Etiket: mehmet bozgeyik

  • ‘Seçilecek cumhurbaşkanına ve vekillere beklentilerimizi ifade edeceğiz’-VİDEO

    ‘Seçilecek cumhurbaşkanına ve vekillere beklentilerimizi ifade edeceğiz’-VİDEO

    PİRHA –  24 Haziran baskın seçimi değerlendiren KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, AKP ve MHP’nin cumhur ittifakına dur diyeceklerini belirterek, seçime ilişkin önümüzdeki günlerde açıklama yapacaklarını duyurdu. 

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, 24 Haziran baskın seçimini değerlendirdi. Tarihin en karanlık dönemlerinden geçildiğini belirten Bozgeyik, 20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen ve 22 aydır devam eden OHAL ve KHK rejimi ile birlikte hukuksuzluğun, adaletsizliğin, emeği hedef aldığını söyledi.

    KESK’e karşı saldırılarla mücadele ettiklerini belirten Bozgeyik, AKP ve MHP iktidar blokunun parlamentoyu işlevsiz hale getirdiğini 22 aydır devam eden OHAL süreci içerisinde anayasanın askıya alındığını, hukuk devleti ilkelerinin yerle bir edildiğini belirtti.

    “OHAL’DEN BU YANA 116 BİN 700 KAMU ÇALIŞANI İŞİNDEN EDİLDİ”

    22 aylık OHAL sürecinde 4 bin 218 kamu emekçisinin işlerinden edildiğini söyleyen Bozgeyik, “Bu işten atılmaları, herhangi bir soruşturma, mahkeme kararı olmaksızın, idari, adli  işlem yapılmaksızın hukuksuz bir şekilde çeşitli yandaş sendikanın oluşturmuş olduğu bürolarda hazırlanan listelerle işlerinden edildi” dedi. Bozgeyik, Türkiye’de OHAL’den bu yana 116 bin 700 kamu çalışanının benzer gerekçelerle işlerinden çıkartıldığını belirtti.

    “OHAL SÜRECİNDEN BU YANA CİDDİ EKONOMİK KRİZ YAŞANIYOR”

    OHAL sürecinde kamu emekçilerinin ekonomik kriz yaşadığını vurgulayan Mehmet Bozgeyik, sözlerini şöyle devam etti:

    “Özellikle eğitim ve sağlık başta olmak üzere AKP oralarda çıkarmış oldukları yasalarla, yönetmeliklerle birlikte yoğun bir kadrolaşma sürecini hayata geçirdi. Hem şehir hastaneleri hem de eğitimde performans, sözleşmeli çalışma, güvencesiz çalışma uygulamaları da kamuda istihdam biçimi haline getirilmeye başlandı.

    Türkiye’de hem demokratik siyaset üzerinden, düşünce, inanç ve haber özgürlüğü üzerinden de yoğun baskıların olduğu, düşüncelerini ifade ettikleri için barış akademisyenleri, sendikacılar, siyasetçiler, belediye başkanları gazeteciler, öğrenciler gözaltına alındı, tutuklandı.

    Hem kamu emekçilerin yaşamış olduğu bu ekonomik, sosyal sorunlar hem de anti demokratik uygulamaların giderek arttığı ve bunun sorumlusu olan AKP ve MHP’nin cumhur ittifakına karşı tutumumuzu 24 Haziran seçimlerinde sandığa giderek ifade edeceğiz.”

    “SEÇİMLERDE SANDIK GÜVENLİĞİ ÖNEMLİ”

    24 Haziran seçimleri için önümüzdeki günlerde açıklama yapacaklarını söyleyen KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, AKP ve MHP’nin cumhur ittifakına dur diyeceklerini belirterek şunları dile getirdi:

    “Özellikle önümüzdeki günlerde kamu emekçilerine çağrı yaparak bu cumhur blokuna artık tamam sizlerden sıkıldık sizlere oy vermeyeceğiz diyerek düşüncelerimizi ifade edeceğiz. Bizler de önümüzdeki günlerde bir tutum belgesi açıklayarak hem seçilecek cumhurbaşkanına hem de yeniden oluşacak milletvekillerine bir tutum belgesi imzalatarak beklentilerimizi ifade edeceğiz.

    Türkiye OHAL sürecinde seçimlere gidiyor. Yapılacak seçimlerin de sandık güvenliği de önemli. Yine biz kendi üyelerimizi sandıklarda görev almaya, sorumluluk almaya çağırarak seçimlerin demokratik bir süreçte yapılmasına dair çalışmalarımız devam ediyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Emekçiler, İstanbul’da eşitlik ve özgürlük taleplerini haykırdı-VİDEO

    Emekçiler, İstanbul’da eşitlik ve özgürlük taleplerini haykırdı-VİDEO

    PİRHA-İstanbul Maltepe’de miting alanında kutlanan 1 Mayıs’ta halklar, eşitlik ve kardeşlik taleplerini bir kez daha dile getirdi. OHAL’in kaldırılmasını isteyen emekçiler 24 Haziran seçimlerinden sonra da bu meydandaki tablonun süreceğini vurguladılar. 

    Emek ve meslek örgütlerinin yanı sıra siyasi partiler, çeşitli yöre dernekleri, çevre ve ekoloji grupları, demokratik kitle örgütleri, taraftar grupları, bir çok Alevi kurumu ve binlerce işçi ve emekçinin katıldığı 1 Mayıs’ta protokol kısmında cezaevinde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın resmi konularak üzerine büyük harflerle “ARAMIZDA” yazıldı.

    CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Gülay Yedekçi, Ali Şeker, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Maltepe miting alanına gelen işçi ve emekçiler eşit işe eşit ücret, taşerona kadro, güvenceli iş güvenceli gelecek kimi OHAL’in kaldırılması, tutuklu bulunan gazetecilerin serbest bırakılması ve ülkenin kaderini belirleyecek olan 24 Haziran seçimlerinde birlikte mücadele edilmesini talep ettiler.

    Telefonla katıldığı bir programda “Çocuklar ölmesin” dediği için geçtiğimiz hafta bebeğiyle birlikte cezaevine giren Ayşe öğretmen de unutulmadı. İşçilerin kortejlerinden “Ayşe öğretmen yalnız değildir” sloganları yükseldi.

    Türkiye’nin aydınlık yüzünü oluşturan Aleviler de kendi talepleriyle alanda yerlerini aldılar.

    Emek ve sınıf mücadelesinde yaşamlarını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından DİSK Korosu işçi marşları seslendirdiler.

    Bu arada, HDP İstanbul İl Eş Başkanı Cengiz Çiçek 1 Mayıs çalışması yaparken gözaltına alındığı bilgisi verildi.

    “2018 1 MAYIS’I TARİHE GEÇECEK”

    DİSK adına DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu konuştu. “1 Mayıs emektir. 1 Mayıs birlik, mücadele, dayanışmadır. 1 Mayıs 1977’de, 89’da, 96’da yitirdiğimiz canlarımızdır. Gezi’de Haziran direnişinde toprağa verdiğimiz evlatlarımızdır. 1 Mayıs meydandır, Taksim’dir” diyen Çerkezoğlu, tarihin bir kez daha ya sosyalizm ya barbarlık diye seslendiğini vurguladı. Dünya halklarının başına bela olan diktatörlerin eseri olduğunu kaydeden Çerkezoğlu, “Bu topraklarda yüzyılı aşkın bir süredir var olan demokrasi birikimimizi ortadan kaldıran bir rejim değişikliği sürecinde 1 Mayıs meydanlarındayız. Bu gidişattan rahatsız olanlar Türkiye’nin dört bir yanında 1 Mayıs meydanlarında buluştu bugün. Emeğin demokrasi seferberliğini ilan ediyoruz. 2018 1 Mayıs’ı tarihe geçecek. 2018 1 Mayıs’ı emek ile yoğrulmuş umutlu bir başlangıcın işaret fişeği olmuştur” şeklinde konuştu.

    “İTİRAZIMIZ VAR, SEÇENEKSİZ DEĞİLİZ”

    Bu meydandaki tablonun 24 Haziran’dan sonra da devam edecek olan emekle örgütlenmenin fotoğrafı olduğunu kaydeden Çerkezoğu şunları belirtti:

    “OHAL rejimi ekmeğimizin gasp edilmesidir. Tek kişinin ağzından çıkan bir sözün kanun sayıldığı bir ülkede en fazla emekçiler mağdur olur. Erdoğan’ı emekçiler durduracak. Bu ülkeyi ayrımcılıkla yönetemeye çalışanları Türk ve Kürt işçilerin mücadelesi durduracak. 2018 1 Mayıs’ı tarihe geçecek. İtirazımız var. OHAL’e itirazımız var. 24 Haziran’da ülkeyi tekeline almak isteyenlere işçi düşmanlığıyla övünenlere itirazımız var. Yalnız değiliz, çaresiz değiliz, seçeneksiz hiç değiliz. Geziden, Haziran isyanından, 16 Nisan referandumundan, Adalet Yürüyüşü’nden biliyoruz, yalnız ve çaresiz olmadığımızı. Hiçbir korkuya benzemez halkını satanların korkusu. Bu meydandan bir söz verelim korktukları başlarına gelecek. Bu memleketi diktatörlük sevdalılarına bırakmayacağız. İnanıyoruz ve söz veriyoruz güzel günler göreceğiz.”

    “AKP-MHP İKTİDARI ARTIK UZATMALARI OYNUYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise emekçileri Türkçe, Kürtçe ve Arapça olmak üzere üç dilde selamladı. 1 Mayıs’ta emekçilere Taksim’i yasaklayan zihniyeti kınayan Bozgeyik, “Er ya da geç emekle özdeşleşen alanları biz barış içerisinde yaşamak isteyenler yasak zincirlerini hep birlikte kırarak alacağız. Son iki 1 Mayıs’ı OHAL şartlarında kutlamaya çalışıyoruz. Birçok ilde bildiri dağıtmamıza engel olmaya çalıştılar. OHAL valilerinin sloganlarımızı yasaklamasına hep bir ağızdan haykıralım ‘Biji Yek Gulan, Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın halkların kardeşliği” diye konuştu.

    24 Haziran’da yapılacak olan erken seçimlere değinen Bozgeyik, şunları belirtti:

    “Baskın seçim kararı alan iktidarın ülkeyi daha fazla yönetemeyeceğini bir kez daha görüyoruz. Bunlara izin vermeyeceğiz. 24 Haziran’a kadar her günümüz 1 Mayıs’tır. Her günü 1 Mayıs ruhuyla karşılayıp faşizme niçin geçit verilmemesi gerektiğini hep birlikte anlatacağız. AKP-MHP bloğuna karşı 24 Haziran’da gerekli cevabı vereceğiz. Biliyoruz ki tüm dikta rejimler yıkılmadan bir gün öncesine kadar iktidarlarını sonsuz sanarlar ve öyle tanıtırlar. AKP-MHP iktidarı artık uzatmaları oynuyor. Sonlarının geldiğini gördükçe daha da saldırganlaşıyorlar. Oysa 16 Nisan’da ortaya çıkan hayır iradesi bu topraklarda faşizmin iradesinin daha fazla kalamayacağını göstermiştir. Bir kez daha haykırıyoruz ‘Biji aşiti, biji azadi. Yaşasın barış, yaşasın özgürlük’ diyoruz.”

    Arkasından sahneye çıkan sanatçı Genco Erkal Nazım Hikmet’ten şiirler seslendirdi.

    “BOYUN EĞMEDİK, EĞMEYECEĞİZ”

    Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına konuşan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz da “Biz mühendis mimarlar bugün bu meydanları dolduran milyonları görünce umudumuz daha da tazeleniyor” dedi. Koramaz, şöyle konuştu:

    “Bizlerin birliğini kırmak için iki yıldır yapmadıkları kalmadı. Darbe girişiminin sorumlularını yakalayacağız, yargı önüne çıkaracağız diye ilan edilen OHAL bizleri sindirmenin aracı olarak kullanıldı. Binlerce kamu çalışanı işlerinden atıldı. Milletvekilleri, akademisyenler, gazeteciler tutuklandı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bizlerin birlikte mücadele etmesini engelleyemeyecekler. Boyun eğmedik eğmeyeceğiz. Önemli bir tarihsel eşikteyiz. Tıpkı 16 Nisan’da olduğu gibi bir arada durmak gibi bir sorumluluğumuz var. Laik bir toplumda yaşamak istiyoruz bunun için mücadele ediyoruz. İnsanca ve hakça yaşamak için mücadele ediyoruz ve yılmayacağız.”

    “İNSAN YAŞAMINA ZARAR VEREN HER ŞEYİ HEKİMLİK DEĞERLERİNE TERS BULUYORUZ”

    Son olarak konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel ise demokrasiden tümüyle uzaklaşılan bir dönemde olduğumuza vurgu yaptı. Tükel, “Üç binin üzerinde hekim KHK’erle hukuksuz olarak ihraç edildiler. Sağlık hizmetleri ticari faaliyetlere dönüştürüldü. Türkiye sağlık ortamında şiddet her geçen gün etkisini artıyor. Uygulanan sağlık politikaları sağlık çalışanlarını hedef gösteriyor. Bugün bizlere düşük ücretlerle ağır şartlarda çalışma koşulları dayatıyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği azaldı. Bizler bu ülkede üretenleriz. Gerici, piyasacı, bilim dışı sağlık politikalarına son vermek için hayır diyoruz. Sağlıkta şiddetin sona ermesi için, iş cinayetlerinin sona ermesi için hayır diyoruz. İnsan sağlığına ve yaşamına zarar veren her şeyin hekimliğin değerlerine ters olduğunu söylüyoruz” dedi.

    Arkasından sahneye çıkan sanatçı Rutkay Aziz emek şiirleri seslendirdi.

    Sahneye çıkan Rewşan Çeliker, Faruk Demir, Erdal Güney ve Mervan Tan türküleriyle emekçilere keyifli anlar yaşattı.

    (HABER MERKEZİ)

  • KESK, 1 Mayıs’ta işsizliğe, yoksulluğa karşı alanlarda olacak-VİDEO

    KESK, 1 Mayıs’ta işsizliğe, yoksulluğa karşı alanlarda olacak-VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs İşçi Bayramı’na ilişkin PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “1 Mayıs’ı alanlarda, hem savaş politikalarına karşı, hem işsizliğe ve yoksulluğa karşı mücadelemizi diğer emek ve demokrasi güçleriyle birleştirerek alanlarda olacağız” dedi.   

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “1 Mayıs İşçi Bayramı’na ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    Bozgeyik, “1 Mayıs’ı emekçiler açısından, hem Türkiye’de hem dünyada emekçilerin kazanımları açısından önemli bir gün olarak kutluyoruz. O gün de alanlarda, emekçiler olarak, hem savaş politikalarına karşı, hem işsizliğe ve yoksulluğa karşı, açlığa karşı taleplerimizi, bu noktada mücadelemizi diğer emek ve demokrasi güçleriyle birleştirdiğimiz önemli bir gün olarak ifade ediyoruz” dedi.

    “BASKI REJİMİNİ YOĞUN ŞEKİLDE YAŞIYORUZ”

    “Ülkemizde de AKP’nin 16 yıldır uygulamış olduğu politikalar nedeniyle güvencesizliğin arttığı, taşeron çalışmanın her geçen gün daha fazla yaygınlaştığı, yine kamunun tamamen tasfiye edildiği, eğitimin, sağlığın özelleştirildiği ve halkın bu hizmetleri paralı almasının yol ve yöntemlerinin çoğaldığı bir süreçle karşı karşıyayız” diye konuşan Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Özellikle OHAL döneminde çıkartılan 31 tane KHK ile emek karşıtı bir rejime AKP bu süreci evirmiştir. Doğal olarak AKP’nin izlemiş olduğu politikalara karşı çıkanlar gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor. Muhalif kesim üzerinde yoğun bir baskı var. Biz 20 aydır Türkiye’de yoğun bir şekilde bu baskıyı yaşıyoruz.

    12 Eylülden sonra ilk defa bu denli yoğun gözaltıların, tutuklamaların, baskı politikalarının tüm muhalif kesimler üzerinde arttığını açıkça görüyoruz. Özellikle son yayınlanan Birleşmiş Milletler raporuna göre de bu süreç içerisinde 160 bine yakın kişinin gözaltına alındığını ve birçok kişinin de tutuklandığını hep birlikte gördük.”

    YOĞUN BASKI VE GÖZALTI SÜREÇLERİ

    Bozgeyik, “Yine bu OHAL döneminde özellikle savaş politikalarının daha fazla arttığını, yine Kürt sorununun demokratik çözümünden ve müzakere yönteminden AKP’nin giderek uzaklaştığını hep birlikte gördük. Özellikle bu dönem içerisinde Türkiye’de barış bildirisine imza atan, özellikle barıştan yana tutum alan hem barış akademisyenlerine, hem de üniversitelerde Suriye’deki Emperyalist politikalara ve işgalci yönelimlere karşı barıştan yana tutum bildiren öğrencilere karşı da yoğun bir baskı ve gözaltı süreçlerinin yaşandığını hep birlikte görüyoruz” diye konuştu.

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik, 1 Mayıs’ı nasıl kutlayacaklarını ise şöyle açıkladı:

    “Özellikle bu dönem açısından yaşadığımız sorunların çözümü, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki engellerin ortadan kaldırılması, yine taşeron çalışmaya son verilmesi, özellikle çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz uygulamalarına son verilmesi noktasında taleplerimiz birleştirerek Türkiye’nin 81 ilinde emek ve demokrasi güçleriyle, meslek örgütleriyle birlikte 1 Mayıs’ı en güçlü bir şekilde kutlayacağız.”

    “1 MAYIS’TA KESK OLARAK ALANLARDA OLACAĞIZ”

    Özellikle İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Diyarbakır da, Van’da Türkiye’nin her yerinde emekçilerin alanlarda ve sokaklarda olacağını belirten Bozgeyik, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Özellikle bu 1 Mayıs’ta OHAL’in uzatılmaması yönünde taleplerimizi kamuoyuyla paylaşacağız.
    Yine OHAL’ in kaldırılması, işten çıkartılan 4 bin 217 KESK üyesinin yeniden işlerine iade edilmesi ve yaşadığı maddi ve manevi kayıpların biran önce giderilmesi, açığa alınan ihraç edilen, kayyum belediyelerde işten çıkartılan arkadaşlarımızın da yeniden işlerine dönmesi, hem içeride hem de dışarıda yeniden barışçıl politikaların izlenmesi, savaş ve güvenlik politikalarından AKP’nin vazgeçmesi çağrısıyla OHAL değil demokrasi için 1 Mayıs’ta KESK olarak alanlarda olacağız.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • 10 Ekim Barış Aileleri duruşma öncesi taleplerini dile getirdi-VİDEO

    10 Ekim Barış Aileleri duruşma öncesi taleplerini dile getirdi-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi bir araya gelen şehit aileleri, katliamda yaralı kurtulan emekçiler ve diğer kurum temsilcileri basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz” denildi.

    10 Ekim 2015’ tarihinde Ankara Gar önünde Işid çetelerince patlatılan bomba sonucu yaşamını yitiren barış, demokrasi ve özgürlük şehitlerinin 4.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşma öncesi bir araya gelen şehit aileleri, katliamda yaralı kurtulan emekçiler, demokratik kitle örgütleri temsilcileri, KESK Eş Başkanları Aysun Gezen, Mehmet Bozgeyik, KESK’e bağlı sendikaların MYK ve Şube YK üyeleri HDP İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker  ve çok  sayıda yurttaş basın açıklaması gerçekleştirdi.

    “YARALANDIĞI İÇİN İHRAÇ EDİLEN, TUTUKLANANLAR VAR”

    Açıklamayı okuyan, kapatılan 10 Ekim Derneği YK üyesi İhsan Seylan, “10 Ekim 2015 Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla, bir katliam gerçekleştirildi. Neredeyse 30. ayı geride kalan katliamdan, 103 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce kişi yaralandı. Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız, ağır tedavisi hala hastanelerde devam eden arkadaşlarımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır” ifadelerini kullanarak şöyle devam etti:

    “Bu süreçte 10 Ekim anmasına katıldığı için gözaltına alınanlar yargılandı. 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılandı. Hatta 10 Ekim Mitingi’ne katılanlar bile yargılandı. Bu süreçte bazı prosedürler bahane gösterilerek 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği kapatıldı. 10 Ekim’de eşini, çocuklarını, anne-babasını, arkadaşlarını, can ciğer yoldaşlarını yitiren insanlara, bu alanda yıl dönümlerinde anma yapma imkanı bile hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde engellendi. Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim Katliamı’nda açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz.”

    “BU DAVA, GERÇEK SORUMLULAR YARGILANDIĞI GÜN KAPANACAKTIR”

    Seylan, “Emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için en öncelikli taleplerimiz” diyerek şunları aktardı:

    -10 Ekim Katliamı davası 8. Tur duruşması bugün ve yarın “Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde” görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. OHAL ve savaş koşullarında her şey kısıtlanmaya ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu koşullara ve geçen zamana rağmen biz davamızın peşini bırakmayacağız ve bu dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim Davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    “BEDEL ÖDEYENLERİ YALNIZ BIRAKMAMALIYIZ”

    -Ankara Garı önündeki meydan adının “10 Ekim Emek Barış ve Demokrasi” meydanı olarak değiştirilmesi ve bu Meydanda “10 Ekim gününün” taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda 10 Ekim günü sorumluluğunu yerine getirmeyen kamusal sorumlular, buraya adına uygun bir anıtın yapılmasını da engellemektedir.

    -Son olarak 10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, Barış ve Demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız. İllerimizde bulunan 10 Ekim Ailelerinin manevi yoldaşlıkta yalnız kalmadıklarını görmek istiyoruz.

    “ONLARA SÖZÜMÜZ; BARIŞ VE ADALET OLACAK”

    Seylan, sözlerini şu şekilde tamamladı:

    “10 Ekim hepimizin davasıdır. Emeğin, barışın ve demokrasinin davasını takip etmeye, bu dava yolunda düşenlere “bin selam” demeye devam edeceğiz. 20 Temmuz 2015’te Suruç’taki IŞİD katliamında, yaşamını yitiren Polen’in annesi Şennur Ünlü’nün dün kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğinin haberini aldık. Şennur anne başta olmak üzere bu yolda mücadele eden tüm yoldaşlara, düşen tüm dostlara barış ve adalet sözünü veriyoruz. Onlara sözümüz barış ve adalet olacak.”

    PİRHA/ANKARA

  • 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler 29. ayında anıldı-VİDEO

    10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler 29. ayında anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 29. ayında gar önünde katledilenleri bir kez daha anmak, katledenleri lanetlemek için katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri KESK ve KESK’e bağlı sendika yöneticileri ve demokratik kitle örgütleri bir araya geldi. Anmada saygı duruşunda bulunuldu sonrasında açıklama yapıldı.

    Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin aileleri, KESK’liler ve demokratik kitle örgütleri katliamın 29. ayında gar önünde anma gerçekleştirdi. Katliamda yaşamını yitirenler ve tüm demokrasi şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşundan sonra katliamın yaşandığı sürede 29 aylık gelişmeleri kapatılan 10 Ekim Barış Derneği Başkan yardımcısı İhsan Seylan aktardı.

    “10 EKİM’DE YARALANDIĞI İÇİN TUTUKLANAN, İHRAÇ EDİLENLER VAR”

    Seylan yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “10 Ekim 2015’te Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla bir katliam yapıldı. 29. Ayı geride kalan katliamdan 103 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce kişi yaralandı.

    Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız, ağır tedavisi hala hastanelerde devam eden arkadaşlarımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır. ”

    “ANMALAR HUKUKA AYKIRI BİR ŞEKİLDE ENGELLENDİ”

    Seylan, “Bu süreçte 10 Ekim Anmasına katıldığı için gözaltına alınanlar yargılandı. 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılandı. Hatta 10 Ekim Mitingine katılanlar bile yargılandı. Bu süreçte bazı prosedürler bahane gösterilerek 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği kapatıldı. 10 Ekimde eşini, çocuklarını, anne-babasını, arkadaşlarını, can ciğer yoldaşlarını yitiren insanlara, bu alanda yıl dönümlerinde anma yapma imkanı bile hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde engellendi” diye konuştu.

    “Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim katliamında açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Bizler, 10 Ekim Barış aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz” diye konuşan Seylan “Emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için taleplerimiz şunlardır” diyerek talepleri şöyle sıraladı:

    “-10 Ekim Katliamı davası 8. Tur duruşması 4-5 Nisan 2018 tarihlerinde bu katliam yerine 300 metre uzaklığındaki ‘Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde’ görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. OHAL ve savaş koşullarında her şey kısıtlanmaya ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu koşullara ve geçen zamana rağmen biz davamızın peşini bırakmayacağız ve bu dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    -Ankara Garı önündeki meydan adının ’10 Ekim Emek Barış ve Demokrasi’ meydanı olarak değiştirilmesi ve bu meydanda 10 Ekimin taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz. Bu konuda 10 Ekim günü sorumluluğunu yerine getirmeyen kamusal sorumlular buraya adına uygun bir anıtın yapılmasını da engellemektedir.

    -Son olarak 10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, barış ve demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız. İllerimizde bulunan 10 Ekim Ailelerinin manevi yoldaşlıkta yalnız kalmadıklarını görmek istiyoruz.”

    “ADALET ARAYIŞIMIZ SONUNA KADAR DEVAM EDECEK”

    Seylan’ın konuşmasının ardından söz alan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

    “10 Ekim 2016’dan bu yana 29 aydır sokakta adalet arayışımızı, hukuk arayışımızı ısrarla devam ettiriyoruz. Ancak her ayın 10’unda burada 29 aydır söylediğimiz şeyleri tekrar ediyoruz. Ancak sözümüzü bu 10 Ekim katliamcılarıyla hesaplaşıncaya adalet yerini buluncaya kadar söz söylemeye devam edeceğiz. Çorum katliamında, Maraş katliamında, Sivas katliamında ve çocuklarını bu ülkede faili belli katliamlara kurban eden annelerin adalet arayışı, Cumartesi annelerinin adalet arayışı hala devem ediyor ve sürüyorsa bize de 10 Ekim’de kaybettiğimiz üyelerimiz adına, barış severler adına bu ülkede demokrasi isteyenler adına, ailelerimizle ve yakınlarını kaybeden herkesle birlikte bu adalet arayışımız sonuna kadar devem edecek.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Bozgeyik: Laik-demokratik eğitim mücadelesini sürdüreceğiz-VİDEO

    Bozgeyik: Laik-demokratik eğitim mücadelesini sürdüreceğiz-VİDEO

    PİRHA – KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, eğitim sistemi ve müfredata ilişkin PİRHA’ya konuştu. Bozgeyik, “Türkiye’de özellikle bilimsel, demokratik, laik eğitimin ortadan kaldırılmasına yönelik 16 yıllık AKP Hükümeti döneminde de yoğun olarak eğitimde müfredat düzenine müdahaleler oldu” dedi.

    Eğitim sistemi ve müfredatın 16 yıllık AKP hükümeti döneminde uğradığı değişikliklere yönelik PİRHA’ya konuşan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “4+4+4 yasası ile birlikte ülkemizdeki eğitim sistemi daha fazla muhafazakârlaştırılarak dinsel öğelerin müfredata yedirilmesi ve bu anlamda müfredat oluşturulması ile birlikte tamamen Türkiye’deki tüm okulların imam hatipleştirilmesine yönelik bir adım atıldı” diye konuştu.

    Bozgeyik, şunları kaydetti:

    “Özellikle bu Fetocu cemaat yapısıyla 15-16 yıllık süreç içerisinde eğitimin tamamen onlara devredilmesi,  hem müfredat boyutu ile hem kadro boyutu ile Fetocuların eğitimde ağırlıklı olarak kadrolaşması nedeniyle de eğitimde hem Alevi toplumun üzerinde, hem faklı inançlarda gayri Müslimlerin çocuklarının üzerinde de okullarda yoğun bir dinsel, özellikle hanifi mezhebinin propagandasının yapıldığı, hem de kitapların içeriği açısından baktığımızda özellikle inançlar üzerinde baskıların giderek daha fazla artığı bir dönemi yaşadık.”

    “HANEFİ MEZHEBİNDEN OLMAYANLARA YOĞUN BASKI POLİTİKASI”

    “15 Temmuz darbe girişiminden sonra özellikle bu cemaat yapısının eğitimden dışlanması ve kurumların kapatılmasından sonra da bugün gelmiş olduğumuz noktada farklı cemaat ve tarikatlar yine özellikle okullarda. İslamın Hanefi mezhebinden olmayan toplumsal kesim üzerinde de yoğun bir baskı politikası ile bugün karşı karşıyayız” diye belirten Bozgeyik, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Özellikle yaygın olarak imam hatiplerin her yerde, her mahallede birden fazla imam hatip açılması, özellikle sınav sistemiyle çocukların zorunlu olarak imam hatiplere yönlendirilmesi sistemi ile karşı karşıyayız.

    Yine bugün birçok okulda ve özellikle okulun içerisinde medreselerin, ibadethanelerin açılması açısından da baktığımızda başta Aleviler ve farklı etnik kimlikte inançtan olan kesimler üzerinde de psikolojik baskı ve asimilasyonla karşı karşıyayız. Doğal olarak buna karşı biz öteden beri bilimsel, demokratik, özgürlükçü ve ana dilinde laik bir eğitim sistemini savunan kurumların başında geliyoruz.”

    “LAİK VE DEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNİ SÜRDÜRECEĞİZ”

    Bozgeyik, Türkiye’de var olan muhafazakar ve giderek dinselleştirilen müfredata karşı, hem de bu vakıfların, tarikatların okullarda protokol aracılığı ile örgütlenmelerine karşı başta Eğitim-Sen olmakla birlikte ortak bilimsel, laik, demokratik, ana dilinde eğitim mücadelesini önümüzdeki dönemde sürdüreceğimizi buradan bir kez daha ifade ediyoruz” diye konuştu.

    “VELİLERE SORUMLULUKLAR DÜŞÜYOR”

    Bozgeyik, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Özellikle burada farklı inançta olan farklı kimlikte olan velilerimize de önemli sorumluluklar düşüyor. Onlarda bu gerici muhafazakar eğitim politikalarına karşı kendi haklarını demokratik bir şekilde savunarak milli eğitim ve hükümet üzerinde baskı oluşturmaları gerekiyor diye belirtebiliriz.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

     

  • KESK: Barış talebine yönelik gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz

    KESK: Barış talebine yönelik gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz

    PİRHA – Bu sabaha karşı sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlardan dolayı gözaltına alınanlardan Tarım Orkam Sen Genel Başkanı ve ESM üyelerinin gözaltına alınmalarına ilişkin Tarım Orkam Sen’de basın toplantısı gerçekleştirildi. KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik “Barış talebine yönelik başlatılan sürek avı niteliğindeki gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz” dedi.

    Ankara’da bu sabah yapılan ev baskınlarında birçok kurum temsilcisi gözaltına alındı. Aralarında Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Hamit Kurt da bulunuyordu. Konuya ilişkin Tarım Orkam Sen’de gerçekleştirilen basın açıklamasında “AKP sadece dışarıya değil içeriye yönelik de bir harekat yürütüyor. Görevi ve ahlaki sorumluluğu gereği savaş karşıtı, barış talebi içeren açıklaması nedeniyle TTB Merkez Konseyi üyelerine yönelik başlatılan gözaltı operasyonu sonrası şimdi de TTB ile yapılan dayanışma etkinlikleri nedeniyle gözaltı operasyonları yapılmaktadır” denildi.

    “İKTİDAR HUKUKU HİÇE SAYARAK SUÇ İŞLEMEKTEN VAZGEÇMELİ”

    Açıklamayı okuyan KESK Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, şunları kaydetti:

    “Bu kapsamda ve genel olarak barış içerikli sosyal medya paylaşımları nedeniyle bağlı sendikamız Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Hamit Kurt’un da aralarında bulunduğu çok sayıda insanımız bu sabah gözaltına alınmıştır. Gözaltılar devam etmektedir. Hukukun üstünlüğü” sıralamasında 113 ülke arasında ülkemizi 101. sıraya getirenlere düşünce ve ifade özgürlüğünü hatırlatmamızın bir etkisinin olmayacağını biliyoruz. Ancak temel hak ve özgürlüklerin bu kadar pervasız biçimde ayaklar altına alınmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz. Düşünce ve ifade özgürlüğü dönemsel politikalar uğruna ezip geçilecek, yok sayılacak haklardan olmayıp yüzlerce yıllık mücadeleler ve ödenen bedellerle güvence altına alınmışlardır. İktidar, hukuku hiçe sayarak suç işlemekten vazgeçmelidir.”

    “İKTİDAR ANAYASA’YA UYGUN DAVRANMALI”

    Bozgeyik, sosyal medya paylaşımı nedeniyle yerel mahkemenin verdiği cezayı bozan Anayasa Mahkemesi kararında; “Anayasa’nın 26. maddesinde yer alan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu” bir kez daha ifade ettiğine dikkat çekti.

    “Ancak AYM kararlarına, iç hukukta da bağlayıcı nitelikte olan uluslararası sözleşmelere rağmen iktidarın hiç kimsenin temel hak ve özgürlükler yönünden bir güvencesinin kalmadığına dair her gün yeni uygulamalarına şahit olmaktayız” diye konuşan Bozgeyik, iktidara ya hala ortada bir yargı, bir anayasa ‘varmış’ görüntüsü vermekten vazgeçip fiili parti devleti olma durumunu resmi olarak da ilan etmeli ya da anayasaya, yargı kararlarına, uluslararası sözleşmelere uygun davranma çağrısında bulundu.

    “KURUMLAR HÜKÜMET POLİTİKALARINI ONAYLAMAK ZORUNDA DEĞİL”

    Bozgeyik, emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, demokrasi güçleri ve aktivistlerinin, devletin ya da AKP’nin kurumları, üyeleri olmadığını, kurumların ya da bireylerin hükümetin politikalarını onaylamak zorunda olmadığına vurgu yaparak “Savaş koşullarında dahi resmi politikalar eleştirilebilir, farklı düşünceler ifade edilebilir” dedi.

    Bozgeyik, “Barış talebine yönelik başlatılan sürek avı niteliğindeki gözaltı ve tutuklamaları kınıyoruz. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan Tarım Orkam Sen Genel Başkanı Hamit Kurt ve bir gün öncesinde gözaltına alınan Tüm Bel Sen uzmanı çalışanımız başta olmak üzere gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılsın” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: Barış iklimine yeniden dönülmeli-VİDEO

    KESK Eş Genel Başkanı Bozgeyik: Barış iklimine yeniden dönülmeli-VİDEO

    PİRHA – Türkiye’nin içerisinde bulunduğu duruma, OHAL gölgesinde yürütülen savaşa tepki gösteren KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, barış talebini gerek alanlarda gerekse sosyal medya üzerinden ifade eden kesimlere yönelik gözaltı ve tutuklamaları kınadı.

    Haberin Videosu

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, 15 Temmuz Darbe Girişimi’nden sonra toplumsal muhalif kesimler üzerinde yoğun baskıya ve Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ortama karşı tepkilerini PİRHA’ya aktardı.

    Bozgeyik, “Türkiye’de son günlerde barış isteyen, savaşa karşı tutum alan savaş karşıtlarına yönelik bu OHAL sürecindeki anti demokratik uygulamalar katmerlenerek artmıştır” ifadelerini kullandı.

    18 AYLIK SÜREDE ANTİ DEMOKRATİK UYGULAMALAR

    15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’de yaşanan OHAL ve KHK’lerle birlikte toplumsal muhalif kesimler üzerinde yoğun bir baskı sürecinin hayata geçirildiğini belirten Bozgeyik şunları dile getirdi:

    “Özellikle bu 18 aylık süre içerisinde kamu emekçileri olarak sendikal faaliyetlerimiz açısından birçok engellemelerle karşı karşıya kaldık. KHK’lerle işten çıkarmalar, adli ve idari soruşturmalar, yine sendikal faaliyetlerimizin engellenmesi, 2911 sayılı toplantı ve gösteri yasasına rağmen yapacağımız basın açıklamalarının, mitinglerin engellenmesine dönük birçok anti demokratik uygulamayla biz 18 aylık süre içerisinde karşı karşıya kaldık.

    Yine özellikle hükümetin politikalarına yönelik muhalefet yürüten toplumsal kesimlere yönelikte ayrımsız bir baskı süreci bu 18 aylık süre içerisinde hayata geçirilmiştir. Gazeteciler yazdıklarından, düşüncelerini ifade ettiklerinden dolayı gözaltına alınıp tutuklanmışlardır. Yine demokratik siyaset açısından da benzer baskı politikaları anti demokratik uygulamalar hayata geçirilmiştir.”

    BARIŞ İSTEYENLER GÖZALTINA ALINIYOR

    TSK’nin Afrin’e başlattığı operasyona ilişkin sosyal medyada soruşturma başlatılması ve birçok gözaltı, tutuklama olmasını da değerlendiren Bozgeyik, “Türkiye’de de son günlerde barış isteyen, savaşa karşı tutum alan savaş karşıtlarına yönelik de bu OHAL sürecindeki anti demokratik uygulamalar katmerlenerek artmıştır” dedi.

    Bozgeyik, hem sendikal faaliyetler üzerindeki bu baskıların bir an önce ortadan kaldırılmasını, baskıların, gözaltıların da biran önce durdurulmasını, Türkiye’nin gerçekten barış içerisinde birarada yaşamı güçlendiren politikalara hizmet edecek adımların atılmasını beklediklerini ifade etti.

    “EMEKÇİLERİN SAVAŞTAN HİÇBİR KAZANIMI OLMAYACAKTIR”

    “Sonuçta emekçilerin savaştan hiçbir kazanımı olmayacaktır. Hem ekonomik anlamda, hem işsizlik anlamında savaşlar daha fazla işsizliğin, yoksullaşmanın artmasına neden olacaktır. Daha çok ülke içesinde, bölgeler arasında da kırılmalara gerilmelere, doğal olarak insanların karşı karşıya kalmasına neden olacaktır” diye konuşan Bozgeyik sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir an önce barış iklimine yeniden dönülmeli, OHAL’in kaldırılması, KHK’lerin sonuçlarıyla birlikte iptal edilmesini buradan bir kez daha KESK olarak ifade ediyoruz.
    Bu konuda da emek ve meslek örgütleri ile birlikte Türkiye’de barıştan, demokrasiden yana tutum alan tüm toplumsal kesimlerle, inanç örgütleriyle birlikte bu konuda tutumumuzu kararlılıkla sürdüreceğimizi ifade etmek istiyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK’in ‘OHAL değil demokrasi’ mitinginde mücadele vurgusu-VİDEO

    KESK’in ‘OHAL değil demokrasi’ mitinginde mücadele vurgusu-VİDEO

    PİRHA-KESK’in çağrısıyla İstanbul Bakırköy Meydanı’nda düzenlenen “OHAL değil demokrasi” mitingi soğuk havaya rağmen coşkuyla gerçekleşti. OHAL’in kaldırılması, Kanun Hükmündeki Kararnamelerin iptal edilmesi ve ihraç edilen binler emekçinin işlerine iade edilmesi talep edildi.

    HABERİN VİDEOSU

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu’nun (KESK), OHAL’in kaldırılması, Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) iptal edilmesi ve işten atılan emekçilerin işlerine iade edilmesi talebiyle İstanbul Bakırköy Meydanı’nda “OHAL değil demokrasi” mitingi düzenledi. KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, “Mücadeleden asla vazgeçmeyen, düşlerinin peşinde koşan emekçiler, kadınlar, gençler varken bu ülkede umut asla bitmez! Umut biziz! Biz sol memesinin altındaki cevahiri asla karartmayanlarız!” dedi.

    Binlerce kamu çalışanının katıldığı mitinge Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Eş Sözcüsü Atilla Doğan, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Raşit Tükel, CHP milletvekilleri Ali Şeker, Sezgin Tanrıkulu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek, Demokratik Alevi Derneği (DAD), (HDP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Emeğin Partisi (EMEP, Birleşik Haziran Hareketi, Devrimci Parti, İşçi Meclisleri, Kaldıraç, Mücadele Birliği ile Yeşiller ve Sol Parti’nin de aralarında olduğu çok sayıda kişi, kurum ve siyasi parti destek verdi.

    Bakırköy Dikilitaş’ta KESK’in çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kişi sloganlarla Özgürlük Meydanı’na yürüdü. Üç arama noktasından arananlar miting alanına girdi. “Yaşasın emek ve demokrasi mücadelemiz”, “Nuriye ve Semih yaşasın”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “OHAL değil demokrasi, barış, özgürlük”, “İşimizi, ekmeğimizi geri alacağız”, “OHAL’de 1412 dernek ve 139 vakıf 37 radyo 33 TV kapatıldı” pankartları taşındı. “Direne direne kazanacağız”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “Nuriye, Semih onurumuzdur”, “AKP’nin memuru olmayacağız”, “AKP gidecek biz kalacağız”, “Çalmadık, çırpmadık kandırılmadık”, “Ne OHAL ne darbe demokratik bir ülke” sloganları atıldı.

    “MECLİS ÖNÜNDE KENDİNİ YAKAN EMEKÇİ ÜLKENİN TABLOSUDUR”

    “OHAL değil demokrasi”, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “Direne direne kazanacağız”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Nuriye-Semih onurumuzdur” ve “Özgür basın susturulamaz” sloganlarının atıldığı mitingde konuşan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, KHK’lerle yüz binin üzerinde kamu emekçisinin ihraç edildiğini hatırlatarak şunları söyledi:

    “Yüz binin üzerinde kamu emekçisi hiçbir soruşturma gözetmeden işinden, geleceğinden atıldı. Taşeron düzenlemesi Meclis’ten kaçırıldı, KHK’yla düzenlendi. İşçilere haklarından, alacaklarından vazgeçmeleri dayatıldı. Toplu sözleşme hakkımız gasp edildi. Kamu çalışanları masalarda, saraylardan gelen tek bir emirle satıldı. Savaşa ayrılan paydan emekçiye pay kalmadı. Emeğimizle yarattığımız değerler emperyalistlere peşkeş çekildi. Sağlık hakkımızı gasp edecek şehir hastaneleri bir rant aracı olarak görüldü. Hiç geçmediğimiz köprünün parası biz emekçilerden alınıyor. Asgari ücret artışla dahi açlık sınırının altında kaldı. Meclis önünde kendini yakarak ‘geçinemiyorum’ diyen emekçi bu ülkenin tablosudur.”

    Gezen mücadele çağrısı da yaparak, “Mücadeleden asla vazgeçmeyen, düşlerinin peşinde koşan emekçiler, kadınlar, gençler varken bu ülkede umut asla bitmez! Umut biziz! Biz halkız! Biz sol memesinin altındaki cevahiri asla karartmayanlarız! Birlikte başaracağız; eşit, özgür, adil, barış içinde, demokratik, laik bir ülkeyi kendi mahir ellerimizle kuracağız! Yolumuz açık olsun!” dedi.

    “UMUDUMUZ BÜYÜYOR”

    KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ise şunları söyledi:

    “AKP, mezhepçi, milliyetçi politikalarla, Orta Doğu savaşıyla süreklileştirmeye çalışıyor. Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da katliam yapanları tanıyoruz. Önümüzdeki süreçte geri adım atmadan birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülkede bizler kamu emekçileri, yoksullar, işçiler, bizler işsizliğin pençesinde kıvranırken kandan beslenenler Türkiye’ye özgü başkanlık sistemiyle bu tek adam rejimini sürdürmeye çalışıyorlar. Bizler bir kez daha buradan soruşturmalara, işten çıkarmalara, sürgünlere, mobbinglere karşı 18 aydır alandayız. Kadınları toplumsal alandan dışlayan sözde istihdam politikalarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Ayrımcılığa, sürgün edilmeye katliamlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu faşizan politikalara karşı eşitlik, özgürlük mücadelemizi birleşik biçimde yükseltmenin çabasındayız. Bizler çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak istiyorsak bu yükün bilinciyle bir arada durmaya mecburuz. Umudumuz büyüyor. Bu faşist kuşatmayı geri püskürtmeyi buradan bir kez daha haykırıyoruz.”

    Konuşmaların ardından miting Erdal Güney ve grubunun ezgileriyle son buldu. (HABER MERKEZİ)

  • KESK’in kuruluşunun 22’ncı yıldönümü vesilesiyle Adıyaman’da şölen düzenlendi

    KESK’in kuruluşunun 22’ncı yıldönümü vesilesiyle Adıyaman’da şölen düzenlendi

    PİRHA-KESK Adıyaman bilşenleri KESK’in kuruluşunun 22′ ncı yıldönümü vesilesi nedeni ile şölen düzenledi.

    KESK’in kuruluşunun 22’ncı yıldönümü vesilesiyle Türkiye’nin birçok kentinde  eylem etkinlikler düzenlenirken.Adıyaman’dada can salonda şölen düzenlendi.Salona “Geçmişten geleceğe mücadelemiz sürüyor,sürecek” pankartı asılırken. Düzenlenen şölene KESK eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik ve sanatçı Mehmet Atlı’nın yanı sıra çok sayıda emekçi katıldı.

    Tüm emek mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşunun ardından, KESK mücadele tarihini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.

    KESK Adıyaman dönem sözcülüğü adına Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Mehmet Dağdeviren yaptığı açılış konuşmasında, ülkede ve bölgede emek alanında yaşanan sorunlara değinirken. KESK eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik ise yaptığı konuşmada, 21 yıllık KESK mücadelesi boyunca emekçilerin yaşadığı ekonomik, siyasi ve özlük sorunlara değinerek 15 Temmuz sonrası yaşanan 130 bin ihraçtan sadece 4 bin 99 unun KESK li olduğunu ifade etti.

    Yapılan konuşmaların ardından Mehmet Atlı’nın seslendirdiği ezgilerle şölen sona erdi.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • KESK Eş Başkanlarından açıklama: Nuriye ve Semih’in talepleri taleplerimizdir

    KESK Eş Başkanlarından açıklama: Nuriye ve Semih’in talepleri taleplerimizdir

    PİRHA- KESK Eş Başkanları, Kızılay Konur Sokakta Bulunan Mülkiyeliler Birliği’nde bir basın toplantısı yaparak, AKP hükümetinin uygulamalarına dikkat çekti. Toplantıda ihraç edilen emekçilerin işe geri alınmaları talep edilerek, mücadele çağrısı yapıldı. 

    KESK’e bağlı tüm sendikaların MYK üyelerinin katılımıyla yapılan toplantıda basın metnini KESK Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik okudu.

    “ZİFİRİ KARANLIK BİR TÜNELDEN GEÇİYORUZ”

    Bozgeyik, “AKP karanlığı hak ve özgürlükler üzerine bir karabasan gibi çöküyor. Her gün bir gün öncesini aratır duruma geldi. Korku, kutuplaşma ve kaos stratejisi üzerinden geleceğimiz ipotek altına alınmaya çalışılıyor” dedi.

    “Zifiri karanlık bir tünelden geçiyoruz” diyen Bozgeyik, şunları kaydetti:

    “Bir kez daha 15 Temmuz darbe girişimini lanetliyor, temel hak ve özgürlükler karşıtı tüm girişim ve hareketlere karşı net bir tutum içinde mücadele ettiğimizi, edeceğimizi belirtiyoruz. Darbeler ancak toplumsal barışın tesisi, temel hak ve özgürlüklerin esas alındığı yeni toplumsal sözleşmeler, evrensel hukukun tüm norm ve ilkeleriyle hayata geçirilmesiyle önlenebilir. Yeni darbelerin zemini de ancak bu şekilde kurutulabilir. Darbeye karşı kendi darbesini gerçekleştirmek yeni darbelere davetiye çıkaracağı gibi, kaosun ve gerilimin sürekliliğini sağlar. AKP’nin gerçekleştirdiği tam da budur. Birkaç gün önce yıldönümü vesilesi ile AKP ve Devlet Bahçeli ortak yapımı bir takım etkinliklere şahit olduk. Bu etkinliklerle muhalif kesimlere karşı açıkça gözdağı verilmiş, AKP sivil darbesinin ve OHAL’in olağan hale getirileceği ilan edilmiştir. Nitekim 14 Temmuz’da yeni bir KHK ile binlerce kamu emekçisi ihraç edilmiş, dün yapılan açıklamayla da ilk ilan edildiğinde 45 gün süreceği söylenen OHAL 4. Kez uzatılmıştır.”

    “ARKADAŞLARIMIZ NEYLE SUÇLANDIKLARINI BİLMİYOR”

    14 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanan 692 sayılı KHK ile KESK’e bağlı sendikaların üyelerinden aralarında çok sayıda şube başkanlarının olduğu 701 kişinin daha ihraç edildiğinin belirtildiği açıklamada, “Toplamda şu an itibariyle 3942 KESK’li en ufak bir gerekçe söylenmeden, hukuksal bir süreç işletilmeden, kesinleşmiş bir yargı kararı olmaksızın ihraç edilmiş durumdadırlar. AKP açıkça örgütlü mücadeleyi, sendikal hak ve özgürlükleri hedef almaktadır. İhraç edilen arkadaşlarımızla ilgili FETÖ iddiası olmadığı gibi neredeyse tamamına yakınının haklarında daha önce açılmış bir dava yoktur. Bazı arkadaşlarımız hakkında açılan davalar ise lehlerine sonuçlanmıştır” denildi.

    İhraç edilen KESK’lilerin neyle suçlandıklarını bilmediklerinin belirtildiği açıklamada, Askeri darbe dönemlerinde bile olmayan işlemlerle karşı karşıyayız. Bizlerin tek suçu AKP’ye muhalif olmaktır. KESK tam da bu özelliğinden dolayı AKP iktidarının ve yandaşlarının hedefi olmaktadır” ifadesi dile getirildi.

    Diyarbakır’da ihraç edilen KESK’lilerin basın açıklaması yapma hakkının bile ellerinden alınarak en az 32 kişinin gözaltına alındığının hatırlatıldığı açıklamada, açlık grevindeki eğitimcilere de değinildi.

    “NURİYE VE SEMİH YAŞATILMALI”

    “Nuriye ve Semih’in talepleri taleplerimizdir. Arkadaşlarımızın talepleri derhal karşılanmalı, ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilmelidir. Nuriye ve Semih yaşamalı, yaşatılmalıdırlar. Aksi durumda bunun tek sorumlusu AKP hükümeti olacaktır.”

    BİRLİKTE VE ORTAK MÜCADELE VURGUSU

    Bozgeyik’in ardından basın açıklamasına KESK Eş Başkanı Aysun Gezen devam etti.

    Gezen de KESK’in 7-8-9 Temmuz’da yapılan 9. Olağan Genel Kurulu sonrası yeni kararlar alındığını belirterek, “9. Olağan Genel Kurulumuz;  birlikte ve ortak mücadelenin önemine dikkat çekerek referandumda açığa çıkan Hayır iradesinin, Adalet Yürüyüşünde öne çıkan adalet talebinin, gerici/mezhepçi eğitime karşı bilimsel, demokratik, özgürlükçü, laik ve anadilinde eğitim hakkının, kadınların cinsiyet ayrımcılığına karşı eşitlik mücadelesinin sahiplenilerek emek ve demokrasi mücadelesinin yükseltilmesi kararlılığını vurgulamıştır” dedi.

    “1 AĞUSTOS’TA TOPLU SÖZLEŞME SÜRECİ BAŞLAYACAK” 

    Aysun Gezen şunları dile getirdi:

    “Özelleştirme ve taşeronlaştırma ile kamuda istihdam parçalı hale getirilmiş, sözleşmeli, esnek ve kuralsız çalışma yaygınlaştırılmıştır. İstihdamda kuralsızlığı, taşeronlaşmayı, güvencesizliği temel alan dönüşümün bedeli artan iş cinayetleri ile emekçilere ödetilmektedir. Angarya çalışma artırılmış, çalışma süreleri uzatılmıştır. Sendikal ve demokratik haklarını kullanan emekçilere yönelik baskı, ceza ve sürgünler hız kazanmış, özellikle konfederasyonumuza bağlı sendikaların üyelerini hedef alan çok yönlü saldırılar artmıştır. Böylesi ağır bir ortamda, 1 Ağustos 2017 tarihinde, kamu emekçilerinin 2018-2019 yılları için toplu sözleşme süreci başlayacaktır. Yandaş Konfederasyon kamu emekçilerinin hak ve çıkarlarını peşkeş çekerek hormonlu büyümeye devam ededursun, bizler gelecek ay yapılacak toplu sözleşme görüşmelerini bir kez daha kamu emekçilerinin gerçek sorunlarını ve taleplerini gündeme getirmek için değerlendirecek, taleplerimiz için fiili ve meşru mücadeleyi yükseltmeye devam edeceğiz. TİS taleplerimiz ve yaklaşımımıza dair önümüzdeki günlerde Konfederasyonumuz gerekli açıklamayı yapacaktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • KESK Eş Başkanı Bozgeyik PİRHA’ ya konuştu: Muhalefet birlikte mücadele etmeli

    KESK Eş Başkanı Bozgeyik PİRHA’ ya konuştu: Muhalefet birlikte mücadele etmeli

    PİRHA – KESK 9. Olağan Genel Kurulu yeni yönetimini seçti. Eş Genel Başkanlığa seçilen  Mehmet Bozgeyik, CHP’nın başlatmış olduğu Adalet yürüyüşünden sonra toplumsal mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiğini PİRHA’ya anlattı. Bozgeyik, “Türkiye’de muhalefet birlikte mücadele etmeli” dedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK)  Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik PİRHA’ya konuştu. Türkiye’de uzun süredir emekçilere, iş kollarına ve KESK’e yönelik baskı ve hak ihlallerinin olduğunu ifade eden Bozgeyik, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ve KHK’lerle tüm toplumsal kesimlere yönelik demokratik olmayan bir baskının yapıldığını söyleyerek şunları belirtti:

    “Demokratik siyaset alanına yönelik gazetecilere, basın çalışanlarına, akademisyenlere, bilim insanlarına yönelik de Türkiye’de yoğun bir baskı, gözaltı ve tutuklanma süreci yaşandı. Özellikle parlamentoda milletvekillerinin dokunulmazlıkların kaldırılması yine eş başkanların, milletvekillerinin,  gözaltına alınıp tutuklanması, milletvekilliklerinin düşürülmesi, belediye eş başkanlarının tutuklanması ve yaşanan kayyum süreciyle birliktede Türkiye’de çok ciddi tepki süreci gelişemedi.”

    “AKP’NİN BASKILARINA İSTENİLDİĞİ DÜZEYDE CEVAP VERİLEMEDİ”

    CHP’nin başlatmış olduğu Adalet Yürüyüşünün Türkiye’deki toplumsal kesimler açısından önemli olduğunu vurgulayan Mehmet Bozgeyik, başından beri CHP’nin dokunulmazlıklarla ilgili tutumu Türkiye de hem Kürtlere yönelik, hem emekçilere yönelik, diğer toplumsal kesimlere yönelik, AKP’nin baskılarına yönelik istenildiği düzeyde cevap olamaması nedeniyle de çok yoğun bir tepki süreci geliştirilemediğini dile getirdi.

    Mehmet Bozgeyik, “Bu yürüyüşte her kesimin, ötekileştirilen tüm kesimlerin, emekçilerin, Alevilerin, Kürtlerin ve CHP’nin bir bütünlüklü olarak bu sürece ortak müdahil olmasının önemli bir çıkış olduğunu belirtmek gerekiyor” dedi.

    “EN KİTLESEL MİTİNGLERDEN BİRİYDİ”

    Türkiye’de gerçekten Cumhuriyet tarihinde en kitlesel mitinglerden biri olan Adalet mitingi sonrasında tüm toplumsal kesimler açısından bunu sürdürmek gerektiğini vurgulayan Bozgeyik, “Önümüzdeki dönemde bu baskıcı, otoriter tüm toplumsal kesimleri mağdur eden, demokratik siyaset alanını tıkayan, hukuksal normları ortadan kaldıran, AKP’nin baskıcı tutumlarına karşı ortak asgari müştereklerde bir araya gelen hem siyasal parti, hem emek ve meslek örgütlerinin ortak bir programla birleşik bir mücadele hattının oluşturulması Türkiye’de yeniden demokrasinin inşa edilmesi noktasında önemli görev ve sorumluluklar var” ifadelerini kullandı.

    “ADALET TALEPLERİMİZ SÜRECEK”

    Bozgeyik, KESK olarak önlerindeki dönemde üzerine düşen sorumlulukla hareket edeceklerini, Türkiye’nin demokratikleşmesi için hukuksal normlara dönülmesi için adalet taleplerini sürdüreceklerini belirtti.

    Türkiye’de muhalefetin birlikte mücadele etmekten başka bir yolu olmadığına vurgu yapan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Özellikle 3500 üyemiz ve 100 bine yakın kamu çalışanının işlerine iade edilmesi ve mağduriyetlerinin, hak kayıplarının ortadan kaldırılması ile birlikte taleplerimiz diğer kesimlerle birlikte sürdürülecek, Türkiye muhalefetinin birlikte mücadele etmekten başkada bir yolu olmadığını bir kez daha burada belirtmek istiyoruz” dedi.

    Cebrail ASLAN – ANKARA

  • KESK’in yeni Eş Başkanları Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen

    KESK’in yeni Eş Başkanları Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen

    PİRHA – KESK 9. Olağan Genel Kurulda seçilen Merkez Yürütme Kurulu üyeleri bugün görev dağılımı yaptı. Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen Eş Başkanlığa seçildi.

    7 Temmuz ile 9 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirilen Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) 9. Olağan Genel Kurulu yeni yönetimini belirledi. Kurul’da seçilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin görev dağılımları ise bugün yapıldı.

    Buna göre, Mehmet Bozgeyik ve Aysun Gezen KESK Eş Genel Başkanları olarak belirlendi. Ramazan Gürbüz Genel sekreter, Elif Çuhadar Mali Sekreter, İlhan Yiğit Eğitim, Örgütlenme ve Basın Yayın Sekreteri, Gülistan Atasoy Tekdemir Kadın sekreteri, Yusuf Şenol ise Hukuk, TİS ve Uluslararası İlişkiler Sekreteri olarak belirlendi.

    (HABER MERKEZİ)