Etiket: mardef

  • Maraşlılar MARDEF yaz şenliğinde buluştu- VİDEO

    Maraşlılar MARDEF yaz şenliğinde buluştu- VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu’nun (MARDEF) Köln’de düzenlediği Yaz Şenliği, yüzlerce kişiyi bir araya getirdi. Gün boyu süren etkinlikte kültürel dayanışma öne çıkarken, MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek, Avrupa’da kültürü yaşatmanın önemine dikkat çekti ve Cennetpınar’daki maden projesine karşı verilen mücadeleye destek mesajı verdi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Almanya’nın Köln kentinde düzenlediği Yaz Şenliği’nde Maraşlıları ve dostlarını bir araya getirdi.

    Köln-Bonn arasındaki Spielplatz Haus Rott-Rotter See alanında gerçekleştirilen etkinlik, sabah saatlerinde başladı ve akşam saatlerine kadar devam etti. Katılımcılar gün boyunca müzik, halay ve çeşitli sosyal etkinliklerle bir arada vakit geçirirken, dayanışma ve kardeşlik mesajları öne çıktı.

    Şenlikte DJ Hati, Havin Geçici, Ali Dapar & Bervan Dapar, Halil Fesli, Deniz Osoy, Ali İkizer, Ali Onuk, İmam Tuğcu ile Memo ve Bero davul-zurna performanslarıyla sahne aldı.

    Etkinlik boyunca aileler kendi hazırladıkları yiyecek ve içeceklerle piknik yaparken, çocuklar için ayrılan alanlarda çeşitli aktiviteler gerçekleştirildi.

    Etkinlikte ayrıca kazanlarda aşure kaynatıldı. Aşure, etkinliğe gelen canlara pay edildi.

    “KÜLTÜRÜMÜZ BİZİ AVRUPA’DA VAR EDECEK”

    MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek, PİRHA’ya  yaptığı açıklamada, federasyonun  alt yapısının yaklaşık 23-24 yıl önce oluşturulduğunu belirterek, Avrupa’da yaşayan Maraşlıların kültürünü, dayanışmasını ve ortak hafızasını yaşatmayı hedeflediklerini söyledi.

    Üstek, Avrupa’da göçmen toplumların varlığını sürdürebilmesinin yolunun kültürel değerlerini korumaktan geçtiğini ifade ederek, bu anlayışla yıllar önce Maraş kamplarını ve ardından yaz şenliklerini hayata geçirdiklerini dile getirdi.

    Yaz şenliklerinin yalnızca bir piknik ya da eğlence etkinliği olmadığını vurgulayan Üstek, bu buluşmaların insanların köylerinde yaşadıkları dayanışma, paylaşım ve sohbet ortamını yeniden kurmasına katkı sunduğunu söyledi.

    Etkinliklerin yıllar içinde büyüdüğünü belirten Üstek, bugün yaklaşık 30-40 Maraş köyünün düzenli olarak benzer organizasyonlar gerçekleştirdiğini ifade etti.

    “Biz kültürümüzü yaşattığımız, bu tür etkinliklerle gelecek kuşaklara aktardığımız sürece Avrupa’da var olmaya devam edeceğiz.” diyen Üstek, MARDEF’in kuruluşunun da Maraş Katliamı sonrasında Avrupa’ya göç etmek zorunda kalan Maraşlıların ortak mücadelesinin bir sonucu olduğunu kaydetti.

    “DÖNECEK BİR MARAŞ BIRAKMAK İSTEMİYORLAR”

    Maraş’ta yaşanan çevre sorunlarına da değinen Üstek, bölgede kurulan termik santraller, çimento fabrikaları ve diğer sanayi yatırımlarının doğayı ve yaşam alanlarını ciddi biçimde tahrip ettiğini söyledi.

    Afşin-Elbistan bölgesindeki termik santrallerin kapasitesinin artırılmasıyla birlikte çevre kirliliğinin ve sağlık sorunlarının büyüdüğünü ifade eden Üstek, uygulanan politikaların insanların yeniden dönebileceği bir Maraş bırakmama amacını taşıdığını ifade etti.

    “CENNETPINAR DİRENİŞİNİ DESTEKLİYORUZ”

    Cennetpınar’da inanç merkezlerine, tarım ve hayvancılık alanlarına yakın bölgede yapılmak istenen maden projesine de tepki gösteren Üstek, köylülerin başlattığı direnişi desteklediklerini söyledi.

    Konuya ilişkin Valilik tarafından projenin geçici olarak durdurulacağı yönünde bilgi aldıklarını aktaran Üstek, ancak ilgili bakanlığın yazılı bir karar yayımlamadığı sürece mücadelenin sona ermemesi gerektiğini belirtti.

    Üstek, MARDEF’in Cennetpınar başta olmak üzere Maraş’ta doğayı, yaşam alanlarını ve inanç merkezlerini tehdit eden projelere karşı köylülerle dayanışma içinde olmaya devam edeceğini ifade etti.

    BİRLİK VE DAYANIŞMA VURGUSU

    MARDEF üyeleri ise yaz şenliğinin yalnızca bir eğlence organizasyonu olmadığını, aynı zamanda Maraşlılar arasındaki birlik, dayanışma ve toplumsal bağları güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir buluşma olduğunu belirtti.

    Elif SONZAMANCI/KÖLN

     

  • MARDEF’ten Elif Ana Türbesi’ndeki saldırıya tepki: Toplumsal barış hedef alınıyor

    MARDEF’ten Elif Ana Türbesi’ndeki saldırıya tepki: Toplumsal barış hedef alınıyor

    PİRHA- Mehmet Baba heykeline yönelik saldırının “münferit” olarak değerlendirilmesine tepki gösteren MARDEF, olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.

    Elif Ana’nın oğlu Mehmet Ocak’ın heykeli (Mehmet Baba) psikolojik rahatsız olduğu söylenen bir şahıs tarafından ateşe verildi. Saldırganın gözaltına alınarak tutuklandığı öğrenildi.

    Mehmet Baba heykeline yönelik saldırının “münferit” olarak değerlendirilmesine tepki gösteren Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), olayın tüm yönleriyle araştırılmasını isteyerek,  “Provokasyon kaygıları ciddiyetle ele alınmalıdır” dedi.

    Açıklamada, saldırının planlı ve bilinçli şekilde gerçekleştirilmiş olabileceğine dikkat çekildi.

    MARDEF tarafından yapılan açıklamada, saldırıyı gerçekleştiren kişinin olaydan bir gün önce Adıyaman’dan yola çıkarak Elif Ana Türbesi’ne geldiği, bölgede uzun süre bulunduğu, ardından Antep ve Urfa güzergahını takip ettiği ve ertesi gün yeniden türbeye döndüğü ifade edildi. Açıklamaya göre saldırgan, ilk olarak Elif Ana heykeline zarar vermeye çalıştı, başarılı olamayınca Mehmet Baba heykelini ateşe verdi. Çevredeki bazı ağaçların da zarar gördüğü belirtildi.

    Olayın, yurttaşların müdahalesi ve güvenlik güçlerinin zamanında intikali sayesinde büyümeden önlendiği kaydedildi.

    OLAYIN MÜNFERİT OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ KAMU VİCDANINI TATMİN ETMİYOR”

    Yetkililer tarafından saldırının failinin akıl sağlığının yerinde olmadığı ve olayın münferit bir vaka olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığı hatırlatılan açıklamada, mevcut bilgilerin bu yaklaşımı tartışmalı hale getirdiği vurgulandı.

    Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:

    “Akıl sağlığı yerinde olmadığı iddia edilen bir kişinin yüzlerce kilometrelik bir güzergahı tek başına araç kullanarak kat etmesi, olaydan bir gün önce türbe çevresine gelerek bölgede zaman geçirmesi, ertesi gün yeniden aynı noktaya dönmesi, hedef seçerek saldırıyı gerçekleştirmesi ve çok sayıdaki güvenlik noktasını aşması; olayın planlı ve bilinçli şekilde gerçekleştirilmiş olabileceği yönündeki kuşkuları güçlendirmektedir.”

    “MARAŞ KATLİAMI HAFIZALARIMIZDA”

    MARDEF açıklamasında geçmişte yaşanan Maraş Katliamı gibi toplumsal travmalara da dikkat çekildi. Açıklamada, geçmişte toplumsal gerilimlerin bilinçli provokasyonlarla körüklendiğinin bilindiği belirtilerek, bugün de benzer girişimlerle toplumsal barışın hedef alınmak istendiği yönündeki kaygıların ciddiyetle ele alınması gerektiği ifade edildi.

    “HALKIMIZI HİÇBİR PROVOKASYONA GELMEMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    MARDEF, açıklamasının sonunda şu talepleri sıraladı:

    -Olayın tüm yönleriyle ve varsa bağlantılarıyla birlikte aydınlatılması gerektiği,

    -Yetkililerin olayı “münferit” diyerek geçiştirmemesi ve kapsamlı, şeffaf bir soruşturma yürütmesi gerektiği,

    -Halkın sağduyulu davranarak provokasyonlara karşı dikkatli olması gerektiği ifade edildi.

    Açıklamada ayrıca, Alevi toplumunun inanç merkezlerine ve ortak hafızasına yönelik saldırılar karşısında birlik ve dayanışmanın korunacağı, sürecin takipçisi olunacağı vurgulandı.

    HABER MERKEZİ

  • MARDEF Kadın Meclisi: Acılı anaların sessizliği dünyanın en yüksek çığlığıdır!

    MARDEF Kadın Meclisi: Acılı anaların sessizliği dünyanın en yüksek çığlığıdır!

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi Anneler Günü vesilesiyle yayımladığı bildiride, anneliğin görünmeyen emeğine ve toplumsal hafızadaki yerine dair bir açıklama yaptı.

    MARDEF Kadın Meclisi, bu yılki Anneler Günü mesajında odağına “acılı anaları” alarak toplumsal bir yüzleşme çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, acılı anaların yitik kimliğinin; yalnızca bir duygunun değil; tarihin, savaşların, göçlerin, yoksulluğun ve sessiz bırakılmış hayatların içinde saklı duran bir yara olduğu ifade edildi.

    “BAZI YOKLUKLAR ALIŞILMAZ SADECE TAŞINIR”

    Meclis, annelerin yaşadığı kaybın toplumsal boyutuna dikkat çekerek, bu annelerin çoğu zaman bir isimle değil, bir eksiklikle; yani kaybolan evladın ardından kalan boşlukla anıldığını belirtti. Bu boşluğun yalnızca bir insanın yokluğu olmadığını vurgulayan Kadın Meclisi; bunun bir evin sesinin, bir sofranın neşesinin, bir sokak yürüyüşünün yarım kalmışlığının adı olduğunu dile getirdi. Açıklamada, en ağır olanın ise bu boşluğun zamanla alışkanlığa dönüşmeye zorlanması olduğu belirtilerek, “Oysa bazı yokluklar alışılmaz; sadece taşınır” denildi.

    Acılı anaların dilinin resmi sözlüklerde karşılığı olmadığına değinilen açıklamada, kelimelerin yarım kaldığı ve cümlelerin içe doğru kırıldığı aktarıldı. Bazı acıların konuşuldukça hafiflemediği sadece yeniden kanadığı ifade edilirken; bu yüzden suskunluğun bir tercih değil, bir hayatta kalma biçimi olduğu vurgulandı.

    “UNUTMANIN KARŞISINDA İNSANLIĞIN HAFIZASIDIRLAR”

    MARDEF Kadın Meclisi bu suskunluğun içinde büyük bir direnişin yattığını ifade ederek şu tespitte bulundu: Her sabah yeniden kalkmak, boş bir sandalyenin yanından geçmek, aynı kapıyı açmak, aynı fotoğrafa bakmak… Bunların her biri görünmeyen bir emeğin adıdır. Bu emeğin ne ücretle ölçüleceği ne de unvanla tanımlanacağı belirtilirken, bunun kaybın içinden yaşamı sürdürme emeği olduğu kaydedildi.

    Toplumların acıyı hızlıca tüketme isteğine eleştiri getiren meclis, acılı analar için takvimin, kaybın olduğu günün etrafında dönüp duran kırık bir daire olduğunu hatırlattı.

    “SEVGİ BİTMEZ BİÇİM DEĞİŞTİRİR”

    Tüm yıkıma rağmen bu kimliğin içinde insanlığın en saf hali olan koşulsuz sevginin saklı durduğu belirtilen açıklamada; acılı annenin, sevginin bitmediği yerde acının başladığını bildiği ifade edildi. Sevginin bitmeyip sadece biçim değiştirdiğini savunan Kadın Meclisi; sevginin bir dua, bir fotoğrafa bakış veya bir rüzgârın içinde fısıldanan isim olduğunu belirtti.

    Açıklamanın son bölümünde, bu anaların yalnızca kaybettiklerini değil, bazen toplumun görmezden geldiği kendi varlıklarını da taşıdıklarına; görülmeyen emekleri, duyulmayan sesleri ve yarım bırakılmış hikâyeleriyle var olduklarına dikkat çekildi.

    MARDEF Kadın Meclisi, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Acılı analar, unutmanın karşısında insanlığın hafızasıdır ve onların yorgun sessizliği, aslında dünyanın en yüksek çığlığıdır. Tüm annelerin Anneler Günü kutlu olsun.”

    HABER MERKEZİ

  • FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK’ten ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Asimilasyon politikaları güncelleniyor

    FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK’ten ‘Dedeler Zirvesi’ne tepki: Asimilasyon politikaları güncelleniyor

    PİRHA- FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK, Dersim soykırımının 89. yılında yapılan “Dedeler Zirvesi”ne tepki göstererek “asimilasyon ve soykırım politikaları sürdürülüyor” dedi.

    Dersim Katliamı’nın 89. yıldönümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Dersim’de iki gün süren “Dedeler Zirvesi” gerçekleştirildi. Etkinlik öncesinde açıklamalarda bulunan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Dersim’in, ocakların çoğuna ev sahipliği yapması nedeniyle merkez nokta olarak seçildiğini belirtmişti.Yaklaşık 130 dedenin katıldığı belirtilen toplantı, Alevi toplumunda tartışma yarattı. Söz konusu buluşmaya yönelik tepkiler artarak sürerken, birçok Alevi kurumu toplantıyı eleştiren açıklamalar yaptı.

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) ve Dersim İnşa Kongresi (DİK) tarafından yapılan açıklamada, Dersim’de yaşananların Kürt ve Alevi kimliğine yönelik sistematik bir yok etme politikası olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Canlarımız yediden yetmişe, bütün kirli ve kanlı yöntemler kullanılarak katledildiler” denilerek katledilenler saygıyla anıldı, soykırımcı politikalara karşı mücadele kararlılığı ifade edildi.

    “SOYKIRIMCI POLİTİKALAR GÜNCELLENMİŞTİR”

    Açıklamada, Dersim soykırımının yıldönümünde gerçekleştirilen toplantıya dikkat çekilerek, “Devletin yeni soykırım mekanizması olan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, çeşitli dergâh ve ocak temsilcisi olduğu ve 81 ilden geldiği söylenen bir kısım “düşkün” ile bir araya gelmiştir. Böylece soykırım politikalarını güncellemişler, yeni soykırımların yolunu döşemeye çalışmışlardır” ifadelerine yer verildi. Toplantının özellikle 4 Mayıs’ta ve Dersim’de yapılmasının Alevi toplumunun hassasiyetlerine yönelik olduğu kaydedildi.

    “BU TOPLANTI MASUM, İYİ NİYETLİ VE TOPLUMSAL KATKISI OLAN BİR TOPLANTI DEĞİLDİR”

    Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi:

    “Çok net ve açıkça ifade edilmelidir ki, “Alevi-Bektaşi Yol Erkânında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” adıyla gerçekleştirilen bu toplantı, masum, iyi niyetli ve toplumsal katkısı olan bir toplantı değildir. Bu toplantının soykırımın gerçekleştirildiği Dersim’de ve soykırımın başladığı gün olan 4 Mayıs’ta yapılması, Alevileri tahrik ve tehdit etmek, Alevilerin hassasiyetleriyle oynamaktır.Söz konusu kirli faaliyetin bir diğer temel amacı ise asimilasyonu derinleştirmek ve yaygınlaştırmaktır. Bu nedenle 81 ilde katılımın olması istenmiştir. Dersim’in merkez olarak seçilmiş olmasının nedeni ise asimilasyonun ve soykırımın temel hedefi olarak Reya Hak süreğinin belirlenmiş olmasıdır.”

    Açıklamada, geçmişte fiziki katliamlarla yürütülen politikaların bugün asimilasyon, manipülasyon ve ideolojik müdahale araçlarıyla sürdürüldüğü belirtilerek, “Dedeler Zirvesi bu amaçla yapılmış bir saldırıdır” denildi. Yapılanın bir yok etme faaliyeti olduğu vurgulandı.

    “ALEVİLERİN İNANCINI, KİMLİĞİNİ VE GELECEĞİNİ ÇALMAYI AMAÇLAYAN BİR KURUMDUR”

    Alevi-Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Alevi toplumunun inanç ve kimliğini dönüştürmeyi amaçladığı kaydedilen açıklamada, bu girişimlerin aynı zamanda barış ve demokratik sürece yönelik bir saldırı olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, gerçek bir barışın ancak Dersim soykırımıyla yüzleşmekten geçtiği belirtilerek, başta Seyit Rıza ve arkadaşları olmak üzere katledilenlerin mezar yerlerinin açıklanması ve mağduriyetlerin giderilmesi çağrısı yapıldı.

    FEDA, DAKB, MARDEF ve DİK imzasıyla yapılan açıklamada, söz konusu faaliyet sert sözlerle protesto edilirken, Alevi-Bektaşi toplumunun bu tür girişimlere karşı duyarlı olması çağrısı yapıldı. Açıklama, Alevi toplumunun geçmişte olduğu gibi bugün de hiçbir saldırıya teslim olmayacağı vurgusuyla son buldu.

    HABER MERKEZİ

     

  • MARDEF: Saldırılar tesadüf değildir!

    MARDEF: Saldırılar tesadüf değildir!

    PİRHA- Urfa ve Maraş’ta okullarda yaşanan saldırılara dair açıklama yapan MARDEF, “Bu yaşananlar tesadüf değil; yıllardır eğitimden adalete, kültürden toplumsal değerlere kadar birçok alanda biriken sorunların ağır bir sonucudur” dedi.

    Urfa Siverek’te okula düzenlenen saldırının ardından, bugünde Maraş’ta bir okula saldırı oldu. Saldırıda 9 yurttaşın yaşamını yitirdiği açıklanırken, çok sayıda yaralının olduğu bildirildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Urfa ve Maraş’ta okullarda yaşanan saldırılara ilişkin açıklama yaptı.

    “YAŞANANLAR TESADÜF DEĞİLDİR”

    Yaşananların tesadüf olmadığının altı çizilen açıklamada, “Çocukların hedef alınmasının, toplum olarak ne kadar derin bir krizle karşı karşıya olduğumuzu açıkça göstermektedir. Çocuklarımızın göz göre göre şiddetin ortasında kalmasını büyük bir üzüntüyle izliyoruz. Bu yaşananlar tesadüf değil; yıllardır eğitimden adalete, kültürden toplumsal değerlere kadar birçok alanda biriken sorunların ağır bir sonucudur” denildi.

    “SALDIRILAR BİR SONUÇTUR”

    Şiddetin, güç ve silah üzerinden meşrulaştırıldığı bir ortamın olduğuna dikkat çekilen açıklamanın devamında şunlar belirtildi:

    “Toplumu ayrıştıran, öfkeyi besleyen, bireyciliği ve “her yol mubah” anlayışını normalleştiren bir yaklaşımın uzun vadede neye yol açacağı bugün çok daha acı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Şiddetin, güç ve silah üzerinden meşrulaştırıldığı bir ortamda, özellikle gençlerin ve çocukların korunmasız kalması kaçınılmazdır.

    Medya, diziler ve kamusal söylemler aracılığıyla şiddetin sıradanlaştırılması; adalet duygusunun zedelenmesi ve hukuka olan güvenin azalması, toplumda derin bir kırılma yaratmaktadır. Adaletin zayıfladığı yerde, bireylerin kendi “adaletini” aramaya yönelmesi ciddi ve tehlikeli bir sürecin habercisidir.

    Urfa ve Maraş’ta yaşanan bu saldırılar bir sonuçtur. Eğitimde, adalette ve toplumsal değerlerde yaşanan aşınmanın yansımasıdır. Ve ne yazık ki gerekli önlemler alınmazsa bu tür acıların son olmayacağı açıktır. Bu noktada en önemli sorumluluk, toplumu yönetenlerdedir. Çocuklarımızın güvenliğini sağlamak, onları şiddetten uzak tutacak politikaları geliştirmek ve uygulamak bir tercih değil, zorunluluktur.

    Aynı zamanda toplum olarak da sessiz kalmamak zorundayız. Sivil toplum kuruluşları etrafında birleşmek, dayanışmayı büyütmek ve güçlü bir toplumsal ses oluşturmak artık hayati bir ihtiyaçtır. Urfa ve Maraş’taki saldırılarda hayatını kaybeden çocuklarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan çocuklarımıza acil şifalar temenni ediyoruz. Acımız büyük. Sorumluluk ise ortaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • MARDEF stantları toplumsal birlikteliğin adresi-VİDEO

    MARDEF stantları toplumsal birlikteliğin adresi-VİDEO

    PİRHA- Frankfurt’ta Newroz alanında kurulan MARDEF stantı, kadınların öncülüğünde örgütlenen kolektif emekle hem kültürel mirası yeniden üretip yaşattı hem de diasporada toplumsal dayanışmanın güçlü bir örneğini ortaya koydu.

    Diasporada düzenlenen festivallerin, büyük buluşmaların ve kitlesel kutlamaların en güzel, en canlı yanlarından biri kuşkusuz stantlar. Özellikle yöresel lezzetlerin, kültürel hafızanın ve kolektif emeğin buluştuğu stantlar, sadece damaklara değil, aynı zamanda aidiyet duygusuna da hitap ediyor.

    Stantların hazırlanma süreci ise başlı başına bir toplumsal dayanışma pratiğini oluşturuyor. Günler öncesinden başlayan hazırlıklar, birlikte üretmenin, paylaşmanın ve ortaklaşmanın somut bir ifadesine dönüşüyor. Bu süreçte herkes işin bir ucundan tutuyor, kimi yemek yapıyor, kimi organizasyonu üstleniyor. Böylece stantlar sadece birer sunum alanı değil, aynı zamanda birlikteliğin ve dayanışmanın görünür olduğu alanlara dönüşüyor.

    Maraş Demokratik Dernekleri Federasyonu (MARDEF) de bu geleneği yaşatan kurumlardan biri olarak, katıldığı birçok etkinlikte açtığı stantlarla hem kültürel değerleri yaşatıyor, hem de toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor.

    Bu yıl Frankfurt’ta kutlanan Newroz’da MARDEF adına kurulan standı ziyaret ettik.

    “AMACIMIZ DAYANIŞMAYI BÜYÜTMEK VE MEMLEKETE KATKI SUNMAK”

    Mustafa Bostan, hazırlanan yemekler ve yürütülen dayanışma çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
    Bostan, özellikle kadın emeğinin belirleyici olduğunu vurgulayarak, “MARDEF adına ev yemekleri hazırladık. Kadın arkadaşlarımız evlerinde çeşit çeşit yemekler yaptı, herkes kendi imkanlarıyla bir şeyler hazırlayıp buraya getirdi. Bunları burada halkımıza sunuyoruz” dedi.

    Mustafa Bostan, bu çalışmaların yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel değerleri yaşatma ve toplumsal dayanışmayı büyütme çabası olduğunu ifade etti.

    Fatma Dapar, kurulan çadır ve yemek standıyla yürütülen kolektif emeği anlattı.
    Dapar, “Burada çadırımızı açtık, yemek standımızı kurduk. Amacımız hem dayanışmayı büyütmek hem de memlekete küçük de olsa katkı sunmak” diyerek, hazırlanan yemeklerin tamamen imece usulüyle yapıldığını vurguladı.

    Dapar, özellikle kimsesiz çocuklar ve ihtiyaç sahipleri için her koşulda destek olmayı amaçladıklarını dile getirdi. Dapar, “Herhangi bir felaket durumunda ya da ihtiyaç anında, memlekette kim neye ihtiyaç duyuyorsa elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Bu bir dayanışmadır. Amacımız memlekete faydamız olsun, bir katkı sunabilelim” dedi.

    “BİR ARAYA GELMEK HER ŞEYDEN KIYMETLİDİR”

    Hanım Ökmen, halkın ortak emeğiyle kurulan sofraların anlamına dikkat çekti.
    Birlikteliğin önemine dikkat çeken Ökmen, “Bir araya gelmek, birbirimize moral vermek, birbirimize değer vermek her şeyden kıymetlidir. İyi ki bu kurumlar var. Bu kurumlar sayesinde bacılarımız, kardeşlerimiz, ailelerimiz çoğalıyor” diyerek kurumların toplumsal rolünü vurguladı.

    Hasan Alcı, günün ilk saatlerinden itibaren süren emeğe dikkat çekerek,“Böylesi günlerde bu toplumun, bu halkın dayanışması çok önemlidir. Eğer burada bir hizmet veriyorsak, bu kendi halkımız, kendi insanlarımız ve kendi değerlerimiz içindir” ifadelerini kullandı.

    “KADINLARIN ÖNCÜLÜĞÜNDE ÇOK GÜZEL SONUÇLAR ORTAYA ÇIKIYOR”

    MARDEF Eşbaşkanı Hatice Sonzamancı,hazırlıkların günler öncesinden başladığını belirterek, “Dünden bu yana, hatta sabahtan beri yoğun bir çalışma yürütüldü. Bu süreçte şunu çok net gördük: Kurumlarla birlikte çalıştığımızda, özellikle kadınların öncülüğünde çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor” dedi.

    “ÖRGÜTLÜ OLMAK BİZE GÜÇ VERDİ”

    MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek, örgütlü mücadelenin önemine dikkat çekti. Geçmişte yaşanan acı deneyimlere de değinen Üstek, özellikle deprem sürecinde dayanışmanın ve örgütlü yapının hayati rol oynadığını belirtti. “Deprem döneminde de gördük ki örgütlü olmak bize güç verdi, kazandırdı” diye belirtti.

    Geçmişten ders çıkararak geleceğe birlik içinde yürünmesi gerektiğini vurgulayan Üstek, “Böylesi günler geçmişi anmak ve gelecekte birlik ve beraberliği büyütmek açısından önemlidir. Kendi özümüze dönmenin gerekliliği bir kez daha ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.

    Elif SONZAMANCI PİRHA/FRANKFURT

     

  • MARDEF’ten Köln’de 8 Mart etkinliği-VİDEO

    MARDEF’ten Köln’de 8 Mart etkinliği-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Köln’de dayanışma etkinliği düzenledi. Konuşmalarda kadınların şiddet, savaş ve ayrımcılığa karşı mücadelesine vurgu yapıldı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla “Jin – Jiyan -Azadî” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenledi

    Köln’deki EuroSaal’da yapılan etkinlik saygı duruşu ile başladı.

    Almanya Tilkiler Sosyal Dayanışma Derneği Eşbaşkanı Maviş Torunoğlu dünyanın birçok yerinde kadınların hala şiddet, ayrımcılık ve savaş politikalarının yarattığı yıkımla karşı karşıya olduğu belirtilerek, buna rağmen kadınların dayanışmasının ve örgütlü mücadelesinin umut ve değişimin en güçlü kaynağı olmaya devam ettiğini belirtti.

    MARDEF Eşbaşkanı Hatice Sonzamancı ise Maraşlı kadınların tarihsel direnişine ve kadın özgürlüğü mücadelesine dikkat çekti. Sonzamancı, Maraş’ın toplumsal hafızasının acı ve direnişle yoğrulduğunu belirterek, kadınların yalnızca evlerin değil, aynı zamanda kimliğin, kültürün ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurguladı.

    Sonzamancı, yakın zamanda Pazarcık’ta yaşanan kadın cinayetinin bu sistemin en somut örneklerinden biri olduğunu belirterek, kadınların yaşam hakkının hala ciddi bir tehdit altında olduğunu söyledi.

    Etkinlikte Mardef Kadın Tiyatro Grubu “Değişen Değiştirir” adlı gösterisiyle sahne aldı.

    Program kapsamında Klamen Maraşe , Binevş Ciziri ve Ali İkizer sahne alarak eserlerini seslendirdi.

    Programın sonunda davul zurna eşliğinde halaylar çekildi.

    PİRHA-KÖLN

  • MARDEF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: Kadın dayanışmasını büyütelim!-VİDEO

    MARDEF Kadın Meclisi’nden 8 Mart çağrısı: Kadın dayanışmasını büyütelim!-VİDEO

    PİRHA- Köln’de MARDEF tarafından 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenecek etkinlikte müzik, tiyatro ve dayanışma mesajları yer alacak. Etkinlikten elde edilecek gelirin tamamı Rojava’daki kadınlara gönderilecek.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla “Jin – Jiyan -Azadî” şiarıyla dayanışma etkinliği düzenliyor. Program, 8 Mart 2026 Pazar günü saat 14.00’te Köln’deki EuroSaal salonunda yapılacak.

    Kadın özgürlüğü, dayanışma ve eşitlik vurgusunun öne çıkacağı etkinlikte müzik, tiyatro ve konuşmalar yer alacak. Program kapsamında Binevş Ciziri ve Ali İkizer sahne alacak. Ayrıca Klamen Maraşe müzik dinletisiyle etkinliğe katkı sunacak.

    Etkinlikte Mardef Kadın Tiyatro Grubu “Değişen Değiştirir” adlı gösterisiyle sahneye çıkacak. Programda ayrıca Agam Davul Zurna performansı, 8 Mart açıklaması ve kadın dayanışma mesajları da yer alacak.

    KÖLN’DE DÜZENLENECEK ETKİNLİĞE KATILIM ÇAĞRISI

    MARDEF Kadın Meclisi yaptığı açıklamada tarih boyunca kadınların patriyarkaya, savaşa, yoksulluğa ve sömürüye karşı mücadele ederek yaşamı savunduğu ifade edildi.

    Açıklamada, bugün dünyanın birçok yerinde kadınların hala şiddet, ayrımcılık ve savaş politikalarının yarattığı yıkımla karşı karşıya olduğu belirtilerek, buna rağmen kadınların dayanışmasının ve örgütlü mücadelesinin umut ve değişimin en güçlü kaynağı olmaya devam ettiği kaydedildi.

    Ortadoğu’da kadınların özgürlükleri ve toplumun geleceği için ağır bedeller ödediğine işaret edilen açıklamada, özellikle Rojava’da kadınların eşit, demokratik ve özgür bir toplumsal düzeni inşa etme iradesini savunduğu vurgulandı. Bu nedenle kadın dayanışmasını büyütmenin her zamankinden daha önemli olduğu ifade edildi.

    MARDEF Kadın Meclisi, bu bilinçle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Köln’de yapılacak etkinliğe katılım çağrısı yaptı. Etkinlikten elde edilecek gelirin tamamının Rojava’daki kadınlara dayanışma amacıyla ulaştırılacağı belirtildi.

    PİRHA-KÖLN

  • Depremlerin 3. Yılında Freiburg’dan Adalet ve Dayanışma Çağrısı-VİDEO

    Depremlerin 3. Yılında Freiburg’dan Adalet ve Dayanışma Çağrısı-VİDEO

    PİRHA- 6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremlerin 3. yılı vesilesiyle Freiburg Alevi Dergahı’nda anma düzenlendi. 

    Anma Programı Gülseren Acar Ana’nın çerağları uyandırması ile başladı. Ardından Freiburg Alevi Dergahı Eşbaşkanı Mehmet Geliş katılımcıları selamladı.

     Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) adına açıklamayı Meryem Bezginer okudu. Bezginer’in okuduğu açıklamada, yaşanan büyük felaketin yalnızca doğal bir afet olmadığına, yıllardır biriken ihmallerin ve rant politikalarının sonucu olduğuna dikkat çekildi.

    Bezginer depremde on binlerce, yüz binlerce insanın denetimsiz ve rant uğruna yapılan binalarda, soğukta ve zamanında ulaşmayan yardımlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Devletin sorumluluğunu yerine getirmediği vurgulanırken, geciken müdahalelerin ve yetersiz koordinasyonun can kayıplarını artırdığı ifade edildi.

    MARDEF olarak yürütülen çalışmalarda hiçbir ayrım yapılmadığını vurgulayan Bezginer, “Kimseyi kimliğine, inancına, mezhebine göre ayırmadık. Depremin vurduğu her yere eşit yaklaştık” ifadelerini kullandı.

    FEDA adına açıklamayı ise Freiburg Alevi Dergahı Eşbaşkanı Nilay Yumuşak okudu.

    Yumuşak,yaşanan büyük yıkımın yalnızca geçmişte kalan bir acı olmadığını vurguladı. Yumuşak, depremin milyonlarca insanın hayatını geri dönülmez biçimde değiştirdiğini belirterek, on binlerce canın yarım kalan hayalleriyle toprağa verildiğini ifade etti.

    Depremin ilk anlarından itibaren ortaya çıkan dayanışma ruhunun umut olduğunu söyleyen Yumuşak, acının içinde paylaşılan ekmeğin, tutulan nöbetlerin ve uzanan yardım ellerinin toplumsal birlikteliği gösterdiğini dile getirdi.

    Açıklamasında, 6 Şubat’ın yalnızca bir yas günü olmadığını vurgulayan Yumuşak, hatırlamanın sorumluluk almak anlamına geldiğini, benzer acıların yaşanmaması için güvenli yarınların hep birlikte inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

    PİRHA-FREİBURG

     

  • MARDEF: 6 Şubat depremleri unutulmadı, yaralar hala sarılmadı!

    MARDEF: 6 Şubat depremleri unutulmadı, yaralar hala sarılmadı!

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, depremin yalnızca bir doğa felaketi değil, ihmal ve rant politikalarının sonucu olduğunu vurguladı. MARDEF, “Depremzedeler hâlâ barınma, eğitim, sağlık ve güvenli yaşam mücadelesi veriyor” dedi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), 6 Şubat 2023’te yaşanan ve on binlerce insanın hayatını kaybettiği depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, yaşanan yıkımın sadece doğal bir afet olmadığı, denetimsiz yapılaşma, ihmaller ve rant politikalarının doğrudan sonucu olduğu vurgulandı.

    MARDEF, depremde on binlerce, yüz binlerce insanın denetimsiz ve rant uğruna yapılan binalarda, soğukta ve zamanında ulaşmayan yardımlar nedeniyle yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Açıklamada, “Bu yıkım yalnızca doğanın değil, ihmallerin ve sorumsuzluğun sonucudur” denildi.

    “HALK YARALARINI KENDİ SARDI”

    Depremin ilk günlerinde devletin yetersiz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, halkın dayanışmayla ayakta kaldığı belirtildi. “O gün halk kendi yarasını kendi sardı. Devletin yetişemediği yerde insanlar birbirine koştu” ifadelerine yer verildi.

    Aradan üç yıl geçmesine rağmen depremzedelerin hâlâ barınma, eğitim, sağlık ve güvenli yaşam hakkına erişemediği vurgulandı.

    EKSİKLER HALA TAMAMLANMADI

    MARDEF, depremin ilk anlarından itibaren kriz masası kurduklarını, onlarca kurumu bir araya getirerek güçlü bir dayanışma kampanyası örgütlediklerini belirtti. Açıklamada, yüzlerce tır gıda, giyecek ve çadırın ilk günden itibaren bölgeye ulaştırıldığı, yüzlerce konteyner ev ve sağlık malzemesinin depremzedelere teslim edildiği aktarıldı.

    Federasyon, yürütülen çalışmalarda hiçbir ayrım yapılmadığını vurgulayarak, “Kimseyi kimliğine, inancına, mezhebine göre ayırmadık. Depremin vurduğu her yere eşit yaklaştık” ifadelerini kullandı.

    Açıklamada, üç yıl geçmesine rağmen bölgede hâlâ yapılmayan cemevleri, okullar ve birçok kamusal ihtiyacın bulunduğu belirtildi. MARDEF, bu alanlarda destek olmaya ve psikolojik destekten eğitime kadar çeşitli kampanyalar örgütlemeye devam edeceklerini duyurdu.

    Bu yıl da felaketin unutulmaması için “Fay Hattında Kırılan Hayatlar” belgeselinin birçok yerde gösteriminin yapılacağı ifade edilerek, “Çünkü unutulan her felaket yeniden yaşanır” denildi.

    “DEPREMİN ACISI RANTA ÇEVRİLİYOR”

    Açıklamada, deprem sonrası süreçte rant anlayışının devam ettiğine dikkat çekildi. Yandaş müteahhitler tarafından yapılan birçok konutun henüz kullanılmadan sorunlu hâle geldiği belirtilerek, bunun gerçek anlamda ders çıkarılmadığının göstergesi olduğu vurgulandı.

    MARDEF, açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı:

    “Deprem bölgesindeki halk yalnız değildir. MARDEF olarak her zaman onların yanında olacağız, sorunlarını dinleyecek ve takip edeceğiz. En büyük güç halkın birliğidir. Tüm halklarımızı duyarlı olmaya, dayanışmayı büyütmeye ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    Federasyon, yaşamını yitirenleri saygıyla andıklarını ve yakınlarını kaybedenlerin acısını paylaştıklarını belirterek, “Yaşasın halkların dayanışması” mesajını verdi.

    HABER MERKEZİ

  • Paris’te Maraş anması: Hesaplaşılmadıkça yeni katliamların önü alınamaz-VİDEO

    Paris’te Maraş anması: Hesaplaşılmadıkça yeni katliamların önü alınamaz-VİDEO

    PİRHA –47 yıl önce Maraş’ta katledilenler Paris Madımak Anıtı önünde anıldı. Yapılan açıklamada “‘Eski yaraları kaşımayın’ diyenlere karşı şunu söylüyoruz; Bu yara bizimdir ve kanamaya devam etmektedir” denildi.

    19-26 Aralık 1978’de Maraş’ta yapılan katliam, Avrupa’da da protesto edildi. Yaşamını yitirenler için yapılan anmaya MARDEF, FEDA, FUAF Arnoville AKM ve Nurhak AKM temsilcileri de katıldı.

    Kurumlar adına basın açıklamasını MARDEF Fransa sözcüsü Hatice Uğurlu okudu. Maraş için “devletin bilgisi ve gözetimi altında organize edilen bir katliam” denilen açıklamada şu ifadelere de yer verildi:

    “1970’li yılların sonunda yükselen emek ve demokrasi mücadelesiyle birlikte özellikle Kürt halkının ulusal özgürlük ve eşitlik talebi; emperyalist güçleri ve onların yerli işbirlikçilerini ciddi biçimde rahatsız etmekteydi. Bu yükselişi durdurmak, toplumu sindirmek ve yeni baskı rejimlerine zemin hazırlamak amacıyla faşist yöntemler yeniden devreye sokulmuştur. Toplu katliamlar, halk üzerinde korku yaratmanın aracı olarak planlanmıştır.

    Bu plan için uygun bir merkez aranmış, Maraş özellikle seçilmiştir. Maraş; Alevi ve Sünni nüfusun, Türkmen ve Kürt halklarının bir arada yaşadığı, toplumsal çeşitliliğin yüksek olduğu stratejik bir bölgeydi. Katliamdan günler önce resmi ve sivil görevlendirmeler yapılmış, sistematik provokasyonlarla hazırlıklar başlatılmıştır. Yüzlerce MIT, JITEM bağlantılı unsur ve sivil faşist Maraş’a sevk edilmiş; mahalle mahalle Alevilerin, Kürtlerin ve ilerici aydınların evleri tespit edilmiştir. Camilerde, okullarda ve resmi kurumlarda yoğun bir nefret dili yayılmış; Alevilere yönelik katliam dini söylemlerle meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.”

    “HESAPLAŞILMADIKÇA YENİ KATLİAMLARIN ÖNÜ ALINAMAZ”

    Hatice Uğurlu, Maraş Katliamında Nazi faşizminden öğrenilen yöntemlerin birebir uygulandığını ifade etti. Katliam hafızasına sahip çıkılması gerektiğini söyleyen Uğurlu, açıklamaya şöyle devam etti:

    “Evler basılmış; kadın, çocuk, yaşlı, genç ayrımı gözetilmeden insanlar katledilmiştir. Hamile kadınlar vahşice öldürülmüş, insanlık dışı yöntemler uygulanmıştır. Komşuların ‘iyi insan’ dediği aileler bile hedef alınmış; ‘Sen öldür, Allah ahirette karar verir’ denilerek cinayetler teşvik edilmiştir. Ne emniyet ne asker ne de hükümet ortadaydı. Devlet, planlandığı şekilde ilerleyen katliamı seyretmiştir.

    Dört günün sonunda yüzlerce Alevi katledilmiş, yüzlerce ev ve işyeri yakılmıştır. Görev tamamlanmış, ardından devlet ‘kurtarıcı’ rolüyle sahneye çıkmıştır. İstenen ortam yaratılmış; 11 ilde sıkıyönetim ilan edilmiştir. Katliamcılar göstermelik tutuklamalarla koruma altına alınmış, sembolik yargılamalarla kısa süreli cezalar verilmiş ve serbest bırakılmıştır. Bir kısmı daha sonra ödüllendirilmiş, resmi kurumlara hatta Meclis’e kadar taşınmıştır.

    ‘Eski yaraları kaşımayın’ diyenlere karşı şunu söylüyoruz:

    Bu yara bizimdir ve kanamaya devam etmektedir. Maraş’ın hesabı sorulmadığı için Sivas Madımak’ta, Gazi’de, Roboski’de, cezaevlerinde ve başka birçok yerde bu zihniyet, varlığını sürdürmüştür. Hesaplaşılmadıkça yeni katliamların önü alınamaz.

    Bu nedenle çağrımız nettir:

    Katliam hafızasına sahip çıkmalı, örgütlü olduğumuz her yerde anmalar ve etkinlikler düzenlemeliyiz. Evlerimizde anma köşeleri oluşturmalı, kaybettiklerimizin anısına bir mum yakmalı, yaşananları çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara aktarmalıyız.”

    (HABER MERKEZİ)

  • MARDEF: Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!

    MARDEF: Maraş Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız!

    PİRHA – Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Maraş Katliamı’nın 47. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, 19–26 Aralık 1978’de yaşananların “devletin bilgisi ve gözetimi altında organize edilmiş bir insanlık suçu” olduğunu vurgulayarak, katliamla yüzleşilmediği sürece benzer zihniyetin farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğünü belirtti.

    MARDEF açıklamasında, 1970’li yılların sonunda yükselen emek, demokrasi ve Kürt halkının özgürlük mücadelesinin egemen güçler tarafından tehdit olarak görüldüğü, bu nedenle toplumun sindirilmesi amacıyla faşist yöntemlerin yeniden devreye sokulduğu ifade edildi. Açıklamada, Maraş Katliamı’nın bu planın bir parçası olarak hayata geçirildiği belirtildi.

    Federasyon, Maraş’ın Alevi-Sünni, Kürt-Türkmen nüfusun bir arada yaşadığı yapısı nedeniyle özellikle seçildiğine dikkat çekerek, katliamdan günler önce resmi ve sivil görevlendirmeler yapıldığını, MİT ve JİTEM bağlantılı unsurlar ile sivil faşist grupların kente sevk edildiğini kaydetti. Açıklamada, Alevilerin, Kürtlerin ve ilerici kesimlerin evlerinin önceden tespit edilip işaretlendiği, camilerde ve resmi kurumlarda yoğun bir nefret dili üretildiği vurgulandı.

    “‘Din elden gidiyor’ propagandasıyla halk kışkırtıldı, cinayetler dini söylemlerle meşrulaştırıldı” denilen açıklamada, Nazi faşizminden öğrenilen yöntemlerin birebir uygulandığı, faşist grupların zarar görmemesi için özel işaretlemeler yapıldığı ifade edildi.

    Devlet eliyle sinemada patlatılan bombanın son provokasyon olduğu belirtilen açıklamada, bu olayın ardından saldırıların başlatıldığı, devrimci öğretmenlerin cenazelerine dahi izin verilmediği ve katliamın önünün tamamen açıldığı kaydedildi. Alevi mahallelerinde kurulan barikatların, devletin tüm imkânlarını arkasına alan saldırılar karşısında kısa sürede yıkıldığı aktarıldı.

    MARDEF, dört gün süren saldırılar boyunca kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan yüzlerce Alevinin katledildiğini, evlerin ve işyerlerinin yakıldığını, hamile kadınlara yönelik vahşetin dahi yaşandığını belirtti. Açıklamada, emniyet güçlerinin, askerin ve hükümetin katliam boyunca ortada olmadığı, devletin planlandığı şekilde süreci izlediği vurgulandı.

    MARDEF, katliamın ardından devletin “kurtarıcı” rolüyle sahneye çıktığı, 11 ilde sıkıyönetim ilan edildiği, katliamcıların ise göstermelik yargılamalarla korunduğu ifade edildi. Birçok failin kısa süreli cezalarla serbest bırakıldığı, bazılarının ise daha sonra ödüllendirilerek resmi kurumlarda ve Meclis’te görev aldığı hatırlatıldı.

    MARDEF, Maraş Katliamı’nın hesabı sorulmadığı için Sivas Madımak, Gazi, Roboski ve cezaevlerinde yaşanan katliamların mümkün hale geldiğini belirterek, “Bu yara bizimdir ve hâlâ kanamaktadır” dedi.

    Federasyon, katliam hafızasına sahip çıkılması çağrısında bulunarak, her yerde anmaların ve etkinliklerin örgütlenmesi, evlerde anma köşeleri oluşturulması, kaybedilenler anısına mum yakılması ve yaşananların gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.

    Açıklamanın sonunda MARDEF, Maraş Katliamı’nı bir kez daha lanetleyerek, sorumluların yargılanmasını ve devletin bu suçla yüzleşmesini talep etti. Ayrıca Alevilerin eşit yurttaşlık hakkı kapsamında inanç kurumlarının yasal statüye kavuşturulması ve zorunlu din dersleriyle sürdürülen asimilasyon politikalarına son verilmesi çağrısı yapıldı.

    “Maraş bir katliamdır, bir insanlık suçudur” denilen açıklamada, tüm halklar adalet ve yüzleşme mücadelesini büyütmeye çağrıldı.

    HABER MERKEZİ

     

  • MARDEF’in 7. buluşma kampı Siegen’de başladı: Göç, örgütlenme ve Cemevi hukuku gündemde!

    MARDEF’in 7. buluşma kampı Siegen’de başladı: Göç, örgütlenme ve Cemevi hukuku gündemde!

    PİRHA – MARDEF’in 7. Buluşma Kampı Almanya’nın Siegen kentinde başladı. Açılış konuşmalarını MARDEF Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı yaptı. Programın ilk gününde AKEL Vakfı’nın kuruluş süreci, bölgedeki göç gerçeği ve cemevlerinin hukuki statüsü üzerine kapsamlı değerlendirmeler paylaşıldı.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 7. Buluşma Kampı başladı. Federasyon Eşbaşkanları Mehmet Üstek ve Hatice Sonzamancı’nın açılış konuşmalarıyla başlayan programda, Alevi toplumunun örgütlenme ve inanç mekânları üzerine tartışmalar öne çıktı.

    Açılışın ardından AKEL Vakfı Başkanı Mustafa Şahin, vakfın çalışmaları ve tarihsel gelişimi hakkında bilgi verdi.

    AKEL VAKFI’NIN YOLCULUĞU: GÖÇTEN ÖRGÜTLENMEYE

    Ahmet Değer’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde sunum yapan Mustafa Şahin, bölgenin uzun yıllara dayanan göç sorununa dikkat çekti. Ekonomik ve politik nedenlerle dünyanın farklı bölgelerine dağılmış bir topluluk olduklarını belirten Şahin, “Göç ettiğimiz yerlere uyum sağlamak ve aynı zamanda kültürümüzü yaşayıp yaşatmak için mücadele ediyoruz” dedi.

    1990’lı yıllarda İstanbul’da bir araya gelen hemşerilerin ihtiyaçları doğrultusunda AKEL’in doğduğunu anlatan Şahin, 1994’te 111 kurucuyla yola çıkan vakfın 1997’de Akel Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı adını alarak büyüdüğünü aktardı. Şahin, yıl içinde düzenledikleri kültürel etkinlikler ve yöresel el emeği ürünlerinin pazara sunulması yönündeki hedeflerini de paylaştı.

    NURHAK VE NARLI CEMEVLERİ: İNŞAATLAR MADDİ NEDENLERLE YAVAŞLADI

    Programın ikinci bölümünde cemevi yapım süreçleri ele alındı. Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi Başkanı Lütfi Yıldız, Nurhak’ta süren cemevi inşaatının kaba kısmının tamamlandığını, ancak kış koşulları ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle çalışmaların durduğunu ifade etti. Pınarbaşı Cemevi’nin de birinci kat kaba inşaatının tamamlandığını belirten Yıldız, bağış çağrısında bulundu.

    Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç ise cemevi inşaatının çatı aşamasına gelindiğini ve kısa sürede tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.

    CEMEVLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ VE MÜLKİYET SORUNLARI MASADA

    Etkinliğin devamında Avukat Tarık Alpdoğan, Alevi toplumunun ibadet mekânları olan cemevlerinin hukuki statüsü üzerine kapsamlı bir sunum yaptı. Alevilerin binlerce yıllık tarihsel varlığına rağmen cemevlerinin hâlâ resmi ibadethane statüsüne sahip olmamasının politik ve hukuki nedenlerini anlattı.

    Cumhuriyet döneminde uygulanan merkeziyetçi politikaların Alevi toplumunu dışladığını ve dergâh ile ocakların Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile kapatıldığını hatırlatan Alpdoğan, cemevlerinin mevzuatta ilk kez 16 Kasım 2022’de yer aldığını vurguladı. Bu sürecin Alevi örgütlerinin mücadelesi, kamuoyu baskısı ve yargı kararlarıyla mümkün olduğunu belirtti.

    Alpdoğan, 2008’deki Çankaya Cemevi davası ve Yenibosna Cemevi’nin AİHM’e taşınan elektrik davasını hatırlatarak uluslararası hukuk sürecinin önemine dikkat çekti.

    “CEMEVİ BİR KİŞİYE DEĞİL TOPLULUĞA AİT OLMALI”

    Cemevlerinin en büyük sorunlarından birinin mülkiyet olduğunu aktaran Alpdoğan, yapının bulunduğu arsanın sahibine bağlı olmasının ciddi hukuki riskler yarattığını söyledi. Şahıs, hazine veya devlet arazisi üzerine yapılan cemevlerinin ileride büyük sorunlarla karşılaştığını ifade etti.

    Köy tüzel kişiliğinin bulunduğu bölgelerde tapuların köy adına alınabildiğini, ancak büyükşehirlerde bu yapının kaldırıldığı için cemevlerinin sadece dernek veya vakıf üzerinden tapu edinebildiğini belirtti. Alpdoğan, Düzgün Baba Cemevi örneğini hatırlatarak mülkiyetin topluluk adına tescil edilmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.

    PİRHA/Siegburg/ALMANYA

     

  • MARDEF: ÇANDER Başkanı Vesel Yıldız ve 10 kişi, uydurma bir itirafla tutuklandı!

    MARDEF: ÇANDER Başkanı Vesel Yıldız ve 10 kişi, uydurma bir itirafla tutuklandı!

    PİRHA- MARDEF, aralarında ÇANDER (Çevre ve Kültür Derneği) Başkanı Vesel Yıldız’ın da bulunduğu 11 sivil toplum üyesinin tutuklanmasına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Bu tür gözaltı ve tutuklamalar halkın devlete olan güvenini sarsmakta, toplumsal barışı zedelemektedir” denildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF), Elbistan’da aralarında ÇANDER (Çevre ve Kültür Derneği) Başkanı Vesel Yıldız’ın da bulunduğu 11 sivil toplum üyesinin gözaltına alınıp, ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “BU İNSANLAR UYDURMA SUÇLAMALARLA CEZALANDIRILMAK İSTENMEKTEDİR”

    “Son günlerde Elbistan’da yaşanan gelişmeler, hukuk devleti ilkesine ve toplumsal vicdana aykırı bir tabloyu gözler önüne sermektedir” diyen MARDEF, somut delile dayanmayan iddialar ile tutuklamaların gerçekleştiğini belirtti.

    MARDEF açıklamasında şunları söyledi:

    “Söz konusu iddia, 2012 yılında dağ kadrosunda bulunduğu öne sürülen bir itirafçının, bu insanların kendisine yemek verdiğini söylemesidir. 13 yıl öncesine ait bu soyut ve güvenirliği tartışmalı iddiayla sivil toplum temsilcilerini özgürlüğünden mahrum bırakmak, yalnızca hukuka değil, halkın adalet duygusuna da ağır bir darbedir. Bu insanlar, 6 Şubat 2023 depremlerinin hemen ardından devletin yetersiz kaldığı bir ortamda halkın yardımına ilk koşanlardır. Bir tas sıcak çorba, bir yudum temiz su için gecesini gündüzüne katan, canla başla mücadele eden bu insanlar şimdi uydurma suçlamalarla cezalandırılmak istenmektedir.”

    TUTUKLAMALAR, TÜM SİVİL TOPLUMUN MEŞRUİYETİNİ VE BARIŞ UMUTLARINI HEDEF ALMAKTADIR

    “Depremde halkın yanında yer almak mı?, Sivil dayanışma göstermek mi? Barış içinde bir toplum istemek mi suç?” diye soran MARDEF,  şu çağrıda bulundu:

    “Bu olay sadece Vesel Yıldız ve arkadaşlarının özgürlüğünü değil, tüm sivil toplumun meşruiyetini ve barış umutlarını hedef almaktadır. Bu tür gözaltı ve tutuklamalar halkın devlete olan güvenini sarsmakta, toplumsal barışı zedelemektedir.

    Tutuklanan tüm sivil toplum temsilcileri derhal serbest bırakılmalıdır. Varsa bir yargılama süreci, adil ve tutuksuz şekilde yürütülmelidir. Devlet yetkililerini hukuka, akla ve vicdana davet ediyoruz. Kamuoyunu ise bu haksızlığa karşı duyarlılığa ve dayanışmaya çağırıyoruz.
    Depremde halkın yanında olan ÇANDER Başkanı Vesel Yıldız ve 10 kişi, uydurma bir itirafla tutuklandı. Sivil toplum cezalandırılamaz! Tutuklular derhal serbest bırakılsın!”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cenevre’de BM Temsilciliğinde Maraş Katliamı açıklaması: Suçluların yargılanmasını istiyoruz!-VİDEO

    Cenevre’de BM Temsilciliğinde Maraş Katliamı açıklaması: Suçluların yargılanmasını istiyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Faşist kalabalıkların Maraş’ta gerçekleştirdiği Alevi Pogromu’nun 46. yılında, Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Cenevre’de bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde açıklama yapıldı. Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, “Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e gönderilen belgede Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğu yazılı ve bu durumda devletin Maraş Katliamı’nı organize ettiğini ortaya çıkartıyor” dedi. Maraş Katliamı tanığı Fidan Yıldırım da “Maraş Katliamı tanığı ve mağduru olarak yaşadıklarımı unutmayacağım” diye ifade etti.

    Video

    https://cantv.tv/2024/12/maras-katliaminin-46-yili-mardef-cenevredeki-birlesmis-milletler-basin-salonunda-aciklama-yapiyor-2-bolum-can-aktuel-programi-cantvde/

    Maraş’ta 19-25 Aralık 1978’de faşistler tarafından Alevilere yönelik yapılan katliamın üzerinden 46 yıl geçti. 6 gün süren katliamda resmi rakamlara göre 111 Alevi katledildi, 1000’den fazla Alevi de yaralandı. Alevilere ait 270 ev ve 270 işyeri yakıldı veya tahrip edildi.

    Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) öncülüğünde Aleviler, İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler temsilciliğinde Maraş Katliamı’na dair açıklama yaptı.

    “MARAŞ, HEPİMİZİN KABUK BAĞLAYAN YARASIDIR”

    Açıklamanın moderatörlüğünü yapan Selda Kavak Torunoğlu, “Maraş Katliamı’nın uluslararası platformlarda başka bir aşamaya taşımak için bugün bir araya geldik. Maraş hepimizin kabuk bağlamayan yarasıdır ve bizim en büyük isyanımızdır” diye belirtti.

    “DEVLET, MARAŞ KATLİAMI’NI ORGANİZE ETTİ”

    Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e 3 Ocak 1979 tarihinde ulaştırılan MİT belgesine değinerek sözlerine başlayan Araştırmacı-Yazar Mehmet Bayrak, “Bülent Ecevit’e gönderilen belgede Maraş Katliamı’nda MİT’in parmağı olduğu yazılı ve bu durum da devletin Maraş Katliamı’nı organize ettiğini ortaya çıkartıyor. Yaşanan bir soykırımdır ve uluslararası platformlara götürülüp incelenmesi gerekiyor. 2 saatte Kıbrıs’a çıkarma yapmakla övünen Bülent Ecevit, Maraş’ın bitişiğinde Kayseri’deki hava indirme tugayını 4 günün sonunda ancak Maraş’a indirebildi. Oysa aylar öncesinden Maraş Katliamı’nın rapor edildiğini biliyoruz. Pol-Der şube başkanlığı yapan bir Alevi arkadaş geldi istihbarat bölümünde çalıştığı için kendisinin 4 ay öncesinden bu durumdan haberi olduğunu söyledi” diye konuştu.

    “YÜZDE 50’LERDE OLAN ALEVİ VE KÜRT NÜFUSU ŞU ANDA YÜZDE 20’LERDE”

    Maraş Katliamı’nda yaşananları anlatan Avukat İbrahim Sinemillioğlu ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Maraş Katliamı Türkiye’yi ırkçı, dinci ve faşist bir darbenin kıskacına almaya yönelik olaylar zincirinin en önemli halkasıdır. Bölgede yaptığımız toplantılarda daha ilk günlerde Maraş’ı terk etme dile getiriliyordu. Dilimiz döndüğünce Maraş’a sahip çıkılmasını söyledik ama geldiğimiz noktada 1960’lı yıllarda %50’lerde olan Kürt ve Alevi nüfusu günümüzde ise %20’lerde” dedi.

    “KATLİAMDAN ÖNCE EVLERİMİZ İŞARETLENMİŞTİ”

    Maraş’ta katledilenleri saygıyla anarak sözlerine başlayan Maraş Katliamı tanığı Fidan Yıldırım, “Maraş Katliamı olduğunda öğrendim Alevi ve Sünni’nin ne olduğunu. Biz insanlığı, vicdanlı olmayı, barışı öğrenirken başkaları da kin, nefret ve ayrımcılığı yaşıyordu. Kürt ve Alevilerin olduğu mahallelere saldırılar başlamıştı ve biz yerde sürünerek olanları izliyorduk. Katliamda saldırganların ‘vurun 5 Aleviyi öldüren cennete gider’ sözü aklımdan çıkmıyordu. Sonradan öğrendik ki evlerimiz öncesinden işaretlenmiş ve ölümüz bir x işaretiyle belirlenmişti. Maraş Katliamı tanığı ve mağduru olarak yaşadıklarımı unutmayacağım” diye ifade etti.

    “EKOLOJİK KIRIMIN NEDENİ ÖZ SAVUNMANIN OLMAMASIDIR”

    Prof. Beyza Üstün, “Demografik Değişimin Tamamlanma Süreci: Ekolojik Kırım” başlıklı sunumunda, toplumda öz savunmanın eksik olmasından dolayı kapitalizmin kar hırsıyla her şeye el koyduğuna işaret etti. Beyza Üstün, şöyle konuştu: “Yaşamın yeniden örülmesi gerekir. Toplumun yok edilen öz savunmasının yeniden örgütlenmesi gerekir.  Kapitalizm günümüzde kendini “yeşil kapitalizm” olarak tanımlıyor. Ancak bunu yaparken kar hırsından vazgeçmiyor. Devlet doğayı tahrip ederek insansızlaştırıyor. Mezopotamya coğrafyasını barajlarla geri dönülemez hale getiriyorlar. Dünyayı yorumlamak yeterli değil, değişim yaratmak gerekir.”

    “DEVLETİN, İNSANSIZLAŞTIRMA POLİTİKALARI SÜRÜYOR”

    Gazeteci Elif Sonzamancı ise, katliam sonrası Maraş’ta yaşanan göç üzerine konuşarak, “Maraş, katliamdan sonra çok yoğun göç verdi. Bu veriler resmi değil ama 50 bin ile 80 bin arasında olduğu varsayılıyor. Devlet bilerek göçü teşvik ediyor. Pasaport vererek bir  nevi coğrafyanın insansızlaşmasını sağladı. Yine Suriye’deki savaştan kaynaklı gelen göçmenlere Terolar köyünde kamp kurmak istediler. Alevi köylerin ortasına Selefi insanların yerleştirilmesi korkuyu ve göçü tetikledi. En son 6 Şubat depreminde binlerce insanımız yaşamını yitirdi. Yurtdışında binlerce Maraşlı var. Göç politikaları devam ediyor. Bu yeni bir politika değil. Ancak Maraş Katliamı ile başlayan insansızlaştırma politikaları devam ediyor. Depremde bile yardım götürülen köylerde Alevi-Kürt-Sünni diye ayrımcı politikalara tanık olduk” ifadelerini kullandı.

    “SUÇLULARIN YARGILANMASINI İSTİYORUZ”

    Maraş Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçmesine rağmen acıların unutulmadığını ifade eden Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu Eş Başkanı Mehmet Üstek, “Eğer bir suçluya ceza verilmezse o kişi suç işlemeye devam eder. Basın toplantısını düzenlememizin amacı uluslararası kamuoyunda iç hukuku tıkanmış olan bir katliam sürecinin tekrar gündeme alınarak suçluların yargılanması. Maraş Katliamı’nın ardından halkımıza göç dayatıldı. Bizler Avrupa’daki Maraşlılar olarak uluslararası alanda kendi topraklarımıza sahip çıkabilmemiz için bize destek olunmasını istiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/İSVİÇRE

     

  • MARDEF ‘Maraşlılar Buluşuyor’ kampı ikinci gününde devam etti-VİDEO

    MARDEF ‘Maraşlılar Buluşuyor’ kampı ikinci gününde devam etti-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 6. Buluşma Kampı ikinci gününde devam etti.

    Selda Torunoğlu Kavak’ın moderatörlüğünü yaptığını oturumda Avukat Mehmet Ovayolu ve Sosyolog Mehmet Edip Yıldız konuşmacı olarak katıldı.

    Avukat Mehmet Ovayolu Sosyal Medya paylaşımları ile ilgili Türkiye’de yaşanan sorunlar ile ilgili bir sunum yaptı.

    “YARGI BİR KORKU YARATIYOR”

    Ovayolu bu suçları 3 başlıkta topladıklarını ifade ederek, “Cumhurbaşkanlığına hakaret, devletin egemenlik alametlerine aşağılama suçu, örgüt propagandası“ diye belirtti.

    Cumhurbaşkanlığına hakaret suçuna değinen Ovayolu, “Cumhurbaşkanlığına hakaret suçu Cemal Gürsel tarafından çıkarılıyor. Bu yasayı en çok uygulayan ise Erdoğan. Abdullah Gül ile yükseliyor bu suçlar, Erdoğan döneminde ise 120-130 bin soruşturma açılmış durumda.  Böylesi suçlamalarla insanların ifade özgürlüğü etkileniyor. Bu korku iklimiyle devam ediyor. Bu suçlamaların manevi olduğu kadar maddi etkileri de var. Bugün itibarı ile sanık olan kişi 800-900 Eurolara varan avukat masrafı ödemek zorunda kalıyor. Total olarak hesaplandığında milyar TL’lerden bahsediyoruz“ dedi.

    Devletin egemenlik alametlerine aşağılama suçuna yönelik de konuşan Ovayolu “Böyle davalarda hakim ‘biz sana ceza vermiyoruz’ diyor ama 5 yıl boyunca aynı suçu işlememesi gerekiyor. Bence ceza verse daha iyi. Bir korku yaratıyor. Yurt dışına çıkış yasağı koyuyor. Insanın günlük hayatını olumsuz yönde etkiliyor. Böyle bir durumda iyi bir hukuk hizmeti almak gerekiyor” diye belirtti.

    “DEVLET KOLEKTİF TRAVMALARI YİNELİYOR”

    Sosyolog Mehmet Edip Yıldız Kolektif travma konulu bir sunum yaptı.

    Yıldız travma kavramının temellerine yönelik bilgi aktararak, “Travma kavramı zor bir kavram. Bir kavram gündelik yaşamda çok kullanırsa , kavram muğlaklaşıyor. Çünkü asıl bağlamında çok kullanmış olmuyoruz. Travma öncelikle tıp bir kavramı kullanıyor. Sosyal bilimlerde de tıptaki kavramın bir kaç varyasyonuyla kullanılıyor. Savaştan dönen insanlar farklı semptomlar gösteriyorlar. Bir elmanın düşmesinden bile farklı sonuç çıkarıyorlar. Freud bunu temellendiriyor. Sonrasında İkinci Dünya Savaşı çıkıyor ve soykırımlar yaşanıyor“ ifadelerini kullandı.

    “Devletler neden kollektif şiddeti kullanıyorlar” sorusuna dikkat çeken Yıldız, “ Bir toplumu  fiziksel olarak yok etmek, demografik olarak değiştirmek mümkün değil. İşte kolektif travmaların devletler tarafından yenilenmesinin nedeni bu” dedi.

    “MARAŞ’TA YAŞANANLAR POGROM’DU”

    Yıldız, kavram anlatımının ardından Maraş Katliamı tanıkları ile yaptığı görüşmeleri anlattı.

    Yıldız devamında şunları söyledi:

    “Türkiye sünni, hanefi, Türk bir denklemle kuruluyor. Modern ulus devletinin yaptığını ittihat terakki zihniyeti cumhuriyet sonrası yaptı. Ulus devlet, Ermeni soykırımını sonrasında kollektif travmayı sıklıkla kullanmıştır. Dersim’den Zilan’a  bir kollektif şiddet ve travma ile karşı karşıya kalınmıştır. Maraş’ta yaşananları şiddet görünümü vererek anlatma taraftarı değilim. Bunun bıraktığı izler de fiziksel değil sadece. Travma olmasaydı Pazarcık, Elbistan halkı topraklarını terketmeyecekti. Travmaya maruz kalan toplumların kendilerini daha çok suçladıklarını gördüm. En temel perspektif ise yüzleşmektir.”

    Yıldız, son olarak Maraş’ta yaşananların bir pogrom olduğuna dikkat çekti.

    PİRHA/Siegburg-Almanya

  • MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampında Tilkililer Derneği’nin çalışmaları konuşuldu

    MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampında Tilkililer Derneği’nin çalışmaları konuşuldu

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 6. Buluşma Kampında Tilkililer Derneği’nin çalışmaları anlatıldı.

    Tilkililer Derneği Başkanı Eren Ovayolu  çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ovayolu, “Antep’te bir cemevi açma projemiz vardı, fakat pandemi süreciyle sekteye uğradı. Festival ile birlikte cemevimizi açtık. Aslında cemevlerinin içeriğini doldurmanın ne kadar önemli olduğunu gördük. Alevi inancı giderek yokediliyor. Bunu görmek gerekiyor“ dedi.

    Deprem sürecinde çalışmalarına değinen Ovayolu, “Deprem sürecinde Hasankoca ve Tilkililer cemevi sağlam kalmıştı. Tülkililer cemevi yardım dağıtımında merkez haline geldi. Bu önemliydi bizim için“ ifadelerini kullandı.

    Cemevinde eğitim çalışmaları yürüttüklerini kaydeden Ovayolu, “Yine fıstık üretiminde modern üretme tekniklerini öğretmek için hareke geçtik. Bu anlamda şimdi yüksek bir rekolte var . Fakat iktidar bundan dolayı fiyatı düşürdü“ dedi.

    Bir okul çalışmaları olduğunu da söyleyen Ovayolu, “Çevre köylerde okuyan 200-300 öğrenci taşımalı eğitimle eğitimlerini sürdürüyorlar. Biz çocukların kendi köylerinde asimile olmadan eğitim görmesini istiyoruz. ÇEDES projesi ile öğrenciler asimile ediliyor. Bunun karşısında bir okul yapmak istiyoruz“ diye belirtti.

    Almanya Tilkililer Derneği Başkanı Sinan Şahingözü de aktivitelerini aktardı.

    Arupa’nın bir çok ülkesinde örgütlü olduklarını belirten Şahingözü , “Deprem sürecinde insanlarımızın yanında olmak bizi mutlu etti. Önümüzdeki süreçte Almanya’daki toplumumuzun ihtiyaçlarına karşılık vermek hedefimiz de var“ dedi.

    PİRHA/Almanya-Siegburg

     

     

  • MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampı başladı-VİDEO

    MARDEF 6. Maraşlılar Buluşuyor kampı başladı-VİDEO

    PİRHA- Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) tarafından Almanya’nın Siegen kentinde düzenlenen 6. Buluşma Kampı başladı.

    Programda Fatma Dapar’ın selamlama konuşması ile başladı.

    Ardından  MARDEF Eşbaşkanı Mehmet Üstek söz aldı. Üstek,  Ovama Dokunma hareketi, Maraş Girişimi ve MARDEF  örgütlenmelerini anlattı.

    Maraş’ta yaşanan katliamın tek boyutlu olmadığını ifade eden Üstek, “topraklarımıza sahip çıkmanın kültürümüze sahip çıkmanın önemli bir adımı olarak gördük“ dedi. Üstek , deprem sürecinde örgütlü olmanın faydalarını gördüklerini belirterek, yardım organizelerini daha hızlı gerçekleştirdiklerini ifade etti.

    „Bizim yapmaya çalıştığımız MARDEF’i köy derneklerinin ortaklığı olarak görmek. Bütün köy dernekleri aslında MARDEF’in kendisi. Ortak hareketi sağladığımız zaman halkımızın imdadına yetişebiliyoruz“diye belirtti.

    Üstek ayrıca yardımlar hakkında da bilgi verdi.

    Üstek’in ardından Narlı Cemevi Başkanı Tahir Ortaç deprem sonrası maraş’ta yaşanan güncel sorunlara yönelik bir sunum yaptı.

    Depremin ardından toplumun büyük bir travma yaşadığına dikkat çeken Ortaç, „“insanların güvenli bir liman olarak sığındığı yer Narlı’ydı. Oradan çevre illere dağıldılar. Devletin yanımızda olmadığını depremin ilk gününden itibaren gördük. Narlı cemevinin inşaatı sürüyor. Böyle kapsamlı bir cemevi yapının gururunu yaşarken, diğer taraftan bizi engelleme çalışanlar oldu. Biz sonuna kadar sürdüreceğiz. Deprem gibi bir felaket bize gösterdiki insanların barınma sorununu karşılamadıkça, göçü engelleyemiyorsunuz. İnsanların temel barınma sorunlarını karşılama gibi bir hedefimiz var“ dedi.

    Ortaç , „Halkımıza çağrımız, cemevimizi bitirmek için yardıma ihtiyacımız var. Desteklerinizi bizden esirgemeyin“ diyerek yardım çağrısı yaptı.

    Sunumun ardından soru cevap şeklinde devam etti.

    Ortaç’ın ardından HDP 27. Dönem Milletvekili Mahmut Toğrul söz aldı.

    Toğrul, „Maraş’ta kötü birşey yapılacaksa ya Pazarcık ya da Elbistan akla geliyor“ diyerek, Maraş’ta yapılan çevre tahribatlarına işaret etti, “Pazarcık Ovası önemli bir ova. 1978’den bu yana o verimli arazileri Alevi-Kürtlerin elinden çıkarmak için önemli bir çalışma yapılıyor.

    Çimento fabrikaları yapıldı, Çiğili’de OSB yapılıyor, yine Çöçelli’de yapılanlar var“ dedi.

    Deprem sürecine de değinen Toğrul, “Örgütlü bir toplum yapmanın önemi orada ortaya çıktı. Devlet organize olamadı. Bunun karşısında sivil toplum harekete geçerek bölgenin yaralarına merhem oldu.Deprem sonrası emniyet birimleri kapalıyken, bir tek pasaport birimi açıktı. Bölge bilinçli olarak boşaltmak isteniyor“ diye belirtti.

    Toğrul son süreçte yaşanan siyasi gelişmelere de değindi.

    Bizde son dönemleri şaşkınlıkla izliyoruz“diyen Toğrul şöyle devam etti:

    “Devlet Bahçeli’nin bir plan dahilinde DEM Partililerle tokalaşması şaşkınlığını yaşarken, geçen hafta mecliste söylediklerini bir çok arkadaş ifade ettiği için şimdi cezaevinde. Biz de saldırılara rağmen Öcalan’ın sesi duyulsun diyorduk.

    Kürtler bir statü kazanma mücadelesi veriyorlar. Kürtlerin önünde yüz yılda bir gelen bir fırsat var. Bu fırsat egemenleri çok rahatsız ediyor. Örneğin,  İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan aslında ilk ziyaretini Kürdistan’a yaptı. Erbil’e ve Süleymaniye gitti. ‚’Şu an bizim İran’ın bütünlüğü kaygımız var’ dedi. Aynı kaygı Türkiye için de var.“

    Alevileri asimilasyon politikaları da dikkat çeken Toğrul cemevi başkanlığı faaliyetlerinin bunun en büyük yürütücüsü olduğunu ifade etti.

    Toğrul, „Sonuç olarak Kürtler ve Alevilerin bir araya gelerek güçlü bir dayanışma ve birlik sergilemeleri, hem kültürel kimliklerini korumak hem de siyasi anmada güçlübir pozisyon elde etmek hayati önem taşıyor“ dedi.

    PİRHA/Almanya-Siegburg

  • Tilkililer Derneği, öğrencilere kırtasiye dağıttı-VİDEO

    Tilkililer Derneği, öğrencilere kırtasiye dağıttı-VİDEO

    PİRHA-Tilkililer Derneği, Pazarcık’a bağlı bazı köylerde çocuklara kırtasiye malzemesi yardımında bulundu.

    Gaziantep Tilkililer Derneği, İngiltere Tilkililer Derneği ve İsviçre Tilkililer Derneği, okulların açılacağı 9 Eylül öncesinde köylerde eğitim gören öğrencilere yönelik kırtasiye desteğinde bulundu. 1 ve 12. sınıftaki ihtiyaç sahibi 100 öğrenci için içerisinde birçok kırtasiye malzemesinin bulunduğu çantalar dağıtıldı.

    Maraş Demokratik Dernekleri Federasyonu (MARDEF) da öğrencilere 50 adet okul çantası göndererek destek sundu.

    PİRHA/MARAŞ

  • MARDEF: Gönül dostu ozanımız Şah Sultan’ı kaybettik

    MARDEF: Gönül dostu ozanımız Şah Sultan’ı kaybettik

    PİRHA – Maraş Demokratik Dernekler Federasyonu (MARDEF) Fransa’da Hakk’a yürüyen halk ozanı Şah Sultan’a ilişkin açıklama paylaştı.

    Halk ozanı Şah Sultan (Mehmet Uzun) Fransa’nın Strazburg şehrinde, 23 Ağustos’ta Hakk’a yürümüştü. Yaşanan kayıp nedeniyle MARDEF yönetimi de yazılı açıklama paylaştı.

    “OZANIMIZIN HİÇBİR DÜŞÜ YARIM KALMAYACAK”

    “Kavga ve gönül dostu ozanımız Şah Sultan’ı kaybettik” başlığı ile paylaşılan yazıda şu ifadelere yer verildi:

    “Ölümün ardından yazmak çok zor. Hele bir ozan, şair ve yazarsa daha da zor. Şah Sultan, ülkede ve Avrupa’da bütün enerjisini edebiyat, Kızılbaş Alevi inancına ve Maraş’ın sorunlarına adamış bir değerimizdi. Sistemden ve devletin zulmünden çok çekti. Buna rağmen mütevazi, aydın kişiliği, edebiyat ve sanatçı/ozan kimliğiyle herkesin gönlünde yer almayı başaranlarımızdan birisiydi. Bunun için önemli bir kaybımız olarak aramızdan ayrıldı ve derin bir acı bıraktı. Ozanımızın Kızılbaş Alevilik, Kürt özgürlük mücadelesinde ve özellikle Maraş’ın sorunları söz konusu olduğunda örgütlü bir tercihte bulunması ayrıcalıklı bir yanıydı.

    MARDEF ailesi içinde değerli ve saygın bir yeri vardı. Çünkü ileri yaşına ve hastalıklarına rağmen Maraş’ın sorunlarını kendine dert edinmiş ve el verdikçe MARDEF çalışmalarına katkı sunmakta geri durmamıştır. Bu açıdan da ozanımız Şah Sultan’ın Hakk’a yürümesi MARDEF için ayrı bir yerde durmaktadır. Bir manevi değerimizi, bir güzel kavga ve gönül dostunu kaybettik.

    Ozanlarımız kolay yetişmiyor. Herkes saz çalıp söyleyebilir, defteri kalemi alıp bir şeyler yazabilir, şair olabilir. Şah Sultan, toplumsal yanı ve toplumsal sorunlara olan duyarlılığıyla öne çıkan bir ozanımız ve kimlikti.

    Ozanımız mücadele dolu bir miras bıraktı. Bütün ömrü mücadele içinde geçti. Kendi yaşamı çalkantılı ve çatışmalı bir süreç içeriyordu. Bütün bunların içinde alnının akıyla yer aldı ve çıktı. Bu açıdan hepimize örnek bir kişilik bıraktı. Arzuları vardı. Bunlar yarım kaldı. Bıraktığı yerde yarım kalan düşünü sona erdirmek bizlere düşmektedir. Ozanımızın hiçbir düşü yarım kalmayacaktır. Anısı ve mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz. Bize bıraktığı geleneği yerde bırakmayacağız. Uğurlar olsun…”

    OZAN ŞAH SULTAN KİMDİR?

    1950 yılında Maraş’ın Ekinözü’ne bağlı Nergele Köyü’nde dünyaya gelen Ozan Şah Sultan, çocukluk yıllarını köyde geçirdi. İlkokul eğitimini açıktan tamamlayan Şah Sultan, genç yaşta şiirler yazarak eserler üretmeye başladı.

    Kürtçe’nin yasaklı olduğu yıllarda eserler besteleyip seslendiren Ozan Şah Sultan, kısa sürede yöre halkının beğenisini topladı. Yaptığı müzik nedeniyle yargılamalara maruz kalan Şah Sultan, kısa hapis sürecinin ardından Avrupa’ya gitti.

    Avrupa’da yaşadığı süre boyunca çok sayıda eser üreten Ozan Şah Sultan, Alevi hareketine de büyük katkılar sağladı.

    (HABER MERKEZİ)