Etiket: maden

  • Burhaniye Korucaoluk köylüleri ‘Madene hayır’ diyor-VİDEO

    Burhaniye Korucaoluk köylüleri ‘Madene hayır’ diyor-VİDEO

    PİRHA-Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Korucaoluk Köyü yakınlarında yapılmak istenen madeni köylüler istemiyor. 

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Korucaoluk Köyü yakınlarında Demir Export A.Ş. tarafından maden arama çalışmalarının başlatıldığı duyumu çevrecileri harekete geçirdi. Burhaniye Çevre Platformu (BURÇEP) geçtiğimiz Pazar günü Korucaoluk Köyü’nde halkla bir toplantı yaptı.

    Toplantıya Korucaoluk köylülerinin yanı sıra çevre köylerden ve Burhaniye’den gelen yurttaşlar katıldı. Gömeç Çevre Platformu ve Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin desteklediği toplantıda köy halkı ile maden hakkında söyleşi yapıldı. 7’den 70’e tüm Korucaoluklular her türlü maden ve benzeri faaliyete karşı olduklarını, maden çalışmalarına izin vermeyeceklerini dile getirdiler.

    KÖYÜ TERK ETMEK ZORUNDA KALACAKLAR  

    Tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu aktaran köylüler, Demir Export A.Ş.’nin sondaj çalışmaları yaptığı alanın mera olarak kullanıldığını, bu alanda yapılacak bir maden arama çıkarma faaliyetinin gelir kapılarını tamamen kapatacağını kaydettiler. Tümad Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından işletilmeye başlanan altın madeni ile birlikte su kaynaklarının azaldığını belirten köylüler, bu madenin de faaliyete geçmesi halinde köyü terk etmek zorunda kalacaklarını dile getirdiler.

    “MADEN BİZİ AÇLIĞA MAHKUM EDECEK”

    Gençlerin, eğitim düzeyinin düşük olması nedeni ile iş bulmalarının mümkün olamayacağını, madenin köydeki herkesi ömür boyu beslemesinin imkansız olduğunu ifade eden köylüler, madenin kendilerini açlığa mahkum edeceğini vurguladılar. Maden arama çalışması alanının sınırında kendilerine ait tarlaların olduğunu söyleyen köylüler, ne vaat ederlerse etsinler, tarlalarını satmayacaklarını, topraklarını terk etmeyeceklerini, bu konuda çok kararlı olduklarını belirttiler.

    “HIRSIZLIK MI YAPACAĞIZ?”

    Bölgede maden çıkarma faaliyetinin başlaması ile birlikte hayvancılık yapamayacaklarını söyleyen gençler, “Sonra ne olacak? Hırsızlık mı yapacağız? Nasıl geçineceğiz? Madeni istemiyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdiler.

    29 Nisan Pazar günü saat 12.30’da Burhaniye Cumhuriyet Meydanı’nda çevre örgütleri ve köylüler kitlesel bir basın açıklaması yapacaklarını da duyurdular.

    PİRHA/BALIKESİR  

  • ‘Biz bu toprakların üzerinde yaşadık altına da gömülmek istiyoruz’-VİDEO

    ‘Biz bu toprakların üzerinde yaşadık altına da gömülmek istiyoruz’-VİDEO

    PİRHA-  Sivas Divriği’nin Mursal köyündeki altın madeni aranmasını protesto eden Divriği Kültür Derneği, “Bu bir insanlık davasıdır, var olma davasıdır. Biz bu toprakların üzerinde yaşadık altına da gömülmek istiyoruz” dedi. 

    Sivas Mursal’da yapılmak istenen altın madenine karşı İstanbul Tünel’de bir araya gelmek isteyen Divriği Kültür Derneği üyelerine polis izin vermedi. Görüşmelerin ardından sadece dernek başkanı ve vekiller ile birlikte önce tünelde kısa bir açıklama ile üyelerin dernek binasına çağırdılar. Ardından dernek binasının bulunduğu Suriye Pasajı önünde basın açıklaması yaptılar.

    “Suyuma toprağıma Divriği’ye dokunma”, “Divriği halkındır halkın kalacak” dövizlerinin açıldığı açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekili Ali Şeker, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Oya Ersoy ve Ali Kenanoğlu ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz destek verdi.

    Basın açıklamasını Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız yaptı. Yıldız, altın arama faaliyeti yapılmak istenen Mursal’ın Divriği’nin yegane su kaynağı olan bir bölgesi olduğunu söyledi. “Divriği’nin içme suyu ve tarımsal sulama suyu bu bölgedeki barajdan sağlanmaktadır. Aynı zamanda tarımsal üretimin ve hayvancılık faaliyetinin yapıldığı bir bölgedir. Divriği’nin yaşam kaynağıdır. Can damarıdır” diyen Yıldız bu altın madeni işletmesinin kurulması ile yapılmak istenen içme suyu projesinin çöpe gideceğini vurguladı.

    “KİMYASALLAR İÇME SULARINA KARIŞIYOR”

    Altının sondajlarla aranması sırasında sondaj kimyasallarının fay kırıklarından yer altı karışması le içme sularının kirlenme riskinin oluşacağını ifade eden Yıldız sözlerine şöyle devam etti:

    “Ayrıca işletme sürecindeki ve patlamalar ile ortaya çıkan toz ve gürültü Mursal dahil bölgedeki köyleri yaşanılamaz hale getirecek ve bölge insansızlaşacaktır. En önemlisi altının topraktan ayrıştırılması sırasında kullanılan siyanürün toprağa sızması, su kaynaklarına karışması ise telafisi mümkün olmayan zararlar verecektir. Biz Divriğililer olarak bu faaliyete karşıyız. Yaşamımızı, suyumuzu, toprağımızı savunacağız. Bir ton toprakta muhtemel bir gram altını bulmak için vazgeçilmez yaşamsal bir değerlerimiz olan doğamızın, suyumuzun, sağlığımızın yok edilmesine izin vermeyeceğiz.”

    “MURSAL’DA ADI KONULMAMIŞ BİR SIKIYÖNETİM MEVCUT”

    Mursal Tetkik Arama ekiplerinin Temmuz ayı sonunda köye girme girişimleri Divriğililerin müdahalesi ile engellendiğini hatırlatan Divriğili dernekler, vakıflar ve Mursal Muhtarlığı bir araya gelerek Mursal Dayanışma Platformu’nu oluşturarak kamuoyunu bilinçlendirme çalışmaları yaptıklarını söyledi.

    Bugün Mursal bölgesinde adı konmamış bir sıkıyönetim ortamı mevcut olduğunu ifade eden Yıldız, Mursal’da yapılmak istenen altın madenine karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

    “SÖMÜRGE MADENCİLİĞİNE KARŞIYIZ”

    Yıldız şöyle konuştu:

    “Yasa diyormuş ki, eğer toprağın altındaki ekonomik değer üzerindekinden fazlaysa maden işletilebilirmiş. Bu, insandan, kültürel değerlerden, duygudan, doğadan uzak rantçı yaklaşım asla kabul edilemez. Anayasanın 56. Maddesi devlete ve yurttaşa sağlıklı bir çevrede yaşama olanaklarının sağlanması için yükümlülükler vermiştir. Bizler Yurttaş olarak toprağımıza, havamıza, suyumuza, sağlığımıza, yaşamımıza doğrudan saldırı olarak değerlendirdiğimiz bu girişimi reddediyoruz ve anayasadan, evrensel insan haklarından aldığımız meşru müdafaa hakkınızı sonuna kadar kullanacağız. Toprak olmadan vatan olmaz. Topraklarını koruyan ve savunan bir halk olmazsa devlet var olamaz.

    Tamamen yabancı sermayeli maden şirketlerinin menfaatine olan devletimize ve topluma bir faydası olmayan ve telafisi mümkün olmayan sosyal yaralar açacak olan sömürge madenciliğine karşıyız. Merhum Ozan Ali Kızıltuğ’ın Yama Dağları ve köylerden alacağı ortada dururken onun mezarını da buradan söküp atacak olan bu sömürge madenciliğine karşıyız. Direneceğiz.”

    “BU SES BİZİM, BU TOPRAK HEPİMİZİN”

    “Bu direniş siyaset üstü, inanç üstü bir direniştir. Bu bir insanlık davasıdır, var olma davasıdır. Bu mücadelede tüm duyarlı kamuoyunu ve tüm Divriğilileri yanınıza görmek istiyoruz. Biz bu toprakların üzerine yaşadık altına da gömülmek istiyoruz. Biz Divriği’yi geçmiş medeniyetlerden emanet aldık, geleceğe, çocuklarımıza, torunlarımıza emanetleri ile birlikte miras olarak bırakmak kararlılığındayız. Atalarımızın bize bıraktığı bu aziz hatıraya saygı gösterilmesini istiyoruz.

    Devletimizden bu hassasiyetlerimizi dikkate alarak bu faaliyetten vazgeçmesini, huzursuzluğumuzu ortadan kaldırmasını talep ediyoruz. Bizim madenimiz kirlenmemiş yüreklerimizde. Bu ses bizim, bu davet bizim, bu topraklar hepimizin.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

     

  • Kayseride izinsiz çalışan madende göçük: 1 işçi öldü, 1 işçi yaralandı

    Kayseride izinsiz çalışan madende göçük: 1 işçi öldü, 1 işçi yaralandı

    Kayseri’de bulunan ve geçtiğimiz hafta yapı denetimciler tarafından kapatılan bir krom madeninde göçük yaşandı; 1 işçi öldü, 1 işçi yaralandı.

    Kayseri’nin Tomarza İlçesi’ne bağlı Dağyurdu’da Ergün Madencilik’e ait Kızıldağ Karakız Maden Ocağı’nda göçük meydana geldi. Bir işçi yaralanırken, bir işçi yaşamını kaybetti.

    Evrensel’in haberine göre göçükte Volkan Bozkurt yaralanırken, Bülent Kılıç (33) isimli işçi hayatını kaybetti.

    İŞÇİLER: ÖLÜME GÖNDERİLDİK

    Evrensel’in görüştüğü işçiler, “Yaklaşık bir hafta önce yapı denetimciler gelip madeni kapattı. Sonrasında hiçbir şey değişmemesine rağmen maden izinsiz açıldı ve çalışmaya devam edildi. Önlem alınmadığı için bir işçi kardeşimiz yaşamını kaybetti. Sorumlular yargılanmalıdır. İşçilerin hesabı sorulmalıdır. Yeter artık” dedi.

    Yaralı işçi Volkan Bozkurt’un ise bacağında kırık olduğu ve hayati tehlikesinin olmadığı belirtildi.

  • ‘Dersim’de taş ocağınıza karşıyız be kardeşim! Peki ama neden?’

    ‘Dersim’de taş ocağınıza karşıyız be kardeşim! Peki ama neden?’

    PİRHA- Dersim’deki çevre aktivistleri doğayı ve tüm canlıları tehdit eden HES, baraj, maden ve baraj projelerine neden ‘Hayır’ dediklerini madde madde anlattılar. Açıklamada, “Doğamız parsel parsel bu doğanın talanından sermaye kazanan şirketlere yerle bir edilmek üzere teslim ediliyor” denildi.  

    Dersim Kocakoç Pah bölgesinde daha önceden açılmak istenen fakat protestolar nedeniyle askıya alınan taş ocağı için ilgili şirket ve ortaklarının köye gidip taş ocağını işletme faaliyetine başlayacakları öğrenildi. Bölgede yaşayan köylülerin projenin durdurulması karşı mücadelelerini yürütüyor.

    Dersim’nin doğasını yok eden bu projelere karşı mücadele yürüten çevre aktivistleri Haydar Çetinkaya ve Burhan Gündoğan, neden taş ocağına karşı olduklarını anlattılar. Yapılacak projelerin ise tüm çevresel etkiler dikkate alınarak gerçekleşmesi gerektiğini vurguladılar.

    Yerüstü ve yeraltı doğal kaynaklarının Türkiye ve dünyada hammadde ihtiyacından kaynaklı hızla tükendiğine dikkat çekilerek, “Her gün değişen kanunlar ile özellikle madencilik ve enerji sektörünün önü açılıyor, şirketlere çoğu ülkelerde görmediğimiz yetkiler ve haklar tanınıyor, doğayı ve tabiatı koruma kanunlarında değişiklikler yapılarak dokunulmaması gereken orman arazileri, milli parklar, sitler, tarım ve yaşam alanları inşaat, madencilik ve enerji şirketlerinin hizmetine sunulur hale getiriliyor. Yerli ve yabancı şirketlerin iştahı kabarıyor. Herkes alabildiğince bu pastadan pay almaya çalışıyor. Pastadan pay alan, bir dilim ve bir dilim daha istiyor. Gözü bir türlü doymuyor. Doğamız parsel parsel bu doğanın talanından sermaye kazanan şirketlere yerle bir edilmek üzere teslim ediliyor” denildi.

    Doğa tahribatının, insan ve çevre sağlığı açısından ciddi sorunlar teşkil eden sorunların Dersim’de de yaşandığına dikkat çekildi.

    HES, BARAJ, MADEN, TAŞ OCAĞI PROJELERİ…

    Açıklamada Dersim coğrafyasında yapılan ve yapılmak istenen HES, baraj, maden projeleri ile bu projeleri Dersim’de neleri yok edeceği anlatıldı:

    “7774 km2 lik yüzölçümüyle Dersim coğrafyasında ve ilin sınırlarını çizen nehirler üzerinde 8’i tamamlanmış en az 25 Baraj ve HES projesi. Binlerce, yüzbinlerce yıllardır özgürce akan nehirler önlerine set çekilerek ölüm sessizliğine gömülüyor. Sular altında yok olup giden topraklarımız, doğamız, köylerimiz, mezarlarımız, ziyaretlerimiz ve anılarımız.
    Yerli ve yabancı sermayeye şirketlerine verilmiş onbinlerce hektar büyüklüğünde ve işi bittiklerinde üzerinde yaşam adına ne varsa yok edilecek, ölü toprakların bırakılacağı onlarca altın, bakır, krom madeni projeleri. Bütün bunların yanında bir de ruhsat almış veya başvurusu yapılmış 100 den fazla taş, alçı ve kireç taşı projeleri var haritamızda.

    Marçik’te açılmak istenen taş ocağına, daha birkaç gün önce Sinan köyünde bir kez daha girişimde bulunulan projeye, Pah’ta yapılması planlanan, Pah karakolunun dibindeki taş ocağı projesine, Uzuntarla önlerindeki kireç ocaklarına, Gömemiş’teki projeye, Gaxmud’a açılmak istene taş ocağı, kireç taşı projelerine bir bakalım. 50 km karelik bir alanda ve hepsi de doğa ile iç içe. Su kaynaklarına, yaşam alanlarına çok yakın. O bölgede yaşayan insanların sağlığı, psikolojileri hergün çalışan iş makinalarının sesi nedeniyle bozulacak.”

    Açıklamada tüm bunların karşısında insanların mera alanlarına, orman arazilerine, yaşam alanlarına, tarım arazilerine, bağına, bostanına, su kaynaklarına zarar veren, insan sağlığını hiçe sayan projeler karşı çıktığı ve direnebildiği kadar direndiği ifade edildi.

    PROJELERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    Temel amaçlarını, doğayı, doğal yaşam alanlarını, yaban hayatı ve hava su kaynakları korumak olduğunu söyleyen çevreciler bu projeler yapılırken dikkat edilmesini istediğimiz önemli hususlar şöyle sıraladılar:

    * Çevresel etkileri olan bu tür projelerde mutlaka projenin büyüklüğüne bakılmaksızın ÇED süreci zorunlu tutulmalıdır.
    * Halkın görüşü mutlaka dikkate alınmalıdır.
    * Bu tür projeler yerleşim yerlerinden mutlaka uzakta bulundurulmalıdır.
    * Tarımsal alanlardan, bağ-bahçe ve arıcılık, hayvancılık yapılan mera alanlarından uzak olmalıdır.
    * Bu projeler içme suyu kaynaklarına zarar vermeyecek, dere ve nehir yataklarından uzakta olmalıdır.
    * Orman arazileri, önemli bitki türleri ve yaban hayatı barındıran bölgelere bu tür projeler yapılmamalıdır.
    * Kültür varlığı, inanç yeri, ziyaretgah ve mezarlık alanlardan uzak durulmalıdır.
    * Devlet, orman arazilerinin bu tür projeler için tahsisinden vazgeçmelidir. Ormanlarımız korunmalıdır. (HABER MERKEZİ)

  • Madencilerin direnişi sonuç verdi

    Madencilerin direnişi sonuç verdi

    Madenlerin özelleştirilmesine karşı kendilerini madene kilitleyen binlerce madenci, devletin işlettiği ocaklarda özelleştirme yapılmayacağının sözünü alınca eylemlerini bitirdi.

    Meclis’te bu hafta görüşülmesi beklenen torba yasanın 58’inci maddesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ile Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) elindeki ocakların özelleştirilmesinin önünü açacak bir madde bulunuyor.

    Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) öncülüğünde özelleştirmeye karşı çıkan madenciler, önce basın açıklaması, sonra miting, ardından da ocakta eylem yapıp maddenin iptalini istemişti.

    Binlerce madenci ocaklarda kendini kilitlemişken ‘beklenen’ haber Ankara’dan geldi.

    Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ve GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda yetkililerle görüşüp Zonguldak’ta madencilere seslendi.

    “ANLAŞTIK”

    Türk-İş Genel Başkanı Atalay, bakanlık yetkililerinin maddede bir sorun olmadığını söylediğini ancak kendilerinin taleplerini aktardıklarını kaydetti.

    Atalay bakanlıklarla anlaştıklarını söyledi: “Dedik ki; ’58’inci maddenin Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun devlet eliyle işletilen sahaları hariç tutulacak.’ Sabaha karşı saat 03.30’da bunda anlaştık. Perşembe günü Meclis gündemine getirecekler. Bu iki kelimeyi ilave ettikten sonra bizim hiç problemiz kalmayacak.”

    MADENCİLER OCAKLARDAN ÇIKTILAR

    Türk-İş başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: “Maden işçilerinin eylemi ardından sendika başkanı Ankara’ya geldi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarıyla görüştük. Bize, ‘Siz nasıl rahatlarsınız? Ne istiyorsunuz?’ dediler. Biz torba yasadaki maddeye ‘Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun devlet eliyle işletilen sahaları hariç’diye bu iki kelimeyi koyun dedik. ‘Tamam’ dediler. Yani TTK sahalarıyla ilgili 58’inci maddede kapsam dışında olacak. Onun için bir sıkıntımız yok. Özelleştirilmeyle ilgili bir tedirginlik ve kaygımız yok. Böyle bir çalışma yok. Böyle bir şey olmaz. Ben buradayım. Böyle bir çalışma olursa milletten hemen sonra ben gelip kapatırım aşağıya kendimi. Sonra siz beni çıkartamazsınız. İşin esprisi. Böyle bir çalışma, böyle bir problemde yok.”

    Madenciler de ocaklardan çıkıp evlerine gitti.