Etiket: Leyla Güven

  • Sosyalistlerden PSAKD’ye ziyaret-VİDEO

    Sosyalistlerden PSAKD’ye ziyaret-VİDEO

    PİRHA – Cezaevlerinde süren eylemlere dışarıdan destek verip dönüşümlü açlık grevi yapan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyeleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ni (PSAKD) ziyaret etti. Genel Başkan Gani Kaplan, “İnancımız gereği nerede bir mazlum var ise yanında yer almak gibi görevimiz var” dedi.

     ESP, SKM VE SGDF üyelerinin, tecridin kaldırılması amacıyla cezaevlerinde sürdürülen eylemlere destek amaçlı yaptıkları süreli dönüşümlü açlık grevleri devam ediyor.

    ESP, SKM VE SGDF üyeleri, cezaevlerinde süren açlık grevleri konusunda kamuoyu yaratmak amacıyla PSAKD’yi ziyaret etti.

    Genel Başkan Gani Kaplan ve Genel Sekreter Onur Şahin’in karşıladığı grup üyeleri ile görüşme yapılarak, ilgili mercilerin biran önce açlık grevinde bulunanların taleplerine karşılık vermesi gerektiği vurgulandı.

    “TECRİT SADECE HAPİSHANELERDE YOK”

    Üç günlük açlık grevi eylemi yapan İbrahim Tasman, “Bizler de dışarıda onların sesine ses katmak, dayanışmayı örmek ve kamuoyu yaratabilmek için süreli dönüşümlü açlık grevi eylemi başlattık” diyerek şöyle devam etti:

    “Kurum ve siyasi partileri ziyaret edip ortaklaşa neler yapabiliriz diye konuştuk. Çünkü bu tecrit sadece hapishanelerdeki bir durum değil. Hayatımızın her alanına nüfus etmiş bir tecrit var. Bizler de biliyoruz ki hapishanelerdeki tecrit kırılırsa yaşamımızdaki tecrit de kırılacaktır. Sizlerle nasıl kamuoyu yaratıp ortak mücadele hattı çizebiliriz, bunun hakkında fikir alışverişinde bulunmak için bir aradayız.”

    “BİZİ ENDİŞEYE DÜŞÜREN BİR SUSKUNLUK VAR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan ise Leyla Güven öncülüğünde başlatılan eylemler konusunda duyarlılıklarını ifade ederek şunları söyledi:

    “Bu süreçte bizi endişeye düşüren bir suskunluk var. Bu suskunluk hem Kürt coğrafyasında hem de Batı coğrafyasında görülüyor. Basın da maalesef susmuş durumda. Demokratik kamuoyu da bu konuda duyarsız. Biz inancımız gereği öncelikle insanı yaşatmayı hedef alırız. Yine inancımız gereği nerede bir mazlum var ise onu destekleyip yanında yer almak gibi bir görevimiz var. Bu bize geçmişten gelen tarihi bir misyondur. Konu ile ilgili Adalet Bakanlığı’ndan randevu talebimize cevap bekliyoruz.”

    Açlık grevinde olan Helin Yağmur Uci ise demokratik kitle örgütleri olarak birlikte mücadele yürütülmesi gerektiğini ifade ederek “Tek başına bir şeyler yapmaya çalıştığımız zaman sesimiz yetersiz kalıyor. Çünkü sessiz kalan medya ve iktidar var. Bu nedenle yaptığımız bu ziyaretlerin amacı da birleşik bir mücadele yürütmek için çağrıda bulunmaktır” dedi.

     PİRHA / ANKARA

     

  • Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 178’nci gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 178’nci gününde

    İmralı’daki tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 178’nci gününe ulaştı. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, cezaevlerindeki kötü koşulların son bulması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 178’nci gününde.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 165, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 139, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 140 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    Federe Kürdistan Bölgesi’nin Mahmur kampında Fadile Tok 105 gündür, Germiyan’a bağlı Kelar ilçesinde ise Herêm Mahmud 70 gündür açlık grevinde.

    15 TUTUKLU ÖLÜM ORUCUNDA 

    Cezaevlerinde binlerce tutuklunun başlattığı eyleme İstanbul Bakırköy, Kocaeli Gebze, Van ve Diyarbakır cezaevlerinde katılan 15 tutuklu ise 30 Nisan tarihi itibariyle eylemlerini ölüm orucuna çevirdi.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde; Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde;  Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ KARŞI YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Meclis Başkanı Şentop’tan ‘Leyla Güven’i ziyaret etmeli’ çağrısına yanıt

    Meclis Başkanı Şentop’tan ‘Leyla Güven’i ziyaret etmeli’ çağrısına yanıt

    Açlık grevindeki HDP milletvekillerinden Temel’in “Leyla Güven’i ziyaret edip talebini dinlemeli” çağrısına TBMM Başkanı Şentop’tan olumsuz yanıt geldi. Şentop, “Sayın Güven’in açlık grevi kendi kişisel durumu ya da cezaevi şartlarıyla ilgili değil. Bu ziyaret konusunu doğru bulmayacağımı ifade edeyim.”

    172 gündür açlık grevinde olan HDP Milletvekili ve DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’e destek olmak için onunla aynı taleple 3 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan Tayip Temel’in çağrısına Meclis Başkanı Mustafa Şentop’tan yanıt geldi.

    Temel, binlerce tutuklu cezaevlerinde, onlarca siyasetçi ve aktivist de dünyanın birçok yerinde açlık grevi eylemini sürdürürken hükümetin sessizliğine karşı Meclis Başkanı Şentop’a “Güven’i evinde ziyaret edip talebini dinlemeli” sözleriyle çağrı yapmıştı.

    Bir TV programına katılan Şentop, dışarıda ve cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin ilk kez konuştu ve bu çağrıya “Sayın Güven’in açlık grevi kendi kişisel durumu ya da cezaevi şartlarıyla ilgili değil. Bu ziyaret konusunu doğru bulmayacağımı ifade edeyim” karşılığını verdi.

    Şentop’un açıklamaları şöyle:

    “Uzun bir süreç, onu hep beraber takip ediyoruz. Leyla Güven 24 Haziranda milletvekili seçildi. O zaman cezaevindeydi. Cezaevindeydi, tutuksuz yargılama kararı verildi. Orada başlamış olan bir açlık grevi var.

    Açlık grevi neden yapılıyor? Genelde açlık grevleri cezaevlerinde bir yöntem olarak dünyada da farklı ülkelerde kullanıldığını görüyoruz. Cezaevindeki şartların kendi kişisel şartlarının iyileştirilmesiyle ilgili talepleri olur. Bunlar karşılanmadığında açlık grevlerine varan bazı protestolar yapılmaya başlanırdı.

    Sayın Leyla Güven’in açlık grevi kendi kişisel durumu ya da cezaevi şartlarıyla ilgili değil. Onun talebi daha farklı. Onun talebi mahkum olmuş olan terörist başının İmralı’daki bazı durumuyla ilgili talepler. Bu doğru bir şey değil.

    Bir siyasetçi kendi durumuyla, kendi talepleriyle ilgili bir eylem yapabilir. Bu doğrudur anlamında demiyorum ama bu anlaşılabilir. Fakat onun talepleri çok daha farklı talepler kendisine mahsus değil bir başka mahkumla ilgili talepler.

    Bu bakımdan ben en kısa zaman bir mantığı olmayan eylemin sona erdirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ziyaret konusunu da doğru bulmayacağımı ifade edeyim.”

  • Leyla Güven’in açlık grevi 172’inci gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi 172’inci gününde

    Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 172’nci gününe ulaştı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesinin ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 172’nci gününde.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 159, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 133, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 134 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 112’nci gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ PROTESTO ETMEK İÇİN YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi.

  • Leyla Güven 171 gündür açlık grevinde

    Leyla Güven 171 gündür açlık grevinde

    Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 171’inci gününe ulaştı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 171’inci gününde.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 158, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 132, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 133 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 111’inci gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde; Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ PROTESTO ETMEK İÇİN YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi.

  • ‘Bir tarafın çektiği acı diğer tarafı sevindiriyorsa oturup düşünmeli’-VİDEO

    ‘Bir tarafın çektiği acı diğer tarafı sevindiriyorsa oturup düşünmeli’-VİDEO

    PİRHA- “70 yaşındayım, Türkiye’de hiçbir bakanın istifa ettiğini görmedim. Toplumun bir kesiminin çektiği acı diğer tarafı sevindiriyorsa oturup düşünmeliyiz. Biz ya ortak sevineceğiz ya ortak üzüleceğiz.”

    Şahkulu Sultan Vakfı Başkanı Mehmet Çamur yerel seçimlere, Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya ve tecridin kaldırılması için 170 gündür açlık grevinde olan DTK Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in durumuna ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Seçimlerde farklı sınıflardan, katmanlardan ve inançlardan olan insanların bir amaç uğruna bir araya gelebileceğini belirten Çamur, “İnsanların birbirine gereksinimleri var. Farklı amaçları olabilir. O amaca ulaşılana kadar belirli noktalarda birleşerek o amaca ulaşma olanağına daha çabuk sahip oluruz” dedi.

    “TOPLUM KORKMUŞ VE KORKUTULMUŞ”

    Seçim sonuçlarını sevindirici bulan Çamur, “Toplum korkmuş, korkutulmuş. Artık sandıkta bir şey çıkmaz çıksa da bunu çeşitli yöntemlerle kendi lehlerine çevirebilirler diye insanların son dönemlerde artık sandıklardan da umudu kalmamıştı. Çünkü seçim akşamı bir buçuk saatte tek bir ajansta verilen bilgilerle seçim sonuçlanıyor. Muhalefet tarafından yapılan itirazların hiçbiri ciddiye alınmıyor. Ama şimdi iktidar kanadından yapılan itirazların hepsi gündeme alınıyor, görüşülüyor” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRASİ YAŞATILMALI”

    Örgütlülüğün olmadığı, sendikal hakların olabildiğince kısıtlandığı, özgür bir toplumsal sözleşmenin olmadığı bir ortamda asgari müştereklerde bir araya gelerek demokrasinin yaşatılması gerektiğinin altını çizen Çamur sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dünyanın temel klasikleri, sosyalist klasikleri ve sosyalist dergileri özellikle 1960-70 yılları arasında yayınlandı. Bu toplum bir şeylere o zaman erişebildi. 1971 yılında o zamanın Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ‘Sosyal gelişmenin hızı ekonomik gelişmeyi aşmıştır öyleyse bu sosyal gelişme durdurulmalıdır’ demişti. O dönemin başbakanı Süleyman Demirel ise, ‘Bu Anayasa lükstür’ demişti. Ve  61 Anayasasını budadılar. Ama tamamen yok edemediler. Yine demokratik özler taşıyordu. Sonra bir takım terör örgütlerini devreye soktular, uluslararası istihbarat devreye girdi. Türkiye’de aynı silahla sabah bir solcu ve yine öğleden sonra aynı silahla bir sağcı öldürülmeye başlandı. Din sömürüsü olabildiğince arttı. Toplum her gün 30-40 ölü ile uyanıyordu. Korkunç bir şeydi. Bu elbette ki rast gele bir olay değildi. Bu uluslararası bir işti. Kenan Evren yetki istemişti bu olayları durdurmak için. Süleyman Demirel ‘Hangi yetkiniz eksik ise verelim’ dedi. Ama yetkide istemediler olaylara seyirci kaldılar. Sonra geldiler 61 Anayasasında ne varsa tümünü yok ettiler. Anayasayı rafa aldılar yeni bir anayasa yaptılar. O anayasalar bu topluma dar geldi. Açık ve net bir şekilde tekelci, uluslararası işbirlikçi sermayenin çıkarlarını esas alan işler getirdiler.”

    “ASKERİ DİKTA DÖNEMİNDE BİLE HUKUKUN OLDUĞUNU GÖRDÜM”

    Çamur, “Askeri dikta döneminde bile hukukun olduğunu gördüm. Tamamen mi? Tabi ki hayır. Ama bugünkü gibi değildi. İnsanlar savunmasını yapabiliyordu. Hakimler nispeten özgürdü. Tabi ki yanlış bir sürü karar verdiler. Örneğin Erdal Eren’in yaşını büyütüp 17 yaşındaki çocuğu idam ettiler. Ama genel olarak baktığımız zaman o zaman hakimler nispeten göreceli olarak özgürdü, çokta karışmıyorlardı. Askeri mahkemelerdeki hakimlerin çoğu sivil hakimlerdi. Savunmanın, hukukun misyonları dikkate alındığı mahkemelerdi. Kenan Evren döneminden bahsediyorum. Ama günümüz koşullarında bu yok” diyen Çamur şöyle devam etti:

    “90’lı yıllarda sevdiğimiz sevmediğimiz bir sürü Cumhurbaşkanı ve başbakan geldi geçti. Bunlardan nadir olanını sevdik. Ama yine o insanlar toplumu bugünkü kadar germedi. Demiri bu derece ısıtarak, toplumu kutuplaştırarak, birbirine düşman ederek sürekli bir gerginlik ortamı oluşturdular. Herkes terörist, herkes düşman, herkes zillet, herkes alçak, herkes şerefsiz söylemleri ile toplumu bu noktaya getirdiler.”

    “DEMOKRASİ BİR EMEK İŞİDİR”

    Demokrasinin bir emek işi olduğunu dile getiren Çamur, “Demokrasi toplumdaki farklı sınıfların çıkarlarını bir noktada dengelemeye dayanır. Elbette ki sonuçta burjuvazinin hükümleri geçer ama sen örgütlenmişsen o yasalardan kendine bir şey alabiliyorsun. 70’li yıllarda sendikalar gayet genel grev yapıyorlardı böyle sudan sebepler ile grevler ertelenmiyordu. Adamlar özgürce toplu sözleşmeler yapıyordu. Bu sendikal özgürlükleri getiren de bir askeri darbedir. 27 Mayıs Anayasası ile gelmiştir. Anayasa topluma bu hakları verdi. Ama inanın toplum bunu mücadele vererek almadı. Eğer gerçek anlamda toplum mücadele vererek bu hakları alsaydı kimse bu haklara dokunamazdı. Ancak tepeden verilen hak tepeden alındı. Bir askeri hareket bu hakları verdi bir askeri hareket o hakları tekrar senden aldı. Çünkü o haklara sahip çıkacak örgütlü gücün yok” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE HİÇBİR BAKANIN İSTİFA ETTİĞİNİ GÖRMEDİM”

    Geçtiğimiz günlerde Ankara Çubuk’ta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik yaşanan saldırılara ve linç girişimine tepki gösteren Çamur, şunları ifade etti:

    “Bizim gibi laik, Cumhuriyetçi, demokrat görüşlere sahip olanlar sesini nerede duyurabiliyor? Ne kadar insan bir araya gelerek bir şeyleri protesto edebiliyor ve bir hak talebinde bulunabiliyor? Kemal Bey kalkmış bir şehidin cenazesine katılmış. İçişleri bakanı daha önce bildiri yayınlıyor ve valilere talimat veriyor. ‘Muhalefet partilerini şehit cenazelerine almayın’ diyor. Kemal Kılıçdaroğlu’na saldırı gününden sonra savunma bakanı çıkıp ‘teşekkür ediyor’ ve ‘mesajlar alınmıştır’ diyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, ‘Sen orada 9.3 oy aldın niye gidiyorsun oraya?’ diyor. Ağır ithamlarda buluyorlar. Demokrasi ile yönetildiğini iddia eden bir ülkede böyle bir şey olmaz. Ana muhalefet liderine saldırı olacak ve buna çeşitli çeşitli gerekçeler uyduracaksın. Oysa hiçbir gerekçe uydurmadan evet bu ana muhalefet liderine yapılan saldırı topluma yapılmıştır. Onun İstanbul’da gösterdiği aday 4 milyon oy almış. Demek ki bir toplumsal tabanı var. Sen bunu yapamazsın buna. Burada sorumluların derhal istifa etmesi lazım. Ben 70 yaşındayım Türkiye’de hiçbir bakanın istifa ettiğini görmedim. Ama demokrasi olan ülkelerde en ufak bir tren kazasında bir kişi bile ölse oradan sorumlu bakan hemen istifa ediyor. Başbakan istifa ediyor. Bizde böyle bir şey göremedim.”

    “HER HAK TALEBİ ŞİDDETLE BASTIRILIYOR”

    Tecride karşı 170 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in durumuna ilişkin de konuşan Çamur şunları dile getirdi:

    “Bir Fransız düşünür, ‘Senin düşüncene katılmıyorum ama senin düşünceni özgürce ifade edebilmeni savunuyorum’ diyor. Herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil. İnsanlar farklı düşünür. Her hak talebi şiddetle bastırılıyor hiç kimseye göz açtırılmıyorsa ve herkesi hain, düşman görüyorsak nasıl bu toplumda yaşayacağız. Herkes birbirine hain, satılmış, zillet derse nasıl bu toplumda bir arada yaşama kültürünü edineceğiz. Bir ulus demek kederde veya sevinçte ortak olan insanların topluluğudur. Eğer bir tarafımız kederlenirken bir tarafımız seviniyorsa burada ortak yaşama kültürü bitmiştir. Yurt toplumun tüm kesimleri ile savunulur. İnsanları ortak müştereklerde buluşturarak onun sorunlarına çözüm bularak her şey silahla olmuyor. Oturup konuları müzakere edip bunun çözüm yolu yöntemi nedir bulacaksın ve bulmakla sorumlusun. Ancak insanlar kendini ifade edemiyorsa, sorunlarına çözüm üretilmesine izin verilmiyorsa ne olacağını gördük. Uygar ülkelerde olduğu gibi sorunları masaya yatıracaksın, çözüm yollarını bulacaksın, toplumun çeşitli kesimlerinden görüş alacaksın bunları sentezleyeceksin ve toplum huzura erecek. Bu benim gibi düşünmüyor diye aydını alınırken sesini çıkarmıyorsan, sendikacısı alırlarken sesini çıkarmıyorsan sıra sana geldiğinde sana sahip çıkacak kimse kalmayacaktır. Onun için aklımızı başımıza toplayalım. Toplumun bir kesiminin çektiği acı diğer tarafı sevindiriyorsa oturup düşünmeliyiz. Biz ya ortak sevineceğiz ya ortak üzüleceğiz. Ama sorunlarımızı silahla değil demokratik yöntemler ile çözmeye çalışacağız. Demokratik yöntemler uzun ve sorunludur ama başka da yol ve yöntemler yok.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • HDK’den 1 Mayıs’a çağrı

    HDK’den 1 Mayıs’a çağrı

    Halkların Demokratik Kongresi, “Kapitalizme ve krize karşı emeğin kurtuluşu halkların kardeşliği” sloganı, “Başka bir dünya mümkün ve tecride son verilsin, Leylalar yaşasın” ana temasıyla 1 Mayıs’ta alanlara çıkacaklarını bildirdi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Emek Meclisi, 1 Mayıs’a ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “2019 1 Mayısı’nda, 8 Mart’ta meydanlara çıkan kadınların mücadele azmiyle, Newrozların coşkusuyla alanlarda olacağız” denilerek alanlara çıkma çağrısı yapıldı.

    HDK açıklamasının tamamı şöyle:

    “2019 1 Mayıs’ı yaklaşıyor. Uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs, ülkemizde ve dünyada 8 saatlik iş günü ve insanca yaşam talebiyle uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödenerek bugün işçi sınıfı ve ezilenlerin kutladığı bir gün haline getirildi. Tarihte emeğin ve ezilen halkların her direniş, dayanışma ve mücadele gününün; her 8 Mart’ın, her Newroz’un, her 1 Mayıs’ın işçilerin, emekçilerin ve ezilen halkların kurtuluş umutlarını büyüttüğüne, özgürleşme mücadelelerine güç kattığına inanıyoruz.

    “TECRİT VE KUŞATMA ÖZGÜRLÜĞE VE TÜM DEMOKRATİK HAKLARADIR”

    Bu yaklaşımın ışığında 1 Mayıs’ta alanlara ‘Kapitalizme ve Krize Karşı Emeğin Kurtuluşu Halkların Kardeşliği’ şiarıyla; ‘Başka Bir Dünya Mümkün ve Tecride Son Verilsin, Leylalar Yaşasın’ ana temasıyla çıkacağız.
    Bu yılki 1 Mayıs’a da derin bir ekonomik ve siyasal kriz koşullarında giriyoruz. İş cinayetlerinin, işsizliğin ve yoksulluğun hızla yaygınlaştığını, ülke kaynaklarının özelleştirildiğini ya da sermayeye peşkeş çekildiğini, halkın insanca yaşam özlemlerini karşılamak yerine savaşa ve silaha kaynak aktarıldığını görüyor, yaşıyoruz.
    İşçi sınıfının iş, ekmek, hak mücadelesi, içinde bulunduğumuz koşullardan ayrı düşünülemeyeceği gibi; barış mücadelesinden, faşizme karşı özgürlük mücadelesinden de ayrı düşünülemez. Barışın önünü tıkayan engel, her türden tecrit politikalarıdır. Tecrit ve kuşatma, özgürlüğe ve tüm demokratik haklaradır.

    Bu kuşatma kırılmazsa, halklarımızın sandıkta gösterdiği irade yok sayılacaktır.

    Bu kuşatma kırılmazsa, ekonomik krizin bütün ağırlığı işçilere, emekçilere yüklenecektir.

    Bu kuşatma işçi sınıfınadır, emekçileredir.

    Bu kuşatma kırılmadan savaş politikaları durdurulamaz.

    2019 1 Mayısı’nda, 8 Mart’ta meydanlara çıkan kadınların mücadele azmiyle, Newrozların coşkusuyla alanlarda olacağız. Halkın iradesinin gasp edilmeye çalışıldığı, seçilmişlerin keyfi uygulamalarla sindirilmeye çalışıldığı, hukukun ve yasaların lağvedildiği 2019 1 Mayısı’nda bu baskıları durdurmak umuduyla mücadeleyi daha yükseklere taşımak için; zalim, talancı, meşruluğunu yitirmiş bu rejime, birleşik bir karşı çıkışla cevap vermeliyiz.

    İşçiler, köylüler, emekçiler, kadınlar, gençler, ekolojistler, LGBTİ+’lar, EYT’liler, emekliler, KHK mağdurları, ötekileştirilen ve asimilasyona uğrayan inançlar ve halklar, kriz yüzünden mutfağı talan olanlar, iş cinayetlerinde yakınlarını kaybedenler, sanatsal üretimi engellenen sanatçılar, susturulmak istenen muhalif medya, bilimsel çalışma yapamayan akademisyenler, ifade özgürlüğünü kullanamayanlar…

    Kıdem tazminatımızın gasp edilmesi başta olmak üzere, krize, özelleştirmelere, iş ve kadın cinayetlerine, taşeronlaşmaya, güvencesiz çalıştırılmaya, doğanın talanına, işsizliğe, yoksulluğa, grev yasaklarına, KHK’lara, antidemokratik tüm uygulamalara, ötekileştirmeye, asimilasyona, örgütlenmenin önündeki engellere, baskıya, emperyalizme ve her türden gericiliğe karşı çıkıyor;

    ‘Barış, adalet, hak, hukuk, özgürlük ve insanca yaşanabilecek bir dünya için 1 Mayıs’ta alanlara!’ diyoruz.”

  • Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 170’inci gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 170’inci gününde

    Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 170’inci gününe ulaştı.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 170’inci  gününde.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 157, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 131, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 132 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 110’üncü gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde;  Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ PROTESTO ETMEK İÇİN YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi. (HABER MERKEZİ)

  • İHD Adıyaman: Barış Annelerine dönük polis şiddeti kabul edilemez

    İHD Adıyaman: Barış Annelerine dönük polis şiddeti kabul edilemez

    PİRHA- İHD Adıyaman Şubesi Gebze cezaevi ve Mardin Kızıltepe’de Barış Annelerine dönük polis şiddetini protesto ederek, “Çatışmalı bir coğrafyada yaşamak, acıları da beraberinde getiriyor. Böyle bir ortamda, en büyük acıyı da anneler çekiyor. Ancak öyle anneler var ki, acılarını özgürce yaşayamıyor, özgürce paylaşamıyorlar” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) şubesi cezaevlerinde tecridin son bulması için açlık grevinde olan yakınlarının sesini duyurmak için Gebze cezaevi önünde ve Mardin Kızıltepe’de oturma eylemi yapan annelere dönük polis şiddetini şube binalarında yaptığı basın toplantısı ile protesto etti. Açıklamayı İHD Adıyaman Şubesi Kadın Komisyonu adına Avukat Gülsen Taner okudu.

    “CİNSEL İSTİSMARI ŞİDDETLE KINIYORUZ”

    Taner, “İstanbul Küçükçekmece’de beş yaşındaki kız çocuğuna yapılan cinsel istismarı şiddetle kınıyoruz. Resmi makamların böylesine vicdan yaralayan olayların meydana gelmemesi için önleyici ve koruyucu her türlü tedbiri alması ve gerçekleşen eylemlerin etkin bir biçimde koğuşturulması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    “ANNELER ÇOCUKLARINI YİTİRMEK İSTEMİYOR”

    5275 sayılı Ceza ve güvenlik tedbirlerin infazı hakkında yasanın İmralı cezaevinde uygulanmadığını, Çok uzun bir süredir İmralı Cezaevinde hükümlü bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan ve diğer tutukluların yasal hakları olduğu halde aile ve avukatlarıyla görüştürülmediğini dile getiren Taner, “Uzun bir süredir İmralı Cezaevinde hükümlü bulunan Abdullah Öcalan ve diğer mahpuslar yasal hakları olduğu halde aile ve avukatlarıyla görüştürülmüyorlar.İşte Leyla Güven bu hukuksuzluğa karşı ve devam eden ‘ölümcül sessizliğe’ karşı bir açlık grevi başlattı. 167 gündür ‘açlık ile haykırıyor’! hukukun uygulanmasını istiyor.Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek olarak çok sayıda cezaevindeki mahpus da aynı talep ile açlık grevi başlattılar. Hukukun uygulanması talebiyle, açlık grevine başlayan gençlerin anneleri endişe içinde bu anneler çatışmalı ortam nedeniyle evlerini, topraklarını, anılarını, umutlarını ve en çokta çocuklarını yitirmek istemiyorlar” diye ifade etti.

    “İÇİŞLERİ BAKANI İSTİFA ETMELİ”

    Gebze ve Kızıltepe’de annelere dönük polis şiddetinin kabul edilemez olduğunu sözlerine ekleyen Taner, “19 ve 20 Nisan’da, Gebze ve Kızıltepe’de devletin polisleri annelere karşı suç işlemiştir. Annelere fiziksel şiddet uygulamış ‘ hızlanın sizde enerji çok’ diyerek açıkça cinsel taciz söyleminde bulunmuştur. Bizler insan hakları savunucusu kadınlar olarak amaçları sadece çocuklarının ölmesini engellemek, onların taleplerini dile getirmek olan annelere yapılan polis saldırısını kınıyor ve İçişleri Bakanını yaşanan bunca şiddet olayının ardından, istifaya davet ediyoruz. Türkiye’nin altına imza attığı Uluslarası sözleşmelere uygun davranmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 169’ncu gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 169’ncu gününde

    Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 169’ncu gününe ulaştı. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 169’ncu gününde.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 156, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 130, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 131 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA GREVDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 109’ncu gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (56), 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Murat Aksin, 15 Mart’ta başladığı eyleme, 25 Mart’ta tahliye edildikten sonra Derik’teki evinde; Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde 5 Ocak’ta açlık grevine başlayan Mahsun Şen, eylemini tahliye olduğu 17 Nisan’dan sonra Derik’teki evinde;  Diyarbakır’daki HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    TECRİDİ PROTESTO ETMEK İÇİN YAŞAMLARINA SON VERDİLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Açlık grevlerinde ‘kritik eşik’ aşıldı; aileler endişeli-VİDEO

    Açlık grevlerinde ‘kritik eşik’ aşıldı; aileler endişeli-VİDEO

    PİRHA- HDP’li Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi eyleminde 167 gün geride kaldı. Uzmanların “kritik eşik” aşıldı uyarısına rağmen birincil sorumlu konumundaki Adalet Bakanlığından olumlu herhangi bir açıklama gelmiş değil. Aileler sürecin daha da kötüye gitmesinden endişe duyuyor. 

    “Bizim talebimiz başından beri çok nettir. İnsanlık suçu olan bu tecridin kalkması, Sayın Öcalan’ın ailesi, avukatları, siyasi heyetlerle görüşebilsin, demokratik çözümün, kalıcı barışın sağlanması için çabalarını, görüşlerini sürdüreceği koşulların oluşturulması olarak belirledik.”

    Bu sözler aylardır açlık grevini sürdüren Leyla Güven’e ait.

    24 Haziran Genel Seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) Hakkâri Milletvekili seçilen Leyla Güven, 8 Kasım 2018’den bu yana açlık grevinde.

    Talebi, 2015’te yeniden başlayan çatışma sürecinden bu yana avukatları ya da siyasi heyetle görüştürülmeyen, PKK lideri Abdullah Öcalan’la yeniden görüşmelerin başlaması.

    Güven, Abdullah Öcalan’la görüşmelerin yeniden başlamasının süren çatışmaları sona erdirebileceği görüşünde.

    TÜRKİYE’DE AÇLIK GREVLERİ  

    Türkiye kamuoyu açlık grevi ve ölüm orucu eylemlerine yabancı değil. Özellikle, 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana politik mahpuslar, hapishane koşullarının iyileştirilmesi ve barış talebiyle defalarca açlık grevi ve ölüm orucu eylemi yaptı.

    Bu eylemlerin en kitlesellerinden biri de yakın tarihte yaşandı. 12 Eylül 2012’de 58 hapishanede politik mahpuslar, Güven’in talebine benzer biçimde, “Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması”, “sınırda bekletilen YPJ-YPG cenazelerinin bekletilmeksizin ailelerine teslim edilmesi”, “Kürt halkına karşı düzenlenen operasyonların son bulması” talepleriyle açlık grevi eylemi başlattılar. Eylem, Öcalan’ın çağrısıyla son buldu.

    Konunun uzmanları, 12 Eylül 2012’deki açlık grevi eylemlerinin çatışmasızlık sürecinde de önemli rol oynadığı noktasında neredeyse hemfikir.

    AÇLIK GREVLERİ “İÇERİDE” VE “DIŞARIDA” SÜRÜYOR

    Bugün, Türkiye hapishanelerinde binlerce politik mahpus açlık grevi eylemini “içeride” sürdürürken, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki (IKBY) Hewler (Erbil) kentinde Nasır Yağız ile çeşitli Avrupa kentlerindeki insanlar da açlık grevine katılarak eyleme “dışarıdan” destek veriyorlar.

    Uzmanlar, açlık grevini sürdüren eylemcilerden birçoğunun sağlık durumlarının kritik aşamada olduğunu belirtiyor.

    “KRİTİK GÜNLER ÇOKTAN AŞILMIŞ DURUMDA”

    Açlık grevi ve ölüm orucu konusunda uzman Nörolog Emel Gökmen, “Kritik günler çoktan aşılmış durumda,” diyor ve ekliyor:

    “Cezaevi hekimleri ve grevcilerin bulunduğu bölge hastanelerinin başhekimlerinin grevlerin sonlandırılması sonrası doğru tedavi konusunda hazırlıklarını yapmalıdır. 1996 ve öncesi tıp eğitiminde açlık grevi sonlandırılmasıyla ilgili bir bilgi yoktu. Ancak günümüzde bir hekim bunları bilmek durumundadır. Yapılacak hatalar kabul edilemez.”

    Gökmen, daha önceki eylemlerde, açlık grevi yapmayan mahpusların, açlık grevindeki mahpusların bakımını yapmasına izin verildiğini belirterek, “Şimdiki cezaevleri bunlara izin vermiyor ve içeriden haber de alınamıyor.” diyor.

    Gökmen, açlık grevi ölümle sonuçlanmazsa uygulanacak tedavi konusunda da endişeli:

    “Beyin doğrudan şekeri kullanır ve kullanırken de B1 vitaminine ihtiyaç duyar. Açlık grevi sırasında az miktarda tuz ve şeker alınıyor biliyorsunuz. Günler içinde vücuttaki B1 depoları boşalıyor. Bu durum sinir sisteminin çok hassaslaşmasına neden oluyor. Ölüm olmadığı noktada ise açlık grevi sonlandırması önemli bir sorunu ortaya çıkarıyor. Açlık sonlandırılırken hastaya serum takılıyor. Sadece şeker içeren serum takılırsa -içerisine yüksek doz B1 vitamini mutlaka eklenmeli- şeker B1 depoları boşaldığı için beyinde kullanılamıyor ve beyne zarar veriyor. Wernicke-Korsakoff hastalığı açlık grevi sırasında başlayabildiği gibi çoğunlukla bu şekilde hekimlerin de bilinçsiz katkılarıyla başlıyor.”

    Gökmen, hekim olarak yine de umutlu: “Bir gün açlık grevlerine gerek olmayan bir coğrafyada yaşarız diye ümit ediyorum.”

    AİLELER TALEPLERİN KARŞILANMASINI İSTİYOR   

    Yasin Güngör açlık grevi eylemcilerinden biri.

    Ailesi, Güngör’ün haftalık 800 gram ila 1 kilogram kaybettiğini; gardiyanların sözlü ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını ifade ediyor.

    Kardeş Sedat Güngör 80 gündür açlık grevini sürdüren ağabeyinin 48 kiloya düştüğünü ve refakatçi desteğine ihtiyaç duyduğunu ancak bunun hapishane yönetimi tarafından karşılanmadığını belirtiyor.

    “Ağabeyim açlık grevinden önce de sonra da ailemin manevi ve fiziksel olarak yanında olduğu bir süreç yaşıyor. Aile olarak endişelerimiz var. Bizler de yurttaşlar olarak bir an önce taleplerinin yerine getirilmesini istiyoruz. Hem ağabeyim şahsında hem de diğer mahpuslarda bu eylemin kalıcı bir hasara dönüşmeden sonlanmasını istiyoruz.”

    Kardeş Güngör, eylemcilerin hem fiziksel hem de psikolojik olarak işkenceye maruz kaldığını belirterek, ağabeyiyle aynı hapishanedeki bir mahpusun geçtiğimiz günlerde kolunun kırıldığını söylüyor.

    GARDİYANLARDAN PSİKOLOJİK İŞKENCE 

    Ağabeyinden edindiği bilgilere göre gardiyanların, “Siz ne zaman öleceksiniz, hala ölmediniz mi!” diyerek açlık grevindeki mahpuslara psikolojik işkence yapıldığını vurguluyor.

    Kardeş Güngör, açlık grevi eyleminde, içeri ve dışarının beraber hareket etmesinin taleplerin karşılanmasının koşulu olarak görüyor ve destek çağrısı yapıyor:

    “Devrimci, demokrat aydınlardan bu sürece ses vermelerini, siyasi kanaldan destek vermelerini, bu sürecin parçaları olmalarını talep ediyoruz.”

    Güngör’ün annesi ve babası destek amacıyla dışarıda 20 günlük açlık grevi yapmış.

    Anne Sacide Güngör, kendilerinin eylemi bitirmiş olmalarına rağmen yemek yemekte zorlandıklarını ifade ediyor; “Yalnızca Yasin değil, açlık grevindeki herkes benim evladımdır,” diyor.

    Baba Selamettin Güngör ise sürecin kamuoyunda yeterince yer bulamamasından şikayetçi:

    “İnsanların artık takatleri kalmadı, gözleri görmüyor, mide kanaması geçiriyorlar. Sesimiz duyulsun isteklerimize kulak verilsin.”

    “İlla ölümler mi olsun? Biz istiyoruz ki ölümler olmadan çocukların, anne ve babaların istekleri yerine getirilsin, Adalet Bakanı bunu duysun.”

    ORTAK TEMENNİ TALEPLERİN KARŞILANMASI

    Henüz sürecin birincil sorumlusu konumundaki Adalet Bakanlığından herhangi olumlu açıklama yapılmış değil. Süreç neler getirir bilinmez ancak uzmanlara göre kritik eşik aşılmış durumda. Her geçen gün eylemciler açısından ciddi riskler barındırıyor. Eylemcilerin aileleri ve sürece duyarlı kesimler yaşananları kaygıyla izliyor. Ortak temennileri, açlık grevini sürdürenlerin kalıcı hasarlar ve ölümler yaşanmadan taleplerinin karşılanması, eylemlerinin son bulması.

    Eylem BABAYİĞİT

  • Leyla Güven açlık grevinin 166. gününde

    Leyla Güven açlık grevinin 166. gününde

    DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevi 166. gününde sürüyor.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 166’ncı gününe girdi.

    CEZAEVLERİNDE AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR

    Aynı taleple Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 153, Strasburg’daki 14 kişi ve Galler’deki İmam Şiş 127, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 128 gündür açlık grevinde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayılmıştı.

    ÜÇ VEKİL HDP BİNASINDA AÇLIK GREVİNDE

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır il binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 7 Ocak’ta açlık grevine başlayan Sedat Akın, eylemini tahliye edilmesi ardından Batman’daki evinde 106’ncı gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevinde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (55) 1 Mart’ta Silivri Cezaevinde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer de 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra açlık grevini evinde sürdürüyor.

    8 KİŞİ, TECRİDİ PROTESTO İÇİN YAŞAMINA SON VERDİ

    Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi. (HABER MERKEZİ)

  • Aydınlardan çağrı: Ölümlere seyirci kalmayalım, yaşamı savunalım

    Aydınlardan çağrı: Ölümlere seyirci kalmayalım, yaşamı savunalım

    Leyla Güven öncülüğünde cezaevlerinde başlatılan açlık grevlerine ilişkin aralarında Aydın Engin, Ziya Halis, Rıza Türmen’in de bulunduğu bir grup aydın, “Ölümlere seyirci kalmayalım, hukuku ve yaşamı savunalım” çağrısı yaptı. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in ve daha sonra tüm cezaevlerine yayılan açlık grevlerine ilişkin  bir grup aydın “ölümlere seyirci kalınmaması” çağrısı yaptı.

    Ölümlere seyirci kalmayalım, hukuku ve yaşamı savunalım!” başlığı ile yapılan çağrıda, iktidarın cezaevlerinde hukuk dışı uygulamalarda ısrar ettiğine vurgu yapılırken “taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin açık ihlali olan tecrit bunlardan biri” denildi.

    Abdulbaki Erdoğmuş , Abdullah Demirbaş, Ahmet Dindar, Ahmet Faruk Ünsal, Ali Bilge, Ali Haydar Konca, Arif Koçer, Aydın Engin,  Ayşe Erzan,  Ayşe Hür, Ayşe Sevin Kırıkoğlu, Ayşenur Aslan, Bahadır Altan, Bahri Bayram Belen, Baskın Oran, Berrin Sönmez, Burhan Sönmez, Celal Korkut Yıldırım, Cihangir İslam, Emine İnci İşbulur, Erdal Karayazgan, Erdoğan Aydın, Ergin Cinmen, Ersin Salman, Ertuğrul Yalçınbayır, Eşber Yağmurdereli, Fadıl Öztürk, Faik Bulut, Fatma Bostan Ünsal, Ferhat Tunç, Fikret Başkaya, Gençay Gürsoy, Gülseren Onanç, Gürhan Ertür, Hasan Cemal, Hasip Kaplan, Mebuse Tekay, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Rasgelener, Metin Yeğin, Nazar Büyüm, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Erdilek, Nurcan Baysal, Nurten Ertuğrul, Orhan Alkaya, Orhan Silier, Oya Baydar, Rıza Türmen, Selim Ölçer, Sezgin Tanrıkulu, Suavi, Şanar Yurdatapan, Tarık Ziya Ekinci, Ufuk Uras, Viktorya Çiprut, Yasemin Bektaş, Zehra F. Kabasakal Arat, Zeki Kılıçaslan ve Ziya Halis’in imzaladığı çağrı metni şöyle:

    “ACİLEN ADIM ATMALI”

    “Tecride son verilmesi amacıyla milletvekili Leyla Güven’in başlattığı ve binlerce tutukluya yayılan açlık grevi, çok kritik bir aşamaya varmış, açlık grevindeki yüzlerce insan sakatlanma ve ölümün eşiğine gelmiş; aynı sürecin parçası olan hayatına son verme eylemlerinde bu güne kadar sekiz insanımız ölmüştür. Bütün yurttaşların, özellikle de cezaevlerindekilerin yaşamından birinci derecede sorumlu olan devletin yaşanan sorunu çözmek, ölümleri engellemek için acilen adım atmasını istiyoruz. Bu noktada çözüm, bütün tutuklulara-hükümlülere insan hakları çerçevesinde eşit, adil ve hukuka uygun davranmak, keyfi ve siyasal amaçlı yaptırımlardan vazgeçmektir.

    Açlık grevlerindeki insanlarımıza sesleniyoruz!

    Sesiniz duyuldu. Bu sesi kamuoyuna daha yaygın duyurma, iktidarı göreve davet etme çabalarımız sürüyor. Dönülmez noktalara gelmeden, daha büyük kayıplar yaşanmadan eyleme son vermenizi, ölümü değil yaşam hakkını savunmanızı umutla bekliyoruz.

    Ülke gündeminin demokrasinin büsbütün ortadan kaldırılması tehdidine kilitlendiği şu günlerde açlık grevlerinin hedefine ulaşabileceği bir ortamın mevcut olmadığı, her geçen günün telafisi olanaksız kayıplara yol açacağı düşüncesindeyiz.

    İktidarın, 31 Mart seçimlerinde sandıktan çıkan seçmen iradesini uygulamamak için yürüttüğü manipülasyonla belirlenen provakatif ortam hukuk güvenliği yanında açlık grevlerini de çözümsüzlüğe itmektedir. Bu durum açlık grevlerinin sona erdirilmesini ve hak taleplerinin farklı demokratik zeminlerde yürütülmesini gerektirmektedir.

    Açlık grevlerindeki insanların iradesine saygımızı belirtirken, hiçbir hak talebinin gerçekleşmesine hizmet etmeyecek aksine ölümlere ya da kalıcı sakatlanmalara yol açacak çağrı ve teşviklerin karşılığı olmadığını düşünüyoruz.

    Açlık grevinde olanlara seslenebilecek bütün kurumları, partileri, kişileri, kanaat önderlerini; yaşamı desteklemeye, açlık grevlerinin sonlandırılması için ellerinden gelen her şeyi acilen yapmaya çağırıyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • İstiklal Caddesi’nde açlık grevlerindekiler için zincir oluşturuldu

    İstiklal Caddesi’nde açlık grevlerindekiler için zincir oluşturuldu

    Aralarında HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve HDP milletvekillerinin de olduğu çok sayıda kadın, açlık grevlerine dikkat çekmek için İstiklal Caddesi’nde zincir oluşturdu.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in, tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 163’üncü gününe girdi.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Kadın Meclisi Sözcüsü ve Ağrı Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, Muş Milletvekili Şevin Coşkun, İstanbul  Milletvekili Züleyha Gülüm ve çok sayıda kadın İstiklal Caddesi’nde tecride karşı zincir oluşturdu.

    Ağızlarına maske takarak “Leyla Güven’e ses ver” diyen kadınlar, açlık grevlerine dikkat çekti. (HABER MERKEZİ)

  • Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 163’üncü gününde

    Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 163’üncü gününde

    Tecridin kaldırılması talebiyle süresiz dönüşümsüz açlık grevini sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in eylemi 163’üncü gününe ulaştı. 

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in,cezaevlerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tahliyesi ardından evinde sürdürdüğü açlık grevi 163’üncü gününe girdi.

    CEZAEVLERİNDE EYLEM SÜRÜYOR

    Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 150, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in 124, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 125 gündür eylemde. Açlık grevleri 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayıldı.

    HDP İL BİNASINDA

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı eylem de 3 Mart’tan bu yana devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevi eylemine 7 Ocak’ta başlayan Sedat Akın, tahliye edilmesi ardından eylemini Batman’daki evinde 103’üncü gününde sürdürüyor. Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (55) 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan İsmet Yıldız 29 Mart’ta, Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra eylemi evinde sürdürüyor.

    Almanya’nın Krefeld kentinde de 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamına son verdi. (HABER MERKEZİ)

     

  • Gazi Cemevi’nden halk ve inanç temsilcileri seslendi: Leyla Güven ve yoldaşlarına sahip çıkalım-VİDEO

    Gazi Cemevi’nden halk ve inanç temsilcileri seslendi: Leyla Güven ve yoldaşlarına sahip çıkalım-VİDEO

    İstanbul Gazi Cemevi’nde bir araya gelen çeşitli halk ve inanç temsilcileri, tecridin bir insanlık suçu olduğunu vurgulayarak, açlık grevinde olan Leyla Güven ve tutuklulara sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu, çeşitli halklar ve inançlardan temsilcilerin katılımıyla  tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevini sürdürenlere ilişkin Gazi Cemevi’nde basın toplantısı yaptı. Açıklamaya HDP İstanbul Milletvekilleri Hüda Kaya, Tuma Çelik ve Kemal Bülbül, HDK Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu, Êzidî halkını temsilen Azad Barış, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) yöneticileri, dedeler ile çok sayıda kişi katıldı. Açıklamanın yapıldığı salona üzerinde 11 dilde “Tecrit insanlık suçudur” yazılı pankartı asıldı.

    “ASLOLAN BARIŞTIR”

    İlk olarak söz alan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD ) Eş Genel Başkanı Selda Güneş, Leyla Güven’in 162 gündür açlık grevinde olduğuna belirterek, “Firavuna karşı direnen Musa ile yoldaşları da bedenini açlığa yatırmıştı. Leyla Güven de başka bir firavuna karşı direniş gösteriyor” dedi. “Bizler Pir Sultan’ın yoldaşlarıyız. Aşk olsun Leyla Güven’e ve binlerce açlık grevi direnişine” diyen Güneş, Sıffin Savaşı’ndan örnek vererek tarih boyunca direnişin başında olanların katledildiğini belirtti. Birlikte savaşılarak ve direnilerek kazanılacağını ifade eden Güneş, “Aslolan barıştır” diye belirtti.

    “TABUTLAR ÇIKMADAN SES ÇIKARMALIYIZ”

    Ardından söz alan Demokratik İslam Kongresi (DİK) üyesi Mehmet İnan, Güven ve açlık grevinde olan diğerlerine destek ile bu sürecin aşılabileceğinin altını çizerek, “Kuran’da zulme meyil verenleri ateşin yakacağı yazılıyor. Tecrit ve yok saymaya karşı Leyla Güven ve dava arkadaşları bedenlerini açlığa yatırdılar. Zulme karşı direnenlerin olduğu bir yerde alimlerin sözlerini esirgemesi, zalimlerin yanında olmaktır. Hz. Hüseyin Kerbela’da katledilirken, kimse anlamadı. Ne zaman Hz. Hüseyin katledildi işte o vakit insanlar ‘Eyvah’ dedi. Bu yüzden cezaevinden onların tabutları çıkmadan ses çıkarmak gerekir” dedi.

    “TECRİDİ İYİ ANLATMALIYIZ”

    Daha sonra sözü Gürcü halkları adına Gonca Yangöz aldı. Sadece cezaevinde değil dışarıda da tecridin olduğuna dikkat çeken Yangöz, bu süreçte sorumluluğu tutsakların aldığını kaydetti. Halka tecridi iyi anlatmak gerektiğini belirten Yangöz, ancak direnerek iktidarı geri döndürebileceğini söyledi.

    “EZİLEN HALKLAR BİR ARADA OLMALI”

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Komisyonu üyesi Hasan Doğan, tecridin bir insanlık suçu olduğunu vurgulayarak, şunları dile getirdi: “Mezopotamya ve Anadolu halkları yüzyıllardır zulüm altında yaşıyor ve bunun sorumluları hala iktidarda. Kürt, Türk, Çerkez ve bütün ezilen halklar bir arada olmalıdır. Leyla Güven’in yanında olduklarını belirterek ezilen herkesin din, dil ve ırk ayrımı yapmadan yan yana mücadele etmesi gerekir.”

    “KUŞAKLAR BOYUNCA ZULME UĞRADIK”

    Mezopotamya Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Edip Arslan, Kürtçe, Türkçe, Arapça ve Ermenice selamlama yaparak tecridin sonlandırılmasını istedi. Kuşaklar boyunca zulme uğradıklarını belirten Arslan, “Komşularımızla barışmalıyız ve hepimizin dilini konuşabiliriz” dedi.

    “HEPİMİZ BİRBİRİMİZE BENZİYORUZ”

    Lazlar adına konuşan Mine Şirin de, “Hepimizin kalbinin tek bir şeyde attığı bir günde bir araya geldik. Halklar olarak hepimiz birbirimize benziyoruz. Belki zamanı durdurabilirsek Leyla Güven için bir şey yapabiliriz” diye belirtti.

    “HALKLARIN AĞACINI BÜYÜTMELİYİZ”

    Êzidî Kültür Vakfı Kurucu Üyesi ve HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Azad Barış, “Haklar olarak birbirimizi tanımayacak kadar küçültmüşler bizi ama birbirimizi tanıyacak kadar büyütmek zorundayız” diyerek, “Halklar ağacını büyütmeliyiz” dedi. Êzidîlerin Çarşema Sor bayramını hatırlatan Barış, “İnancımızda insana zulüm etmek tanrıya karşı gelmektir” diyerek, Güven ve açlık grevinde olan tutuklulara sahip çıkmak gerektiğinin altını çizdi.

    “ZULME KARŞI SESSİZ KALMAK SUÇTUR”

    ABF Yöneticisi Zeynel Odabaş, tarih boyunca zulme karşı çıktıklarını belirterek, “Bu zulme sessiz kalmak suçtur. Eğer biz bu katliama sessiz kalırsak tarih bizi zulüm edenlerin yanında anar” dedi. Güven’in sesine ses, canına can katmak için mecliste çalışma yapacaklarını vurgulayan Odabaş, ilk olarak Güven’i ziyaret ettiklerini ve birçok Alevi kurum ve kuruluşunun içinde olduğu bir deklarasyon yayınladıklarını kaydetti.

    “TECRİT BİR AN ÖNCE KALKMALI”

    ABF Yöneticisi ve Dedeler Kurulu Üyesi Mehmet Karabulut da, Anadolu ve Mezopotamya halklarına inancını değiştirmesi için tarih boyunca baskı yapıldığını kaydederek “Kin ve nefretin olduğu yerde sevgi olmaz. Tecrit bir an önce kaldırılmalı. Şu sopalarını bizim üstümüzden bir çekseler biz birbirimizle çok hızlı kucaklaşırız” diye konuştu.

    “DİRENİŞİN SEMBOLÜ OLDULAR”

    HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, tecridin tüm ülkeye uygulandığını kaydederek topluma tek din dayatıldığını söyledi. Devletin İslam dışında başka inançları tanımadığını ifade eden Bülbül, Türk halkına seslenerek, bu ülkede bütün halkların ve inançların eşit olduğu mücadelesinin vermesi gerektiğini kaydetti. Bülbül, Türk halkının Kürt halkına barış eli uzatması gerektiğini vurgulayarak, adalet ve barış yolunda yan yana yürümek gerektiğini belirtti. Ülkede bulunan herkesin tecrit altında olduğunu vurgulayan Bülbül, “Leyla Güven ve arkadaşları bu ülkede tecride karşı direnişleri ile sembol oldular. Onlar devlete kendi yasalarına uyma çağrısı yapıyor” ifadelerini kullandı.

    “MÜCADELEDEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK”

    Türkiye’de egemen anlayışın dışında herkesin acı çektiğini vurgulan Süryani halkından HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Süryanilerin de katliamlarla yok edildiğini kaydetti. Ermeni soykırımına da değinen Çelik, tek din, tek dil ve tek millet anlayışının ezilen halklara karşı tarih boyunca suç işlediğini belirtti. Bu zulüm karşısında ezilen halkların da direndiğini ve boyun eğmediğini kaydeden Çelik, bugün birçok halkın Kürt halkının mücadelesi sonucu görünür olduğunun söyledi. Güven’in direnişinin de öncü bir çıkış ve karanlığa karşı ışık olduğunu ifade eden Çelik, “Birlikten ve birlikte mücadele etmekten başka çaremiz yoktur” diye vurguladı.

    “MÜCADELE EDECEĞİZ”

    HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ise, “Zalim bizden ise ben bizden değilim” sözünü hatırlatarak tarihi yazanların direnenler olduğunu söyledi. Ezilenlerin mücadelesine örnekler veren Kaya, halkların ve mazlumların dayanışmasının süreci değiştirecek güç olduğunu kaydetti. Türkiye halkının huzur istediğini belirten Kaya, Güven ve binlerce tutuklunun özgürlüğe kavuşması için mücadele edeceklerini vurguladı.

    Konuşmalarda sonra açıklamaya katılanlar birlikte fotoğraf çektirdi.

  • 150 örgütten ortak deklarasyon: Yaşam hakkını korumak devletin görevidir

    150 örgütten ortak deklarasyon: Yaşam hakkını korumak devletin görevidir

    İnsan hakları savunucusu, sendika, hukuk, demokratik kitle ve siyasi partilerin de aralarında olduğu 150 örgüt, süren açlık grevlerine ilişkin ortak açıklama yaparak, “Yasaların eşit uygulanmasını sağlamak ve cezaevlerinde tutulmakta olan mahpusların yaşam hakkını korumak devletin görevidir” dedi. 

    İnsan hakları savunucusu, sendika, hukuk ve demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda siyasi partinin içinde yer aldığı 150 kurum, açlık grevinde olan tutuklulara ilişkin yaşanan sürece dikkat çekmek amacıyla ortak deklarasyon yayınladı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde yapılan basın toplantısına kurum temsilcileri katıldı. Açıklamanın yapıldığı salonuna “Yaşamı savunuyoruz hukuk işletilsin kimse ölmesin” pankartı asıldı.

    “SÜREÇ ACİL VE ZAMAN KISA”

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Parça parça çok çalışma yapıyoruz. Yapılan çalışmalarda hem sürecin takibi yapılıyor hem de çözüm noktasında çalışmalar yürütülüyor” diye belirtti. Tutukluların durumlarında kritik sorunlar baş gösterdiğini vurgulayan Yoleri, yaşamına son veren tutukluların olduğunu hatırlattı. Bu sürecin yaşamlar yitirilmeden bitirilebileceğini dile getiren Yoleri, “Bizler bir deklarasyon oluşturduk. Süreç acil olduğu için acil bir şekilde ve kısa bir sürede bu işle yaptık. 150 örgüt bir araya geldi ve deklarasyon hazırladı” diye konuştu.

    “AÇLIK GREVLERİ BİR MEVSİMİ GERİDE BIRAKTI”

    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ümit Biçer, ortak deklarasyonu okudu. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018 tarihinden bu yana süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu ifade eden Biçer, 1 Mart itibariyle açlık grevlerinin yaygınlaştığını söyledi. Biçer, “Bir mevsimi geride bırakan açlık grevleri büyüklüğü ve sonuçları açısından toplum olarak altından kalkamayacağımız bir insani kriz aşamasına varmıştır” diyerek, Ekim 2017 tarihinde güncellenen ve açlık grevlerinde hekim tutumu üzerine temel belge olan Dünya Tabipler Birliği (DTB), Malta Bildirgesi’ne değindi.

    “KRİTİK EŞİKTE”

    Bir hak talebi ya da bir durumu protesto için başlatılan açlık grevlerinin ölümlerle sonuçlanmasının vicdan sahibi herkes için bir acı kaynağı olacağını sözlerine ekleyen Biçer, açlık grevindeki tutukluların yaşadığı sağlık sorunlarından yola çıkarak kritik eşikte olduğunu kaydetti. Geçmiş deneyimlerin, açlık grevlerinde ölüm riskinin sadece gün sayısıyla ilişkili olmadığını da gösterdiğini anımsatan Biçer, şöyle devam etti: “Nitekim açlık grevlerinde mahpuslardan bazıları açlık grevlerinin birinci ayında, bazıları ise üçüncü ayında yaşamını kaybetmiştir. Bugün ise, çoğu, yıllardır cezaevlerinde yeterli besine ulaşmamış olan,  kronik hastalıkları bulunan, sağlık birimlerine ve tedaviye ulaşma ile ilgili ciddi problemler yaşayan mahpuslar için açlık grevi oldukça zorlayıcı bir süreçtir ve her an ölümle sonuçlanma ihtimalini barındırmaktadır. Açlık grevini sürdüren mahpusların sağlığının geldiği kritik aşama, tıp etiği ilkeleri ve mahpus haklarına dair kurallar cezaevlerinin bir an önce kapılarını bağımsız sağlık heyetlerine açması gerektiğini göstermektedir. Çünkü cezaevlerindeki mevcut sağlık birimleri ne sağlık personeli sayısı açısından ne de cezaevi revirlerinin olanakları açısından açlık grevindeki binlerce mahpusu takip etme kapasitesine sahip bulunmamaktadır” diye konuştu.

    “ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASINI İSTİYORUZ”

    Tutukluların taleplerine değinen Biçer, şunları dile getirdi: “Yasaların eşit uygulanmasını sağlamak ve cezaevlerinde tutulmakta olan mahpusların yaşam hakkını korumak devletin görevidir. Hukuki bir talep ile başlanılmış olan açlık grevlerinin çözüme kavuşturulması iktidar açısından hiç de zor değildir. Bunun için yeni bir yasal düzenlemeye dahi ihtiyaç yoktur. Anayasa ve yasaların eşit uygulanması tek başına yeterlidir. Bununla birlikte, hiçbir şeyin yaşamdan daha kutsal olmadığını düşünen bizler, açlık grevlerinin olası ölüm ve geri dönüşü olmayan sakatlıklar yaşanmadan önce sona erdirilmesi için gerekli insani duyarlılığın gösterilmesini ve demokratik yollarla çözüme kavuşturulmasını istiyoruz.”

    “BİZİM ÇAĞRIMIZA SES VERİLMELİDİR”

    Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de, “Ülkemiz bir seçimden çıktılar. Seçimde adaylar toplumun ortak geleceğinden ve huzurundan bahsettiler. Bizler açıklama yapanlar dahil ülkenin bir kısmı kendini huzurlu hissetmiyor. Tecrit son bulsun diye insanların çaresiz bekleyişleri söz konusu” dedi. Sadece hukukun işletilmesini istediklerini belirten Tüzel, tutukluların taleplerinin karşılanmasıyla yaşanacak hukuksuzluğun son bulacağını söyledi. Türkiye’de açlık grevlerinin yeni olmadığını ifade eden Tüzel, “Biz yenide aynı şeyleri yaşamak istemiyoruz. Gerçekten bir demokrasi olacaksa, bu çığlığa bu talebe ve bizim çağrımıza ses verilmelidir” diye seslendi.

    “HUKUK HERKESE UYGULANSIN”

    Tevgera Jinen Azad (TJA) Aktivist ve yazar Ayşe Berktay ise, “Bu noktada yaşama sahip çıkmak demek açlık grevindekilerin taleplerini sahip çıkmak demektir. Yaşamı savunuyorsak hukukun herkese uygulaması gerektiğini söylemek gerekir” diye konuştu.

    Deklarasyonda imzası bulunan bazı kurumların isimleri şöyle: “Avrupa Süryaniler Birliği, ESU Türkiye, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Çağdaş Avukatlar Grubu (ÇAG), Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Merkezi Ve Tüm Şubeleri, Demokrasi İçin Hukukçular, Demokratik Alevi Derneği, Demokratik Bölgeler Partisi İstanbul, Devrimci Parti, Doğu Ve Güneydoğu Dernekler Platformu: (Amed Dernekleri Federasyonu, Bitlis Dernekleri Federasyonu, Dersim Dernekleri Federasyonu, Elih Batman Dernekleri Federasyonu, Karakoçan Dernekleri Federasyonu, Mardin Dernekleri Federasyonu, Muş Dernekleri Federasyonu, Şirvan Dernekleri Federasyonu, Varto Dernekleri Federasyonu, Çatak Derneği, Adıyamanlılar Derneği, KAYYDER, Van Gevaş Derneği, Kozluk Derneği, Bitlis Derneği, Karayazı Derneği, Eruh Derneği, Bekiran Gençlik Derneği, Bağcılar Bitlisliler Derneği, Beşiri Derneği, Erzurum Karayazı Karagiviş Derneği, Gebze Siirtliler Derneği, İstanbul Batman Petrolspor Taraftarlar Derneği, İkitelli Batman Kozluklular Derneği, İstanbul Batmanlılar Derneği, Silvan Taşpınar Köyü Derneği, Şirvan Zivzik Derneği, Muş Bulanık Mele Mustafa Köy Derneği, Bismilliler Derneği, Diyarbakırlılar Derneği, Munzur Çevre Derneği, Gerger Derneği, Maltepe Bitlis Derneği, Başakşehir İş Adamları Derneği), Emek Partisi (EMEP), Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Halkların Demokratik Partisi İstanbul, Halkevleri, Hak İnisiyatifi Derneği, İmc Kadın Dayanışma Derneği, İnsan Hakları Derneği İstanbul, İstanbul LGBTİ+, İşçi Sözü, *Kaldıraç, Katılımcı Avukatlar Grubu (KAV), KESK İstanbul Şubeler Platformu (28 şube), (Eğitim Sen, SES, Tüm Bel Sen, BES, Yapı Yol Sen, Dives, Tarım Orkam Sen, BTS, ESM, Haber Sen, Kültür Sanat Sen), Kırk Yama Kadın Derneği, Mor dayanışma, *78liler Girişimi, *Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu, Partizan, Rosa Kadın Derneği, Sosyalist Dayanışma Platformu (Sodap), Sosyalist Kadın Meclisleri, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP), Tevgere Jinen Azad (TJA), Toplum Ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi,Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Yeşiler Ve Sol Gelecek Partisi, Yeni Demokrat Kadın.”

  • DGD’den açıklama: Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin-VİDEO

    DGD’den açıklama: Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin-VİDEO

    PİRHA- Cezaevlerindeki tecride karşı Milletvekili Leyla Güven ile başlayan ve binlerce insanın katılımı ile devam eden açlık grevlerine ilişkin açıklama yapan Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu devlete çağrıda bulunarak, “Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin” dedi. 

    HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in 8 Kasım 2018 tarihinde tecride karşı başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi onlarca cezaevinde binlerce kişinin katılımıyla kitlesel bir açlık grevine dönüştü. Açlık grevlerinde Leyla Güven 160. günü, ilk gruplar 123. günü geride bıraktı. Süresiz dönüşümsüz açlık grevi süresince 7 mahpus yaşamına son verdi.

    Doğu-Güneydoğu Dernekler Platformu ve sivil toplum örgütleri de cezaevlerindeki tecridin kalkması talebiyle devam eden açlık grevlerine ilişkin Taksim’de bulunan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Basın açıklamasını Doğu-Güneydoğu Dernekleri Platformu Başkanı Abdulhakim Daş okudu.

    Daş, çözüm sürecinin bitirilmesinden sonra her alanda yaşanan olumsuz gelişmelerin Türkiye’yi siyasal, sosyal ve ekonomik olarak krize sürüklediğini söyledi. Türkiye’de antidemokratik uygulamaların her alanda hızlandığını belirten Daş, tüm sorunların diyalog ve demokratik yollardan çözümü yerine çözümsüzlük dayatıldığını vurguladı.

    Daş, tecrite karşı başlatılan açlık grevi bir hak talebi olduğunu söyleyerek, “Açlık grevi bir intihar eylemi değildir. Açlık grevlerinin ölümlerle sonuçlanması vicdan sahibi herkes için acı bir kaynağıdır” ifadelerini kullandı.

    “AÇLIK GREVLERİNİ BAĞIMSIZ HEYETLER İZLEMELİ”

    Bir mevsimi geride bırakan açlık grevleri büyüklüğü ve sonuçları açısından toplum olarak kimsenin altından kalkamayacağı bir insani kriz aşamasına geldiğine dikkat çeken Daş sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye cezaevlerindeki geçmiş deneyimler açlık grevlerinde ölüm riskinin sadece gün sayısıyla ilişkili olmadığını göstermiştir. Açlık grevlerin mahpuslardan bazıları açlık grevlerinin birinci ayında, bazıları ise 3. ayında yaşamını kaybetmiştir.

    Açlık grevlerinde en önemli risk faktörü, sınırlı ve kısıtlı koşullarda yani cezaevinde olmasıdır.

    Bu nedenle her açlık grevcisi gün sayısından bağımsız, özgün riskler taşıyabilir ve her an ölümle sonuçlanma ihtimalini barındırmaktadır. Açlık grevi eylemini sürdüren mahpusların sağlığının geldiği kritik aşama, cezaevlerinin bir an önce kapılarını bağımsız sağlık heyetlerine açması gerektiğini göstermektedir.

    Cezaevlerindeki mevcut sağlık hizmetleri yapısal ve sayısal olarak açlık grevindeki 5000 mahpusu takip etme kapasitesine sahip değildir. Açlık grevlerinde tıbbı, etik ve hukuki olarak şeffaf ve tarafsız yürütülmesi için bağımsız heyetlerin izlemesinin yaşamsal önemi vardır.”

    “ÖLÜM DEĞİL ÇÖZÜM, KİMSE ÖLMESİN”

    Daş, artık kimsenin ölmemesi için açlık grevlerine ilişkin devlete çağrıda bulundu:

    “Hiçbir şeyin yaşamdan daha kutsal olmadığını düşünen bizler, açlık grevlerinin olası ölüm ve geriye dönüşsüz sakatlıklar yaşanmadan önce sona ermesi için gerekli insani duyarlılığın gösterilmesini ve demokratik yollarla çözüme ulaşmasını istiyoruz. Mevcut iktidarında uluslararası hukuk ve kanunlar çerçevesinde davranarak tecridi kaldırmasını ve açlık grevlerinin sonlandırılmasını talep ediyoruz. Ülkemizde geçmişte yaşanan acı tecrübelerin tekrar yaşanmaması için devlete çağrıda bulunuyoruz. Ölüm değil çözüm, hukuk işlensin, kimse ölmesin.”

    DESTEK VEREN KURUMLAR

    Doğu-Güneydoğu Dernekleri (DGD) Platformu

    Amed Dernekleri Federasyonu (AMEDFED)

    Bitlis Dernekleri Federasyonu (BİDEF)

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF)

    Elih Batman Dernekleri Federasyonu (ELİHFED)

    Karakoçan Dernekleri Federasyonu (KARDEF)

    Mardin Dernekleri Federasyonu (MARDİNFED)

    Muş Dernekleri Federasyonu (MUŞDERFED)

    Şirvan Dernekleri Federasyonu (ŞİRVANFED)

    Din Alimleri Derneği

    Adıyamanlılar Derneği

    KAYYDER Başkanı

    Çatak Derneği

    Van Gevaş Derneği, Kozluk Derneği,

    Karayazı Derneği Başkanı,

    Bitlis Demeği (BILDER)

    Eruh Derneği

    Bekiran Gençlik Derneği (VEKİTİDER)

    Bağcılar Bitlisliler Derneği (BISTAD DER)

    Beşiri Demeği

    Erzurum Karayazı Karagivij Der

    İstanbul Batman Petrolspor Taraftarlar Derneği

    Gebze Siirtliler Derneği

    İkitelli Batman Kozlular Derneği

    İstanbul Batmanlılar Derneği

    Silvanlılar Derneği

    Silvan Taşpmar Köyü Derneği

    Şirvan Zivzik Derneği

    Muş Bulanık Melle Mustafa Köy  Derneği

    Bismilliler Derneği

    Diyarbakırlılar Derneği

    Küçükçekmece Muş Derneği

    Güngören Silvanlılar Derneği

    Gerger Derneği

    Munzur Derneği

    Varto Dernekler Federasyonu

    Maltepe Bitlisliler Derneği

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Leyla Halid’den 159 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’e ziyaret

    Leyla Halid’den 159 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’e ziyaret

    Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Politbüro üyesi Leyla Halid açlık grevini 159 gündür sürdüren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’i ziyaret etti. Leyla Güven kendisini ziyaret eden Leyla Halid’e, “Dünya savaşını biz çıkarmadık, ama biz kadınlar bu savaşı durduracağız. Bugün de direniyoruz, şimdi sen de geldin her iki Leyla birbirimize el vererek kazanacağız” dedi.

    Filistin direnişinin sembollerinden Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Politbüro üyesi Leyla Halid 159 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’i ziyaret etti. Leyla Halid’e Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri Ayşe Gökkan, Gülcihan Şimşek ve HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz eşlik etti. Araçlarıyla Leyla’nın bulunduğu siteye gelen Leyla Halid ve beraberindekiler, daha sonra Leyla’nın evine geçti. Leyla Halid ve beraberindekileri, Leyla’nın kızı Sabiha Temizkan karşıladı.

    “BİZ DE SENİNLE DAHA GÜÇLÜ OLACAĞIZ”
    Kısa süreli görüşmenin ardından Leyla Halid, Leyla Güven’in odasına geçti. Leyla Halid’i gülümseyerek karşılayan Leyla, kendisine dayanışma ziyaretinden dolayı teşekkür etti. İki ayrı direnişin sembolü olan Leyla’lar el ele tutuşarak kucaklaştı. Leyla Halid, “Sizinle buluşmak benim için çok değerli” dedi. Buna karşılık Leyla Güven, “Seni görünce aklıma direnişiniz, mücadeleniz geldi. Çok mutlu oldum” diye ifade etti. Leyla Halid ise, “Biz bu mücadelede bizimle olmanı istiyoruz. Seninle yürümek istiyoruz. Sen çok güçlüsün ve sen bizimle olduğunda da biz de daha güçlü olacağız. Cezaevindeki arkadaşlarımızın ve genel sekreterimizin size çok selamı vardı. Biliyorsundur belki genel sekreterimiz de şuan cezaevinde ve orada direnişini sürdürüyor” diye kaydetti. “

    “SESİNİZ TÜM DÜNYAYA YAYILDI”

    Leyla Halid’in konuşmasının devamı şu şekilde: “Filistin’deki yüzlerce arkadaşımız da 9 Nisan’dan beridir açlık grevindeler. Taleplerimizin dikkate alınması çok önemli. O nedenle de senin güçlü olmanı istiyoruz. Hepimiz direnen ve mücadele eden kadınlarız. Biz elimizdeki tüm imkanları kullanıyoruz ama biz insanlar aynı zamanda geleceğimiz için yaşamak da zorundayız. Tercih ettiğimiz yolda yürümemiz gerekiyor. Özgürlüğe ve zafere giden yolda durmadan yürümemiz gerekiyor. Sesiniz tüm dünyaya yayıldı. Her yerden size destek mesajları geliyor, herkes sizinle beraber direniyor. Direnişiniz her yere yayılmış durumda. Böyle bir direnişin öncüsü olmanız gerçekten çok güzel ama biliyorsunuz bizim en büyük amacımız yaşamak ve yaşatmaktır. Erdoğan böyle şeylerden hoşlanıyor, yani bizim ölmemizden ve yatakta olmamızdan hoşlanıyor. Bizim onu mutlu etmememiz gerekiyor. Ona bu zevki yaşatmamalıyız. O bizim yaşıyor olmamızdan mutsuz oluyor.”

    “HER İKİ LEYLA BİRBİRİMİZE EL VEREREK KAZANACAĞIZ”

    Leyla Halid’in bu sözlerine Leyla Güven ise, “Direnmeye devam edeceğim ve onlara o zevki yaşatmayacağım. Direneceğime ve ölmeyeceğime söz veriyorum. 8 arkadaşımız fedai eylem yaparak yaşamına son verdi, 7 bin arkadaşımız şu an cezaevlerinde açlık grevinde. Ben bu eyleme başlarken faşist ve diktatör Erdoğan’ın bir şey yapmayacağını biliyordum. Biz Sayın Öcalan ile kendimizi tanıdık ve onun için ölmeye hazırız. Leyla Halid’i ve Filistin halkını tanımamıza da Sayın Öcalan vesile oldu. O nedenle onun felsefesi İmralı duvarlarını zaten aştı o konuda sıkıntı yok ama biz gerçekten artık birilerinin kölesi olarak yaşamak istemiyoruz. Dünya savaşını biz çıkarmadık, ama biz kadınlar bu savaşı durduracağız. Kürt kadınları, Leyla Halid ve Leyla Kasım gibi birçok kadını tanıdı. Bugün de direniyoruz, şimdi sen de geldin her iki Leyla birbirimize el vererek kazanacağız. Başaracağımıza inanıyorum. Tüm Filistin halkının, çocuklarının gözlerinden öpüyorum” ifadelerini kullandı.

    BİLEKLİK VE ŞAL HEDİYE ETTİ

    Ardından Leyla Güven, cezaevinde kendisi için yapılmış olan bir bilekliği ve şalını Leyla Halid’e hediye etti. Leyla Güven bilekliği kendi elleriyle Leyla Halid’in bileğine takarak, açlık grevi eylemlerinin bir simgesi olarak yanında kalmasını istediğini ifade etti. Leyla Halid bunun üzerine Leyla Güven’e sarılarak alnından öptü ve direnişini bir kez daha kutladı.

    (Kaynak: Jinnews)
  • Leyla Halid’den 158 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven için mesaj

    Leyla Halid’den 158 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven için mesaj

    Leyla Güven’in açlık grevi 158’inci gününde. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Merkez Komite Üyesi Leyla Halid “Hükümeti zorlayacak halk kitleleridir” dedi.

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in tecridin kaldırılması talebiyle Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlatıp evinde sürdürdüğü açlık grevi eylemi 158’inci gününe girdi. KESK’in İstanbul’da düzenlediği Ortadoğu Konferansı’na katılan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Merkez Komitesi üyesi Leyla Halid, açlık grevi eylemini değerlendirdi. Halid, açlık grevinin tek başına yeterli olmayacağını ve hükümeti zorlayacak şeyin aynı talep etrafında kenetlenen halk kitleleri olduğunu vurguladı.

    “İKİ HALK DA KENDİ TOPRAKLARI ÜZERİNDE HAK TALEP EDİYOR”

    Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra sömürgecilerin bölgeyi parçalara böldüğünü anımsatan Halid, “Türkiye’de ‘hasta adam’ diye tabir edilen imparatorluğun çöküşünden sonra bu bölünme parçalanma devam etti. Halklar arasına sınırlar girdi. Bu süre sonucunda bizim ülkemizde böyle parçalandı. Kürtler kendi toprakları üzerinde mücadele veriyor ama Filistinliler kendi topraklarından sürüldüler. İki halk da tabi ki kendi toprakları üzerinde hak talep ediyorlar. Uzun vadeye yayılan bir taleptir ve bugüne kadar sürdü. Hala devam ediyor” dedi.

    “YAŞAMI TEHDİT EDECEK ŞEYDEN KAÇINMAMIZ GEREKİYOR”

    Açlık grevlerine dikkat çeken Halid, şöyle devam etti:

    “Leyla Güven, tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevi eylemine başladı. Bu talep haklı ve meşru bir taleptir. Fakat bu yetersizdir. Etrafında ciddi bir halk kitlesinin olması gerekiyor. Aynı talep etrafında kenetlenen bir halk kitlesi olması gerekiyor. Hükümeti zorlayacak olan budur. Açlık grevi eylemi direniş biçimlerinden sadece bir tanesidir. Bir sonuç elde edilene kadar bu eylem tekrarlanabilir. Bu eylemi tamamıyla meşru görmek lazım. Fakat biz her şeyden önce yaşamı savunuyoruz. Yaşamı tehdit edecek şeyden kaçınmamız gerekiyor.”

    “GÜVEN’İ ZİYARET EDERSEM KENDİSİNE ZARAR VERMEMESİNİ İSTEYECEĞİM”

    Cezaevinde bulunan tutukluların farklı bir eylem yapma şanslarının olmadığını sözlerine ekleyen Halid, “Bu nedenle kendi bedenleri üzerinden bir eyleme giriştiler. Bu doğaldır ama daha farklı eylem biçimleri olabilir. Önemli olan özgür olanların geliştirecekleri eylemlerdir. Ben Abdullah Öcalan’ın kendisi için birinin ölüme yatmasını isteyeceğini sanmıyorum. Leyla Güven’i ziyaret etme fırsatım olursa kendisinden bedenine zarar vermemesini isteyeceğim. Başka eylem biçimleri denenebilir. Şu an Filistin tutukluları da açlık grevi eylemindeler. Burada da halk nöbetleşe açlık grevi eylemine giriyor. Protesto eylemi yapıyor. Bu grevlerin etrafında kenetlenen kitleler var. Mektup yazma kampanyaları başlatıldı. Özellikle manevi yönden desteklemek amacıyla dayanışma mektupları gönderiliyor. Türkiye’de ve Filistin’de açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlemek gerekiyor” diye konuştu.

    CEZAEVLERİNDE VE HDP İL BİNASINDA AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR

    Tecridin kaldırılması talebiyle Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Hewlêr kentinde açlık grevine başlayan HDP üyesi Nasır Yağız 145, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş 119, cezaevlerinde 16 Aralık’ta başlayan tutuklular 120 gündür açlık grevinde. Açlık grevleri 1 Mart itibarıyla tüm cezaevlerine yayılmıştı.

    HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında başlattığı açlık grevi de 3 Mart’tan beri devam ediyor.

    Erzincan T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevi eylemine başlayan Sedat Akın’ın tahliye edilmesi ardından Batman’daki evinde sürdürdüğü eylem 96’ncı gününde.

    Gurbet Ektiren, Bakırköy Cezaevi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde; İhsan Sinmiş (55) 1 Mart’ta Silivri Cezaevi’nde başladığı açlık grevini 11 Mart’ta tahliye olduktan sonra İstanbul Küçükçekmece’deki evinde; Buca Kırıklar 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 Mart’ta tahliye olan Ferdi Karabay 1 Mart’ta başladığı açlık grevini evinde, HDP binasında açlık grevine başlaması üzerine gözaltına alınıp tutuklanan Sevican Yaşar 2 Nisan’da, Salih Tekin ve Bilal Özgezer ise 5 Nisan’da tahliye edildikten sonra açlık grevlerini evlerinde sürdürüyor.

    TECRİDİ PROTESTO İÇİN YAŞAMLARINA SON VERENLER

    Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat tarihinde mahkeme önünde kendini yakan Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Tecridi protesto için Zülküf Gezen (33) 17 Mart’ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart’ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart’ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Medya Çınar (24) 25 Mart’ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek, 2 Nisan’da Osmaniye 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde, Mahsum Pamay da 5 Nisan’da Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde yaşamlarına son verdi.