Etiket: maden

  • Maraş’ta Cennetpınarı köyünde taş ocağına karşı ortak mücadele kararı

    Maraş’ta Cennetpınarı köyünde taş ocağına karşı ortak mücadele kararı

    PİRHA- Maraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Cennetpınarı ve çevre köylerde yaşayan yurttaşlar, bölgede yapılmak istenen taş ocağına karşı ortak mücadele kararı aldı. Köylüler, tarım alanları, su kaynakları ve yaşam alanlarını korumak için basın açıklaması ve hukuki süreç başlatacaklarını duyurdu.

    Maraş’ın Türkoğlu ilçesine bağlı Cennetpınarı köyü ile Tut Dağı çevresindeki Bayramgazi, Çakmak ve Kelbişli köylerinin sakinleri, bölgede yapılmak istenen taş ocağı projesine karşı  Cennetpınarı köyünde bir araya geldi. Düzenlenen toplantıda köylüler, yaşam alanlarını, tarım arazilerini, su kaynaklarını ve doğayı tehdit ettiğini belirttikleri projeye karşı ortak mücadele yürütme kararı aldı.

    TARIM VE HAYVANCILIK TEHDİT ALTINDA

    Toplantıda yapılan değerlendirmelerde, bölgenin temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğu vurgulandı. Köylüler, taş ocağı faaliyetlerinin tarım alanlarına zarar vereceğini, ekolojik dengeyi bozacağını ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını dile getirdi.

    Katılımcılar, Maraş bölgesinde daha önce kurulan çimento fabrikalarının çevrede yarattığı tahribatın hala sürdüğünü hatırlatarak, tüm itirazlara ve bilimsel raporlara rağmen hayata geçirilen projelerin bölgeye ciddi zarar verdiğini ifade etti. Köylüler, yeni bir doğa yıkımına izin vermeyeceklerini belirtti.

    Toplantı sonunda köylüler, “Ovama Dokunma”, “Köyüme Dokunma” ve “Yaşam Alanıma Dokunma” talepleri etrafında birleşti. Ortak karar doğrultusunda, pazartesi günü düzenlenecek basın açıklamasıyla görüşlerini kamuoyuna duyuracaklarını açıkladılar.

    HUKUKİ SÜREÇ DE BAŞLATILIYOR

    Köylüler, taş ocağı projesine karşı yalnızca toplumsal değil hukuki mücadele de yürüteceklerini belirtti. Toplantıda, gerekli itirazların yapılması ve hukuki sürecin başlatılması yönünde ortak irade ortaya konuldu. Bölge halkı, yaşam alanlarını korumak için birlikte hareket etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

    PİRHA/MARAŞ

  • Dersim’de yurttaşları bayramı doğa direnişiyle karşıladı!-VİDEO

    Dersim’de yurttaşları bayramı doğa direnişiyle karşıladı!-VİDEO

    PİRHA- Havaçor Vadisi’nde başlatılan doğa ve yaşam nöbeti bayramda da devam ediyor. 

    Dersim’in Pulur (Ovacık) ilçesi Havaçor Köyü’nde, doğanın korunması amacıyla Havaçor Köyü Derneği öncülüğünde başlayan “Doğa ve yaşam” nöbeti 4’üncü gününde de devam etti.

    Havaçor Vadisi’nde “Doğa için nöbetteyiz, gelecek için ayaktayız” ve “Doğa gelecektir, para uğruna geleceğini satma” pankartları açıldığı bölgede nöbeti devralan Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) yöneticisi Sabri Aslan, doğa koruma nöbetinin kendilerinde olduğunu söyledi.

    Nöbet noktasında desteklerin artığının altını çizen Aslan, nöbet eylemine katılımın büyüyeceğini söyledi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti!

    Sivas İdare Mahkemesi, ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti!

    PİRHA- Sivas İdare Mahkemesi, Bolucan Köyü yakınlarında bulunan kömür ocağı için verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararını iptal etti. 

    Sivas Zara Bolucan ve Söğütözü köyleri Yanık mevkiinde ortak yerleşim yerleri içerisinde yer alan Kömür Ocağı Projesi’nde “ÇED Gerekli Değildir” kararı mahkemeye taşındı.

    Sivas İdare Mahkemesi, Sivas’ın Zara ilçesi Bolucan ve Söğütözü köyleri Yanık mevkiinde HEMGRUP Madencilik İnşaat Nakliye Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından planlanan RN: 200801843 (ER: 3168164) Nolu Kömür Ocağı (Açık İşletme) Kapasite Artışı ile Açık İşletme ve Yeraltı İşletmesi Üretim Yöntemi Değişikliği (patlatmalı) projesi için Sivas Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün 20.08.2024 tarih ve E-202426 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararını oybirliğiyle iptal etti.

    Mahkeme, projenin mevcut haliyle Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nin Ek-1 listesinde yer alan “ÇED uygulanacak projeler” kapsamında değerlendirilmesi ve ÇED raporu hazırlanması gerektiğine karar verdi. Karar, bilirkişi heyetinin yerinde tespitlerine dayandırıldı.

    Yurttaşlar, mahkemenin oybirliğiyle verdiği kararı olumlu karşılarken, mahkemenin anayasal çevre hakkı ve çevrenin korunması ilkelerine açıkça vurgu yaptığını belirtti.

    PİRHA/SİVAS

  • Zara’da yaşam alanları tehdit altında!

    Zara’da yaşam alanları tehdit altında!

    PİRHA- Zara Dipsizgöl’de planlanan selestit maden ocağına karşı açılan davada yürütmeyi durdurma talebinin reddi, bölge halkını ve çevre savunucularını kaygılandırdı.Sivas Zara Dipsizgöl Köyü Çevre Koruma Platformu tarafından su kaynakları, meralar, endemik türler ve kültürel miras için risk uyarısı yapıldı.

    Sivas’ın Zara ilçesine bağlı Dipsizgöl köyü ve çevresi, planlanan bir maden ocağı projesi nedeniyle ciddi bir ekolojik ve toplumsal tehdit ile karşı karşıya. Bölge halkı ve çevre koruma platformları, Barit Maden Türk A.Ş. tarafından hayata geçirilmek istenen stronsiyum tuzu (selestit) maden ocağı projesine karşı açılan davada yürütmeyi durdurma talebinin reddedilmesini “hayal kırıklığı ve endişe verici” olarak değerlendirdi.

    ÇED SÜRECİNDE TARTIŞMALI ADIMLAR

    Şirkete 150 hektarlık ruhsat alanı verilmesine karşın, ÇED başvuru sahasının 25 hektarlık eşik değerin altında kalacak şekilde 24,92 hektar olarak belirlenmesi dikkat çekti. Sürecin devamında, AFAD’ın heyelan riski tespiti gerekçe gösterilerek proje alanı önce 20,65 hektara, ardından 19,14 hektara düşürüldü. Platform temsilcileri, bu daraltmanın kapsamlı bir ÇED Raporu zorunluluğundan kaçınmaya dönük olduğunu savunarak alınan “ÇED Gerekli Değildir” kararını eleştirdi.

    “SU HAVZASININ KALBİNE MÜDAHALE”

    Sivas Zara Dipsizgöl Köyü Çevre Koruma Platformu tarafından yapılan açıklamada, proje sahasının Dipsizgöl ve çevre köylerin içme ve kullanma suyunu besleyen ana havzanın tam üzerinde yer aldığı vurgulandı. Planlanan kazı faaliyetleriyle bölgenin en yüksek tepesinin yaklaşık 70 metresinin yok edileceği, bunun da yeraltı ve yerüstü su kaynaklarında kuruma ve kirlenme riski yaratacağı ifade edildi. DSİ’nin resmi görüşünde de altı çizilen “su kaynaklarının beslenim alanlarıyla birlikte korunması” ilkesine atıf yapıldı.

    Bölge halkı, yüzlerce yıldır süregelen yaylacılık, hayvancılık, arıcılık ve tarımsal üretimin zarar göreceğini belirtiyor. Binlerce dönümlük mera alanlarının, otlakların ve su yollarının tahrip olacağı, bunun da kırsal yaşamı ve yerel ekonomiyi doğrudan etkileyeceği kaydedildi.

    ENDEMİK TÜRLER İÇİN RİSK

    Gönüllü biyologların saha incelemelerinde, yalnızca Sivas ve Erzincan’da yetişen ve IUCN’e göre “Nesli Tehlikeye Düşebilir” statüsündeki dikenli körmen (Allium sintenisii) başta olmak üzere 100’ün üzerinde bitki türünün tespit edildiği bildirildi. Platform, ÇED dosyasında bu türlerin önemli bölümünün bilimsel yeterlilikten uzak yöntemlerle göz ardı edildiğini belirtti.

    Köylülerin yaklaşık 50 yıllık emeğiyle oluşturduğu 1 milyon metrekarelik ağaçlandırma alanının ve Kasım Baba Ziyareti, tarihi mezarlıklar ile jeolojik oluşumların tehdit altında olduğu ifade edildi.

    “MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Mahkemenin yürütmeyi durdurma talebini reddetmesi üzerine yapılan açıklamada, kararın Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı çevrede yaşama hakkı ve 63. maddede düzenlenen kültür ve tabiat varlıklarının korunması yükümlülüğüyle çeliştiği kaydedildi. Davanın esastan devam ettiği belirtilerek kamuoyuna ve yetkililere “Bu kadim coğrafyada suyun, toprağın ve kültürel mirasın korunması için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz” çağrısı yapıldı.

    HABER MERKEZİ

  • Kazdağları’nda ekoloji talanı sürüyor; RES kapasiteleri arttırılmak isteniyor!-VİDEO

    Kazdağları’nda ekoloji talanı sürüyor; RES kapasiteleri arttırılmak isteniyor!-VİDEO

    PİRHA – Ayvacık ilçesi Cemaller, Söğütlü ve Keçikayası köylerinde yapılmak istenen RES kapasite artışı projesine köylüler itiraz etti. RES’lerin yarattığı tahribata dikkat çeken yurttaşlar, “Hayvanlarımız otlayıp, su içemez hale geldi. Tek geçim kaynağımız hayvancılık. Proje devam ederse göç etmek zorunda kalacağız” dedi.

    Çanakkale’ye bağlı Ayvacık ilçesi Cemaller, Söğütlü ve Keçikayası köylerinde yapılmak istenen Ilgardere rüzgar enerji santrali (RES) kapasite artışı projesine yerel halktan tepki geldi.

    Or Enerji A.Ş. “Kapasite Artışı” kapsamında dördüncü proje için 6 Haziran 2024’te yeniden ÇED süreci başlatmış ve 15 Ağustos 2025’te ÇED olumlu raporunu almıştı. Kapasite artışı projesinin ÇED olumlu kararının iptali için de Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, yerel halk ve muhtarlar tarafından dava açıldı.

    “SABRIMIZ KALMADI!”

    Or Enerji AŞ tarafından 17 Şubat’ta keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği de RES projesine karşı eylem yaptı.

    Kolluk gözetiminde bölgeye giden şirket yetkililerine tepki gösteren köylüler, “Artık sabrımız kalmadı, bu kaçıncı bilirkişi incelemesi?” diye sordu.

    Yoğun yağmura rağmen yurttaşlar, keşif ve bilirkişi heyetini Cemaller köyünün meydanında sloganlarla karşıladı. “Köyümüzde daha fazla RES istemiyoruz” diyen yurttaşlar, Kazdağlarında süre giden ekoloji talanına dikkat çekti.

    “HİÇBİR KAMU YARARI YOK!”

    Çanakkale 2. İdare Mahkemesi hakimi tarafından 11 bilirkişinin yer aldığı heyet huzurunda başlatılan keşifte, ilk beyanları davacılar sundu.

    Davacılar adına Av. Cem Altıparmak konuşarak, yapılmak istenen projede hiçbir kamu yararı olmadığını, ÇED raporunun eksik ve hatalarla dolu olduğunu, meteorolojik verilerin oldukça uzakta olan Ayvalık Meteoroloji İstasyonu’ndan alındığını, salt bu durumun bile ÇED Olumlu kararının iptali için yeterli olduğunu vurguladı.

    Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği adına Süheyla Doğan konuştu. Mevcut projede 4 ayrı ÇED süreci yürütüldüğünü belirten Doğan, bu durumun ÇED mantığına aykırı olduğunu ve kamunun kaynak israfına yol açtığını vurguladı. Doğan, yeni projede planlanan türbinlerin yaşam alanlarına çok yakın olduğunu ve tarım alanları ve meralara yerleştirilmek istenen türbinler nedeniyle köylünün mağdur edileceğini de söyledi.

    Cemaller köyü ve Söğütlü köyü muhtarları ve köylüler de halihazırda kurulmuş olan 3 türbinin köylerindeki tarım ve hayvancılığa zarar verdiğinin altını çizdi. Süt veriminin düştüğünü ve hayvanların düşük yaptığını aktaran köylüler, projenin büyümesiyle birlikte tek geçim kaynaklarının son bulacağını belirtti.

    YÖNETMELİKLERE UYGUN ÇED KARARI!

    Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın avukatı, ÇED Raporu’nun yönetmeliklere uygun olarak hazırlanmış olduğunu söyleyerek davanın reddini talep etti. Bu arada Ayvacık Gazetesi’nden bir basın temsilcisinin fotoğraf çekmesi engellendi ve tüm katılımcılar fotoğraf çekmeme, ses kaydı almama konusunda uyarıldı.

    Müdahil şirket Or Enerji A.Ş’nin avukatı ve aynı zamanda yöneticisi olan şahıs, RES projesinin hiçbir zarara sebep olmayacağını söyledi. Köylüler, bu savunma üzerine itiraz ederek hakime “Bu proje onay alırsa, kepçeleri köye sokmayız, önüne yatarız. Buradan ölümüz çıkar” dedi. Ardından şirket yetkilisi ile köylüler arasında tartışma yaşandı.

    Sonraki aşamada ÇED alanı içerisinde incelemeye geçildi. Yağış nedeniyle yeterince inceleme yapılamadan keşif sonlandırıldı.

    GÖÇ TEHDİDİ!

    Köylüler, basın mensuplarına aktardığı bilgilerde türbinlerin çok gürültü yaptığını, geceleri uyuyamadıklarını belirtti. Hayvanların da türbinlerden ürktüğünü söyleyen köylüler, “Hayvanlarımız eski otlaklarına çıkamıyor, ürküp geri dönüyor. Su içtikleri gölet de türbinlerin yanında kaldı, hayvanlar su içemiyor. Daha fazla türbin yapılırsa tarlalarımız kamulaştırılacak, meramıza el konulacak. Hayvancılık yapamaz hale geleceğiz ve gelir kaybına uğrayacağız. Göç etmek zorunda kalacağız” diye konuştu.

    PİRHA/ÇANAKKALE

  • GÜNCELLENDİ-İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!-VİDEO

    GÜNCELLENDİ-İliç davasında 6. duruşma görüldü: Adalet sağlansın!-VİDEO

    PİRHA – Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın duruşması öncesi yapılan konuşmalarda, “Adalet” vurgusu öne çıktı. Mahkeme heyeti yurtdışında firari olan sanıklar için kırmızı bülten çıkarılmasına karar verdi. 

    Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın Maden’inde 13 Şubat 2024’te meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği toprak kaymasına ilişkin açılan davanın 6. duruşması bugün Erzincan’da görülüyor.

    Duruşma öncesi yapılan açıklamaya, yaşamını yitiren işçilerin ailelerinin yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, Divriğ Maden İşçileri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum örgütü katıldı.

    DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgülü, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, EMEP MYK Üyesi Orhan Kurul, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Adalet” vurgusu yaparken, gerçek sorumluların hesap vermesini istedi.

    Duruşmaya, tutuklu sanıklar Operasyonlar Başkan Yardımcısı İain Ronald Guille, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender, Projeler Sorumlusu Shaun Swartz, İş Sağlığı ve Güvenliği Müdürü Selçuk Çiftlik’in tutuklu bulunduğu duruşmada sanıklar SEGBİS ile katıldı.

    Tutuksuz sanıklar ve madene teknik destek veren İNR Mühendislik Şirketi sahibi Ömer Ardıç, Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç ise mahkeme salonunda hazır bulundular.

    BİLİRKİŞİ RAPORLARINA İTİRAZ

    Tutuklu sanık Şirketin Operasyon Başkan Yardımcısı Ronald Guille, yığın liçin kendisi işe başlamadan tasarlamadığını ve kendisinin sorumlu olmadığını, görev tanımı içerisinde yer almadığını söyledi. Tutuklu sanık Selçuk Çiftlik de sorumluluğun kendisinde olmadığını, iş güvenliği uzmanında bir sorumluluk olmadığını ifade ederek tahliyesi talep etti.

    Tutuklu sanık, Jeoteknik Başmühendisi Ali Rıza Kalender bilirkişi raporunda ağır kusurlu olarak tanımlanmasına itiraz ederek, katliamın yıllık izinde olduğu zamanda gerçekleştiğini söyledi. Anagold firmasının kendisinin günah keçisi seçildiğini söyledi. Şirketin radar cihazı almadığını, kuşların siyanürlü su içmemesi için cihazları aldığını ancak, kendisi talep etmiş olmasına rağmen radar cihazlarının alınmadığını söyledi.

    Ali Rıza Kalender’in savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

    Verilen aranın ardından Ömer Ardıç yaptığı savunmada suçsuz olduğunu ve bu yüzden mahkemelere sürekli katılım gösterdiğini söyledi. Üzerinde bulunan adli kontrol şartının kaldırılmasını talep ederek, önceki savunmalarını tekrarladı.

    Erdi Seyhan, Aykut Ayderman ve Funda Ardıç adlı sanıklar önceki savunmalarını tekrarlayarak konuşma yapmadılar.

    Sanık avukatları savunma yaparken müvekkillerinin suçlarının ve sorumluluklarının olayda olmadığını söylerken Uğur Yıldız’ın babası, “O diyor ben sorumlu değilim bu diyor ben sorumlu değilim. Bana sorumluları getirin bizim dokuz canımız orada gitmiş bunlar hala biz sorumlu değiliz diyorlar. Siz katilsiniz. Adalet istiyoruz. Diyoruz ki bir daha İliçler yaşanmasın” diye tepki gösterdi.

    Yaşanan gerginlik sonrası mahkeme heyeti duruşmaya 15 dk ara verildi.

    Maden kazasında ölen Ramazan Çimen’in kardeşi Yakup Çimen Ana Gold şirketinden para aldıklarına dair açıklamaları iftira olduğunu belirterek, “Kabul etmiyoruz. Şirket yetkilileri de burada ailelerde burada biz Ana Gold’dan para almadık. Aldık diyen varsa belgesiyle gelsin ispat etsin” dedi.

    Yakup Çimen’in ardından kazada ölenlerin avukatları karşı savunma yapmaya başladı.

    Facida yaşamını yitiren Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, mahkemede yaptığı konuşmada, “Oğlum söz verdim sana, yılmayacağım, adalet yerini buluncaya dek davanın takipçisi olacağım. İki yıl geçti ölen canlarımızın mekanı cennet olsun. Bir hayali şirket kurmuşlar sanki. Facia yaşanıyor, felaket yaşanıyor ama hiçbir sorumlu yok. Bu nasıl bir şirket, kim yönetti bu şirketi. Sorumlular ortaya çıkarılsın” dedi.

    Yıldız ailesinın avukatı Akçay Taş, şunları ifade etti:

    “Ne talep ettiysek reddedildi. Savcılık, davada sorumluluğu bulunan Bakanlığı tereyağından kıl çeker gibi akladı ve dosyadan çıkardı. En son mahkeme başkanı olarak resminiz AKP milletvekilleriyle çıktı. Dosyadaki tüm usulsüzlükleri biraraya toplayarak, reddi hakim talebinde bulunduk. Ama ne hikmetse o da reddedildi. Şimdi yargılama devam ediyor. Bu davada bu katliamda öldürenler olası kasıt olsun olmasın ceza almalı, sanıkları mahkeme huzuruna getirin yargılayalım, yurtdışında olan sorumlular hakkında kırmızı bülten çıkarın ve buraya getirin, yargılayalım ve bu dosyada adaleti sağlayalım.”

    Avukatın savunmasının ardından mahkemeye 15 dk ara verildi.

    Duruşmanın ardından yakınlarını kaybeden ailelerin avukatlarından Ümit Aktaş ise şunları söyledi:

    “Davada ve sunulan raporların çıktığı tek yol var Ana Gold Maden şirketidir. Şirketi bu salona getirin yargılayalım. Korkmayın! Sanık olarak getiremiyorsanız tanık olarak getirin burada yine sorularımızı soralım. Burada bir suçluluk varsa o da fakir olmamızdır. Bugün İliçliler madenin zararlı olduğunu bilmiyor mu? Çok iyi biliyoruz. Dokuz insan yaşamını yitirdi, bir ekokırım yaşandı sorumlular nerede? Herkes buranın patlayacağını söylüyordu. Bu çöküşe ‘kusursuz çöküş’ deniliyor. Olacağı o kadar belliydi ki işin uzmanı olmayanlar bile önceden uyararak felaketin geleceğini önceden bildiler. Cesaretli olun hakim bey. Suçluları getirin, sanıkları getirin ve bizde burada yargılayalım.

    Ölülere saygımızdandır bu dosyayı sonuna kadar götüreceğiz. Ölüler altın takar mı arkadaşlar! Ama ne yazık ki bizim ülkemizde altın insan yaşamından daha değerli… Hakim bey bunun tersini ispatlamak için Ana Gold Maden şirketini çağırın sorgulayalım. Cesaretli olun. Siz çağırmazsanız, adil yargılanma ilkesini uygulamazsanız, biz çağıracağız. İnsanları mahkemenin önüne getirerek biz tanıklıklarını dinleyeceğiz. Siz sahaya gitmiyorsunuz, uzman mütala talebimizi kabul etmiyorsunuz. Yazınızı yazın, bize alanı açın, biz sanıklarında kabul edeceği tarafsız heyetlerle bölgeye gidip araştırma yapalım. Rapor yazalım, tanıkları dinleyelim. Korkmayın hakim bey! Yeter ki siz yazınızı yazın alanı bize açın.”

    Mahkeme ara kararında; bilirkişi rapor için on gün ek süre verilmesine,
    sanıklardan Ömer Ardıç’ın il dışı yasağının kaldırılmasına ve ayda bir adli kontrol uygulanmasına,
    tanık dinleme taleplerinin reddine,
    kırmızı bültenin yurtdışındakiler için çıkarılmasına, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma
    14 Nisan olarak belirlendi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Dersim Bağırpaşa Dağı, maden projesiyle talan ediliyor: Talana izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim Bağırpaşa Dağı, maden projesiyle talan ediliyor: Talana izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan Bağırpaşa Dağı, ERZ Madencilik tarafından talan ediliyor. DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Dersim’in her yanında maden projeleriyle doğamız, yaşam alanlarımız ve geleceğimiz hedef alınıyor” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan Bağırpaşa Dağı, ERZ Madencilik tarafından talan ediliyor. Bağırpaşa Dağı, bölge halkı için kutsal kabul edilip, Pülümür Nehri’nin suyunun kaynağını aldığı ve çok sayıda köye, hayvan sürüsüne ev sahipliği yapıyor.

    Halkların Eşitlik ve Özgürlük Partisi (DEM Parti) Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Bağırpaşa Dağı’nda devam eden maden projesine karşı açıklama yaptı.

    “GELECEĞİMİZ HEDEF ALINIYOR”

    Bağırpaşa Dağı’nda uzun zamandır EZR madencilik tarafından krom çıkarıldığını ve yeni alanlara yayılarak doğayı talan etmeye devam ettiğini belirten DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Dersim’in her yanında maden projeleriyle doğamız, yaşam alanlarımız ve geleceğimiz hedef alınıyor. Bağır Dağı’ndan Sekasur’a, Geyiksuyu’ndan Cevizlidere’ye pek çok yerde Dersim toprağı maden şirketlerinin kâr hırsına teslim edilmek isteniyor. Bu topraklar yalnızca maden değil; yaşamın, inancımızın ve kimliğimizin kök saldığı yerlerdir. Maden projeleri yalnızca doğayı değil, bizi biz yapan bütün değerleri hedef alıyor” dedi.

    “DERSİM HALKI, BU TALANA İZİN VERMEYECEK”

    Maden projelerinin Dersim’i insansızlaştırma politikası olduğunu ifade eden Kordu, “Dersim halkı bu talana izin vermeyecek. Bu toprakları, bu dereleri, bu yaşamı savunmak her birimizin sorumluluğudur. Tüm kurumlarımızı, çevre örgütlerini, yöre halkını ve yerel dinamikleri bir araya gelmeye; bütünlüklü, kalıcı bir ekolojik mücadele hattı büyütmeye çağırıyorum” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersimli yurttaşlar: Madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulsun-VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Madencilik faaliyetleri bir an önce durdurulsun-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de uygulanmak istenen maden projelerine tepki gösteren Dersimli yurttaşlar, “Maden projelerinin Dersim’in doğasını tahrip etmek amacıyla uygulanmak isteniyor. Dersim’e lazım olan maden projeleri değil boşaltılmış köylerimizin yeniden inşa olmasıdır” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Dersim’de uygulanmak istenen maden projelerine ilişkin, Dersimli yurttaşlara mikrofon uzattık.

    “MADENCİLİK PROJELERİ UYGULANIRSA BÜTÜN CANLILAR YOK OLACAK”

    Dersim coğrafyasının maden projeleriyle bozulmasını istemediğini ifade eden Bedriye Akçiçek, “Dersim coğrafyasına herkes sahip çıksın. Burada genç kalmadı, bu da hiç güzel bir şey değil. Dersimli iş insanları coğrafyamıza sahip çıksın ve gençlerimiz yeniden topraklarına geri dönsün. Madenlere karşıyız çünkü topraklarımız ve sularımız kirlenecek” dedi.

    Maden projelerine karşı olduğunu belirten Kemal Yeşil, “Maden projeleri uygulanırsa kimyasal kullanacaklar ve artık Dersim’de kimse yaşayamayacak. Maden projeleri uygulanırsa dağlarımızda yaşayan bütün canlılar yok olacak” diye ifade etti.

    “SİYANÜR’ÜN VERDİĞİ ZARARI İLİÇ’TE GÖRDÜK”

    Hasan Yıldırım ise, “Maden projesi istemiyoruz çünkü doğayı yok ediyor. Maden projelerinin yapılmasını engellemek için elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız” diye konuştu.

    Köyleri geri dönüş yaparak üretim yapılırsa maden projelerinin geriletilebileceğini vurgulayan Musa Baki, “Eğer maden projeleri uygulanırsa canlı yaşamı yok olacak. Siyanürün verdiği zararı İliç’te gördük. Maden projelerine ilişkin büyük bir tepki ortaya koymak gerekiyor” diye belirtti.

    “MADEN PROJELERİNİN DERSİM HALKINA HİÇBİR FAYDASI YOKTUR”

    Maden projelerinin doğaya verdiği tahribata dikkat çeken İbrahim Kasun, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Dersim’de uygulanacak maden projeleriyle doğanın dengesi bozulacak, bitki çeşitliliği yok olacak, hayvancılık ve arıcılık artık yapılamayacak. Onun için Dersim’deki maden faaliyetlerinin bir an önce durdurulması için tepkisel faaliyetlerimizi koyuyoruz ve bundan sonra koymaya devam edeceğiz.”

    Maden projelerinin Dersim’in doğasını tahrip etmek amacıyla uygulanmak istendiğini söyleyen Ali Haydar Aşkın, “Maden projelerinin Dersim halkına hiçbir faydası yoktur. Geyiksuyu’nda, Cevizlidre’de ve Sekasur’daki maden projeleri doğayı tahrip eden çalışmalardır. Dersimli bir yurttaş olarak maden projelerine karşıyım. Doğayı ve bizi rahat bıraksınlar başka bir şey istemiyoruz” dedi.

    “DOĞAMIZI VE CANLI YAŞAMINI KORUMAK İÇİN MADEN ÇALIŞMALARINA KARŞIYIZ”

    Maden projelerinin Dersim’i hiçbir zaman kalkındıran bir araç olmadığını belirten Ali Tunç, “Ülkemizdeki maden mantığı tamamen talancı bir mantık. Daha çok doğa tahrip edilerek çalışma yapılıyor o yüzden biz doğamızın tahrip olmaması için maden projelerine karşıyız. Dersim’e lazım olan maden projeleri değil boşaltılmış köylerimizin yeniden inşa olmasıdır” diye belirtti.

    Dersim denildiği zaman ilk olarak doğasının akla geldiğini vurgulayan Hasan Küçük, “Maden projeleri coğrafyamızdaki bitkilere, sulara, dağlarımıza ve canlı yaşamına önemli derecede zarar verebilecek türden çalışmalardır. Doğamızı ve canlı yaşamını korumak için maden çalışmalarına karşıyız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Sivas Kösedağ’da yapılmak istenen pomza maden ocağına tepki-VİDEO

    Sivas Kösedağ’da yapılmak istenen pomza maden ocağına tepki-VİDEO

    PİRHA-Sivas’ın Zara ilçesinde bulunan Köse Dağı’nda yapılmak istenen pomza maden ocağına tepki gösterilerek açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, “Pomza maden ocağı işletmelerinin Kösedağ eteklerinde yaratacağı zararların bilincinde olup “dur” demek zorundayız. Kösedağ yaşamdır, yaşamımızı savunmak zorundayız” denildi.

    Sivas’ın Zara ilçesinde bulunan Köse Dağı’nda yapılmak istenen pomza maden ocağına karşı Kösedağ Çevre Komitesi öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, ‘Doğama dokunma, yok olmasına izin verme’ pankartı açıldı.

    “POMZA KUM OCAĞINA DUR DEMEK ZORUNDAYIZ”

    Yapılan açıklamada, “Pomza maden ocağı işletmelerinin Kösedağ eteklerinde yaratacağı zararların bilincinde olup “dur” demek zorundayız. Köylüler, muhtarlıklar öncülüğünde ortaklaşa bu karardan vaz geçilmesi için hukuki itirazlarını yaptılar. Ancak daha da önemlisi toplumsal duyarlılık. Madencilik doğaya ve canlı varlıklara en fazla zarar veren etkinliklerinden biridir” denildi.

    “YAŞAMIMIZI SAVUNMAK ZORUNDAYIZ”

    Kösedağ’ın birçok köyün ve binlerce insanın içme, sulama suyunu sağladığı vurgulanam açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Maden işletme projesi hayata geçirilirse ne köylüler temiz su kullanabilir ne de Tokat, Amasya ve Samsun üzerinde Karadeniz’e akan Yeşilırmak temiz tutulabilir. Gözenekli pomza tozu derelere karışırsa hem depolarımız bulanacak hem tarlalarımız tuzlanacaktır.

    Çıkacak toz, bitkisel toprağı kaplayacak, tarım veriminin düşmesi ve hayvanlarımızın mera alanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Dünyada sadece Kösedağ’da yetiştiği bilinen bazı endemik bitki türü yok olacak, ekosisteme telafisi olmayan zararlar verilecektir.

    Projenin bütün çevre faktörlerine olan etkileri belirlenecek, değerlendirilecek, alınması gerekli önlemler ile bu önlemlerin etkinliği araştırılacak ve karar organlarına çevre sorunları açısından en doğru yol gösterilecektir. Eğer etkiyi azaltma imkânsız ise o bölgedeki madencilikten vazgeçilmesi gerekecektir. Kösedağ yaşamdır, yaşamımızı savunmak zorundayız.”

    PİRHA/SİVAS

  • Cevizlidere’de madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı-VİDEO

    Cevizlidere’de madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinin Cevizlidere köyünde, madencilik projelerine karşı halk toplantısı düzenlendi. Halk toplantısında yapılan konuşmalarda, maden projelerine karşı birlikte mücadele vurgusu yapıldı. 

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Maden projesinin uygulanacağı yerlerden birisi olan Ovacık’ın Cevizlidere (Merxo) köyünde madencilik projelerine karşı halk toplantısı düzenlendi. Halk toplantısında yapılan konuşmalarda maden projelerine karşı birlikte mücadele vurgusu yapılarak, eğer maden projeleri uygulanırsa İliç’te yaşanan felaketin Dersim’de de yaşanacağı belirtildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Sekasur’da başlatılan çadır nöbeti devam ediyor -VİDEO

    Sekasur’da başlatılan çadır nöbeti devam ediyor -VİDEO

    PİRHA- Hozat’ta pomza madeni ve kum ocağına karşı başlatılan nöbet, ziyaretlerle sürdü.

    Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Bargini köyü ile Pertek ilçesine bağlı Zeve, Orcan ve Desiman köylerinde, 2 bin 200 dönümlük alanda kurulmak istenen pomza ve kum ocağına karşı başlatılan çadır nöbeti devam ediyor.

    Nöbet tutulan alana “Doğama, suyuma ve çevreme dokunma”, “Doğama, suyuma toprağıma çöpünü bırakma”, “Kutsalıma dokunma, madene hayır” pankartları asıldı.

    Nöbet çadırını Almanya Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu üyesi Abidin Özcan ve eşi, Hozatlı klarnetçi Nesimi Ataş, davulcu Bilal Bakır ziyaret etti.

    Ziyarette doğanın talanına karşı mücadele kararlılığı vurgulandı.

    PİRHA/DERSİM

  • İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat: Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz!-VİDEO

    İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat: Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz!-VİDEO

    PİRHA-Son zamanlarda maden şirketi yetkililerinin sık sık köylerine geldiklerini belirten İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat, “Bizler köylüler olarak maden şirketlerine izin vermeyeceğiz. Maden çıkartılacak alan köyün içerisinde olduğu için eğer burada maden çalışmaları başlarsa köyde tarım, hayvancılık, arıcılık yapılamaz. Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz, köylerimize sahip çıkalım” dedi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Çinko, bakır ve gümüş madenlerinin çıkarılacağı Dersim’in İksor (Gözen) köyünde dün maden şirketi yetkilileri fizibilite çalışmaları için köyde incelemeler yaptı.

    İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat, PİRHA’ya konuştu.

    “KÖYLÜLER OLARAK MADEN ŞİRKETLERİNE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Son zamanlarda 4-5 defa maden şirketi yetkililerinin köylerine geldiklerini belirten İksor köyü muhtarı Hüseyin Polat, “Biz köylü olarak maden şirketlerine izin vermeyeceğimizi söyledik ama onlar burada madeni çıkarmak için elimizden geleni yapacağız diyorlar. Maden şirketleri köylüleri yok sayamaz. Köyümüzde tarım ve hayvancılık yapılıyor maden çıkartıldığı zaman insanlar burada yaşayamaz. Birkaç tane insan zengin olacak diye köyümüzü mahvedemezsiniz. Bizler köylüler olarak maden şirketlerine izin vermeyeceğiz. Maden çıkartılacak alan köyün içerisinde olduğu için eğer burada maden çalışmaları başlarsa köyde tarım, hayvancılık, arıcılık yapılamaz. Eğer burada maden çıkarmaya izin verilirse köy diye bir şey kalmaz. Maden projelerinin Dersim halkına bir faydası olmaz, köylerimize sahip çıkalım” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
    -Maden şirketi, Dersim’in İksor köyünde fizibilite çalışmaları yaptı!-VİDEO

  • Maden şirketi, Dersim’in İksor köyünde fizibilite çalışmaları yaptı!-VİDEO

    Maden şirketi, Dersim’in İksor köyünde fizibilite çalışmaları yaptı!-VİDEO

    PİRHA-Dün maden şirketi yetkilileri, Dersim’in İksor (Gözen) köyünde fizibilite çalışmaları için incelemeler yaptı. Munzur Çevre Derneği, İksor köyünü ziyaret edip açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Maden çıkartılacak alan eğimli bir arazi olmasından dolayı maden faaliyeti yapılmaması lazım. Ayrıca maden posası vadiden akan suya karışıp Munzur’a ulaşırsa çevre felaketi meydana gelir” denildi.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Çinko, bakır ve gümüş madenlerinin çıkarılacağı Dersim’in İksor (Gözen) köyünde dün maden şirketi yetkilileri fizibilite çalışmaları için köyde incelemeler yaptı. Munzur Çevre Derneği, İksor köyünü ziyaret edip açıklama yaptı.

    “ÇEVRE FELAKETİ MEYDANA GELİR”

    Maden şirketlerinin birkaç kez İksor’a gelip maden tespitinde bulunduklarını ifade eden Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “İksor’da çinko, bakır ve gümüş madenlerinin olduğunu söylediler. Bizde bugün Munzur Çevre Derneği olarak İksor’a geldik. Maden çıkartılacak alan eğimli bir arazi olmasından dolayı maden faaliyeti yapılmaması lazım. Ayrıca maden posası vadiden akan suya karışıp Munzur’a ulaşırsa çevre felaketi meydana gelir. Halkımızla birlikte maden şirketlerinin karşısında olacağız” dedi.

    “MADEN ŞİRKETLERİNİ TOPRAKLARIMIZA SOKMAYACAĞIZ”

    Dersim’in doğasının yok edilmeyle karşı karşıya olduğunu belirten Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilciliği Yürütme Üyesi Mehmet Kaş, “Ülkenin dört bir tarafında madenlerin tahribat ve çocuklarımızın geleceğini yok edeceğini biliyoruz o yüzden biz her yerde maden projelerinin karşısında olacağız. Maden şirketlerini topraklarımıza sokmayacağız” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM 

  • Elazığ’da maden ocağında göçük

    Elazığ’da maden ocağında göçük

    PİRHA-Elazığ’ın Alacakaya ilçesindeki bir maden ocağında göçük meydana geldi. Bir işçinin enkaz altında mahsur kaldığı belirtiliyor.

    Elazığ’ın Alacakaya ilçesindeki bir madencilik işletmesinde göçük meydana geldi.

    Göçük altında işçilerin kaldığı belirtilirken olay yerine AFAD, UMKE, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

    AFAD’dan yapılan açıklamada bir işçinin mahsur kaldığı bilgisi alındığı belirtilerek “Müdahale ekiplerimiz ivedilikle olay bölgesine sevk edilmiştir.” denildi.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Ovacık Cevizlidere’de madenlere karşı basın açıklaması yapıldı-VİDEO

    Ovacık Cevizlidere’de madenlere karşı basın açıklaması yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Maden tehdidiyle karşı karşıya kalan Dersim’İn Cevizlidere köyünde bir araya gelen çevre örgütü ve siyasi parti temsilcileri, Dersim’in maden sahasına çevrilmek istendiğine dikkat çekerek, “Madeneler geçit vermeyeceğiz” dedi.

    23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Ovacık programı kapsamında, Cevizlidere köyü ziyaret edildi ve halkla birlikte madenlere karşı bir basın açıklaması yapıldı.

    Saat 12.30’da yapılması planlanan basın açıklaması, Munzur Gözeleri ve Cevizlidere köyü girişine kurulan kontrol noktalarındaki işlemler yüzünden saat 14’te yapılabildi. Kimlik kontrolü amacıyla kurulan kontrol noktaları yüzünden bir çok yurttaş etkinliklere katılım göstermedi.

    DEDEF Munzur Koruma Kurulu üyesi Hasan Şen, Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerlerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak ve Munzur Çevre Derneği üyesi Hatun Esen birer konuşma yaptılar.

    Yapılan konuşmalarda, Dersim’in maden sahasına çevrilmek istendiğine dikkat çekilerek, “Madeneler geçit vermeyeceğiz” denildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı yürüyüş: Dersim’de maden istemiyoruz-VİDEO

    Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı yürüyüş: Dersim’de maden istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA- 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 2. gününde Geyiksuyu’nda madencilik projesine tepki göstermek için yürüyüş yapıldı.

    “Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” temasıyla 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali devam ediyor.

    Festivalin ikinci gününde Dersim merkeze bağlı Deşt (Geyiksuyu) köyünde madencilik projesine tepki göstermek için yürüyüş yapıldı. ‘Doğana sahip çık, madene geçit verme’ pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık ‘Dersim’de maden istemiyoruz’ , ‘Doğama, havama, suyuma dokunma’ sloganları atıldı.

    Yürüyüşün ardından Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu ve çevre dernekleri ile siyasi parti temsilcileri konuşma yaptı.

    “YAŞAM ALANLARIMIZI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Dersim coğrafyasında binlerce hektarlık alanın madencilik projeleri için ruhsatlandırıldığını belirten Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Hıdır Yıldız, “Maden şirketleri, pusuda beklemektedir ancak bizler de nöbette olacağız. Doğamızın kıyımına izin vermemeye kararlıyız. Yaşam alanlarımızı savunmaya devam edeceğiz” dedi.

    “MADEN ŞİRKETLERİNE ENGEL OLMAZSAK DERSİM DİYE BİR YER KALMAYACAK”

    Dersim coğrafyasının birçok noktasının tehlike altında olduğuna dikkat çeken Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, “Eğer biz maden şirketlerine engel olmazsak Dersim diye bir yer olmayacak. Birlikte mücadele edersek mutlaka maden şirketlerini engelleriz. Sekasur, Geyiksuyu ve Cevizlidere tek başına bir şey kazanamaz, parçalı bir şekilde mücadele edersek maden şirketleri başarılı olur” diye belirtti.

    “MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Polen Ekoloji Kollektifi’nden Umut Şener, “Bu saldırıları püskürtene kadar doğanın ve yaşamımızın hakkını koruyana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “MADEN PROJELERİ YAŞAMIMIZA ZARAR VERECEKTİR”

    Madencilik projeleri uygulanırsa coğrafyalarının yok olacağını söyleyen CHP Dersim İl Başkanı Kemal Özcan, “Son zamanlarda Dersim’de kanser vakaları arttı. Maden projeleri yaşamımıza zararı verecektir” diye ifade etti.

    “MÜCADELEYİ BİRLİKTE ÖRERSEK KAZANIRIZ”

    Sermayenin her şeye düşman olduğunu vurgulayan Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Elbette ki hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz ama en önemli şey örgütlenmektir. Bizler Sekasur’da, Geyiksuyu’nda, Cevizlidere’de mücadeleyi birlikte örersek kazanırız” dedi.

    “DERSİM HALKI, MADENLER İÇİN MÜCADELESİNİ BAŞLATMIŞTIR”

    Kürdistan coğrafyasının %70’inin maden sahası ilan edildiğini söyleyen ESP MYK Üyesi Orhan Çelebi, “Türkiye’nin her tarafında maden çalışması var. Dersim’in %57’si de maden sahası ilan edildi. Dersim halkı madenlere karşı mücadelesini başlatmıştır ve madenlere geçit vermeyecektir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Cevizlidere köyünde maden keşfi yapıldı, köylüler tepki gösterdi: Maden istemiyoruz-VİDEO

    Cevizlidere köyünde maden keşfi yapıldı, köylüler tepki gösterdi: Maden istemiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Ovacık ilçesinin Merxo (Cevizlidere) köyünde gelen madencilere tepki gösteren Cevizlidere köyü muhtarı Cihan Keskin, “Biz köyümüzde maden istemiyoruz. Bu güzelim coğrafyamızı niye kirletilsin ki?” diye konuştu.

    Türkiye’de yeraltı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Yukarı Fırat havzasında bulunan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor.

    145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, şimdi de 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi.

    Maden projesinin uygulanacağı yerlerden birisi olan Ovacık’ın Cevizlidere (Merxo) köyünde birkaç gün önce maden şirketi yetkilileri köylüler ile görüştü.

    Cevizlidere (Merxo) Köyü muhtarı Cihan Keskin, konuya ilişkin konuştu.

    “KÖYÜMÜZDE MADEN İSTEMİYORUZ”

    3 gün önce köye madencilerin geldiğini belirten Cihan Keskin, “Valilikten ve Elazığ’dan geldiklerini söylediler. Cevizlidere köyünün Biçim mezrasında sondaj çalılması yapacaklarını ifade ettiler. Madenciler sürekli köyümüze geliyor, biz köyümüzde maden istemiyoruz. Şimdi gelenler sondaj çalışmasının 1,5 yıl süreceğini, bakır madenciliği yapacaklarını ve bütün izinleri yetkililerden aldıklarını belirttiler. Biz köyümüzde maden istemiyoruz. Bu güzelim coğrafyamızı niye kirletilsin ki? Niye bozsunlar ki? Köyüne geri dönmek isteyen insanlar var. İnsanlar maden lafını duyduklarında ürküyorlar. İnsanları rahatsız etmesinler. Bu insanlar zaten 1994 yılında yerinden, yurdundan edildiler. Tekrar köylerine geri dönmek istiyorlar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim’deki mermer ocağı canlıları tehdit ediyor-VİDEO

    Dersim’deki mermer ocağı canlıları tehdit ediyor-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Koçpınar köyünde 6 yıldır tüm itirazlara rağmen faaliyet gösteren mermer ocağı, kapanmasına karşın ıslah çalışması yapılmıyor. Köyün 100 metre ötesinde tehlike saçan ocak, insanlar ve hayvanlar için ölüm riskine neden oluyor.

    Dersim’ in Pertek ilçesine bağlı Koçpınar köyünde 2009 yılında açılan mermer ocağı köylülerin yaptığı tüm şikayet ve itirazlarına rağmen çalışmalarına devam etti. Köylüler, mermer ocağının bitkilere, hayvanlara ve insanlara zarar verdiğini belirterek, eylem düzenlemişti.

    6 yılın sonunda faaliyetini durduran şirket, makinalarını maden ocağından götürürken, aylar geçmesine karşın herhangi bir ıslah çalışması yapmadı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, çalışmaları biten maden ocaklarının ıslahına dair eylem planı yaptıklarını duyursa da, bu kararın sahada karşılığı yok.

    Dersim’in Koçpınar köyündeki ELEMAR madencilik adlı şirkete ait mermer ocağında faaliyetler durdurulurken, herhangi bir ıslah çalışması ise yapılmıyor. Köylüler, canlı yaşamı için büyük riskler barındıran mermer ocağının bir an önce ıslah edilmesini istiyor.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER

    ‘Köyümüzde mermer ocağını istemiyoruz’

  • Soma Katliamı’nın 11. yılı: Sorumlular hesap vermedi!

    Soma Katliamı’nın 11. yılı: Sorumlular hesap vermedi!

    PİRHA- Soma’da alınmayan önlemler yüzünden 301 işçinin yaşamını yitirdiği, 301 ailenin yüreğini yakan ve sorumluların cezasızlık politikası ile serbest bırakıldığı katliamın üzerinden 11 yıl geçti. 13 Mayıs 2014‘te Soma Kömürleri AŞ’ye ait Eynez Ocağı’nda 301 madencinin can verdiği, 700 işçinin yaralandığı ülke tarihinin en büyük işçi katliamı yaşandı.

     

    Uzun yıllar süren dava sürecinde patronun ihmalleri ve katliamın göz göre göre geldiği mahkeme tutanaklarına, bilirkişi raporlarına da yansıdı. Ailelerin yüreği soğumamışken dava sonucunda patrona ve diğer sorumlulara ödül gibi cezalar verildi. Yetmedi katliamın sorumluluğu mahkeme tarafından tescillenmiş olan patron Can Gürkan serbest bırakıldı. Kamu görevlilerin yargılanması engellendi, madenci ailelerinin avukatı ise tutuklandı. Geriye ise gözü yaşlı aileler, kadınlar, babasız büyüyen çocuklar kaldı.

    Soma Katliamı Davası’nın 11 Temmuz 2018 günü görülen karar duruşmasında Maden Patronu Sanık Can Gürkan’a, taksirle öldürme suçundan 15 yıl hapsine ve 3 yıl maden işletme işinden men edilmesine karar verildi.

    Sanıklar Genel Müdür Ramazan Doğru, Akın Çelik, İsmail Adalı, Ertan Ersoy, Memet Ali Günay Çelik, Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Hilmi Karakoç, Hüseyin Alkan, Mehmet Erez, Haluk Evinç, Fuat Ünal Aydın, Murat Bodur hakkında ise 7 yıl ile 22 yıl arası hapis cezaları verildi.

    Dava daha sonra istinafa taşındı. İstinaf Mahkemesi Patron Can Gürkan’ın serbest bırakılmasına, maden işletmeme cezasının da kaldırılmasına karar verdi. Yani şu an dışarıda olan, 301 madencinin ölümünde sorumlu olduğu mahkemece tescillenmiş Can Gürkan istediği zaman bir maden işletebilecek.

    Soma’da 2006 yılına kadar Türkiye Kömür İşletmelerine ait olan ocak, 2006 yılında ihaleyle Park Teknik’e verildi. Ancak Park Teknik, 2009 yılında “İleride telafisi mümkün olmayan olayların çıkma ve yangın ihtimaline karşı” ihaleyi geri vermek istedi. Riskli olan ocağın ihalesini TKİ, Soma AŞ’ye verdi.

    Devlet şirkete ocağı rödovans sistemiyle, yani ne kadar kömür çıkarsa çıksın hepsini alma garantisiyle verdi. Maden Mühendisleri Odası kaza ile ilgili hazırladığı raporda 2009 yılında 230 bin ton olan üretimin bir yılda 10 kat arttırılarak 2.6 milyon tona çıkarıldığını açıkladı. Maliyet düşürüldü. Soma AŞ Patronu Alp Gürkan da katliamdan önce yaptığı bir açıklamada, “Özel sektörün çalışma tarzıyla” üretim maliyetlerini 140 dolardan 23.8 dolara indirdiklerini anlattı.

    MADENDE DAYIBAŞI SİSTEMİ

    İşçi sayısı ve üretimin armasına rağmen ocaktaki havalandırma kapasitesi ve şartlarında ise bir değişiklik olmadı, hatta koşullar daha da ağırlaştı. İşçilere “hadi hadi” denilerek üretim baskısı yapıldığı ortaya çıktı. Şirketin “dayıbaşı” yöntemiyle taşeron işçi çalıştırdığı ortaya çıktı. Sisteme göre işçi yasal olarak ana işverene bağlı gözüküyor, ama fiilen patronu “dayıbaşı” oluyor. İşçinin işe devam edip etmemesinden, alacağı prime kadar her şeye “dayıbaşı” karar veriyor. Dayıbaşları işçiye tokat atacak kadar, işçi üzerinde baskı kurabiliyor.

    İşe başlamadan önce işçilere yalnızca üç gün eğitim verildi. Bir kaza durumunda ne yapılacağı öğretilmedi. Yalnızca tehlike anında çıkışa yönelmeleri gerektiği söylendi. Bazı işçilere hiç eğitim verilmedi, sadece eğitim aldıklarına dair kağıt imzalatıldı.

    KATLİAMIN OLDUĞU GÜN 46 DERECEYDİ

    Katliamdan 4-5 ay önce U3 bölgesinde bir göçme yaşandı ve sıcaklık artışı başladı. Ocakta bariz bir şekilde sıcaklık artışı olduğunu söyleyen işçiler, bunu ilettiklerinde ‘Biz farkındayız’ denilerek terslendi. Sonradan bilirkişi raporlarında yer alan ifadelere göre, yer altındaki karbonmonoksit miktarını ölçen sensörler, faciayı aylar önceden haber verdi. 50 PPM’yi aşmaması gereken karbonmonoksit miktarı beş ay boyunca defalarca bu sınırı geçtiği ve hatta 500 PPM’ye kadar ulaştığı halde, sensörlerin uyarısına kulak asılmadı. Ayrıca oksijen miktarı da çok kez yüzde 19’un altına düşmesine rağmen maden boşaltılmadı. Gaz ölçümlerinden sorumlu teknik nezaretçiler 15 günde bir hazırladıkları onaylı deftere karbonmonoksit yükselişlerini geçirmedi. Öte yandan, madende 30 dereceyi aşmaması gereken kuru sıcaklık miktarı, faciadan önceki bir haftadan itibaren 46 dereceye kadar yükseldi. Katliamın olduğu gün de madendeki sıcaklık 46 dereceydi.

    GAZ MASKELERİ BOZUK ÇIKMIŞTI

    İşçileri zehirli gazlardan koruması gereken maskeler de bozuk çıkmıştı. Maskeler yıllarca denetimden geçmemişti. Ayrıca işçileri koruyabilmesi için de uygun değildi. Maden faciasında kıl payı ölümden kurtulan işçiler, ocağa duman dolup nefes alamamaya başladıklarında, kendilerine verilen gaz maskelerini açtıklarını, ancak hepsinin küflü çıktığını söyledi. İşçilerin buldukları testerelerle hava borularını kesip, bu sayede hayata tutunduklarını söyledi.

    SAYIŞTAY RAPORUNDA DEVLETE KÖMÜR DİYE TAŞ SATILDIĞI BELİRTİLMİŞTİ

    Sayıştay denetçilerinin hazırladığı denetim raporunda 2013 yılında Türkiye Kömür İşletmeleri ve Türkiye Taş Kömürü Kurumunun faaliyetleri mercek altına almıştı. Raporun üç sayfalık bölümünde “Elbette ki tüvenan (ayrıştırılmamış) tipi kömür taş-kömür karışımıdır” dendi. Bu ifadeler Soma’daki madencilerin, “Biraz da taş basın. Eğer kömür yoksa taş mı yok. Taş yollayın derlerdi” sözleriyle örtüşüyor. Sayıştay raporuna göre Soma AŞ 2013 yılında devlete 2.3 milyon ton teslimat yaptı. Sayıştayın mercek altına aldığı 1 milyon 549 bin 311 ton karışım yıkamaya verildi. Bundan da sadece 768 bin 791 ton temiz kömür elde edilebildi. Kalan 780 bin 520 ton çöpe gitti.

    SENDİKA YÖNETİCİLERİNİ PATRON SEÇİYORDU

    Soma Katliamı’nın ortaya çıkardığı gerçeklerden biri de işçilerin üyesi olduğu sendikanın yöneticilerinin, işçilerin değil patronun tarafında olmasıydı. Özellikle özel şirketlerde ve 6 binin üzerinde işçinin çalıştığı Soma Kömürleri AŞ’de işçiler ocaktan çıkarken şirket yetkililerinin ellerine verdiği zarfları sandığa atarak işverenlerin listesindeki delegeleri seçti. O delegeler de yine şirket yönetiminin belirlediği şube başkan ve yöneticilerine kongrede oy atarak şube yönetimini belirledi. Daha sonra ise Eski Şube Başkanı Tamer Küçükgencay da dahil işçilerin Soma’da istemediği 3 şube yöneticisi, Eski Genel Başkan Nurettin Akçul’un listesiyle genel merkez yöneticiliğine seçildi.

    DAVADA HEYET DEĞİŞTİ, İŞÇİ AİLELERİNİN AVUKATI TUTUKLANDI

    Soma’da 2014 yılında meydana gelen ve 301 işçinin yaşamını yitirdiği dava mart 2015’te mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başladı.

    Daha önce olası kastla yargılanan (sanığın alacağı ceza ölen kişi sayısına çarpılır) sanıklar, katliamın “FETÖ” tarafından yapılan bir sabotaj olduğunu iddia etti. Sanıkların bu iddiası araştırılırken davayı yürüten ve soruşturmaya hakim olan mahkeme heyeti değişti ve savcı. Mahkeme başkanlığına Afşin Elbistan B Termik Santralinin Çöllolar kömür sahasında yaşanan ve 11 işçinin yaşamını yitirdiği, 9 işçinin cenazelerinin ise halen toprak altında olduğu iş cinayeti davasında, sanıklara sadece para cezası veren Hakim Salih Pehlivanoğlu atandı. Aynı zamanda davanın savcısı da değişti. Savcı mütalaasında, olayın ailelerin ve avukatların talebi olan olası kasta değil, bilinçli taksirle (Ölen kişi sayısına bakılmaksızın verilen, üst sınırı 22.5 yıl olan ceza) meydana geldiğini değerlendirdiğini söyledi.

    Dava sürerken işçi ailelerinin avukatı Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı ise tutuklandı. Yargıtay 3’üncü Ceza Dairesi, 12 yıl hapis cezasına çarptırılan ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın cezasını 10 yıl 15 ay olarak ‘düzelterek’ onadı. 

    Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan’ın mal varlığına el koydu. Ancak Alp Gürkan adına kayıtlı 7 taşınmaz için 36 milyon 600 bin TL muhammen bedel tespiti yapıldığı, ancak satış öncesi Alp Gürkan’la imzalanan sulh sözleşmesi gereği satışların geri çekildiği belirtildi.

    Hükümet adına tüm açıklamaları olayın hemen ardından Soma’ya gelen dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız yaptı. Taner Yıldız katliama özelleştirmenin davetiye çıkardığı yönündeki ifadelerle ilgili, hükümetin bu politikadan vazgeçmesinin doğru olmayacağını söyledi. Daha sonra da Soma yasası olarak bilinen düzenlemeyle maden patronlarına kıyaklar yapıldı. Düzenlemeye göre kömür madenlerinde yapılan maaş düzenlemeleri nedeniyle işletmelere devlet desteği geldi. Yer altı kömür işletmelerine asgari ücretin iki katı ödenmesi, çalışma sürelerinin kısalması ve yıllık izin gün sayısının artması nedeniyle oluşan maliyetler sebebiyle maden patronlarına destek verildi. İşçiler için ise 2 bin TL’lik maaş asgari ücretin iki katı oldu. Emeklilik yaşı 49 olacaktı, 50 olarak düzenlendi. Taşeron sistemi kaldırılmadı. Haftalık çalışma süresi sadece yer altında çalışan maden işçileri için 36 saat yapılırken, vardiya değişimi yer altında yapıldığı için çalışma saati fiilen yine 45 saatte bırakıldı.

    ERDOĞAN ‘SORUMLU KİM’ SORUSUNA ‘FITRAT’ DEMİŞTİ

    Katliamın ardından Soma’ya giden Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir gazeteci tarafından kendisine yöneltilen “Sorumluluk kime ait?” sorusuna, olay 2014’te yaşanmasına rağmen 1800’lü yıllarda meydana gelen madenci ölümlerini örnek göstererek yanıt vermişti. Erdoğan, “Bu ocakların bu noktada bu tür kazaları sürekli olan şeyler. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” demişti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    Sivas Tekke köyündeki mermer ocağına verilen ‘ÇED raporu’ duruşması görüldü-VİDEO

    PİRHA- Sivas Kangal’a bağlı Tekke köyündeki mermer ocağına yönelik verilen ‘ÇED olumlu’ kararının iptali için açılan davanın duruşması bugün görüldü. Avukat Berat Aslı Han, “4 köyün içme ve tarım sulaması sağlayan Davulbaz Göleti’nin ve bölgede bulunan 700 yıllık tescili anıt ağacının ÇED raporunda geçmediğini, yapılacak maden ocağının Alevi inanç merkezi olan Samut Baba Tekkesi’ne vereceği zararı belirttik” dedi. 

    Sivas’ın Kangal ilçesi Tekke köyünde halkın itirazına ve mahkeme kararlarına mermer ocağı açılmıştı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın aldığı ‘”ÇED olumlu” kararının iptali davası bugün Sivas İdare Mahkemesi’nde görüldü.

    Sivas İdare Mahkemesi’nde görülen davaya Sivas Çevre Platformu üyeleri, dava avukatlarından Berat Aslı Han, Barış Barışık ve Tekke köylüleri katıldı.

    “MADEN ŞİRKETİ 4,5 AYDA BÖLGEYE VEREBİLECEĞİ ZARARI VERDİ”

    Duruşmadan sonra açıklama yapan Avukat Berat Aslı Han, yürütmeyi durdurma aldıkları süreçte maden şirketinin 4,5 ayda bölgeye çokça zarar verdiğini belirterek, “Bu adalet herkese lazım olacak. Bizler davamızda bölgenin durumunu özetledik. Mermer alanı açılmak istenen alanın birkaç kilometre ilerisinde zaten mermer olacakları açılmış. Ve yeterli verim alınmadığı için bu ocaklar kapatılmış. Kangal Tekkesi köyünün Sivas gibi bozkırda yeşil alanları ve sularıyla bir vaha alanı olduğu belirttik. Yapılacak maden projesi suları, tarımı ve hayvancılığı etkileyecek. 7 Haziran’da bir keşif gerçekleşti. Bilir kişiler ile maden ocağından köye kadar yürüdük. Bilirkişiler rapor tam 5 ay 10 günde hazırladı. Lehimize bir rapor geldi ancak karşı tarafında itirazı doğrultusunda dosya ek rapora gitti. Şubat 2025 yılında durdurma kararı alabildik. 14 ay sonra gelen yürütmeyi durdurma karası sonrasında  maden şirketi 4 buçuk ay boyunca maden ocağını işletti. Çevreye verebileceği zararı zaten verdi. Biz bunun ıslahı içinde gerekli hukuki yollara başvuracağız” dedi.

    “ALEVİ İNANÇ MERKEZİ SAMUT BABA ZARAR GÖRECEK”

    Han, ‘ÇED olumlu’ raporunun iptalini beklediklerini kaydederek, “4 köyün içme ve tarım sağlayan Davulbaz Göleti’nin ve bölgede bulunan 700 yıllık tescili anıt ağacının ÇED raporunda geçmediğini, yapılacak maden ocağının Alevi inanç merkezi olan Samut Baba Tekkesi’ vereceği zararı belirttik. En kısa zamanda bu olumlu ÇED raporunun iptalini bekliyoruz” diye konuştu.

    “SİVAS VAHŞİ MADENCİLİKLE TARUMAR EDİLİYOR”

    Sivas Çevre Platformu adına konuşan Adnan Yılmaz ise, “Sivas’ın bütün yaşam alanları ne yazık ki vahşi madencilik ile tarumar edilmektedir. Tekke köyü bunun son örneklerinden birisidir. Biz yaşam savunucuları olarak hayata dair her şeyi savunmaya devam edeceğiz” diye belirtti.

    Tekke köyünden Süleyman Ülger de maden ocağının aktifleşmesi durumunda kimsenin köyüne gelemeyeceğini ifade ederek, “Metropollerde yaşayan 500 tane emekli insanımız var. Ortalama emekli maaşları ise 15 bin TL. 500 insanın yarısı yazın köyüne geliyor. Böylesi bir ekonomik krizde insanların gelerek bahçelerinde tarım yapıyor. Kışlık yiyeceğini çıkarıyor. Maden hayata geçerse insanların gelmesinin artık bir gereği yok” şeklinde konuştu.

    PİRHA/SİVAS