Etiket: lokma

  • Mersin Dersimliler Derneği’nde aşureler pay edildi-VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği’nde aşureler pay edildi-VİDEO

    PİRHA- Mersin Dersimliler Derneği aşure lokması paylaştı. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte yapılan konuşmalarda, barış ve dayanışma mesajları verildi.

    Mersin Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nde aşure paylaşımı yapıldı. Aşure lokmasına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Ali Bozan, DEM Parti Mersin İl ve İlçe Örgütü, CHP Mersin İl ve İlçe Örgütü, demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Açılış konuşması yapan Mersin Dersim Derneği Başkan Nurşen Çığlık, aşurenin birliğin ve beraberliğin simgesi olduğunu belirterek, Çığlık, “Aşure lokmalarımız dostluğa, barışa, dayanışmaya, yardımlaşmaya ve sevgiye vesile olsun” dedi.

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz’un okuduğu gülbengin ardından aşure lokmaları paylaştırıldı.

    PİRHA/ MERSİN

  • Mersin Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı-VİDEO

    Mersin Cemevi’nde aşure lokması paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- Yası Kerbela Orucu’nun tamamlanmasının ardından Mersin Cemevi’nde düzenlenen aşure lokması binlerce yurttaşı aynı sofrada buluşturdu.

    Mersin Cemevi’nde binlerce yurttaşın katılımıyla aşure lokması paylaşıldı. Etkinlik İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede’nin okuduğu gülbenkle başladı. Zakir Rıza Aydın’ın seslendirdiği deyişler eşliğinde semah dönüldü.

    “AŞURE LOKMALARI BARIŞA VE KARDEŞLİĞE VESİLE OLSUN”

    Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, konuşmasında Muharrem ayının ve aşure geleneğinin taşıdığı anlamı anlattı.

    Muharrem ayının, bütün peygamberlerin dara düştükten sonra kurtuluşa eriştiğine inanılan kutsal bir zaman dilimi olduğunu belirten Kılavuz, Anadolu Alevileri için ise Muharrem denildiğinde akla öncelikle Kerbela ve Hz. Hüseyin’in geldiğini ifade etti.

    Kerbela’nın yalnızca tarihsel bir olay olmadığını söyleyen Kılavuz, şöyle konuştu:

    “Kerbela, siyaset ve iktidar hırsının insanlığı nasıl felakete sürüklediğinin en acı örneklerinden biridir. Hz. Hüseyin, masumiyetin ve mazlumiyetin; Yezid ise zulmün ve zalimliğin simgesi olmuştur. Kerbela, iyi ile kötünün, hak ile haksızlığın, karanlık ile aydınlığın mücadelesidir. Aynı zamanda insan olmanın vicdanıdır.”

    “KERBELA GÜNÜMÜZDE DE YAŞANIYOR”

    Kılavuz, zulmün yalnızca geçmişte kalmadığını belirterek, bugün de dünyanın birçok yerinde benzer acıların yaşandığını söyledi.

    Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çeken Kılavuz, on binlerce masum insanın savaşın ve şiddetin mağduru olduğunu ifade ederek, yaşanan zulmü kınadı.

    Komşu Suriye’de Alevilere ve diğer sivil halklara yönelik saldırılara da değinen Kılavuz, inanç ve kimlik üzerinden yürütülen şiddetin kabul edilemeyeceğini belirterek, tüm insanlığı bu zulümlere karşı ortak vicdan oluşturmaya çağırdı.

    “Kerbela yalnızca 1345 yıl önce yaşanmış bir olay değildir. Bugün de dünyanın farklı coğrafyalarında yeni Kerbelalar yaşanmaktadır. Zulmün karşısında durmak, insanlık görevimizdir.” dedi.

    ALEVİLERİN TALEPLERİ DİLE GETİRİLDİ

    Konuşmasında Alevi toplumunun uzun yıllardır dile getirdiği talepleri de paylaşan Kılavuz, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması gerektiğini ifade etti.

    “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde cemevlerinin ibadethane statüsü yasal güvence altına alınmalıdır. Devlet, milyonlarca Alevi yurttaşın inancını ve taleplerini görmeli, eşit yurttaşlık ilkesi hayata geçirilmelidir.”

    Sivas Madımak Katliamı’nın yaşandığı binanın bir utanç müzesine dönüştürülmesi gerektiğini de vurgulayan Kılavuz, toplumsal barışın ancak geçmişle yüzleşerek güçleneceğini belirtti.

    Konuşmasının sonunda birlik, barış ve kardeşlik mesajı veren Kılavuz, şu temennilerle sözlerini tamamladı:

    “Ülkemizde sevginin, hoşgörünün ve kardeşliğin egemen olmasını diliyorum. Muharrem oruçlarımız ve paylaştığımız aşure lokmaları; barışa, birliğe, dayanışmaya ve gönüllerin buluşmasına vesile olsun. Aşure lokmalarımız tüm canlara helal, kabul ve hak katında makbul olsun.”

    “AŞURE, BİRLİKTE YAŞAMANIN EN GÜZEL SİMGESİDİR”

    Etkinlikte konuşan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, aşurenin yalnızca bir lokma paylaşımı olmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Bugün burada yalnızca bir geleneği değil; birlikte yaşamanın, birlikte mücadele etmenin ve ortak geleceği paylaşmanın anlamını da yaşatıyoruz. Aşure, farklı tatların bir araya gelerek tek bir lezzete dönüşmesidir. Bu yönüyle, farklı inançların, kimliklerin ve yaşam biçimlerinin bir arada yaşadığı Mersin’in en güzel simgesidir.”

    Muharrem ayının yas ve matem ayı olduğuna dikkat çeken Seçer, Kerbela’nın insanlık tarihinin en büyük adalet sınavlarından biri olduğunu ifade ederek, Hz. Hüseyin ve yol arkadaşlarının zulme karşı sergilediği duruşun tüm insanlık için ortak bir vicdan mirası olduğunu vurguladı.

    “Kerbela’yı anmak yalnızca matem tutmak değildir. Aynı zamanda adaletsizliğe karşı çıkmak, haksızlığın karşısında susmamaktır. Bu anlayış, Hacı Bektaş Veli’nin öğretileriyle, Pir Sultan Abdal’ın dizeleriyle yüzyıllardır halkın vicdanında yaşamaktadır. Biz de bugün adaletten, eşitlikten ve hakkaniyetten yana durmaya devam ediyoruz” dedi.

    Sanatçı  Hüseyin Korkankorkmaz deyiş seslendirdi.

    PİRHA/MERSİN

  • Bir lokma bin belayı savar: Nuriye Ana’nın Cemevi’ndeki paylaşım sofrası-VİDEO

    Bir lokma bin belayı savar: Nuriye Ana’nın Cemevi’ndeki paylaşım sofrası-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancının en kadim geleneklerinden olan lokma ritüeli, İzmir Narlıdere Cemevi’nde yaşatılmaya devam ediyor. 65 yaşındaki Nuriye Kıran, gördüğü bir rüya üzerine hazırladığı lokmaları cemevindeki kadınlarla paylaşarak, bu kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasının önemine vurgu yaptı.

    Alevi öğretisinde “birlik ve paylaşımın” en somut ifadesi olan lokma geleneği, Narlıdere Cemevi’nde anlamlı bir buluşmaya sahne oldu. Kimin ne getirdiğine bakılmaksızın, eldeki imkanların “rızalık” temelinde ortaklaştırıldığı bu kadim ritüeli sürdüren Nuriye Kıran, lokmanın sadece bir yiyecek değil, inancın bir parçası olduğunu bir kez daha hatırlattı.

    “LOKMASIZ CEM’E GİDİLMEZ”

    Her cuma cemevindeki kadınlar buluşmasına katılan Nuriye Kıran, bu kez halasının oğlu Pir Ali’nin gördüğü bir rüya için mutfağa girdi. “Bir lokma bin kadayı savar” desturuyla pişirdiği lokmalarla cemevinin yolunu tutan Kıran, Alevilikte lokmanın sadece cemlerde değil; 12 İmam orucunda, Xızır ayında veya kaza-bela gibi durumlarda da inancın bir gereği olarak paylaşıldığını ifade etti. Kıran, “Bizim inancımızda asla cemlere lokmasız gidilmez” sözleriyle geleneğin yaşatılmasındaki kararlılığını dile getirdi.

    “AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR: ÇOCUKLARIMIZI CEMEVİNE GETİRELİM”

    Genç kuşakların inançtan uzaklaşması konusundaki kaygılarını da paylaşan Nuriye Ana, “Ağaç yaşken eğilir” diyerek ailelere çağrıda bulundu:

    “Çocukları küçük yaşta buraya getirip eğitirlerse, öğretirlerse o çocuklar da büyüdüğü zaman yolumuza ayak uydurur ve sürdürürler. Gençlerin çoğu Aleviliğin ne olduğunu, cemin ne olduğunu bilmiyor. Neden? Çünkü zamanında aileleri getirip toplum içine sokmamışlar, cemevine getirmemişler.”

    ESKİ CEMLERE HASRET

    Geçmiş yıllardaki cem ritüellerine olan özlemini de paylaşan Kıran, babasının döneminde evlerde kurulan cemlerin samimiyetini anımsattı. “Babamların piri gelirdi, evlerde cem yapılırdı. Bazen sabahlara kadar sürer, uzun sohbetler edilirdi” diyen Kıran, günümüzün şehir hayatında iş ve zaman kısıtlaması nedeniyle bu derinlikli ritüellerin değişime uğradığını belirtti.

    Nuriye Kıran, gerçekleştirdiği lokma duasının ardından kendi elleriyle hazırladığı lokmaları cemevindeki diğer canlarla paylaştı. Bu küçük ama anlamlı buluşma, Alevi toplumu için “paylaşmanın ve rızalığın” modern kent yaşamında bile nasıl bir toplumsal harç olduğunu bir kez daha kanıtladı.

    SEMRA ACAR MAYDA

  • Bingöl’de aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    Bingöl’de aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- DEM Parti Bingöl İl Örgütü ve TJA, aşure lokmalarını yurttaşlarla paylaştı.

    Muharrem (Yası Kerbela) orucunun sona ermesiyle birlikte birçok yerde aşure lokmaları paylaşılmaya devam ediyor.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Tevgera Jinên Azad (TJA) Bingöl’de aşure lokmalarını paylaştı.

    Bingöl merkezde bulunan il örgütü binasında hazırlanan aşure lokmaları ana cadde üzerinde yurttaşlara pay edildi.

    PİRHA/BİNGÖL 

     

     

     

     

     

  • İngiltere Cemevinde aşure lokmaları paylaşıldı

    İngiltere Cemevinde aşure lokmaları paylaşıldı

    PİRHA- İngiltere Cemevinin aşure lokması aşurenin farklılıkların bir arada eşit, özgür bir dünyada yaşamasının harcı olması temennisinde bulunuldu.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’nde (İAKM- Cemevi) aşure lokması paylaşıldı.

    Muharrem oruçlarının sona ermesiyle İngiltere Cemevi yerleşkesinde çok sayıda kişinin katılımıyla aşure lokması paylaşıldı.

    Yaklaşık 2 bin 500 kap aşurenin dağıtıldığı lokma paylaşımında, Yadigar Aslan Ana’nın çerağ uyandırarak gülbeng verdi.

    “AŞUREMİZİN BİR ARADA YAŞAMANIN HARCI OLSUN”

    Lokmada söz alan İngiltere Alevi Kültür Merkezi Cemevi Başkanı İbrahim Has, “Alevi inancının en temel miraslarından birisini yaşatmak ve geleceğe taşımak için toplandık. Bu çatı altında, bizler ve diğer inançlardan temsilcilerle birlikte paylaşımcı bir toplantı halindeyiz. İnancın, sevginin bir araya geldiği kadim kazanın başındayız. Tüm katılımcılara ve de katkı sağlayanlara teşekkür ederiz” dedi.

    Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanı Dilek İncedal da aşurelerin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek, “Farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, eşit, özgür bir dünyada yaşamanın harcı olsun aşurelerimiz” dedi.

    Deyiş ve nefeslerin ardından aşure lokmaları paylaşıldı.

    PİRHA/İNGİLTERE 

  • Ağuçan Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi-VİDEO

    Ağuçan Cemevi’nde aşure lokmaları pay edildi-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde aşure lokmaları pay edildi.

    Aleviler, Kerbela’da katledilen İmam Hüseyin ve ailesi şahsında bütün mazlumlar için 12 gün boyunca tuttukları Muharrem (Yas-ı Kerbela) Orucu’nu tamamladı.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde aşure lokmaları pay edildi.

    Lokma paylaşımına DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “BİZ BİR ARADA YAŞAMASINI BİLEN BİR TOPLUMUZ”

    DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, konuşmasında şunları söyledi:

    “Biz ikrar ve rızalıkla bir arada yaşamasını bilen, bilmek zorunda olan ve bu şuurla bugüne gelmiş olan Alevi toplumuyuz. Hem kutsallarımıza sahip olmak hem de kutsallarımızın içerisinde birliğimizin beraberliğimizi, birliğimizi barışı ve bir arada yaşamanın gerekliliğinin zorunluluğunun fark ettiren bu güzel aşure pay edilen bu ortamda bulunmak bizim için de çok değerli.”

    “ÖZGÜRCE YAŞAYACAĞIMIZ BİR YAŞAMI BİRLİKTE TESİS EDECEĞİZ”

    Kerbela’da Yezid anlayışına karşı Hüseyin’i direniş gösterenleri anarak sözlerine başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Cemlerimizde lokmalarınızı paylaşırken hep birlikte bulunduğumuz kom yerlerimizde birlik yerlerimizde kendi bulunduğumuz yerde de birliği sağlamamız gerekir. Biz Alevi halkı, Kürt halkı bu ülkede insanca, onurlu yaşamı isteyen hakikati savunan bütün halklar hep birlikte bu ülkede her kimlikten ve inançtan insanın anayasal eşitlik içerisinde hukukunun sağlandığı, kendi inancını da özgürce istediği gibi yaşayabileceği bir yaşamı hep beraber tesis edeceğimize inanıyoruz” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından aşure lokmaları pay edilip, deyişler okundu.

    PİRHA/DERSİM

  • Ana Elif Doğan: Baba Mansur cümle canların, lokmalarını, niyazlarını kabul eylesin-VİDEO

    Ana Elif Doğan: Baba Mansur cümle canların, lokmalarını, niyazlarını kabul eylesin-VİDEO

    PİRHA-Muharrem orucuna ilişkin konuşan Baba Mansur Ocağı’ndan Ana Elif Doğan, “12 günü bir tek oruçla değil, yasaklarımızla yerine getirdik. Su içmedik, et ve yumurta yemedik. Saat gece 12’den sonra mühürdür bizim için. Akşamları eş dostla beraber oruçlarımızı açıyorduk” dedi. 

    Kerbela’da Hz. Hüseyin ile birlikte susuz bırakılarak katledilen 72 insan için tutulan Muharrem Orucu (Yası Kerbela) sona erdi. Aleviler birçok yerde lokmalarını paylaşmaya devam ediyor.

    Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Muxundi (Darıkent) köyünde bulunan Baba Mansur Ocağı’na hizmet yürüten Ana Elif Doğan, Muharrem Orucu süresince bıçağa ve kesici aletlere el sürülmediği, kurban eti yenmediğini aktardı.

    “GECE 12’DEN SONRA BİZLER İÇİN MÜHÜRDÜR”

    Muharem Orucu’nun bitmesiyle birlikte kurbanların tığlandığını ve aşure lokmalarının hazırladığını ifade eden Ana Elif Doğan, “13. gün kurbanımızı kestik, aşuremizi yaptık. Gelen eş dost, taliplerle lokmalarımızı paylaştık. Hakk herkesin niyetini, dileklerini kabul etsin.12 imamlar cümlemizin yardımcısı olsun.12 günü bir tek oruçla değil, yasaklarımızla yerine getirdik. Su içmedik, et ve yumurta yemedik. Gece saat 12’den sonra yemek yok, saat 12’den sonra mühürdür bizim için. Oruçlarımızı tuttuk. Akşamları eş dostla beraber oruçlarımızı açıyorduk. Hakk kelamını ağzımızdan çıkarıyorduk.12 imamları çağırıyorduk, aile halkı olarak zikir ediyorduk. Dünde aşuremizi yaptık, kurbanımızı kestik. Gelen canlarla lokmalarımızı paylaştık” diye belirti.

    “OCAKTA HİZMET EDİYORUM, POSTA OTURUYORUM”

    Baba Mansur Ocağı taliplerinin her yıl ocağ ziyaret ederek cem olduğunu ve kendisinin de dönem dönem posta oturarak hizmet yürüttüğünü söyleyen Ana Elif Doğan, “Baba Mansur cümle canların, 12 imamların ruhu hürmetine herkesin lokmalarını, niyazlarını kabul makbul eylesin. Ayaklarına taş, gözlerine yaş düşmesin. Her zaman bugünleri güzelliklerle gelip gitmesini bekleriz. Darısı bütün gençlerimize doğru yolları onlar da bulsun. Bizim bıraktığımız mirası onlar devam etttirsin. Taliplerimiz geliyor, dışarıda duyup gelip duasını alıp lokmalarını getirenler oluyor. Bir tek taliplerle değil, dünyanın her tarafından gelen oluyor. Yazın yoğunluğumuz oluyor. Cemler tutuluyor. Cem tutmak isteyen dedeler, zakirler beraber geliyor. Bende ana olarak hizmetleri yapıyorum. Posta ihtiyaç varsa oturuyorum. Bazen kardeşlerim de oturuyor” diye konuştu.

    Nuray ATMACA/DERSİM

  • Bornova Cemevinde aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    Bornova Cemevinde aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Şubesi Cemevinin aşure lokmasında Alevilere yönelik saldırılar ve asimilasyon politikalarına karşı ortak mücadele çağrısı yapıldı.

    Muharrem orucunun sona ermesiyle birlikte Alevi toplumu birçok yerde aşure lokmaları paylaşmaya devam ediyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi ve Bornova Dersimliler Derneği’nin ortak emeğiyle aşure lokması paylaşıldı.

    Lokma paylaşımına Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri İzmir şubeleri, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği, Sivas İmranlılar Derneği, Divriği Kültür Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri, Alevi Kültür Dernekleri, Tavlalılar Derneği, Çorumlular Derneği, CHP, DEM Parti, Emek Partisi, TİP yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “AŞUREMİZ BARIŞIN GELMESİNE VESİLE OLSUN”

    Lokma öncesinde ilk söz alan Bornova Dersimliler Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Fethi Duman, “Aşure bir yandan Kerbela’nın acısını diğer yandan halkların farklılığını ifade eder. Ülkemizde ne yazık ki Kerbela’nın izleri sürmektedir. Halkın iradesi yok sayılarak seçilmişlerin yerine kayyım aranmaktadır. Demokratik siyasi tasviye etmeye çalışmak halkın özgürlüğüne müdahaledir. Geçmişini unutmadan geleceği inşa etmek için buradayız. Hüseyni duruşu günümüze taşıyarak adalet diyeceğiz. Aşuremizin barış ve dayanışma getirmesini diliyorum” dedi.

    PSAKD GYK üyesi Kenan Yaşatürk ise, “Bu kazan sadece buğday kaynatmaz, bu kazan Maraş’ın, Dersim’in, Sivas’ın kazanıdır. Bu lokma sadece bir aş değil, direniş ve adalet terazisidir. Bizler cemevlerinin tanınmasını, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istiyoruz. Bu kazan kaynadıkça umut var. Her lokmamız bir barış umudu olsun” diye belirtti.

    “ADALET VE BARIŞIN KAZANACAĞINI BİLİYORUZ”

    DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, son dönemde muhalafete yönelik operasyonlara değinerek, “Herkes için adalet çalışması kapsamında herkese tutarlı davranmaya çalışıyoruz. Ana muhalefet partisine yönelik operasyonu karşısında dayanışıyoruz. İzmir’de 50’kisinin tutuklandığı durum bizler için kötü bir durumdur. Bu davalar tamamen siyasi operasyon davasıdır. Bu kabul edilemez. Bir iktidarın vicdanına bırakılacak her şey sonuç getirmez. Biz farklı inanç ve kültürlerin birlikte mücadele etmesiyle özgürlüğü, adaletin ve barışı kazanacağını biliyoruz” diye konuştu.

    Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ise, “Tuttuğunuz oruçlar kabul olsun. Tarih içerisinde direnenler olacaktır. Hukuk ve demokrasi mücadelesi ilke ile yapılır. Bu ülkede mücadele veren herkesi selamlıyorum” dedi

    “ORTADOĞU HALKLARINA YENİ KERBALALAR YAŞATILIYOR”

    Ortadoğu’da ve Suriye’de halklara yeni Kerbelaların yaşatıldığını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şube Başkanı Barış Çelik, “Kerbela bir milattır. Hüseyin, sadece bir kişi değil; mazlumun adı, zalime başkaldırının nişanesidir.  Kerbela bir çöldür; ama yalnızca kumun ve sıcağın değil, zulmün ve direnişin de çölüdür. Kerbela, zalime boyun eğmeyenlerin, hakikat uğruna can verenlerin mekanıdır. Hüseyin’in durduğu yer, halkların kardeşliğidir, adalettir, eşitliktir, direniştir! Suriye’de yıllardır süren savaşta Alevi köyleri bombalandı, inanç önderleri katledildi, çocuklar kurban edildi. Alevilik, bir kez daha hedef haline getirildi.  Ama biz biliyoruz: Kerbela’daki zulümle Şam’daki bombaların arasında fark yoktur. Hüseyin’e yapılan ile bugün Ortadoğu’da halklara reva görülen arasında fark yoktur” ifadelerini  kullandı.

    “TENCEREYE ADELET VE EŞİTLİK KATMAK GEREKİR”

    Çelik, son olarak şunları ifade etti:

    ‎”Bu lokmayı paylaşabilmek için önce o tencereye adalet, eşitlik, vicdan ve hak katmak gerekir. Bugün Türkiye’de Aleviler hâlâ eşit yurttaş değildir. Cemevlerimiz ibadethane olarak tanınmıyor, çocuklarımızın inancı yok sayılıyor. Ama biz Hüseyin’in yolundan dönmedik, dönmeyeceğiz. Artık bu topraklarda kimse kimliğinden, inancından dolayı ötekileştirilmesin. Cemevleri yasal statüye kavuşsun, Alevilik bir inanç olarak tanınsın. Aşuremizi paylaşırken Kerbela’yı, Sivas’ı, Maraş’ı, Çorum’u da unutmadan, bu topraklara barışın ve eşitliğin mayasını yeniden çalmak boynumuzun borcudur.”

    Kureyşan Ocağından Niyazi Çelik ve Cemal Abdal Ocağından İsmail Doğan’ın verdiği gülbengler ile aşure lokmaları paylaşıldı.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Pomza kum ocağı doğaya, insan yaşamına ve inanca yapılan doğrudan bir saldırıdır’-VİDEO

    ‘Pomza kum ocağı doğaya, insan yaşamına ve inanca yapılan doğrudan bir saldırıdır’-VİDEO

    PİRHA-Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Bizler, yapılmak istenen projeye rızalık vermiyoruz ve yapılmasını istemiyoruz” denildi.

    Dersim’in Pertek ilçesinde Bargini (Karabakır), Zeve (Dorutay), Orcan (Yukarı Gülbahçe) ve Desiman (Ardıç) köylerinin mera alanlarına Arven Doğu Yapı İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, pomza kum ocağı yapılmak isteniyor.

    Projenin yapılacağı alanın Alevi inancında önemli bir yere sahip olan Ağuçan ve Üryan Xızır Ocağı’nın tam ortasında yer alması da köylüler tarafından tepki gösteriliyor.

    Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu öncülüğünde, yapılmak istenen pomza kum ocağına karşı Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde açıklama yapıldı. Açıklama öncesinde 1938 yılında 24 kişinin katledildiği Sekasur bölgesinde çerağlar uyandılıp, lokmalar pay edildi.

    Daha sonra Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde yapılan açıklamaya Ağuçan, Kureyşan, Derviş Cemal, Şıx Çoban, Sarı Saltuk ocağı evlatları, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, Munzur Çevre Derneği, İnsan Hakları Derneği, DEM Parti ve EMEP ilçe yöneticileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    “YAPILMAK İSTENEN PROJEYE RIZALIK VERMİYORUZ”

    Dersim coğrafyasının Alevi inancı açısından önemine vurgu yapan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi Başkanı Kenan Cihan, “Ocaklarımızın bulunduğu Dersim, yolumuza ışık tutmaktadır. Yapılmak istenen proje, sadece doğamıza değil aynı zamanda inancımızı ve hayatımızı da yok etmeye çalışmaktadır. Bizler, yapılmak istenen projeye rızalık vermiyoruz ve yapılmasını istemiyoruz” dedi.

    “ALINAN RUHSAT, DÖRDÜNCÜ DERECE MADEN RUHSATIDIR”

    Erzincan İdare Mahkemesi’ne ÇED gerekli değildir kararının iptali için dava açtıklarını belirten Avukat Sinan Can, “Yapılacak projeye karşı hem toplumsal hem de hukuki bir mücadele yürütüyoruz. Şirket tarafından, yapılacak proje kum ocağı ismiyle basitleştirilmeye çalışılıyor. Alınan ruhsat dördüncü derece maden ruhsatıdır. Aynı zamanda projenin yapılacağı yer inançsal bir hafıza merkezi. 1938 yılında 24 insanımız orada katledildi ve daha sonra anıt mezar yapıldı. Yapılacak proje doğaya, insan yaşamına ve inanca yapılan doğrudan bir saldırıdır” diye konuştu.

    “PROJE YAPILIRSA, SULARIMIZ YOK OLACAK”

    Proje yapılmaya başladıktan sonra sularının yok olacağını söyleyen Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler, “Eğer yörenin avukatları ve milletvekilleri bu projeye göz yumarsa onların da bu işte parmağı vardır” diye ifade etti.

    “YAPILACAK PROJE, İNANCIMIZI YOK ETME PROJESİNİN FARKLI BİR BOYUTU”

    Geçmişte Ağuçan Ocağı’na ayakkabılarını çıkarıp geldiklerini ifade eden Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut, “Biz bu hassasiyeti gösteren bir inancın evlatlarıyız. İnanç merkezlerimizin olduğu yerlerde böyle projelerin yapılması sistemin uzun yıllardır inancımızı yok etme politikasının farklı bir boyutudur” dedi.

    “DOĞAMIZIN TAHRİP OLMASINI İSTEMİYORUZ”

    Kendilerine emanet edilen kültürlerini yaşatma görevleri olduğunu hatırlatan Sarı Saltuk Ocağı evladı Güzel Doğan, “Kültürümüzü gelecekteki kuşaklara da ulaştırmalıyız. Doğamızın bozulmasını istemiyoruz” diye belirtti.

    Şıx Çoban Ocağı evladı Hüseyin Kaykaç, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bu toprakların kutsiyeti bizim için çok önemlidir. Bundan dolayı doğamızın tahrip olmasını istemiyoruz.”

    Konuşmaların ardından Ağuçan Ocağı evladı Mithat Güler ve Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu lokma gülbenginin ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD İzmir Şubesi Hawtemal’i kutladı: Barışa vesile olsun-VİDEO

    DAD İzmir Şubesi Hawtemal’i kutladı: Barışa vesile olsun-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Aleviler için kutsal sayılan Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak Zerefet lokmalarını paylaştı. Hawtemal’ın barış getirmesi temenni edendi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, baharın ve eski geleneğe göre yeni yılın karşılanması olan Heftemal/Hawtemal’ı kutlayarak lokmalarını paylaştı.

    Çerağların uyandırıldığı etkinlikte geleneksel yemek olan Zerefet pişirilerek paylaşıldı.

    Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şube binasında yapılan etkinliğe Kureyşan Ocağı’ndan İsmail Alkan’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Kadınların hazırladığı yemekler önce bıçakla kesildi, ardından pişen hamurun içi doğrandı. Sarımsaklı ayran ve tereyağının dökülmesiyle birlikte estetik bir görüntü kazanan Zerefet, sonraki aşamada sofrada yerini aldı.

    “HAWTEMAL İNANCIMIZDA ÖZGÜRLÜK VE BAYRAM AYIDIR”

    Lokmaların paylaşılması öncesinde konuşan anadilde Heftemal’ın önemine değinerek DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik, Heftemal’ın barış, sağlık, özgürlük getirmesi dileğinde bulundu.

    Ardından konuşan DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Fırat Dikmen ise, “Hawtemal doğanın yeniden canlandığı, insanların bunu bayram gibi kutladığı, doğayla ikrarlaşıp tekrar vücut bulduğu bir bayramdır. Bu bayram bizim için çok önemlidir. Çünkü bu bayramda yılın en zor zamanından çıkıp en bereketli, doğanın en canlı olduğu döneme giriyoruz. Bu ay bizim inancımızda özgürlük ayı olarak da canlanır. Bugün içinden geçtiğimiz süreçte tamda bahsettiğim gibi Hewtemal’ı kutlamanın zamanıdır. Baskı ve zulümler oldukça artmaya başladı. Bir yandan Madımak katillerinin serbest bırakılıyor, diğer yandan da Kürt belediyelerine kayyım atanıyor ve İstanbul Belediyesi’ne gözaltı yapılıyor. Bu baskıdan kurtulmak için toplum olarak bir araya gelmemiz gerekiyor” diye kaydetti.

    LOKMALAR PAYLAŞILDI

    Lokmaların paylaşılması öncesinde çerağ uyandırılırken, Kureyşan Ocağı’ndan İsmail Alkan lokma gülbengi verdi. Kutlamada Heftemal ve güncele dair görüşler paylaşıldı.

    Heftemal/Hawtemal, geleneksel Zerefet yemeğinin pay edilmesi ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • Kara Çarşamba nedeniyle Gola Çeto’da lokmalar pay edildi-VİDEO

    Kara Çarşamba nedeniyle Gola Çeto’da lokmalar pay edildi-VİDEO

    PİRHA-Aleviler için kutsal olan Kara Çarşamba (Çarseme Şiya) nedeniyle yurttaşlar, Dersim’de bulunan Gola Çeto Ziyaretgahına gelerek çerağlar uyandırıp, lokmalar pay etti.

    Dersim’de Alevilerin inanışına göre “Xızır Ayı” olarak da bilinen Şubat ayından sonra Mart ayının ilk üç çarşambası “Kara Çarşamba” olarak kabul edilir. Yüzyıllardır devam eden bir gelenek olan “Kara Çarşamba” aynı zamanda baharın başlangıcı sayılıyor. Evlerde ve kutsal mekanlarda çıralar yakılır, kurbanlar kesilir ve lokmalar dağıtılır. Dersimliler bu ritüellerle yılın iyi geçmesini ve kötülüklerin defedilmesini diler.

    Pülümür ile Munzur Çayı’nın birleştiği yer olan ve Dersim’de kutsal kabul edilen Gola Çeto Ziyaretinde, Kara Çarşamba’nın (Çarseme Şiya) nedeniyle çok sayıda yurttaş ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Dersim Şubesi yöneticileri çerağ uyandırdı. Kureyşan Ocağı evladı Kadir Bulut’un okuduğu gülbengin ardından da lokmalar pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Berlin Cemevinde Hızır Cemi tutuldu

    Berlin Cemevinde Hızır Cemi tutuldu

    PİRHA- Alevi toplumunun önemli aylarından biri olan Hızır aylarının son bulmasıyla Berlin Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü.

    Aleviler, Hızır ayı dolayısıyla dünyanın bir çok yerinde lokmalarını pay etmeye ve Hızır Cemi tutmaya devam ediyor. Berlin Cemevi gerçekleşen Hızır Cemi’nde çerağlar uyandırılarak, barış, sevgi, birlik, beraberlik mesajları verildi.

    Cem erkanı öncesi 11-12-13 Şubat günlerinde Berlin Alevi toplumu her yıl olduğu gibi bu yılda oruç öncesi dergah muhabbetlerinde İnanç Kurulu temsilcileri pirlerle buluşarak Hızır üzerine muhabbetler gerçekleştirdi.

    Yoğun bir katılımın olduğu muhabbetlerin ardından ise Cemevi ana salonunda lokmalar pay edilerek oruçlar açıldı.

    Oruç günlerinin ardından ise cem erkanı düzenlendi. Oruçların ikinci gününde Musa Gönül Dede, İbrahim Kazım Dede, Hasan Göçer Dede erkânı yürütürken zakirliği ise; Halit Çelik, Memet Bolat ve Ali Ekber Akşahin yaptı. Son gün ise Hasan Doğan Dede, Haydar Akdağ Dede, Gazi Fırat Dede ve Musa Gönül Dede erkanı yürütürken zakirliği de Seyid Doğan ve Anıl Sarpkaya gerçekleştirdi.

    Gelen canlardan rızalık alınması, gülbenk okunması ve delil uyandırmayla başlayan cem erkanları, Hızır üzerine pirlerin muhabbetleri ve ardından on iki hizmet ile semahlarla devam etti. Cem erkanları daha sonra lokma gülbengi ve çerağların sırlanması ile son buldu.

    Ulaş Yunus TOSUN/ALMANYA

  • Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü: Birbirimizin Hızır’ı olalım-VİDEO

    PİRHA-Düzgün Baba’da Hızır Cemi yürütüldü. Asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” dedi.

    Alevi inancında önemli bir yeri olan Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Hızır günlerinde pirler talipleriyle buluşur, cem erkanları kurulur.

    Hızır ayı nedeniyle yüzlerce yurttaş, evlerinde pişirdikleri lokmalarıyla birlikte yollara düşerek Düzgün Baba Cemevi’ne geldi. Düzgün Baba’da yapılan Hızır Cemi’ni Kureyşan Ocağı pirleri Kazım Açıktepe, Engin Seyidali Dedeoğlu, Hasan Koçer ve Yücel Balcı yürüttü.

    Hızır Cemi öncesinde Düzgün Baba Cemevi yönetimi açıklama yaptı. Açıklamayı Düzgün Baba Cemevi Başkan Yardımcısı Musa Demirtaş, okudu.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NI TANIMIYORUZ”

    Turizm ve Kültür Bakanlığı’na bağlı kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın amacının Alevileri bölmek ve asimile etmek olduğunu belirten Musa Demirtaş, “Kendisine itaat eden dedelere ve cemevi başkanlarına devlet imkanlarını peşkeş çekiyorlar. Alevi Yol’undan sapmış kişiler mevcut sistemin elinde birer asimilasyon aparatına dönüşmüşlerdir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz ve bizim açımızdan yok hükmündedir. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Alevilerin taleplerin yok saymaktadır. Bugün kendilerine Alevi dedesi diyenler utanmadan hınzır paşa sofralarına oturup, çağımızın yezitlerine methiyeler dizmektedir. Bu yol düşkünleri ocaklarımıza ve inancımıza ihanet etmektedirler” dedi.

    “HINZIR PAŞALARIN SOFRALARINA OTURUP YAĞLI PİLAVLARINI YİYENLER BİZDEN DEĞİLDİR”

    Düzgün Baba’nın evlatları olarak asla yezitlerin kapısına gidip minnet etmeyeceklerini vurgulayan Kureyşan Ocağı piri Engin Seyidali Dedeoğlu, “Biz sadece minnetimizi Hızır’dan, Düzgün Baba’dan ederiz hiç kimsenin iktidarı karşısında eğilip bükülmeyiz. Eğer ki kim hınzır paşaların sofralarına oturup yağlı pilavlarını yiyorsa onlar bizden değildir” diye belirtti.

    “BİRBİRİMİZİN HIZIR’I OLALIM”

    Herkesin birbirini sevip, birbirine saygı göstermesi gerektiğini ifade eden Kureyşan Ocağı piri Kazım Açıktepe, “Eğer birbirimizle sorunumuz varsa bunu kendi aramızda halledelim, mahkeme kapılarında sürünmeyelim. İnancımız zorda ve darda Suriye’de Aleviler katlediliyor. O nedenle inancımıza ve itikadımıza sahip çıkalım. Birbirimizin Hızır’ı olalım” diye konuştu.

    Hızır Cemi, semah dönülmesinin ardından kurban ve lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Depremde yaşamını yitirenler Bornova Cemevi’nde anıldı, çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    Depremde yaşamını yitirenler Bornova Cemevi’nde anıldı, çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Şubesi Cemevi’nde, Maraş merkezli depremlerin 2. yılında yaşamını yitirenler anılarak çerağ uyandırıldı.

    Maraş merkezli 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerin 2’nci yıl dönümü dolayısıyla anma programları devam ediyor.

    Maraş merkezli 11 ili etkileyen ve açıklanan resmi rakamlara göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği 6 Şubat 2023 depreminin 2’nci yılında İzmir’de bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Bornova Şubesi Cemevi’nde anma gerçekleştirildi.

    Atatürk Mahallesi’nde bulunan cemevi binasında gerçekleşen anmada Cemal Abdal Ocağı Pirlerinden İsmail Doğan’ın verdiği gülbeng sonrasında çerağ uyandırıldı.

    Anmada ayrıca yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    Pir İsmail Doğan, bilim insanlarının adeta nokta gösterircesine yaptıkları uyarıların iktidarca görmezden gelindiğine değinerek, ihmaller silsilesinin on binlerce insanın yaşamını yitirdiğini kaydetti. Doğan, tedbirsizlik, ihmal ve rant odaklı politikalar nedeniyle felakete dönüşen bu depremlerden sonraki süreçlerin felaketi daha da büyüttüğüne vurgu yaparak, yaraların toplumun kendi dayanışmasıyla sarılmaya çalışıldığını söyledi.

    Anma nefeslerin seslendirilmesi sonrasında lokmaların pay edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • Pir Hamza Takmaz: Hızır Alevilerde enerjidir; birlik ve barış olmazsa Hızır da olmaz!-VİDEO

    Pir Hamza Takmaz: Hızır Alevilerde enerjidir; birlik ve barış olmazsa Hızır da olmaz!-VİDEO

    PİRHA- Dirlik, bereket, bolluk simgesi olan Hızır’a dair konuşan Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, “Alevilik ve Hızır anlayışı yok edilmeye çalışıyor. Hızır bizde enerjidir, çağıranın yardımcısıdır. Eskiden toplumumuzun sorgu ve denetimi vardı, bütün sorunlar orada çözülürdü. Şimdi ise devletin kapsısında çözülüyor. Öyleyse orada birlik olur mu, Hızır olur mu?” dedi.

    Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayı başladı. Bu ayda oruçlar tutulur, cemler bağlanır, kurbanlar tığlanır. Ayrıca zorlu kış günlerinin geride kalması anlamına da gelen bu ayda lokmalar dağıtılır, ziyaretler ve türbeler ziyaret edilerek iyi dileklerde bulunulur. Bu aylarda pirler taliplerini dolaşarak, sorgu ve görgülerini görür.

    Hızır ayında olduğumuz bugünlerde Aleviler bulundukları her yerde Hızır lokmalarını pay ediyor.

    Kureyşan Ocağı pirlerinden Hamza Takmaz, Hızır’a ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    HIZIR, AYLARI KAPSAR VE BELLİ GÜNLERE SIĞDIRILAMAZ”

    1995 yılından itibaren Cem Vakfı’nın Hızır ayını bilinçli olarak tek bir güne denk getirdiğini söyleyen Takmaz, bu tarihlere Hızır’ın asla sığmayacağını ve Alevi süreklerinin her birinin kendi özgünlükleri dahilinde Hızır’ı kutlaması gerektiğini belirtti.

    Takmaz, “Cem Vakfı’nın koyduğu 11-12-13 Şubat tarihlerinden rahatsızım. Keza bu Avrupa’da da takvimlere böyle girmiş. Bence Hızır ayının ikinci haftasından sonra hangi güne denk geliyorsa son günü Perşembe olacak şekilde yapılmalıdır. Bütün sürekler ve bu süreklerin bölgeleri Hızır’ı farklı günlerde kutlar. Bu da onların renkliliği. Hızır, ayları kapsar ve belli günlere sığdırılamaz. Yani tekleştirme olan yerde de zenginlik olmuyor. Hızır ayları neden ise dizayn edilerek yönlendirilmeye çalışılıyor. Herkes kendi güzelliği ile kalmalı diye düşünüyorum” dedi.

    “EVLER TEMİZLENİR, ZİYARETLERE GİDİLİR, LOKMALAR PAYLAŞILIR”

    Takmaz, Hızır ayının geleneksel ritüellere dair şu bilgileri paylaştı:

    “Tüm canların Hızır ayını kutluyorum, huzur ve barış diliyorum. Eski hesaba gelen Ocak ayının 13’ünden sonra gelen ilk Perşembe Hızır ayı karşılanır. Reya Heq dediğimiz ocaklar sisteminde Hızır orucu 4 hafta boyunca tutulur. Ocaklar, onların talipleri olan aşiretler bu ay içerisinde sırayla oruç tutarak Hızır’ı hanelerinde var ederler. Hızır bu dönemde dondan dona dönüşür, onun varlığı her yerde, anda hissedilir. Eskiler Hızır’ı nerde çağırır isen hazırdır derlerdi. Hızır ayında köylerdeki evler toprak olduğundan tabana şerbet serperek güzel bir parlak görünüm verilir. Yataklar, döşekler yıkanır ve kapılar açık bırakılır. Hızır ayında nehirlerden getirilen sular evlere ve hatta hayvanlara serpiştirilirdi. Dergahlara ve ziyaretlere gidilip teberik getirilirdi. Oruç bitimi de kavut yapılırdı. Buğday sacın üzerinde kavrulduktan sonra destar (el değirmeni) ile öğütülürdü. Bu öğütme aşamasında deyişler, gulbanglar söylenirdi. İşte o iş bir aşk haline getiriliyordu. Kavut pişirilmeden önce bir gün kilerlerde veya mutfağın penceresinde üzerine bir bez örtülerek saklanırdı. Sabaha kadar Hızır o kavuta gelip uğramışsa kurban kesilirdi. Kavut üzerinde bir pençe, el veya farklı bir işaret olur ise Hızır’ın geldiği anlaşılırdı. Bunları yaşadık, gördük.”

    “SORGU VE BİRLİK OLMAYAN YERDE HIZIR OLUR MU?”

    Pir Hamza Takmaz, zorlu geçen ve çalışma imkanlarını kısıtlayan kış aylarının Alevi toplumu için ibadet ayları olduğunu belirterek, “Yaz ayları bizim için sürekli çalışma zamanıdır. Çetin geçecek kışa hazırlık yapılır. Kış ayları biz Aleviler için ibadet aylarıdır. Bayramlar bu aylarda kutlanır. Hızır bittikten sonra 9 Mart’ta güneş ışınları toprağa dik düşer ve canlılık yeniden başlar. Aleviler bu aylarda asla küs kalmazdı. İşte Aleviliğin burada gördüğü en büyük zarar halk mahkemelerinin kalkmasıdır. Sorgu ve denetimin kaldırılmasıdır. Her talibin piri geliyordu. Onların geleceğini bilen herkes barışırdı. Onlar dahi kimseyi küs bırakmazdı. Kimse de benlik yapmazdı. Kavga eden, kini kibiri olan devletin kapısındadır. Öyleyse burada birlik olur mu, Hızır olur mu?” diye sordu.

    “GAĞAN, HIZIR VE HEWTEMALE SAHİP ÇIKIN, ÇOCUKLARINIZA ANLATIN”

    Geleneksel ritüeller olan Gağan, Hızır, Hewtemal’in gelecek nesillere aktarılamadığına değinen Takmaz, “Alevilik ve Hızır anlayışı yok edilmeye çalışılıyor. Maalesef Hızır anlayışının yok olduğunu görüyoruz. Çocuklarımıza bunu aktaramıyoruz. Bu ritüeller, kutsallar olmadığı zaman Alevilik de olmuyor. Bu kadar güzel erdemliliği yok etmeye başladık. Hızır ayı içerisine her Perşembe çerağlar yakılsın. Metropollerde iseler dahi Pazar günleri bir araya gelsinler. Alevilerin pire, mürşide, talibe ve erkana ihtiyacı var. Yola ikrar vermeye ihtiyacı var. Toplum olarak önümüze bir şey koyamadığımız için, hep geçmişimizi yontup götürüyoruz. Çocuklarınıza sahip çıkın. Sistemin zorunlu din dersleri baskısının altında çocuklarınız asimilasyona uğruyor. O çocuklar Hızır ayının, Gağanı, Hevtemalın ne olduğunu bilmezler. Peki nasıl öğrenecekler?. Bizlerden yani ailelerden öğrenecekler” şeklinde konuştu.

    Ersin ÖZGÜL/DERSİM

     

     

  • Elif Ana anmasının birinci gününde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    Elif Ana anmasının birinci gününde muhabbet cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Elif Ana’nın Hakk’a yürümesinin 33’üncü yıldönümünde anması gerçekleştirildi. İki gün sürecek olan anmanın ilk gününde muhabbet cemi yürütüldü, lokmalar paylaşıldı.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesi Pulyan köyünde bulunan Elif Ana Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı. Cemde sevgi ve hoşgörü mesajları verildi.

    Alevi toplumunda önemli bir yere sahip olan Elif Ana hakka yürüyüşünün 33’üncü yıldönümünde türbesi başında anıldı. 1903 yılında Maraş iline bağlı Pazarcık ilçesinin Pulyanlı (Akdemir) köyünde dünyaya gelen Elif Ana, Alevi toplumu içinde hak ve hakikat adına mücadele yürüten, sevgisi, barışçıl özelliğiyle Alevilere rehberlik eden bir kadındı. 33’üncü yıldönümünde türbesinde bir araya gelen binlerce insan türbesini ziyaret ederek dua edip, dilekler diledi.

    Pulyan köyündeki türbesinde yapılan muhabbet ceminde canlar bir araya geldi. Yapılan ceme birçok ocak piri ve çok sayıda kişi katıldı. Muhabbet cemini yürüten Kureyşan Ocağı Piri Garip Bozkurt, dayanışma mesajı verdi. Tığlanan lokmalar pişirildikten sonra gelen ziyaretçilere pay edildi.

    Saat 17.00’da başlayan cemde Kureyşan Ocağı evladı Garip Bozkurt, Alevi toplumunun öğretilerini anlatarak, Alevi inancının toplum içindeki önemine dikkat çekti. Bozkurt, Alevi inancında kötülüğe yer olmadığını, inancın kötülük karşısında iyiliği savunduğunu söyledi.

    Konuşmanın ardından Garip Bozkurt’un okuduğu deyişler eşliğinde semah dönüldü. Anma 19.30’da okunan klamlarla sona erdi.

    PİRHA/PAZARCIK-MARAŞ

  • Kaşanlılar halk buluşması düzenledi-VİDEO

    Kaşanlılar halk buluşması düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Ozanlar diyarı Kaşanlı’da halk buluşması düzenlendi. Çok sayıda kişinin katıldığı etkinlikte türküler okundu, lokmalar verildi.

    Maraş’ın Afşin İlçesi’ne bağlı Kaşanlı Köyü’nde halk buluşması yapıldı. “Ozanlar Diyarı” olarak da bilinen bölgede, yurttaşlar Kaşanlı Cemevi’nde bir araya geldi.

    Depremde hayatını kaybedenler adına bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan programda sanatçı ve sponsorlara plaket verildi.

    Afşin Kaşanlı Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği, Güney Almanya Kaşanlı Köyleri Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği , Mersin Kaşanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından ortaklaşa  düzenlenen etkinlikte şiir ve türküler okunurken, dengbejler de kilamlar seslendirdi.

    Program dahilinde çocuklar için de oyunlar düzenlendi. Çok sayıda çocuk, kendileri için hazırlanan yarışmada keyifli zamanlar geçirdi.

    Halk buluşması programında bölgenin kültürünü anlatan kitaplar da stantlarda satışa sunuldu.

    KAPSAMLI FESTİVAL PLANI!

    Güney Almanya Kaşanlılar Derneği Eş Başkanı Elif Gül, yaptığı konuşmada programın önemine değinerek “Bu tür buluşmaların amacı kimliğimizi, dilimizi ve akraba ilişkilerimizi korumak ve yaşatmak için önemlidir. Bunun dışında diğer kültürlerle saygı sevgi içerisinde olup dostluğu, paylaşmayı  geliştirip büyütmektir” dedi.

    İstanbul Kaşanlı Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Derviş Berk ise etkinliklerin devam ettirileceğini belirterek ilerleyen zamanlarda daha kapsamlı festivaller yapılacağını söyledi.

    Mersin Kaşanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkan Yardımcısı Zeki Taş ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:

    “Dayanışmanın, yardımlaşmanın örneklerinden biri olan bugünkü buluşma, farklı yerleşim yerlerinde yaşayan insanlarımızı bir araya getirmiş bulunuyor. Böylesi bir buluşmada bir araya gelmek, türkülerimizi ve şiirlerimizi dinlemek, beraber vakit geçirmek bu tür organizasyonlara olan ihtiyacı artırmış bulunuyor. Umarım ki, ilerleyen zamanlarda derneklerimizin ortak çalışmaları ile daha kapsamlı ve daha verimli etkinlikler düzenlenebilecektir. Bu bağlamda, daha kapsamlı ve daha katılımlı etkinliklerde tekrar bir araya gelmek ümidiyle hepinizi selamlıyorum.” diye konuştu.

    Halk buluşması, hep birlikte çekilen halaylar eşliğinde sona erdi.

    PİRHA/MARAŞ

  • HBVAKV Antalya Şube Konuksever Cemevi’nde aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    HBVAKV Antalya Şube Konuksever Cemevi’nde aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Konuksever Cemevi, Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmasını paylaştı. Hz. Hüseyin’in 680 yılında gösterdiği direnç, haklı olanın haksız olana karşı sürdürdüğü mücadelenin adı olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Kerbela azim, kararlılık, baş eğmeme ve vefasızlığın adıdır. Yeni Kerbelalar olsun istemiyoruz” dedi.

    Muharrem oruçlarının ardından aşure lokmaları pay edilmeye devam ediyor. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Cemevi, aşure lokmasını paylaştı.

    Aşure lokmasına, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, AKD Antalya Şube Başkanı Dursun Kaya, HBVAKV Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe ve yönetim kurulu üyeleri, Araştırmacı Yazar Ali Aksüt, Konyaaltı Belediye Başkanı ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Aşure paylaşımından önce konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Can, “680 yılında Kerbela’da şehit olan Hz. Hüseyin ve ailesinin ve ona inanan tüm canların adına o günden bugüne zalime ve zulme karşı mücadele edip can veren bedel ödeyen yol ulularımız pirlerimiz ve yola can veren canlar adına bütün mazlumlar adına hepinizi bir dakikalık darda durmaya davet ediyorum” diyerek başlayan saygı duruşuna davet etti.

    “HZ. HÜSEYİN’İ GÖSTERDİĞİ DİRENÇ HAKLI OLANIN HAKSIZA KARŞI YÜRÜTTÜĞÜ MÜCADELEDİR”

    Ağuçan Ocağı evlatlarından Şehriban Mutluer aşurenin anlam ve önemine ilişkin konuşma yaptı. Mutluer “Bugünün adı aşuredir. Olayın yaşandığı yıl 680 10 Ekim tarihinde o ilkeli ve dürüst kahramanın yezidin karşısında boyun eğip onursuzca yaşamaktansa ailesi ile birlikte izzetli ölümü seçen kişinin adıdır. Kerbela deyince akla onurlu bir destan gelir. O bu destanı kanı ile yazmıştır” dedi.

    “YENİ KERBELALAR İSTEMİYORUZ”

    Hz. Hüseyin’in 680 yılında gösterdiği direnç, haklı olanın haksız olana karşı sürdürdüğü mücadelenin adı olduğunu belirten HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan ise, “Kerbela azim, kararlılık, baş eğmeme ve vefasızlığın adıdır. Kerbela’nın vicdanımızda acı ve keder bırakmasıdır. Hz. Hüseyin’in acısına tutkuyla ortak olmak ve yoluna ikrar vermektir. Bize göre on muharremler bu inancın onur ve de gurur günleri olmalı, öyle bilinmeli öyle de anılmalıdır. Öylesi bir gözle bakılmalı ki yas-ı muharremlere, kin nefret ve de intikam duyguları ile değil, olanlardan ders çıkartarak, bir daha öyle acıların yaşanmaması için neler yapılmalı sorusuna yanıt aranarak anılmalıdır. Böylesi günler, işte o zaman daha derinliğine ve daha doğru ve daha akılcı bir yaklaşımla yaşarız on muharremleri. Yeni Kerbelalar olsun istemiyoruz” diye konuştu.

    Üryan Hızır Ocağı evladı Kenan Akbaba’nın çerağ uyandırmasının ardından, Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, Doğukan Korcunun söylediği deyişlerle Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Semah Topluluğu semaha durdu. Divriği Derneği Antalya Şube Başkanının söylediği deyişlerin ardından lokmalar paylaşıldı.

    Sonrasında ise Yas-ı muharrem cemi yürütüldü. Ceme, Üryan Hızır ocağı evladı Kenan Akbaba, Ağuçan Ocağı evladı Şehriban Mutluer, Kureyşan Ocağı evladı Güven Gürkan Kaya, Abdal Musa Kültür Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol Yürütücüsü Süleyman Demir, zakir Doğukan Korcu ve Taylan Doğan katıldı. Cemde gülbenglerin okunmasının ardından söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Alevi erenlerinden Abdal Musa Tekke köyünde anılıyor- VİDEO

    Alevi erenlerinden Abdal Musa Tekke köyünde anılıyor- VİDEO

    PİRHA- 19’uncu Uluslararası ve 40’ıncı Ulusal Abdal Musa Anma Etkinlikleri kapsamında Antalya’ya gelen yurttaşlar, Abdal Musa Dergahı’nı ziyaret ederek lokmalarını paylaştı.

    Alevi-Bektaşi toplumunun önemli inanç önderlerinden Abdal Musa, Antalya’nın Elmalı ilçesi Tekke köyünde anılıyor.

    Abdal Musa, Tekke köyünde yaşamış ve burada dergahını kurarak inanç ve kültür yaşamına iz bırakmasından dolayı her yıl düzenlenen etkinliklerle anılıyor.

    Anma kapsamında sabah erken saatlerde köylüler, kurdukları hediyelik eşyadan, yiyecek ve içeceğe birçok stant açtı. Abdal Musa Türbesini ziyaret eden yurttaşlar ise lokmalarını pay ederek ziyarete niyaz ettiler.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi, Elmalı Belediyesi, Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği ve Alevi kurumları işbirliği ile Abdal Musa Anma Etkinlikleri 23 Haziran’a kadar Elmalı İlçesi Tekke Mahallesi’nde devam edecek.

    Abdal Musa Anma Etkinlikleri 23 Haziran Pazar günü saat 11.00’de türbe ziyareti ve uğurlama töreni ile sona erecek.

    PİRHA/ANTALYA

  • Engin: Alevilikte kurban lokmadır, bayramlarda cem yapılması da Yol ve erkânına aykırıdır

    Engin: Alevilikte kurban lokmadır, bayramlarda cem yapılması da Yol ve erkânına aykırıdır

    PİRHA – Dede Musa Kazım Engin, Kurban Bayramı geleneği hakkında bilgi verdi. Alevilikte kurban geleneğinin “Lokma” ile karşılık bulduğunu ifade eden Engin, “Aleviler, yoksul kişilere maddi katkı yaparak, olanakları bulunmayan kişilerin çocuklarına eğitim katkısı ve bursu vererek lokmalarını “kansız” ve en yararlı bir şekilde yapabilirler” diye belirtti. Dede Musa Kazım Engin, bayramlarda cem yapılmasının da Alevi inancında yer almadığını vurguladı.

    Kureyşan Ocağı’ndan Dede Musa Kazım Engin, Müslüman toplumu tarafından kutlanan Kurban Bayramı’na ilişkin yazı kaleme aldı.

    Alevilikte kurban geleneğinin “Lokma” ile karşılık bulduğunu ifade eden Engin, “Aleviler, yoksul kişilere maddi katkı yaparak, olanakları bulunmayan kişilerin çocuklarına eğitim katkısı ve bursu vererek lokmalarını “kansız” ve en yararlı bir şekilde yapabilirler” dedi.

    İnsanlık tarihindeki kurban ritüellerine değinen Dede Musa Kazım Engin, ‘kan akıtmak, kurban vermek’ geleneklerine ilişkin şu bilgileri paylaştı:

    “Kurban, kelime olarak Arapça “Kurb” sözcüğünden türemiştir. Anlamı “yakın olmak”, “yaklaşmak” demektir. Dini bir terim olarak kurbanlık, Hakk’a yaklaşmak niyetiyle belli günlerde kesilen hayvana verilen addır.

    Eski uygarlıklarda çok tanrılı dönemde, “doğaüstü” güçlere “hoş görünmek”, onlardan kötülüklere engel olmalarını istemek, şükranlarını sunmak için yapılan dinsel törenlerdi. Tarihsel süreçte inanç mensupları yalnız insan ve hayvan kesmek yoluyla değil, çeşitli ürünler sunmak yoluyla bu dinsel törenleri gerçekleştirmişlerdir.

    Tevrat’ta ve Kur’an tefsirlerinde anlatıldığına göre, İbrahim Peygamberin Hakk’a “Eğer bir oğlum olursa onu senin yoluna kurban ederim” diye yalvarışının ardından dünyaya gelen oğlu İsmail’i, verdiği sözde durarak, kurban etmek ister. Bunun üzerine bir koç gönderildiği ifade edilerek, İsmail kurban olmaktan kurtulur. O günden bu yana, kurban geleneği birçok inançlarda yerini almıştır.

    En eski inançlardan, günümüz çağdaş toplumların inancına kadar kurban olgusunun kaynağı üstüne çeşitli varsayımlar ileri sürülmüştür.

    Kurban hemen bütün inançlarda kanlı ve kansız olmak üzere iki biçimdir. Kanlı kurbanlar insan ve hayvanlar, kansız kurbanlar yiyecek ve içeceklerdir. Kurban inancı adak inancıyla da bağımlıdır. İnanç gereği Tanrıya her zaman, ya da o an için haz vermek üzere kurban sunulur. İnsanların kurban edilmesi ilk çağların yakın dönemlerine kadar sürmüştür.

    Bu öykülerin mitolojik açıdan gerekçelerini bilim insanları açıklamaktadır. Bir takım doğa afetlerine karşı “Tanrıların gazabından” kurtulmak için genç insanların kurban edildiği tarihi tapınaklara halen Anadolu’da rastlanmaktadır. Maalesef bu tip “insan kurban edilmesi” anlayışı şeriatçı-yobaz çevrelerin bir kısmında zaman zaman görülmektedir.

    İbrahim peygamber zamanında, İsmail’in yerine “koç”un kurban edilmesiyle, insan kurban etme geleneği kaldırılmış, insanlık tarihi açısından çok önemli olan “insan kurban edilmesine” son verilmiştir.”

    “ALEVİLİKTE ‘KURBAN’ LOKMADIR”

    “Alevilikte kurban algısı” başlığını da irdeleyen Dede Musa Kazım Engin, şöyle devam etti:

    “Aleviler esas olarak kurbanı “Yol’a kurban olmak ve yol uğrunda gerekirse boynunu vurdurmak” olarak algılarlar. Alevilerde ise ‘kurban’ dendiği zaman asıl kurban “nefsini tığlamaktır”. Çünkü Alevilerde dualarda “canım kurban tenim tercüman” diyerek ikrar verip ikrarında durmaktır, ilim ve irfanla olgunlaşıp erenler yolunda el ele, el hakka insani kâmil mertebesine erip, o meydana gelmektir.

    Canım erenlere kurban,

    Serim meydanda meydanda,

    İkrarım ezelden verdi,

    Canım meydanda meydanda,

     

    Gerçek olan olur gani,

    Gani olan olur veli,

    Nesimi’yim yüzün beni,

    Derim meydanda meydanda.

    Alevi inancının temeli “ikrar” vermektir ve ahdine/ikrarına sadık olmaktır. Yani “Öl ikrar verme, öl ikrarından dönme” anlayışı ile ikrarına sadık, sözünden dönmeyen, ahde vefalı ve yolu uğruna canını seve seve verecek kâmil insanı yaratmak Aleviliğin temel anlayışıdır.

    Alevilikte hak yemeden, hak yedirmeden insanca mutlu yaşamak “Dünya’da cennet” için mücadele etmek, insanlık yoluna hizmet etmek en büyük kurbandır. Alevi Yol uluları bu yolda, kaç baş koç veya deve kurban kestikleri ile değil, gerektiğinde insanca yaşama uğruna, bu Yol’a kendi başını ‘kurban’ verdikleri için anılır.

    Amaç canlara işi, aşı yaşamı, kan akıtmadan her şeyi paylaşmayı, birbirine ‘kurban olmayı’ sevmeyi öğretmektir. Alevilerin birbirine tüm canlara ve Hakk’a vereceği en büyük kurban sevgidir. Alevilikte “kurban” lokmadır.

    Bunların tümü aslında ikrara yöneliktir ve ahde vefayı simgelerler. Aleviler keyfi olarak cana kıymazlar, geçmişte Ahiler “Can olan hiçbir şeye kıyılamaz” diyerek kendi cemaatlerine “avcıları” almamışlardır.

    Yetmiş deve ile Kâbe’den gelsem

    Amentü okusam abdestim alsam

    Ulu camilerde beş vaktim kılsam

    Mürşide varmadan yoktur çaresi.

    Arafat’ta kurban kessem yedirsem

    Hac kurbanın kabul oldu dedirsem

    Pir aşkına su doldursam su versem

    Mürşide varmadan yoktur çaresi.

    (Kul Himmet)

    Bugün Alevi-Bektaşiler artık kanlı görüntülerden uzakta özellikle şehirlerde, mahallesindeki yoksul kişilere maddi katkı yaparak, olanakları bulunmayan kişilerin çocuklarına eğitim katkısı ve bursu vererek lokmalarını “kansız” ve en yararlı bir şekilde yapabilirler.

    Bu konuda dedeler/pir ve anaların gerçekleri halka anlatmasında fayda vardır. Kurban Bayramı vesilesi ile de dede/pir ve analara, halkımızın aydınlatılması konusunda büyük görevler düşmektedir. Bu konuda gerekli bilgi, kendi tarihimizde, nefeslerimizde, deyişlerimizde, Yol önderlerimizin sözlerinde ve davranışlarında mevcuttur.

    Kinimizi, kibrimizi kurban ederek Yol’a ikrar vererek, her anı ve her günü kardeşçe paylaşarak bayram edebiliriz.

    Gelmişiz cananın asitanına

    Sıtk ile sarıldık dost damenine

    Canla baş koymuşuz aşk meydanına

    Hayvan kesmek gibi kurban gerekmez!

    “İbreti Baba”

    Ramazan ve Kurban Bayramlarında cem yapılması da Yol ve erkânına aykırıdır ve Cem Vakfı’nın Aleviliğe soktuğu bir virüstür.

    Boz atlı Hızır hepimizin yoldaşı olsun.

    Aşk ile!”

    (HABER MERKEZİ)