastalık köylülerin ciğerlerine doluşacak, hayvanlarımıza doluşacak. Bizler öleceğiz birileri kazanacak. Buna karşı mücadele edeceğiz, elimizden ne geliyorsa, ne yapabiliyorsak nasıl ses çıkarabiliyorsak bir şekilde bu taş ocağının yapılmaması için bunu kullanacağız. Hepimiz kanser olabiliriz, sonumuz hiç iyi gözükmüyor. Yetkililere sesleniyoruz köyün geleceği risk altındadır. Dağlarımıza gidemezsek nasıl yaşarız biz. O zaman biz göçelim onlar gelsinler buraya yaşasınlar toprağın hastalığın içinde, yapmayın bu köyü yok etmeyin. Geleceğimiz risk altında olmasın.”

    Mehmet KOCAMER / MARAŞ

  • Hüsükuşağı Köyü sakinleri: Doğal afette bile ayrımcılık oluyor

    Hüsükuşağı Köyü sakinleri: Doğal afette bile ayrımcılık oluyor

    PİRHA – Merkezi Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan 6.8 büyüklüğündeki deprem sonrasında oluşan büyük hasarlar giderilmeye çalışılıyor. Kamu kurumları deprem bölgesine yardım ederken, Elazığ ve Malatya’nın Alevi köylerine yardım gitmemesi dikkat çekti.

    Elazığ’da yaşanan depremin izleri yavaş yavaş sarılmaya çalışılırken Elazığ ve Malatya’da Alevi köylerinde yaşanan büyük yıkım ilk günkü gibi duruyor. AFAD ve valiliklere bağlı birimlerin müdahale etmekten geri durduğu bu köylerde yurttaşlar yalnız bırakılmış durumda. İnsanlar kendi enkazlarını kendileri kaldırıyor, kendi yaralarını kendileri sarıyor.

    BİZİM KÖYÜMÜZ MÜ?

    Deprem gecesi köyde yaşanan büyük yıkım sonrasında yetkililerin köye çok geç ulaştığını belirten köy sakinleri, Valiliğin afetten sonra köye jandarma gönderdiğini belirterek köydeki durumla ilgili bilgi alındığını söyledi.

    Köy sakinleri, ertesi gün de Büyükşehir Belediyesinden ekiplerin hasar tespit için kontrole geldiklerini belirterek ilgililerin telefonda “bizim köylerden mi” diye sorulduğunu yani Sünni Alevi köylerini tanımladıklarını dile getirerek “Afetten sonra bile ayrımcılık yapılması bizleri çok yaraladı” dediler.

    “AFETİN AYRIMCILIĞI OLMAZ”

    Hüsükuşağı Köyü’nde yaşanan deprem sonrasında köyü ziyaret eden Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül de “Ayrımcılığı hissediyoruz. Yüreğimiz ne kadar incinse de bu zor günü yalnız başımıza atlatmak bizleri üzüyor ama dayanışmamızı güçlendiriyor. Afetin ayrımcılığı olmaz. Afet kimlik sormaz, inanç sormaz ama bizim gözlemlediğimiz kadarıyla birileri kimlik soruyor. Ayrımcılık yapıyor” dedi.

    “KARDEŞ MİYİZ?”

    Hüsükuşağı Köyü’nü ziyaret eden Alevi kurum temsilcileri heyeti içerisinde yer alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, “Devletimiz bizlere yardımcı olacağına, bizlerin bu yarasına merhem olacağına bizi yine ötekileştirmeyi tercih etti. Yüreğimizi kırdı. Devlet bizim devletimiz olsaydı eğer bu zor günde yanımızda olurdu” dedi.

    “BİRLİK İÇİNDE BU İŞİN ALTINDAN KALKACAĞIZ”

    Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Pir Celal Fırat ise şunları kaydetti:

    “Benim üzüntüm bir nebze daha fazladır. Doğduğum toprakları böyle yıkık görmek yüreğimizi incitiyor. Elimizden geldiğince yardımcı olmaya, yaralara merhem olmaya gayret edeceğiz. Bu yükün altından birlikte kalkacağız. Bu afetin izlerini birliğimizle silebiliriz. Biz elimizden geleni yapacağız. Yaraların iyileşmesi için var gücümüzle birlik içinde bu işin altından kalkacağız.”

    “ZEMHERİ SOĞUĞUNDA ÇADIRLARDA KONAKLAMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Deprem sonrasında AFAD ekiplerince köye bırakılan ve köylüler tarafından kurulumu yapılan çadırların kışa dayanıklı olmadığı belirtilirken, sıfırın altında 12 ile 15 arasında değişen havada insanların bu çadırlar içerisinde yaşamaları mümkün gözükmese de birçok yurttaş çadırlarda konaklamak zorunda.

    Malatya’nın girişinde Suriyeli mültecilerin konaklaması için kurulan konteynerlerin köylere dağıtılmasını isteyen köylüler, çadırlarla baharı beklemenin mümkün olmadığını, kendi imkanları ile enkazları onarmaya çalıştıklarını belirtti.

    “EVLERİMİZ YIKILMIŞ, GARİBAN KALDIK”

    Köydeki kerpiç evlerin tamamının yıkıldığını belirten Hüsükuşağı Köy Derneği Başkanı Yusuf Usül, “Evlerimiz darmadağın oldu. Köylülerimiz nerede yatacak, nerede yemek yiyecekler. Affedersiniz ama tuvalet ihtiyaçlarını sağlayabilecek uygun bir mesken bile kalmamış durumda. Koca köyde sağ kalan 2 evimiz var sağ olsunlar ev sahipleri evleri yıkılmış yaşlıları evlerinde misafir ediyorlar. Zor günde bu dayanışma soğuk havada yüreklerimizi ısıtıyor. İnsanlarımız yalnız kaldıklarını düşünüyorlar ama ne güzel ki Alevi kurum yöneticilerimiz bizleri yalnız bırakmadılar. Afetten sonra neredeyse her saat bizleri arıyorlar, bilgi alıyorlar. Yardım ulaştırmaya çalışıyorlar. Dernek yöneticilerimiz köyümüzü ziyaret ederek de bizleri yalnız bırakmadılar” dedi.

    DAHA ÇOK HASSASİYET BEKLENİYOR

    İlgililerin köye karşı tavırlarının daha insancıl olmasını temenni eden Usül, “Devlet büyüklerinden köyümüze daha çok ilgi alaka bekliyoruz” dedi. Afet sonrasında kurumların köye karşı soğuk duruşunu eleştiren Usül, “Bu afettir. Herkesin başına gelebilecek bir durum. Öyle ki koca ülkenin neredeyse tamamı bu potansiyeli barındırıyor. Bugün afet sonrasında bu tarz tartışmaların yaşanması bu tarz ayrıştırmaların yapılması geleceğe dair daha kalıcı hasarlar yaratır” diye konuştu.

    “SADECE 2,3 DAKİKALIK HABERLERE MANKEN YAPMAK İÇİN GELİYORLAR”

    Devlet yetkilileri ile beraber köyü ziyaret eden basın mensuplarının tavırlarını da eleştiren köylüler, “Sorunlarımızı dinledikleri yok. Gelip kendi bültenlerine 2-3 görüntümüzü alıp manken yapmak istiyorlar” diyor.

    Köye gelen mülki amirlerin de ev ziyaretleri gerçekleştirmediğini, evleri dışarıdan gözlemleyerek sağlam olduklarını, yardıma gerek olmadığı kanaatine vardıklarını belirten köylüler, yardımların bile afetten saatler sonra ulaştırıldığını söylediler.

    “LOKMAMIZI HER DURUMDA PAY EDERİZ”

    Deprem sonrasında köyde incelemelerde bulunan PİRHA ekibini her şeye rağmen konuk etmek isteyen, evlerinde kıt yiyecekleri ekibimizle paylaşmaktan çekinmeyen Hüsükuşağı köylüleri adına Dernek Başkanı Yusuf Usül “Lokmamızı her durumda pay ederiz. Köyümüze gelen herkes bizim misafirimizdir” dedi.

    Ekibimizi evlerinde ağırlayan Hüsükuşağı köyü sakinleri ekibimize zor durumun içinde bile zorluğu aldırış etmeksizin ev sahipliği yaptı.

    HÜSÜKUŞAĞI KÖYLÜLERİ KONTEYNER BEKLİYOR

    Soğuk hava ve yoğun kar yağışından dolayı çadırlarda yaşamın oldukça zor olduğu köyde yaşamın devam etmesi, zararın en aza indirgenmesi ve köylülerin konaklamaları için çadır yerine konteyner ile ısıtıcılara ihtiyaçları var.

    Bahara kadar konaklayacaklarını, kar eridikten sonra kendi evlerini onararak yeniden kullanıma hazırlayacaklarını belirten köylüler, ilgililerden, kamu kurum ve kuruluşlarından özellikle konteyner ve ısıtıcı taleplerinin karşılanmasını bekliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Burhaniye Korucaoluk köylüleri ‘Madene hayır’ diyor-VİDEO

    Burhaniye Korucaoluk köylüleri ‘Madene hayır’ diyor-VİDEO

    PİRHA-Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Korucaoluk Köyü yakınlarında yapılmak istenen madeni köylüler istemiyor. 

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Korucaoluk Köyü yakınlarında Demir Export A.Ş. tarafından maden arama çalışmalarının başlatıldığı duyumu çevrecileri harekete geçirdi. Burhaniye Çevre Platformu (BURÇEP) geçtiğimiz Pazar günü Korucaoluk Köyü’nde halkla bir toplantı yaptı.

    Toplantıya Korucaoluk köylülerinin yanı sıra çevre köylerden ve Burhaniye’den gelen yurttaşlar katıldı. Gömeç Çevre Platformu ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin desteklediği toplantıda köy halkı ile maden hakkında söyleşi yapıldı. 7’den 70’e tüm Korucaoluklular her türlü maden ve benzeri faaliyete karşı olduklarını, maden çalışmalarına izin vermeyeceklerini dile getirdiler.

    KÖYÜ TERK ETMEK ZORUNDA KALACAKLAR  

    Tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu aktaran köylüler, Demir Export A.Ş.’nin sondaj çalışmaları yaptığı alanın mera olarak kullanıldığını, bu alanda yapılacak bir maden arama çıkarma faaliyetinin gelir kapılarını tamamen kapatacağını kaydettiler. Tümad Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından işletilmeye başlanan altın madeni ile birlikte su kaynaklarının azaldığını belirten köylüler, bu madenin de faaliyete geçmesi halinde köyü terk etmek zorunda kalacaklarını dile getirdiler.

    “MADEN BİZİ AÇLIĞA MAHKUM EDECEK”

    Gençlerin, eğitim düzeyinin düşük olması nedeni ile iş bulmalarının mümkün olamayacağını, madenin köydeki herkesi ömür boyu beslemesinin imkansız olduğunu ifade eden köylüler, madenin kendilerini açlığa mahkum edeceğini vurguladılar. Maden arama çalışması alanının sınırında kendilerine ait tarlaların olduğunu söyleyen köylüler, ne vaat ederlerse etsinler, tarlalarını satmayacaklarını, topraklarını terk etmeyeceklerini, bu konuda çok kararlı olduklarını belirttiler.

    “HIRSIZLIK MI YAPACAĞIZ?”

    Bölgede maden çıkarma faaliyetinin başlaması ile birlikte hayvancılık yapamayacaklarını söyleyen gençler, “Sonra ne olacak? Hırsızlık mı yapacağız? Nasıl geçineceğiz? Madeni istemiyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdiler.

    29 Nisan Pazar günü saat 12.30’da Burhaniye Cumhuriyet Meydanı’nda çevre örgütleri ve köylüler kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını da duyurdular.

    PİRHA/BALIKESİR  

  • Dedeyazı köylüleri yaşam alanları için direniyor-VİDEO

    Dedeyazı köylüleri yaşam alanları için direniyor-VİDEO

    PİRHA-Malatya Doğanşehir ilçesine bağlı Dedeyazı köyünde yaşayan yurttaşlar, köylerinde bulunan maden ocaklarına karşı yıllardır mücadele ediyorlar. Doğasına ve yaşam alanlarına sahip çıkmak için eylemler yapan köylüler, maden ocağı yetkilileri tarafından tehdit edilmesine ve davalar açılmasına rağmen verdikleri mücadelelerinden geri adım atmayacaklarını belirtiyorlar.

    Malatya Doğanşehir ilçesine bağlı Alevilerin yaşadığı Dedeyazı köyünde bulunan maden ocaklarından dolayı yurttaşlar büyük sıkıntılar yaşıyor. Yüzlerce dönümlük bağları sökülen ve can damarı olan suları elinden alınan köylüler yaptıkları eylemlerle maden ocaklarına karşı yıllardır büyük bir mücadele veriyor.

    Köylülerin, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin desteği ile 2012 yılında durdurdukları maden ocaklarında çalışmaların yeniden gündeme gelmesi ile birlikte Malatya İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Davada, doğaları ve yaşam alanları tahrip edildiği gerekçesi ile köylüler lehine karar verildi. Köyde yaşayan yurttaşlar yaşadığı süreci PİRHA’ya anlattı.

    “MADEN OCAKLARI İLE KÖYDE BÜYÜK SORUNLAR ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLADI”

    Dede yazı köyünde dünyaya gelen 6 çocuk annesi Makbule Akdağ, maden ocaklarından önce köylerinin çok güzel ve yemyeşil bir doğası olduğunu belirterek, “Ekinlerimizi ekiyor, ektiğimiz sebzeleri bu dağdan gelen su ile suluyorduk. Ama maden ocağının işlemesi ile birlikte köyde büyük sıkıntılar yaşadık. Daldaki meyveler tozdan yenilmiyor çürüyüp yere düşüyor” dedi.

     Akdağ, şöyle devam etti:

    “Bu maden ocaklarının işlemesi ile birlikte köyümüzün yaşamı, huzuru ve güzelliği de gitti. Maden yatağının olduğu yerde köyümüzün hem içme suyu hem de sulama suyu vardı. Bununla birlikte bütün suyumuz gitti. Dağdan gelen içme suyu içilemez duruma geldi. Hazır su alıp içiyoruz. Tozdan kapımızın önüne çıkamıyoruz. Köyümüze büyük bir zarar veriyorlar. Köyde yaşayan insanlar çok zor durumda. Madenci doğamızı tahrip edip madenini alacak bizler de burada mağdur olacağız. Buna müsaade etmeyeceğiz. Yetkililer bu köye sahiplik etsin ve köylünün zarar görmemesi için çalışmalar yapsın.”

    “MADEN OCAKLARI SUYUMUZU KURUTUYOR”

    Köy azası olan 2 çocuk babası Mahsuni Atasoy da, “Benim 200 dönüm arazim var. O araziyi bu dağdan gelen su ile suluyoruz. Benim gibi 120 aile var bu durumda olan. Bu ailelerin geçim kaynağı bu suya bağlı. Böyle devam ederse maden ocakları bütün suyumuzu kurutacak, hepimiz aç kalacağız” diye konuştu.

    Atasoy, şunları ekledi:

    “Bir maden şirket sahibinin cebine para girecek diye 120 ailenin rızkı ile oynamak ne kadar doğrudur. Biz buna karşıyız. Köylüler olarak doğamıza sahip çıkacağız. Amacımız olay çıkarıp kavga etmek değil. Biz yasal ve hukuki yollarda tüm hakkımızı kullanıp mücadele edeceğiz. Köyün karşısında kırıcılar çalıştığı zaman gürültüden çocuklar uyuyamıyor, telefonla konuşamıyoruz. Köydeki kadınlar tozdan dolayı dışarıya yıkadığı çamaşırları seremiyor. Bu dağda yüzlerce dönüm bağ vardı. Maden ocakları ile birlikte bütün bağlarımız söküldü. Birkaç tane bağ kaldı. Böyle devam ederse onları da sökecekler.”

    “ŞİRKET YETKİLİLERİ BİZLERİ TEHDİT ETTİ”

    Dedeyazı dayanışma derneği üyesi Recep Çakır ise, “Maden sektörü 2002’de çalışmalara başladı. Mir Martut maden şirketi başlamış ama biz 2008’e kadar bununla ilgili hiçbir belgeye rastlamadık. Kaçak mı çalışmışlar, nasıl çalışmışlar her hangi bir resmi belgeye rastlamadık. 2008 yılında üç ilçeyi kapsayacak bir alan kadar ÇET raporu alıyorlar. Lokal küçük alanlarda çalışmalara başlıyorlar. Biz bu belgeleri inceledikten sonra hak ihlallerinin olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.

    Recep Çakır ayrıca şunlara değindi:

    “Yüz metreden daha yakın evlerin olduğu alanlarda ve ÇET raporunun alınmadığı alanlarda çalışmaya başladıkları tespit edildi. Bununla ilgili çevre şehircilik müdürlüğü çalışma yürüten şirkete para cezaları kesti. Bu sürecin ardından 2012 yılında yapılan eylem ve etkinliklerle maden şirketinin çalışmalarını durdurdu. Üç yıl boyunca bir çalışma yapılmadı. 2015 yılından sonra şirket tekrar çalışmak için başvuru yapmış. Bu yıl Eylül ayında maden şirketinin tekrar çalışmalara başlayacağı gündeme geldi. Yaşam alanlarımızı tehdit ettikleri için maden şirketi ile görüşüp çalışmamalarını söyledik. Maden şirketi yetkilileri görüşmeler sırasında yapıcı bir dil kullanmadı sürekli bizi tehdit ettiler. Madene karşı mücadele eden gençlerden şikayetçi oldular. Ama bununla ilgili sonuç alamadılar. Açılan bu davalarda bütün arkadaşlar hakkında takipsizlik kararı alındı. ÇET raporlarına karşı iki dava açtık ve köylünün lehine karar verildi”

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKMAK İÇİN DERNEK KURDUK”

    Dedeyazı köyü dayanışma derneği yönetim kurulu üyesi Yunus Emre Erkan da,“Maden ocaklarında çalışmaların başlamasının ardından eylemlerimize başladık. Çalışmalar yaşam alanlarımıza kadar inince genç arkadaşlarımızla birlikte maden ocaklarına karşı mücadele etmek için dernek kurma kararı aldık” dedi.

    “2012 yıllında buradaki çalışmaları gençlerin öncülüğünde köylülerle birlikte verdiğimiz mücadele sunucu çalışmaların durdurulmasına sebep olduk” diyen Erkan, şunları kaydetti:

    “Örgütlü bir yapımız yoktu. Bir dernek kurmaya karar verdik. Dedeyazı köyü dayanışma derneğini kurduk. Sonraki süreci dernek üzerinden yürüttük. Yasal yollarda verdiğimiz mücadele sonucu açtığımız davayı kazandık. OHAL sürecinde olduğumuz için tehdit edildik ama buna rağmen mücadelemizden geri adım atmadık. Doğamıza köyümüze ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    Mustafa YÜKSEL/Suay ABAK
    MALATYA

  • CHP Malatya İl Başkanı Kiraz: Taş ve maden ocakları kurularak köyler rant merkezi haline getiriliyor

    CHP Malatya İl Başkanı Kiraz: Taş ve maden ocakları kurularak köyler rant merkezi haline getiriliyor

    PİRHA-Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Dedeyazı Mahallesi’nde bulunan madenle ilgili yöre halkı ile birlikte incelemelerde bulunan CHP Malatya İl Başkanı Enver Kiraz, neredeyse köyün ortasında bulunan madenin halkın sağlığını olumsuz etkilediğini ve madenin kapatılması için ne gerekiyorsa yapacaklarını vurguladı.

    Son günlerde madene karşı yapılan eylemleri ile dikkat çeken Doğanşehir’e bağlı Dedeyazı Mahallesi’nde CHP İl Başkani Enver Kiraz ile Doğanşehir İlçe Başkanı Polat ve Dedeyazı Muhtarı, Reşadiyeli Mahmut Akbıyık, il ve ilçe yöneticileriyle birlikte incelemelerde bulundu.

    “HALKIN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”

    Yapılan incelemelerden sonra basın açıklaması yapan Enver Kiraz “Neredeyse köyün ortasında çalışan şirket halkın sağlığını tehdit etmektedir. Köyün mezarları tehlike altında. Her an yıkılabilir duruma gelmiştir. Köyün içme ve sulama suyu madenin çalışma alnındadır, burada yapılan kırma ve patlatma çalışmaları köyü susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya getirmiş, suyun yatak alanının dağılmasına sebebiyet vermiştir” dedi.

    “RANT MERKEZİ HALİNE GETİRİLDİ”

    Malatya genelinde yaşanan su sıkıntılarına dikkat çeken Kiraz, köyde bulunan maden ocağını işleten şirketin küçük bir kazanç uğruna Dedeyazı Mahallesi’ni susuzlukla baş başa bıraktığını belirterek şöyle devam etti: “Maden işletmesi köye ve tarım arazilerine yakınlığıyla bütün doğayı, köylünün üretim alanlarını tehdit ettiği gibi bütün bu insanların sağlığını da tehdit ediyor. Son zamanlarda bütün köylere artık taş ve maden ocağı kurularak buralar bir rant merkezi haline getirilmiştir. Para uğruna, rant uğuruna buradaki insan sağlığını hiçe sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Bunu asla kabul edemeyiz. Bunu ne Dedeyazilılar ne de başka köylerdeki insanlar kabul edemez.”

    “KÖYLÜLERİN YANINDAYIZ”

    Köylülerin maden ocağına karşı yaptığı eylemi önemli bulduğunu ifade eden Kiraz, maden ocağının bir an önce kapatılması için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti. Konuyu CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba aracılığıyla meclis gündemine taşıyacaklarını söyleyen Kiraz, hem hukuki boyutta hem de eylemsellik boyutunda köylülerin yanında yer alacaklarını dile getirdi.

    KÖYLÜLER FİRMA TARAFINDAN TEHDİT EDİLDİKLERİNİ SÖYLEDİ

    Köylülerle yaptıkları sohbetlerde köylülerin kendilerine madenci firma tarafından tehdit edildiklerini söylediklerini ifade eden Kiraz, bu konuyla ilgili yasal işlem başlattıklarını kaydetti. Geçtiğimiz gün yapılan basın açıklamasından dolayı beş kişi hakkında maden yetkilileri tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu belirten Kiraz, şirket tarafından köydeki bazı kişilere para verilerek şirket için halkı yönlendirmeye çalıştıklarını vurguladı.

    KÖYÜN YAŞANACAK BİR HALİ KALMADI

    Yeni gelen şirketin eskiden faaliyet yürüten şirketin belge izinleriyle çalıştığını ve bundan dolayı 72 bin tl para cezası ödediklerini kaydeden Kiraz, yeni ÇED evraklarının da olmadığını gerekli her kuruma baş vurduklarını söylediler. Köylülerin kendilerine köylerinin yaşanacak bir halinin kalmadığını, sağlıklarının tehlike altında olduğunu, nefes alamadıklarını, içme ve sulama sularını kaybettiklerini dile getirdiğini belirten Kiraz, köylülerin madende şimdi toz olmadığını ancak yazın toz olursa ne yapacaklarını bilmediklerini söylediklerini kaydetti.

    Ayrıca şirket yetkililerinin yazın toz çıkmasın diye köylülere “Gerekirse maden ocağının yolunu asfaltlarız” dediğini aktaran Kiraz, köylülerin şunları söylediklerini belirtti: “Bizim köyümüzün yolları 20 yıldır delik deşik. Hiç kimse köylü için bir taş koymadı. Maden şirketi için bize gelmeyen hizmetler hemen getirilebiliyor.”

    Mehmet YALMAN/MALATYA