Etiket: Mesut Özcan

  • Biten yılı uğurlayan gelen yılı karşılayan Gaxan…

    Biten yılı uğurlayan gelen yılı karşılayan Gaxan…

    PİRHA- Alevilerde yılı karşılama anlamına gelen ve geleneksel olarak Aralık ayının son haftası kutlanan ‘Gaxan’a ilişkin konuşan Yazar Mesut Özcan,”Gaxan biten yeni yılı uğurlama, gelmekte olan yılı karşılamadır” dedi. 

    Gaxan’ın Raa Haq inancında en önemli günlerden biri olduğuna dikkat çeken Yazar Mesut Özcan, Gaxan’ın Aleviler için en az Hızır Orucu kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

    Özcan, Raa Haq inancında Gaxan’ın yılın son ayı olan Aralık’ın son haftasında üç gün süren bir oruç olduğunu söyledi. Fakat Gaxan’da sadece oruç tutulmadığını ifade eden Özcan, Gaxan orucunun yeni bir yılı karşılama töreni olarak uygulandığını ve yapılan kutlamalarda yaşamın sürekliliği ile bereketli geçmesi için dualar edilip niyazların dağıtıldığını vurguladı.

    “ARALIK AYINA GAXAND DENİLİYORDU”

    Eskiden Dersim’de aşiretlerin Gaxan orucunu tıpkı Xızır Orucu gibi sırayla tuttuklarını ve bir aşiret bitirdikten sonra ötekinin başladığını kaydeden Özcan, “Böylece oruç tutma ve yeni yılı karşılama töreni dört hafta sürerdi. Ve bu dört hafta Aralık ayının dört haftasıydı. Böylece Aralık ayı boyunca oruç tutulup yeni yılı karşılama törenleri yapıldığı için Aralık ayına Asma Gaxan (Gaxan Ayı) deniliyordu” dedi.

    GAXAN’DA KALIK VE FATİK OYUNU

    “Gaxan, biten yeni yılı uğurlama, gelmekte olan yılı karşılamadır” diyen Özcan, şöyle anlatıyor Gaxan’da yapılanları.

    “Gaxan’da özellikle çocuklar Kalkek ya da Kalık-Fatık oyununu oynarlar. Köy evlerinden topladıkları malzemelerle ortak bir yemek pişirirler ve eğlenirler. Gaxan’da çocuklar ve gençler tarafından Kalkek oyunu oynanır. Sakal takıp yaşlı kılığına giren bir genç Kalık olur yanına da kadın kılığına girmiş bir başka genci Fatık olarak alır ve diğer çocuklarla birlikte ev ev dolaşarak parsa toplarlar. Toplanan eşyalar ve yiyecekler bir evde bir araya getirilir ve gençler hep birlikte bunları hazırlayıp yerler.”

    Raa Haq inancında Gaxan’a Bava Duzgın’ın adının da çokça geçtiğini belirten Mesut Özcan, Gaxan’da tutulan oruçlara da Rozê Duzgın dendiğini söyledi. Özcan, Gaxan ayında aileler evlenen kızlarını ziyaret ettiklerini ve Pesare pişirdiklerini, çeşitli hediyelerde gönderildiğini söyledi.

    “DANİLERDEN HALKA YAPILIR AĞILDAKİ DİREĞE ASILIR”

    Gaxan ayında kaynatılmış buğday pişirilir. Bolluk ve bereketli olsun diye ağıldaki hayvanlara birazı serpilir, geriye kalanı da yem diye verilir. Bu danilerden bir halka yapılır ve ağıldaki direğe asılır. Perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısı pişirilen buğday (dani) biraz alınır ve çeşmeye gidilir. Çeşmeye döküldükten sonra çeşmeden su alınır. Her ev aynı çeşmeden su almaz. Herkesin uğurlu saydığı bir pınarı vardır ve suyunu oradan alır. Bu su, eve, ev halkına ve hayvanlara serpilir. Kötülükler, hastalıklar, kederler gitsin yerine sağlık, mutluluk ve bereket gelsin diye yapılır bu.

    “PERŞEMBE AKŞAMI LOKMA PİŞİRİLEREK LOKMA DAĞITILIR”

    Perşembe akşamı evin kevanisi (aile büyüğü kadın) bol tereyağlı bir hamur yapar ve ocağın başına geçerek ‘Derviş toprağı ve mavi gök, siz şahitsizinki bu hayırdır’ diyerek ailede ölenlerin adını sayarak lokma dağıtır.
    Son gün, yani Perşembe akşamı şir ya da zerefet yapılır. Önceden işaretlenen üç dal parçası, kısmet, baht ve bereket olarak belirlenir ve şirin içine konulur. Çöpler kimin lokmasında çıkarsa ailenin gelecek yılki baht ve bereketi o kişidedir. Perşembe akşamı yılan, ayı, kurt gibi hayvanlarla hastalıkların hayvanlara zarar vermemeleri için ‘fek giredaene’ (Ağız bağlama) denilen bir tören de yapılır.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Yazar Mesut Özcan: Dersim’de yeni bir inanç yaratma durumu var-VİDEO

    Yazar Mesut Özcan: Dersim’de yeni bir inanç yaratma durumu var-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de yaşayan Yazar – Yayıncı Mehmet Özcan, Dersim’deki inancın ciddi baskı altında olduğunu ve yeni bir inanç yaratma durumu olduğunu belirterek, “Bu da daha çok üniversite, cemevi ve belediye üzerinden yürütülüyor” dedi.    

    Haberin Videosu

    Dersim’de yaşayanların uğradığı katliamlar, yüz yıllardır acılarla dolu yaşamları hiçbir şekilde inançlarını yaşamalarını önüne geçememiştir. Ancak, son yıllarda devletin Alevilere yönelik asimilasyoncu politikaları Dersim üzerinde de etkili oldu. Yazar Mesut Özcan konuyu PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DERSİM’DE İNANÇ CİDDİ BASKI ALTINDA”

    “Alevilik Dersim’de nasıl yaşanıyor? diye soran Özcan, Alevilik, Dersim’deki inancın ciddi baskı altında olduğunu belirtti.

    Dersim’in öteden beri yaşadığı bir inancın olduğunu bir de Dersim’de bugün kimilerinin öngördüğü biçimde dayattığı bir yaşam biçiminin var olduğunu belirten Özcan, yeni bir inanç yaratma durumu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bugün öngörülen Tunceli Cemevi üzerinden, Tunceli Üniversitesi’nin Alevi Bektaşi Enstitüsü kurma girişimi üzerinden, kayyum olarak atanan valinin de belediye başkanının da içinde bulunduğu yeni bir inanç yaratma durumu var. O da daha çok cemevi üzerinden İslami bir çizgiye çekme yaklaşımı var.”

    “DAĞA, TAŞA, DOĞAYA SECDE EDEREK YAŞARLAR”

    Dersim’de birçok sözlü  geleneğin olduğunu, 366 Evliya’nın, 366 Peygamberin olduğu yer olarak söz edildiğini söyleyen Özcan, “Dağı, taşı kutsaldır. Yani her dağın her taşın bir hikayesi bir efsanesi vardır. Dersim’in yaşlıları, eski kuşaklar buna göre yaşarlar. Hala bu dağlara, taşlara, ormanın içerisindeki yaşlı ağaçlara secde ederek yaşarlar” ifadelerini kullandı.

    Yazar Mesut Özcan, “Bugün yeni bir inanç yaratma durumu var. Bu da daha çok üniversite, cemevi ve belediye üzerinden yürütülüyor” vurgusunda bulundu.   (HABER MERKEZİ) 

     

  • ‘Dersimlilerin aklından ve yüreğinden Dersim’i silemezler’

    ‘Dersimlilerin aklından ve yüreğinden Dersim’i silemezler’

    PİRHA- Dersim Belediye binasına asılı olan ‘Dersim belediyesi’ tabelası yeni Valinin (aynı zamanda yeni Kayyım) gelmesiyle söküldü. Geçtiğimiz yıllar, Belediye Meclisi’nin aldığı bir kararla ‘Dersim Belediyesi’ tabelası asılmıştı. Şimdi ise Vali Tuncay Sonel  tabelayı tümden kaldırdı. Dersimliler tepkili. Konuya ilişkin, Babamansur Ocağı pirlerinden Nesimi Genlik, Araştırmacı Yazar Mesut Özcan, Demokratik Alevi Derneği Genel Başkanı Dursun Demirtaş  DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Bilir ve Enver Devletli PİRHA’ya konuştular. 

     

    Adı inancıyla özdeşleşen başka bir kent var mı bilinmez, ancak Dersim denince akla Xızır’ın mekanı gelir. Harde Dewreş’tir yani. Yüz yıllardır Alevi Kızılbaş inancıyla eşitlenmiştir Dersim adı.

    Öte yandan Alevi- Kızılbaş inancının tarihidir ayrıca. Hz. Ali’nin, Hz. Hüseyin’in, Ehl-İ Beyt’in manevi mirası burada saklıdır.

    12 Pir ocağına sahiplik eden tek şehirdir üstelik.

    Ne var ki tüm bu inançsal özellikler Dersim ismiyle birlikte yaşayabiliyorlar.

    DERSİM YENİDEN TUNÇ-ELİ’NE DÖNÜYOR

    1935’te bu Dersim’i inançlarıyla, hayat tarzıyla, sosyal ilişkileriyle birlikte yok etmek için adı değiştirildi. Tunceli oldu. Tunceli ‘TUNÇ’ ve ‘EL’in birleşiminden oluşmuş, devletin amacını ifade etmektedir. Bir TUÇ- EL ile sizi ezeceğiz anlamındadır.

    Dersim Belediyesi’nin kapısında yazılı olan ‘Dersim Belediyesi’ tabelasının kayyım tarafından sökülmesi üzerine halkın düşünceleriydi bunlar. Dersimliler, Dersim’in toprağıyla, ziyaretleriyle birlikte isminin de kutsal olduğunu, tabelanın sökülmesinin kutsallarına karşı duyulan bir hazımsızlık anlamına geldiğini belirtiyor.

    Dersim’in ileri gelenlerinden Babamansur Piri Nesimi Genlik, Araştırmacı yazar Mesut Özcan ve Demokratik Alevi Dernekleri Genel Başkanı Dursun Demirtaş’la konuya ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    “XIZIR DERSİM’LE BİRLİKTE ANILIR”

    Konuya ilişkin Babamansur Ocağı pirlerinden Nesimi Genlik, “Dersim Xızır’la birleşmiştir. Bu isimle anılınca hemen Xızır akla gelmektedir” diyerek isim değişikliğine tepki gösterdi. Genlik, Dersim halkına 1938’de yaşatılan katliamı anımsattığı için Tunceli isminin travmatik olduğuna da vurgu yaptı.

    “DERSİM BİZİM KUTSALIMIZDIR”

    “Bize inanç önderlerimizden, insan-ı kamillerimizden sayısız miras kaldı” diyen Pir Genlik, bunların sadece kutsal mekanlar ve ritüeller olmadığını, bu mekanlarla özdeşleşen isimlerin de bu mirasın içinde olduğuna vurgu yaptı. Pir Genlik Dersimlilerin aklından ve yüreğinden bu ismi silemeyeceklerini, Dersim isminin sonsuza kadar yaşayacağını da ifade etti.

    “İSMİ KALDIRANLAR BİR DÖNEM ÖZÜR DİLEMİŞLERDİ”

    Dersim’de yaşayan Araştırmacı Yazar Mesut Özcan ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı zamanında Dersim ismini kullandığını ‘1938’de yaşananlar katliamdır. Gerekirse ve literatürde varsa özür dilemek, ben devlet adına özür diliyorum’ şeklinde konuştuğunu ve Dersim isminin iade edileceğini söylediğini belirtti. Şimdi ise kayyum marifetiyle belediyenin kapısına asılan ‘Dersim’ ismi kaldırılıyor. Bu yaklaşım en hafif deyimiyle samimiyetsizliktir, tutarsızlıktır” dedi.

    “DERSİM’LE BİRLİKTE HAFIZAMIZ DA SİLİNMEK İSTENİYOR”

    Demokratik Alevi Derneği Genel Başkanı Dursun Demirtaş da, “Dersim ismi, Düzgün Babayı, Anafatma’yı, Munzur babayı ve 12 Pir ocağını içinde barındırmaktadır. Dersim isminin yasaklanması kutsal mekanların da hafızalarımızdan silinmesini amaçlamaktadır. Nasıl ki, Anafatma, Düzgün Baba, Munzur Baba bizden koparılamıyorsa, Dersim de bizim için kutsal bir isimdir, bizden koparamazlar” dedi.

    “DERSİM İSMİ BELEDİYE MECLİSİNİN KARARIYLA VERİLMİŞTİ”

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Rıza Bilir de, ‘Dersim Belediyesi’ tabelasının indirilmesine tepkili. Bilir “Bu tabelayı kaldırmak, halkın taleplerini hiçe saymak anlamına gelmektedir, halkın talebi üzerine, Belediye Meclisi’nin aldığı bir kararla ‘Dersim Belediyesi’ tabelası asılmıştır. Keyfi bir şekilde asılmadığı gibi, keyfi bir şekilde sökülmesi kanunlara da aykırıdır. Meclisin aldığı kararı meclis kararı almadan değiştirmek yasal değildir. Kayyım, belediyeler yasasına aykırı davranmıştır” dedi.

    “DERSİM ÇEŞİTLİLİĞİN ADIDIR”

    Enver Devletli ise “Dersim kucaklayıcı bir isimdir. Geçmişi, bugünü, burada yaşamış ve yaşamakta olan Ermenileri, Kürtleri, Türkleri, etnik toplulukları ifade eder. Dersim’i yeniden Tuncelileştirmek, bu zenginliği istememek anlamını taşır” dedi.

    Ahmet BAKIR/DERSİM