Etiket: maraş katliamı

  • Maraş katliamı roman oldu

    Maraş katliamı roman oldu

    Yakın tarihimizin en karanlık sayfalarından biri olarak anılan Maraş Katliamı’nın sınırlı sayıda konu olduğu edebi eserlere bir yenisi eklendi.
    Antalya’da Halk Müziği yayını yapan Radyo Akdeniz‘in sahibi  Faruk Demirel, uzun süredir üzerinde çalıştığı iki öykü kitabının yanı sıra Maraş katliamını konu alan bir de roman yayınladı. Demirel’in sahibi olduğu Ubuntu Yayınları Mehmet Vergili’nin şiirlerini de bir araya getirdi.

    antalyakorfez.com da yayınlanan Mustafa KOÇ’un haberi şöyle;

    Antalya’nın uzun soluklu radyolarından Akdeniz FM’in sahibi Faruk Demirel, 2016 yılı içinde kendisinin sahibi olduğu Ubuntu Yayınları arasında çıkan Başıboş Köpekler ve Eşim Beni Aldatıyor adlı kitaplarında öykülerini topladı. Maraş katliamını anlatan Maraş Maraş romanı da yine 2016 yılında Ubuntu Yayınları arasında çıkan Faruk Demirel, Yeni Göçmen Kuşlar (2006), Aşka Geldim (2011) adlı öykü kitapları ve Tanktan Tomaya Direniş (2014) adlı romanıyla da tanınmaktaydı. Ubuntu Yayınları 2016’da Mehmet Vergili’nin şiirlerinin toplandığı Gökyüzü Bizimdir adlı kitabı da yayınladı.
     
    MARAŞ KATLİAMININ ROMANI
     
    Demirel’in Maraş Maraş adlı romanı, konusu ve içeriği itibariyle çok okunanlar listesine girecek görünüyor. Romanın önsözüne imza atan Yazar Hasan Kıyafet, “Bir solukta okuduğum ender romanlardan biri. Demirel bu romanında ‘unutmak ihanettir’ sözünün altını çizmiyor sadece, kafamıza kazıyor bu sözü. Maraş katliamı üstüne yaman bir projektör tutuyor. Üstelik bu işi masa başında, soyut kavramlarla değil, yaşayarak, gezip inceleyerek, röportaj akılcılığı ile yapmış. 12 Eylül faşizmini birebir yaşamış olmasının yapıtını vermede işini kolaylaştırmış olduğunu da belirtmek gerekiyor” dedi.
     
    DEMİREL TARAFLI BİR YAZAR
     
    Faruk Demirel’in sanatını da değerlendiren Kıyafet, “O edebiyatta toplumcu gerçekçi çizgiyi izlediği için, baştan taraflı bir yazar olduğunu belli ederek taraf tutuyor. Doğrunun tarafını kuşkusuz. Sanat tarafsızdır diyen burjuva tuzağına düşmüyor. Verdiği isimleri ve olayların gerçekliği ile de derin devlete kaçacak yen bırakmıyor. Kötülerin anasını ağlatan belgesel bir romanı, kutlanacak bir yüreklilikle ortaya çıkarmış oluyor” ifadelerini kullandı. Demirel’in 17 öyküsünün yer aldığı “Eşim Beni Aldatıyor’un tanıtım yazısında da, “Trajikomik öykülerini okurken hem gülecek, hem de üzüleceksiniz. Bireylerin yatak odasının bile izlendiği günümüzde, ‘sır’ diye bir şeyin kalmadığına tanık olacaksınız” ifadeleri yer aldı.
     
    RADYO AKDENİZ’İN SAHİBİ
     
    Demirel’in 16 öyküsünün yer aldığı “Başıboş Köpekler”in önsözüne de imza atan Hasan Kıyafet, “Ağızda buruk bir ıslıkla düz yolda yürür gibi rahat yazılmış öyküler demeti” diye anlattı. 1954 yılında Afyon’un Sandıklı ilçesine bağlı Alagöz Köyü’nde doğan Faruk Demirel, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. 25 yıl gazetecilik, 15 yıl radyo programcılığı yapan Faruk Demirel’in 2002 yılında tüm haklarını devraldığı Radyo Akdeniz; o yıldan bu yana Türk Halk Müziği ve Özgün Müzik tarzıyla yayın yapıyor.

  • AKP Maraş Büyükşehir Belediyesi Cemevi’ne ‘taziye evi’ dedi

    AKP Maraş Büyükşehir Belediyesi Cemevi’ne ‘taziye evi’ dedi

    [et_pb_section admin_label=”section”]
    [et_pb_row admin_label=”row”]
    [et_pb_column type=”4_4″]
    [et_pb_text admin_label=”Text”]
    AKP  Maraş Büyükşehir Belediyesi’nin AİHM’in cemevleri ile ilgili kararını yok sayarak, Terolar Köyü Cemevi’ni hala “taziye evi” statüsünde kabul ettiği ortaya çıktı.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin cemevlerinin yasal bir zemine kavuşturularak, ilgili yasal düzenlemelerde ibadethane olarak yer alması istemiyle açılan davada Türkiye’yi mahkum etmesine rağmen AK Partili belediyenin cemevi konusundaki ısrarında devam ettiği ortaya çıktı. Alevi yurttaşlar, bir süre önce Terolar Alevi Kültür Derneği açmak için girişimlerde bulunarak, gerekli yasal işlemleri tamamladı. Dernekler Masası’na yapılan başvuruda ise, derneğin merkezi olarak Terolar Köyü’nün Cemevi gösterilmek istendi. Ancak Maraş Büyükşehir Belediyesi’nin kayıtlarında cemevi “taziye evi” olarak görüldüğünden bir derneğin merkezi olarak gösterilmeyeceği belirtildi.

    Aralık ayında ortaya çıkan bu durum karşısında dernekler masası yetkilileri, köy muhtarının Terolar’daki Cemevi’nin verilecek bir dilekçe ile derneğin merkezi olarak gösterilebileceğini ifade etmesi üzerine kurucu üyeler, büyükşehir belediyesine başvuruda bulundu ancak bu girişimde sonuçsuz kaldı.

    ALEVİLERE KARŞI YILLARDIR AYRIMCI POLİTİKALAR UYGULANIYOR

    Alevilere karşı yıllardır sürdürülen ayrımcı politikalardan dolayı cemevilerinin “Taziye evi” statüsünde gösterilmesi daha önce de tartışma konusu olmuştu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru ise, 2 Aralık 2014’te karara bağlanmış ve cemevlerinin ibadethane sayılması, ibadethane ayrıcalıklardan yararlanması gerektiği, Türkiye’nin bunun gereğini yerine getirmeyerek sözleşmenin ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesi ile din ve vicdan özgürlüğünü düzenleyen 9. maddeyi ihlal ettiği belirtilmişti.

    BELEDİYE YARGITAY KARARINI DA GÖRMEDİ

    Belediyenin görmezden geldiği AİHM kararının bir benzeri de daha önce Yargıtay tarafından verilmişti. AİHM tarafından verilen bu karardan bir kaç ay sonra Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, Ağustos 2015 tarihli kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dayanarak, “Cemevi ibadethanedir. Aydınlatma giderleri ödenmelidir” ifadelerine yer vermişti. Yargıtay’ın bu kararıyla cemevleri de cami, sinagog, havra gibi “ibadethane” statüsünde kabul edilmişti. Bu karara rağmen yıllar sonra bir kez daha AK Partili belediyenin kendi hukuk kararlarını dahi görmezden geldiğini de tartışmaya açtı.

    “KARAR SAMİMİYETİN GÖSTERGESİDİR”

    Belediyenin kararına tepki gösteren Maraş Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticisi ve kurulmak istenen Terolar Alevi Kültür Derneği yöneticisi Salman Akdeniz, bu kararın genel zihniyetin yansıması olduğunu belirtti. Köylünün kendi emeğiyle yaptığı cemevinin “taziye evi” statüsünde görülmesini “ret ve inkar politikalarının devamı” olarak nitelendiren Akdeniz, “Alevi çalıştayları düzenleyen, Alevilik konusunda övünen hükümetin Alevilerin en temel, en insani ve en hukuki talepleri olan cemevlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulması talebinin görmezden gelmesi de aslında hükümetin samimiyetinin göstergesidir” dedi.

    Akdeniz, belediyenin bu tutumunda dolayı halen derneklerinin açılamadığını ve bu konuda girişimlerinin ise devam ettiğini paylaştı.
    [/et_pb_text]
    [/et_pb_column]
    [/et_pb_row]
    [/et_pb_section]

  • Ozan Emekçi: Maraş ne ilk ne de son katliamdır

    Ozan Emekçi: Maraş ne ilk ne de son katliamdır

    Ozan Emekçi, 70′li yıllardan bu yana sosyalist hareket ile tanışmış ya da tanışmamış hemen herkesin tanıdığı bildiği bir isim.Yıllar sonra bile dillerden düşmeyen, bir çok eseri üretmiş ve yaratmış bir ozan.
    Maraş Katliamı bugüne kadar bir çok kişi tarafından yazıldı, çizildi, konuşuldu. Ancak babası dahil 17 akrabası katledilen Ozan Emekçi 36 sene sonra ne düşünür, ne anlatır diye merak ettim ve belli sınırlar içinde, kendi özelini de biraz katarak konuştuk.
    Ozan Emekçi ile daha önce anlaştığımız gibi bir konser sonrası, haftalık proğram yaptığım tv çekimi için buluşuyoruz. Çok uzun olan bu söyleşiyi kısaltarak yazılı hale getirdim.
    Abidin Çetin

    Ben öncelikle biraz geriye gidip sizin müziğe ne zaman ve nasıl başladığınızı sorarak başlamak istiyorum.

    Köyde herkes bağlamayı tanır ve çalardı. Bizim ailede saz vardı. Babam da çalar ve söylerdi ve ben ilk bağlamayı babamdan dinledim. Dayım çok iyi cura çalardı. Yani aileden başlayan bir bağlama ve müzik tanışıklığım oldu.

    Yani klasik bir Alevi ailesinde olan bir durum. Bunu bir ozanlık geleneği olarak devam ettirmek istemenizin nedeni neydi?

    Tabii köyümüzde çok sayıda halk ozanı vardı. Mesela Aşık Meçhuli vardı. Yine frelsefi derinliği olan Aşık Perişan Güzel’i tanıyordum. Daha çocuk yaşlarda Aşık Mahzuni ile tanışmıştım. Bunların benim üzerimde çok etkileri olmuştur. Ayrıca aynı zamanda abim Aşık Vicdani ve yine başarılı yorumculardan İsmail İpek gibi çevremizde yöremizde yetişmiş bir çok ozandan bahsedebilirim. Yani bizim köyden çok sayıda halk ozanı yetişmiştir, yetişmeye devam etmektedir.

    Bütün bu saydığınız isimler içinde siyasi çizgisi daha belirgin olan ya da sosyalist bir rotada ilerleyen siz vardınız sanıyorum.

    Söylediğiniz doğru. Ben halkların kurtuluşunu ve özgürlüğe kavuşmasını sosyalist sistemde gördüğüm için daha açık bir ideolojik duruşum vardı. Bugün de buna inanıyorum. Türkiye ve Kürdistan’da insanların Demokratik Sosyalizm ile kurtulacağına inanıyorum. Bizler öyle bir ortamda yaşıyoruzki; bir sanatçı aynı zamanda hem siyasetçi hem de her toplumsal konuda konuşmak ve faaliyette bulunmak durumundadır. Yeri geldiğinde gerilla da olursun. Gerilla hareketinde hayatını kaybeden sanatçıların sayısı az değildir. Coğrafyamız bunu mecbur kılmıştır.

    Biraz da o dönemin Maraş’ından bahsedin. Kimler yaşardı o dönem Maraş’ta?

    Kürtler, Türkler, Çingeneler, gizli Ermeniler ve az sayıda da olsa Araplar yaşardı Maraş’ta. İnanç olarak da Aleviler ve Müslümanlar yaşardı. Müslümanlar çoğunlukta Aleviler ise katliamdan önce hatırı sayılır bir çoğunlık olan yüzde otuz beş oranında.

    Maraş merkezden bahsediyorsunuz?

    Tabii ki bahsettiğim Maraş merkezidir. Tabii bu sayı katliamdan sonra yüzde birlere kadar geriledi. Örneğin bizim köyde 300 aile vardı. Şimdi 3 tane aile bile sayamıyorum. Alevileri ya da başka bir deyişle Kürtleri sürgün ettiler. Mallarını gaspettiler ya da haraç mezat satın aldılar. Bir çok Alevinin arsasının üzerine apartmanlar yapılmış, gidip hakkını arayamıyor.

    Foto 2

    Ben öncelikle Katliam öncesine gidelim istiyorum. Nasıl bir ortam vardı ve siz saldırılar başladığında neredeydiniz?

    Ben Maraş’ta büyüdüm. Ailem ben bir yaşındayken 1956′da Afşin’e bağlı Tavşanlı köyünden Maraş’a taşınmış. Babamın anlatımına göre o dönem 20 veya 30 aile ya vardı ya yoktu. İnsanlar köylerinden gelir, ayak işlerinde veya pamuk çapalamada çalışır ve geri giderlerdi. Daha sonra çocuklarını okula göndermek isteyenler Maraş’a yerleşmeye başladılar. Tek odalı evlerde 7 veya 8 aile kalırdı. Zamanla arsalar almaya aldılar, üç tekerlekli arabalarla sebze meyve satmaya başladılar. Gittikçe esnaflaşma başladı, kendi işyerini kurmaya başladılar. Maraş’ın ekonomisi eskiden beri Pazarcık’tan gelen köylülerin ticaret yapmasına bağlıydı. Pazarcık ekonomik olarak zengin bir bölgedir. 78 zılına gelindiğinde Maraş’ta hemen her iş kolunda bir Alevi görmek mümkündü. Fabrikatöründen tutun restauranta veya kuyumculuk yapanına kadar. Merkez dışından gelen Aleviler onlardan alış veriş yapıyorlardı. Aleviler zamanla ekonomik gücü ellerine almaya başladılar. Bu da bazı çevreleri rahatsız etmeye başladı.
    Maraş Katliamı’nın önemli nedenlerinden birisi de budur sanıyorum; Alevilerin mallarına el koymak.
    Evet, önemli nedenlerinden birisi de budur. Çünkü Aleviler ekonomiyi yönetmeye başlamışlardı ve bu durum bir çok kesimi rahatsız ediyordu. İkinci neden ise; oradaki Alevilerin aynı zamanda Kürt olmalarıdır. Orada bütün Kürtlerin Alevi, bütün Türklerin de Sünni olduğu gözüyle bakılırdı. Çünkü Alevilik ve Kürtlük bu kadar iç içe geçmişti. Biy hem Kürdüz hem Aleviyiz hem de sol dünya’ya sempati ile bakmaya başlamışız. Yani 3K’nın tam kendisiyiz. Tabii bir de Maraşlı faşistlerin Ermeni katliamı mirası var. Ermenilerden kalan bir çok yer bugün müslümanlar tarafından kullanılmaktadır. Maraş’ta bugün kullanılan tarihi binalar ve köprüler Ermenilere aittir.

    Çünkü üreten bir toplumdu.

    Evet. Bugün el zanaatları Ermenilerin yanında çıraklık yapılarak öğrenilenlerdir. Ama bunu söylemezler.

    Anadolu’yu sanatsal ve kültürel anlamda nasıl çoraklaştırdıklarını görüyorlardır.

    Renklerimiz gitti.

    Evet, soykırımlarla bu coğrafyayı renksiz kıldılar.

    İşte artık son renk olarak kalan Alevileri de Maraş gibi bir çok yerde katlederek yok etmek istediler.

    Sizce Maraş Katliamı mı yoksa soykırımı mı demek doğru, neden?

    İkisi de vardı. Sonuçta beni orada kovuyorsun, malıma mülküme el koyuyorsun, kökümü kurutmaya çalışıyorsun. Normal bir savaşta cephede kim varsa onu öldürürler veza ölürler. Burada hamile kadının karnındaki bebeği çıkartıp duvara yapıştırıyorsun. Bunu Maraş Belgeseli’nde rütbeli bir subay anlatıyor. Bu bir soykırımdır. Soykırım sayıyla ölçülmez. Zihniyet soykırımcıdır. Devlet sıkıyönetim ilan etmek için böyle büyük bir kırıma ihtiyaç duydu ve akabinde 13 ilde ilan edildi.

    Siz katliam olduğunda neredeydiniz?

    Ben katliam olduğunda Niğde’de cezaevindeki arkadaşlarımı ziyaret ediyordum.

    Sonra nasıl haber aldınız?

    O akşam televizyonda haberlerinde Maraş’ta olaylar olduğunu duydum. Ancak o dönem hergün olaylar vardı ve her gün üç beş kişi ölüyordu. Türkiye alıştırılmıştı bu ölümlere. Daha sonra bunun hergün olandan farklı olduğunu öğrendik. Dönemin içişleri bakanı ”olayları solcular çıkartmıştır” demişti. Ecevit hükümetinin içişleri bakanı İrfan Özaydınlı.
    Evet, İrfan Özaydınlı. Alevilerden en çok oyu alan Ecevit, Kıbrıs’a dört günde asker indirdi. Maraş’ta askeri bir alay vardı hiç bir şey yapmadı. Kayseri’den Hava İndirme Tugayı’nı günler sonra getirerek kurtarıcı rolü oynattılar. Oysa Alevilerin en çok katledildiği mahallelerden olan Yörükselim ile askeri Alayın arasında sadece bir yol geçer. Benim bir çok akrabam burada katledildi. O dönem Kayseri’den gelen bu Tugayda askerlik yapan bir arkadaşım anlatmıştı. Diyorki ” katliamdan bir kaç hafta önce bizi teyakkuza geçirdiler. Botlarımızla yatıp kalkıyorduk. Hiç olmadığı bir şekilde radyo 24 saat açıktı. 19 Aralık’ta uçaklara binme emri verdiler. Ancak biz Alevileri ayırdılar ve diğerlerini alıp götürdüler.”

    Gidenlerde nereye gittiklerini bilmiyorlar.

    Bilmiyorlar. Demek ki devletin bundan haftalar öncesinden haberi var. Teyakkuz durumundalar ve postalları ile yatıp kalkıyorlar.

    Ecevit’in, gizli bir devlet örgütünden bahsedip kendilerinin de uyutulduğu babında şeyler söylemşti. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu tarz açıklamaları.

    Bana o dönemi sorup 3 tane usturuplu faşist kimdir diye sorsalar; birisi Ecevit, diğeri Mümtaz Soysal ve bir diğeri de İlhan Selçuk’tur derim. Alevilerin Şeriat korkusunu bilen CHP, Alevileri bu çizgide tutmak için bu korkuları hep kullanmıştır. Meselenin görülmesi gereken bir yönü de budur. Madımakta da böyle oldu. İnsanlar yakılırken askerler seyrediyordu. Yani Kürtlerle yakınlaşırsanız sonunuz bu olur demek istiyorlar. Bugünlerde de Aleviler Kobani dayanışmasından dolayı böyle bir katliama maruz kalabilir. Bu bir komplo teorisi değildir.

    Tüm katliamlar gibi bu katliam da insan olan herkesin yüreğini yaktı. Ancak bir de bunu sizin gibi bir çok yakınını kaybedenlerin duyduğu acı vardır. Hani ateşin düştüğü yeri yakması gibi. 36 sene geçti aradan Ozan Emekçi neler söylemek ister?

    Ozan Emekçi Maraş Katliamı’nı unutmuyor. Sadece babamı veya akrabalarımı değil, katledilen hiç kimseyi unutmuyor. Okul arkadaşlarım ve komşularım da vardı içlerinde. Maalesef bu katillerden hesap sorulamadı. Bu katliamın baş sorumluları milletvekili yapıldı. Bu aslında Alevilere cihat ilan etmektir. Alevilere diyorum ki bunu iyi görün ve iyi anlayın.

    Katledilenlerin bir çoğunun mezar yerleri bile belli değil.

    Evet, ben Türkiye’ye gidemiyorum. Amcamın oğlu babamın mezarını köye götürmek istemiş. Ortada mezar falan yok.

    Peki ilgili yerlere sormamış mı?

    Belediye’ye müracaat etmişler cevap yok. Pazarcıklı bir avukat arkadaş ilgileniyor. Bu isimler altında bir kayıt yok diyorlar. Yani yok hükmünde.

    Bu devletin klasik bakış açısı. Yani katliamcı zihniyetin ölüye bile saygısı yok. Bu davranışı Seyit Rızaların mezar yerlerinin gizlenmesinden tanıyoruz. Bu davranışı idamlardan sonra Denizlerin mezar yerlerinin gizlenmeye çalışılmasından tanıyoruz.

    Ölülerimizden de korkuyorlar.

    Yargılamalar sonucu bazı katiller ve sorumlular ceza aldılar. Ancak 1991 yılında çıkartılan bir yasayla serbest bırakıldılar. Yani adalet yerini bulmayınca yara kanamaya devam ediyor. Siz uluslararası düzlemde bir şeyler yapılabilineceğine inanıyor musunuz? Böyle bir çalışma var mı?

    Bir kaç ay önce Maraş Girişimi adı altında bir çalışma başlatıldı. Bir toplantısında ben de vardım. Bunu Avrupa çapında yaygınlaştırarak uluslararsı mahkemelere taşımak istiyoruz. Maraş son yıllarda tekrar hatırlanmaya başladı. Maraş zamanında sahiplenilseydi Çorum yaşanmazdı. Belki Madımak, belki Gazi yaşanmazdı. Unuttuğumuz için Madımak’ta hatırlattılar.

    Ermenilere yapılanlar unutulmasaydı belki Dersim ya da Maraş olmazdı.

    Evet, Aleviler bir kaç istisna hariç Ermeni soykırımında yer almadı. Ancak olanları tarihe de aktarmadı, gençliğine aktarmadı. Bugün Alevi köylerine cami yapılıyor. Bu Kenan Evren ile başlamadı, bu 1915 Ermeni soykırımından sonra başladı. O zaman Ermeni kiliselerinin cami za da okul yapılmasına karşı çıkılsaydı, bugün Alevi köylerine cami yapamazlardı.

    Aleviler üzerindeki baskılar ya da siyasi bilinç yetersizliği etken olmuş olabilir mi? Çünkü Dersim’e de uzun süre sessiz kalındı.

    Evet korku var. Ancak birileri komşularınızı öldürüyor, mabetlerini yakıyor. Bunun için olğanüstü politik bir yapıya sahip olmak gerekmiyor. İnsani bir duruş göstermek yeterliydi. Biz bunu toplum olarak başaramadık. Aleviler Ermenileri katletmedi kormaya çalıştı ama bu katliamı engellemeye yetmedi.

    Ermeni katliamının izlerini Maraş’ta da görmek mümkün.

    Soykırım sadece öldürmekle olmadı. Mallarına mülklerine el konulmasını da bir kenara bırakalım. Ben Türk ve Sünni ailelerin çocuklarıyla büyüdüm. Çocuklar Ermeni soykırımını anlatırken, ” dedem böyle öldürmüş böyle kesmiş” diye gururla anlatırlardı. Bunlar büyüyünce bunlardan vicdan azabı beklemek hayalcilik olur. Maraş’ta iki ağır küfür vardır; ”Ermeni suratlı” ve ”58′in dölü” diye.

    Ne demek bu?

    Onlara göre Alevilerce kutsal sayılan Ehl-i Beyt mensup Zeynel Abidin’in zından numarası 58 imiş. Böyle bir fanatizm olabilir mi? Ev numarası 58 olanlara ”Sen Kızılbaş mısın” diye laf sokuştururlardı.

    Katliamdan sonra büyük bir göç yaşandı, ağırlıklı olarak da Avrupa’ya yerleştiler. Uzun yıllar sonra büyük bir çoğunlukta daha çok içe kapanma ve hemşeri eksenli bir sosyal yaşamın etkin olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Yanılıyor muyum?

    Önemli ölçüde doğrudur. Bir çok arkadaşım Maraş yerine Elbistanlıyım, Pazarcıklıyım der. Ben bunu yanlış buluyorum. Biz binlerce yıldır oranın kadim halkıyız. Maraş bizimdir. Orayı faşistlere bırakamayız. Orayı Orta Asya’dan sırtlayıp getirmediler, orada biz vardık.

    İnsanlar doğal olarak gittikleri yerde sosyalleşiyorlar. 2 veya 3 jenerasyon sonra da otantik değerlerini kaybetmeye başlıyorlar…
    Tarih de bitiyor.

    Evet bitiyor.

    Orası bizimdir. Orada bulunanlar zoraki ilticacılardır. Ben şimdi gelip Zürih’te bir İsviçreliyi katledip malına mülküne nasıl konarım ve bu İsviçreli Cenevre’ye kaçıp ben Zürihli değil Cenevreliyim der. Böyle bir şey olabilir mi? Biz dışarıdan gelenler tarafından katledildik. Sadece Maraş yetmedi, ilçelerinden de kovdular. Bizler Avrupa’ya yayıldık ve korkularımızı da beraber getirdik.

    Bu da geri çekilme veya içine kapanmayı getirdi.

    Evet, geriye çekilme ve korku.

    Başta Avrupa olmak üzere Dünya’nın bir çok yerinde yaşayan Maraşlılar ekonomik olarak da bir güç haline geldiler. Ancak bu dava 36 yıl sonra daha yeni yeni uluslararasi hukuk düzlemine taşınıyor.

    Yeni Zellanda’dan tut Japonya’ya kadar Elbistanlı veya Pazarcıklı olan bildiklerin ve tanıdıklarım var.

    Ticarette başarılı olan bir yapısı var. Tabii çalışkan bir halk aynı zamanda.

    Maraşta’da öyleydi. Pazarcık Ovası’na taş ekseniz, taş yeşerir. Böyle verimli arazileri bırakıp, buralarda sığınma başvurusunda bulundular. Biz bu Maraş Girişimi’ni başarıya ulaştırırsak, uluslararsı alana hitap edecek tarzda bir konferans düzenleyip, bunu uluslararsı mahkemelere taşımak istiyoruz. Suçlular yargılanacak, bedeller ödenecek. Umarım Avrupa’da yaşayan 150 bin Maraşlı halkımız duyarlı olur. Bu girişimi ayakları üzerine otutacağız, sonra da en ücra köşedeki Maraşlıya kadar ulaşmaya çalışacağız.

    Peki bu soykırımı unutturmamak için ne yapmalı?

    Öncelikle devlet bununla yüzleşmeli ve özür dilemelidir. Gerekli şeyler tazmin edilmelidir. Daha da önemlisi kültürel ve siyasal anlamda yoğun çalışmalar yapılamıdır. Bakın bu kadar önemli bir olay hakkında yazılan kitap sayısı 3 veya 4 tanedir. En kapsamlısı Aziz Tunç’un yazdığıdır. Başka elle tutulur bir çalışma yok. Türkiye’dekileri bilemem ama burada bir Maraş Enstitüsü olmalı. Bu tarihi çocuklara anlatabilmeliyiz. Katliamın başladığı 19 Aralık’tan yılbaşına Maraş Günleri düzenlenebilir.

    Bunun önemini Dersim ile ilgili çalışmalardan görmek mümkün. Ne zaman ki uluslararsı boyuta taşındı, Avrupa Parlamentosu’nda konferanslar düzenlendi, hem bilinirlik ve farkındalık durumu hem de ilgi o oranda artmaya başladı…

    İşte bunun için yaşadığımız ülkelerdeki gazeteciler, aydınlar ve politikacılar ile yakın ilişkilerimizin olması gerekir ki, bu dostlarımıza hikayemizi anlatabilelim.

    Avrupalı doslarımızla ve komşularımızla oturup bir kahve içebilmeliyiz artık…

    Kendimizi anlatabilmemiz için bu şart. Yoksa Avrupalılar bizi Müslümanlığın bir kolu, bir mezhebi zannediyorlar. Aleviler Müslümanlığın düşmanı değil, ancak ben farklıyım ve bana böyle saygı duy diyorlar.

    Alevilere yönelik bir tehlikenin olabileceği görüşü son dönemlerde çok dillendiriliyor. Siz bu görüşe katılır mısınız?

    Tehlike her zaman vardı. Aleviler risk altındaki bir toplum. yaşadığı yerlerde, devlet karşı, hakim, polis, savcı, herkes karşı. Sokaktaki karşı, camideki adam karşı. Hiç bir yasal güvencesi yok. En çok da içten kemirilip yıpratılan bir toplum. Nasıl ki iç savaş en kötü bir savaştır, iç hastalık en tehlikeli bir hastalıktır; iç asimilasyon da en tehlikeli bir asimilasyondur. Bunu da dürüst olanları tenzih ederek söylüyorum, bazı alevi dedeleri yapıyorlar. İncinse de incitme gibi uyduruk sözlerle devlete karşı Alevileri tepkisiz bırakarak yapıyorlar.

    Kentleşmenin dayattığı bazı değişimler de var ve bu sosyolojik bir olgu. Köyde homojen bir yapıda olan olan Aleviler kentlerde daha heterojen bir yaşamla karşı karşıyadırlar. Dominant ve baskıcı bir yapısı olan Sünnilik, ”madem kitabımız ve peygamberimiz bir diyorsunuz o halde bizim gibi olun” anlayışını dayatıyor.

    Evet bunu deyip bunu dayatıyorlar. Diyanet diyorki, madem peygamberimiz bir, allahımız ve kitabımız bir, o halde sen neden başka bir ibadethane istiyorsun. Aslında kendi içinde tutarlı bir söylem. Bu zemini de bu söylemi terketmeyen bazı Alevi Dedeleri oluşturuyorlar. İyi de madem her şeyimiz bir o halde sen gelip cemevinde ibadet et.

    Siz yıllardır Avrupa’da sürgünde yaşıyorsunuz. Türkiye’ye girişte yaşadığınız sıkıntılar devam ediyor mu?

    Evet, 35 sene oldu. Tayyip Erdoğan Hükümeti bir karar alıyor ve diyorki ”Türkiye Cumhuriyeti’nin emniyetini ve umumi nizamını tehlikeye koymak veya koymak isteyenlere yardım etmek maksadı ile geldikleri sezilenler” diye devam eden madde bana uygulanıyor. Giriş iznim İçişlerinin iznine bağlıdır. Biz de bu müracaatı yaptık ve 3 defada toplam 19 günlük bir giriş ve çıkışım oldu. Her gidişimde protokol yapıp imzalatıyorlar. Sekiz on günlük izinlerle girmeyi kabul ediyorsan imzala ve gir diyorlar. Davetli olduğum bazı etkinliklerde yer alabilmek için gitmiştim ben de.

    Nasıl bir vicdandır diyeceğim, diyemiyorum, zira bu kavramı kirlettiler. İktidar yalakası, hiç bir değeri olmayan şarkıcılar türkücüler, saray soytarıları el üstünde tutulup saraylarda ağırlanıyor.

    Hrant’ın katiline şiir yazanlara ödüller verdiler. Böyle bir vahşilik olabilir mi? 100′e yakın kişi veya grup benim eserlerimi seslendiriyor. TRT’de bile seslendiriliyor. Demek ki bu devlet ne söylendiğine değil, kimin söylediğine bakıyor.

    Bitirirken, son cümlelerinizi almak istiyorum.

    Özellikle Maraşlı dostlarımız Maraş’ı unutmasınlar. Mutlaka çocukları köylere götürsünler ki o çocuklar bu toprakları sahiplensinler. Maraş girişimi önümüzdeki aylarda aktifleşecekö lütfen her kademesinde yer alsınlar.

    Teşekkür ederim.

    16 Ocak 2015

  • Urfa ve Maraş’ta 25 kişi tutuklandı

    Urfa ve Maraş’ta 25 kişi tutuklandı

    İstanbul Beşiktaş’taki bombalı saldırının ardından Urfa ve Maraş’ta gözaltına alınarak mahkemeye çıkarılan 53 kişiden 25’i tutuklandı.

    Urfa’da gözaltına alınan yaklaşık 250 kişiden 39’u önceki gün adliyeye çıkarılmış ve 13’ü tutuklanmıştı. Dün 23 günlük gözaltı süresinin ardından adliyeye çıkarılan 42 kişinin de işlemleri gece yarısına kadar devam etti. Savcıya ifade veren 42 kişiden 24’ü adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. 18 kişi ise “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla mahkemeye sevk edildi.

    Mahkemede ifade veren 18 kişi, aynı iddia ile tutuklandı. Tutuklanan İbrahim Halil Ayyıldız, Fatime Silgir, Fevzi Salim, Haki Uzundal, Celal Ak, Duygu Aykan, Ayfer Korkmaz, Beritan Korkmaz, Gülşen Yılmaz, Sevda Onat, Cemo Tüysüz, Gülay Koca, Halit Yıldıztekin, Mükri Vakar, Asuman Kahraman, Mahir Kandemir, Mehmet Ural ve Yusuf Kebeci Urfa T Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

    MARAŞ’TA 7 KİŞİ TUTUKLANDI

    Maraş’ın Elbistan ve Ekinözü ilçelerinde de 5 gün önce yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 11 kişi, emniyetteki işlemlerinin ardından dün adliyeye çıkarıldı. “Örgüt üyesi olma” iddiasıyla savcıya ifade veren HDP Ekinözü İlçe Eşbaşkanı Oruç Kul’un da aralarında olduğu 11 kişi, tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkemede ifade veren 11 kişiden 4’ü adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. HDP Ekinözü İlçe Eşbaşkanı Oruç Kul, Ali Kısa, Meryem Yıldız, Hüseyin Kısa, Dilek Bakır, Hatun Berk ve Mustafa Kara’nın ise aynı iddia ile tutuklanmalarına karar verildi.

    Tutuklanan 7 kişi, Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

  • Maraş’ta 11 HDP’li gözaltına alındı

    Maraş’ta 11 HDP’li gözaltına alındı

    Maraş’ın Elbistan ve Ekinözü ilçelerinde polis tarafından yapılan ev baskınlarında HDP Ekinözü ilçe Eşbaşkanı Oruç Kul’un da aralarında olduğu 11 kişi gözaltına alındı.

    Maraş’ın Elbistan ve Ekinözü ilçelerinde polislerce yapılan ev baskınlarında 11 kişi gözaltına alındı. Ekinözü ilçesinde HDP Ekinözü İlçe Eşbaşkanı Oruç Kul, Elbistan’da ise Ali Kısa, Elif Kısa, Meryem Yıldız, Hüseyin Kısa, Dilek Bakır, Hatun Berk, Ayşe Vaızoğlu, Dursun Bahçe, Mustafa Kara ve soyadı öğrenilemeyen Ercan isimli yurttaş gözaltına alındı.

    Gözaltı gerekçesi öğrenilemeyen 11 kişi Elbistan İlçe Emniyet Müdürlüğünde tutuluyor.
    (DİHABER)

  • Kahramanmaraş’ta 4 bin kişi sudan zehirlendi

    Kahramanmaraş’ta 4 bin kişi sudan zehirlendi

    Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde şebeke suyundan bulaşan bakteri nedeniyle binlerce kişi hastanelik oldu.

    Salgın nedeniyle Elbistan Devlet Hastanesi başta olmak üzere, özel hastaneler, aile hekimleri, tüm eczaneler, gece boyunca açık kalacak.

    Elbistan Belediyesi’nin kontrolünde bulunan su dağıtım merkezinde gerekli ilaçlamaların yapılmadığını iddia eden vatandaşlar, yaşanan sağlık probleminin biran önce kontrol altına alınması için yetkililere çağrıda bulundu.

    Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde; ishal, yüksek ateş ve kusma şikayetleri ile çoğu çocuk binlerce kişi hastanelere akın ederken, Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlattı.

    Vatandaşların iddiasına göre; içme suyundan kaynaklandığı belirtilen olay nedeniyle, Elbistan genelindeki hastaneler yetersiz kalınca, Elbistan Kaymakamlığı şehir merkezindeki tüm aile hekimlerini göreve çağırdı, tüm eczanelerin açılmasını istedi. Elbistan Devlet Hastanesi Acil Servisi ile Kadın Doğum ve Çocuk Servisi Acili ve özel hastanelerin acilleri, vakalara ulaşmada yetersiz kalınca, tüm aile hekimlikleri göreve çağrılarak, aile hekimliklerine serum setleri dağıtıldı.
    Elbistan Kaymakamlığı, ishal, yüksek ateş ve kusma şikayetleri nedeniyle gelen vakalara en kısa zamanda müdahale edilebilmesi için bazı tedbirler aldı. Elbistan’da çoğunluğu çocuk yaklaşık 4 bin kişinin ishal, yüksek ateş ve kusma şikayeti ile hastaneye başvurmasının altındaki nedenler araştırılırken, Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı da, olayla ilgili soruşturma başlattı.

    Kahramanmaraş Valiliği’nden yapılan açıklamada, ilçede 26 Ağustos saat 24.00’ten itibaren Elbistan Devlet Hastanesi ile Elbistan Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesine bulantı, karın ağrısı ve ishal şikayetiyle başvuru olduğu anımsatıldı.

    Sağlık personelinin gerekli tetkik ve muayenelerinden sonra tedavileri yapılarak vatandaşların taburcu edildiği belirtilen açıklamada, Halk Sağlığı Müdürlüğünce de tüm aile sağlık merkezlerinin açılarak aile hekimlerinin tamamının göreve çağrıldığını kaydedildi.

    İlçedeki eczanelerin de açık tutularak ihtiyaç halinde vatandaşlara hizmet vermelerinin sağlandığı vurgulanan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

    “Konuyla ilgili gerekli ilaç ve malzeme tedariki sağlanmış olup ilçe merkezindeki tüm hastane ve aile hekimliklerine gönderilmiştir. İshal, bulantı, karın ağrısı gibi şikayetlerle ilgili hastane ve aile hekimliklerimize müracaat eden vatandaşlarımızın hiçbirinde hayati tehlike söz konusu olmayıp, gerekli tıbbi müdahaleler yapılarak taburcu edilmişlerdir. Ayrıca İlçe Halk Sağlığı Müdürlüğümüzce su numuneleri alınarak Halk Sağlığı İl Müdürlüğümüze gönderilmiş ve detaylı laboratuvar çalışması yapılmaktadır. Vatandaşlarımızın laboratuvar sonuçları kesinleşinceye kadar içme suyunu kaynatarak kullanması uygun görülmektedir.”

    Açıklamada, Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığınca da konuyla ilgili gerekli adli işlem ve soruşturmanın başlatıldığı bildirildi.


    İHA

  • Maraş katliamında hayatını kaybedenler Mersin’de anıldı

    Maraş katliamında hayatını kaybedenler Mersin’de anıldı

    PİRHA- Kahramanmaraş katliamının 38. yıldönümünde, Mersin’de anma etkinliği gerçekleştirildi.

    Katliamın 38 yıldönümü nedeniyle Mersin Cemevi’nde düzenlenen programa CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı, CHP Parti Meclis Üyesi Ali Öztunç, Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, Av. Kemal Alhaslıoğlu, Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz ve davetliler katıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının bulunduğu dev fotoğrafın önüne kırmızı karanfiller bırakıldı ve saygı duruşunda bulunuldu.

    Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz, katliamları yapanların devamlı devletin koruma ve gözetim altında tutulup korunduğunu söyledi. Kılavuz’un açıklaması şöyle:
    “Faşist katillerin suçlarının üzeri örtülmüş, gizlenmiş, belgeler ve kanıtlar ortadan kaldırılmıştır. Bu güne kadar bu katliamları gizlemeye çalışan yetkililer bütün katliamları unutmamızı söylüyor. Bu kuşku ve güvensizliğin son bulması, mevcut iktidarın bir adım atması lazım. Yoksa insanları karşı karşıya getirerek, bir kısmını ötekileştirerek, kendi evimizde dahi toplanmamıza tahammülleri yok. Bu toplantıyı vilayete bildirmek zorunda kaldık.”

  • Devlet Maraş Katliamı’nda ne amaçladı?

    Devlet Maraş Katliamı’nda ne amaçladı?

    Demokratik Alevi Dernekleri Maraş Katliamı’na ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, 19 – 26 Aralık 1978 yılında  CIA, MİT organizasyonu ve dönemin hazır katliamcı güruhu ile Maraş’ta Alevilerin vahşi yöntemlerle katliama maruz bırakıldığına dikkat çekerek, “Alevi toplumu soykırıma uğratılmak istenmiştir. Lakin; bu plan Alevi halkların Maraş’ta giderek gelişen ekonomik yapısı ve genel nüfusa sirayetleri, coğrafi önemi de göz önünde bulundurulduğunda müdahale etme ve katliam hazırlığı gizli servisler tarafından planlanmıştır ve bunun içinde 93 Rus harbinde bölgeye yerleştirilen Kafkas göçmen halkları, milliyetçi yapılar tarafından dinsel argümanlarla ve çapul ekonomi vaatleriyle kışkırtılmıştır. Sonradan yerleşmiş olan nüfus yerini garantilemek için sistem neyi önerir ise ona yönelir. Yani kraldan çok kralcı olur” değerlendirmesinde bulundu.

    “DEVLET MARAŞ KATLİAMIYLA DÖRT HEDEF AMAÇLAR”

    Demokratik Alevi Dernekleri, Maraş Katliamıyla dört hedef amaçlandığını söyledi. Bunları şöyle sıraladı:

    • Bunlardan birincisinde Şark Islahat Planıyla, Kürt Alevi nüfus göçertilmesi, ekonomik varlığına el konularak sonradan yerleşen Kafkas nüfusa dağıtılması. Kürt Alevi, Kürt Şafi nüfusa gözdağı verilerek bütünleşmesinin engellenmesidir.
    • Türkmen Alevi köylerinin ve nüfusunun korku ile baskı altına alınması ve sunileştirilmesi. Lakin birçok Alevi Türkmen köyü bu katliamdan sonra dönmüş olduğunu alan araştırmaları gösteriyor. Yoğun Türkmen yerleşimi olan Maraş’ta şu an 10-15 arası Alevi Türkmen köyü kalmıştır.
    • Dağlarla çevrili Stratejik korunaklı yapısı ve verimli coğrafyasında oluşacak devrimci bir dinamiğin Kayseri, Malatya, Adıyaman , Antep, Suriye de Halep hattını etkilemesinin önüne geçilmesi.
    • Türkiye coğrafyasında giderek dinamizme kavuşan Alevi Halkları engellemek ve Cumhuriyet rejimi içerisinde sağcı yapıyı gerileten, demokratik değerleri geliştiren nüfusa devletin gerçek sahibini hatırlatmak. Amerika yeşil kuşak projesini gerçekleştirmek. Alevilere ölümü gösterip sıtmaya razı etmek” hedeflenmiştir.Şark Islahat planının son ayağının bir göstergesi olarak da Maraş Terolar köyünde(Dokuz Alevi köyünün ortası) yapılan mülteci kampını göstererek şunlara yer verdi “Son kalan Kürt Alevi nüfus göçertilecek ve son kalan Türkmen Alevi nüfus sunileştirilecek Kürt Şafi nüfus pasifize edilerek sistemin hizmetine girecek ya da göçertilecek. Ayrıca bir Suriye hattına sirayet edebilecek korunaklı Arap Radikal İslamcı hat oluşturularak Hilafet ordusuna güç aktarmak.”

  • Pir Şanlı: Her dönem Maraşları yaşıyoruz

    Pir Şanlı: Her dönem Maraşları yaşıyoruz

    19-25 Aralık 1978 tarihinde yaşanan saldırılar sonucu yüzlerce Alevi Maraş’ta katledildi. Aradan geçen 38 yılda gerçekler açığa çıkartılamazken, anma yapmak isteyen Alevi örgütlerine her yıl olduğu gibi bu yılda OHAL gerekçe gösterilerek izin verilmiyor.

    Alevi Dedesi Hasan Ali Şanlı, “Bugün Maraş ile ilgili hiçbir şey yapılmadığı gibi yine bugün bunu gölgede bırakacak birçok katliam yaşamaktayız” diyerek, baskıların ve katliamların toplum da endişe yarattığını ve halkın nefes almakta zorluk çekildiğini belirtti.

    “DÖNEM YEZİT VE KERBELA DÖNEMİ”

    Şanlı, mevcut iktidarın tekçi bir zihniyete sahip olduğunu, tüm farklılıkları yok saydığını, baskı ve katliamların artığını bu yüzden de bu dönemin yezit dönemi ve Kerbela dönemi olduğunu söyledi. Son olarak Şanlı, herkesin kendisi gibi bu alanda olması gerektiğini ancak bu şekilde birlikte mücadele edilirse baskı ve katliamların önlenebileceğini vurguladı.

    İsmet SEFER

  • ‘İktidar suç ortağıdır’

    ‘İktidar suç ortağıdır’

    Alevi Kültür Dernekleri  Antakya Defne Şubesi tarafından, Maraş Katliamı’nın 38 yıl dönümüne ilişkin basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, katliamı yapanların hala cezalandırılmamasının bugünkü iktidarı suç ortağı yaptığı belirtildi.

    Açıklamayı yapan Alevi Kültür Dernekleri Defne Şubesi Başkanı Sait Altun, Maraş Katliamı’nın yıldönümünde, katliamı kınamak için biraraya gelen Alevilerin Maraş’a sokulmamasını kınadı. Altun, Aleviler olarak katliamın sorumlularının ortaya çıkması için sonuna kadar mücadeleye devam edeceklerini söyleyerek, “Devlet bu katliamlarla yüzleşmeden, sorumluları bulup cezalandırmadan,aleviler mücadelelerini bitirmeyeceklerdir’ dedi.

  • Tv10: Hükümet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli

    Tv10: Hükümet Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli

    Hakkın ve Hakikatın sesi olan TV10’nun tekrar açılması için her cumartesi Galatasaray Meydanında  yaptığı eylem bugün de sürdü. 12. haftasında yapılan eyleme Aziz Baba Cemevi Başkanı Enver Can, Sultangazi Cemevi Yönetimi, pir Hayri Şanlı, Yazar Mehmet Kabadayı, YOL TV Temsilcisi Emre Öztürk, Tokat Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mahbib Dilek, Cumartesi Anneleri ve HDP MYK Üyesi Gülsüm Ağaoğlu katılarak destek verdi. Eylemde sık sık “Alevilerin sesi susturulamaz, Zeynel Odabaş serbest bırakılsın, Özgür basın susturulamaz” sloganları atıldı.

    Haftanın basın açıklamasını yapan Tv10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin “12 haftadır Galatasaray Meydanı’nda kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. Ekranımızı neden kararttıklarını öğrenmek için buradayız. Maraş Katliamı’yla yüzleşilmesi gerektiğini söylemek için buradayız. Hukuksuzca gözaltında bulunan Zeynal Odabaş için buradayız, Kapatılan YOL TV için, gözaltına alınan gazeteciler, siyasetçiler, seçilmişler için ülkede yaşanan çatışmaları sormak için buradayız” dedi.

    İKİ ASKERİN YAKILMASINI HÜKÜMETE SORDU

    Aleviler üzerindeki baskıların son bulması gerektiğini söyleyen Büyükşahin “Türkiye bir korku filminin içinde, Halepte, Lazkiye’de Rojava’da barbarca katledilen iki askerin yakılmasına karşı hükümetten açıklama yapmasını bekliyoruz” dedi. Bütün bunların hesabını sormak için burada olduğunu söyleyen Büyükşahin “Bu ülkede barış, demokrasi içinde kendi inancıyla, kimliğiyle yaşamasını istiyoruz” dedi.

    “HABER ALMA HAKIMIZ ELİMİZDEN ALINDI”

    Aleviler üzerindeki baskıların tarih boyunca devam ettiğine dikkat çeken Aziz Baba Cemevi Başkanı Enver Can da “OHAL ile beraber Aleviler üzerindeki baskılar daha da arttı. Haber alma hakkımız elimizden alındı. Bu kadar zalimliği kabul etmiyoruz” dedi. “Bizim bir araya gelip kanallarımızı açmak için çabalamalıyız” diyen Can, Zeynel Odabaş’ın serbest bırakılmasını istedi.

    “EL BİRLİĞİ İLE BUNLARI AŞACAĞIZ”

    Türkiye’deki antidemokratik uygulamalara YOL TV’nin de eklendiğini hatırlatan YOL TV Temsilcisi Emre Öztürk “Bu zülum bu kadar sürmeyecek, geçen bir hafta içinde ülkenin geldiği durumu hepimiz görüyoruz. Mızrak çuvala sığmıyor, halk kendi imkanlarıyla birşeyler yapacak. TV10, IMC, HAYAT TV ve YOL TV susmadı susmayacak, bizler el birliğiyle  bunları atlatacağız” dedi.

    Son olarak söz alan Alevi dedesi Hayri  Şanlı ” Dersim’de geldim, kapatılan kanallarımız, gazetelerimiz, nefesimizin kesilmesi demektir” dedi. Düşmana savaşla değil barışla yaklaşmak zorundayız diyen Şanlı konuşmasını gülbankla sollandırdı.

    Semra ACAR

     

     

  • Maraş Katliamı lanetlendi: Unutturarak kurtulamazsınız!

    Maraş Katliamı lanetlendi: Unutturarak kurtulamazsınız!

    38 yıl önce Maraş Katliamı’nda  hayatını kaybedenleri anmak için bir araya gelen Aleviler, Maraş’ta yapımı devam eden cemevinin önünde biraraya geldi.

    Yörük Selim mahallesinde gerçekleştirilen yürüyüşün ardından konuşmalar yapıldı. Yapılan anmaya CHP ve HDP milletvekillerinin yanı sıra PSKAD Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş-ı Derneği Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir, Başkanı İsrafil Erbil, Avrupa  Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, Avrupa Alevi Hareketi ve Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu Muhittin Yıldız ve pek çok yönetici de katıldı.

    İlk olarak Almanya Alevi Birlikleri İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan konuştu. Kaplan “Bugüne kadar anmalarımızı bile yasak kapsamına alanlar barışı, kardeşliği, sevgiyi savunduğumuzu gördün” dedi.

    YILDIZ: BARIŞ SAVAŞÇISI OLMAYI SÜRDÜRECEĞİZ

    Daha sonra Alevi Bektaşi Federasyonu Muhittin Yıldız konuştu. Yıldız “Bizim her zaman şiarımız barış olmuştur. Onun için barış savaşçıcı olmaya devam edeceğiz” dedi.

    ÇANKAYA: MESAJIMIZI İYİ İZLESİNLER

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya ise “Burada verdiğimiz her mesajı iyi izlesinler. Bizer buraya yüzleşmeye ve kardeş olmaya geliyoruz” açıklamasında bulundu.

    ÖKER: ANMAYI ENGELLEYENLER İNSANLIK ÖNÜNDE UTANÇ İÇİNDELER

    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker , “Burada insanların kaybettiklerini anmalarını bile engelleyen zihniyet belki sayısal azlıktan dolayı mutludur ama insanlık önünde utanç içinde olduklarını görmelidir” dedi.

    BAŞ: İKİ ASKERİN YAKILMASI DAHA ÖNCE BU TOPRAKLARDA YAŞANDI

    Hacı Bektaş Veli AKV Genel Başkanı Tuncer Baş ise, iki askerin yakılmasının daha önce bu topraklarda da yaşandığını belirterek “Bunun önünde durmazsak daha yaşanacaktır” dedi.

    DEMİR: TEK İSTEĞİMİZ DAVALARIN GERİ AÇILMASI

    AKD Genel Başkanı Doğan Demir de, “Bizim bu hükümetten tek isteğimiz geriye dönük davaların tekrar açılması” dedi.

    KAPLAN: İNSAN YAKANLARLA MARAŞ KATLİAMINI YAPANLAR AYNI ZİHNİYETTE

    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Cizre’de bodrumda insanları yakanlarla askerleri yakanların, Maraş’ta katliam yapanların zihniyeti aynıdır” dedi.

    Kurum temsilcilerinin yaptıkları açıklama sonrası ABF Genel Başkan Yardımcısı Sevim Yalıncakoğlu basın metnini okudu.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “38. yılında bir kez daha Maraş’ta Katliamda yitirdiğimiz Canları anmaya geldik. 38 yıl sonra tam da burada, 5 canımızın hunharca katledildiği bu mahallede yeniden Cem olduk. Bu 5 Canımızın huzurunda mezar yerleri bile belli olmayan yüzlerce canımızın anısına buraya bir de Cemevi yapıyoruz. Bundan sonra da inatla ve inançla bir araya gelmeye ve katliamı unutturmamaya kararlıyız.

    “ACILAR YOK SAYILARAK DİNMEZ”

    Bilmeliyiz ki yaralar unutarak kapanmaz. Acılar yok sayılarak dinmez.

    Yüzleşmeliyiz…

    Yüzleşeceğiz ki bir daha bu acıları yaşamayalım. Bu katliamı yapanlar ve buna ortak olanlar da yaptıklarının ne kadar vahşice bir eylem olduğunu idrak etsinler ve bilsinler. ! Amacımız intikam almak değil.Aksine bu utanç unutulmasın ki bir daha olmasın!

    “GERÇEK SUÇLULAR CEZALANDIRILMADI”

    38 yıl geçmesine rağmen hala katliamın ardındaki gerçek suçlular cezalandırılmamış, Devlet arşivlerine, Genelkurmay arşivlerine davanın avukatları dahi erişememiş ve engellenmiştir. Dava dosyası kamuoyundan hukuksuz bir şekilde gizlenmektedir. Katledilenlerin mezarları kaybedilmiş ve sorumlular cezasız bırakılmıştır. Devlet bir an önce bu tutumundan vazgeçmeli ve dava dosyalarını hukukçulara açmalıdır.

    Bu katliamdan Hak’ka yürüyen canların sayısını belirleyemediğimiz gibi isimlerine dahi ulaşamadığımız canların varlığını düşünüyoruz. Devlet bu katliamın doğrudan içinde olduğu için 38 yıl geçmesine rağmen katliamla yüzleşilmesine de engel olmaktadır.

    “HER YIL ENGELLENİYORUZ”

    Biz her yıl anmaya geldiğimizde engelleniyoruz, araçlarımız bekletiliyor, saldırıya uğruyoruz ve sürekli bir saldırı ile karşılaşacağımız tehdidi ile sindirilmeye çalışıyoruz. Bizim amacımız acımızı paylaşmak. Çünkü bizim inancımız ağaca toprağa ikrar vermiş bir inançtır. Bu topraklar Alevilerin kadim topraklarıdır. Aşıklarımızın sadıklarımızın yetiştiği topraklardır. Bizi buradan göç ettirmeye çalışılması Alevi asimilasyonudur. Bunun farkındayız ve toprağımıza sahip çıkacağız. Asla bu topraklardaki kadim Yolumuzun yok edilmesine izin vermeyeceğiz!

    “SENEYE YİNE MARAŞ’TA OLACAĞIZ”

    Can’lar biz seneye yine burada Maraş’ta olacağız, her 2 Temmuz’da yine Sivas’ta olacağız, her 3 Temmuz’da yine Çorum’da olacağız, her 12 Mart’ta yine Gazi’de olacağız. Gezi’de yitirdiğimiz çocuklarımızı, Cemevimizin avlusunda vurulan Canımızı ve dahi nice insanlık suçu olan katliamları unutturmayacağız.

    “ZULÜMLER KARŞISINDA YOLUMUZDAN DÖNMEDİK”

    Kerbela’dan bugüne zalimlerin karşısında Hüseyin olduk Zeynep Ana olduk. Hiçbir zulüm karşısında yolumuzdan dönmedik, nerede bir katliam varsa mazlumların tarafında olduk. Boyun eğmedik bundan sonra da boyun eğmeyeceğiz. Pirimiz Hünkâr Hacı Veli’nin bilinci Pir Sultan’ın direncini her zaman yüreğimizde ve gönlümüzde taşıyacağız.

    “DAVAMIZ DİVANA KALMAYACAK”

    Buradan biz Aleviler olarak ilan ediyoruz! Davamız Divana Kalmayacak!”

    Basın açıklaması sonrası yürüyüş gerçekleştirerek anma sonlandırıldı.

    Diren Keser – MARAŞ

               

     

     

  • Maraş’ta Canlar Anıldı – FOTOĞRAFLAR

    Maraş’ta Canlar Anıldı – FOTOĞRAFLAR

    Aleviler, #Maraş’ta 38 yıl önceki katliamda yaşamını yitiren canlarımızı anmak için Yörükselim Mahallesinde bir araya geldi. Sabahın erken saatlerinden itibaren Yörükselim mahallesinde olağanüstü  güvenlik önlemleri alındı. Alevi kurumları alana ulaşmakta güçlük çekerken şehre giren yolların kapatıldığı ve Alevi kurum temsilcilerinden oluşan bir heyete izin verildiği bildirildi. Maraş Valiliği toplu gösteri ve basın açıklamalarını bir ay süreyle yasakladığını açıklamıştı. Maraş Valiliğinin kentteki tüm eylem ve etkinlikleri yasaklamasına rağmen bir anma gerçekleştirilirken, anmada katliamda hayatını kaybedenler anıldı. Yörükselim Mahallesinde pankartlı yürüyüşün ardından bir basın açıklaması yapan Alevi kurum temsilcileri 38. yılında Maraş katliamı nezdinde tüm katliamları lanetlediler.   Yapılan açıklamada 38 yıl geçmesine rağmen hala katliamın ardındaki gerçek suçluların cezalandırılmadığına dikkat çekildi.

    38 yıl önce Maraş’ta hayatını kaybedenleri anmak için bir araya gelen Aleviler, Maraş’ta yapımı devam eden cemevinin önünde buluştu. Yörük Selim mahallesinde gerçekleştirilen yürüyüşün ardından konuşmalar yapıldı. Yapılan anmaya  CHP ve HDP milletvekillerinin yanı sıra PSKAD Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş-ı Derneği Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Tuncer Baş, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir,   İngiltere Alevi Dernekleri Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil, Almanya Alevi Dernekleri Federasyonu Onursal başkanı Turgut Öker, Avrupa Alevi Hareketi ve Türkiye Alevi Federasyonu yöneticileri de katıldı.
    İlk olarak Almanya Alevi Birlikleri İnanç Kurulu Başkanı Cafer Kaplan konuştu. Kaplan “Bugüne kadar anmalarımızı bile yasak kapsamına alanlar barışı, kardeşliği, sevgiyi savunduğumuzu gördün” dedi.
    Daha sonra Alevi Bektaşi Federasyonu Muhittin Yıldız konuştu. Yıldız “Bizim her zaman şiarımız barış olmuştur. Onun için barış savaşçıcı olmaya devam edeceğiz” dedi.
    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu 2. Başkanı Mehmet Ali Çankaya ise “Burada verdiğimiz her mesajı iyi izlesinler. Bizer buraya yüzleşmeye ve kardeş olmaya geliyoruz” açıklamasında bulundu.
    AABK Onursal Başkanı Turgut Öker , “Burada insanların kaybettiklerini anmalarını bile engelleyen zihniyet belki sayısal azlıktan dolayı mutludur ama insanlık önünde utanç içinde olduklarını sörmelidir” dedi.
    Hacı Bektaş Veli AKV Genel Başkanı Tuncer Baş, iki askerin yakılmasının daha önce bu topraklarda da yaşandığını belirterek “Bunun önünde durmazsak daha yaşanacaktır” dedi.
    AKD Genel Başkanı Doğan Demir ise “Bizim bu hükümetten tek isteğimiz geriye dönük davaların tekrar açılması” dedi.
    PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ise “Cizre’de bodrumda insanları yakanlarla askerleri yakanların, Maraş’ta katliam yapanların zihniyeti aynıdır” dedi.

    Basın açıklamasını ise Alevi Bektaşi Federasyonu Kadın Örgütlenme Sekreteri Sevim Yalıncakoğlu okudu. 38 yıl geçmesine rağmen hala katliamın ardındaki gerçek suçluların cezalandırılmadığını söyleyen Yalıncakoğlu,  dava dosyasının da kamuoyundan hukuksuz bir şekilde gizlendiğini ve Türkiye’nin artık katliamlarla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.

    https://youtu.be/8FFDOYfOjrg

      
         





     

  • HDK: Maraş AKP ile sürüyor

    HDK: Maraş AKP ile sürüyor

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Maraş’ta yaşayan Alevilere yönelik 1978 yılı 19 Aralık’ta başlayan ve 24 Aralığa kadar süren katliamın yıldönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınladı. “Maraş, AKP ile sürüyor” başlığı taşıyan açıklamada, katliamda resmi rakamlara göre 111 kişinin katledildiği, yüzlerce kişinin yaralandığı, 2 bin 10 ev ile yüzlerce işyerinin ise yağmalandığı hatırlatıldı.

    Açıklamada yaşanan katliama ilişkin şu ifadeler kullanıldı: “Katliama maruz kalan Aleviler, kenti terk etmek zorunda kaldı. Maraş aynı zamanda siyasi, kültürel ve inançsal olarak asimile edildi. Bu katliam MİT-CIA- Kontrgerilla güçleriyle MHP- Ülkü Ocakları’nın birlikte uyulamaya soktuğu devlet katliamıydı. Katliam için CIA ajanları aylar öncesinden kente gelerek katliamı doğrudan yönettiler. Maraş’ta Alevilerin şahsında tüm toplumsal muhalefet hedefteydi. Maraş katliamı devletin ve sivil faşistlerin ortak bir organizasyonuydu.”

    “ALEVİLER GÖÇE ZORLANIYOR”
    Maraş’taki katliam zihniyetinin bugün de iktidar ile devam ettiğinin altı çizilen açıklamada, “Suriye’den getirilen cihatçı çeteler Alevilerin yaşadığı köy ve beldelere yerleştirilerek Aleviler göçe zorlanıyor. Terolar bölgesine yerleştirilen cihatçı çeteler eliyle Maraş’ta yeni bir katliamın zeminini oluşturuyorlar. Bölge Alevilerden arındırılmak isteniyor. Terolar halkı yeni bir katliam endişesiyle bölgeden göç etmek zorunda bırakıldı” denildi.

    “YENİ MARAŞLARIN YAŞANMASININ ÖNÜNE GEÇEBİLİRİZ”
    Açıklamanın devamında Maraş’ta iş başında olan zihniyetin bugün Cizre’de, Sur’da, Nusaybin, Şırnak’ta kendisini gösterdiği de kaydedildi. Bu nedenle “Yeni Maraşlar, Dersimler, Sivaslar, Çorum ve Gazi katliamları yaşamamak için Alevi canlarımız kendi arasında ve demokrasi güçleriyle birlikte hareket etmelidir” çağrısında bulunan açıklamada, yeni Maraşların yaşanmasının önüne geçmek için yüzleşmek ve faşizme karşı her yerde örgütlenmek gerektiği vurgulandı.

  • 38. yılında Maraş anmaları başladı

    38. yılında Maraş anmaları başladı

    Valilik tarafından yasaklanan Maraş Katliamı’nın 38. yıldönümünde yaşamını yitirenler anılmaya başlandı.

    Maraş’ın Yörük Selim Mahallesi’ne sabahın erken saatlerinde alana girmek isteyen Alevi kurumları polisin müdahalesi ile karşılaştı. Saygı duruşu ve gülbanglarla başlayan anmanın yapıldığı yere karanfiller bırakıldı.

    AYRINTILAR

     

  • Altıok: Maraş Katliamı utanç tarihimizde yerini aldı

    Altıok: Maraş Katliamı utanç tarihimizde yerini aldı

    Maraş Katliamı’nın 38. yılı olması sebebiyle Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren Metin Altıok’un kızı ve CHP Genel Başkan Yardımcısı olan Zeynep Altınok yazılı açıklama yaptı.  Altıok “Maraş Katliamı kinin, nefretin, değerler üzerinden yeniden üretilen siyasetin, düşmanlığın, hedef göstermenin ağır bir sonucu olarak utanç tarihimizde yerini aldı” dedi.

    Maraş Katliamı’nda sorumluluğu bulunanların cezalandırılmadığına ve Sivas Katliamı’nın avukatlarının siyasette ve bürokraside yükseldiklerine dikkat çeken Altıok “Maraş Katliamı’nda sorumluluğu bulunanlar da aynı şekilde yükseldi, siyaset ve bürokraside pay aldı. Ne yazık ki bundan 38 yıl önce Alevi toplumuna yönelik kullanılan ayrımcı dil, nefret söylemi bugün de iktidar partisi eliyle varlığını aynı şekilde muhafaza ediyor” dedi.

    “ALEVİLERİN MÜCADELESİ TEKÇİ ZİHNİYETİN SALDIRISI ALTINDA”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık mücadelesi, siyasal iktidarın tekçi ve gerici zihniyetinin saldırısı altında olduğunu söyleyen Altıok “İktidar kamudaki, yargıdaki, ordudaki Alevi yurttaşlarımızı fişlemekle meşgulken, bugün siyasal iktidar mülakatlar aracılığıyla Alevi yurttaşları kamu kurumlarının önünden bile geçirmemeye, okullarda siyasal iktidarın yöneticileri, seçtikleri kitapları, ekledikleri dersleri, dayattıkları müfredatlarıyla yürütülen gerici ve çağ dışı eğitim, en çok Alevi çocukların üzerinde baskısını hissettiriyor. Ülkemizin kindar ve dindar nesillere değil, inancını kendi içinde yaşayan, çağdaş, demokrat, laik, özgürlükçü, üretken, nitelikli nesillere ihtiyacı var” dedi.

    Televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden, sosyal medya kanalları üzerinden düşmanlığın, ırkçılığın, ayrımcılığın  empoze edilmeye çalışıldığını söyleyen Altıok, ” Türkiye’nin varacağı nokta yeni katliamlardır. Türkiye terör örgütlerinin hedef tahtasında her gün şehitler verirken, kent meydanları savaş meydanlarını andırırken daha fazla düşmanlık tetiklemenin kimseye bir faydası olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

    En acil ve en yakıcı ihtiyacın toplumsal barış ve kardeşlik olduğunu belirten Altıok, “Ülkemizde yeni katliamların yaşanmaması adına siyasal iktidarı ve tüm toplum kesimlerini söylem ve eylemlerinde sağduyuya davet ediyorum” dedi. (S.A)

     

     

     

  • Maraş’ta yaşamını yitirenler Mersin’de de anıldı

    Maraş’ta yaşamını yitirenler Mersin’de de anıldı

    Mersin Cemevi’nde düzenlenen programa CHP Milletvekili Aytuğ Atıcı, CHP Parti Meclis Üyesi Ali Öztunç, Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz ve davetliler katıldı. Katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğraflarının bulunduğu dev kolaj fotoğrafın altında mum yakanlar, fotoğrafın önüne kırmızı karanfiller bırakırken saygı duruşunda bulunuldu. Katliamda çekilen fotoğraflardan oluşan slayt gösterisi gerçekleşti.

    “KATLİAMIN ÜZERİ ÖRTÜLMÜŞTÜR”

    Alevi Kültür Dernekleri Şube Başkanı Hasan Kılavuz yaptığı konuşmada, katliamları yapanların devamlı devletin koruma ve gözetimi altında tutulup korunduğunu söyleyerek, “Faşist katillerin suçlarının üzeri örtülmüş, gizlenmiş, belgeler ve kanıtlar ortadan kaldırılmıştır. Bu güne kadar bu katliamları gizlemeye çalışan yetkililer bütün katliamları unutmamızı söylüyor. Bu kuşku ve güvensizliğin son bulması, mevcut iktidarın bir adım atması lazım. Yoksa insanları karşı karşıya getirerek, bir kısmını ötekileştirerek, kendi evimizde dahi toplanmamıza tahammülleri yok. Bu toplantıyı vilayete bildirmek zorunda kaldık” dedi.

    “MÜCADELE ŞART”

    Maraş’ın Terolar Köyü’nde mülteci kampı kurulduğunu hatırlatan CHP Parti Meclis Üyesi Ali Öztunç ise “Kurulmasın diye uğraştık ama karşımızda devlet gücü var. Baş etmek gerçekten zor.  Önümüzdeki süreçte bir olmamız gerekiyor. Birlikten başka çaremiz yok. Önümüzdeki aylarda Türkiye’nin önüne, bizlerin varolma mücadelesi gelecek. Bir olmazsak, işe siyaset karıştırırsak kaybederiz. Bizi yaşatmazlar. Başkanlığı kastettiğimi anlıyorsunuz. Bunu getirilerse sıkıntı günler yaşarız. Bakmayın Fethullah ile kapıştığına, yine bir araya gelirler” ifadelerini kullandı. (S.K)

     

  • ’38.Yılında Maraşı Unutmamak’ paneli

    ’38.Yılında Maraşı Unutmamak’ paneli

    Demokratik Alevi Derneği Avcılar Şubesi’nin Maraş katliamının 38.yılında ’38. yılında Maraş’ı unutmamak, Maraş gerçeği”  başlıklı bir panel düzenlenecek.

    Yarın saat:14.30’da 78’liler Girişi Sözcüsü Celalettin Can ve Demokratik Alevi Derneği İstanbul Eş Başkanı Bülent Felekoğlu’nun panelist olarak katılacağı etkinliğe tüm demokrasi güçleri, “Gerçek bilinerek, umut yaratılır” sözleri ile davet edildi.

    Panelin yapılacağı adres ise şöyle; Merkez Mahallesi Reşit Paşa Caddesi Fatih Sokak Mesken Pasajı No:9 Avcılar (Avcılar Belediyesi Karşısı)

  • HDP’li 4 Vekil, katliamı lanetlemek için Maraş’a gidiyor

    HDP’li 4 Vekil, katliamı lanetlemek için Maraş’a gidiyor

    38 yıl önce gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nı protesto etmek, yaşamını yitirenleri anmak için  HDP’li Alevi Milletvekilleri Müslüm Doğan, Alican Önlü, Erdal Ataş ve Mahmut Toğrul  4 Alevi milletvekili Maraş’a gidecek.

    Konuya ilişkin HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan PİRHA’ya konuştu.

    “MARAŞ’TA DEMOKRAFİK YAPIYI DEĞİŞTİRMEK İSTEDİER”

    Maraş’ta yaşananların basit bir katliam olmadığını söyleyen Doğan,”Alevi Kürtlere yönelik, oradaki demografik yapıyı, toplumsal yapıyı, toplumsal dinamikleri yok etmeye yönelik bir katliamdır” dedi.

    Doğan, Maraş Katliamı’nın gerçek faillerinin ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyerek, “Bunun uluslararası bir boyutu var mıdır? Bu katliama neden olan, katliamda kullanılan güruhun,  sonradan kamu kuruluşlarında nasıl görevlendirildiğini, parlamentoya kadar nasıl getirildiklerinin araştırılmasını, sonuçlarının da halkımızla paylaşılmasını istiyoruz” dedi.

    “BU SİSTEME KARŞI MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    HDP’li Vekil Doğan, “38 yıl önce ortaya konan bu katliamı bir daha  ileri süreçlerde karşımıza çıkmaması için gerekli  bir hassasiyet ortaya koyuyoruz. Bu sisteme karşı olan mücadelemiz devam edecek.” dedi.

    “TEK KİŞİLİK DİKTATÖRLÜĞE DAYALI SİSTEMİ TEŞHİR EDECEĞİZ”

    “Ülkenin gündemi farklı, AKP’nin gündemi farklı” diyen İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, Türkiye’deki yoksuluğa dikkat çekerek, “Yoksuluk diz boyu, açlık diz boyu, kan diz boyu ama AKP’nin tek kişilik bir diktatörlüğe dayanan sistemini ve bununla ilgili süreçleri de orada teşhir edeceğiz”diye konuştu.

    Semra ACAR

     

     

     

  • Maraş Katliamı’nı gerçekleştirenler Datça’da lanetlendi!

    Maraş Katliamı’nı gerçekleştirenler Datça’da lanetlendi!

    Maraş Katliamı’nın 38. yılında yaşamını yitiren Aleviler,  Muğla Datça’da anıldı. Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde gerçekleşen anmaya Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, CHP Datça İlçe Başkanı Aytaç Kurt,  Marmaris  Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Kasım Çağlayan, Pir Sultan Abdal Derneği Genel Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Ethem Şahin, Muğla Pir Sultan Abdal Derneği Genel Sekreteri Cahit Yaka, DİSK Muğla,  Emek-sen Başkan  ve yöneticileri,  Datça Eğitim-sen temsilcileri ve daha birçok sivil toplum örgütleri katıldı.

    KATLİAMLARA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ÇAĞRISI

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi Başkanı Murat Yıldırım yaptığı konuşmada, Maraş Katliamı’nı lanetlediklerini söyleyerek, “Bu olayların tekrarlanmaması için halkımız çok duyarlı olmalıdır. Katilleri lanetlemeli ve olayı tekrar hatırlamalıdır” dedi. 111 kişinin katledildiği Maraş Katliamı’na ilişkin bilgi veren Yıldırım, yaşanan bu acılara karşı ülkeye barış ve huzur getirmek için tüm siyasi partileri çözüm üretmeye davet ettiklerini söyledi.

    Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar,  anmada yaptığı konuşmada, bir daha böyle katliamların yaşanmaması için birlik ve beraberliğin önemi üzerinde durdu. Pir Sultan Abdal Derneği Marmaris Şube başkanı Kasım Çağlayan da Maraş katliamının sonuçları üzerine konuşmasın yaptı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Disiplin Kurulu üyesi Ethem Şahin ise, canlı tanığı olarak Maraş Katliamıyla ilgili yaşadıklarından anekdotlar anlattı.

    Dursun Alabıyık, Kemal Kara ve Leyla Gencer tarafından gerçekleştirilen müzik dinletisiyle anma  sona erdi. (S.K)