Etiket: mehmet tum

  • Mehmet Tüm: Yeni MYK’da görev almam mümkün değil

    Mehmet Tüm: Yeni MYK’da görev almam mümkün değil

    PİRHA- Kemal Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi listesinde yer alan eski CHP Milletvekili Mehmet Tüm, yeni oluşturulacak MYK’da görev almayacağını açıkladı. Partide yaşanan ayrışmaların demokrasi mücadelesine zarar verdiğini belirten Tüm, CHP yönetimine kurultay çağrısında bulundu.

    CHP’de Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultayların ‘mutlak butlan’ kararıyla iptal edilmesiyle birlikte göreve iadesine karar verilen Parti Meclisinde (PM) yer alan eski CHP Milletvekili Mehmet Tüm‘den  sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaptı.

    “OLUŞTURULACAK YENİ MYK’DA VEYA HERHANGİ BİR GÖREVLENDİRMEDE YER ALMAM MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Yaklaşık 35 yıldır sosyal demokrasinin, örgütlü mücadelenin ve parti içi demokrasinin savunucusu olduğunu belirten Mehmet Tüm, siyasi yaşamı boyunca “hiçbir zaman herhangi bir grubun, hizbin ya da kişinin siyasetçisi olmadığını” ifade etti.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendisine siyasal yaşamının en büyük onurlarını yaşattığını belirten Tüm, önseçimden çıkarak milletvekili olduğunu, dört ayrı kurultayda ise “hiçbir listenin parçası olmadan delegelerin özgür iradesiyle Parti Meclisi’ne seçildiğini” söyledi.

    Partide yaşanan ayrışmaların tarafı olacak herhangi bir pozisyonda bulunmayı doğru bulmadığını vurgulayan Tüm, “Bu nedenle oluşturulacak yeni MYK’da veya herhangi bir görevlendirmede yer almam mümkün değildir. Çünkü bugün ihtiyaç duyulan şey yeni makamlar değil, ortak aklı, dayanışmayı ve birlik ruhunu yeniden inşa etmektir” dedi.

    “PARTİMİZ, İÇ TARTIŞMALARIN GÖLGESİNDE CİDDİ BİR AYRIŞMA YAŞAMAKTADIR”

    CHP’nin en zor dönemlerinde dahi temel kaygılarının partinin kurumsal kimliğini ve toplumsal muhalefetin umudunu korumak olduğunu belirten Tüm, bugün gelinen noktada yaşanan tabloya dikkat çekti.

    Tüm açıklamasında, “Ancak bugün geldiğimiz noktada partimiz, iç tartışmaların gölgesinde ciddi bir ayrışma yaşamaktadır. Bu durum yalnızca partimize değil, Türkiye’nin demokrasi mücadelesine de zarar vermektedir” ifadelerini kullandı.

    “KUTUPLAŞMAYI DEĞİL BİRLİĞİ BÜYÜTMELİDİR”

    CHP’nin bütün bileşenlerinin ortak mücadele zemininde buluşması gerektiğini vurgulayan Tüm, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin bütün bileşenleri ortak mücadele zemininde buluşmalı, kutuplaşmayı değil birliği büyütmelidir” dedi.

    Halkın beklentisinin kendi sorunlarına çözüm üreten, güven veren ve iktidar hedefini büyüten güçlü bir CHP olduğunu belirten Tüm, parti içindeki tartışmaların demokratik yöntemlerle çözülmesi gerektiğini ifade etti.

    “PARTİMİZ VAKİT KAYBETMEDEN KURULTAY SÜRECİNİ İŞLETMELİ”

    Açıklamasının sonunda kurultay çağrısı yapan Mehmet Tüm, “Bu nedenle partimiz vakit kaybetmeden kurultay sürecini işletmeli, örgütün iradesine başvurmalı ve tüm tartışmaları demokratik zeminde sonuçlandırmalıdır.Çünkü CHP’nin gerçek sahibi örgütüdür, üyeleridir ve ona gönül veren milyonlardır” dedi.

    HABER MERKEZİ

     

  • CHP eski milletvekili Mehmet Tüm’e ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davası

    CHP eski milletvekili Mehmet Tüm’e ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ davası

    PİRHA- CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, 5. Edremit Kitap Fuarı’na kapsamında katıldığı söyleşilerde yaptığı açıklamaları gerekçe gösterilerek dava açıldı.

    CHP Balıkesir eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, 5. Edremit Kitap Fuarı’na kapsamında katıldığı söyleşilerde yaptığı açıklamaları gerekçe gösterilerek başlatılan soruşturmaya Adalet Bakanlığı’ndan onay çıktı. Adalet Bakanlığı’nın yargılama iznini vermesinin ardından Edremit Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP Balıkesir eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Halkı kin ve düşmanlığa teşvik ve aşağılama” suçlamalarından dava açıldı..

    Davaya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Tüm “Bugün Cumhurbaşkanlığı tarafından hakkımda bir kez daha dava açıldı. Kaçıncı dava olduğunu artık ben de hatırlamıyorum. Ülkemiz büyük acı içinde .Binlerce insanımızı kaybettiğimiz depremin üstünden daha 10 gün bile geçmemişken ve hala enkaz altında binlerce insanımız varken korku iklimi yaratma çabaları her platformda devam ediyor. Biz bedeli ne olursa olsun, gerçekleri söylemeye devam edeceğiz. Açılan bu davalar olsa olsa bizim onurumuz olacak. Önümüzdeki seçim demokrasinin, hak ve hukuk mücadelesinin egemen olduğunu, güzelim ülkemde hürriyet türkülerinin söylendiği, tek adam rejiminin bittiği bir seçim olacak. Güzel ve güneşli günleri hep beraber göreceğiz” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

    ‘Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri’ başladı-VİDEO

    PİRHA-“Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” başladı. Etkinliklerin ilk gününde konuşan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevi ziyaretini eleştirerek, “Sen Madımak katilinden tarafsın. Tarafın belli. Cemevinde ne işin var o zaman? Alevi toplumu ve Aleviler sizin köleniz değildir. Haddinizi bilin” diye konuştu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şubesi tarafından yapılan “Edremit Pir Sultan Abdal 10. Kültür Etkinlikleri” Balıkesir’in Edremit ilçesinde başladı. Birsen Temir Saraç’ın sunuculuğunu yaptığı festivalin açılış konuşmasını PSAKD Edremit Şubesi Başkanı Hüseyin Simliova yaptı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de festivale katıldı. Festivalin ilk gününde CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm‘ün moderatörlüğünde Emek Partisi (EMEP) GYK Üyesi Levent Tüzel ile Yazar Necdet Saraç konuşma yaptı.

    “ALEVİ KURUMLARI PİR SULTAN’IN DURUŞUNU REHBER EDİNMELİ”

    Alevi kurumlarına çağrı da bulunan PSAKD Edremit Şubesi Başkanı Hüseyin Simliova şunları söyledi:

    “Tüm Alevi kurumları Pir Sultan’ın onurlu duruşunu rehber edinmek, saygınlığını korumak ve vazifelerini eksiksiz yerine getirmekle mükelleftir. Kurum başkanlığı lütuf makamı değil, hizmet makamıdır. Siyasete asla koltuk değnekliği yapamazlar. Hiçbir siyasi parti, örgüt, hareket ve ideolojik yapılanmaya bağlı olamazlar. Ancak hukukun evrensel ilkelerini, temel hak ve özgürlükleri, tam, demokratik ve laik Türkiye mücadelesini ise her koşulda savunacaklarını da herkesin bilmesini isterim. Bize ve bazı toplumlara reva görünen zulüm tarihinin hesabı için fitnenin değil hoşgörünün, cepheleşmenin değil dayanışmanın, ötekileşmenin değil birleşmenin hakimi için yılmadan mücadele edeceğimizden de kimsenin asla kuşkusu olmasın.”

    “SEN MADIMAK KATİLİNDEN TARAFSIN, CEMEVİNDE NE İŞİN VAR?”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevi’ni ziyaretine değinen Kemal Bülbül ise ziyarete tepki gösterdi. Bülbül, şöyle konuştu:

    “Bizim cemevimize, hanemize, derneğimize bizi kabul ederek, inancımızı, kültürümüzü, tarihimizi benimseyerek ve saygı duyarak gelen herkesin başımızın üzerinde yeri var. Lakin bir şart var. Eşitlerden biri olacak. Egemen olmayacak. Zulüm etmemiş olacak. Hak yememiş, kötülük yapmamış olacak. Zam, zulüm, işkence, işsizlik, pahalılık sebebi olmayacak; Roboski Anneleri, Cumartesi Anneleri, Ali İsmail Korkmaz’ın, Berkin Elvan’ın annesi ondan razı olacak ki o zaman gelebilir. Sen Madımak katilinden tarafsın. Tarafın belli. Cemevinde ne işin var o zaman? Cemevine gelin ulularımızın sözlerini, fotoğraflarını oradan indireceksiniz; kendinize göre bir mizansen yapacaksınız, buna da cemevi ziyareti diyeceksiniz. Bu efendi, köle ilişkisidir. Alevi toplumu ve Aleviler sizin köleniz değildir. Haddinizi bilin.”

    “KÜRT VE ALEVİ MESELESİNİ ÇÖZMEDEN DEMOKRATİKLEŞMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    “İktidar, Muhalefet ve Demokrasi” başlıklı bir konuşma yapan Levent Tüzel, “Bunların bu ülkeye verebileceği hiçbir şey yok. Hepsi iktidar oldular. Cumhuriyet rejimlerinde görev aldılar. Bizim gerçekten demokratik bir halk egemenliğine ihtiyacımız var. Bunu kuracak güçler de buradadır. Tabanda bir araya gelmektir. Birlikteliği her yerde örgütlü bir güce dönüştürmekten geçmektedir” dedi.

    Necdet Saraç ise “Alevilik, Kimlik ve Demokrasi” başlıklı konuşmasında “Sen Kürt meselesinde net tavır koymazsan, Türkiye’nin sorunlarını çözemezsin. Türkiye’de Kürt meselesini çözmeden demokratikleşmek mümkün değil. Türkiye’de Alevi meselesini çözmeden inanç özgürlüğünü sağlamak mümkün değil. Bunlar ülkenin temel sorunları. Bu noktada daha kararlı olacaksın. 1930’larda Avrupa faşizme doğru giderken eğer bu topraklarda Balkan Paktı, Sadabad Paktı kurulabiliyorsa, bugün bizim politikamız Ortadoğu’da, Suriye’de, Irak’ta yeni savaş arama değildir. Oralarda barış ve işbirliği teşkilatları kurmaktır. Bunu söyleyenler kazanır” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından sanatçı Hasan Ali sahneye çıkarken, konserin ardından ilk gün etkinlikleri sona erdi. Festival ikinci gününde devam edecek.

    PİRHA / BALIKESİR

  • Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle Mehmet Tüm’e ceza verildi

    Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği gerekçesiyle Mehmet Tüm’e ceza verildi

    CHP 25. ve 26. Dönem Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’ün, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu eleştirdiği, Deniz Gezmiş’in şahsında suçu ve suçluyu övdüğü iddiasıyla yargılandığı davada 16 Aralık Pazartesi günü karar çıktı.

    Balıkesir 4. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada mahkeme heyeti, Deniz Gezmiş’in şahsında suçu ve suçluyu övdüğü ve Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği gerekçesi ile açılan davalardan beraat verdi. Mehmet Tüm’ün Devlet Bahçeli’ye dair sarf ettiği sözlerin siyasi bir eleştiri olduğuna hükmederek beraat kararı veren mahkeme Tüm’ün, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik eleştirilerin ağır olduğu yargısına vararak 354 gün karşılığı olarak 10.600 lira para cezasına dönüştürülmesine karar verdi.

    Dava sonucuna ilişkin açıklamada bulunan Mehmet Tüm, hak etmediğini düşündüğü bu ceza için İstinaf Mahkemesine başvuruda bulunacağını ifade etti.

    “TARİHE NOT DÜŞÜLDÜ”

    Mehmet Tüm duruşma sonrası açıklamalarda bulundu. “Bu dava ile tarihe not düşülmüştür. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesini övmek suç sayılmamıştır” diyen Tüm, Deniz Gezmiş’in ülkenin bağımsızlığı ve demokratik bir Türkiye için emperyalizme karşı idam sehpasına gittiğini söyledi.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik eleştirileri nedeniyle cezalandırıldığını söyleyen Tüm, “Bu durum hep konuşulan yargıya güven konusunu bir kez daha gündeme getirmiştir. Çağdaş bir demokrasinin ve siyasal yaşamın garantisi sayılan eleştiri hakkı maalesef ülkemizde suç olarak algılanmıştır. Gelecek nesiller bugünün mahkeme tutanaklarına baktığında siyasetin yargıyı nasıl ağına aldığını görecektir. Araştırmacılar için de bu dava mahkemeleri boş yere oyalamak, etki altına almak ve yönlendirmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Bu davanın kazananı Süleyman Soylu olarak görülebilir lakin kaybedeni demokrasidir, insan haklarıdır, siyasettir ve hukuktur” ifadelerini kullandı.

  • ‘Alevi köylerine cami yapılması 12 Eylül dönemini hatırlatıyor’-VİDEO

    ‘Alevi köylerine cami yapılması 12 Eylül dönemini hatırlatıyor’-VİDEO

    PİRHA- Alevilerin yaşadığı hak ihlallerine ilişkin konuşan eski CHP Milletvekili Mehmet Tüm, “Eğer bu ülkede Aleviler  biz Aleviyiz bizim ibadet yerimiz cemevleri diyorsa başkasına hiçbir söz düşmez. Çünkü inanç kişinin kendisi ile ilgilidir. Devletin dini ve mezhebi olmaz” dedi.

    Haberin videosu

    Eski CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Alevi köylerine cami yapılması, Alevi çocuklarına zorla din derslerinin dayatılması, cemevlerinin ibadet yeri olarak görülmemesine ve Alevilerin yaşadığı hak ihlallerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Bu çağda halen Alevilerin sorunlarının çözülmemesinin ülke adına utanç verici olduğunu dile getiren Tüm, Alevilerin bu ülkede bugün eşit yurttaş olarak görülmesi gerekirken asimilasyon ve baskı politikalarına maruz kalmasının doğru olmadığını kaydetti.

    Tüm, “Aleviler bugün dünyanın her yerinde kendi imkanları ile cemevleri yapıyorlar ancak halen  devlet cemevlerini inanç yeri olarak kabul etmiyor. Bu devlet politikasından ve bu tekçi devlet anlayıştan vazgeçmek gerekiyor. Bu ülkede herkesin inancı kutsaldır. Eğer bu ülkede Aleviler biz Aleviyiz bizim ibadet yerimiz cemevleri diyorsa başkasına hiçbir söz düşmez. Çünkü inanç kişinin kendisi ile ilgilidir” dedi.

    Devletin dinin ve mezhebinin olmayacağına vurgu yapan Tüm, “Bizim ülkemizde devletin dini ve mezhebi var. Bugün Diyanet İşleri Başkanlığı var ve bütçesi 11 bakanlıktan daha fazla. Ancak bu bütçe Alevilerin verdiği vergi ile oluşuyor. İmamlara ve belli bir kesime tek taraflı sürekli bu kaynağı aktarıyorlar ancak Alevilere bir kuruş para ödenmiyor. Devlet bu taraflı anlayışından vazgeçmeli. Ve bu ülkede inançları ne olursa olsun Alevilere, Sünnilere ve herkese eşit davranmalıdır. Ama devlet her konuda olduğu gibi Aleviler konusunda bir adım atmış değil.

    “BÜTÜN İNANÇLARA EŞİT DAVRANILMALIDIR”

    İktidarın Aleviliğe dair olan tüm terimleri programından kaldırdığını ve Alevileri aslında iktidarın hedefi haline getirdiğini belirten Tüm, şöyle devam etti:

    “Devlet katında evet Aleviler bizim yurttaşlarımız bunların inanç yeri cemevi denilse bu problem ortadan kalkar. İsteyen cemevine, isteyen camiye isteyen, kiliseye gider. Zaten demokratik devlet budur. Bütün inançlara eşit davranılmalıdır. Ama ne yazık ki Aleviler üvey evlat muamelesi görüyor ve yok sayılıyor. Bu nedenle Alevilerin daha çok örgütlenmesi bu konuda daha çok mücadele etmesi gerekiyor.”

    “YAKILMALARINA, KESİLMELERİNE RAĞMEN ALEVİLER DİP DİRİ AYAKTA”

    Alevilerin sorunlarının çok basit olduğunu parlamentoda Alevilerin inanç ve ibadet yeri olan cemevlerinin tanınması durumunda sorunların 5-10 dakikada çözülebileceğine işaret eden  Tüm, Alevilerin taleplerine ve sorunlarına ilişkin şunları aktardı:

    “Sivas’ta diri diri insanlar yakıldı. Madımak Otelini utanç müzesi yapın. Halen onu bile yapmadılar. Alevi çocuklarına zorunlu din dersi öğretmeyin. Çünkü Alevi çocukları kendi inançları ile büyümek istiyorlar. Zoraki bir inanç dayatılmaz. Bu topraklarda Alevileri asimile etmeye çalıştılar ama başaramadılar. Tarihte yakılmalarına, asılmalarına rağmen, kesilmelerine rağmen bu ülkede halen Aleviler dip diri ayakta ve giderekte örgütleniyorlar. Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde Alevilik okullarda ders olarak öğretiliyor. Kendi ülkemizdeki insanların kendi inancını yasaklanması kadar acı bir şey var mı? Bütün sorun demokratik devlet olmamasıdır. Devlet yurttaşlarına eşit davranmıyor.”

    “DARBECİ BİR ANLAYIŞLA BU ÜLKE İDARE EDİLİYOR”

    Son dönemlerde Alevi köylerine yapılan camilere ilişkin sorduğumuz soruyu ise Tüm şöyle yanıtladı:

    “Alevi köylerine cami yapılması olayı 12 Eylül Kenan Evren dönemini hatırlatıyor. Halen o günden bugüne kadar yol almış değiliz. Tamamen darbeci bir anlayışla bu ülkeyi idare ediyoruz. Yani zoraki bir şeyi dayatmak senin ibadet yerin cemevi ama ben sana başka bir yer gösteriyorum. Bu mümkün değil. Bu insanın doğasına aykırıdır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Önce bu tutumdan bu devlet ve bu iktidar vazgeçmeli. Alevilerin demokratik hakkı olan cemevlerini ibadet yeri olarak kabul etmeli. Aleviler üzerindeki bu asimilasyon politikalarından bir an önce vazgeçmeleri gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Mehmet Tüm Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle hakim karşısına çıkacak-VİDEO

    Mehmet Tüm Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle hakim karşısına çıkacak-VİDEO

    PİRHA- CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle yarın Balıkesir Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak. Tüm, “Deniz Gezmişler ile ilgili gelecek her türlü ceza başım üstüne. Biz Denizleri her zaman sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Denizler dün bizim için kahramandı bugünde kahramandır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, CHP Altıeylül İlçe teşkilatının Balıkesir Şoförler Odası toplantı salonunda yaptığı konuşmada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği iddiasıyla ve Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle 2018 yılında soruşturma açılmıştı.

    “Hakaret, suç ve suçluyu övmek” gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan CHP’li Mehmet Tüm yarın saat 13:30’da Balıkesir Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak. Tüm, herkesi bu davaya sahip çıkmaya çağırdı.

    Kendisine açılan davaların tamamının milletvekilliği döneminde yaptığı konuşmalardan dolayı olduğunu aktaran Tüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “O dönem hem Balıkesir 25-26 dönem milletvekiliydim hem de parlamentoda görev yapıyordum. Parlamento da konuştuğum dile getirdiğim sorunları, konuları bir ilçe kongresinde dile getirdim. O ilçe kongresinde yaptığım bir konuşmadan 4-5 tane dava açıldı. Bunlardan biri  Cumhurbaşkanı tarafından açılan hakaret davasıdır. Ayın 6’sında hakim karşısındaydım. 9 Temmuz’da da Deniz Geçmişlere ‘kahraman’ dediğim için yine hakim karşısında olmuştum. Süleyman Soylu ve Devlet Bahçeli’yi eleştirdiğim için ayrı davalar açıldı. FETÖ darbesinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclis Üyesi olarak bir bildiri yayınlamıştık. Ondan dolayı da dava açıldı. Aslında toplu bir dava. Tek bir bildirim ama nedense  hepimize tek tek dava açıldı. Ama ilk davayı bana açtılar.”

    Kendisine açılan davaların amacının belli olduğunu ifade eden Tüm, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu davaların amacı belli. Benim o ilçe kongresinde konuşma yaptığım dönemde gündemde Man Adaları ile ilgili tartışmalar vardı. Süleyman Soylu ağza alınmayacak sözlerle sayın genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaretlerde bulundu. Bu hakaretlere cevap verdim. Bir de Devlet Bahçeli Deniz Gezmiş’e ‘terörist’ dedi ona cevap verdim. Bir İçişleri Bakanı’nın görevi vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Ve o ülke huzurunu sağlamaktır. Bir İçişleri Bakanı ana muhalefet partisi genel başkanını tehdit ediyorsa bu ülkede kimsenin güvencesi olamaz. Ve bir İçişleri Bakanı çete reisi ağzı ile konuşmamalıdır. Sizin soy isminiz ‘Soylu’ ama ‘soylu davranmıyorsunuz’ dediğim için dava açıldı. Bunun dışında Rıdvan Dilmen Tayip Erdoğan için ‘Tayip Erdoğan’a baktığım zaman parkasız Deniz Gezmiş’i görüyorum’ demişti. Devlet Bahçeli’de ‘Türkiye Cumhuriyet’i Cumhurbaşkanını nasıl bir teröriste benzetirsiniz’ demişti. Ben ise tüm bunlara karşılık ‘Deniz Gezmiş bu ülkenin bağımsızlığı için demokratik bir Türkiye için emperyalizme karşı idam sehpasına gitti. O bir kahramandır, o bir devrimcidir, o bir sosyalisttir’ dediğim için bana dava açıldı.”

    “DENİZ GEZMİŞLER MİLYONLARCA İNSAN İÇİN KAHRAMANDIR”

    Deniz Gezmişler’in tam 47 yıl önce inandığı dava için idam sehpasına gittiğini hatırlatan Tüm, şöyle devam etti:

    “Bildiğiniz gibi yukarıdan bir emirle idam sehpasına gittiler. O dönemde bağımsız bir yargı yoktu. Deniz Gezmişler hiç kimsenin burnunu kanatmadı. Ama kendi davalarının uğruna idam sehpasına gitti. Yani Deniz Gezmiş birileri için terörist olabilir ama milyonlarca insan için kahramandır. Milyonlarca insan kendi çocuklarına Deniz’in adını koydular. Deniz’in adı şu an parklarda toplumun değişik yerlerinde anıtlarda, kitaplarda ve şiirlerde yaşıyor. Deniz Gezmiş bırakın Türkiye’yi Dünya tarafından bilinen bir kahramandır. Onları yargılayan adaleti bugün sorgulamak gerekiyor. Bu ülkenin aslında Deniz Gezmişlere özür borcu var. Eğer suç işlemişlerse bu suçun karşılığı idam değildi. Adnan Menderes’te o dönem idam edildi. Biz bütün idamlara karşıyız. Çünkü o da doğru değil. Adnan Menderes’i kahraman ilan ediyorsunuz ama Deniz Gezmiş’i halen terörist ilan ediyorsunuz. Deniz Gezmişler o dönem idam edilen Adan Menderes’e karşılık yapıldı. Yani intikam alındı.”

    “DENİZLER İLE İLGİLİ GELECEK HER TÜRLÜ CEZA BAŞIM ÜSTÜNE”

    47 yıl sonra Denizler’e kahraman dediği için yargının önüne çıkmasının aslında kendisini yargılayanlar için utanç verici olduğunu sözlerine ekleyen Tüm, “Çocuklarıma bırakacağım bundan daha büyük bir onur olamaz. Denizleri onların sayesinde yeniden yeniden öğrenmeye başladım. Yeniden anlamaya başladım. Denizler ile ilgili ne kadar kitap makale varsa onları okudum. Ve bu davalar sonucu yaptığım savunmayı da kitap haline getireceğim. Denizler ile ilgili gelecek her türlü ceza başım üstüne. Biz Denizleri her zaman sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Deniz dün bizim için kahramandı bugünde kahramandır” şeklinde konuştu.

    “DENİZLERİN DÜNYA GÖRÜŞÜ İLE BÜYÜDÜK”

    Denizlerin dünya görüşü ile büyüdüklerini söyleyen Tüm, “Biz Denizlerden etkilenerek devrimci ve sosyalist olduk. Onlar demokratik bir Türkiye istiyorlardı. Emperyalizme ve 6. Filo’ya karşıydılar. Bugün Denizlerin ne kadar haklı olduğunu yaşadığımız dönemde görüyoruz. Trump ‘Ben istediğim zaman sizi bitirim’ diyor. İşte eğer Denizlerin görüşüne ve davasına sahip çıksaydık bugün Amerika bunları yapmazdı. Bugün ekonomik, siyasi ve askeri anlamda Amerika’ya bağlıyız ve Denizler bunları o gün söylediler. Amerikan emperyalizmine karşı ondan mücadele ettiler. Bağımsız, demokratik bir Türkiye istedikleri için o gençleri anlamak yerine astık.  Aynı dönem Avrupa’da 68 hareketine önderlik eden insanlar bugün Avrupa’yı idare ediyorlar. Onlar da o dönem isyan ettiler baş kaldırdılar. Çünkü gençlik budur, gençlik tabi baş kaldıracak düzeni sorgulayacak. Sınıfsız sömürüsüz bir dünya için mücadele ettiler. Dünyanın her yerinde Denizler  gibi herkes ayağa kalkmıştı” diye konuştu.

    Tüm, son olarak yarın Balıkesir Adliyasi’nde saat 13:30’da tekrar yargılanacağı davaya destek vermesi ve sahiplenmesi için tüm dostlarına  çağrı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten yargılanan Tüm: İnandıklarımı söylemeye devam edeceğim

    ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten yargılanan Tüm: İnandıklarımı söylemeye devam edeceğim

    CHP Balıkesir eski Milletvekili Mehmet Tüm, Meclis’te görev yaptığı sırada CHP ilçe kongresinde yaptığı konuşmalarda ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ iddiasıyla yargılandığı davada 20 sayfalık savunma yaptı. Duruşma 22 Ocak 2020’ye ertelendi.

    Balıkesir 6. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki savunmasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve ifade özgürlüğüne ilişkin kararlara yer veren Tüm, TBMM’de yaptığı konuşmalarına da yer verdi.

    Mahkeme heyeti, Tüm’ün Meclis’te yaptığı konuşmaların görüntüsünün istenmesine karar vererek, duruşmayı 22 Ocak’a erteledi.

    “İNANDIKLARIMI SÖYLEMEYE DEVAM EDECEĞİM”

    Duruşma sonrası Balıkesir Adliyesi önünde açıklama yapan Tüm şunları söyledi:

    “Bugün Balıkesir Adliyesi’nde Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiğimiz gerekçesi ile kinci defa yargılandım.Milletvekili olduğum dönemde yaptığım konuşmalardan bölümler alarak Cumhurbaşkanı’na hakaret ile suçlanıyorum.

    Oysa ki siyasetçinin görevi halkın çıkarlarını gözeterek, iktidarı denetlemek, sorgulamak ve ülke sorunlarına ilişkin görüş ve önerilerini paylaşmaktır. Bu da düşünce özgürlüğüne girer. Düşünce ve ifade özgürlüğü, herkese tanınmış bir haktır. Ben de ifade özgürlüğümü kullanarak inandıklarımı söyledim. Bugün de yarın da söylemeye devam edeceğim. Ben bizi seçen insanlar adına politika yapıyorum. Hiçbir baskı beni inandığım yoldan ve haklı davamdan vazgeçiremeyecektir. Bugün beni yalnız bırakmayan tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.” (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Tüm’e Erdoğan’a hakaret davası

    CHP’li Tüm’e Erdoğan’a hakaret davası

    PİRHA – CHP eski Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, CHP Karesi İlçe Teşkilatı Olağan Genel Kurul toplantısında yapmış olduğu konuşmasından dolayı “Cumhurbaşkanına hakaret”ten dava açıldı.

    Cumhuriyet Halk Partisi eski Milletvekili Mehmet Tüm’e Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle dava açıldı.

    Tüm, konuya ilişkin yaptığı paylaşımda şunları belirtti:

    “Önce “Deniz Gezmiş Kahramandır” dediğimiz için davalık olduk.
    Şimdide Cumhurbaşkanına hakaret gerekçesiyle MAHKEMELİK OLDUK.

    Susarak suça ortak olacağıma, konuşarak suçlu sayılmayı onur sayarım.
    Bu iktidar tarafından sakıncalı piyade olmayı gurur, mahkeme celplerini takdirname sayarım.

    Biliyorum, halkın vicdan mahkemesinde beraat edeceğim. Demokrasinin tadına varmak için bedel ödenecekse ödeyeceğim. Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan demeye devam edeceğim.

    Milletvekilinin bile fikrini ifade edemediği bir sözde demokrasiyi bu mahkeme kağıtlarıyla sizlere ifşa ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • ‘Pir Sultan direncin ve inancın simgesidir’-VİDEO

    ‘Pir Sultan direncin ve inancın simgesidir’-VİDEO

    PİRHA-Üç gün sürecek olan Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri panel ve müzik ve dinletisi ile başladı.

    HABERİN VİDEOSU

    Pir Sultan Abdal 9. Kültür Etkinlikleri ilk gününde panel ve müzik dinletisi ile başladı. Edremit Zeytinli Altınkum Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleşen ve PSAKD Edremit Şube Sekreteri Hüseyin Altay’ın sunuculuğunu yaptığı ‘Pir Sultan Abdal’ın yaşamı ve Felsefesi’ paneline CHP Eski Milletvekili Mehmet Tüm ve gazeteci yazar Necdet Saraç panelist olarak katıldı.

    “FARKLI İNANÇ VE KİMLİKLERE DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ”

    Alevi hak talep mücadelesinde hakka yürüyenler için yapılan saygı duruşu ardından açılış konuşması yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Edremit Şube Başkanı Hüseyin Simliova, “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan diyen Pir Sultan hakkı savunup halkı birliğe davet ederek ezilen halkın kalbinde taht kurdu ve haksızlığa karşı gelmenin simgesi oldu. Onun doğrularından ödün vermeyişi, insanlara yol gösterecek onurlu mücadelesi ise her zaman rehberimiz olacaktır. Pir Sultan olayı ve savunduğu değerler insanlaşma yönündeki uzun yürüyüş tarihinin önemli bir parçasıdır” diye konuştu.

    “Ülke bir avuç sömürücünün, ezenin çıkarı için krizdedir”diyen Simliova, krizin her geçen gün derinleştiğine dikkat çekti. Simliova şöyle devam etti:

    “Toplumu gericileştiren, kaos ortamı yaratan kendi karanlık hedefine doğru ilerliyor. Bu durumu değiştirmenin yolu toplumun birlik ve beraberliğinden geçiyor. Çözümün, değişimin ve kalıcı barışın yolu tüm farklı inanç ve kimliklerin düşünce özgürlüğünün sağlanmasıdır. Çözüm halkımızın inadına diriliğinden, birliğinden geçiyor.”

    “PİR SULTAN DEVRİMCİ DURUŞTUR”

    “Pir Sultan devrimci duruşu olan bir ozandır. İnancın ve direncin simgesidir” diyen CHP geçmiş dönem milletvekili Mehmet Tüm, halk sanatçısının devlet sanatçısından farklı olarak halkın yanında olduğunu hatırlatarak, “Zulme karşı direncin haykırışıdır. Bir inancın şahlanışıdır. Devlet sanatçısı ile halk ozanı arasında fark vardır. Birisi devletten yana diğeri halkından yanadır. İktidarın kirli oyunlarına karşı başını dik tutacaksın. Pir Sultan olmak kolay değildir” dedi.

    Halkın emeğinin sömürüsüne karşı Pir Sultan’ın bir duruş olduğunu söyleyen Tüm, günümüzde de Pir Sultan gibi direnenlerin olduğunun altını çizdi. Zulme karşı mücadele edenlerin kazanacağını vurgulayan Tüm, şunları ifade etti:

    “Halkın emeğini yiyene karşı Pir Sultan bir duruştur. Bizim ‘herkese yeter dünya, yeter ekmek’ diyen bir anlayışımız var. Pir Sultan gibi direnen Deniz Gezmişlere, Hüseyin İnanlara, Ali İsmail Korkmazlara ve Berkin Elvanlara selam olsun. Hınzır Paşalar siyasetten adalete bir çok yerde var. Ama Pir Sultanlar unutulmadı ve halkın gönlünde yatıyor. Mücadele eden her zaman kazanamayabilir ama kazananlar mücadele edenlerdir. Güneşli güzel günler diktatörlere karşı gelmekle olur. Özgür, eşit, adil bir ülkeyi beraber kuracağız. Ne mutlu Pir Sultan’ları anlayanlara.”

    “PİR SULTAN’I ÖLDÜRMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Panelde son olarak söz alan gazeteci yazar Nejdet Saraç ise adalet ve direnç duygusunu ortaya çıkaranların halkın nezdinde ölümsüz olduğunu söyledi. İktidarların tek bir değeri ortaya çıkaramadığını dile getiren Saraç, farklı kimliklerin bir görülmediği müddetçe ülkede normalleşmenin olamayacağının altını çizerek şunlara dikkat çekti:

    “Pir Sultan’ın nereye gömüldüğü bile bugün meçhuldür. Eğer siz adaleti, direnci ortaya çıkarmışsanız ölümsüzsünüzdür. Kahramanlar olmadan mucizeler olmaz. En önemli sembollerden biri Pir Sultan’dır. Duyguda, düşüncede yaşatılan Pir Sultan’ı öldürmek mümkün değildir. İktidar hep zalimliği, zulmü, adaletsizliği ortaya çıkarmıştır. Onların yetiştirdiği tek bir değer yok. Mücadeleyi göze almayanların bir şeyleri değiştirmesi mümkün değildir. Farklı kimlikleri bir görmedikçe normalleşemezsiniz. Bu topraklarda bir çok sesin yükselmesi gerekiyor. Pir Sultan çizgisi güçlendiğinde acılara gerek kalmaz. Cesur olmak gerekiyor. Değişim isteyenler ağlamaz onun peşinden gider. Bu düzen çürümüştür, ayakta duramaz. Diyanet gibi kurumlara tavır alamayanlar, siyasal İslama karşı çıkamayanlar hiç bir şey yapamaz.”

    Etkinlik sanatçı Mikail Değirmenci ve Hasan Ali Sezer’in seslendirdiği nefesler ile son buldu.

    PİRHA/EDREMİT

  • ‘Deniz Gezmiş’i övmekten’ hapis istemiyle yargılanıyor

    ‘Deniz Gezmiş’i övmekten’ hapis istemiyle yargılanıyor

    Eski CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Devlet Bahçeli ile Süleyman Soylu’ya yönelik eleştirileri ve “Deniz Gezmiş’i öven ifadeler kullanması” gerekçesiyle hâkim karşısına çıkacak.

    Eski CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’e, CHP Altıeylül İlçe Teşkilatı’nın Balıkesir Şoförler Odası toplantı salonunda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu eleştirdiği, Deniz Gezmiş için ise “Bu ülkenin bağımsızlığı için, demokratik bir Türkiye için emperyalizme karşı idam sehpasına gitti, o bir kahramandır, o bir devrimcidir, o bir sosyalisttir” ifadelerini kullandığı gerekçesiyle dava açıldı.

    Cumhuriyet’in haberine göre Tüm için hazırlanan iddianamede, “Silahlı terör eylemlerine katılması dolayısıyla hüküm giyen Deniz Gezmiş’i öven ifadeler kullandığı bu şekilde üzerine atılı suçları teşkil eden eylemleri gerçekleştirdiği iddia, müşteki vekillerinin şikâyet dilekçeleri, CD çözümleme tutanağı, fezleke, şüpheli savunması ve tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla delillerin taktir ve değerlendirilmesi mahkemeye ait olmak üzere şüphelinin yargılanmasının yapılarak üzerine atılı suçtan eylemlerine uyan ve yukarıda gösterilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, şüpheli hakkında TCK’nin 53/(1) maddesindeki güvenlik tedbirlerine hükmolunmasına, karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur” denildi.

    Tüm, 9 Temmuz Salı günü sabah 9.45’te Balıkesir Adliyesi 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.

  • CHP’li Tüm hakkında Bahçeli ve Soylu’ya hakaretten soruşturma

    CHP’li Tüm hakkında Bahçeli ve Soylu’ya hakaretten soruşturma

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği iddiasıyla ve Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle açılan soruşturma kapsamında savcılık iddianamesi hazırlandı. 

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, CHP Altıeylül İlçe teşkilatının Balıkesir Şoförler Odası toplantı salonunda yaptığı konuşmada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği iddiasıyla ve Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle 2018 yılında soruşturma açılmıştı.

    “Hakaret, suç ve suçluyu övmek” gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan CHP’li Mehmet Tüm ile ilgili savcılık iddianamesi hazırlandı.

    Savcılık iddianamesinde CHP’li Tüm’ün yargılamasının yapılarak cezalandırılmasına hükmolunmasına karar verilmesi istendi.  (HABER MERKEZİ)

     

  • Aleviler, Alevi toplumunun siyasi rolünü ve geleceğe yönelik perspektiflerini tartışıyor-VİDEO

    Aleviler, Alevi toplumunun siyasi rolünü ve geleceğe yönelik perspektiflerini tartışıyor-VİDEO

    PİRHA-Alevi Canlar Muhabbet Toplantısı 2. gününde ‘Alevi Toplumunun Siyasi Rolü ve Geleceğe Yönelik Perspektifler’ oturumuyla devam ediyor. 

    Aydın Kuşadası’nda Alevi sanatçılar, yazarlar, kurumlar, dernekler ve çok sayıda yurttaşın katıldığı toplantıda, Hakka yürüyen Hak şehitleri için 1 dakikalık  saygı duruşunun ardından Sinemilli Ocağı Piri Tacim Bakır çerağ uyandırarak gülbeng verdi.

    Deyiş ve nefeslerin ardından oturuma geçildi. Oturumu yönetmek üzere  divana, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik BakanıZiya Halis, HDP Milletvekili Zeynel Özen, CHP 22. Dönem Milletvekili Mehmet Tüm, Salman Kaya, İsmail, Perihan seçildi.

    “ALEVİLER, GELİNEN NOKTADA SİYASETTE EKSİK VE YETERSİZDİR”

    Oturumda ilk sözü alan Ziya Halis, Alevilerin siyasi ve politik mücadelede geldiği noktada halen eksik ve yetersiz olduğunu belirterek,  “Alevi toplumu eşit yurttaş olarak bu ülkede yaşıyor. Mücadele ediyor. İnançlara baskı politikası var. Talepleri sümen altı ediliyor. Zorunlu din dersi gündemdeki yerini koruyor. Aleviler ve başka toplumsal kesimler dışlanıyor. Aleviler siyasi mücadelede öne çıkmaya başlamıştır. Bir çok siyasi bu konuda hareket etmiştir. Bir partinin genel başkanı Alevi ise o parti Alevi partisi diye tanımlanıyor ve toplum önünde mahkum edilmeye çalışılıyor. Alevileri belli bir kalıba sıkıştırmak amacıyla algı yaratılıyor. Sonuç olarak siyasi ve politik mücadelede Alevilerin öz güven eksikliği içinde olduğunu düşünüyorum. Aleviler bu mücadeleyi bir araya gelerek başarmak zorundadır. Geldiğimiz nokta yetersiz, eksikliktir” dedi.

    KARASU: SİYASETTE ALEVİ KİMLİĞİMİZİ YANIMIZDA TAŞIYACAĞIZ

    “İstanbul’da başkanlığa seçildiğimde kadın ve Aleviliğim öne çıkarıldı” diyen CHP geçmiş dönem PM üyesi Perihan Karasu şunları belirtti:

    Bizler Hz. Hüseyin’in biat etmeyişini dinleyerek büyüdük. Bizim de artık söyleyecek sözümüz var dediğimizde suçlandık. Devrimciydik, dedelerimiz eve geldiğinde bilinçsizce isyan ederdik. Siyasette Alevi kimliğimizi yanımızda taşıyacağız. Aleviler artık bir yerde olmasın demesinler. Dayanışma ve mücadele içerisinde olmak zorundayız.”

    ÖZEN: ALEVİLERİN KENDİ SİYASETİ VE DURUŞU OLMALI

    HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ise Alevilerin yaşam hakkının tehlike altında olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

    “Alevilerin kendi siyaseti ve duruşu olmalı. Aleviler asimilasyona karşı direniyor. Asimilasyonun en büyüğünün siyaset olduğunu düşünüyorum. Bizim siyasete bakış açımız yanlış, siyaset ilkeler ile yapılmalı. Aleviler bu duruşu sağlamaz ise ne kendisine ne de başkasına faydası olur. Aleviliğin siyasallaşmasına karşıyız. Bunun çözümünü bulmak için kimlik hareketi yaratmak zorundayız. Alevi kimliğimiz üst bilince gelmedikçe başarılı olamayız. Kürtler ulusal kimlik etrafında örgütlendiklerinde güç oldular. Aleviler dinamik bir güç. Bu gücümüzün farkında değiliz. Siyaset ve adaylık denince savruluyoruz. Aleviler, ilkeleri çerçevesinde siyaset yapmalı. Alevilikte bir çok ulustan insan var. Anadilde eğitimi kurumlarımız gündemine almalı ve tartışmalı. Neden anadili savunmuyoruz? Kendi içimizdeki farklılıkları görmezden geliyoruz. Alevilerin yaşam hakkı tehlikede. Aleviler mazlumlarla birlikte olmaz ise tek başına kurtuluşu yok.”

    TÜM: ALEVİYİM DİYEN VEKİL KALMADI

    Daha sonra söz alan CHP 22. Dönem Milletvekili Mehmet Tüm ise şunları vurguladı:

    “Gündemimizde en büyük sorun olan Kürt Sorunu var. Barışı savunanlar baskı ve zulüm ile karşı karşıya. Eğitim tümden ortadan kaldırıldı, insanlar iş bulamıyor. Kimse bu ülkede kendini güvende hissetmiyor. Sol siyasal partiler çözüm üretmiyor. Eğer başarısız isek halktan özür dilemeli, özeleştiri vermeliyiz. Biz bu iki şeyi kaybettik. Alevi örgütlülüğünden geldiğimiz için orada Alevilerin sesi olmak istedik. Siz birinin kapısında beklersen sizi ciddiye almazlar. Alevi hareketinin güçlenmesi lazım. Kimse CHP’den kontenjan beklemesin. Gelinen noktada ben Aleviyim diyen vekil kalmadı. CHP siyaset üretmiyor. Alevi örgütlerinde önemli bir kan kaybı var. Alevilerin yeniden bu işe koyulması gerekiyor. ”

    DEĞERLİ: DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALIYIZ

    68 hareketinden İsmail Değerli de Alevilerin ortaklaşması çağrısında bulunarak şöyle konuştu:

    “Hilafet bu ülkeye geldiği günden beri Anadolu Aleviliği can çekişmiştir. Bu ülkede Emevi zihniyeti hakim. Yezid’in zulmü halen devam ediyor. Bir araya gelemez, ortaklaşamaz, dayanışamaz ve hesap peşinde olursak kale alınmayız. Politikada şunu gördüm: Ne Aleviler, ne Kürtler sevilir. Ne yazık ki egemen güçler Alev toplumunun hızlı ilerleyişini engellemeye çalıştı. 12 Eylül dozer gibi üzerimizden geçti. Dayanışma içerisinde olmalıyız. Ortak noktada buluşmalıyız. Hiçbir mevcut parti bizi bir yere getirmeye gayret etmez.”

    Alevi Canlar Muhabbet Buluşması, ‘Alevi toplumunun siyasal rolü ve geleceğe yönelik perspektifler’ oturumda İbrahim Sinemillioğlu, Namık Kemal Dinç, Fevzi Gümüş, Enver Can Dede, Engin Seyitalidedeoğlu,  Selahattin Özel, Süleyman Deprem, Zeynel Şahan, Remzi Akbulut, Recai Aksu,  Hüseyin Kelleci, Adnan Özdemir, İmam Balsever söz hakkı alarak birer konuşma yaptılar.

    Alevi toplumunun kendi siyasetini üretmesini ile birlikte kendi öz benliğini koruyarak, var olan siyasi ortamda ortak akıl ile Alevilerin mücadele etmesi gerekliliğine değinen katılımcılar örgütlenmenin önemine değindiler.

    PİRHA/KUŞADASI

  • Binboğa Doğa ve Kültür Festivali’nde birlik çağrısı

    Binboğa Doğa ve Kültür Festivali’nde birlik çağrısı

    Kayseri Sarız’a bağlı Binboğa köylerinin biraraya geldiği Doğa ve Kültür Festivali’nin 2’ncisi, Kırkısrak Köyü’nde yoğun katılımla gerçekleşti.

    Kayseri’nin Sarız ilçesine bağlı Binboğa köylerinin ortak düzenlediği 2. Doğa ve Kültür Festivali Kırkısrak Köyü’nde yoğun katılımla gerçekleşti.

    Etkinlik Halk oyunları grubunun yöresel gösterisi ile başladı. Ardından “İç ve dış politikada neler oluyor?” başlığıyla düzenlenen panele Evrensel yazarı Yusuf Karataş, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, 26. Dönem CHP Milletvekili Mehmet Tüm ve Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak katıldı.

    “BİZİM GÜCÜMÜZ HAKİKATTİR”

    Seçim öncesi yaşanan zorlukların önümüzdeki yerel seçime ışık tutması gerektiğini söyleyen HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Tüm zamanlarda çoğunlukla kullandığımız bir kavram olan hakikat siyasetten büyüktür. Hakikat, örgütleyen, ifade eden, yaşatan, yürüten bir durumdur. Siyaset, günlük yaşam içerisinde çözüm arayan bir bilimdir ve siyaset bilimini yürütenlerin paçasından bugün pislik akmaktadır. Yezid soylu bir iktidar var. HDP’liler ve HDP’ye destek verenlere yönelik tehditleri seçim öncesinde de çok duyduk ancak tehditleri bizi yıldırmadı ve yıldıramayacak. Türkiye’de çok kimlikli, çok kültürlü, laik, demokratik cumhuriyet oturana kadar mücadelemiz sürecek. Bu bizim için ahlaki, vicdani bir görev. Bunu aşmakla da kalmayacak, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi şu an zindanda bulunan bütün arkadaşlarımızı, gazeteci arkadaşlarımızı, Enis Berberoğlunu özgürleştireceğiz. Bizim gücümüz hakikattir. Bizim gücümüz haktan aldığımız mücadele anlayışıdır. Türkiye’de saydığımız kesimler bir araya gelmeden bu ırkçı, gerici iktidara son veremeyiz” dedi.

    TÜM: SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE HEPİMİZ İÇİN SORUN DEVAM EDECEKTİR

    CHP 26. Dönem Milletvekilli Mehmet Tüm, “Seçilmiş belediye başkanları ve milletvekilleri içeride. Gazeteciler, akademisyenler içeride. İnsan haklarından söz etmek mümkün değil. Ülkede rejim tam olarak değişti. Tek bir adamdan söz etmemek mümkün değil. ‘OHAL’i kaldırdık’ dediler ancak kalıcı hale getirdiler. Valilere verilen yetkiler şimdiye kadar görülmüş bir yetki değil. Durum Hitler Almanyasından farklı değil. Yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün değil. Burada yapılması gereken şey düzenden mağdur olan herkesin yan yana gelmesi. İktidar kendisinden olmayan yüzde 50’yi düşman görmektedir. Böyle bir ülkede huzurlu olmak mümkün değil. Kendi ülkemizde barış içerisinde, bir arada yaşayalım istiyoruz. Türkiye çok kimlikli bir ülkedir. Alevilerin kendi inancını yaşaması kimseye zarar vermez. Kürtlerin kendi dilini konuşması kimseye zarar vermez. Asıl sorun sistemde. Sistem değişmediği sürece hepimiz için sorun devam edecektir. Bu topraklarda sorunumuz ortaktır. Herkesle yan yana gelmek zorundayız” dedi.

    KARATAŞ: AYRIMCILIK YAPMADAN BURJUVA HÜKÜMETE KARŞI BİRLİĞE İHTİYACIMIZ VAR

    Evrensel Gazetesi Yazarı ve Emek Partisi MYK Üyesi Yusuf Karataş ise, “Türkiye son birkaç yılda iç ve dış politikanın ilk defa bu kadar iç içe geçtiği bir dönem yaşıyor. Ülkenin başındaki kişi dışarıya ey nidaları atarken mesajı içeriye gönderiyor. Afrin’e operasyon aslında iç politikaya yönelikti. Bu dönem boyunca iktidarın politikası hem iç politikada hem dış politikada yeni bir rejimin inşası hedefindeydi. 24 Hazirandan sonra yeni sisteme geçildi ve tek adam rejimi resmi olarak işler hale geldi. Erdoğan’ın şahsında Osmanlı sultanlarına özenen bir karaktere sahip. Bu nedenle bu rejime ‘Türk tipi başkanlık’ diyor. Ancak mesele sadece Erdoğan değildir. Onunla kader birliği yapmış burjuva kesimler, dışarıda yayılma planları yapan tekelci burjuva da başkanlık yönetimiyle başa geçmiştir” diye konuştu.

    Karataş şöyle devam etti:

    “2012’de Orta doğunun büyük ülkesi olma hevesiyle Suriye’ye müdahale eden iktidar, Erdoğan iktidarıydı. O dönem batılı emperyalistler Erdoğan’ın yanındaydı. Suriye savaşı mezhep savaşı gibi gözüküyor ve radikal İslamcı örgütlerin egemen hale geldiği bir savaş haline geldi. Esad’ın devrilmemesiyle ile batılı ülkeler Ortadoğu politikalarını değiştirmek zorunda kaldı, Türkiye’de iktidar politikasını sürdürdü. Pazarlık için olmazsa olmaz bir politika olarak gördü ve Kürtlerin ortaya koyduğu mücadeleyi etkisizleştirecek gücün radikal İslamcılar olacağını düşündü. Yabancı patronlara ‘İktidarım boyunca hiçbir yabancı yatırımcı kaybetmedi, benim dönemimde kim sizi engellemeye çalışırsa karşısında beni bulacak’ diyen Erdoğan OHAL’i de grevleri yasaklamak için kullandığını belirtmiştir. Bugün damadını da yanına alarak kabineye sokan Erdoğan, kalıcı OHAL’i devreye soktu. Bu rejim her ne kadar ABD’yle kavga ediyor gözükse de Anti Emperyalist bir odak olarak görmek mümkün değildir. Demokrasi için birliğe ihtiyacımız var. Bu kavgada kim yanımıza gelirse onunla kol kola girmeliyiz. Ayrımcılık yapmadan, burjuva hükümete karşı birliğe ihtiyacımız var.”

    BAYRAK: DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ VE BİRLİKTE HAREKET EDECEĞİZ

    Araştırmacı Yazar Mehmet Bayrak ise kültürel mirasın korunmasıyla kimliklerin korunacağını belirtti. Bayrak konuşmasında şunları söyledi:

    “Burada söyleyeceklerim yazdıklarımızın on binde biri bile olamaz. Ne söylersek söyleyelim söz uçar ancak yazı bakidir. Her insanın 4 temel kimliği vardır. Ulusal kimlik, inanç kimliği, sınıf kimliği, cins kimliği. Bunlardan kimseyi soyutlayamayız. Bunları birbirinden ayırmak eksikliktir. Bunlar horlanıyorsa inkâr ediliyorsa sahip çıkmalıyız. Batı literatüründe Batı Toroslar olarak geçen bu coğrafya çok kimlikli bir coğrafyadır. Osmanlı’ya en son biat etmek zorunda kalmış bir coğrafyadır. Bu sebeple bizim birinci görevimiz kendi değerlerimize sahip çıkmaktır. Değerlerimize sahip çıkacağız ve birlikte hareket edeceğiz.”

    Panelin ardından folklor ekibi sahne aldı. Devamında Yücel Sarpdere’nin yazdığı ve Uygur Orhan’ın yönettiği “Nasıl kalkındık ama” isimli oyunu Kayseri İşçi Tiyatrosu tarafından sergilendi. Üyelerinin işçilerden oluştuğu tiyatro grubunun oyunu festival katılımcıları tarafından büyük bir ilgi ile izlendi. Devamında yerel sanatçıların konserlerine geniş katılım gösteren yöre halkının görüşü ise ikinci defa düzenlenen şenliğin devam etmesinden yana oldu.

    (Kayseri/EVRENSEL)

  • CHP’li Tüm: İnternetten silah satışını neden engellemiyorsunuz?-VİDEO

    CHP’li Tüm: İnternetten silah satışını neden engellemiyorsunuz?-VİDEO

    PİRHA-CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda bulunan CHP’li milletvekilleriyle bireysel silahlanma kampanyası kapsamında eylem yaptı.

    Bireysel silahlanmaya karşı 1 milyon imza kampanyası başlatan CHP’li Mehmet Tüm, Mecliste yaptığı konuşma sonrası CHP’li milletvekilleri “#Silahlanmaya1MilyonKereHayır” pankartı kaldırdı.

    “HER GÜN 5 CAN SİLAHLANMA NEDENİYLE HAYATINI KAYBEDİYOR”

    Genel kurul konuşmasında ruhsatsız silahlarla işlenen cinayetlerden örnekler veren Tüm, şunları söyledi:

    “Ülkemizde kutuplaşma her geçen gün artmaktadır. Siyasetteki şiddet dili ne yazık ki toplumu da ayrıştırıyor ve kutuplaştırıyor. İnsanlar hemen her konuda birbirleriyle ayrışmış durumdalar. Tüm bu ayrışmanın, kutuplaşmanın içerisinde hepimizi çok yakından ilgilendiren, siyaset üstü bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum. Bireysel silahlanma, masum insanların canını her gün almaya devam ediyor. Her gün 5 insan, 5 can silahlanma nedeniyle hayatını kaybediyor. Her ay onlarca kadın sokak ortasında vahşice öldürülüyor. İktidarın atması gereken adımlar belli ancak ne yazık ki şu ana kadar hiçbir önlem alınmış değil.”

    “17 YAŞINDA BİR GENCİN İNTERNETTEN 400 LİRAYA SİLAH ALMASI NORMAL Mİ?”

    “Size sadece son on günde yaşanan bazı olaylardan örnek vermek istiyorum. Önceki hafta pazar günü Erzurum’da ‘Haluk’ adında 17 yaşındaki bir genç pompalı tüfekle poz verirken karşısında duran ‘Zafer’ adındaki okul arkadaşını öldürdü. Haluk polis ifadesinde aynen şunları söylüyor: ‘Zafer bana önceden fotoğraf çektirdiği tüfeği getirmemi istedi. Ben de internet üzerinden 400 liraya aldığım tüfeği yerinden indirdim. İlk önce silah benim elimdeydi. Silahla fotoğraf çektirecektik. Zafer silahı elimden aldı. Silahı ben tuttum ve ‘İçi boş mu, bir bakayım.’ dedim. Zafer de çekiştirip ‘Bir şey olmaz, ver.’ deyip silaha asıldı. Daha sonra ben de silahı salınca silah patladı.’ Bu ifadeyi veren bir lise öğrencisi. Sizlere soruyorum: 17 yaşında bir gencin internetten 400 liraya silah alması sizce gerçekten normal midir, hiç düşündünüz mü? Sizce burada gerçekten bir sorun yok mudur? Devlete düşen görev, iktidara düşen görev yok mudur arkadaşlar?”

    “RUHSATSIZ SİLAHLARLA HER GÜN CİNAYETLER İŞLENİYOR”

    “Gazetelerin 3’üncü sayfalarında her gün onlarca cinayet haberleri okuyoruz. Geçtiğimiz pazar günü Adana’da 19 yaşında bir gencin, yine ruhsatsız bir silahla yanlışlıkla öldürüldüğü ortaya çıktı. Kayseri’de, yine, 35 yaşında baba ve 12 yaşındaki oğlu otomobilde bir av tüfeğiyle öldürüldü. Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 22 yaşındaki bir genç, yine ruhsatsız bir silahla sırtından vurularak öldürüldü. Dün İstanbul’da eşi tarafından pompalı tüfekle tehdit edilen bir kadın eşini başından vurarak öldürdü. Dün Kırklareli’nde bir baba, bilinmeyen bir nedenle tartıştığı oğlunu yine ruhsatsız bir silahla öldürdü. Yine, Tokat’ın Almus ilçesinde muhtar olarak görev yapan Abdullah Barış, kendisinden ayrılmak isteyen sevgilisini 11 kurşunla öldürdü, üstüne bir de iyi hal indirimi aldı. Bursa’da ceza evinden firar eden bir katil kayın pederini uzun namlulu silahla vurarak öldürdü. Balıkesir Havran’da bir katil, evlenmek istediği kızın ailesinden olumsuz yanıt alınca ruhsatsız tüfekle o aileden 3 kişiyi öldürdü.”

    “İNTERNETTEN  SİLAH SATIŞINI NEDEN ENGELLEMİYORSUNUZ?”

    “Ölüm haberleri bitmiyor, bitmeyecek. Cinayetlerin çoğunda ruhsatsız silah kullanılıyor. İnternetten taksitle silah alınıyor, silah satılıyor. Şu ana kadar hiçbir denetim yok, hiçbir önlem yok. Sizlere soruyorum: İnternetten silah satışını neden engellemiyorsunuz? Bireysel silahlanmadaki artış sizleri de gerçekten korkutmuyor mu? Artan bireysel silahlanma için neden bir araştırma komisyonu kurdurmuyorsunuz? Sizler, insanların göz göre göre yok olmasına seyirci kalıyorsunuz ve göz yumuyorsunuz. Gelin, hep birlikte silahlanmaya karşı bir yasa çıkaralım. Silahlar kontrol altına alınmalı ve denetim artırılmalıdır. Son olarak, silahlar sevdiklerinizi hedef almadan sizleri acilen bu konuda adım atmaya çağırıyorum. Silahlara değil, geleceğe sahip çıkalım; insanlar ölmesin, öldürülmesin; silahlanma, şiddet ve ölümler son bulsun.”

    CHP’Lİ VEKİLLERDEN MECLİSTE #SİLAHLANMAYA1MİLYONKEREHAYIR PANKART”

    CHP’li Mehmet Tüm, konuşması biterken tekrarla “Silahlanmaya 1 milyon kere hayır!” diyerek sözlerini sonlandırırken CHP’li vekiller sıralarından silahlanma karşıtı pankartlar kaldırdı.

  • KESK’in OHAL yürüyüşüne polis engeline tepki: OHAL’siz yapamıyorlar-VİDEO

    KESK’in OHAL yürüyüşüne polis engeline tepki: OHAL’siz yapamıyorlar-VİDEO

    PİRHA-KESK’in OHAL’in kaldırılması talebiyle yapmak istediği yürüyüşe polis engelinin ardından SES Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada, hükümetin OHAL’siz yapamadığı vurgulandı. 

    KESK’in OHAL’in kaldırılması talebiyle yapmak istediği yürüyüşe izin vermeyen polis, toplanma yerinde gaz ve plastik mermilerle saldırdı.

    OHAL’in artık son bulması için “İnsanca Yaşam ve İş güvencemiz için OHAL’e Hayır” sloganıyla yürüyüş düzenleyen KESK üyelerine polis saldırdı. Ankara’da Milli Kütüphane yakınlarındaki Su Deposu’ndan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yürümek isteyen KESK üyelerine polis izin vermedi. Toplanma yerinde KESK üyelerine gaz ve plastik mermilerle saldıran polis, yürüyüşün Ankara Valiliği tarafından yasaklandığını söyledi. “Ne darbe, ne OHAL, demokrasi derhal” sloganları atan KESK üyeleri, açıklama yapmak üzere KESK Genel Merkezi’ne gitti.

    “OHAL’SİZ YAPAMIYORLAR”

    Polis saldırısının ardından SES Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada KESK üyeleri saldırıya tepki gösterdi. Açıklamaya CHP milletvekilleri Mehmet Tüm ve Eren Erdem de katıldı. Engellenen açıklamayı burada yapan KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, 20 Temmuz 2016 tarihinden bugüne süren OHAL ile hukuksuzluğun, adaletsizliğin, emeği hedef alan saldırıların merkez üssü haline getirilen bir ülkede hayatta kalma mücadelesi verdiklerini söyledi. Üç beş yıl öncesine kadar ağızlarından ‘ileri demokrasi’ söylemini düşürmeyenlerin bugün Anayasanın, hukukun ayaklar altına alındığı OHAL düzenine sımsıkı sarıldığını ifade eden Gezen, “OHAL’siz yapamıyorlar. Çünkü ülkenin yasalarla değil, fermanlarla yönetilir hale gelmesine itiraz eden herkesi susturmak, sindirmek için OHAL’le ayakta tutukları baskı düzenine ihtiyaçları var. Yıllardır hayata geçirilen sermaye yanlısı, emek karşıtı düzeni daha da acımasız bir biçimde sürdürebilmeleri için OHAL’e ihtiyaçları var. Fiilen yok edilen iş güvencemizi kalıcı olarak ortadan kaldırmak, kamuda kuralsız, esnek, güvencesiz istihdamı yaygınlaştırmak için OHAL düzenine ihtiyaçları var” ifadelerini kullandı.

    “OHAL’E DEĞİL, DEMOKRASİYE, ADALETE, BARIŞA İHTİYACIMIZ VAR”

    Gece yarıları çıkarılan KHK’ler ile 110 bin kamu emekçisinin hiçbir soruşturma ve mahkeme süreci olmadan sorgusuz, sualsiz işinden, ekmeğinden edildiğini hatırlatan Gezen, ne ile suçlandığını dahi bilmeyen 116 bin kamu emekçisinin bir yıl sonra kurulan OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna havale edildiğini ve “Git suçsuzluğunu ispatla” denildiğini söyledi. Gezen, “Ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturanlar olarak bizim ekmeğimizi her geçen gün küçültüp haklarımızı özgürlüklerimizi sınırlayan OHAL’e değil, demokrasiye, adalete, barışa, kardeşliğe, laik bir düzene ve seküler yaşama ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.

    “TOPLUMUN YÜKSELEN EMEK MÜCADELESİNİ ENGELLEMEK”

    Gezen’in arkasından söz alan CHP Milletvekili Eren Erdem, OHAL rejiminin iki şey için çıkartıldığına vurgu yaparak şöyle konuştu: “Birincisi demokratik sürecin işlemesi halinde AKP’nin FETÖ ilişkileri ortaya çıkacaktı. Yargı baskı altına alınmak istendi. AKP içinde görev yapan ve FETÖ ile ilişkisi olan birkaç bakan dahi birçok kişinin isminin ortaya çıkmasını engellemekti. Bir diğeri ise toplumun yükselen emek mücadelesi ile eşitlik, özgürlük, demokrasi mücadelesini baskılayacak vali kaymakam ve emniyet müdürü faşizmini inşa etmek adına çıkartıldı.”

    “BÖYLE OLSAYDI HİTLER VE MUSSOLİNİ BAŞARIRDI”

    CHP Milletvekili Mehmet Tüm de bu tür baskı ve engellemeleri sık sık yaşadıklarını belirterek, “Artık en ufak bir şey bile tahammülleri yok. Bunun nedeni de korkudandır Ama bu korku ve baskı artıkça bunların sonu gelecektir. Biz bu ülkede barış istiyoruz, demokrasi ve birlikte yaşamayı istiyoruz. Ama bunlar baskıyla şiddetle iktidarlarını sürdürmek istiyorlar, bu mümkün değil. Yeryüzünde bu yöntemle hiçbir iktidar başta kalmamıştır. Bu nedenle geleceğe dair umutlarımızı yitirmeyelim. Böyle olsaydı Hitler ve Musolini başarırdı. AKP’ye karşı güçlerimizi birleştirerek bunları yolcu edeceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • CHP’li vekillerden TBMM’de ‘Nükleere Hayır’ açıklaması

    CHP’li vekillerden TBMM’de ‘Nükleere Hayır’ açıklaması

    PİRHA – TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Milletvekilleri Mehmet Tüm, Ali Şeker, Hüseyin Çamak, Mersin Akkuyu’da temeli atılan nükleer santral projesine karşı Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına CHP’li Ali Akyıldız ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu da katılarak destek verdi.

    CHP’li vekillerden TBMM’de ‘Nükleere Hayır’ açıklaması yaptı. CHP Balıkesir Milletvekili ve Çevre Komisyonu Sözcüsü Mehmet Tüm, basın toplantısında şunları söyledi:

    “AKP Genel Başkanı Erdoğan ve Rusya lideri Putin’in katıldığı törenle dün Mersin’de Akkuyu Nükleer Santrali’nin temeli atıldı. Erdoğan açılışta, nükleer santralin gelişmişliğin göstergesi olduğunu ifade etti. Şu an gelişmiş ülkelerin tamamında nükleer enerjinin yerini yenilebilir enerjinin aldığını biliyoruz. Dünyada Çin dışında neredeyse tüm ülkeler, nükleer enerjiyi bırakmanın yollarını aramaktadır. Almanya 2022 yılına kadar nükleer santralleri kapatacağını ilan etti. Fransa, birkaç yıl içerisinde elektrik üretiminde nükleerin payını %74’ten %50’ye çekmeyi planlıyor. Güney Kore, santral yapabilen birkaç ülkeden biri olmasına rağmen nükleerden çıkış kararı aldı. Tüm gelişmiş ülkelerde doğa dostu enerji türleri tercih ediliyor. Bizde ise nükleer santral doğa dostu, ucuz enerji kaynağı, istihdam kapısı olarak topluma anlatılıyor. AKP topluma yalan söylüyor.”

    “TÜRKİYE, DE BU SANTRALLE BİR DENEY TAHTASINA DÖNÜŞECEKTİR”

    “Nükleer enerji ne doğa dostudur, ne ucuzdur, ne de kalıcı istihdam kapısıdır. AKP, nükleer santrali ucuz enerji diye anlatıyor. AKP’nin ucuz diye anlattığı şey, nükleer enerji değil; insan hayatı ve doğa yaşamıdır. Santralle birlikte enerji üretimi 4,5 kat daha pahalı olacaktır. Elimizde rakamlar var: Rüzgâr enerjisinin maliyeti 3,48 cent, Güneş enerjisinin maliyet 6,99 cent iken, nükleer enerjinin maliyeti ise 12,35 cent kw/saattir. Nükleer enerji, rüzgar enerjisinden tam 3,5 kat daha pahalıdır. Biz, yenilenebilir enerjiden bin kat daha tehlikeli ve üstelik 20 yıl alım garantili bir nükleer enerji santrali kuruyoruz! Üstelik bu santralde Rus şirketi daha önce hiç denenmemiş bir reaktör kullanacaktır. Türkiye de bu durumda bir deney tahtasına dönüşecektir.”

    “HAM DOLSUN DİYEREK NÜKLEER FELAKETLER ÖNLENEMİYOR”

    Türkiye’de Çernobil benzeri bir felaketin yaşanmayacağının garantisi var mıdır? Rusya’ya güvenerek, dualar ederek, hamdolsun diyerek ne yazık ki bu felaketler önlenemiyor. ‘Fıtrat’ diyerek kapattığınız kazalar, büyük felaketler olarak tarihe geçiyor. Biz, CHP olarak, kalkınmaya, gelişmeye karşı değiliz. Biz, ülkemizin dışa bağımlı hale getirilmesine karşıyız. Biz, nükleer enerjiyle deney tahtasına dönüştürülmesine karşıyız. Yenilebilir enerji Türkiye için en önemli ve en gerekli alternatiftir. Bizden %40 daha az güneş alan Almanya, bizden 46 kat daha fazla güneş enerjisi üretiyor. Bunu biz de yapabiliriz. Temiz ve yenilebilir enerji Türkiye’nin tüm ihtiyacını karşılayacak güçtedir. Eğer gelişmiş bir ülke olmak istiyorsanız, kalkınmayı doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yapmak zorundasınız.”

    “RUSYA BU SANTRALLE, UÇAK DÜŞÜRME OLAYININ  İNTİKAMINI ALMAKTADIR”

    “Rusya bu santralle, uçak düşürme olayının intikamını almaktadır. Rusya, daha pahalı, daha tehlikeli bir şekilde ülkemizin ve doğamızın en güzel yerlerinden birine nükleer santral inşa etmektedir. Doğamız uluslararası şirketler tarafından yok edilmektedir. Japonya’nın bile nükleer sızıntıdan mağdur olduğunu biliyoruz. Ülkemizde henüz kurumsal bir nükleer mühendisliği bile yoktur. İktidarın tekrar oturup bunu bin kere düşünmesi gerekir.”

    “NÜKLEER FELAKETİN TELAFİSİ VE GERİYE DÖNÜŞÜ ASLA YOKTUR”

    “Dün Meclis’te Sinoplular çok açık bir şekilde ‘nükleer öldürür, biz yaşamak istiyoruz’ dediler. Aynı şekilde Mersin’de de halkımız, nükleer santrale karşı yoğun şekilde eylemler yapıyor. Cumhurbaşkanı, halkın nükleer santrale karşı olduğunu çok iyi bildiği için Akkuyu santralinin temelini Mersin’de değil; Ankara’da, Saray’da atıyor. Halka rağmen, güya halk için bu santralin yapıldığını söylüyorlar, ancak AKP’nin derdi halk değil, koltuk ve ranttır. Biz, CHP olarak, nükleer konusunda ‘biz uyarmıştık’ demek istemiyoruz. Nükleer felakettir, felaketin telafisi yoktur, bundan bir an önce vazgeçiniz diyoruz.”

    DIŞ SİYASETİN BIRAKTIĞI TAHRİBATI ÖDEMEK İÇİN…”

    CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker ise konuya ilişkin, rüzgar enerji santralinin nükleer santrallere göre üç buçuk kat daha az maliyetinin olduğunu belirterek “Santralin açılmasından çok, kapatılması büyük bir maliyettir. 20 yıl sonra Ruslar elektriği satmaktan biz de almaktan vazgeçsek bile o nükleer santral bir çöp olarak orada tehdit olacak ve 50-60 milyar dolar versek bile belki o santrali kapatamayacağız. Uluslararası ilişkilerde yaptıkları tahribatı ödemek için geleceğimizi riske atıyorlar.” dedi.

    “NÜKLEER ENERJİ OLMADAN ELEKTRİK TÜKETİMİNİ KARŞILAMAK MÜMKÜN”

    CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak ise, “En ucuz enerji en tasarruf edilen enerjidir. Şu anda 40 bin megawatt tüketimimiz var. Nükleer olmadan yalnız rüzgardan 78 bin megawatt üretim yapmamız mümkün. Akkuyu’nun yanıbaşında Türkiye’nin en büyük çimento fabrikası var. Rusya’dan son birkaç aydır beton bloklar getiriliyor. Bu bloklarda nükleer atık mı getiriliyor?” (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Tüm: AKP, FETÖ’yle mücadelede günah çıkarıyor

    CHP’li Tüm: AKP, FETÖ’yle mücadelede günah çıkarıyor

    PİRHA – CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar’ın katıldığı bir televizyon programında “Milyon doları veren FETÖ’cü serbest bırakılıyor” ifadelerini Meclis gündemine taşıdı. Tüm, “Şimdi erken seçim tartışmalarının yapıldığı bir ortamda, AKP’liler her nedense günah çıkarırcasına topu yargıya atmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

    AKP’li Şamil Tayyar Beyaz TV’de katıldığı bir programda FETÖ’den tutuklu iş adamlarının milyon dolarlar vererek itirafçı adı altında tahliye edildiğini belirtmesi üzerine sosyal medyada çok sayıda tepki geldi. Konuyu Meclis gündemine taşıyan CHP’li Mehmet Tüm, şunları söyledi:

    “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, AKP’nin FETÖ’yle mücadelesinde samimi olmadığını, davalarda çok ciddi skandalların, mağduriyetlerin, adaletsizliklerin yaşandığını birçok kez dile getirdik. Olağanüstü halde hukuksuzluğun olağan hale getirildiğini defalarca belirttik. Toplumdan ve bizlerden gelen tüm bu itirazlara rağmen, AKP hiçbir yapıcı adım atmadı, FETÖ’yle mücadeleyi muhaliflere gözdağı olarak kullandı. 15 Temmuz’la hesaplaşacağını belirterek 20 Temmuz’da kendi darbesiyle toplumsal muhalefeti sindirmeye çalıştı. Şimdi erken seçim tartışmalarının yapıldığı bir ortamda, AKP’liler her nedense günah çıkarırcasına topu yargıya atmaya çalışıyorlar.”

    “YARGI BAĞIMSIZLIĞINI YOK ETTİNİZ”

    Tüm, “AKP’li bir vekil çıkıp FETÖ borsası oluştuğunu, FETÖ’cülerin milyonlarca dolar paralarla itirafçılık adı altında tahliye edildiğini itiraf ediyor ve ‘FETÖ’yle mücadelede bir problem var’ diyor. FETÖ’yle mücadelede problem sizsiniz! Yargı bağımsızlığını, devlette liyakati, basın özgürlüğünü, ülkede demokrasiye ait ne varsa yok ettiniz. 120 binden fazla kamu emekçisini işinden ekmeğinden edip açlığa terk ettiniz ama milyonlarca doları var diye azılı FETÖ’cülerin serbest bırakılmasını izliyorsunuz. Hukuksuzca içeri attığınız insanların suçu FETÖ borsasında itirafçılık anlaşması yapmaması mıdır? Askeri öğrencilerin suçu milyonlarca dolarlarının olmayışı mıdır? Bu yaşadıklarımız bir insanlık utancıdır” diye konuştu.

    “PARAYLA SERBEST BIRAKMAK HANGİ ADALET ANLAYIŞININ SONUCUDUR?”

    Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e yazılı soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, şu soruları iletti:

    -Tayyar’ın sözünü ettiği ‘FETÖ borsası’ nedir, Bakanlığınızın konuya ilişkin herhangi bir araştırması var mıdır, kurumunuza herhangi bir şikayet ulaşmış mıdır?

    -FETÖ davalarında ‘itirafçı’ olduğu gerekçesiyle tahliye edilen kişi sayısı kaçtır? Bu tahliyelerin mahkemeler ve bulundukların bölgelere göre dağılımı nedir?

    -Bahsi geçen ‘itirafçılık adı altında tahliye’ düzenine ilişkin HSK’ye yapılan başvuru veya suç duyurusu sayısı nedir?

    -Görevi kötüye kullanma ve rüşvet suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan hakim veya savcı sayısı kaçtır?

    -Bakanlığınız itirafçılık sistemini nasıl denetlemektedir? İtirafçılığa ilişkin herhangi yasal düzenleme yapılacak mıdır?

    -100 binden fazla kamu emekçisi hukuksuz yere işten atılırken, FETÖ tutuklusu kişilerin parayla serbest bırakılması hangi adalet anlayışının sonucudur?

    -Suçunu bilmeden cezaevine atılan insanların suçu milyonlarca dolarının olmayışı mıdır? Askeri öğrencilerin suçu Fetö borsasında itirafçılık anlaşması yapmaması mıdır?

    (HABER MERKEZİ)

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. ( Emin Sansar – Anadolu Ajansı )
  • ‘Alevilere ibadethanesini öğretmek kimsenin haddine değildir’-VİDEO

    ‘Alevilere ibadethanesini öğretmek kimsenin haddine değildir’-VİDEO

    PİRHA – CHP’li vekiller Mehmet Tüm, Mustafa Balbay ve Mevlüt Dudu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘Alevilerin ibadet yeri camidir’ açıklaması sonrası TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’ı sert sözlerle eleştiren CHP’li Mehmet Tüm, “Dinde bir güncelleme yapılacaksa bu ayrıştırıcı ve yok sayıcı zihniyetin kendisi güncellenmeli” dedi.

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘Alevilerin ibadet yeri camidir’ açıklaması sonrası TBMM’de basın toplantısı gerçekleştirdi.

    “ALEVİLERE İBADETHANESİNİ ÖĞRETMEK KİMSENİN HADDİNE DEĞİLDİR”

    CHP’li Mehmet Tüm, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı sert sözlerle eleştirerek şunları kaydetti:

    “AKP’nin Genel Başkanı Erdoğan birkaç gündür dinde güncelleme yapılmasına ilişkin açıklamalar yapmaktadır. Erdoğan’ın bu açıklamalarından sonra, Saray’ın Diyanet İşleri Başkanı da boş durmayıp televizyonlara çıkıp konuşma yapmış ve Alevilere ilişkin ‘Alevi’nin ibadet yeri camidir.’ demiştir. Diyanet İşleri Başkanı olan zatın bu açıklaması, AKP’nin Alevilere bakış açısını göstermektedir.

    Alevilere ibadethanesini öğretmek kimsenin haddine değildir. Saray’ın gölgesinde, halkı dinle sömürenlere öncülük eden bir diyanet işleri başkanının da hiç haddine değildir. İşine gelmeyince Alevi’yi şehit saymayacaksın, Alevi şehit olduğunda cemevine gitmeyeceksin, sonra da Alevilerin ibadet yerini belirleyeceksin. Bu halkı birbirinden ayrıştırmaktır.”

    “ALEVİLER İNANÇLARINI CEMEVLERİNDE YAŞIYORLAR”

    Tüm, “Buradan Diyanet İşleri Başkanına soruyorum” diyerek şunları belirtti:

    “Siz hangi yetkiyle insanlara ibadethanesini öğretiyorsunuz? Yüzyıllardan beri bu topraklarda yaşayan Aleviler inançlarını ve kültürlerini cemevlerinde yaşıyorlar. Aleviler ‘bizim ibadethanemiz cemevidir’ diyorsa, bu konuda Diyanet İşleri Başkanına açıklama yapmak asla düşmez. Diyanet İşleri Başkanı olarak, maaşlarınızı Alevilerin de ödediği vergilerden alıyorsunuz. Bugüne kadar Diyanet’in Alevilere yönelik bir hizmeti olduğunu söyleyebilir misiniz? Binlerce personel olan bir kurumda, bir tane Alevi yurttaşımızın çalıştığını söyleyebilir misiniz?”

    “ALEVİ ÇOCUKLARINA ZORLA DİN DERSLERİ ÖĞRETİLMEMELİ”

    “Eğer dinde bir güncellemeye ihtiyaç varsa, öncelikle saraycı, tek tipçi ve ayrımcı bu zihniyete bir güncelleme yapılmalıdır. Eğer bir güncelleme yapılacaksa, Diyanet’in yaklaşık 13 bakanlığı aşan bütçesinde güncelleme yapılmalıdır. Bu bütçe aşağı çekilip sosyal politikalara ayrılmalıdır. Eğer bir güncelleme yapılacaksa, Aleviler eşit yurttaş olarak görülmelidir. Cemevlerine yasal ibadethane statüsü verilmelidir. Alevi çocuklarına zorla din dersleri öğretilmemelidir” diye konuşan Tüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkede bu kadar yoksulluk, açlık ve sefalet varken, Diyanet’e para yetişmemektedir. Diyanet’in bütçesi 7.2 milyar liraya çıkmıştır. Diyanet’in bu kadar bütçe almasına rağmen, sahte dindarların toplumda bu kadar etkili olması, insanların hizmetten bu kadar mahrum kalması, herkesin Diyanetten şikâyetçi olması, bir yönetim sorununa işaret etmektedir. Diyanet sorunu çözülmeden ülkemizde ne İslam’a ilişkin, ne Sünni’lere ilişkin, ne Alevilere, ne gayrimüslimlere ilişkin hiçbir sorun çözülemeyecektir.”

     

     

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi halka ihanettir!’

    ‘Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi halka ihanettir!’

    PİRHA- CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, şeker fabrikalarının Türkiye’nin en köklü işletmelerinden biri olduğunu belirterek özelleştirmenin yerli üreticiye ve tüketiciye ‘ihanet etmekle’ eşdeğer olduğunu ifade etti.

    Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi için ihale açmasının ardından tepkiler devam ediyor.

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, şeker fabrikalarının Türkiye’nin en köklü işletmelerinden biri olduğunu belirterek özelleştirmenin yerli üreticiye ve tüketiciye ‘ihanet etmekle’ eşdeğer olduğunu ifade etti.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya yazılı soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Şeker fabrikalarının hikayesi ülkemizin kuruluş yıllarına dayanıyor. 1930’lu yıllarda kurulan fabrikalar, savaştan çıkmış bir ülkenin ekonomik buhrana rağmen ayakta durabilmesinin en temel ayağını oluşturuyor. Dolayısıyla fabrikalarımız sadece yerli üretimin değil, uluslararası sermayeye bağımlılıktan kurtuluşun da sembolleriydi. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi demek, tekrar ülkemizin uluslararası tekellerin politikalarına bağımlı olması anlamına geliyor. Şeker pancarından üretilen şeker yerine, mısırdan üretilen şeker sağlığa yönelik ciddi tehlikeler barındırıyor. Yanı sıra, pancardan yerli üretici, hayvancılıkla geçimini sağlayan insanlar ve esnaf da kaybedecek. Fabrika işçilerinin durumunun ne olacağı da yine belirsizliğini koruyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik krizi aşmak ve bütçe açığını kapatmak için ülkemizin elde kalan son fabrikalarını satıyorlar. Bu üreticiye, tüketiciye, çiftçiye, esnafa, kısaca halka ihanettir.”

    “ŞEKERİN YERİNİ NİŞASTA BAZLI ŞEKER Mİ ALACAK?” 

    Bakan Fakıbaba’ya verdiği önergede CHP’li Tüm şu soruları yöneltti:

    “Bu hafta içinde çıkarılacak ilanlarla 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılacağı duyurulmuştur. Bu ilanlarla 14 şeker fabrikası için satış süreci başlayacak ve ihalelerde fabrikalar için üretim ve çiftçiden alım şartı konulacaktır.”

    Bu çerçeveden hareketle;

    1. Şeker fabrikalarının özelleştirilme kapsamında satılmasının gerekçesi nedir?
    2. 14 şeker fabrikasının satışı ne kadar sürede tamamlanacaktır?
    3. İhalelerde fabrikalar için üretim ve çiftçiden alım şartı nasıl olacaktır?
    4. Şeker fabrikalarında çalışan işçilerin durumu ne olacaktır?
    5. Şeker fabrikalarının kapatılmasıyla şeker pancarlarından üretilen şekerin yerini nişasta bazlı şeker mi alacaktır?
    6. Et ve Balık Kurumu’nun özelleştirilmesinden ardından yaşanan olumsuzlukların Şeker Fabrikaları için yaşanmaması nasıl sağlanacaktır?
    7. Satış sonrası pancar üretiminin azalmasına bağlı olarak melas ve küspe eksikliği hayvancılık sektörünü nasıl etkileyecektir?

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Savcının skandal sözlerine CHP’li vekilden tepki-VİDEO

    Savcının skandal sözlerine CHP’li vekilden tepki-VİDEO

    PİRHA- CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, son aylarda çocuklara yönelik artan cinsel istismar olaylarına ilişkin TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Tüm, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Ankara’da yaşanan bir istismar skandalının savcı ve polisler tarafından kapatılmaya çalışıldığını ileri sürdü. 

    Haberin Videosu

    Adliyelerde görülen davaların çoğunun ‘çocuğa istismar davası’ olduğunu ifade eden CHP’li Tüm, basın toplantısında mecliste basın toplantısı düzenledi. Tüm toplantıda şunları ifade etti:

    “AKP’nin topluma dayattığı çağdışı anlayış, her gün biraz daha etkisini göstermeye devam ediyor. Ülkenin her yerinden her gün istismar haberleri geliyor. Bu ülkemiz için utanç verici bir durumdur. Ne yazık ki, artık bu haberlere şaşırmayacak kadar alıştık. Bir taraftan muhalefet olarak bu istismarlar bitsin diye mücadele ediyoruz, diğer taraftan da AKP’nin ‘çocuk evlilikleri’ meşrulaştıran yasalarına karşı çıkıyoruz. Bir taraftan da, AKP’nin milli eğitimi emanet ettiği tarikatlardan çocuklarımızı korumaya çalışıyoruz.”

    SAVCIDAN SKANDAL SÖZLER

    CHP’li Mehmet Tüm,  “Çocuk istismarının her geçen gün arttığı, olağanlaştığı OHAL Türkiyesi’nde skandallar bitmiyor” diyerek yaşanan şu örnekleri verdi:

    “Sadece dün Adana’da 3 yaşındaki çocuğun ve Diyarbakır’da 12 yaşındaki çocuğun istismar edildiği ortaya çıktı. Ne yazık ki, biraz önce 3 yaşında tecavüze uğrayan çocuğun öldüğü haberini okudum. Burada Saray yargısı da ne yazık ki çocuk istismarına karşı vurdumduymazlık içindedir. Önceki gün Ankara Mamak’ta, çocuk istismarına karşı yoğun katılımlı bir eylem yapıldı. Eylemin ana konusu Ankara Mamak’ta 2 Şubat’ta 14 yaşında bir kız çocuğuna uyuşturucu verilerek tecavüz edilmesiydi. Buna tepki olarak kızın annesi, polise giderek durumu anlattığında, polisin kendisine ‘bu olaydan bir şey çıkmaz’ yanıtı verdiğini söylüyor. Savcılıkta ise, istismar mağduru kıza, savcının sözlü şiddet uygulandığı ve ‘kızını yurda yerleştirelim, akıllansın, senin kızın yolluymuş’ gibi sözler sarf edildiğini belirtiyor. Daha sonra suçlular yakalanıyor ve emniyete teslim ediliyor.”

    “10 EKİM DERNEĞİNİ KAPATACAĞINIZA ÇOCUK İSTİSMARI YAPAN DERNEKLERİ KAPATIN”

    “10 Ekim Derneği’ni kapatmak yerine, çocuk istismarıyla adı anılan vakıfları kapatın” diyen Tüm, “Polisin ve savcının aileye verdiği tepkiyi çok iyi düşünmeliyiz. Elbette tüm yargıyı ve emniyet mensuplarını zan altında bırakamayız. Ancak burada ciddi bir tehlikeyle karşı karşıyayız. Şiddet, istismar ne yazık ki ülkemizin her tarafında, olağan duruma geldi. Buradan Adalet Bakanlığına, İçişleri Bakanlığına çağrı yapıyorum. Aileyi ve mağdur çocuğu azarlayan bu polisler ve savcıyla ilgili gerekeni yapın. Cinsel istismarı bir şekilde bitirmek istiyorsanız, emniyette ve adliyede, insanları bu şekilde aşağılayan, mağduriyeti yok sayan, sözlü şiddetle mağduru bir kez daha yaralayan bu kişileri devletten atın. Bu olayların yaşanmasını istemiyorsanız, en azından ceza ve yaptırımları artırın. 10 Ekim Derneği’ni kapatmak yerine, çocuk istismarıyla adı anılan dernekleri ve vakıfları kapatın” diye konuştu.

    “EĞİTİM TARİKATLARA BIRAKILDI”

    “80 milyonluk ülkenin eğitim politikaları tarikatlara bırakılıyor” ifadesini kullanan CHP’li Tüm, iktidara yüklendi:

    “AKP iktidarı çocuklarımıza geleceğimize sahip çıkamıyor. Türkiye’de özellikle son 5 yılda eğitim sisteminde de ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Ülkede eğitim tarikatlar eliyle idare ediliyor. Eğitim-Sen’in raporuna göre Milli Eğitim Bakanlığı 2012 yılından 2016’ya kadar 1 protokol, 2016 yılında 18 protokol, 2017 yılında ise 41 protokol imzaladı. Protokollerin hepsi dini cemaat, tarikat, cemiyet ve kuruluşlarla imzalandı. 80 milyonluk ülkenin eğitim politikaları tarikatlara bırakılıyor. Bakanlığın protokol imzaladığı kuruluşların başında Muradiye Vakfı, Diyanet Vakfı, İHH, İlim Yayma Cemiyeti, Hizmet Vakfı, Hayrat, Maarif, Ensar, TÜGVA ve TÜRGEV geliyor. En son geçtiğimiz gün ‘İlim ve Kültür Derneği’ diye bir dernek ortaya çıktı. Yeni nesil Nur cemaati yapılanması olarak eğitimde örgütlenen bu derneğe de Türkiye çapında okullarda etkinlik yapılması için izin verildi.”

    “ÖZEL OKULLAŞMA ORANI 5 YILDA 12 KAT ARTTI”

    Eğitimdeki sıkıntılar nedeniyle özel okullara giden öğrenci sayısının 12 kat arttığını belirten Mehmet Tüm, “Okullarda karma eğitimin kaldırılması konuşuluyor. Halkımızdan alınan vergiler bu vakıflara aktarılıyor. Çocuklarımız eğitim hakkından zaten eşit koşullarda yararlanamıyor. Okullarda çocuk yaşta evlenmeyi özendiren düzenlemeler yapılıyor. Okullarda, yurtlarda, kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet vakaları her geçen gün artıyor. Bu tablo velileri de ekonomik yönde zor durumda bırakıyor. Eğitim-Sen’in raporlarına göre son 5 yılda özel okullara giden öğrenci sayısı 12 kat arttı. Özel okullaşma oranı AKP öncesi yüzde 3 iken, AKP ile birlikte yüzde 20’lere çıktı. Bu karanlık ve çağdışı anlayış, ülkemizin geleceğini karartıyor” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. ( Emin Sansar – Anadolu Ajansı )