Etiket: mehmet tum

  • TDK’nin hakareti meclise taşındı: Alevilerden özür dileyin ve o tanımı kaldırın

    TDK’nin hakareti meclise taşındı: Alevilerden özür dileyin ve o tanımı kaldırın

    PİRHA – CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Başbakan Binali Yıldırım’a Türk Dil Kurumu sözlüğünde yer alan skandal tanımlamayı sordu. Tüm, “Bahsi geçen skandal tanım sonrası ilgili kurul veya kişiler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılacak mıdır?” diye sordu. 

    Türk Dil Kurumu (TDK) yeni bir skandala imza attı. TDK’nin internet sitesinde yer alan Büyük Sözlük’te “vazalak” kelimesinin anlamı hem “aptal, serseri” hem de “Alevi” olarak verildi. Bu ifadeler sonrasında yoğun tepkiler alan TDK’ya bir tepki de CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’den geldi.

    “ ALEVİLERE YÖNELİK AYRIMCI VE MEZHEPÇİ TUTUMUN DIŞAVURUMUDUR!”

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, TDK’nin sitesinde yer alan tanımın AKP iktidarının Alevilere yönelik ayrımcı tutumunun dışa vurumu olduğunu ifade etti.

    Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması için skandala ilişkin yazılı soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, TDK sözlük skandalının peşini bırakmayacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Cumhuriyetimizin aydınlanmacı kurumları, bugün ne yazık ki, çağdışı ve insanlık dışı bir anlayışın kurumlarına dönüşmüş durumdalar. Diyanet İşleri Başkanlığının fetvaları ve sözlüğünde yer alan skandal tanımlardan sonra, bugün de Türk Dil Kurumu’nun sitesinde büyük bir rezaletle karşılaştık.

    “ALEVİLERE HAKARET EDEN ZİHNİYET GÜCÜNÜ İKTİDARDAN ALIYOR” 

    Alevi yurttaşlarımızı ‘aptal ve serseri’ gibi tanımlarla yan yana koyan bu zihniyet, gücünü Alevileri ötekileştiren, yurttaş görmeyen iktidar anlayışından almaktadır. Alevilerin ibadethanesi olarak cemevlerine yasal statü verilmiyor, zorunlu din dersleriyle asimilasyon uygulanıyor, Alevi yurttaşların evleri işaretleniyor, en insani talepleri bile sürekli yok sayılıyor. Böyle bir yönetim zihniyetinin kuşattığı kurumlarda da ne yazık ki ‘Alevi’ kelimesi, hakaretlerle yan yana tanımlanıyor.

    “BÜYÜK İNSANLIK AYIBIDIR, UTANÇTIR”

    Bu büyük bir insanlık ayıbıdır, büyük bir utançtır. O sözlükte yer alan tanım bir an önce kaldırılmalı, sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalı ve Alevi yurttaşlardan özür dilenmelidir. Biz, CHP olarak, bu skandalın peşini asla bırakmayacağız. Bu çağ dışı ve insanlık dışı karanlık anlayışın, toplumu bu şekilde ayrıştırmasına müsaade etmeyeceğiz.”

    Başbakan Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle skandala dair yazılı soru önergesi veren CHP’li Tüm, şu soruları yöneltti:

    • Türk Dil Kurumu (TDK)’nin Büyük Sözlüğü’nde yer alan bahsi geçen tanım hangi kurul ve kişiler tarafından hazırlanmıştır? Bu skandalın sorumlusu kimlerdir?
    • Sözlükte yer alan tanım, iktidarınızın Alevilere yönelik ayrımcı ve ötekileştirici tutumunun bir dışavurumu mudur?
    • Bahsi geçen skandal tanım sonrası ilgili kurul veya kişiler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılacak mıdır?
    • TDK’nin internet sitesinde yer alan sözlükler hangi aralıklarla güncellenmektedir? Büyük Sözlük en son ne zaman güncellenmiştir?
    • Alevi yurttaşlarımıza yönelik bu ayrımcı, ötekileştirici ve mezhepçi tanım sonrası herhangi bir görevden alma söz konusu olacak mıdır?
    • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan sözlükte “baliğ ve bülûğ” kelimelerine ilişkin yapılan skandal tanım sonrası herhangi bir soruşturma açılmış mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • CHP’li Tüm, 115 hamile çocuk skandalını sordu; bakanlar yanıt vermedi-VİDEO

    CHP’li Tüm, 115 hamile çocuk skandalını sordu; bakanlar yanıt vermedi-VİDEO

    PİRHA – Türkiye’nin gündemine oturan 115 hamile çocuk skandalına ilişkin tepkiler sürüyor. CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda hükümet yetkililerine skandalın sorumlularının hangi gerekçeyle cezalandırılmadığını sordu, ancak bakanlar yanıt vermedi.

    Haberin videosu

    İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne beş aylık süreçte yaşı 115 çocuğun hamile olarak geldiğinin ortaya çıkmasının ardından yoğun tepkiler devam ediyor.

    Konuya ilişkin CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda hükümet yetkililerine skandalın sorumlularının hangi gerekçeyle cezalandırılmadığını sordu, ancak bakanlar yanıt vermedi.

    CHP’li Mehmet Tüm, Meclis’te söz alarak 115 çocukla ilgili soruşturmaya İstanbul Valiliğinin izin vermemesinin gerekçesini ve ihbarı yapan görevliyi sürgün edenlerin kimler olduğunu sordu. Sorusunda Suriyeli mülteci çocuklara yönelik istismar artışını da değinen CHP’li Tüm, çocuk istismarı nedeniyle yargılanan kişi sayısını da sordu.

    CHP’li vekil hükümete şu soruları yöneltti:

    “Bakanlara soruyorum:

    1. Hastanede yaşanan bu skandalın sorumluları kimlerdir? Sorumlular hakkında başlatılan soruşturma ne aşamadadır?

    2. İstanbul Valiliğinin başhekim yardımcılarının soruşturulmasına izin vermemesinin gerekçesi nedir?

    3. İhbarı yapan görevli kişinin görev yerinin değiştirilmesinin gerekçesi nedir?

    4. Çocuklarımız neden korunamamaktadır? Suriyeli mülteci çocuklara yönelik istismarın bu denli artmasının nedenleri nedir?

    5. Son beş yılda çocuk hamileliği oranı nedir? Son bir yılda bu sayıda bir artış söz konusu mudur?

    6. Son beş yılda çocuk istismarı nedeniyle yargılanan kişi sayısı kaçtır?”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Kişilerin göreve iade edilmelerinde savcılık kararları neden dikkate alınmıyor?’

    ‘Kişilerin göreve iade edilmelerinde savcılık kararları neden dikkate alınmıyor?’

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, son yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerine iade edilen kişiler arasında ayrımcılık yapıldığını ve yargı kararlarının dikkate alınmadığını ifade etti.

    24 Aralık 2017 tarihli Kanun Hük​münde Kararname (KHK) ile birlikte 115 kişinin görevlerine iade edildiğini belirten CHP’li Mehmet Tüm, Eğitim-Sen’li öğretmenlerin haklarında yargı kararları olmasına rağmen görevlerine iade edilmediklerini ve mağdur edildiklerini belirtti.

    Hükûmetin son KHK ile yargı kararlarını da hiçe saydığını ifade eden CHP’li Tüm, konuya ilişkin “Bugüne dek 18 KHK yayınlandı ve her birinde on binlerce insan mağdur edildi, akla mantığa sığmayan kararlara imza atıldı ve hukuksuzluk meşrulaştırılmaya çalışıldı. Özellikle ihraçlar konusunda tarihe geçecek derecede hukuk garabeti kararlar alındı. Son KHK’da yer alan ihraçlar ve iadelerle ilgili de yine artık alışık olduğumuz bir hukuk skandalına daha tanık olduk. Birçok kişi hakkında olumlu yargı kararı olmasına rağmen, işine iade edilmedi. Eğitim-Sen’li iki öğretmen İsmet Akyol ve Şahin Yücel, savcılığın haklarında ‘FETÖ ile irtibatı yoktur’ kararına rağmen hâlâ hukuksuz ve gerekçesiz bir şekilde mağdur ediliyorlar. İnsanlar yargıya başvuruyorlar, OHAL Komisyonu’na başvuruyorlar, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, bakanlıklara başvuruyorlar, tüm bu yargı kararlarına rağmen işe iade yine de edilmiyorlar. Hükûmet, muhatapları muhalif olunca Anayasa, hukuk, yargı kararı vs. dinlemiyor. İnsanlar ne yapacaklarını, nereye başvuracaklarını bilmiyorlar. Nuriye ve Semih’in durumu da bundan farklı değil. İşte OHAL Türkiyesi’nin özeti budur.” dedi.

    “SAVCILIK KARARLARI NEDEN DİKKATE ALINMIYOR”   

    Başbakan Binali Yıldırım’a soru önergesi veren CHP’li Mehmet Tüm, KHK ile ihraç edilen Eğitim-Sen Zonguldak Şube Sekreteri İsmet Akyol ve Mersin Tarsus Eğitim-Sen Şube Sekreteri Şahin Yücel’in hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ‘kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karara rağmen, görevlerine iade edilmemesinin gerekçesini sordu.

    CHP’li Mehmet Tüm’ün önergesinde şu sorular yer aldı:​

    1. 24 Aralık 2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 695 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerine iade edilen özelde 33 MEB personeli genelde ise 115 kişi hangi kriterlere göre görevlerine iade edilmiştir?​
    2. Görevlerine iade edilen kişiler hakkında Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ kararlar verilmiş midir? Verildiyse söz konusu kişilerin göreve iade edilmelerinde savcılık kararları dikkate alınmış mıdır?
    3. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından haklarında ‘Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar verilen Eğitim-Sen yöneticileri İsmet Akyol ve Şahin Yücel’in KHK ile göreve iade edilme talepli dilekçelerine Başbakanlık tarafından ‘OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvurunuz’ cevabı verilmesi savcılık kararıyla çelişki arz etmekte midir?
    4. Savcılık kararları, Eğitim-Sen yönetici ve üyelerinin KHK ile göreve iade edilmesinde hangi gerekçeyle uygulanmamaktadır?
    5. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından ihraç edilen kaç kamu çalışanı hakkında ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ kararlar verilmiştir?
    6. İsmet Akyol ve Şahin Yücel ile Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından haklarında ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair’ karar verilen diğer kişilerin KHK ile göreve dönmeleri için çalışma yapılacak mıdır?
    7. KHK ile göreve iade edilmeyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla göreve iade edilme arasında bir fark var mıdır?
    8. KHK ile göreve iade olduğunda, göreve iade edilenler, ihraç edilmeden önceki görev yerlerine aynı statüde verilirken ve geçmişe dönük hak kayıplarını alırken; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararıyla göreve iade edilenler de önceki görev yerlerine aynı statüde verilecek midir ve geçmişe dönük hak kayıplarını alacaklar mıdır? (HABER MERKEZİ)
  • CHP’li Vekil Mehmet Tüm: Türkiye Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli

    CHP’li Vekil Mehmet Tüm: Türkiye Maraş Katliamı’yla yüzleşmeli

    PİRHA – Maraş Katliamı’ın 39. yılı dolayısıyla PİRHA’ya konuşan CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Türkiye’nin Maraş Kaliamı’yla yüzleşmesi gerektiğini vurguladı. Tüm, “Aleviler siyasal iktidara destek vermediği için ve bu düzene muhalif oldukları için hedef durumundadır” dedi. 

    1978’de Maraş’ta ırkçıların Alevilere saldırısı sonucu resmi rakamlara göre 111 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı. 210 ev, 70 iş yeri tahrip edildi. 804 kişi hakkında dava açıldı.

    Katliamın üzerinden tam 39 yıl geçti. Alevi kurumlarının 23 Aralık’ta Maraş’ta yapmak istediği anma bu yıl da yasaklandı. Maraş Katliamı’nda yaşananları anlatan CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Maraş’ta yaşamını yitirenlerin anmasının yasaklanmasına ise tepki gösterdi.

    “İNSANLARIN EVLERİ GÜNLER ÖNCESİNDEN İŞARETLENDİ”

    Maraş Katliamının Türkiye’nin en vahşi katliamlarından biri olduğunu belirten CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Maraş’ta beşikteki bebeklerin, hamile kadınların öldürüldüğünü söyledi. Tüm, “İnsanların evlerine günler öncesinden işaret konularak bir katliam düzenlendi” dedi.

    “Maraş Katliamı’nı organize edenler o günden bu yana bir çoğu bulunamadı, yargı önüne çıkarılmadı” diyen Tüm, “Maraş Katliamı devletin gözetiminde derin güçlerin yaptığı bir olaydı” ifadelerini kullandı.

    “Maraş Katliamını bu ülkede unutmadık, unutturmayacağız” diyen Mehmet Tüm, “O büyük acıyı hep birlikte yaşadık. Bunların bir parçası tıpkı Sivas Katliamı ve Çorum Katliamı gibi” dedi.

    “MARAŞ KATLİAMI DEVLETTEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİ”

    Türkiye’nin bu katliamlarla yüzleşmek zorunda olduğunu söyleyen Tüm, “Eğer bu tarihlerde suçsuz insanlar evinde barkında katledilmişse devletin bu konuyla yüzleşip gereken hesabı vermesi gerekir. Bunlar o dönemde devletten bağımsız katliamlar olmadı. O dönemde toplumsal bir muhalefet vardı, Türkiye’de Aleviler ve solcular hedef gösterildi ve bu katliamlar ondan sonra gerçekleşti” şeklinde konuştu.

    Son zamanlarda Malatya, İstanbul ve Manisa’da Alevi evlerinin işaretlenmesinin Alevilerde korku yarattığını ve mevcut iktidarın da sürekli Alevileri hedef gösterdiğini vurgulayan CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, “Mevcut iktidar sürekli Alevileri hedef göstermektedir. Alevilerin inançları yasal olarak kabul edilmiyor. Aleviler bu ülkede eşit yurttaş olarak görülmüyor. Bu iktidar tarafından bu denli ötekileştirilen, bu denli yurttaş olarak görülmeyen insanlar hedefken, normal diğer kesimlerde bundan rol alarak Alevileri halen hedef gösteriyorlar” ifadelerini kullandı.

    “İKTİDAR, IRKÇILIK VE MEZHEPÇİLİK YAPIYOR”

    “Siyasal iktidar Alevilere ‘Bunlar bizim yurttaşlarımız, bunlar askerlik yapıyor, vergi veriyor, bunların inanç yerleri cemevleridir’ deseler ve isteseler beş dakikada meclise getirip Alevilerin bu taleplerini yerine getirebilirler” diyen Tüm, iktidarın ırkçılık ve mezhepçilik yaparak, tekçi bir anlayışla hareket ettiğini söyledi.
    Tüm, “Aleviler bu ülkede eşit yurttaş olarak görülmediği sürece hedef olarak görülmeye devam edecektir” dedi.

    Alevilerin artık örgütlü olduğunu ve bunun sadece Alevilerin sorunu değil Alevi sorununun demokrasi sorunu olduğunu belirten Mehmet Tüm, “Aleviler tüm demokratik güçlerle birlikte bu gericiliğe karşı duracaktır. Aleviler siyasal iktidara destek vermediği için ve bu düzene muhalif oldukları için hedef durumunda. Aleviler bu ülkede haksızlığa zulüme kaşı dün olduğu gibi bugün de karşı olmaya devam edeceklerdir” dedi.

    “YASAKLARI KABUL ETMİYORUZ”

    Maraş Katliamı anmasının yasaklanmasını da değerlendiren Mehmet Tüm, yasakları kabul etmediklerini söyledi. Tüm, “Bu ülkede en demokratik hakkımız olan kayıplarımızı anmaya ve acılarımızı paylaşmaya anmaya izin vermeyen siyasal iktidar, bu ülkeye asla barışı getiremez”dedi. Dünyanın hiç bir yerinde böyle yasakların olmadığını ifade eden Tüm, insanların masum bir şekilde, katliamda yaşamını yitirenleri anmaya gittiklerini söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    ABF gecesinde Alevi yol mücadelesi vurgusu yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) İstanbul’da verdiği yemek çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Dayanışma yemeği, Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada yapılacak genel merkez binası için düzenlendi.

    HABERİN VİDEOSU

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Ankara Çankaya Belediyesi tarafından verilen arsada genel merkez binası yapımı için düzenlediği dayanışma yemeğine ABF bileşenleri Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkez yöneticileri ve şube temsilcileri, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği yönetimi, Garipdede Dergahı yönetimi, Demokratik Alevi Derneği (DAD) temsilcileri, HDP Milletvekilleri Ayhan Bilgen, HDK Eş Sözcüsü Onur Hamzaoğlu, HDP Milletvekili Müslüm Doğan, CHP Milletvekilleri Mehmet Tüm, Veli Ağbaba, Engin Altaylı katıldı.

    Gecede  Alevi Bektaşi İnanç Kurulu başkan yardımcısı Nurettin Aksoy lokma duasını verdi.

    Gecenin düzenlendiği salona “Aleviler Vardır, Alevilik haktır” pankartı asıldı ve Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli ve Hz. Ali’nin temsili fotoğrafları asıldı. Gece Alevi Bektaşi Federsyonu Kuruluşunu ve son iki yılki çalışmlarını anlatan slayt gösterimi yapıldı.

    Birsen Çolak Kıratlı’nın sunumunu yaptığı gecede Alevi yol mücadelesinde serini veren bütün Alevi uluları önderleri için 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı. İlk olarak sanatçı Zeynep Karababa sahneye çıkarak türkülerini seslendirdi.

    Zeynep Karababa’nın ardından konuşan yapan ABF Genel Başkanı Muhittin Yıldız, 15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Alevilerin her zaman barışın, dostluğun sesi olduklarına vurgu yapan Yıldız, “Bizim için her zalim Yezit’tir, baskıya, zulme karşı direnen herkes Hüseyin’dir. Zulmün akıttığı, gözyaşının olduğu her yer Kerbeladır” şeklinde konuştu.

    Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan Alevi katliamlarına değinen Yıldız, “Cemevemizin avlusunda Uğur Kurt’u, 14’ündeki Berkin Elvan’ı, evinde ailesinin gözü önünde katledilen Dilek Doğan’ı unutmadık” diyerek şöyle devam etti: Yavrusunun parçalarını eteğinde toplayan anaları, yaşından fazla kurşunla katledilmiş çocukları, çocuğunun ölü bedenini, buzdolabında saklamak zorunda bırakılan anaları, katırlar üzerinde taşınan çocuk bedenlerini, çocuklarının kokusunun izini, rüzgârda arayan, cumartesi analarına, kindarların kirli amelleriyle Hakk’a Sırlanan Hatun Anamızın topraksız bırakılmasına tanıklık ettik.”

    “ALEVİ ÇOCUKLARA SÜNNİLİK ÖĞRETİLİYOR”

    Bu coğrafyada hükümetler değişse de Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının değişmediğine dikkat çeken Yıldız, okullarda Alevi çocuklarına zorla Sünni ibadet esaslarının öğretildiğini, yapboz ile oyna gibi çocukların geleceğiyle oynandığını belirtti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL ile parlamentonun işlevini kaybettiğini, tüm demokratik talep ve hakların yok edildiğini kaydeden Yıldız, muhalif medyanın KHK’lerle susturulduğunu ve bu süreçte CHP’nin Adalet Yürüyüşü ve HDP’nin başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne ABF olarak destek verdiklerini, demokratik hak mücadelesi yürütenlerin her zaman yanında olacaklarını vurguladı.

    EĞİTİM MÜFREDATI

    Eğitim müfredatına değinen Yıldız konuşmasına şöyle devam etti: “Çocuklarımızın bugün ve yarına yönelik kaygıları giderek artmaktadır. Hurafelerle dolu, akıl ve bilimdışı öğretim programları, okullarda her alana yayılmaktadır. Öğretim programlarını ve ders kitaplarını cihat, şeriat gibi kavramların değil; demokrasi, laiklik, eşitlik, özgürlük vb. kavramların olduğu bir içerikte olmalıdır. Toplumların bir arada yaşamasını sağlayacak zihniyetin oluşacağı, barış ilkelerinin müfredata hâkim olması gerekirken, ırkçı, kindar, katliamcı bir eğitim sistemi çocuklarımıza dayatılmaktadır. Geçmişte egemen güçler tarafından geliştirilen, yeşil kuşak projesiyle Afganistan’da Taliban yetiştirildi. Yani bu talebeler El kaide, El Nusra, İŞİD olup dünyayı kana buladılar. Bugün bu iktidarın hazırladığı, eğitim müfredatından yetişen çocuklardan da, Cihata yeltenecek militanlar çıkmasından ciddi kaygılarımız vardır.”

    “HUKUK DEVLETİ YERİNE KHK SİSTEMİ”

    AKP’nin OHAL’i fırsat bilerek anayasayı devre dışı bırakarak bir hukuk devleti yerine KHK sistemi yarattığını ifade eden Yıldız, “Yeni yaratılan bu sistemde ise tüm muhalif kesimler, başta Aleviler olmak üzere, Kürtler, emekçiler, sol, sosyalist kesimler işinde edilerek açlığa mahkum bırakılmış ve bu da yetmezmiş gibi hukuksuz yargılamalarla zindanlara atılmışlardır. Halkın iradesi ile seçilen Milletvekilleri ve belediye başkanları tutuklanmıştır. Aydınlar, akademisyenler ve kamu çalışanları işinden edilmiş ve tutuklanmışlardır” şeklinde konuştu.

    “DİKTATÖRLÜK SİSTEMİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ TIRMANDIRIYOR”

    “Alevilerin lokmaları ile kurulan televizyonlar, gazeteler başta olmak üzere tüm muhalif basın kapatıldı ya da susturuldu.” Diyen Yıldız, yaratılmak istenen sistemin diktatörlük sistemi olduğunu, kurulmak istenen devlet modeli ile kadınların toplumsal alanlardan uzaklaştırılarak ev köleliğine mahkum edildiğini ve kadına yönelik şiddetin tırmandırıldığını belirterek şöyle devam etti: “Oysaki, biz Alevilerin geçmiş tarihinde; Fatma Ana, Zeynep Ana, Kadıncık Ana, Bibi Hatun gibi analarımızın toplumsal alanların her aşamasında eşit, özgür ve karar durumlarında söz sahibi olduklarını biliriz.”

    KHK’lerle işlerinden atılanların birçoğunun Alevi olduğunu belirten Yıldız, Türkiye’nin laik, demokratik bir anayasaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”

    Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devlet inançlardan, dinlerden, dillerden, kültürlerden elini çekmelidir. Dinlerin, dillerin, kültürlerin özgünlüğünü bozmadan, özgür bırakılması gerektiğini savunuyoruz. Yaşadığımız bütün bu eksiklik ve problemlerde biz Alevi kurumlarımızın da payının olduğunu görüyoruz ve biliyoruz. Biz Aleviler 2019 seçimlerine gidilirken parlamento ve halkın iradesini ret eden bir sistemi kabul etmeyeceğimizi bilinmesini isteriz. Seçimlerde ise ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ şiari ile hareket ederek demokrasi mücadelesinin ittifak gücü olduğumuzu bilinmesini isteriz.”

    Konuşmanın ardından dayanışma yemeği Grup Abdal’ın dinletisi ile devam etti. (HABERİ MERKEZİ)

  • CHP’li Vekil Mehmet Tüm’den Cumhuriyet davasına çağrı

    CHP’li Vekil Mehmet Tüm’den Cumhuriyet davasına çağrı

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticileri Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper’in yarın Çağlayan Adliyesi’nde görülecek davasına çağrıda bulundu.

    İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 24 Temmuz’da başlayan Cumhuriyet davasının 4. Duruşması yarın Çağlayan Adliyesi’nde saat 9’da başlayacak. Yarın görülecek olan Cumhuriyet davasına ilişkin sosyal medya sitesi twitter’da da #Yarın9daÇağlayanda etiketiyle yüzlerce paylaşım yapılıyor.

    MAHKEMELER YASALARLA, VİCDANLA VE ADALETLE İŞLEMELİ

    CHP’li Mehmet Tüm, Cumhuriyet davasının fiilen çöktüğünü ve mahkeme başkanının bile bu davayı “sorunlu” bulduğunu ifade ettiğini belirterek şunları söyledi:

    “Cumhuriyet Davası, ilk başladığı günden beri halk nezdinde çökmüş bir davaydı. Akla mantığa sığmayan iddialar ve olmayan delillerle gazetenin yazar ve yöneticileri nerdeyse bir yıldır cezaevinde tutuluyor. Zaten ilk üç duruşmada tutuklu gazetecilerin tarihe geçecek savunmalarıyla da iyice meşruiyetini kaybetmişti. Öte yandan Mahkeme başkanı Orkun Dağ’ın iddianame için ‘sorunlu’ ve tanıkların ifadeleri için ‘dedikodu’ gibi açıklamaları da davanın hangi kaygılarla sürdürüldüğünü bizlere gösteriyor. Bu mahkemede artık yargılanan taraf, gazetecileri tutuklayarak gerçekleri susturabileceğini düşünen zihniyetin kendisi olmuştur. Somut delillerin olmadığı, ceza kanunlarının hiçe sayıldığı, bilirkişinin ‘meçhul’ olduğu bir dava, ülkede adalete olan inancını da umudunu da dönüşsüz şekilde yok etmektedir. Mahkemeler habercilikten suç çıkarmaya çalışan siyasi akılla değil; yasalarla, vicdanla ve adaletle işlemelidir ve bu hukuksuzluğun bir an önce son bulması gerekmektedir.”

    “ÇAĞLAYAN’DA ZORBALIĞA KARŞI DAYANIŞMANIN GÜCÜNÜ GÖSTERELİM”

    Yarın görülecek olan Cumhuriyet davasına çağrı yapan CHP’li Tüm, “Bu karanlık günlerde en çok ihtiyacımız olan şey dayanışmadır. Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper’le dayanışma, aynı zamanda halihazırda tutuklu bulunan 173 gazeteciyle de dayanışmak demektir. Bu tutukluluğun bedelini sadece gazeteciler değil, tüm toplum ödüyor, hepimiz ödüyoruz. Ahmet Şık, duruşmada zorbaları en çok korkutanın cesaret olduğunu söylemişti. Eğer bu zorbalığın bitmesini istiyorsak, zalimliğe karşı mücadele ediyorsak, Çağlayan’da, Silivri’de, Maltepe’de bedel ödeyen her kim olursa olsun, korkmadan onlarla birlikte olmak zorundayız. Yarın saat 9’da, Çağlayan’da, bu zorbalığa karşı dayanışmanın gücünü göstermeliyiz. Adaletsizliğin mağduru olan herkese, yanlarında olduğumuzu hissettirmeliyiz.” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Vekil Tüm: Mahkeme kararı uygulansın ve cemevlerinin giderleri karşılansın!

    CHP’li Vekil Tüm: Mahkeme kararı uygulansın ve cemevlerinin giderleri karşılansın!

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, Danıştay’ın cemevlerinin elektrik giderleri devlet tarafından karşılansın” kararı sonrası, TBMM Başkanlığına kanun teklifi verdi.

    Danıştay 13. Dairesi, geçtiğimiz hafta AİHM içtihatlarına vurgu yaparak Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın elektrik giderinin devlet tarafından karşılanması istemiyle açtığı ve kazandığı dava kararını onadığını belirtmişti. CHP Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, TBMM Başkanlığı’na kanun teklifi vererek hükûmete konuya ilişkin acilen gereğini yapması yönünde çağrıda bulundu.

    “CEMEVLERİNİN FATURALARI DEVLET TARAFINDAN KARŞILANSIN” 

    Cemevlerinin elektrik ve su faturalarının devlet tarafından karşılanması amacıyla hazırladığı kanun teklifinin gerekçesinde Alevilerin Anayasanın ve uluslararası sözleşmelerin çeşitli hükümlerine rağmen, inanç özgürlüğü ve inanç temsiliyeti haklarından mahrum bırakıldığını ve kamu kaynaklarından eşit şekilde yararlanamadığını belirten CHP’li Tüm, hükûmetin Alevilerin inançlarını eşit ve özgürce yaşayabilmesini engellediğini ifade etti.

     

    “HÜKÜMET MEZHEPÇİ YAKLAŞIYOR” 

    CHP’li Tüm’ün kanun teklifinde şu gerekçeler yer aldı:

    “Bir din veya inanç grubunun ibadet yeri olarak gördüğü mekân hiçbir tartışma olmaksızın bir ibadethanedir ve Aleviler, cemevlerinde cem, cenaze hizmetleri, kırk yemekleri, lokma paylaşımı yaparak ibadet etmekte ve çeşitli kültürel faaliyetlerde bulunmaktadır. Cemevlerinin ‘ibadethane’ statüsü birçok ülkede resmen tanınmış olmasına rağmen, ülkemizde bu konuya ilişkin mahkeme kararlarına uyulmaması ve mezhepçi bir yaklaşımın benimsenmesi nedeniyle Aleviler en temel inanç özgürlüğü haklarından mahrum kalmaktadırlar. Öte yandan cemevlerinin yasal statüsü tanınmadığı için, yasal statünün getireceği mali istisnalardan da faydalanamamaktadırlar.

    En son Erenler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın cemevlerinin elektrik giderinin devlet tarafından karşılanması için açtığı ve kazandığı davaya Esenyurt Kaymakamlığı itiraz etmiş ve Danıştay 13. Dairesi, AİHM içtihatlarına da vurgu yaparak oy çokluğuyla yerel mahkemenin kararını onadığını belirtmiştir. Yine AİHM bir süre önce Türkiye’yi, ‘cemevlerine ayrımcılık yaparak inanç özgürlüğünü ihlal etmekten’ mahkûm ettiği davada, Cem Vakfı’na toplam 54 bin 400 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.”

    “DEVLET HER İNANCA EŞİT MESAFEDE DURMALI”

    Alevilerin asli ve nihai hedefinin sadece maddi taleplerin gerçekleştirilmesi olmadığını belirten CHP’li Tüm, kanun teklifinde şunları belirtti:

    “İşbu kanun teklifiyle, Danıştay’ın en son aldığı karar doğrultusunda, cemevlerinden alınan fatura ve vergilerin kaldırılması hedeflenmiş ve Alevilerin yaşadığı eşitsizliğin bir nebze de olsa giderilmesi amaçlanmıştır. Elbette Alevilerin inanç özgürlüğü açısından asli ve nihai hedef bu ve buna benzer mali taleplerin gerçekleştirilmesi değildir. Asıl hedeflenmesi gereken, devletin kısa vadede Anayasamızın gereği olarak her inanç grubuna eşit mesafede durması ve en nihayetinde bütün dinlerden, inançlardan, ibadethanelerden elini eteğini çekmesidir.”

    CHP’li Tüm, 2464 Sayılı Belediye Giderleri Kanunununda değişiklik yapan kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • CHP’li Vekil Mehmet Tüm: Cihat konusunun müfredata eklenmesindeki gerekçe nedir?

    CHP’li Vekil Mehmet Tüm: Cihat konusunun müfredata eklenmesindeki gerekçe nedir?

    CHP Balıkesir Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mehmet Tüm, Milli Eğitim Bakanlığının müfredata eklediği “cihat eğitimini” TBMM Genel Kurul gündemine taşıdı.

    Millî Eğitim Bakanlığının müfredatta Atatürk’e ilişkin bölümleri daralttığını ve “cihat” kavramını derslere eklendiğini ifade eden CHP’li Tüm, Bakan Yılmaz’ın “Cihat bizim dinimizde bir unsur. Cihadın ne olduğu ve ne olmadığının öğretilmesi görevi de bizim.” sözlerini de hatırlattı.

    CHP’li Mehmet Tüm, TBMM Genel Kurulu’nda öğrencilere cihat eğitimi kapsamında neler öğretileceğini ve  “Cihat eğitimi kindar ve dindar nesil yetiştirme projenizin bir parçası mıdır?” sorularını yöneltti.

    CHP’li Tüm’ün TBMM Genel Kurulu’nda gündeme taşıdığı cihat soruları şöyle:

    1-Müfredattaki bu değişiklik çağdaş, laik ve bilimsel eğitim modeline uygun mudur?
    2-Cihat konusunun müfredata eklenmesindeki gerekçe nedir?
    3-Öğrencilere cihat eğitimi kapsamında neler öğretilecektir?
    4-Cihat eğitimi kindar ve dindar nesil yetiştirme projenizin bir parçası mıdır?
    5-Cihat eğitimi verilmesi, cihatçı örgütlerle iş birliğinizin bir sonucu mudur?

    (HABER MERKEZİ)

  • Mehmet Tüm: Bu yürüyüş baskı ve zulme karşı başlatılmış bir eylemdir-VİDEO

    Mehmet Tüm: Bu yürüyüş baskı ve zulme karşı başlatılmış bir eylemdir-VİDEO

    PİRHA – CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Adalet Yürüyüşü’nü değerlendirdi. Tüm, “Ülkedeki tüm haksızlıklara karşı Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yürüyoruz” dedi. 

    Haberin Videosu

    24. Gününde devam eden Adalet Yürüyüşüne katılan CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm PİRHA’ya konuştu.

    Türkiye’de demokrasinin rafa kaldırıldığını söyleyen Tüm, “Darbeyi bahane edip OHAL ilan ederek, KHK ile ülkeyi yöneterek, seçilmiş belediye başkanlarını ve milletvekillerini tutuklayarak, ihraçlar ile birçok insanı işinden ekmeğinden ederek toplumun her kesimini mağdur ettiler”dedi. Tüm, ayrıca iktidarın sadece kendine yandaş bir avuç topluluğa hizmet etiğini de vurguladı.

    “Ülkede artık hukuktan, barıştan, demokrasiden ve özgürlükten söz etmek mümkün değildir” diyen Mehmet Tüm, Hükümetin bu özgürlükleri ortadan kaldırarak çatışma yaratığını ifade etti.

    “GEÇTE OLSA YAPILAN ADALET YÜRÜYÜŞÜ YERİNDE BİR EYLEMDİR”

    Bugünkü Türkiye’nin durumunu Hitler Almanya’sına benzeten Tüm, Papaz Martin’in söylediği sözleri hatırlatarak şunları belirti:

    ” ‘Önce komünistleri götürdüler ben Komünist değildim, sonra Sosyalistleri götürdüler ben sosyalist değildim, Yahudileri götürdüler ben Yahudi değildim ve sessiz kaldım. Sıra bana geldiği zaman ortalarda kimse kalmamıştı.’ İşte bizim ülkede de sıra herkese gelmiş durumdadır. Bugün halkın seçip parlamentoya gönderdiği vekilleri tutuklar içeri atarsanız, bizim yürümekten başka şansımız kalmaz. Bu nedenle geçte olsa bugün yapılan adalet yürüyüşü yerinde bir eylemdir” diye konuştu.

    “BASKI VE ZULME KARŞI BAŞLATILDI”

    Adalet Yürüyüşünü baskı ve zulme karşı başlatılmış bir eylem olarak niteleyen Mehmet Tüm sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu başlatmış olduğumuz eyleme Türkiye’nin her yerinden akın akın insanlar gelip katılıyorlar. Bu adalet yürüyüşü bir siyasi parti yürüyüşü değildir. Burada herkes bir adalet ve vicdan duygusu ile yürüyor. Bugün yüz yetmiş tane gazeteci haksız yere içeride yatmaktadır. Bu nedenle artık basın özgürlüğünden, bağımsız yargıdan, insan haklarından ve demokrasiden söz etmek mümkün değil. Biz parlamentodayız ancak bugün parlamentoda yapacak bir şey kalmadı. Sadece iktidara bağlı olan milletvekilleri saraydan aldığı emirle parmak kaldırıp parmak indiriyorlar. Ve bunlar halkın vekili değil sadece sarayın vekilleridir. Bu yüzden onlarda yaptıklarını inanarak yapmıyorlar sadece sarayın emirlerini yerine getirmeye çalışıyorlar.”

    “YAPILACAK TEK ŞEY HAK, HUKUK VE ADALET İÇİN YOLLARA DÜŞMEK”

    Yargı tek kişinin tekeline girmişse, kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış ise ve yargı tamamen emir ile hareket etmiş ise işte o zaman yapılacak tek şeyin hak, hukuk ve adalet için yollara düşmek olduğunu kaydeden Tüm, “Yapılan bu eylemle belki tam olarak istediğimizi elde etmiş olamayabiliriz ancak bu halk artık korku ve yılgınlığı üzerinden attı. Ve bu eylemlerin devamı gelecektir” dedi.

    Halkın, iktidarın dayattığı bu anlayışı asla kabul etmeyeceğini ifade eden Tüm, “Yapılan referandum ile aslında halk gereken cevabı bu iktidara vermişti. Ve referandumda Hayır çıkmasına rağmen halkın iradesini gasp ederek hak etmedikleri bir koltukta oturuyorlar. Böylelikle halkın iradesini yok saydılar. Biz baskı zulüm ve yoksullukları bu ülkeye yakıştıramıyoruz” diye konuştu.

    “ÜLKEDE İNSAN HAKLARINDAN SÖZ ETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

    Ortadoğu ve Avrupa’da diplomatik ilişkimizin iyi olduğu bir ülkenin kalmadığının altını çizen CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, “Artık bu ülkede insan haklarından, barıştan demokrasiden söz etmek mümkün değil. 15 yıldır görevde olan bu iktidar Aleviler’in, Kürtler’in, azınlıkların ve kadınların sorunlarını çözmemiştir. Her gün Türkiye’nin herhangi bir yerinde bir kadın cinayete kurban gitmektedir. Bizim çocuklarımız vakıf yurtlarında tecavüze uğruyor. İşte biz tüm bu haksızlıklara karşı ve şuan ölümle karşı karşıya olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için yürüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sevim KAHRAMAN-İsmet SEFER/İSTANBUL