PİRHA- Çepni Dedesi Bektaş Piroğlu, Manisa’da Çepnidere köyünde verilen aşure lokması sırasında yaptığı konuşma sırasında kalp krizi geçirdi. Piroğlu hastaneye kaldırıldı.
Manisa’nın Turgutlu ilçesine bağlı Çepnidere köyünde verilen aşure lokması sırasında bir konuşma yapan Dede Bektaş Piroğlu kalp krizi geçirdi.
İlk anda bulunduğu yerde doktorlar müdahale ettikten sonra Piroğlu hastaneye kaldırıldı.
Çepnidere köyünde 12 gün tutulan matem orucunun ardından bugün aşure lokması veriliyordu. Lokma sonrası ise Çepni Dedesi Bektaş Piroğlu’nun yürüteceği cem tutulacaktı.
Piroğlu, aşure lokması dolayısıyla yaptığı konuşmada, “Biz Kerbela’dan bugüne İmam Hüseyinlerin yasını çekiyoruz. İmam Hüseyin ‘Ben ölürsem beni mezara dik koyun’ demiştir. Onun için bizim ilkelerimiz, Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan Abdal’ın, Nesimi’nin, ustalarımızın nasihatı vardır; 72 millete bir nazarla bakılsın. ” dedi.
Dede Piroğlu, tansiyonunun düştüğünü söyleyip özür dileyerek konuşmasını yarıda kesmek zorunda kaldı.
Piroğlu’na bulunduğu yerde doktorlar müdahale ederken, kalp krizi geçirdiği anlaşıldı. Piroğlu daha sonra ise acilen hastaneye kaldırıldı.
301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı’nın gerekçeli kararına göre, ‘facia bir anlık olay değil’, yapısal sorunlar baştan beri biliniyordu.
Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 5’i tutuklu, 51 sanıklı davada cezaları içeren kısa kararını daha önce açıklayan mahkeme, gerekçeli kararını hazırladı. Kararda, “Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın, ocaktaki yangınlardan ve yapısal eksikliklerinden en baştan itibaren haberdar olduğu hususu mahkememiz tarafından kabul edilmiştir” denildi. Mahkeme bu tespite rağmen patrona sadece 15 yıl ceza verdi.
Soma ailelerinin Avukatı Can Atalay, “Dosya kapsamında Can Gürkan’ın da diğer sanıkların da olayın olacak olduğunu riskli gördükleri, bu riske ilişkin olarak alınması gereken önlemleri saptadıkları, bunu projelendirdikleri, buna rağmen bu önlemleri almadıkları çok açık şekilde saptanmış. Buna rağmen bu cezalar verildi. Buna rağmen bu kararın çıkmasının nedeni kar hırsı” değerlendirmesinde bulundu.
DHA’dan Taylan Yıldırım’ın haberine göre mahkeme heyeti, yaklaşık 1,5 aylık aradan sonra gerekçeli kararı yazdı. Sanıkların savunmalarından mağdur ailelerin anlatımlarına, yaralı kurtulanların tanıklıklarından sanıklara yönelik değerlendirmelere kadar pek çok konuya yer verilen gerekçeli karar, 5 bin 820 sayfadan oluşuyor.
“FACİA BİR ANLIK OLAY DEĞİL”
Mahkeme heyeti, Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve davanın bir numaralı sanığı Can Gürkan’a ait bölümdeki değerlendirmelerinde çarpıcı tespitlere yer verdi: “Can Gürkan’ın Eynez ocağındaki yangınlardan ve ocağın yapısal eksikliklerinden, ocağın devir alındığı tarihten, yani en baştan itibaren şirketin yönetimi kurulu başkanı olan sanığın, haberdar olduğu hususu mahkememiz tarafından kabul edilmiştir.” Olaya dair değerlendirmelerini sürdüren mahkeme heyeti, “İddianameye konu olayın en önemli ve temel nedenleri, yönetim anlayış ve uygulamalarından kaynaklanan yapısal nitelikte nedenlerdir. Olay, bir anlık hatalı uygulama, bir işçinin yanlış bir davranışına münhasıran bir vardiyaya tesadüf eden bir icrai hareket gibi anlık kusurlu bir harekete dayanmamaktadır. İddianameye konu olan olayın meydana gelmesinin somut olay üzerinden örneklemek gerekir ise yıllık 1.5 milyon ton kömür üretimine göre planlanmış ocak altyapısına rağmen, Haziran 2011 tarihli ek uygulama revize projesiyle projelendirilen S panolarına yönelik ikinci hava yolu paralel havalandırma yolunun uygulamaya geçirilmeyip, mevcut öngörülen riskli durum ile üretime devam etme ve yıllık 3.5 milyon ton olmak üzere uzun zamana yayılan hareketlerin birikimi olmuştur. Özellikle, meydana gelen yangının zararlı etkilerini arttırıcı nitelikteki havalandırma sorununun uzun yıllar şirket yönetim kurulu üyeliği yapıp, kaza tarihinde ise şirket yönetim kurulu başkanı sıfatına haiz sanık Can Gürkan tarafından oluşturulan mekanizasyona bağlı hızlı üretim artışı temelli üretim anlayış ve yaklaşımı doğrultusunda bu yönü ile karar alma yetkisi kapsamında işletme organizasyonunu aşan yapısal nitelikte bir kusur ve problem olduğu açıktır. Gerçekten, işletilen ocak yüksek risk içermekte olup, bu risklerle yukarıda belirtildiği üzere yüklenici şirket yönetim kurulu başkanı tarafından bizzat bilinmektedir.”
ÖDÜL GİBİ CEZALAR VERİLMİŞTİ
Soma’da 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen faciada, 301 madencinin yaşamını yitirmesinin ardından başlatılan adli soruşturmada, haklarında, ‘Olası kastla öldürme’, ‘Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’, ‘Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama’ suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle haklarında dava açılan toplam 51 sanık, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. 11 Temmuz’da mahkeme heyeti, kısa kararını açıkladı. Mahkeme Başkanı Salih Pehlivanoğlu’nun açıkladığı karara göre, Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan 15 yıl, Soma Kömür İşletmeleri AŞ Genel Müdürü Ramazan Doğru 22 yıl 6 ay, maden mühendisi ve İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı 22 yıl 6 ay, İşletme Müdürü Akın Çelik 18 yıl 9 ay, maden mühendisi Ertan Ersoy 18 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Mahkeme ayrıca Can Gürkan’ı 3 yıl süreyle maden faaliyetlerinde bulunmaktan men etti. Davada, tutuksuz yargılanan sanıklardan emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik’e 11 yıl 8 ay, maden mühendisleri Yasin Kurnaz ve Hilmi Kazık’a 10 yıl 10’ar ay, Yönetim Kurulu Üyesi Haluk Sevinç, çalışanlardan Hilmi Karakoç, Mehmet Eres, Hüseyin Alkan, Fuat Ünal Aydın’a 8 yıl 4’er ay ve Murat Bodur’a 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Aralarında şirketin patronu Alp Gürkan’ın da bulunduğu 37 kişi beraat etti. (HABER MERKEZİ)
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, Temmuz ayında erkekler 37 kadını öldürdü. 433 çocuğun cinsel saldırıya maruz bırakıldığı belirtilen raporda, 41 kadının da cinsel şiddete uğradığı kaydedildi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2018 Temmuz ayı raporunu açıkladı.
Rapora göre Temmuz ayında 37 kadın, erkekler tarafından öldürüldü. Kadınların 16’sının neden ve kim tarafından öldürüldüğü tespit edilmezken, 10’u intihar veya başka bir sebep gösterilerek ‘şüpheli ölüm’ olarak kayıtlara geçti.
Raporda öne çıkan diğer veriler şöyle:
Bu ay içerisinde en çok kadın cinayetinin işlendiği iller: İstanbul (7), Antalya (3), Konya (3), Manisa (3).
Kadınlardan 7’si kendi hayatına dair karar almak isterken, 1’i boşanmak istediği için ve 3’ü ekonomik gerekçelerle öldürüldü.
Kadınların 15’inin faili meçhul, 9’u akrabası ya da tanıdığı kişiler tarafından, 7’si evli olduğu erkek, 2’si birlikte olduğu erkek, 2’si oğlu, 11’i erkek kardeşi ve 1’i imam nikahlı olduğu erkek tarafından öldürüldü.
Öldürülen kadınların 10’u 36-65 yaş aralığında, 4’ü 26-35 yaş aralığında, 6’sı 19-25 yaş aralığında.
Samsun’da nefret cinayeti
Ayrıca bu ay Samsun’da trans bir kadın da nefret cinayeti sonucu yaşamını yitirdi.
Cinayeti işleyen erkek, “erkekliğime laf etti, öldürdüm” şeklinde ifade kullandı.
Cinsel istismar
Çocuk istismarı ve cinsel şiddetin de devam ettiği belirtilen raporda, sadece basına yansıyan verilere göre Temmuz ayında 433 çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı kaydedildi.
Cinsel şiddet
Yine basından derlenen verilere göre Temmuz ayında 41 kadına cinsel şiddete maruz bırakıldı.
Kadınların 29’u tanımadığı kişiler tarafından saldırıya uğradı. Bu 29 kadının 7’si sokakta şiddete maruz kalırken 6’sı evde şiddete uğradı.
PİRHA- 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma’daki maden faciasına ilişkin dava Manisa Akhisar’da 26 Mart günü görülecek. Duruşmaya çağrı yapan Soma Katliamı davası avukatlarından Evren İşler, katliamın unutturulmaya çalışıldığına dikkat çekti.
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te, Soma Holdingin işlettiği Eynez maden ocağında çıkan yangın sonucu 301 işçi hayatını kaybetmiş, 162 kişi de yaralanmıştı.
Tüm ülkeyi yasa boğan bu büyük katliama ilişkin açılan dava 13 Nisan 2015’te Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Geçen 3 yıllık sürede sanık ve tanık ifadeleri ile bilirkişi raporları tamamlanmasına, deliller toplanmasına rağmen dava halen karara bağlanmadı.
5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı ve bir yıldır aynı aşamada olan dava 26 Mart’ta Manisa Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Davanın sürüncemede bırakıldığını vurgulayan Soma Katliamı davası avukatlarından Evren İşler, “Üç yıldır her duruşma öncesi tekrarladığımız çağrıyı tekrarlıyoruz; 26 Mart’ta herkesi Akhisar’a bekliyoruz. Soma’nın unutulmamasını, unutturulmamasını istiyoruz herkesten” ifadelerini kullandı.
PİRHA – Manisa’da yaşayan Aleviler bu zor süreçte birlik ve beraberliği hakim kılmak ve dayanışma içinde olmak için Birlik Cemi yapacaklar. Manisa’da yapılacak olan Birlik Cemi için Pir Haber Ajansı’na konuşan Bektaş Piroğlu dede, “Alevilik hangi koşullarda olursa olsun yaşam içinde bir birlik ve beraberlik ister” dedi.
Haberin Videosu
Manisa’da yaşayan Aleviler Türkiye’nin ve Alevilerin içinde bulunduğu bu zor süreçte birlik ve beraberlik içinde olunması için 10 Şubat’ta Birlik Cemi yapacaklar. Cemi, Çepni Dedesi Bektaş Piroğlu yürütecek.
“Alevilik hangi koşulda olursa olsun yaşam içinde bir birlik ve beraberlik ister” diyen Piroğlu, “Şu ocak bu ocak diye Alevilikte öyle bir benlik olamaz. Ancak Manisa’da benlik durumu oluşmuş. Bu duruma kişisel olarak üzüntü duyuyorum. Duruma ilişkin orada yaşayan arkadaşlar ile görüştük ve bir Birlik Cemi yapmaya karar verdik” dedi.
Piroğlu, “Bu cemde Aleviliğin yönü nedir, birliği nedir ve birbirimiz ile bağdaşmamız nasıl olacaktır gibi inançsal bazda konular konuşulacak. Konuya ilişkin oradaki bazı dedeler ile de görüştüm ve fikir aldım. Onlar da yapacağımız bu Birlik Cemi’ne onay verdi. Bu ceme katkı sağlayarak burada yaşanan sorunları gidermeye yardımcı olacaklarını ifade ettiler” diye konuştu.
Çepni Dedesi Bektaş Piroğlu Manisa’da yapılacak olan Birlik Cemi’ne ilişkin son olarak şunları kaydetti:
“Manisa’da bulunan tüm Aleviler umarım kendi kendilerine çatal ağzı olmaz ve bir birlik içinde olurlar. Bu birliği de yaratmak için 10 Şubatta Manisa’da Birlik Cemi yapacağız.” (HABER MERKEZİ)
Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin görülen davanın 20. duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görüldü. Duruşmaya yarın sabah devam edilecek.
Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliama dair 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı davanın 20. blok duruşması bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tutuklu sanıkların hazır bulunduğu duruşmaya tutuksuz sanıklar ve avukatları, müşteki avukatları ve aileler katıldı.
Duruşmada EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Eğitim Sen MYK Üyesi Özgür Bozdoğan, çeşitli dernek ve siyasi parti temsilcileri de yer aldı.
“FAİLLERİ YARGILAMAK İLE YÜKÜMLÜSÜZ”
Ailelerin avukatlarından Can Atalay, Adalet Bakanlığının yargılamaya doğrudan müdahale ettiğini belirterek şunları söyledi: “Savcı esas hakkındaki görüşlerini bildirmemekte. Dolayısıyla biz de esas hakkındaki beyannameyi tekrarlamak zorunda kalıyoruz. Ceza yargılamasının temel kuralları ihlal ediliyor. Fiilin niteliğinin değerlendirilmesi konusunda farklı bir karar verebilirsiniz ama iddianamede yer alan fiili değiştiremezsiniz. Başka kimse bu dosyanın faili değildir, siz bu failleri yargılamakla yükümlüsünüz.”
“FACİYA SİNYALİ 2010’DA VERİLDİ”
Ailelerin avukatları daha önceki duruşmalarda yaptıkları detaylı sunumu yeniden savunmaya ekledi. Özellikle madende metan gazının ve yangınların olduğunu ifade eden avukatlar, bu duruma ilişkin TKİ’nin ve Soma AŞ’nin haberinin olduğuna dair belgeleri gösterdi. 2010 yılında, şirket tarafından madende metan bulunduğuna dair, Ramazan Doğru’nun imzasıyla TKİ Müdürü Efkan Kurt’a belge gönderildiği açıklandı. Özellikle A ve D panolarında bulunan metanın miktarı ve vereceği zarar da açık biçimde yer aldı. Avukatlar, TKİ komisyonundan Prof. Dr. Bahtiyar Ünlü’nün metan tespiti yaptığını, 2011 yılında ise hazırlanan başka bir raporda buradaki metana müdahale edilmediği sürece büyük bir faciaya sebep olabileceği ifadelerinin yer aldığını aktardı.
TKİ ile yapılan yazışmaların tümünde Ramazan Doğru ve Süleyman Sarı’nın imzalarınun bulunduğu ve bu belgelerin TKİ’den Efkan Kurt ve Adem Ormanoğlu’ya sunulduğu belirtildi. Yapılması planlanan 3. havalandırmanın yapılmamasını büyük bir ihlal olarak değerlendiren avukatlar, son olarak madendeki ısınmalara da değindi.
“KATLİAMIN ASIL SEBEBİ ÜRETİM BASKISIDIR”
Olayın meydana gelmesinde metan ve galerilerdeki ısınmaların etkili olduğunu, bunların bilirkişi raporlarında da yer aldığını belirten avukatlar, daha sonra dayı başı, rodevans ve işçi sağlığı ve güvenliği sistemi ile ilgili önceki savunmalarını tekrarlayarak, “Katliamın asıl sebebi üretim baskısıdır” dedi.
Özellikle sendikanın patronla birlikte hareket ettiği ve işçilerin haklarının yok sayıldığını söyleyen avukatlar, “Dayı başı sisteminin maden içerisindeki yaygın olmasının sebebi de bu” dedi. Avukatlar, Meclis araştırma komisyonunun dayı başlarının hesaplarının incelenmesini talep etmesine rağmen savcılığın bu konuda hiçbir çalışma yapmadığını söyledi.
“SOMA’NIN KÖMÜRÜ KATİLLERİ BOĞACAK”
Duruşma öncesi madenci yakınlarının aileleri ve siyasi partiler Akhisar gar önünde toplanarak duruşma salonuna kadar yürüyüş yaptı. Yaşamını yitiren 301 madencinin isminin yazılı olduğu pankart ile yürüyen aileler, “301’in hesabı sorulacak” , “Soma’nın kömürü katilleri yakacak” sloganlarını attı.
“BU TÜM EMEKÇİLERİN VE EMEĞİN DAVASIDIR”
Adalet talep eden aileler, dava avukatlarından ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklu bulunmasına da tepki gösterdi. Açıklamada konuşan avukat Can Atalay ise, “Bu sadece ailelerin değil tüm emekçilerin ve emeği savunanların davasıdır. Bu davaya Türkiye sahip çıkarsa adalet yerini bulur” dedi.
Müşteki avukatları verilen aradan sonra devam edilen duruşmada ilk olarak işveren ve işveren vekillerinin sorumluklarına değinen sunum gerçekleştirdi. Sürekli artan bir üretim zorlamasının olduğu ancak altyapının olmadığı belirtilen sunumda, işveren vekillerinin ve yönetimin işverenle birlikte hareket ettiği ifade edildi.
Sunumu anlatan avukatlar, “Alp Gürkan’ın illa belge üzerinde yetkili olmasına gerek yok, fiili durum zaten ortada. Faaliyete başladıktan sonra alınan önlemler vekillerin oluyor, başlamadan önce ise sorumluluk işverendedir. Burada iş güvenliği için önlemler askıya alındığı zaman işveren daha fazla kazanır” denildi.
“TEFTİŞ KURULU VE MÜFETTİŞLERDE YARGILANMALI”
Manisa’da açılan soruşturmaya ilişkin konuşan müşteki avukatlarından Nergiz Tuba Aslan, “Cumhuriyet başsavcısı sizden belge saklayamaz ama burada gizlik kararı var denilerek mahkemenize gerekçeli bir sebep belirtilmiyor” dedi. Yaşanan olayla ilgili sanıkların hepsinin aynı suçlamadan yargılanmaması gerektiğini anlatan Aslan, “Üç blok ceza talebimiz var. Bunlar olası katız, bilinçli taksir ve birden fazla kişiyi taksirle öldürmektir. Belli fiiller üzerinden belli failler için bu cezaları talep ediyoruz” dedi. Sadece yargılanan sanıkların sorumluluğu olmadığını da hatırlatan Aslan, “TKİ ve ELİ başmühendisleri, maden işleri genel müdürü, teftiş kurulu başkanı üyeleri ile dört yıldır denetimde bulunan müfettişlerinin de yargılanması gerekmektedir” dedi.
“YARGILAMA ADİL VE TARAFSIZ YAPILMALIDIR”
Müşteki avukatlarından Seçil Ege Değerli, “Bu dava işçi sınıfı ve sermaye arasında geçen bir davadır. Maddi gerçeklik dosyada mevcuttur. Dosyanın maddi gerçeklikten koparılıp başka yerlere çekilmeden sonuçlanmasını bekliyoruz. Yargılama adil ve tarafsız bir şekilde yapılmalıdır” dedi.
Daha sonra söz alan müşteki avukatlarından Berrin Demir ise sanıklara seslenerek, “Sizin pırıltılı hayatınız asgari ücret ile yer altında çalışan işçinin hayatından daha değerli değil. Bir yıldır davanın sonuçlanmasını bekliyoruz. Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.
“ADALETİ HALEN MADENLERDE ÇALIŞANLAR İÇİN İSTİYORUZ”
Mahkeme heyeti daha sonra sözlü madenci yakınlara verdi. Adalet yerini bulunan kadar davanın takipçisi olacaklarını belirten aileler, uzun zamandır duruşmanın tekrar düştüğünü bu yüzden adalete bir güvenlerinin kalmadığını ifade ederek, özellikle adaleti hala madenlere çalışan işçiler için istediklerini vurguladı. Mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi. (HABER MERKEZİ)
PİRHA- Manisa’da Hafsa Sultan Mahallesi’nde yaşayan ve evinin duvarı işaretlenen Alevi vatandaş Kazım İnce’yi ziyaret eden Alevi kurum temsilcileri, yaşanan durumu PİRHA’ya değerlendirdi. Evin işaretlenmesinin tesadüf olmadığını belirten kurum temsilcileri, “Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü olacaktır” dedi.
Geçtiğimiz ay Malatya’da 13 Alevi yurttaşın evlerinin işaretlenmesinden sonra Manisa Hafsa Sultan Mahallesi’nde Alevi yurttaş Kazım İnce’nin evinin duvarı işaretlenmişti.
“EV İŞARETLEMELERİ ÇOCUK İŞİ DE, OYUNCAĞI DA DEĞİLDİR”
Hafta Sultan Mahallesinde yaklaşık 650 Alevi ailenin yaşadığını belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Manisa Şubesi’nin Eski Başkanı Süleyman Çerli, evlerin işaretlenmesinin tesadüf olmadığını belirterek şöyle konuştu;
“Manisa’da evi işaretlenen Kazım İnce Hacı Bektaşlı. Burada yaşanan olay tesadüf değildir. Burada yaklaşık 650 Alevi hanesi var. Bunu yapanlar çocuk diye nitelendirilebilir. Yakın zamanda Malatya’da evlerin işaretlenmesi ve şimdi de burada bir evin işaretlenmesi çocuk oyuncağı ve işi değildir. Biz bunları önemsiyoruz. Yaşadığımız ülkede bize olan bakış açısını biliyoruz. Kerbela’dan aldığımız direnç ile bunlara hiçbir zaman boyun eğmeyeceğiz. Korkmadığımızı bilsinler. Alevilere karşı gelişen her provokasyona karşı duracağız.”
“Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü olacaktır” diyen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Manisa Şube Başkanı Bektaş Kılınç şunları belirtti;
“Ben burada 20 yıl muhtarlık yaptığım sürece böylesi bir şeye rastlamadım. Farklı toplumlarla tanıştıkça birbirimizle kaynaştık. Son gelişmelere baktığımızda provokasyonlar söz konusu. Manisa’da da böylesi ciddi bir olay yaşanmış ve Kazım İnce’nin evine çarpı işareti konulmuş. Karşımızda örgütlü bir saldırı varsa karşısında da tepkimiz çok daha örgütlü meydana gelecektir. Bu anlamda şundan dolayı bir hassasiyetimiz var: Türkiye’de uzun dönemlerdir Aleviler büyük katliamlar yaşadı ve bunlar yaşandığı içinde bir duyarlılık var. Aralık ayında Maraş Katliamı’nın yıldönümünü yaşayacağımız günlere geldiğimizde, Malatya, Maraş ve Çorum’da katliamları yüreğimizde hissediyoruz. Maraş önümüzde duran en acı olaylardan birisidir. Öylesine acılar yaşanmış ki o günü yaşayanlar bugün bile dile getiremiyorlar. Bunları bilinç altında yaşattığımız için en ufak şeyde tedirgin oluyoruz. Kimseyi incitmemek gibi temel bir felsefemiz var. İncitmeyelim dediğimizde çok incinmişiz, kırılmışız ve katliamlar yaşamışız. Alevi toplumu dünde sahipsizdi, bugün de sahipsiz. Alevi toplumu bir araya gelerek, örgütlenerek haklı talebi olarak mücadele edip kazanmaları gerekiyor. Alevi örgütlerine, demokratlara ve ilericiler ile birlikte hareket edip, mücadele etmemiz gerekiyor.”
“BU AİLEMİZİN SEÇİLMESİ TESADÜF DEĞİLDİR”
Evleri işaretlenen Kazım İnce’nin ailesine destek ziyaretinde bulunan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Fazlı Aslan ise şunları dile getirdi:
“Ailemiz çok bilinçli ve duyarlı. Malatya’dan sonra Manisa’da bunun yaşanması ve bu ailemizin evinin işaretlenmesi tesadüf değildir. Bu ev mahallenin tam orta yerinde ve ana cadde üstünde. Özellikle de mahallede Alevi nüfusu oldukça yüksek. Alevi toplumuna gelişen saldırılara karşı sessiz kalmayacağız. Ailemizin yanındayız , yalnız değiller ve sonuna kadar olayın takipçisi olacağız.”
PİRHA- Geçtiğimiz ay Malatya’da 13 Alevi yurttaşın evlerinin işaretlenmesinden sonra Manisa’da evi işaretlenen emekli polis olan Alevi yurttaş Kazım İnce PİRHA’ya konuştu. İnce,“Bu olayların kökenin Yezit kılıklı insanların çoğalmasından dolayı meydana geldiğini düşünüyorum” dedi.
Haberin Videosu
Manisa’da Alevi vatandaşların çoğunlukta olduğu Hafsa Sultan Mahallesi’nde yaşayan emekli polis Kazım İnce’nin (74) evinin duvarına, kırmızı boyayla çarpı işareti konuldu. İnce, polise şikayette bulunurken, evinin duvarındaki kırmızı işaret ise silindi.
Konu ile ilgili PİRHA’ya konuşan Kazım İnce, “Bu olayların kökenin Yezit kılıklı insanların çoğalmasından meydana geldiğini düşünüyorum” dedi.
“KİMSENİN HAKKINA EL ATMIŞ, ZARAR VERMİŞ DEĞİLİZ”
Kendisinin Nevşehir Hacıbektaşlı olduğunu, yazları Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda geçirdiğini söyleyen Kazım İnce, bugüne kadar hiç bir insana zararlarının dokunmadığını dile getiriyor. 35 yıldır Manisa’da ekmek parası peşinde olduğunu belirten İnce şöyle konuştu:
“Manisa’da olmama rağmen gönlüm Hacı Bektaş Veli’deydi ve 15 gün önce geldim. Pirimizin bütün canlara saygı ve hürmeti var. Hepimizin iyiliğini ve huzurunu istiyorlar. Yazları Hacı Bektaş’ta geçiren orada azda olsa hizmet eden biriyim. Tarlalarımız var ve ekip, biçip ürün alıyoruz. Ailemiz o dergahta eğitim görmüş ve hizmet vermiş. O edep,erkan ile büyümüş ve yetişmiş bir nesiliz. Orada birçok insan bizleri tanır ve ziyaretimize gelir. Daha bir gün kimsenin hakkına el atmış, onlara zarar vermiş insanlar değiliz.”
“BU İŞARETİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ ÇOK İYİ BİLİYORUM”
“Kökenimin Alevi olması ve bu işaretin ne anlama geldiğini çok iyi bilmem beni gerekli girişimlere itti” diyen İnce şunları belirtti:
“35 senedir Manisa’da ekmek parası peşinde koşturan bir vatandaşım. Çevremde tanınan ve sevilen biriyim. 4 gün önce evimin duvarına soykırım işareti olan o çarpıyı yaptılar. Kökenimin ve bu işaretin ne anlama geldiğini çok iyi bildiğim için gerekli girişimlerde bulundum. Bütün dostlarımdan pir razı olsun ve beni yalnız bırakmadılar. Gereken her şey kanunen yapıldı. Hiç kimseden ve kaygım ve şüphem yok. Umarım bu ilk ve son olur. Ben 16:00 sıralarında eve gelirken o yerde bir işaret yoktu. Bir buçuk saat sonra oğlum eve geldi ve duvara kırmızı boya ile yazılmış bir işaret olduğunu söyledi. Aşağı indik ve baktık. Şikayetçi olduk.”
“ONLAR PİŞMAN OLACAKLAR ÇÜNKÜ BİZİM İNANCIMIZ KUVVETLİ”
“Bunların kökeninin, Hz. Ali’nin şehit edilmesinden, 12 İmamlar’ın soyunun kesilmesi ve ondan sonra gelen Maraş ve Sivas olayları kıyımına kadar Adem Baba kılıklı insanların çoğalmasından meydana geldiğini düşünüyorum. Onların dediği olmaz. Bizim yolumuz çok kuvvetli , inancımız çok kuvvetli. Bizim pirimiz ‘eline, beline, diline, aşına sahip ol’ sloganıyla bunu söylemiştir. Umarım inancımız daha da şenlenir. Biz de pirimize yakın bir toplum oluruz. Bu işi yapanlar pişman olacaklar. Şeytan hiçbir zaman rahmanın üzerinde olamaz. Biz onlara karşı gerçekleştireceğimiz bazı yöntemler ve kardeşlikle umarım bunları bertaraf ederiz.”
PİRHA-Alevilere yönelik provokasyon içerikli saldırılara bu kez de Manisa eklendi. Alevilerin çoğunlukta yaşadığı bir mahallede bir evin duvarı işaretlendi.
Malatya ve İstanbul’un ardından Alevilerin çoğunlukta yaşadığı Manisa’nın Hafsa Sultan Mahallesi’ndeki bir evin duvarına çarpı işareti konuldu. Polis kırmızı boya ile yapılan çarpı işaretini duvarı boyayarak sildi.
CHP Yunusemre İlçe Başkanlığı mahalleye giderek bir basın açıklamasında bulundu. Mahallelinin de katıldığı açıklamada konuşan CHP Yunusemre İlçe Başkanı daha önce de aynı bölgede araçlara benzer işaretler konulduğuna ilişkin duyumlar aldıklarını söyledi.
“‘ALEVİLİK ALİ’Yİ SEVMEKSE BEN ALEVİYİM’ DEMEKLE BU İŞ BİTMİYOR”
Yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:
“Manisa Yunus Emre Hafsa Sultan Mahallesi’nde, arkamızda bulunan bu evin kapısı kırmızı boya ile işaretlendi. Bu mahallede geçtiğimiz günlerde vatandaşlarımızın araçlarına da benzer işaretler konulduğuna ilişkin duyumlar almıştık. Özellikle Alevi vatandaşlarımızın yaşadığı bu bölgede yapılan bu eylem hepimizin aklına kötü hatıraları getirmiştir. Bu olay Alevilerin, inançları ve yaşam felsefelerine cephe alan bir anlayışla yapılmıştır. Ülkemizde bu olaylar karşısında Aleviler sürekli tedirgin şekilde yaşamak zorunda kalıyorlar, kendilerini güvende hissetmiyorlar.
Hükümet de çözüm konusunda beklenen adımları atmamaktadır. Buradan başbakan, İçişleri Bakanlığı ve Emniyet birimlerini acilen göreve çağırıyoruz. Bu alçak saldırıyı düzenleyenleri ve azmettirenleri bir an önce ortaya çıkarın. ‘Alevilik Ali’yi sevmekse ben Aleviyim’ demekle bu iş bitmiyor.”
PİRHA- Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6’sı tutuklu toplam 51 sanığın yargılanmasına Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 98 gün sonra tekrar başlandı. Sosyal Haklar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Müdahil Avukatlardan Can Atalay, “Su uyur, düşman uyur, adaletimizi çalmaya çalışan çakallar uyumaz” dedi.
HABERİN VİDEOSU
Manisa’nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği faciayla ilgili 6’sı tutuklu toplam 51 sanığın yargılanmasına Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde 98 gün sonra tekrar başladı. HSYK yaz kararnamesi ile tayini çıkan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Soma Davasını yöneten Aytaç Ballı’nın yerine Mmaraş’ta Afşin-Elbistan B Termik Santrali için kömür üretimi yapılan alanda meydana gelen göçükte 11 işçinin hayatını kaybettiği davayı yöneten Salih Pehlivanoğlu başkanlığında başladı.
Sabah saat 09.30’da başlayan Soma Davasının 19’uncu duruşması öncesi şehit madenci aileleri ile bazı sivil toplum örgü temsilcilerinin katılımı ile tren istasyonu önünden, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi önüne kadar yürüyüş yaptı. Kalabalık, yol boyunca ellerinde şehit madencilerin isimlerinin yazılı olduğu, ‘Unutmadık, Unutturmayacağız’ yazılı pankart taşıyıp, sık sık “301’in hesabı sorulacak”, “Anaların gözyaşı katilleri boğacak”, “Kaza değil cinayet, somanın kömürü katilleri yakacak, kader değil katliam” sloganları attı.
“41. AYINDA UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK İÇİN BURADAYIZ”
Yürüyüşün ardından bir basın açıklaması yapıldı. Grup adına basın açıklamasını maden işletmesinde hayatını kaybeden Uğur Çolak’ın babası İsmail Çolak yaptı. Çolak “Soma madenci aileleri, Sosyal Haklar Derneği, emekten yana siyasi partililerimizin demokratik kitle örgütlerimiz ve davanın takipçisi dostlarımızla 19’uncu blok buluşmanın yapılacağı bugün bir sefer daha buradayız. Soma Davasının 41’inci ayında unutmamak ve unutturmamak, katillerden ve bu katliamın sorumlularından hesap sormak için adalet aramak için buradayız” dedi.
“KATİLLERDEN HESAP SORULUNCAYA KADAR ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRECEK”
Tek taleplerinin adalet olduğuna işaret eden İsmail Çolak şöyle devam etti:
Ülkemiz ve halkımızın büyük bir bölümü hak, hukuk ve adalet arayışını sürdürdüğü bir dönemde geçmekteyiz. Bizler ise sermaye daha fazla kömür çıkarsın ve daha fazla kar etsin diye canlarımızı, oğullarımızı, eşlerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi elimizden alanlara karşı tam 41 aydır mücadele ederek adalet arayışımızı sürdürenleriz. 13 Mayıs katliamından sonra tek söylediğimiz ve talep ettiğimiz tek şey adalet ve adaletin yerini bulmasıdır. Bu inancımız ve ısrarımız devam ediyor. Ve katillerden hesap soruluncaya kadarda devam edecektir.
“BİR GÜNÜ BOŞA GEÇİRMEDİK”
“Su uyur, düşman uyur, adaletimizi çalmaya çalışan çakallar uyumaz” diyerek sözlerine başlayan Sosyal Haklar Derneği yönetim kurulu üyesi müdahil avukatlardan Can Atalay da, “Bir günü boşa geçirmedik bugüne kadar, bundan sonra da bir günümüzü boşa geçirmeyeceğiz. Soma davasını takip etmek, adalet aramak suçmuş gibi anlatmaya çalışıyorlar. Suç değildir, evlatlarının hesabını sormaya çalışan ailelerin mücadelesi onlarla birlikte etmek suç değildir. Bu ülkenin biricik gelecek umududur. Bugün 10 aydır dosyayı kilitleyen Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının karara çıkmak üzere olan dosyayı kilitleyen Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının ne yapacağını göreceğiz. Elbistan’dan gelen başkanın ne yapacağını göreceğiz” dedi.
Yapılan basın açıklaması ardından madenci aileleri ile avukatları, polis kontrol noktasına ardından mahkeme salonuna giriş yaptı ve mahkeme ilk kez Salih Pehlivanoğlu başkanlığında başladı.
Davada 6’sı tutuklu 8 kişi için “Olası kastla öldürme” suçundan 301 kez ve 20 ila 25 yıl, “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” suçundan ise 162 kez 2 ila 6 yıl arası hapis cezası isteniyor. Tutuksuz yargılanan 45 kişi hakkında ise “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçundan 2 ila 15 yıl hapisle cezalandırılmaları isteniyor.
Tutuklu 6 sanık ise şunlar: Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Soma Kömür İşletmeleri AŞ Genel Müdürü Ramazan Doğru, Maden Mühendisi, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, İşletme Müdürü Akın Çelik, Maden Mühendisi Ertan Ersoy ve Emniyet Teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik.
Tutuksuz 45 sanığın isimleri ise şöyle:
Soma Kömür İşletmeleri AŞ’nin patronu Alp Gürkan, Yönetim Kurulu Üyeleri Hayri Kebapçılar, Mustafa Yiğit, Murat Bodur, Haluk Sevinç, Maden Mühendisleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık, Yalçın Erdoğan, Harun Güneş, Fuat Ünal Aydın, Emniyet Teknikerleri Ergün Yılmaz, Coşkun Derici, Necati Karadeniz ve Harun Yılmaz, Erdem Cambaz, Serkan Kocaman, Soner Günay, Ümit Şahin, Nazmicem Nesemioğulları, Hüseyin Alkan, Adem Ormanoğlu, Burhan Karabaş, Sertaç Büyükgüney, Nimetullah Uğurlu, Efkan Kurt, Mehmet Bayri, Sertan Günay, Batuhan Ünlüyol, Ozan Sezer, Erdoğan Cinoğlu, Halil Sarı, Serhat Dinç, Saltuk Alp Demir, Uğur Karabulut, Serdar Günay, Mehmet Uçgun, Ömer Değirmenci, Fahri Pançar, Olcay Erşin, Mehmet Avcı, Halil Burhan, Hüseyin Ergin, Hilmi Karakoç, Mehmet Erez ve Caner Uysal.
Kendisine sistematik şiddet uygulayan eşini öldüren ve müebbet hapis cezasıyla yargılanan Sevinç Akkaya tahliye edildi.
Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde yıllardır kendisine sistematik şiddet uygulayan eşini öldürdüğü için ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan Sevinç Akkaya, dördüncü duruşmasında tahliye edildi.
Mahkeme heyeti, Sevinç Akkaya’nın cinayeti ağır tahrik altında gerçekleştirdiği gerekçesiyle cezayı önce 18 yıla, ardından cezaevindeki iyi hali göz önünde bulundurarak da 15 yıla indirdi.
Son olarak, dava bir üst mahkemede sonuçlanıncaya kadar kaçma halinin bulunmayacağı ve cezaevinde yattığı süre göz önüne alınarak, Sevinç Akkaya’nın adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildi.
Ne olmuştu?
19 Aralık 2016’da Manisa Saruhanlı’da meydana gelen olayda, Sevinç Akkaya kendisini döven eşi Mevlüt Akkaya’yı, evinin duvarında asılı olan av tüfeği ile vurmuştu.
Mevlüt Akkaya hayatını kaybederken, olayın ardından Sevinç Akkaya, sevk edildiği adliyede tutuklanmıştı.