PİRHA- CHP’de mutlak butlan kararının ardından başlayan yönetim krizinde gözler bugün Genel Merkez’e çevrildi. Özgür Özel’e destek veren delegelerin topladığı yaklaşık 900 imzanın olağanüstü kurultay talebiyle teslim edilmesi beklenirken, Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi hukuki süreçleri gerekçe göstererek kurultay çağrısına mesafeli yaklaşıyor.
CHP’de 38. Olağan Kurultay’a ilişkin verilen mutlak butlan kararının ardından başlayan tartışmalar yeni bir aşamaya taşındı. Özgür Özel’e destek veren delegelerin topladığı yaklaşık 900 imzanın bugün CHP Genel Merkezi’ne teslim edilmesi bekleniyor.
CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultayın toplanabilmesi için genel başkanın çağrısı, Parti Meclisi’nin kararı ya da kurultay delegelerinin beşte birinin noter onaylı imzalarıyla başvuruda bulunması gerekiyor. Delegelerin topladığı imza sayısının, seçimli olağanüstü kurultayın yapılabilmesi için gerekli olan çoğunluğun üzerinde olduğu belirtiliyor.
Başvurunun genel başkanlığa ulaşmasının ardından tüzük gereği olağanüstü kurultayın en geç 45 gün içinde yapılması gerekiyor. Ancak parti yönetiminde bu konuda farklı değerlendirmeler bulunuyor.
Kılıçdaroğlu’na yakın isimler kurultaya ilişkin devam eden hukuki süreçler ve mahkemeden çıkan tedbir kararlarını gerekçe göstererek olağanüstü kurultay talebinin mevcut koşullarda işleme konulamayacağını savunuyor. Özgür Özel’e yakın çevreler ise delegelerin iradesinin yok sayılamayacağını belirterek olağanüstü kurultayın toplanması gerektiğini ifade ediyor.
Öte yandan CHP Merkez Yönetim Kurulu’nun son toplantılarında parti içi disiplin süreçleri de gündeme geldi. CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol ile CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç hakkında ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk sürecinin değerlendirildiği belirtiliyor. Parti yönetiminin, yaşanan siyasi ve hukuki krizlerden sorumlu tuttuğu isimlere yönelik disiplin işlemlerini sürdürmesi bekleniyor.
Parti Meclisi’nin daha önce aldığı karar doğrultusunda olağan kurultay takvimine ilişkin hazırlıklar da devam ediyor. Parti kaynakları, olağan kurultay sürecinin başlatılması halinde sürecin yaklaşık beş ila altı ay sürebileceğini ifade ediyor.
Bugün teslim edilmesi beklenen imzaların ardından gözler CHP Genel Merkezi’nin atacağı adımlara çevrildi. Olağanüstü kurultay talebinin işleme alınıp alınmayacağı ve parti yönetiminin bu talebe nasıl yanıt vereceği, CHP’deki güç mücadelesinin seyrini belirleyecek en önemli başlıklardan biri olarak görülüyor.
PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde yaptığı grup toplantısında, kurultayı yapacaklarını belirterek, “Ahlaki değerlerimiz yeniden korumak ve inşa etmek zorundayız. Onun için ne gerekiyorsa yapacağım. Kim kirlilikten medet umduysa onun hesabını soracağım” diye konuştu.
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, partimizin grup toplantısında konuşuyor. https://t.co/zHFDDvTTzk
“Mutlak butlan” kararı ile CHP’nin Genel Başkanlığına geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısını CHP Genel Merkezi’nde yaptı.
“HESABINI SORACAĞIM”
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hepimiz halkın umuduyuz, halka umut vermek zorundayız. Beraber çalışmak, birlikte mücadele etmek zorundayız. Her şeyi ama her şeyi sizin için yapıyorum. Asla sizleri utandırmayacağım. Ülkenin içinde bulunduğu durumu biliyoruz. Ama bunu aşmak zorundayız. Bunu aşacak olan tek partinin adı CHP’dir. Türkiye’nin sorunlarına çözüm üreten, akılcı çözümler üreten tek parti CHP’dir.
Ahlaki değerlerimiz yeniden korumak ve inşa etmek zorundayız. Onun için ne gerekiyorsa yapacağım. Kim kirlilikten medet umduysa onun hesabını soracağım.
Gerçek değişim 3 aşamadan oluşacak. Birincisi arınma ve temiz siyaset. İkincisi üretici kalkınma. Faiz baronlara karşı mücadele edeceğiz. Üçüncüsü ise iktidarın yarattığı tahribatın düzeltilmesi lazım.
Ahlaklı, erdemli bir kurultayı elbette toplayacağım.”
PİRHA- CHP Grup Başkanı Özgür Özel, olağanüstü kurultay için imza toplama sürecinin resmen başladığını açıkladı. Parti örgütlerinden yoğun destek geldiğini belirten Özel, yaşanan krizin ancak delegelerin iradesiyle aşılabileceğini söyledi.
CHP’de mahkeme kararıyla başlayan yönetim tartışmaları yeni bir aşamaya geçti. Eski CHP Mersin Milletvekili Yusuf Fevzi Arıcı için TBMM’de düzenlenen cenaze töreninin ardından konuşan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, olağanüstü kurultayın toplanabilmesi için gerekli imzaların toplanmaya başladığını duyurdu.
Parti Sözcülüğü tarafından daha önce ilan edilen sürecin sabah saatlerinde fiilen başladığını belirten Özel, ilk imzanın Kayseri’den geldiğini söyledi. Özel, yalnızca kendi çizgisinden gelen delegelerin değil, geçmiş kurultaylarda farklı tercihlerde bulunan isimlerin de sürece destek verdiğini belirterek bunun parti içi bir saflaşmadan çok, kurultay iradesine sahip çıkma tavrı olduğunu ifade etti.
Özel’in verdiği bilgiye göre imza süreci öncelikle örgüt delegeleri üzerinden yürütülüyor. Milletvekillerinin henüz sürece dahil olmadığını belirten Özel, kısa süre içerisinde Türkiye’nin dört bir yanından gelen imzalarla gerekli sayıya ulaşılabileceğini söyledi. Kurultayın toplanabilmesi için yaklaşık 550’nin üzerinde imzaya ihtiyaç duyulduğunu belirten Özel, başvuruyu geciktirmeden yapmak istediklerini kaydetti.
“PARTİYİ SANDIKSIZ YÖNETMEK DOĞRU DEĞİL”
Yaşanan tartışmaların yalnızca CHP’nin iç meselesi olmadığını savunan Özel, Türkiye’de seçim ve sandık iradesini savunan bir partinin kendi içerisinde de aynı ilkelere bağlı kalması gerektiğini söyledi. Mevcut durumun hem parti tabanında hem de kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yarattığını dile getiren Özel, krizin çözüm adresinin delegeler olduğunu vurguladı.
Parti üyelerine ve seçilmişlere de çağrıda bulunan Özel, son günlerde yükselen istifa eğilimlerine karşı uyarıda bulundu. Belediye başkanlarından milletvekillerine kadar hiçbir CHP’linin partiden ayrılmaması gerektiğini söyleyen Özel, tepkinin örgütlü mücadeleyle gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Özel, hafta sonu bazı belde belediyelerinde yapılacak seçimlere de dikkat çekti. CHP tabanında ortaya çıkan “sandığa gitmeyerek tepki gösterme” düşüncesinin yanlış olduğunu belirten Özel, Gümüşhane, Tokat ve Ürgüp’te yapılacak seçimler öncesinde sahaya çıkacağını açıkladı. CHP seçmenine seslenen Özel, yaşanan tüm tartışmalara rağmen sandığın terk edilmemesi gerektiğini söyledi.
“KURULTAYIN ÖNÜNDE HUKUKİ ENGEL YOK”
Olağanüstü kurultayın toplanmasının hukuken engellenemeyeceğini savunan Özel, çok sayıda kamu hukukçusunun bu konuda ortak değerlendirmeler yaptığını belirtti. Tedbir kararlarının kurultaya engel teşkil etmediğini ifade eden Özel, delegelerin gerekli çoğunluğu sağlaması halinde olağanüstü kurultayın toplanmasının önünde bir engel bulunmadığını söyledi.
Parti tüzüğünde yer alan “Genel Başkan kurultaya çağırır” hükmünün hatırlatılması üzerine de konuşan Özel, delegelerin iradesinin belirleyici olduğunu savundu. Anayasa Mahkemesi kararlarını hatırlatan Özel, yeterli çoğunluk sağlandığında delegelerin talebinin esas alınması gerektiğini dile getirdi.
GRUP TOPLANTISI YARIN YAPILACAK
Özel, CHP TBMM Grubu’nun çalışmalarını sürdüreceğini de belirterek grup başkanlığı görevinin devam ettiğini söyledi. Meclis Başkanlığı’nın grup başkanlığı seçimini onayladığını ifade eden Özel, salı günü yapılacak grup toplantısının da planlandığı şekilde gerçekleştirileceğini açıkladı.
Açıklamasının sonunda bazı siyasi değerlendirmelerde de bulunan Özel, CHP’ye yönelik müdahaleleri eleştirirken, partinin yaşadığı krizin çözümünün yine parti örgütü ve delegelerin demokratik iradesiyle mümkün olacağını savundu.
PİRHA- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) daha önce “mutlak butlan” kararıyla hukuken iptaline hükmedilen 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Kurultay sürecinde delegelerin iradesine yönelik müdahaleler yapıldığına dair iddialar üzerine harekete geçen emniyet güçleri, 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda, iddiaların merkezinde yer alan 13 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon; İstanbul, Ankara, İzmir, Urfa, Maraş, Kilis ve Malatya’yı kapsayan geniş bir coğrafyada gerçekleştirildi. Belirlenen adreslerde yapılan arama ve el koyma işlemlerinin ardından şüpheliler emniyete götürüldü.
SORUŞTURMANIN ODAK NOKTASI: SEÇİM GÜVENLİĞİ VE İDDİALAR
Başsavcılık tarafından yapılan resmi açıklamada, soruşturmanın temelinin delegelerin hür iradesiyle oy kullanma hakkının gasp edilmesine yönelik olduğu vurgulandı. Soruşturma dosyası kapsamında şüphelilere yöneltilen temel suçlamalar şunlar:
Kurultay süreçlerinin demokratik esaslara aykırı yürütüldüğü iddiası.
Delegelerin oy tercihlerini etkilemek amacıyla maddi menfaat sağlandığı yönündeki şüpheler.
Söz konusu iddialarla bağlantılı mali akışın yasal zemine oturtulmaya çalışılması.
HUKUKİ SÜREÇ DEVAM EDİYOR
Daha önce mahkeme tarafından “mutlak butlan” gerekçesiyle iptal edilen kurultay ile ilgili bu adli hamle, parti içi demokrasi süreçlerine yönelik yürütülen soruşturmalardan biri olarak dikkat çekiyor. Yetkililer, gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki ifade işlemlerinin sürdüğünü ve soruşturmanın derinleştirilerek devam edeceğini bildirdi.
PİRHA- Mahkeme, CHP hakkında kararını verdi. Mahkeme davanın “konusuz kalması sebebiyle” reddine karar verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay ile 6 Nisan 2025 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay’ın iptaline yönelik davanın 5’inci duruşması bugün görüldü. Tarafların son kez dinlendiği duruşmada mahkeme, davanın “konusuz kalması sebebiyle” reddine karar verdi.
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, mahkemenin verdiği kararın önemli olduğunu belirterek,şunları ifade etti:
“Partimizin 38. Olağan Kurultayının iptali istemiyle açılan ve kamuoyunda “Mutlak Butlan” davası olarak bilinen davanın reddine karar verilmiştir. Siyasi partilerin kongrelerinin ve kurultaylarının seçim hukukuna ve YSK denetimine tabi olduğunu ve bu davanın başından beri redde mahkum olduğunu ifade etmiştik. Tertemiz kurultayımıza çamur atarak, bu ve benzeri davalardan medet umanlar hayal kırıklığına uğrasa da, yargı bağımsız ve tarafsız olduğu sürece haklı olanlar kazanacaktır… Hukuk ve adalet kavramlarının içinin boşaltıldığı bir dönemde, bağımsız ve tarafsız yargıya güveni perçinleyen bu karar, aynı zamanda demokrasimiz açısından da memnuniyet vericidir.”
PİRHA- CHP’nin Kurultay davasında dosyanın incelenmesine devam edilmesine hükmeden mahkeme, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te düzenlenen 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü.
Mahkemede bugün yapılan duruşmada karar çıkmadı.
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının getirilmesine ve Çankaya İlçe Seçim Kurulu’ndan 21 Eylül’deki CHP olağanüstü kurultayının delege listesinin, birleştirme tutanaklarının kongre gerçekleştikten sonra istenmesine de karar verdi.
AVUKATLARDAN SALON TEPKİSİ
CHP’nin avukatları Çağlar Çağlayan ve Mehmet Can Keysan ile delegelerin avukatı Onur Yusuf Üregen’in yanı sıra çok sayıda avukat salona girdi. Müdahil avukat Uğur Poyraz, salonun yetersizliğine dikkat çekerek ya davanın usulden reddini ya da daha büyük bir salona ertelenmesini istedi. Hakim bu talebi reddederek duruşmayı başlattı.
HUKUKİ GÖRÜSLER DOSYAYA SUNULDU
Duruşmada müdahillik talepleri tutanağa geçti, İstanbul’da yürütülen kurultay davalarının dosyaları kontrol edildi. Ayrıca Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof. Dr. Kemal Gözler, Prof. Dr. Adem Sözüer ve Dr. Volkan Aslan’ın hazırladığı hukuki görüşler dosyaya sunuldu.
“SUÇ ÖRGÜTÜ” TARTIŞMASI
Lütfü Savaş’ın avukatı Onur Yusuf Üregen, kurultayın “kamu düzenine aykırılık” nedeniyle “mutlak butlanla batıl” olduğunu savundu. Üregen, kurultaya hile karıştırıldığını iddia ederek mevcut Genel Başkan Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu isimlerin “organize suç faaliyetinde” bulunduğunu öne sürdü.
Bu sözlere CHP milletvekili Turan Taşkın Özer sert tepki gösterdi: “Böyle bir beyan olur mu, sensin suç örgütü, sensin kriminal.” Avukatlar arasında gerginlik yaşandı.
KAYYIM TALEBİ
Savaş’ın avukatı, CHP yönetiminin görevden el çektirilmesini ve dava sonuçlanana kadar Kemal Kılıçdaroğlu’nun eski PM ve YDK üyeleriyle birlikte “tedbiren göreve iade edilmesini” istedi. Avukat Uğur Poyraz ise bu talebe “Partiye kayyım atanmasına, senin de avukat olarak atanman için uğraşıyorsun. Zaten seni kaale almıyoruz” diyerek tepki gösterdi.
CHP SAVUNMA YAPTI
CHP avukatı Çağlar Çağlayan, seçimlerin iptali konusunda Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yetkili olduğunu vurguladı. “Davacıların hukuka aykırı iddialarıyla mahkemenin parti yönetimine karar vermesi isteniyor” dedi. Çağlayan ayrıca YSK ve Anayasa Mahkemesi kararlarını dosyaya sunarak, kurultayların meşru olduğunu savundu.
GENEL MERKEZDE NÖBET
Duruşma öncesinde CHP Genel Merkezi’nde nöbet tutulmaya başlandı. Polis baskını sonrası binaya çok sayıda maske, limon ve gıda malzemesi getirildi. “Mutlak butlan” kararı çıkması ihtimaline karşı nöbetin 21 Eylül’de planlanan Olağanüstü Kurultay’a kadar süreceği belirtildi.
PİRHA- CHP’nin 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nda Özgür Özel yeniden genel başkan seçildi.
“İrade Milletindir” şiarıyla Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılan CHP’nin 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nda Özgür Özel yeniden genel başkan seçildi.
Kesin olmayan seçim sonuçlarına göre; bin 323 delegenin bin 276’sı oyunu kullandı, bin 171 oy geçerli sayılırken, geçersiz oy sayısı ise 105 oldu. Özgür Özel, bin 171 oyun tamamını alarak yeniden CHP Genel Başkanı seçildi.
Kurultayın ardından miting düzenlenecek. Miting için CHP otobüsü alana getirildi, yurttaşların alana girebilmesi için Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin yanındaki park alanında önlemler alındı.
PİRHA- CHP’nin 21. Olağanüstü Kurultayı başladı. Kurultayda konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Adına kent uzlaşısı da deseler bizim Türkiye ittifakı dediğimiz bu süreçte belediye başkanlarımız ne ile suçlanıyorsa onu partinin genel başkanı olarak kendi talimatım olarak ilettiğimi ve sorumlunun ben olduğumu açıkça ifade ediyorum. İktidar Kürtlerin belediye meclisinde temsil edilmesini suç saymaktadır. Biz barıştan yanayız barışa destek oluruz” dedi.
CHP, 21. Olağanüstü Kurultayı’nı bugün Ankara’da gerçekleştiriyor. CHP Genel Başkan Özgür Özel’in yeniden genel başkanlığa aday olduğu kurultayda, Antalya Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ve eski milletvekili Berhan Şimşek de aday olacağını açıklanmıştı, fakat Ümit Uysal, kurultay başladıktan 1 saat sonra adaylıktan çekildi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayda genel başkanlık için resmi başvuru yapan tek isim oldu. Kurultayın divan başkanlığını oy birliği ile Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun yapması kararlaştırıldı. Kemal Kılıçdaroğlu dahil önceki dönem genel başkanlar da kurultaya katılım gösterdi.
CHP’nin kayıtlı 1368 delegesi, genel başkanın yanı sıra 60 üyeli Parti Meclisi (PM) ile Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyelerini belirleyecek.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayda şu konuşmayı yaptı:
“Bu kurultay yapılamasın diye bir cuma akşamüstü kayyım tebliğ etmek üzere kurulan kumpası boşa çıkarıp bu kurultay yapılamasın diye arena salonuna cevap süresini bekletip kurultay ilanını boşa çıkarmaya çalışıp, yıllar önce kendi onayladıkları tüzüğe rağmen sabah tam 10da hazırun olmazsa kurultayı iptal ettiririz hesaplarını boşa çıkarız 81 ilden bir Pazar sabahı buraya gelip tertemiz iradelerini lekelemeye çalışan kumpasçılara karşı CHP’nin tarihini bugününü yarınını iradesini ve geleceğe yönelik olarak bu ülkeni teminatı olduğu gerçekliğini tüm Türkiye’ye gösteren sevgili yoldaşlarım hoş geldiniz.
19 Mart darbesine direnmek için sokaklara inen on milyonlara, hukuksuzca hapiste tutulan Ahmet Özer’e, Rıza Akpolat’a, Alaattin Köseler’e, Resul Emrah Şahan’a, Mehmet Murat Çalık’a, Silivri zindanlarında tutulan belediye meclis üyelerimize, bugünlerde tekrar hak arayacaklar olursa onlara gözdağı olsun diye 3 sefer beraat etmelerine rağmen Gezi davasından hepimiz adına orada tutulan Çiğdem Mater’e, Mine Özerden’e, Osman Kavala’ya, Can Atalay’a, canım kardeşim Tayfun Kahraman’a, diğer siyasi partilerden tutsak olan tüm siyasilere ve Silivri Cezaevi’nde yatan yiğidime, aslanıma TC’nin bir sonraki cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na merhaba.
Biz bugün kazandığında nasıl davranan kaybettiğinde nasıl davranan bir anlayışı hep birlikte mahkum etmek için buradayız. Demokrasiye olan inancımız sonsuzdur, millet karar vermiş partimiz 47 yıl birinci parti olamamıştır, millet karar vermiş AKP 23 yıldır ülkeyi yönetme yetkisi almıştır. Demokraside asıl olan milletin kararına saygıdır. CHP bu saygıyı duymuş hata kusuru kendinde aramış 47 yıl sonra yine bir başarı elde ettiyse demokratik sınırlar içinde elde etmiştir. Kimin demokrat olup olmadığına kaybettiğinde ne yaptığına bakarak karar verilir. Biz bugün kazandığında nasıl davranan kaybettiğinde nasıl davranan bir anlayışı hep birlikte mahkum etmek için buradayız.
O GENÇLERİN UMUDU İÇİN BURADAYIZ
O gece şunu söylemiştim; kafasında bavullarını toplayıp gitmeye karar veren gençler bir seçim daha bizi beklemeye karar verdi demiştim, işte o gençlerin umudu için buradayız.
Meydanları kitleleri üyeleri gençlerimizi sokağa mitinge eyleme hazırladık ve her geçen gün örgütümüzün bu kabiliyetlerinin hızla artmakta olduğunu, organizasyon yeteneklerini hızla geliştirdiklerini, özellikle 18-25 yaş arası gençlerin partiye üye oldukları gelişmeleri memnuniyetle takip ettik. Milletin sandıktaki mesajını doğru okumaya gayret ettik. Karşımızdaki partileri seçmenlerine duyduğumuz saygıyı gözeterek zaman zaman diplomatik ilişkilerle aman zaman liderleri aşıp onların seçmenleriyle konuşan bir dili ortaya koyup arkasında durduk. Partimizi birinci parti olarak tutmaya devam ettik. Geçen yıl temmuz ayı itibariyle 6 büyük firmanın ortalamasında yerel seçimde aldığımız oy oranında bugün genel seçim olsa tercihi CHP olacaktır cevabıyla ulaştık.
İKTİDAR PARTİSİ KAYBETMENİN SINAVINDAN GEÇEMEDİ
Karşımızda muhataplarımız ne yaptı? Demokrasi sınavı kazandığında değil kaybettiğinde verilir. İktidar partisi ilk kez kaybettiği seçimlerden sonra yaptıklarıyla kaybetmenin sınavından geçemediğini tüm dünyaya göstermiştir.
Kamu gücünü rakiplerine karşı kullanarak rakiplerini ve bizi sindirme gayretine giriştiler. Milleti kutuplaştırarak koltukta kalabileceklerini hesap ettiler ancak attıkları her adımda daha da zayıfladılar. Ülkemizdeki yoksulluğu daha da derinleştirdiler. Yasakları yoksulluğu yolsuzluğu daha da ileriye götürdüler. Demokrasiyi işine geldiğinde binilecek bir tren gibi görenler yenildikleri seçimden sonra hızla o trenden inmeyi tercih ettiler. Ellerindeki iktidar yetkisini kötüye kullanan despot bir rejimi kurmak için adımları planlı ve sistematik bir şekilde atmaya başladılar.
Yaşadığımız Saraçhane sürecinden önce yapılmış tüm anketlerin dün açıklanan mart ayı ortalamasında CHP kurulduğu gün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin birinci partisi.
Temel amaçları Erdoğan’ın adaylarını mağlup eden İmamoğlu’nun önünü kesmek. Gezi benzeri sokakta toplanma gibi işlerin 12 yıl sonra bile devlet tarafından cezalandırılacağı hissini yaymak üzere özel tasarımlı operasyonlar yaptılar. Bunun içine RTÜK’ü de TRT’yi de devletin tüm kurumlarını alet ettiler. AK Parti iktidarına muhalefet etmeyi tek suç olarak resmileştirdiler. Oysa uyuşturucu baronlarını mafyaları milletin üzerine çökerken onlara ses etmeyenler, af talep edenler milletin ak parti iktidarına muhalefetini tek gözaltına ve tutuklama sebebi olarak gördüler. Temel amaçları Beylikdüzü’nde 1 İstanbul’da 3 kez Erdoğan’ın adaylarını mağlup eden İmamoğlu’nun önünü kesmekti.
Her adımlarına hep birlikte kararlılık ve cesaretle mukabele ettik. Onlar adayı Vatan Emniyet’e götürdüklerinde artık sandık CHP üyelerinin değil bu darbe girişimine direnmek isteyenlerindir diyerek dayanışma sandığına davet ettik. Bu örgüt o gün 1 milyon 650 bin kişi 14 milyonun üzerinde yurttaşa, daha önce üyesi olmadıkları bir siyasi partinin kendi ön seçim sandığını dayanışma gösterebilecekleri bir demokrasi alanı gösterebilecekleri, 104 yaşında sandık başına koşan dedeyi, anasının karnındaki 3 aylık bebeği oraya taşıyan motivasyonu sağlayan her bir bireyin alnının ortasından öpüyorum.
1 MİLYON 200 BİN KİŞİYLE 19 MART DARBE GİRİŞİMİNİ HEP BİRLİKTE GERİ PÜSKÜRTTÜK
Ön seçim motivasyonu 19 Mart darbe girişiminin olduğu gün, her darbenin bir hedefi şüphesiz İstanbul’un seçilmişi, bir sonraki cumhurbaşkanı adayımız bir hedef mekanı İstanbul’un emaneti Saraçhane’ye kayyım atamak olduğunu sabah gördüğümüz sözde terörle ilişkilendirilen dosyadan gördük. Ona İstanbul’da sokağa çıkmak neredeyse yasaklandı. 3 kişinin bir araya gelmesi 5 günlüğüne yasaklandı. O yasağı duyduğumuzda verdiğimiz karar Saraçhane’ye gitmek, o İstanbul’un emanetine İmamoğlu olmadığı sürece emanet kabule dip gece gündüz sahip çıkmak ve İstanbulluyu davet etmek oldu. Bütün yolları kapattılar, tomaları koydular milletimizin bağrından kopmuş canım polislerimize milletimizin evlatlarını üniversiteden adıma atmaya, tarihi yarımadaya adım atmamaya talimat verdiler. Bin kişi toplanırsa gidecek yeri kendiniz belirleyin diye emniyetteki müdürleri tehdit ettiler. Saraçhane tarihinin en büyük kalabalığıyla 1 milyon 200 bin kişiyle darbe girişimini hep birlikte geri püskürttük.
Bugün Türkiye’de yine milletin çözeceği bir denge durumu mevcuttur. Cuntacılar yani darbeyi planlayanlar bir önceki seçimin sonuçlarından dolayı sarayda devlet dairelerindeki makam odalarına hapsedilmiş bir cunta olarak durmaktadırlar ama sokaklar irade halkındır, bizimle birliktedir.
O cunta arkadaşlarımızı esir tutmaktadır. Bugün Türkiye’yi seçimden korkan, rakibinden korkan, milletten korkan bir cunta yönetmektedir. Tayyip Erdoğan halkın desteğini arkasına alan bir cumhurbaşkanı değil, halkın desteğini alanları kendine rakip olabilecekleri hedef alan bir cunta başkanına dönüşmüştür. Artık meşruiyeti yoktur, seçimden, sokaktan korkmaktadır. Bugün bu salondaki irade o cuntayı dağıtacak iradedir. Türkiye bir avuç cuntacıdan büyüktür.
TÜRKİYE İTTİFAKI: SORUMLU BENİM!
Adına kent uzlaşısı da deseler bizim Türkiye ittifakı dediğimiz bu süreçte belediye başkanlarımız ne ile suçlanıyorsa onu partinin genel başkanı olarak kendi talimatım olarak ilettiğimi ve sorumlunun ben olduğumu açıkça ifade ediyorum.
EKREM BAŞKANA KURULAN KUMPAS, KÜRTLERİN SEÇİLME VE SEÇME HAKKINA KURULAN KUMPASTIR
İktidar Kürtlerin belediye meclisinde temsil edilmesini suç saymaktadır. Biz barıştan yanayız barışa destek oluruz, terör örgütünün silah bırakacağı, Kürtlerin sorunlarının demokratik yollarla aşılacağı her türlü girişimi yıllarca savunduk. Ama karşımızdaki iktidar batıda seçimlere giren Kürtlere terör yaftası yapıştırmaktan çekinmiyor. Ekrem başkana kurulan kumpas bir yanıyla Kürtlerin seçilme ve seçme hakkına kurulan kumpastır. Kürtler CHP’ye güvenebilirler ama kendilerini defalarca kandırmış her fırsatta suçlamış, cezalandırmış, zulmetmiş bu AK Parti iktidarına en kuvvetli yanıtı yine kendileri vereceklerdir. Kürt meselesinin çözümü Türkiye’nin demokratikleşmesinden geçer. Şehit annelerinin gözünün içine bakamayacağımız hiçbir sürecin içinde olmayacağız.
İddiaları oluşturmak için bu kadar ahlaki zeminden uzaklaşmaları kendileri için bile değilse bu ülkede onları bu mevkilere getiren bir iktidarı 23 yıldır yenemediysek en büyük sorumluluk bize aittir, ne yapmak gerekiyorsa ilk seçimde kazanıp bu ülkeyi yeniden demokrasi ile tanıştırıp, yargıdaki bir avuç çeteyi eninde sonunda yargılandıkları günleri göreceğiz.
Bir yandan Türkiye’ye yabancı yatırım gelsin diye çırpınan biziz. AB’ye tam üyelik nedir hukuk devletini savunmak nedir, ama hukuk güvencesini kaldırmak nedir? Diploma iptal ediyorsun 30 yıl sonra, Türkiye’nin adını bilmeyenlerin adını bildiği İstanbul’un mazbatasını iptal ediyorsun ya! Hazmedemeyip kumpas kurup içeri atıyorsun!
Kendileri 120 bin liralık maaş alıyorlar 90 milyon tl’lik lüks yatı gezip pazarlık yapıyorlar, sonra diyor ki 1300 telefon verilmiş, içinde soğuk cüzdan varmış, o soğuk cüzdanda da rüşvet paraları varmış. Bak bak bak kişi kendinden bilir işi, soğuk cüzdan neymiş biliyor musunuz, kirli para kriptoya dönüyormuş o cüzdana yükleniyormuş. Örneğin geçmişte yaptığı bir kamu görevinde bir büyük iş adamından büyük bir parayı rüşvet olarak alan birisi onu soğuk cüzdanda yurt dışına kaçırmayı bilir. Ey sayın başsavcı, bu salonda soğuk cüzdanı bilen de yok, alın teri olmadan telefon alan da yok. Ama o soğuk cüzdanı kimin kullandığını biliyorum, günü geldiğinde hesabını soracağız Allah’ın izniyle.
Asla kibrin asla buyurgan ifadelerin kimseye patronluk etmenin değil adalet yürüyüşüne demokrasi yürüyüşüne Türkiye’nin bir kez daha dirilişine, başındaki cuntadan kurtuluşuna, yeniden kuruluşuna, ab üyesi, gençlerinin diğer ülkelerde değil, tüm dünyanın gençlerinin bu ülkede hayal kurdukları bir Türkiye’yi inşa etmenin rüyasını hep birlikte göreceğimize yürekten inanıyorum. Bu mücadelede Ümit Özdağ, Demirtaş, Yüksekdağ’ın özgürlükleri de, Can Atalay’ın özgürlüğü de Kürt’üyle Türk’üyle tüm siyasi tutsakların özgürlüğü de mücadelemizin önündeki ilk ve en öncelikli hedeflerindendir. Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.”
PİRHA- Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı Hamm ve Çevresi Hacı Bektaşi Veli Alevi Kültür Merkezi Cemevi, üyeleriyle birlikte kahvaltı verdi ve yıllık seçimsiz kurultayını gerçekleştirdi.
Almanya‘nın Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde bulunan ve Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) bağlı Hamm ve Çevresi Hacı Bektaşi Veli Alevi Kültür Merkezi Cemevi (HABVKM) üyeleriyle birlikte kahvaltı ve yıllık seçimsiz kurultayını yaptı.
Cemevindeki toplantı, Yönetim kurulu 2. Başkanı Cansel Kaplan ve Sekreter Eylem Akbaba’nın üyeleri selamlaması, depremde kaybedilenlerin anısına saygı duruşu ve derneğin post dedesi İsmail Gülfırat’ın verdiği gülbang ile başladı.
Daha sonra Cemevi Başkanı Mehmet Akbaba, geçen zaman içerisinde yapılan yıllık dernek çalışmalarını anlatırken, deprem ile ilgili olarak cemevine yapılan bağışlarda payı olan tüm canlara teşekkür etti.
Sayman Medet Acar mali durum konusunda üyeleri bilgilendirdi.
“DEVLETİN YAPMASI GEREKENLERİ CEMEVLERİ VE STK’LAR YAPIYOR”
Daha sonra ise Cafer Kaplan Dede ve yönetim kurulu üyesi İmam Koçak deprem bölgesinde cemevi adına yapılan yardımlar ve çalışmaları anlattı.
Cafer Kaplan Dede, depremden sonraki insani ihtiyaçlarını devletin yerine Alevi kurumları ve sivil toplum örgütlerinin yerine getirdiğini belirterek, “Avrupa ve Türkiye’deki cemevleri inanılmaz güzel çalışmalar yapıyor. Bölgedeki tahribat sanıldığından çok daha fazla. Halk inanılmaz bir dayanışma sergiliyor. Devletin yapması gerekenleri cemevleri, bazı STK’lar ve halk yerine getiriyor. Özellikle cemevlerimiz bu süreçte tam bir sosyal kurum gibi hizmet ederek insanlarımıza yardım elini uzattı. Maraş, Narlı, Pazarcık, Gölbaşı, Adıyaman’da büyük bir yıkımın olduğunu gördük. Hem AABF hem de Hamm Cemevimize yapılan bağışlar, kurumsal yapılarımızın ne kadar özveri içerisinde çalıştığını ve güvenilir kurumlar olduğunu da bizlere bir kez daha göstermiş oldu” dedi.
“HIZIR VAKFI BÖLGEYE YARDIM DAĞITTI”
Hamm’daki toplantıya katılan Hamm Cemevi üyesi ve Hızır Vakfı Başkanı Murat Durmaz ise, “Vakıf olarak bölgedeki insanlara tonlarca bakliyat, tıbbi malzeme, diğer ihtiyaçlar ile çadır yardımı yaptık” diyerek şöyle devam etti:
“Diyarbakır’da, Adıyaman’da Alevi yurttaşlarla bir araya geldik. Maraş, Gaziantep ve Malatya hattına bölgedeki arkadaşlarımız aracılığıyla daha da dağıtım yapacağız. Önümüzdeki dönemde ailelerini kaybeden çocuklarla ilgili Hamm Cemevimiz ile birlikte yapacağımız projelerimiz var bunları da kamuoyuyla paylaşacağız. Gelin sizler de bir mazlumun Hızırı olun. Darda, zorda olan insanlara el uzatın.”
Önümüzdeki Pazar günü Hamm Cemevi ve HAKBİR Cemevinde depremde hayatını kaybedenler için bir kırk lokması verilecek.
PİRHA- Büyük Alevi Kurultayı sonrasında Alevi hareketinin sahada çok daha örgütlü olarak sokağa çıkması ve iktidarın hamlelerine bir karşı koyuşu başarabilmesi gerektiğini söyleyen PSAKD Alanya Şube Yöneticisi Kemal Koldakoç, “Sokağa çıkmayan, talebini büyütmeyen, geliştirmeyen bir anlayışla bu işin olmayacağını artık anlamamız gerekiyor” dedi.
AKP hükümetinin cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine alan kararına karşı Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Demokratik Alevi Derneği, 25 Aralık’ta Büyük Alevi Kurultayı yaptı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alanya Şube Başkanı Yürütme Kurulu Üyesi Kemal Koldakoç, 25 Aralık’ta Alevi örgütlerinin İstanbul’da gerçekleştirdiği Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“LAİKLİK OLMADAN HİÇBİR İNANÇ İBADETİNİ ÖZGÜRCE YAPAMAZ”
Toplumun ülkedeki genel sorunları sahiplenerek ortak mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Koldakoç, “Bir şey mücadele edilmeden kesinlikle elde edilemez, kazanılamaz. Metal işçileri yasaklanmasına rağmen direnerek kendi haklarını şu andaki mevcut durumun çok daha iyi seviyesine çıkarttılar. İyi bir ücret ve sosyal haklarını elde edebildiler. Buna sadece Alevilerin mücadelesi olarak da bakmamak gerekiyor. Yani bu ülkede yaşayan tüm halkların, tüm insanların ortaklaştırdığı bir mücadeleyi mutlaka görmek gerekiyor. Yani sadece Alevilerin sorunu olarak bakıldığı müddetçe yalnızlaşıyorsunuz, bir etkiniz olmuyor ve dolayısıyla asimile oluyorsunuz. Bizim yaşamak istediğimiz koşulları yaratma olanakları neredeyse sıfır noktasındadır. Alevilik sorunu değil, laiklik sorunudur. Laiklik olmadan hiçbir inanç grubunun kendini ifade edebilme, ibadetini yapabilme olanakları yoktur” dedi.
“MÜCADELE ALANINA DÖNÜŞMESİ GEREKİYOR”
Büyük Alevi Kurultayı’nın bu gücünün mutlak bir mücadele hattına evrilmesi gerektiğine vurgu yapan Koldakoç, “Büyük Alevi Kurultayı için benim algıladığım şuydu: Bürokratik bir yapıya dönüşmüş temsilciler boyutu, sadece siyasi partilerle diplomatik görüşmeler yapan bir durum vardı. Bunun ötesinde sokağa çıkmayan, sokakta talebinin büyütmeyen, geliştirmeyen bir anlayışla bu işin olmayacağını artık anlamamız gerekiyor. Görüşme elbette ki olmalıdır, o bir diplomasidir. Diplomasinin ötesinde arkasında durabileceğin bir kitleyi de hazırlamak zorundasın. Fiili olarak kesinlikle bir mücadele alanına dönüştürmesi gerekiyor. Yenikapı kurultayının ve bölge toplantıların ardından, demokratik kitle örgütleri ile ortak mücadele edilmesi gerekir. Mutlaka meşru bir alana dönük olarak ne yapılması gerekiyor tartışılmalı. Belki günlerce belki aylarca sürebilecek bir mücadeleyi yaratmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“KABUL ETMİYORUZ”
Kemal Koldakoç, şunları dile getirdi:
“Şimdi seçim dönemine giriyoruz. Aleviliği, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamak gibi yok sayan asimilasyoncu bir anlayışı getiriliyor. Alevilerin sorunu sadece elektrik borcunun ödenmesi, kirasının ödenmesi, bakım onarım gibi ve hatta daha ileriye giderek dedelere maaş bağlamak değildir. Buna onay veren Alevileri, dedeleri protesto ederek düşkün ilan etmemiz gerekiyor. İlan edildi ama yetmez söylemek de yetmez ne yapmak gerekiyor? Sokağa da bunu yansıtmak gerekiyordu. Orada cemevlerine ibadethane ve cemi de bir ibadet olarak anlamayan ve ancak bir torba yasayla birtakım ihtiyaçları karşılama biçimi ile ‘sizin sorununuzu da çözdük pozisyonu yaratmalarını kesinlikle reddediyoruz. Böyle bir anlayışı kabul etmiyoruz.”
PİRHA- 25 Aralık’ta İstanbul’da gerçekleştirilen Büyük Alevi Kurultayı’na dair değerlendirmelerde bulunan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Kurultayla birlikte büyük bir moral kazanıldı. Kurultayda öne çıkardığımız tüm başlıklar aslında bu ülkenin temel meselesi” dedi. Erçe, Alevi Bektaşi Federasyonu çatısı içerisinde yer alan tüm bileşenlerle Antalya’da 21-22 Ocak tarihinde bir danışma kurulu toplantısı yapacaklarını söyledi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, 25 Aralık’ta Alevi örgütlerinin İstanbul’da gerçekleştirdiği Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kurultayla birlikte Alevilerin taleplerini dile getirme noktasında meşruiyetlerinin arttığını söyleyen Erçe, Ocak ayı sonunda danışma kurulu toplantısı yapacaklarını ve bu toplantı sonrasında tüm kesimlerle yapacakları görüşmelerin ardından yeni yol haritalarını belirleyeceklerini kaydetti.
“KURULTAYLA BİRLİKTE BÜYÜK BİR MORAL KAZANDIK”
Kurultay sonrası çok önemli ve olumlu yönde dönüşler aldıklarını ifade eden Erçe, “Kurultayın hem Alevi kamuoyunda hem de genel anlamda demokratik kamuoyunda çok güzel yansımaları oldu. Kurultayla birlikte büyük bir moral kazanıldı. Kurultayda ileri sürdüğümüz, öne çıkardığımız tüm başlıklar aslında bu ülkenin temel meselesi. Sadece Alevilerin meselesi olmadığı noktasındaki duruşumuz demokratik kamuoyu açısından çok büyük bir meşruiyet elde etmemize sebep oldu. Kurultay sonrasında aslında devletin ve hükümetin gerçekleştirdiği anti demokratik uygulamaların hız kesmeden devam ediyor olması da bizim ne kadar haklı bir yerde durduğumuzun göstergesi oldu. Şebnem Korur Fincancı’ya verilen ceza, Halk TV’ye bir espri nedeniyle açıklanan ceza, Halkların Demokratik Partisi’ne anayasaya ve hukuka aykırı biçimde verilen ceza ve benzerleri, hala devam eden Çorlu tren kazasında ortaya koyulan tutum… Bir dünya hukuksuzluklarla, haksızlıklarla karşı karşıya olduğumuz dönemdeyiz. Biz de kurultayda bunları ifade etmiştik” diye konuştu.
“21-22 OCAK’TA ANTALYA’DA ABF DANIŞMA KURULU TOPLANTI YAPACAK”
Türkiye’de yaşayan tüm halkların anti demokratik uygulamalardan kurtulması için birlikte mücadele vermeleri gerektiğini vurgulayan Erçe, sözlerine şöyle devam etti:
“Kadınların, çevrecilerin, öğrencilerin, akademisyenlerin, gazetecilerin, aydınların, sanatçıların, Alevilerin, Kürtlerin herkesin bir arada ortak vereceği mücadelelerle kurtuluş olacaktır. Kurultay sonrasında Alevi kurumları ile kurultay değerlendirmelerimiz devam ediyor. Sık sık bir araya geliyoruz. Biz kurultay sonrasında Alevi kurumları olarak bundan sonraki süreci nasıl öreceğimizi tartışıyoruz. Bunun en kapsamlısını Alevi Bektaşi Federasyonu çatısı içerisinde yer alan tüm bileşenlerimizle Antalya’da 21-22 Ocak tarihinde bir danışma kurulu toplantısıyla gerçekleştireceğiz. ABF bileşenleri ile beraber hem yol haritamıza dair tartışmalar gerçekleştireceğiz hem de 2023 genel seçimlerine giderken Alevi kurumlarının ve kurumlarımızın takınacağı tutum noktasında bir muhabbet gerçekleştireceğiz. Bu muhabbet sonrasında da ABF olarak almış olduğumuz kararlarla diğer Alevi kurumları ile yine bir araya geleceğiz ve yeni bir yol haritası belirleyeceğiz. Hem kendi içimizde yaptığımız görüşmelerde hem siyasi partilerle, demokratik kitle örgütleri ile diyaloglar noktasında görüşmelerimiz sürüyor. Daha sonrasında aldığımız kararları kamuoyuna açıklayacağız.”
PİRHA- Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı, 25 Aralık Büyük Alevi Kurultayı’nın önemine değinerek, “Bizler alana inip sözümüzü söyleyemediğimiz için AKP iktidarı torba yasasını geçirdi. Kurultay, ‘8 bin kişi getirdik, gövde gösterisi yaptık’ diye bitirilecek bir durum değil. Bu umudu alanlara geçirerek büyütmek gerekiyor” dedi.
İstanbul Yenikapı’da 25 Aralık’ta yapılan Büyük Alevi Kurultayı’nın yankıları sürüyor. Alevi kamuoyunca olumlu karşılanan kurultaya ilişkin bir değerlendirme de Kızıldeli Seyid Ali Sultan Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı’dan geldi.
Mustafa Sazcı, Antalya’dan kurultaya katıldığını belirterek “Açıkçası kurultaya giderken fazla umut bekleyerek gitmedim. Gerek Alevilerin gerekse Alevi hak mücadelesine destek olan sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin orada varlığı gerçekten bize güç verdi. Bu mücadelenin yürüyebileceğini, büyüyebileceğini gösterdi” dedi.
“KURUMLARIN BİR ARAYA GELMESİ ÖNEMLİ”
Mustafa Sazcı, kurultayın Alevi mücadelesinde önemli bir gelişme olduğunun altını çizerek şunları söyledi:
“Bizim uzun süredir kullandığımız bir ifade vardı “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.” Aslında Alevi kurultayı bize bunu gösterdi. Orada ekoloji mücadelesi veren, feminist, sosyalist, sosyal demokrat, Kürt, Türk, Alevi, Sünni; aslında toplumun farklı kesimlerinden insanlarla birlikte iktidarın karşısında, tüm zorbalıklarına karşı bir arada olabileceğimizi, birbirimizin hakkını savunabileceğimizi göstermiş olduk. Bu anlamda gerçekten kurtuluşun tek başına olmadığını hep beraber olduğunu göstermesi hasebiyle oldukça olumluydu kurultay. Bunun yanı sıra binlerce kişiyi çok kısa bir sürede oraya getiren Alevi kurumlarının 2023’te üzerine daha fazla görev düştüğünü ve daha kitlesel hareketlere, sadece salon etkinlikleriyle kalmaması, mitinglere dönüşmesi gerektiğini düşünüyorum.
Kurultayın birçok olumlu yönü vardı. Alevi hak mücadelesinde olan canlarımızın, uzun süredir kurumların yapmış olduğu bu ortaklaşma çabaları azami düzeyde de olsa yol erkan için bir araya gelme çabalarını ocağımız adına söylemem gerekirse olumlu karşılıyorum. Bu olumlu karşılamamın en büyük nedeni de şu: Uzun süredir suni gündemlerle aslında iktidar bizi böl parçala yönet taktiğini kullanarak birbirimizden kopardı. Kurumlarımız ortak basın açıklamalarını bırakalım ortak cemlerden bile sakınır hale geldiler. İnançsal aktivitelerimizi, yol, erkan hizmetlerimizi dahi ortak bir şekilde yürütememe cesaretini bile yitirmişlerdi bu son süreçte.
6 kurumun bir araya gelerek oluşturduğu bu oluşum bence bu suni gündemleri bir tarafa bırakarak yol için birliğe çağrılması hasebiyle önemli. İktidarın yarattığı bu suni gündemler sadece kurumlar arasında değil, maalesef toplum açısından da öyle. Bu kurultayın önemli yanlarından biri de kurumları bir araya getirdi.
“BEKTAŞİLERİN, TAHTACILARIN GÖZLERİNDEKİ O HÜZNÜ GÖRDÜM”
Mustafa Sazcı, toplumun birçok kesiminden yurttaşın, AKP’ye tepkileri amacı ile Büyük Alevi Kurultayı’nda yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
“Antalya’da tanıdığım, bildiğim, gidip köylerinde ziyaret ettiğim Bektaşilerin ve Tahtacıların da kurultayda olduğunu gördüm. O Bektaşiler, Tahtacılar daha öncesinde AKP’ye, MHP’ye oy verdiler ama “İktidar bizim inancımızı tanımıyor, inancımızı yok etmek için elinden gelen çabayı harcıyor. Bizler bu oyuna artık daha fazla alet olmayacağız. İnancımızı yok sayanlara karşı mücadelemizi güçlendireceğiz’ direnciyle o alanda bulundular.
Bektaşilerin, Tahtacıların, Abdalların, Kürt Kızılbaşların, Türkmen Kızılbaşların, Bektaşilerin orada bulunması, farklı farklı süreklerin bir arada olması ve ortak söylemler etrafında birleşmesi olumluydu.
Aşık Ala Deli Sultan’ın bir nefesinde buyuruyor ki ‘Kimim ben, hatırlat bana. Kendimle tanıştır beni’. Gerçekten Alevi toplumsallığı da Alevi hareketi ile henüz kendisiyle tanışma refleksini göstermiş durumda değil, kendisini tanımıyor. Bu kurultayda şunu gördük uzun süredir: Alevilere yönelik Cumhuriyet döneminde yapılmış katliamlar irdelenirken Dersim Katliamı hep paspas altı ediliyordu. Fakat bu son gördüğüm kurultayda tüm kurumlar açısından Dersim Katliamı’nın gerçekten baskın bir şekilde varlığının kabul edildiğini gördük. Dersim Katliamı’nın anılmasında Bektaşilerin, Tahtacıların da gözlerindeki o hüznü gördüm. Bu anlamda da oldukça önemliydi. Kendi tarihimizde gerçekten devletle yüzleşme konusunda büyük bir adım olduğunu düşünüyorum.
KURULTAY GENÇLERİ ETKİLEDİ
Kurultay, genç Alevileri etkiledi. Kurultaya katılan bir canımız, kitle o coşkuyla birlikte çıkınca dedi ki ‘Dede artık ben yol erkanı öğrenmek istiyorum. İkrar vermek istiyorum, hangi ocağa başvurabilirim?’
Kurultayın verdiği coşku, aşk, mücadele azmi yıllardır sosyalist hareket içeresinde olan bu canımıza kendi inancını tanıma, inancının içerisinde var olma aşkını da aslında meydana getirdi. Bu nedenle bu kurultayın gerçekten çok az olsa da gençler üzerinde etkisinin olduğunu düşünüyorum.”
“KURUMLAR HALA ALEVİ GENÇLİĞİNE ULAŞAMIYOR”
Mustafa Sazcı, kurultayın belirlendiği tarih konusunda ise eleştirilerini dile getirdi. Sazcı, “Yakın bir süreçte torba yasa kabul edildikten yaklaşık birkaç hafta sonra kurultay duyuruldu. Tarih açısından sıkıntılı. Daha hazırlıklı, çalışılmış bir şekilde bu kurultay gerçekleştirebilirdi. İkincisi, geçmişteki çalıştaylarda olduğu gibi bu kurultayda da temsiliyet konusunda büyük sıkıntıları görüyoruz. Gerek siyasal, gerek tüm toplumsal hareketlerin de dinamo gücü haline gelmiş, mücadelede yeni mevziler açabilecek, mücadeleyi büyütebilecek bir toplumsal kesim var, gençler. Bu kurultayda yaklaşık 1/10 oranında genç vardı. Alevi kurumları hala Alevi gençliğine ulaşamıyor, bu başlı başına bir sorun. Alevi toplumsallığının büyük bir bölümü olan Abdallar da bu kurultayda yeterince temsil edilemedi. Bu nedenle ben bu kurultayda bunun artık aşılması ve bu soruna çözüm getirilmesi gerektiğini, gerek Abdal dernekleri ile gerekse de Abdalların yaşadığı bölgelere gidip Abdallarla doğrudan iletişime geçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece Abdalların da değil, aslında kronik bir rahatsızlık haline gelmiş Alevi kurumlarında ve diğer siyasal hareketler içerisinde de en büyük sorun kadın temsiliyet oranının az olması. Bu sorunu çözebilmek için %50 kadın kotasının uygulanabilir olması gerekiyor. Ana canların, bacıların daha çok görünür hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
“SOMUT BİR ÖNERİ YOKTU”
Mustafa Sazcı şunları kaydetti:
“Canlarla yaptığımız muhabbette herkesin aslında ortak olarak gördüğü eksikliklerden birisi şu: Kurum yöneticileri ayrı ayrı aynı minvalde konuşmalar yaptı. Aynı minvaldeki konuşmaların çok ehemmiyeti olmadı. Kaldı ki toplumda da artık belli bir süreden sonra duyarsızlığa sebebiyet verdi. Kimsenin de dinlediğini düşünmüyorum, özellikle sonlara doğru… Bu aslında büyük bir zaman kaybı, enerji kaybına neden oldu. Bu nedenle bizim naçizane önerimiz şuydu: ortak bir metin etrafında kurum yöneticileri birleşmeliydi. O kürsüleri kullanması gerekenler gerçekten o alanda ihtisas sahibi olan siyaset bilimcilerdi.
Önümüzde siyah, beyaz diyemeyeceğimiz gri bir alan oluşmuş. Alevi hak mücadelesinin gideceği yolu bulabilmek için o alanı aydınlatabilecek akademisyenlerin, siyaset bilimcilerinin olması gerekiyordu. Bu ülkede Alevilerin yaşadığı sorunları herkes biliyor. Tekrar tekrar sorunları dile getirmeye hiç gerek yoktu. Aslında iş, orada çözüme yönelik ne yapılması gerektiğine değinmekti. Başta kurum yöneticilerinin yaptığı konuşmalarda da ve ortaya çıkan sonuç bildirgesinde de soruna ilişkin çözüm önerileri, somut bir öneri yoktu. ‘Şu gün şurada şu yapılmalıdır, artık mücadele hattını böyle oluşturmak gerekiyor, şöyle bir mücadele ağı örülmeli’ gibi herhangi somut bir öneri içeren bir şey yoktu. İyi dilek ve temennilerle bitirilen sonuç bildirgesi yayınlanmış oldu. Bu nedenle ben bu kurultayın böyle kalmaması, bu mücadelenin kurultayla, salon etkinlikleri ile çalıştaylarla sınırlı kalmaması, artık alanlara çıkmamız gerektiğini düşünüyorum.”
“ALANLARA İNİLMELİ”
İktidarın, Alevi toplumunun sokağa çıkması konusunda korku beslediğini ifade eden Mustafa Sazcı, kurultaya dair değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:
“Saray rejimi, insanların ses çıkarmasından korkuyor. Bu nedenle her konuşanı susturmaya çalışıyor. Biz bu korkuyu, Ali İsmail Korkmaz’ın söylediği gibi ‘korkacaksın, titreyeceksin, yıkılacaksın’ sözünde buyurduğu üzere aslında bizlerin artık o korkuları titremeye çevirmemiz ve yeri geldiği zaman aslında bu iktidar rejiminin ortadan kaldırılması gerektiği bilinciyle hareket etmeliyiz. Alevi toplumunu dışlayan, ötekileştiren, inancımızı tanımayan bu iktidar bizden korksun. Bu nedenle aslında ben Alevi mücadelesinin artık bu saatten sonra alanlara inmesi gerektiğini düşünüyorum. Alanlara inmesi ile birlikte emin olun Alevi mücadelesi içeresinde genç oranının atacağından %100 eminim. Kendim de çok küçük yaşlardan itibaren sosyalist hareketin içerisinde bulunan genç bir ocak evladı olarak Alevi hak mücadelesinin bu kurumlar içerisine, bu binalar içerisine sıkışmış halinden muzdarip olduğumu belirtmek istiyorum. O nedenle Alevi gençler Alevi hak mücadelesinin yanında durmak yerine, Alevi dernekleri içerisinde faaliyet yürütmek yerine, farklı siyasal hareketler içerisinde savruluyorlar. Alevi gençliğinin artık Alevi kurumlarında alan açılmasıyla birlikte bu alana yeni bir bakış açısı getireceğini, yeni bir mücadele hattı oluşturacağına inanıyorum.
‘Aman şu süreçlerde bir şey söylemeyelim, zülfü yâre dokunmayalım. Ne yaparsak AKP’ye yarar. Alana inersek AKP oy kazanır, AKP buradan yararlanır’ gibi söylemleri bir kenara bırakmalıyız. Bizler bugüne kadar alana inmediğimiz için aslında AKP bu kadar güçlendi, bizler bugün alana inip kendi sözümüzü söyleyemediğimiz için AKP iktidarı bugün torba yasasını bize rağmen geçirdi. Kurultay yaptık oldu bitti, 8.000 kişi getirdik, gövde gösterisi yaptık, diye bitirilecek bir durum değil. Bence muazzam bir güç oluştu orada, muazzam bir güç birikti, umut birikti. Bu umudu alanlara geçirerek büyütmek gerekiyor ve diğer muhalefetleri de birleştirmek gerekir.”
PİRHA-Alevi aktivist Nuran Kılıçkaya Büyük Alevi Kurultayı’nı PİRHA’ya değerlendirdi. Kılıçkaya, kurultayın coşkusunun sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Bundan sonra bütün ezilenlerle yan yana, bu mücadelemizi sürdürmemiz lazım. Eğer hepimizin derdi hak ve hakikat arayışı ise o zaman birbirimizin bütün acılarına, yaşadıklarına gözümüzü kapatmadan, ciddi anlamda yan yana ve can cana olarak devam etmeliyiz” dedi.
Laik ve demokratik Türkiye’ şiarıyla İstanbul Yenikapı’da gerçekleştirilen ‘Büyük Alevi Kurultayı’ binlerce kişinin katılımıyla yapıldı. 7 Alevi çatı örgütü başkanının konuşma yaptığı kurultayda Aleviler, AKP’nin torba yasasına yönelik tepkisini dile getirdi. Alevileri inkar edenlere karşı birlikte karşı duruş sergileyeceklerini söyleyen Alevi başkanlar, Alevilere zulüm edildiğini belirterek, bundan vazgeçilmesini istediler.
Büyük Alevi Kurultayı’nın sonuç bildirgesinde ise, “Eşit yurttaşlık” vurgusu öne çıkarken, “Asimilasyon ve yok etme politikalarına karşı, Seyit Nesimi’nin dediği gibi iki cihana sığmayan bizler, Kültür Bakanlığına da torba yasaya da sığmayız” denildi.
Alevi aktivist Nuran Kılıçkaya Büyük Alevi Kurultayı’nı PİRHA’ya değerlendirdi.
“BİR ARAYA GELİŞİN COŞKUSUNU YAŞADIK”
Alevilerin cumhuriyetin birinci yüzyılında katliama, asimilasyona maruz kaldığını aktaran Nuran Kılıçkaya, “kurultay aslında bugüne kadar verilen mücadelenin ilk duraklarından biri. Durak diyorum çünkü devam edecek olan bir şey, sonuç değil” dedi.
Kurultay öncesi büyük bir emek harcandığının altını çizen Nuran Kılıçkaya, kurultaydaki heyecana dikkat çekerek, “Ben kurultaya katılan canların gözlerinden heyacanı ve mutluluğu gördüm. Hep beraber ‘Alevilik vardır, Alevilik haktır’ diyorduk. Bir olmanın, diri olmanın, iri olmanın güzelliğini, bir araya gelişin coşkusunu yaşadık” diye konuştu.
“CAN CANA OLARAK DEVAM ETMELİYİZ”
Nuran Kılıçkaya, sözlerine şöyle devam etti:
“Şimdi sormamız gereken şey bundan sonra neyi nasıl yapmamız gerektiği. Bu çok önemli. Çünkü ciddi anlamda verilen bir mücadele var ama bu sadece başlangıç. Bundan sonraki her adım bizim nasıl bir yol izleyeceğimizi ortaya koyacak. Bir kere dik durmalıyız. Her şeye rağmen dik durmalıyız. Ne kadar yan yana ve can cana durursak o kadar muhatap olasılığımız yükselir. En büyük talebimiz, eşit vatandaş olmak. Eşit vatandaş olmanın yolu da bu sistemin demokratikleşmesi. Çünkü demokratik olmayan bir sistemin bütün ötekiler maalesef ikinci sınıftır. Kadınlar için de, Aleviler için de, Kürtler için de, diğer etnik kökenden olanlar için de, LGBT’liler için de durum aynıdır.
Bundan sonra bütün ezilenlerle yan yana, bu mücadelemizi sürdürmemiz lazım. Eğer hepimizin derdi hak ve hakikat arayışı ise o zaman birbirimizin bütün acılarını bütün yaşadıklarını gözümüzü kapatmadan, ciddi anlamda yan yana ve can cana olarak devam etmeliyiz.”
PİRHA – Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, Büyük Alevi Kurultayı’na ilişkin konuştu. Akpınar, “Alevilerin sorunlarına sahip çıkması ve gereken mücadeleyi yapması çok önemlidir” diye konuştu.
7 Alevi çatı örgütünün düzenlediği Büyük Alevi Kurultayı’nın yankıları sürüyor. Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, binlerce kişinin katılımıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde yapılan kurultaya ilişkin konuştu. Akpınar, Kurultayın çok başarılı geçtiğini belirterek, emeği geçenlere teşekkürlerini gönderdi.
“ÜLKEYİ ŞERİATA TESLİM ETMEYECEĞİMİZİN BİR GÖSTERGESİDİR”
Tahsin Akpınar, kurultayla birlikte gerici zihniyete karşı da bir mesaj gönderildiğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı:
“Bu kurultay Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevilerin dimdik ayakta olduğunu ve bu mücadelenin devam edeceğini ve bu ülkeyi faşist ve şeriata teslim etmeyeceğimizin bir göstergesidir. İnanın Aleviler dimdik ayakta bu mücadeleyi sürdürmeseler bugünkü Ortadoğu’daki ülkeler ortada, Afganistan ortada, İran ortada. Bu ülkenin kaderi onların kaderine benzer. Onun için bunu çok önemsiyoruz. Alevilerin sorunlarına sahip çıkması ve gereken mücadeleyi yapması çok önemlidir. Bu kurultayda emekleri geçenlere teşekkür ediyorum, çok başarılı bir kurultaydı.”
PİRHA- HBVAKV Köyceğiz Şube Başkan yardımcısı Hüseyin Tepe, cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanmasına ve torba yasaya tepki gösterdi. Aleviliğin torbaya sığmayacağını belirten Tepe, “Boyun eğmeyeceğiz, direneceğiz” dedi.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Köyceğiz Şube Başkan yardımcısı Hüseyin Tepe, cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanmasına tepki gösterdi.
Tepe, “AKP iktidarı 20 yıldır her seçimden önce bir Alevi açılımı yapmak istiyor, bu konuda da samimi değil. Zaten samimi olsaydı geçmişte de bunu yapardı günümüzde de bunu yapardı” dedi.
“AKP ne kadar oy devşiririm hesabı yapıyor” diyen Tepe, “Gerçekten samimi ise tüm Alevi örgütlerini bir araya getirerek, onların da görüşlerini alarak bir yasa çıkarırdı. Bu da torba yasa değil. Biz torba yasaya ne dün sığdık, ne bugün sığarız, ne de yarın sığarız. Geçmişten bugüne yapılan tüm katliamlara ve zulme karşı nasıl direndiysek bundan sonra da bunların zulmüne boyun eğmeyeceğiz ve de direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
“ALEVİLİK KÜLTÜR DEĞİL İNANÇTIR”
Hüseyin Tepe, “Biz bir kültür değiliz, bir inancız” diyerek şöyle devam etti:
“Onun için hiçbir şekilde ne bu yasayı ne de onların yapacağı farklı yasaları kabul ediyoruz. 25 Aralık’ta kurultayda bu konu gündeme gelecek, bu konular tartışılacak. Orada değişik örgütler, değişik kurumlar olacak. Herkes özgürce fikrini söylerse ve güzel bir sonuç bildirgesi çıkarsa sonuna kadar savunuruz.”
25 Aralık Pazar günü İstanbul Yenikapı’da yapılacak olan Büyük Alevi Kurultayı’na katılmak istediklerini ancak araç ayarlanması gerektiğini, bunun için Belediye ile görüştüklerini söyleyen Hüseyin Tepe, “Bize verdikleri araç kadar biz buradan insanlar oraya taşıyabiliriz. Çünkü insanların kendi imkanlarıyla oraya gitmesi biraz zor” diye konuştu.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Ceyhan Cemevi Başkanı Bahadır Odabaşı, Barış için, kardeşlik için, eşit yurttaşlık için Büyük Alevi Buluşması’na katılacaklarını belirterek, herkesi buluşmaya davet etti.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da ‘Büyük Alevi Kurultayı’ gerçekleştirecek.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Ceyhan Cemevi Başkanı Bahadır Odabaşı, Büyük Alevi Buluşması’na katılmak için Adana Ceyhan’dan geleceklerini belirterek herkesi buluşmaya davet etti.
Odabaşı şunları kaydetti:
“Barış için, kardeşlik için, eşit yurttaşlık için bizler de İstanbul’da olacağız. İstanbul’da yapacağımız büyük buluşma olan Büyük Alevi Kurultayı’na bizler Adana’dan 10 otobüsle katılacağız. Sizleri de orada görmek istiyoruz. Tüm canlarımızla İstanbul’da 25 Aralık’ta buluşmak üzere. Herkese saygılar sunuyorum.”
PİRHA- Alevi örgütleri, 25 Aralık 2022 tarihinde İstanbul’daki Yenikapı Meydanı’nda büyük Alevi buluşması gerçekleştirecek. Sanatçı Arif Sağ bir çağrı yaparak, “25 Aralık’ta Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşalım. Bence herkes bu toplantıyı ciddiye almalı” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” adıyla İstanbul Yenikapı Gösteri Merkezi’nde saat 10.00’da ‘Büyük Alevi Kurultayı’ gerçekleştirecek.
Alevi kurum başkanlarının yanı sıra sanatçılar da kurultaya katılım çağrısında bulunuyor.
Sanatçı Arif Sağ, “25 Aralık’ta Yenikapı’da Büyük Alevi Kurultayı’nda buluşalım. Bence herkes bu toplantıyı ciddiye almalı” dedi.
PİRHA- Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi kurumlarının yaptıkları bölgesel toplantılara ve 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na, federasyon olarak katılmayacaklarını açıkladı. Doğan gerekçe olarak ise Alevi kuruluşları arasında bazı görüş ayrılıklarının ortaya çıktığını kaydetti.
Alevi Vakıfları Federasyonu Genel Başkanı Haydar Baki Doğan, Alevi kuruluşları arasında bazı görüş ayrılıklarının ortaya çıktığını belirterek, Alevi kurumlarının yaptıkları bölgesel toplantılara ve 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na, federasyon olarak katılmayacaklarını kamuoyuna duyurdu.
Doğan’ın açıklaması şöyle:
“Alevi Vakıfları Federasyonu olarak bizim temel amacımız; bin yıldır bu kadim uygarlıklar yurdunda barışın ve esenliğin de dayanak unsurlarından olan, ulu erenlerimizin kurduğu Alevi ve Bektaşî Yol ve Öğretisi’nin; geçmişten geleceğe inançsal çizgisinde var olmasını sağlamaktır.
Devleti yönetenlerin asli amacı vatandaşları arasında hiçbir ayrım yapmaksızın inançla ilgili ihtiyaçlarının giderilmesinin yol ve yöntemlerini sağlaması bunu yaparken inançların özüne uygun sistemler kurmasıdır.
Bizler, hiçbir siyasi-politik bir beklentimiz olmadan Alevi ve Bektaşî toplumunun ihtiyaçlarının giderilmesi, sorunlarının çözülmesi için her türlü çaba ve gayretin içinde ve yanında olduk.
Son 3-4 aydır kamuoyunun da yakından takip ettiği üzere İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan cemevleri ziyaretleri sonucu Alevi toplumunun sözde talepleri adı altında cemevlerinin fiziki ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bazı düzenlemeler gündemdeydi.
“GÖRÜŞ AYRILIKLARI ORTAYA ÇIKTI”
Alevi kurumları olarak bu yasal düzenlemelerin yer aldığı “Torba Yasası” ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik eleştirilerimizi gerek TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, gerekse siyasi parti liderleri, grup başkanvekilleri ve meclis önündeki basın açıklaması ile kamuoyuna duyurmuştuk.
Fakat zaman içerisinde; izlenen yol, yöntem ve söylemler bakımından federasyonumuzla diğer Alevi kuruluşları arasında bazı görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.
Bizler bundan sonra da, Alevi ve Bektaşi inancıyla ilgili çalışmalar yapmaya, bu konudaki sorunların çözümü için gayret göstermeye tüm gücümüzle devam edeceğiz.
Gelişen bu durumla ilgili olmak üzere; Alevi kurumlarının yapacakları bölgesel toplantılara ve 25 Aralık’ta yapılacak Alevi Kurultayı’na, Federasyon olarak katılmayacağımızı kamuoyu ile paylaşırız. Sevgi ve saygılarımızla.”
PİRHA-7 Alevi çatı kurumu yayımladıkları yazılı bir açıklama ile 25 Aralık günü İstanbul Yenikapı’da düzenlenecek olan kurultaya katılım çağrısı yaptı. Açıklamada, “Sizleri “Laik, demokratik bir Türkiye” için 25 Aralık 2022’de İstanbul Yenikapıda birlik olmaya davet ediyoruz. Eşit yurttaşlık için; AİHM kararlarının uygulanması için; cemevlerimiz için; laiklik için; demokrasi için; gelin canlar bir olalım” denildi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ile Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), “Laik ve demokratik bir Türkiye için buluşuyoruz” başlığıyla yayımladıkları yazılı açıklama ile 25 Aralık günü İstanbul’da gerçekleştirilecek olan kurultaya katılım çağrısında bulundu.
“CEMEVLERİNİ GÖRMEMEYE DEVAM ETMEKTEDİRLER”
Anadolu’nun kadim halklarından olan Alevi-Bektaşi Kızılbaşlar, yüzyıllardır bizleri yok sayan politikalarla yaşamaya zorlandık, katledildik, inkar edildik, göç ettirildik, çirkin iftiralara maruz kaldık, asimilasyona uğradık ve sürekli bir tarif içine sığdırılmaya çalışıldık.
Bu ayrımcı muameleler bugün de torba yasalar çıkartılarak, Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı kurarak bu inancımızı ve ibadetimizi bir kültür içine sığdırmaya, folklorik olarak bir imge haline getirmeye ve ibadethanemiz olan cemevlerini görmemeye devam etmektedirler. Bu başkanlık eliyle Alevi Bektaşi ocaklarını bölerek tüm devletlerin yaptığı “Böl, parçala, yönet” politikasını uygulamaya başlamışlardır.
“25 ARALIK’TA YENİKAPI’DA BİRLİK OLMAYA DAVET EDİYORUZ”
Bizler “Kırmızı çizgimiz laikliktir” dedikçe muktedirler Alevi-Bektaşiliği devletleştirme çabası içine girerek asimilasyona yönelik adımlar atmayı hızlandırmaya başlamışlardır. Bilinmelidir ki Cumhuriyetin 100. Yılının son günlerine gelirken “Kün” denilen günden beri, Yunus’un dediği gibi yedi kez boşalıp dolan dünyada, kaptan kaba girdik boşaldık, değiştik, dönüştük, yer değiştirtildik, ötekileştirildik ama hala buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz.
Unutmayalım ki Hünkar’ın dediği gibi; “Dostumuzla beraber, karalanır yanarız, her nefeste aşk ile yaradan-ı anarız, erenler meydanına, vahdet ile gir de gör, kırk budaklı şamdanda, kırkımız bir yanarız.” Sizleri “Laik, demokratik bir Türkiye” için 25 Aralık 2022’de İstanbul Yenikapıda birlik olmaya davet ediyoruz. Eşit yurttaşlık için; AİHM kararlarının uygulanması için; cemevlerimiz için; laiklik için; demokrasi için; gelin canlar bir olalım.”
PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı 25 Aralık’ta kurultay düzenleyeceklerini belirten ADFE Başkanı Celal Fırat, başkanlığın “kayyım” anlamına geldiğini söyledi. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesine girme isteği olanlara çağrı yapan Fırat, “Bu toplumun Hızır Paşaları olmasınlar. Biz bunları her yerde, her alanda da deşifre edeceğiz” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 9 Kasım’da yayımlanan kararnameyle Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kuruldu. Yasaya göre başkanlığın 11 kişiden oluşacak Danışma Kurulu’nun üyelerini Cumhurbaşkanı seçecek. Cemevlerinin elektrik ve su giderlerini devlet, aydınlık giderlerini de Kültür ve Turizm Bakanlığı karşılayacak. Alevi örgütleri, kurulan başkanlığı “cemevlerine kayyım atama” olarak nitelendirerek, karara tepkili. 13 Kasım’da 22 ilde eş zamanlı olarak alanlara çıkan Aleviler, MHP destekli AKP iktidarına “Kimsenin bizi tarif etmesini kabul etmeyeceğiz” mesajı vererek, düzenlemenin geri çekilmesini istemişti.
Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Başkanı Celal Fırat, kurulan başkanlığı ve Alevilerin taleplerine dair değerlendirmelerde bulundu.
“ALEVİ TOPLUMU YETERİNCE BİLGİLENDİRİLMEDİ”
Celal Fırat, Alevilerin eşit yurttaşlık, demokrasi, cemevlerininin ibadethane olması, zorunlu din derslerinin ve Diyanet’in kaldırılması gibi 12 maddelik taleplerinin olduğu kaydetti. Fırat, bu konuda taleplerini içeren dilekçelerini yetkililere sunduklarını ancak geri dönüş yapılmadığını söyledi. Taleplerini sundukları sırada iktidara yakın kesimlerin Alevi köylerine giderek, “Cam kırığınız var mı? Kapınız kırık mı? Duvarınızda boya, badana var mı? Çatınızı onarabilir miyiz?” şeklinde bir yaklaşım sergilediklerini kaydeden Fırat, başkanlığın kurulması aşamasında Alevi toplumunun yeterince bilgilendirilmediğini ifade etti.
25 ARALIK’TA KURULTAY YAPILACAK
Kurulan başkanlığa karşı yeni bir mücadele hattı belirleyeceklerini dile getiren Fırat, 25 Aralık’ta geniş bir eylem düzenleyeceklerini dile getirerek, “Anadolu’da 5 grup oluşturduk. Bu gruplar her gittiğimiz yerde, yörede çalışmalar yapacaklar. 25 Aralık’a kadar her yere ulaşmak istiyoruz. 25 Aralık’ta da bu meseleleri yoğunlaştırarak bir alan yaratmak istiyoruz. Bu alanın ana teması Alevi toplumunun sorunlarına yönelik, bu ötekileştirici ve ayrıştırıcı dil olacak. Yaptığımız çalışmalarımızı İstanbul Yenikapı’da gerçekleştireceğimiz bir kurultayla 25 Aralık’ta Türkiye halklarıyla paylaşacağız” dedi.
Fırat, başkanlık için oluşturulacak kurulun üyelerinin Cumhurbaşkanı tarafından belirleneceğine işaret ederek, “Öncelikle bu bir kayyum. Erdoğan’ın Aleviliğe bakışı çok net. Ana muhalefet partisinin başkanını, inancından dolayı miting alanlarında yuhalattığını biliyoruz. Berkin Elvan’ın annesine ne yaptığını biliyoruz. Alevilerle ilgili Erdoğan’ın hanesinde bizim nazarımızda çok parlak bir yönü yok” diye belirtti.
“MAHKEME KARARLARINI BİLE UYGULAMIYORLAR”
Başkanlığın kurulması sonrası cemevlerine dönük baskıların artacağına dikkati çeken Celal Fırat, “Şu süreçte ben bunların gideceklerine inanıyorum. Türkiye halkı bunların ötekileştirmelerine müsaade etmeyecektir” dedi. Türkiye’de adaletin bir kişinin iki dudağı arasında sıkıştığını kaydeden Fırat, mahkeme kararlarının uygulanmadığına işaret etti.
Fırat, “Evet, belki mahkemelere başvuracağız. Ama mahkemede çıkan kararları bile uygulamıyorlar ki. Şu an Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymakla mükellef ama uymuyor. Yine Danıştay’ın, ‘cemevleri Alevilerin ibadethanesidir’ kararları var. Ama bu konuyla ilgili en ufak bir kabul görmüyorlar” şeklinde konuştu.
“TOPLUM TEPKİLİ, SÜNNİ DOSTLAR EMPATİ YAPMALI”
Toplumun karara tepkili olduğunu dile getiren Fırat, şöyle devam etti:
“Biz her gün binlerce insanla görüşüyoruz. Toplum çok tepkili. Empati yapalım; şimdi Sünniler Alevilerin yerinde olacak. Aleviler diyecek ki, 3,5 kuruş para verelim size Kültür Turizm Bakanlığı’na tamah edin, buraya tabi olun. Kabul görürler mi? Kıyamet kopar. Kimse zorunlu din dersleriyle ilgilenmiyor. Çünkü bundan besleniyorlar. Gerici bir topluluk yaratılıyor.”
Celal Fırat, Ankara’daki polis saldırısına da değinerek, “Bu aynı zamanda devletin de ne kadar kindarlaştığının bir resmiydi. Onun için biz kesinlikle daha çok sevgiden, kardeşlikten, birlikten, bütünlüklü bir şekilde hep beraber yol yürüme koşullarını arama gerektiği kanısındayız. Bunu da yaratacağız. Ama özellikle Sünni dostlarımızın bir empati yapmalarını arzuluyorum” dedi.
“HER YERDE DEŞİFRE EDECEĞİZ”
Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesine girme isteği olanlara çağrı yapan ADFE Başkanı Celal Fırat, “Bin 500 yıllarında Pir Sultan Abdal ile Hızır Paşa’dan (Abdal’ın ölmesine neden olan) bahsediyorlar. İkisi de Alevi idi. Alevi toplumunun şu an Hızır Paşa’ya yükledikleri bir misyon var. Aynı şekilde Pir Sultan’a yükledikleri bir misyon da var. Bu toplumun Hızır Paşaları olmasınlar. Yarın öbür gün çocuklarının, torunlarının yüzlerine bakacakları bir güzellik bıraksınlar. Biz bunları her yerde, her alanda da deşifre edeceğiz. Kim Alevi toplumuna karşı ihanet içerisindeyse bu ihanet edenleri yalın bir şekilde toplumumuza anlatacağız.”