PİRHA-Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven hakkında “AKP-MHP hesap verecek” ve “Hesap vermeleri için direneceğiz” ifadeleri nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” iddiasıyla dava açıldı.
Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven hakkında “halkı kin ve düşmanlığı tahrik etmek” iddiasıyla dava açıldı.
Güven’in Şırnak’ın Silopi ilçesinde 18 Aralık 2020’de yaptığı konuşma nedeniyle Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame hazırladı. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla hazırlanan iddianame, Silopi 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Davanın duruşması 31 Ekim’de görülecek.
“AKP-MHP BUNUN HESABINI VERECEK”
Silopi Cumhuriyet Savcılığı hazırladığı iddianamede, Güven’in “Bize musallat olan ateş, bize gelen ateş Kürdistan halkının yüreğine düşen ateşin hesabı sorulacak, eğer AKP ve MHP bugün bulutların üstüne çıksalar, yüzyıl daha geçse bin yıl geçse bunun hesabını verecekler. Onların yanına kalmayacak. Kürtler bunun hesabını soracaklar. Biz bu dünyadan gittiğimizde unuturlar diyorlar ama unutturmayız. Biz her yıl burada onun şahsında Kürtlerin aklından çıkarmayacağız, hesap vermeniz için direneceğiz” sözleriyle ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini’ belirtti.
DAVANIN KONUSU ‘HESAP VERECEKLER VE DİRENECEĞİZ’ SÖZLERİ
Hazırlanan iddianamede Güven’in “Hesap verecekler” ve “Direneceğiz” sözleriyle toplumun bir kesimini kışkırttığı belirtilerek, “halkı kin ve düşman sevk ettiği” iddia edildi.
İddianamede, şu ifadeler yer aldı:
“Tüm dosya kapsamı incelendiğinde şüphelinin kullanmış olduğu cümlelerin toplumun bir kesimi ile diğer kesimini karşı karşıya getirdiği, kin ve düşmanlığa sevk ettiği, toplumda huzursuzluk ve düşmanlık duyguları yarattığı, hesap verecekler, direneceğiz şeklinde kullandığı kelimeler ile toplumun bir kesimini açıkça kışkırttığı, şüphelinin yapmış olduğu konuşmanın kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu eylemi ile üzerine atılı halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik suçunu işlediği anlaşılmakla…”
Güven’e 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın duruşması 31 Ekim’de Silopi 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
DTK Eş Başkanı Leyla Güven hakkında sosyal medya paylaşımları ve dört ayrı konuşmasında “örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla 43 yıla kadar hapis cezası istendi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven hakkında “örgüt propagandası yapmak” suçlamasıyla açılan davanın duruşması Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Güven, duruşmaya tutuklu bulunduğu Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılırken, avukatı Serdar Çelebi duruşmada hazır bulundu.
Duruşmada, mütalaasını mahkemeye sunan iddia makamı, milletvekilliği düşürülmeden önce Güven’in 14 Temmuz 2019’da “HDP Amed İl Örgütü” adlı sosyal medya sayfasında yapılan canlı yayında Kürtçe bir konuşma yaptığını belirtti. İddia makamı, Güven’in 1980 askeri darbesiyle işkencelerle gündeme gelen Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananları ve buna karşı ölüm orucuna girip yaşamını yitirenleri anmasıyla “örgüt propagandası” yaptığını öne sürdü.
KONUŞMALARINA PROPAGANDA SUÇLAMASI
Savcı mütalaasında, Güven’in 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde yapılan etkinlikte, Kürt kadınlarının mücadelesinden bahsetmesi, bu konuda Rojava’daki kadın mücadelesine atıfta bulunarak, “Şu anda Rojava’da emsalsiz bir direniş vardır” demesini de “örgüt propagandası” olarak değerlendirdi.
Savcı, “örgüt destekçisi” olduğu iddiasıyla Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne 13 Şubat 2019’da yapılan şikayet sonucu yapılan araştırmada, Güven’in 11 Eylül 2019’da yaptığı bir konuşmanın gazeteci Fehim Işık tarafından sosyal medya hesabından paylaştığı, Güven’in de bunu retweetlediğini belirtiği mütalaasında, Güven’in, “Kürt sorunu devam ettiği müddetçe gerillaya da katılım olacak, çatışmalar da olacak” sözlerinin “örgüt propagandası” içerdiğini belirtti.
“ŞİDDETE BAŞVURMAYI TEŞVİK ETTİ” İDDİASI
Savcı mütalaasında, Güven’in konuşmaları ve sosyal medya paylaşımlarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde Güven’in, Abdullah Öcalan’ı ve ölen örgüt üyelerini övdüğü, desteklediği ve yücelttiğini iddia etti. Bu durumun cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlere başvurmayı teşvik etmek arasında fark bulunmadığını mütalaasında savunan iddia makamı, Güven’in bu söylemleriyle başkalarını örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine başvurmayı teşvik ettiği sonucuna varıldığını iddia etti.
Güven’in sosyal medya paylaşımları nedeniyle “örgüt propagandası” suçlamasından 1 yıl ile 5 yıl arası değişen hapis cezasıyla cezalandırılmasını isteyen iddia makamı, suçun basın yolu ile işlendiğini savunarak, bu cezanın yarı oranında artırılarak 1 yıl 6 ay ile 7 yıl 6 ay arası değişen hapis cezası ile cezalandırılmasını istedi. Paylaşımın Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerini kapsamında değerlendirilmesini talep etti. İddia makamı Güven’in toplamda alt sınırı 1 yıl 10 ay 15 gün ile 2 yıl 7 ay 15 gün arası değişen, üst sınırı ise 9 yıl 4 ay 15 gün ile 13 yıl 1 ay 15 gün olan hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi.
GÜVEN’İN AYRI AYRI CEZALANDIRILMASI İSTENDİ
Savcı, Güven’in yaptığı 4 açık alan konuşmasının sosyal medya üzerinden yayınlaması nedeniyle de Güven’in “örgüt propagandası” suçlamasıyla 4 defa ayrı ayrı 1 yıl ile 5 yıl arası değişen hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. Suçun basın yolu ile işlenmesi nedeniyle artırım hükümlerinin uygulanmasını isteyen savcı, Güven’in 4 defa 1 yıl 6 ay ile 7 yıl 6 ay ayrı ayrı cezalandırılmasını isteyerek, bu suçlamadan toplamda 30 yıla kadar hapis talebinde bulundu.
İddia makamı Güven’in toplamda 43 yıl 1 ay 15 güne varan hapis cezasıyla cezalandırılması talebinde bulundu.
DURUŞMA 17 EKİM’DE
Savcının mütalaasına karşı söz verilen Leyla Güven, Kürtçe yaptığı konuşmasının yanlış çevrildiğini belirterek, bu konuda bilirkişi tayin edilmesini talep etti. Güven, savunmasını bir sonraki celsede yapacağını ifade etti. Güven’in avukatı Serdar Çelebi de mütalaaya karşı savunmalarını yapmak için süre talebinde bulundu. Mahkeme Güven’in bilirkişi talebini reddedip, mütalaaya karşı savunma için süre talebini kabul ederek duruşmayı 17 Ekim’e erteledi.
PİRHA-Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in milletvekili seçilmesine rağmen tutuklanmasına dair ihlal kararı verdi.
Mezopotamya Ajansı’nda (MA) yer alan habere göre Anayasa Mahkemesi (AYM) Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven’in, Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonuna karşı yaptığı paylaşımları gerekçesiyle tutuklanması ile 24 Haziran 2018 seçimlerinde milletvekili seçilerek yeniden dokunulmazlık kazanmasına rağmen tahliye edilmemesinin hak ihlali olduğuna karar verdi.
AYM, hakkında tahliye kararı verilen fakat Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı itirazla tahliye işlemi gerçekleştirilmeden hakkında yeniden yakalama kararı çıkarılan Güven’in tutuklanmasını “kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine” karar verdi. Anayasanın 19’uncu maddesi kapsamında verilen kararın sadece duyurusu Anayasa Mahkemesi’nin sayfasında yer aldı.
PİRHA-Elazığ Hapishanesi’nde aralarında DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in de bulunduğu 9 kadın tutuklu hakkında Kürtçe şarkı söyledikleri gerekçesiyle soruşturma başlatıldı.
Elazığ Kadın Kapalı Hapishanesi’nde aralarında Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Eş Başkanı Hülya Alökmen Uyanık ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkan Yardımcısı Fethiye Ok Çiçek’in de bulunduğu 9 kadın tutuklu hakkında disiplin soruşturması başlatıldı.
Jinnews’te yer alan habere göre, Elazığ Ceza İnfaz Müdürlüğü tarafından 15 Ağustos günü yaptıkları etkinlik gerekçesiyle başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan tutanakta, kadın tutukluların söyledikleri Kürtçe şarkılar ve sözler “anlaşılmayan bir dilde sözlü halay çektikleri”, “anlaşılmayan dilde marş okudukları” şeklinde yazıldı.
“ANLAŞILMAYAN DİL”
Leyla Güven’in kendilerine tebliğ edilen ve avukatı aracılığıyla ilettiği 16 Ağustos 2021 tarihli tutanakta şu ifadeler yer aldı:
“Hülya Alökmen Uyanık, Beritan Anahtar, Emine Erkan, Nuray Çelik, Dicle Bozan, Fethiye Ok Çiçek, Leyla Güven, Mihriban Şorli, Remziye Yaşar, Ceza İnfaz Kurumumuzda 15.08.2021 tarihi saat 19,30’da Sol Üst D Bloktan gelen sesler üzerine görevli memurlar tarafından blok kapılarına gelindiği, koğuşta bulunan hükümlü/tutukluların zılgıt çekerek anlaşılmayan bir dilde sözlü halay çektikleri, ‘gerilla ve Apo’ sloganları attıkları, ‘Yanarız alev alev, dağların kokusundan, bilmeyenler bilsin bizi, duymayanlar duysun bizi’ sözleriyle marş okuduklarının tespit edildiği, saat 19.45’te Kurum sıralı amirlerin bilgisi dahilinde Covid-19, güvenlik ve asayiş tedbirleri alınarak Sağ Üst Bloğa gidilerek sözlü uyarıda bulunulduğu ancak sözlü ve davranışsal eylemlerinin devam etmesi üzerine Kurum Müdürünün bilgilendirildiği, Kurum Müdürünün kuruma intikal ettiği, sloganları ve zılgıtların yükselerek devam etmesi, Alt Sağ Blok tekli odaların (B-15,B-14, B-13,B-11,B-10) da olaylara dahil olması üzerine saat 19.59’da Kurum Müdürü, Vardiya Sorumlusu Başmemuru ve görevli İnfaz Koruma memurları ile birlikte Sol Üst D Bloğa girildiği ve odada bulunan tüm hükümlü/tutukluların gürültülü bir şekilde halay çektikleri ve anlaşılmayan bir dilde marş okuduklarının görüldüğü belirtilerek iddiaların tespiti için hakkınızda disiplin soruşturması başlatılmıştır. Bu husustaki savunmalarınızı tebliğ tarihinden 3 gün içinde nedenleriyle birlikte yazılı veya sözlü vermeniz gerekmektedir. Belirtilen süre içinde savunmanızı vermediğiniz takdirde bu hakkınızdan vazgeçmiş sayılacağınız hususu tebliğ olunur.”
PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’e verilen 22 yıl 6 ay hapis cezası kararına tepki göstererek, “Bu kararla yargı organları bir kez daha bağımsız olmadıklarını iktidarın çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini göstermiştir” dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’e verilen 22 yıl 6 ay hapis cezası kararının ardından HDP Dersim İl Örgütü, Sanat Sokağında açıklama yaptı.
“KARAR SADECE LEYLA GÜVEN’E DEĞİL TÜM KÜRTLERE VE MUHALEFETE YÖNELİKTİR”
Basın metnini okuyan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven hakkında verilen kararla yargı organlarının bir kez daha bağımsız olmadıklarını, iktidarın çıkarları doğrultusunda hareket ettiğinin göstergesi olduğunu belirterek “Bu düşmanca karar sadece Leyla Güven’e, sadece DTK’ye değil tüm Kürtlere ve muhalefete yöneliktir” dedi.
Leyla Güven’in Eşbaşkanlığını yürüttüğü Demokratik Toplum Kongresi, bu toprakların barışa kavuşması için en kritik dönemlerde rol aldığını söyleyen Yeşil, şunları ifade etti:
“Sivil, demokratik bir kurumdur. DTK demokratik müzakere, çözüm ve barış girişimlerinin muhatabıdır. İktidar bu kararla çözümsüzlükte ısrar edeceğini bir kez daha göstermiştir. DTK gibi bir kurumu böylesi yöntemlerle kriminalize etmek boşa kürek çekmektir. Bu, yakın tarihte de onlarca kez denenmiş, sonuç hep aynı olmuştur. Kürtlerin hak ve barış mücadelesine her saldırı halk nezdinde cevabını almıştır.”
“BU ÜLKE BİZİM VE SİYASET YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Nurşat Yeşil, “Kadına düşman, Kürde düşman, emekçiye düşman, doğaya düşman AKP-MHP ittifakı son çırpınışlarının intikamını daha fazla baskı, daha fazla zulüm ederek alıyor. Onlara şunu hatırlatalım; bu ülkede ne iktidarlar gitti ama bizler kaldık. Leyla Güven’in dediği gibi hiçbir yere gitmiyoruz. Bu ülke bizim ve siyaset yapmaya devam edeceğiz ama içeride ama dışarıda. Hiçbir baskı, gözaltı politikası bizi mücadele etmekten alıkoyamayacaktır” diye konuştu.
PİRHA- Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in tutuklanmasına tepki gösterdi. Yazılı bir açıklama yapan FEDA, “Leyla Güven bir candır. Tekçi, inkârcı ve katliamcı zihniyet, onu asla mücadelesinden alıkoymamış, geri adım attırmamıştır” dedi.
Milletvekilliği hukuksuzca düşürülen DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven’e ilişkin bir açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), “Leyla Güven yargılandığı davada yerel mahkemenin verdiği 22 yıl 3 ay hapis cezası ardından kaldığı ev basılarak rehin alınmıştır. Tutuklama kararı ile cezaevine gönderilmiştir” hayırlatmasında bulundu.
FEDA, Leyla Güven şahsında verilen bu kararın başta Kürt halkı ve kadınlar olmak üzere toplumsal muhalefete gözdağı olduğunu belirterek, “Toplum dinamiklerini sindirmek, irade kırmak ve teslim alma anlamına gelmektedir. Bu nedenle bu karar biz mazlumlar, halklar ve inançlar nezdinde yok hükmündedir” dedi.
Açıklamada şunlar ifade edildi:
“Leyla Güven; Alevi inancının tarihselliğinde yaşanan hakikat gibi ömrünü kadınların, mazlumların ve Kürt halkının mücadelesine adamış barış sever bir siyasetçidir. Siyasal mücadelesi boyunca büyük bedeller ödemiş, haksız ve hukuksuzluklar karşısında gerekirse canından da vaz geçeceğinin pratiğine sahip bir Can’dır Leyla. Tekçi, inkârcı ve katliamcı zihniyet, onu asla mücadelesinden alıkoymamış, geri adım attırmamıştır. AKP-MHP faşist iktidarının saldırıları da, Leyla Güven’i baş koyduğu hak, adalet, özgürlük ve barış mücadelesinde geri adım attırmamıştır.
Demokrasiye, Alevi’ye, Kürt’e, kadına, emekçiye ve doğaya düşman AKP-MHP iktidarının şiddet dışında halklarımıza pazarlayacak hikayesi kalmayınca saldırıyor. Anayasasızlık ve siyasetsizlik üzerine kurduğu tek adam diktatörlüğü ile Türkiye halklarına ve demokrasi güçlerine zulüm ediyor.
“BİZ ALEVİLER HAKLARIMIZ İÇİN MAZLUMLARLA BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”
Bu alaca karanlıktan çıkışın yolu; iktidar ve devletin ala çıkarları için halkları ve inançları katledenlerin etekleri altına sığınmaktan geçmiyor. Maraş, Cezaevi ve Roboski katliamlarının anmasında olan biz mazlumlara, ezilen halklara ve Alevilere CHP’nin saygısı olsaydı katliamcı zihniyet sahiplerini ziyaret etmezdi. Herkesten önce yüzyıldır inkârcı, katliamcı zihniyetin zulmüne uğrayan biz Aleviler itiraz etmeli, haklarımız için mazlum ve mağdurlarla birlikte mücadele içinde olmalıyız. “Yetmiş İki Milleti Bir Biliriz” düsturumuz gereğince rengine, diline, kimliğine bakmaksızın mazlumun yanında safımızı tutmalıyız. Çünkü Yolumuzun hakikati bunu söyler, bunun ikrarında olmuştur hep.
Özgün ve Özerk toplulukların kongresi DTK’in Eşbaşkan Leyla Güven’in dediği gibi “Bu ülke bizim. Zulmünüzü içerde, dışarda nerede olursak olalım demokratik siyaset yaparak yeneceğiz” demenin zamanıdır.
Gelin Canlar Bir Olalım!
Nehak Zihniyete Karşı Duralım!”
PİRHA- 22 yıl 6 ay hapis cezası verilen DTK Eşbaşkanı Leyla Güven tutuklandı. Güven, “İçeride ya da dışarıda siyaset yapmaya devam edeceğim. Ama içerde ama dışarda. Zalimin üstüne böyle yürümek cesaret ister” dedi.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven, Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında verilen 22 yıl 6 ay hapis cezası ve tutuklama kararının ardından Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki evinde gözaltına alındı.
Güven, gözaltına alınırken, “Ben kaçacak olsam sizin ruhunuz bile duymazdı. Hiç bir yere gitmiyorum. Bu ülkede siyaset yapmaya devam edeceğim. Ama içerde ama dışarda. Zalimin üstüne böyle yürümek cesaret ister” dedi.
Gözaltına alınan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven savcılık ifadesinin ardından, Barış Annesi Fatma Turan ise, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Hakkari’de gözaltına alınan Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Leyla Güven, dün kentte TJA’nın startını verdiği “Em Xwe Diparêzin” (Kendimizi savunuyoruz) kampanyası çerçevesinde yaptığı konuşmadan dolayı “Halkı kin ve nefrete sürükleme” suçlamasıyla gözaltına alındı. Güven, savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Aynı etkinlikte barış çağrısı yaptığı konuşmasında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla gözaltına alınan Hakkari Barış Anneleri Meclisi üyesi Fatma Turan ise, savcılık ifadesinin ardından mahkemeye sevk edildi. Turan, Sulh Ceza Sorgu Hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
TJA’nın “Em Xwe Diparêzin’ programı için Hakkari’de bulunan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven program sonrası gözaltına alındı.
Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Leyla Güven, TJA’nın , “Em Xwe Diparêzin” (Kendimizi savunuyoruz) kampanyası çerçevesinde geldiği Hakkari’de gözaltına alındı. Dün kente gelen Güven, barış anneleriyle birlikte barış çağrısı yapmıştı sonrasında ise esnaf ziyareti yapmıştı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) il binasından kaldığı eve geçen Güven, yolda durdurularak İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne (TEM) götürüldü. Gözaltı gerekçesi öğrenilmeyen Güven’in emniyetteki bekleyişi sürüyor. (MA)
PİRHA – AYM, HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik yapılan başvuruyu reddetti.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven ile HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Fairoğulları’nın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik kararın iptali için yapılan başvuruyu reddetti.
AYM, yaptığı incelemede yetkinin kendisinde değil, Meclis’te olduğunu söyledi.
AYM’nin gerekçeli kararını ilerleyen günlerde açıklaması bekleniyor.
PİRHA – DAD Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu, HDP’li milletvekillerinin vekilliklerinin düşürülerek tutuklanmasına tepki gösterdi. Kulu, tutuklama, gözaltı ve baskıların devlet geleneği haline geldiğini belirterek “Eğer siz siyaset yapma hakkını ellerinden alırsanız kendi sonunuzu hazırlarsınız” diyerek iktidarı eleştirdi.
DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ile CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun haklarındaki kesinleşmiş yargı kararlarının okunmasının ardından vekilliklerinin düşürülmesi ve gözaltına alınıp tutuklanmalarının ardından tepkiler sürüyor.
Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu, “Barışa, demokrasiye, Türkiye halklarının geleceğine, umuduna darbe vurmanın ötesinde bir şey değildir. Biz evrendeki bütün nesnelerin hak ve hakikat olduğunu, insanın da en güzel parçası olduğuna inanarak bu tür şeylere kayıtsız kalamayız” dedi.
“TUTUKLAMA, PARTİ KAPATMA DEVLET GELENEĞİ HALİNE GETİRİLDİ”
Toplumun bütün dengeleriyle oynayıp, iktidarını sürdürmek isteyen zulüm sistemi ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Kulu, yaşananların arka planının da olduğunu belirtti. Kulu, tüm inançların, halkların, dillerin yasaklandığı, tek tip insan yaratma noktasında sistemin söz hakkı ve yaşam hakkı tanımadığını dile getirdi. HEP’in kuruluşundan bu yana parti kapatıldığını, yöneticilerin, üyelerin tutuklandığını ifade eden Kulu, “Devlet geleneği haline getirilmiş gibi bir gerçeklikle karşı karşıyayız. AKP-MHP ortaklığından daha farklı hukuki bir beklenti, hayalin ötesine geçmeyecektir. Demokrasi adına söz söylediğini, siyaset yaptığını söyleyenlerin kayıtsızlığı da bu işin tuzu biberidir” dedi.
“KENDİ SONUNUZU HAZIRLARSINIZ”
Geçmişte parlamentoya dokunulmazlığın kaldırılmasını getirenlerin bu işin mağduru durumuna geldiğini belirten Kulu, “Hatta bu süreç öyle bir noktaya gelecek ki; her birey kendisinin ne zaman gözaltına alınacağı, tutuklanacağı endişesi yaşayacak. Muhalif olanlarının sesini kesmek için milletvekillerinin dokunulmazlığını zaten kaldırmış. Bir emirle milletvekilleri tutuklandı. Eğer siz toplumun değişik kesimlerinin, inançlarını, kültürlerini, onların siyaset yapma ve yaşama dair söz söyleme hakkını ellerinden alırsanız kendi sonunuzu hazırlarsınız” şeklinde konuştu.
“KAYITSIZ KALMAMALIYIZ”
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu, Leyla Güven şahsında demokrasi ve özgürlük için açlık grevine giren bir vekile bunun reva görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Temsiliyet gücü olan insanların bertaraf edilerek susturulmaya çalışıldığını söyleyen Kulu, “Bu barışa, demokrasiye, Türkiye halklarının geleceğine, umuduna darbe vurmanın ötesinde bir şey değildir. Demokrasi, adalet dediğimiz şey, herkesin bir arada yaşayabilmesidir. Evrenin yaşamın döngüsüne aykırı olanı hiçbir insan kabul etmemeli. Bütün iktidarlar toplumu kendilerinin vazgeçilmez olduğuna inandırmaya çalışır. İnsanlıktan çıkmamıza sebep olacak hiçbir uygulamayı kabul etmediğimiz zaman biz insan oluruz. Ses çıkarmamız gerekiyor. Biz evrendeki bütün nesnelerin hak ve hakikat olduğunu, insanın da en güzel parçası olduğuna inanarak bu tür şeylere kayıtsız kalamayız” diye konuştu.
PİRHA – Milletvekilliği düşürülerek tutuklanan DTK Eş Genel Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, kalan bir aylık cezası, tutuklu yargılandığı başka bir dosyadan mahsup edilerek tahliye edildi.
KCK/TM Ana Davası’ndan aldığı 6 yıl 3 ay hapis cezasının Yargıtay tarafından onanmasının Meclis Genel Kurulu’na taşınmasıyla vekilliği düşürülerek tutuklanan Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, tutuklu bulunduğu Diyarbakır Kadın Cezaevi’nden tahliye edildi.
Hüküm giydiği davadan 4 yıl 8 buçuk ay cezaevinde kalan Güven’in kalan bir aylık cezasının denetimli serbestlik kapsamına alınması için yapılan başvuru reddedildi. Bunun üzerine Güven’in avukatları, kalan bir aylık hapis cezasının Güven’in tutuklu yargılandığı ancak henüz hüküm kurulmadığı başka bir dosyadan mahsubu için başvuruda bulundu.
Geçen hafta yapılan başvuruda, kalan cezasının tutuklu yargılandığı ve halen devam eden dosyadan mahsup edilmesi talebi yerinde bulunarak, Güven’in tahliyesine karar verildi.
PİRHA – Üç milletvekilinin vekilliğinin düşürülmesinin 4 Kasım 2016 yılında HDP’ye yapılan darbenin devamı olduğunu söyleyen HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, “Leyla Güven zafer işareti yaparak giderken, söylediği sözler faşizme bir cevaptır” dedi.
Haberin Videosu
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ile CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerinin düşürülmesine tepkiler devam ediyor.
HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, gelinen durumun siyasete, meclise, iradeye yapılan darbe ve hukuksuzluk olarak değerlendirdi.
“LEYLA KADIN MÜCADELESİNİN SEMBOLÜDÜR”
Koronavirüs sürecinin başında HDP Belediyelerine kayyum atandığını söyleyen Canbaz, kayyumlar sürecinde de kapılar kırılarak, gözaltıların yaşandığını belirtti. Kurumsallaşan bir faşizm yaşandığını dile getiren Canbaz, meclisin açılışının ilk oturumunda gelen talimatla 2 HDP’li, 1 CHP’linin vekilliğinin düşürüldüğünü ifade etti. Özellikle faşizmin, erkek egemen sisteminin, kadını hedef aldığı birçok uygulama ile görüldüğünü söyleyen Cambaz, kadın bedenine, siyasetine her anlamda saldıran AKP- MHP bloğu olduğunu vurguladı. 4 Kasım 2016 yılında HDP’nin Eşgenel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve milletvekillerinin tutuklandığını hatırlatan Canbaz, 4 Kasım darbesinin devam olduğunu vurguladı. “Bugün Leyla Güven Kürt kadın hareketinin sembolüdür” diyen Canbaz, “Kadın özgürlük mücadelesinin sembolüdür. Tecrit döneminde, bedenini açlığa yatırdı. Bu bir iradeydi. Sadece Kürdistan’da değil dünyada bir semboldü. Herhangi biri olarak görmüyorlar. ‘O iradeyi kırarız’ diyorlar. Fakat Leyla bizim kadın mücadelesinin sesidir. Birçok Leyla hepimize örnektir. Zafer işareti yaparak giderken, söylediği sözler faşizme bir cevaptır. Diz çökmedi, teslim olmadı bugün de aynı şekilde mücadeleye devam ediyor” dedi.
“DEMOKRASİ BLOĞU ETRAFINDA BULUŞULMALI”
Adalet karşısında seçme ve seçilme hakkının olduğunu söyleyen Canbaz, “Biz hala söylüyoruz Enis Berberoğlu başka bir siyasetçi olabilir ama hukuksuzca vekilliği düşürülenlerden biri. Bunu söylemekten gocunmamalı, korkmamalı. CHP’nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sadece Enis Berberoğlu’nu söylüyor. Hemen yanı başında yıllardır bedel ödemiş iki tane vekil varken buna dair tek bir cümle söylenmiyor. Oturduğumuz yerde ortaklaşmazsak, bir demokrasi bloğu etrafında buluşamazsak bu bugün Enis Berberoğlu olur, yarın başka bir vekil olarak karşımıza gelebilir. Biz buna alışığız, mücadele ediyoruz, sokaktayız. CHP’nin daha cesur olmasını bekliyorum. Basta Kılıçdaroğlu olmak üzere, il ve ilçelerinde milletvekillerinin daha cesur açıklamalar yapmaları gerekiyor” dedi.
“TÜM TOPLUMUN SOKAKTA OLMASI GEREKİYOR”
Canbaz, vekilliklerin düşürüldüğü, insanların işkence yapılarak tutuklandığını, ölülerle ve yaşamını yitirenlerle savaş halinde olduğunu kaydetti. Böyle bir iktidarla, faşizmle karşı karşıya olduklarını ifade eden Canbaz, “Bunun değişmesi için her kurumun, bireyin ‘bana gelmez, ben burada durursam bana dokunmaz’ düşüncesinden vazgeçerek, birlikte ortak mücadeleyle ancak bunu değiştirebiliriz. Çünkü bugün faşizmin yaşadığı koşullarda hepimiz yan yana duracağız ki cevap olabilelim. Geri çekildiğimiz her alanda bugün CHP’den diğer demokrasi bloğuna kadar, en aşağıdan halka kadar tüm toplumun sokakta olması gerekiyor. Çünkü kaybedecek artık bir şeyimiz kalmamış” diye konuştu.
PİRHA – Dersim Emek ve Demokrasi Platformu HDP’li ve CHP’li 3 vekilin tutuklanmasını protesto etti. Yapılan açıklamada, “Halkımıza karşı yönelmiş bu saldırganlığı bugün durdurmak, halk olarak hepimizin ortak görevidir ve herkesi bu görevine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Diz çökmedik, çökmeyeceğiz! Darbeciler gidecek, bizler kalacağız” denildi.
Meclis’te dün HDP milletvekilleri Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun haklarında kesinleşmiş yargı kararları okunduktan sonra gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından bugün Dersim merkez Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yapıldı.
‘Darbelere teslim olmayacağız, irademe dokunma’ pankartının açıldığı eyleme siyasi parti ve kurum temsilcileri, HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, Dersim Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu, Peri Belediye Eş Başkanı Orhan Çelebi ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklamayı okuyan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, “Türkiye halklarının demokratik iradesinin merkezi olması gereken TBMM dün yeni bir darbeye daha tanıklık etti. AKP ve MHP ittifakı, DTK Eş başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekilliklerini düşürdü. İktidar, parlamenter rejimin ortadan kaldırılmasına yönelik en ciddi girişimini anayasa değişikliği ile yeni rejime geçişte yaparken o günden bugüne Saray dışındaki tüm kurum ve kuruluşları sembolik düzeye indirme, etkisizleştirme, “demokratik sistem işliyor” algısı yaratmaya yönelik vitrinlik malzemeye dönüştürme çalışmasına olanca hızıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.
“İKTİDAR, SİSTEMATİK DARBE PRATİĞİ SERGİLEMEKTEDİR”
Yeşil, şöyle devam etti:
“27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü her fırsatta “Darbe” olarak tanımlayan ve bunun üzerinden içi boş bir “darbe karşıtı söylem” tutturan iktidar, Türkiye’de yapılan askeri darbelere rahmet okutacak tarzda halk iradesine saldırmaktadır. 20 Temmuz 2015’dan beri sistematik bir darbe pratiği sergilemektedir. Saray rejimi bu saldırı ile esas olarak darbe rejimi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Milyonlarca vatandaşımızın iradelerini temsil eden üç milletvekilinin vekilliklerini düşürmek onlara oy vermiş vatandaşlarımızın seçme haklarının ayaklar altına alınması, oylarının çöpe atılmasıdır.”
“BU SALDIRGANLIK BİZİ YILDIRAMAYACAK”
Emek ve Demokrasi güçleri olarak Halk iradesine karşı geliştirilmiş bu rantçı, ahlaksız ve faşist darbeciliği asla ve asla tanımayacaklarının altını çizen Yeşil, “Kötülük düzeninin ortakları Kayyım Darbesi pratiğinde de görüldüğü gibi yurttaşlara “ya benim istediğim gibi karar verirsin ya da senin verdiğin kararı tanımam” dayatmasında bulunuyor. Bunun adı amasız, fakatsız darbedir. Bunun adı halk iradesine karşı düşmanlıktır. Saray rejiminin bu saldırı ile vermek istediği mesajı aldık. Cevabımız da bir o kadar nettir: Bütün bu saldırılara karşı Türkiye’nin demokratik geleceğini yaratma çabamıza devam edeceğiz. Bu saldırılar ancak ve ancak bizim mücadele azmimizi ve kararlılığımızı bileyecektir. Bu saldırganlık bizi yıldıramayacak ve kazandığımız demokratik mevzileri terk ettirmeyecektir” diye konuştu.
“DİZ ÇÖKMEDİK, ÇÖKMEYECEĞİZ”
Yeşil, “Bu vesileyle bir kez daha yapılan bu darbeyi kınıyor, bütün toplumsal kesimlere yönelen bu saldırganlığa ve nobranlığa karşı demokratik güç birliği çağrısında bulunuyoruz. Demokratik gelecek ve Özgür Türkiye tüm farklılıklarımızla hepimizin ellerindedir. Halkımıza karşı yönelmiş bu saldırganlığı bugün durdurmak, halk olarak hepimizin ortak görevidir ve herkesi bu görevine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Diz çökmedik, çökmeyeceğiz! Darbeciler gidecek, bizler kalacağız!” diyerek sözlerini tamamladı.
“4 KASIM’DAN BERİ DARBEYİ TUTUKLAMA VE SALDIRILARLA YAŞIYORUZ”
Konuşma yapan HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, “Seçilmiş 3 milletvekilinin hukuksuzca vekillikleri düşürüldü. Çok hızlıca milletvekillerinin evine onlarca polis yığınak yaptı. Bu bir darbedir. 4 Kasım’dan beri yaşadığımız darbeyi sokakta saldırılarla, tutuklamalarla, gözaltılarla, kinle, nefretle yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“BULUNDUĞUMUZ HER YERDE ORTAK MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Canbaz, “Biz demokrasi, adalet yok mesajını aldık, yaptığınız her şeye müdahale ediyoruz diyorlar. Biz de mesajımızı çok net bir şekilde söylüyoruz. Sokakta, ilde, ilçede, cezaevlerinde, parlamentoda, bulunduğumuz her yerde cevabımız çok net; birlikte mücadele edeceğiz. Tüm demokrasi güçlerinin omuz omuza verip bu zulme karşılık ortak ses çıkarabilmesi çok önemli” diyerek sözlerini tamamladı.
Açıklamanın ardından oturma eylemi gerçekleşti. Eylem, “Leyla Güven onurumuzdur, HDP umuttur, umut dimdik ayakta, biji berxwedan jiyane” sloganları ve alkışlarla son buldu.
PİRHA – Vekilliği düşürülen DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven yakalamama kararı ardından gözaltına alındı.
Vekilliği düşürülen Halkların Demokratik Partisi Hakkari Milletvekili, Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı Leyla Güven, Diyarbakır’da bulunan evinden gözaltın alındı.
DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ve CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun milletvekillikleri düşürüldü.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ile CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında kesinleşmiş yargı kararlarının Meclis Genel Kurulu’nda okunmasıyla dokunulmazlıkları kaldırıldı.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının Anayasa ve İçtüzüğe aykırı olduğunu söyledi. Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili kararın okunmaması gerektiğini belirten Altay, usul tartışması istedi.
AKP’li Meclis Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in bu yöndeki tutumunun fezlekelerin okunması yönünde olduğunu söylemesi üzerine, CHP ve HDP’li milletvekilleri sıralara vurarak protesto etti.
CHP: DARBEDİR
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, kürsüde söz alarak, fezlekelerin apar topar gündeme getirilmesinin parlamentoya bir darbe olduğunu söyledi. Altay, “Dokunulmazlıkların kaldırılması, parlamentoya dayatmadır, talimattır” dedi.
AKP’YE TEPKİ
AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın kürsüde konuşması sırasında HDP ve CHP’li milletvekillerinden tepki geldi. Özkan, mahkeme kararlarını öne sürerek, dokunulmazlıkların kaldırılmasının yerinde olduğunu ileri sürdü. Özkan usul tartışmasının açılmasına itiraz etti.
HDP: 4 KASIM DARBESİ DEVAM EDİYOR
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, kürsüde şunları söyledi: “Bugünde başka bir hukuksuzluğu meşrulaştırma derdindesiniz. 4 Kasım darbesi devam ediyor. Bu iktidar darbecidir. Hukuku insanlığı esası almıyor. Parlamentoyla halk iradesiyle hiçbir işi kalmamıştır bu iktidarın. Bize gönderdiğiniz kararlar KCK Ana Davası’ndan Leyla Güven ve Musa Farisoğulları ceza aldı. O hakimler FETÖ kumpasından içerdeler şu anda. Müebbet cezalar aldılar. Bu hakimlerin ceza verdiği milletvekillerimizi halkın yüzbinlerce oy verdiği milletvekillerini düşürmeye çalışıyorsunuz. Sakın FETÖ ile mücadele ediyoruz demeyin. 27’nci dönemde de ‘biz darbeci olmaya devam edeceğiz’ diyorsunuz. Aslında en büyük darbecinin siz olduğunu, bütün Türkiye halkı da biz de iyi biliyoruz. Hakan Fidan’ın yargılanmasına neden izin vermediniz? Hırsızlıklara, yolsuzluklara neden yargılama izni verilmedi. İşinize geldikçe yargıya talimat verip, Meclis önüne getiriyorsunuz. Soruyorum; neden bu dosya bugün getirildi? Kim verdi bu talimatı? Bu dosyalar okunmuyordu da bugünün anlam ve önemi nedir acaba? Bu faşizmdir. Çoğunluğun oligarşisidir.”
Dokunulmazlıkların kaldırılmasının başkanlık divanında okunduğu sırada HDP ve CHP milletvekilleri, sıralara vurarak protesto etti.
PİRHA – Barış Anneleri İnisiyatifi, mücadelelerinin 20’inci yılına ilişkin düzenlenen etkinlikle ille de barış ısrarını yineledi. Etkinlikte konuşan DTK Eşbaşkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven ise Türkiye’nin İdlib’de yaşamını yitiren askerleri hatırlatarak, Barış Anneleri’nin barış mücadelesindeki ısrarın nedenlerine dikkat çekti.
Barış Anneleri İnisiyatifi geride bıraktıkları mücadelelerinin 20’inci yılına ilişkin İstanbul Çağlayan’da bulunan Figaro Düğün Salonu’nda etkinlik gerçekleştirdi.
Türkiye ve bölgeden gelen Barış Anneleri’nin katılımıyla gerçekleşen etkinliğe Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Genel Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, HDP Milletvekilleri, Demokratik İslam Kongresi (DİK) Eşbaşkanı Hüda Kaya, Halkların Demokratik Kongresi Eşbaşkanı (HDK) Eşbaşkanı İdil Uğurlu, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut, Tevgera Jinen Azad (TJA) Aktivistleri, HDP Kadın Meclisi üyesi kadınlar, siyasi parti ve sendika temsilcileri ve üyeleri, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) sanatçıları, sanatçı Pınar Aydınlar ile çok sayıda kişi destek verdi.
Türkçe, Kürtçe, Arapça, Ermenice “İstanbul’a değil, barışa kanal”, “Anneler barış istiyor”, “Müzakereler başlasın”, “Adalet Bakanlığı sözünü tut”, “İmralı tecridine son”, “Biz anneler savaş istemiyoruz” pankartları ile Barış Anneleri’nin mücadelesini yansıtan fotoğraflarının asıldığı etkinlikte katılanlar boyunlarına Barış Anneleri’ni simgeleyen beyaz tülbentler taktı.
“ORTADOĞU KAN GÖLÜNE DÖNMÜŞ DURUMDA”
Saygı duruşu ardından başlayan etkinlikte açılış konuşmasını Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Güler Buğday ve Havva Kıran yaptı. Anneler açılış konuşmasında katılımcıları selamlayarak, barış mücadelesinde kararlı olduklarını vurguladı.
Annelerden Havva Kıran, “20 yıldır barış mücadelesi için büyük bedeller ödedik. Bu devlet anaların gözyaşlarını umursamadı. Coplandık, cezalandırıldık, gazlara maruz kaldık. Ama tüm bunlara rağmen barışı savunmaya devam ettik. Çünkü kendi çıkarları için Kürt ve Türk çocuklarını savaştırıyorlar. Ortadoğu’da kan gölüne dönmüş durumda. Ölümlere karşı durduk, durmaya da devam edeceğiz. Bizler barış, barış, barış demekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Anne Güler Buğday ise, “Barışın külfetini biliyoruz. Ancak biz tüm halklar için ve çocuklar için mücadele etmeye söz verdik. Deniz Gezmişlerden, Mahir Çayan’lardan ve daha ismini sayamayacağımız nice kahramanların mücadele kararlılığını ve direnişini sürdüreceğiz. Barış olacak, olacak diyorum. İlle de barış ille de barış” ifadelerini kullandı.
“ANNELERİN DİRENİŞİNDE DERSİM DİRENİŞİ VAR”
Etkinlik Barış Anneleri’nin mücadelesini yansıtan sinevizyon gösterimiyle devam etti.
Daha sonra konuşan TJA Aktivisti Ayla Akat, Barış Anneleri’nin mücadele hikayesinin tarihi direnişi yansıttığını vurguladı. Barış Anneleri’nin verdiği barış mücadelesine tanık olduklarını anlatan Akat, “Annelerin direnişinde Zilan, Dersim direnişi var. Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün yaşama olan etkisini yıllardır anlattı. Ben onlarla birlikte bir avukat olarak yürümeye başladım. Hayatımın en önemli kilometre taşlarını oluşturan anlardı. Tüm annelerin ellerinden öpüyorum. İyi ki varsınız. Demokratik çözüm gerçekleşecektir mutlaka” diye konuştu.
“YANLIŞ POLİTİKALAR YÜZÜNDEN ANNELERİN YÜREĞİNE ATEŞ DÜŞÜYOR”
İdlib’de yaşanan son gelişmelere de değinen DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven, “Dün 33 asker neden öldü? İktidarın Kürt düşmanlığında bu askerler öldü. Kürt düşmanlığından dolayı askerlerini Suriye topraklarına gönderdiler. Bu fakir insanların çocukları yazık değil mi? Buradan ailelerine baş sağlığı diliyorum. İdlib’de yaşamını yitiren 33 askerin ailelerine başsağlığı diliyorum. O tezkere meclise geldiğinde bizim partimiz dışında bütün partiler tezkereye evet dedi. Şimdi çıkıp diyorlar Meclis’i toplayalım. Bu saatten sonra Meclis toplansa ne toplamazsan ne… Onların yanlış politikalarının yüzünden gariban annelerin yüreğine ateş düşürüyorlar. Sen kendi ülkendeki Kürtlerle barıştın mı ki; başka ülkelerin topraklarına barış götüreceğim diyorsun. Ne içte ne de dışta bunların bir itibarı kalmadı” dedi.
“Dolmabahçe Mutabakatı bizler için değerli bir fırsattı. Bu mutabakat yok sayıldığından beri binlerce genç yaşamını yitirdi” diyen Güven, konuşmasını “Barıştan öteye bir yol yok. O yüzden bu annelerin direnişi çok önemlidir. Şimdi bile çok geç kalmış değiliz; gelin barış için bir araya gelelim” diyerek tamamladı.
DTK, HDK ve HDP eşbaşkanları, belediyelere kayyım atanması ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı Diyarbakır’da saat 12.00’de kitlesel basın açıklaması gerçekleştirecek.
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, belediyelere atanan kayyımlar ve eşbaşkanların tutuklanması ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik operasyonlara karşı bugün Diyarbakır’da kitlesel basın açıklaması gerçekleştirecek.
Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan AZC Plaza önünde saat 12.00’da yapılacak basın açıklamasının ardından oturma ve ses çıkarma eylemi gerçekleştirilecek.
PİRHA –HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven hakkında Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı’nın görevden alınması ardından bir eylemdeki konuşması nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderilmek üzere fezleke hazırlandı.
HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Mızraklı’nın yerine kayyım atanması üzerine 11 Eylül’de düzenlenen eyleme katılarak konuşmasında, Mızraklı’nın görevden alınmasına tepki göstermişti.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Güven hakkında yaptığı konuşmadaki sözleri nedeniyle soruşturma başlattı. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan fezlekenin kısa zamanda TBMM’ye gönderilmesi bekleniyor.
Leyla Güven, konuşmasında, süren çatışmaların sebebinin HDP olmadığını, Kürt sorununu çözümsüz bırakan zihniyet olduğunu söylemişti.
PİRHA – HDP Milletvekili Leyla Güven, yemin töreni ardından ilk iş olarak açlık grevi eylemcilerinin tedavi süreçlerinde yaşanan sorunları Meclis gündemine taşıdı.
Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in Meclis’teki ilk faaliyeti, cezaevlerinde açlık grevi eylemi yapan tutukluların yaşadığı sorunları gündeme getirmek oldu. Güven, bugün ilk soru önergelerini vererek Meclis faaliyetlerine başladı.
Güven, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle Meclis’e sunduğu soru önergesinde, 8 Kasım 2018’de başlayan açlık grevlerine 3 binden fazla tutuklu ve hükümlünün katıldığını hatırlattı. Cezaevi yönetimlerinin keyfi tutumları nedeniyle açlık grevi eylemcilerinin tedavilerinin yapılmadığını belirten Güven, Adalet Bakanı’na açlık grevlerinin bitirilmesinden sonraki sürecin takibi konusunda bir çalışma yapılıp yapılmadığını sordu.
“KEYFİ VE TEHLİKELİ TUTUMLARDAN HABERDAR MISINIZ?”
Güven, Bakan Gül’e şu soruları yöneltti:
– Bakanlığınız açlık grevindeki mahpuslar ile ilgili cezaevleri ve hastane yönetimlerinin iddia edilen keyfi ve tehlikeli tutumlarından haberdar mıdır?
– Bakanlığınıza, bu keyfi tutumlar konusunda kaç tane suç duyurusunda bulunulmuştur?
– Bakanlığınız, hakkında suç duyurusunda bulunulan şahıs ve yönetimlere karşı herhangi bir işlem veya soruşturma başlatmış mıdır?
HASTANE YÖNETİMLERİNİN KEYFİ TUTUMUNDAN HABERİNİZ VAR MI?
Güven, bir diğer soru önergesini de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle kaleme aldı ve “Bakanlığınız açlık grevindeki mahpuslar ile ilgili hastane yönetimlerinin iddia edilen keyfi ve tehlikeli tutumlarından haberdar mıdır? Bakanlığınıza, bu keyfi tutumlar konusunda kaç tane suç duyurusunda bulunulmuştur? Bakanlığınız, suç duyurusunda bulunulan şahıs ve yönetimlere karşı herhangi bir işlem başlatmış mıdır?” diye sordu.
Güven, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak amacıyla 8 Kasım 2018’de süresiz açlık grevine başlamıştı. Eyleminin 79. gününde tahliye edilen Güven, 200 günlük direnişin ardından talebine karşılık almıştı.